Antalya Kepez

Antalya Kepez
 

Antalya Kepez: Kepez ile şehir merkezi arasında hafif raylı ulaşım sistemi vardır. Kepez, Muratpaşa arasındaki uzaklık 7 km dir.

TARİHİ

1955 yılında Pamuklu Dokuma Fabrikası ve Kepez Elektrik Santralı kuruldu. Ardından başka fabrikalar da kuruldu. İlk olarak Dokuma Fabrikası kurulduğu için, halk bölgeyi “Dokuma” olarak isimlendirdi.

1970’li yılların ortalarından itibaren bölge yavaş yavaş imara açılmaya başladı. 1976 yılında burada Çallıoğlu İşhanı inşa edildi. Burası “Çallı” olarak anılmaya başlandı.

Yine aynı yıllarda, Antalya hızla göç almaya başlayınca, Kepez bölgesinde de hızlı bir gecekondulaşma başladı. Ancak Belediye yıkım ekipleriyle gecekonducular arasında çatışmalar yaşandı. Belediye yıkım ekipleri, gecekondu yapım hızına yetişemedi.

Seçim öncesi verilen tavizler sonucu, Kepez bölgesi tam bir gecekondu bölgesi haline dönüştü. 1994 yılında Belediye kurulmasıyla birlikte, Kepez doğdu. Belediyeleşmenin ardından gecekondu sayısında azalma olsa da bölgede halen yüksek oranda gecekondu bulunmaktadır.

Antalya Kepez
 

GENEL

Antalya’nın ana merkezinde bulunan 5 merkez ilçeden birisidir. “Kepez” isminin kelime anlamı “deniz kıyısındaki kayalık alan” ve “gelinlerin başlarına taktıkları taç” demektir. Bunun anlamı: Kepez’in Antalya’nın kuzeyindeki ovayı, bir gelin başı gibi taçlandırdığıdır. İlçenin güney sınırı: Gazi Bulvarı ve Çakırlar yolu ile başlar. Kuzey il sınırına kadar devam eder.

Denizden yüksekliği ortalama 289 metredir. Arazinin yapısı güneye gittikçe düzleşir. Kepez üstü bölgesinden harika bir Antalya manzarası izlenebilir. Antalya Büyükşehir Beledisi Şehirlerarası Otobüs Terminali, bu bölgededir.

Kepez Elektrik Santralleri, su ihtiyacının karşılanmasında önemli rol oynamaktadır. Çünkü bunlar, Toros dağlarından gelen suların temizlenmesinde gerek tarım gerekse temiz su ihtiyacının karşılanmasında önemlidirler.

Kepez’de Akdeniz iklimi hakimdir. Buna göre yazlar sıcak, kışlar ise ılıman geçer. Yazlar aşırı kurak geçer. Bitki örtüsü genellikle makilerden oluşur. Makiler sürekli yeşil kalabilen bir bitki örtüsüdür. Kısa boylu, sert yapraklı ve kuraklığa dayanabilen bir bitki türüdür ve ilçenin geneline yayılmıştır.

Antalya Kepez
 

GEZİLECEK YERLER

Antalya Kepez Atatürk Maskı
 

ATATÜRK MASKI

Kepez Kent Ormanı eteklerinde, Kepezüstü bölgesinde bulunan “Atatürk Maskı”, Türkiye’nin ikinci büyük Atatürk maskıdır. Mask: Atatürk’ün yüzünün beton kabartması olan bir heykeldir.

Mask: Varyanst’ta: 11 yıl önce, 10 ton demir, 40 ton kum ve 10 ton çimento kullanılarak inşa edilmiştir. 35 metre yükseklik ve 25 metre genişliktedir. Altın rengine boyanmıştır. Ardından Atatürk’ün 70’nci ölüm yıldönümünde 2008 yılında açılmıştır. Anıtın hemen yanında, yapay bir şelale ve Atatürk’ün “Hiç şüphesiz ki Antalya, dünyanın en güzel yeridir” sözü, heykelin yanında kabartma olarak bulunur.

Asıldığı yerde, kente gelenleri karşılamaktadır. Ancak, Mask, hava şartları nedeniyle tahrip olmuş, kırılmalar yaşanmış ve bu yüzden bakım ve onarıma alınmıştır. Özellikle maskta, Atatürk’ün sağ kulağı üstünde yaklaşık 2 metre karelik bir delik açıldı. Yüz bölgesindeki birkaç yerde de çatlaklar oluştu. Ocak 2019 tarihinde ise fırtına da boyası aktı.

Bunun üzerine, Temmuz 2019 tarihinde yapılan onarım çalışmaları dört ayda tamamlanmış ve Aralık 2019 tarihinde mask yeniden açılmıştır.

Antalya Kepez Antalya Hayvanat Bahçesi

ANTALYA HAYVANAT BAHÇESİ

Nebiler, Kepezaltı Piknik Sahası içerisindedir.

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Hayvanat bahçesi, 1989 yılında hizmete açılmıştır. Ülkemizde en geniş alana yapılan hayvanat bahçesi olarak dikkat çeker. Hayvanlar için doğal yaşam alanları oluşturulmuştur. Ayrıca: park içinde yapay su kaynakları ve irili ufaklı şelaleler vardır. Hayvanat bahçesinde: 120 türden, toplam 1300 hayvan bulunuyor. Bu hayvanların bulundukları bölümler: sürüngen evi, çift tırnaklılar, tek tırnaklılar, yırtıcılar, yırtıcı kuşlar, sülünler, tavuklar ve tavşanlar şeklinde yerleştirilmiştir.

Sürüngen evi içerisinde: timsahlar ve yılanlar bulunur. Kışın havaların soğumasıyla birlikte, tüm hayvanlar kışlık farklı bir alana alınırlar.

Çift tırnaklılar arasında: ender görülen kızıl geyik, yaban koyunu, karaca ve ceylan bulunur.

Antalya Kepez Antalya Hayvanat Bahçesi

Yırtıcı kuşlar bölümünde: 4 türde, 12 kuş vardır. Ayrıca “Sülünler” bölümünde 12 çeşit sülün bulunur.

“Tavuklar” bölümünde 9 tür tavuk vardır.

Hayvanat Bahçesinin en dikkat çekici bölümü ise: “yırtıcılar” dır. Yırtıcılar arasında: aslan, puma, kaplan ve ayı türleri bulunur.

Kepezaltı Piknik Sahası

Hayvanat Bahçesi alanı içeresindedir. Burada piknik yapmak ve mangal yakmak mümkündür. İlk girişte küçük bir ücret ödeyerek piknik alanına girebiliyorsunuz, sonra da devamında hayvanat bahçesini gezebiliyorsunuz.

Antalya Kepez Orman Park Antalya-Parkfuntastic

ORMAN PARK ANTALYA-PARKFUNtastic

Kepez Göçerler Mahallesi Antalya Bulvarı No 410’ dadır. Hayvanat Bahçesi Karşısındadır.

Haftanın her günü saat: 10.00-23.00 arasında açıktır. Antalya il merkezine 12 km uzaklıktadır. Antalya’nın en tematik parkıdır. Her yaş ve zevke uygun sportif aktivite ve eğlencelerle doludur. Park alanına giriş ve otopark ücretsizdir. Park alanında: restoran, go kart yarış pisti, zipline, dağ kaydırağı, binicilik, trambolin, paintball, ip kursları, atv safari, uzaktan kumandalı araba yarışı gibi etkinlikler bulunmaktadır.

Antalya Kepez Kent Ormanı

KEPEZ KENT ORMANI

Burası: muhteşem manzarası ve bitkileriyle yerli yabancı turistlerin yoğun ilgisini çeker. Burada: piknik ve doğa yürüyüşü yapmak mümkündür. Şehrin gürültüsü ve kalabalığından ve yazın sıcağından kaçmak isteyenler için idealdir. Orman alanında: “Osmanlı Otağı” bulunur ve ilgi çeker.

Antalya Kepez Macera Parkı

KEPEZ MACERA PARKI

Kepez Kent Ormanı yanındadır.

Burada: paintball, binicilik alanları, mini club, labirent ve en orijinali “Macera Parkı” bulunmaktadır. Macera Parkında bulunanlar şunlardır: 4-8 yaş çocukları için eğlence amaçlı, 10 etaplı ip parkuru vardır. 8-12 yaş gurubu çocuklar için 11 farklı parkurdan oluşan ip parkuru vardır. Ayrıca: yine macera yaşamak isteyenler için zipline, tırmanma duvarı, iple atlama kulesi bulunuyor. Kent merkezinin kuşbakışı görüldüğü park alanında, seyirlik alan da inşa edilmiştir. Zeminine kayrak taşı döşenen seyirlik alan, Kent Ormanı ile birleştirilecektir. 1 dönümlük alan üzerine kurulan manejde atla gezinti de yapılabiliyor.

Antalya Kepez Seyir Terası

SEYİR TERASI

Masa dağı denen bölgede Çankaya Mahallesinde Barış Manço Bulvarının yanındadır. Yıllarda atıl durumda bulunan Masa dağı bölgesi, Seyir Terası yapılarak hareketlendirilmiştir. 15 dönümlük arazi üzerine kurulmuştur. Seyir Terası, Kepez Belediyesi tarafından yaptırılmıştır. Şehir merkezini tepeden gören bir konumdadır. Şehir terasından, şehrin doğusundan batısına kadar geniş bir alan ile deniz ve Toroslar seyredilmektedir. Seyir terasında: ay takvimli güneş saati bulunuyor. Halil şeklinde, su havuzu da mevcuttur. Sosyal tesisler ise, geleneksel Türk evleri (Kaleiçi’ndeki Türk evi tarzı) şeklinde yapılmıştır. Bölgede ayrıca, yürüyüş parkuru ve spor alanları bulunmaktadır.

Antalya Kepez Ahatlı Vakıf Çiftliği ve Zeytinliği

AHATLI VAKIF ÇİFTLİĞİ VE ZEYTİNLİĞİ

1930’lu yıllarda 22 bin dönüm olan Vakıf Çiftliği, kaçak yapılaşma yani gecekondulaşma nedeniyle 2 bin dönüme kadar düşmüştür. 2009 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğüne kiralanmıştır. Antalya il merkezinde en büyük yeşil alan olmasına rağmen, halka açık değildir.

Koruma altına alınan zeytinlik bölgesinde: uzun yıllar öncesinden kalma 23 bin kadar ağaç bulunmaktadır ve bunlardan 20 bin tanesi zeytin ağacıdır. Bu ağaçlar rehabilite edilerek yeniden ürün alınmaya başlamıştır, burada: yoğun zeytin üretimi yapılmaktadır. Ayrıca, şehrin akciğeri konumundaki bu yeşil alan şehrin tozunu emmektedir. Buraya yeni bir proje hazırlandığını duydum. Zeytinpark, söylenenlere göre, Avrupa’nın en büyük “Botanik Parkı” olacakmış. Evet hayaller büyük, umarım gerçekleşir.

VARSAK BELDESİ

Varsak ismi, Orta Asya’dan göç eden Türk boylarından Avşar boyunun Varsaklılar oymağından gelmedir. Bu göçler sırasında, Anadolu’ya gelerek yerleşmişlerdir. Yıldırım Beyazıt ile Timur arasında yapılan Ankara savaşı sırasında Varsaklılar’ın adları öne çıkmış ve bu savaştan sonra Selçukluların Beyliklere ayrılmasıyla Anadolu’nun çeşitli yerlerine dağılarak yerleşmişlerdir. Varsak Bey’in oğlunun Varsaklılar’la birlikte Varsak’a geldiği söylenir.

Varsaklılar: Antalya’da Düden Şelalesi ve Kuru Düden çevresinde yerleşmişler ve yüz yıllarca yaşamışlardır. Genelde hayvancılıkla uğraşırlar ve bu yüzden göçebe hayatı sürdürürlermiş. Ancak 1960 yılından sonra tam yerleşik düzene geçmişler, sahil ve yaylada çok detaylı tarım işleriyle uğraşmaya başlamışlardır.

Varsak: 1973 yılına kadar köy statüsünde kalmış, 1973 yılından sonra ise Belediye statüsü kazanmıştır. 2004 yılından sonra ise Kepez Belediyesine bağlanmıştır.

Antalya Kepez Park Varsak

Kepez Park Varsak

Varsak Demirel Mahallesi Süleyman Demirel Bulvarındadır.

Park alanının en büyük özelliği, Antalya’nın tek olimpik ölçülerde yüzme havuzunun bulunmasıdır. Havuz 2013 tarihinde tamamlanmıştır, 50 metre uzunluğunda 25 metre genişliğindedir. 1500 seyirci kapasitelidir. Yüzme havuzunun ismi “Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzu” dur. Ayrıca 5000 metre karelik alanda kurulu olan “Masal Parkı” çocukların ilgisini çekiyor.

Antalya Kepez Park Varsak

Masal park alanında: klasik ve günümüzün popüler çizgi film karakterlerinin, Türk ve dünya masal kahramanlarının maketleri bulunuyor. Ayrıca yine park alanında: sinema, gençlik merkezi, bilgi evi, toplantı odaları, park ve kafeteryalar, kreş bulunmaktadır.

Düden Şelalesi

Düden şelalesi hakkındaki ayrıntılı gezi yazısını yine bu sitede “Düden Şelalesi” adı altında bulabilirsiniz.

Antalya Düden Şelalesi tanıtımı hakkındaki yazım için.

Antalya şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Ukrayna Odesa

Ukrayna Odesa

 

Ukrayna ülkesinin: tatil, deniz ve eğlence merkezi, bir anlamda ülkemizdeki “Bodrum” ile bir düşünülebilir.

Yaz aylarında Ukrayna’nın birçok yerinden, tatil için buraya geliyorlar.

Dünyanın en güzel kızlarının bulunduğu ve ayrıca ucuz bu şehri gezmek, kesinlikle hoşunuza gidecek ve güzel anılarla buradan ayrılacaksınız.

Ancak, bu dünyanın en güzel bayanlarının olduğu şehirde: maalesef özellikle vizenin kalkması sonucu oluşan Türk erkekleri akını: Ukraynalıların Türklere karşı, aşırı antipati beslemelerine neden olmuştur.

Öte yandan, siz de göreceksiniz, Türk erkekleri burada, sanki bir kerhane şehirde gezer gibi geziyorlar. Elbette, yapılanların ve yaşananların sonucunda bu şehirde Türk erkeklerine karşı antipati yaratılmıştır.

Yani, Türk erkeklerini sevmiyorlar, Türk erkeklerinin yanına yaklaşan gurup halindeki hatunlar: genellikle bar ve diskolarda para yemek amacı güdüyorlar ve 2-3 saatlik muhabbet veya birlikte aynı masada oturmanın sonucunda, hesabı ödetip çekip gidiyorlar.

Yani: eğer Odesa şehrine seks turizmi için gidecekseniz, öncelikle bir parçada olsa Rusça bilmenizde yarar var, ayrıca hatunlara kadınlık duygularını anımsatacak şekilde duygusal olarak yaklaşmak ta şarttır.

Evet, bu girişten sonra gelelim şehir hakkında daha ayrıntılı bilgiler vermeye

Şehir Ukrayna ülkesinin güneybatısında, Ukrayna ülkesinin  dördüncü büyük şehri, Karadeniz kıyısındaki en büyük limanlardan birisidir.

Odesa körfezi, 31 km. boyunca uzanır. Şehir: limanı gören bir teras benzeri tepe üzerinde kurulmuştur. Ülkenin, Avrupa’ya ve ticarete açılan kapısıdır. Mimari ve tarihi güzellikleri göz kamaştırır.

Nüfus yoğunluğu bakımından, Kiev ve Kharkiv şehirlerinden sonra gelir. Şehirde, özellikle: petrokimya, kimya, ilaç, gıda ve hafif sanayi yaygındır.

Bunların yanında, yüksek öğrenim de revaçtadır ve 20 üniversite bulunmaktadır. Yani, şehir aynı zamanda üniversite ve sağlık şehridir.

Şehir: Kiev şehrine, 443 km. uzaklıktadır. Şehrin turistik özellikleri yanında: tedaviye yönelik ( özellikle Göz hastalıkları ve Doku Terapi Enstitüsü) özellikleri de yoğun olarak tercih edilmektedir.

Yani, şehir tarih ve eğlencenin bir arada bulunduğu, aynı zamanda bunu çok da ucuza yaşayabileceğiniz bir yer olarak önem kazanmasına rağmen, bir üniversite ve sağlık şehridir.

Ama, şehrin günümüzde öne çıkan başlıca özellikleri, eğlence dolu plajları ve bakir koyları ile hareketlenen yaz turizmi canlılığıdır.

TARİHİ

Şehir, aslında ilk olarak 1200’lü yıllarda, Kırım Hanı Hacı Giray’ın kurduğu küçük bir Tatar köyüdür ve “Hacbey” olarak adlandırılır. 1529 yılına kadar Osmanlı kontrolünde kalan bölge: 1792 yılındaki Rus-Osmanlı savaşında, Osmanlıların yenilmesi nedeniyle, Rusların eline geçmiş ve aynı yıl, Rus İmparatoriçesi II. Katerina’nın emriyle, burada 1794 yılında “Odesa” isimli şehir kurulmuştur.

1819-1858 yılları arasında ise Odesa’nın çok uluslu bir nüfusun yaşadığı serbest bir liman olduğu görülür. Ancak asıl önemlisi, şehrin Rus devriminde oynadığı roldür. 1905 yılında Potemkin Zırhlısının mürettebatının isyanı ile devrimin merkezi olmuştur.

Tabii Sovyet döneminde ülkenin en önemli ticaret kapısı ve Sovyet deniz gücünün konuşlandığı yer haline gelmiştir.

Odessa limanı, 1 Ocak 2000 tarihinde tekrar serbest limana dönüştürülmüştür. Odessa şehrinin tarihinde en büyük özelliklerden birisi bizi de ilgilendirmektedir ki: Osmanlı bayrağı çeken Yavuz ve Midilli savaş gemileri, I. Dünya Savaşı öncesinde bu şehri bombalamış ve Osmanlı İmparatorluğunun savaşa girmesine neden olmuştur.

 

ULAŞIM

Odesa Uluslar arası havaalanı: şehir merkezinin güneybatısındadır. Havaalanı son derece basit ve küçüktür. Gayet basit Duty-Free mağazasında nakit alışveriş yapılmakta ve kredi kartı geçmemektedir.

İstanbul’dan uçağa bindiğinizde, yaklaşık 1 saat 15 dakikalık bir yolculuktan sonra buraya ulaşırsınız ki, son zamanlarda havayolları şirketlerinin yaptıkları promosyon uçuşları, özellikle Türklerin burayı yoğun ziyaretine neden olmuştur.

Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım ise tam bir problemdir. Taksiler, bu ulaşım için 200-250 grivna istemektedirler. Ancak: 1.5 grivna ödeyerek, otobüsle, 45 dakikalık bir yolculuk ardından şehir merkezine ulaşabilirsiniz.

Kiev-Odesa arasında, trenle yolculuk yapmak isterseniz, 8 saatlik bir yolculuk gerekiyor. Bu tren yolculuğu için, bir kompartıman kiralamanız önerilir, çünkü ücreti fazla değildir, çok keyifli bir tren yolculuğu yapabilirsiniz.

PARA BİRİMİ

Ukrayna da: grivna denilen para birimi kullanılıyor.

1 Dolar = 8 grivnadır.
1 Euro = 10 grivnadır.

DİL

Şehir insanının büyük yoğunluğu İngilizce bilmiyor, bu yüzden, bu şehri ziyaret edeceklere önerim, gitmeden yanınıza bir Türkçe-Rusça sözlük almalarıdır. Şehirde, Rusça konuşuluyor. Ama Ukraynaca da resmi dil olarak kabul ediliyor ve pek çok tabela Ukraynacadır.

POLİSLER

Şehirdeki polisler o kadar ilginç ki: daha ülkeye girişte, kenara çekip rüşvet istemekten kesinlikle sıkılmıyorlar.

Özellikle, pasaport kontrolünde sona kalırsanız, kesin rüşvet vermeniz gerekir. Evet, başka bölümlerde, Odesalılar’ın en büyük keyiflerinin açık alanlarda yani park alanlarında içki içmek olduğunu söylemiştim.

Ancak: siz yani turistler, bir park alanında elinizde bira ile otururken, yanınıza bir polis gelip, park alanında bira içmenin yasak olduğunu söyleyebiliyor.

Ardından: sizi peşine takıp, şehir merkezinde yüzlerce metre yürütüyor ve bir karakolun kapısına götürüyor. Karakol içinde olanlar ise, saatlerce bekletilmektir.

Yanınızda pasaportunuzun fotokopisi değil, kesinlikle aslını bulundurun, çünkü polisler pasaport aslını isteme bahanesiyle güzel bir akşamınızı rezil edebiliyorlar.

Son bir not: şehirde polisle ilgili sorun yaşarsanız, mutlaka Türk konsolosluğunu aramalısınız ki, önceden bence Türk konsolosluğunun telefonunu, kendi telefonunuza işleyin.

ALIŞVERİŞ

Alışveriş meraklıları şehirde yerel bir pazarı gezmek isterseniz “Privoz” pazarını ziyaret etmenizi öneririm.

Çünkü: tren garının yakınlarındaki bu sabit pazarda: sebze-meyveden, kurutulmuş balığa, çiçekten, kıyafetlere, şehrin yerlileri ve köylüleri tarafından satılan birçok şeyi bulup satın alabilirsiniz.

1827 yılında kurulan Pazar, o zamanlar köylülerin ve çiftçilerin kendi ürünlerini sattıkları bir yer olarak biliniyormuş. Ancak, günümüzde bayağı büyük bir alana yayılmıştır.

Pazarın içinde fırınlarda var bunlardan ekmek alıp, kendinize iyi bir ziyafet çekebilirsiniz.
Bunun dışında: aşağıda anlatacağım gibi, Deribasovskaya caddesi de, alışveriş meraklılarının mutlaka ziyaret etmeleri gereken bir yer olarak önem kazanmaktadır.

Ancak: ben bu şehri ziyaret ettiğinizde “illa” şunu alın, bunu alın diye bir şey söyleyemiyorum, yani şehirde mutlaka alınabilecek özel bir obje bulunmuyor. Tercih sizin

KONAKLAMA

Şehirde, özellikle hafta sonlarında yakın çevreden yoğun ilgi olması nedeniyle otel fiyatlarının yükseldiği bir gerçektir.

Ayrıca: otellerin birçoğunda, banyo ve tuvalet ortak olarak kullanılıyor. Odanın içinde banyo-tuvalet isterseniz, bu kez, otel fiyatı aşırı yükseliyor. Bu yüzden, bu şehirde birkaç günden fazla kalacakların ev tutmalarını öneririm.

Örneğin: Deribasovkkaya caddesi üzerinde, iki oda bir salon ve mutfağı, jakuzisi bulunan bir apart daireyi, iki kişi, günlük 60 dolar civarında tutabilirsiniz.

Evet: bu şehri ziyaret edenler için, kesinlikle otel değil, ev veya apart kiralamanızı öneririm.

ÜNİVERSİTELER

Odesa şehrinde birçok yüksek öğrenim kurumu bulunmaktadır. Şehrin en gözde üniversitesi “Odesa Mechinikov Ulusal Üniversitesi” dir. Bu üniversite, 1865 yılında, Çar Alexander II tarafından verilen emirle kurulmuştur.

O dönemden bu yana faaliyetini sürdüren üniversite: Ukrayna’nın önde gelen araştırma ve öğretim üniversitelerinin başında gelmektedir.

Bu ulusal üniversite dışında, şehirdeki başlıca üniversiteler: Odesa Ulusal Ekonomi Üniversitesi, Odesa Ulusal Tıp Üniversitesi ve Odesa Ulusal Politeknik Üniversitesi ve Odesa Ulusal Denizcilik Üniversitesidir. Bu üniversitelerde, birçok Türk öğrenci eğitim görüyor.

Ukrayna Odesa Gece Hayatı

GECE HAYATI

Şehirde, geceleri faaliyete geçen birçok bar bulunuyor. Odesalılar ve özellikle üniversite öğrencileri: hafta içi veya hafta sonu dinlemeden bu eğlence mekanlarına akın ediyorlar ve sabaha kadar eğlenip, oradan işlerine veya okullarına gidebiliyorlar.

Şehrin birçok yerinde kumarhaneler de bulunuyor. Şehrin yan sokaklarında küçük mekanlarında bulunan kumarhaneler yanında, şehir merkezinde büyük kumarhaneler de bulunuyor.

Şehirliler, bu mekanlarda kumar oynamaya çok meraklılar. Özellikle “Nevada” denilen kumarhaneler zincirini birçok yerde görebilirsiniz. Şehrin merkezinde, elinizde bira içerek gezebilirsiniz.

Zaten, şehrin birçok yerinde parklar bulunması nedeniyle, insanlar barlarda veya diskolarda değil, yazın açık havada, parklarda eğlenmeyi seviyorlar.

Hemen hemen her parkta: tiyatro, su gösterisi ve müzik etkinliklerinin düzenlendiği yerler bulunuyor. İnsanlar, diskolara dans etmek için gidiyorlar ve maksimim 2-3 saat kalıp dışarı çıkıp, parklara gidiyorlar.

Siz: eğer diskoya gitmeyi düşünüyorsanız: şehir merkezinin 12-13 km. dışındaki “Arcadia” bölgesine gitmenizi öneririm. Bu bölgede: İtaka ve İbiza isimli iki disko var ki, bunlar yörenin en meşhur diskolarıdır.

Özellikle, yazın bu bölgedeki diskolar rağbet görüyor. Şehir merkezinde diskoya gitmek isterseniz, bu kez: Captain Morgan ve Palladium önerilir.

Capta Morgan: bambaşka bir alemdir. Gündüz kafe gibi işletilen bu mekan, gece en çılgın partilere şahitlik edebileceğiniz bir yerdir ve hatta: barın üzerine çıkan striptizci kızları seyredebilirsiniz.

Bunlar dışında, elbette ücra yerlerde, girişin gayet ucuz olduğu diskolarda var, ama bence o mekanlara gitmeyi düşünürseniz, yanınızda mutlaka Ukraynalı birisi veya birilerinin olması şarttır. Yoksa, güvenlik problemi yaşayabilirsiniz.

“Yo” isimli kulüpte cazibe merkezidir. Burada, çeşitli partiler düzenleniyor.

Tüm bunların yanında: şehirde bir de Türkler tarafından işletilen eğlence mekanı var. Turquoise isimli bu mekan, gündüz kebapçı, gece ise disko olarak işletiliyor ve hatta bazı zamanlarda striptiz kulübü olarak da faaliyet veriyor.

Ancak, burası şehrin üçüncü sınıf mekanlarından birisi olarak değerlendiriliyor ve müşterileri, genellikle düşük seviyeli Türkler, Araplar ve Odesalı bayanlardır.

Burada, içki diğer mekanlara göre daha ucuzdur. Eğer: seks turizmi konusunda beklentileriniz varsa, burası, bu beklentilerinize rahatlıkla cevap verecek bayanlarla doludur.

Evet gece hayatının oldukça renkli olduğu bu şehirde: içki de bayağı ucuzdur. 1 bira: 2 grivna ve 1 şişe votka 12 grivna civarındadır.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM VE TAKSİLER

Şehirde: metro bulunmuyor ve ulaşım: troleybüs, tramvay, otobüsler ve minübüslerle sağlanıyor. Trafik düzgün ve insanlar, trafik kurallarına nispeten riayet ediyorlar. Arabaların kalitesi ise, kullananların ekonomik seviyesini anlatıyor.

Bol miktarda Audi bulunurken, aynı oranda Sovyet dönemi dökük araçlar da kullanılıyor. Şehirde metro bulunmama sebebi ise: söylenenlere göre şehrin altındaki tüneller sistemiymiş.

Bu şehirde, insanların birçoğu yardımsever iken, maalesef taksi şoförleri tam bir soyguncudur. Lüks bir taksiyi, yoldan çevirip veya kenarda bekleyen bir taksiye asla binmeyin, özellikle yabancı olduğunuzu anlarlarsa, 10 grivnilik bir yolculuk size 150 grivniye patlayabilir.

Bunu önlemek için, yoldan geçen ortalama sınıf bir taksiyi çevirmektir. Bu ortalama sınıf taksiler, bu işi ek gelir sağlamak için yapan, şehir insanıdır, yani bir anlamda, korsan taksi denilebilir. Ya da, bir yerde mahsur kaldı yani kayıp oldu iseniz, bir dükkana girin ve gitmek istediğiniz yeri dükkan sahibine bildirin, o sizi bir taksi bularak gitmek istediğiniz yere gönderecektir.

NÜFUS

Günümüzde, şehirde az da olsa Türkler yaşamaktadırlar. Özellikle: şehrin banliyölerinden olan “Tahirova” bölgesinde, yoğun Türk nüfusu bulunmaktadır. Günümüz itibarıyla, şehir nüfusunun dağılımı şöyledir: % 61 Ukraynalılar, % 29 Ruslar, % 1.32 Bulgarlar, % 1.23 Yahudilerdir. Yani, bir zamanlar şehirde egemen olan Tatarlar, Stalin’in politikaları yüzünden artık yoklar veya çok az sayıda kalmışlardır.

Şehirdeki iş gücünün bir çoğunda kadınlar çalışmaktadırlar. Çünkü: erkeklerin büyük yoğunluğu denizci olarak çalışıyorlar ve bunlar 6 ay deniz, 6 ay şehir yaşantısı yaşıyorlar. Kadınlar, belediye otobüsleri kullanımı, çöplerin toplanması gibi neredeyse birçok işte çalışıyorlar. Hatta: döviz büroları, oto yıkama hizmetleri bile kadınlar tarafından yürütülüyor.

Bir de tabii dil sorunu var, büyük yoğunluk İngilizce bilmiyor, öte yandan ülkede kullanılan dil, normal Latin alfabesi değil, Kıril alfabesi kullanıyor ve bunu anlamamız iyice zordur. İnsanlar İngilizce bilse bile, Türk olduğunuzu hissedince bilmediğini söylüyor ve karşılarında kıvranmanızı izliyorlar. Yani, sizi anlamak için hiçbir çaba sarf etmiyorlar.

GÜVENLİK

Şehir merkezinde, özellikle akşam saatlerinde kesinlikle uzak durmanız gereken mahallerin başında “Moldovanka” denilen bir yer vardır.

İKLİM

Odessa, Karadeniz’in kuzeyinde olmasına rağmen, pek çok Akdeniz şehriyle aynı paralelde olması nedeniyle, sıcaklık konusunda üst seviyelerdedir. Yani, şehirde sıcak ve ılıman bir iklim hakimdir. Zaten bu yüzden, şehirde birçok plaj bulunmaktadır.

Çarlık döneminde bile, topraklar üzerinde yaşayan hastalıklı kişiler dinlenmek ve tedavi olmak için buraya gönderiliyorlarmış. Denizin ortalama sıcaklığı: 13-14 derece civarındadır.

Haziran-Eylül ayları arasındaki yaz döneminde ise, Odesa körfezinde deniz sıcaklığı ortalaması 20 dereceye kadar çıkar. İklim olarak, kışlar kuru ve hafif geçer, ısı nadiren eksi 3 dereceye kadar iner. Kar yağışı nadir ve az görülür.

Burayı ziyaret edecek olanların, en son Ağustos sonu ile Eylül başında gitmelerini öneririm, sonrasında soğuklar etkin oluyor. Soğuklar denilince, hani pek soğuk olmuyor desem de, bazen buraların çok soğuk olduğu da söylenmiyor değil.

Yani, ısı eksi yirmi derecelere kadar iniyormuş.

TURİZM

Şehrin başlıca turistik güzellikleri: Şevçenko Parkı, Luzanovka Parkı, Ekaterininskaya Meydanı, tarihi kale, Puşkin caddesidir. Bu güzellikleri gezmek için, kesinlikle birkaç gün gerekir.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Şehirde balık ürünleri çok ucuzdur. Örneğin: Potemkin merdivelerinin başındaki bir restoranda, kalkan balığını yaklaşık 120 grivna yani 30 TL. civarında yiyebilirsiniz. Ancak, restoranların birçoğunda İngilizce menü bulamayacaksınız.

Ama menülerinin bir özelliği: yemeklerde kullandıkları her şeyi, gramajına kadar menü de yazıyorlar. Ayrıca: yemeklerde bol miktarda domuz ürünleri kullanıldığını da bilmenizde yarar var. Öte yandan, şehirde büyük oranda “suşi” merakı da vardır.

Somon balığından yapılan suşiyi deneyebilirsiniz. Bunun dışında, yörenin yemek kültürü genellikle bizimkiyle uyumludur. Yani, özel bir yemek kültürü yok. Bunların yöresel yemek kültürü genellikle domuz eti ve ürünleri üzerine yoğunlaşıyor ki, bu da bize uymuyor.

Eğer: konaklamak için ev veya apart daire tercih ettiyseniz, marketlere girip, yiyecek olarak bol bol et satın alabilirsiniz çünkü etin kilosu, 8-9 TL. civarındadır. Et seçiminde, üzerinde “halal” yazan etleri tercih edebilirsiniz ki, inanın burada çok lezzetli et yiyebilirsiniz.

Bu şehirde bira içmek isterseniz: Slavutic denilen markayı ve votka içmek isterseniz: russki standart markalı votkayı tercih etmenizi öneririm. Evet, içki bu şehirde vergisiz olduğu için çok ucuzdur. Ancak: bunun bir kötü sonucu olarak, sabahın erken saatlerinden itibaren içen ve sarhoş olan bıçkınların, tartakladıkları insanları da görmek mümkündür.

GEZİLECEK YERLER

ARMAND DE RİCHELİEU DUKE-ANITI

Bu bronz anıt: Odesa şehrinin ilk belediye başkanına aittir. Aynı zamanda, şehrin ilk anıtı olarak da bilinir. Anıt: 22 Nisan 1828 tarihinde açılmıştır. Kaidesi: piramit şeklinde ve yerel kireçtaşından yapılmıştır.

Yapan ise: ünlü heykeltıraş Ivan Martos’dur.

Anıt, seçkin Rus ustanın son eserlerinden birisidir. Yüksek kabartmalarda ifade edilenler: tarım, ticaret ve adalettir.

Son bir not: Kırım Savaşında İngiliz-Fransız donanmaları tarafından şehir ve liman bombalandığında: anıtın yakınlarında patlayan bir bomba, anıta zarar verir, ancak savaştan sonra anıt yama yapılarak restore edilmiştir.

POTEMKİN (PRİMORSKİ) MERDİVENLERİ

Şehrin en önemli sembollerindendir. Potemkin Bulvarı üzerinde bulunan merdivenler: II. Dünya savaşı öncesindeki posterlerle şehrin bir simgesi olarak lanse edilmiş ve liman ile deniz istasyonunu yani şehir merkezini birleştirmektedir.

Bu dev merdivenler: 1837-1841 yılları arasında: İtalyan mimar Francesco Boffo tarafından dizayn edilmiştir. Yapılışının temelinde ise: Prens Shining Vorontsov’un eşi Elizabeth’e hediye olarak sunmak istemesidir.

Evet, günümüzde 192 basamaktan (ilk yapıldığında 200 basamak olduğu söyleniyor) oluşan merdivenler: 142 metre uzunluğundadır. Ancak, oluşturulan perspektif nedeniyle, yukarıdan bakıldığında merdivenlerin uzunluğu 22 metre görülür.

Üst kısım ise, 12.5 metre ile daha geniş görülür. Merdivenlerin bulunduğu yerde bir de feniküler bulunuyor ki, 10 kişilik bu araç, merdivenleri yaklaşık 1 dakika 10 saniyede çıkıyor. Merdivenleri yürüyerek inerseniz: çıkışta maalesef iyice yorulacaksınız.

Bu durumda: biraz önce sözünü ektiğim feniküleri kullanın, ücreti 1.5 grivnadır. 1925 tarihindeki ünlü Potemkin Zırhlısının bulunduğu ve Sergei Eisenstein tarafından yönetilen film: bu merdivenlerin bulunduğu yerde çekilmiştir. Film “bebek arabası” sahnesiyle hatırlanmaktadır. Bolşevik Devrimini sevdirmek amacıyla çekilmiştir.

Son olarak: erozyon sonucu giderek tahrip olan merdivenler: 1933 yılında pembe ve gri kireçtaşı kullanılarak yeniden düzenlenmiştir.

Yılın her mevsimi turistlerin uğrak yeri olan bu merdivenlerde, liman genişletme çalışmalarında 8 basamak iptal edilmiştir ve 192 basamağa inen merdivenlerde, her yıl koşu düzenlenmektedir. Günümüze kadar ki Potemkin Merdivenleri koşu rekoru 22.9 saniyedir.

DERİBASOVSKAYA CADDESİ

Burası: Türk-Rus savaşında, Rus donanması Amirali Jose de Ribas’ın hatırasına yapılmıştır. İstanbul’daki “İstiklal Caddesi” benzeri bir yerdir. Güneşin hafif etkisini kaybetmeye başladığı akşamüstü saatlerinde, şehrin kalbi burasıdır.

Burası, her zaman canlı ve yaşam sevinçleri gözlerine yansımış, güler yüzlü Odessalılar’la doludur. Zaten, şehrin en ünlü park alanı olan “Garden of Life” da buradadır.

Çekici yaya caddesi aynı zamanda şehrin en heybetli binalarının (Yunan meydanı, Opera ve Bale binası, Dük Richelieu anıtı, Liman, Arkeoloji müzesi, Puşkin Anıtı ve Potemkin Merdivenleri gibi) bulunduğu muhteşem mimarisi ile ünlüdür.

Yaz aylarında, özellikle buradaki kafe, bar ve restoranlar doludur ve cadde araç trafiğine kapatılır. Arnavut kaldırımlı sokaklar boyunca, ıhlamur ağaçlarının gölgesinde güzel gezintiler yapabilirsiniz.

Evet, şehrin en önemli ticari caddelerinden birisi olan burayı mutlaka ziyaret edin, kentin butikleri ve yüksek uç mağazaları burada bulunuyor. Ayrıca, yine burada büyük ticari alışveriş merkezlerini görebilirsiniz.

Bunlar arasında 19. yüzyıl yapımı, Passage şehrin en lüks alışveriş merkezi olarak ilgi çekmektedir. Passage isimli bu kapalı çarşının zemin katında çeşitli giyim eşyaları ve hediyelik objeler satılan dükkanlar bulunuyor.

Üçüncü katından itibaren ise, bir otel yerleşmiştir. Yapının üzerindeki heykeller ve işlemeler ise, tam bir sanat eseridir.

ODESA LİMANI

Odesa Sea Port: Odesa körfezinin kuzeybatı kesimi boyunca Karadeniz kıyısında uzanır. Odessa şehrinin atardamarı konumundadır. Limanın toplam kıyı şeridi uzunluğu 7.24 km. dir. Limanda bulunan yolcu terminali, yıllık 4 milyon yolcuya hizmet verebilecek kapasitededir.

Bunun dışında 13 milyon tonluk kuru yük, 23 milyon tonluk petrol ürünleri kapasitesiyle burası  devasa bir fabrika gibidir. Zaten Ukrayna’nın diğer şehirleri ve yabancı önemli şehirlere ulaşımın en önemli kavşak noktası bu limandır.

 

MOTHER İN LAW KÖPRÜSÜ

Limanın hemen üst tarafında, Belvedere’nin yanında bulunan köprü, şehrin en ilginç yerlerinden birisi olarak bilinir ve tanınır. 1969 yılında inşa edilmiştir. Kuvvetli rüzgarda köprünün şiddetli sallandığı söylenmektedir.

Köprünün iki yanında bulunan parmaklıklarda, yüzlerce ve belki de binlerce kilit göreceksiniz. Bazı kilitlerde sevdiğiniz isimleri yazılı ve tarih atılmış, bazı kilitlerde ise boya ile kalp resmi çizilmiştir. İnsanlar: sevdikleri ile olan aşklarının daim olması için buraya kilit asıyorlarmış. Siz de, bir kilit edinip, buraya asabilirsiniz.

Söylenenlere göre, buraya asılan kilide yazılan isimdeki sevdiğinizle, bir ömür boyu birlikte olmanız mümkündür. Odesalılar tarafından anlatılana göre ise: bir Slav geleneği olan bu kilitler: evlenmek üzere buraya gelen gelin ve damat parklarda dolaşırken, buraya geldiklerinde: hiç ayrılmayacaklarının garantisi olarak, köprüye kilit takarlar ve anahtarını denize atarlar.

Burada o kadar çok kilit var ki: Odesa Belediyesi, köprünün bitimine, çelikten, 3 boyutlu bir kalp yaptırmıştır. Öte yandan: köprüye takılan binlerce kilidin, köprünün mukavemetini olumsuz etkilememesi için, zaman zaman kilitler sökülüyor ve bu çelik kalbe naklediliyormuş. Yani, taktığınız kilidi, bir sonraki gidişinizde, görememe şansınız büyüktür.

TREN GARI

1944 yılında, II. Dünya Savaşında yıkılan tren garı: 1952 yılında SSCB döneminde, yeniden yapılmış ve günümüze kadar sağlam olarak ayakta kalmıştır. Tren garının hemen girişinde: üç tarih ilgi çekiyor.

Bu tarihlerden: 1905: işçilerin ayaklanma, Potempkin Zırhlısının ve Lenin’in desteğiyle ayaklanmaya devam ettikleri tarihtir. Bu ayaklanmada: Potempkin merdivenlerinde yüzlerce insanın öldürüldüğü söyleniyor. 1917 tarihi: Bolşevik isyanını belirtiyor.

1944 tarihi: Odessa şehri, II. Dünya savaşı döneminde, 1941-1944 yılları arasındaki süreçte, Romanya’nın egemenliğine girmiş ve Transilvanya’nın bir parçası olmuştur. Ancak, şehir kızıl ordu tarafından, 10 Nisan 1944 tarihinde yeniden kurtarılmıştır.

ODESSA ARHEOLOHYCHESKYY MUSEUM

Lanzheronovskaya bölgesindedir. Pazartesi hariç, her gün saat: 10.00-17.00 arasında açıktır.
Müzede: 160 bin civarında obje bulunduğu söyleniyor. Bunlar arasında: Karadeniz kıyılarından toplanan antik dönem kalıntıları, kiliselerden toplanan dini kalıntılar ve eski Yunanistan ve Roma dönemi sikke ve madalyaları bulunmaktadır.

Bunların sayısının 50 kadar olduğu belirtiliyor. Ayrıca, taş lahitler de ilgi çekiyor. Müzenin önünde bulunan “Laokoon” heykeli de ilgi çekiyor.

BÖLGESEL TARİH MÜZESİ

Havannaya bölgesinde, Odessa caddesi üzerindedir. Müze: 1806 yılında halat fabrikası olarak yapılan binada bulunmaktadır. Müzede, ilk olarak: 1944 yılında “Kahraman Odessa Savunması” sergisi düzenlenmiştir.

Yani, burası bir anlamda, Odessa şehrinin yakın tarihine ait kanıtların ve fotoğrafların sergilendiği bir yer olarak dikkat çekiyor.

 

PUŞKİN MÜZESİ

Şehir merkezinde Pushkinskaya bölgesindedir. Burası: Pushkvnskov sokağında 13 numaralı bir evdir ve edebiyat müzesi olarak dizayn edilmiştir. Ev: 20. yüzyılda şehirde yaşayan ünlü tüccar Charles Sukkar tarafından yaptırılmış ve daha sonra ise: Hotel du Nord yani bir han olarak kullanılmıştır.

Ünlü edebiyatçı Puşkin: sürgün yıllarında, 3 Temmuz 1823 yılında, bu hanın içinde, bir ay yaşamıştır. Şairin bir heykeli de, caddede, bina önünde bulunmaktadır.

BATI-DOĞU SANATI MÜZESİ

Şehrin en önemli müzelerinden birisidir.
Müzede: 16-20. yüzyıllar arasına tarihlenen Avrupa sanatına ait büyük bir koleksiyon bulunmaktadır. Bu koleksiyonda eserleri bulunan bazı sanatçılar olarak, şunlar sayılabilir: Teniers, Del Piombe, Mignard.

LİMAN MÜZESİ

Lanzheronovskyy bölgesindedir. 10 Nisan 1990 tarihinde açılmıştır. Müzede, limanda bulunan denizcilik ve deniz savaşlarına ait objeler sergilenmektedir.

OPERA VE BALE TİYATRO BİNASI

Hem mimari ve hem de sanatsal açıdan bakıldığında, şehrin en önemli yapılarından biridir. Yapının tarihi yaklaşık 200 yıl geriye gitmektedir. 1810 yılında yapılan ilk bina, 1873 yılında yanmış ve yeni bina 1887 yılında Avusturya Barok’u tarzında inşa edilmiştir.

Tiyatronun eşsiz akustiği sayesinde sahnedeki küçük bir fısıltı bile salonun her tarafından duyulmaktadır.

Zamanında Çaykovski, Rahmaninof, Isadora Duncan gibi dünyaca ünlü isimlerin yeteneklerini sergiledikleri ve 2007 yılında bakımdan geçirilen bu mekan, günümüzde de önemli gösterilere ev sahipliği yapmaktadır.

Dünyanın en güzel opera binalarından birisi olarak kabul edilir ve şehir ziyaretçileri, en çok burayı fotoğraflarlar.

 

SHEVCHENKO PARKI

Park alanı, ilk olarak 1874 yılında İmparator Alexander II onuruna dizayn edilmiştir. Burada, bir zamanlar: Gogol, Ostrovsky, Dostoyevski, Çehov, Ahmatova gibi sanatçıların bulundukları söylenmektedir. Parkın önceki ismi “Alexander Parkı” dır.

Çünkü, biraz önce de söylediğim gibi, İmparatorun şehri ziyareti anısına yapılmıştır. Denize yakın park alanı, 700 bin metre karelik alana yayılmaktadır.

Parkın içinde: geniş yaya yolları, doğal güzellikler ve çeşitli kültürel ve eğlence tesisleri bulunmaktadır. Özellikle, park alanı içindeki “Chornomorets Stadyumu” futbol maçları sırasında yoğun kalabalıkları çeker. Park alanı içinde: Ukrayna milli şairi Taras Shevchenko’nun anıtını da görebilirsiniz.

 

HAYVANAT BAHÇESİ

Novoschepnoy bölgesindedir. Hayvanat bahçesinin bulunduğu park alanı fikri ilk olarak 1889 yılında ortaya atılmıştır. 1914 yılında ise, hayvanat bahçesinin ilk hayvanları gelmiştir. 1922 yılında ise, bugünkü hayvanat bahçesi oluşturulmuştur.

1992 yılına gelindiğinde ise: hayvanat bahçesi 6.5 hektarlık bir alan üzerinde yerleşmiştir. 2012 yılı başı itibarıyla, burada 265 türden 1452 hayvan bulunduğu söyleniyor.

VORONSTOV SARAYI

Potemkin merdivenlerinin mimarı Boffo’nun şehre güzellik katan bir diğer önemli eseri de 19. yüzyıldan kalma Vorontsov Sarayıdır. Dönemin valisi adına yapılan bu saray da ziyaretçileri büyülemektedir.

Aynı valinin adını, günümüzde Odessa Körfezinde hala faal olan deniz fenerine de verdiği bilinmektedir.

ARKADİA BEACH

Burası şehrin yazlık ve ünlü plaj bölgesidir ve gerek şehir sakinleri ve gerekse şehri ziyaret edenler tarafından, dinlenmek ve denize girmek için favori bir yer olarak kabul edilir. Plaj bölgesi: şehrin kuzeyindedir.

Kumsal kumludur. Ukrayna’nın, diğer bölgelerindeki taşlı ve çakıllı plajlara nazaran buranın kumlu olması ilgi çekmektedir.

Arcadia bölgesi yalnızca denize girilen bir yer değildir. Burada: gündüzleri beach clubler var, geceleri ise bar, kafeteryalar ve restoranlar hizmete giriyor.

Yani: hem gündüz ve hem de gece hoş vakit geçirmek isteyenler, burayı tercih ediyorlar. Sabahın saat 7’sinde bile diskolardan yükselen müzik sesleri duyulmaktadır.

Biraz önce de söz ettiğim gibi: burada bulunan “Luzanovka” plajından: insanlar denize girebiliyor ve güneşleniyorlar.

Yani bölgenin en ünlü plajı burasıdır. Plaj şemsiyesi ve şezlong kullanılmıyor, kumların üzerine havlusunu seren, yatıp güneşleniyor. Ama, Odessa-Arkadya arasında çok güzel ve temiz koylar da bulunmaktadır.

 

FORTRESS-KALE

Şehir merkezinden yaklaşık 20 dakikalık bir otobüs yolculuğu ile ulaşılmaktadır. Belgorod-Dinyester bölgesindeki kale: 13-15. yüzyıllar arasından kalmadır.

Ukrayna Devleti tarafından “Ulusal Anıt” statüsüne alınarak koruma altına geçirilmiştir. Günümüzde görülen kale yapısı ise: 1806-1812 yılları arasındaki Türk-Rus savaşı öncesinde yapılmıştır.

Kalenin çevresinde: 12 metre derinliğinde, 14 metre genişliğinde bir hendek bulunmaktadır. Bu hendek, kalenin üç tarafını çevirmektedir.

Duvarların toplam uzunluğu 2 km. dir.

Kalınlık ise, 5-15 metre arasında değişmektedir. Surların ve kulelerin yüksekliği ise 8 metredir.

Kümeler arasında 34 kule bulunmaktadır.

Antalya Konyaaltı Beach Park

Antalya Konyaaltı Beach Park

Antalya Konyaaltı Beach Park: Evet, Antalya’da şehir içinde gezimize devam ediyoruz. Konyaaltı Bulvarından, yani deniz kıyısına paralel geçen caddeden; batıya doğru ilerlediğinizde, kavşağı geçin ve büyük otelin hemen solundan kıvrılıp, varyanttan aşağıya iniyorsunuz ve karşınıza; beach park bölümünün giriş kapısı çıkıyor.

Buraya; toplu taşım araçları ile de ulaşmak mümkün. Bilet alarak, kapıdan giriyorsunuz. Özel araçla giriş ücretlidir.

Yayan girdiğinizde ise, herhangi bir ücret ödemek söz konusu değil. İçeride, özel plaj alanlarının arasında kalan boşluklardan bedava denize girmek mümkün. Ama sanırım bu durum, beach park bölgesi içindeki insan profilinin kalitesini etkilemiş.

Evet, özel aracınız ile giderseniz; otopark sorunu yok. Bölgede; hemen girişten itibaren, ilerledikçe, bol miktarda otopark var. Ancak, kapıdan bilet alıp girdikten sonra, içeride, iki yol var. Bir yön koru yolu, diğer yön ise sahil yolu.

Koru yönüne girerseniz, özellikle gece giderseniz, sizi karanlık, loş ve boş bir bölge bekliyor, yani buraya girmeyin. Sahil yolunu tercih edin, burada birçok restoran, lokanta, eğlence mekanı var. Bunların hepsinin önünde de otopark yerleri mevcut.

GENEL

Antalya Konyaaltı Beach Park: Antalya’da; şehrin doğusunda ve batısında olmak üzere, iki sahil kesimi var. Doğuda; Lara ve batıda ise, Konyaaltı sahili. Bunların birbirinden ayırt edici özellikleri şunlar: Lara sahili: kıyıdaki kumsalı ince kum, denizi nispeten dalgasız ve deniz altı kum ve daha ileri seviyede derinleşiyor.

Konyaaltı sahili ise; kıyıdaki kumsalı çakıllı, denizi dalgalı ve deniz genellikle birden derinleşiyor. Denizden yararlanmak isteyenler: kendi tercihlerine göre; Konyaaltı sahilindeki beach parkı veya Lara sahilindeki nispeten daha sade yapıların bulunduğu beach parkı tercih edebilirler.

Öneri mi? Eğlence, hareket ve nispeten dalgalı ve derin denizi tercih edenler , Konyaaltı beach parkını, sakinlik ve güzel bir deniz arayanlar ise, Lara beach parkını tercih edebilirler.

Evet; Konyaaltı beach parkı; Antalya’nın muhteşem Konyaaltı sahilinde ve son dönemde, artan beach park kültürünün, Antalya’daki en güzel örneği. Denizin mavisi ve doğanın yeşilliği ile çevrili bir alan. Restoranlar, barlar, beach clubler var.

Yeşille mavinin buluştuğu sahilde, geniş yürüyüş yolu var. Ayrıca; paintball, su sporları, aqualand su parkı, dolphinland ile alternatif eğlence mekanları sunulmuş ki, bunlar da burası için ilave avantajlar.

Beach parka gittiğinizde; bu güzellikleri görüp, Antalya’ya aşık olmamanız elde değil. Bu tür yerler açılmadan önce; Antalya, yalnızca bir deniz, güneş, kum diyarı iken; burası ve benzeri yerlerin açılması ile, nispeten eğlence sektörü de gelişti. Yani; insanların, akşamları yürüyüş yapabilecekleri, müzik dinleyip eğlenebilecekleri değişik tür mekanlar oluştu. Bugün için; her ne kadar büyük ve dağınık ise de, Türkiye’de bulunabilecek en güzel ve büyük mekanlar silsilesi. İnsanlar, özellikle akşamları, buraya güzel kıyafetlerini giyerek geliyorlar.

Yurt dışından veya yurt içinden gelen misafirlerini, buradaki restoran ve eğlence yerlerinde ağırlıyorlar. Yani; canı gezmek isteyen herkes, burada. Yalnızca; bir kısım rahatsız edici tip insanın varlığı bile, bence, bu güzelliği bozmaya yetmez, çünkü, bunların da, yani rahatsız edici tip insanlarımızın da, zamanla bu güzellikleri yaşaya yaşaya kanıksayacağını ve rahatsızlık verici davranış ve bakışlarından uzaklaşacaklarına inanıyorum.

Sonuçta; burası Antalya. Kendisine istikbal/gelecek olarak, yabancı birini bulup, değişik bir ortama çıkmayı ve yaşamayı düşleyen, bir kısım tip insanımızın bulunduğu kesin.

Evet, gezimize devam ediyoruz. Beach parkı değerlendirirken, birkaç yönden değerlendirmekte yarar var. Şöyle ki, beach park, yalnızca tek bir mekan değil. Antalya’nın Konyaaltı sahilinde kurulmuş; plajlar, kafeler, barlar ve restoranlardan oluşan, yeşilliğe de sahip büyük bir alan.

Yani: burada, insanlar için alternatif her türlü eğlence mekanı var. 10-20 km. daha uzağa gidip, denize girecek yer aramak yerine, buraya gelinebilmesi büyük imkan. İnsanlar, burada rahatlıkla denize girebiliyorlar.

Sahilde, oldukça geniş bir alanda; güneşlenip denize girmek isteyenler için, birbirinden farklı ve keyifli tesisler var. İsteyen; kumsalda şezlongunda, isteyen yürüyüş yolunun kenarındaki platformda kalabiliyor.

Tüm tesislerde, yemyeşil çimlerin üzerine konulan; armut koltuklar, minderler var. Bunlara, yayılıp oturmak, muhteşem bir keyif. Ayrıca; bu tesislerde, fast food tarzı yiyecekler bulmanız da mümkün. Elbette; duş, tuvalet gibi alanlar da yeteri kadar var.

İsteyenler; yemek yiyebiliyorlar, bir şeyler içebiliyorlar. Sahildeki, kulüplerde, parkın arka bölümünde bulunan tesisler, oldukça geniş ve yemyeşil bir alana yayılmış. Bu geniş bahçe; akşamları, restoranların müşterilerine ev sahipliği yapıyor.

Farklı tatları ve yemek kültürlerini barındıran, farklı müziklerin yapıldığı birçok restoran bulmak mümkün.

Çimlerin üzerindeki: masalarda, armut koltuklarda, binaların üzerindeki teraslarda ve hatta bahçedeki salıncaklarda oturarak, yemek yeme seçenekleri var. Fiyatlar elbette pek uygun değil. Menü inceleyerek, herhangi bir yere oturabilirsiniz.

İsteyenler için ise, eğlenceye yönelik barlar ve diskolar gibi mekanlar da var. Sabah plajda başlayan gün, akşam yemeğinde sona ermiyor. Eğlenceye devam etmek isteyenler için, bölgedeki barlarda, doyasıya eylenmek mümkün.

Gece bara dönüşen kulüplerin yanı sıra, restoranların ilerisinde, farklı konseptlerde bar ve eğlence yerleri var. Herkesin müzik tarzına göre, farklı bir bar seçeneği mevcut.

AKTİVİTELER

Antalya Konyaaltı Beach Park; Evet, burada denize girebilirsiniz. Gerek şehir merkezine yakınlığı ve gerekse çok daha büyük ve ayrıntılı tesis yapısı ile, avantajlı ve Lara tarafına nazaran öncelik alıyor.

Ayrıca; burada denize girmeyi düşünenler için, en başlıca ayrıntı; mavi bayrak bulunması. Mavi bayrak: Avrupa Çevre Eğitim Vakfı (EEE) nın, 1987 yılından beri yürüttüğü, deniz ve göl sularının temizliği, kıyıların düzeni, plaj hizmetlerinin niteliğini yükseltmeyi amaçlayan bir kampanya.

Yani; gerek kumsal ve gerekse deniz olarak; mavi bayrak sahibi olmanın, bir sürü, kıstası yerine getirilmiş ölçüde. Yani; bu gerekli mavi bayrak kıstaslarının başında; temizlik olduğunu düşünürsek; denizin temiz olması büyük bir avantaj.

Bu arada; denize girmenin yanında, su parkında, su kaydıraklarında hoş vakit geçirmek isteyenler için; burada, Aquaparkın bulunması büyük bir imkan. İsterseniz, oradan da yararlanabilirsiniz.

Türkiye’nin en güzel ve güzel olmasının yanında pahalı olduğunu düşündüğüm; Hilside-Su otelinin hemen yanında aquapark.

KONSERLER-FESTİVALLER

Burada; konserler ve festivaller hiç durmadan, bütün sezon boyunca devam ediyor. Özellikle; 2007 yılında, uluslararası kum heykel festivalinin burada yapılmış olması, buraya ayrı bir değer katmış. 5000 metre karelik alan üzerinde, yerli ve yabancı yaklaşık 70 heykeltıraşın katılımı ile yapılan festivalin teması: bin bir gece masalları imiş.

Umarım; ileri ki yıllarda da, bu tür festival ve etkinlikler durmaksızın sürekli hale getirilir. Evet; bundan başka; buradaki disko-bar türü eğlence yerlerinde, ünlü sanatçılar tarafından, sık sık, canlı konserler verilmekte.

Ama özellikle; toplu ve halka yönelik konserlerin yapıldığı bir yer var; açık hava tiyatrosu. Anfi tiyatro tarzında yapılan bu mekanda, zaman zaman, ünlü sanatçılar konser vermekteler.

Çam ağaçlarının arasında bulunan mekanda, ünlü bir sanatçının güzel sesi ve şarkılarını dinlerken, gökyüzüne baktığınızda, milyonlarca yıldızı görebiliyor olmanın keyfi, gerçekten muhteşem, fırsat bulursanız mutlaka yaşayın. Şehir içindeki bilboardlarda, burada yapılacak konserlerin sürekli olarak ilanları verilmekte.

Bunlardan birine gitmeyi mutlaka düşünün.
Konserler dışında; sahil kesiminde; uluslar arası ve ulusal; plaj hentbolu ve voleybolu turnuvaları düzenlenmekte.

DOLPHIN LAND

Antalya Konyaaltı Beach Park: Türkiye’deki ilk yunus balıklarının gösteri merkezi. Burada: yunuslarla birlikte; havuzda yüzebilir, fotoğraf çektirebilirsiniz. Sevimli yunusların gösterilerini izlemek, özellikle çocuklar için çok etkileyici bir eğlence. Gösteriye: Mila ve Melina adında beyaz balinalar, Alisia ve Suera adında yunuslar, Gena ve Daşa adında deniz kedileri katılıyor.

Evet; Antalya’ya gelip de beach parka gitmemek mümkün olmaz. Mutlaka zaman ayırın. Hiçbir aktiviteden yararlanmak istemeseniz bile, parkı gezmek ve görmek, yürüyüş yolunda yürümek, çimlerin üzerindeki tahta masalarda yemek yiyenleri eğlendirmeye çalışan, müzisyenlerin çaldıkları eğlenceli müzikleri veya disko ve barların anfilerinden çıkan yüksek volümdeki müzikleri dinleyerek, yürüyüş yapmak bile, keyif almanıza yetebilir.

Özellikle; akşamları, gerek serinliği ve gerekse ortamın değişik ışıklandırılmış güzelliğini ve havasını mutlaka görün. Sonuç olarak: Konyaaltı beach park bölümünü genellikle her yıl görme fırsatım oluyor.

Bu yıl, yani 2010 yılında gördüğümde, buranın eski kalitesinden uzaklaştığını, birçok eğlence mekanının kapandığını gördüm. İki mekan yan yana, her ikisinde farklı tür müzik çalınıyor, şehir içinde açılan çok sayıdaki eğlence mekanı nedeniyle, buradaki mekanların büyük kısmı kapanmış.

Bölgenin hareket yoğunluğu azalmış, insanlar eskisi gibi burada yürüyüş yollarını ve eğlence mekanlarını doldurmuyorlar. Az sayıda insan dolanıyor ve dolanan bu insanların büyük çoğunluğu, bayan ve özellikle turist bayan aramak için buraya akın eden vatandaşlarımız. Sonuçta, bir arkadaşım şöyle dedi:”  gece yarısı İstanbul da İstiklal caddesinde dolanırım, ama burada dolanamam, çünkü güvenlik sıkıntısı olur”

Şöyle bir baktım, yollarda dolaşanlara, biraz önce duyduğum ve yazdığım sözlere hak vermemek elde değil. Sanırım, birkaç yıl sonra, Konyaaltı Beach Park, iyice yalnızlığa, sessizliğe, sakinliğe itilecek.

2018 yazında gördüğüm, ışıklı bandjumping insanları buraya çekmek için çözüm olur mu, gece atılan havai fişekleri insanları buraya çekebilir mi bilmiyorum. Ama sanırım insanların tüm bunların yanında en büyük arzusu, emniyet ve güvenlik içinde eğlenebilecekleri ortamlar olması.

Bence, bu mutlaka sağlanmalı. Beach park içinde gördüğüm güvenlik elemanları arttırılmalı, firmalar gelen müşterilerine, adisyon-hesap konusunda güven vermeli diye düşünüyorum. İyi tatiller.

Antalya şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.