Bursa Uludağ

Bursa Uludağ


Bursa Uludağ: Özellikle: kış aylarına girdiğimiz şu günlerde, Uludağ gerek kayak meraklıları ve gerekse bu güzel doğal ortamı görmek isteyen insanlarla dolup taşıyor.

Her ne kadar günümüzde, ülkemizde birçok kayak merkezi açılmışsa da, Uludağ bu konuda ilk olması nedeniyle, öne çıkıyor.

ULAŞIM

Bursa’nın 36 km. güneyinde bulunuyor. Havaalanına: 60 dakika uzaklıktadır. Uludağ yolu: şehir merkezinden, Milli Parkın girişine kadar, 22 km. Milli Park ile Oteller Bölgesi arası ise: 12 km. dir. Kış aylarında, günün her saatinde, Bursa kent merkezinden (Tophane Eski Garajlar) minibüs bulmak mümkündür.

Bu minibüsler ile, kayak merkezine, 1.5 saatte ulaşmanız mümkün. Özel aracınız ile gidecekseniz: Bursa’dan en uygun yol: Çekirge üzerinden gidilen yoldur. Kış aylarında, arabada zincir, takoz ve çekme halatı bulundurmanız şart. Yol üzerinde, zincir alınacak ya da kiralanacak yerler de bulunuyor.

Uludağ ya da Olimpos Dağı, Bursa ili sınırları içinde, 2543 metre yüksekliği ile, Türkiye’nin en büyük kış ve doğa sporları merkezi olan dağ. Eski bir yanardağ olan Uludağ, Marmara Bölgesinin en yüksek dağıdır. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan Uludağ’ın uzunluğu: 40 km. dir.

Genişliği ise: 15-20 km. dir. Bursa’ya bakan yamaçları: kademeli, güneye Orhaneli’ne bakan tarafları ise, düz ve daha diktir. En yüksek noktası: Uludağtepe’dir.(2543 metre) Dağın kuzey tarafında: Sarıalan, Kirazlı, Kadı, Sobra yaylaları bulunuyor.

TARİHİ

Uludağ’da, 3’ncü yüzyıldan sonra, keşişlerin yaşadığı ilk manastırlar kurulmaya başlanır. Manastırlar, 8’nci yüzyılda sayıca en üst seviyeye çıkmıştır.

Uludağ’da Nilüfer Çayı ile Delikçay arasındaki vadi ve tepelerde, 28 manastır kurulmuştur. Orhan Gazi, Bursa’yı uzun bir kuşatmadan sonra teslim almış ve dağdaki keşişlerin yaşadığı manastırların bir kısmı terk edilirken, bazılarının yerlerine Doğulu Baba, Geyikli Baba, Abdal Murat gibi Müslüman dervişlerin inziva yerleri olmuştur.

Bursa’nın fethinden sonra, Türkler, dağa “Keşiş Dağı” ismini vermişlerdir.

16’ncı yüzyılda, Bursa’ya gelen Alman seyyah Reinhold Lubenau Uludağ’ın Türklerin eline geçtikten sonra, keşişlerin yalnızca gündüzleri ibadet için dağa çıktıkları ve manastırların harç kullanılmadan taş duvarlarla yapıldığını belirtir.

“Olimpos Mysios” veya “Keşiş Dağı”, 1925 yılında, Bursa Vilayeti Coğrafya Cemiyetinin girişimleri ve Osman Şevki Bey’in önerisi ile, “Uludağ” adını almıştır.

Bursa Uludağ

 

KAYAK-KAR TURİZMİ

Uludağ’da kayak dışında: snowboard, big foot, buz pateni, kar motosikleti aktivitelerine de imkan tanımaktadır. 8 telesiyej ve 7 telesiki hizmet vermektedir.

Dağdaki pistlerin toplam uzunluğu: 25 km. yi bulur. 13 farklı pist var. Kayak alanı: 1750-2543 metre yükseklikler arasındadır. Alp ve Kuzey Disiplini ile, Tur Kayağı ve Helikopterli Kayak uygulamalarına elverişlidir.

Kayak mevsimi: Aralık-Nisan arasındadır. Suni karlama yapılarak bu süre uzatılabilmektedir. Normal kış koşullarında, kar yüksekliği 3 metreyi geçebilmektedir. Mevsim başında tozlu kar, sonunda ise ıslak kar özelliği gösterir.

Uludağ Kayak Merkezi: I ve II. Gelişim Bölgeleri olmak üzere, iki bölgeye ayrılmıştır. 2005 yılı itibarı ile, I. Gelişim Bölgesi yatırımlarını tamamlamış durumdadır. Şu anda faaliyette olan 17 tesis vardır.

12 tesis kamu kuruluşlarına, 15 tesis özel sektöre ait, toplam 27 konaklama tesisinde, 3000 üzerinde yatak kapasitesi bulunmaktadır. Kamu tesislerinden bir tanesi de: Türk Silahlı Kuvvetlerine ait olan tesistir.

Oteller bölgesinde, sol yanda kalan tesis: gerek mimarisi ve gerekse arka bölümünde bulunan kayak pisti, telesiyeji ile, kayak meraklıları için her türlü olanakların yaratıldığı bir tesis görünümündedir.

Bursa Uludağ

 

ULUDAĞ MİLLİ PARKI

Uludağ milli parkı, 1961 yılında Milli Park olarak ilan edildi. Milli Parka ulaşım: karayolu, teleferik ve telesiyejle yapılabiliyor.

Dağın kuzey ve güney yamaçlarında, çok sayıda patika ile vadiler ve tepeler arasında ulaşım mümkündür. 1963 yılından 1972 yılına kadar, Uludağ Milli Parkı Orman Bölge Şefliği olarak, 1500 metre yükseklikteki Kirazlıyayla’dan idare edildi.

Bu dönemde tamamlanan projeler arasında: Kirazlıyayla yönetim merkezinin geliştirilmesi, Sarıalan yolunun açılması, Birinci Oteller Bölgesinin geliştirilmesi, Karabelen Milli Park giriş alanının düzenlenmesi, onlarca çeşme inşaatı, Sarıalan kamp alanının inşası ve Çobankaya kamp alanlarının düzenlenmesidir.

O dönemde Etibank’ın işlettiği Wolfram madenine elektrik getirilmesi, maden yolunun park standartlarına uygun olarak açılması, kayak alanlarının düzenlenip geliştirilmesi ve Yeşiltarla’daki geyik üretme alanının geliştirilmesi ve kamp alanlarında yol işaretleri ve tabelalarının belli bir milli park standardına göre üretilmesi de dikkate değer çalışmalardır.

1972 yılında bölge şefliği, Milli Park Orman İşletme Müdürlüğü haline getirilmiştir. Bakanlar Kurulu, 13 Şubat 2006 tarihinde almış olduğu bir kararla, toplam 1600 hektar sahayı, Milli Park alanı dışına çıkarmıştır.

Bu karar ile, Kültür ve Turizm Bakanlığı Uludağ Milli Parkın büyük bir doğa harikası olan kısmını savunmasız bırakmıştır.

Bursa Uludağ

 

TURİZM

1933 yılında, Uludağ’a bir otel, bir de muntazam şose yol yapılmıştır. Böylece: bu tarihten sonra, Uludağ kış kayak sporları için bir merkez haline gelmiştir.

Düzenli otobüs seferlerinin başlaması da, buraya ilgiyi olan ilgiyi daha da arttırmıştır. Sonradan asfaltla kaplanan bu yol, Uludağ’ın Kadıyayla hariç bütün yerleşim birimlerini doğrudan Bursa’ya bağlar.

Uludağ modern dağ tesisleri, 1963 yılında açılan Türkiye’nin ilk teleferiği, dördüncü büyük kent olan Bursa’nın hemen yanında olması ile dağ ve kış turizminin merkezi olmuştur. Uludağ, Türkiye’nin en büyük kayak merkezidir.

Yol durumunun uygunluğu, uzun kış mevsiminde (Ekim-Nisan ayları arasında) kar bulunması, eşsiz manzarası buraya turist çekmektedir. Dağın doruk noktasından açık havada: İstanbul, Marmara denizi ve civar yakın yerlerin görünmesi, buraya ayrı bir özellik vermektedir.

Ayrıca teleferiğin son istasyonu olan Sarıalan’da ve Sarıalan’dan telesiyeje ulaşılan Çobankaya’da Kızılay Derneğinin her yaz düzenlediği yaz kampları bulunmaktadır. Kirazlıyayla’da kurulu bulunan Sanatoryum, hastalara terapi ve tedavi olanağı sağlamaktadır. Uludağ’da, 15 adet özel ve kamuya ait 12 resmi konaklama tesisi vardır. Bunlara ait pek çok telesiyej ve telesiki hattı bulunmaktadır.

Evet, Uludağ’ın iklimi, yüksek dağ özelliğindedir. Yükseklere çıkıldıkça kar yağışı ve miktarı fazlalaşır. Yüksekliğe bağlı olarak da ısı azalır. Dağın doruk noktasındaki karlar, yaz-kış erimez. Bazı yerlerde kar kalınlığı 2 metrenin üzerine çıkar. Uludağ’dan kaynaklanan derin vadiler içindeki pek çok dere, Nilüfer Çayı ile Göksu’ya ulaşır.

Bursa Uludağ

 

İNKAYA

Doğa harikası, herkesin görmesini öneriyorum. Resmen yaşayan efsane. İnsan yanına gidince: onca tarihin tanığı ile karşılaşmanın heyecanını yaşıyor. İnkaya çınarı: Türkiye’nin en yaşlı çınarı olarak bilinen doğa harikası bir ağaçtır. Bursa’nın anıt ağaçları arasında en çok tanınmışıdır.

Uludağ yolunda, Osmanlı Devletinin ilk köylerinden olan İnkaya Köyünde bulunuyor. 35 metre boyunda, 9.2 metre çevresi bulunmaktadır. Her bir dalı: 3-4 metre kalınlığında bir ağaç büyüklüğündedir. Dakikalarca yürüseniz, yine onun gölgesinde kalıyorsunuz.

600 yaşındadır. Altında: çay bahçesi, et lokantası, market, hediyelik eşya dükkanları var. Çınar: köyde yaşayan ve çınarı ziyarete gelenlere hizmet sunarak kazanç elde eden, 85 ailenin geçim kapısı olmuştur.

TELEFERİK

Heykelden kalkan araçlarla, teleferiğe ulaşmak mümkündür. Tesislerin yapımına, 1955 yılında başlanmıştır. 1963 yılında ise tamamlanmış ve işletmeye açılmıştır. Türkiye’deki ilk teleferik. Bursa şehrinin sembollerinden biri olmuş. Teleferik, Bursa’nın teleferik semtinden.

20 dakikada bir kalkar. 30 kişilik kabinler ile önce, 1235 metre yükseklikteki “Kadıyayla” ya gelinir, oradan kabin değiştirilir ve 1621 metre yükseklikteki “Sarıalan” a giden kabinlere binilir. Yolculuk: her iki kademe arasında, yaklaşık 8’er dakika sürer.

Teleferiğin ilk durağı olan Kadıyayla’da: yalnızca durak binası ve hediyelik eşya dükkanı var. Sarıalan’da kır gazinosu, hediyelik eşya satış dükkanları, piknik alanları, et-mangal lokantaları, bungalovlar, çadır alanları gibi tesisler bulunuyor.

Daha ileri gitmek isteyenler: Sarıalan’dan minübüse binerek 7 km. uzaklıktaki Oteller Bölgesine gidebilirler. Yazın 1750 metre yükseklikteki Çobankaya’ya gitmek için telesiyeje binmek de mümkündür.

Teleferik hattının uzunluğu: 4817 metredir. Yalnızca: piknik ve doğa yürüyüşü gibi amaçlarla Uludağ’a gidenler teleferiği kullanabilirler. Kayak için gidenlerin karayolu ile ulaşımı tercih etmesi gerekir. Çünkü: teleferik içine kayak takımları alınmamaktadır.

Hattın Oteller Bölgesine kadar uzatılması için, 2006 yılında başlanan çalışmalar sürdürülmektedir. Oteller Bölgesine 22 dakikada ulaşım mümkün olacak, hattın uzunluğu 8.5 km. çıkacak ve Bursa, dünyanın en uzun teleferik hattına sahip olacaktır.

Teleferik ilginç bir ulaşım aracı. Yükseklik fobisi olanların binmemesi gerek. Gerçekten güzel bir manzara izlemek mümkün, ama söylediğim gibi, yükseklikten etkilenebilirsiniz.

Bursa şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazıma ulaşmak için.

 

Ukrayna Kiev

Ukrayna Kiev

İşte, Kiev şehrine gezmeye veya başka bir amaçla gidecek ziyaretçiler için: gayet ayrıntılı, tek bir başlık altında her türlü özelliği yansıtan, muhteşem bir yazı. Gitmeden veya karar vermeden önce; bu yazının bir çıktısını, yazıcınızdan aldığınızda ve biraz zaman ayırıp incelediğinizde: Kiev şehrinin tüm özelliklerini, bir çırpıda okuyup, öğrenme şansınız olacak. Şimdiden, Kiev şehrinde, güzel tatiller.

Evet: Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı forsunda bulunan, 16 yıldızdan biri de: tarihteki tek Yahudi Türk devleti ya da İmparatorluğu olan “Hazarya” ya, yani “Hazar İmparatorluğu” na aittir.

İşte, bu Türklerin kurduğu, bugün, Ukrayna isimli ülkenin sınırları içinde kalan “Kiev” kentinin adı: Türkçedir. Yani o dönemin, Hazar İmparatorluğunun Türkçesi. Kiev şehrini kuran Türkler: şehre, nehir kıyısındaki yerleşim yeri yada nehir kıyısındaki ev anlamında “Kiev” demişler. Bu arada: bu şehir, Çernobil nedeniyle, kanser vakalarının çok  sık görüldüğü bir şehir olarak da öne çıkıyor.

Özellikle, bizim ülkeden, bu şehre gidişlerde, belli bir amaç bulunduğu kesin. Daha açıkçası: yalnızca, kadınlar için Kiev şehrine gitmek durumunda iseniz, hiç tavsiye etmem. Avrupa’nın en fazla “aids” vakasının kaydedildiği şehir olarak biliniyor. Burada: tarihi kalıntılar, objelerde bulamasınız. Müzelerin tümünü, yalnızca bir günde gezebilirsiniz.

Ukrayna Kiev Vize

VİZE

Ukrayna’ya giriş için vize gerekmiyor. Sadece nüfus cüzdanı veya pasaport ile ülkeye girebilirsiniz, ilaveten 50 TL. yurt dışı çıkış harcı ödemeniz yeterlidir.

Ukrayna Kiev Ulaşım

ULAŞIM

İstanbul’dan uçağa bindiğinizde, yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra, Kiev’e varıyorsunuz. Uluslar arası hava alanı “Borispole” indiğiniz andan itibaren: şehrin, güzel kızları, karşınıza çıkıyor. Ayrıca: yeşil üniformaları ile, çevrede gezen polisleri görünce, askerleri andırdıkları için, askeri bir hava alanına inmiş gibi hissediyorsunuz kendinizi.

Daha sonra, hava alanından, şehir merkezine, yaklaşık 40 km. lik bir yolculuk yapmanız gerekiyor. Bu yolculuk sırasında: çevrenize baktığınızda, gerçekten, muhteşem yeşil bir şehre geldiğinizi hemen hissedeceksiniz. Çünkü: devasa ağaçların bulunduğu, muhteşem yeşillikli parklar göreceksiniz.

Bu arada, çok önemli bir konudan söz etmek istiyorum. Girişte: yani ülkeye girişte, bir form doldurmanız gerekiyor. “İmigration Formu” denen bu form; tamamen formalite. Otelde kalmayıp, kiralık evde kalacaksanız, kalacağınız yerin tam adresini de forma yazmanız gerekli, onun dışında bir sorun yok. Yalnız: bu formu; size önerim, uçakta doldurun, uçaktan indikten sonra hava alanında bu formu doldurmak için zaman kaybetmeyin. Ayrıca: ülkeye girerken, yanınızda 3000 Amerikan Dolarından fazla para varsa, deklare etmeniz gerekiyor.

Hava alanından şehre doğru olan bölge:

Tam bir inşaat sahası gibi. Çok katlı konutlar yapılıyor. Ama, bu konutların metrekaresinin 1000 dolar olduğunu duyduğunuzda, kesinlikle şaşıracağınıza inanacaksınız. Çünkü: bu şehir, en üst düzey zenginlik ve en alt düzey fakirliğin bir arada bulunduğu bir yer.

Bu arada: otele girdiğinizde, pasaportunu isteyecekler. Otellerde: turistlerin pasaportu, otele giriş yapılan gün alınarak, seyahat sonunda geri veriliyor. Bu süreç içinde: kimlik olarak, otelin kartı veya anahtarının kullanılması öneriliyor. Herhangi bir kontrol sırasında, bu kartı veya anahtarı göstermeniz yetiyor.

Ukrayna Kiev Para

PARA

Ukrayna’da kullanılan para birimi: Grivnası. (UAH) Madeni paralar: 1,2,5,10,25 ve 50 kopiykas.

 

Yani: paraları gayet değersiz. Yaşam, gayet ucuz. Fakat: elbette, yabancılar ve şehirde yaşayan küçük bir azınlık için yaşam ucuz. Döviz büroları ve yetkili bankalarda: rahatlıkla para bozdurabilirsiniz.

Bu arada: kredi kartı kullanımı konusunda dikkatli olmanızı öneriyorum. Lüks mağazalarda, gözünüzün önünde kullanılmak kaydı ile, kredi kartınızı verebilirsiniz. Yoksa: kredi kartınızın bilgilerinin kopyalanması olasılığına karşı, kredi kartınızı sakın kimseye vermeyin.

Ukrayna Kiev Dil

DİL

Şehirde, Ukraynaca dili konuşuluyor. Ama: halkın büyük çoğunluğu, aynı zamanda Rusça biliyor ve konuşuyor.

Ancak: burada elbette ilk geldiğinizde, görüntü bakımından ilginç bir durumla karşılaşacaksınız. Kiril alfabesiyle yazılı tabelalar size yabancı gelecek.

Ama şunu kesinlikle bilmeniz gerekir ki, en az orta derecede İngilizceniz yoksa, bu şehirde, kesinlikle çok sıkıntı çekebilirsiniz. Yani: mutlaka belli bir seviyede İngilizce bilmeniz gerekiyor.

Ukrayna Kiev İklim

İKLİM

Şehirde, dört mevsimin yaşandığı, tipik kara iklimi var. Yani: iklim serttir. Ocak-Şubat aylarında, sıcaklık, çoğunlukla sıfırın altında geçiyor. Ancak, Kiev’e gelmenin en iyi mevsimi: yaz. Yazın ortalama sıcaklık: + 20 derecedir.

Kışın ise, tam tersine – 20 derecedir. En düşük sıcaklık ise, – 30 dereceye kadar  düşüyor. Ancak, kışın onca kar yağışına rağmen: trafik kilitlenmiyor, caddeler tertemiz kalıyor. Onun dışında, yaz günlerinde bu şehre gittiğinizde: uçaktan indiğinizde, yoğun bir nem ve sıcaklık ile de karşılaşabiliyorsunuz.

Ukrayna Kiev Genel

Ukrayna Kiev

   

GENEL

3.5 milyonluk nüfusu ile, Ukrayna’nın başkentidir. Ama: bu rakama bakıp ta, nüfusun yüksekliği sizi şaşırmasın. Ukrayna ülkesinin genelde nüfusu azalıyor. Bölgede: en fazla mülteci kabul eden ülke olmasına rağmen, bağımsızlığını kazandığında, 52 milyon olan ülke nüfusu, günümüzde, 47 milyona gerilemiş durumda. Araştırmalara göre: 2050 yılında, ülke nüfusunun 35 milyona gerileyeceği sanılıyormuş.

Ukrayna Kiev

Şehirde gezerken: bolca düğünlere rastlayacaksınız. Gelin ve damat göreceksiniz. Başkentin hemen her yerinde: hafta sonları, yeni evlenen çiftlere rastlayacaksınız. Onlara: aileleri ve arkadaşları eşlik ediyorlar. Şehrin parkları ve tarihi mekanları: yeni evli çiftlerle doluyor, fotoğraf çektiriyorlar, evlilik fotoğraflarını stüdyoda değil, açık alanlarda çektirmeyi tercih ediyorlar. Bu parklar konusunda, yeri gelmişken bir şey söylemek istiyorum. Parklar o kadar muhteşem ki, gördüğünüzde, park mı-orman mı şeklinde, kesinlikle bir çelişki yaşayacaksınız.

Kentin hemen ortasından: Dinyeper Nehri geçiyor. Bu nehir: kışın donuyor ve ortaya çıkan manzara, insana keyif veriyor. Nehir buz tuttuğunda, üstünde balık tutan insanlar görebiliyorsunuz. Bu arada nehir üzerindeki köprü, dikkatli baktığınızda size bir şeyler anımsatabilir, düşünün “İstanbul, Boğaziçi köprüsünün küçük bir benzeri” olabilir mi? Ayrıca, şehirde “Kiev Üniversitesi” var. Sovyetler Birliği döneminde, birçok bilim adamı yetiştirmiş.

Kiev

Çok değerli tarihi ve kültürel anıtlar bulunan bir şehir. Bu şehirde: herkes, kendisi için ilginç gelebilecek bir şeyler bulabilecektir. Sanat ve Kiev mimarisi: dünyanın hazinelerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Birçok ünlü sanatçı, şair ve yazar: bu şehrin eşsiz güzelliğinden etkilenmiştir.

Kiev: zengin kültürel yaşamı ile de öne çıkar.  Tiyatro severlerin: çok sayıda tiyatroda, çeşitli tiyatro oyunlarını sergilenirken izleyebilirler. Yakın geçmişte yenilenen Kiev Opera Binasında: geniş bale ve opera repertuarı sunuluyor. Ivan Franko Tiyatrosunda: Ukrayna dramaları, komedi ve müzikaller izleyebilirsiniz. Bunun dışında: çeşitli sergiler, müze ve sanat galerileri bulunuyor.

Ekonomik özellikler ele alındığında

Ukrayna’nın en büyük kenti olan Kiev’in, önde gelen bir sanayi ve ticaret merkezi olduğunu görebilirsiniz. Kiev’deki başlıca endüstriler: gıda işleme (özellikle; şeker pancarı işleme), Metalurji, makine imalatı, makine aletleri, demir yolu araçları, kimyasallar, yapı malzemeleri ve tekstil.

Şehirde ev bulmak çok zor. Kiralar inanılmaz pahalı. Evlerde: kaç oda varsa, o söyleniyor, salon kültürleri yok. 2 oda bir ev için, aylık verilen kira, ortalama: 600-800 Amerikan doları arasındadır. Salon olmadığı için, evlerde, mutfaklarda oturulur. Apartmanlar: çok eski ve yıpranmıştır. Apartmanların dış kapılarını açmak için, anahtar yok. Bunun yerine: kapılarda, kod sistemleri var. Kodu doğru girdiğinizde, kapı açılır.

Şehirde yaşam kolaydır. İnsanlar, birbirlerini umursamazlar. Irkçılık biraz fazladır. Özellikle: meydanlarda gezerken, “dayak yeme ihtimaliniz “ var. Bunu duyunca, kesinlikle sıkıldığınızın farkındayım. Ama gerçekten, sürekli dikkatli bulunmanızda yarar var. Şehrin genelinde: sarımsak kokusunu andıran bir koku hissederseniz de şaşırmayın. Bu koku, özellikle metroda ve apartmanlarda daha yoğundur. Ancak: apartman ve asansörlerinde: “zemin kat” anlayışı yok. Katlar: 1 ve ötesi olarak sıralanıyor. Otelde kalırken, dikkatinize.

Bulunduğunuz yerde, karşıya geçmek için, trafik ışığı olmamasına rağmen, karşıya geçmek için teşebbüs ettiğinizde, araçlar duruyor ve size yol veriyor. Bu uygulamayı: en son Amerika’da görmüştüm. Muhteşem bir anlayış, keşke bizim sürücülerimiz de, bu derece hassas olsalar, önemli olan insan canı değimli?

Bu doğal kentin eski sokaklarında: geçmişin ruhunu ve eşsiz güzelliğini hissedebileceğiniz yürüyüşler yapabilirsiniz.

Ukrayna Kiev

TARİH SÜREÇ

Şehir, tarih boyunca: Doğu Avrupa ve Batı Rusya’nın, en önemli kentlerinden biri olmuş. Kuruluşu: 1500 yıl öncesine kadar dayanıyor. Doğudan gelen baharat ve ipek yolları: Karadeniz’in kuzeyinden, Kiev üzerinden, Avrupa’ya ulaşmış. Bu nedenle: şehir, kısa sürede zenginleşmiş. 10.yüzyılda, bugünkü Rusya toprakları üzerindeki ilk Rus devleti; Prens Yaroslav tarafından kurulmuş ve Kiev Prensliği olarak isimlendirilmiş.

Bu prenslik, zamanla, çevresindeki küçük şehir devletleri ve diğer prenslikleri de kontrolü altına almış ve bölgedeki en büyük güç haline gelmiş.

Kievlilerin, Hıristiyanlıkla tanışması da, bu döneme rastlıyor. Kiev prensinin oğlu, Viladimir, Kırım yarımadasında, İstanbul’dan gelen rahiplerle tanışır ve onları Kiev’e davet eder ve böylece, Hıristiyanlık, Kiev Prensliğinin resmi dini haline gelir. 1019 yılında: prens akıllı Yaroslav: tahta çıkar-çıkmaz, büyük bir enerji ve çaba ile, şehir için kültürel ve eğitimsel devrim çalışmaları başlatır. 1037 yılında: Saint Sofia katedralinin inşasına başlanır. Prens akıllı Yaroslav’ın ölümünden sonra ise: Kiev tahtı için, iç savaş başlar. Şehir, farklı prensliklere bölünür ve Tatar-Moğol saldırılarında, kolayca avlanırlar. 1240 yılında, Kiev şehri, neredeyse, tamamen yıkılır.

Sonraki dönemde ise,

Osmanlı imparatorluğunun kontrolü altına girer ve daha sonra ise, bölgede güçlenen Rus Çarlığı, buraya hakim olur. 1811 yılında, büyük bir yangın sonrasında yok olan şehir, yeniden yenilenir. Kentin yeniden kuruluşu, bu tarihte ciddi olarak başlar. 20.yüzyıl başında: Kiev, yeniden Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biri haline gelir.

1917 yılındaki Kızıl Ordu devriminden sonra ise, Moskova ve St. Petersburg’dan sonra, üçüncü ve en stratejik şehir konumuna gelir. II. Dünya Savaşında, şehir, çok fazla tahribata uğrar. Nazi Almanya’sı tarafından işgal edilen, şehirde, halkın büyük bölümü idam edilir. İdam edilenler arasında: çok sayıda, Ukraynalı vatansever de bulunur. 24 Ağustos 1991 tarihinde ise, Ukrayna’nın bağımsızlık hareketi, Kiev şehrinde ilan edilir. 1997 yılında, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra ise, Ukrayna’nın başkenti olur.

Ukrayna Kiev

KENTİN KURULUŞ EFSANESİ

Dinyeper Nehrinin kenarında, hemen arkada, içinde dört kişi bulunan bir anıt tekne göreceksiniz. Efsaneye göre: dört kardeş, buraya gelmişler ve burada bir kent kurmuşlar. Kardeşlerin isimleri: kinin, shchek, khoriv ve kız kardeşleri lybid.

En büyük kardeşin ismi: Kinin. Bu yüzden, şehre “Kiev” ismi verilmiş. Tabii bu arada: Kiev şehrinin kuruluşunun, Hazar Türkleri tarafından gerçekleştirildiği de, birçok tarihi kaynaklarda öne çıkarılıyor.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Şehirde metrolar bulunuyor. Kiev Metrosu: dünyanın en büyük metrolarından biridir. Çok derine inşa edilmiştir. Ayrıca: tramvay, troleybüs gibi vasıtalar kullanılarak, ulaşım sağlanabiliyor.

Taksiler: Taksiler, bizdeki gibi değil. Yolda, elinizi kaldırdığınızda, herhangi bir araç durup, sizi alabilecektir. Bütün araçlar, taksicilik yapabiliyorlar. Diğer ülkelere nazaran, taksi fiyatları çok ucuz. Türkiye’ye kıyaslamak gerekiyorsa: dolmuş fiyatına taksi çevirmek mümkün.

Gene de, şehre ilk kez geliyorsanız, hava alanından şehre geçerken, fiyat konusunda dikkatli olmalısınız. Çünkü: taksiciler, turist görünce sapıtıyorlar ve aşırı fiyat talep ediyorlar, binmeden önce mutlaka pazarlık yapın. Çünkü: asla taksimetre açmıyorlar ve muhteşem kazıklıyorlar.

Metro: Avrupa’nın en alçak, ikinci metrosuna sahiptir. Savaş anında, sığınak olarak kullanılabilecek 3 hat ve bunlara bağlı kanallar var. Bazen, metronun merdivenlerinden, dakikalarca, aşağılara inmek durumunda kalıyorsunuz. Bu 3 hat, şöyle sıralanıyor.

Mavi hat: Dinyeper kıyısından Geroiv Dnipradan başlayıp, Dibidska’da bitiyor. 11 istasyon, şehri, kuzeyden güneye geçiyor. Kırmızı hat: şehrin batısından doğusuna uzanıyor. Akademmisteçko’dan Lisova’ya kadar, 18 istasyon. Diğer hat, mor hat: doğu-batı arasında çalışıyor.

Sirets hattından, Borispilska’ya kadar 13 istasyon. Mavi ve kırmızı hat: Kresçatik istasyonunda kesişiyor. Mor ve kırmızı hat: Teatralnaya’da kesişiyor. Ulaşım için, ayrıca troleybüsler ve bizdeki gibi dolmuş-minibüsler de belli hatlarda çalışıyor. Metro jetonu: 1 grivna karşılığında 4 jeton alabiliyorsunuz. 1 dolar, daha önce söylediğim gibi; 5 grivna.

Ukrayna Kiev İnsanlar

İNSANLAR

Şehrin insanlarından söz açılınca: burada göreceğiniz kızların, bayanların güzelliği kesinlikle ve öncelikle dikkatinizi çekecektir.

Zengini ve fakiri, düzeni ve düzensizliği, güzeli ve çirkini bir arada barındırması ile, İstanbul’u andıran bir şehir. İnsanları: sabah saat 11.00’de, ellerinde biralar ile, sokaklarda dolaşıyorlar. Saat: 02.00’den sonra ise, şehirde, ayık insan bulmak zor. Zamanında: maruz kaldıkları, Rus etkisinden oldukça büyük oranda etkilenmişler. Ama, yine de şirin bir Avrupa şehri havasındadır.

Basit bir memur: aylık 150 Amerikan Doları maaş alıyor. 400 dolar alanlar ise, kalbur-üstü kişi sayılıyorlar. Ama, şehirde: 300.000 Amerikan dolarına satılan evler de var. Yani: bir yandan, kara para da var.

Şehirde: Schevchenko adını  taşıyan, birçok cadde, meydan ve park var. Ama, bu milli şairleri Schevchenko. Yani: futbolseverlerin tanıdığı kişi değil.

Bu şehirde: iki tür insan yaşıyor. Yoksulluğun korkunç hüznü ve kederiyle insanın içine donuk donuk bakanlar, ya da cıvıl cıvıl bir neşeyi her zaman gülümsemesinde ve yüzünde taşıyanlar.

Kentin ücra bölümlerinde: iki göz oda olan daracık dairelerde yaşayan milyonlarca insan var. Ruhları ve bedenleri hapseden bu evler, gerçekten korkunç. Sovyetler döneminde dikilmiş toplu konut yapımlarında yapılan milyonlarca sevimsiz apartman var. Milyonlarca hantal beton, milyonlarca leş gibi asansör. İnsanları: sefaletten ve baskılar altında ömür tüketmiş, hala da tüketiyorlar.

Nüfusun % 99’u okur-yazar. Toplam nüfusun: % 43’ü erkek. Burada yaşayan insanlar, şaşırtıcı derecede, birbirlerine benziyorlar. Yabancılardan, genel olarak hoşlanmazlar. Yazının genel bölümünde de söz ettiğim gibi: özellikle, meydanlarda ve akşam saatlerinde, park, bahçe ve sakin yerlerde bulunmamanızı öneriyorum. Nüfusun büyük bölümünün kadın olması, çoğu işte, kadınların çalışması sonucunu doğuruyor. Rus kadınlarına göre: daha iridirler, ilgili ve bakımlıdırlar.

Şehir insanları: İngilizce bilirler, ama konuşmayı sevmezler ve Rusça konuşmayı tercih ederler.

Ukrayna Kiev

KONAKLAMA

Kiev şehrindeki, lüks oteller: Faraon Hotel (şehir merkezine fazla uzak değildir, Dinyeper nehri üzerindedir), Hyatt Regency Kiev Otel (şehrin alışveriş merkezlerine çok yakındır, ayrıca birçok devlet dairesine, büyük iş ve eğlence merkezlerine, tiyatrolara, restoranlara ve dükkanlara yakındır).

Premier Palace Hotel (şehrin tam merkezindedir), Radisson SAS Hotel (şehrin kalbindedir, otel kreschatik caddesine yürüme mesafesindedir), Dnipro Hotel (şehrin merkezindedir), Domus Hotel (eski şehir ve modern Avrupa tasarımını birleştiren bir yapısı var), Impressa Hotel, Lybid Hotel (merkeze çok yakındır).

Natsionalny Hotel (kentin tarihsel bir bölgesinde bulunuyor), Podol Plaza Hotel, President Hotel (şehir merkezindedir, ancak şehir merkezinin gürültüsünden kaçmak için ideal bir yer), Riviera Hotel (şehir sermayesinin merkezinde, Podol bölgesinde bulunuyor), Rus Hotel (şehrin en popüler otellerinden biridir), Vozdvizhensky Hotel (1997 yılında inşa edilmiştir, eski şehrin kalbinde bulunmaktadır.)

Evet: otellerin fiyatları: biraz şaşırtıcı derecede yüksek. Gecelik 100 dolar civarında. Ben size, genellikle otelden ziyade, şehir merkezinde, ev kiralayabilirsiniz. Bu evler: her türlü özellikleri olan konutlar. Fiyatları da, otellerden çok daha uygun. Bu evlerle ilgili bir örnek vermek istiyorum. Örneğin: Krasnaya Armeiskaya caddesi üzerinde, 3 odalı bir konutun günlük kirası: 250 Dolar.

Ukrayna Kiev Eğlence Hayatı

EĞLENCE HAYATI

Farklı müzik tarzları ve gece mekanları: değişik tür eğlenceler için ortam yaratıyor. Kendinizi çılgın dans ritimlerine kaptırabilir, konukseverlik ve sıcaklık bulabilirsiniz. Hangi kulüp, sizin için hoş olabilir, seçmekte zorlanacağınız kesin. Ben yine de, birkaç kulüpten söz etmek istiyorum.

Androgyne: Sıra dışı show programları var. Ama: daha çok gaylar tarafından tercih ediliyor, bilginize.

Bumerang Disco: Aralık 2002  tarihinde açılmıştır. 3 salonu ve yazlık terası bulunuyor. Aydınlık iç mekanlar, geniş ve yuvarlak dans pisti ve çılgın show programları sunuluyor. Bunların en başında ise, baştan çıkartıcı striptiz keyfi öne çıkıyor.

Caribbean Club: Şubat 1998 tarihinde açılmıştır. Temelde: Karayip mutfağının uzmanlaştığı bir restoran var. Ama daha sonra: canlı müzik olunca, misafirler oturamadı ve dans etmeye başladılar. Latino ritimlerinin büyüleyici sesleri eşliğinde, dans edenler, ortamı şenlendiriyor.

Yani, tesis kuruluşundan bir süre sonra: dans pisti ile, restoranı olan bir dans kulübü haline gelmiştir. Burada: özel partiler, düzenli olarak gerçekleştiriliyor. Tüm show programları: çeşitli yarışmalar, pratik şakalar, profesyonel dansçı ve diğer şaşırtıcı olaylar, canlı performanslar ile sunuluyor.

Magma Club: Buranın temel ayırt edici özelliği: dekorasyonu ve ışık etkileridir. Kulüp, yer altında, kara yolunun altında bulunuyor. Burada, misafirler için başka güzel sürprizler de var. Burası zaten, tamamıyla misafirler ve gençler için tasarlanmış. Aynı zamanda, bar bölümünde: bira, şarap, konyak, likör, alkolsüz içecekler ve benzeri gibi içecekler de bulabiliyorsunuz.

Evet, gece kulüplerinin yanında, Kiev’de meraklıları için: Casino ortamları da bulunuyor. Kumar ruhu, her zaman insanlar için cazip olmuştur. Onlar şanslarını denemek isterler. Bu nedenle: Kiev şehrinde, casinolar, bu amaçların yürütülmesi için, mükemmel ortam sunuyorlar. Aslına bakarsanız, her köşe başında kumarhane var. Kollu makinalarla dolu kumarhanelerde, rahatlıkla şansınızı deneyebilirsiniz. Yine de şehirdeki casinolardan birkaçı:

Avalon

Ukrayna’da, en saygın ve en büyük kumar kuruluşlarından biridir. Mükemmel çalışanları var. Her gün, saat: 18.00-06.00 arasında hizmet verilmektedir.

Gabriela

Şehrin  tam merkezindedir. Krechhatik caddesinde. Dniprol Hotel içinde. Oyun oynayanlar: ücretsiz elit içecekleri tadabilirler. Casino’da: canlı müzik eşliğinde dans eden kızlar var. Çeşitli yarışmalar düzenleniyor ve  kazananlara para ödülleri veriliyor. Ayrıca: ziyafet masasında, arzu ettiğiniz yemekleri yiyebiliyorsunuz. Dinlenme ihtiyacı hissedildiğinde, bar ve kulüpte mola vermek mümkün.

Son olarak gidenlere önereceğim kulüpler

Arena, 112 ve Shooters. Alkole bu kadar düşkün bir milletin en büyük eğlence anlayışı: diskotekler. Kiev şehrinde: yüzlerce diskotek var. En gözde olanları ise biraz önce sözünü ettiğim gibi: Arena City, Sound Planet, Kaif, Tsar, Acur, Shooters. Yalnız: ben Shooters kulübüne gitmedim. Duyduğuma göre: Türkleri almıyorlarmış. Bilemiyorum, tercih sizin, denemeyi size bırakıyorum. Arena ise: güzel bir yer. Altında casino var. Şehrin kalburüstü insanları takılıyor.

Evet, kulüplere :girişlerde kontrol yapılıyor ve kılık-kıyafeti uygun olmayanlar, mekanlara sokulmuyor, kapıdan geri çevriliyorlar. Diskolarda: özellikle, farklı kokteyller göze çarpıyor. Fiyatları oldukça ucuzdur.

Bir bardak: shot votka için verilen ücret: 7 grivnadır. Ortalama kokteyl fiyatları: genellikle, 25-30 grivna civarındadır. Şöyle düşünebilirsiniz, diskoda, bir gecelik eğlencenin bedeli: 25 Amerikan doları civarındadır.

Eğlence denince, Kiev şehrinde herkes tarafından bilinen bir yer daha var. River Palace. River Place: nehir üstünde, büyük bir tekne. 3 katlı. Bir katı kumarhane, bir katı restoran ve bir katı da disko. Ama, ailecek gidilebilecek bir yer değil.

Ukrayna Kiev

NE YENİR-RESTORANLAR

Kiev’de, birçok ülke yemek kültürünü bulabilirsiniz. İtalyan, Fransız, Amerikan, Japon, Çin, Kafkasya, Rusya ve hatta sözde Sovyet mutfağı sizin hizmetinizdedir. Özellikle: Kiev’de yaşayan insanlar: çok iyi “tavuk” yemekleri yaparlar. Bunun yanında: denemenizi önereceğim yemek-içecekler: Ukrayna kızıl birası, meyveli düşük alkol içeren gazoz benzeri votkalar ve son olarak lezzetli çorbalar. Kızıl bira: Obolon birası.

Yine, birkaç restorandan söz etmek istiyorum:

Avalon

Burası bir balık restoranı. Menüde: daha çok balık yemekleri var. Karidesten, istiridyeye kadar tüm deniz mahsullerini bulmak mümkün. Ancak, yemeklerde, özellikle domuz eti üzerine kurulu spesiyaller çok yaygın. Lüks bir restoran.

Ukrayna Kiev

Fast Food yemek tarzını tercih edenler için

McDonalt’s var. 1997 yılından beri, Kiev’de bulunuyor. Şehirde, bir düzineden fazla, McDonalts restoranı bulunuyor. Burada: tanıdığınız lezzetler var. Tercih edebilirsiniz.

İlla ki, Türk restoranı-lokantası diyenler için ise: “Gurme” isimli Türk lokantasını öneriyorum. Yemekleri güzel ve fiyatları uygun. McDonalts restoranlarındaki fiyatlar, bizden daha uygun, yaklaşık % 10 daha ucuz. Ama biraz önce de söylediğim gibi: Kievliler, domuz eti yemeği çok seviyorlar.

Su satın almak istediğinizde: özellikle, gazlı olmayanı istediğinizi söyleyin. Çünkü: su denildiğinde, genellikle maden suyu veriyorlar. Bunun dışında: bizim mantıya benzer, ama daha büyüğü: içi patatesli, peynirli, kıymalı olanlar var. Ama kıymalı olana dikkat, çünkü kullanılan kıyma, domuz eti.

Ukrayna Kiev Alışveriş

ALIŞVERİŞ

Marketlerde: kasaya geldiğinizde, poşet için, para isteniyor. Alkol fiyatları ucuz. 1 litre votka için: 5 dolar vermek yetiyor. Sigaralarda ucuz. En pahalı sigara: 7 grivnadır. (yani 1 Amerikan dolarından, biraz fazla) Yiyecekler gayet ucuz. Ancak: domuz eti, diğer etlere göre çok daha fazla tüketiliyor ve daha pahalıdır.

Kiev şehrindeki süpermarketler: 1990’lı yılların sonundan itibaren: şehirde hızla yayılmaya başlamıştır. Bugün şehirde yaklaşık 50 civarında süpermarket bulunuyor. Bunlardan birkaçından söz etmek istiyorum:

Billa Süpermarket

İlk mağazaları, 2000 yılında açıldı. Klasik Avrupa tarzında bir süpermarkettir. Geniş bir ürün yelpazesi ile karşılaşacaksınız.

Furshet Süpermarket

Gıda ve diğer alanlarda, 25.000 çeşit ürün var. Meyve, sebze, ekmek, et, dondurulmuş gıdalar, baharat ve çeşniler bulmanız mümkün. Ayrıca: ev gereçleri ve evcil hayvan maması satılıyor.

Mega Market

Burada bulabileceğiniz malzemeler: yiyecek, ekmek, kek, süt, ev eşyaları, meyve, sebze, konserve ürünler, bebek gıdaları, et ve balık çeşitleri. Ayrıca: çamaşır ve temizlik malzemeleri, kağıt ürünleri, kişisel ihtiyaçlar, reçetesiz ilaçlar. Burada: bira, şarap ve içki de satılıyor. Yani: bu süpermarketin bunları satmak için lisansı var.

Süpermarketlerin yanında

Hediyelik eşyaların satıldığı yerler de var. Bunların birkaçından da söz etmek istiyorum.

Amber Evi

Semyi Sosninykh caddesindedir. Kehribar birçok özellikleri olan doğal bir madde. Özellikle: çağ ağaçlarının ürettiği reçinenin, toprak altında, milyonlarca yıl beklemesinden sonra oluşması, bu maddenin üst düzeyde değerli olmasının baş nedeni.

Çeşitli sanatçıların: amber ile yarattıkları, orijinal eserleri burada görmek mümkün. Sanatçıların tuvalleri: amber, kaya kristali, serpantin, kobalt mavisi, lacivert taşı, jasper, florit ve mermer ile süslü. Amber evi: bu zengin koleksiyonun yanında: bir kısım küçük eserleri de görebileceğiniz bir yer olarak öne çıkıyor.

Andreevsky Spusk

Burası: ünlü Andreevsky kilisesinden başlayıp, Dinyeper nehrine inen bir mahaldir. Bugün bu caddede: birçok hediyelik eşya satan dükkanlar ve küçük sanat galerileri var. Bu galerilerde: suluboya resim, heykel ve modern Ukraynalı sanatçılar tarafından uygulanan sanat eserleri satılıyor. Burası: tarihi bir sokak. Rus kültürünün tanınır sembolleri, burada satılıyor. (özellikle: Matreshka) Özellikle: burada, tılsım olarak değerlendirilen, küçük nazarlık benzeri objeler bulabilirsiniz.

Bunların dışında

Lenin ve Stalin heykelcikleri, portreleri, kırmızı T-shirtler satın alabilirsiniz. Ayrıca: tespih, tütsü, özel portreler satılıyor. Ukrayna’nın geleneksel sanat ve el yapım işleri olan: dokuma kilim, nakış, dantel bulmak mümkün. Ahşap ve parke kutular, boyalı paskalya yumurtaları, oyma amber ve yarı değerli taşlar da satılıyor. Dikkatinizi çekmek istiyorum, pazarlık mümkün. Beğendiğiniz bir objeyi satın almadan önce, mutlaka pazarlık yapın.

Fial

Bosco galeridedir. Burası: Ukrayna mücevher firmasına ait. 1993 yılında kurulmuştur. Firma, çeşitli uluslar arası kuyumculuk fuarlarında ödüller almış mallarını: burada pazarlıyor. Elbette, fiyatlar çok pahalı.

Interio

Burada: Avrupalı üreticilerin hediyelik eşyaları satılıyor. Zengin koleksiyonda: cam, porselen, metal ve deri mallar var. Şık vazolar, lambalar, güzel resimler, heykeller, klasik yazı malzemeleri, dekoratif biblolar.

Milain Limited

Buranın koleksiyonunda: eşsiz her türlü hediyelik eşyalar bulunuyor. Karasal küreler, yazı malzemeleri, navigasyon ve meteoroloji cihazları bulmak mümkün. Ayrıca: gemi maketleri de var.

Kiev Takı Fabrikası

Globus alışveriş merkezindedir. Ukrayna’nın tüm takıları, burada üretilmektedir. Altın ve gümüş takı üretiminde, lider bir yer. Takı fabrikasında: 3500 çeşit takı bulmak mümkün. Böyle geniş bir koleksiyondan: mutlaka kendinize uygun bir şeyler bulabilirsiniz. Özellikle: bayanların mutlaka gitmesini önereceğim bir yer.

Kiev şehrinde, alışveriş yapılabilecek diğer alışveriş merkezleri şunlardır.

City Merkezi:

Kreshchatik caddesindedir. 1500 metre karelik bir alanda, yaklaşık 40 farklı mağaza ve butiğin bulunduğu bir yer. Burada: Fransa ve İtalyan butikleri görebilirsiniz. Ayrıca: çocuklar için de, çeşitli koleksiyonların sergilendiği mağazalar var. Evet, burası tanınmış markaların, mallarını bulabileceğiniz bir tekstil ve ayakkabı merkezi.

Globus

Kare Nezalezhnosti bölgesindedir. Burada: Kiev şehrinin mimari harikalarından birini görebilirsiniz. 2002 yılında inşa edilmiştir. Alışveriş alanı: çok katlı, cam kapılar, yürüyen merdivenler, kafe, bar ve restoranlar ile tam bir bütün oluşturuyor. Kiev şehrinde, giysi satın alabileceğiniz en iyi yer, burasıdır. En iyi giyim mağazalarını burada bulabilirsiniz. Ayrıca: çeşitli ayakkabı mağazaları, iç çamaşırı ve aksesuar mağazaları var. Alışveriş için gezerken yorulursanız, buradaki sayısız kafe ve restoranlarda dinlenebilirsiniz. Örneğin: merkezi havuzun hemen çevresinde bulunan kafelerde oturabilirsiniz ki, mutlaka burada küçük bir mola vermenizi öneririm.

Mandarin Plaza

Basseynaya caddesindedir. 7 katlı bir binadır. Şehir merkezine oldukça yakın olması büyük avantaj. Merkezde: her türlü ve çeşit mal sunan, çok sayıda mağaza bulunuyor. Butikler, yüksek moda tasarım ürünleri, ünlü markaların son koleksiyonları. Çocuklar için ise: vitamin bar, bilgisayar oyunları, karaoke bulunan bir bölüm bulunuyor. Merkezin 4 kat altında: her türlü müzik cd.ni bulabileceğiniz bir merkez var.

Ukrayna Kiev Gezilecek Yerler

GEZİLECER YERLER-GEZİ PLANI

Kiev, iki yakadan oluşuyor. Arada: Dinyeper nehri var. Hayat, genelde sağ tarafta daha hızlı. Şehrin sol tarafı, aynı İstanbul-Anadolu yakasında olduğu gibi, daha çok yerleşim amaçlı. Şehrin merkezi: insanlar rahat gezsinler diye, trafiğe kapatılıyor. Ulaşım, çok ucuz, metro, otobüs, minibüs, tramvay var. Ancak: şehirde, genelde trafik sorunu var. Aceleniz varsa, mutlaka metro kullanın.

İstanbul için, Taksim Meydanı ne ise, Kiev içinde: Özgürlük Meydanı aynı anlamı taşıyor. Özellikle hafta sonlarında: bütün şehir halkı, buraya akın ediyorlar. Çevre  havuzlarla dolu. Çimenlerde oturanları görebilirsiniz. Havuzlar, heykeller, gezinenler, evet, burası gerçekten güzel bir yer. Şehirdeki gezinize, Özgürlük Meydanından başlayın.

Ukrayna Kiev Maydan Nezalejnosti

MAYDAN NEZALEJNOSTİ (İSTİKLAL/BAĞIMSIZLIK MEYDANI)

Evet, burası şehrin merkezi. Bir zamanlar, burası ormanlık bir yermiş. Yani: 10.yüzyıla kadar, burası “Yüksek Koru” diye isimlendiriliyormuş. Kiev şehrinin inşasında, ev yapımında kullanılmak üzere, inşaatlar için ağaçlar kesilince, kocaman ve boş bir alan ortaya çıkmış ve burası oluşmuş. Burası uzun süre: Kiev şehrinin girişinde, hayvanların otladığı ve Kiev’e gelen elçi, tüccar ve kervanların beklediği bir ova olarak kullanılmış.

Bu aradaki ismi ise “Keçi Ovası”.13.yüzyıl sonlarında ise; buraya, şehir surlarının inşasına karar verilmiş. 13.yüzyıl sonlarında, büyük surlar inşa edilmiş ve eski tarihi şehre giriş imkanı veren 3 kapıdan biri olan “Lyadskie” girişi, buraya inşa edilmiş. 1833 yılında ise: meydandaki surlar gibi, giriş kapısı da yıkılmış. 19.yüzyılda, Krestatik caddesinin ana cadde statüsüne sokulmasından sonra, meydan da, Kiev şehrinin ana meydanı haline gelmiş.

Heykeller ve çeşmelerle dolu, turuncu devrim sırasındaki gösteriler ve toplantıların merkezi burasıymış. 1991 yılında, Ukrayna’nın, Sovyetler birliğinden ayrılması için yapılan gösteriler ve toplantılar, aylarca bu meydanda düzenlenmiş ve sonunda, meydandaki Ukrayna halkının isteği gerçekleşmiş. Ukrayna: Rusya’dan ve Beyaz Rusya’dan ayrılmış. Daha sonraki dönemde ise; 2004 yılında, Başkanlık seçiminden sonra, yine Ukrayna halkı bu meydanda toplanmış ve seçim sonuçlarını protesto etmişler, ama aylarca süren bir protesto. Dünyaca ünlü “Turuncu Devrim” bu meydanda yapılmış. Bu yüzden; dünya üzerinde, yakın tarihin yazıldığı ender alanlardan biri burası.

Günümüzde, özellikle

Güneşli havanın tadını çıkarmak isteyenler, burayı hafta sonlarında dolduruyorlar. Yazın: bu meydanda: etkinlikler ve konserler düzenleniyor. Meydana sahneler yapılıyor, Kievli sanatçılar, burada konserler düzenliyorlar. Ama konserlerden sonra, çevreye muhteşem bir alkol kokusu siniyor. Çünkü: şehir gençleri; aşırı boyutlarda içki ve sigara tüketiyorlar.

Meydan: çok iyi düşünülüp-taşınılarak yapılmış. Yerin hemen altında: dev bir alışveriş merkezi var. Meydanın orta yerinde, Kiev şehrinin kurucularının heykelleri var. Şehrin giriş kapılarından biri, sembolik olarak, bu meydanda bulunuyor.

Evet, gezimize devam ediyoruz.

Ukrayna Kiev Kresçatnik Caddesi

KRESÇATNİK CADDESİ

Burası: Kiev’in ana caddesidir.

Meydandan sonra: 8 şeritli bir bulvar var. Burası: özellikle yaz döneminde, yaz etkinlikleri nedeniyle araç trafiğine kapalı. Özellikle: hafta sonlarında, bunun sonucunda, ortaya güzel bir gezinti yolu çıkıyor. İnsanlar: caddelerde yürümenin keyfini çıkarıyorlar. Burası: şehrin, en önemli caddesi. Uzunluğu: 1.2 km. Burası: şehrin, en ünlü caddesi, eskiden şehrin giriş caddesiymiş.

Buradaki yapılaşma, 18.yüzyıl sonlarında başlamış. Cadde: kestane ağaçlarıyla çevrili, dünyaca ünlü mağazalar, kafeler ve restoranlar dolu, zarif bir cadde. Zara, Mango, Lui Vittino, Gucci ve Mc.Donalts restoranları var. Bu cadde üzerinde gezerken: Mc.Donalt restoranında mola verebilirsiniz. Daha sonra: “Şato” isimli restoranı deneyin derim. Burada: sunulan biraları kendileri üretiyorlar. En güzeli: altın renkli olanı. Biranın yanında: şam fıstığı getiriyorlar. Bunun yanında: borç çorbaları, dana biftekleri çok güzel.

Ukrayna Kiev

Caddenin başlangıç noktasında: Pazar, bitiş noktasında ise: biraz önce sözünü ettiğim Özgürlük Meydanı var.

Evet: bu şehirde, görülmeye değer pek çok yer var. Tarihi kiliseler ve yemyeşil, uçsuz-bucaksız parklar dolu.

Şehri gezerken: Ayasofya Katedrali göreceksiniz.

Ukrayna Kiev Svetoya Soşya Katedrali

SVETOYA SOŞYA (AYASOFYA ) KATEDRALİ

Bu katedral: 1037 yılında, Prens Yaroslav tarafından, şehrin gücünü göstermek için yaptırılmış. Üstelik, prens, burayı yaptırmadan önce, İstanbul’a yaptığı bir ziyaretten çok etkilenmiş ve bu katedrali yaptırmış. Kulelerin üstü: altın kaplama, temeli 11. yüzyılda atılmış, 13 altın kaplama kubbesi ve 11. yüzyıldan kalma, mozaik ve freskleriyle ünlü.

Şehrin: en eski ve ayaktaki kilisesidir. 1037 yılında, Prens Yaroslav tarafından; rakip kabile olan Peçeneklerle yapılan savaşın kazanılması anısına inşa edilmiştir. O dönemlerde: bütün büyükelçilik resepsiyonları, prenslerin taç giyme törenleri, anlaşmaların imzalanması, burada yapılırmış. Şehrin, ilk okulu ve kütüphanesi de, Ayasofya kilisesinde kurulmuştur.

Ukrayna Kiev

Tatarların şehri istilası sırasında, katedral büyük hasar görür, birçok kez yanar ve yeniden inşa edilir. 1707 yılında, Ayasofya katedrali olarak, yeniden inşa edilir. Ukrayna barok ve tipik armut biçimli kubbe ile süslüdür. Günümüzdeki katedral binası: 17.-18. ve 19.yüzyıl yapımlarını birleştirmektedir. Bina gövdesi: beyaz, soğan biçimindeki kubbeleri yeşil. Merkez kubbe, diğerlerinden daha büyük ve yaldızlı. Ukrayna’da, UNESCO tarafından, dünya mirası listesine dahil edilen ilk yapı.

Aziz Sofya katedrali

Kiev Prenslerinin mezar yeridir. Katedralin içinde: Yaroslav Mudry ve oğlu Vsevolod ve Vladimir Monomakh gömülüdür.

Katedralin iç süslemelerinde: mozaik ve freskler;  11.yüzyıl, Bizans ustalarının eserleridir. Harika freskler, sütun ve tonozlar yapıyı süslüyor. Yapının içinde, orta kesimde, büyük mozaik “Virgin Maria” resmi ile süslenmiş. Mozaik: 6 metre yüksekliğinde ve farklı renk ve tonlarda yapılmış. Diğer bazı fresklerde ise: İncil’de konu edinilen bir kısım olayın temsili olarak işlenmiştir. Bunun dışında: katedralin içinde: Yaroslav Mudry aile üyelerinin portrelerini görmek mümkün. Çan kulesi: İstanbul’da, Bizans İmparatoru Konstantin tarafından, Prens Olga onuruna düzenlenen, sahneleri resmeden, resimlerle süslenmiş. Burada: palyaçolar, müzisyenler, dansçılar, hayvan eğitmenleri ve araba yarışmaları resmedilmiş.

Sovyet devriminden sonra, hükümet, katedrali yıkmaya ve bir tür parka dönüştürmeye karar vermiş. Ama çok sayıda tarihçi ve bilim adamının çabası ile, korunabilmiş. Yine de, 1934 yılında, hükümet, binaya el koymuş ve müzeye dönüştürmüş. 1980’lerin sonunda, politik durum değişmeye başlayınca, bu sefer de zaman içinde bu binayı kullanmış bütün mezhepler, hak iddia etmeye başlamışlar. Paylaşım sorunu çıkmış. Bugün, Ukrayna Hıristiyanlık müzesi olarak kullanılıyor.

Ukrayna Kiev

Meydanın ortasında, bir heykel var. Birçok devlet töreni: katedralin önünde bulunan, bu meydanda yapılıyor. Hemen önünde: 1645 yılında, Osmanlı ve Litvanyalılarla savaşıp, Ukrayna ve Rusya’nın birleşmesini sağlayan, Boğdan Hmelnitsky’nin heykeli var.

Meydanın bir diğer ucunda: Aziz Mikail manastırı var.

Ukrayna Kiev St Michaels Cathetral

ST. MİCHAEL’S CATHERDAR (GOLDEN KUBBELİ) AZİZ MİCHAEL CATHEDRAL

Altın kubbeli katedral: 1108 yılında, Pres Yaroslav’ın torunu tarafından yaptırılmıştır. Eski Rus mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Manastır yapısının kulesinin birinde saat var. İçi orijinal; dışı ise, 1716 yıllarında yapılmış, 1760 yılında kule eklenmiştir. 1930’lu yıllarda, Sovyet Bolşevik Devriminde yıkılmış ve Ukrayna bağımsızlığını kazandıktan sonra, yeniden yapılmıştır.

Ukrayna Kiev Taras Şevçenko

TARAS ŞEVÇENKO (OPERA BİNASI) 

18.yüzyıl sonu ile 19.yüzyıl başlarında, şehirde, opera büyük önem taşıyordu. Bina: 1867 yılında yapılmış. Avrupa’nın birçok yerinden gelen sanatçılar, burada konserler veriyorlardı. Ama, bu  konserler, açık havada yapılıyordu. 1896 bir yangın sonucu, opera binası tamamen yanar. Çok sayıda kostüm ve müzik arşivi yok olur.

Sonunda: 1901 yılında: bu opera binası yeniden yapılmış. Evet, burada halen dünyaca ünlü sanatçılar ağırlanıyor.

Ukrayna ulusal senfoni orkestrası: Kiev Şlarmonisi, brok mimari tarzını, günümüze kadar korumuş. Ses akustiği mükemmel bir yer.

Ukrayna Kiev Podol-Kardeşlik Tepesi

PODOL-KARDEŞLİK TEPESİ

1905 yılında inşa edilen, Füniküler’e yürüyerek ulaşabilirsiniz. Burası: Kiev’in en eski merkezi “Padol” ile, “Mihaylivskaya Meydanı” arasında çalışan, bir çeşit teleferik. Buraya çıkış için, kişi başına: 0.5 gvinya ödemeniz gerekiyor.

Şehrin en güzel manzaralarının görülebileceği yer. Dinyeper nehrinin: sağ ve sol tarafında, eski ve yeni şehri görebilirsiniz. Hemen sağ yanda ise: Prens Viladimir’in bir heykeli bulunuyor.

Şehri en güzel görebileceğiniz yer burası. Şehrin: yemyeşil manzarası büyüleyici. Ünlü Alman Edebiyatçı Göthe; “içinde parklar olan şehirler gördüm, ama parkın içinde şehri ilk kez görüyorum “demiş. Evet, bu şehir gerçekten yemyeşil. Özellikle: bu tepeden baktığınızda, bu yeşilliği göreceksiniz.

Kiev Belediyesi: park şehri olarak ün kazanan şehrin, bu ününü kaybetmemesi için, önemli kararlar almış. Yaşlı ağaçları kesebilmek için, bizzat Belediye Başkanından, özel izin almak gerekiyormuş. İzinsiz kesenler için: çok büyük para cezaları uygulanıyormuş.

Ukrayna Kiev Savaş Müzesi

SAVAŞ MÜZESİ

Çok geniş bir alana yayılmıştır. Burada: Anavatan heykeli bulunuyor. Bu heykelin ağırlığı: 500 ton. Yüksekliği ise, 102 metre. Hemen dikkatinizi çekecektir. Sağ elinde: 12 ton ağırlığında, kılıcı ve sol elinde ise, eski Sovyetler Birliğini temsil eden kalkanı ile, yeşillikler arasında, bütün heybetiyle duran “Rodina Mal “ heykelini görebilirsiniz.

Evet, bu heykelin bulunduğu yerde, 20 hektarlık bir alan üzerinde: Nazi işgaline karşı yapılan savunmaya ithaf edilmiş olan “Savaş Tarihi Müzesi” bulunuyor.

Hemen yanındaki kapalı alanda ise:  I ve özellikle II. Dünya Savaşına ait, canlandırma heykeller, resimler, gazete kupürleri, savaşta ölen tanınmış komutan ve askerlerin isimleri ve bazılarının resimleri sergileniyor. Açık hava kısmında: ölümsüz ateş, II. Dünya savaşında kullanılan silah envanteri ve vatan ana heykeliyle, zafer gününde, tören yürüyüşünün yapıldığı toplu-bataryalı yürüyüş yolu bulunuyor.

ANDRESKİ SPUSK (ANDREİ YOKUŞU)

Burada: hafta sonları, bölgede yaşayan ressamlar tarafından tezgahlar kuruluş, tablolar satılıyor. Ahşap tezgahlar var. Burada, ne ararsanız bulmak mümkün. Ama, özellikle, ressamların tablolarını bulabilirsiniz. Resimler çok güzel. Mutlaka beğenip alacağınız bir resim olacaktır. Pazarlık yapmayı sakın unutmayın.

Bunların dışında: daha aşağılara inildikçe, başka turistik eşya satıcıları bulacaksınız. Yerel kıyafetler satılıyor, geleneksel Ukraynalı bayan kıyafetleri, özellikle, bolca satılıyor. Bunlar: el işi. Üzerinde: keten gömlek, başta geleneksel bir bant var. Fiyatları pahalı, gömlek, yüz yıllık antika değeri taşıyor. Bunları satın almak için, en az 100 doları gözden çıkarmak şart. Bunların dışında: tahtadan yapılan objeler satılıyor. Bu arada, elbette, bol miktarda matruşka.

Eskiden, Çar Tepesinden aşağı inen bu caddede: esnaf ve sanatkarlar, mallarını satarlarmış ve buradan, aşağıdaki semt, şehrin en fakir semtlerinden biriymiş. Ama, bugün, bu semt: şehrin en zengin ve en güzel yerlerinden biri olmuş. Şehir: bir zamanlar, yönetim merkezi olan üst şehir ve halkın yaşadığı alt şehir olarak ikiye ayrılırmış. Liman: Eskipazarlar, balıkçılar çarşısı ve evler ve dar sokaklar: mutlaka görülmeye değer yerler. Yani, buraya mutlaka gelin ve yokuştan aşağıya doğru inerken, bölgeyi gezin.

Yokuşun ortasında: bir kilise var. Pazar günü, burada bulunuyor iseniz, bu kiliseyi gezmenizi öneririm, ilginizi çekebilir.

Ukrayna Kiev Tekne Gezintisi

TEKNE GEZİSİ

Dinyeper nehrinde, mutlaka tekne gezisine katılın. Dinyeper nehri: Rusya’dan doğuyor ve ardından, Karadeniz’e dökülüyor. Uzunluğu: 2100 km. Sıcak yaz günlerinde, nehir kıyısında, bütün Kievliler, güneşin ve suyun tadını çıkarıyorlar. Bu yüzden, nehir, şehir için çok önemli.

Nehrin: 980 km.lik bölümü, Ukrayna sınırları içinden geçiyor. Nehrin üzerinde, tur yapan çok sayıda tekneye rastlamak mümkün. Yol boyunca: yan yana yükselen, tarihi ve modern binaları izlemek çok keyifli, tepeler ormanlarla kaplı. Şehre yakıştırılan isimlerden biri de, “Altın kubbeli şehir”. Bunun sebebi: her yerde karşınıza çıkan, katedral ve kiliselerin, altın renkli çatıları.

Dinyeper nehri, gerçekten bu şehir insanının yaşamında önemli bir yere sahip. Burada: kıyıda, kumsaldan denize girer gibi, nehre giriyorlar, yüzüyorlar, güneşleniyorlar. Şehirde: özellikle, yaz ayları çok sıcak geçiyor. Haziran aylarında, sıcaklık: 30-35 derece civarına kadar çıkıyor.

Nehrin ortasında: bir ada var. Turhan Adası.

TURHAN ADASI

Adanın kıyıları: çok güzel. Nehrin suyu gayet temiz. Bu adanın kıyılarından: nehre girip, yüzüyorlar. Adanın kıyıları: tamamen kumla doldurulmuş ve plaj yapılmış. Deniz olmayan bu kentte: tam anlamı ile, adanın kıyılarında, kumsal oluşturulmuş. İnsanlar: burada, yüzme dışında, sandala biniyorlar, sandal gezileri yapıyorlar. Kıyılarda: bol sandal var, hepsi kiralık, guruplar halinde ve çok küçük ücretler ödeyerek, sandal kiralayabilirsiniz. Adada. Spor yapan insanlar göreceksiniz, spor alanları oluşturulmuş. Burada: yani adada, açık hava spor merkezi var.

HYDROPARK

Burası: Dinyeper nehrinin ortasındaki adada kurulu. Burada: ziyaretçiler için, plajlar, restoranlar, spor sahaları, çocuklar için çeşitli roller bollar bulmak mümkün. Her türlü eğlence yürütülüyor. Açık havada: benzersiz spor yapma imkanı var. Bunun dışında: ilkbahar ve yaz aylarında, özellikle sıra dışı sergiler yapılıyor. Örneğin: kum heykel yarışması, düzenli bir şekilde, sürekli yapılıyor. Kiev kültürel yaşamında: dünyanın birçok yerinden gelen heykeltıraşlar tarafından, bu kumdan heykel yarışması, çok tercih ediliyor. Ayrıca: burada, çeşitli müzik konserleri ve festivallerde yapılıyor.

Ama: nehir ortasında bulunan bu adada, son yıllarda, sık sık seller gelir olmuş. Venedik benzeri bir yer haline gelmiş. Park: betonarme bir köprü ile, (144 metre uzunluğunda) şehrin kara bölümüne bağlanmış. Bu köprüden: Dinyeper nehrinin sularını seyretmek, mutlaka ilginizi çekecektir.

Parkta bulunan plajlar,

Özellikle su kanalları ve diğer olanaklar, küçük çocuklar için çok ilgi çekici oluyor. Ziyaretçiler: bir tekne gezisine çıkabiliyorlar. Bu tekne gezisinde: nehir boyunca akış, manzaralar ve romantik bir atmosfer bulabilirsiniz. Hatta: nehir üzerinde, su kayağı yapma imkanı bile yaratılmış. Bütün bunların üzerine: yorulduğunuzda, parkta: bir bar veya bir restoranda, yorgunluk atabilirsiniz. Akşam, ise bir diskoya gidebilirsiniz. Gece kulüpleri, neon ışıklarını yaktıklarında, akşam, burası bambaşka bir havaya bürünüyor.

Ukrayna Kiev Pirigova Köyü

PİRİGOVA KÖYÜ

Avrupa’nın en büyük açık hava müzelerinden biridir. İçinde: Ukrayna’daki 6 bölgeye ait insanların gerçekte yaşamış olduğu, 100-350 yıl arasında, geçmişe sahip yöresel evler ve yöresel köyler bulunan bir müze.

Geleneksel Ukrayna köy yaşamı, burada tanıtılıyor. Kapıdan, ücret ödeyerek, bu komplekse giriyorsunuz. Yel değirmenleri var. Yine, hasırdan yapılmış bebek ve kuklalar satılıyor. Geleneksel köy yaşamını görmek için: buraya gidebilirsiniz. Şehirden, fazla uzak değil. Tamamen orijinal haliyle muhafaza edilen, 16. ve 17.yüzyıldan kalma, orijinal evler, okul, kilise ve yel değirmenleri var. 16. yüzyılda, Ukrayna’nın neye benzediğini, burada görmek mümkün.

Ukrayna Kiev Prigova köyü

Park: Ukrayna’nın, 14. yüzyıldan, 20.yüzyıl başlarına kadar olan Etnoğrafik ve tarihi özelliklerini yansıtıyor. Muhteşem yeşil alanlar var. Bu alan üzerine kurulmuş evler, yel değirmenleri var. Özellikle, burası, hafta sonlarında, doğa ile iç içe olmayı düşleyen, yeni evliler, kentliler ve turistler için, bulunmaz bir kaçış noktasıdır.

Evlerin içine girince: mutfakta kap-kacaktan, koltuk ve yataklara kadar, hatta el işi nevresimlere kadar, her şeyi orijinal halinde görebileceksiniz. Yine: hediyelik eşyaların satıldığı, mekanlar bulunuyor.

16 ve 19. yüzyılda, el sanatları nasıldı, hatta biraz daha eskiye dayalı nostaljik bir şeyler almak isterseniz, bu köy içindeki dükkanlardan alışveriş yapabilirsiniz. Topuz alabilirsiniz, topuz bu ülkede iktidar sembolü. Özellikle: işli-baskılı gömlekler var. Ama, fiyatları biraz pahalı. Yoksa, bu gömlekler gerçekten çok güzel. Ama, dediğim gibi, fiyatları pahalı.

Ukrayna Kiev Kievo-Pecherskaya Lavra Manastırı

KİEVO-PECHERSKAYA LAVRA MANASTIRI

Rusya’daki ilk Ortodoks manastırı olarak: 1051 yılında inşa edilmiştir. Dinyeper nehrinin sağ kıyısında, yüksek  tepeler üzerinde, altın yaldızlı kulübesiyle hemen göze batıyor. Söylentiye göre: Havari Andreas: havarilerine, vaaz verirken, şöyle der “Bu tepeler üzerinde, büyük şehri ve kutsal Tanrının yücelmesini sağlayacak bir çok kilise olacaktır.”

1051 yılında: kutsal din adamı, Anthony: Far mağaralarının bir parçası olan Varangian mağarasına yerleşir. Bir kısım müridi: onu mağarada ziyaret ederler ve bazı yiyecek ve gerekli şeyler getirirler. Bir kısım müridi ise, onunla birlikte, mağaraya yerleşirler. Zamanla: sayıları, 12 olur. Mağarada: hücreleri ve tapınakları yapmaya başlarlar. Bu dönemde, birçok kişi, Anthony ziyaret etmeye devam ederler. Bunlar arasında: Kiev prensleri de bulunur.

Zamanla: keşişler, burada para toplamaya başlarlar. Anthony ise, inzivaya çekilir. Bu nedenle, 1057 yılında, yamaca doğru kazılan, uzak mağara ve yer altı hücresi oluşur. Anthony, orada 40 yıl geçirir. Daha sonra, bölgede, yer üstü manastır inşa edilir. Kısa bir süre sonra: rahipler gelir. Mağaralar ise, kardeşlik üyeleri için, bir mezar yeri olarak kullanılmaya başlanır. Anthony: 1073 yılında, mağaralardan birine gömülür. Bunlar, toplam 700 yıl boyunca, mezar yeri olarak kullanılır.

Daha sonraki süreçte: Assumption katedrali inşa edilir. İnşa: 15 yıl sürer. Yunun ve Rus: mimar ve ressamlar, katedralin inşasında, sanatlarını öne çıkarırlar. 13.yüzyılda: Superior Pechersky Manastırı yapılır. Bu manastır: bir ruhsal, sosyal,  kültürel ve eğitim merkezi olarak öne çıkar. Ayrıca: Doğu Slav topraklarının birleşmesinde, önemli rol oynar. Polonya, Ermenistan, Bizans, Bulgaristan ve diğer ülkeler tarafından da, onurlandırılır.

Lavra toprakları üzerinde

Zamanla, 23 tapınak daha inşa edilir. Ayrıca: 6 mağara bulunmaktadır. Birçok keşiş ve vaiz, Hıristiyan din adamı: Lavra ve mağaralarda gömülür kalır. 1917 Ekim devriminde: Lavra’da, birçok keşiş vurulur, hapsolur veya sürgüne gönderilir. Bölge: kamulaştırılır.

Dünya savaşı sırasında ise, Lavra: tahrip edilir. Günümüzde: Lavra kutsal alanı: Ortodoks Hıristiyanların haç merkezi olarak bilinmektedir. Yani, Rusya’nın Kudüs şehri gibi.

Şehirde görülmeye değer yerlerin başında geliyor. Bu dev kompleks içinde: yer altında ve yer üstünde, 30 kadar kilise var. O kadar büyük bir alan ki, Roma-Vatikan, buranın yarısı kadar. Burası, aynı zamanda, UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilerek, koruma altına alınmış.

Mağaralar Manastırı: Larva manastırı, Kiev Rus devletinin, ilk ve en önemli, dini merkezi sayılıyor. Kuruluşu: 11. yüzyıla kadar dayanıyor. Tarih boyunca: manastırın kapladığı arazi, 27 hektarı bulmuş. Burası: alt ve üst olmak üzere, iki bölümden oluşuyor. Günümüzde: manastır içinde, 18 kilise var. 12 tanesi, yerin üzerinde taş yapı, 6 tanesi yerin altında, mağaralarda bulunuyor.

Bu mağaralar

Aynı zamanda, manastır içinde yaşamış azizlerin gömüldüğü birer mezarlık. Bu yüzden: dünyanın birçok yerinde, Ortodoks Hıristiyanlar, bu manastırı ziyaret ederek, bir çeşit “hacı” mertebesine ulaşıyorlar. Bu mezarlıklarda: birçok odacık var. Odalarda: çok eskilerde ölmüş din adamlarının mumyaları var. Cam tabutlar içindeler. Bayanlar: girişte, başörtüsü alıp, başlarını örtüyorlar. Elinizde mumlarla, karanlık ve dar koridorlarda dolaşabiliyorsunuz. Mutlaka zaman ayırın, Kiev şehrine gelip te burayı görmemek büyük bir eksiklik, mutlaka zaman ayırın.

Minyatürlerden ve kilise hazinelerinden oluşan koleksiyon ile, dünyanın her yerinden ziyaretçilere, ev sahipliği yapıyor. Larva Manastırı: II. Dünya Savaşında, tahrip olmaktan, rahiplerin, kilisenin bodrum katının bulunmadığı söylemeleri üzerine kurtulmuş. Mikro Minyatürler Müzesi: buraya, 3-5 kişilik guruplar halinde alıyorlar. İnanılmaz bir yer. Müzenin kurucusu, bütün eserlerin sahibi: Ukraynalı Mykkola Syadristy. Bütün eserleri, kendi elleriyle yapmış. İlk eserini: 1960’larda yapmış. Eserlerin pek çoğu: Guiness Rekorlar Kitabına girmiş. Müzede: eserlere, mercekle bakılıyor. Toplu iğne başına yerleştirilen; satranç takımı, saç telindeki gül, iğne deliğine yerleştirilmiş piramit ve kervan, saç telinin ucuna yazılmış isim ve soy isim. Lenin portresine yazılmış, eserini, ancak büyüteçle görebiliyorsunuz.

Ukrayna Kiev St Andrews Church

ST.ANDREW’S CHURCH

Kilise, 18.yüzyılda (1746-1761) yapılmıştır. Yapı tarzı: geleneksel Ukrayna stili: beş kubbeli, haç şeklindedir. Dekorasyonu çok zengindir. İçinde, 18.yüzyıldan kalma, çeşitli resimler bulunuyor. Bu resimlerde: ince mavi, beyaz, altın ve yeşil çizgiler hakim.

Ukrayna Kiev NBSP Golden Gate

NBSP GOLDEN GATE (ALTIN KAPISI)

Şehirde, günümüze kadar gelebilen, tek sur mimarlık örneğidir. 1017-1024 yılları arasında yapılmıştır. Kapı: bir anlamda, İstanbul’u anımsatıyor. Prens Yaroslav, o dönemde İstanbul’u ziyaret ettiğinde o kadar çok etkilenmiş ki; ülkesinin Bizans İmparatorluğu gibi güçlü olduğunu hissettirmek için, bu tür devasa yapılar yaptırmış.

Prens Yaroslav: o dönemde: çevre kabilelerden, Peçenekler ile sürekli çatışma halinde imiş. Ama sonunda bu kabileyi yok etmiş. Bu kabile üzerinde, nihai zafer kazanılınca, burası, yani Golden Gate sur kulesi kurulmuş.

Efsaneye göre

Prens Yaroslav, güçlü Peçenekler ile yapılan son savaştan önce: düşmanı yenmek için dua ederek, yalvarır ve başarı durumunda, kilise yapma sözü verir.  Savaş kazanılınca; sözünü unutmaz ve yaldızlı kubbesi ile, Golden Gate yaptırır. Golden Gate: Kievliler tarafından: gök kapısı olarak isimlendirildi. Çünkü: her sabah güneş, Golden Gate vurduğunda, Kiev vatandaşları, güneş ve Golden Gate’i: karanlık ve ölümden uzaklaşmanın bir sembolü olarak gördüler. Golden Gate ve Sur inşası bitirildikten sonra: çevrede bulunan göçebe kabileler, buraya saldırdılar, ancak asla kapısından, kente girmeyi başaramadılar.

Ukrayna Kiev

Golden Gate: 16-17.yüzyıllarda: kötü durumda olmasına rağmen, yine de, şehrin en başlıca giriş kapısı olarak kullanılmıştır. Bu durum: 18.yüzyıla kadar sürmüştür. 18.yüzyılın ortalarında ise, Golden Gate kalıntıları, toprak ile örtülmüştür. Kapının ikinci doğumu ise: 1832 yılında olur. Arkeologlar: eski sur kalıntısını keşfederler. Surlar restore edilir ve metal demir çitlerle çevrilir. 1970 yılında: kalıntıların korunması ve Golden Gate’in orijinal görünümlü bir yenisinin inşa edilmesi düşünülür.

Burada: günümüzde, sergi var. Sergide: silahlar, eski Kiev ile ilgili günlük yaşam nesneleri ve arkeolojik kazılar sırasında bu sahada bulunan objeler sergileniyor. Evet: Golden Gate; tamamen yenilerek, 1982 yılında, yani Kiev’in 1500 kuruluş yıldönümünde, ziyarete açılmıştır.

GALERİ PODOL (KİEV SANAT GALERİSİ)

Şehirde: Nizhni Val caddesinde, 19.yüzyıldan kalma Çeşitli sanat eserlerinin bulunduğu, Amerikalı ve Ukrayna ortak projesidir. En iyi Ukraynalı sanatçıların eserleri buradaki galeride sergileniyor. Burada: ayrıca, dışarıdan verilen siparişler üzerine, tablolar hazırlanıyor. Ofis ve çeşitli yapı duvarlarını süslemek için: çiçek, hayvan, dağ ve deniz manzaralı resimler hazırlanıyor. Bu ünlü galeri: Vasyl Lopata, Anatoliy Gaidamama, İlya Glasunov ve diğer sanatçıların eserleri var.

KİEV WAX ŞEKİLLER MÜZESİ

B.Khmelnitskogo caddesindedir. Burada: bal mumu heykeller var. Romalılar, ölü insanların yüzlerini, balmumu kalıplarla kaplarlarmış. Arkadaş ve yakınlarının portrelerini de, balmumundan yaparlarmış. Ortaçağ’da ise, balmumu heykeller, genellikle Roma ve Gotik kilise ve şapellerde yapılmıştır.

Londra’daki bal mumu müzesinin yaratıcısı, Madam Tussaud: buranın yapımcısı olan, Marie Grossholtz’un yanında çalışmış. Madan Tussaud: daha sonra, kocası ile birlikte, Londra’ya taşınmış, yerleşmiş ve orada bulunan bal mumu müzesini oluşturmuş. Günümüzde: bal mumu heykeller: ses ve müzik eşliğinde, çok daha canlı ve güzel ortamlarda sergileniyor.

Günümüzde: müze, sürekli büyüyerek gelişiyor. Yaklaşık 60 civarında, bal mumu heykel var. Doğu Avrupa’nın bu türden en iyi müzelerinin başında geliyor. Kiev şehrindeki gezinizde, buraya mutlaka zaman ayırın. Kesinlikle hoşunuza gidecek bir ortam göreceksiniz.

BOTANİCAL GARDEN OF UKRAİNİAN BİLİMLER AKADEMİSİ

Burası: Kiev şehrinin en güzel bahçesi. Bahçe değil, aynı zamanda, bir manastır var. 1936 yılında kurulmuştur. Yüzölçümü: 130 hektardır. 13.000 çeşit ağaç, çalılar, çiçekler ve diğer bitki türleri var. Dünya üzerindeki, birçok bitki türünü, burada görmeniz mümkün. Gül, manolya gibi iğne yapraklı ağaçlar, çiçekler, büyük miktarda bulunuyor.

Bunların dışında: burada, egzotik bitki türlerini de görebilirsiniz.

Bahçede: 1070-1077 yılları arasında, Prens Vsevolod tarafından kurulmuş, bir de manastır var. Vidubitsky manastırı. Merkez botanik bahçesi ve bitişiğindeki manastır: Kievliler için, ailecek bir dinlenme ve doğa, çevre güzelliğini yaşama,  zaman geçirme yeri olarak mükemmel bir ortam sunuyor.

KİEV ZOO

Kiev hayvanat bahçesi: 1908 yılında kurulmuştur. Özel bağışlarla finanse edilmektedir. 1970 yılında yapılan kuş bölümü: Avrupa’nın en büyüklerinden biri olarak kabul edilir. 1982 ve 1996 yılında, Kiev hayvanat bahçesi, yeni eklemeler, düzenlemelerle, gerçekten güzel bir hale getirildi.

Günümüzde: hayvanat bahçesi, şehrin merkezindedir. 40 hektarlık bir alana yapılmış. Hayvanat bahçesi sakinleri: rahat koşullarda yaşıyorlar. Yaklaşık 2000 civarında hayvan çeşidi barınıyor. Memeliler, kuşlar, yılanlar, balıklar ve böcekler. Ayrıca, bir çift fil var. Yaklaşık 130 tür ağaç ve çalı, hayvanat bahçesi topraklarını süslüyor.

Ukrayna Kiev Sirki

KİEV SİRKİ

Ploshad Pobeda semtindedir. Çocuklar için olduğu kadar, büyükler için de, hoşça vakit geçirilebilecek bir yer olarak öne çıkıyor. 1200 kişi oturma kapasitesine sahip bir yapı. Değişik hayvan gösterilerinden, ilizyonistlere, palyaçolardan, heyecan verici atraksiyon gösterilerine kadar, 2.5 saatlik bir program izlemek mümkün.

Sakarya Sapanca

20180422_170546
Sakarya Sapanca

Özel aracınızı kullanarak, ücretli TEM otoyolunu kullanarak yaklaşık 1.5 saatte buraya ulaşabilirsiniz.

Sakarya Sapanca

Tarihi

MÖ 1200 yıllarında, Frigyalıların, MÖ 4’ncü yüzyılda ise Bithynia krallığının bölgeye yerleştiği görülür.

Bölge: Doğu Roma İmparatorluğu döneminde, Buanes, Sofhan ve Sofhange adıyla bilinmektedir. O zamanlar: Krallığın başkenti İzmit (Nicomedia) şehridir. Nicomedia şehrinin valisi Plinius: Sakarya nehri ve Sapanca gölünü kullanarak: Karadeniz’i İzmit körfezine bağlayarak ikinci bir boğaz kanalı yapmayı düşünmüştür. Bu projede: Osmanlı döneminde de gündeme gelmiş ama yapılamamıştır.

Sapanca ve çevresi, 1075 yılında Anadolu Selçuklularının bölgeye gelmeleriyle birlikte Ayan ve Ayanköy ismiyle anılmaya başlar. Haçlı seferleri sırasında, bölge yeniden Bizanslılara geçer. Osmanlı hükümdarı Orhan Bey zamanında, Akçakoca Bey tarafından bölge fethedilir.

İlçenin gelişimindeki en büyük etken: tarihi İpekyolu üzerinde bulunan bir konaklama yeri olmasıdır. 17’nci yüzyılda: Sapanca, Kapudan Paşa Eyaletine bağlı, Kocaeli Livası içinde bir kaza merkezi olarak görülür. 1837 yılında, Sultan II. Mahmut döneminde, Adapazarı kaza merkezi haline gelir.

1950’li yıllarda E-5 karayolunun gölün karşı kıyısından geçirilmesiyle, Sapanca bir süre önemini kaybeder gibi olmuşsa da 1989 yılında TEM yolunun ilçeden geçmesiyle, tarihi misyonuna yeniden kavuşmuştur.

Sakarya Sapanca

Sapanca isminin kaynağı

1640 yılında, Erzurum Seyahatine giderken, kasabadan geçen Evliya Çelebi: kasaba hakkında şu bilgileri verir. “Bir zamanlar, İzmitli bir ihtiyar, buradaki orman ve çalıları temizleyerek, saban yürüttüğünden burada “Sabancı Koca” isimli bir köy kurulur. Sonra zaman geçtikçe mamur hale gelen köy, Kanuni Sultan Süleyman döneminde kasaba olur.”

Sapanca ve Sapanca gölü efsanesi olarak diğer bir kaynak:” Çok eski yıllardan bir yıl, günlerden bir gün, bir gezginin yolu düşer, varlıklı bir köye, öyle bir köy ki insanları çok zengin, bahçeleri verimli, bir ağaç ormanı ortasında, ihtişamlı ziynet, bugünkü gölün olduğu yerde, adeta bir cennet.

Gezgin gelmiştir uzun yoldan, sunulsun ister köylülerden bir damla su, bir lokma ekmek, ama şımartmıştır bu köyü zenginlik, esirgerler gezginden küçük bir ikramı, yoktur belki böyle bir niyet aslında, basiret mi bağlanır bilinmez, böyle bir gayret için o anda.

Efsane bu ya gönlü kırık ayrılır köyden gezgin, az ilerde bir çiftçiye tarlasında, çiftçi sürmektedir sabanıyla toprağı bir yaz sıcağında, öküzleri pek bezgin. Selamlar gezgin çiftçiyi yine de neşeli, çiftçinin ışıldar gözleri, mola fırsatıdır bir erik ağacının gölgesinde, gezginle söyleşi. Çiftçi buyur ederken gezgini yemeğine az dereden, tepeden, topraktan, meyveden bahseder gezgin köye sözü getirir ve dalından kiraz yerden biraz .

Başlar bir yandan çisentili bir yağmur, çiftçi hak verir gezgine, zenginlikten şaşırmış bir köydür köyü ve ne yazık ki yozlaşmıştır gurur. Ulu bir kişidir gezgin yine de  düşünmek ister iyi ama hızlanan yağmur tedirgin eder onu ve seslendirir çiftçiye içindeki sezgiyi, söyler çiftçiye, alsın öküzleri yürüsün tepelere nesi var neyi yoksa, çünkü kötü şeyler olacak gibidir hızlanan yağmurla. Bir yandan da sarsılmaktadır toprak çakmaktadır göklerde şimşek ve toprağa inmektedir hışımla yıldırımlar. Telaşla tepelere yol alırken çiftçi düşünmektedir, bu afet de neyin nesi?

Epey bir süre çiftçi yol alır tepelere doğru göklerde şimşekler, adımlarla depremler. Vardığında en yücesine tepelerin sormak ister gezgine nedir bu afet? nedir bu evrenin gürültüsü derinden, ama ardından gelirken gezgin kaybolmuştur aniden. Tepeden son bir kez bakmak ister terk ettiği köyüne, o da ne? Basmıştır sel suları mağrur köyünü hemen, yok olmuştur meyve bahçeleri ve evler tamamen.

(Not: siz bu ikinci paragrafı okurken kesin, ne biçim bir yazı, ne berbat bir yazı dediniz, ama ben bu yazıyı kendim uydurmadım, siz de burayı ziyaret ederseniz göreceksiniz, bu ikinci paragraf Sapanca Belediyesi tarafından kocaman bir metal tabelaya böyle böyle yazılmış ve ilçenin bir kıyısına yerleştirilmiş, umarım birileri bu tabeladaki yazıyı biraz daha düzenler, Türkçesini düzeltir.

Bu arada: bu efsane olarak anlatılan husus: 1999 yılında bu bölgedeki büyük depremde, Sapanca ilçesi pek hasar görmez, çünkü depremle ilgili fay, söylenenlere göre tam gölün ortasından geçmiştir.)

Sakarya Sapanca

Ne yemeli

Sapanca denince ilk akla gelen yemek türü ıslama köftedir. Izgarada pişirilen köftelerin yanında, en az köfteler kadar lezzetli olup, tek başına bile yenebilecek ekmekler ikram ediliyor. Özel olarak hazırlanmış soslu kemik suyuna banıp, ıslatılarak yumuşatılan bu ekmek dilimleri ile yenen köftelerin tadına doyum olmuyor.

Ne güzel, okuyunca insan bunları kesin tatmak istiyor, ama maalesef böyle bir şansınız fazla yok, çünkü Sapanca’da ıslama köfte yiyebileceğiniz belki 2 belki 3 mekan var, umarım birine denk gelir yiyebilirsiniz, ben bulamadım.

Sakarya Sapanca

Genel

Sapanca denince öncelikle akla Sapanca gölü geliyor. Hatta: belki de ülkemizde birçok kişi, Sapanca’nın sadece bir göl olduğunu, Sapanca diye bir ilçenin bulunduğunu bilmeyebilir. Evet, buraya ismini veren Sapanca gölü: özellikle Ankara-İstanbul otoyolunun hemen kıyısında, yani birçok kişi yanına gitmese de, uzaktan, yoldan geçerken bu gölü görebiliyor.

Gölde: alabalık ve sazan gibi tatlı su balıklarının bulunduğu söyleniyor.

Plaj olarak da kullanılan gölün kıyısı: bahar ve yaz aylarında, gidilebilecek ideal yerler arasında bulunuyor. Piknik ve dinlenme alanları, Atatürk İl Ormanı Uzunköy Köyü çıkışında olup, göl kenarında restoranlar bulunuyor.

Günübirlik veya konaklamalı alternatifler mevcut olan bölgede: özellikle Kırkpınar Naturel Botanik Parkı gezilebilir.

Mayıs-Eylül ayları arasında, burada balon turları düzenlendiği söyleniyor, ben bu balonları bir türlü göremedim.

Sakarya Sapanca

Sapanca Gölü

Marmara Bölgesinde: İzmit körfeziyle Adapazarı havzası arasında bulunuyor. Unutmayın, geçerken uğradığınız veya tur ile giderseniz sizi götürecekleri yer, gölün sadece 400 metre uzunluğundaki bir kıyısı, gölün karşı kıyısında da birçok tesis, restoran bulunduğunu unutmamak gerekir.

Gölün doğu kıyısı: Sakarya nehrinden yaklaşık 5 km uzaklıktadır. Batı tarafı ise, İzmit körfezinden yaklaşık 20 km uzaklıktadır. Bu aralıkta bazı dere ve çaylar bulunuyor. Ama su akışları oldukça azdır.

Yazları hepsi kuruyor. Göle, yer altı suları da akıyor ve gölü besliyor. Gölün çıkışı ise, sadece bir tanedir. Bunun adı da Çarksuyu çayıdır. Bu çay: Adapazarı’nın içinden boylu boyunca geçip Sakarya nehrine akıyor. Çarksuyu başında, su seviyesini düzenleyen bir mekanizma vardır.

Gölün uzunluğu 16 km, en geniş yeri ise Sapanca ile karşı kıyısı arasında olup 5.5 km. dir. Yüzölçümü 42 km karedir. En derin yeri: Sapanca açıklarında 61 metredir. Gölde, yılda ortalama 75 cm kadar seviye değişikliği görülüyor.

Göl seviyesi sonbaharda en alçak, ilkbaharda en yüksektir. Senenin bol yağışlı zamanlarında, Çarkderesi kapakları açılır, bir nevi su tahliyesi sağlanır ve göl seviyesi dengede tutulmaktadır.

Sakarya Sapanca

Gölün suyu çeşitli sanayilerde kullanılıyor. Gölün yakınlarında ya da çevresinde bulunan sanayi ve kentleşme ile oluşan kirlenmeyi önlemek için, ne gibi arıtma tesisleri bulunduğu bilinmiyor.

Ancak sanayi kuruluşlarının çoğunun arıtma tesisi bulunduğu tahmin ediliyor. Tüm bunların yanında, Adapazarı il geneli: göl suyunu şebeke suyu ve çeşme suyu olarak kullanıyor.

Sapanca gölünde: her çeşit su sporları yapılabiliyor. Kırkpınar köyü sahilinde, yelken ve kürek tesisleri vardır.

Son bir not: söylenenlere göre, Sapanca’da 1999 depreminin etkisi hissedilmemiş, yakın çevresinde büyük yıkımlara sebep olan deprem, fay hattının gölün altından geçmesi nedeniyle Sapanca ilçesini etkilememiş, bu bir duyumdur. Ama ben şahsen, göl kıyısındaki bir lüks otelin, deprem sonucunda göle doğru battığını duymuştum.

Sakarya Sapanca

Sapanca’da ne yapılır

Sapanca’nın hemen girişinde TOKİ bloklarının bulunduğu yerde, bu bloklar yapılmadan önce Roman vatandaşlar yerleşikmiş, bunlar TOKİ bloklarının yapılmasını önlemek için bayağı mücadele etmişler ama olmamış ve başka bir yerde ikamete mecbur bırakılmışlar.

Tabii, bu güzel yeri bırakmak zor olmuş, bir çoğu yine buralarda ve özellikle sahil kesiminde: el falı bakarak, çiçek satarak ve yine çeşitli ufak tefek ticaret işleriyle uğraşıyorlar.

Buranın ziyaret edilmesi, göl kıyısında yaklaşık 400 metrelik bir bölümde yapılacak gezinti veya burada bulunan kafelerde oturup dinlenmekten ibarettir. İlk dikkatimi çeken: bu göl kıyısındaki kıyı şeridinin çok kalabalık olması, ama özellikle Arapların aşırı yoğun olmalarıydı.

Bunlara turist diyemiyorum, çünkü bir kısmı turist yani geçici gelip gitmesine rağmen, bir kısmı da artık buralara yani ülkenin en güzel yerlerine yerleşmiş durumdalar.

Tabii yörenin insanı da bunu bildiği için, özellikle Arap turistlere yönelik, muhteşem çalışmalar var, Arapça yazılar, Araplara yönelik etkinlikler dolu. Örneğin: Arap turistlere çeşitli kıyafetler giydirip fotoğraflarının çektirilmesi, Maşukiyede bulunan papağanları buraya da getirmişler, omuzuna koy, resim çektir, ver 30 TL. Kolay kazanç.

Neyse devam edelim. Bu kalabalık yanında, bu sahil şeridinde ilk dikkatimi çeken, pislik oldu. İnsanlar çay bahçelerinde otururken, deliler gibi çekirdek çitleyip, bulundukları yerleri çekirdek kabukları ve diğer her türlü atıklarla dolduruyorlar.

Bir yandan: hemen sahil şeridinin yanına yapılan lunapark benzeri, ne olduğu belirsiz ama yarattığı gürültü gayet net olan bir yer daha var. Buralarda tuvalete girmek isterseniz, sakın girmeyin,  pislikten mideniz bulanır.

Kapısında 1.5 TL. almayı biliyorlar ama temizlik hiç yok, işin ilginci bu pisliği şikayet edecek bir merci de yok. Kafelerde oturup bir çay içenler de bu tuvalete yönlendiriliyor, rezalet, pislik, inanılmaz.

Sakarya Sapanca

Sonuç olarak: Sapanca’nın bu sahil kesimi gerçekten muhteşem güzel, sanki karşısında bir deniz duruyor, tek eksiği: denizin o özel kokusu yok. Görüntü muhteşem, ama ortam yukarıda da belirttiğim gibi pek olumlu değil.

Siz yine de buraya yolunuz düşerse, sahil kesiminde güzel bir yürüyüş yapın, gölün muhteşem manzarasını izleyin ve hatta, sahil bandının sonundaki Sanatkarlar Sokağını gezin, el emeği ürünleri görün. Ama bir şey satın alamazsınız, çünkü satın alabileceğiniz bir şey yok, yani burası da Araplara yönelik düzenlenmiş.

Sakarya Sapanca

Sakarya Sapanca

 

Bu arada: hemen Sanatkarlar Sokağı girişinde bir taş anıt var. Bu anıt: Bizans döneminde, yani günümüzden yıllarca önce, bir Bizanslı at yetiştiricisinin karısına yazdığı övgü dolu yazıyı barındırıyor. MS 1100-1200 yılları arasına tarihlenen üçgen taş kaide üzerinde yazılı olanlar: “Ey yolcu, sakın unutma, hatırla.

Ben yalnız yaşayan at yetiştiricisi Asklipiodotos, eşi bulunmaz bir kadın olan Sergios kızı, eşim Eleni’yi selamlıyorum.” Evet, bu kaide metni eski Yunanca olup, kaide mermer-taş karışımı bir malzemeden yapılmış ve Bizans imparatorluğundan kalma, yaklaşık olarak 1100-1200 yıllarına aittir.

Kaide, alt kenar uzunluğu olarak 270 cm, yan kenarların uzunluğu 180 cm ve 150 cm, yüksekliğe sahiptir. 1997 yılı Ocak alında, Kanalizasyon hattı çalışmaları sırasında, Sapanca Rüstempaşa Mahallesi Batak Mevkiinde Sapanca gölüne 200 metre mesafede ve 5 metre derinlikte bulunmuştur. (Günümüzden yüzyıllar öncesinde, bir Bizanslı at yetiştiricisinin karısına olan aşkını taşlara yazdırması, büyük bir aşk olsa gerek.)

Evet, şimdi Sapanca çevresinde görülmesini önereceğim diğer yerlere gelelim.

Bizans dönemi lahit ve mezar taşları

Bizans döneminden kalma lahitler, Sapanca Hükümet Konağı önündeki açık alanda bulunuyor. Lahitlerden iki tanesi, 1976 yılında İlmiye köyü yakınlarında, diğer ikisi ise, 1987 yılında, TEM Otoyolu çalışmaları sırasında bulunmuştur. Ayrıca: Kurtköy köy içi mevkiinde Btinya krallığı dönemine ait son kralın saklanmak için yaptırdığı kale kalıntıları vardır.

Sakarya Sapanca Rüstem Paşa Camii

Rüstem Paşa Camii

Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı ve veziri olan Rüstem Paşa tarafından, 1555 yılında, Mimar Sinan’ın kalfalarından birine yaptırılmıştır. İlçe merkezinde bulunan cami, zaman içinde bazı tadilatlar görmesine rağmen, halen ayaktadır ve ibadete açıktır.

Sakarya Sapanca Vecihi Kapısı

Vecihi Kapısı

Mimar Sinan tarafından yaptırıldığı söylenen kemerde: İpek yoluna açılan kapıdır. Kemer: birkaç kez onarılmış ve günümüzde sadece ana gövdesi kalmıştır. Kemerin ilk onarımı 1905 yılında, Sapanca’da Nahiye Müdürlüğü yapan Yanyalı Vecihi Orhon tarafından, orijinal kapısı korunarak yaptırılmıştır.

Üzerinde bulunan ve Türkçeleştirilmiş mermer yazıtta: “Her canlı ölümü tadacaktır, 1321, Yanyalı Vecihi Orhan Bey tarafından yaptırılmıştır” yazılıdır. Burada şahsen benim ilgimi çeken bir cümle vardır. “Bilseydim dünya da ölüm olduğunu, koymaz idim taş üstüne taş” Evet, ilginç bir yazıt, görmeyi unutmayınız.

Rahime Sultan Camii ve Rahime Sultan Tuğrası

Sultan Abdülmecit’in 4’ncü hanımı Rahime Sultan tarafından, 1892 yılında yaptırılmıştır. 1967 yılında onarım görmüştür. Özgün yapısını büyük ölçüde koruyan caminin minaresi, 17 Ağustos 1999 depreminde büyük hasar görmüştür.