Bolu Mengen

Bolu Mengen

Buyurun, dünyanın en lezzetli yemeklerini yapmayı beceren insanların diyarına, burası yemek ustalarının  memleketi. Her ne kadar, burada yiyecek pek bir şey bulamazsanız da, unutmayın ki, buranın insanı, dünyada yemek üzerine büyük üne sahipler.

Ben; birçok kez gittim. Hatta, bir keresinde, Aşçılar Festivaline gittim, ancak İlçenin hemen ilerisindeki koruluk alanda yapılan festival etkinliklerinde, o kadar kalabalık idi ki, maalesef bu keşmekeş te, herhangi bir şey yiyemeden geri dönmek zorunda kaldım.

Dümdüz bir ovalık yerde ki bu şirin ilçede, Gerede yolu çıkışında bulunan bir benzin istasyonunda; güzel ev yemekleri yediğimi hatırlıyorum. Bir  de; gerek bürokrat ve gerekse üst düzey ekonomik geliri olanlar, yaşam ortamlarında, aşçı olarak sadece Mengen nüfusuna kayıtlı aşçıları aradıkları ve tercih ettikleri.

Bolu Mengen

ULAŞIM

Mengen: Zonguldak yöresini, D-100 kara yoluna bağlayan, yol güzergahı üzerinde, D-750 kara yolu üzerindedir. Mengen-Devrek arası uzaklık: 42 km. Mengen-Bolu arası uzaklık: 56 km. Mengen-Gerede arası uzaklık: 33 km. Mengen-Ankara arası uzaklık: 236 km. Mengen-İstanbul arası uzaklık: 372 km.

TARİH

Yörenin tarihi geçmişi incelendiğinde, MÖ.74 yılında Bitinya krallığı, daha sonra Romalılar ve Bizanslılar ve son olarak, 1395 yılında, Osmanlılar görülür. Yöre toprakları, bu tarihte Konuralp tarafından fethedilerek, Osmanlı topraklarına katılmıştır.

1948 yılına gelindiğinde, yörede, 60-70 haneden oluşan bir yerleşim topluluğu bulunmasına rağmen, günümüzde, 1400 mesken ve 300 civarında iş yeri bulunmaktadır. Dolayısı ile, bölgedeki hızlı gelişim, bu rakamlar ile görülüyor.

Mengen isminin kelime anlamının: mengeç (yün eğirmekte kullanılan mekik), mengü (ölümsüz ebedi su, ab-ı hayat), mengel (ayak bileğine  takılan süs bileziği, hal-hal) olduğu tahmin ediliyor.

İlhanlı diline göre ise: Mang ve Meng kelimeleri: adım atmak anlamında kullanılmaktadır. Bu kelimeler, zaman içinde türeyerek, Mengen olarak günümüze ulaşmıştır.

Bolu Mengen

GENEL

Coğrafi özellikler değerlendirildiğinde: Mengen havzasının çanak şeklinde bulunduğu görülür. Bu çanağın civarındaki yükseltiler, 1654 metre ile 1050 metre arasında değişerek yükselip, alçalmaktadır. Bitki örtüsü olarak: orman geniş yer tutmaktadır. İlçe topraklarının, büyük bölümü ormanlarla kaplıdır. Bu orman alanları, Türkiye ortalamasının çok üzerindedir.

İklim durumuna bakıldığında: yörede Karadeniz ikliminin etkileri görülür. Yıllık sıcaklık farkları çok yüksektir. Bu nedenle: ilkbahar ve sonbaharda, önemli ölçüde yağışlar görülür.

İlçe halkının büyük bölümü, ülkemizin belli-başlı metropol şehirleriyle sürekli irtibat halindedir ve aşçılık, yaşantılarında öne çıkmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak, büyük şehir yaşantısına alışık bu toplum, kendi ilçesine geldiğinde de, gayet sosyal bir yaşam tarzı ortaya koymaktadır. Yani: Mengen, gerçekten gelişmiş bir görünüm sunuyor.

İlçede, eğitim-öğretim açısından öne çıkan bir yer var. Anadolu Aşçılık-Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi. Bunun devamında ise, Bolu-Abant İzzet Baysal Üniversitesine bağlı, Meslek Yüksek Okulu. Bu okul: 1997-1998 eğitim-öğretim yılında, 21 öğrenciyle eğitime başlamış ve günümüzde, 100 civarında öğrenciyle devam etmektedir. Meslek Lisesinde ise: yaklaşık 450 civarında öğrenci eğitim görmektedir.

Mengen denilince, burası ile bütünleşmiş bir de fabrika var. Werzalit ürünler (masa, sandalye gibi) üretilen bu fabrika, gerek çalıştığı ilçe halkı ve gerekse uzun yıllardır burada olması ile biliniyor. Bir kısım Mengenli ise, Gökçesu bölgesindeki kömür ocaklarında çalışmaktadır. Diğer Mengenlilerin ekonomik faaliyetleri ise: tarım, ormancılık, hayvancılık gibi ekonomik faaliyetlerde yoğunlaşmıştır.

AŞÇILIK

1453 yılında, Fatih Sultan Mehmet’in; İstanbul’u fethedince, saray mutfağını, Mengenli Yakup Ağa adlı Paşa’ya kurdurduğu söylenir. Bunun sonucunda: Mengenli Yakup Ağa; yakınlarını ve hemşerilerini saray mutfağında görevlendirmiş ve böylece, aşçılık, Mengenlilerin bir ata mesleği haline gelmiştir.

AŞÇI FESTİVALİ

İlçede, her yıl, Ağustos ayının ilk haftası: Cumartesi ve Pazar günleri;  “Mengen Aşçılar Festivali” düzenleniyor. Festival, ilk olarak:1981 yılında düzenlenmiştir. Festivalin amacı: bütün aşçıların bir araya gelmesi ve mutfak becerilerini sergilemeleridir. Ayrıca: yemek yarışmaları, stant açılışları ve müzik ve eğlence programları düzenlenmektedir.

Festival tarihçesine bakıldığında yaşanan bazı ilkler şunlardır: 4 metre boyunda döner, 101 metre uzunluğunda şiş kebap, 4.5 metre çapındaki tencerede hazırlanan 10.000 porsiyon kapasiteli Mengen pilavı. Özellikle: mutfak alet, araç ve gereçleri üreten firmalar, bu festivale sponsor oluyorlar.

Yazımın başında da belirttiğim gibi, iki kez, bu festivale katıldım. Ama yoğun ziyaretçi akını nedeniyle, her ikisinde de yapılanlardan tatma imkanı olmadı, çünkü gerçekten çok kalabalık.

Gerek Mengenli olup başka yerlerde çalışan aşçılar ve gerekse davetli olarak gelen ziyaretçiler, muhteşem bir festival, bir zamanlar özellikle, “Savaş Ay” bu festivalin daimi konukları arasındaydı, ayrıca yine bu festivalin uzun süreli sponsorları arasında, ünlü mutfak araç-gereci üreten firmalar var.

NE YENİR

Mengen’e yolunuz düşerse, festival  dönemi dışında, ev yemekleri yiyebileceğiniz birkaç yer var. Ama, burada mutlaka yöresel lezzetleri tatmak isterseniz: kedi batmaz (mısır unu, ceviz içi, kaz ciğeriyle yapılır), kaldırık dolması (kaldırık yaprağı, ormanda bulunan kaldırık ağacından toplanır), Mengen pilavı ve höşmerim.

GEZİLECEK YERLER

Bolu Mengen Gelin Kayası

GELİN KAYASI

Güneyhisar mahallesindedir.

Pazarköy istikametinde giderken: yolun solundaki kayaları izlemelisiniz. Bu kayalara dikkatli baktığınızda: sanki duvak ve ferace giymiş bir gelin görünümündedir. Kayaların bu şekil alması hakkında, yörede anlatılan bir efsane var. Şöyle ki: “ Eski dönemlerde, burada bulunan köyün en güzel kızına, dünür gelir.

Kızın ailesi, kıza hiç sormadan, gelen dünürlere, kızı verirler. Ama, kızın gönlünde başka bir aslan yatmaktadır. Gönlündeki aslan ile evlenmek için, Allah’a sürekli yalvarır. Ama, bu arada gelin kızın düğün işlemleri devam etmektedir.

Hatta, gelin alma alayı hareket eder ve tam bu kayaların yanından geçerken, gelin kız “Allahım beni taş et de, o eve varmayayım” diye yine Allah’a yakarır. Bunun üzerine: duası kabul olur ve hemen oracıkta taş kesilir.

Bolu Mengen Ağalar Yaylası

AĞALAR YAYLASI

İlçe merkezine 15 km. uzaklıkta: Ağalar ve Babahızır köyleri arasındadır. Yayla; orman ağaçları ile çevrili olup piknik açısından muhteşem güzel bir yer.

Bolu Mengen Akçakoca Yaylası

AKÇAKOCA YAYLASI

Mengen-Gerede-Eskipazar sınırlarının kesiştiği yerde, ilçe merkezine 30 km. uzaklıktadır. Yaylanın en büyük özelliklerinden biri de; Karaşeyhler çıkışında, Kabalaklı bölgesinde doğal kaynak suyunun bulunduğu yerde yapılmış olan: alabalık üretme tesisidir.

Bolu Mengen Mamatlar Yaylası

MAMATLAR YAYLASI

İlçe merkezine, yaklaşık 30 km. uzaklıktadır. Mamatlar köyü yakınlarındadır. İlçenin en güzel yaylalarından olup, orman ağaçlarıyla çevrilidir. Bunun dışında, bol miktarda meyve ağacı bulunması ile tanınır. Mamatlar Yaylasına yolunuz düşerse: burada, sizi yaşları yaklaşık 800-900 yıllık olduğu tahmin edilen, iki adet meşe ağacı karşılayacak. Bu anıt ağaçların, gövde çapları: 2 metreden fazla.

AĞALAR GÖLÜ

İlçe merkezine 6 km. uzaklıkta, güney batıdadır. Göl kıyısında piknik ve mesire yerleri var. Bu özellikleriyle, ilçede yaşayanlar tarafından yoğun olarak tercih ediliyor.

ŞİRİNYAZI GÖLETİ

İlçe merkezine bağlı, Bürnük köyündedir. Gölet, Orman İşletmeleri tarafından, orman yangınlarına müdahale için yapılmış ve zamanla balıklandırılmıştır. Ortalama derinliği, 5 metre civarındadır. Piknik ve mesire yeri olarak kullanılıyor ve aynı zamanda, olta balıkçılığı yapılabiliyor.

Devrek tanıtımı.

Gerede tanıtımı.

Bolu tanıtımı.

 

 

Bolu Kıbrıscık

Bolu Kıbrıscık


Bolu ilinde yaşarken, Kıbrıscık ilçesine birkaç kez gittim. Yolu zor. Yani, ulaşım nispeten sıkıntılı. İlçe merkezine vardığınızda, küçük bir yer. Ama, benim hafızamda Kıbrıscık denilince, nüfusunun tümü eğitimli, hatta büyük kısmı yüksek öğrenim yapan bir insan topluluğu ve muhteşem lezzetli bir pirinç geliyor.

Buraya yolunuz düşerse, mutlaka Kıbrıscık pirincini tatmalısınız. Giriş kısmı için son bir not: Kıbrıscık yöresine yaklaştığınızda, arazide o kadar çok taş göreceksiniz ki, sanki buraya yağmur değil, gökten taş yağmış diye düşünmemek ve şaşırmamak elde değil.

Bolu Kıbrıscık

ULAŞIM

Kıbrıscık ilçesi, bağlı bulunduğu Bolu il merkezine, 65 km. uzaklıktadır. Kıbrıscık-Beypazarı arasındaki uzaklık ise, 52 km. dir. Kıbrıscık-Seben arasındaki uzaklık: 50 km. İlçe merkezinden her gün sabahında, Bolu il merkezine ve Beypazarı’na otobüs gitmektedir. Özellikle, Beypazarı üzerinden buraya ulaşan yol, gerçekten çok sıkıntılıdır.

TARİHİ

Kıbrıscık: Osmanlı devletinin ilk kuruluş dönemlerinden itibaren, Bitinya olarak bilinen Bolu yöresinde, Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Bu dönemde, uzun süre, Kıbrıscık yöresinde yönetim, halk tarafından seçilen ayanlarca yürütülürdü. Ancak, yine aynı dönemde, bu ayanların bağlı bulunduğu voyvoda idarelerinin sert tutumları sonucu, bölgede çok sayıda çatışma ortamı çıkmıştır. Ancak, Kıbrıscık yöresindeki ayanların, uzun yıllar gayet iyi yönetim gösterdikleri ve bu çatışmaların olmadığı bilinir.

Evet günümüzde de, Kıbrıscık yöresinde birçok köyde, “Ayanlar” olarak anılan sülaleler bulunmaktadır. Bunların, eski dönemlerdeki yöneticilerin soyundan geldikleri söylenir. 1864-1907 yılları arasındaki dönemlerde, Kıbrıscık yöresinin, Kastamonu iline bağlı Bolu sancağının bir bucağı olduğu görülür. 1908 yılında ise, II. Meşrutiyetin ilanı ile birlikte Bolu il ve Kıbrıscık Bolu ilinin bir bucağı haline gelir. 1958 yılına gelindiğinde ise, Kıbrıscık yöresinin, Bolu ilinin bir ilçesi olduğu görülür.
Gelelim, yörenin isminin nereden geldiğine:

Bir söylentiye göre: yerleşim yeri, ilk çağda “Siberis” denilen bir ırmağın (günümüzdeki adı: Aladağ çayı) kollarından biri olan “Uludere” kıyısında konuşlanmıştır. Siberis kelimesinin diğer bir söyleniş biçimi “Kyberis” tir. Bunun Hitit dilindeki anlamı “iyi, güzel, kutlu, kutsal” demektir. Siberis kelime olarak “Kutsal gürsü” demektir. Bu kelime türetilerek, Kıbrıscık isminin Kyberis kelimesinden geldiği düşünülmektedir.

Diğer bir söylentiye göre: Kara Tatarlar, Orta Asya bölgesinden göçüp gelerek, günümüzdeki Kayseri yöresine yerleşirler. 1402 yılındaki Ankara savaşı öncesinde, Yıldırım Beyazıt, Kara Tatarların gençlerini Osmanlı ordusuna katar. Ancak, Ankara savaşında bu Kara Tatarlar, dil ve görenekleri bakımından kendilerine yakın gördükleri Timur tarafını seçerler ve Yıldırım Beyazıt’a ihanet ederler. Savaşın kazanılması üzerine, Timur, Kara Tatarlardan Karadoğan Beye Kıbrıscık ve çevresini verir ve bunlar, Bolu’ya gelirler.

Ancak: bu arada, Timur’un hazinesine göz dikerler. Ancak, Timur bunu sezinler ve yöreye yerleşen Kara Tatarları tehdit eder. Kıbrıscık bölgesine çekilen Karadoğan Bey ve çevresi ise, Timur’un bu tehditlerine karşı “kır bizni ketmeyiz” diyerek kafa tutarlar. Bu söz nedeniyle: yöreye “Kıbrıscık” ismi verilir. İlçe merkezine ise “Karadoğan” denilir.

Son olarak: 1519 yılından, 1950’li yılların sonuna kadar, bölgenin adı “Kıbrıs” olarak kullanılmış ve bu tarihten sonra kelimenin sonuna “cık” takısı eklenerek “Kıbrıscık” olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Bolu Kıbrıscık

GENEL

İlçe merkezi 621 km. karelik bir alana sahiptir. Denizden yükseklik: 1130 metredir. Köroğlu dağlarının volkanik faaliyetleri nedeniyle, yöre arazisi, volkanik-siyah ve sert bazaltlardan meydana gelmiştir. İlçenin güney sınırına yakın yerler ise, çıplak tepelerden oluşur. Kuzeydeki Köroğlu dağları üzerinde ise yaylalar görülür.

Bölgenin en büyük sıkıntısı ve özelliği: ilçe dışına göç vermesidir.

Yöre, konum olarak Karadeniz bölgesinde bulunmasına rağmen, İç Anadolu bölgesinin karasal iklimi egemendir. Yaz ve sonbahar dönemlerinde yoğun yağmurlar görülür. Diğer mevsimler ise kuraktır. Kışlar soğuk ve karlıdır.

KIBRISCIK PİRİNCİ

Kıbrıscık ilçesine özgü bu pirinç türü: çok lezzetlidir. Bu lezzetin: yörede içme suyu olarak kullanılan, Köroğlu dağlarının sularının, çeltik tarlalarında da kullanılmasından kaynaklandığı söylenmektedir. Ayrıca: çeltik tarlalarının, 200-300 metre derinlikteki vadilerde bulunması, pirincin lezzetini arttırır. Ancak: pirinç yetiştirilen alanların azlığı nedeniyle, bu pirinci bulmak güç, yani az yetiştiriliyor. Ama, yine de, bu muhteşem lezzetli pirinç ile yapılan pilavın, bir hafta boyunca bayatlamadığı söylenir.

Evet: kaya kiliseleri ve Elliönü adı verilen mağaraların bulunduğu kayalık vadide, birçok çeltik tarlası bulunuyor. Bu çeltik tarlalarının, görenler ve bilenler tarafından Asya ülkelerindekine benzerlikleri gündeme getiriliyor.

Evet, bölgedeki mağaralara ulaşmak isteyenler, pirinç tarlaları arasındaki taşlara basarak ve sulara düşmeden ilerlemek zorunda kalıyorlar.
Evet, çok az üretilen Kıbrıscık pirinci, büyük boyutu ve lezzetiyle gerçekten yoğun olarak tercih ediliyor.

KONAKLAMA

Kıbrıscık Belediyesi tarafından, ilçe merkezinin kuzeyinde “Köroğlu Dağ Evleri” adı altında, 8 tane, ahşap dağ evi yaptırılmıştır. Bunlar: ilçe merkezinin kuzeyinde, su deposu mevkiinde bulunmaktadır. Evler, 2 katlı olarak döşenmiş olup, evler gecelik olarak ziyaretçilere kiralanmaktadır. Soba ile ısıtılan evlerde konaklamak isteyenlerin, Belediye görevlileriyle görüşmeleri gerekmektedir. (374-4412394)
Bunun dışında, Kıbrıscık Öğretmenevinde konaklamak isterseniz, telefon numarası: 374-4454189

NE YENİR/NE İÇİLİR

Kıbrıscık yöresine yolunuz düşerse: acem pilavı tatmanızı öneririm. Haşlanan tavuk eti ile yapılan bu pilavı beğenmemek mümkün değil. Yine yöresel lezzetlerden tatmak isterseniz: malama, mıhlama ve höşmerim önerebilirim.

Bolu Kıbrıscık

GEZİLECEK YERLER

KARAGÖL

Kıbrıscık-Beypazarı kara yolu üzerinde bulunan burası, bir Orman içi dinlenme yeridir. İlçe merkezine 22 km. uzaklıktadır. Göl: 1 hektar büyüklüğünde ve oldukça derindir. Çevresi ise, tamamen ormanlık alandır. Gölde, kamp yapmak için uygun bölgeler bulunmaktadır.

Ayrıca: gölde, çok sayıda yaban ördeği bulunması, buranın bir avlak alanı olarak da kullanılmasını sağlar. Evet, Karagöl Milli Parkı yöresinde, konaklamak için motel ve bungalov evler bulunuyor.

Bolu Kıbrıscık

YAZICA KÖYÜ

İlçe merkezine bağlı bu köy: antik çeşmesi ve yayla konaklarının benzersiz mimarisiyle önem kazanmaktadır. Pek çok evin pancurları kapalı olmasına rağmen, bir kısmı halen kullanılmaktadır.

Beypazarı tanıtımı.

Seben tanıtımı.

Bolu tanıtımı.

Bolu Yeniçağa

Bolu Yeniçağa


Yeniçağa denilince: Ankara-İstanbul arasındaki ulaşımda otobanda iseniz uzaktan özellikle “Yeniçağa” gölünün güzelliğini görebilirsiniz. E-5 karayolundan geçerseniz, bu kez bu gölün güzelliğini daha yakından görebilirsiniz.

Bunun yanında: bir zamanlar, yani otoban olmadan önce, muhteşem hareketli olan bu yöre, otoban ile günümüzde nispeten azalan bir yoğunluk ve kalabalık barındırmaktadır. Yine de, burada her zaman birçok Tır ve Tır tamir mekanı görebilirsiniz.

Bolu ilinin en ağaçsız, hemen komşusundaki Gerede ile kültürel olarak tam ters olan bu ilçe zamanı olanlar için ve özellikle Yeniçağa gölünü görmeniz için, mutlaka gidilmesi gereken bir yerdir. Evet, yöreye yolu düşenler, Yeniçağa gölü için mutlaka zaman ayırmalısınız.

Bolu Yeniçağa

ULAŞIM

Bağlı bulunduğu Bolu iline 39 km. uzaklıktadır. Ankara-İstanbul D-100 ilçe merkezinden ve TEM otoyolu ilçe merkezinin güney yanından geçmektedir. Yeniçağa-Ankara arasındaki uzaklık: 150 km. Yeniçağa-İstanbul arasındaki uzaklık: 305 km. Yeniçağa-Mengen arasındaki uzaklık: 23 km. Yeniçağa-Gerede arasındaki uzaklık: 15 km. Yeniçağa-Dörtdivan arasındaki uzaklık: 9 km. Yeniçağa-Göynük arasındaki uzaklık: 137 km. Yeniçağa-Kıbrıscık arasındaki uzaklık: 100 km. Yeniçağa-Mudurnu arasındaki uzaklık: 89 km. Yeniçağa-Seben arasındaki uzaklık: 88 km. dir.

TARİHİ

Çağa olarak isimlendirilen yörede, tarihi süreç içinde etkinlik gösteren uygarlıklar şunlardır: Hititler, Frigyalılar, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Helenistik dönem, Roma, Bizans, Selçuklu, Moğo ve Osmanlı imparatorluğudur. Ancak, Bitinya kurulana kadar, bölgede yaşadığına inanılan toplumlara ait herhangi bir kalıntı bulunmamaktadır.

Bitinya dönemi ise: Bolu-Gerede-Çağa bölgeleri için önemlidir. Çünkü: Türkler, bu dönemde bölgeye girmişlerdir. Ayrıca: gerek Gerede ve gerekse Çağa bölgeleri, bu dönemde, Bitinya denilen devlet idaresine girmişlerdir. Bu dönem, Romalılar ile biter. Ancak, bölgenin adı “Bitinya” bölgesi olarak kullanılmaya devam eder.

Hatta, tarihi süreç içinde, gerek Bergama ve gerekse Bitinya topraklarının, savaşarak değil vesayet yolu ile Romalılara bırakıldığı da bir gerçektir.
Roma döneminde, bölge imar edilir ve güzelleştirilir. Bizans döneminde ise, bölge, bir şehir olacak şekilde büyür.

1071 Malazgirt savaşı ardından ise, Batıya giden yollar üzerinde bulunması nedeniyle, bölge, Türkler tarafından fetih edilir. Anadolu Selçuklu devletini oluşturan eyaletlerden biri haline gelir.
Bölgede: Türkler, Caka Bey isimli bir Oğuz beyinin çevresinde toplanır ve Çağa deresi yöresine yerleşirler. Caka Bey: Anadolu’da birçok yeri, Bizanslıların elinden almış ve bu bölgelere Türklerin yerleşmesini sağlamış büyük bir Türk Beyidir.
Yöreye: “Çağa” ismi: bu Oğuz Beyinin ismine atfen konulmuştur.

Evet, Çağa: Oğuz Türkleri tarafından kurulur, gelişir ve imar edilir. Önceleri büyük bir yerleşim yeri iken, sonradan küçülür ve önemini kaybeder. 1900’lü yılların başlarına gelindiğinde ise, Çağa yöresinde büyük felaketler görülür. Bölgede, üst üste dört büyük yangın yaşanır. Çünkü: yerleşim yeri dar bir vadide kurulmuştur ve evler-binalar birbirine çok yakın ve ahşaptır. Yangınlar sonucu, Çağanın büyük bölümü yanar ve yok olur ve yüzlerce yıllık kültür yok olur. 1909 yılındaki en büyük yangın sonucunda, Çağanın başka bir yere taşınmasına karar verilir.

Çağa gölünün güneyinde kalan Gölağzı bölgesine yeni yerleşim yeri kurulur ve ismi “Reşadiye” olur. 1910-1911 yılları arasında Reşadiye bölgesinde imar faaliyetleri yapılır ve halk yeni yere göç etmeye başlar.

Reşadiye gün geçtikçe büyür, çünkü Ankara-İstanbul kara yolu, Reşadiye’nin içinden geçmektedir. Ekonomi gelişir ve bölgeye hızla göçler gelir. 1934 yılına gelindiğinde ise, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk; bölgeyi ziyaret eder. Bu ziyaret sırasında: halkın nereden geldiğini sorduğunda; Çağa alır, Çağanın yanıp yok olması sonucu halkın buraya geldiğini öğrenince: oranın “Eskiçağa” buranın ise “Yeniçağa” olarak anılmasını ve isminin değiştirilmesini ister.

Böylece: yöreye “Yeniçağa” ismi verilir. Ama bölgenin felaketleri bununla bitmez. 1944 yılına gelindiğinde, bu kez yine bölgede büyük bir deprem olur ve halkın büyük bölümü, yöreyi terk eder.

Bolu Yeniçağa

GENEL

Bölge: ülkemiz coğrafyasında “Batı Karadeniz” bölgesinde yer almaktadır. Yeniçağa; küçük bir ovanın içinde, Yeniçağa gölü ile yan yanadır.
İlçe merkezinin denizden yüksekliği 990 metredir. Bölgenin en büyük coğrafi özelliği: ilçe merkezine çok yakın, kuzeyde ve kendi adıyla anılan, yaklaşık 400 hektarlık Yeniçağa gölüdür. Göl çevresinde, ilçenin kalan arazisi engebeli ve dağlıktır.
Bölgede: Batı Karadeniz iklim şartları egemendir ve buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve yağışlı geçmektedir. Doğal bitki örtüsü ormandır.
Yöre insanının ekonomik etkinlikleri şöyle özetlenebilir ki: nüfusun yarısı aşçı, diğer yarısı ise Tır şöförüdür. Çünkü: yörede, çok sayıda “Tır” görmek mümkündür.

ŞAİR DERTLİ ANMA GÜNÜ

Her yıl, Temmuz ayının 2’nci haftasında, Şair Dertliyi Anma Festivali düzenlenmektedir. Bu festivalde: şairin şiirleri yaşatılarak, gelecek nesillere aktarılmaktadır.
Peki: Şair Dertli kimdir? Yörenin Şahnalar köyünde 1772 yılında doğmuştur. Aruz edebiyatı ile güzel şiirler yazmıştır. Mizaha ve tabiata yönelik şiirleri, günümüze kadar ulaşmıştır.

NE YENİR/NE İÇİLİR

Yeniçağa yöresine yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz: söze önerim: höşmerim ve yaprak sarması olabilir. Mantı ve Erişte de deneyebilirsiniz.

NE SATIN ALINIR

Bölgede, buraya has bir şeyler satın almak isterseniz: Yeniçağa kolonyası olabilir.

Bolu Yeniçağa

GEZİLECEK YERLER

ESKİÇAĞA KÖYÜ

İlçenin en eski yerleşim yeridir. Günümüzdeki ilçe merkezine 8 km. uzaklıktadır.
Burada: 14’ncü yüzyılda Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmış bir külliye bulunmaktadır. Külliye içinde: cami, hamam ve türbe var. Yıldırım Beyazıt, 1402 yılında, Ankara savaşına giderken, ordularını burada toplamış ve bir süre kalmış, bulunduğu süre içinde, buraya bu külliyeyi yaptırmıştır.

Buradaki “Yıldırım Camisi”: dikdörtgen planlı ve basit bir yapıdır. Özellikle: iç süslemelerini görmenizi öneririm. Türbe ise: Yıldırım camisinin doğusundadır. Kare planlıdır. Osmanlı-Türk mimarisinin bir örneği olarak ilgi çekmektedir. Ama, zamanla harap olmuş durumu içler acıtmaktadır.

Son olarak burada bulunan hamamdan söz etmek istiyorum. Hamam: bölgenin kuzeybatısındadır. Yapı: oldukça büyük ve süslüdür. İki kubbe ile örtülüdür. Kurnaların bir kısmında: Bizans döneminden kalma ayna taşlarının kullanıldığı dikkati çeker. Duvarlar ise moloz taştan yapılmıştır. Üst bölüm, kiremit örtülüdür.

ŞEHİR HAMAMI

İlçe merkezindeki bu tarihi mekan: Sultan V. Reşat zamanında yaptırılmıştır. Daha sonraki dönemde, Belediye tarafından orijinal özellikleri korunarak restore edilmiştir. Buralara yolunuz düşerse: mutlaka bu hamama uğramalı ve bu muhteşem güzelliği yaşamanızı öneririm. Saunası ve hijyenik şartları, kullanıma çok uygun.

Bolu Yeniçağa Gölü
Bolu Yeniçağa Gölü

 

Bolu Yeniçağa Gölü

YENİÇAĞA GÖLÜ

Ankara-İstanbul kara yolundan geçerken, bu gölü mutlaka görürsünüz. Göl ve çevresi, tabii güzellikleriyle dikkati çeker. Ayrıca: çeşitli göl kuşlarını barındırır. Göl kıyısında, kıyı boyunca uzanan ağaçlar, göl kıyısını bir mesire ve günübirlik piknik yeri haline getirmiştir. Ayrıca, birkaç tane turistik tesis de var.

Göl ve çevresi: Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından, uluslar arası Ramsar şartları kapsamında korunması gereken sulak alan olarak ilan edilmiştir. Sanırım, gelecekte göl ve çevresi, yeni bir kuş cenneti olacaktır, yeter ki koruma tedbirleri sürdürülsün. Bu arada: amatör olta balıkçılığı meraklıları için, avlanma sezonu dışında, gölde balık avlamak mümkündür.

Abant gölünün dört katı büyüklüğündeki gölde: gerçekten muhteşem büyük göl balıkları avlamak mümkündür. Ancak: gölde yüzülmez. Çünkü: kıyıdan genişçe bir bölgede sığ gibi görünse de, içine girildiğinde göl birden derinleşmekte ve üzerindeki her şeyi içine çekmektedir. Yani: yöreye yolu düşenlere, göl de yüzmeyi sakın denememeleri tavsiye edilir.

Yeniçağa gölünü tanıtan birkaç kelime yazıyı, göl ile ilgili anlatılan bir efsaneden söz ederek bitirmek istiyorum. Efsane şöyle: “ gölün bulunduğu yerde daha önce bir köy vardır. Bu köyde yaşayan insanlar, kazandıkları ile yetinmezler, hallerinden memnun olmazlar, fakirlere yardım etmezlermiş. Sıcak bir yaz günü: ihtiyar; aç-susuz bir adam köye gelir. Köydeki evlerin kapılarını tek tek çalarak, bir parça ekmek, bir yudum su ister. Ancak, köydeki hiçbir kimse, bu yaşlı adama yardım etmez. Yaşlı adam, köyden çıkmadan önce, son bir eve rastlar ve evin kapısını çalar. Kapıyı açan kadın, yaşlı adama; evinde sahip olduğu yiyecek bir parça etmek ve bir tas ayranın yarısını verir.

Evet: bu yaşlı adam Hızır’dır ve köy ahalisini sınamaktadır. Hızır: kendisine yardım eden son evdeki kadına: çocuğunu alarak köyü terk etmesini söyler. Çünkü: köy halkı, büyük suç işlemiş ve helak olacaktır. Kadın, bunun üzerine, çocuğunu alarak köyü terk eder ve bu sırada, köy sular altında kalır. Ancak, kadın yine de dayanamaz ve geri dönerek, felaket esnasında köye bakar. Ancak: o anda sırtındaki çocuk ile taşa dönüşür.

Evet: bu bir efsane ama anlatılanların devamında, yaşlı kadının, sırtında çocuğu ile taşa dönüştüğü anlatılıyor ve bu taşın, Şahnalar köyü mezarlığında bulunuyor iken, tarihin bir döneminde, buradan çalınarak İngiltere’ye götürüldüğü söyleniyor.

ŞAİR DERTLİ ANIT MEZARI

Bölgeye bağı Şahnalar köyünde doğan ünlü halk ozanının mezarı: D-100 kara yolu üzerinde bulunan “Şair Dertli Dinlenme Tesisleri” yakınındadır.
Şair Dertlinin şiirlerinden bir örnek “telli sazdır bunun adı, ne ayet dinler ne kadı”

Mengen tanıtımı.

Gerede tanıtımı

Dördivan tanıtımı.

Bolu tanıtımı.