Malta Gozo adası

Malta Gozo adası

Malta Gozo adası; adasına ulaşmak için: Malta’nın en kuzey noktasından, 30 dakikalık bir feribot yolculuğu yapmak gerekiyor. Bu yolculuk sırasında: Comino’nun görkemli “Blue Lagon” unu göreceksiniz.

Malta adasının küçük bir kardeşidir. Daha doğrusu, Malta adasının üçte bir büyüklüğündedir. Ama, çok daha yeşildir. Hayat, balıkçılık ve çiftçilik çevresinde döner. Zamanın durduğu yer denebilir. Tam bir cennet adası.

Burada: yaşam, daha yavaş akar. Turizm: günlük yaşantıyı daha az etkiler. Çünkü: buraya çok az ziyaretçi geliyor. Büyük otellerin sayısı, 10’u geçmez. Toprakların çoğu: tarım arazisidir. Malta adasına oranla: daha tepelik ve daha yeşildir.

Buraya gelen ziyaretçiler için, ilginç olan: buradaki geleneksel yaşam tarzıdır. Bisikletle gezmek, uzun yürüyüşler yapmak için idealdir. Akdeniz bölgesinin, en iyi dalış alanlarından bir kısmı buradadır.

Gozoluların çoğu: II.Dünya savaşından sonra, adayı terk etmiştir.

Malta Gozo adası Mgrar

MGRAR

Burası: Adadaki bir liman şehridir. Gozo adasının feribot limanını barındıran, küçük bir balıkçı kasabası. Şehirde: büyük bir feribot limanı var. Limanda: banka, birkaç büfe ve kafe bulunuyor. Ayrıca: mükemmel balık restoranları bulunuyor. Limandan kalkan otobüslerin tümü: Gozo adasının başkenti Victoria şehrine gider.

Malta Gozo adası

Otobüs ile, ilerlerken: limandan hemen sonra: “Ghanjnsielem” kasabasına geliyorsunuz. Kasabanın ana meydanında: Anglu Grech anıtı var. İnanışa göre: kutsal Bakire, çiftçiye görünerek, buraya bir kilise inşa edilmesini ister. Böylece yapımına başlanan kilise: 1820 yılında tamamlanır.

Kilisenin adı:  Loreto Meryem Ana Kilisesi. Burada: ayrıca bir müze var. Gozo Heritage müzesi. Müzede: heykeller, özel olarak aydınlatılmıştır. Ayrıca: görsel ve işitsel araçlarla, ada tarihinde bir yolculuğa çıkmak mümkün.

Malta Gozo adası Victoria

VİCTORİA (RABAT)

Gozo adasının tam kalbindedir. Yani: başkent. Adanın: yönetim, çalışma ve sosyal yaşam merkezidir. Şehrin ismi: 1897 yılında, İngilizler tarafından, kraliçenin tahta çıkışının, 25. yılı şerefine verilmiştir. Ama: Gozolular, şehre daha çok eski adıyla, yani “Rabat” olarak söz ederler.

Şehirde: Triq Ir-Rehpubblika caddesi var. Birbaştan, diğerine şehri geçiyor. Burada: çeşitli kafeler ve gündüzleri kurulan bir pazarın bulunduğu bir meydan var. Misrah It-Tokk meydanı. Meydanın batısında: Banco Guiratale olarak bilinen, 1733 yılı yapımlı bir bina göreceksiniz. Az ileride: tarihi şehir merkezi, kapı önlerinde dantel işleyen kadınlar ve labirenti andıran dar sokaklar bulunuyor.

Civarda: el sanatları ve antika dükkanlarının yanı sıra, metal mutfak eşyaları ile koleksiyon malzemelerinin satıldığı bir semt var.

Surların çevresinde kurulan şehir meydanında: her gün Pazar kuruluyor ve burada birçok çeşitli hediyelik eşya satın alabilirsiniz. Alışveriş meraklılarına duyururum. Surların tepesinde ise, bütün Gozo adasını panaromik olarak izlemeniz mümkün.

Meydanın hemen yanında: Aziz George Bazilikasının bulunduğu: Misrah San Gorg var.

Malta Gozo adası Bazilika

Bu bazilika:

1672-1678 yılları arasında yapılmış. 1693 yılındaki depremde: büyük zarar görmüştür. Bazilika: zengin bir biçimde dekore edilmiştir. Tavan resimleri: İtalyan ressam Battista Conti’nin eseri. Koruyucu azizin ahşap heykeli ise: 1841 yılında yapılmış. Heykel: azize adanmış olan, Temmuz ayının üçüncü Pazar günü, sokaklarda dolaştırılıyor.

Malta Gozo adası Hisar

HİSAR

Şehrin kurulduğu tepede: Hisar bulunuyor. Burası: 8.yüzyılda yapılmıştır. Burası: 1551 yılındaki Osmanlı akınlarında ve 1693 yılındaki depremde büyük hasar görmüştür. İdari binaların çoğu ve kilise, sonradan yeniden inşa edilmiştir. Yine de; Hisar’ın büyük bölümü, harabe durumda. Depremden hemen sonra inşa edilen ve çevredeki en büyük yapı olan “Meryem Ana Katedrali”; Lorenzo Gafa’nın eseri.

Katedralin inşası için gereken para sağlanamadığından: yapılması düşünülen kubbe, hiçbir zaman tamamlanamamış. Ancak: 1739 yılında: İtalyan Ressam Antonio Manuele: görsel yanılsama yaratan, güzel bir resim yapmış. Kilisenin orta bölümünden bakıldığında, son derece gerçekçi bir kubbe etkisi yaratıyor.

Binanın yan tarafındaki kapıdan: katedralin müzesine giriliyor. Bu müzedeki sergide: katedral hazinesinde bulunan altın ve gümüş nesnelerle, cüppeler, dua kitapları ve diğer eşyalar görülüyor. Meryem’in göğe yükseldiği kabul edilen gündü: (15 Ağustos), Hisar’ın kalabalık sokaklarında: Meryem Ana heykeli dolaştırılıyor.

Katedralin önündeki meydanda, iki önemli yönetim binası var. Solda, Valilik binasının bitişiğinde: 1687 yılında yapılmış, Adliye Sarayı var. Binanın açıldığı dönemde, tarikatın lideri olan, Büyük Üstat Wignacourt’un kalkanı; binanın hemen önünde yer alıyor. Bunu mutlaka görün.

Solunuzda bir kemer kalıyor.

Buradan; Gozo yerel yönetim konseyinin toplantı merkezi olan:  Bando Malikanesine gidebilirsiniz. Bu yapı: bugün, Goto Arkeoloji Müzesi olarak kullanılıyor. Müzede: Neolitik çağa tarihlenen kadın heykelcikleri ve ada tarihinin farklı  dönemlerinde kullanılan eşyalar sergileniyor. Müzenin sağındaki taş merdivenlerden, kale burçlarına çıkabilirsiniz. Sol yanda ise, Hisarın orijinal ana giriş kapısı görülüyor.

Evet, Hisar sınırları içindeki pek çok ev, daha sonradan restore edilmiş. Bunların en güzeli, günümüzde, Etnoğrafya Müzesi olarak kullanılan, Milite Bernardo Sokağındaki ev. Katedralin hemen sağında. Burada sergilenenler: orijinal tarım makinaları, dokuma tezgahları ve dantel işlemekte kullanılan gereçler.

Bu bölümde bir de “Doğa Tarihi Müzesi” var. Burada sergilenenler: kayaç örnekleri ve fosiller. Bir zamanlar, Hisarın tahıl ambarı olan, Silah Odasında ise, eski savaş araçları sergileniyor.

Gozo adasının kırsal yöreleri de görülmeye değer doğal güzellikleri sunuyor.

DWERJRA

Anayol: başkent Victoria şehrinden sonra, sahile doğru ilerliyor. Yol üzerinde son durak, 3 doğal güzelliği ile öne çıkan, Dwerjra.

Malta Gozo adası Azure Wındow

AZURE WINDOW

Burada: asırlar önce, bir dizi jeolojik kayma oluşmuş ve bunun sonucunda: etkileyici bir manzara ortaya çıkmış. Taş kemerler var. Bunların: bir ayağı, derin, koyu-mavi deniz suları içinde. Buraya: Tieqa Zerqa (Azure Window) deniliyor. Burası son derece ilginç bir kaya oluşumudur.

Bu devasa kemerin tek ayağı, denizde. Kıyıdan bakılınca, Azure Wındow: gerçekten maviye açılan bir pencere gibi görülüyor. Hemen iç tarafında ise “Inner Sea” olarak adlandırılan, kayaların arasından gelen deniz sularıyla oluşmuş, bir tuzlu su göleti var. Bu gölet, aynı zamanda, balıkçı barınağı olarak kullanılıyor. Buradan, kayıkları kullanarak, kayaların arasındaki yarıktan denize ulaşmak mümkündür.

Bunun hemen yanında: Island Sea (İç deniz) olarak anılan ve kayalık yamaçtaki gizli bir yarıktan akıp gelen deniz sularının doldurduğu bir krater var. Burada: demir atmış sandallar, kayıkhaneler ve bir kafe var.

Burada: yüzmekten ziyade, sandallarla, dar tünelden geçip, mavi sulara açılmayı deneyin. Kıyı boyunca yükselen kayalıkları görün. Elbette, bu güzellikleri görmek için sandal gerek. Sandal kiralarken: sandalcı ile pazarlık etmeyi sakın unutmayın.

GENERAL KIYILARI

Diğer ismi: Fungus Rock. Koyun en solunda: kıyı şeridini korumak için, şövalyeler tarafından yaptırılan, 1561 tarihli, gözetleme kulesi var. Hemen kulenin altında: Dwejra Koyu var. Bu koydaki : Gebla tal-General (General kayaları) var. Bu kaya: şövalyeler zamanında, tepesinde yetişen, az rastlanır şifalı mantarlarla ünlenmiş. Burada, korsanlar, şifalı olduğuna inandıkları mantarları toplarlarmış. Buraya: izinsiz girebilecek yabancıları engellemek için, bir gözetleme kulesi yapılmış. Günümüzde: bu bölgede yetişen mantarların, herhangi bir şifai özelliklerinin olmadığı saptanmış.

TA’PİNU

Anayoldan, Victoria şehrine geri dönerken: solda, Ta’Pinu tapınağını göreceksiniz. Burası: yeni bir yapı. 16. yüzyılda yapılan bir şapelin yerine, 1931 yılında yapılmıştır. Ama: ilginç bir hikayesi var. 1883 yılında: yörede yaşayan bir kadın: Carmen Grima, eski şapele geldiğinde, içeride yalnız olmasına rağmen, dua etmesini isteyen bir ses duyar. Daha sonra: bir arkadaşının da, aynı sesi duyduğunu öğrenir.

Beraberce, arkadaşının hasta annesi için dua ederler. Sonunda: arkadaşının annesi iyileşir. Kilisede: başka insanlara da, iyileşme umudu ile dua edilmeye gelenler yüzünden, burası bir hac merkezine dönüşür. Ziyaretçi sayısının, giderek artması üzerine: 1920 yılında: daha büyük bir kilise yapılmasına karar verilir.

Orijinal şapel: bugün, ana atların arkasındadır. Dar koridordaki : koltuk değnekleri, ateller ve bebek elbiseleri, duaya gelenler tarafından bırakılmıştır.

MARSALFORN

Victoria şehrinin kuzeyinde, deniz kenarında, adanın en gelişmiş ve güzel bölgesidir. Dar bir koydadır. Burada: küçük oteller, bar ve diskolar var. Yaz aylarında, son derece hareketlidir.

Malta Gozo adası Xlendi

XLENDİ

Victoria şehrinin güneyindeki tek sahil şehridir. Küçük bir kasabadır. Korunaklı bir limanı var, burada balıkçı tekneleri görülüyor. Buranın en büyük özelliği: restoranları. Bu restoranlarda, muhteşem yemekler yiyebilirsiniz. Bunun dışında, yörede: antik  dolmenler, Tümülüsler ve el arabalarının antik tekerlek izlerini de görebilirsiniz.

Koyun manzarası gerçekten muhteşem. Bölgede herhangi bir tarihi doku yok. Daha ziyade, turizm amaçlı kullanılan küçük bir kasabadır.

Malta Gozo adası Ggantija

GGANTİJA

Victoria şehrinin kuzeydoğusunda, bir tepe üzerine kurulmuştur. Buradan, güzel manzaralar görmek mümkün. Burası: Neolitik çağda, bölgenin tapınak alanı olarak seçilmiştir. Malta’da ortaya çıkarılmış, dört büyük tapınak kompleksinden, en eskisi olan “Ggantija”.

Malta Gozo adası Ggantija

Sözcük: dev kadın anlamına geliyor. Tapınaktaki dev taşların, MÖ.3500 yıllarında, bu dev kadın tarafından yerlerine konulduğuna inanılıyor. Bölgede, 1820 yıllarında yapılan kazılarda: bugün müzelerde sergilenen, birçok çeşitli heykeller ve çömlekler bulunmuş. Tapınak yapısının: iç duvarı kireç taşından, dış duvarıysa daha sert bir taştan yapılmıştır. Her iki tapınak ta, 2 apsisten oluşuyor. İç apsiste: taş bir sunağı bulunan bir niş var. Tapınakların, ortak avlusu, toplu ibadet için tasarlanmıştır. Bu tapınağın, dev bir kadın tarafından yapıldığına inanılıyor.

Malta Gozo adası Ramla koyu

RAMLA KOYU

Xaghra şehrinin ilerisinde bulunan kuzeydoğu sahili: Gozo’nun tek geniş kumsalı bulunan Ramla koyudur. Sahilin biraz ötesinde: küçük bir Roma yapısına ait kalıntılar, civardaki tepelerde ise, yürüyüş güzergahları bulunuyor.

Gozonun bu yüksek bölümünde: hızla büyüyen “Nadur” şehri var. Burada: insanlar, grotesk maskeler takıp eğleniyorlar. Yeni evlerin çoğu, dünyanın çeşitli yerlerinden gelip, buraya yerleşmek isteyen insanlar için inşa edilmiştir. Evlerin süslü balkonları ve sütunları, geleneksel Gozo evlerini andırıyor.

Küba Matanzas Varadero

Küba Matanzas Varadero

Havana şehrinin doğusunda, Meksika körfezinin kıyısındadır.

Burada: çoğunlukla “şeker kamışı” tarlaları bulunmaktadır. 19’ncu yüzyılda, Küba’nın en önemli şeker üretim yeridir. Günümüzde ise, burada, bol miktarda turist çeken, Varadero bölgesi öne çıkmaktadır.

VARADERO:

Bölge: başkente yaklaşık 2 saatlik uzaklıkta, ülkenin en ünlü plaj bölgesidir. Bölgenin diğer ismi “Playa Azul” yani “Mavi plaj” dır. Matanzas iline bağlı bir kasabadır.

Bembeyaz kumsalları ve masmavi deniziyle gerek Kübalılar ve gerekse turistlerin yoğun ilgisini çeker. Hatta: devrim öncesinde, 1950’li yıllarda, burada, Amerikalıların muhteşem villaları bulunuyormuş ve günümüzde bu villalar, Kübalılar tarafından kullanılıyor. Hatta, yine bir zamanlar burada ünlü Mafia babası Al Capone tatil yapıyormuş. Günümüzde ise, buraya yılda yaklaşık 500-600 bin turist geliyormuş.

Burada,

Birçok otel, restoran, bar, kafe ve market ile dükkanlar bulunmaktadır. Sahil boyunca dizilmiş, 5 yıldızlı oteller var. Bu oteller İspanyol kökenli ve her otelde, bir İspanyol ve bir Kübalı müdür bulunuyor. Bu otellerin toplamı, 60-65 kadarmış. Ancak, bu özellikleri nedeniyle, buraya gelen turistlerin yoğunluğu: burayı ziyaret ettiğinizde, sanki Küba’da olmadığınız hissine kapılmanıza neden oluyor. O kadar çok yabancı turist var ki, kendinizi daha çok batılı bir ülkede hissediyorsunuz. Öte yandan, yerliler yani Kübalılar, bu bölgeye, kontrol noktasından geçerek girebiliyorlar ve otellerin içine girmeleri kesinlikle yasak. İlginç bir durum. Hatta: Küba Genel bölümünde söz ettiğim gibi, otel odalarında uydu kanallı ve yüzlerce kanalı olan televizyonlar bulunuyor iken, otel lobilerinde ve görevlilerin yaşadığı yerlerde, yalnızca devlet televizyonu izlenen yani tek kanallı televizyonlar var.

Burada, yerel bir havaalanı var. Bu nedenle: Kanada ve Avrupa’nın birçok şehrinden buraya direkt uçuşlar yapılıyor. Buraya, havayolu ile gelirseniz, Juan Gualberto Gomez Havaalanına iniliyor. Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki uzaklık, yaklaşık 10 km. dir ve taksi ile, 25-30 CUC arasında bir bedelle ulaşabilirsiniz. Hatta, pazarlık yaparak 20 CUC karşılığında da şehir merkezine ulaşabilirsiniz.

Evet,

Buranın başlıca özelliği, biraz önce de belirttiğim gibi, kumsallarıdır. Burada: 20 km. lik kumsal yani sahil şeridi bulunuyor. Deniz ise, sığ ve berraktır. Burada sıcaklık, hiçbir zaman 25 derecenin altına düşmez. Aslında, bu bölgenin her iki tarafında da deniz var ve anakaraya, bir köprüyle bağlanmaktadır. Yarımadada, özellikle bir bölümde, tahta bungalovlar içinde, yöre insanı yaşamaktadır. Sıcaklık 25 derecenin altına düşmez dedim, ama burada iklim yönünden sıkıntılı bir durum olarak değerlendirilecek yağmurlar yağıyor, bu yoğun ve muhteşem yağmurlar, bardaktan boşanırcasına yağıyor ve sonra aniden duruyor ve ardından hava günlük-güneşlik oluyor. Yani, buraya gitmeyi düşünürseniz, bence, Aralık-Nisan ayları arasındaki dönemi tercih etmelisiniz.

Ancak: bazen, kuzey rüzgarları yoğunlaştığında, burada dip akıntıları oluşmakta ve denize girmek tehlikeli hale gelmektedir. Yine de, Havana şehrindeki tatilinizde, fırsat bulursanız, buraya gitmenizi öneririm, çünkü muhteşem turizm potansiyeli olan bir yer.

Burada, bir şeyler içmek isterseniz: taze ezilmiş nane, limon suyu ve beyaz rom ile yapılan karışımı öneririm. Ayrıca: rom, kola ve limon karışımı da ilgi çekiyor.

Son bir not, buranın tüplü dalış merkezi olduğunu hatırlatmam gerek, meraklılarına duyurulur. Özellikle, tüplü dalış meraklıları, bölgede bulunan “Cayo Blanca” adasına gitmelidirler. Bununla birlikte, yörede 30 civarında dalış noktası bulunduğu bildiriliyor ki bu dalış noktalarında, deniz altının muhteşem güzelliği dillere destandır.

GEZİLECEK YERLER:

Parque Josone:

Şehrin ortasında bulunan parkta: kuşlar, satıcılar ve müzik gurupları bulunuyor. Özellikle: çocuklar için ilgi çekici bir yerdir. Buradaki yerel satıcılardan, hediyelik eşyalar da satın alabilirsiniz.

Tropicana Matanzas:

Burası, Küba ülkesinin en ünlü kabaresidir. Burada: Küba dansı, müzik ve tarih birlikte sergilenmektedir. Gösteri: yaklaşık 5 saat sürüyor ve ücreti: 49 CUC.

Bellamar Mağaraları:

1860 yılından bu yana ziyarete açıktır. Küba’nın en eski turistik yeridir. Mağaralar geniş ve etkileyicidir. Mağaraların içi: hafif nemli ve ayrıca çok sıcaktır, girmek isterseniz, bunu göze almalısınız.

Villa du Pont:

Burası bir golf merkezidir. 18 delikli, Küba’nın en büyük golf merkezi olarak önem kazanmaktadır. Burası, 1950’li yıllarda Amerikalılar tarafından yapılmış villalardan birisidir. Burada, son derece lüks bir de restoran bulunuyor: Las Americas. Bu restoran bölümünden, deniz manzarası muhteşemdir.

Cayo Blanco Adası:

Buranın bir diğer adı, beyaz adadır. Varadero merkezine, yaklaşık yarım saat uzaklıktadır. Yukarıda sözünü ettiğim gibi, burada, tüplü dalış noktaları var ve bu dalış noktalarında, deniz dibi, muhteşem güzelliğiyle dikkati çekiyor. Özellikle: deniz dibindeki deniz süngerleri ve mercanlar muhteşem bol ve güzel görüntü sunuyor. Hatta, adanın kıyısındaki deniz o kadar sığ ki, uzun süre denizin içinde ilerleseniz bile, derinlik boy seviyesine ulaşmıyor.
Burada: yunus balıkları ile birlikte yüzebilir ve delfino yunus gösterilerini izleyebilirsiniz. Günbatımında ise, parti var. Yunus gösterileri ve parti için ödemeniz gereken ücret: 75 CUC. Yunuslarla yüzmek ise: 85 CUC.

Küba Matanzas Varadero

MATANZAS:

Burası, ülkenin bir turizm ve sanayi şehridir. Şehir, 1693 yılında kurulmuştur. Bölgede: petrol ve doğalgaz üretiliyor. Şehre, üç nehir bulunması nedeniyle “köprüler şehri” denilmektedir. Bu yüzden, Küba ülkesinin “Venedik” i olarak bilinir. Şehrin nüfusu, 250 bin kişidir.

Ancak: Varadero ile karşılandığında, son derece yakın olmalarına rağmen, buranın ayrı bir dünya yani döküntü olduğu görülür. Kasaba: Varadero kasabasının 32 km. batısındadır. Havana şehrine olan uzaklık ise, 90 km. dir. Şehrin, 15 km. doğusunda, Juan Gualberto Gomez Havaalanı bulunmaktadır.

Yoğun ve kirli bir yerleşim yeri olarak öne çıkmaktadır. Ancak, bir zamanlar bölgenin şeker başkenti olmuştur.

Şehrin ana meydanında bir müze var. Museo Farmaceutico isimli müze: 1882 yılında kurulmuş ve günümüze kadar gayet iyi korunmuş bir eczanedir. Aslında, burası ülkedeki tek eczanedir. Çünkü; sağlık hizmetleri ücretsiz verildiği için, ilaçlar da sağlık merkezlerinden ücretsiz veriliyormuş. Yani, ülkede bunun dışında, başkaca bir eczane yok.

Küba Matanzas Varadero

Şehir merkezinin doğusunda ise,

Yine bir il müzesi olan “Palacio de Junco” ve tiyatro “Teatre Sauto” bulunmaktadır.
Müze: 1835-1838 yılları arasında, Matanzas ailesi için inşa edilmiş yapıda kurulmuş ve 1980 yılından bu yana, müze olarak ziyarete açıktır. Tiyatro: 1863 yılında yapılmış olması nedeniyle ilgi çekmektedir. Sonraki yıllarda, şehrin gururu olmuştur. Salonu 775 kişiliktir. Ahşap panellerle kaplıdır. Günümüzde tiyatroda, haftanın 5 günü gösteriler sunulmaktadır. Tiyatro yapısı, 1978 yılında, “Ulusal Anıt” olarak ilan edilmiş ve korumaya alınmıştır.

Küba Matanzas Varadero

San Carlos De Borromeo Katedrali: 1693 yılında, bu bölgede bulunan kilisenin yapımına başlanmıştır. Orijinal kilise yapısı, bir fırtınada tahrip olunca, kısa bir süre sonra, 1750 yılında, başka bir kilise yapılmıştır. Yapının büyük kubbesi, duvarları, tavanı ve freskleri ilgi çekmektedir.

Küba Matanzas Varadero

Biraz daha doğuda: Las Cuevar de Bellemar isimli turistik bir alan var. Burada muhteşem güzel mağaralar bulunuyor. 1861 yılında bulunan mağaralara günübirlik geziler ile gidebilirsiniz. Aslında, buralar bir mağaradan öte, doğal ve büyük yeraltı alanlarıdır.

Küba Tirinidad

Küba Tirinidad

Şehir, bir zamanlar: kaçakçılar, köleler ve şeker ticareti sayesinde zengin olmuştur. Ama, aynı zamanda, adanın en sevimli şehridir. 23 Aralık 1514 tarihinde kurulmuştur. Şehrin bir yanında Escambray dağları, diğer yanında Karayip kıyıları bulunmaktadır.

Zamanla, Karayipler’de en iyi korunmuş şehirlerden biri olarak günümüze ulaşmıştır. Yani, şehir tam bir müze gibidir ve 500 yaşındaki şehri ziyaret edenler, İspanyol sömürge mimarisinin tüm özelliklerini görebilirler. İspanyol işgalci Cortez, Meksika’nın keşfi için, buradan hareket etmiştir.

Küba Tirinidad

Ancak, sokaklarındaki parke taşları düzensizdir ve bu yüzden, bu şehri ziyaret etmek isteyenler, topuksuz, spor ayakkabısı giymelidirler. Ayrıca şehirdeki sık elektrik kesintilerine karşı hazırlıklı olmalısınız. (mum bulundurun) Ve yine, özellikle Ağustos ayında gitti iseniz, mutlaka güneş koruyucusu bulundurmalısınız. Çünkü, şehir deniz kenarında olmasa da, bir taksi ile, 15 dakikada ve 4 dolar ücret ödeyerek, deniz kenarına inebiliyorsunuz.

Clenfuegos ve Tirinidad şehirleri arasındaki yolun uzunluğu: 80 km. dir.

Havana-Tirinidad arasındaki uzaklık: 335 km. Tirinidad-Santa Clara şehirleri arasındaki uzaklık: 106 km. Tirinidad-Varedero arasındaki uzaklık; 262 km.dir.

Küba Tirinidad

Şehir:

İspanyol sömürgesi döneminin muhteşem güzel örneklerine sahip olduğu için, 1988 yılından bu yana, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek, koruma altına alınmıştır. Özellikle: şeker fabrikaları vadisi, dünya mirası ilan edilmiştir.

Valley de los İngenios isimli vadide bulunan Palacio Brunet ve Palacio Cantero gibi 18 ve 19’ncu yüzyıla ait binalar, şeker ticaretinin refah günlerinde inşa edilmiştir. Bunun dışında, bölgede 75 tane harap şeker fabrikası, yaz konakları, kışlalar ve diğer tesisler bulunuyor. Yani, şeker sektöründe canlı bir müzedir.

Küba Tirinidad

1816 yılında inşa edilen ünlü Manaca-Iznaga kulesi, 7 katlı kule, 45 metre yüksekliğindedir ve bir zamanlar şeker çalışma yerlerinde, mesai saatleri başlangıç ve sonunu işaret etmek üzere kullanılmıştır. Şeker kamışı tarlalarının her tarafından görülebilmektedir. Kendinize güvenirseniz çan kulesine tırmanabilir ve çevrenin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

Küba Tirinidad

Evet,

Bölgenin bahçesi, beyaz boyalı, dökme demir çitlerle ayrılmış, dört küçük bahçeden oluşur. Ayrıca, iki bronz heykel, dik yürüyüş yolları, çeşmeler göreceksiniz. Evet, 1790 yılında, burada 56 şeker fabrikası çalışıyormuş ve bu fabrikalarda 12 bin köle bulunuyormuş. Köleler, Afrikalı gelenekleri, şarkıları, dansları ve dinlerini de beraberlerinde getirmişler ve Küba’nın kültürüne zengin katkıda bulunmuşlardır. 19’ncu yüzyılın başında ise, isyan etmişler ve bu kez Fransız yetiştiriciler, buradan kaçmışlar.

Vadi: 70 yıldan daha uzun zamandır, şeker fabrikalarıyla, şekerin önemini ve Küba ekonomisine etkisini hissettirmektedir.

Küba Tirinidad

Ayrıca: sömürge dönemi yapıları, bu şehirde, günümüze kadar korunarak gelebilmiştir. Bir zamanların zenginlerinin konakları, günümüzde müze, sanat galerileri, dükkanlar ve restoranlar olarak kullanılmaktadır. Şehir gezinizi, yürüyerek veya at arabası ile yapabilirsiniz.

Eski şehir, genellikle Plaza Mayor meydanı çevresinde yoğunlaşmaktadır.

Küba Tirinidad

PLAZA MAYOR MEYDANI

Burada: sömürge döneminden kalma binalar görülüyor. Ayrıca: bir kilise var. Bunun hemen yanında: Museo Romantico bulunuyor. Şehrin merkezi olan burası, 1988 yılında, UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.

Bu bölgedeki evler: kırmızı, pişmiş toprakla yapılmış, ahşap kirişlerle duvarları dışına desteklenen kiremitli çatıları bulunmaktadır. Evlerin dış cepheleri, pastel renkli boyalarla boyanmış, alçı detaylar yapılmıştır.

MUSEO ROMANTİCO VE MUSEO DE ARQUEOLOGİA

Yine, bir müze: Museo de Arqueologia görülüyor. Bu müzede: daha çok, bu bölgede sömürge dönemlerinde yaşamış kabile toplumları ve kölelerin kemikleri ve doldurulmuş hayvanlar sergileniyor. Ayrıca: dekoratif mobilya, porselen, cam ve resimler sergileniyor. Müze binası, 1830 yılında inşa edilmiştir. Conde de Brunet ailesine aittir.

MUSEO DE ARQUİTECTURA-COLONİAL MİMARLİK MÜZESİ

Yine meydanda bulunan Museo de Arquitectura Colonial müzesinde ise: sömürge döneminde, buradaki evlerde kalanların kullandıkları çeşitli eşyalar sergileniyor. Müzede: mimari dekorasyon koleksiyonları var. Bunlar arasında görebilecekleriniz: kilitler, pencereler, ızgaralar, kapı kolları, kapılar. Müze binası: 18’nci yüzyılda yapılmıştır ve Sanchez Iznaga adlı kişinin ikametgahı olarak düzenlenmiştir.

Plaza Mayor meydanının hemen kuzeyindeki bölümde yine bir müze var.

Küba Tirinidad
Küba Tirinidad

IGLESİA CONVENTO DE SAN FRANCİSCO-MUSEO NACİONAL DE LUCHA CONTRA BANDİDOS

Burası: Museo Nacional de Lucha Contra Bandidos müzesidir. Müze: eski bir manastır yapısındadır. Manastır yapısı: 1813 yılında, Fransisken rahipler tarafından inşa edilmiş ve 1895 yılında İspanyol askerleri için, bir garnizon yapılmıştır. Kilisenin yalnızca çan kulesi ayakta kalmış, kalan kısmı büyük hasar görerek, 1920 yılında yıkılmıştır.
1961-1969 yılları arasında, dağlarda saklanan Amerikan destekli karşı devrimcilere karşı yapılan mücadelenin fotoğrafları sergileniyor. Manastırın kulesinden, şehrin görüntüsü muhteşem, çıkabilirsiniz.

Plaza Mayor meydanının güneyinde ise: Calle Simon Bolivar bölgesi üzerinde, Palacio Centero yapısı görülmektedir.

Küba Tirinidad

 

PALACİO CENTERO-BELEDİYE MÜZESİ

Simon Bolivar caddesi üzerindedir. Şehir merkezindeki en etkileyici evdir.
Yapı: 1831 yılında: Don Pedro Jose Iznaga Borrel adlı zengin işadamının ikametgahı olarak yapılmıştır. Borrel ailesine ait iken, Cantero tarafından satın alınmıştır.
Şehrin en ilginç müzesidir. 1980 yılından bu yana, müze salonlarında bölgenin olağanüstü tarih koleksiyonları sergilenmektedir. Bunlar arasında görebilecekleriniz: yerli kültürleri, mobilya, köle ticareti dönemi objeleri, sanat eserleri, silahlar, bağımsızlık savaşı dönemleri objeleri, arkeolojik eserler.

Yine, bu bölgede yani güneyde: çeşitli el sanatlarını satan şehirlilerin bulunduğu, iki sokak var ve burayı da ziyaret etmenizi öneririm. Özellikle: sofra örtüleri ve nevresimler bulup satın alabilirsiniz.

Canlı müzik dinlemek isterseniz, Casa de la Musica denilen yere gitmeniz gerekiyor.

CASAS DE LA MUSİCA

Burada, açık havada, küçük bir platform üzerinde, guruplar, özellikle geceleri müzik ziyafeti çekiyorlar. Genellikle: salsa müziği ve müziğin diğer tüm ritimlerini, burada hissedebilirsiniz. Küba’nın en işlek dans pistlerinden biridir.

Evet, Tirinidad şehri, gerçekten muhteşem sömürge dönemi yapıları barındıran bir şehir. Bu şehirde, sokak ve caddelere girip, kaybolabilirsiniz ve bu arada, gerçekten muhteşem güzel ve ilginizi çekebilecek yapılar görebilirsiniz.

Son olarak: şehrin harika bir görüntüsünü görmek isterseniz: arkadaki tepeye tırmanmalısınız. Tepeye ulaşmak için, Plaza Mayor bölümünün kuzeybatısından yürümeye devam edin ve yokuş yukarı yürürken, yoksul mahallelerden geçeceksiniz. Burada: yörenin çocukları tarafından, sizden çeşitli yardımlar ve özellikle para istenebilir. Gündüzleri buralar her ne kadar güvenli olsa da, akşam saatlerinde kesinlikle gitmemelisiniz. Tepenin üst kısmında, bir mağarada, bir diskotek bulunuyor. Şehrin gençleri, buraya gidiyor ve müzik ağırlıklı partilere katılıyorlar. Eğlenceler, özellikle, akşam saat: 11.00’de başlıyor. Giriş ücreti: 1 Amerikan doları.

Şehir çevresinde görmenizi önereceğim bir yer olarak:

Küba Tirinidad

PLAYA ANCON

Bu bölgede: güzel plajlar var. Kent merkezine, 8 km uzaklıktadır ve yaklaşık 5-10 dakika yolculuk gerekir, taksi ile veya minibüs ile gitmeniz gerekiyor. Ücret: 2 CUC. Taksi ile gitmek isterseniz, 19 CUC vermeniz gerekir.
Bu yarımadada, büyük bir plaj ve otel bulunuyor. Adanın, ender güzel yerlerinden biridir. Ancak, özellikle akşamları, muhteşem bir sivrisinek saldırısı oluyor ve gerçekten rahatsız edicidir.

Yarımadanın güneyinde, küçük bir balıkçı köyü var. Bu köyün sahilinde, çok sayıda kuş bulunuyor. Yarımada, genel olarak tüplü dalış ve şnolkerle dalış için muhteşem güzel imkanlar sunuyor.

Ayrıca: Escambray dağlarında yine muhteşem doğal güzellikler, ziyaretçileri bekliyor. Bunlar arasında: şelaleler, yürüyüş yolları görülüyor. Ayrıca: burada Şeker Fabrikaları vadisi de ilgi çekiyor.

TOPES DE COLLANTES

Burası, hemen şehir merkezinin dışında, şelaleleri ile öne çıkan bir doğal güzelliktir. Milli park statüsündedir. Şehir merkezine 5 km. uzaklıktadır.
Buraya günlük turlar ile ulaşabilirsiniz.

CASİLDA

Burası, şehrin koy bölümünde, özellikle şnolkerle dalış meraklılarını çeker.

ANCON BEACH

Beyaz kum plajı, 1959 yılındaki devrimden sonra geliştirilmiştir. Ancon yarımadası boyunca, üç otel bulunmaktadır.

CAYO İGUANA

Şehir kıyısından, 20 mil kuzeydedir. Muhteşem güzellikler sunmaktadır. Katamaran turu ile buraya gidebilirsiniz.