Yunanistan Santorini adası

genel.1
Yunanistan Santorini adası

Yunanistan Santorini adası; Atina’nın Pire limanından, 6-7 saatlik bir feribot yolculuğu ile gidiliyor. Ama feribot nispeten daha rahat ve ucuz. Ancak: biletleri erken ayırtın ve feribota erken gidin. Özellikle yaz aylarında, bazen biletler hemen tükeniyor ve bazen aynı koltuğa iki bilet kesiyorlar. Daha hızlı feribot seferberi de var ama fiyatı iki kat yükseliyor. Bunlar 3 saatte gidiyormuş.

Bir de hava ulaşımı var. Atina ile ada arasındaki uçuş sağlanıyor. Eğer bol paranız varsa, bu adada, aşık olduğunuz insan ile rahat rahat ve bol romantik anlar yaşayabilirsiniz. Bol paranız varsa; kesinlikle, manzaralı bir otelde, sevgiliniz veya karınız ile birlikte, romantik, sessiz ama pahalı bir tatil geçirebilirsiniz.

genel.2.gün batımı
Yunanistan Santorini adası Yeri

YERİ

Asıl adı: Thera iken, Venediklilerin buraya santa-irini adını vermesinden sonra, bu isme kavuşmuş. Yunan adaları içinde en güzel manzaraya sahip ve bu yüzden dünyanın en çok fotoğrafı çekilen adası.

Güney Ege Denizinde, Yunanistan ana karasına yaklaşık 200 km. uzaklıkta. Yaklaşık: 73 km. karelik bir alana sahip. Merkezde, bir lagün var ve bunun çevresi, yüksek sarp kayalıklarla çevrili. Lagün merkezinde, su yaklaşık 400-1300 metre derinlikte. Böylece: her türlü nakliye için güvenli bir liman olabiliyor.

Thera veya ortaçağdaki adıyla Santoron, Güney Ege’de bir zamanlar, tek ve düzensiz biçimli bir volkanik adanın parçaları olan bir takımadadır.

MÖ ikinci binyıl ortalarında volkan patladığında, adanın merkezi denize çökmüş ve suyun üzerinde geriye sadece parçalanmış dış çember, yani bugün görülen adalar kalmıştır. Tunç çağından beri devam eden volkanik faaliyetler, kalderanın ortasında yeni bir ada meydana getirmiştir. Buradan hala duman tütmeye devam eder.

Evet, adanın tarihi kayıtlarında görülen en büyük volkanik patlama: 3600 yıl önce, Minos uygarlığı sırasında olmuş. Bu patlama sırasında ortala çıkan volkanik küller ve dev tusunami dalgaları; 110 km. ötede, Girit’te kurulu bulunan büyük Minos uygarlığını ortadan kaldırmış. Hatta: bu patlama ile, denizlerin içinde yok olup, ortadan kalkan Atlantis ile bağlantı kuranlar da az değil.

genel.en başa gibi
Yunanistan Santorini adası Genel Özellikleri

GENEL ÖZELLİKLERİ

Santorini (Thira) adası: volkanik bir ada, yalnızca, dünyanın en büyük volkanik çöküntüsünü çevrelemesi nedeniyle bile olsa; dünyanın mutlaka görülmesi gereken, ilgi çekici yerlerinden biridir.

santorini.volkanik krater.1
Yunanistan Santorini adası

Santorini

Büyük bir yanardağ patlamasının, adanın ortasını atmosfere gönderip, dünyanın gelecek yıllardaki iklimini değiştirdiği, MÖ. 1500 yılına kadar, Kykladlar’daki diğer adalardan pek farklı değildi. Akdeniz’deki büyük gel-git dalgalarıyla gelen su; toprakta kalan 11 km. uzunluğundaki boşluğu doldurdu.

Adadan, günümüze kalanlar: asıl yuvarlak adanın dış kenarlarıdır. 300 metre yükseklikteki dimdik uçurumlar, ortadaki bu yanardağ kraterini kuşatıyor. Beyaz badanalı evlerden oluşan yerleşim yerleri: bu kraterlerin doruklarına yerleşmiş durumda. Bu görüntüsü ile, Santorini adası: uzaktan, kenarlarındaki kreması erimeye başlamış bir pastaya benzetilebilir.

Burada evlenmek moda. Ancak: bu moda nedeniyle, evlilik tarihi almak isteyenler 2 yıl sonrasına ancak alabiliyorlarmış. Evlendirme dairesi her an dolu imiş.

Adada ulaşım kiralık arabalar ile sağlanıyor. Yollarında araba ile gezerken ki bu pek uzun sürmez, çünkü ada ufaktır, yolun yanındaki toprağın ve kumsalın rengi sürekli değişmektedir. Ufak bir ada olmasına rağmen: havalimanı ve büyük bir limanı var. Limandan; yerleşim merkezine giden yol, koca bir dağı tırmanıyor, çok dik ve yılan gibi kıvrılıyor.

santorini.havaalanı.1
Yunanistan Santorini adası
Ada hilal biçiminde olduğundan, her noktasından iç deniz görülüyor.

Volkanın orta kısmından buharlar çıkıyor, bu esnada batan güneş sanki bu dünyanın güneşi değil, muhteşem bir görüntü. Oia denen yerdeki güneşin denize batışı, bunu görmek isteyen turistlerin yamaçlardaki evlerin önünde birikmelerine sebep oluyor. Her yer, gün batımı levhaları ile donatılmış. Burada, insanlar sanki güneş batışını ilk defa izliyorlarmış gibi.

Merkezden, iç denize teleferik var. Ama; eşeklerle inmek, turistlerin daha tercih ettikleri bir yol. Ancak: sizde, böyle bir yolu seçerseniz adrenaline hazır olun.

Volkanik kayaların içine oyulmuş otellerde kalmak, muhteşem bir duygu.

Evet, gezmek üzere bu adaya gittiğinizde, oraya varınca: doğuda, dik kraterin ilerisinde, güzel asma bahçeleriyle kaplanmış düzlükleri görecek ve şaşıracaksınız.

Aslında, burada her yıl 100.000 şişeden fazla şarap üretilip, dünyanın dört bir yanına dağıtılıyormuş. Asma bahçelerindeki sarmaşıklar son derece yaşlı ve dayanıklı. Winsanto diye adlandırılan şarabı meşhur.

Aslında, bu adanın iklimi üzüm yetiştirmek için uygun değil. Ama, halk asma dallarını bükmek suretiyle, varolan suyun minimum kayıp ile kullanılmasını sağlayan bir yöntem geliştirmiş. Bazı dükkanlarda, bükülmüş asma dallarının kurutulmuşları, dekoratif eşya olarak satılıyor.

Bu adada; öyle çok muhteşem güzellikte plaj yok.

Hem adayı gezmek ve tanımak hem de denize girmek için yapabileceğiniz en iyi şey: tekne ile volkanik ada turuna çıkmaktır. Ancak: bu tekne turuna çıkmadan önce, sakın 50 Euro’luk bir tura çıkmayın, perişan olursunuz.

Çünkü: ufacık bir takada, Avrupa ve Amerikan işçi sınıfından, 100 kişi ile omuz omuza dayanışma duygularınız güçlenir. Sizin iyi bir tekne turu için ödemeniz gereken para: 100 Euro civarında olması gerek.

Bu tekne turunda; hala tüten volkanı gezebilirsiniz. Yalnız, bu gezinizde, dönüşte çöpe atabileceğiniz bir şeyler giymenizde yarar var. Çünkü, her yer kül olduğundan ayaklarınız ve ayağınıza giydiğiniz giysi kapkara ve bir daha kullanılmaz hale geliyor. Bu volkan, 1953 yılında son patlamasında, sesinin İspanya’dan duyulduğunu söylüyorlar.

Evet, bu tür bir gezide çamur banyosu yapabilir, doyasıya denizde yüzebilirsiniz. Harika bir kıyı restoranında, nefis balık yersiniz ve gezinin sonunda, eğer isterseniz adanın diğer tarafında bulunan Oia bölgesinde inersiniz.

Adaya gitmeden önce, mutlaka otel ayırtın. İndirim ve daha çok olanaklar sunan interneti tercih etmenizi öneririm. Santorini pahalı bir ada. Her şey, Türkiye’de olduğundan en az 2 ve hatta 4 kat pahalıdır.

Yeme, içme, otel ulaşım, turlar buna dahil. Gecesi, şahıs başı 30 Euro olan bir otel bulunca sevinmeyin, muhtemelen o yer ya her yere uzaktır, ya da banyo küvetinde perdesi bile bulunmayın, musluğundan tuzlu su akan bir yerdir.

Doğru dürüst bir yerde kalmak istiyorsanız, şahıs başı, gecelik 100 Euro gözden çıkarmanız şart. Ama: öyle mavi-beyaz kilise ve deniz manzarası istiyor, üstüne üstelik bunu Fira’da (en büyük koy) istiyorsanız, zaten gecelik 250 Euro, gözden çıkarmanız şart.

Peki, adada neler yapabilirsiniz? Bu adanın siyah kumlu plajı, volkanik kayaların tepesindeki köyleri, bir de ortada volkanik adası var.

Tercihinize göre:

Deniz-kum olayından haz etmiyorsanız, köylerde dolaşabilirsiniz. Ama, unutmayın ki, deniz güzel. Ama amacınız yüzmek ise, manzaradan vazgeçin ve gençlerin mekanı olan PERİSSA bölgesinde bir yerde konaklayın.

Çünkü: güzel manzaralı şirin köyler, hep tepelerde bulunuyor. Buralarda konaklarsanız, otobüse binip sahile inmeniz gerekir. Sahilde: üstünüzü değiştirecek, duş yapacak bir yer bulamasınız. Sahilde yalnızca şezlong ve şemsiyeler var. Bu yüzden amaç yüzmek ise, dediğim gibi, sahile yakın bir yerde konaklamanızda yarar var.

Büyük olan, ana adanın dışına çıkmayın. Eğer jeoloji meraklısı ve sülfür buharının kokusunu merak ediyorsanız, aktif volkanın bulunduğu Caldera adasına gidin. Onun dışında, diğerleri pek cazip değil. Kalitesiz ve kazık yerler.

santorini.plaj.2
Yunanistan Santorini adası Plajları

Yüzmenin dışında: binin eşeklere, için şarapları, daracık sokaklarda dolaşın. Yalnızca, şunu unutmayın, bunanın fiyat standartları, ülkemizden yüksek.

Santorini plajları

Güneşin altında yakıcı bir ısıya ulaşan, ince, siyah ve kırmızı volkan kumundan oluşmuşlar. “Kamari” ve “Perissa”:otelleri, barları ve restoranlarıyla giderek büyüyen bir sayfiye yeri. Fira ve Akrotiri’ye yapılacak bir geziden sonra, dinlenmek için güzel bir fırsat bulabilirsiniz.

santorini.plaj.1
Yunanistan Santorini adası Plajları

Bu arada: buranın plajlarındaki kum ve çakıl renkleri; koyudur. Bu nedenle, su önemli ölçüde sıcaktır çünkü lav ısı emici işlevi görür. Ayrıca: bilmelisiniz ki, adada denize girmek biraz zordur. Çünkü deniz kenarındaki taşlar inanılmaz kaygan. Bir denize girme teşebbüsünde aman dikkat, düşebilirsiniz.

Restoranlar

Fiks menülere aldanıp, gördüğünüzün iki katı hesap ödeyebilirsiniz. Ekmek, su, peçete, çatal-bıçak, servis fiks menü hesabına dahil olmayabilir. Fiyatları çaktırmadan iyice gözden geçirin. Yoksa ben bunu 5.50 Cent gördüm, 55 Euro nereden çıktı demeyin, faydası yok.

Fira’da, ucuz yemek için :goody’si tercih edebilirsiniz. Sakın ama sakın chicken burger yemeyin. Paranıza ve ağız tadınıza yazık olur. Ama kalamar ve karides gibi, fast-food tarzı deniz ürünlerine dair menüleri tercih edebilirsiniz. Fiyatlar fazla anormal değil.

Nerelisiniz sorusu: Adada yüzde yüz sorulur. Bana çıkmaz demeyin, hazırlıklı olun.

santorini.fira nea adası.1
Yunanistan Santorini adası Adada gezinti planı

ADADA GEZİNTİ PLANI

Evet: Atina’dan bindiğiniz feribot; Santorini’ye göz kamaştıran volkan ve deniz manzaraları eşliğinde varıyor. Liman olmadığından, büyük feribotlar, açıkta demirliyorlar ve başka teknelerle karaya çıkılıyor. Ticari feribotların çoğu, kıyının daha ilerisindeki yeni “Atnios” limanına geliyorlar.

Ama, manzara sarhoşluğunu üzerinizden attıktan sonra; dikkatinizi çekecek ilk şey; size el-kol sallayan, sizi bir taksiye veya arabaya atıp, istediğiniz yere götürmeye çalışan insanlar olacak. Evet, bunların topundan uzak durun.

Çünkü: kimisi kazıkçı ve dolandırıcıdır. Eğer yanınıza sinsice yaklaşıp gel seni götüreyim, nereye istersen gibi konuşursa “beni alacak birileri var” deyin, çünkü bunların amacı, sizi normal otobüslerle, şahıs başı 1.50 Euro’ya gidilen yere 6 Euro’ya götürmek.

Siz feribottan çıkınca, bavulunuzu alın ve nereye gidecekseniz, üzerinde tabelası olan otobüsü bulun ve şoför ile fiyatı konuştuktan sonra ki (bu asla 2 Euro’yu aşmamalı) binin. Bu otobüsler, genelde uzun mersedesler.

santorini.beyaz kubbe caved
Yunanistan Santorini adası

Eğer

Fira bölgesinde kalacaksanız: otobüsler yerine eşekler veya teleferik tercih edebilirsiniz. Çünkü: burada, 587 basamaktan oluşan, taşlık dar bir patika, Fira kasabasını, küçük rıhtıma bağlıyor. Günümüzde: burada, gemilerle gelen turistleri kasabaya taşımak için bekleyen bir eşek filosu var.

Bu adada: eşekten düşme veya eşek tarafından ezilme olasılıklar çok fazla. O yüzden eşeklere dikkat etmelisiniz. Daha hızlı bir yöntemi tercih edenler ise; deniz seviyesinden, kayalıklara doğru, birkaç dakikada, döne döne çıkan teleferiği kullanıyorlar. Ama teleferik için muhteşem uzun kuyruklar oluşuyor.

Evet, genellikle yeni evlilerin balayı için tercih ettikleri romantik ada, iki ana merkezden oluşuyor. Fira ve Oia.

Adanın asıl kasabası: “Fira”. Fira, en büyük kasabadır. İçinde pek çok şey bulunur, pahalıdır, kalabalıktır ve günbatımında manzarası çok güzeldir.

Adanın merkezi. Burada görülmese gereken yerler; çarşı bölgesinden yürüyerek, panoramik tepeye ulaşın. Buradan, adanın karşısındaki Thirassia, kameni volkan adası ve Oia köyünün muhteşem manzarasını seyredin.

Manzaralı kafe, restoranlardan birini seçip, güneşin batışını seyretmek bir adet haline gelmiş. İçerisindeki uzun kıvrımın, merkezinde bulunan yüksek uçurumun tepesinde kurulmuş. Çarpıcı manzaralara sahip binalar, suya doğru iniyor.

Trafik gürültüsü olmadan; serbest bir şekilde dolaşabileceğiniz dar geçitleriyle; Fira; alışveriş sevenler için tam bir cennet. Alışverişte: ikonlardan, faberge yumurtalarına, en iyi kalite mücevherden en beğenilen tasarımcıların giysilerine kadar her şeyi burada bulabilirsiniz.

Burada: sadece demir ve camdan muhteşem böcekler, balıklar ve balık kılçıkları heykelleri sergileyen ve yapan dükkanları gezebilirsiniz. Hediyelik eşya için, Fira’daki çarşıyı öneriyorum, binlerce alternatif var ve ucuz.

ŞARAP MÜZESİ

Koutsoyannopoulos şarap müzesi. Altındaki mahzenlerinde, hareketli kukla sistemleriyle küçük odacıklarda şarap üretiminin nasıl yapıldığı canlandırılıyor. Sonrasında şarap tadımı yapabiliyorsunuz. Buradan hediyelik şaraplar ve eşyalar almanız mümkün.

ARKEOLOJİ MÜZESİ

Butiklerin ve barların arasında, kültürel açıdan ilgi çekebilecek iki yer var. Meydanda, teleferik istasyonunun hemen yanında bulunan: Arkeoloji Müzesi. Burada: adada bulunan çömlekler ve sanat eserleri sergileniyor.

MEGARON GYZİ MÜZESİ

Teleferik istasyonunun kuzeyindeki “Megaron Gyzi Müzesi” ise, 17’nci yüzyıldan kalma, restore edilmiş güzel bir evde bulunuyor. İçinde: sergilenen eserler arasında, en güzel olanlardan biri, 1956 depreminden önce, ada manzaralarını gösteren fotoğraf sergisi.

Evet, Fira, güzel bir yer. Ama ziyaretçiler dar sokakları doldurunca sıkıcı oluyor. Kuzeye doğru, biraz ileride, hayatın daha sakin olduğu küçük bir köy var.

santorini.yel değirmenleri
Yunanistan Santorini adası Oia bölgesi

OİA BÖLGESİ

Adanın öbür tarafındadır. Adanın kuzey ucunda ve en güzel yeri. Fira’ya kıyasla, çok daha şirin, çok daha sakin ve çok daha şık mekanları barındıran bir yer.

En önemli özelliği ise, bir ayin şeklinde güneşin batışını izlemek. Yüzlerce kişi, Oia’nın batışın en iyi izlenir yerinde toplanıp, sessizce (evet burası çok önemli çünkü konuşmaya kalkarsanız, yanınızdakiler susmanız için uyarıyorlar) güneşi uğurluyorlar.

Güneşin ufuk çizgisinden tam kaybolduğu anda ise, çiftler birbirleriyle gayet romantik bir şekilde öpüşüyorlar. Bu arada, bir kısım seyirci tarafından yaratılan bir bir alkış seramoninin tüm tılsımını bozuyor ve ve ayin bitiyor.

santorini.oia gündüz
Yunanistan Santorini adası Oia köyü

OIA KÖYÜ

Ia (oya diye okunur) köyü, kuzey kayalıklarına yerleşmiş. Kendine has, bizim Bodrum evlerine benzeyen, beyaz evleri, mavi kubbeli kiliseleriyle, daracık, pırıl pırıl sokaklarıyla, yel değirmeni mahallesiyle rüya gibi bir yer.

Köyü: bir baştan başa dolaşıp, fotoğraflar çekiyorsunuz ve bir sürü sevimli kafeler, restoranlar görüyorsunuz. Manzaralı olanlara geçin ve bir şeyler yeme içmenin keyfini yaşayın. Olağanüstü manzara ile birleşince, büyük bir haz yaşayacaksınız. Tüm Ege ve volkan adası, ayaklarınızın altında.

santorini.oia gece
Yunanistan Santorini adası Oia Köyü

Geçmiş zamandan bu yana, birçok sanatçının evi olan Ia, Fira’ya nazaran bohem bir atmosfere sahip. Yamaçlara inşa edilen evler ilgi çekici.

Bazıları, sanat galerilerine ve koleksiyonu yapılabilecek çeşitli ürünlerin satıldığı mağazalara dönüştürülmüş. Mimari: Kyklad tarzının güzel örneği ve bu köy, çok renkli cepheleriyle, dünyada en çok fotoğrafı çekilen köylerden biri imiş.

PERİSSA

Perissa denen yerde, uzun, siyah bir plaj ve birkaç restoran var. Perissa ile Antalya-Beldibi birbirine benziyor. Redbeach denilen yerde kiremit rengi kumlar ve gene kiremit rengi bir dağ oyuğu önünde, muhteşem bir denize girebiliyorsunuz. Ancak: plaj kalabalık ve insanlar dip dibe.
Evet, genel olarak, burası: ucuzdur. Ancak otelleri kötü, ama sahil şeridi burada bulunuyor.

Geceleyin restoran ve barlara gidilir. Buradaki restoran ve barlar fena değil. Önereceğim yerlerin başında, The Volcano isimli bir taverna/restoran var. Yemekleri güzel ve ekonomiktir. Ayrıca:200 metre ileride bir de Yunan tavernası önerebilirim. Turizm rantı tarafından bozulmamış, yemeklerinin mutfağa gidilip seçildiği, buzuki çalınan ve arada yaşlı bir-iki adamın çıkıp sirtaki oynadıkları bir mekan.

Bu mekanın yemekleri çok güzel. Yine de söylediğim gibi; diğer adalardan uzak durun, çünkü özellikle yemeklerde, arzu etmediğiniz kötü yiyeceklere büyük paralar ödemek zorunda kalabilirsiniz.

Konaklamak için, buradaki “Youth Hostel Anna” yı seçerseniz: kalacak yere çok para ödememiş olursunuz. Ayrıca: çok sayıda, Kanadalı ve Avustralyalı ile tanışırsınız. Yalnız, ada genelde romantik bir ortam olduğu için: kesinlikle çift gitmeniz şart. Yoksa: 2-3 gün orada kalıp: İos ya da Mykonos’a gitmeniz daha eğlenceli olur.

PİRGOS KÖYÜ

Devam ediyoruz. Adanın tam kalbinde: Pirgos köyü var. Burada bulunan Venedik kalesi görülmeye değer. Köyün ilerisindeki kayalık uçurumda: 17’nci yüzyıldan kalma: “Profitis İlias Manastırı” var. Yol: girişe doğru tırmanırken, Santorini’nin dik bayırlarda yetişen ünlü domatesleriyle dolu tarlalarından geçeceksiniz. Domatesler volkan kayasında yetişmesi nedeniyle çok farklı, ama çok çok lezzetli.

Manastır; yalnızca rahipler içeride ayin yaparken açık olmasına rağmen ziyaret edilmeye değer. İlyas Peygamberin 15’nci yüzyıldan kalma ikonu, manastırın gururu. Manastırın, aynı zamanda, ikonlar ve el yazmalarıyla birlikte, keşişlerin hayatına dair ipuçlarının sergilendiği, bir de müzesi var.

Ne yazık ki, dağın zirvesi, aynı zamanda, uydu ve dijital teknoloji ile Yunan Silahlı Kuvvetleri tarafından paylaşılmış. Bu güzel manzaranın fotoğrafını çekmek, ne yazık ki, yasak.

santorini.thira gece
Yunanistan Santorini adası Thira antik başkent

THİRA ANTİK BAŞKENT

Bu kayalık çıkıntının kuzey yamacında: MÖ.3’ncü yüzyıla tarihlenen ve “Thira”da denen, adanın antik başkenti bulunuyor. Site: geniş bir bölgeye yayılmış. Ancak, bazı kalıntıların kötü durumda olması ve heyelan tehlikesi, sitenin zaman zaman kapanmasına yol açıyor. Yola çıkmadan önce, Fira’daki turizm bürosundan, sitenin açık olup olmadığı hakkında bilgi almanızda yarar var.

 

 

AKROTİRİ

1967 yılında, ana ada Thera’nın güney ucundaki Akrotiri’deki yeni kazılardan elde edilen olağanüstü sonuçlar, dikkatleri tunç çağındaki patlama ve bunun Ege bölgesindeki etkilerine yöneltmiştir.

Modern köy Akrotiri’nin yanında, MÖ 2000 yılları civarına tarihlenen tam bir kent bulunmuştur.

Akrotiri’de kazı çalışmalarını yöneten Yunanlı Marinatos uzun zamanda, Thera’daki patlamanın Yeni Saray döneminin sonlarında, Minos Girit’indeki yaygın yıkıma (yaklaşık MÖ 1450) neden olduğuna veya bunu tetiklediğine inanıyordu. Bu kuram, Akrotiri’de ponzataşı ve küller altında gömülü bütün bir kasaba ile doğrulanmış gibi görünüyordu.

Ama Akrotiri’de bulunan çömlekler, Girit’teki daha erken bir evre ile çağdaştır. Dolayısıyla patlamanın tarihi artık genellikle yaklaşık MÖ 1520 olarak alınır. Ancak bu tarih, son derece tartışmalıdır. Gröland’dan buz çekirdekleri ve İrlanda’daki ağaçların halkalarındaki büyüme izleri gibi bilimsel kanıtlara dayanan argümanlar ile Ege, Levant ve Mısır arasındaki arkeolojik materyallerin eşleştirilmesi konusunda yeni yorumlar kimileri daha erken yaklaşık MÖ 1628 yılını savunmaya itmiştir.

Patlamanın Girit üzerindeki etkileri ne olursa olsun, Yeni Saray döneminin sona erişi üzerinde doğrudan bir etkisi olmadığı açıktır.

1974 yılında bir kaza sonucu araştırmacı Yunanlı Marinatos yaşamını kaybettiğinde, Akrotiri’nin sadece ufak bir kısmı ortaya çıkarılmıştı. Her şeye rağmen, antik kasaba hakkında iyi bir fikir edinmek mümkündür. Üçüncü katlarına kadar evler korunmuş durumdadır. Kapılar, pencereler, merdivenler kanalizasyon boruları ile kerpiç, kaba taşlar ve destek için dal ve payandalar eklenmiş duvarlar görülebilir.

Sokaklar düz ve sabit genişlikte olmayıp gelişigüzel şekilde dönmekte, genişlemekte veya daralabilmektedir. Kimi zaman küçük meydanlar oluşur. Mimari Minos Girit’ini andırır, ama biçim ve yapım tekniklerinin ayrıntıları farklılık gösterir. Örneğin: Theralılar kapılı sütunlu bölgeleri tercih ediyorlardı, ama nadiren ışık kuyuları kullanıyorlardı. Xeste 4 kodlu binanın kuzey cephesi ilginç ve Girit’te rastlanmayan bir taş işçiliği tekniği sergiler. Kesme taş sıralarının genişliği tepeden aşağı inildikçe azalır.

Akrotiri, Vezüv Dağının patlamasıyla gömülen Roma kentinden esinlenerek bir tunç çağı Pompei’si olarak nitelendirilmiştir. Ancak önemli bir açıdan Pompei’den  ayrılır. Akrotiri sakinleri, belki de sarsıntılar veya dumanlar nedeniyle tehlikenin farkındaydılar ve değerli eşyalarını da alarak kaçmışlardı.

Evlerde terk edilmiş nesneler arasında çömlekler ve pişirme aletlerinin yanı sıra yataklar gibi mobilyalar, taş aletler ve vazolar vardır, ama neredeyse hiç metal veya gerçekten değerli lüks eşya yoktur.

Ancak, çok sayıdaki duvar resimlerini götürememişlerdi.

Freskler genelde iyi durumdaydı hatta tunç çağı Ege’sindeki benzerlerinin tümünden açık ara iyi durumdalardı, gerçi sadece duvarların diplerinde birikmiş sıva parçaları biçiminde günümüze ulaşmışlardı. Parçaların restore edilmesi ve birleştirilmesi çok zahmetli bir iştir.

Resimlerin en önemlisi 40 cm genişliğinde, bir gurup şık tekneyi iki kasaba arasında yolculuk halinde gösteren uzun bir şerittir. Bu minyatür resim, Batı Evinin üst katındaki bir odadadır. Orada beş kasabanın halkını ve çeşitli toprak şekillerini gösteren daha geniş kapsamlı bir duvar dekorasyon çalışmasının bir parçasıydı.

Konutun tam olarak ne olduğu tartışmalıdır. Hangi kasabalar ve hangi olay?

Resmi kapsamlı şekilde analiz eden Lyvia Morgan’ın yorumu, orada görünenin ufak bir Thera kasabasından önemli bir merkez olan Akrotiri’ye doğru, ilkbahar sonlarında deniz yolculuklarının tekrar başlamasının kutlandığı bir festival sırasında denizde bir geçit töreni olduğu yönündedir.

Gelelim günümüze: evler, meydanlar ve caddelerin bulunduğu kalıntılar, sıcak ve hayli kalabalık olabilen bir koruyucu çatının altında sergileniyor. Bu nedenle, buraya mümkün olduğunca günün erken saatlerinde gitmenizi öneririm.

 

 

KAMARİ BÖLGESİ

Görülmese gereken bir yer. Çakıl ve volkanik kumlarından dolayı, beyaz, siyah ve kırmızı diye adlandırılan plajları var. Volkanik patlamadan dolayı, denizde koca koca kayalar mevcut. Denizi temiz, fakat bence bizim Ege kıyılarından sonra, öyle çok fazla beğenilecek bir yanı yok.

Tatil yeri olduğu için, sahilde bir sürü, bar, kafe, restoran ve dükkanlar var. Eğer bu bölgede konaklamak isterseniz: Tercih etmenizi önereceğim otel: Epevlis oteli.

Yunan adaları genel özellikleri hakkındaki yazım.

Yunan adaları gezi planı hakkındaki yazım.

Yunanistan Samos adası-Sisam adası

samos.genel.1
Yunanistan Samos adası-Sisam adası

Yunanistan Samos adası-Sisam adası; Kuşadası-Samos adası arasında feribot seferleri düzenleniyor.

Bu seferler ile, yaklaşık 1.5 saatlik bir yolculuktan sonra Samos adasına ulaşıyorsunuz.

samos.genel.2
Yunanistan Samos adası- Sisam adası Genel Özellikleri

GENEL ÖZELLİKLERİ

Türkiye’ye en yakın olan Samos adası, Yunanistan’ın on iki adaları içinde; en büyük, en güzel ve en turistik adalarından biridir. Hoş, sessiz, harika koyları ve plajları ile doğal güzellikleri şaşırtıcıdır. Ada’da; Samos Üniversitesi ve katedral büyüklüğünde bir kilise bulunuyor.

Asma, zeytin bahçeleri ve çam ormanlarıyla, Anadolu kıyılarından yalnızca 3 km. uzaklıkta bulunan bir ada. İnanılır gibi değil, ama Kuşadası’nın hemen karşısında. Davutlar Dilek Yarımadası Milli Parkın çok yakınında. Adanın bizde bilinen adı: Sisam adası.

Ada: MÖ.5’nci yüzyıldaki altın çağından bu yana: Ege tarihin de arka planda kalmıştır. Günümüzde ise, ziyarete gelen turistler sayesinde: popülerliği artmakta ve tatil olanakları genişlemektedir.

samos.genel.3
Yunanistan Samos adası-Sisam adası Ne Satın alınır

NE SATIN ALINIR

Adını matematikteki Pisagor Üçgeninden bildiğimiz, antik çağın önemli filozof, matematikçi ve müzisyeni: Pisagor, Samoslu idi. Adada, bütün hediyelik eşya satıcılarında satılan Pisagor Bardağına, içindeki çizgiyi aşacak miktarda sıvı koyduğunuz anda, özel bir sistem sayesinde, tüm sıvı bardaktan boşalıyor.

Söylenene göre: bardak, Pisagor tarafından her kesin eşit miktarda şarap içmesi için icat edilmiş. Buna ek olarak, Ada’da yetişen muskat üzümlerinden yapılmış şarapların bizim misket şaraplarımızla yarışabilecek kadar lezzetli olduğunu eklemeliyim. Tadı, aroması ve rengiyle ünlü: tatlı Samos şarabı alabilirsiniz.

samos.genel.4.restoran
Yunanistan Samos adası-Sisam adası Ne Yenir

NE YENİR

Samos restoranlarındaki yemekler, size ev hasreti çektirmeyecek kadar tanıdık gelecekler. Mezedes, dolmades, keftedes, homous, tzatziki, spanakopita, tarama, moussakka, loukoumades. Bu arada: frappe yani soğuk ve buzlu köpüklü kahve deneyebilirsiniz. Yalnız: adada, dikkat yemek saatleri biraz farklı. Öğlen yemeğini, saat: 17.00 civarında ve akşam yemeğini 23.00 civarında yiyorlar.

GECE HAYATI


Somos: nispeten daha sakindir. Burada: Yunan müziği dinleyerek, ouzo ve Samos şarabı tüketilen taverna-restoran tarzı mekanlar ve birçok eğlenceli barlarda, akşamlarınızı geçirebilirsiniz.

samos.genel.en başa.
Yunanistan Samos adası-Sisam adası Gezi

GEZİ

Asıl kasaba olan: Vahti, yani Samos Kasabası, adanın kuzeybatı kıyısında, korunaklı bir limanda bulunuyor. Şehir, bu limanın bulunduğu koyun çevresinde, amfi tiyatro şeklinde inşa edilmiş. Kuşadası’ndan gelen feribotlar, buraya yanaşıyorlar.

Ege bölgesine has renkleriyle yapılmış evleri: kıyı şeridinde son derece güzel kumsalları, ziyaretçilere, hoş izlenimler bırakıyor. Koyun gerisinde: yumuşak tepelerde, dar pencereleri ve ahşap balkonlarıyla karakteristik eski evler, geçmiş dönemi canlandırıyor.

Turistler için, dostça bir atmosfere ve 4.5 metre boyunda dev bir antik Yunan “kouros” heykelinin sergilendiği güzel bir “Arkeoloji Müzesi” var. Vathy ile Pythagorio kasabası arasındaki bölgede yer alan Mytlini köyünde ise, Paleontoloji Müzesi ver ve içindeki 10 milyon yıl öncesinden kalan hayvan fosilleri görülmeye değer.

Adanın güneydoğu kısmında : daha küçük bir kasaba olan “Pithagorio” var. Antik başkent: yani antik Samos, burada kurulu imiş. Vahthy’den 14 km. uzaklıkta. Kasabanın ismi: burada doğan, antik çağın ünlü matematikçisi Pisagor’dan geliyor.

Samos’luların: Ege’de önemli bir deniz gücü oldukları dönemde yani MÖ.7’nci yüzyılda, ada önemli bir güç merkezi durumundaydı. MÖ.538 yılında ise, acımasız bir lider olan Polykrates başa geçti. Ticaret ve korsanlık yaparak, büyük bir servet biriktiren Polykrates: kapsamlı bir yenilenme programı ile hikayeci Aisopos ve matematikçi Pythagoras gibi alimleri, kendisine çeken bir saray yaptırdı.

samos.genel.6.deniz.başa
Yunanistan Samos adası-Sisam adası

Samos adası

Bu kent, Heraion’un 6.5 km doğusunda, modern, modern Pithagorion’un (Tiganion) yerindeydi. 

Tiran Polykrates’in saltanatında (MÖ 538-522) güçlü ekonomisi ve etkili filosuyla bölgesel bir güçtü.

Refahını önemli bir hac mekanı olan Heraion’un yanı sıra, bereketli toprakları ve ünlü şarabına da borçluydu. 

Kentin kendisi de yoğun bir yenilenme döneminden geçti.

Çoğu artık kaybolmuş olmakla birlikte, ziyaretçiler hala genel düzeni görebilirler.

Kentin odak noktası limanıydı, ancak ticari ve askeri işlevlere sahip rıhtımları kaybolmuştur. 

Polykrates’in Akropolis üzerinde kente hakim bir noktada bulunan sarayı da kayıptır. 

Ne var ki, 6.7 km uzunluğundaki tahkimat duvarları, kapıları ve kuleleriyle hala ayaktadır. 

Polykratos’un inşaat projesinin en ünlüsü olan Eupalinos Tünelinin çoğu boyunca yürümek bile mümkündür. 

Kente adanın içlerindeki bir kaynaktan su getiren bir su kemerinin parçası olan 1 km uzunluğundaki tünel, kasabanın arkasındaki dağın içinden delinmişti. 

Tünel çalışmaları aynı anda iki uçtan birden başlamış ve iki parça sonunda ufak bir hata payıyla birbirine kavuşmuştu.

O dönem için benzersiz olan bu mühendislik harikası, Megaralı Eupalinos yönetiminde gerçekleştirilmişti.

Tahkimatlar, güvenceye alınmış su kaynağı ve filo, Polykrates’in Sisam’ı Perslerden koruma çabalarıydı.

Ama bu önlemler sonunda yetersiz kalacaktı, MÖ 519’da Polykrates’in ölümünden sonra Persler kenti ele geçirdi. 

Günümüzde, Polykrates şehrinin güzel rıhtımı ve kale kalıntıları görülmeye değer. Buranın tertemiz sularında yüzüp güneşlenmek, geleneksel iş ve ürünlerle uğraşan konuksever insanlarla tanışmak ve gece hayatını sonsuz yaşamak isteyenler için eşsiz bir yer.

Polykrates döneminden kalan tek kanıt: antik yapılar arasında, hala ayakta duran, günümüzde güçlendirilmiş olan dev mendirek. Çevredeki kırsal bölgede, iki büyük planın izleri daha görülüyor.

Batıda; havaalanının ilerisinde “Hera Tapınağı”nın, yani Heraion’un kalıntıları var.
SİSAM HERAİON:

Mimarlar Rhoikos ile Theodoros, MÖ 7’nci yüzyıl tapınağının üstüne üçüncü büyük Hera Tapınağını inşa ettiler. 

Yunanistan’ın ilk dönemlerinde ünlü örneklerden biri, Sisam Heraion’u adı verilen, Sisam adasında tanrıça Hera’ya adanmış tapınaktır. 

Anadolu’nun ana karasına çok yakın olan Sisam adası, İonya’nın önemli bir parçasıydı.

Heraion’un eski ve kalıcı ünü bunu sağlamıştı.

Tapınak, Sisam’ın güney kıyısında, klasik antik çağda adanan başkenti olan Sisam kentinden (modern Pythagorio) 6.5 km uzaklıktaki bir ovanın batı ucunda yer alır. 

Aslında kasabayla tapınak, kutsal yol adı verilen özel bir yolla bağlıydılar.

Bu mekanın kullanımı tunç çağına dayanır, ama demir çağından önce kutsal olup olmadığı kesin olarak bilinmiyor. 

Efsane:

Hera, burada bir tür söğüt olan bir lygos ağacının (hayat ağacı) altında doğmuştur. 

Ayrıca tanrıçayı simgeleyen en eski kutsal nesne olan tuhaf biçimli bir tahta yakınlarda bir kumsalda bulunmuştur.

Dolayısıyla kutsal nesnenin korunması ve Hera kültünün yerleşmesi için bu bölge seçilmiştir.

Dini yılın en önemli olayı Yunan tanrılarını yöneten Zeus ve Hera çiftinin kutsal evliliğinin kutsanmasıydı.

Bir başka festivalde ise, külte ait imge, deniz yanında, İmbrassos deresinin beslediği bir havuzda yıkanır, üzerine Sisamlı kadınlarca dikilmiş yeni bir cüppe giydirilir ve nikah gününe kadar bekaretini tekrar kazanması için iplerle ( ya da dallarla) Lygos ağacına bağlanırdı.

 

Dev boyutlu adak heykeli:

Heraion’da MÖ 580 tarihli, Hera’ya adanan ilk anıtsal tapınağın tamamlanışından kısa süre önce yapılmış ve özellikle iyi korunarak günümüze ulaşmıştır. 

Kalçasındaki yazıttan bu heykelin Rheisalı İsches (Rhesialı adadaki bir kabile veya bölge olabilir) tarafından adandığı öğrenilmiştir. Sisam’ın yerel siyah damarlı mermerinden yapıla ve 4.73 metre boyutundaki bu dev heykel, kendisini adayanın ve ailesinin itibarının bir simgesi olarak Kutsal Yol üzerinde duruyordu. 

 

Tapınağın mimarisi-özellikleri:

Yunan tapınaklarında her zaman olduğu üzere, ibadetin odağını dışarıdaki sunak oluşturuyordu. 

Alman arkeologlar, MÖ 10 ve 7’nci yüzyıllar arasında, yedi eski versiyon buldular.

Hera’nın kült imgesi halinde bulunduğu ilk tapınağı, ilk sunaktan uzun yıllar sonra, bir ihtimal MÖ 8’nci yüzyıl başlarında yapılmıştı.

Zamanında, dünyanın en büyük tapınağı olması planlanan bu yer, hiçbir zaman tamamlanamamıştı.

Eğer Selçuk ilçemizdeki Artemis Tapınağı yapılmamış olsaydı, ana tanrıça Hera için yapılmış olan bu tapınak, dev boyutuyla, dünyanın yedi harikasından biri olacakmış. Ancak Efesliler, kendi tapınaklarının ölçüsünü biraz daha zorlayarak, boyut olarak da gösteriş olarak da komşuları Samosluların bu görkemli tapınaklarını geçmişler.

Ne var ki, bugün her iki tapınağın durumu da birbirinden farklı değildir. Yani, ziyaretçiler, ayağa kaldırılmış tek sütun, çevresindeki tanrıça heykelleri ve zemin kalıntılarından, tapınağın bir zamanlar nasıl etkileyici olduğunu hayal etmeleri gerekiyor. Çevrede, bir Roma hamamı, başka tapınaklar ve antik yerleşimden kalan diğer kalıntıları görmek mümkün.

Evet, şimdi Samos Hera Tapınağı hakkındaki ayrıntılı bilgiler:

Tapınağın halihazırda mevcut güneydoğuya bakan sunağa dönük olmayıp, Yunan tapınakları için standart hale gelecek şekilde, girişi doğudan olmak üzere bir doğu-batı ekseninde durması da ilgi çekicidir. 

Olağanüstü derecede uzun ve dar, yaklaşık 33 x 6.5 metre boyutlu yapı, taş temeller üzerine kerpiçten yapılmıştır. 

Girişi, üç in antis (bir çift duvarın ucu arasında dizili) sütun vardır. 

Orta sütunun arkasında taş kaideler üzerinde yükselen 12 veya 13 adet sütun, tek sıra halinde holün arkasına dek uzanıyordu. Bu sütunlar, çatının enine kirişlerini taşıyordu.

Kült imgesinin durduğu bir taş kaidenin hemen önünde biten bu sütun sırası, kült imgesinin görülmesini engelliyordu. Daha sonraki tapınaklarda bunan aksine tanrı veya tanrıçanın heykeli, en iyi görünecek şekilde, önü açık olarak yerleştirilecekti. 

Buradaki bu erken deneysel tapınakta, yapanların ana kaygısı, sadece tanrıçaya başının üzerinde sağlam bir çatı sağlamak olmalı. Bir ihtimal 8’nci yüzyılın sonlarına doğru tapınakta düzenleme yapılırken, tapınağın dışı boyunca bir prestil yani üstü kapalı kolonad eklenmişti.

Dışarıdaki kolonadlar Yunan tapınak mimarisinin bir alameti fabrikası haline gelecekti. Ama sütunların dizilimi, henüz daha sonraki dönemlerdeki düzenliliğe ulaşmamıştı. Ön yanda, orta sütun içindeki sıranın önünde olmak üzere 7, arka cephede ise 6 ve yanlarda 25 sütun vardı. 

MÖ 7’nci yüzyılın başlarında tapınak tekrar inşa edilmiştir. Bu ikinci tapınak, hala uzun ve dardı, ama önemli değişiklikler söz konusuydu. Merkezi sütun sırası ortadan kalkmış ve cella’nın dibindeki heykelin önü açılmıştı. 

Çatı kirişlerine, iç duvarlar boyunca uzanan basamaklar üzerindeki ahşap direklerle ek destek sağlanmış olabilir. Dışarıdaki kolonaddaki sütunların sayısı, artık önde ve arkada 6, uzun yanlar boyunca ise 18 idi. Altı sütundan oluşan ikinci bir sıra ile ön cepheye vurgu yapılmıştır.

Sunak ve tapınağa ek olarak, MÖ 7’nci yüzyıl tapınağı, bir formel giriş veya propile, kült imgesinin yakınması için, içi taş döşeli bir havza ve denize dökülen Imbrassos deresinin yanında, temenosun güneybatı sınırını meydana getiren uzun bir stoda dan oluşuyordu.

Bir çatı ve arka duvara sahip kolonadlı veya gelişmiş versiyonlarla arkada odalar bulunan bir sundurma olan stoa Yunan mimarisinin ayırıcı biçimlerinden biri haline gelecek ve sıkça tapınaklarda ve agora, yani kent merkezlerinde mekanların sınırlarını çizmekte kullanılacaktı.

Kavurucu yaz güneşi veya kış yağmurlarından korunma sağlayan bu sığınakta ticari işler, mahkemeler ve toplumsal etkileşim gibi çeşitli faaliyetler gerçekleştirildi.

Sisam’daki stoa, bilinen en eski örneklerdendir.

MÖ 6’ncı yüzyılın ikinci çeyreğinde, Hera’ya İon tarzında devasa yeni bir tapınağın yapılmasıyla birlikte, gerçekleşen kapsamlı yeniden düzenlemelere dek tapınak bu haliyle kalacaktı.

Pithagorio’nun yukarılarındaki tepelerde, Polykrates’in zenginlik ve gücünün, belki de en şaşırtıcı örneği var. Bir tünel. Pithagorio’ya 3 km. uzaklıkta. Adadaki en dikkat çekici yer.

Kaynak suyunu: 1 km. ötedeki yerleşime getirebilmek için, antik Yunanlılar tarafından, 2500 yıl önce, dağın 9 metre altı oyularak yapılmış. Eupalinos Tüneli’ni görebilirsiniz, ama burası, kapalı alan korkusu olanlar için pek uygun değil, girmemek gerek.

samos.genel.7.deniz.güzel.
Yunanistan Samos adası-Sisam adası

Bu arada: denize girmeyi düşünürseniz, Mykali Beach’e gidebilirsiniz. Burası: geniş bir plaj. Kum değil, ama rahat yürünebilen çakıl taşlı ve deniz de çakıl taşlı. Ayrıca: Klima Beach önerebilirim. Plaj dışında: merkezde, çok sempatik ve küçük dükkanlar var.

Her şey gerçek anlamda ucuz fakat kaliteli. Burada: güzel bir deniz ürünleri yemeği yemek için: Agios Nikolaus’u tercih edebilirsiniz. Burası bir balıkçı.

Bu balıkçının özelliği: genelde turistlerin değil de yerli Yunanlıların gittiği bir balıkçı olması. Deniz kıyısında, önünde kayalar olan bir yer. Jumbo karides muhteşem. Pazarlık yapmanız gerek.

Ana şehirden: 10 km. uzaklıkta, iki koy arasında:

Samos adasının en güzel turistik köylerinden biri olan: Kokkari var. Köyün: pitoresk rıhtımı görülmeye değer bir güzelliğe sahip.

Ziyaretçileri adeta bir mıknatıs gibi kendisine çekiyor. Bitki örtüsünün çok sık olduğu bu beldede, sahiller sonsuz, deniz tertemiz, barlar ve kafeler deniz üzerinde. Harika taverna ve kulüpleri ile adanın en canlı ve keyifli yeri. Su kayağı sevenler, burayı oldukça sık ziyaret ediyorlar.

İç kesimlerdeki küçük ve sapa köyler, kendilerine has özelliklerini korumuşlar. Bunların en güzelleri arasında: Kerkis Dağı’nın gölgesine sığınmış olan “Marathokambos” sayılabilir. Burası: eski renklerini koruyan köy ve beldelerle çevrili.

Kaldırım taşlı dar sokaklar, geleneksel kemerler, taş çeşmeler, güzel kiliseler, taştan inşa edilmiş evler ve geleneksel panayırların gerçekleştirildiği büyük meydanlar burada bulunuyor.

Etkileyici Kerkis Dağı

vahşi güzelliği, mağaraları ile yürüyüşler için çok elverişli bir yer.

Samos, özellikle batı bölgesindeki plajlarıyla, Ege’nin rüzgar sörfüne uygun dalgalara sahip. Ayrıca: adanın tek kumlu plajı olan Psili Amos; adanın batısında, bizim Dilek yarımadasının hemen karşısında.

Dilek yarımadası ile Psili Amosu arasındaki uzaklık en fazla, sanırım 1. km. Yani: İstanbul boğazı kadar bir uzaklık var. Hatta dikkatle bakıldığında veya dürbün ile seyredildiğinde, karşı taraf net olarak görülüyor. Burada da; deniz muhteşem güzel, zemini kum ve uzun süre sığ kalıyor.

Evet, adadaki son yer: sempatik Kokkari. Araç ile giderseniz, Kokkari girişinde aracınızı park edip, yürüyerek bu sempatik yeri keşfedin. Çok güzel düzenlenmiş bir yer. Pisagor’un kupalarını burada bulup satın alabilirsiniz.

Sahilde: dükkan ve kafelerin hepsinin ayrı birer tarzı var. Adaya geldiğinizde, konaklamak için burayı tercih etmenizde yarar var. Kokkari’nin en kötü yanı, kumsallarının sürekli rüzgarlı ve dalgalı olması. Güzel bir kumsal isterseniz: Kokkari’ye 5 km. uzaklıktaki lemonakia plajına gidebilirsiniz.

samos.genel.5.deniz.1
Yunanistan Samos adası-Sisam adası Lipsi adası

LİPSİ ADASI

Samosun hemen güneyinde bulunan bir ada. Samos ile bu ada arasında: tekne gezintileri düzenleniyor. Yaklaşık 700 kişinin yaşadığı bu küçük Yunan adasında: ada yerlileri, halen geleneksel bir yaşandı sürdürüyorlar.

Çiftçiler eşeklerle tarlalarda çalışıyorlar. Sakin bir ada. Adanın, tamamına yakını Patmos adasında bulunan St. John Manastırına ait. Bugün: beyaza boyalı mavi kubbeli küçük kiliselerin, adanın tepesinden sahile kadar, nokta nokta sıralandığı Lipsinin sahillerini irili-ufaklı bir çok koy, mağara, küçücük plajlar ve kristal kadar temiz bir denizin oluşturduğu göreceksiniz.

Evet: Lipsi adasına giderken, yanınızda mutlaka şinolker götürün ve denizin derinliklerini keşfedin. Öğlen ise, küçük bir Yunan tavernasında deniz ürünlerinden tadın.

Yunan adaları genel özellikleri hakkındaki yazım.

Yunan adaları gezi planı hakkındaki yazım.

 

Yunanistan Sparta

Sparta

 

Sparta’nın eşi benzeri yoktur.

Güneydoğu Peloponnesos’daki bereketli bir ovada yer alan şehir, MÖ 7’nci yüzyıl başlarına gelindiğinde, kendi çıkış bölgesi olan Lakonia’nın yanı sıra, güneybatıda Messenia bölgesini de fethederek bir Yunan şehir-devlet için olağanüstü geniş bir toprağa sahip olmuştu.

Tam yurttaşlık nüfusun sadece küçük bir bölümünü oluşturan gerçek Spartalıların ayrıcalığıydı.

Nüfus: köylerde özerk olan ama askerlik hizmetine tabi periokos’lar yani daha az haklara sahip yurttaşlar ve haklardan yoksun sözleşmeli çiftçiler veya serfler konumundaki helot’lar gibi guruplardan oluşuyordu.

Bu sonuncular, yurttaşların sahip oldukları çiftliklerde çalışırken, erkek yurttaşlar enerjilerini savaşa hazırlanmaya saklıyordu.

Askeri açıdan hazır durumda olma çabaları içindeki Spartalıların ilk düşünceleri, düşmana karşı koymaktan daha çok kendi tebaalarını kontrol altında tutmak olabilir.

Her iki konuda da başarılıydılar.

Birkaç yüzyıl boyunca, MÖ 371’de Leuktra’daki ağır yenilgilerine kadar, Yunan dünyasındaki en iyi piyadelere sahiptiler.

Arkaik ve klasik dönemlerde, bu toplumda yazarlara yer yoktu, dolayısıyla Sparta hakkındaki tüm raporlar yabancılar, diğer şehir devletlerinden kişilerce yazılmıştı.

Bu nedenle önyargıları aşarak Sparta toplumumun gerçekliğine ulaşan tarihçiler için nesiller boyu zorlayıcı olmuştur.

Ancak, MÖ 6’ncı yüzyıl içinde Spartalıların gündelik yaşamlarının özellikle çileci bir hale geldiği açıktır.

Erkekler 30 yaşına kadar, evli de olsalar kışlada yaşar ve yemekhanelerde birlikte yemek yerlerdi.

Güçlü çocuklar doğurmak için kadınlar da fiziksel egzersizler yapardı.

Bireyselliğe kötü gözle bakılır, güzel sanatlar gibi yaratıcılık gerektiğinde değiş tokuş için demir çubuklar kullanılırdı.

Sparta dışındaki dünyaya derin bir kuşkuyla bakılırdı.

Yönetim şekli, Demir çağı sonlarından klasik döneme pek değişmeden, esas olarak bir oligarşi olarak kalmıştı.

Bir yurttaşlar meclisi olmakla beraber, önemli kararlar beş ephor ile geçmişin kalıntıları olan ve savaş zamanlarında yetkiye sahip iki soydan gelme kralın da dahil olduğu bir ihtiyarlar konseyince alınırdı.

Kentin kendisinden fazla bir kalıntı kalmamıştır.

Antik dönem yazarlarından biri olan Peloponnesos Savaşının yazarı Thukydides, modern arkeologlara bıraktığı ünlü ibretlik derslerden birinde, bir kentin büyüklüğünün sadece binalarından gelmediğini yazmıştı.

Sıkıcı Sparta’nın muhteşem mimariye sahip Atina’nın denge olduğunu kimse tahmin edemezdi.

Evet, ülkemizde de gösterilen ve beğenilen “ 300 Spartalı” filmi, insanlarımızın Spartalılar konusunda ilgisini çekti.

Ben Yunanistan gezimde, Atina-Selanik arasında yolda ilerlerken, Sparta şehrinin yerine  uzaktan gördüm. (Yunanlı rehber gösterdi)