Gömeç girişinde bir yazı var, benim ilgimi çekti “Gömeç’e hoş geldiniz. İlk gün misafirimiz, yarınki gün Gömeçlisiniz”
Buyurun değerlendirme size kalmış, aslına bakarsanız, bu cennette sürekli yaşamayı kim istemez, keşke şartlar elverişli olsa.
Balıkesir Gömeç
ULAŞIM
İlçe, İzmir-Çanakkale karayolu üzerindedir. Gömeç-Burhaniye arasındaki uzaklık: 18 km. Gömeç-Ayvalık arasındaki uzaklık: 19 km. Gömeç-Balıkesir arasındaki uzaklık: 111 km. Gömeç-Susurluk arasındaki uzaklık: 156 km. Gömeç-Bandırma arasındaki uzaklık: 201 km.
TARİH
İlçenin antik dönemlerdeki yerleşiminin adı “Kisthene”dir. Yerleşim merkezinin kuzeyinde, deniz kıyısında, Kızçiftliği Höyüğü bulunmaktadır ki, burada eski tunç çağından sonra, kesintisiz yerleşim görülmektedir. Buradan elde edilen seramikler, MÖ.1200’lerden sonra, buradaki yerleşim yerinin, Ege Adaları ve Batı Ege kıyılarındaki diğer şehirler ile, sıkı ticari ilişkiler içinde olduğunu göstermektedir.
Evet, günümüzdeki Gömeç yöresinin: 1660-1700 yılları arasında kurulduğu biliniyor. Ancak, yaklaşık 150 yıl kadar önce, Balıkesir-Ayvalık kara yolunun buradan geçirilmesiyle, İlçenin ekonomik gücü yükselmiştir.
Evet, tarihi süreç içinde, diğer yerleşimlerde olduğu gibi, burası da Yunan işgaline uğrar ve 1922 tarihinde işgal sona erer. 1956 yılına kadar, muhtarlıkla yönetilen bölge, 1956 yılında Belediye teşkilatına kavuşur. 1990 yılında ise, İlçe statüsünü kazanır.
Balıkesir Gömeç
GENEL
İlçe, ismini bal peteğinden alır. Çünkü merkezde arıcılık yapılıyor.
Gömeç çayı: taşıdığı kum-çakıl benzeri alüvyonlarıyla denize akmış, kıyıda birikme olmuş, 2 km. sahil boyunca, sahilden 100 metre açıklara kadar: balçık, sığ ve bulanık bir bölge oluşmuştur. Özellikle: yağışlı dönemlerde bu durum daha da belirginleşiyor. Çay ağzı önlerinde, kıyının morfolojik yapısı tamamen değişiyor ve küçük adacıklar oluşuyor.
İnce malzeme: hakim rüzgar yönüne göre, kıyıya yayılıyor ve bu civarda, akıntının azalmasıyla birlikte, bu alana yığılıyor. Yığılan bu malzeme, denizden esen rüzgarlarla, kara içine hareket etmeye başlamış ve bu alandaki kumbarı oluşmuştur. Ancak, kumulun üzerine yerleşen bitkiler, kumulun ilerlemesini kısmen önlemiştir.
Merkezin rakımı: 10 metredir. Yıllık ortalama sıcaklık: 15-16 derecedir.
İlçenin kıyı şeridinin uzunluğu; 17.5 km. dir. Ancak kıyı şeridi, kara yolundan yaklaşık 2 km. içeridedir.
İlçe halkı, geçimini tarımla sürdürürler. Ana ürün: zeytindir. Ancak, zamanla bu önceliğin turizm olarak değişeceği değerlendiriliyor.
Turizm yönünden ilçe ele alındığında: Keremköy civarındaki yazlık sitelerin ünü öne çıkar.
NE YENİR.NE İÇİLİR
Burada, koyun sütünden, jöle kıvamında harika bir yoğurt yapılıyor, giderseniz, mutlaka bu yoğurdun tadına bakın.
GEZİLECEK YERLER
ATATÜRK KAYALIKLARI
İlçede, Gömeç-Ayvalık kara yolunda ilerlerken, arka kısımlarda bulunan dağlara dikkatli bakarsanız: bir Atatürk profili görebilirsiniz.
Evet Madra dağının zirvelerinden birinde, Atatürk ün profil silüetini andıran bu doğal oluşum, Gömeç Belediseninin de amblemindedir. Bu özelliğiyle, ülkemizde, bayrağında Atatürk olan tek belediye, Gömeç Belediyesidir.
Şaşılacak derecede benzerlik taşıyan bu kayalıklara: Atatürk kayalıkları ismi verilmiş.
Balıkesir Gömeç Kız Çiftliği Höyüğü
KIZ ÇİFTLİĞİ HÖYÜĞÜ-KİSTHENE
İlçenin kuzeyinde, 3 km. uzaklıkta, dik bir sırtla yükselen höyük, adını, en yüksek noktasında bulunan eski bir çiftlik evinden almaktadır.
Antik kaynaklarda, ünlü coğrafya bilgini Strabon, Sokrates ve Plinius tarafından, bu bölgede: Kisthene adından bir şehrin bulunduğundan söz edilmektedir.
Kaynaklara göre, antik kent, Edremit körfezinin güneyinde, Pyrrha (Armutova) ve Adramyttion (Ören) arasındaki stratejik bir liman kentiydi.
Tarihi:
Kentin geçmişi MÖ 5 yüzyıla kadar uzanır. Antik çağda Mysia/Aeolis bölgesinde yer alan bir kıyı yerleşimidir. Atina vergi listelerinde adı geçen, yani o dönemde ekonomik gücü olan bir yerleşimdir. Sparta kralı Agisialaas: MÖ.397 yılında bu şehri ele geçirir, MÖ.4.yüzyılda prens Orantes adına para basılmıştır.
Kistane şehri, yakınında bulunan ve adına para basmış Adramyttion şehri dışında, Edremit körfezinin güneyinde önemli bir şehirdir.
Özellikleri:
Kisthene, sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda bölgesel bir ticaret noktasıydı. Liman ticareti ve zeytincilik (antik çağda bölge zeytinyağı ile ünlüdür) vardı.
Günümüz:
Günümüzde yüzeyde çok fazla görkemli yapı kalmamıştır. Bunun sebebi, antik kentin taşlarının zamanla çevre yerleşimlerinin (özellikle liman inşaatlarının) yapımında kullanılmış olmasıdır.
Ancak bugün bölge Sit alanı olarak tescillidir, yüzey araştırmalarında seramik parçaları ve temel kalıntılarına rastlanmaktadır.
Evet bugün buraya giderseniz, toprak altında kalmış bir tarihle karşılaşırsınız. Ancak bölgenin coğrafi yapısı, antik limanın neden orada kurulduğunu anlamanıza yardımcı olur. Sahil şeridinde yürürken, rastlayabileceğiniz antik molozlar ve seramik kırıkları, binlerce yıl önceki liman hayatının sessiz tanıklarıdır.
Ancak, resmi arkeolojik kazılar henüz yapılmamış.
KAYA SUNAKLARI
Adramytteion un etki alanındaki kırsal kutsal alanlardan birisidir. Devasa kayalara oyulmuş bu yapılar mistik bir hava sunar.
Madra dağı eteklerinde bulunan Kaya Sunakları, antik dünyada insanın doğayla ve tanrılarla bağ kurduğu en gizemli noktalardan biridir.
Bu sunaklar, bölgenin en eski inanç sistemlerine, özellikle de Ana Tanrıça kültüne ışık tutar.
Tarihçe ve inanç sistemi:
Bu sunakların geçmişi Cilalı Taş Devrine kadar uzanmakla birlikte, yoğun olarak Erken Demir Çağında kullanıldıkları bilinmektedir.
Ana Tanrıça Kültü:
Sunaklar, doğanın ve bereketin simgesi olan Ana Tanrıçaya (Kybele veya benzeri yerel formlar) adaklar sunmak için yapılmıştır.
İnanca göre, kaya “Eril Doğa Gücü”nü, içindeki oyuklar veya yakındaki mağaralar ise “Dişil Doğa Gücü” nü temsil eder.
İkili Taht:
Bazı kayalarda görülen ikili koltuk benzeri yapılar, Tanrıça nın eşiyle birlikte oturup evreni yönettiği “İkili Taht” olarak adlandırılır.
ÖNE ÇIKAN KAYA SUNAKLARI
Deliklitaş Kaya Sunağı-Dutluca:
Gömeç e en yakın ve en bilinen noktadır.
Burhaniye nin Dutluca Mahallesinde yer alan bu devasa kaya kültesi, üzerinde insan eliyle açılmış oyuklar, merdivenler ve arınma havuzları barındırır.
Adını üzerindeki doğal veya yapay deliklerden alır.
Hisarköy Kaya Sunağı;
Daha çok savunma ve gözetleme amacıyla da kullanıldığı düşünülen, stratejik bir noktada yer alan bir diğer önemli sunaktır.
Bahadınlı Köyü Sunağı:
Yine Madra dağı eteklerinde, antik yollar üzerinde bulunan bir ritüel alanıdır.
MİMARİ VE GÖRSEL ÖZELLİKLER
Sunu çukurları:
Kurban edilen hayvanların kanını veya sunulan sıvıların (şarap, yağ vb) toplandığı küçük havuzcuklardır.
Basamaklar:
Ritüel sırasında dini görevlilerin en üst noktaya çıkmasını sağlayan, doğrudan kayaya oyulmuş merdivenlerdir.
Nişler:
Adak eşyalarının veya küçük heykelciklerin yerleştirildiği duvar oyuklarıdır.
ZİYARETÇİ REHBERİ
Çoğu sunak, Gömeç merkezinden iç kısımlara, Madra dağına doğru giden yollar (Dutluca istikametinde) üzerindedir.
Bu alanlar sadece tarihi değil, aynı zamanda muhteşem bir körfez manzarası sunar.
Kendi aracınız ile gitmeniz önerilir, çünkü toplu taşıma köylere kadar gitse de sunakların tam yanına ulaşmak için kısa yürüyüşler yapmanız gerekir.
Deniz kıyısında olmayan ama deniz kıyısında: tam bir tarih hazinesi olan Ören beldesi bulunan, sessiz, sakin bir tatil yöresi.
Balıkesir Burhaniye
ULAŞIM
Burhaniye: Çanakkale-İzmir E-24 Karayolu üzerinde bulunuyor. Burhaniye-İstanbul arası Bursa üzerinden karayolu uzaklığı: 486 km. Burhaniye-İstanbul arası uzaklık, Çanakkale üzerinden ise: 450 km. Ankara-Burhaniye arası uzaklık: 623 km., Bursa-Burhaniye arası uzaklık: 243 km., İzmir-Burhaniye arası uzaklık: 190 km., Çanakkale-Burhaniye arası uzaklık: 142 km. , Asos (Behramkale)-Burhaniye arası uzaklık: 105 km.
Burhaniye-Altınoluk: 41 km., Burhaniye-Bergama: 82 km. Burhaniye-Selçuk(Efes): 245 km., Burhaniye-Ayvalık: 34 km., Burhaniye-Edremit: 13 km. Burhaniye-Akçay: 23 km. Burhaniye-Truva: 123 km.
Balıkesir Burhaniye
Havayolu ile buraya gelmek isteyenler için: Burhaniye’ye yaklaşık 10 km. uzaklıktaki Çanakkale-Balıkesir ana karayolu üzerindeki Körfez Hava alanından haftanın belirli günlerinde, karşılıklı olarak uçak seferleri düzenleniyor.
GENEL
Burhaniye denilince, evet, burası, İlçe merkezi itibarı ile, deniz kıyısında kurulu olmayan bir yer. Kent merkezi: denizden 4 km. içeridedir. Deniz seviyesinden yüksekliği: 19 metredir. Denizde: 12 km. sahil bandı bulunur.
İster arkeoloji, ister tarih, isterse doğa tutkunu olun, Burhaniye-Ören’e geldiğinizde, beklentilerinizin de ötesinde bir mutluluk yaşayacaksınız.
Çevrede: çok geniş arazilerde tarım yapılıyor. İstediğiniz her türlü sebze ve meyveye ulaşmak kolay. Yaylalardan getirilen: ceviz, kestane, badem muhteşem tatlar.
DOĞA YAPISI
Burhaniye’de, altı tür zeytin ağacı var. Bunun yanında: en yaygın ağaç türü: çam ve meşe. Sahil bölümü: fıstık çamı yoğunluklu. Ören’de: Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun tescil edip korumaya aldığı: 1620 adet palamut meşesi ağacı var.
RÜZGAR
Balıkesir Burhaniye
Antik çağlarda, 1001 rüzgarlar vadisi diye anılan bu yörede: kuzeyde Kaz dağları ve güneyde Marda dağlarının oluşturduğu jeolojik konum nedeniyle: meltem, imbat ve poyraz rüzgarları hakim. Bu durumun yarattığı sürekli hava sirkülasyonu, havasının çok temiz ve sağlıklı olmasını sağlamış. İsviçre’deki Alp Dağları ile birlikte, dünyanın oksijen oranı en yüksek, ender yerlerinden biridir. Biliyorsunuz, bu derece yoğun oksijen olan bir yerimiz daha var. Altınoluk.
BURHANİYE EVLERİ
Balıkesir Burhaniye İskele Mahallesi
Burası: yapılaşmanın insanı hiçte rahatsız etmediği, tek katlı evleriyle, Mayıs ayında gül, yazın fesleğen kokularıyla sarılı tam bir Ege sahil kenti.
İSKELE MAHALLESİ
Burada büyük bir liman var. Öyle ki, körfez bölgesinin en büyük yat limanı burada. Büyük balıkçı teknelerini ve yatları konuk eden limanı burada. Burada; kendinizi bir balıkçı kentinde hissedebilirsiniz. Kıyıda: balık lokantaları ve çay bahçeleri, ayrı bir güzellik oluşturuyor.
Balıkesir Burhaniye Düdüklü Suyu
DÜDÜKLÜ SUYU
Düdüklü suyundan çok içince, bu suyu içen bu bölgeden gidemez, buralı olur diye bir rivayet söz konusu. Evet, nazire olsun diye, bu sudan içmeye kalkarsanız, bir bakmışsınız, buralı oluvermişsiniz. İçinizden, “keşke” diyenleri duyar gibiyim, yine de, olmaz diye düşünmemek gerek.
Balıkesir Burhaniye
ZEYTİN
Balıkesir Burhaniye
Burhaniye, bir zeytin kenti. Tüm kutsal kitaplarda sözü edilen zeytin ağacı, sanki kutsanmış bir ağaçtır. 39 bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu söylenir. Bin yıl yaşayabilir, ölse bile köklerinden yenisi çıkar. Bu nedenle: ölümsüzlerle yarışır. İlçede: 18 adet zeytinyağı fabrikası bulunmaktadır. Bu fabrikalar, son yıllarda sulu baskılı sistemden, kontinü sisteme dönüştürülmüştür. Fabrikalarda, zeytin, el değmeden ambalajlanır.
Yunan mitolojisine göre: zeytin, Tanrıça Athena’nın, insanlığa armağanıdır. Hatta bir öykü bulunmaktadır. Zeytin öyküsü. Zeytinin ortaya çıkış öyküsü. Zeytin nasıl ortaya çıkmıştır. Şöyle: Olimpos Tanrısı Zeus: bir yarışma düzenler. İnsanlığa yararlı bir hediye bağışlayana, Atina’nın yönetimi verilecektir.
Tanrı Poseidon, Atina akropolünün üstünde: bir deniz oluşturur. Zeka tanrısı Athena; bir zeytin ağacı oluşturur. Bu bitkinin, her derde deva olacağını söyler. Leziz ve yararlı bir besin maddesi, karanlıkları aydınlatacak bir ışık, yaralara iyi gelecek bir merhem. Athena, anlattıklarıyla Zeus’un aklını çeler ve yarışmayı kazanır.
Athena’nın söyledikleri gerçekleşir. Kaç asırdır, zeytin ağacının meyvesinden çıkarılan yağ: geceleri aydınlatır, mabetleri kutsar, vücutları rahatlatır, cildi güzelleştirir, saçlara hayat verir ve vazgeçilmez bir yiyecek olur.
Balıkesir Burhaniye Deve Güreşleri
Sabahları bir çanak zeytinyağı, üzerine kekik ve kırmızı biber ekin ve kızartılmış ekmeği buna banarak yemelisiniz. Muhteşem bir tat, mutlaka deneyin.
DEVE GÜREŞLERİ
Balıkesir Burhaniye Ören Plajı
Burhaniye’de, her yıl düzenlenen deve güreşleri: 2004 yılında ilk olarak “Uluslar arası Zeytin ve Zeytinyağı Festivali” kapsamı içine alınır ve büyük ilgi toplar. Kendi kuralları dahilinde, develere yaptırılan bu güreş, gerçekten ilginizi çekebilecek özellikte. Burhaniye’de bulunduğunuz sürede, rastlarsanız, mutlaka gidip görün.
ÖREN PLAJI
Ören, asırlık palamut ağaçlarının, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından tek tek numaralandırılarak koruma altına alınması ile, Yeşil Ören kimliği de güvence altına alınmış. Tertemiz suyu ve ince kuru ile ünlü.
2000 yılında, bu ününü Avrupa Çevre Eğitim Vakfı (FEE) tarafından verilen ve artık tüm dünyada “Denize Girilebilirlik Ölçüsü” olan “Mavi Bayrak” ile tescil edilmiş. 1.5 km. boyunca yay gibi kıvrılan, altın kumlu plaj, genişliğiyle Türkiye’nin dikkat çeken plajlarından biri. Doğallığı bozulmamış ender kıyı şeritlerinden biri.
Balıkesir Burhaniye Ören Askeri Kampı
ÖREN ASKERİ KAMPI
Burada, çok güzel bir de askeri kamp bulunuyor. Ören’de: antik kentin limanı olması muhtemel bölge üzerinde kurulu askeri kamp, sahilde ince bir şerit halinde uzanıyor. İnce kumu, sakin ve dalgasız denizi var, ama bu bölgenin genel özelliği olduğu gibi, deniz suyu soğuk.
Denizin altı yine kum. Sezonun kısa olması dezavantaj. Sıcak bir tatil geçirmek isteyenler: Temmuz ayını tercih etmeli. Evet: Ören gerçekten, yazının diğer bölümlerinde söz ettiğim gibi, cennetten bir köşe. Sakin, sessiz bir doğa yapısı içinde tatil geçirmek isteyenler için, burası ideal.
NE SATIN ALINIR
Burhaniye, zeytin cennetidir. Buradan ayrılırken: Türkiye’nin en güzel, zeytinyağını bulabileceğiniz alışveriş yerlerinden, natürel sızma zeytinyağı ve doğal zeytinli sabun almayı sakın ihmal etmeyin.
TARİHİ
Burhaniye’nin antik dönemlerdeki tarihi: günümüzde Ören’de antik çağlarda kurulu olduğu düşünülen, ünlü kent Adramyttion ile bağlantılıdır.
19’ncu yüzyılda: Osmanlı padişahı Abdülhamit’in oğlu, Şehzade Burhanettin’den dolayı, bu adı almıştır. 15’nci yüzyıldan, 19’ncu yüzyıla kadar ise, bu günkü Kızıklı Köyü yolundaki Roma dönemi su kemerleri nedeniyle, “Kemer” adı ile anılmıştır. Bu ad, günümüzde bazı yerlerde kullanılmaktadır.
Kurtuluş Savaşı öncesinde, Yunan işgali altında kalan Burhaniye, 8 Eylül 1922 tarihinde kurtarılmıştır. Kurtuluş günü ile ilgili bir öykü var. Belki ilginizi çeker: Borazan Çavuş öyküsü. Şöyle: “ Büyük taarruz sonrası, bozulan ve hızla Anadolu’yu terk etmeye başlayan Yunan güçleri, Burhaniye’deki birliği de, İlçeyi yakıp-yıkarak çekilmeye hazırlanır.
Bu durumu öğrenen Burhaniye halkı: Burhaniyeli Kuvvayi Milliyeciler; zekice bir plan hazırlarlar. 8 Eylül 1922 sabaha karşı; Hanay Camiinin minaresinden, Borazan Çavuş, Türk ordusu İlçeye girmek üzereymiş gibi hücum borusu çalarak, düşmanın paniğe kapılmasını sağlar.
Böylece, Yunan işgalcileri, hiçbir kıyım ve yıkım yapamadan, arkalarına bakmadan kaçarak İlçeyi terk ederler. Çünkü: onların güçleri, masum ve savunmasız halka yetmektedir. Türk askerini karşılarında görünce, hızla kaçarlar. Evet, Burhaniye halkı, her yıl 8 Eylül tarihinde kurtuluş gününü coşkulu törenlerle kutlarlar.
TARİHİ YERLER
Balıkesir Burhaniye Adramytteion
ADRAMYTTEİON
Burhaniye’nin, turistik mahallesi Ören’in antik çağdaki adıdır. Burhaniye ilçe merkezine 3.5 km uzaklıktadır. Dört sırta sahip bir yükselti üzerinde ve yamaçlarında, deniz kıyısında alüvyal düzlük tarafından kuşatılmış vaziyette konumlanan Ören Mahallesinin altındadır.
Antik Mysia bölgesini önemli bir limanı olan şehir, Edremit Körfezinin girişinde yer alması nedeniyle, hem askeri hem de ticari bir merkez olmuştur. Hatta, Roma döneminde bölgenin yargı merkezi statüsündeydi.
Antik kaynaklara göre (özellikle Strabon ve Aristoteles) şehir, Lidya Kralı Alyattes’in oğlu Kral Kroisos’un kardeşi Prens Adramy tarafından kurulmuştur ve Atina’dan kovulan Delos adası sakinleri yerleşmiştir.
Ancak yapılan kazılar, bölgedeki yerleşim izlerinin Kalkolitik Döneme kadar gittiğini göstermektedir.
Tarih boyunca kente yapılan saldırılar sonucu, kent iç kesimlere taşınmıştır.
Burada: antik dönemlerde; deniz ticareti, gemi ve tekne yapımı yönünde büyük gelişmeler yaşanmıştır. Burada yapılan gemiler; Filistin’e kadar gitmiştir. Bunun kanıtı ise: İsa’nın havarilerinden Aziz Paulus’un, Roma’ya götürülüşü sırasında, Filistin’den bindirildiği ilk geminin Adrmaytteion gemisi olduğu hakkında, İncil’den edinilen bilgilerdir. Ayrıca: zeytinyağı üretimi ve tarım yaygındır.
Şehir: Truva’dan Bergama’ya giden önemli bir sahil yolu üzerinde bulunuyordu. En büyük özelliği ve önemi ise: limanından kaynaklanıyordu.
Bölgenin tek gerçek limanı burada idi. Daha sonra; Bergamalıların hakimiyeti ile, burası zamanla bir donanma istasyonu işlevi de görmeye başladı. Çünkü: İda bölgesinde, bol miktarda odun yakıtı vardı. Liman: Romalılar zamanında: seyahat ve ticaret açısından daha büyük anlam kazandı.
Evet: bölge, Lidyalılar, sonra Persler, Makedonlar ve daha sonrada Romalıların egemenliğine girer. Bu dönemde, imparatorluğun adalet örgütünün merkezi olur. Çünkü: burada bir il mahkemesi açıldığı görülüyor.
Romanın bölünmesinden sonra ise, Bizans sınırları içinde kalan kent, yaklaşık 200 yıl bu egemenlik altında kalır. MS.178 yılında, İstanbul’u kuşatan İslam ordularınca ele geçirilir. 1076 yılında Anadolu Selçuklularının egemenliğine giren kent, daha sonra Haçlı seferleri sırasında, Haçlı orduları tarafından ele geçirilip yağmalanır.
Adramyttion; çok değerli ve eski bir tarihe sahiptir. Assos, Sardes, Pergamon ve Ephesus ile birlikte, o çağların en önemli kentlerindendi.
Kentin kalıntılarının bulunduğu Ören’de, yasal arkeolojik kazılara başlanmıştır.
Ancak, tam olarak, bugünkü Ören’in bulunduğu yerde, bir zamanlar eski Adramytteion bulunmaktaydı. Ancak, buna rağmen, burada şaşırtacak kadar az antik parça bulunmaktadır.
Muhtemelen son yüzyılda, buradaki taşlar, civarda bulunan ev inşaatlarında kullanıldı. Bu tabii ki son derece ciddi kayıplar yaratıyor. Güney tarafındaki girintide, antik liman bulunmaktaydı. Ancak, maalesef bu bölgede: günümüzde bir Askeri Kamp var. Bu nedenle, buraya girmek ve arkeolojik çalışmalar yapmak mümkün değil.
Adramytteion
GÜNÜMÜZDE ANTİK KENTTEN KALAN YAPILAR:
Antik dönemdeki kıyı hattı, bugün içeride kalmıştır. Yani, kıyı çizgisi değişmiştir. Ayrıca, şehir bugün modern yerleşimin altında kaldığı için kazılar zorlaşmaktadır. Ancak yine de kazılar sürdürülmektedir.
ARKEOPARK:
Burada Bizans dönemi kilise kalıntıları, Roma mozaikleri ve liman yapıları görülebilmektedir.
NEKROPOL ALANI:
Ören yeri çevresinde kaya mezarları ve lahitler bulunmuştur. Mezar buluntuları özellikle Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenir. Mezar stelleri, yerel sanat üslubu hakkında bilgi vermektedir.
Nekropolde bulunan iskeletler incelendiğinde, yaş ortalamasının 35-50 yaş arasında olduğu tespit edilmiştir. İskeletler arasında genç ve yaşlı ölümleri az ve eşittir.
AKROPOL ALANI:
Şehrin Akropolü, Roma döneminde kentin önemli yapılarını bünyesinde barındırıyordu ancak günümüzde modern Ören yerleşiminin altında kalmıştır.
ASIRLIK MEŞELER
Kazı alanı çevresini saran devasa tescilli meşe ağaçları, alanı gezerken size harika bir gölge ve atmosfer sunar.
Adramytteion
HÖYÜK ALANI:
Ören Tepe (veya Karataş Mevkii) olarak bilinen ana höyük bölgesi, kazıların en yoğun olduğu ve kentin tabakalarının en iyi görülebileceği yerdir.
Adramytteion Roma Hamamı
ROMA HAMAMI:
Kentte kazılarda açığa çıkarılan ilk Roma yapısıdır. MS 2-3 yüzyıllara tarihlenir. Günümüz Belediye Lojmanlarının arkasında kalan yapı, üst kotlardan itibaren Adramytteion genelinde karşılaşılan Orta-Geç Bizans dönemi çok evreli mimari düzenlemelerine benzer uygulamalar sunmuştur.
Kentin Roma İmparatorluğu dönemindeki görkemini ve günlük yaşamı yansıtan en önemli yapılardan birisidir.
Kazı çalışmalarında elde edilen bilgilere göre, bu hamam kompleksinin öne çıkan özellikleri şunlardır:
Hamam klasik bir Roma hamamında bulunması gereken temel bölümlere sahiptir. Burada yerden ısıtma sistemi olan hypocaust (cehennemlik) kalıntıları net bir şekilde görülebilir. Pişmiş toprak sütuncukları üzerinde yükselen zemin, alttan geçen sıcak hava ile ısıtılmaktaydı.
Adramytteion Roma Hamamı
Hamamı özel kılan unsurlardan biri, tabanında bulunan geometrik motifli mozaiklerdir. Yapının avlusunun üzerinde, ince bir kireç tabakasıyla düzgünce kaplandığı anlaşılan mozaik taban açığa çıkarılmıştır. Söz konusu taban, siyah ve beyaz tesrara kullanımıyla işlenmiştir.
Birbiriyle çelişkili dairesel motifler ve merkezde bitkisel motifli bordür içerisinde geometrik düzenlemelerin benzerlerine MS 2-3 yüzyıllarda rastlanmaktadır.
Yapının alt kotlarında, itinalı drenaj sistemi, taban altı ısıtma sistemi ve sıcak hava dağılımını sağlayan kanallar tespit edilmiştir.
Hamamın çevresinde gelişmiş bir su tahliye ve kanalizasyon sistemi tespit edilmiştir. Antik kentin limanla olan bağlantısı düşünüldüğünde, bu mühendislik harikası yapılar, kentin altyapısının ne kadar ileri düzeyde olduğunu kanıtlamaktadır.
Adramytteion
ÖREN MEYDANI VE APOLLON TAPINAĞI:
Ören meydanında, bugün Kaymakamlık Konutu yakınlarında yerinde duran devasa bir Roma sütun kaidesi görülmektedir. Ayrıca yer üstünde duvar kalıntıları vardır. Burası, antik kaynaklarda adı geçen görkemli Apollon Tapınağının bulunduğu tepedir. Denizden bakıldığında, antik Adramytteion şehrinin Edremit körfezine en hakim tepesi olduğu anlaşılan bir yerdedir.
BİZANS KİLİSESİ VE DEPO YAPILARI:
Kazı alanında, kentin daha geç dönemlerine ışık tutan Kuzey ve Güney kiliselerinin kalıntılarını, ayrıca antik limanla bağlantılı büyük depo yapılarını görmek mümkündür.
AdramytteionAdramytteion Hemen üstteki sütunun üzerinde yazan yazıların Türkçesi
Ören Kilisesi:
Geç Roma dönemine kadar konut alanı olarak kullanım gören, Geç Antik Çağ içinde mezar alanı olarak dönüşüm geçiren ve devamında kilisenin konumlandığı Ören ana yükseltisinin sırtlarından biri üzerindedir.
Bu bölgede tespit sondajlarıyla belgelenen ve bütünü açığa çıkarılan MS 7 nci yüzyıla tarihlenen kilise (Kuzey Kilise/Mezar Şapeli), MS 11 nci yüzyıl sonunda, kent genelinde görülen bir yıkım neticesinde tahribata uğramıştır.
Tahribinin ardından işlevini, hemen güney yakınındaki MS 12 nci yüzyılda inşa edilen kiliseye (Güney Kilise) bırakmış ve apsisi daraltılarak mezar şapeli olarak kullanım görmüştür.
Yapının tuğla tabanının altına konumlandırılmış mezarlara, kimi yerde beş bireye kadar gömü yapıldığı görülmüştür.
Anlaşılacağı üzere, kentin bu bölgesi Geç Bizans döneminde ruhban sınıfı gömüleri için tercih edilmiştir.
Bu bölge üzerinde sürdürülen antropolojik çalışmalar, yerleşimin bu geç evresindeki beslenme alışkanlıkları ve görülen hastalıkları hakkında bilgi sunmaktadır.
Adramytteion Antik Liman
ANTİK LİMAN:
Antik kaynaklarda, Adramytteion antik kentinin iki limanı ve bir tersanesi olduğundan söz edilmektedir. Ama günümüze sadece bir liman kalıntısı ulaşmıştır.
Bu liman günümüzde Anadolu’da en iyi korunagelmiş antik limanlar arasında bulunmaktadır.
Liman kalıntıları, günümüzde su altındaki sığlık alanda bulunmaktadır.
Mendirek, sahilden batıya doğru yaklaşık 150 m ve buradan da kavisli bir dönüş yaparak 100 m kadar kuzeye doğru devam etmektedir.
Mendireğin gövdesi, birbirine 8 m mesafede izodomik bir yapıda inşa edilmiş, iki paralel ana duvar ve bu duvarları dik kesecek biçimde konumlandırılan destek duvarından oluşmaktadır.
Mendirek duvarının dağılmış blokları arasında, çok sayıda bosajlı ve köşe profili bloklar bulunmaktadır.
Yapılan rölöve çalışmaları, MÖ 4 ncü yüzyıl evresine ait blokların da tespit edildiği, ancak korunagelen haliyle Roma dönemine tarihlenen evresine ait detaylar gözler önüne serilmiştir.
Ören Çoruk Köyü Roma Köprüsü
ROMA KÖPRÜSÜ
Çoruk Mahallesi yakınlarındadır. Çoruk deresi (antik dönemdeki ismi Eueinos) üzerinde yer alır. Eğer köprüyü görmek isterseniz: Çoruk köyü mezarlığı yakınlarındaki dere yatağını takip edebilirsiniz.
Halk tarafından Okuf Köprüsü olarak da bilinir.
Bu köprü sadece bir geçiş noktası değil, aynı zamanda antik çağın mühendislik ve inanç dünyasına dair önemli izler taşıyan bir yapıdır.
Köprü, toplam 5 kemerlidir. Günümüzde bu kemerlerin bir kısmı, alüvyonlar nedeniyle toprak altında kalmış veya bitki örtüsüyle kapanmıştır.
Düzgün kesme taş işçiliği görülür. Harçsız veya çok az harçlı büyük taş bloklarının kullanılması, Klasik Roma dönemi karakterini yansıtmaktadır.
Oldukça sağlam bir gövdeye sahip olmasına rağmen, bakımı ve restorasyonu yapılmamıştır.
Evet en önemli husus: köprü üzerinde herhangi bir taşıt izi olmamasıdır. Bu yüzden buranın sıradan bir kervan yolu değil, Dinsel Geçit Köprüsü olabileceği düşünülmektedir. Antik dönemde Aleksandria Troas kentinden gelenlerin, Apollon kehanetleri için bu güzergahı kullandıkları düşünülür.
Köprü, antik Adramytteion kendinin hinterlandında yer alır. Çevresinde Roma ve Bizans dönemlerine ait bol miktarda seramik kırığı ve antik yol izleri (taş kaldırımlar) bulunmaktadır.
Ören Yılantepe Altarı
YILANTEPE ALTARI
Ören mahallesini kuzeydoğusundadır.
Karınca çayının denize döküldüğü noktaya yakın bir yükseltidedir.
Antik dönemde bu tepe, hem körfezi hem de limanı kontrol eden stratejik bir gözetleme ve ibadet noktası olarak kullanılmıştır.
Bu tür altarlar genellikle tanrılara kurban sunmak veya adak adamak amacıyla yüksek tepelere inşa edilirdi. Tepede kayaya oyulmuş basamaklar, platformlar ve sıvı (şarap veya kan) akıtmak için kullanılan kanallar (libasyon çukurları) tespit edilmiştir. Altarın, antik kentin koruyucu tanrıları olan Apollon veya Zeus onuruna yapıldığı tahmin edilmektedir.
Tepenin doğu yamacında, büyük taş bloklarla sınırlandırılmış ve içindeki buluntularla Helenistik Döneme tarihlenen önemli bir mezar bulunmuştur. Bu kalıntılar, Adramytteion antik kendinin sadece bugünkü Ören Meydanı ile sınırlı olmadığını, çevredeki tepelere kadar yayıldığını kanıtlamaktadır.
Evet bugün Yılantepe de görülebilecek tarihi bir eser yoktur. Sadece tepeden tüm Edremit Körfezi ve ören plajları ve karşıdaki Midilli adası görülebilmektedir. Yörede halen kazı çalışmaları devam etmektedir.
Ören Kuvayi Milliye Müzesi
ÖREN KUVAYİ MİLLİYE KÜLTÜR MÜZESİ.
Burhaniye merkezinde bulunan bu müze, Milli Mücadele dönemine ait eserlerin yanı sıra bölgeden çıkan arkeolojik objelere de ev sahipliği yapıyor.
Burhaniye ilçe merkezinde (Kocacami karşısında) yer alan bu tarihi bina, bölgenin antik dönemden Cumhuriyete uzanan köprüsüdür.
Müze binası 18 veya 19 yüzyılda inşa edilmiş, Osmanlı döneminde Şehir Oteli ve Camlı Kahve olarak kullanılmış tarihi bir yapıdır.
Daha sonra Halkevi ve Askeri Mahfel (Subay kulübü) gibi farklı amaçlara hizmet ettikten sonra 2008 yılında restore edilerek müze haline dönüştürülmüştür.
Bugün müze 2 ana bölümden oluşur.
ZEMİN KAT-ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ;
Adramytteion Buluntuları:
Bu bölümün en büyük özelliği, Ören deki Adramytteion kazılarından çıkan eserlerin burada sergilenmesidir.
Koleksiyon:
Antik döneme ait sikkeler, seramikler, kandiller, tıbbi aletler (cımbızlar, broşlar) ve cam eserler (göz yaşı şişeleri) vardır.
Gemi Modeli
Antik çağın ünlü savaş gemilerinden olan bir trireme modeli de bu katta sergilenmektedir.
ÜST KAT-ETNOĞRAFYA VE MİLLİ MÜCADELE BÖLÜMÜ:
Milli Mücadele Ruhu:
Kurtuluş savaşında kullanılan silahlar, yerel kahramanlara ait kişisel eşyalar ve o döneme ait fotoğraflar bulunur.
Kültürel Bellek:
Bölgenin sosyal yaşamını yansıtan geleneksel kıyafetler, ev eşyaları ve tarım aletleri sergilenir.
Önemli isimlerin mirası:
Aziz Nesin, Oğuz Tansel ve Murat Bardakçı nın dedesi Cemal Bardakçı gibi tanınmış simalara ait objeler de bu katta sergileniyor.
Balıkesir Burhaniye İçmeler ve Kaplıcalar
İÇMELER VE KAPLICALAR
KARAAĞAÇ KAPLICASI
Burhaniye’ye 10 km., Karaağaç Beldesine 2 km uzaklıktadır. Kaplıca hamamındaki su, başta uyuz olmak üzere, birçok cilt hastalığına iyi gelmektedir. Konaklama olanağı olmadığından günü birlik gidilmesi söz konusudur.
BOSTANCI KÖYÜ KAPLICALARI
Burhaniye’ye 10 km. uzaklıkta: Balıkesir, Çanakkale ve İzmir ana kara yolu kavşağında bulunmaktadır. Suyu, ortalama 51 derecedir. Romatizma, siyatik, lumbago ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. E-87 Ana Kara yolu üzerinde olması nedeniyle otobüs ve minübüslerle ulaşım kolaydır. Ayrıca, konaklama olanakları da vardır.
PELİTKÖY ZEYTİN PINARI İÇMESİ
Burhaniye’ye 12 km., Pelitköy’e ise 2 km. uzaklıktadır. Ortalama 20 derece sıcaklığındaki su, safra yolu hastalıkları ile karaciğer ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Burada: Pelitköy Belediyesine ait, 20 yataklı bir pansiyon bulunuyor. Yaz aylarında, Pelitköy’den otobüs seferleri düzenleniyor.
DUTLUCA KÖYÜ İÇMELERİ VE DAMLARCA SUYU
Burhaniye’ye 12 km. uzaklıkta, Dutluca köyündeki içme suyu, ortalama 16 derece sıcaklıktadır. İdrar yolları ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Bu köyde, ayrıca Damlarca yıkanma suyu da bulunmakta ve cilt hastalıklarına yararlı olmaktadır. Ulaşım, köy minübüsü ile sağlanmakta ve günü birlik gidilip gelinmektedir.
Balıkesir Burhaniye
EĞLENCE VE MESİRE YERLERİ
ARTUR (ARKENT)
Birbirinden güzel koyları, gazino ve eğlence mekanları ile, her türlü sosyal tesise sahip bir tatil beldesi. Burhaniye’ye 23 km. uzaklıkta.
SEKLİL TEPE ÇAMLIĞI
İlçe merkezine 3 km. uzaklıktadır. Temiz havası, çam ve zeytin ağaçları ile kaplı doğası ve bol su kaynakları ile huzurlu bir mesire yeridir.
TAYLIELİ KÖYÜ
İlçe merkezine 7 km. uzaklıktadır. İskele mahallesine ise, 1.5 km. uzaklıktadır. Burhaniye tarihindeki öneminin yanı sıra, körfez bölgesinin büyük bir bölümünü kapsayan panoramik manzarası ile görülmeye değerdir. Çam ve zeytin ağaçları ile kaplı doğası ve bol suyu ile ideal bir mesire yeridir.
MURAT ÇEŞME
İskele mahallesinin 2 km. kadar güneyinde, deniz kıyısında, temiz denizi, suyu ve güzel doğası ile keyifli bir mekandır.
TAYLIELİ KÖYÜ
Taylıel köyü, Burhaniye ilçe merkezine 7 km, Ören sahiline sadece 1.5 km uzaklıktadır.
Burhaniye nin hemen sırtlarında, tüm körfezi ayaklar altına seren bir balkon gibi konumlanan Taylıel köyü, son yıllarda bölgenin en popüler kaçış noktalarından biri haline gelmiştir.
Adramytteion antik kentinin hemen yukarısında yer alan bu köy, tarihi dokusu, eşsiz manzarası ve gurme kahvaltılarıyla bilinir.
Taylıel in en büyük çekim merkezi, Edremit Körfezine hakim panaromik manzarasıdır.
Köyden bakıldığında, bir yanda Kaz dağlarının ihtişamı, diğer yanda Ayvalık adaları ve körfez ışıkları görülebilir.
Özellikle gün batımı saatlerinde körfezin aldığı renkler görülmeye değerdir.
Köy, son yıllarda bir kahvaltı köyü kimliği kazanmıştır.
Bölgedeki mekanlar genellikle kendi üretimi olan zeytinyağlarını, ev yapımı reçelleri ve yerel peynirleri sunarlar.
Antik Kalıntılar:
Köy merkezinde ve çevre yollarda Bizans ve Geç Antik çağa tarihlenen mermer sütunlar, granit parçalar ve işlenmiş kayalar görülebilir.
Bu kalıntılar, kentin Adramytteion ile olan tarihsel bağını doğrular.
Taylı Baba Türbesi:
Köyün tarihi mezarlığında bulunan bu türbe, köyün manevi duraklarından biridir. Çevresinde antik dönemden kalma taş ocaklarının izlerine rastlanır.
Açık Hava Tiyatrosu:
Köyün hemen girişinde bulunan modern amfi tiyatro, yaz aylarında çeşitli festivallere ve sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapar.
Evet, burası, dünyanın en yoğun oksijen bulunan yöresi. Tam bir oksijen çadırı gibi. Bu durumun, teknik verilerle kanıtlanmış olması da cabası. Hani derler ya, astım hastaları, Antalya-Alanya’daki Damlataş Mağarasına gitmeliler diye, burada mağaraya filan gitmeye gerek yok. Ortam, tamamen yoğun oksijen ile dikkat çekiyor.
ULAŞIM
İstanbul’dan, Altınoluk’a: Bursa-Balıkesir-Havran-Edremit üzerinden gidebilirsiniz. Tekirdağ-Çanakkale yolunu da tercih edebilirsiniz. Bu yol, manzarası güzel, trafiği az ve 476 km. İstanbul-Kınalı arası otoyolu kullananlar, Tekirdağ’dan Keşan’a, sonra da Gelibolu’ya gelecekler. Buradan, Lapseki’ye veya Eceabat’tan Çanakkale’ye, karşıya geçmek için feribotlar, saat başı kalkıyor. Truva’dan, Edremit Körfezine inerken, Altınoluk sizi karşılayacak.
Ankara’dan, Altınoluk’a gelmek için ise: Ankara-Eskişehir-Bursa-Balıkesir-Edremit-Akçay üzerinden ilerleyerek Altınoluk’a ulaşmak mümkün. Ankara-Altınoluk arası uzaklık: 644 km.
Altınoluk-Edremit arasındaki uzaklık: 28 km. Balıkesir-Altınoluk arası uzaklık ise: 114 km.
Balıkesir Edremit Altınoluk
GENEL
Evet, Altınoluk denilince, yörenin havasının, tam bir oksijen deposu olması akla geliyor. Sonra ise: yörede bulunan çok sayıda konaklama tesisi ve eğlence mekanı.
Güre Köyünde, Sarıkız adında, çok güzel, iyi yürekli bir kız yaşarmış. Kendisini sevmeyenlerin iftiraları sonucu, babası, Sarıkız’ı, 5-10 kazla birlikte, İda dağına bırakır. Bir süre sonra, kızını görmeye giden baba, kızından su ister. Sarıkız, dağın tepesinden, elini körfeze uzatarak tasını doldurunca, kızının erdiğini anlar. Sırrı anlaşılan Sarıkız, orada, buna çok üzülen babası ise İda dağının başka bir tepesinde ölür. Bu efsaneye göre, İda dağı, Kazdağı, dağın doruğu Sarıkız Tepesi, kızın babasının öldüğü yer de Babadağı olarak anılmaya başlanır.
Gürenin üstünde bulunan Kavurmacılar Köyünde yaşadığına inanılan Sarıkız için, her yıl 15 Ağustos tarihinde bir tören düzenlenir. Bu törende: köyde, keşkek, pilav, nohut pişirilip yenir. Şerbetler içilir. Terkedilmiş görünümlü köyde kalan beş-altı ailenin yanı sıra, yeni yapılanmalara da rastlanılıyor. Sarıkız şenliklerine olan ilginin her yıl arttığı görülmekte. Ayrıca, Sarıkızın kabri başında, herkesin dileğini yazabildiği büyük bir dilek defteri de bulunuyor.
GEZİLECEK YERLER
Balıkesir Edremit Altınoluk Antandros
ANTANDROS ANTİK KENTİ
Antandros antik kenti, Edremit ilçesinden Altınoluk an yaklaşık 2 km doğusunda, Kaz dağlarının güney eteklerinde yer alan ve Geleceğin Efes i olarak adlandırılan büyüleyici bir Troas kentidir.
TARİHİ SÜREÇ-PERS KRALI XERXES
Heredotos, Pers Kralı Xerxes in MÖ 483 yılında Yunanistan a yapacağı seferin hazırlıklarına ve ordunun izlediği güzergaha değinir.
Heredotos un anlatımına göre:
Ordu, Lydia dan Kaikos ırmağına ve Mysia ya yöneldi.
Kaimos u geçtikten sonra Aternaos içinden Karene kentine doğru yürüdü.
Bu kentten sonra Adramytteion kenti ve Pelasg sitesi Antandros’a geçerek Thebe ovasına indi.
Ve oradan gece İda eteklerinde konaklamışken bora patladı, zigza gezinen yıldırımlar düştü ve oldukça önemli sayıda kayıplar verdi.
DONANMA KURULMASI
Vergilius un “Aeneas” adlı eserinde, MÖ 1200 lü yıllarda, Akhalar ile Troyalılar arasında çıkan savaş sonrasında yıkılan Troya kentinden kaçan Aeneas ve yanındakilerin bir Phry yerleşimi olan ve İda dağı eteklerinde bulunan Antandros ta donanmalarını kurduklarından bahseder.
Antik kaynaklarda Antandros kenti ile ilgili bilgilere çok sık rastlanmamasına karşın, kentin adı Atina ve Sparta arasında, MÖ 431 yılında başlayan ve MÖ 404 yılında sona eren Peleponnesos savaşlarında sıkça geçer.
Savaşların ilk evresinde Antandros ile ilgili bilgiyi Thukydides ten alınır.
Lesbos adasını ve burada yer alan Mytilene kentini ele geçiren Atinalılar, kent halkının bir kısmını sürgüne göndermiştir.
Mytilene ve Lesbos adasının diğer bölgelerinden sürgün edilen bu insanlar, yanlarına Peleponnesos tan paralı askerler alarak Antandros u ele geçirirler.
Bu insanlar Antandros un, İda dağına yakın olması ve gemi yapımında kullanılacak diğer gereçlerin de bol olmasından yararlanarak gemi yapacak, böylece Lesbos a saldırıp geri aldıktan sonra karşı kıyıda yer alan diğer Aiol kentlerini de ele geçireceklerdi.
MÖ 512 yılında Persler tarafından Antandros şehri ele geçirildiğinde, tarih sayfalarında yerini almıştır.
İda dağının eteğinde konumu sayesinde, şehir gemi inşa endüstrisi için gerekli olan zengin kereste ve reçine kaynaklarına erişebiliyordu.
Bu hususlar, Antandros u savaş filolarını genişletmek isteyen tüm askeri güçler için cazip bir hedef haline getirmiştir.
Şehir defalarca el değiştirdi, Yunanlılar ve Persler tarafından kontrol edildi ve hatta kısa bir süre için özerk bir yerleşim yer ibile oldu.
Antandros Mozaikleri
YAMAÇ EV-ROMA VİLLASI VE MUAZZAM MOZAİKLER
Antandros un en çok ses getiren bölümü, MS 300 civarına tarihlenen yaklaşık 1100-1800 metrekarelik Roma villasıdır.
Araştırmalara göre villanın MS 3 ncü yüzyılda inşa edildiği ve MS 6-7 nci yüzyıllara kadar kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu tarihte, Arap akınlarından kaçan halk, kenti terk ederek, bugün Şahinkalesi olarak adlandırılan, oldukça korunaklı doğal bir kale görünümündeki tepeye taşınmıştır.
Antandros Mozaikleri
Evet, denize bakan bir yamaç üzerine yerleştirilmiş olması nedeniyle klasik Roma peristilli ev tipinden farklı olarak, sıralı ev tipi olarak adlandırılan bir mimari üslupla inşa edilmiştir.
32.90 m uzunluğundaki portika üzerine, yan yana dizilmiş 6 odası evin ana mekanlarını oluşturmaktadır.
Bunun haricinde latrina (tuvalet), mutfak, teras ve oldukça görkemli bir hamam bulunur.
Antandros Mozaikleri
Mozaikler ve Freskler:
Yamaç ev özellikle taban mozaikleri ve freskolarıyla dikkat çekmektedir.
Yamaçtaki eğimden dolayı, teraslar üzerine oturan villanın portikosu ve yan yana dizilmiş 6 odasından Oda no 1 ve 4 oldukça iyi korunmuş mozaiklere sahiptir.
Oda 3 ün tabanı mermer kaplıdır.
Oda 1 in duvarları, stilize sütunlar arasına yerleştirilen tek figürlü panellerden oluşan freskolar ile dekore adilmiştir.
Ayrıca hamamın soyunma odası olarak adlandırılan odasının tabanı, tam olarak korunmuş mozaik döşemeye, duvarları freskoya sahiptir.
Özellikle bir içki kabından (kantharos) su içen iki kuşun resmedildiği “Çarkıfelek” motifi çok meşhurdur.
Antandros Su içen kuşlar Çarkıfelek Mozaiği
Duvarlarda ise meyve ve içki taşıyan hizmetkarların betimlendiği freskler bulunur.
Antandros Mozaikleri
Lüks Yaşam.
Villanın kendine ait özel bir hamamı, kanalizasyon sistemi, kışlık ve yazlık salonları vardır.
Bu, kentin o dönemdeki yüksek refah düzeyini yansıtır.
Antandros Nekropolis
ANADOLU NUN EN GENİŞ NEKROPOLÜ-MEZARLIĞI
Antandros, mezar çeşitliği açısından Anadolu arkeolojisinde çok özel bir yere sahiptir.
Nekropolis, Antandros yerleşmesinin yer aldığı Kaletaşı Tepesinin yaklaşık 400 m batısındadır.
Deniz ile ona paralel uzanan tepe arasındaki 50-60 m lik yamaç ve düzlüktedir.
Bugün Melis Sitesinin büyük bir bölümünün üzerine oturduğu Nekropolis alanının batı sınırı, sitenin batı sınırı ile aynı konumda iken, 2001 yılından bu yana sürdürülmekte olan sistemli kazılar, nekropolis alanının sınırlarını tespit etmeye yönelik olarak sürdürülmektedir.
Bugüne kadar toplam 412 mezar bulunmuştur.
Nekropolis in en erken mezarında, hediye olarak göğüs üzerinde bir bronz saç spirali ile bacaklar hizasında 5 aşık kemiği bulunmuştur.
Arkaik döneme ait, toplam 160 mezar bulunmuştur.
Evet, Nekropolis; MÖ 8 yüzyıldan MÖ 2 yüzyıla kadar kesintisiz kullanılan bu alanda şunlar görülebilir.
Antandros Nekropolis
Lahit Mezarlar:
Nekropolde ilk lahit kullanımı, yetişkin bireylerin sadece yakılarak gömülmediği MÖ 6 ncı yüz yılda görülmeye başlar.
MÖ 5 nci yüzyıla ait lahitlerde çoklü gömüler dikkat çekmektedir.
Bir lahitte, ikisi kadın, birisi erkek üç erişkinin yatırıldığı lahit içerisinde, MÖ 450 civarına tarihlenen siyah figür tekniğinde bezeli kaide ve gövde ele geçirilmiştir. Üç bireyin de birbirinin üzerine, diğerini tahrip etmeksizin yatırılmış olması ve mezar hediyeleri arasında zaman farkının bulunmaması, bu gömülerin aynı dönemde yapıldıklarını ve muhtemelen lahitlerin aile mezarı olarak kullanıldığını düşündürür.
Pithos-Küp mezarlar:
Ölülerin büyük küplerin içine yerleştirildiği ilginç gömü biçimleridir.
Bebek gömüleri genellikle amphoralar içine yapılırken, erişkin ve çocuklar için çatı kiremidi mezarların da kullanıldığı görülmektedir.
Kremasyon
Ölü yakma geleneklerine dair izler vardır.
Bazı kremasyon mezarlarda toprak üzerindeki yanık tabakası ve toprakta yüksek ısıdan meydana gelen kırmızılaşma, bireyin gömüldüğü yerde yakıldığını kanıtlamaktadır.
Başka yerde yakılarak toplanan kemiklerin bir urne kabı içerisine konulması sonrasında gömülmüşlerdir.
MİTOLOJİK VE TARİHSEL ÖNEMİ
Aeneas ın Gemileri:
Efsaneye göre, Troya savaşından kaçan kahraman Aeneas, Roma yı kurmak üzere yola çıkacağı gemileri Antandros tersanelerinde, Kaz dağlarının kerestelerinden yaptırmıştır.
Bu nedenle Antandros, İtalya ile kurulan “Aeneas Rotası” projesinin başlangıç noktasıdır.
Antandros Güzellik Yarışması
Dünyanın ilk güzellik yarışması:
Antik dönem yazarlarından Strabon, “İç kısmında Antandros bulunur, bunun da yukarısında Paris in hakemlik yaptığı söylenen Aleksandreia Dağı vardır” diyerek, dünyaca ünlü bu efsanenin Antandros da gerçekleştiğini aktarır.
Gelelim olayın ayrıntısına:
Tanrıça Thetis, Zeus tarafından bir ölümlü olan Peleus ile evlendirilir.
Bu düğüne Eris, yani nifak tanrıçası, kötü özellikleri nedeniyle davet edilmez.
Bunu haber alan Eris, tanrılar ve tanrıçalar toplandıklarında, aralarına, “En güzele” yazan bir altın elma fırlatır.
Tanrıçalardan Athena, Hera ve Aphrodite en güzelin kendisi olduğunu söyleyerek, elmayı almak üzere atılırlar.
Bunun üzerine Zeus, Hermes i tanrıçaları İda dağına götürmekle görevlendirir.
Orada Paris ten en güzel tanrıçayı seçip, elmayı ona vermesi istenecektir.
Tanrıçalar Paris in karşısına dizilirler.
Hera, Paris e yaklaşarak kendisini seçerse ona Asya İmparatorluğunu vereceğini söyler.
Hera nın ardından Athena, bilgelik ve gireceği tüm savaşlarda zafer vaat eder.
Afrodite ise, dünyanın en güzel kadınını vaat eder.
Paris elmayı Aprofite vererek, en güzel tanrıçayı Zeus adına belirler ve böylece kendisine vaat edilen dünyanın en güzel kadınını alacağı günü beklemeye başlar.
Evet, yukarıda da belirttiğim gibi, Strabon, bu efsanenin Antandros ta gerçekleştiğini aktarmıştır.
ANTİK YOL
4.10 m seviyesinden itibaren, 4.02 m, 3.94 m ve 3.89 m de dört ayrı tabaka halinde antik yol açığa çıkarılmıştır.
Bu tabakalar yolun uzun süre kullanıldığını ve ihtiyaç dahilinde onarım gördüğünü ortaya koymaktadır.
Ayrıca yolun onarım gördüğünü gösteren çukurlara, rastlanmıştır.
Antandros Kent Suru
KENT SURU
Yamaç ev in yaklaşık 150 m batısında kent suru ortaya çıkarılmıştır.
Karakazan deresinin yaklaşık 40-50 m doğusunda ve Kaletaşı Tepesinin güneybatı eteğinde yer alan alan, kazılmaya başlanmış ve MÖ 4 ncü yüzyıla ait kent suruna ilişkin önemli bilgiler bulunmuştur.
3.26 m kalındığa sahip sur duvarı, yer yer on sırası üst üste korunmuş, dış yüzleri dikdörtgen bloklardan oluşmaktadır.
Kent suru, Kazanderesine paralel olarak takip edildiğinde, kulenin hemen güneyinde sur duvarının kuzey-güney doğrultulu, şekilsiz böyük boyutla taşlarla örülmüş bir duvar olarak devam ettiği belirlenmiştir.
Bu duvarın yaklaşık 5 m lik bir bölümü açığa çıkarılmıştır.
Helenistik dönemde, hem Karakazan deresinin taşkınlarından şehri korumak, hem şehrin savunmasına büyük katkı sağlamış olan kent suru, Roma döneminde kentin büyümesiyle birlikte kullanım dışı kalmış ve bölge yerleşim alanı olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Antandros Roma Hamamı
ROMA HAMAMI
Sur duvarının kulesi üzerinde, surun duvarlarını mekan duvarı olarak kullanmış içinde ocak bulunan bir Roma yapısı, doğuda MS 4 ncü yüzyıla ait bibr hamam yapısı bulunmuştur.
Roma hamam yapısında caldarium sıcak oda tamanı açığa çıkarılmıştır.
Toplamda 5.30 x 4.20 m ölçüye sahip caldarium, 0.70 m kalınlıkta iki duvar ile üç mekana bölünmüştür.
Antandros
ZİYARET:
Alanda, yılın büyük bölümünde kazı çalışmaları sürdürülmektedir.
Giriş ücretlidir.
Ancak antik kentin önemli bir kısmı hala toprak altında olduğu için, gezi alanı diğer büyük kentler kadar geniş değildir.
ŞAHİN KALE
Antandros antik kenti ve Altınoluk bölgesiyle doğrudan bağlantılı olan, bölgenin en sarp ve gizemli savunma yapılarından biridir.
Kaz Dağlarının güney yamaçlarında Şahin Dere Kanyonunun hemen başlangıcında stratejik bir noktadadır.
KALENİN KURULUŞ AMACI
Antandros şehri halkı için bir sığınak olarak inşa edilmiştir.
İslam Akınlarından Korunma:
MS 7 ve 8 nci yüzyıllarda (özellikle MS 672-678 VE 717 yılları civarında) İstanbul u kuşatmak üzere gelen ve Batı Anadolu kıyılarını vuran İslam ordularının saldırılarından korunmak isteyen Antandros Halkı, kıyıdaki kentlerini bırakıp bu sarp ve savunması kolay kaleye sığınmışlardır.
Stratejik Konum:
Kale, Şahin Deresi Kanyonuna ve Edremit Körfezine hakim bir tepe üzerinde kuruludur.
Çevresinin uçurumla çevrili olması, onu fethedilmesi neredeyse imkansız bir doğal kale haline getirmiştir.
ULAŞIM.
Kaleye ulaşım bugün bile oldukça zordur ve profesyonel bir tırmanış veya zorlu bir yürüyüş gerektirir.
Bu sarp yapı sayesinde kalenin büyük bir kısmı günümüze kadar nispeten korunarak gelmiştir.
KALE İÇİNDE NELER VAR.
Kale içinde yerleşim izlerine rastlanmaktadır.
Özellikle Bizans dönemine ait duvar kalıntıları, mahzenler ve ören yerleri dikkat çeker.
Antandros tan kaçan halkın burada bir süre yerleşik bir hayat sürdüğüne dair kanıtlar mevcuttur.
Su ihtiyacı:
Kale tepesinde yaşayan halkın su ihtiyacını karşılamak için kullanılan sarnıçların ve depo alanlarının izleri hala görülebilmektedir.
TARİHSEL DÖNÜŞÜM
Papazlık Köyü İlişkisi
Bazı kaynaklar, bölgedeki yerleşimin 16 ncı yüzyılda bugünkü Altınoluk un eski yerleşimi olan (ve o dönemdeki adı Papazlık olan) yukarı köye taşınana kadar bu yüksek noktalarda ve çevresinde devam ettiğini belirtir.
Güvenlikten Tarıma:
Zamanla korsan saldırılarının ve akınlarının azalmasıyla halk tekrar yamaçlardan aşağıya, daha verimli topraklara inmiştir.
Balıkesir Edremit Altınoluk Kaz (İda) dağı
KAZ (İDA) DAĞI
Milli Park alanı: Balıkesir’den 92 km. ve Çanakkale’den ise 123 km. uzaklıktadır.
Edremit körfezinin kuzeyinde bulunuyor. Zengin fauna ve florası ile, ülkenin görülmeye değer yerlerindendir. Kaz dağına, Edremit’in her yerinden ulaşmak mümkündür. Bunlar: Zeytinli, Kızılkeçili Köyü, Güre Köyü ve Altınoluk istikametinden çıkan, orman yollarıdır.
Kazdağı, tarih öncesi yıllarda, çeşitli medeniyetleri barındırmış ve çeşitli tarihlerde: üzerinde, kentler, kasabalar kurulmuş ve yıkılmıştır. Bilinen tarihi, MÖ.2000 yıllarında başlar. Bu tarihlerde: Thebe şehri, Lyrnessos şehri, Khrysa şehri, Killa şehri gibi şehirler kurulmuş ve bunlardan birçoğu, Truva savaşları sırasında yok edilmişlerdir.
Ünlü tarih yazarı Homeros: İlyada Destanında, İda dağı için: “Bol pınarlı, vahşi hayvanlar anası” olarak söz eder. Kaz dağının her yanında, kaynaklar çıkar. 1500 metre rakımda bile, yaz-kış, suyu olan kaynaklar vardır. Edremit, Akçay ve Altınoluk’un, buz gibi soğuk ve bol içme ve kullanma suyu: Kazdağı’nın eriyen kar sularıdır. Kaz dağından gelen orman havası ile denizin iyotlu ve oksijen miktarı yüksek havası birleşince, Altınoluk “Şahin deresi boğazı” çevresi, oksijen çadırı gibi havası olduğu ifade edilir. Dünyanın oksijen bolluğu yönünden, ilk üç yerinden biri olduğu tespit edilmiştir.
Kaz dağı: dünyada mitoloji ve efsaneler dağı olarak da bilinir. Kaz dağında, üç efsaneden biri, Yunan efsanesi (İlyada), diğerleri Sarıkız ve Hasan ile Emine’nin aşk öyküleri olan, iki Türk efsanesidir. Yunan Mitolojisinde: Paris’in Altın Elmayı Afrodit’e vermesi sonucu, dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Bilindiği gibi, bu güzellik yarışması getirdiği sonuçları itibarıyla, tarihte meşhur Truva savaşlarının çıkmasına neden olmuştur.
Kaz dağlarında bulunan bitki türleri: üst tabakada, 600-700 metre rakımlar arasında, kızılçam hakimdir. Üst rakımlarda: Karaçam, Kayın ve köknar, asıl ağaç türleridir. Kestane, Meşe, Kızılağaç, Çınar ağaçları da görülür. Alt tabakada ise: Sistus (Laden), Erika, Karaçalı, Böğürtlen, Sarmaşık bitkileri ile kekik, adaçayı, sumak gibi tıbbi bitkiler görülür. Milli parkın bitki zenginliği ve doğal peyzaj değerlerini sunduğu vadilerde, düzenlenen günübirlik kullanım alanlarında, günübirlik hizmetler sunulmaktadır. Milli park mahalli yetkililerinin göstereceği, kontrollü noktalarda, çadır ve karavanla konaklama yapılabilir. Lütfen bu tür konaklamanızda, ateş disiplinine uyunuz.
Balıkesir Edremit Altınoluk Güre
GÜRE
Akçay’ın 4 km. ilerisindedir. Çanakkale yolu üzerinde, kaplıcaları ile ünlü bir belde. Kaz dağı eteklerinde bulunuyor. Özellikle, sıcak suları ile ünlü termal turizm yöresi. Sahildeki evleri çok güzel. Aslında küçük ama, huzurlu bir tatil yöresi. Gürenin sahil kısmında: Orman Bakanlığının kampı bulunuyor. Kamp için son derece ideal olan bu alanda, konaklama, yeme-içme tesisleri bulunuyor.
GÜRE KAPLICALARI
Edremit’e 12 km. ve Akçay’a ise, 3 km. uzaklıktadır. Kaplıca ve şifalı su kaynaklarına, Romalıların çok önem verdikleri biliniyor. Mermer kabartmalara bakıldığında, kaplıcanın antik çağlardan bu yana kullanıldığı anlaşılıyor. Civardaki “Astyra” antik kentine ait sıcak su kaynağı olarak tanınan ve ünlü antik çağ tarihçisi Amasyalı Strabon’un da söz ettiği Güre Kaplıcasının bulunduğu yerde, aynı zamanda çamur banyosu da yapılıyormuş.
Kaplıca: radyoaktif özellikleriyle tanınıyor. Şifalı suyu: 64 derece. Yapılan analizlerde, suyun içinde: potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir ve aliminyum bulunuyor. Romatizma, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları, guatr, kireçlenme, sedef, böbrek taşı ve kumları ile, karaciğer hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor.
Güre kaplıcasının, bugün kullanılmayan eski bölümündeki mimari süsler, sütunlar ve kabartmalar, sıcaklık ve ılıklık gibi eskiden de var olan bölümlerin izleri ilgi çekici. Yakın gelecekte, antik Roma çağı hamamının da onarılmasıyla, sanırım Güre kaplıcalarının ünü daha da önemli hale gelecektir. Burada: konaklama imkanı da bulunmaktadır.
GELİNÇAMI PİKNİK YERİ
Güre köyüne, 3 km. uzaklıktadır. Halka açık bir piknik yeridir. Her yıl Güre Belediyesi tarafından yapılmakta olan, Sarıkız etkinliklerinin bir bölümü, burada yapılmaktadır.
Balıkesir Edremit Altınoluk Pınarbaşı
PINARBAŞI
Güre köy sınırları içinde, Akçay’a 6 km. uzaklıktadır. Bir piknik yeridir. Buradaki oksijen, insana sanki başka bir hayat veriyor. Yamaçtan akan bol ve buz gibi su, yaz aylarında serinlemek için ideal bir köşedir. Orman Müdürlüğünce işletilmektedir. Ayrıca, piknik alanı içinde, alabalık üretilen, bir de çiftlik bulunmaktadır. Otoparkı mevcut. Piknik için ideal bir yer.
ŞAHİN DERESİ
Kaz dağının, Altınoluk bölgesi eteğinde bulunuyor. Altınoluk’u, tepeden görüyor. Temiz kaynak suları olan, bol ağaçlı bir piknik yeridir. Ayrıca, bir konaklama tesisi ve restoran bulunmaktadır.
Balıkesir Edremit Altınoluk Kadırga Koyu
KADIRGA KOYU
Sahil, deniz, zeytin ağaçları ve hafif bir esinti. İşte, kadırga koyunda bulacağınız bunlar.
Balıkesir Edremit Altınoluk Narlı Köyü
NARLI KÖYÜ
Kaz dağının, batı tepelerinde, denize bakan kısımda, körfezi seyrediyor. Yerleşimcileri: Girit, Midilli ve mübadele yıllarındaki göçmenlerden oluşan köyün, kendisine has gelenek ve görenekleri var. Tüm yemeklerde, zeytinyağı kullanılıyor. Köyün geçim kaynağı: zeytin ve zeytinyağı. Ayrıca, orman köyü sınıfına da giriyor. Narlı Köyü: zeytinyağı konusunda, güney bahçeleriyle ünlü. Bunun özelliği, güneye bakan, yüksek rakımlı bahçeler olması. Burada yetişen yeşil salamura zeytin ve sele zeytinlerinin tadı harika. Yaz aylarında, dışarıdan gelen ziyaretçiler için, bir takım geziler düzenleniyor.