Kanada Ottawa

ottova.harika bir fotoğraf.kanal boyu.1
Kanada Ottawa

Şehrin nüfusu: 1.055.000 dir. Kanada’nın dördüncü büyük şehridir. Federal yapının: başkentliğini yapar.

Aynı zamanda: G-8 ülkelerinin oluşturduğu birlikteliğin de başkentliğini yapar. Şehirde: yaşam kalitesi, son derece yüksektir.

Ottowa harika bir şehirdir. Her zaman klasik başkent denir, ancak Ottowa’da bir başkent havası almak pek mümkün olmaz. Yemyeşil bir kent. Evet deniz yok ama denizi aramazsınız.

Göl ve nehirler var, kanal var. Manzaranın güzelliğini anlamanız için görmeniz gerek. Başkent değil ama tam bir tatil beldesi havası alınıyor. Sizi şehir rahatlatıyor ve gülümsetiyor. Ayrıca gezilecek bir çok yer var.

Şehrin, temel gelir kaynaklarından biri de turizmdir. Bu nedenle: turizm açısından: renkli anıtları, birinci sınıf müzeleri, seyir zevki veren su yolları ve zarif parklarıyla ünlüdür.

Tüm yıl boyunca: turistik aktiviteler düzenlenir. Turistler: gerek yaz ve gerekse kış mevsimlerinde, bu şehirde yapacak bir şeyler bulurlar.

Yazın: açık havada, müzik festivalleri düzenlenir.

Kışın ise, yine açık havada, büyük eğlenceler yapılır. Özellikle: kışın, dünyanın en büyük buz pateni pisti buradaki kanalda oluşur ve Kuzey Amerika’nın en büyük kış festivali düzenlenir. Bu büyük buz pateni pisti üzerinde: Kanada hükümet üyeleri ve bürokratlar: kışın işlerine giderken, donan Ridean kanalı üzerinde, paten ve kayak kullanırlar.

Ottowa şehri denilince, öne çıkan diğer hususlar ise şunlardır: Bu şehrin bizim yani Türkler açısında önemi: Kanada Parlamento’sunda kabul edilen “Ermeni Soykırımı” yasa tasarısı ve “Kara Mayınlarının imha edilmesi” hakkındaki uluslar arası sözleşme.

1 Mart 1999 tarihinde yürürlüğe giren anti-personel mayınların kullanılması, stoklanması, üretilmesi ve transferinin yasaklanması ve imhasına dair sözleşme: Ottowa Antlaşması adı altında, 131 ülke tarafından onaylanmış ve 146 ülke tarafından imzalanmıştır. Türkiye’nin de imzaladığı bu sözleşmeye: ABD ve Irak taraf değildir. Pentagon “kara mayını kullanma hakkını elinde bulundurmakta” olduğunu açıklamıştır.

Kanada Ottawa

Son olarak: Ottowa şehrinin, diğer Kanada şehirleri gibi: bir buz hokeyi şehri olduğunu ve Üniversitelerdeki eğitimin: gerek kalite ve gerekse ekonomik anlamda; Amerikan ve İngiliz üniversitelerinden daha önde olduğunu söylemek istiyorum.

ULAŞIM

Toronto’dan Ottowa’ya giderken yoğun trafiğe yakalanırsanız, biraz uzun bir sürede gidersiniz. Ancak normal şartlarda 6 saatlik bir otobüs ya da 2 saatlik bir tren yolculuğu ile bunu yapabilirsiniz. Sadece tren maliyetleri düşünülenin aksine çok pahalıdır ve büyük olasılıkla otobüs tercih etmelisiniz. Yolculuk uzun sürse de buna değer, çünkü Ottowa mutlaka görülmesi gereken bir şehirdir.

 

NE YENİR

Ottowa’da: en lezzetli yiyecek bir pastadır. Bu lezzetli pastanın adı: Beaver Tail.

Kanada Ottawa Kent içi Ulaşımı

KENT İÇİ ULAŞIMI

Merkezi hükümet binalarına ulaşımı engellemek üzere: caddelerin çoğu tek yönlü olarak düzenlenmiştir. Bu karmaşık sistem içinde: nehirler kıvrıla kıvrıla ilerler, kanallar tam bir karmaşa yaratır. Sonuçta: kent merkezine ulaşmak, sinir bozucu bir hale geliyor.

Ayrıca: caddelerin numaralandırılmasında herhangi bir düzen yok. Bu yüzden: adres ararken ve gezerken dikkatli olmak gerek, kaybolabilirsiniz.

Kanada Ottawa Parlamento Bölgesi

PARLAMENTO TEPESİ BÖLGESİ-PARLİAMENT HİLL

Parlamento Tepesi, Kanada’nın en ikonik yerlerinden biridir ve Kanada’nın başkentini ziyaret ettiğinizde mutlaka görülmesi gereken bir yerdir. Tarihi Neo-Gotik Parlamento binaları, Ottawa şehir merkezindeki görkemli Ottawa Nehrine bakan bir tepenin üzerinde yükselir.

Binalar ülkenin federal hükümetine ev sahipliği yapsa da ziyaretçiler tüm yıl boyunca ücretsiz turlar ve programlar ile tesisi gezebilirler. 

PARLEMENTO BİNALARI

Evet: 1916 yılında, büyük yangından sonra, restore edilmiş. Neo-Gotik tarzda, etkileyici bir yapıdır. Parliament Hill (Parlamento Tepesi) olarak bilinen bir kayanın üzerine kurulmuşlar ve Ottowa ırmağına hakim konumdadırlar.

Peki hangi binalar var. 

Parlamento Tepesinin batı bloğunda: Avam kamarası var. Kanada Senatosu binasında Senato ve Merkez Blokta Parlamento binası bulunmaktadır. 

PEACE TOWER

Dört tarafında saatler var. 53 adet çanı ve 98 metre yüksekliğindeki kulesi, hemen göre çarpıyor. I. Dünya Savaşı anısına yapılmış, merkez blokun önünde inşa edilmiştir. Kulede: bir gözlem terası var. Hemen saatlerin altında ve kentin bütün güzelliklerini gözler önüne seriyor. Asansörle: buraya çıkın.

Buradaki geziniz: Senato ve Avam Kamarasından başlıyor.

PARLEMENTO KÜTÜPHANESİ

Merkez blokun kuzeyinde: cam kaplamalı bir yapı. 1916 yılındaki yangından, mucize eseri kurtulmuş. Muazzam Gotik kubbenin hemen altında, Kraliçe Victoria’nın mermer bir heykeli var. Tanrıçaları andıran bu heykelin çevresinde: Kanada’nın eski başbakanlarının heykelleri sıralanıyor.

Kanada Ottawa Parlamento Bölgesi

Parlamento Tepesi: sık sık: Valinin Muhafız Alayındaki; 125 askerle yapılan, muhafız değişiminin tantanası ile yankılanıyor. Bunu görmek isterseniz: saat: 09.45 de orada bulunmanız gerek. Parlamento binalarında: yaz akşamlarında, ses ve ışık gösterileri yapılıyor. Bu gösteride: İngilizce ve Fransızca  dönüşümlü olarak, Kanada tarihi, 30 dakika süre ile anlatılıyor.

Kanada Ottawa Spark Street Mall

SPARK STREET MALL

Şehrin ilk asfalt caddesidir. Kentin, hatta ülkenin trafiğe kapalı ilk yaya bölgesidir. Burayı: sokak müzisyenleri ve palyaçolar şenlendirir. Alışveriş mekanının çevresi: lüks ofis binalarıyla çevrilidir.

BANK OF CANADA

Kent St. ve Bank St. arasındadır. 12 katlı ve aynalı yapı, Arthur Erickson imzasını  taşıyor. Muhteşem zarif bir yapı. Binanın bakır iskeletinin yüzeyindeki yeşil bakır bölüm: Parlamento binalarının bakır çatılarına, bir saygı duruşudur.

İçeride: bir müze var.

CONFEDERATİON SQUARE:

Trafikteki izdiham nedeniyle: halk arasında, kargaşa meydanı diye biliniyor. Üç taraflı bir meydan. Burada: I. Dünya Savaşına katılan, 22 asker ile bir atın çektiği top; heykelinden oluşan “National War Mermorial” a dikkat edin.

Çok ilginçtir ki: bu anıt: İngiltere kralı VI. George tarafından, I. Dünya Savaşı başlamadan, yalnızca üç ay önce, buraya gönderilmiş. Yine: meydanda, bir sanat merkezi var.

NATİONAL ARTS CENTRE

1969 yılında inşa edilmiş. Meydanda bulunuyor. Başkentin: bale, opera ve tiyatrosunu bünyesinde barındırıyor. Ancak: Rideau Kanalına nazır, yazlık bira bahçesi; çok rağbet görüyor.

Meydanın: kuzey tarafında, bir otel var.

CHATEAU LAURİER OTELİ

Demiryolu otelidir. Kanada Pasifik tarafından inşa edilmiştir. Rönesans kalesi tarzındaki yapı, 1912 yılında bitirilmiştir.

Kanada Ottawa Rideau Kanalı

RİDEAU KANALI

Burası UNESCO Dünya Mirası Alanı, Ottawa’nın büyüleyici şehir merkezinde zarif bir şekilde yolunu çizen önemli bir cazibe merkezidir. 

Yaz aylarında Ottawa nehri ile Rideau Kanalını birbirine bağlayan sekiz devasa köprünün açılışı hala manuel olarak yapılmaktadır. Gezi teknelerinin geçmesine olanak tanıyan kapıları açmak ve kapatmak için dökme demir vinçleri elle çeviren Parks Canada personelini izleyin.  

Ottawa’lılar; Ottowa ırmağından, Ontario Gölüne kadar, 200 km. boyunca akan kanalın: kışın “dünyanın en uzun kayak pisti” olduğunu söylerler. Burada 20 km lik kanal üzerinde paten yapılıyor. Yaz aylarında ise, kanalda: tekne turları ve kano gezintileri düzenlenir.

Ayrıca: bisiklet kiralayarak, kanal boyunca gezinebilirsiniz. Arazi çoğunlukla düzdür ve yol boyunca uzanan bahçeler, parklar, çiçekler, sonbaharda ise sonbahar renkleri izler. 

Suda Tekne Gezisi

Mayıs Ayından Ekim ayına kadar insanlar Rideau Kanalının sakin sularına akın ediyorlar. Rideau Canal Cruises, sizi Ottawa şehir merkezinden pitoresk Dows Gölüne götüren çevre dostu bir elektrikli tekne gezisi düzenlemektedir.

Arkanıza yaslanın, rahatlayın ve yol boyunca kanal ve şehir hakkında canlı anlatımın keyfini çıkarın. Kendi motorlu teknelerine sahip olan tekne meraklıları, isterlerse Kington’a kadar olan 202 km kadar  manzaralı su yolu boyunca gezebilirler. 

Kanada Ottoaa Downtown Rideau

DOWNTOWN RİDEAU

Şehrin, alışveriş, sanat ve tiyatro bölgesidir. Alışveriş yapanların favorisi olan 180 mağaza ve 300 den fazla ev perakendecisi, cadde boyunca yerleşmiştir. Ayrıca, burada sanat mahkemesi var. Ottowa Sanat Galerisi ve Ottowa Küçük Tiyatrosu ile Ulusal Sanat Merkezi buradadır.

Rideau Kanalının, öteki yanında: Parlamento semtinin yakınında: bir market var.

ottova.şehir.genel.1
Kanada Ottawa Byward Market

BYWARD MARKET

Bu market: Sussex Drive’ın bir blok doğusunda ve Rideau Street’in  kuzeyindedir. Burası: 1846 yılından bu yana: kent merkezinin en sevilen buluşma mekanıdır. İlk yıllarında: çevredeki çiftlikler için, burada bir takas dairesi işlevi görüyormuş.

Tezgahlardan yalnızca bir tanesi: 1846 yılından kalma, çünkü Pazar yeri restore edilmiş ama yine de 19. yüzyılın atmosferi büyük ölçüde korunuyor. Burada: güzel bir kahvaltı yapabilirsiniz. Çünkü: zengin sebze ve meyve tezgahları var. Ayrıca: bitki ve çiçek satılıyor. 100 civarında satıcı var.

Üstelik: her gün açıktır (Pazar günleri dahil). Bu da muhteşem bir özellik, çünkü, bu şehirde, memurlar akşam evlerine gidince, her yer kapanır. Günümüzde: burada: 80 restoran ve kafe, gelişen bir gece hayatı var.

Kanada Ottawa Banka Street Promenade

BANKA STREET PROMENADE

Burada: 500 dükkan, barlar, restoranlar ve gece kulüpleri ve özel mağazalar var. Alışveriş için bu caddenin geniş kaldırımlarında:  modayı kapsayan, elektronik ve ev dekorasyonu ve çok daha fazlasını bulabilirsiniz. Aynı şekilde: kahvaltı ve akşam yemekleri için: Ortadoğu mutfağı, pizza, kahve dükkanları ve daha fazlasını bulabilirsiniz.

Kanada Ottowa Glebe

GLEBE

Banka Street’in biraz güneyindedir. Yerel restoranlar ve alışveriş mağazaları var. Burada: alışveriş için, moda mağazaları ve butikler var. Ayrıca: İtalyan, Hint ve Meksika restoranları bulunuyor. Kışın, buradan, Kanal Skatewaya kolayca ulaşılır.

Kanada Ottawa Chinatown

CHİNATOWN

Şehirde: Somerset West’dedir. Asya mutfağından lezzetler sunan restoranlar vardır. Alışveriş için odak noktasıdır. Dükkanlardan alışveriş yapabilir ve Uzakdoğu ürünleri ve gıdalarını keşfedebilirsiniz.

Kanada Ottowa sussex Drive

SUSSEX DRİVE

Cadde: Ottowa ırmağı boyunca, şehirde: büyükelçilik ve bakanların evlerinin bulunduğu, kentin en şık mahallesine doğru uzanır. Cadde üzerinde: büyük geçit törenleri yapılır. Ayrıca: şık butikler, restoranlar ve sanat galerileri var.

NOTRE-DAME BASİLİCA

Burası bir kilise. Neo-Gotik tarzda bir yapıdır. Katedralin sivri uçlu kulesi: 1858 yılında yapılmıştır. Katedralin tamamı ise: 1890 yılında bitirilmiştir. Quebecli heykeltıraşlar: Louis Philippe Hebert, Philippe Parizeau ve Flavien Rochon tarafından: kilisenin: vaiz kürsüsü, koro bölmesi, orgun bulunduğu balkon ve rölyefler yapılmıştır.

NEPEAN POİNT PARK

St. Patrick Street’den buraya saparak gelebilirsiniz. Burada bir heykel var. Quebec’in kurucusu: Samuel Champlain heykeli. Yanında: bir Huron yerlisi keşif eri bulunuyor. Heykel: Ottowa nehri boyunca, batıya bakıyor.

24.SUSSEX DRİVE

Bu gri taş bina, yeşilliklerin arkasına saklanmıştır. Kanada Başbakanının konutudur.

RİDEAU HALL

Yolun hemen aşağısındadır. Genel Valinin oturduğu, kraliyet resmi konutudur. Resmi durumlar dışında; çimenlerle kaplı geniş bahçelerde dolaşabilirsiniz. Aksi halde, zaten İngiliz üniformalı askerler izin vermiyorlar. Burada: Valinin kızağını ve kayak pistini de görebilirsiniz.

ROCKELİFFE PARK

Cadde, daha sonra, mükemmel bahçelerin ve güzel malikanelerin bulunduğu bu park çevresinde dolaşıyor. Parktaki araba yolunu takip ederseniz: Gözlem Yerine ulaşırsınız. Buradan: Ottawa Irmağı’nın harika manzarasını ve Gatineau Nehri’nin ağzını görebilirsiniz.

Kanada Ottawa Müzeler

MÜZELER

Kanada Ottowa National Gallery of Canada

NATİONAL GALLERY OF CANADA-KANADA ULUSAL GALERİSİ

Sussex Drive’da, Notre-Dame Basilica’nın hemen karşısındadır.

Çarpıcı granit ve cam bina, Moshe Safdie tarafından tasarlanmıştır. Binanın hemen önünde Louise Bourgeois’in 9 metrelik örümcek heykeli var. 

Güzel bir mekan, buraya yarım gününüzü ayırmanız gerekir. Burada: Kanada sanatçılarının en seçme yapıtlarının yanı sıra, ülkenin en iyi klasik ve modern Avrupa sanatı koleksiyonları var.

Bina: cam ve çelik konstrüksiyon. Büyük salonun ve diğer galerilerin doğal gün ışığı ile aydınlatılmasını sağlıyor.

Galeride çeşitli koleksiyonlar var.

Avrupa Koleksiyonu

Kanada’nın en iyi Avrupa Koleksiyonudur.

14. ve 18. yüzyıl arasındaki dönemin en önemli yapıtları arasında: Simone Martini’den “İskenderiyeli Azize Katerina”, Cranach’dan “Venüs”, Hans Buldung Grien’den “Havva, Yılan ve Ölüm”, Hans Memling’den “Bakire, İsa ve Aziz Antonius”, Bronzino’dan “Bir adamın portresi”, Annibale Carracci’den “Aziz Francesconun görüsü”, Rubens’ten “İsa’nın mezara konması”, Rembrant’tan “Ester Asheverusla konuşmaya hazırlanıyor” yer alıyor. 19. yüzyıl koleksiyonu: Turner, Constable, Pissarro, Monet, Degas ve Cezanne’nin çalışmalarını içeriyor.

Çağdaş Sanat Koleksiyonu

Amerikalı sanatçıların eserlerinden oluşan koleksiyonlarda: Jackson Pollock, Barnett Newman, Kenneth Noland’ın çalışmaları ön plandadır. Bu koleksiyonlardaki, Kanadalı sanatçıların en önemlileri: Guido Molinari, Yves Gaucher ve Michael Snow’dur.

Kanada Koleksiyonu

Bu koleksiyonda: ilk yerleşimlerdeki, gündelik hayatı ve manzaraları resmeden: 19. yüzyıl klasiklerinin yanı sıra: Tom Thomson ve Yediler Gurubunun en iyi çalışmaları var.

CANADİAN MUSEUM OF HİSTORY-KANADA TARİH MÜZESİ

Kanada’nın en çok ziyaret edilen müzesidir. Ülkeyi şekillendiren olaylar, insanlar ve nesneler sergileniyor. Bu mimarı mücevher: Gatineau, Quebeck’tte, Parlamento Tepesinden doğrudan Ottawa nehrinin karşısındadır. 

Büyük Salonda: dünyanın en büyük kapalı mekan totem direkleri koleksiyonu bulunuyor. 

Birinci Halk Salonu: Kanada’nın yerli uluslarının gelenekleri ve başarıları hakkında bilgi verilir. 

Kanada Tarih Salonu: Kanada tarihiyle ilgili şimdiye kadar oluşturulmuş en büyük ve en kapsamlı sergidir. 

Kanada Çocuk Müzesi: Burada interaktif bir maceraya çıkmak mümkündür. Dev ekranlarda muhteşem 2D ve 3D filmleri heyecanı yaşayın. 

VİCTORİA MEMORİAL BUİLDİNG

Metcalfe ve McLeod Caddelerindedir. 1841 yılında: jeolojik araştırmalarda gün ışığına çıkarılmış hazineler burada sergileniyor.

NATİONAL MUSEUM OF NATURAL SCİENCES

Binanın doğu kanadındadır. Buradaki en ilginç bölüm: Alberta’da yapılan kazılarda, ortaya çıkarılan: 75 milyon yıllık hayvanlara ayrılmış olan “Dinasaur Court” dur. Evet: burada, Kanada’nın zengin doğal yaşamını gözlemleyebilirsiniz.

NATİONAL MUSEUM OF SCİENCE AND TECHNOLOGY

Laurent Boulevard’dadır. 17 Kasım 2017’de Kanada Bilim ve Teknoloji Müzesi, tarihinde önemli bir an yaşadı. Müze, 3 yıllık bir kapanış ve ilk olarak 1967’de açılan binasının tamamının yenilenmesinin ardından yeni bir sayfa açarak kapılarını yeniden ziyaretlere açtı. 

Bilimi: oyun ve eğlence ile ele alan bir müzedir. Kanada’nın bu en büyük müzesinde: gökyüzüne bakabileceğiniz kocaman bir teleskop var. Müzede: ayrıca, antika arabalara ve en önemlisi, büyük buhar çağından kalma eski trenlerin büyük motorlarına da yer verilmiştir.

NATİONAL AVİATİON MUSEUM

Rockcliffe havaalanındadır. İlk uçan makinelerden başlayarak, iki ve üç motorlu uçaklarla ve dünya savaşlarında kullanılan büyük savaş uçaklarıyla, havacılık  tarihinin izleri sergileniyor. Ayrıca: Britanya İmparatorluğunun, 1909 yılında havalanan ilk uçağı “Silver Dart” da burada bulunuyor.

II. Dünya Savaşından kalma, 3 hangarda: yaklaşık 100 tane uçak sergileniyor. Savaş uçaklarının bir çoğu: her yıl, Haziran ayının ikinci Pazar günü kutlanan Havacılık gününde: yeniden göklerde süzülüyor.

Kanada Ottawa Canadian War Museum

CANADİAN WAR MUSEUM-CANADA’S NATIONAL MUSEUM OF MILITARY HISTORY

Kanada Savaş Müzesi, Kanada’nın ulusal askeri tarih müzesidir ve silahlı çatışmaların araştırılması ve anlaşılması konusunda dünyanın en saygın müzelerinden biridir. 

Müzenin kökeni, öncelikle milis eserleri koleksiyonundan oluşan 1880 yılına kadar uzanıyor. Müze, 8 Mayıs 2005 tarihinde Ottawa şehir merkezindeki LeBreton Flats sitesindeki yeni yerinde açılmıştır. 

Müzenin koleksiyonları: nadir araçlar, toplar, üniformalar, madalyalar, kişisel anılar ve Beaverbrook Savaş Sanatı Koleksiyonundaki 14 bin eser dahil olmak üzere dünyanın en iyi askeri varlıkları arasındadır. Toplamda koleksiyonda 3 milyondan fazla eser, örnek, sanat eseri, yazılı belge, ses ve görüntü kaydı yer alıyor. 

Buradaki sergilemeler : ganimet olarak toplanan kafatasları ve yüzülmüş kafa derilerinin de sergilendiği: Kızılderili savaşlarıyla başlıyor. II. Dünya Savaşındaki “Normandiya Çıkartması” ile sone eriyor.

Mareşal Göring’in: zırhlı Mercedes Benz aracı, modern bir savaş ganimeti olarak sergileniyor. Silahlar: Kızılderililerin savaş baltalarından, günümüzdeki uzun menzilli güdümlü füzelere kadar, çeşitlilik gösteriyor.

CURRENCY MUSEUM

Kent ve Lyon Caddeleri arasındaki, 245 Spart Street’te bulunuyor. Burada: Pasifikteki Caroline Adalarından gelme, 3 tonluk, bir taş “sikke” bulunuyor. Müze: yerlilerin boncuktan ve deniz kabuklarından yaptıkları paralar, kunduz postları ve battaniyelerin yanı sıra, koloni devrinde ve modern zamanlarda kullanılan, madeni ve kağıt paralarla doludur.

CANADA AVIATION AND SPACE MUSEUM

Ottawa’daki 24 Sussex Drive adresindeki Başbakanlık konutundan sadece 5 km uzaklıkta, eski bir askeri  hava üssünde yer alan Kanada Havacılık ve Uzay Müzesi, 1909’daki başlangıcından günümüze kadar uluslararası bağlamda Kanada’daki havacılığa odaklanıyor.

Müzenin koleksiyonunda kendisi hem sivil hem de askeri hizmetlerden 130’dan fazla uçak ve eserden (pervaneler, motorlar) oluşuyor.

Kanada’nın başarılarına özel ancak ayrıcalıklı olmayan bir referans veriyor. Kanada’nın en kapsamlı havacılık koleksiyonuna sahip olan bu müze, aynı zamanda dünyanın en iyi havacılık müzelerinden biri olarak da kabul edilmektedir.

Müzenin öne çıkanları arasında ünlü Avro Arrow’un hayatta kalan en büyük parçaları (burun kısmı ve iki kanat ucu), Endeavor uzay mekiğinde kullanılan orijinal camadarm, İkinci Dünya Savaşından kalma Lancaster bombardıman uçağı ve Life in Orbit The International yer alıyor. 

 

BYTOWN MUZESİ

Müze: Ottawa Locks’un yanında, Parlamento Tepesi ile Fairmont Chateau Laurier otele arasında pitoreks bir noktada yer almaktadır. 

Şehrin en eski taş binasındaki bu müzede Ottawa’nın tarihini keşfedebilirsiniz. Rideau Kanalı’nın inşası, Ottawa’nın gürültülü oduncu geçmişi, kasabanın Kanada’nın başkenti seçilmesi ve daha fazlası hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Bytown Müzesi, Victoria dönemi saatleri, şu anda UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan Rideau Kanalını inşa etmek için kullanılan aletler ve antika çocuk oyuncakları da dahil olmak üzere Ottawa ile ilgili 7 binden fazla eserden oluşan bir koleksiyon aracılığı ile şehrin hikayesini anlatıyor.

Kanalın inşası sırasında para, malzeme ve barutun depolandığı birinci kattaki taş tonozu görmeyi unutmayın.

ottova.vistas.park

Kanada Ottawa Gatineau Park

GATİNEAU PARK

Ulusal başkentten yapılan kısa yolculukların en çok rağbet göreni: Ottowa nehrinden, Quebec’e doğru, araba ile, yalnızca 20 dakikadır. Yani: şehrin kuzeyindedir. Bu park: 36.000 hektar büyüklüğündedir. Ottowa vadisinin dik yamaçları boyunca: çok güzel manzaralar görmek mümkün. Zengin ağaç çeşitleri barındıran ormanlarıyla, bereketli bir doğal yaşama ev sahipliği yapar.

Park ismini: vadiyi keşfe çıkan ilk kişi olan, Fransız avcı Nicolas Gatineau’dan almıştır.

Bu parkta neler yapılabilir?

İyi planlanmış doğal patikalarda, yürüyüş yapabilir ve bisiklete binebilirsiniz. Ayrıca: 5 tane halk plajı var. Buralarda yüzebilir, kano ve sandal kiralayabilirsiniz. Philippe ve La Peche göllerinde: balık tutmaya gidebilirsiniz. Güzel bir malikane var “Kinsmere”, orayı gezebilirsiniz.

Bu malikanede: Kanada’da en uzun süre başbakanlık yapmış olan Willian Lyon Mackenzie King: ikamet etmiş. Bu şahıs: medyumlukla ilgileniyormuş. Bir kristal küre aracılığı ile ölmüş annesi ile konuşuyormuş.

Gittiği ülkelerde: ıvır zıvır toplamayı seviyormuş. Malikanenin bahçesindeki yıkıntılar arasında, II. Dünya Savaşındaki saldırıdan sonra, Kanada’ya getirilmiş Londra Avam Kamarası parçalarını görebilirsiniz.

Kışın: burada, yaklaşık 200 km. civarında kayak yolu bulunmaktadır ve kayak yollarının bu uzunluğu ile, Kuzey Amerika’nın en büyüğüdür.

Kanada genel özellikleri hakkındaki yazım.

Kanada Toronto şehri hakkındaki tanıtım yazım.

 

İspanya Cordoba

İspanya Cordoba

Şehrin eski adı “Corduba” dır. Şehir: “Guadalquvir” nehrinin kıyısında, vadinin ortasında kurulmuştur.

Endülüs bölgesinde Cordoba eyaletinin başkentidir.

Şehrin tarihi merkezi, 1984 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Çünkü: 10 ve 11’nci yüzyıllarda: Cordoba şehrinin, dünyanın en kalabalık şehri olduğu biliniyor.

Şehirde, UNESCO tarafından onaylanmış dört kültür mirası bulunmaktadır.
Günümüzde ise, Sevilla ve Granada şehirleriyle birlikte, Endülüs bölgesinin en büyük üçüncü şehridir.

İspanya Cordoba

ULAŞIM

Cordoba havaalanı şehir merkezine 6 km. uzaklıktadır. Şehrin diğer bazı şehirlere olan uzaklıkları ise şöyledir: Cordoba-Almeria: 310 km.
Cordoba-Barselona: 880 km.
Cordoba-Granada: 232 km.
Cordoba-Malaga: 162 km.
Cordoba-Sevilla: 143 km.

İKLİM

Şehirde, Subtropikal-Akdeniz iklimi egemendir ve buna bağlı olarak, yaz döneminde ortalama günlük sıcaklıklar yüksektir. Hatta, Avrupa’nın en sıcak şehirlerinin başında geldiği söylenmektedir.

TURİZM

Şehrin en büyük özelliği: tarihi ve mimari özellikler taşıyan bir cami üzerine yoğunlaşılır. Yani, çoğu ziyaretçinin buraya gelme nedeni bu camidir. Ancak, şehirde bu cami dışında: kale, saraylar ve birkaç müze de bulunmaktadır. Burayı ziyaret ederseniz: ortaçağdan kalan caddeler ve sokaklarda dolaşabilir, kalabalık mahallelerde, ağaçlıklı avlularda ilginç yerler keşfedebilirsiniz.

Son bir not: şehir Avrupa’nın ikinci büyük “Old Town” yani “Tarihi şehir” bölgesine sahiptir.

Los Patios Festivali:

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilmiştir. Mayıs ayının 2 ve 3’ncü haftasında kutlanır.

Tarihi merkezdeki birçok ev, özel varendalarını çiçeklerle süsleyerek bir yarışmaya katılırlar. En güzel süslemeyi yapan yarışmayı kazanır. Ancak festival döneminde, şehirde kalacak yer bulmak oldukça zor ve fiyatlar son derece pahalı, bilmekte yarar var.

 

TARİHİ

MÖ.2’nci yüzyılda Roma döneminde, şehir önemli bir merkez haline gelmiştir.

MÖ.150 yılında, bölgedeki Roma Eyaletinin başkenti olmuştur. Takip eden dönemde, şehir: tarım ve madencilikle kalkınmıştır. Roma döneminde şehrin ismi “Corduba” dır.

Roma etkisinin azalması sonucu: burası da, İber yarımadasındaki Vizigot ve Vandal ayaklanmalarından etkilenmiştir. Şehir Vizigotlar tarafından ele geçirilir.

711-712 yıllarına gelindiğinde ise, şehrin Magribiler tarafından ele geçirildiği görülür.

756 yılında, şehir: kendini “Al-Andalus Emiri” (Cordoba Emevi Halifesi) olarak ilan eden Emevi Hanedanlığının başı I. Abdurrahman yönetimde bir başkent ilan edilmiştir. Şehrin yeni ismi “Qurtubah” olur.

Abdurrahman; 785-787 yılları arasındaki dönemde “cami” nin inşaatını yönetmiştir. Daha sonra gelen hükümdarlar ise, camiyi büyütüp genişletmişlerdir.

929 yılında: III Abdurrahman döneminde, şehir, Avrupa’nın en büyük şehri olmuştur. Hatta: bilgi, kültür ve gücün yoğunlaştığı şehir, Batı Dünyasının merkezi haline gelmiştir. Şehirde 80’den fazla kütüphane ve öğretim kurumu vardır.

Tıp, matematik, astronomi ve botanik bilgisi, o dönemde Avrupa’nın geri kalanından çok üstündü. Şehrin ulaştığı bu zirve noktası: dönemin ünlü düşünürlerinin şehirden yetişmesine neden olmuştur.

Burada: Averroes (İslam filozofu), İbn Hazm (İslam ilahiyatçısı ve hukukçusu) ve Al-Zahrawi (İslami cerrah ve hekim) gibi kişiler yetişir.

11’nci yüzyıla gelindiğinde ise, bölgedeki Emevi hükümdarlığı, kuzeyden gelen Hıristiyan orduları tarafından parçalanmıştır.

1236 yılında, şehirde Hıristiyanlar egemenlik kurarlar. Cami, Meryem Ana’ya adanmış bir Katolik katedraline dönüştürülür. Ancak, aynı tarihten sonra, şehir büyük bir ekonomik çöküş içine girer.

GEZİLECEK YERLER

ALCAZAR DE LOS REYES CRİSTİANOS

Giriş ücreti kişi başı 5 Eurodur.

Alcazar, devasa kale ve kraliyet sarayından oluşan bir yapı kompleksidir. Kalenin tamamı, 4 kuleli devasa duvarlarla/surlarla çevrilidir. Kuleler: Aslan kulesi, Nehir kulesi, Homoneja kulesi ve Vela kulesidir.

Yapılar ve bahçeler kompleksi, ilk olarak 8’nci yüzyılda Hilafet konutu olarak inşa edilmiştir.

Daha sonra burası Hıristiyan hükümdarların kalesi olmuştur. Katolik hükümdar Ferdinand ve Isabella, burada 8 yıl ikamet etmiştir. Böylece, Ortaçağ döneminde burası önem kazanmıştır.

1328 yılında, Alfonso XI tarafından, saray binaları günümüzdeki şekline dönüştürülmüştür. Daha sonra Alcazar hükümdarların 160 yıl boyunca sarayda bulundukları bir yer olmuştur.

Hatta, Ferdinand ve Isabella, Hindistan’a batıya giden bir deniz yolu bulmayı planlayan Kristof Kolomb’u burada karşılamışlardır. Daha sonra engizisyon döneminde kale sivil ve askeri bir hapishane olur.

1931 yılında ise, Belediye kaleyi “ulusal anıt” olarak ilan eder ve 1984 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Evet kalede bugün neler var?

Kalenin salonlarında, 3’ncü yüzyıldan kalma, Roma lahitleri ve 2’nci yüzyıldan kalma mozaikler var. Ancak buranın en büyük özelliği muhteşem arka bahçeleridir. Burada güzel havuzlar, iyi kesilmiş çitler görülür.

 

MEDİNA AZAHARA

III Abdurrahman, kendini “Halife” ilan ettikten sonra, şehrin 7 km. batısında yeni bir başkent yaptırmıştır. Hatta: hükümdarlığın zirvede olduğu dönemde, Medina Azahara şehri, iddialı bir konuma gelmiştir.

30 yıl boyunca: burası, yıkımına kadar, halife III Abdurrahman’ın gelirinin büyük bölümünü: tuhaf zevklerine harcamıştır. Bu tuhaf zevkler hakkında, birkaç örnek şunlar olabilir:

Büyük salonların birinde: kristallerin yardımıyla gökkuşakları oluşturulmaktadır.
Bir diğer salonda: halife, ziyaretçilerini etkilemek için: bir kölenin çevirdiği, geniş bir civa tavası ile “şimşek” etkisi yaratılmıştır.

Evet, Medina Azahara: III Abdurrahman ve kendisini yıkmaya çalışan veziri El Mansur arasındaki çatışmalar sonucunda, Berberi paralı askerleri tarafından, yerle bir edilmiş ve ancak 20’nci yüzyılın başında yeniden keşfedilmiştir. Günümüzde, bu alanın yalnızca küçük bir kısmı kazılarak ortaya çıkarılmıştır.

İspanya Cordoba

İspanya Cordoba

İspanya Cordoba

LA MEZQUİTA-CAMİ

Burayı her yıl 1.5 milyon kişinin ziyaret ettiği söyleniyor.

Giriş ücreti kişi başı 13 Eurodur. Bakın burada ilginç bir durum var, yerel sakinler yani İspanyollar buraya ücretsiz girebiliyorlar, yani sadece turistlere ücretlidir. Malum ülkemizde böyle bir uygulama yok, giren her kez aynı ücreti ödüyor.

Caminin bilet gişesi, 14’ncü yüzyıldan kalma Mudejar kemeri olan Puerta del Perdon’dur.

Önemi:

Yapı, 1984 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Evet, buraya Araplar “Cordoba Camii” ve İspanyollar ise “Mezquita” ismini vermişlerdir.

Yapı. 10’ncu yüzyıldan kalma bir Magribi ibadethanesidir.

Batı İslam sanatının en etkileyici yapılarından biridir.

Tüm dünyadaki, en büyük camidir. Aynı zamanda, dünyanın en büyük tapınağıdır. İçinde aynı anda 40 bin kişi ibadet edebilmektedir.

 

Yapım Aşamaları:

Emevi ailesinin Suriye Şam’da Abbasiler tarafından devrilmesinin ardından, Emevi Prens Abd al-Rahman I, İspanya’nın güneyine kaçtı. Hızla İber yarımadasının neredeyse tamamı üzerinde kontrol sağladı ve yeni başkenti Cordoba’da, Şam ihtişamını yeniden yaratmaya çalıştı.

784 yılında, şehirde Müslüman nüfus arttı ve Vizigotlar dönemi Christian Saint Vincent bazilikası, onun emriyle satın alındı, kilise yıkıldı ve Cordoba şehrindeki büyük cami inşaatı başladı. Caminin mimarı: Sidi ben Ayub’dur.

(Bu konuda anlatılan efsaneler var. Abdurrahman, meleksel bir vizyon gördükten sonra camiyi inşa ettirmeye karar vermiştir.

Melek efsanesine göre, el-Rusafa sarayında uyurken, bir meleğin göründüğünü ve kendisine aldıklarının karşılığında Allah için ne yaptığını sorduğunu gördü. Bu nedenle, Allah için camiyi yapmaya karar verdi.)

Yapım da, dış duvar da dahil olmak üzere, eski Vizigot kilisesinin malzemeleri kullanılmıştır.

Ve caminin yapımına, 785 yılında yaklaşık 200 yıl süren inşaata başlandı ve 990 yılında tamamlandı. I Abd al-Rahman, rakip bir siyasi hanedan tarafından katledildi.

833-852 yılları arasında II Abd al-Rahman döneminde camide ilk büyük genişleme gerçekleşti. Bunda şehirde meydana gelen demografik gelişme etkili oldu.

960 yılında II El Hakim tarafından, süslü “mihrap” eklendi.

961-966 yılları arasında III Abd al-Rahman döneminde cami yine genişletildi ve yeni bir minare eklendi. Camide daha önceki dönemde, I Hişam tarafından yaptırılan orijinal bir minarenin varlığına dair bazı kanıtlar olmasına rağmen, bu dönemde yapılan minare, kare planlı ve farklı yüksekliklerde iki bölümden oluşmuştur.

987 yılında, Al-Mansur tarafından cami doğu yönünde genişletilmiştir. Yapının günümüzde görülen “dikdörtgen” şekli bu dönemde yapılmıştır. Al-Mansur’un yapıdaki en büyük katkısı: namaz kılınan alanın, granit, yeşim taşı ve mermerden oluşan bir yer haline getirilmesidir.

Evet, cami nehir nedeniyle, güneye doğru genişleyememiştir.

 

Caminin Katedrale Dönüştürülmesi-Catedral de Nuestra Senora de la Asuncion:

1236 yılında, Kral III Ferdinand, şehri ele geçirince, cami, şehrin katedrali olarak kutsandı. Ancak, yaklaşık 300 yıl boyunca büyük değişikliğe uğramadan aynen kaldı.

Çünkü şehirliler yani Cordobalılar bu konuda ısrarcı olmuşlardır.

16’ncı yüzyıl başlarında, Katedralin Piskoposu yeni bir katedral inşasını ve inşa etmek için de caminin yakılmasını önerdi. Ancak, bu yıkıma, şehir halkı karşı çıktı.

Bunun üzerine, Kral I Carlos, caminin merkezine, yeni bir ana sunak alanı ve koro inşa etmeleri için, Katedral yetkililerine izin verdi.

Ardından, 1523 yılında, caminin tam merkezinde, Piskopos Alonso Marniwue tarafından bir Rönesans stili katedral inşa edilmeye başlandı. Bu sırada, sütunlu salonun bazı bölümleri yıkıldı.

Yine bu yapılanma sırasında, namaz kılınan alan, duvarla çevrilmiştir. Böylece, aydınlık ve havadar bir yer olan ibadethane karanlık ve kasvetli bir alan haline gelmiştir.

Ancak, efsaneye göre: Kral sonucu görünce, dehşete kapılmış ve inşaatçılara “Dünyada benzeri olmayan bir şeyi yok ettiklerini” haykırmıştır.

Katedralin tamamlanması, yaklaşık 250 yıl sürdü. (1523-1766)

CAMİNİN GEZİLMESİ:

Giriş Bölümü:

Caminin girişinde: eskiden burada hurma ağaçları varmış. Çünkü Sultan memleketinden gelirken yanında bir hurma ağacı çekirdeği getirmiş ve memleket (Şam) hasretini gidermek için buraya hurma ağacı diktirmiş.

Günümüzde ise, burada: portakal, palmiye ve selvi ağaçları ve havuzların bulunduğu güzel bir avlu var. Burası, camide namazdan önce abdest alma yeri olarak düzenlenmiştir ve Portakal ağaçlarının altında büyük bir sarnıç bulunmaktadır.

Buraya 13’ncü yüzyılda Palmiye ağaçları dikilmiş ve 15’nci yüzyıldan beri Portakal ağaçlarının varlığı bilinmektedir.

Bu Portakal ağaçları, Emevi sürgününün bir hatırlatıcısıdır. (Bu konudaki ayrıntı aşağıda) 18’nci yüzyılda ise zeytin ve selvi ağaçları dikilmiştir.

Sayısal Bilgiler:

Cami binası, 24 bin metre karelik bir alanı kapsar.

Kompleksin toplum boyutları, 180 metreye 130 metredir.

 

Mimari Özellikleri:

Orijinal cami, Kudüs, Şam ve El-Aksa camilerinden esinlenilerek yapılmıştır.

Orijinal basit İslami ibadet yeri: genellikle bir çöl evinin açık avlusu gibi, yatay ve basit olarak tasarlanmıştır.

İlk ibadethane: bugünkü ziyaretçi giriş yerinin hemen karşısındaki alanda, kırmızı tuğla ve beyaz taştan, çizgili kemer sıralarıyla, kıble duvarına dik olarak, 11 nefe bölünmüştür.

Katedral bölümü ise, 16 ve 17’nci yüzyıl mimari stillerini yansıtmaktadır.

Duvarlar:

Kireçtaşı kesme taşlarla örülmüştür.

Orijinal Zemin:

Sıkıştırılmış toprak üzerine, kalın bir harç tabakasından oluşur. Kompakt, kırmızımsı sönmüş kireç ve kumdan yapılmış olan argamasa üzerinde, yan yana dua edilmektedir.

Çatı:

Çatının iç kısmı, oyma süslemeli ahşap kirişlerden yapılmıştır.

Düz çatı, altın ve rengarenk motiflerle süslenmiştir.

Kemerler ve Sütunlar:

Kırmızı-beyaz dev çizgili, üst üste bindirilmiş kemerler, bir hurma ağaç ormanını andırır.

Cami ilk yapıldığında 1293 tane kemer vardır.

Kemerler: mermer, granit, jasper ve diğer kaliteli malzemeden yapılmış sütunlara dayanıyordu.

Kemerlerin bu sütunları: bölgedeki eski kiliselerden ve Cordoba’nın Roma yapılarından toplanan malzemelerin bir karışımıdır.

Ancak bu sütunlardan günümüze sadece 856 tanesi kalmıştır. (Cami katedrale dönüştürülürken sütunların bir kısmı sökülmüştür.)

Yapıda kısa ve uzun sütunlar kullanılarak, tavanda bir açıklık hissi yaratılmış, üst üste yerleştirilen iki katmanlı bir yapı fikri ortaya atılmıştır.

Kapılar:

Caminin kuzey tarafında, içeriyi ışıkla dolduran ve bir açıklık hissi veren 19 kapı varmış. Ancak daha sonra bu kapıların tamamı kapatılmış, kırmızı-beyaz çift kemerlerin canlı etkisi azaltılmıştır.

Bizans Mozaiği:

Yapının güney kesiminde, övgü dolu yazıtlara sahip bir Bizans mozaiği vardır.

Sunak:

Burada yine bir efsaneden söz edilmektedir.

Öküz efsanesine göre, Ana Sunak’ın minberinin yanında bulunan öküz heykelinin, son sütunları taşıyana kadar canına sımsıkı tutunan, beyaz bir öküzün anısına yapıldığı söylenir. Böylece caminin inşasında kilit rol oynamıştır.

Mihrap:

Camilerde mihrap, Kabe’nin yönünü gösteren kıbleyi işaret eden bir niştir. Yani, camide önemli bir odak noktasıdır. Mihrapların hat süslemeleri genellikle “Kur-an” dan alıntıdır.

Mihrabın bulunduğu duvar, kıble duvarıdır.

Evet, Kurtuba camiindeki mihrap oldukça süslüdür. Niş yerine, bütün odayı kaplamaktadır. Bu yüzden, diğer mihraplardan farklıdır. Bir camide ibadethane veya mihrap güneydoğu yani Mekke yönüne bakması gerekirken, Kurtuba camiinin mihrabı, Şam camii gibi, güneye bakmaktadır.

960 yıllarında, Al-Hakim II tarafından, ibadethanenin nefleri uzatılmış, güney ucunda yeni bir kıble duvarı yani mihrap yaratılmıştır.

Al-Hakim, portalın dekorasyonu için, Bizans İmparatoru II Nicephoras Phocas’tan, kendisine 8’nci yüzyıldan kalma büyük Suriye Emevi yapılarından biri olan Şam Ulu camiinin muhteşem mozaiklerini taklit edebilecek bir mozaik ustası göndermesini ister.

Hıristiyan İmparator, Müslüman Halifeye, sadece bir mozaik ustası değil, aynı zamanda 1600 kg altın mozaik küp hediye gönderir. Kur-an’dan çiçek motifleri ve yazılarla şekillendirilen bu altın, mihrap portalına büyülü bir parıltı verir.

Mozaikler: geometrik ve bitki temelli tasarımlarla kemerler boyunca uzanır. Ayrıca: Kur-an’dan ayetlerin kaydedildiği yazıtlar bulunur. Ayrıca: at nalı kemer, oyma sıva ve cam mozaikler de kullanılmıştır.

Mihrap içinde, Kur-an sembolü olan deniz tarağı kabuğu şeklinde yontulmuş, tek bir beyaz mermer blok: cami boyunca imamın sesini yükselten kubbeyi oluşturur.

Güzelliği ve yaldızlı tasarımıyla, ziyaretçilerin hayranlığını kazanan mihrap, camide bir toplanma yeridir.

Maksura:

Mihrabın hemen önündeki bölge ve buranın her iki tarafındaki bölmeler, halifelerin ve saray mensuplarının dua edecekleri bölümdür ve Maksura olarak isimlendirilir.

Maksura’nın kemerleri, caminin en güzel kemerleridir. İç içe geçmiş, at nalı şekillerinden dolayı, bir orman görüntüsü yansıtır.

Maksura’nın kubbeleri: Yıldız desenli taş tonozlarla dekore edilmiş, gökyüzü ışıklı kubbeleri gibidir.

Her bir kubbe: 10’ncu yüzyıl Avrupa’sı için, oldukça gelişmiş bir teknik olarak, birbirine kenetlenen, dört çift paralel nervür tarafından desteklenir.

 

Hazine Odası:

Burada, 15 ve 16’ncı yüzyıllardan kalma, önemli dini eserler bulunmaktadır. Odanın en görkemli eseri: Alman kuyumcu Heinrich von Arfe tarafından 1510-1516 yılları arasında yapılmış “canavar” dır.

Evet son bir not:

2010 yılında, burada bir olay olduğunu duydum ve kısaca bilgi vermek istiyorum. Avrupalı genç Müslümanlardan oluşan 120 kişilik bir gurup, ziyaret amacıyla yapıya girerler ve bir anda, aynı yerde diz çökerek dua etmeye başlarlar.

Bunun üzerine, güvenlik görevlileri, devreye girerler ve kendilerini yapının dışına davet ederler. Bunun üzerine, guruptan iki kişi, güvenlik görevlilerine saldırır, güvenlik görevlilerinden biri ağır yaralanır ve saldırganlar göz altına alınır.

İspanya Cordoba

BEL TOWER-SAN JUAN MİNARESİ-ÇAN KULESİ:

Mezquita çan kulesi, ziyarete açıktır. Giriş kişi başı 3 Eurodur.

Abdurrahman III tarafından, 930 yılında yaptırılmıştır. Kemerli pencereler, çift at nalı şeklindedir. Kule, 1236 yılında, Hıristiyanlar şehri ele geçirince, çan kulesine dönüştürülmüştür.

Kulenin yüksekliği 40 metredir. Kulenin üstünde Cordoba şehri ve çevresinin güzel bir manzarasını izlemek mümkündür.

ROMA SURLARI

Büyük eski kenti çevreleyen Roma dönemi yapımı surlar bulunmaktadır. Bu surlarda, ilk yapıldığında mevcut 13 kapıdan, sadece 3 tanesi günümüze ulaşmıştır.

 

İspanya Cordoba

CORDOBA ROMA KÖPRÜSÜ

20’nci yüzyıl ortalarında, San Rafael köprüsü yapılana kadar, 2000 yıl boyunca, şehrin tek köprüsü olarak kalmıştır.

Köprü ilk olarak MÖ 1’nci yüzyıl başlarında Roma İmparatoru Augustus döneminde yapılmıştır. Çünkü bu köprü, bir zamanlar önemli bir Roma ticari ve askeri yolunun bir parçasıydı.

Ancak sonraki dönemlerde yeniden inşa edilmiştir. Günümüzde görülen köprü, MS 8’nci yüzyılda Araplar tarafından (Emevi hanedanının Müslüman valisi Al-Samb İbn Malik al-Khawlani tarafından) yeniden inşa edilen köprüdür.

Uzunluğu 250 metre, genişliği 9 metredir. Yarı silindir payandalara sahip sağlam mahmuzlarla desteklenen 16 kemeri vardır.

Köprünün kuzey ve güney uçlarında, kuleler var.

Köprünün ortasında, Cordoba’nın hamisi San Rafael’in bir heykeli bulunuyor. Heykel 1651 yılında buraya konulmuştur. Heykeli yapan Bernabe Gomez del Rio isimli bir sanatçıdır. Birçok Cordobalı burada dua etmek ve mum yakmak için kısa mola verirler.

Köprü 2004 yılında yayalaştırılmıştır.

Torre de la Calahorra-Calahorra Kulesi

Giriş ücreti 4.5 Eurodur. Köprünün güney ucundadır. Şehirdeki en eski savunma yapısıdır. Orijinal yapı: Almohad dönemine aittir. Şehrin saldırıya uğramasını önlemek için, Moors tarafından dikilmiştir.

1369 yılında ise, II Henry tarafından büyük çaplı bir yenileme ve güçlendirme çalışması yapılmıştır.

Kuleyi bir kale haline dönüştürmek için, üçüncü bir kule eklenmiştir. Çünkü Henry, kardeşi Peter I’e (Zalim Peter) karşı bir savunma aracı olarak kullanmıştır.

Günümüzde burada 8 odadan oluşan bir müze var. Müzede, yüzyıllar boyunca Yahudilerin, Müslümanların ve Hıristiyanların barış içinde bir arada yaşamalarını anlatan, zengin Cordoba tarihinin eserleri ve belgeleri sergileniyor. Ayrıca Mezquita camisinin orijinal haliyle bir maketi, bir dizi belge ve resim var.

 

CORDOBA ROMA TAPINAĞI

Tapınak, şehrin genişletilmesi çalışmaları sırasında, 1950 yılında tesadüfen bulunmuştur. Yapı 32 metre uzunluğunda ve 16 metre genişliğindedir.

Korint düzeninde yapılmıştır. Yapımına ise, İmparator Claudius (MS.41-54) döneminde başlanmış ve İmparator Domitian (MS.81-96) döneminde, yani yaklaşık 40 yıllık bir sürecin ardından tamamlanmıştır.

Günümüzde tapınak alanında, tüm mimari elemanlar bulunmuştur. Bir podyum üzerinde bulunan yapıda, ön cephesinde 6 sütun bulunur. Diğer yanlarında ise 10 sütun bulunmaktadır.

Yani, merdiven-sunak-sütunlar ve diğer bazı mimari elemanlar görülüyor. Tapınağın bazı önemli parçaları, Cordoba Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

İspanya Cordoba

CORDOBA ROMA MOZOLESİ

Bu silindir şeklinde bir tür mezar anıtıdır. MS.1’nci yüzyılda inşa edilmiştir. 1993 yılında yapılan bir çalışma sırasında tesadüfen bulunmuştur.

Yapıda: mezar odası ve bodrum, kornişler ve mazgallı parapet bölümü görülmektedir. Varlıklı bir aileye ait olduğu düşünülmektedir.

İspanya Cordoba

ALCAZAR DE LOS REYES CHİSTİANOS

Burası: Guadalquvir nehri ve Büyük camiye yakın bölümdeki bahçedir.

İspanya Cordoba

TORRE DE LA MALMUERTA

Kule, kralın emriyle, 1406-1410 yılları arasındaki süreçte yapılmıştır. Önceleri bir savunma kulesi olarak yapılan yapı, daha sonra soylular için hapishane olarak kullanılmıştır. Sekizgen planlı kule de, bir de kemer bulunmaktadır.

Kulenin isminin bir anlamı var: İspanyolca da “Ölü kadın kulesi” anlamına gelen kulenin ismi: söylenenlere göre, zina suçu nedeniyle kocası tarafından öldürülen bir kadının adına hitaben verilmiştir.

MUSEO ARQUEOLOGİCO

Müze: şehrin Roma ve Magribi geçmişine ait birçok kalıntıyı barındırmaktadır. Müze yapısı: 16’ncı yüzyıldan kalma Casa Paez Köşkündedir. Burada, köşkün yenileme çalışmaları sırasında ortaya çıkan, bir Roma mozaiği de görülmektedir.

Zemin katı, tamamen mozaikler, heykeller ve Roma arkeolojisine adanmıştır. Birinci katta: yakındaki antik kentin (Medina Azahara) birçok Magribi eseri sergilenmektedir.
Giriş, 50 cent’tir.

MUSEO DE BELLAS ARTES VE PALACİO DE VİANA

Şehrin güzel sanatlar müzesi: birçok tablosunu Madrid şehrindeki Prado Müzesine kaptırmış olsa da, günümüzde burada da halen “Murillo, Leal ve Zurbaran” gibi sanatçıların eserlerini görebilirsiniz.

Palacio de Viana: sarayının yapımına 14’ncü yüzyılda başlanmış ve 1980’lerda yapı, Viyanalı bir aileye satılmıştır ve bu yüzden ismi değiştirilmiştir.
Sarayın ondan fazla avlusu var ve gezilmeye değerdir.

PLAZAS

Şehrin geçmişi ve bugünü, meydanlarında rahatlıkla görülebilmektedir. Plaza del Porto, bir zamanlar bir hayvan pazarı olarak kullanılmıştır. Yenilenen bölge: günümüzde “Posade del Porto” nun evi ve bir sanat galerisi olarak kullanılmaktadır.

Plaza de las Tendilas ise: modern şehrin merkezidir. Ancak, aynı zamanda, şehrin birçok tarihi kilisesi, burada bulunmaktadır.

 

YAHUDİ MAHALLESİ-JURERİA:

Katedralin yakınındadır. 1984 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Mahalle, özellikle III Abd al-Rahman döneminde, tüm bölgenin entellektüel ve kültürel merkezi olmuştur.

Şehrin Ortaçağ görünümünü koruyan, düzensiz sokaklardan oluşur. Magribi mimarisinin hazinelerini barındırır. Burada, güzel beyaz badanalı evler, muhteşem balkonlar ve rengarenk çiçeklerle dolup taşan avlular bulunur. Ayrıca, 1315 yılı yapımı bir Sinegog bulunuyor. Bu sinegog, İspanya’da günümüzde var olan üç sinegogdan biridir.

ŞEHİR ÇEVRESİNDE GEZİLECEK YERLER

Şehrin çevresi: güneyde: geniş zeytinliklerle, kuzeyde Sierra Morena bölgesinin ıssız yamaçlarına kadar uzanmaktadır. Bu bölgede gezilebilecek birkaç yer hakkında bilgi vermek istiyorum.

ALMODOVAR DEL RİO

Şehir merkezinin 17 km. güneyinde, ilk olarak 760 yılında Araplar tarafından yapılan bu yapı: daha sonra Hıristiyanların bölgeyi ele geçirmesiyle büyük ölçüde yeniden inşa edilmiş, muhteşem büyük bir şatodur. Burada, tam bir ortaçağ dönemi havası teneffüs edebilirsiniz.

MONTİLLA

Burası, Cordoba şehri yöresinde, şarapları ile ünlenen bir yerdir. Lezzetli şarapları bulunmaktadır. Şarap üreticilerinin tesislerinde küçük bir tur atabilirsiniz.

Montilla’nın, güneyinde kısa bir mesafede bulunan “Agular de la Frontera”: 19’ncu yüzyıldan kalma, sekizgen, büyük bir meydanı ile ilgi çekmektedir.

Yine kuzeyde: 1780’lerde inşa edilmiş “Fernan Nunez” sarayı görülebilir. Sarayın teraslı arka bahçesi ilgi çekmektedir.

PRİEGO DE CORDOBA

Cordoba eyaletinin en güzel kasabasıdır. Kasaba: 17 ve 18’nci yüzyıllarda, ipek ve tekstil endüstrisinin merkezi konumuna gelmiştir. Bu döneme ait barok yapılarla kaplıdır. Burada, görmenizi önereceğim yer: “La Fuente del Rey” çeşmesidir.

Çeşme: 139 fıskiye bulunan üç havuzun yanındadır. Burada, bir de “Barrio de la Villa” isimli Magribi mahallesi bulunuyor.

SİERRA SUBBETİCA

Burada, kendine özgü manzaralar ve ilginç köyler görebilirsiniz. Zuheros denilen yer: bir şatonun altında, parlak beyaz evler bulunan ve kıvrılarak inen caddesiyle ilgi çeken kasabadır.

Kasabanın altında: taş devri resimleriyle dekore edilmiş ve 700 basamaklı ve 2 km. uzunluğundaki “Cuevo de los Murcielagos” bulunmaktadır ve görülmelidir.

Yine bu bölgedeki “Baena” kasabası: üstün kaliteli zeytinlikleriyle ünlüdür. Ayrıca, birkaç eski kilise ve aristokrat bir köşke sahiptir.

İrlanda Dublin Alışveriş

İrlanda Dublin Alışveriş

Dublin şehrindeki mağazalar: genellikle Pazartesi-Cumartesi günleri arasındaki süreçte: saat: 09.00-18.00 arasında açıktır. Dükkanların birçoğu ise, akşam saat 20.00 kadar açık kalırlar.

 

ALIŞVERİŞ MEKANLARI

Dublin şehrinde alışveriş yapılabilecek başlıca mekanlar: Grafton Street ve Nassau Street boyunda, Temple Bar ve O’Connell Street ve Henry Street üzerindedir.

Grafton Street

Burası, İrlanda’nın önde gelen alışveriş yerlerindendir. Bir yaya bölgesidir ve cadde boyunca: Body Shop, HMV records, Mark&Spencer ve Laura Ashley gibi tanınmış mağazaların şubelerini bulabilirsiniz. Ayrıca, yine bu cadde üzerinde yüksek gelir gurubuna hitap eden “Brown Thomas” mağazası da görülür.

Bu mağaza özellikle güzel art nouveau cephesiyle de ilgi çeker.

Caddenin yukarı kısmında, 3 katlı “St Stephen’s Green Shopping Centre” bulunur. Bu alışveriş merkezinin camla çevrili çatı katında alışveriş yapılabilir ve bahçe manzaralı kubbesinin altındaki restoranda akşam yemeği yenebilir.

Grafton Street’in Dawson Street’e açılan bölümünde ise, küçük bir alışveriş merkezi olan “Royal Hibernian Way” bulunur.

Dawson Street

Cadde boyunca: birçok butik ve kitapevi bulunur.

Henry Street

Cadde üzerindeki “Jerwis Centre” denilen alışveriş merkezinde: birkaç İngiliz mağazalar zincirinin de bulunduğu birçok mağaza bulunmaktadır. Burada: doğrudan ilaç alışveriş merkezi, kitaplar, çocuk oyuncakları ve el sanatları ile bayan ve erkek moda mağazalarının geniş bir yelpazesi bulunmaktadır.

Yine bu cadde üzerinde bulunan “II.AC Centre”: birçok giysi mağazasının yanı sıra İrlanda giysileri satan “Dunnes Stores’s” ait büyük bir mağaza ve yemek yerleri bulunmaktadır.

Caddenin, Mary Street ile kesiştiği ve Dublin Northside bölgesi olarak belirlenen yer: popüler bir alışveriş merkezidir. Burada: Asya, Afrika ve Ortadoğu yiyecek ve baharat ticareti ve birçok etnik dükkan bulabilirsiniz.

O’Connell Street

Bu cadde daha çok alt gelir guruplarına dahil insanların tercih ettikleri mağazaların bulunduğu bir yer olarak tanınır. Yine de burada önemli marka: kitap ve sanat malzemeleri satan “Eason’s” ve Dublin şehrindeki en büyük alışveriş mağazası olan ve çalar saati ile ünlü “Clerys” bulunur.

Clarendon Street

Cadde üzerinde bulunan “Powerscourt Townhouse” denilen yer: daha çok yüksek gelir guruplarına hitap etmektedir. Burada: özellikle güzel restoran ve kafeler ile, antika mücevherler ve özel tasarım giyseler satılmaktadır.
Yine buradaki “Westbury Mall” ise: kafeleri ve şık mücevher dükkanları ile tanınır.

Moore Street

Dublin şehrinin en eski açık hava çarşısı bu cadde üzerindedir. Burası: herkesçe bilinen “Molly Malone” şarkısına ilham kaynağı olmuş satıcıların bağırışlarıyla ünlüdür. Burada: elektronik eşyaların yanı sıra, sebze-meyve ve aklınıza gelebilecek her şeyi bulup satın alabilirsiniz.

George’s Street Arcade

Burada sokaklar arasında “George Street Market” denilen şirin bir kapalı çarşı bulunmaktadır. Süslü kırmızı tuğla cephe ve cam çatı ile kaplı bu Victoria dönemi tarzı çarşı boyunca bulunan dükkan ve tezgahlarda: müzik, giysiler, etnik eşyalar ve ikinci el kitaplar bulup satın alabilirsiniz. Burada ayrıca sokak gıda satıcıları, şarküteri ve şarap dükkanları da bulunmaktadır.

Temple Bar-Meeting House Square

Temple Bar merkezindeki meydanda bulunan “Temple Bar Food Market” ağzının tadını bilenlerin çeşitli spesiyalleri bulup satın alabileceği bir yer olarak bilinir.

Temple Bar-Funky Streetwear

Burada: 1950’lerden bu yana kurulu bulunan “vintage” butikler yanında, özel tasarımlı küçük tişört mağazaları da yaygındır. Ayrıca: el yapımı takılar, dövme ve piercing salonları bulunur.

Nassau Street

Dublin şehrindeki ünlü Trinity College kampüsüne paralel uzanan bu cadde: el örgü yün kazaklar ve İrlanda el sanatları, geleneksel İrlanda müzik ve müzik aletleri gibi tipik İrlandalı hediyeleri bulup satın alabileceğiniz büyük bir alışveriş mekanıdır. Bu cadde üzerinde yaklaşık bir kilometrelik bir yürüyüş yaparsanız, birçok yerel hediyelik eşya bulabilirsiniz.

Kilkenny Design Centre

Bu tasarım merkezi: İrlandalı tasarımcıların merkezidir. Trinity College karşısında: aydınlık ve havadar bir binada bulabileceğiniz: seramik, kristal, cam, gümüş, ahşap el işleri, el yapımı takılar, bayan giysileri, çantalar ve aksesuarlar ilgi çekmektedir. Üst katta: Trinity College bakan, çok popüler bir restoran bulunmaktadır.

Wickllow Street

Burası, Dublin şehrinin en güzel butikleri ve bazı dükkanlarına ev sahipliği yapmaktadır. Caddede aşağıya doğru yürürseniz, daha şık butikler görebilirsiniz.

 

NELER SATIN ALINIR

Genellikle: İrlanda’yı hatırlatacak hediyelik nesneler düşünürseniz: Trinity College yanındaki Nassau Street’e gitmeniz gerekir. Burada: İrlanda’ya özgü: yün, triko ve İrlanda el sanatı ürünleri bulup satın alabilirsiniz.

Avoca

Avoca kurucuları: Wicklow dağlarındaki küçük bir köyde, parlak, şık tasarımları ile geleneksel İrlanda yün dokumalarını birleştirirler. Avoca marka bayan giyim eşyaları ve ev aksesuarları yaygındır.

Şehir merkezindeki 4 katlı “Emprium” mağazası, İrlanda tarzı bir mağaza olarak Avoca türü ürünlerin yoğun satıldığı bir yerdir. Bu mağazaya yolunuz düşerse, üst kattaki restorana uğramayı sakın ihmal etmeyin.

Antikalar

St Stephen’s Green South üzerindeki “Newman House”ta: her ayın ikinci Pazar günü “Antika Fuarı” açılır. Eğer antikalarla ilgileniyorsanız, Dublin şehrinin antikacılar caddesi olarak bilinen ve birçok antikacı ve sanat mağazasını bulabileceğiniz “Francis Street” tam size göredir.

Resim

İrlandalı sanatçıların eserlerinin bulunduğu bir çağdaş sanat merkezi arıyorsanız: Kerlin Gallery, Taylor Gallery veya Solomon Gallery denilen yerlere gitmeniz gerekir.
Temple Bar Gallery: 40 kadar yerel ressamın eserlerini sergilediği bir yerdir.
Dawson Street üzerinde bulunan “Apollo Art Gallery” de: etkileyici ve satışa sunular koleksiyon barındırır.

Kitap

O’Connel Street üzerinde bulunan “Eason’s”: popüler kitaplar ve gazeteler, dergiler ve sanat malzemelerinin satıldığı bir yerdir. Dawson Street üzerinde: karşılıklı bulunan “Waterstones” ve “Ulyses” yine ünlü kitap satış mağazaları olarak tanınırlar.

South Street üzerindeki “İnternational Book” denilen yer, özellikle dil yayınları üzerinedir. Temple Bar bölgesindeki “Gallery of Photography” denilen kitapevi: fotoğraf hakkında birçok kaynağın satıldığı yer olarak bilinir.

 

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1

İrlanda, Dublin, Gezilecek yerler-3

İrlanda, Dublin, Ne yenir