İzmir, Selçuk, Efes Antik Kenti ve Gezi Planı

08 Nisan 2009 5.100 kez okunmuştur.

Antik kent’e girmeden önce, bu taşları nasıl üst üste koydular. Büyük olasılıkla, bu sorunun yanıtını merak edeceksiniz. Bu koca taşları nasıl yonttular, nereden getirip, bu kadar düzenli bir biçimde yerlerine koydular?

Yapılarda: taş, tuğla ve ağaç kullanılmıyordu. Bu malzemeler içinde; en gerekli olan, yanlızca: taş’dı. Ancak. taş’ın mermer’i gerekliydi. Çevrede; pek çok mermer ocağı vardı. Ama; Efes’liler, çağın bu en değerli yapı malzemesini, nasıl ve nereden buldular? O devrin yazarlarından biri, şöyle anlatır:
” Efes’liler, Artemis Tapınağını inşa ederken, Tasos ve Paros adalarından, mermer getirtmeyi düşünürler. Ancak, bunun çok pahalıya mal olacaktır. Tam bu sıralarda, bir olay olur. Efes’li bir çoban: sürülerini otlatırken, iki keçi; birbiriyle çekişmeye başlar. Biri; aniden saldırınca, öbür keçi kenara kaçar ve saldırının hızını alamayan keçi ise, kayalara toslar. Bu çarpma sonucu; büyük bir kıvılcım ile birlikte, kayanın bir parçası koparak yere düşer. Ortaya; eşi görülmemiş öyle güzel bir mermer çıkarki, çoban bunu görünce, solak almadan şehre koşar. Buluşunu herkeze gösterir ve anlatır. Bu haber, şehirde büyük heyecan yaratır. Mermeri bulan çobanın adı değiştirilerek, kendisine “müjde” anlamına gelen, “Evangelos” ismi verilir. ” Evet, bu mermer ocakları, Efes’den, 9 km. ötede, bugünkü Belevi Köyü yakınlarındadır.

Unutmayın ki, bu şehir, tarihte, tamamen taş’tan yapılan ilk şehir olma özelliğini taşıyor. Evet, şehirdeki yapılara gelince: ev, dükkan gibi küçük yapılar: taş ve tuğla’dan yapılmış. Üstü: ahşap çatı ve kiremit ile kaplanmış. Duvarlarına; özel bir sıva sürülmüş ve bunun üzerine resimler yapılmış. Çok zengin olanlar ise; belli seviyeye kadar, duvarları mermerle kaplatmışlar. Bazen duvarlarına, özel hücreler ve çeşmeler de yaptırmışlar.

Büyük kamu binaları: çok para ve uzun süre harcanarak inşa edilmiş. Öncelikle: taş blokları, ocaklarda kesilerek taşınmış. Hayvanların çektikleri tekerlekli arabalara konulan büyük taş blokları; sonradan işleme atölyelerine getirilmiş ve orda çalışan sanatkarlar tarafından; mimarların istediklere biçimlere sokulmuş. Atölyelerde; sanatkarların biri taş yüzeyini düzeltirken, bir diğer sanatkar taş üzerine çeşitli motifler çiziyor ve sonra bunları işliyordu. Bazen: 10-15 ton ağırlığındaki taş blokları, çoğu kez, özel makaralı halatlarla, metrelerce yüksekliğe çıkarılıyor, bunun için çeşitli yöntemler kullanılıyordu. Bazen, taş yontulurken, orta yerlerine 25-30 cm. çıkıntı bırakılıyordu. Sonra, buralara halat bağlanıyor ve taş blok yukarı çekiliyordu. Bazende, çıkıntı yerine, yiv açılıyor ve halat, bu yiv’in içine yerleştirilerek, taş yukarı çekiliyordu.

Yan yana ve üst üste gelen taşların, birbirine sımsıkı yapışması ve her türlü sarsıntıya karşı sağlam olması gerekiyordu. Bunun içinde, yan yana olanlar, birbiriyle demir çubuklarla bağlanıyordu. Üst yüzeylerine açılan yuvalara, üste konacak taşın, özel olarak yapılmış çıkıntısı oturtuluyordu. Bütün bu bağlama ve kementleme yerleri; birbirlerine demir çubuklarla bağlanıyordu. Taşlar, yerlerine oturtulduktan sonra, dışarıdan kurşun akıtılarak, bağlantı yerleri perçinleniyordu.

Efes tapınağındaki, 20 m. yüksekliğindeki sütunlar: aynı uzunlukta yapılan silindir muhafaza içine konuluyordu. İki kenarına tekerlek takılarak, önden çekiliyordu. Böylece, mermer ocağından veya taş atölyesinden rahatça tapınak bölgesine taşınıyordu. Sütunları, yerlerine dikmek zor olmuyordu. Ancak, bunların üzerine yerleştirilecek krişleri, 20 m. yüksekliğe çıkarmak zor idi. Bu büyük krişler, önce silindir şeklindeki kutulara yerleştiriliyor ve çevresi kumla dolduruluyordu. Tapınak çevresine yapılmış olan meyilli iskeleler üzerinde yuvarlanarak, sütunların üzerine kadar çekiliyordu. Daha sonra, kum kutulardan açılan deliklerden boşaltılıyor ve başlığın, sütun üstüne oturtulması sağlanıyordu.

Evet; bunları anlattıktan sonra, artık Efes Antik Kenti bölgesine girebiliriz. Mermer cadde, buradan başlar.

Antik kent bölgesinin 2 tane girişi var. Bunlardan biri; kentin çevresindeki sur duvarlarının doğu kapısı olan Meryem Ana Evi yolu üzerindeki, Magnesia kapısı. Buraya: aynı zamanda, yukarı kapı da deniliyor. Buradan girmenizi öneriyorum. Çünkü; buradan, aşağı kapı istikametinde, aşağıya doğru bir eğimde yürüyeceksiniz. Aşağıdan girerseniz, yukarı doğru çıkmak zorunda kalacak ve kısa zamanda yorulacaksınız. Özellikle: sıcak havalarda bu söylediğim çok önemli. Özel aracınız ile geldiyseniz; aracınızı buraya park edebilir, aşağı kapıdan çıktığınız ise, taksi veya faytonlar ile yine buraya gelip, aracınızı alabilirsiniz. Tabii, bir alternatif daha var, yukarı kapıdan girdiniz, aşağı kapıya geldiniz çıkmayıp, aynı yoldan geri de dönebilirsiniz ve aracınıza ulaşabilirsiniz, ama yorucu olur.

Biz; yukarı yani Magnesia kapısından giriyoruz. Bu kapı: Panayır dağı eteğinde. Buradan: gişelerden bilet alıyorsunuz ve turnikelerden geçerek antik kente giriyorsunuz. Yani giriş ücretli. Ama müze kartı olanlar için değil elbette. İçeri girdikten sonra; villaların bulunduğu bölüme girmek için yine ayrı ücret ödemek gerekiyor. Kente girince; kapının hemen yanıbaşında; Doğu Gymnasium’u var. Hemen karşıda ise; Odeion anıtsal yapısı, sizi karşılıyor. Bu yapının hemen bitişinde ise; Vedius Gymnasium’u var. Odeion’un hemen karşısında: cadde üzerinde; su deposu, önünde ise bazilika var. Bu bazilika; zamanında, borsa yeri olarak kullanılmış. Bu meydan; Efes’in güney doğusundaki en yüksek nokta. Bu yani Odeion önündeki meydanda: Devlet Agorası (Yukarı Agora) var. Bütün resmi binalar, bu meydan çevresinde. Tam ortada ise; Mısır Tapınağı (İsis) var. Ayrıca; güney batı köşesinde: anıtsal çeşme var.

DOĞU GYMNASİUM:
Burası; Roma devrinde okul olarak kullanılmış bir yer.

VEDİUS GYMNASİUM:
MS.2 nci yüzyılda; Vedius Antonius adında, zengin bir Efes’li tarafından yaptırılmış. Doğu’da avlusu, ortada tören salonu, soyunma odaları ile hamamları var. Dönemin özelliklerini taşıyan, sportif ve kültürel eğitim yapılan bir yer.

ODEON (BOULETERİON) :
Efes’in; 2 meclisli yönetimi vardı. Bunlardan danışma meclisi; işte burada toplanıyordu. Yapıldığı yıllarda; yapının üstü ahşap kaplıydı. Burası; resmi toplantıların yapılması yanında, konserler verilen bir yer olarak da kullanılmış. 1400 kişi oturma yeri kapasitesi var. MS.2 nci yüzyılda; Efes’li zenginlerden, Vedius Antonius tarafından yaptırılmış. Odeon’un karşısında, cadde üzerinde bir su deposu bulunmakta. Bazilikanın ileri ucunda ise; Vedius hamamları var.

DEVLET AGORASI (YUKARI AGORA) VE BAZİLİKA (BORSA) :
Odeion önündeki meydan; kentin devlet agorasıdır. 160×73 m. boyutlarındadır. Burada; daha eski çağlara ait kalıntılar bulunmuştur. MS.1 nci yüzyılda, devlet kontrolünde ticaretin yapılıdığı; dini ve resmi törenlerin düzenlendiği agora’nın yanında, dört basamakla çıkılan yer; Efes’in ticaret borsası gibi işlevi olan bazilikadır. Bazilika: 165 m. uzunluğunda olup, MS.1 nci yüzyılda Roma’lılarca yaptırılmıştır. Doğu kısmında ise; Bizans’lılar döneminde yaptırıldığı sanılan, Stoa’sı bulunmaktadır. Bazilika; imparator Augustus tarafından yaptırılmış, resmi toplantılar ve borsa işlemleri burada yürütülmüştür.

ANITSAL ÇEŞME:
MÖ.80 yıllarında; Laecanus Bassus tarafından yaptırılmış.

Buradan; yürümeye devam ediyoruz. Kuretler caddesine geliyoruz. Ünlü; Kuretler caddesi. Cadde: Devlet Agorasından başlıyor. Herkül kapısından geçilerek, uzanıyor. Evet: Kuretler caddesi üzerinde ilerliyoruz. Görülecek yapılar şunlar: Trajan çeşmesi, Hadrian Tapınağı, hamen yanında Aşk Evi, Latrina (tuvaletler), Skolasticia Hamamları, Oktagon anıt mezarı ve Heroon çeşmesi var.

KURETLER CADDESİ:
Cadde gerçekten muhteşem. Mermerle kaplı. 8 m. genişliğinde. Caddenin: sağında ve solunda; sütunlu revaklar ve bu revakların arkasında ise, dükkanlar var. Her sütunun önünde, bir heykel bulunuyormuş. Günümüzde, bunların yanlızca kaideleri kalmış. Heykeller kayıp. Kimbilir, hangi müze veya kişinin koleksiyonunu süslüyordur. Neyse, devam edelim. Daha önce de, söylemiştim, hatırlarsanız, İngiliz’ler 1800 lü yıllarda, buraya demiryolu döşemişler. Kesinlikle, buradaki eserleri daha rahat çalıp götürebilmek için döşedikleri kesin. Yoksa; Anadolu’da demiryolu döşenmesi gereken birçok yer varken, niye buraya? Evet, bu caddenin altında; 3 m. derinliğinde, 2 m. genişliğinde, ana cadde kanalizasyon şebekesi var. Aynı dönemde; İtalya’da, modernliğiyle övünülen Pompei şehrinde; pis sular, caddelerden akıyordu. Buradaki; medeniyet düzeyini lütfen düşünün. Burada; caddeler, çeşmelerden taşan sular ile yıkanırdı. Bu sular ve yağmur suları, aynı zamanda, değirmen taşlarını döndürmekte kullanılıyordu.

HERKÜL KAPISI:
Herkül; inanılmaz 12 büyük işi başarmış. Kapının sütunlarını süsleyen bir alçak kabartma var. Burada: Herkül’ün ” Neme Aslanını öldürdükten sonra, derisini yüzüp manto yapması ” tasvir edilmiş.

TRAJAN ÇEŞMESİ:
Hadrian Tapınağını geçtikten sonra, biraz ileride, solda. Yapımının; MS.11 nci yüzyılda olduğu sanılıyor. Çeşmenin katlarını süsleyen heykeller, Efes Müzesinde sergileniyor. Çeşme: 5.20×11.09 m. boyutlarında. İmparator Trainan’ın, o zamanki dönemdeki heykelinin, iki kat boyunca yükseldiği ve suların aktığı havuzun çeşmesinin önünde bulunduğu söyleniyor. Bu 2 katlı çeşmenin katlarını süsleyen heykellerin bazıları, bugün, Efes Müzesinde sergilenmekte.

HADRİAN TAPINAĞI KAPISI :
Hadrian Tapınağının, uzun süre burada olduğu düşünüldü. Ancak, son yapılan arkeolojik tespitlere göre: Hadrianus Tapınağı, limana yakın bir yerde MS.2 nci yüzyılda inşa edilmişti. Ancak; MS.5 nci yüzyılda, o tapınağın kutsal alanına giriş kapısı, bu caddeye, yani bugün görülen yerine taşınmış. Hadrianus’un anısı, böylece yaşatılmaya çalışılmış. Yani;Efes’in küçük bir mücevheri niteliğindeki anıtsal kapı, buraya sonradan getirilmiş, muhteşem güzel.

AŞK EVİ:
Kuretler caddesiyle mermer caddenin keşistiği yerde. Yapımı: MS.1 nci yüzyıla tarihlenir. Yapı: ana bir hol ve bu hole açılan birçok odadan oluşur. Hemen girişinde: Afrodit’in bir heykelinin bulunduğu söylenir. Erkerler; eve girmeden önce, bu heykelin önünde, küçük bir tapınma töreninde bulunurlarmış. Aşk evinde; bulunan mozaik kız portrelerinin; bu evde çalışan kızlara ait olduğu sanılmakta. Burada; en dikkat çekici nokta şu. Mermer cadde üzerinde; yere kazılmış, sol ayak ve bir kadın başı göreceksiniz. Bu işaret; dünyanın ilk reklam panosu olarak değerlendiriliyor. Az ilerde; kadın bulunabileceğini haber vermekte. Ayrıca; söylendiğine göre; Aşk Evi’nin hemen karşısındaki Celcius Kütüphanesinden, buraya açılan bir yeraltı geçici varmış. Erkekler, kütüphaneye gidiyoruz bahanesiyle eşlerini kandırıp, bu geçidi kullanırlar ve aşk evine geçerlermiş.

LATRİNA (TUVALETLER):
Ortasında havuz olan umumi tuvalet yapısı, aynı zamanda, toplanma yeri olarak da kullanılmıştır. Havuzun çevresindeki mermer bloklarda; tuvalet yerleri bulunmaktadır. Derler ki, Efes’liler, kendilerinden önce hizmetkarlarını tuvalete oturtup, mermerin ısınmalarını sağlıyorlarmış.

SKOLASTİCİA HAMAMLARI:
Burayı; Efes’te yaşayan, zengin bir bayan olan, Skolastica yaptırmış. Aslında; Yapımı: MS.1 nci yüzyılda yapıldığı ve MS. 4 ncü yüzyılın sonuna kadar, çeşitli dönemlerde onarıldığı tespit edilmiştir.
Merkezi sistemle ısıtılan hamam; mermer kullanımının ilginç bir örneği. Kuretler caddesinin kuzeyinde; Trajian çeşmesiyle, Hadrianus Tapınağı arasındadır. Efes’deki yapıların, en büyüklerinden biridir. 3 katlı olarak inşa edilmiştir. Roma imparatorluğu döneminde; hamamların, kendine özgü kuralları vardı. Bunlardan; zengin ve yoksul, tüm şehir halkı yararlanırdı. Fakirlerden ücret alınmaz, zenginler ise daha çok öğleden sonra, hizmetkarları ile birlikte hamama girer ve daha uzun kalırlarmış. Roma hamamlarında, önce soyunmalık denen bölümde soyunulur ve sonraki bölümde terlenir, en son bölümde ise yıkanılırdı. Yıkanmadan sonraki bölümde ise; diğer kişilerle sohbet edilir, siyaset yapılırdı. Son bölümde ise; soğuk havuza girilirdi.
Skolastika hamamının: 2 ayrı girişi vardı. Biri; Kuretler caddesine, diğeriyse doğu’daki sokak içine açılıyordu. Her iki kapıda; soyunma bölümlerine açılır, daha sonra son derece büyük ölçülerde ve içinde nişler bulunan bir salon var. Bu nişlerin içinde; MS.4 ncü yüzyıldan kalma, hamamı son kez onartan, Christian Skolastika’nın heykeli bulunmuş. Duvarlarda ve zemin altında; sıcak hava dolaşımını sağlayan künkler var. Doğu duvarı kenarında rastlanan renkli küçük mermerlerden mozaik parçaları; hamamın orjinal tabanının mozaiklerle kaplı olduğuna işaret eder. MS. 4 ncü yüzyılda yapılan onarım sırasında; bunun üzerine, mermer kaplamalar yerleştirilmiş.

PRYTANEİON (BELEDİYE SARAYI):
Efes’te Artemis Tapınağından sonraki, en kutsal yerdir. Prytan denilen kişi; Belediye Başkanı gibi görev yapardı. Bu sarayın sağ tarafından; tanrıça Hestia sunağı bulunurdu. Bu sunağın içinde; sürekli olarak, bir kutsal ateş yanardı. Tanrıça Hestia, Efes’in kent tanrıçası idi. Rytnan’ın en önemli görevi ise; kalın sütunları bulunan bu yapının içindeki, kentin ölümsüzlüğünü simgeleyen ateşin, sönmemesini sağlamaktı. Prytan; kent tanrıçası Hestia adına, bu görevi üstlenmişti. Öyle ki; bu ateşin sönmesi, büyük uğursuzluk sayılır, sönmemesi için saygın rahibeler yani Vestal’ler tarafından gerekli tedbirler alınırdı.
Evet; burası Efes’in kutsal mekanı. Yapıdaki salonun çevresinde; tanrı ve imparator heykelleri sıralınır.
Kentin; politik işleri de, burada görülür, törenler ve şölenler burada yapılırdı.
Efes Müzesindeki, iki Efes Artemis heykellerinin burada bulunmuş olması, buranın dini açıdan son derece önemli bir mekan olduğunun en büyük işaretidir. Yanındaki yapılar, kentin resmi misafirlerinin ağırlanmasına ayrılmıştı.
Tüm bunların yanında; hıristiyanlığın kabulu ile işler değişir. Öyleki, MS.5 nci yüzyılın hemen başlarında; zengin bir hıristiyan kadın, bir hamam yaptırır. Bu hamamın inşaatında, büyük ölçüde, buranın taşlarından faydalanılır. Tanrıça heykelleri de burada bulunuyordu. İnşaatta çalışan işçiler; hıristiyanlığın egemen olduğu bu dönemde, yinede eski dine inanıyorlardı ve tanrıçanın heykellerinin, inşaat taşları arasında kullanılmasını istemiyorlardı. Tanrıça heykellerini, bir zarar gelmesin diye, gömmüşlerdi. Bu heykeller; 1957 tarihinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılır. Roma döneminde yapılan bu heykeller, bugün Efes Müzesinin en değerli parçalarıdır ve müzenin bir salonu, tanrıçanın yanlızca bu heykellerinin sergilenmesi için ayrılmıştır.

OKTAGON ANIT MEZARI:
Burada; sekiz köşeli çatısı olan, bir anıt mezar. Bu mezarın içinde; Efes’te çok sevildiği anlaşılan, Kleopatra tarafından buraya sürgüne gönderilen kızkardeşi, 15 yaşındaki Mısır Prensesi Arsinoe IV vardır. Mısır prensesi, Kleopatra ve Antonius’un ajanları tarafından, sürgünde bulunduğu sırada, burada öldürülmüştür.

HEROON ÇEŞMESİ:
Efes’in efsanevi kurucusu Androklos adına yaptırılmış bir çeşme. Ön kısmı: Bizans döneminde değiştirilmiş.

Evet; Kuretler caddesinden ilerlediğinizde; caddenin sol yanında: Yamaç Evleri var. Caddenin sonunda ise: Celsus kütüphanesi, kütüphanenin hemen arkasında: Serapis Tapınağı var.

YAMAÇ EVLERİ:
Yanlız, dikkat, buraya girerken ilave ücret ödemeniz gerekiyor. Ama, değer, kesinlikle girin. Bülbül dağının yamaçlarında, teraslar üzerine inşa edilmiş olan çok katlı evlerde, kentin zenginleri oturmuş.
Peristili ev tipinin en güzel örnekleri olan bu evler, modern evlerin konforunda idiler. Duvarları; mermer kaplama ve fresklerle, tabanları ise mozaiklerle kaplıydı. Evlerin hepsinde; kalorifer sistemi ve hamam bulunmaktaydı. Evler, geniş merdivenlerle caddeye dikey olarak açılıyordu.
Yakın zamanda restore edilerek, orjinal durumlarına biraz daha yaklaşmış olarak, bugün görülebilmektedir.

CELSİUS KÜTÜPHANESİ:
Evet, bu kütüphaneye girmeden önce, isterseniz, hemen önündeki yapılardan bahsedelim.
Hemen, kütüphanenin önünde, tanınmış sofist Flavinus Dionisios’un lahti bulunur.
Evet; bu muhteşem kütüphane hakkında bilgi vermeye devam edelim. Roma dönemi yapılarından en güzeli. Yapı; hem kütüphane, hem de mezar anıtı. Efes valisi Celcius öldüğünde, oğlu güzel bir lahit ve mezar odası yaptırdıktan sonra, bünun üzerine bir kütüphane inşa ettirir. Kaç yılında? MS.135 yılında; Asya Konsili Julius Aguila tarafından, Roma’lı mimar Vitruo’ya yaptırılmış. Yapının ölçüleri: 60×17 m. Dışarıdan, iki katlı, içten 15 m. yüksekliğinde tek bir salondan oluşuyor. Salonu çevreleyen 3 katlı galerilerde, duvarlara serpiştirilmiş pencerelerden, içeriye, gün ışığı süzülüyor. Antik dünyanın; üçüncü büyük kütüphanesi. İnşaatı: 18 yıl sürmüş. 12 bin kitaplık kapasitesi var.
Roma mimari özelliklerini tümüyle yansıtan yapının ön cephesinin dekorasyonu; devrinin en güzel örnekleri arasında yer alıyor. Ön cephe kolonları arasında yer alan 4 kadın heykeli; akıl, kader, ilim ve erdem öğelerini simgeliyor. Bu heykellerin orjinalleri; bugün Avusturya-Viyana Müzesinde sergileniyor.
Bize; çaldıkları heykellerin, birer örneğini verme lütfunda bulunmuşlar, düşünebiliyormusunuz. Burada gördüğünüz heykeller, orjinallerinin kopyaları. Doğu’ya bakan ana cephesinin üst katındaki sütunların boyunu kısa, çapını da dar tutan mimar; böylece perpektif üzerinde oynayarak, binanın olduğundan daha görkemli olmasını sağlamış.
İçeride; 1.5 m. genişliğindeki bir koridor, binanın üç tarafını dolanıyor ve bu sayede, sağlanan hava akımı ile, kitapların rutubetten olumsuz etkilenmesi önlenmiş. Parşomen kitap rulolarının, kütüphanede, nem’den etkilenmemesi için; iki tarafı tuğla ile örülmüş, kapalı raflarda korundukları tespit edilmiş. Yani; duvarlar içinde, bugünkü modern klima sistemine eşdeğer, bir soğutma ve ısıtma sistemi kurulmuş. Ayrıca; duvarlardaki nişlerde de, kitap ruloları saklanmış.
Arka duvardaki bir kapıdan, Celsius’un mezarına geçiliyor. Celcius’un lahti; kütüphanenin, batı duvarı altında bulunuyor. Celsius’un burada bulunan heykeli; bugün İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.
Bu kütaphane; kendi döneminde, dünyanın sayılı bilim adamı ve düşünürlerinin yetiştirilmesinde aracı olması açısından büyük önem taşıyor. Yapının cephesi: 1970-1980 yılları arasında restore edildi. Cepheden görüntüsü, uzun süre, kağıt paralarımızın arka yüzünü süsledi, belki hatırlarsınız.

SERAPİS TAPINAĞI:
Efes’in en ilginç yapılarından biri.

Kütüphanenin yanındaki kapıdan; (Mazeus Mithridates Kapısı): Ticaret Agorası’na (Aşağı Agora) giriyorsunuz. Bu kapı: kütüphaneden önce, imparator Augustus tarafından yaptırılmış. Buradan; Domitian Meydanına çıkılıyor. Bu meydan çevresinde: Traianus çeşmesi, Domitian Tapınağı, Memmius Anıtı ve Herakles Kapısı var. Kuretler caddesinden sonra, mermer cadde, Ticaret Agorasından başlıyor.

DOMİTİAN MEYDANI:
Bu meydanın; güneyinde, teras üzerinde imparator Domitian adına, Efes’liler tarafından yaptırılmış büyük bir tapınak var. Altında ise, Efes yazıtlar galerisi bulunuyor. Meydanın doğusunda ise; Traianus çeşmesi ve kuzeyinde; cadde üzerinde, Memnius anıtı var.

TRAİANUS ÇEŞMESİ:
Domitian tapınağının hemen karşısında. Cadde üzerinde, iki katlı anıtlardan biri. Ortada duran, imparator Traianus heykelinin ayağının altındaki küre’ye bakın, bu küre; dünya’yı simgeliyor.

DOMİTİAN TAPINAĞI:
Efes’de bir imparator adına yaptırılmış ilk tapınaktır. Efes’liler, Roma’lılarla iyi ilişkiler geliştirmek için bu tapınağı dikmişler. Yapı: 50×10 m. ölçülerinde. Önünde. sunak var. Kentin en güzel ve en merkezi yerinde. Bu tapınak önüne: imparator Domitian’ın çok büyük bir heykeli dikilmiş olup, hırıstiyanlık dönemine girildiğinde, bu heykelin diğer heykeller gibi parçalandığı sanılıyor. Bugün, heykelin yanlızca, başı ve kolu bulunmuş ve Domitian’ın oldukça büyük ölçülerdeki kült heykeli; İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Bu tapınağın giriş altarı ise; Efes Müzesinde sergileniyor.

HERAKLES KAPISI:
Roma dönemi sonlarında yaptırılmış. Kuretler caddesini, yaya yolu haline getirmiş. Ön cephesinde; kuvvet tanrısı, Herakles kabartmaları var, ismini burdan almış.

MERMER CADDE:
Kütüphanenin önündeki meydandan; Tiyatroya kadar uzanan caddedir. Uzunluğu: 400 m.dir. MS.5 nci yüzyılda, yeniden yapılmıştır. Altından geçen kanalizasyon sistemi; denize kadar uzanır. Caddenin batı kanalı, imparator Neron tarafından (MS.54-68) yaptırılmıştır. Cadde seviyesinden yüksekte bulunan portikoya, Agoranın iki katı açılır. Mermer caddesi ile Celsus kütüphanesi arasındaki açık alanda; Auditorium’un bulunduğu, burada konuşmalar yapılıp, şiirler okunduğu, söylevler verildiği bilinmektedir.

TİCARET AGORASI:
110×110 m. boyutlarında, ortası açık, çevresinde portikler ve dükkanlar bulunan bir alan. Agora: kentin ticari ve kültürel merkezi. Mermer caddenin başlangıç noktası. Giriş kapıları ve alanı çevreleyen sütunlar dikkati çekiyor. Esas yapı: helenistik olmakla beraber, bugün kalıntıları görülen Agora, imparator Augustus döneminde yenilenmiş. Dört tarafı stoa ile çevrili, 2 katlı, çift kolonlu ve dorik üsluplu.
Evet; mermer cadde üzerinde ilerlediğinizde: Ticaret Agora’sından sonra; mermer cadde, büyük Tiyatro’ya kadar uzanıyor. Mermer caddenin sonunda, büyük tiyatro var. Tiyatronun hemen köşesinde ise; helenistik döneme ait bir çeşme var. Hemen karşısında ise; Tiyatro Gymnasium’u var.

Büyük Tiyatrodan, Limana kadar uzanan; Arcadium caddesi var. Yani: diğer ismi ” Liman Caddesi”. Ama: dikkat, liman caddesi ziyarete kapalı. Uzaktan bakarak izleyebileceksiniz.

ARCADİUM (LİMAN) CADDESİ:
İmparator Arcadianus tarafından onartıldığından, onun adına izafeten Arcadium caddesi olarak biliniyor. 530 m.uzunluğunda. 11 m. genişliğinde. Mermerle kaplı. Altından ise, pis su kanalları geçmekte. Bu kanallar, limana kadar uzanıyor. Antik dünyanın en iyi korunmuş ve en görkemli yapıları arasında. Anadolu’nun diğer antik kentlerinde, bu denli geniş ve düzgün caddeler bulunamamış.
Sağ ve solunda yer alan mermer sütunlar; bugün halen ayakta. Her iki tarafındaki revakların arkasında, butikler var. Bu caddeyi çevreleyen dükkanlarda; çocuklar için oyuncaklardan tutun da, baharattan, rengarenk kumaşlara ve tütsülere kadar, aklınıza ne gelirse satılıyormuş. Bu dükkanların altında, su yolu çıkarılmış. Şehrin sularının kesilmesi durumunda, bu su yollarından geçen kaynak sularının, devreye girdiği anlaşılmış.
Şehre gelen krallar, imparatorlar; bu cadde üzerinde karşılanmış. Önemli gösteriler, dini törenler bu caddede yapılmış. Limana gelen tüm mal ve servet, bu cadde üzerinde akmış.
Bu caddede gezerken, tiyatroya baktığınızda, tiyatro yapısının muhteşemliği gözler önüne çıkıyor. Düşünebiliyormusunuz, şehre yeni gelmiş, limana inmiş bir yabancı, şehre doğru ilerlerken, bu muhteşem yapı ile karşılaşıyorsunuz ve şehrin görkemine bir anda hayran olmamanız mümkün değil. Cadde üzerinde; kentin hıristiyanlık dönemlerinde çeşitli anıtlar yapılmış. Tam ortada, 4 sütunlu, 4 havari anıtı var, muteşem. Kuzey’de ise, 432 konsil toplantısının yapıldığı yer olan Meryem Kilisesi (Konsil Kilisesi) var. Bu yapı; liman hamamının hemen kuzeyinde, karşısında . Vedius Gymnasium, kentin kuzey ucunda. Bizans döneminde, surların hemen yanında. Caddenin kuzeybatısında, bir tapınak bulunmakta. Hadrianus Tapınağı. Bunun hemen yanında ise; imparator Neron zamanında inşa edilmiş, at nalı biçimindeki Stadyum var. Stadyumdan sonra ise bizans hamamları var.

STADYUM:
230X40 m. ölçülerinde. Panayır dağının kuzey yamaçlarında kurulmuş. Sağ cephesi, doğal kayalara oturtulmuş. Roma imparatoru Neron zamanında (MS.54-68) yapıldığı tahmin ediliyor. Doğu bölümünde: gladyatör oyunları ve hayvanlar için ayrılmış bölümler var. Sportif tüm yarışlar, oyunlar, olimpiyat düzenlemeleri, araba yarışları burada yapılmış.

BİZANS (LİMAN) HAMAMLARI:
İlk kez MS.2 nci yüzyılda yapılan hamam, MS.4 ncü yüzyılda, imparator Konstantianus (MS.337-361) zamanında onarım görmüş. Bu yüzden, buraya Konstantinus hamamları da denilmekte. Hamam, Efes’in en büyük yapılarından. Kuzey-güney yönünde, 160×170 m. ebatlarında ve 28 m. yüksekliğinde. Roma dönemi hamamlarından olmasına rağmen; doğusunda, yapının bütününü kapsayan, uzun bir salon var. Bunun; ortasında sıcaklık, iki yanında soyunma odaları var. Ortada ise; 30 m. uzunluğunda, elips şeklinde, büyük bir havuz var. Bu bölüm, duvarlara dayalı olarak 11 m.yüksekliğinde, pembe ve gri; granit sütunlarla çepeçevre kuşatılmış. Sütunların başlıkları mermerden yapılmış. Bunlar; tuğladan yapılmış tonozlu çatıyı taşıyor. Soyunma yerleri, büyük blok taşlarla yapılmış olup, oldukça kalın payelerle birbirinden ayrılmış. Her bölümün içerisinde, geniş nişler yerleştirilmiş. Kazılarda rastlanan heykellerin, bu nişlere yerleştirildiği anlaşılmakta. Hamamın sıcaklığı olan bölümün batısında, geniş ve yüksek bir salon görülmekte.
Kazılarda, birçok küp bulunması nedeniyle, buraya “sarhoşlar hamamı ” da deniliyor. Büyük bir sauna ve çeşitli banyo daireleri var. Buranın en büyük özelliği; şehre dışarıdan gelen insanların, limanda gemilerden indiklerinde, şehire girmeden önce yıkanıp temizlenmelerini sağlamak.

ÇİFTE KİLİSE-MERYEM (KONSİL) KİLİSESİ:
Buranın; hıristiyan dünyası için, son derece özel önemi var. Yapı; Meryem Ana’ya adanmış.
431-438 yılları arasında, konsillerin toplandıkları kilise. O tarihlerdeki bu toplantıya 200 civarında piskopos katılmış. Burada yapılan 3 ncü konsil toplantısında, katolizmin yani katolik dininin doğmasına karar alınmış. Kilise; dünyada hıristiyanlığın ilk 7 kilisesinden biri.
Yapı: 26.5×29.5 m. boyutlarında. MS.4 ncü yüzyılda, bazilikanın kiliseye dönüştürülmesi sırasında, batı tarafına, yeni bir yapı eklenmiş. Girişinden sonra, büyük bir antrium var. Kilise kısmına geçmek için, tabanı mozaikli bir yerden geçiliyor. Vaftiz yerinin ortasında da; vaftiz havuzu ve duvarlarında haç figürleri var. MS.7 nci yüzyılda, kilisenin apsisinde açılan bir kapı ile; ikinci bir kilise inşa edilmiş. Bu nedenle; buraya, çifte kilise de deniliyor. Bu yeni açılan bölümde: din adamlarının ikametlerine ayrılan kısımlar bulunuyor. Meryem Ana adına sunulan ilk kilise olması nedeniyle, kilise ve çevresi, dini bir merkez durumunda. Yapı; MS.11 nci yüzyılda, Roma döneminde, bir bazilikaya dönüştürülmüş.

HADRİANUS TAPINAĞI:
Yapımı; MÖ.350 yıllarına tarihleniyor. Girişindeki frizde; Efes’in 3000 yıllık kuruluş yani Androklos efsanesi betimlenmiş. Yine bu sitede; Efes şehrinin kuruluş öyküsü yazı dizisinde, bunu bulabilirsiniz. Evet, devam ediyorum. Burası; imparator Hadrianus adına, anıt tapınak olarak inşa edilmiş. Korint düzenli bir yapı. Girişte ortada iki yuvarlak sütun ile yanlarda dikdörtgen birer paye var. Alınlıktaki temel üzerinde, Hadrian adlı zafer tanrıçası Tyche’nin kabartması görülüyor. Hatırlarsanız; bu tapınağın giriş kapısı, kent içine taşınmış. Daha önce bu giriş kapısını görmüştük.

BÜYÜK TİYATRO:
Efes harabelerinin en güzel yapılarından biri. Oldukça sağlam kalmış ve bir süre öncesine kadar, Efes Festivali gibi şenliklerde rahatlıkla kullanılmış. İlk kez, helenistik dönemde yapıldığı bilinmekte ise de, bugüne gelen tiyatronun, imparator Cladius zamanında, yeniden inşa edildiği ve imparator Trianus (MS.98-117) zamanında ise tamamlandığı bilinmekte.
24 bin kişi kapasitesi var. Antik dünyanın, en büyük tiyatrosu. Çok süslü ve 3 katlı sahne binası tamamen yıkılmış. Yapıldığında: 18 m. yükseklikte imiş. Boyutları ise: 25×40 m. Sahnenin arka duvarları: son derece süslü ve nişler içindeki heykellerin bulunduğu bir görünüm taşımakta. Akustuğin çok iyi olduğu tiyatroda, sahnenin görünmesini sağlamak açısından, trübün yani oturma yerleri çok dik inşa edilmiş. Oturma basamakları, 3 bölümlü. Her bölüm ise, 22 şer basamaklı. MS.54 yıllarında, St.Paul’un, bu tiyatroda, Efes halkına seslendiği ve büyük tepkiyle karşılaştığı rivayet edilir.
Tiyatronun ön kısmında; oldukça sağlam ve iri taşlardan yapılmış; soyunma yerleri, belirgin şekilde görülüyor. Bu mekanlar, günümüzde, Efes Festivali için, sanatçıların soyunma yerleri olarak kullanılmakta.

TİYATRO GYMNASİUM:
Hem okul ve hem hamam olarak kullanılmış. Yapının; avlu kısmı açıkta. Burada; tiyatroya ait mermer parçaları, restorasyon amacı ile sıralanmış. MS.2 nci yüzyıla tarihlenen yapıdan, günümüze çok az kalıntı kalmış. Planlı bir yapı olan eserde, atletizm oyunlarının yapıldığı bilinmekte ve yarışmaların yapıldığı bir avlu ve bu avluyu çevreleyen portika, halen görülebilmekte.

Evet; buraları da izledikten sonra, çıkış kapısındayız, antik kentten çıkıyoruz.

Yazıyı Paylaş
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay

Benzer Yazı Başlıkları

Tags: , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Gezi Yazıları Arsivi

Translator