İzmir Gezi planı

İzmir Gezi planı

İzmir şehrine yolunuz düşer veya buraya gidip gezmek isterseniz: sizlere birkaç alternatif gezi planı önerebilirim. Bu plan dahilinde, kendi tercihlerinizi belirleyip, bu güzel şehrimizde, gayet güzel zaman geçirebilirsiniz.

İzmir Gezi planı

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Şehir içi ulaşımı için, çeşitli alternatifler var. Taksi, otobüs, minübüs, vapur ve metro düşünülebilir. Toplu ulaşım araçlarına binebilmek için “Kent kart” denilen bir abonman kartı satın alabilirsiniz. Bu karta: istediğiniz oranda para yükleterek, toplu ulaşım araçlarının hepsinde (otobüs, vapur, metro, tren) kullanabiliyorsunuz. Ancak, para yükletirken dikkatli olmanız gerek, çünkü “yeterli bakiye yoktur” şeklindeki sesli bir uyarı ile karşılaşırsanız, araçtan inmek zorunda kalabiliyorsunuz.

Bunun dışında: şehirde kısa süreli kalma durumunuz varsa, 3 veya 5’lik, geçici kart ta satın alabilirsiniz. Ancak, bunlar: 35 gün kullanılmaktadır ve diğer karta göre daha pahalı ulaşım ücreti ödemek zorunda kalırsınız.

İzmir şehrinde, diğer birçok şehrimizde olmayan bir uygulama dikkatimi çekti. Her otobüs durağında, beklediğiniz otobüsün kaç dakika sonra oradan geçeceğini yazan, elektronik bir gösterge var ki, bu uygulama gerçekten bir harika, çünkü saatlerce otobüs beklemek durumunda kalmıyor, kendinizi ayarlayabiliyorsunuz.

Şehir içi ulaşımda, metro büyük kolaylık. Özellikle: metro ile tren bağlantısını, istasyonların yerlerini bildiğinizde, Halkapınar istasyonunda transfer yaparak, şehrin birçok yerine, kısa sürede ulaşabiliyorsunuz.

İzmir Gezi planı

1.GÜN GEZİ PLANI

Bulunduğunuz yerden, Konak meydanına ulaşabilirsiniz.

İzmir Gezi planı

Konak meydanında: Saat kulesi, Konak camisi, İlk kurşun anıtı ve meydanın diğer güzelliklerini gördükten sonra, Kemeraltı bölümüne, dar sokaklara girebilirsiniz. Burada yapacağınız gezi, sizi Hisar önü bölgesine kadar sürükleyecektir ve bu arada Kızlarağası hanı bölgesine girmeyi ihmal etmeyin. Petek isimli restoranda, yoğurtlu döner yemeyi unutmayın. Hatta: boyoz yemek de gerekir.

Kemeraltı bölümünden çıkınca: ilginizi çekerse, İzmir Etnografya ve Arkeoloji Müzelerinin bulunduğu, Bahribaba parkına doğru yönelebilirsiniz.

Burası da bittikten sonra: Konak vapur iskelesinin bulunduğu bölüme yönelin ve buradan: Konak Pier Alışveriş Merkezi ve devamında, Kordon-Alsancak bölgesine doğru ilerleyin.

İzmir Gezi planı
İzmir Gezi planı

     

Burada: kıyıda, çok sayıda bank var, bu banklara oturup, denizi, karşı kıyıların güzelliklerini, güneşin batışını izleyebilirsiniz. Ancak, bu sırada, bolca bulunan satıcılara ve fotoğraf çekenlere, tavşanı ile niyet çektirenlere, falcılara, dilencilere katlanmanız gerekebilir.

Kıyı boyunca ilerlediğinizde, önce “Pasaport İskelesi” göreceksiniz. Burada: gümrükleme işlemleri yapılıyor ve bir yandan da bölgenin Emniyet Amirliği var. Devam ettiğinizde, bu kez: denizin hemen kıyısında, yani denize sıfır konumdaki kafeteryalar, birahaneler göreceksiniz. Özellikle: biraları servis ettikleri ilginç bir düzen var, 3-4 bardaklık birayı tek bir uzun bardak benzeri bir şekilde servis yapıyorlar. Öte yandan, nargile keyfi çıkaranlar var. Tavla oynamak da mümkün.

İzmir Gezi planı

Pasaport iskelesinin hemen karşı çaprazında yine İzmir şehrinin simgesi, Büyük önder Atatürk’ün, parmağını ileriye uzatarak “İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR, İLERİ” şeklinde emir verdiği atlı heykeli bulunan, Efes Otelinin hemen önündeki meydan karşımıza çıkıyor.

İzmir Gezi planı

Yürümeye devam ettiğinizde: bu kez: kafeteryalar, restoranlar ve birahaneler daha içeride kalıyor, deniz kıyısında, yeşil alan var. Burada: yürüyüş yapanlar, bisiklete binenler görülüyor.

Deniz kıyısındaki beton duvar üzerine ise, ahşap bir bölüm yapılmış ve burada oturarak, denize karşı muhteşem güzellikleri izleyebilirsiniz. Çimenlerin bulunduğu yeşillik alanlarda oturanlar da var. Denizin iyot kokusunu hissedebiliyorsunuz.

İzmir Gezi planı

Yine devam ediyoruz ve hemen ortada, büyükçe bir anıt karşımıza çıkıyor. Bu anıt ta: işçi hakları, sendikalar ile ilgili bir anıt. Üzerinde, bu konuda veciz sözler yazılı.

İzmir Gezi planı

Bu sırada, kıyıda: önce Fransız ve sonra Yunanistan Konsoloslukları görülüyor. Aslında, bunları uzaktan anlamak mümkün değil de, kocaman bayrakları dikkat çekiyor. Fransız konsolosluğunun yanında, birkaç büyük boyutlu Türk bayrağı tamam da, Yunanistan Konsolosluğu yakınlarına da, bence, büyük boyutlu birkaç Türk bayrağı çekmek gerektiğine inanıyorum.

Çünkü, bir zamanlar, burada ve bölgede büyük vahşet yaratan bu bayrağın, yakın çevresinde büyük boyutlu bir Türk bayrağı, sanırım dikkat çekecektir.

İzmir Gezi planı

Evet, devam ettiğimizde, bu yol bizi, yaklaşık 2.5 km. sonra, Gündoğdu Meydanına, yani İzmir şehrinin, büyük boyutlu toplantılarının yapıldığı yere götürüyor. Yine aynı yoldan, Konak meydanına dönüyoruz ve günümüzü bu şekilde bitiriyoruz. Gün bitiminden önce, yine burada sahil kesiminde, güneşin batışını seyretmelisiniz.

2. GÜN GEZİ PLANI

Bu gün: bulunduğunuz yerden, herhangi bir şekilde, Balçova istikametine gittiğinizde, burada bulunan “Teleferik” bölgesinin güzelliklerini yaşayabilirsiniz. Bu güzellikleri yaşamak, sizin için yarım veya bir tam güne bedel olabilir, tercih sizindir.
Kalan zamanınızda, Asansör bölgesine gidebilirsiniz. Akşam için ise Bornova tercih edilebilir.

3.GÜN GEZİ PLANI

Bu gün: bulunduğunuz yerden Karşıyaka bölgesine gidebilir ve Karşıyaka-Bostanlı arasındaki bölgede, güzel bir gün geçirebilirsiniz. Kalan zamanda ise, İzmir Fuarı ilginizi çekebilir.

İzmir Kemalpaşa

İzmir ilinin en soğuk ilçesidir. Kemalpaşa denilince benim aklıma “Nazarköy” ve burada üretilen cam süs eşyaları ve nazar boncukları geliyor ki, buralara yolunuz düşerse, mutlaka Nazarköy’e uğramanızı öneririm. Bunun dışında, Kemalpaşa’nın kirazı meşhur ve hatta, Belediyenin ambleminde “kiraz” resmi var. İzmir’e yakın olması nedeniyle, günümüzde burada 400 civarında fabrika bulunuyor.
Son bir not: Kemalpaşa yöresine, tarih boyunca, Nif yani “Gelin” ismi verilmiştir ve buradaki “Kız Kulesi” veya “Kız Sarayı” nı mutlaka gezmelisiniz.

İzmir Kemalpaşa

ULAŞIM

Kemalpaşa ilçesi, bağlı bulunduğu İzmir iline 29 km. uzaklıktadır. İzmir-Ankara kara yolunun ise, 8 km. güneyinde kalmaktadır.

İzmir Kemalpaşa

TARİH

Bölge: antik dönemlerde, Smryna ve İlydia yani Sardes şehirleri arasında bir geçiş noktası olduğundan, birçok medeniyet tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Ancak, özellikle Bizans ve Osmanlı dönemlerinde bölgede önemli imar faaliyetleri yapılmıştır. Türkler bölgede ilk kez, Hacı Emet Bey zamanında görülmüşlerdir. I. Murat zamanında ise, Osmanlılar egemen olmuşlardır.

İlçe merkezindeki Çarşı Camisinin hemen girişindeki taşın üzerinde, 1890 yılı sabahında bölgenin büyük bir yangın geçirdiği yazılıdır. Evet, Kemalpaşa ilçesi, uzun yıllar “Nif” ismiyle anılmıştır. Nif yöresi: 1901 yılında kaza olmuştur. 1922 yılında Yunanlılar tarafından işgal edilen ilçe toprakları; 4 ay sonra, yine çatışmalar sonucu kurtarılmıştır. 8 Eylül 1922 günü, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, buraya gelmiş ve bir gece konaklamıştır. Buna istinaden, bölgenin “Nif” olan ismi “Kemalpaşa” olarak değiştirilmiştir.

İzmir Kemalpaşa

GENEL

Bağlı bulunduğu İzmir ilinin doğusundadır. Yüz ölçümü: 655 km. karedir. Yöredeki en yüksek rakımlı yükselti ise, 1510 metre yükseklik ile, Nif dağlarıdır. Yerleşim yeri ise, Nif dağları ile Manisa dağları arasındaki verimli ovada kurulmuştur.

Yörenin ekonomisi: tarım ve hayvancılık ağırlıklıdır. Yörede yaşayan insanların % 60’lık bölümü tarım ve hayvancılık ile uğraşmaktadır. Kalanlar ise, sanayi tesislerinde çalışmaktadırlar.
Bölgede, Akdeniz iklimi hakimdir ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlı geçmektedir.

İzmir Kemalpaşa

NAZARKÖY BONCUK ŞENLİĞİ

İlçe merkezine bağlı Nazarköy beldesinde yapılan bu festivalde: katılımcılara keşkek, pilav üstü döner ikram ediliyor. Evet, 1940 yılından bu yana, bu köyde nazar boncuğu üretimi yapılıyor. Boncuklar: özellikle takı tasarım kurslarında büyük ilgi görüyor. Festival bünyesinde, katılımcılara: yakın yörelere geziler de düzenleniyor ve bu gezilerde; Kız kalesi ve Kımız çiftliği geziliyor.

Bunun dışında: Torbalı yolu üzerindeki Hitit kabartması ve Nif dağında bulunan kilise de geziliyor. Festival sonunda ise: en iyi boncuk ocağı, en iyi boncuk ustası, en başarılı takı tasarımcısı ödülleri veriliyor. Ayrıca, yerel sanatçılar tarafından konserler veriliyor.

ALTIN KİRAZ KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ

Yöredeki bu festival şenlikleri, 1936 yılından bu yana yapılmaktadır ve geleneksel hale getirilmiştir. Festivalde: en iyi kiraz yetiştiricileri ödüllendirilmektedir. Ayrıca: her yıl Mayıs ayında düzenlenen bu festivalde: konserler ve çeşitli kültür ve sanat etkinlikleri düzenlenmektedir. Bence, buraya gitmeyi düşünürseniz, mutlaka Mayıs ayında, festivalin olduğu zamanı düşünmelisiniz.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Kemalpaşa denilince, akla ilk gelen kirazdır.

NE SATIN ALINIR

Kemalpaşa yöresine yolunuz düşerse, mutlaka Nazarköy’e uğrayın, burada yüzlerce cam eşya ve nazar boncuğu arasından mutlaka ilginizi çekenler olacaktır. Dereköy bölgesini yolunuz düşerse, bal satın almalısınız.

İzmir Kemalpaşa

GEZİLECEK YERLER

İzmir Kemalpaşa

ÜMRAN BARADAN GÜZEL SANATLAR MÜZESİ

İlçe merkezinde, Çiniliköy mahallesinde bulunan müze, Ümran Baradan tarafından, 2009 yılında, Kemalpaşa Belediyesine devredilmiştir. Müzede: sanatçı Ümran Baradan tarafından yapılan: tablo ve seramikler ile, çeşitli sanatçıların ödül almış eserleri sergilenmektedir.

Ayrıca, yine dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen, çeşitli sanatçılara ait bir kısım eser sergileniyor. Kendisi halen hayatta olmayan bu başarılı Türk kadınının eserlerini ve bizlere bıraktığı müzeyi, mutlaka ziyaret etmenizi öneririm.

İzmir Kemalpaşa

NYMPHAEİON-LASKARİS SARAYI-KIZ KULESİ

İlçe merkezinde, hemen ilçenin girişindedir ve ilçenin sembolü olmuştur.
Yapı: Bizans döneminde, II. Tehedodoros Laskaris (muhtemelen: 1206-1222 yılları arasında) tarafından yaptırılmıştır. Büyük olasılıkla: yüksek duvarları ile kuleyi andıran bu yapı: bir kalenin üzerinde bulunduğu tepenin eteğinde, surların dışında inşa edilmiştir.

Biri bodrum olmak üzere 4 katlıdır. Bodrum katın ışıklandırılması ve havalandırılması için, dört yönde açılmış mazgal pencereleri kullanılmıştır. Bu mazgal pencerelerinin yükseklikleri 1.2 metre, dışa bakan genişlikleri ise, 0.17 metredir. Bodrum katı: ortada bir sıra destek ile ayrılmış ve üzeri tonoz veya kubbe ile örtülü, küçük birimlerden oluşmuştur.

Diğer katlar: beyaz ve kırmızı tuğlalardan yapılmıştır. İstanbul dışında inşa edilmiş bir İmparator Sarayı olması nedeniyle çok önemlidir. Zaten, planı da, İstanbul’daki İmparator sarayına benzemektedir. Yazlık bir Bizans sarayı olarak nitelendirilmektedir.

Duvarlarda: büyük kesme taş blokları kullanılmış olup, alt kesimde bunların boyutları: 1.13 – 1.30 x 0.55 metre ebatlarındadır. Bu blokların, muhtemelen çevredeki antik dönem kalelerinden ve özellikle, kentin üzerindeki kaleden getirilmiş olmalıdır. Yani: devşirme taşlar, rastgele dizilmiştir.

Boyutları: 11.50 x 25.50 metredir. Kuzey-güney doğrultusunda uzunlamasına dikdörtgen şeklindedir. Zemin katı: büyük kesme ve devşirme taşlardan oluşturulmuştur. Bu taş bloklar arasında harç kullanılmıştır.

Tuğla ise, özellikle pencere kenarları ve kapı girişlerinde sıkça kullanılmıştır. Üstteki üç katın ağırlığını tutan ve adeta bir kaide işlevi gören alt kesimde, duvar kalındığı 2 metre yapılmıştır.

Buradaki pencereler dar ve uzundur, çünkü korunma amaçlanmıştır. Zemin katın doğu cephesinde, büyük kesme taşlardan yapılmış, 2.50 metre genişliğinde, tam ortada, ama günümüzde harap olmuş olan giriş kapısı bulunmaktadır.
Üst kattaki pencereler ise: günümüzde birer oyuk halini almıştır.

Günümüzde, bu zemin kat, diğer üç katın molozları ile dolmuştur. Birinci ve ikinci katın cepheleri, sağlam kalarak günümüze ulaşmış ve üst kat ile çatıdan ise, hiçbir iz kalmamıştır. Duvarlarda görülen kirişler: bu katların tabanlarının ahşap olduğunu göstermektedir. Üst katlar: dört sıra tuğla, bir sıra taş dizilerek, üst üste konulmak suretiyle oluşturulmuştur. Yapı: Bizanslılar ardından, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de kullanılmıştır.

Yapının yapılışı hakkında anlatılanlara göre: “İonya prensesi ile Sart kralı evlilik hazırlıkları yapmaktadırlar. Ancak, Prenses evlenmek üzere kralın yanına giderken, bugünkü Kemalpaşa yani o dönemin Nif şehrinde konaklar ve bu sırada: kralın öldüğü haberini alır. Bunun üzerine, çok üzülen prenses: buraya bir saray yapılmasını emreder ve ömrünün kalan kısmını, buraya yapılan sarayda geçirir”

Ama, öte yandan, burası hakkındaki en büyük gerçek şudur: 1204 yılında, İstanbul, Latinler tarafından işgal edilince, başkentten kaçan Bizanslı asil aileleri, Anadolu ve Yunanistan’a geçerek, burada küçük prenslikler kurarlar.

Bunlardan: I. Theodoros Laskaris tarafından kurulan “Laskarisler Devleti” kendine merkez olarak Nikaia (İznik) şehrini seçer. Bu dönemde: İzmir yakınlarındaki, Nymphaion (Kemalpaşa) şehri de, hem bir sayfiye yeri, hem de sanki ikinci bir başkent olarak kullanıldı.

NİF DAĞI

Doğal zenginlik olarak göze çarpmaktadır. Bu dağ: antik dönemlerde, Olimpos adını alan, 19 dağdan birisidir. Nif dağında: son yıllarda yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarında: önemli buluntulara ulaşılmıştır. Doğu bölgesinde, birçok mezar odası bulunmuştur. Ayrıca: Bizans döneminde, Laskarisler zamanından kalma, mermer taşlı ve tuğla harçlı bir saray kalıntısı da görülebilmektedir.

Dağın batısında ise, Kaynaklar beldesine bağlı bölgede, kale mevkiinde, bir kaya kütlesi üzerinde bir kalenin kalıntıları vardır. Ancak, kaçak kazılar ve define arayıcıları, bölgenin birçok yerini talan etmişlerdir. Evet, buraya yolunuz düşerse: zaman uygunsa çilek ve kiraz yemelisiniz. Ayrıca, bu bölgedeki alabalık çiftliklerinde, güzel bir alabalık yiyebilirsiniz.

KARABEL

Kemalpaşa-Torbalı kara yolu üzerinde, ilçe merkezine 10 km. uzaklıktadır. Burası, 20 hektarlık bir çam ormanı içinde, günübirlik mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Buraya yolunuz düşerse, Karabel geçidi olarak isimlendirilen yerdeki, Hitit Savaşçı Kaya Kabartmasını görmeyi sakın ihmal etmeyin.

HİTİT KARABEL ANITI

Kemalpaşa-Torbalı kara yolu üzerinde, 8’nci kilometrede, Gediz havzasına geçit veren, küçük bir boğazın üzerindedir. MÖ.13’ncü yüzyıldan kaldığı düşünülmektedir.

Bu anıtın, büyük ihtimalle: Hitit krallığına bağlı, varlıklı bir krallığın kralının, bölgedeki egemenlik ve gücünün ifadesi olarak yapılmıştır. Aynı zamanda. Orta Anadolu Hitit sanatı ve geleneklerinin izlerini taşıması nedeniyle ve Anadolu’nun en batısındaki kaya anıtı olması nedeniyle, önem kazanmaktadır. Yani, Ege bölgesinde, Hititlerden kalma tek kalıntıdır.

Kaya yüzeyi, derine inilerek düzleştirilmiş ve 2.31 metre boyutunda bir erkek betimlenmiştir. Ölmüş bir kral veya prens olduğu düşünülen bu figür: yüksek kabartma olarak gösterilmiştir.

Sağa doğru yönelen kralın başında: konik külah vardır. Kısa giysisi, dizleri açıkta gösterir. Ayakkabıları ise, sivri uçlarıyla, tam bir Hitit kıyafetini andırmaktadır.
Kral figürü: ileri doğru uzanmış sol elinde, uzun bir mızrak tutuyor. Sağ omzuna, yay geçirilmiştir. Kabartma üzerinde, hiyeroglif ile yazılmış bir yazıt bulunsa da, silinmiş olduğundan net olarak okunup anlamı çözülememiştir.

ULUCAK HÖYÜK

İzmir-Ankara kara yolu üzerindedir. İlçe merkezine 7 km. uzaklıktadır. Arazideki boyutları: 120 x 140 metredir.

Höyük: Gediz ırmağının bir kolu olan Nif çayı yakınında, verimli bir ovadadır. Denizden yükseklik: 220 metredir.

Yapılan çalışmalarda höyükte: Geç Neolitik dönemden, Geç Roma-Erken Bizans dönemlerine kadar yerleşim bulunduğu anlaşılmıştır. Bu dönemlere ait 40 konut kazılmış, iskan tabakalarının analizlerinde MÖ.6500 yılları tarihlenmiştir. Höyük çevresinde yapılan arkeolojik çalışmalarda, yerleşimin, toprak seviyesinin altından devam ederek, yaklaşık 3 hektarlık bir alana yapıldığı öğrenilmiştir.

HALİL AĞA CAMİSİ

İlçe merkezine bağlı, Yukarıkızılca köyündeki cami, yöre halkının katkıları ile, 1311 yılında, Hacı Halil Ağa tarafından yaptırılmıştır. Ancak, özellikle 20’nci yüzyılda yapılan onarımlar ile, yapı orijinalliğinden uzaklaşmıştır. Yapı: taş, moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Yüksek bir bodrum zemin üzerindedir. Caminin hemen yanında, taş kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli, tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.

YENMİŞ HÖYÜK

Kemalpaşa ovasındadır ve Ankara-İzmir kara yolunun kıyısındadır. Höyüğün: batı kesiminde bağlar, doğu kesiminde ise mıcır tesisi ve üzerinde bir fabrika bulunmaktadır ve bu nedenle, höyük yerleşiminin büyük bölümü yok olmuştur.
Hatta, büyük bölümü de, mevcut kara yolunun altında kalmıştır. Görünen höyük kısmı yüksekliği: yalnızca 2 metredir.

Höyük üzerindeki zemin araştırmalarında: tunç çağı, Helenistik dönem, Roma ve Bizans dönemlerine ait keramik parçaları, çakmak taşı ve çeşitli alet ve kemik parçaları bulunmuştur,
Yani, burada görebileceğiniz herhangi bir kalıntı yok. Yalnızca, ülkemizdeki tarihi eser ve kalıntıları bakış açısını ifade etmek için bu bilgileri size verdim. Yani, höyük üzerinde, günümüzde kara yolu ve kocaman bir fabrika binası var.

NEMRUT HÖYÜK

Kemalpaşa ovası üzerinde, herhangi bir arkeolojik araştırma yapılmamış höyüktür. İzmir-Ankara kara yolu üzerindedir. Kara yolunun yaklaşık 100 metre güneyinde bulunan höyük, ova seviyesinden 3-6 metre yüksektedir. Höyüğün bulunduğu bölge, yöre köylüleri tarafından “Kemeraltı” olarak isimlendirilmektedir.

Günümüzde, höyük civarı, yoğun olarak tarımsal faaliyetlere sahne olmaktadır. Bu nedenle, höyük büyük tahribata uğramış ve orijinal yüksekliğini kaybetmiştir. Yüzey buluntularında ise, özellikle, neolitik dönemde, höyükte büyük bir yerleşim bulunduğuna dair çeşitli kanıtlar görülmektedir.

KIMIZ ÇİFTLİĞİ-KAZAK VADİSİ

İlçe merkezine 4 km uzaklıktaki, Nif dağının eteğinde, turizm amaçlı olarak kurulmuştur. Burada: otağ kültürü tanıtılmaktadır. Bu tanıtım için: Kazak Otağı, Orta Asya Türk Mutfağı örnekleri sergilenmektedir. Burayı ziyaret ederseniz: kımız içebilirsiniz ve Orta Asya Türk yemeklerinin örneklerinden tadabilirsiniz. Ayrıca, ata binerek gezinti yapmak ta mümkündür.
Burası, özellikle yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyor ki, sizler de giderseniz, hoş zaman geçirebilirsiniz.

 

YEDİGÖZ KÖPRÜSÜ

İlçe merkezine 15 km. uzaklıktaki Çambel köyündeki Yedigöz köprüsü, 16’ncı yüzyıl başlarında inşa edilmiştir. Nif çayı üzerindedir. Kervanların geçmesi için yapıldığı düşünülmektedir. Bu Roma dönemi yapısından günümüze, yalnızca 4 göz ulaşmıştır.

EMET BEY CAMİSİ

İlçe merkezindeki bu cami; Saruhan Beyliği döneminde, 14’ncü yüzyılda, Emet Bey tarafından yaptırılmıştır. Ancak, 1884 yılında çıkan büyük yangında yanan cami, 1885 yılında yeniden yapılmıştır. Günümüzdeki cami yapısı: kesme ve moloz taş ile tuğladan yapılmıştır. Tavan kısmı: antik başlıklı sütunlarla desteklenmektedir. Çatı: kiremit örtülüdür.

YEŞİLKÖY-ANTİK MERMER MOZAİKLERİ

İlçe merkezine bağlı, 15 km. uzaklıktaki Yeşilköy denilen, dört tarafı ormanlarla çevrili, dağın eteğinde kurulmuş bu köyde: köy yerlileri: kiraz, bağ ve bahçecilik yaparak ekonomik etkinliklerini sürdürmektedirler. Ancak:; 2005 yılında, Kemalpaşa Kaymakamlığı tarafından yaratılan “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı” ve Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından desteklenen “Antik Mermer Mozaiği” çalışmaları başlatılmıştır.

Bu çalışmalar sırasında, iki parti halinde, katılımcılara kurs verilmiş ve tüm köylülerin büyük ilgi duyarak katıldıkları çalışmalar sonucunda: ülkemizin birçok yöresindeki antik ve önem kazanan mozaiklerin benzerleri, burada yeniden yaratılmıştır. Hatta: Tunus ülkesinin başkenti Tunus şehrinin mozaiklerinin, buradan karşılandığı söyleniyor.

NAZARKÖY-BONCUK OCAKLARI

İlçe merkezine bağlı ve 6 km. uzaklıktaki Nazarköy denilen yerde, boncuk ocakları önem kazanmaktadır. Burada; Nif dağının eteklerindeki 5 atölyede: göz boncukları üretiliyor. Köyde: 1950 yılından bu yana: cam süs eşyaları ve nazar boncuğu üretimi sürdürülüyor. Muhteşem doğal güzellikleri ve cam süs eşyaları, nazar boncukları olan bu köy için mutlaka zaman ayırın ve uğrayın.

İzmir şehir içi günlü gezi planı hakkındaki yazım için.

 

İzmir Selçuk Efes Müzesi

İzmir Selçuk Efes Müzesi

 

Hemen girişte, şunu belirtmekte yarar var. Müze, çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak eserler sergilenerek yeniden düzenlendi.

Selçuk İlçesi içinde, hemen merkezde. 1964 yılında; bugünkü müzenin güneyindeki bölümün inşaatı tamamlanmış ve eserler sergilenmeye başlanmış. 1976 yılında; müzenin güney bölümü inşa edilmiş ve sergi alanları genişletilmiş.

Müze; sahip olduğu ve sergilediği eserlerle, Avrupa’nın en önemli ve en zengin müzelerinin başında gelmekte.

Ülkemizde ise, Topkapı müzesinden sonra ikinci sırada. Bugün: burada; 8352 arkeolojik eser, 1092 Etnografik eser ve 17143 sikke sergilenmekte. Efes’e, Selçuk’a gittiğinizde, burayı mutlaka görün. Yalnızca Artemis heykellerinin muhteşemliğini görmek için buraya girmeniz gerek.

Mutlaka girin. Selçuk’a giderseniz, nereyi gezelim, nereyi görelim diye düşündüğünüzde, Efes Müzesini mutlaka gezmenizi öneriyorum.

Efes Müzesi, Arkeoloji ve Etnografya olmak üzere iki ana bölümden oluşuyor. Müzede Prehistorik Çağ’dan (MÖ.7000), Miken, Geometrik, Arkaik, Klasik, Hellenistik, Roma, Doğu Roma (Bizans), Selçuklu ve Osmanlı dönemine kadar Anadolu arkeolojisi için önemli eserler sergileniyor.

Sergileme klasik kronolojiyi takip etmiyor, eserler tematik olarak sergileniyor. Salonlar, girişte “Bilgilendirme Salonu” olmak üzere Çeşme Buluntuları, Yamaç Evler Buluntuları, Sikkeler, Çağlar Boyu Efes, Orta Bahçe, Kybele Kültü, Artemis Tapınağı buluntuları, Efes Artemisi, İmparator Kültü olarak farklı konular ve buluntu guruplarına göre düzenlenmiştir. Arasta bölümü: Saadet Hatun Hamamı ve zanaat ürünlerinin tanıtıldığı dükkanlardan oluşuyor.

Müzede bir de çeşitli sürelerle çağdaş sanat eserlerinin ve çeşitli konularda sergilerin düzenlendiği Hikmet Gürçay Sanat Galerisi bulunuyor. Müzede sergilenen eserlerin büyük çoğunluğunu, dünyanın en eski kazı alanlarından biri olan Efes Antik Kenti kazılarından gelen eserler oluşturuyor.

Efes kentinin en eski yerleşim izlerini taşıyan Çukuriçi Höyük, dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Artemis Tapınağı kalıntılarının yer aldığı Artemision, İncil yazarı St Jean’ın mezarının da bulunduğu Ayasuluk tepesinde yer alan kale ve yakın çevrede yapılan kazılarda bulunmuş eserler, müzede dolaşırken aniden karşınıza çıkacaktır.

Müzeye girdiğinizde, sırası ile, gezebileceğiniz salonlar ve göreceğiniz eserler şunlar:

YAMAÇ EVLER VE EV BULUNTULARI SALONU

İzmir Selçuk Efes Müzesi: Son 50 yıl içinde, ortaya çıkarılmış olan yamaç evlerde bulunan ve birçoğu Roma dönemine ait eserler var. Tıp ve kozmetik eserleri, günlük ev eşyaları, freskler ve daha pek çoğunu, salonda bulunan vitrinlerde göreceksiniz. Bunlardan en ilginç: cam tepsi.

Ancak; en önemli 3 eser, salonun orta kısmında. Yunus üzerindeki Eros, Mısırlı Rahip heykeli ve Lysippos’un Eros Heykeli başı.

ÇEŞME BULUNTULARI SALONU

Efes’te bulunan: Pollio, Trajan, Laecanus çeşmelerinde yapılan kazılarda bulunan eserler burada. Zeus büstü, Odysseus heykel gurubu, bir kütüğe yaslanmış halde Dionysos ve bir dizi büst, salonun köşesinde sergileniyor. Dinlenen savaşçı heykeli ise; salonun orta kısmında, tüm ihtişamı ile durmakta.

YENİ BULUNTULAR SALONU

Bu eserler, bir-iki yıl boyunca burada sergilendikten sonra, kendi bölümlerine alınıyor. Girişin sağında; Hıristiyanlık dönemine ait, Bizans buluntuları sergileniyor. Salonun sağ kısmında: sikke ve ziynet eşyaları var.

Efes sikkelerinde; Roma dönemine kadar, ön yüzlerinde Efes sembolü arı, arka yüzünde ise Artemis’in kutsal geyiği resmedilmiş. Roma döneminde ise: ön yüzde imparator ve yakınlarının sembolleri var.

Sol duvar ise: tiyatro maskeleriyle süslü. Bu maskeler: deri ve tahtadan yapılmış. Taştan olan maskeler ise, dekoratif olarak kullanılmış. Salonun sürekli kalan tek eseri ise: yamaç evlerinde bulunan, fil dişinden yapılma bir friz. Bu frizde: Trajanın, doğulu barbarlarla yaptığı savaş ve hazırlıkları, üç bölüm halinde gösterilmiş.

BAHÇE

Sağ tarafta: lahitler, mezarlar, sunaklar ve yazıtlar var. Batı duvarında ise, mezar ve adak taşları sergileniyor. Bahçenin ortasında ise, güneş saati bulunmakta.

MEZAR BULUNTULARI SALONU

Sağ duvardaki çizimlerde, Anadolu’daki gömme adetleri anlatılıyor. Sol kısımdaki ilk vitrinde, St. John Kilisesinin önünden çıkarılan Miken mezarına ait küçük eşyalar, diğer bir vitrinde ise Efes ve civarında bulunan mezarlardan çıkan cam eşyalar sergileniyor. Orta kısımda ise, mezar taşları var.

ARTEMİS SALONU

Büyük Artemis ve Güzel Artemis heykelleri var. Salonun vitrinlerinde ise, Artemis Tapınağına ait buluntular sergileniyor. Artemis Tapınağının kendisini süsleyen dört atlı arabanın atlarından biri de bu salonda görülüyor. Heykellerin göğsündeki yumruların ne olduğu hakkında, bilim adamları yıllarca kafa yormuşlar ve yorumlar yapmışlar.

Bunların; boğa hüsyeleri olduğu önü sürülmüş. Hüsyelerin bereketle ilgisi nedeniyle, bu iddia güç kazanmış. Heykeller, en kıymetli madenlerden yapılıyordu. Bunun için: mermerin, bronzun, ağacın en iyisi kullanılıyordu. Bugüne kadar, altın ve bronz gibi değerli madenlerden yapılmış heykel bulunamadı. Fakat, toprak altında daha nelerin saklı olduğu bilinmez.

Mermerden yapılmış heykellerin en güzelleri burada sergileniyor. Zamanında, bu heykelin, belden yukarısının altın kaplı olduğu, bugüne kadar kalmış kaplama izlerinden anlaşılıyor. Görmek için dikkatlice bakın.

Bütün bu tasvirlerde: tanrıça ayakta durur vaziyette. İki elleri öne doğru uzanmış, bolluk ve bereket dağıtan bir ifade ile betimleniyor. Ayak bileklerine kadar inen, Doğu modasına uygun bir elbise ve genellikle başında bir tacı var.

İMPARATORLUK KÜLTÜ VE PORTRELER SALONU

İmparator ve ailelerine ait büstler sergileniyor. Dikkat çeken nokta, bazı büstlerin alınlarında çizili olan haç işaretleri. Orta kısımda bulunan sunak ise, Domitian Tapınağına ait ve üç frizli. Çıkışta ise, Domitian heykelinin parçalarını görmek mümkün.