Afyonkarahisar İhsaniye

frig vadisi.1
Afyonkarahisar İhsaniye

Afyon-İhsaniye arası:35 km dir.

GENEL

İhsaniye, Afyonkarahisar’ın 35 km. kuzeyinde, tabiat ve tarihin en cömert davrandığı ilçelerden birisidir. 1959 yılında ilçe olmuştur. İlçede: Kızılay Maden suyu fabrikası bulunmaktadır. Meşe, çam, ardıç ormanları ve koruluklarla çevrilidir.

İlçenin köklü bir mazisi vardır. Eski uygarlıklara beşiklik etmesi, onun tarihi çehresini güzelleştirmiştir. Ayazini; Kayıhan yerleşim birimleri: Kapıkayalar, Aslantaş, Matlaş ve Yılantaş gibi; Göynüş Vadisindeki yerler, Frigler döneminde yapılmış mezarlardır.

Ayrıca: Frig bölgesi diye anılan saha, bu yörenin, Frigler zamanında önemli bir yerleşim bölgesi olduğunu gösterir.

Afyonkarahisar İhsaniye
Afyonkarahisar İhsaniye

FİRİGLER

Frigler: MÖ 1200’lerde, Trakya ve Boğazlar üzerinden Anadolu’ya gelirler. İlk yıllarda: Trakya ve Güney Marmara Bölgesinde, geçici yerleşim merkezleri kurduktan sonra, Batı Anadolu’nun iç kesimlerine yayılırlar.

Anadolu dışından gelmelerine rağmen, kısa zamanda yerel kültürlerle kaynaşarak, Anadolulaşmışlardır. Özgün bir Anadolu kültürü oluşturmuşlar ve siyasi egemenliklerini kaybettikten sonra dahi, 1000 yılı aşkın süre kültürel anlamda varlıklarını sürdürmüşlerdir. Özellikle: efsanevi kralları Midas zamanında, güçlü bir devlet konumuna gelmişlerdir

Frigler: ölülerini; yer altında, ardıç ağacından kalaslar üzerinde yaptıkları odalarda: sedir üzerine yatırarak gömerlerdi. Sonradan da bunların üzerine toprak yığarlardı.

Frigler: gerçekten büyük bir uygarlık kurmuşlar. İki şekilde bölgeye yerleşmişler. Dağlık Frig bölgesi (buralar) ve Vadi Frig Bölgesi. (Gordion-Sivrihisar tarafları). Dağlık Frig bölgesi: Midas’ın Yazılıkaya anıtı dışında pek tanınmıyor.

ihsaniye.frigvadisi.1
Afyonkarahisar İhsaniye

GEZİLECEK YERLER

Frig vadisi gezi rotası şöyle olabilir. Önce: Ayazindeki: Metropolis. Sonra: Göynüş vadisine girin: Yılantaş ve Aslantaş anıt mezarları. Sonra: Göynüş vadisinden, Döğere geçin: Emre Gölü çevresindeki Frig yerleşimlerini gezin. Bu bölgede: Friglere ait eserler bunlar.

ihsaniye.ayazini.1
Afyonkarahisar İhsaniye Ayazini Köyü-Metropolis

AYAZİNİ KÖYÜ-METROPOLİS

Köy, tipik bir Anadolu köyü. Antik Metropolis kentinin üzerine kurulmuştur. Bu bölge: Frig döneminden Bizans’a değin, birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Yeni yapılan evleri, bir-iki motorlu aracı, elektrikli ev aletlerini bir kenara bırakırsak, aslında 8000 yıldan bugüne kadar fazla bir şeylerin değişmediğini hemen görebilirsiniz.

Ayazini köyünün hemen dışında: Ayazini kayalıkları vardır. Buralar: bir zamanlar Friglerin yaşam alanıymış. O dönemde, iklim şartlarından ve düşmanlardan korunmak için; bu kayaları oyarak yaşam alanına dönüştürmüşler. Sarnıçlar, toplantı salonları, yer altı sığınakları, mezar odaları ve tahıl depoları yapmışlar.

Bunun çarpıcı ve hatta muhteşem örnekleri, hemen karşınızdadır.
Friglerin yarattıkları bu yaşam alanı: Roma ve Bizans dönemlerinde de kullanılmıştır. Bu yüzden çevrede; o döneme ait çok sayıda kilise var. İşte bunlardan birisi.

Bu mezar odasının girişinde, Friglerden kalma bir kabartma bulunuyor. İki aslan ve ortasında ana tanrıça Kybele. Kybele kabartması: parçalanmış. İçeriye girdiğinizde ise Helen etkileri görüyorsunuz.

Mezar içinde: bir Medusa kabartması var. Medusa; mezarı soymaya gelenleri, taşa çeviren tanrıça Athena tarafından lanetlenmiş bir kadın. Başının çevresindeki halelerde yılanı tasvir ediyor.

Bu yılanlar, aynı zamanda, mezarı koruyorlar. Biri mezardan içeriye girdiğinde, saldıracağına inanılıyor. Dışarıda, Friglerin koruyucu aslanı, içeride Medusa.

Sırada, Friglerden kalma, bir başka yerleşim birimi var. Bu kayalıkların içi oyularak bir şehre dönüştürülmüş. 6 yada 7 katlı olduğu düşünülüyor.

Afyonkarahisar İhsaniye Ayazini Köyü-Metropolis
Afyonkarahisar İhsaniye Ayazini Köyü-Metropolis
Afyonkarahisar İhsaniye Ayazini Köyü-Metropolis

Ayazini bölgesinde bir de kilise var. Tüf sarp kayalık içinde kayaya oyulmuş bir kilisedir. Kilise yapısının özelliği dış cephe olarak kaya yüzeyine oyulmuş apsisi ve kubbeli olmasıdır. Apsisin yanlarında küçük apsis özelliğinde çukurlar vardır.

Ana bölüm haç tonozlu, orta kubbeli olup dört ayakla taşınmış olduğunu gösteren izler vardır. Çevresinde bitişik kaza odalarıyla birlikte MS 1000’li yıllarda yapılmış bir manastır yapısıdır.

Evet; Ayazin’ den çıkıyoruz ve Eskişehir’e doğru yürüyoruz. Anayoldan çıktıktan 4-5 km. sonra, sola saparak, Göynüş Vadisine yöneliyoruz. Elinizde iyi bir harita olması şart. Yoksa, buralarda kaybolmak içten bile değil. Zaman zaman durup köylülere sormakta yarar var. Çünkü, bazı haritalar yanıltıcı olabiliyor.

Anayol’dan ayrıldıktan 4-5 km. sonra; sizi Göynüş Kalesi karşılıyor. Göynüş kalesi: küçük bir tepenin üzerinde bulunuyor. Kale deyince, hani düşündüğünüz ölçüde büyük bir kale değil. İçi oyulmuş kaya kütleleri. O zamanlar kale olarak bu yapılar kullanılıyormuş.

aslantaş mezarı.1
Afyonkarahisar İhsaniye Ayazini Köyü-Metropolis

Ayazini kadar büyük olmamakla birlikte, içinde küçük odacıklar ve ambarlar bulunuyor. Ama en etkileyici manzara: Göynüş Kalesi’nin tam karşısında bulunuyor. Göynüş Kalesinin tam karşısında: Aslantaş var.

ASLANTAŞ

Bir anıt mezar. MÖ 7’nci yüzyılda yapıldığı sanılıyor. 10.5 metre yüksekliğinde. Özenle işlenmiş. Frig oyma sanatının en önemli göstergelerinden biri. Anıtın ön yüzünde: bir mezar kapısı var.

Bu kapının ardında da: mezar odası var. Kapının her iyi yanında: şaha kalkmış, iki adet kükreyen aslan kabartması ve aslanların ayaklarının dibinde de iki yavru aslan figürü var.

Ayrıca: bu aslanları içine alan bir hayat ağacı figürü var. Mezar odası: üçgen tavanlı, sol tarafta ölüyü yatırmak için sedir bulunan küçük bir odadır.

Aslantaş’ın, önemli bir kralın mezarı olduğu sanılıyor. Aslan; Frigler de, tanrıça Kybele’yi koruyan hayvanlardan biri olarak kabul ediliyor. Aynı zamanda: güç sembolü.

Afyonkarahisar İhsaniye Aslantaş

Bu anıt mezarı; ülkemizde bilen insan sayısı çok az. Turizm gelişmediği için, bu bölge, yani dağlık Frigya pek bilinmiyor. Bu açık hava müzesini gezmek için, en ideal mevsim: Nisan-Mayıs ayları.

Çünkü: çevre yemyeşil. Konaklama imkanları yok ama karavan veya çadır kullanabilirsiniz. Afyon ve Eskişehir’e yakın olduğundan, günü birlik turlarla da buralara gelebilirsiniz.

YILANTAŞ

Evet, devam ediyorum. Aslantaş’ın 50 metre ilerisinde, hemen yol üstünde, bir kısmı yıkılmış, Yılantaş Mezar anıtı var. Dev aslan kabartması yıkılıp, yola kadar ulaşmış. Bu anıt mezar: Aslantaş ile aynı kayalık üzerinde bulunuyor.

Yılantaş; Aslantaşa benzer bir anıtmezarmış. Zamanla depremler sonucu yıkılmış. Yerdeki taş parçalarından, bunu anlamak mümkün.

Burada tek sorun; bu anıta, neden Yılantaş denildiği. Yerdeki aslan başının çevresinde, bir yılana benzeyen bir figür var. Anıt parçalandığı için, onun iç kirişleri görülmekte olup, anıtın dış tarafında bir aslan kabartmasının yalnızca başı ve bir ayak kabartması kalmıştır.

Yılan kabartması; anıtın ön yüzünde ve alt taraftadır. Kapıda: birbirine sarılmış iki yılan kabartması ile kapının iki yanında da mızraklarıyla yılana saldıran iki savaşçı görülüyor. Bugün ters dönen kayanın altında olduğundan, görülmemektedir.

Mezarın içinde: boydan boya yüksek bir sedir dikkati çekmektedir. Bunun yanı sıra: duvar kenarlarında, kapının yanında, dört köşe küçük sekilerde bulunmaktadır. Yere devrilmiş kalıntılar arasında aslan figürlerine rastlanılır.

Büyük olasılıkla: bu mezar, aslantaştan daha görkemli bir mezardı. MÖ.700 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır.

Afyonkarahisar İhsaniye Maltaş

MALTAŞ

Birbirine yakın: Aslantaş ve Yılantaş anıtlarından, yaklaşık 500 metre uzaklıkta olup, bugün zeminde toprağa gömülü durumdadır. Üçgen çatılı, geometrik motifli ve yazıtlı tapınak cephesi yapılmıştır. MÖ.7’nci yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Kayanın doğu yüzünde, geniş bir kapı boşluğu açılmış ve üzerinde üçgen çatı ile ahşap bir eve benzetilmiştir. İstanbul Fransız Arkeoloji Enstitüsünün, 1938 yılında burada yaptığı kazılarda, anıtın planı çıkarılmıştır. Anıtın arkasında kuyu ve kapakları, bir de sunak bulunmaktadır.

Afyonkarahisar ve çevresinde, bunun gibi birçok anıt mezar bulunuyor. Oyma işinde çok ustalaşan Frigler, kaya bloklarını şekillendirerek, görkemli kaleler yada anıtlar inşa etmişler.

Evet: Göynüş Vadisinden, Döğere doğru devam ediyorsunuz. Bozulmamış köylerden geçeceksiniz. Manzara muhteşem. Sessiz sakin bir ortam. Yol boyu, kaya şekilleri dikkat çekici. Kapadokya kadar olmasa da çevre doğanın yarattığı güzelliklerle dolu.

Frigler kadar, doğa da, bu bölgede iyi çıkarmış. Her kaya bir anıt gibi. Friglerin yaptıkları ile doğanın yarattığı güzellik, zaman zaman birbirine karışıyor. Frigler, belki de doğayı taklit ettiler, kim bilir?

Evet, Frig ve daha sonraki dönemlere ilişkin tarihi eserlerin yoğun olarak bulunduğu bölgelerden biri olan Döğere geliyorsunuz. Döğer girişinde, sizi: Emre Gölü karşılıyor.

Harika bir yer. Göl manzarası muhteşem. Hemen karşıda: kırkmerdivenler kayalığı görülüyor. Ancak: bizim rotamız Aslankaya. Yani: Gölün diğer tarafına geçmek gerekiyor.

Emre gölünü dolaşıp, tam karşı tarafa geçeceksiniz. Tarlalar içinden ilerleyerek, Aslankaya’ya ulaşıyorsunuz. Heybetli bir kaya bloğu. İçi oyulmuş. Sağ tarafında: devasa bir aslan kabartması bulunuyor.

Etkileyici bir yapı. Yapının doğu yüzeyinde, anıt mezarın girişi var. Ama kapı dinamitle yok edilmiş. Anıtın içinde: Ana tanrıça Kybele’nin heykeli varmış. Ama defineciler, bu heykeli yok etmiş. Arkasında, bir şeyler aramışlar.

Evet: Kybele’nin bir zamanlar heykelinin bulunduğu anıtın ön yüzünde: üçgen alınlık ve alınlığın alt kısmında ise silinmiş Frig yazıları bulunuyor. Sağ tarafta ise, yaklaşık 5 metre yüksekliğinde bir aslan kabartması var. Dev kaya bloğu, büyük beceri ile işlenmiş.

Evet, tüm bunların yanında: Frig vadisinde; Kapıkaya I ve II anıtları ve Üçler kayası denilen bir bölge daha var. Bunlara ait kısa bilgiler veriyorum. Zamanınız olursa, bu anıtları da görebilirsiniz.

KAPIKAYA I. 

Liğen köyüne giden yolun üzerindedir. Buradaki kayanın doğu yüzüne, üçgen çatılı, ahşap bir eve benzer kabartma oyulmuştur. Kapısı üzerinde de, tanrıça Kybele ayakta tasvir edilmiştir. Bu kabartmanın da, MÖ.600 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır.

KAPIKAYA II

Emre gölü kıyısında, Bayramaliler köyünün doğusundaki kayalar üzerindedir. Kayalara oyularak ahşap bir ev şeklinde yapılmıştır. Burada da, tanrıça Kybele kabartma olarak işlenmiş, önünde de geniş bir sahanlık bırakılmıştır.

Büyük olasılıkla, burada Frig döneminde tanrıça Kybele onuruna törenler düzenleniyordu. Bu kabartmanın: MÖ.800-750 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır. Diğerine göre, daha kaba bir üslupla yapılmıştır.

üçlerkayası.1
Afyonkarahisar İhsaniye Üçler Kayası

ÜÇLER KAYASI

Üçlerkayası köyünün, 1000 metre güneybatısında, İhsaniye-Döğer yolu ile, Üçlerkayası köy yolu girişinin kuzey köşesindedir.
Burada: kayaya oyulmuş aile mezarları var. Üçlerkayası köyü yönünde ve kayalığın doğuya bakan cephesinde bulunan, beşik tonoz tavanlı mezar odası; tahrip olmuştur.

Kemerli tekne mezarlara sahiptir. Kemerler: kabartma kemer süsleme ile çevrilidir. Duvarlarda ve tavanda görülen nal benzeri kazıma motifler nedeniyle, yöre halkı tarafından, Nallı Kaya Mezar Odaları ismi verilmiştir.

Zemin kattaki mezar odasının büyük kısmı, yıkılarak tahrip olmuş ve mezar odası açık hale gelmiştir. Cephede görülen mezarın içe bakan kısmı kırılmıştır. Soldaki bölüm ise daha çok tahrip olmuş ve hayvan bağlama tokası bulunmaktadır.

İkinci katta bulunan beşik tonoz tavanlı mezar odası: daha az tahrip olmuş olup, üçü kemerli ve biri cephedeki mezarın önünde, zeminde olmak üzere, dört mezardan oluşmaktadır. Kayalığın üst kısmında: zeminde kazılmış mezarlar bulunmaktadır.

Ayrıca: zemine oyulmuş benzer mezarların; Nallı Kaya Mezar Odaları ile yakındaki Peynir Fabrikasının arasında yer aldıkları tespit edilmiştir. Bu alandaki mezarların; Üçlerkayası Köyü ile ilgisi yoktur.

Turizm kuşağı başlangıcında bulunan Nallı Kaya Mezar Odaları; yol kenarında olması, doğal ve insan tahribatına uygun olması nedeniyle, büyük ölçüde zarar görmüş olup, üst katta yer alan mezar odası diğerlerine göre daha iyi korunmuştur.

Afyonkarahisar İhsaniye Emre Gölü

EMRE GÖLÜ

İlçe merkezine bağlı Döğer kasabası ve Frig vadisi sınırları içinde olup, il merkezine 50 km uzaklıktadır.

Göletin büyüklüğü yaklaşık 5 km karedir ve derinliği bazı yerlerde 3 metreye kadar iner. Gölün kıyısında Frig kaya anıtlarının yanı sıra Yunus Emre Tekkesi de görülebilir.

Emre Göletinde piknik alanı ve sosyal tesis bulunuyor. Gölette gezmek için “Kral Midas” isimli Frig kayığına mutlaka binin, orijinal.

Ayrıca bisiklet, ATV ve motosiklet kiralayarak çevreyi gezebilirsiniz.

Afyonkarahisar şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Trabzon Tonya

tonya.1
Trabzon Tonya

Tonya, Trabzon il merkezine 68 km uzaklıktadır.  Vakfıkebir-Tonya arasındaki uzaklık 20 km. dir. Tonya, Trabzon ilinin denize sınırı olmayan tek ilçesidir.

TARİHÇE

Tonya ilçesinin ilk kuruluşu hakkında kesin bilgiler yoktur. Ancak buranın muhtemelen 13-14’ncü yüzyıllarda kurulduğu tahmin edilmektedir. Yöre: 1461 yılında Türklerin egemenliğine girmiştir. Ardından: Erzurum, Gümüşhane, Bayburt ve çevreden gelen Türkmen boyları, buraya yerleşmiştir.

Tonya’nın tarihi geçmişinde, I. Dünya savaşı sırasındaki Rus işgaline karşı yapılan yerli halk savunması önemli yer tutar. Harşit cephesinde bulunan Türk kuvvetleri bozulunca, Ruslar Tonya üzerine yürümüşler ve yerli halk ilçe merkezini terk ederek batıya göç etmiştir.

1916 yılında Tonya Ruslar tarafından işgal edilmiş ve 1918 yılında ise, düşman işgalinden kurtarılmıştır.

Trabzon Tonya

GENEL

Tonya uzun yıllar Vakfıkebir ilçesine bağlı iken, 1954 tarihinde ayrılır ve burada Belediye teşkilatı kurulur. İlk yıllardaki ismi: Orta Mahalledir.

Burası: Trabzon ilinin denize sınırı olmayan tek ilçesidir. Denizden yükseklik 730 metredir. Arazi genel olarak engebelidir. En yüksek tepe 1900 metre yükseklikteki Karakısrak tepesidir.

İklim: Karadeniz iklimi ile karasal iklim arasındaki bir geçiş iklimidir. Denizden gelen su buharı, yükselen tepeler üzerinde buharlaşır ve sis oluşur. Bu yüzden, özellikle yaz aylarında sisli gün sayısı fazladır. Arazinin büyük bölümü ormanlarla kaplıdır.

Tonya özellikle “mavi zakkum” olarak isimlendirilen “mavi yıldız” çiçeklerinin Nisan ayında açmaya başlaması ile ziyaretçi çekmektedir. Çünkü, manzara eşsizdir.

Tonya insanı hayvancılıkla geçinir. Çünkü dağlarda yukarı çıkıldıkça fındık kalmaz. Tonya’lıların bellerinde silah eksik olmaz. “Dik Horon” onların oyunudur, çok asabidirler, okuma oranı çok yüksektir. Bir kahvehaneye girseniz, oturanların onda sekizi üniversite mezunu, diğer ikisi ise yüksek okul mezunudur. Kimin belinde silah var deseniz, hepsi el kaldırır.

NE YENİR

Tonya’nın tereyağı çok lezzetlidir.

Trabzon Tonya

GEZİLECEK YERLER

Tonya ilçesinde, tarihi kalıntı bulunmamaktadır. İlçe genel olarak doğal güzellikleriyle önem kazanmaktadır. Tonya dağ ve yayla turizmiyle dikkat çeker.

Sazalan Yaylası

İlçe merkezine 24 km uzaklıktadır. Erikbeli yaylasının 5 km batısındadır. 1700 metre yükseklikteki yaylada, altyapı hizmetleri tamamlanmıştır.

Erikbeli Yaylası

İlçe merkezine 23 km uzaklıktadır. Burada yapılaşma yoktur, çadır ve karavanlarla konaklamak mümkündür. Yemyeşil bir tabiat, doğa yürüyüşü ve yerel ürünleri tatmak isteyenler, burayı gezmeyi tercih edebilirler.

Kuşdili beldesi-Kuşculu

Burada her yıl “Kuşdili Festivali” olur. Bunlar: yaklaşık 1.5-2 km uzaklıkta, ıslıkla, birbirlerine istedikleri her şeyi anlatabilirler. Sis dağına buradan çıkılır.

Kadırga Yaylası

Hava güzel olduğunda, her kez Cuma namazı kılmak için burada giderler. Fatih Sultan Mehmet, seferden dönerken, Kadırga yaylasına gelirler. Askerler “Sultanım bugün Cuma, Cuma namazını nerede kılacağız” derler.

Bunun üzerine, Fatih: Kadırga yaylasındaki  düzlüğü gösterir “ O düzlüğü taşlarla çevirin” der.

Askerler, düzlüğü taşlarla çevirirler ve burası 5000 kişilik bir namaz kılma yeri olur ve günümüze kadar gelir. Burası: çatısı olmayan camidir, 2 minaresi vardır ve sadece duvarları vardır. Evet: 5000 kişilik açık hava camisi ilgi çekmektedir.

Avusturya Viyana Gezi planı

Avusturya Viyana Gezi planı

Avusturya ülkesi 8 milyonun biraz üstünde nüfusa sahiptir. Ülke federal bir cumhuriyettir ve 9 federal bölgeden oluşur. Viyana hem başkent, hem de federal bölge özelliği taşır.

Viyana şehri ortalama 1,7 milyon nüfusa rağmen, yüzölçümü açısından: Ankara’dan daha küçük ve nispeten toplu. Eyalet olarak Viyana’nın nüfusu 2,5 milyon civarındadır.

Yani: günün erken saatlerinde başlayacağınız bir tur: büyük olasılıkla, gece geç saatlerde tamamlanabiliyor.

Yani: zaman sıkıntınız varsa, bu şehri gezmek için, bir gün bile yeter. Ancak: elbette, müzeler ve alışveriş merkezlerinin, akşam saat: 19.00’da kapanacağını dikkate almanız gerekiyor.

Bu saat: Cumartesi ve Pazar günleri, yani tatil günleri, bazen 18.00 olabiliyor. Bu belirttiğim saatlerden sonra, şehirde bir tane alışveriş merkezini açık bulamasınız.

Ekonomik olarak çok yüksek konumdadırlar. Kişi başına düşen milli gelir, 45-46 bin dolar civarındadır.

Ekonomik kaynaklar ise: endüstriyel anlamda çok önemli yatırımlar, otomotiv sektörü, silah sektörü, kimyasal ham madde, plastik ham madde sektörleri başı çeker.

Birkaç markaları dünyaca ünlüdür ki, başta “Redbull” denen enerji içeceği, silah sektöründe “Glock” benzin daha doğrusu petrol rafineri sektörü önem kazanmaktadır.

Ülkemizdeki Petrol Ofisinin sahibi Avusturyalılardır.

Turizm ülke için inanılmaz bir değerdir. Bu turizmde, yaklaşık 10-11 milyon insan ülkeyi ziyaret eder.

Özellikle: kültür turizmi yanında, doğa turizmi, Alp dağları, göller bölgesi ve bunların hepsi toplandığında, ülkeye yıllık 20 milyon turist gelir.

Nüfusu 8 milyon olan ülkeye gelen 20 milyon turist, iyi bir turizm geliri yaratmaktadır. 171

Viyana şehri, günümüzde 23 bölgeden oluşuyor.

Avusturya Viyana Gezi planı;

Örneğin: Innere Stand bölgesine, aynı zamanda “1. Bölge” deniliyor. Şehir: 1850 yılında, bugünkü 1. Bölgenin büyük bölümünü oluşturan tarihi kent içinde kurulmuş. İmparator Franz Joseph döneminde, kentteki ilk genişleme yapılır.

Kentin yakın çevresindeki varoşlar, kentin bugünkü 9. bölgesine kadar olan ilçeleri oluşturacak şekilde, kente dahil edilir. 1892 yılında ise, kent tekrar genişletilir ve toplam 19 bölge oluşur.

1900 yılında, 2.bölgenin kuzey kesimi, 20 bölge haline gelir. Bölge isimleri, cadde ve sokak tabelalarında rakamla ifade ediliyor.

Günümüzde: kentin 1. bölgesinde: şehrin zengin ve itibarlı kişileri oturuyor. 3.bölgesinden itibaren ise: yabancılar (Macarlar, Sırplar, Slovaklar, Türkler, Yunanlılar gibi) oturmaktadırlar.

Viyana şehrini, en fazla 3 günde tamamen gezebilirsiniz. Ancak, genelde, paket programlarda, Viyana şehrine, bir tam gün veriliyor. Şehir içinde, her ne kadar ulaşım sıkıntılı olmasa da, ben size kesinlikle yürüyerek gezmeyi öneriyorum. Bu şekilde, şehirdeki tüm güzellikleri keşfedebilirsiniz.

Havaalanı

Hava alanında, gelen yolcu katında bulunan “Turizm Ofisi” veya başka bir yerden, mutlaka Viyana şehir haritasını edinin. Benim yazılarımı okuduktan sonra, şehirdeki zamanınız ve ilgi düzeyiniz, tercihlerinize göre, görmek istediğiniz yerleri belirleyin ve bunları şehir haritası üzerinde işaretleyerek, en uzaktan başlayarak, şehir merkezine doğru, kendinize bir gezi planı yapın.

Bu şekilde, şehri gayet güzel gezebilirsiniz. Ulaşım İstanbul-Viyana arasında, yaklaşık 2 saat sürüyor yani uçak havada 2 saatlik bir yolculuktan sonra Viyana’ya ulaşıyor.

Viyana havaalanı gayet düzenli ve güzel, polisler sıkıntı yaratmıyor, pek fazla sıra beklemeden pasaport kontrolü yapılıyor ve ardından yine hızlı şekilde bavulların yani bagajların alındığı bölüme geçiliyor. Viyana havaalanında, başka yerlerde pek rastlanılmayan bir özellik gördüm. Hava alanında 2 tane süpermarket var.

Özellikle Spar isimli süpermarket çok büyük, bol çeşitli, uygun fiyatlı ve merkezi bir yerdedir. Viyana’dan almayı unuttuğunuz bir şeyler varsa, buradan rahatlıkla satın alabilirsiniz, hatta et ürünleri dahi satılıyor.

Son olarak: sizleri şu konuda uyarmak istiyorum. Viyana, genelde pahalı bir şehirdir. Özellikle: turistik yerlerini gezeceğim diye, birinci derece yerlere  takılırsanız, süper para harcarsınız. Öyle ki, gezinizin ikinci günü, ne kadar para harcadığınıza baktığınızda, ortaya çok yüksek rakamlar çıkabiliyor.

Özellikle

yiyecek konusunda dikkatli olmanız şart ve burada geçireceğiniz birkaç gün: fast-food restoranlarına giderek, gıda ihtiyaçlarınızı ucuz yollu karşılayabilirsiniz.

Ama bu fast food restoranlarının da ucuz olduğunu düşünmeyin, bir hamburger menü, 5-8 Euro civarındadır, yani şehir pahalıdır. Şehirde alışveriş yapmak istiyorsanız, mutlaka süpermarketleri tercih edin.

Şehrin birçok yerinde “Billa” ve “Spar” isimli süpermarketler var ve bunların fiyatları ucuz, ancak bunlara giderken yanınızda naylon veya bir tür çanta bulundurmayı unutmayın, çünkü alışverişin ardından bizdeki gibi çanta veya poşet vermiyorlar veya para ile satın almak zorunda kalıyorsunuz, bence yanınızda birkaç küçük poşet veya çanta sürekli bulundurun.

Bir önemli husus ta, bu süpermarketler, saat 19.00 da kapanıyor.

Yoksa; şehirde, bir şişe su: 2.5 Euro’ya satılıyor. Fakat, bir kadeh şarap: 1 Euro bile değil. Yani: hani derler ya “sudan ucuz” diye, burada bu gerçek. Ancak su pahalı dedim de, bir özellik daha var, Viyana şehrinde çeşmelerden akan sular rahatlıkla içilebiliyor, hatta çeşmeden akan suyun, şişede satılan sudan daha temiz ve lezzetli olduğunu söyleyenler de var, yani bence çeşmeden akan suları rahatlıkla içebilirsiniz.

Şehrin bazı yerlerinde çeşmeler var, insanlar bunlardan kendi şişelerini doldurup içiyorlar. Yoksa şişe suyu gerçekten pahalı.