Tokat Turhal

Tokat Turhal

Turhal, Tokat arası uzaklık: 45 km. Turhal, Tokat havaalanı arasındaki uzaklık: 25 km. Turhal, Amasya arası uzaklık: 69 km. Turhal, Zile arası uzaklık: 22 km.

TARİHİ

Turhal kalesinde bulunan kitabenin Sümerce yazılı olması, Turhal yöresinin tarihinin Sümerlere kadar gittiğini kanıtlamaktadır. Daha sonraki tarihi süreçte, yörede bir çok ulus hakimiyet kurmuştur. Turhal 1892 yılında Bucak olur. 1899 yılında Belediye kurulur. 1934 yılında Turhal Şeker Fabrikası açılmıştır ve halen faaldir. Yörede geçiş iklimi hakimdir. Çünkü denize uzaktır ve yükselti etkilidir. Ilıman bir iklime sahiptir. Kış mevsimi soğuk ve kar yağışlı geçer.

ATATÜRK VE TURHAL

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Samsun-Amasya’dan gelip Turhal’dan geçer. Atatürk, 26 Haziran 1919 tarihinde, Turhal’a eski Amasya yolu güzergahından gelmiş, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulması emrini vermiş ve Tokat’a hareket etmiştir. Daha sonra da çeşitli defalar Turhal’a uğramıştır.

GENEL

İlçe Orta Karadeniz bölgesindedir. Yeşilırmak vadisindedir, çevresi dağlar ve yüksek tepelerle çevrilidir. İlçenin ortalama rakımı 493 metredir. Türkiye’nin en uzun akarsuyu olan Yeşilırmak ilçenin tam ortasından geçer.

NE YENİR

Buraya yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz “Tokat Kebabı” yemelisiniz.

Tokat Turhal Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksek Okulu

TURHAL UYGULAMALI TEKNOLOJİ VE İŞLETMECİLİK YÜKSEKOKULU

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesine bağlıdır. 2011 yılında kurulmuştur. Halen okulda 389 öğrenci eğitim görmektedir.

GEZİLECEK YERLER

Tokat Turhal Kule

TURHAL KULE

İlçe merkezinde bir gözlem kulesidir. Kulenin yüksekliği 65 metredir. Ankara’da bulunan “Atakule” den sonra Türkiye’nin ikinci büyük kulesidir. Kulede: zemin katta alışveriş merkezi, lokanta ve iki düğün salonu bulunmaktadır. Üst tarafı ise 250 metre karelik döner kule olarak yapılmıştır. Döner kule, saatte bir tur atarak dönecek şekilde düzenlenmiştir.

Mükemmel bir manzara, döne döne izliyorsunuz, buralara yolunuz düşerse, burayı görmeden sakın ayrılmayın. Burada “Tokat kebabı” yemelisiniz.

KAYMAKAM ÇEŞMESİ

Burası aslında Belediye çeşmesidir ve Turhallıların buluşma noktasıdır.

Tokat Turhal Kalesi

TURHAL KALESİ

Turhal kalesi, yerleşim yerinin tam ortasında kalmaktadır. Kalenin eski ismi “Talautra” dır. Kalede bulunan iki kitabeye göre, kalenin tarihi Sümerlere kadar gitmektedir. (MÖ 3000’li yıllar)

Kitabelerden birincisi: mağara girişinin kuzey kısmında, diğeri ise küçük tepenin doğu yönündedir. Yani, muhtemelen 5000 yıllık olduğu tahmin edilmektedir.

Kale, sarp kayalar üzerine kurulmuştur. Surlardan sadece iki tanesi, günümüze ulaşmıştır. Çünkü yapı malzemeleri, kale eteğinde kurulan kent için sökülerek alınmıştır. Hatta sökülen taşların bir kısmı, mağaraya atılmıştır.

Çünkü bu  taşların mağaraya atıldığında çıkan yankıdan zevk alınmıştır. Ancak bu işlem sonucunda mağara taşlarla dolmuştur. Kalede, bir mağara bulunmaktadır. Mağaranın muhtemelen kale kuşatıldığında, ırmağa inerek su almayı sağladığı düşünülür.

Ancak bu mağaranın, bazı define avcıları tarafından kralın hazinesini korumak için yapıldığı şeklinde saçma sapan bir düşünce de vardır. Hatta, mağara bitiminde bir demir kapı bulunduğu söylenir. 390 taş basamaklı merdivenle inilen mağaranın çıkışı, günümüzde Amasya yolu kenarındaki bir binanın arkasında, boş arsadır.

Bu çıkıştan, mağaranın içindeki tünele girildiğinde: tuğla ile örülmüş ve oldukça geniş bir dehliz görülür. Dehliz, doğuya doğru kaleye yönelmektedir.

Tokat Turhal Kalesi

Yine kalenin içinde zindan olarak kullanıldığı düşünülen bir yeraltı geçidi mağara bulunmaktadır. Ayrıca bir su sarnıcı vardır. Sarnıç ile bağlantılı bir tünelin, ırmağa kadar indiği düşünülüyor.

Son haber, kalenin restore edilmesi için proje hazırlanmıştır. Umarım aslına uygun restore edilir.

Tokat Turhal Kesikbaş Camii ve Türbesi

KESİKBAŞ CAMİİ VE TÜRBESİ, ŞEYH ŞEHABETTİN TÜRBESİ

Önce yörede bu türbe ile ilgili anlatılan bir söylentiden söz etmek istiyorum “Turhal şehri yakınlarında düşmanla yapılan savaşlarda, bir er düşman ordusu içine girer, kılıçla savaşmaya devam ederken, güneş battığında gelen bir kılıç darbesiyle başı gövdesinden ayrılır.

Kesikbaş, yuvarlana yuvarlana şehrin dışındaki köprüye kadar gider. O sırada nereden geldiği bilinmeyen bir ses “dur… kal” der. Bunun üzerine Kesikbaş orada kalır, savaştan sonra aynı yere bir mescit ve türbe yapılır. Hatta şehre “Turhal” isminin verilmesinin kökeninde de bu söylentinin bulunduğu, bu olay üzerine şehre “Durhal” isminin verildiği söylenir. Kelime zamanla değişerek “Turhal” olmuştur. Evet, Kesikbaş olarak nitelendirilen bu kişinin asıl ismi Şeyh Abdullah Efendidir.

Cami

Cami ilçe merkezinde Pazar Mahallesindedir. İlçe girişinde ana köprünün yanındadır.

Caminin içinde beş tane ayrı kitabe bulunmaktadır. Bunlar değişik yerlerdedir. Bu kitabelerden bir tanesi, harimin batısında bulunan mermer kitabedir. Buna göre, caminin yapılış tarihi 1759 yılıdır. Şeyh Hacı Mustafa Efendi tarafından yaptırılmıştır.

Caminin güneyinde, imam odasında bulunan uzunca kitabe ise, onarım kitabesidir ve 1902 tarihlidir. Camide minare kuzeybatı köşededir. Kaidesi sekizgen, gövdesi silindiriktir. Minarenin yapım tarihi, kitabesine göre 1761 yılıdır. 1930 yılındaki depremde zarar gören caminin yarılan duvarları onarılmıştır.

Son olarak, 2006 yılında caminin restorasyonu yapılmıştır. Camide bugün aynı anda 1000 kişi ibadet yapabilmektedir.

Tokat Turhal Kesikbaş Camii

Son bir not: ben görmedim ama söylenenlere göre, caminin altında bir galeri varmış. Daha doğrusu bir tünel, bu tünel demir kapı ile korunuyormuş ve Yeşilırmak nehrinin altından karşıya geçiliyormuş. Caminin içinden merdivenle inerek demir parmaklık ardından bu tüneli görmek mümkünmüş. Ancak günümüzde güvenlik nedeniyle, giriş kısmından hemen sonra duvar örülerek tünel kapatılmış.

Türbe

Caminin güneybatısında türbe bulunur. Türbenin cami içine açılan bir kapısı vardır. Bu taş çerçeveli ahşap kapı oldukça güzeldir, görmenizi öneririm. Çünkü gerek taş çerçeve ve gerekse ahşap kapı oymalarla süslenmiştir. (ahşap kapı günümüzde yoktur, hırsızlar çalmak için uğraşırken, bu ahşap kapıyı kırmışlardır, günümüzde burada saç bir kapı var.) Türbe, kare planlıdır. Çini ve kalem işleriyle süslenmiştir. Türbede Şeyh Hacı Mustafa ve ailesi ile Şeyh Abdullah Kesikbaş’a ait sandukalar bulunur. Ayrıca, cam bir dolapta Kesikbaş’ın cübbesi, kemeri ve tespihi vardır.

ŞEHİT KOMUTAN MEHMET NURULLAH TÜRBESİ

İlçe merkezinde Atatürk caddesindedir. İlhanlı döneminden kalmadır. Türbe giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesine göre: 1301-1302 yılları arasında vefat eden Emir Mübariz Oğlu Şehit Mehmet Nurullah’a aittir. Yapı kare planlıdır. Kasnaklı kubbeyle örtülüdür. Giriş kapısı doğu taraftadır. Türbenin içi ve  dışı sıvanmış ve orijinal hali bozulmuştur.

AHİ YUSUF TÜRBESİ

Şehit Komutan Mehmet Nurullah Türbesi yanındadır. Semercilerin piri olarak tanınan Ahi Yusuf’un mezarıdır. Ahi Yusuf, 1301 yılında yöreye gelir. Tekkesinin önünde aşevi yaptırarak, fakirlere, öğrencilere ve yöreden gelip geçenlere yemek sunulurdu. Geçimini: Kaz gölü çevresinden topladığı kamışlarla hayvan semeri yaparak kazanırdı. Çünkü: odun taşıyan hayvanların sırtındaki yaraları görmüş ve buna bir çare bulmak üzere düşünmüş ve semeri icat etmiştir. Bu yüzden semercilerin piri olarak kabul edilir.

Türbenin doğu yönünde bulunan kitabesine göre, 1324 yılında yapılmıştır. Yani İlhanlı dönemi yapısıdır. Kitabenin yanında birer çarkıfelek motifi ilgi çeker.

Yapı kareye yakın dikdörtgen planlıdır, üstü düz damla kapatılmıştır. Niye düz damlıdır. Çünkü: bir zamanlar burada bucak müdürü olarak görev yapan bir kişi türbeyi yıktırmak ister, türbenin kubbesini yıktırdıktan sonra felç olur ve türbeyi yıktırmaktan vazgeçer, yani kubbe bu yüzden yoktur. Türbenin içinde iki büyük sanduka ve arada bir mermer bulunur. Yine türbede bulunan keçe külah, Veysel Karani’ye aittir. Çünkü Ahi Yusuf, Veysel Karani’nin akrabasıdır.

DAZYA KÖYÜ

Dazya köyünün günümüzdeki ismi “Gümüştop” köyüdür. İlçe merkezine 5 km uzaklıktadır. Bu tarihi alan Kozova’dadır. Bölgedeki yerleşim çok eski tarihlere kadar gider. Komana’dan kaçan Hıristiyan halk buraya gelip yerleşmiştir.

Külliye

Köyde, bir külliye vardır. Külliye: zaviye, darül huffaz ve türbeden oluşur.

Zaviye

Meyilli bir arazi üzerine yapılmıştır. Üstü kiremitli ahşap çatı ve kısmen toprakla örtülüdür. Cümle kapısı siyah mermerden yapılmıştır. Üstünde aynı zamanda fisto şeklinde, dilimlenmiş kapı kemerini oluşturan kitabe bulunur.

14’ncü yüzyılda Ertana Beyliği döneminde yapılan zaviyenin giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesine göre: Ertana oğlu, Mehmet oğlu Ali’nin sultanlığı yıllarında (1375) “Lulu bin Abdullah” tarafından yaptırılmıştır.

Kitabenin sağ ve sol alt uçlarında, kuyrukları ejder başı şeklinde sonlanan kabartma, iki aslan figürü vardır. Ancak günümüzde bu aslan figürlerinin baş kısımları tahrip edilmiştir. Sol köşedeki aslan figürünün solunda, basit bir çerçeve içinde yapanın ismi yazılıdır. (ameli Yusuf bin Sadi el-Kayseri)

Zaviye: ortada kubbe ve tonozla örtülü geniş bir mekan ile doğu ve batısında mevcut ikişer mekandan oluşur. Güney mekanın duvarında bitkisel ve kuş figürlü süslemeler görülür. Kubbenin üst kısmında 134 cm çapında bir delik bulunur. Bu yuvarlak deliğin ağız kısmında ve kubbe içinde, alçı dekorasyon izleri görülür. Kubbede bulunan bu deliğin, Anadolu’da birçok yerde örneği görüldüğü gibi zaviye veya imaret tipi camilerde aydınlık feneri olduğu tahmin edilmektedir.

Darül Huffaz

Kitabesine göre 1388 yılında yapılmıştır. Önünde sivri beşik tonozla örtülü bir eyvan bulunur. Tuğla kubbeyle örtülüdür. Kıble duvarında küçük bir mihrap nişi vardır. En büyük özelliği: figürlü bezemelerle süslenmiş olmasıdır. Hafızlar odası olarak yapılmış, sonradan türbeye dönüştürülmüştür.

Tokat Turhal Ali Baba Türbesi

Ali Baba Türbesi

Halk arasında Ali Baba türbesi olarak bilinen türbe: vadiye bakan çok dik bir yamacın üzerindedir. Ön cephe ve köşelerde kesme taş kullanılmıştır. Üzeri sonradan çatı ile örtülmüştür.

Tümülüsler

Çevreye yayılmış birçok tümülüsten ön önemlisi Dökmetepe tümülüsüdür. 1938 yılında bu tümülüste yapılan araştırmalarda: bir at heykeli, seramik parçaları, sütun başlıkları ve parçaları ve bina temelleri ortaya çıkarılmıştır.

Tokat hakkındaki gezi yazım için Tokat 

Çorum Mecitözü

Çorum Mecitözü

Çorum Mecitözü, Çorum arası uzaklık: 37 km. Mecitözü, Merzifon arası uzaklık 24 km. Mecitözü, Amasya arası uzaklık 22 km. Mecitözü, Göynücek arası uzaklık 28 km. Mecitözü, Ortaköy arası uzaklık 36 km

TARİHİ

İlçenin tarihi hakkında, ünlü tarihçi Abdi Zade Hüseyin Hüsemeddin tarafından verilen bilgiler ışığında: “Merkezi, Avkat köyü civarında, iki tepenin düz olan sırtlarında yerleşmiş olan Mecitözü kasabası, Avkatlı oğlu Hacı Ali Ağanın adına nisbet Hacı Köyü diye anılmaktadır”

Kasabanın yeri: Danişmentliler zamanında, Anadolu Beldesi kadısı Abdülmecid-i Herevin’in malikanesi olduğundan, 1136 yılında buranın “Mecitözü” olarak meşhur olduğu bilinmektedir.

1728 yılından itibaren, Avukatlı zade el Hacı Ali Ağa, bu köyde oturarak büyük bir nüfus ve itibar kazanmıştır. Bu zat: burada bir cami, bir hamam, bir mektup ve kendisine ait büyük bir konak yaptırmış, daha sonra torunu da caminin önüne bir medrese inşa ettirmiştir. Böylece köy, kasaba haline gelmiştir.

1874 yılında kasaba, kaza haline gelir ve 1894 yılında buraya rüştiye mektebi açılır. Ayrıca ilçe bu tarihlerde tabur merkezidir. İlk Tabur Komutanı olan Binbaşı Karslı Ahmet Şükrü Bey: bir hamam ve kıraathane açtırmıştır. Kaymakam İskilipli İsmail Kemal Bey ise, 1894 yılında bir hükümet konağı ve saat kulesi yaptırmıştır.

Uzun yıllar Amasya sancağına bağlı olan kaza, 1916 yılında Çorum sancağına bağlanmıştır.

Çorum Mecitözü

 

GENEL

İlçe merkezi: kuzeyinde Avkat dağları, güneyinde Çıkrık dağları ve Kırklar dağı ile çevrili açık bir ova yamacında kurulmuştur. Deniz seviyesinden yükseklik 750 metredir.

GEZİLECEK YERLER

Çorum Mecitözü Saat Kulesi

 

SAAT KULESİ

1899 yılında Kaymakam İskilipli Kemal Bey tarafından yaptırılmıştır. Ancak günümüzde görülen saat kulesi, daha yeni bir yapıdır. Eski saat kulesi yıkılmıştır.

 

Çorum Mecitözü Eski Askerlik Şubesi Binası ve Yeni Kent Müzesi

 

MECİTÖZÜ ESKİ ASKERLİK ŞUBESİ BİNASI VE YENİ KENT MÜZESİ

İlçe merkezindeki yapı, Geç Osmanlı dönemine tarihlenir ve Sultan II Abdülhamid döneminde 1886 İlkokul olarak inşa edilmiştir. 1894 yılında Mekteb-i Rüştiye (Ortaokul) dönüştürülmüş, daha sonra ise Tabur Merkezi olarak kullanılmıştır. Yapı, bir dönem lise binası olarak da kullanılmıştır.

Çorum Mecitözü Eski Askerlik Şubesi Binası ve Yeni Kent Müzesi

Yeni Mecitözü Lise binası yapılınca terk edilmiştir. Yapı: dikdörtgen planlıdır. Bodrum kat üzerine iki katlıdır. Yapı malzemesi olarak, dış cephede bazı yerlerde kesme t aş, diğer kısımlarda moloz taş, iç kısımlarda ise ahşap malzeme kullanılmıştır. Yapıya giriş, batı cephesinde taş basamaklı kapıdandır. İkinci katta: giriş genişliğinde çift sütunlu ve demir parmaklıklı balkon bulunur. Ayrıca doğu cephede, ikinci bir giriş daha vardır.

Çorum Mecitözü Eski Askerlik Şubesi Binası ve Yeni Kent Müzesi

Mecitözü lisesi bahçesinde metruk halde duran yapı, restore edilerek “Kültür Evi ve Kent Müzesi” olarak kullanılabilir duruma getirilmiştir. İçeride: Geleneksel Kültür Sanatları Alanı, Yöresel El Sanatları Alanı, Kent Görsel Arşive ve Kent Hafıza Merkezi, Müzik Eğitim Alanı ve Seminer odaları tahsis edilmiştir.

 

TARİHİ ÖZEL İDARE BİNASI

İlçe merkezinde Tutluk Mahallesindedir. Güney zemin dolgu toprak, kuzeyde bodrum kat bulunur. İki katlı ahşap ev vasıflıdır. Kare planlıdır. Binaya giriş, kuzey ve batı cephelerdeki, iki kanatlı ahşap kapılardan sağlanır. Alt katta: işyeri açmak için tadilat yapılmış ve orijinal mimari bozulmuştur. İkinci katta: kuzey ve batı cephelerde, birer balkon bulunur. Balkonların üzerindeki alınlıklarda, alçı ile yapılmış bitkisel motifler görülür. Balkonların yanlarında odalar vardır. Bina saçakları profilli saçak tipindedir. Çatı alaturka kiremitle örtülüdür.

Çorum Mecitözü Eski Hükümet Binası

 

ESKİ HÜKÜMET BİNASI

İlçe merkezinde, Cami Kebir Mahallesi, Hükümet caddesindedir. Yapı: Geç Osmanlı dönemine tarihlenir. İskilipli İsmail Kemal (Alpsar) Bey’in, Mecitözü Kaymakamlığı sırasında 1897-1902 yılları arasında köy ve kasaba halkının katkılarıyla yapılmıştır. Yapı: kareye yakın planlıdır. Su basman üzerine iki katlı, kuzey ve güney cepheleri çıkmalı olarak inşa edilmiştir.

Malzeme olarak: taş, tuğla ve ahşap kullanılmıştır. Kuzey ve güney cephelerinde, iki girişlidir. Giriş kısımlarında iki sütunlu sahanlık bulunur. Yapının salon ve bazı oda tavanları, ahşap ve ortası göbekli olup, orijinal durumunu korumaktadır. Oda kapılarında ise, basit geometrik bezemeler ve içi bitkisel bezemeli rozetler görülür.

Çorum Mecitözü Eski Hükümet Binası

Aslına uygun restore edilmiş olup halen Kaymakamlık binası olarak kullanılmaktadır.

Çorum Mecitözü Elvan Çelebi Külliyesi

 

ELVAN ÇELEBİ KÜLLİYESİ

Önce Elvan Çelebi ve Bizans dönemi şehri Eukhaita hakkında biraz bilgi vermek istiyorum, çünkü: Elvan Çelebi zaviyesinden önce burada Bizans döneminde oldukça tanınan bir Aziz olan Theodoros’un kutsal kalıntıları bulunuyormuş.

Elvan Çelebi, hayatının büyük bir kısmını kendi adıyla anılan köyde inşa ettirdiği zaviyede geçirmiştir. Babasının Mısır’a gidişinden (1326) hemen sonra gelmiş ve bir daha hiç ayrılmamıştır. Köy Bizans döneminde oldukça tanınmış bir şehir olan Eukhaita’nın çok yakınındadır. Bu durum, külliyedeki yapıların inşasında kullanılan devşirme taşlardan da anlaşılmaktadır. Bizans dönemi başlarından itibaren Eukhaita, çok önemli bir Hıristiyan ziyaret yeridir.

Azizlerden Theodoros, 4’ncü yüzyıl başlarında öldükten bir süre sonra, rivayete göre Eusebia adında bir kadın onun kutsal kalıntılarını buraya getirmiş ve kısa zamanda burada kerametler gösterildiğine inanılmıştır. Bu ziyaret yeri yanında, 5’nci yüzyıldan itibaren kurulan manastır, buranın idaresine sahip olarak köyü bir şehre dönüştürmüş, şehir önce Amasya’ya bağlı piskoposluk ve daha sonra başlı başına başpiskoposluk olmuştur.

Theodoros ziyaretgahı ve manastırı, İmparator I. Ioannes Çimiskes (969-976) tarafından yıktırılarak, yerine yeni bir tesis yaptırılmıştır. Ioannes 972 yılında, Bulgarlar’a karşı Silistre’de yaptığı savaştaki başarılarının Hagios Georgios ile Aziz Theodoros’un yardımlarıyla gerçekleştiğine inanıyordu.

Daha sonra Georgios ile Theodoros’un efsaneleri birleşmiş ve bölge Türkleştikten sonra 1318 yılında Euthaita Bizans dini teşkilatından silinmiş ve 1398 yılında Türk topraklarına katılmıştır. Ardından zamanla bazı değişiklikler yapılarak Theodoros makamı Elvan Çelebi Zaviyesinin türbesi haline getirilmiştir.

Evet, Elvan Çelebi, geldiği bu köye cami, zaviye, türbe ve hamam yaptırmıştır.

Evet gelelim külliyeye: İlçe merkezine bağlı Elvan Çelebi beldesindedir. Kasabanın girişindeki düzlüktedir. Geniş bir bahçe içindeki külliyede: cami, zaviye ve hamam vardır. Caminin girişi üzerinde bulunan yazıta göre: 1281-1283 yılları arasında, Aşık Paşanın oğlu Elvan Çelebi tarafından yaptırılmıştır.

Kare planlı alanın üstü, kubbeyle örtülü olan caminin dışında zaviye ve türbe, bitişik yapı özelliğinde yerleştirilmiştir. Yapımında kesme taş, tuğla ve devşirme malzeme kullanılmıştır.

Çorum Mecitözü Elvan Çelebi Zaviyesi

 

Elvan Çelebi Zaviyesi

Elvan Çelebi Zaviyesi, günümüzde köyün camisi olarak kullanılıyor. Bina, geniş bir avlu içindedir. Tuğla ve taş karışımı malzeme ile yapılmıştır. Ahşap çatının üstü kiremit kaplıdır. Gerek esas binada ve gerekse avlu duvarlarında, eski döneme ait devşirme malzeme bolca kullanılmıştır. Aynalı tonozla örtülü bir giriş mekanından sonra, biri daha uzun, üç eyvan ortadaki şadırvanlı mekana açılır.

Bunların üzerinde, dışarıdan görülmeyen kubbeler vardır. Ortadaki şadırvan, sanat değerine sahip değildir. Küçük bir kapıdan mescit bölümüne girilir. Burası kare planlıdır. Ahşap tavan süslemesi, ahşap mahfel ve galerisi bütünüyle barok üslubu izleri taşır. Mihraptaki kalem işleri, mahfeldekilerden daha güzel değildir, yani daha sonra yapıldığı düşünülür. Günümüzde mihrap beyaz yağlı boya ile boyalıdır.

Çorum Mecitözü Elvan Çelebi Türbesi

 

Elvan Çelebi Türbesi

Giriş holünün solunda türbe vardır. Günümüzde burası boştur.

Giriş holünün sağında ise: zaviye binasına bitişik, çarprazlama dört beşik tonozla örtülü, dört koldan ve ortadan kubbeli bir mekandan meydana gelen ek bina vardır. Bina, erken Hırıstiyanlık dönemi mimarisini anımsatır, ancak bu binanın görevi anlaşılamamıştır.

Yukarıda belirttiğim gibi, eğer zaviye, eski Theodoros ziyaretgahının üstüne yerleştirilmişse, bu binanın azizin kutsal kalıntılarını muhafaza için yapılmış bir “martyirion” olması ihtimali yüksektir. Yani bu binanın zaviye ile bir ilgili yoktur. Giriş holü ile zaviyenin girişi arasında, dikdörtgen şeklindeki bir mekan kapatılarak buraya Elvan Çelebiye ait olduğu söylenen sanduka konulmuştur. Yapının cami kısmındaki kitabede, 1282-1283, türbe üzerindeki kitabede ise 1307 tarihi yazılıdır.

Elvan Çelebi Külliyesi Hamamı

Cami ve türbenin daha gerisinde, mahalle arasındadır. Ancak, halk bunu da Elvan Çelebi külliyesinin bir parçası olarak kabul eder. Günümüzde oldukça kötü durumda ve yıkık bulunan hamamın soğukluk bölümü ile kısmen ılıklık bölümleri belirlenmektedir. Sıcaklık ve külhan kısımlarının varlığı, yıkılan izlerine göre belirleniyor. Soğukluk bölümü kare planlı olup, tromplarla geçilen kubbe ile örtülüdür.

Çorum Mecitözü Figani Beke Kaplıcası

 

FİGANİ BEKE KAPLICASI

İlçe merkezinin 16 km doğusunda, Figani köyünün 6 km doğusunda bulunan Beke kaplıcasının tarihi Roma dönemine dayanmaktadır. Kaplıcanın vücut ısısındaki suyu oldukça boldur. Kaplıca alanında değişik üç noktadan çıkan sıcak suların toplamı saniyede 3.5 litredir ve sıcaklık 24-37 derece arasında değişmektedir. Suda bulunan ve ön plana çıkan mineral flor dur. Su küçük bir havuzdan kaynayıp oradan büyük havuza aktarılmaktadır.

Bu orta havuzda bulunan kitabeler nedeniyle kaplıca Geç Roma ve Erken Bizans dönemlerine tarihlenir. Yapılan ilaveler ve onarımlar sonucunda orijinalliği bozulmuş olsa da yöredeki tek tarihi kaplıcadır. Kaplıcada bugün kullanılmayan ikinci havuz, Roma devri mimari özelliklerine sahiptir. Örgü tekniğiyle, horasan harçlı pişmiş tuğla örgülü kubbesi, sütun, sütun başlığı ve kaideleri ilgi çeker.

Bu kaplıcanın: idrar sökücü etkisiyle vücuttaki metabolizma artıklarının idrar yoluyla atılmasında ve asit ortamında oluşan taşların düşürülmesinde faydalı olduğu bilinmektedir. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tespitlerine göre, kaplıca suyunun yararlı geldiği hastalıklar şunlardır: eklem hastalıkları, kronik bel ağrısı, miyozit, tendinit, fibromiyalji sendromu, miyofasial ağrı sendromu gibi yumuşak doku hastalıkları, ortopedik operasyonlar sonrası ve uzun süreli hareketsiz kalma gibi durumlarda mobilizasyon ve rehabilitasyon çalışmalarında destekleyici ve tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılabilir.

Kaplıca suyu yaklaşık 4 kilometrelik borularla tesis yapılmak üzere Çorum-Amasya karayolu kenarına kadar taşınmıştır. Burada bir turizm tesisi yapılması düşünülmektedir.

Merzifon tanıtımı.

Göynücek tanıtımı.

Amasya tanıtımı.

Çorum tanıtımı.

Malatya Arapkir

Malatya Arapkir denilince, akla hemen üzüm gelir. Arapkir yazdım ama, birçok yerde de “Arapgir” olarak geçiyor. Arapkir ilçesine uğradım ve bir gün kaldım.

ULAŞIM

İlçe, il merkezi olan Malatya’ya: 114 km. uzaklıktadır. Arapkir-Sivas/Divriği arasındaki uzaklık: 75 km.  Arapkir-Elazığ/Keban arasındaki uzaklık: 45 km.

TARİHİ

İlçenin eski ismi: Daskuza. Yerleşim yerinin: MÖ.1200 yıllarında kurulduğu ve ilk yerleşimcilerin ise: Muşkiler olduğu sanılıyor. Yani, günümüzdeki Osmanpaşa Mahallesi.

Bölgede, daha sonra takip eden süreçte ise: Hititler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Anadolu Selçukluları, Anadolu Beylikleri ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır.

1178 yılında, Selçuklular ile birlikte, Türkler yörede egemenliği ele geçirirler. 1514 yılındaki Çaldıran Savaşından sonra ise, Osmanlılar bölgeyi fethederler.

Arapkir: 1924 yılında, Malatya iline bağlı bir ilçe olur.

Bir zamanlar, çok sayıda Ermeni yaşayan bu şirin ilçemizde, hala tek-tük Ermeni’ye rastlamak mümkün.

Malatya Arapkir

GENEL

İlçe, Doğu Anadolu bölgesinin, Yukarı Fırat bölümündedir. İlçe merkezinin rakımı: 1170 metredir. En yüksek yer ise, 2020 metre ile, Göldağı.

İlçe, dünyanın başka herhangi bir yerinde yetişmeyen: Siyah köhnü ve Aşık Beyazı isimli üzümleriyle ünlüdür. Her yıl, ilçede Eylül ayında “Bağbozumu” şenlikleri yapılmaktadır. Bunun dışında, bitki örtüsü: genel olarak bozkır.

Yörede, tipik karasal iklim hakimdir. Buna göre: yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve yoğun kar yağışlı geçer. Ancak, Keban Baraj gölünün etkisiyle, yörenin ikliminde, yakın geçmişten sonra, yumuşama görülmektedir. Özellikle, güneydeki bölümlerde, kar yağışı çok daha azdır.

KÖHNÜ ÜZÜMÜ

Sofralık ve şaraplık olarak üretilen üzüm: bölgeye has bir üzüm cinsi olarak biliniyor. Üzümler: önceki yıllarda, yük hayvanlarının sırtında, günümüzde ise motorlu araçlar ile, yöreye özgü, derin ve uzun sandıklarla taşınıyor. Bu tür üzümün: raf ömrü uzundur. Uygun ortamlarda: kış boyunca bekletilebilir. Ayrıca: uygun ortamlarda kurutularak kullanılır veya pekmez, pestil ve sirke yapılabilir.

NE YENİR

İlçede, yemenizi önerebileceğim yöresel tatlar: çarşı ekmeği ve kebap. Ancak, kebap deyince, karşınıza farklı bir şeyin servis edileceğini unutmayın. Dolmalık biberi, ipe geçirip, fırında pişiriyorlar. Onun adı: kebap. Ama, unutmayın buranın biberi, yani dolmalık biberi muhteşem güzel ve lezzetli.

NE SATIN ALINIR

İlginizi çekerse, buraya has bir hediyelik veya hatıra olarak: tahta-çivili ayakkabı satın alabilirsiniz. Günümüzde çok azalan, yöresel el emeği bu ürünleri mutlaka satın almalısınız.

Bunun dışında: Köhnü üzümü mamulleri, kara dut, kuru kayısı, pestil, pekmez ve bulgur satın alabilirsiniz.

Malatya Arapkir

GEZİLECEK YERLER

Malatya Arapkir Ulu Cami ve Hankah

ULU CAMİ VE HANKAH

Eski Arapkir bölgesinde: kayalık bir alandadır. Karşısında baktığınızda çok bir şey ifade etmiyor. Ama: muhteşem bir taş işçilik ve mükemmel pandantifler ve kemerler var.

Kitabesi yoktur. Ancak: 14.yüzyılda, İlhanlılar döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Yani: Arapkir Osmanlılara geçmeden önce yapılmış.

Yapının en gösterişli yanı: kuzey yönünde bulunan ana giriş kapısıdır. İşlemeli mihrabı da muhteşem. Taş işlemeciliği, buralarda üst düzeylere çıkmış. Süslemelerde: abartısız bitkisel ve geometrik şekiller var.

Yapı: yığma tekniğiyle, kesme taştan yapılmış olup, yörenin en gösterişli yapılarından biri olarak öne çıkmakta ve ziyaretçi çekmektedir. Caminin minaresi yok.

Cami yapısının hemen yanında: Karabaş-ı Veli Zaviyesi var. Bu iki bölümlü Hankah: mescit ve çilehaneden oluşuyor. Hankah’ın üst odaları, ulu caminin, görkemli taç kapısına bakıyor.

ARAPKİR KALESİ

Eski şehir bölgesinde, hakim bir noktada bulunan yapıdan, günümüze sadece birkaç burç ve duvar kısmı kalmıştır. Kale yapısı, özellikle içme suyuna ait kanal şebekesiyle ilgi çekiyor. Surlar: taş ve kireç harcı ile yapılmıştır. Kale bölgesinde, günümüze kadar herhangi bir resmi arkeolojik kazı çalışması yapılmamış.

Malatya Arapkir Meydan Köprüsü

MEYDAN KÖPRÜSÜ

Kozluk çayı üzerindedir. İlçe merkezinde, Osman Paşa mahallesindedir. Köprünün: tarihi ipek yolu üzerinde bulunması önemli. Yapı: iki kemerlidir. Kesme taştan yapılmıştır. Hemen yanında, Sultan Murat köprüsü var. Her iki köprüde, günümüzde kullanılmaktadır.

CAFER PAŞA CAMİSİ

Eski Arapkir bölgesinde, Osman Paşa Mahallesindedir. Yapı: 14.yüzyılda, Şeyh Masan tarafından yaptırılmış, İlhanlı dönemi eseridir. Kitabesine göre: 1693 yılında, Cafer Paşa tarafından tamir ettirilmiştir. Kare planlı yapı, tek kubbeli, tek minarelidir. Osmanlı  döneminde, gezgin dervişlerin barınma sorunlarını çözen çift işlevli camilerdendir. Minaresi: kare kaide üzerine, sekizgen papuçlu ve on iki köşesi olan bir gövdeden oluşur. Şerefesinin altında: üç sıra halinde mukarnaslar var. Halen ibadete açıktır.

MİR-İ LİVA AHMET PAŞA CAMİSİ

İlçe merkezinde: İsaoğlu Mahallesindedir. Osmanlı dönemi yapısı olan bu cami: 18.yüzyılda, Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami: kubbesizdir. Dikdörtgen planlı ve tamamen kesme taştan yapılmıştır. Minaresi: batı köşede ve taştan yapılmış olarak dikkat çekmektedir.

MOLLA EYÜP CAMİSİ

İlçe merkezinde, Osman Paşa mahallesindedir. Ispanakcı Mustafa Paşa kütüphanesi olarak da bilinir. Ancak, bugünkü görünümü, bir kütüphaneden ziyade, mescide benziyor. Yapıya, giriş kuzeydendir. Kesme taş ve moloz taş kullanılarak yapılan yapının üzeri kubbelidir. Günümüze, çok harap olarak gelmiştir.

Malatya Arapkir Gümrükçü Osman Paşa Camisi ve Hamamı

GÜMRÜKÇÜ OSMAN PAŞA CAMİSİ VE HAMAMI

Eski Arapkir bölgesinde, Arapkir çayı kıyısındadır. Kitabesine göre: 1787 yılında, Osmanlı paşalarından, Gümrükçü Osman Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapı: kesme taştan yapılmış olup, tek minarelidir. Son cemaat yeri ahşaptır. İyi bir restorasyondan geçirilen camide, çok değerli bir kuran-ı kerim bulunmakta iken ceylan derisine yazılmış, el yazmalı kuran-ı kerim, yakın zaman öncesinde çalınmıştır.

ÇOBANOĞLU KONAĞI

Osmanlı Paşalarından, Cevat Şakir Paşa’nın konağıdır. Giriş katı ile birlikte, 3 katlıdır. Duvarları taş malzeme ile örülmüş olup, aralara ahşap hatıllar atılmıştır.

Malatya Arapkir Millet Hanı

MİLLET HANI

İlçe merkezi, Köseoğlu Mahallesindedir. Mirtiva Ahmet Bey camisinin tam karşısında bulunuyor.

Malatya Arapkir Millet Hanı

Han: 1889 yılında, kilise vakfı tarafından inşa edilmiştir. Yapıldığı dönemlerde, burası, canlı bir ticaret merkeziymiş. Zaman içinde gerileyen ticaret ile birlikte, burası da terk edilmiş. Yani, bir zamanlar, burada üretilen her çeşit mal, dışarıya gönderiliyormuş. Günümüzde, han, restorasyona tabi tutulmuş.

ONAR KÖYÜ

İlçe merkezine 15 km. uzaklıktaki bu köy, özgün dokusunu kaybetmemiş olması ile ilgi çekiyor. Köy; sağlam ve kayalık bir zemin üzerine kurulmuştur. 600 yıllık bir “Cem evi” ne sahiptir. Köyün güneyinde: asırlık dut ağaçları ve Roma döneminden kalma kaya mezarları var. Köyde: şarapçılık yapılıyor.

Malatya Arapkir Ermeni Kilisesi

ERMENİ KİLİSESİ

Kilisenin adı: Apostalik kilisesidir. Arapkir ilçesinde, bir zamanlar, 11 bin civarında Ermeni yaşıyormuş. Bunlar: yörede 4 din kurumu ve 7 okul kurmuşlar. Bunlar: yörede, şarapçılık, iplikçilik ve ateşli silahlar yapıyorlarmış. Günümüzde: Arapkir ilçesinde, sadece 10 civarında Ermeni yaşıyormuş.

Divriği tanıtımı.

Keban tanıtımı.

Malatya tanıtımı.