Mısır Kahire Büyük Mısır Müzesi

Müzenin açılış ve kapanış gün ve saatleri:

Cumartesi-Çarşamba arasında: 08.30-19.00

Diğer günler: 08.30-19.00 arasında açıktır.

Bilet ücreti: 1450 Mısır Lirasıdır.

Müzede flaş, tripot veya monopod kullanılmadan, SLR kameralarla ve cep telefonlarıyla fotoğraf çekmek serbesttir.

Ancak Tutankhamun galerisinde sadece cep telefonuyla fotoğraf çekimine izin verilmektedir.

Büyük Kahire Müzesi

Yeri:

Kahire şehrinin hemen dışında, Giza Pilatosunda, Piramitlerin yanındadır. Yaklaşık 2 km uzaklıktadır.

Kahire Büyük Mısır Müzesi

Önemi:

Tek bir medeniyete adınmış dünyanın en büyük müzesidir.

 

Hikayesi:

Büyük Mısır Müzesinin temel atma töreni, 2002 yılı başlarında yapılmıştır ancak bu aşamada yeni müze kompleksini inşa edecek herhangi bir mimarlık veya inşaat firması henüz seçilmemişti.

Mısır hükümetine göre, Büyük Mısır Müzesinin tasarımına ilişkin ana sözleşme kapsamlı bir uluslararası yarışmanın ardından, 2003 yılında İrlandalı mimarlık firması Heneghen Peng e verilmiştir.

Ancak toplamda 6 ülkeden 13 şirketten 300 kişilik bir ekip projenin tasarım aşamasına katkıda bulundu.

Kahire Büyük Mısır Müzesi

Büyük Mısır Müzesinin inşaatı 3 ayrı aşamada gerçekleşti.

Büyük Mısır Müzesinin ilk maliyeti, yaklaşık 500 milyon dolar olacağı tahmin ediliyordu.

Ancak gecikmeler, değişiklikler ve diğer faktörler kompleksin nihai fiyatını 1 milyon doları aştı.

Büyük Mısır Müzesine taşınan ilk eserlerden biri, daha önce Kahire Ramses Meydanı olarak bilinen bir trafik kavşağının ortasında bulunan 3200 yıllık devasa II Ramses heykeliydi.

Yeni müze o sırada tamamlanmaktan çok uzak olasına rağmen, hükümet, heykelin meydanda geçirdiği 5-10 yıl boyunca maruz kaldığı kirlilik nedeniyle bozulmasını durdurmak amacıyla 2006 yılında 83 tonluk heykeli koruma merkezine taşımaya karar verdi.

2018 yılında heykel, Büyük Mısır Müzesinin girişindeki nihai yerine taşındı.

Büyük Mısır Müzesi; yaklaşık 100.000 antik esere ev sahipliği yapmaktadır.

Bunların 4549 u ünlü Kral Tutankhamun mezarından gelmiştir.

Büyük Mısır Müzesini günde yaklaşık 15 bin kişi ziyaret etmektedir. Bu yılda 5 milyondan fazla ziyaretçi anlamına gelir.

Evet müze, 1.2 milyar dolarlık maliyetle, 2023 yılında tamamlandı.

Resmi açılış 1 Kasım 2025 tarihinde yapıldı.

 

Müze planı:

Tutankhamun galerileri, Ana galeriler, Büyük Salon, Büyük Merdivenler, Khufu nun Tekneleri Müzesi, ticari alan ve dış bahçelere erişimi içerir.

5.4 milyon metre karelik bu kompleks, 90  dan fazla futbol sahası büyüklüğünde bir alanı kaplıyor.

 

Koleksiyonlar:

Müze 12 kalıcı ana sergi salonuna sahiptir.

Kahire Büyük Mısır Müzesi

MÜZEDE GEZİ:

Müzenin girişinde yani dış kapının önünde: Firavun II Ramses in 16 m uzunluğunda asılı bir dikilitaşı yer alıyor. Bunun altında bir bölüm ve merdivenler var. Ziyaretçiler bu merdivende geziden sonra dinlenmek isterler, ancak Mısırlı görevliler buna izin vermez.

Kahire Büyük Mısır Müzesi

YİYECEK SALONU

Atriyumda, anıtsal merdivenin karşısında: Zooba, 30 North, Bitter Sweet, Beanos Cafe, Ratios Bakery, Sturbucks, Dolato, Laduree ve Mandarine Koueider gibi çeşitli yemek mekanlarının bulunduğu bir yiyecek salonu var.

Hediyelik eşya ve kitap satan müze dükkanı da var.

Ayrıca 3 kuyumcu ve bir de Atef Wassen adında kendi tasarımı olan, modern ve uygun fiyatlı gümüş takılar satan aile işletmesi bir gümüşçü dükkanı var.

Ayrıca birkaç el çantası dükkanı, bir halı mağazası ve bir vücut bakım ürünleri mağazası da var.

Kahire Büyük Mısır Müzesi

 

BÜYÜK SALON-ATRİUM

Büyük salon yaklaşık 10 bin metre karelik alanı kapsar.

Cam tavan ve şeffaf cephesi bulunmaktadır.

Büyük Kahire Müzesi II Ramses Heykeli

Firavun II Ramses Heykeli:

11 m yükseklikteki heykel, 83 ton ağırlığındadır.

Heykel, 2006 yılında Kahire Ramses Meydanında bulunduğu yerden buraya getirilmiş ve 2018 yılında Büyük Salona yerleştirilmiştir.

36 fit yüksekliğinde ve 83 ton ağırlığındaki Kral II Ramses in görkemli kırmızı granit heykeli, 1820 yılında İtalyan kaşif Battista Caviglia tarafından yeniden keşfedildi.

1950 lerde heykelin parçaları tam yüksekliğine getirilerek bir araya getirildi ve uzun yıllar boyunca Kahire de Ramses meydanı olarak bilinen bir trafik kavşanının ortasında sergilendi.

Ramses. 10 saatlik bir yolculuğun ardından yerine yerleştiilmek üzere geldiğinde, asker ibir kortej eşliğinde ve Mısır milli marşıyla kutlaman görkemli bir törenle karşılandı.

Kahire Büyük Mısır Müzesi Merdiven Antik Mısır Tanrıları

Büyük kralın arkasında görkemli merdiven, müzenin bu ilk alanında ziyaretçileri karşılamak için görkemli ve tarihi bir topluluk oluşturan 87 TANRI HEYKELİNE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR.

Kahire Büyük Mısır Müzesi

BÜYÜK MERDİVEN:

Büyük merdiven 12 ana sergi salonunu birbirine bağlar.

Burada 60 dan fazla eser sergileniyor.

Yapı 6 kat yüksekliğindedir ve yaklaşık 50 m dir.

Ana lobiyi, geçici sergi salonlarını ve ana arkeolojik depoyu, üst terasa bağlar.

Kahire Büyük Mısır Müzesi

Her galeri açıkça numaralandırılmış ve nerede olduğunuzu gösteren bir plana sahiptir.

Etiketleme de oldukça iyi düşünülmüştür.

Bilgi panellerindeki yazı (İngilizce, Arapça ve Braille alfabesiyle) büyük, paneller eğimli olduğu için yukarıdan gelen ışık yansımalarını yok ve daha da önemlisi, bilgiler kısa, öz ve anlaşılır.

Kahire Büyük Mısır Müzesi

Okuması 1 dakikadan fazla sürmüyor.

Her vitrinin sağında, renkli bir arka plana sahip bir panel göreceksiniz.

Bu paneller, o vitrindeki genel konu hakkında genel bir bakış sunuyor.

Örneğin: Baş rahipleri rolü gibi.

Gri veya beyaz arka plana sahip paneller ise o vitrindeki belirli eserler hakkında ayrıntılı bilgi veriyor.

Kahire Büyük Mısır Müzesi

12 SALON:

Zaman dilimine göre (yaklaşık MÖ 3100-MS 400) düzenlenmiş, 12 galeride 24 binden fazla eser sergileniyor.

Büyük Mısır Müzesi Tapınak Parçası
1-3 SALONLAR:

Tarih öncesi dönemleri, hanedanlık öncesi dönemleri, erken hanedanlık dönemini, Eski Krallık dönemini ve ilk geçiş dönemini kapsar.

Kahire Büyük Mısır Müzesi Kraliçe Hatshepsut
4-6 SALONLAR:

Orta Krallık ve İkinci geçiş dönemini ele alır.

Kahire Büyük Mısır Müzesi Firavun Akhenaten
7-9 SALONLAR:

Yeni krallık dönemini inceler.

Kahire Büyük Mısır Müzesi
10-12 SALONLAR:

Üçüncü geçiş dönemini, Geç dönemin ve Mısır’ın Roma ve Yunan dönemlerini kapsar.

Kahire Büyük Mısır Müzesi Tutankhamun Salonu

TUTANKHAMUN SALONLARI

Aman dikkat buraya 7 numaralı galeriden girilir.

Galeri 5 bölümden oluşmaktadır.

1-Keşif (mezarı)

2-Yaşam Tarzı (kişisel eşyaları)

3-Yeniden doğuş (ahiret kavramı)

4-Cenaze (Vücudunun ve gömüldüğü hazinenin korunması)

5-Kimlik (bu bölümde genç kralın yüzünü tafatasından yola çıkarak yeniden canlandıran dikkat çekici bir video vardır. )

12 Salondan 2 tanesi, 18 Hanedanlığın Firavunu Tutankhamun (MÖ 1332-1323) a ait 5398 eserin sergilenmesine ayrılmıştır.

Bu iki salon, toplam 7 bin metre karelik bir alanı kaplar.

Tutankhamun Tabutları
Tutankhamun’un Tabutları:

İç Tabut;

Bu Tutankhamun’un altın tabutlarından üçüncüsü ve en küçüğüdür. Mumya bu tabuta konulmuştur. Yarı değerli taşlar ve renkli camlarla kakma yapılmıştır. Heykel, eğik asa ve kırbaç gibi kutsal sembolleri kavrayan Osiris olarak tasvir edilmiştir. Alnını ise: akbaba ve kraliyet uraeurs’u (kobra) korumaktadır. Kutsal sakalı, mavi camla işlenmiş altından yapılmıştır. Vücudunu Yukarı ve Aşağı Mısır tanrılarının kanatları korumaktadır. Som altında yapılmış lahit, 110.4 kg ağırlığındadır.

Tutankhamun’un Tabutları

Orta Tabut:

Tutankhamun’un mezarında bulunan iç içe geçmiş, üç tabuttan ikincisi, yani ortadaki, sağlam ahşaptan yapılmış, altın varaklarla kaplanmış ve yarı değerli taşlar ve çok renkli camlarla süslenmiştir. Ebediyet tanrısı Osiris’in mumyasına benzetilmiştir. Kolları göğsünde kavuşturulmuş, kutsal sembolleri olan asa ve kırbaç tutmaktadır. Tabut, altın ve gümüş alaşımı olan küçük çivilerle tutturulmuştur.

 

Dış Tabut:

Dıştaki altın tabut, içten ve dıştan süslemeler ve yazılarla kaplıdır. Böylece ölen kralın isimleri, unvanları ve koruyucu metinleri sunar. Tabut ve kapağı alçı, keten ve ince altın yapraklarla kaplı ahşaptan yapılmışken, kralın yüzü, kulakları, boynu ve elleri daha kalın altın yapraklarla kaplıydı. Tabut, elleri göğsünün üzerinde çaprazlanmış bir mumya şeklindedir. Odundan yapılmştır.

 

Büyük Kahire Müzesi Tutankhamun Altın Maskesi
Tutankhamun Altın Maskesi:

Bu bir cenaze maskesidir. İnsanlık tarihinin en önemli eseri olarak kabul edilir.

Antik Mısırlılar, tabutun içindeki mumyanın başını örtmek için bu maskeyi yaptılar. Firavun Tutankhamun’un bedenini korumak için Ölüler Kitabından 151 büyüyü üzerine yazdılar. Antik Mısırlı sanatçı, ölen Firavun Tutankhamun’un ruhunun bedenine geri dönebilmesi ve böylece dirilmesi için ölen kişinin her detayını titizlikle işledi.

Tutankhamun un mumyasıyla birlikte 3000 yıldan fazla bir süre gömülü kaldıktan sonra, 1925 yılında, Krallar Vadisinde bulunmuştur.

Tutankhamun un maskesi, mumyasının üstünde

Mısır ın öbür dünya tanrısı Osiris biçiminde, Tutankhamun un suretini taşıyan maske, 54 cm yüksekliğinde, 39 cm genişliğinde ve 49 cm derinliktedir.

İki kat yüksek ayarlı altından yapılmış olup, 10.23  kg ağırlığındadır. Bu altın maskede kullanılan levhalar, ısıtılıp dövülerek şekillendirilmiştir. Çünkü, altın madenlerinden altın çıkarma ve değerli taşları getirip cilalama gibi, zamanının ilerisinde olan bir endüstri vardı.

Yarı değerli taşlarla süslenmiştir.

Kahire Büyük Mısır Müzesi Tutankhamun Salonu

Başı, geleneksel başlıkla örtülüdür ve alın: akbaba ve kobra gibi kraliyet ve koruyucu sembollerle süslenmiştir. Baş ve omuzlara yerleştirilmiş olarak bulunan maske, onu yeraltı dünyasının hükümdarı Osiris ve güneş tanrısı Ra gibi, altın bir beden ve lapis lazuliden yapılmış saçlarla tasvir ediyordu.

Gözler ve kaşlar obsidiyen, kuvars ve lapis lazuliden yapılmış olup, göğüs kısmı yarı değerli taşlar ve renkli camdan oluşan, şahin başlarıyla sonlanan bir kolye ile süslenmiştir.

Omuzlarında Mısır hiyeroglifleriyle, Ölüler Kitabından bir büyü yazılıdır.

2015 yılında, 2.5 kg ağırlığındaki örgülü sakalı düştükten sonra, müze çalışanları tarafından aceleyle yapıştırılmıştır.

Tutankhamun’un maskesi, mumyasının üstünde

Başında, Tutankhamun un sırasıyla Aşağı Mısır ve Yukarı Mısır ı yönettiğini simgeleyen bir kobra ve akbaba, kraliyet amblemleri bulunan bir nemes başörtüsü takmaktadır.

Başörtüsündeki mavi çizgiler, camdır.

Kulaklar, küpe takmak için delinmiştir.

Çünkü 18 Hanedan hükümdarlarının hepsi, yönetim dönemlerinde küpe takmıştır.

Göz çevreleri ve kaşlar: lapis lazuli, gözler kuvars, gözbebekleri obsidiyen, akik, turkuaz ve fayans olmak üzere renkli cam ve değerli taşlarla kakmalanmıştır.

 

Sakal:

1925 de keşfedildiğinde, mavi camla kakmalı ve örgülü bir etki veren 2.5 km ağırlığındaki dar altın sakal maskeden ayrılmıştır. Ancak 1944 yılında bir tahta dübel kullanılarak çeneye yeniden takılmıştır.

 

Yazıt:

Sırt ve omuzlara, 10 dikey ve 2 yatay satır halinde Mısır hiyeroglifleriyle koruyucu bir büyü yazılmıştır.

Kahire Büyük Mısır Müzesi Tutankhamun Salonu

Boncuklu Kolye:

Lotus çiçeği uçlu ve uraeus tokalı altın ve mavi fayans disk boncuklardan oluşan, 3 sıralı bir kolye vardır.

 

Bazı Mısırbilimciler, maskenin başlangıçta Amarna döneminin sonlarına doğru hüküm süren kadın Firavun Nefernefetuaten için tasarlandığını öne sürmüşlerdir.

Kahire Büyük Mısır Müzesi Tutankhamun Salonu

Tutankhamun un mezarı bulunduktan sonra, içinde mumyasının bulunduğu lahdin açılması için 2 yıl daha geçmiştir.

1025 yılında, üç tabuttan en içteki açılmış ve yaklaşık 3250 yıl sonra ilk kez görülen altın maske ortaya çıkarılmıştır.

Kahire Büyük Mısır Müzesi Tutankhamun Salonu

 

Tabutlar:

Biri altından (110 kg ağırlığında) ve ikisi atın kaplama ahşaptan yapılmış, üst üste binen 3 tabut vardır.

 

Kahire Büyük Mısır Müzesi Tutankhamun Salonu

Altın Taht:

Tutankhamun ve karısı Ankhesenamun’un sahnelerini gösteren altın ve gümüş kaplı bir sandalyedir. Altın ve gümüşle kaplanmış ahşaptan yapılmış ve yarı değerli taşlar ve renkli camlarla süslenmiştir. Bu taht yaklaşık 1 metre boyundadır ve ketenle sarılmış, sağlam hafif eğimli bir arka paneli, kolları delikli yan panalleri ve aslan bacaklarına benzeyen şekilde uymuş ahşap bir sandalyedir.

Sandalyenin arkalığındaki resim:

Kralı parfümle mesheden kraliçe tasvir edilmiştir. Burada, genç kraliçe Ankhesenamun, genç kocasının göğsüne nazikçe dokunuyor, giysilerini güzel kokularla kokulandırıyor ve zerafet ve uyum normundan sapan her şeyi, şefkat, sevgi ve hayranlıkla düzeltiyordu. Böylece kocası saray toplantılarına başkanlık etmek için özel odasından en güzel kıyafetleri ve en görkemli görünümüyle çıkıyordu.

Firavunun ve karısının isimleri, Amun kelimesiyle birleştirilmiş halde resmedilmiştir. Kral: karma bir taç ve geniş bir yaka tarakne, Kraliçe başında muhteşem bir diadem taşır. Kral ve kraliçenin bedenleri, renkli camlarla kakma yapılmış ve beyaz keteni taklit etmek için gümüşle kaplanmıştır. Ancak bunların üzerinde, her bir ışının insan eliyle sonlandığı Aten’in ışınları görülmektedir. Yani, kral ve kraliçe, güneş diskinin ışınları altında durmaktadır. Güneş ışınları onları Atanist dinine gönderme yaparak gölgelendirir. Dahası bu güneş diski, bir tuğra (İmparatorluk monogramı) ile çevrilidir.

Dikkatlice bakılırsa, Tutankhamun’un sol ayağında altın bir sandalet olduğu görülür. Ölümünden sonraki hayatta da birbirlerine aşklarının gücünü göstermek için, ikisi de bir çift sandaleti paylaşarak giymişlerdir.

Tahtın ön kolları, altın renginde boyanmış ahşaptan yapılmış, hayvan ayaklı ve aslan başı şeklinde destekleri olan taht sandalyesidir. İki aslan tarafından korunurken, geri kalanı kralın adını koruyan çift taçla taçlandırılmış iki kanatlı yılan şeklindedir.

Mezar odasının girişinde bulunan Ka heykelleri

Tutankhamun’un mezar odasının girişinin önünde 2 heykel bulunmuştur. Eski Krallık döneminden itibaren, ölen kişinin mezarının kapısının her iki yanına, benzer bir pozda duran, elinde asa ve değnek tutan heykellerin olduğu birçok sahne tasvir edilmiştir. Ayrıca Ölüler Kitabındaki bazı sahneler de bu şekilde tasvir edilmiştir.

Heykeller çoğunlukla kralı ve Ka sını (ruhunu) temsil etmektedir.

Elinde asa tutan koyu renkli bir heykel var. Bu heykel, mühürlü mezar odasının girişinde duran ve omuzunda “Tutankhamun sonsuza dek yaşa, tıpkı Ra nın her gün yaşadığı gibi” yazılı keten bir kuşak taşır.

Heykelin siyah rengi, yıllık Nil taşkınlarının getirdiği verimli Mısır toprağını çağrıştırır ve dirilişi simgeler. Evet heykellerin malzemeleri: ahşap ve altındır. Boy uzunluğu 192 cm dir.

Tutankhamun’un giydiği sandaletler

Giydiği Sandaletler:

Kamıştan yapılmış düz ayakkabılar veya papirüsten yapılmış sandaletler giyiyordu. Bu muhtemelen ayak bileğinden hafifçe kıvrılan ve topallayan sol ayağı için oldukça uygundu. Bu eşyalar arasında bir çift altın sandalet vardı. Bu altın ayakkabılar, birçok başka antik mezarda da bulunmuştur ve özellikle cenaze ve defin törenleri için yapıldığına inanılmaktadır. Ayakkabının tabanlarında, Nubiyalılar ve Libyalılar da dahil olmak üzere Mısır’ın 9 geleneksel düşmanı tasvir edilmiştir. Bu da tanrı-kral olarak onların ayaklarının altında olduğunu simgelemektedir.

Tutankhamun’Un trompeti

Trompet-Boru:

Tutankhamun’un mezarında bulunan trompet boruları, Antik Mısır’dan günümüze ulaşan en eski üflemeli çalgılar arasında kabul edilmektedir. Mezarda 2 adet trompet bulunmuştur. Bunlar mezar odasında bitki saplarından oluşan bir demetin içinde bulunmuştur.

Biri gümüşten, diğeri bakır (veya bronz) dan yapılmıştır. Yaşları yaklaşık MÖ 14’ncü yüzyıla kadar gider.

58 cm uzunluğunda olan trompetin, en geniş kısmı olan çanının çapı 8.8 cm iken, borusunun çapı ağız kısmında 1.7 cm ile borunun çanla birleştiği noktada 2.6 cm dir. Trompet, dövme gümüşten yapılmış olup, çanın kenarında ince bir altın şerit süsleme olarak kullanılmış ve ağızlığı saf altından yapılmıştır.

Trompetin üzerindeki süslemeler, tanrılar Amun-Ra ve Ra-Horakt’nin Ptah’ın huzurunda tasvir edildiği oyma sahneler bulunur. Bir yüzünde ise, lotus çiçeği ve Kral Tutankhamun’un kartuşları vardır.

Büyük ihtimalle askeri amaçlıydı. Savaş çağrıları, törenler, kraliyet emirlerini duyurma gibi amaçları vardı. Mısır kabartmalarında boru çalan askerlerin tasvirleri de vardır.

1939 yılında Kahire’deki Mısır Müzesinde, BBC tarafından canlı yayında gümüş trompet çalındı. İlginç ve biraz ürkütücü detay, yayından kısa süre sonra trompet zarar gördü ve bazıları bunun firavunun lanetiyle ilişkilendirdi. Çıkardığı sesin sert ve güçlü olduğu ortaya konmuştur.

Tutankhamun’un savaş arabaları

Savaş Arabaları:

Bu savaş arabaları, genç Firavunun mezarına gömülen 6 arabadan oluşmaktadır. Bir kısmı savaş ve avda, bir kısmı ise törenlerde kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Carter, özellikle savaş arabalarından ikisinden devlet arabası olarak bahseder. Bunların hiçbiri birbirine benzemeyecek şekilde tasarlanmıştır.

Tekerlekler, eski Krallık döneminden beri antik Mısır da biliniyordu. Ancak atlı savaş arabası, MÖ 1650 civarında, Batı Asya’dan gelen istilacı Hyksoslar tarafından tanıtılmıştır. Savaş arabası, Mısır’ı fetih etmelerinde önemli bir faktördü.

Tutankhamun’un savaş arabaları

Resmi Törenlerde Kullanılan Savaş Arabası:

Çiçek motifleriyle süslenmiş ve altın ya da yarı değerli taşlarla kaplı olanlardan biri, askeri seferlerden ziyade kraliyet törenlerinde kullanılmış olabilir. Araba, Kralı, Afrika ve Asyalı düşmanlarına karşı zafer kazanan bir Sfenks olarak tasvir eden, zarif unsurlarla süslenmiştir. Tekerlekler akslara çivilenmiş ve daha fazla esneklik için deri kayışlarla kaplanmıştır.

Bir diğer araba, altın, bronz, ahşap ve kireçtaşından yapılmış at süslemelerine sahiptir. Mısır savaş arabaları, tipik olarak 2 at tarafından çekilir ve bir savaş arabası sürücüsü tarafından sürülürdü. Bu durum tapınak duvarlarındaki savaş sahnelerinde görülmektedir.

 

YATAKLAR VE GÖLGELİK:

Mezar odasında, en az 6 destekli yatak ve o dönem için tamamen alışılmadık olan, 4 bronz menteşeli katlanır bir yatak bulunmuştur. Ayrıca: av veya savaş yolculukları sırasında, savaş arabalarının arkasına yerleştirildiği ve onu güneşin sıcağından korunmak için tasarlanmış, lotus çiçeği şeklinde yaldızlı ahşap direklerden oluşan, katlanır bir gölgelik bulunmuştur.

 

Cenaze Yatakları:

Farklı tanrılar için, 3 ayrı ritüel yatağından oluşmaktadır. Ölen kralı ahiretteki ebedi istirahat yerine güvenli bir şekilde götürmek için tasarlanmışlardır. Bunlar: yaldızlı ahşaptan yapılmıştır.

Tutankhamun yatakları-Su aygırı başlıklı yatak

1.Yatak. Su aygırı başlıklı:

Ammam ve Taweret ve su aygırı, dişleri fildişinden yapılmıştır. Yatağın kullanımı sırasında yüksekte kalmasını sağlamak için, kısa su aygırı başlı cenaze ayaklarının altında, 4 yatay çubuk bulunur.

Tutankhamun Yatakları-Su aygırı başlıklı yatak

Peruk takmış bir su aygırı başı, bir leoparın gövdesi ve bir timsahın kuyruğu ve pullardan oluşuyordu. Bu, suçlu ölülerin etini yiyen korkunç canavar ve dikenli çalılığı tasvir eden garip bir kombinasyon içeriyordu. Osiris’in mahkemesini bekleyen nihai yargıyı temsil ediyor.

Tutankhamun Yatakları-Dişi aslan başlıklı yatak

2.Yatak.Vahşi bir dişi aslan başlıklı:

Tanrıça Sekhmet, dişi aslan içindir. Her iki yanında dişi aslan bulunan bu cenaze yatağı, altın yaldızlı sıva ile kaplı ahşap bir yataktır. Uzanmış iki dişi aslan görülür.

Bu dişi aslanlar tanrıça Mehet, Hathor, Sekmet ve İsis tanrıçalarıyla ilişkilendirilir. Lütufları kabul edildiğinde, Nil nehrinin taşmasını sağladıklarına inanılır. Dişi aslanların gözleri mavi cam macunu ile işlenmiş, göz kapakları ise siyaha boyanmıştır. Orta panel, kararlılık ve yaşam  sembolleriyle süslenmiştir.

Tutankhamun Yatakları-Göksel inek başlıklı yatak

3.Yatak.Göksel İnek Hathor başlıklı:

Yatağın iki yanında inek bulunur. Büyük sel anlamına gelen gök ineği tanrıçası Mehet-Weret’i temsil eden yaratıktır. İneklerin her birinin başının üzerinde boynuzlar bulunur ve ortada güneş diski vardır. İneklerin gözleri: cam macunu ile işlenmiş, gövdeleri ise koyu kahverengi lekeler kaplıdır.

Tutankhamun Yatakları-Göksel inek başlıklı yatak

Yatağın ayaklarını oluşturan ineklerin bacakları, ahşap bir çerçeveye sabitlenmiştir. Yatağın yüzeyi, alçıyla kaplanmış liflerden yapılmıştır. Orta panel, altın varakla kaplanmış, istikrar ve yaşam olmak üzere iki sembolle süslenmiştir. Üzerindeki yıldızlar, Mısır’ın kara topraklarının sembolüdür ve üzerinde kral için duyduğu kederi simgeleyen siyah gözyaşları vardır.

 

Altın varakla kaplı yatak:

Bu yatak, Tutankhamun’un mezarında bulunan en sanatsal açıdan gelişmiş yatak olarak kabul edilir. Altın varakla kaplı abanoz bir çerçeveye sahiptir. Kenarı kafes şeklinde olup, ayakucu 3 bölüme ayrılmıştır. Orta bölüm: iki diyarın birliğinin sembolü olan Sema-Tawy ile süslenmiştir. Diğer iki bölüm, çiçek motifleri taşır. Altın varakta çizgiler bulunmaktadır. Bu çiziklerden, keşfeden kişi kralın bu yatağı hayat boyu kullandığı sonucuna varmıştır.

Tutankhamun Baş yastığı

Baş Yastığı:

Baş yastıkları, eski Mısır’da ve bazı Afrika bölgelerinde hala uyuyan kişinin başını koruma ve sıcak yaz gecelerinde etrafında hava akışını sağlamak için kullanılıyordu. Eksra rahatlık için üzerine bir tür yastık konulurdu. Ölüler kitabındaki 166 büyü, ölen kişinin başının öbür dünyada korunmasını, ona saldırabilecek herhangi bir iblisi uzaklaştırarak doğrular. Bu baş yastığı şekil olarak katlanır bir sandalyeye benzer. Yastık tutucu, yeşil, koyu kırmızı ve siyah renkte boyanmış fildişi boncuklardan yapılmıştır.

Evet resimde görülen baş yastığı: bu fildişi baş yastığı, ortasında hava tanrısı Shu nun diz çökmüş halini ve kavisli baş yastığını destekleyen yukarı kaldırılmış kolları tasvir eden dar ve geniş bir tabana sahiptir. Ufkun koruyucularını temsil eden 2 aslan onu çevreler. Shu nun saç ve eteğinin detayları siyah renkte işlenmiş olup, Kral Tutankhamun un isimleri ve unvanları arka yüzüne kazınmıştır. Kral başını bu baş yastığına yasladığında, eski Mısır inancına göre Shu nun her sabah yeraltı dünyasından çıkardığı güneş diskini temsil ettiği görülür. Evet iki parça fildişinden yapılmıştır.

Tutankhamun Baş yastığı

Her iki ucunda dış yüzey, neşe tanrısı Bes’in iki başıyla, iç yüzey ise lotus çiçekleriyle süslenmiştir. Bacaklar ördek başlarıyla sonlanır.

 

Tutankhamun Hizmetlilerin heykelleri

Hizmetlilerin Heykelleri:

Uşabti heykelleri, hizmetçi heykellerinin evrimleşmiş halidir ve sayıları yılın gün sayısına karşılık gelen 365 tir. Hepsi altından yapılmıştır.

Fildişi veya altından yapılmış, iris çiçeğini andıran, fırça şeklindeki zarif heykeller, ölen kişinin ahiretteki görevlerini yerine getirmesi için yapılırdı. Genellikle fayans, ahşap veya seramikten yapılırdı. Görevlerine ve Mısır takvimine göre, şu şekilde ayrılırlardı. Antik Mısır yılının günlerine karşılık gelen 365 işçi, her biri yılda bir gün çalışırdı. Ve her biri 10 gün veya 10 heykel üzerinde çalışan 36 reis. Ancak Tut un mezarında, her ay için 12 ek reis daha eklenmiş ve toplamda 413 olmuştur. Bu küçük heykeller çeşitli malzemelerden ve boyutlarda yapılırdı.

Tutankhamun tarafından kullanılan asa
Asa:

Tutankhamun’un altın maskesinde elleri çapraz şekilde asayı ve kırbacı tuttuğu net şekilde görülebilir. Ayrıca mezarından çıkan gerçek asalar da burada müzede sergileniyor. Asa ucu kıvrık, çoban değneğine benzer. Firavunun koruyucu ve yönetici rolünü simgeler. Burada görülen asa: altın, lapis, turkuaz ve camdan yapılmıştır, bu asayı tutardı ve üzerinde şunlar yazılıydı. “Amun’un oğu ve Yükseldiğinde Aten gibi parlayan yüz” (Aten’in sembolü güneş diskidir) Altın yaldızlarla süslenmiş bir elbise, yanında kral Tutankhamun’a ait yaldızlı ahşap Heka asası.

Tutankhamun mezarında bulunan okçuluk malzemeleri
Okçuluk Sopaları:

Tutankhamun’un mezarında, dış salondaki kutularda veya bitişik odanın zemininde çok sayıda okçuluk sopası bulundu. Ölen kralın ahirette kuşlarla temsil edilen kötü ruhları avladığına inanılıyordu. Okçuluk sopalarının çoğu ahşaptan yapılmış, oluklarla süslenmişti ve bazıları yaldızlıydı veya fayans karolarla kaplanmıştı. Uzunlukları genellikle 26 ile 64 cm arasında değişiyordu ve ağırlıkları 50 ile 260 gr arasındaydı.

Tutankhamun’un mezarında bulunan inek başlığı
İnek Başlığı:

Bu parça, antik Mısır’da Hathor veya kutsal inek figürünü temsil eder ve mezarında birlikte bulunmuştur. Tanrıların tahta heykelleri, kraliyet cenaze mobilyalarının bir parçasıdır.

Ahşap üzerine altın varak ve boyalarla yapılmıştır. Tek bir tahta bloktan oyulmuş ve bulunduğunda, boynuna atkı gibi sarılmış büyük bir keten parçasının içindeydi. Boynun alt kısmı siyaha boyanmışken, baş, kulaklar ve boynun üst kısmı altın varakla kaplanmıştır. Tahta boynuzlar bir kat bakır ve kalın bir kat siyah reçine ile kaplanmıştır.

Tutankhamun mezarında bulunan altın tapınak
ALTIN TAPINAK:

Altın tapınak, en önemli ve meşhur arkeolojik keşiflerden biridir. Bu tapınak Tutankhamun ve sevgili eşi arasındaki yakın ilişkinin sahnelerinin betimlendiği bir eserdir. Üstünde sonsuzluk sembolü tutan, Yukarı Mısır’ı simgeleyen bir kartalın yanı sıra, bunun isimlerini de içeren hiyeroglif bir yapıttır. Altın levhadan ve alçı kaplı ahşaptan yapılmıştır.

Tutankhamun mezarında bulunan Kanopik kaplar
KANOPİK KAPLAR:

Tutankhamun’un kanopik kapları genellikle kralın yüzünü tasvir eden kapaklarla yapılmıştır. Kanopik kaparın saklandığı kanopik sandık içinde tutulan kavanozlar mezar ritüellerinde önemliydi.

Evet mumyalama işleminde, kişinin birçok organı çıkarılır ve kanopik kavanozlar adı verilen kaplara yerleştirilirdi. Bu kapların kapakları, genellikle koruyucu tanrılar olan Horus’un oğullarının başlarına göre şekillendirilmişti. Diğer birçok eski Mısır mezarı gibi, Kral Tutankhamun’un mezarında da 4 ayrı kavanoz içeren bir alabaster kanopik sandık bulunuyordu. Ancak firavun mezarında bunlar bir kanopik sunakta muhafaza ediliyordu.

Burada mermerden yapılmış kanopik kapta iç organları koruyan tanrılar “Qebehseni-ef, Duamute-ef, Amsety ve Hapi” bulunmaktadır. Hepsi de kral suretindedir.

Tutankhamun mezarında bulunan Kanopik Sunak
KANOPİK SUNAK;

Mezar eşyaları arasında en görkemli olanıdır.

2 metre yüksekliğinde ve altınla kaplanmış olan sunakta, kraliyet eşyalarının bekçiliğini yapan tanrıça Neptün figürü yer almaktadır.

Sunağın dört tarafında koruyucu tanrıça figürleri bulunur. Bu figürler mezara konulurken kralın bedenini ve organlarını korumak için tasarlanmıştır.

Sunağın içinde alabaster kanopik sandık ve kavanozlar bulunur.

Osis ve Esis sembolleriyle süslenmiştir ve hiyeroglif metinlerle Tutankhamun’un iç organlarını kaybolmaktan korumaktadır. Üzerine kaymak taşı yapılmış, ahşaptır ve yaldızlıdır.

Tutankhamun mezarında bulunan Çakal Anubis heykeli
ÇAKAL ANUBİS;

Köpek ve kurt melezi olan ve mumyaları kazıp parçalayan tanrı Anubis’in ahşap bir heykelidir.

Eser ahşap üzerine, siyah boya ve altın yapraklarla süslenmiş olup gözleri kalkolit ve obsidiyen gibi malzemelerle detaylandırılmıştır.

Heykel başlangıçta bir taşıyıcı üzerine yerleştirilmişti ve mezarda hazinenin girişi civarında büyük bir ahşap sandık üstünde bulunmuştu. Sandığın üzerinde, mumyalama tanrısı ve nekropolün koruyucusu olan Anubis’in, kuyruğu sandığın arkasından aşağı sarkan bir çakal olarak tasvir edildiği, muhteşem siyah ve altın boyalı bir heykeli bulunmaktadır.

Sandık içten dört büyük bölmeye ayrılmıştır, bu bölmelerde bir zamanlar keten kumaşa sarılı ritüel nesneler ve mücevherler için daha büyük bir bölme bulunmaktaydı.

Evet mezarlığın koruyucusu ve mumyalamadan sorunlu olan ölülerin efendisidir. Tapınak iyi tanrı Osiris ve karısı İsis’in sembollerinin yanısıra kutsal hiyeroglif yazıları içeren koruyucu büyülerle süslenmiştir. Mısırlılar; kötülüğünden korunmak için ona taparlardı. Mumya bedenini mumyalayan ilk mumyacıydı ve Osiris tanrısıydı.

Tutankhamun un mezarında bulunan elbise mankeni
ELBİSE MANKENİ:

Tutankhamun un mezarında yüzlerce giysisi bulunmuştur. Bu giysileri dikmek için bu manken kullanılmıştır.

Mezarda anatomik olarak üst gövde şeklinde, kolları olmayan bir tahta manken olarak bulundu. Genellikle beyaz keten bir tunikle gösterilir ve hayati boyuttadır.

Evet Kral Tutankhamun’un bu ahşap büstü, eşsiz bir şekilde işlenmiştir. Sıvalanmış ve daha sonra boyanmış ahşaptan yapılmıştır.  Sıva, kaplama olarak kullanılan alçı ve tutkal karışımıdır. Heykelin gövdesi sadece gövdeden oyulmuş olsa da kollar eksik olmasına rağmen, yüz detayları gerçekçi bir şekilde işlenmiş ve genç kralın üzerinde kobra bulunan bir taç taktığı tasvir edilmiştir.

Tutankhamun mezarında bulunan mızrak tutan Tutankhamun heykeli
MIZRAK TUTAN TUTANKHAMUN HEYKELİ:

Tutankhamun’un bir halka ve uzun bir mızrak kullanarak su aygırı yakalamak için çıktığı avda, papirüsten yapılmış bir tekne üzerindedir. Su aygırı insanlığın düşmanıdır. Kötü tanrıların set sembolüdür.

Heykel, altın varaklı ahşap olarak yapılmış olup firavunu küçük bir bot üzerinde mızrak/zıpkınla av yaparken gösterir.

Heykelde, Tutankhamun un Aşağı Mısır ın kırmızı tacını takmış halde, muhtemelen papirüs detaylarını sergilemek için yapılmış yeşil ve yaldızlı ahşaptan bir papirüs teknesinde ayakta dururken tasvir ediliyor. Burada Tutankhamun, İsis ve Osiris efsanesine göre, düşmanı Set e (su aygırı veya timsah olarak temsil ediliyor) mızrak fırlatmaya hazır, intikamcı oğlu Horus olarak gösteriliyor.

Heykelcik, muhtemelen Set bıçaklandıktan sonra onu zapt etmek için kullanılan kıvrımlı bir bronz zincir tutuyor. Heykelcik, keten kumaşa sarılı, siyah boyalı bir kutuda bulunmuştur.

Tutankhamun un mezarında bulunan şeffaf lamba
ŞEFFAF LAMBA:

Dört ayaklı bir kaide üzerinde, çift sunu kabı şeklinde şeffaf bir alabaster lambadır. Bu lamba, daha büyük bir dış lahit ile mezar odasının bölme duvarı arasındaki geçitte bulunmuştur. Yeraltı dünyasının tanrısı Heh, kabın her iki yanında, bir demet papirüs üzerinde çömelmiş olarak tasvir edilmiştir. Lamba yakıldığında, dış yüzeyine boyanmış resimler şeffaf taşın içinde görülebilir. Bu sahnelerde kraliçe ayakta durarak, krala sonsuz sayıda yıl dileği Nil tanrısı Hapi yi  tasvir olarak iki uzun palmiye yaprağı sunmaktadır.

Tutankhamun mezarında bulunan hançerler ve kınları
HANÇERİ VE KINI:

Tutankhamun un mezarında 2 adet hançer bulunmuştur. Biri demir bıçaklı (şimdi meteorik demir olduğu biliniyor), diğeri ise altın bıçaklı ünlü hançerdir.

Altın hançer ve kını üzeri altın granülasyon, cam kakma ve zengin süslemelerle yapılmıştır.

Demir bıçaklı hançer, firavunun mumyasının sargıları içinde bulunmuştur. Hançerlerin kını, ön yüzeyinde tüy benzeri motiflerle, arka yüzünde ise palmiye yaprağı desenleriyle süslenmiştir. Önemi: % 97 demir ve % 3 nikelden oluşan bıçağında yatmaktadır. Bu bileşim bıçağın korunmasına ve hızla bozulmasının önlenmesine yardımcı olmuş, olağanüstü sertliğini göstermiştir. Bu uygulama, demirin silah yapımında yaygın kullanımının önünü açmıştır. Kabze: ince altın tanecikleri ve zarif cam kakmalarla süslenmiş olup, alt kısmında kaya kristali bir topuzla son bulmaktadır.

Tutankhamun un mezarında bulunan aslan şeklindeki parfüm kabı
ASLAN ŞEKLİNDE PARFÜM ŞİŞESİ

Alışılmadık bir şekil ve tarzda yapılmıştır. Kapağı, ağzı açık ve fildişi dili dışarı çıkmış küçük bir aslanla süslenmiştir.

Evet bu eser Mısır alçıtaşından yapılmıştır. Kap, yükseltilmiş bir taht üzerinde duran taçlı bir aslan şeklindedir. Aslanın dişleri ve dili fildişinden yapılmış olup, muhtemelen altından yapılmış olan küpeleri ve pençeleri eksiktir. Carter, bulunduğu sırada kabın içinde hala parfümlü merhem izleri “kurumuş siyah yağlı bir madde” bulunduğunu belirtmiştir. Aslanın göğsündeki bir levhada Tutankhamun ve karısı Akhnesenamın un isimleri yazılıdır.

Taç şeklinde olan kabın kapağı, aslanın başına tacı sabitleyen keten şeritlerin kalıntılarıyla birlikte kabın yanındaki yerde bulunmuştur. Evet kabın uzunluğu 59.7 cm dir.

Tutankhamun un mezarında bulunan devekuşu tüylü yelpaze
DEVEKUŞU TÜYLÜ YELPAZE:

Devekuşu tüyü yelpazeler, soylu sınıf ve kraliyet temsilcileri için prestij objeleri olarak kabul edilirdi ve bazen törenlerde ya da güneş gölgesi sağlamak için kullanılırdı.

Evet, mezar odasında böcekler tarafından zarar görmüş, kahverengi ve beyaz devekuşu tüylerinin kalıntılarıyla birlikte altın varakla kaplı ahşap bir yelpaze bulunmuştur. Kenarında tüylerinin takılı olduğu delikler görülebilir.

Yelpazenin baş ve sapındaki yazıtlar, yelpazeye iliştirilmiş olan devekuşu tüylerinin Heliopolis çölündeki kraliyet av gezilerinden nasıl getirildiğini anlatıyor. Bir tarafında Kral Tutankhamun, av köşeği eşliğinde arabasına binmiş, kaçak bir devekuşunu kovalarken ve oklarıyla vurmaya hazırlanırken tasvir edilmiştir. Diğer tarafta ise kral, av gezisinden dönerken önünde avı taşıyan iki adamla birlikte gösterilir.

Tutankhamun un mezarında bulunan Lotus çiçeği şeklindeki fincan
LOTUS ÇİÇEĞİ ŞEKLİNDEKİ FİNCAN:

Açmış beyaz bir  nilüfer çiçeği şeklinde bir kupa, bir kaide üzerinde durmaktadır.

Kupa, mavi nilüfer çiçekleri ve tomurcukları şeklinde iki kulpla süslenmiştir ve bu kulpların üzerinde, sonsuzluk ve ölümsüzlük tanrısı Heh in oturduğu bir sepet bulunmaktadır.

Bir elinde yaşamın sembolü olan ankh, diğer elinde ise yılların sembolü olan bir palmiye dalı tutmaktadır.

Alt ucu, yüz binin sembolü olan bir kurbağa ve sonsuzluğun sembolü olan Shen in üzerine oturmaktadır.

Kupa, kral için sonsuz yaşam dileğini simgelemektedir.

Kupanın kenarındaki yazıtta şu ifadeler yer almaktadır. “Ka n yaşasın ve milyonlarca yıl boyunca, yüzün kuzey rüzgarına dönük, gözlerin mutlulukla dolu olarak yaşa, ey Teb sevgilisi”

 

Kahire Büyük Mısır Müzesi Khufunun gemisi

KHUFU GEMİLERİ MÜZESİ

Burada 1954 yılında Giza daki Büyük Khufu piramidinin güney eteğinde, kireçtaşı blokların altındaki bir çukurda parçalara ayrılıp gömülmüş halde bulunan 42.34 m uzunluğundaki ahşap tekne görülmektedir.

Teknenin yeniden birleştirilmesi 19 yıl sürdü ve Ağustos 2021 de buraya taşındı.

Müze, Kral Khufu nun (Büyük Piramidin kurucusu) iki güneş teknesini sergilemeye adanmış ayrı bir salondur.

Bu tekneler, yaklaşık 4600 yıl öncesine tarihlenir.

Şimdiye kadar keşfedilen en eski ahşap teknelerdir.

Amaçları, muhtemelen kralı öbür dünyaya veya güneş tanrısı Ra ile yaptığı yolculuklarda taşımaktı.

Ağustos 2021 de eski Giza Güneş Teknesi Müzesinden buraya taşınmıştır.

 

 

Mısır Kahire

mısır.kahire.genel.4
Mısır Kahire

Şehir: 641 yılında kurulmuş. 9’ncu yüzyılda, Fatımiler döneminde gelişmiş. Kelime anlamı: “muzaffer”. Şehrin ismi, Mısırlılar tarafından, çoğu kez, ülkenin ismi olan Arapça “Misru”, mısır Arapçası “Masr” olarak da adlandırılıyor.

Şehir: 1979 yılından bu yana UNESCO Dünya Tarih Mirası listesinde bulunuyormuş.

m.kahire genel manzara.1
Mısır Kahire

Kahire: Nil Deltasının genişlediği yerdeki konumu ve 20 milyonluk nüfusu ile, günümüzde, Afrika’nın en büyük kentidir. Şehir, Mısır devlet başkanı tarafından atanan vali tarafından yönetiliyor. Mısır hükümeti Parlamentosu, devlet daireleri ve diplomatik temsilciliklerin çoğu, Kahire’de bulunuyor.

Mısır Müzesi gerçekten dünyada eşi benzeri olmayan bir yer. Sokak hayatı ise, tam anlamı ile, bir kültür deneyimi. Ama yine de, bu sokak hayatına paldır-küldür dalmamak ve nispeten biraz dikkatli olmak, güvenliğiniz açısından şarttır.

mısır.kahire.nil nehri.3
Mısır Kahire Nil Nehri

Yoksullukla zenginliğin, gelenekle modern zamanların karıştığı bu kentte, ilk dikkati çeken trafik karmaşasıdır. Birbirini sollayanlar, sağlayanlar, kilitlenmiş trafikte yol istemek için durmadan korna çalanlar ve bu kalabalıktan yükselen bir ses cümbüşü insanı serseme çeviriyor.

Ayrıca, taksilerin eskiliği de rahatsız edici. Tam bir hurdaya dönüşmüş olan bu taksiler, hala müşteri taşımakta direniyorlar.

Bir de çölden gelen toz, kentin üstüne dayanılmaz bir duman gibi çöküyor.

Toz burada, gündelik yaşamın bir parçası haline gelmiş. Yerli halk, öğleden sonra, Nil Nehrinin Batı kıyısındaki çay bahçelerine gölge düşünce, buralara kaçıyorlar. Gece, halk nehir boyunca dolaşmaya çıkıyor.

Kafelerde, rengi kırmızı tarçına benzeyen, ama baharlı kokusu yollara yayılan bir çay içiyorlar. İnsanlar sakin ve yumuşak başlı. Daha ilkbaharda, öğleden sonraları sıcaklık 32 dereceye yükseliyor.

Bir başka dünya sanki Kahire. Zaten, buraya gelenler, ya burayı çok seviyorlar ve bir kez daha gelmek istiyorlar. Ya da, nefret edip bir daha uğramıyorlar.

mısır.kahire.nil nehri.1x
Mısır Kahire Nil Nehri

Kahire’de gezecek ve yapacak çok şey var. Ama, genel olarak karışıklığa ve hijyen olmayan ortama hazır olmalısınız. Karşınıza, her an bir rahatsız edici görüntü çıkabiliyor.

20 milyona yakın insanın yaşadığı söylenen bu kentte, bazı binalara, neredeyse, 50 yıldır, el sürülmemiş. Bir yandan binlerce turist buraya akarken, bir yandan yıllardan bu yana değişmeyen bir şehir.

Evet, sabahları, nehir boyunca hep sislidir.

Nehir kıyısından bakılınca, gezi gemileri, o sis örtüsü içinde; zor seçiliyor. Sanki: Kuzey Avrupa nehirlerinin kıyısında dolaşıyor gibisiniz.

Çöl ikliminin yegane çiçekli mevsimi olan ilkbahar aylarında, begonviller pembe, mor, kaldırım kenarlarında Kıbrıs akasyası ağaçları masmavi. Sokaklarında Ümmü Gülsüm, camilerinde Abdülsamed, çölde rüzgar sesi duyacaksınız. Bazen ise raks sesi duyabilirsiniz.

Kahire, Müslüman Arap bir ülkenin başkentidir.

Sanıldığının tersine oldukça moderndir. Geçmişindeki tarihsel zenginliği taşıyabilecek güçte. Rengareng çarşısında nargile içenler, dillere destan kadınların güzellikleri.

Ama yine de “Bin bir gece” masallarında anlatıldığına göre, safahata ve eğlenceye meraklı bir halkı olan şehir. Mısırda göbek dansı, ayrı bir öneme sahip.

Mısırlılar, usta dansçıları izleyebilmek için aylarca önce para biriktiriyorlarmış. Eğlencenin gece geç saatlere kadar sürdüğü “Alhambra” da, göbek dansının üstatlarını izlemek mümkün.

Burası: pahalı ancak güzel kulüplerden birisi. Daha çok yabancıların ya da çok zengin yerlilerin yerleşmiş olduğu bölgeler dışında, genelinde insanların giysileri ve caddelerdeki arabalarıyla zamanda yolculuk yapar gibi olur insan. Zaten Kahire de önemli olan zamandır, geçmiş zaman.

Şehirde gezerken,

Çok fazla sayıda asker göreceksiniz. 80 milyon ülke nüfusunun 20 milyonu asker. Ülkede askerlik zorunlu ve üç yıl. Sanırım bu nedenle, her yerde asker göreceksiniz.

Ve dünyanın, en önemli müzelerinden biri olan Mısır Müzesiyle, geçmişe yolculuğa çıkacaksınız.

KAHİRE: KENT MERKEZİ

Kahire’nin kent merkezinde: mağazalar, kafeler ve restoranlar ile bankalar var. Merkezin büyük bölümü: Hıdiv İsmail tarafından: 1865 yılında yaptırılmış.

Binaların çoğunluğu: Avrupalı mimarlarca tasarlanmış. Nil nehri, Kahire’yi ikiye bölüyor. Eski şehrin bulunduğu bölge: İslami Kahire.

Burada: Fatımiler ile başlayıp Osmanlılarla süregelen İslami dönem eserleri bulunuyor. İstanbul’daki Sultanahmet civarına benzeyen bir bölge.

Kent merkezi: Büyük Tahir Meydanı(diğer adı: özgürlük meydanı) var. Gezimize bu meydandan başlayacağız. Bu nedenle, bulunduğunuz yerden bir şekilde buraya ulaşın.

BÜYÜK TAHRİR MEYDANI

Yerel ismi: “Meydan el-Tahrir”. Arap Birlik Binası, Mısır bürokrasisinin merkezi: Mugamma ve Kahire Amerikan Üniversitesi, bu meydana bakıyor. Burada: Mc Donalt şubesi bulunuyor. Bilindiği gibi, Kahire’de yemek yemek oldukça sakıncalıdır. Sular pis olduğu için yemeklerden sık sık zehirlenilmekte, bazı bakteriler mideden uzun süre çıkmayarak, kimi rahatsızlıklara sebep vermektedir.

Bu yüzden, bilindik markaları tercih etmekte yarar var. Kentte yaklaşık 10 tane Mc Donalt bulunuyor. Tat olarak bizden farklılar, ekmekleri garip. Bir şey aldığınızda mayonez istemeyin, çünkü mayonezler ketçapın aksine ekstraya giriyor. Üst katta bulunan erkek tuvaletinde dikkatli olmak gerekiyor.

Çünkü: pisuarlar duvar çukurluğunda bulunuyor ve bu çukurluğun yüksekliği 1.80 metre. 1.80 ve daha uzun bir kişi kafasını çarpabilir. Burada: dolar ve Euro geçmiyor, mutlaka Mısır poundu bulundurun.

ARAP BİRLİĞİ BİNASI

Alçak bir kamusal hizmet bloğunun ardında konumlanan, yüksek ve orta koridorlu bir büro bloğundan oluşuyor. 1950’li yılların dünya genelinde tipik olan çalışma yapılarının olağan bir örneği. Kahire için, ilginç olan yönü, bu coğrafyada erken bir ürün sayılmasından ötürüdür. Yapı, özgün işlevini halen sürdürüyor.

Evet, meydandan Nil nehrine doğru ilerleyin, nehre geldiğinizde, sağa dönün ve yürümeye devam edin. Biraz ileride, Nil kıyısında, Kahireliler kadar, turistler için de bir nirengi noktası olan: Nile Hilton Oteli ve onun biraz ilerisinde muhteşem Mısır Müzesi var.

MISIR ESKİ ESERLER MÜZESİ (MATHAF AL-MASRİ)

Her gün: saat: 09.00-16.45 arasında açık. Giriş katında 42 odada ve üst katta ise 47 odada eserler sergileniyor. Müze ilk kez, 1891 yılında Gize’de kuruldu. 1902 yılında ise, Kahire’de bugün bulunduğu yere taşındı. Böylece: Mısır’da ne bulunursa (ister rastgele bulunsun, ister planlı bir biçimde kazılarak çıkarılsın) hepsi müzenindi.

Bununla: arkeolog Mariette, eski eserlerin: ülke dışına çıkarılmasını ve yağmalanmasını durdurmuş oluyor ve bir Fransız; Mısırlılar için, Mısır’ın olan şeyleri koruyordu.

Gönül borçlusu Mısır; müzenin ön bahçesine onun heykelini dikti ve ölümünden sonra da, cenazesini buraya getirerek mermer bir lahde gömdü. (Müzenin bahçesinde bu heykeli göreceksiniz.)

Evet: Kahire Müzesi olarak inşa edilmiş bir bina. Fransız mimar “Auguste Mariette” tarafından, sanat eserlerinin ülke dışındaki müzelere götürülmesini engellemek için kurulmuş. Yalnızca toplama değil, aynı zamanda denetim merkezi olarak da görev yapıyor.

Günümüzde:

Dünyanın en önemli koleksiyonlarından birine ve değerli Antik Mısır hazinelerine ev sahipliği yapıyor. Zenginliğiyle göz kamaştırıyor. Genç yaşta hayata veda eden ve laneti dillerde dolaşan “Tutankhamon” un hazinelerinden, firavun mumyalarına, Akenaten ile Nefertitinin Amarna sitili zarif heykellerine kadar, bu eşsiz medeniyetin en nadide eserleri buradadır.

Müzede: Yunan, Roma ve Suudi Arabistan gibi farklı medeniyetlere ati koleksiyonlara da yer verilmiştir.

Mısır Müzesinde sergilenen en önemli eser, MÖ.15’nci yüzyılda, Roma İmparatoru Augustus tarafından yaptırılan Dendur Tapınağıdır.

mısır.kahire.müze.2
Mısır Kahire Eski Eserler Müzesi (Mathfa Al-Masri)

Kısmen demode, karışık ve genellikle kalabalık olsa da, sergilenen 120 binden fazla eser nedeniyle, kesinlikle görmeniz gereken bir yer.

Buraya: en az 4-5 saatinizi ayırmanız gerekiyor.

O kadar çok eser var ki, her esere 3 dakika ayırsanız, müzeden altı ayda ancak çıkarsınız. Özellikle: Kahire’ye ilk geldiğinizde müzeyi gezin ve daha sonra Nil kıyısındaki tapınakları gezdikten sonra, müzeyi tekrar gezin, inanın çok farklı duygular yaşayacaksınız.

Eğer: öğrenci veya öğretmen iseniz, Mısır’a gitmeden önce, Türkiye’den mutlaka: “İnternational Student Card” alın. Bütün girişler: yarı fiyatına iniyor. Müze giriş: 40 Paund (8 dolar) ve öğrenci 20 (4 dolar) Paund. Müzeye girerken, dikkatli olun. Yanınıza: fotoğraf makinası alıyorsanız, ekstra ücret ödemeniz gerekiyor. Bir de video kameranız varsa, 10 misli yüksek ücret ödemeniz gerekiyor.

Evet, içeri giriyorsunuz.

Kahire Müzesi: Mısır antik dünyasının neredeyse kalbidir. Yalnız müzeyi gezmeden önce, yanınıza; ya kitap alın ya da rehber. Bunun yanında: ya da, bizim bu satırları yazdığımız, sayfadan bir çıktı alın.

Yanınızda rehber olmasa veya herhangi bir bilginiz olmasa, müzeyi gezmeniz günler sürebilir. Ayrıca: bir çok objeyi görmeden veya önemini anlamadan, müzeden çıkmak durumunda kalırsınız.

mısır.kahire.müze.3
Mısır Kahire ESKİ ESERLER MÜZESİ (MATHAF AL-MASRİ)

Müzeye giriyorsunuz.

Giriş katında:

Lahitler ve mumya yapımı ile ilgili eşyalar sergileniyor. Karşınıza: ilk önce, nasıl mumyalama yapıldığını anlatan bir bölüm çıkıyor. Evet, müzenin “Mumya Kısmı”, insanı açıkça şok ediyor. Musa Peygamber: eski Mısır’da, köle olarak çalıştırılan insanları, Süveyş Kanalından geçirirken “Asası” ile , Kızıldeniz’i ikiye böler. Denizin ortasında açılan bu yoldan, halk karşıya geçer, fakat arkadan kovalayan mısır askerleri, denizin tekrar kapanması ile, boğularak ölürler. Musa’yı kovalayan Mısır Firavunu II. Ramses; işte karşınıza çıkıyor.

Ramses’in mumyası incelendiğinde; boğularak öldüğü anlaşılmış. Firavun mumyaları, müze içinde özel bir bölümde sergileniyor. Buraya girerken ilave para ödemeniz gerekiyor. Bununda bedeli 100 Mısır Paundu.

Yani: yaklaşık olarak 20 dolar.

Burada: flaşsız bile olsa fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. Ancak, ortalıkta pek te nöbetçi dolaşmadığından çekim yapanlar var. Oldukça karanlık olan bu kısımda, bir oda Ramses’e diğeri Ramses’in ailesine ait. Bir kadın ve kedisinin mumyası var. Kedi mumyası, bir zamanlar bebek mumyası sanılıyormuş.

Yanınızda çocuk varsa, buraya sokmayın derim. Mumyaların görüntüleri, çok gerçekçi, ilave parayı ödeyip mutlaka buraya da girin.

m.kahire müzesi.01
Mısır Kahire KAHİRE ESKİ ESERLER MÜZESİ (MATHAF AL-MASRİ)

Burada yer alan bilgilere göre: mumyalama işlemi için, hafif meyilli bir taş kullanılıyor. Ölen kişi, buraya yatırılıyor. Burun kıkırdağı kırılıyor, beyni, burun kanallarından çekilerek alınıyor. Boşaltılan bölüme: yine aynı yoldan; keten dolduruluyor.

Böylece: gözler, içeriye düşmüyor. Diğer yandan: vücudun yanlarından delikler açılıyor ve bu deliklerden, zarar görmeden, dört organ çıkarılıyor.

Vücutta, yalnızca: kalp kalıyor. Kalp; onların inanışına göre, mahkeme gününde hesap vermek için vücutta bırakılıyor.

Diğer organlar: yeniden yaşama dönüldüğünde kullanılmak üzere, testilere konularak, mumyanın yakınına bırakılıyor.

Mumyalama işlemini yapan kişi: çakal maskesi takıyor.

Ölü yiyen bir hayvan olan çakal: onlar için “Mumya Tanrısı” konumunda. Mumyalama işlemi: 40 gün sürüyor. Bir çok medeniyette; çokluk belirtilen “Kırk” sayısının, Firavunlar için önemli olduğu anlaşılıyor.

Bu işlem sırasında, formülü hala gizli bir sıvı; etlerin çürümemesi için, ölünün vücuduna sürülüyor. En son olarak da, vücut; ketenle sarılarak, sandığın içine yerleştiriliyor.

Zemin kattaki odalarda:

Eski Krallık Odalarından itibaren, kronolojik sırayla, Antik Mısır tarihi anlatılıyor. Burada: bir mezardan çıkmış “Sakkara Krallar Listesi” var. Bunun bir yüzünde: Yeraltı Tanrısı Osiris’e bir ilahi, öbür yüzünde ise katip Tunrin’in, iki kolona adları yazılmış, 58 krala duası var.

Bunların ilki: Miebis, sonuncusu da Büyük Ramses’tir.

Evet devam ediyoruz. Genellikle: mezarlardan çıkarılmış olan hazineler var. Bunların arasında: Sakkara’daki Basamaklı Piramitte bulunan: Kral Conser’in gerçek boyutlardaki heykeli de görülüyor. 32 ve 42 numaralar arasındaki odalarda: daha ileri tarihlere ait eserler sergilenmiş.

Bunlar arasında: Ka-Aper’in yekpare ahşaba oyulmuş gerçek boyutlardaki heykeli ve çocuklarıyla birlikte çiftleri tasvir eden heykeller var.

m.kahire müzesi.02
Mısır Kahire ESKİ ESERLER MÜZESİ (MATHAF AL-MASRİ)

Mezarlarda bulunan nesneler; Antik Mısır’daki inanışlar ve günlük hayatla ilgili ipuçları bakımından zengin kaynaklar. Ölümden sonraki yaşamda: krala hizmet etmek üzere yapılan: ahşap hizmetçi heykelleri (uşabti) arasında; muhafızlar ve zanaatkarlar, hatta tekneleriyle birlikte gemiciler de var. Aynı nedenle: ölümden sonra kralın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ördek ve sığır gibi tasvirlere de yer verilmiş.

Amarna Odası (3’ncü oda)

Sapkın olarak adlandırılan ve Ahenaton’un Aton’u tek tanrı olarak kabul ettiği ve Orta Mısır’da bulunan “Tel el-Amarna”yı başkent ilan ettiği döneme ayrılmıştır. Ahenaton’un yeni dini, yalnızca onun yaşamı boyunca sürmüş. Ölümünden sonra ise “deliliğinin” bütün izleri, ortadan kaldırılmış. Bu odada sergilenen objeler: mezardan çıkarılmış.

Burada sergilenen, Ahenaton’un iki dev heykelinde: uzun çenesi ve yuvarlak karnı gibi fiziksel özellikleri dikkati çekiyor. Giriş katında, 3 numaralı odada sergileniyor. Marfan sendromu denilen hastalıktan muzdarip olduğu için, yüz kemikleri uzamış, yarı Çinli bir görünüm almış. Sapkın olarak ilan edildiği için, adı bütün yazıtlardan silinmiş ve heykelleri kırılmış, tapınakları yerler bir edilmiş.

Sonradan, toprak altından çıkarılan heykellerinin hepsi kırık bulunmuş ve bu müzeye taşınmış.

Yani: Akhenaten’i, bu müze dışında görmek mümkün değil.

Ayrıca: eşi Nefertiti’nin de harika bir büstünü, burada görebileceksiniz. Çünkü: Nefertiti, güzelliğiyle dillere destandır. Bu güzellik taşa işlenmiş ve büstü yapılmış. Ancak, müzede göreceğiniz büst, orijinal değil. Orijinali: Berlin Müzesinde, evet çalınmış. Nefertiti ;”güzellik geliyor” anlamında bir kelimedir.

En güzel hazineler: ikinci katta

Özel Tutankamun bölümü

Tutankamun: 9 yaşında Firavun olmuş. Ancak: 18 yaşına gelince, başına aldığı bir darbe ile ölmüş. Tutankamun’un önemi ise: yaşadığı dönemde yaptığı yönetiminden değil, mezarı korunarak çıkarılan tek Firavun olmasından kaynaklanıyor.

Çünkü: kendisinden sonra gelen bir kral, Krallar Vadisindeki mezarlara el koyar ve Tutankamun’un mumyasını, başka emanet bir mezara taşıtır. Bu sayede: mezar, tahrip edilmeden, günümüze ulaşmıştır. Mumyası, halen “Luksor” şehrinde bulunuyor. Kahire Müzesinde ise: piramitten çıkarılan: altın eserler sergileniyor.

Burada

Howard Carter’in, 1922 yılında Tutankhamon’un mezarından çıkardığı, 1700’den fazla eser var. Çünkü: bu mezar, Krallar Vadisinde bulunanlar arasında tahrip olmamış tek kral mezarı. Firavun öldüğünde: 19 yaşında idi ve daha büyük bir mezar hazırlanması için zaman yoktu. Buna karşın, mezarı: ölümünden sonra kullanması için hazinelerle donatılmıştı.

Takip eden yıllar içinde: mezarın girişi, yanındaki mezarların yıkıntılarıyla kapanır ve mezar, yağmacılardan korunur.

Firavunun mumyasının konulduğu 3 tabut: müzede sergileniyor.

Tabutun üzerinde: “Ey Ana Nut; kanatlarını üzerime ger, tıpkı ölümsüz yıldızlar gibi” yazılı. En içteki tabut: 170 kg. ağırlığında ve som altından. En dışta, tahtadan ve üstü altın yapraklardan oluşan kısım bulunuyor. İkinci tabut, yine tahtadan, altın kaplamalı ve daha süslü.

Onun içinde ise Tutankhamun’un mumyası bulunan ve en içteki tabut bulunuyor. Hemen yanındaki sandıkta ise, mumyalama sırasında çıkarılan organların bulunduğu küçük bir tabut var.

Kralın: altın ve ikinci derece kıymetli taşlarla süslü cenaze maskı muhteşem. Bu ilgi çekici keşif; 3000 yıl sonra bile göz kamaştırıyor. Özel odasını ve çıkarılan objeleri, mutlaka görmelisiniz. Bu bölümden, büyülenerek çıkıyorsunuz.

Evet, geziye devam ediyoruz.

Müzede: birbirinden orijinal eserler göreceksiniz. Ama en ilginci; bugün bile kullanımına, insanların zorla alıştığı prezervatif. Evet, birden karşınıza çıkıyor.

Ancak: 5500 yıl öncesine ait keten prezervatif, insanların geçmiş yıllarda da aile planlamasına verdikleri önemi ortaya koyması açısından ilginç. Ama, günümüz Mısır’ında, buna kimsenin uymadığı da, Kahire sokaklarında karşınıza çıkacak olan görüntüden anlaşılıyor. Her yan çocuk dolu.

Evet: üst katta: mumya odası var.

Burada: Mısır’ın en ünlü yöneticilerinin korunmuş kalıntıları bulunuyor. Ağırlıklı olarak: 18 ile 20’nci sülalelere ait mumyalar arasında: IV. Ramses, I. Seti ve III. Tutmosis mumyaları var. Tutankhamon; Krallar Vadisindeki mezarına geri konulmuş ve günümüzde tekrar taş lahitte yatıyormuş.

Bu muhteşem ve renkli buluntular arasında; Mısır’ın kronolojisini çıkarmak için arkeologların yararlandıkları eserler de var. Bunlardan biri de: Kral Narmer levhası. Bu levha: Mısır’ın birleşik krallık olmasından sonra, bir kraldan söz eden ilk belge olma özelliğini taşıyor.

Ayrıca:

Ülkenin dört bir yanında bulunan heykeller: Osiris, Hathor, İsis ve diğer önemli tanrılar ile belli başlı sülalelerin firavunlarını temsil ediyor. Firavunların gücü, genellikle taşa ne büyüklükte kopya edildikleriyle ifade ediliyormuş. II. Ramses’in kiler, çok büyük. Bunlara ek olarak: kraliçe Hatşepsut’un büstü gibi, küçük heykeller de görülüyor.

Mısır Müzesini gezdikten sonra:

Müzenin hemen yanındaki yoldan, Nil nehrinin tersi istikametinde yürümeye devam edin.

Şare Ramses yolundan doğruca yürüdüğünüzde: Ramses Meydanına geleceksiniz. İstanbul’ta Topkapı Meydanı gibidir. Çeşit çeşit insanların gelip geçtiği, sürekli ve yoğun bir hareketliliğin olduğu, minibüslerin, otobüslerin ana duraklarının bulunduğu, keşmekeş bir yer Ramses Meydanı.

Burada: bir anda “üçüncü dünya ülkesinde” miyim? diye düşünüyorsunuz. Burada: hem Londra Metrosunu aratmayacak bir hız ve teknik donanıma sahip metro istasyonu ve de özel klimalı otobüsleri, hem de eskiliği ve bakımsızlığı yanında zaman zaman insanların birey olmaktan çıkıp etten bir yığına dönüşecek şekilde doluştuğu otobüslerin ana duraklarını bulabiliyorsunuz.

mısır.ramses meydanı.2.ramses heykeli taşınması.1
Mısır Kahire ESKİ ESERLER MÜZESİ (MATHAF AL-MASRİ)

Bu meydanın hemen yakınında: Ahram Gazetesinin tesisleri var. Mısır’ın yarı resmi gazetesi. Bir milyon tirajı bulunuyor. Burada, ayrıca: Victoria dönemi tren istasyonu var.

m.ramses tren istasyonu.1
Mısır Kahire  RAMSES TREN İSTASYONU

RAMSES TREN İSTASYONU

Ramses Meydanında bulunuyor. Kahire’nin kalbinin attığı yer. Ülkenin her yanına, buradan trenler kalkıyor. Eski bir bina. Ana kapıdan içeri girer girmez, insan kalabalığı ile karşılaşıyorsunuz. İçerden: İskenderiye, Luxor, Aswan gibi şehirler başta olmak üzere, her yere tren bulabilirsiniz. Burada kalıp gerçek Mısır yaşamını gözlemeniz mümkündür.

Binanın: neoklasik cephesi, eşit aralıklarla tekrar eden İslam sanatı motifleriyle bezenmiş.

Cephede: çıkıntı oluşturan aynalar ile, kare biçimli kulelerin gizli oyukları üzerine uygulanmış turkuaz renkli zeminin rölyefinde bulunan girift örgülü ağ, cephenin en çok göze çarpan öğeleri. Ayna bölücülerin her birinde, birinci ve ikinci katları sınırlandıran, üç katlı ve dikdörtgen biçimli birer oyuk var.

Zemin katta, sivri kemerli bir pencere ya da atnalı kemerli bir pencere çifti bulunuyor. Oyuğun birinci katında kaşmerli bir pencere, ikinci katındaysa sivri uçlu, atnalı kemerli bir pencere çifti bulunuyor.

Meydanda, ayrıca II. Ramses’in heykeli bulunuyor. Ancak: meydanda bulunan bu heykel kopya. Çünkü: orijinali, kirlilikten korunması için, 1955 yılında, heykelin bulunduğu Memphis şehrine geri götürülmüştür.

Çünkü: devam eden tarihi süreçte, heykelin çevresinde: iki köprü, bir metro, bir cami oluşmuş. Heykelin bunlara dayanacak hali olmadığı düşünüldüğünden, piramitlerin hemen yanında kurulacak yeri müzede sergilenmek üzere, 15 km. uzaklıktaki yeni yere taşınmıştır.

Ramses: Mısır’ın en ünlü firavunudur.

66 yılı aşkın bir süre tahtta kalmış. Sekiz karısı ve yüzü aşkın çocuğu olmuş. Hititlerle uzun bir savaştan sonra, ilk defa barış antlaşması yapıp, hükümdarlığı süresince Mısır’ın her bir yanına mabetler, heykeller diktirmiş.

MÖ. 1225 yılında ölen ve savaşçı bir kral olarak bilinen 2. Ramses, 67 yıllık yönetiminde Mısır’a altın çağını yaşatmış. 2. Ramses’in piramitlerin yanına taşınan heykeli, geçen yüzyılın ortalarında, Kahire’ye getirilmeden önce, 3200 yıl boyunca, antik Mısır’ın başkentlerinden “Memphis” deymiş.

Burada: 1882 yılında yapılan kazılarda bulunmuş. Daha sonra sekiz parçaya bölünen heykel, 1955 yılında Kahire’ye taşınarak, aynı adla anılan büyük meydana yerleştirilmiş. 100 tonluk, pembe granit heykelin taşınma için, 15 km. lik yolculuğun maliyeti 1 milyon Euro olmuştur.

mısır.kahire.metro.
Mısır Kahire RAMSES TREN İSTASYONU

Aynı yoldan, Nil nehri istikametinde geri dönüyoruz. Yalnız: Yüksek Mahkemenin arkasından, Talat Harp Meydanını buluyoruz ve buradan “Kasrü’n Nil denilen ve batı tarzı restoran ve mağazaların bulunduğu yola giriyoruz. Bu bölgeyi de gezdikten sonra; yine, istikametimizi Tahrir Meydanına yöneltiyoruz.

m.nil nehri.genel.1
Mısır Kahire Nil Nehri

Meydana gelince, El Tahrir Köprüsünden: Nil üzerindeki en büyük ada olan: Cezire’ye geçiyoruz.

TAHRİR KÖPRÜSÜ

Nil Nehri üzerinde yapılan ilk köprü olarak kabul edilir. Yapıldığında: 406 metre uzunluğa ve 2.5 metresi kaldırım olmak üzere, 10.5 metre genişliğe sahipmiş. Orta kesimi açılır-kapanır bir kafes kiriş strüktürken, 1950’lerde bugünkü haliyle yeniden inşa edilmiş. Ancak, köprü girişindeki aslanlar, aynı biçimde değerlendirilmeyi sürdürmüşlerdir.

mısır.kahire.cezire adası.f
Mısır Kahire Kulesi
Mısır Kahire Kulesi

KAHİRE KULESİ

Baklava biçiminde kafes bir yapıya sahip kulenin, yelpaze şeklinde açılan üst bölümü, lotus çiçeğini andırıyor. Yüksekliği: 187 metre. İlk inşa edildiğinde, dünyanın en uzun betonarme yapısı unvanına sahipmiş.

Burası: Kahire’nin görülmesi gereken ilginç yerlerinden biridir. Nil Nehrinin hemen yanı başında bulunuyor. İlginç bir mimarisi var. Eski Cumhurbaşkanı Cemal Abdulnasır döneminde, Amerika tarafından, Mısır’a para yardımı yapılır. Nasır, bu para ile bu kuleyi yaptırmış.

Kuleye asansör ile çıkılıyor. Tepesinde iki kat var. Birinci katında döner lokanta bulunuyor. İkinci katında ise kafeterya var. Kulenin en tepesinde ise seyir yeri var. Kahire’yi para ödeyerek dürbünle seyrediyorsunuz. Ayrıca; buradan, hava açık olduğunda piramitleri bile görmek mümkün. Ayrıca, Kahire’yi ikiye bölen Nil nehrinin kollarını da görebiliyorsunuz.

m.genel bir resim.1
Mısır Kahire Kulesi
Ana girişinde; devasa bir ağaç bulunuyor.

Bunun köklerini görün. Gerçekten orijinal. Ağaç: salkım-saçak gibi birkaç gövdeden oluşuyor. Ayrıca: kulenin çevresinde bulunan “Endülüs Bahçeleri” değişik özelliklere göre düzenlenen yemyeşil bir dokuyu barındırıyor. İçlerinde değişik bitkiler de bulunuyor. İnanın güzel bir gezi olacak, mutlaka gidin.

Evet: Cezire adasında gezilecek yerler bitiyor. Yürüyerek; el-Tahrir Köprüsünden geri geçiyoruz ve Tahrir Meydanına varmadan önce, Nil kıyısındaki yolu takiben, sağ istikamette ilerliyoruz.

Hedefimiz: Ravda adası. Şa Es-Saray bölümünden adaya geçiyoruz ve burada Menyal Sarayı var. Bu saray: günümüzde bir sanat galerisi olarak kullanılıyor ve güzel bahçeleri var. Mehmet Ali Paşa’nın sarayı olarak anılıyor.

Sarayı gördükten sonra;

Şare Sayalatül Ravda yolunu takiben ilerlediğimizde, adanın uç noktasında: Ümmü Gülsüm Müzesi, Nil Ölçer ve Manastırlı Sarayını göreceğiz.

Ümmü Gülsüm Müzesi:

Kahire’de, 19’ncu yüzyıl yapısı olan Manastırlı Sarayı içinde, 250 metrekarelik alanı kaplıyor. 2002 yılında açılmış. Müzede: Ümmü Gülsüm’e ait: sahne kıyafetleri, tablolar, çoğu devlet başkanlarıyla birlikte çektirilen (Cemal Abdülnasır, Enver Sedat, Şeyh Zayed gibi) fotoğraflar ve diğer eşyalar sergileniyor.

Ayrıca: Ümmü Gülsüm’ün; çeşitli sanat ya da devlet adamlarıyla mektuplarından örnekler de burada bulunuyor. Müzenin kütüphanesinde, sanatçı hakkındaki tüm kitaplar, yüksek lisans ve doktora çalışmaları var.

Ümmü Gülsüm:

Arap dünyasının gelmiş geçmiş en sevilen sanatçısıymış. Sevda şarkıları ve içli parçaları öyle bir söylermiş ki, izleyicilerini ve radyo başında evlerinde dinleyenleri ağlatırmış. Büyülü bir sese ve alışılmadık bir ses rengine sahipmiş. Nefesi o kadar güçlüymüş ki, aynı notayı bir buçuk dakika boyunca okuyabiliyormuş.

mısır.kahire.ümmü gülsümmüzesi.1
Mısır Kahire Ümmü Gülsüm

Evet, devam ediyoruz. Sırada: Nil ölçer: MS.715 yılında: Nil’in taşma seviyesini ölçebilmek amacıyla yapılmıştır.

mısır.kahire.hayvanat bahçesi.1
Mısır Kahire Hayvanat Bahçesi

Ravda adası gezimiz bittikten sonra: El-Gize köprüsünden, Nil nehrinin batı yakasına geçiyoruz. Burada: Kahire Üniversitesinin, göz alabildiğine uzanan konut alanları var. Ayrıca; güzel bir bahçe içinde, Kahire Hayvanat Bahçesi de burada.

Burası: Nil’in batı kıyısında, Roda Adasının karşısındaki güzel bir arazide bulunuyor. Koşulların daha iyi hale getirileceği vaat edilmiş olsa da, hayvanların kafesleri bakımsız. Binlerce hayvan var. Burada: aslan, maymun, fil, deve, kaplan ve bunun gibi daha onlarca hayvan çeşidini bir arada görme şansınız olacak.

Bunların yanında: köprüyü geçince hemen karşınıza; görülmeye değer: Mahmud Halil Müzesi ( dikkat buraya girerken pasaport göstermenizi istiyorlar) var.

Muhammed Mahmud Halil ve eşi için, 1915 yılında inşa edilen saray, günümüzde müze olarak kullanılıyor. Müze: Paul Gauguin, Auguste Renoir, Vincent van Gogh, Claude Monet, John Jonkkind, Charles Francois Daubigny gibi Avrupa sanatının önde gelen isimleriyle, Eugene Fromentin gibi Doğu sanatının başarılı temsilcilerinin koleksiyonlarını barındırıyor. Batı sanatı ile Doğu sanatının buluşma noktası, mutlaka ziyaret edin.

mısır.kahire.felluka.2
Mısır Kahire Nil Nehri

Bu arada:

Fırsat bulduğunuzda, Nil Nehri üzerinde, “felluca gezisi” yapmayı sakın ihmal etmeyin. Felluca, Mısır’ın geleneksel yelkenli kayıklarına verilen isim. Bu yelkenlilerde hayat diğer gezinti tekneleriyle kıyaslandığında, oldukça basit ve ilkel görünebilir.

Kamarası, tuvaleti, duşu olmayan kayıklar, konuklarına konfor namına bir şey sunmasa da Mısır’ın benzersiz gökyüzünü izleyerek açık havada uyumanın tadı başka hiç bir şeyle kıyaslanmayacak ölçüde büyüleyici.

Bu deneyimi, 5 yıldızlı otellerde, süper lüks teknelerde yaşamanın imkansızlığının farkında olanlar, bu yolculuğa çıktıklarında, yüzlerinden uzun süre silinemeyen bir tebessüme sahip oluyorlar.

Ayrıca: teknelerdeki ilkel koşullar, katlanılmayacak ölçüde değil.

Her kayığın kaptanı ve aşçısı var. Bu sayede, yapmanız gereken tek şey, uzanıp çevrenin keyfini çıkarmak. Akşam olduğunda aşçının iptidai koşullarda yaptığı yemeğe kaptanın söylediği yöresel şarkılar eşlik ediyor. Sonrasında ise kıyıda yakılan kamp ateşinin çevresinde keyifli sohbetler yaşanıyor.

Evet: uzun yolculukların sırrı bu. Bunun dışında, geleneksel fellucalar ile nehirde gezerken, şehri bir başka açıdan görüp, Kahire’nin gizemini daha iyi anlayacaksınız. Bunlara binmeyi tercih etmeseniz, kiralık motorlar var.

Pazarlık yaparak bir saatlik tur için, 10 dolara bir tekne kiralayabilirsiniz ki Kahire’yi ziyaret edenlere, bu turu yapmalarını mutlaka öneriyorum.

KAHİRE; İSLAMİ YAPILAR

Kahire’nin yeni kurulan, sıradan pek çok dış mahallesi var. Ama bunların yanında: kentin eski mahalleleri de iyi şekilde korunmuş ve bu bölgeler, İslam dünyasının en güzel mimari örneklerini barındırıyor. Şehirde, nereye giderseniz gidin, cami kubbelerinin ve minarelerinin düşsel mimarisinin karmakarışık çatılar arasında yükselişine tanık olacaksınız.

Şehir: nehrin doğusuna kurulduğu için: Nil Nehrinin yıllık taşkınlarından etkilenmiyor. İstilacılara karşı ise, yüksek surlarla korunmuş.

Evet, bugünkü gezimize: yine tahrir meydanından başlıyoruz. Bulunduğunuz yerden, tahrir meydanına herhangi bir şekilde geliyorsunuz. Şare el-Bostan caddesi istikametinde, doğuya doğru ilerliyorsunuz.

Abdin Metro İstasyonunun bulunduğu yerde:19’ncu yüzyıl tarihli Cumhuriyet (Abidin) Sarayından geçip, Ahmet Mahir Meydanına ulaşıyorsunuz.

Burada, kalabalık bir Pazar yeri sizi karşılıyor. Ayrıca: ortaçağ şehir surlarına inşa edilmiş, heybetli bir kapı olan: Bab Züveyla.

BAB ZÜVEYLA KAPISI

Evet: bu kapının silindir şeklindeki burçlarını görüyorsunuz. Geçmişte, mahkum edilen suçlular, ceza olarak bu kapıda asılırmış. Bu kapının üzerinde yer alan iki minare: aslında 1420 yılında Memluk Sultanı El-Müeyyed tarafından tamamlanan, bitişikteki camiye ait.

Bu Sultan: Bab Züveyla’nın ünlü zindanına hapsedildiğinde, eğer kurtulursa bir cami yaptıracağına yemin etmiş. Serbest kaldığında, taş işçiliği ve hoş bir avlu bahçesine sahip, çok güzel bir bina yaptırmış.

Burada: Segn’i (zindan) gördükten sonra, harika manzarayı seyretmek için, merdivenlerden Bab Züveyla’nın üstüne çıkın.

Burada biraz da kent surlarından söz etmek istiyorum.

KENT SURLARI

El-Muiz ve generali Cevher el-Sicili tarafında kurulmasının hemen ardından, Kahire: dikdörtgen planın kenarlarında kapılar bulunacak şekilde, kerpiç surlarla çevrilmiş. Ancak, daha sonra, el-Cuyuşi (Ordular Komutanı), Bedrül-Cemali’nin emri üzerine, kerpiç surların yerine, taş surları inşa ettirir.

Yeni sur düzeninin eskisinden tek farkı, biraz daha geniş bir alana yayılmış olmasıdır. Kentin, kuzey kesimindeki surların büyük bir bölümü ile: Fetih kapısı ve Zafer kapısı korunmuş.

Güney yakasında ise, sur kalıntılarıyla Bab Zuvayla adlı kapı bulunuyor. Diğer kapılar günümüze ulaşmamış.

Taş mimarisinin önemli örneklerinden biri sayılan Bedrül-Cemali, sur ve kapılarının inşasında da, firavunlar dönemi anıtlarının yıkımıyla elde edilen malzemeler kullanılmış.

Surlar:

Üç kotta inşa edilmiş. Kapıların giriş hollerinin bulunduğu cadde kotu daha yüksek olduğundan, her bir kapıya ulaşım rampalarla sağlanıyor.

İkinci kot, tonozlu oda ve hollerle birbirine eklenen, ok biçimli yarık ya da daha geniş açıklıklarla, dışarıya açılan galerilerden meydana gelmiş.

Üçüncü kotun oluşturduğu teras, surların üst kısımlarıyla dişler tarafından korunmakta. Babül-Nasr’ın üstündeki teras, Fatımiler döneminde, gözlemevi olarak kullanılmış.

Evet, gezimize devam ediyoruz. Şare el-Müizz Li-Dinillah caddesinden kuzeye doğru devam edin. Medrese ve Kansu Gavri’nin Mezarına ulaşıyorsunuz.

Bu görkemli medreseler kompleksi, müze ve medrese: son Memlük sultanlarından Kansu Gavri tarafından yaptırılmış.

Batıdaki Medrese, haç şeklindeki bir plana ve baca biçiminde şerefeli, sıra dışı dikdörtgen biçimli bir minareye sahip.

Karşısında bulunan anıtmezarın kubbesi günümüzde yıkılmış ve kültür merkezi olarak hizmet vermektedir.

“Kansu Gavri Sarayı” olarak bilinen Kansu Gavri’nin Mezarı restore edilmiş ve ziyarete açılmış. Burada: sürekli sergiler düzenleniyor ve her Çarşamba ve Cumartesi akşamları girişin serbest olduğu Dervişlerin Sema gösterileri yapılıyor.

Buradan birkaç adım kuzeye yürüyüp sağa döndüğünüzde, 16’ncı yüzyılda inşa edilmiş olan Kansu Gavri kervansarayına ulaşacaksınız. Burada: pek çok el işi hediyelik ve satılık el eşyaları sergileniyor.

Biraz ileride, solda: İslam’ın en ünlü öğreti merkezi olan Ez-Ezher Camisi ve Üniversitesi var.

EL-EZHER CAMİSİ VE ÜNİVERSİTESİ

Cami: Fatımi Kahire’sindeki ilk cami ve ilk dini bilimler okulu. Adı, Arapçada: “muhteşem” anlamına gelir. Yapımından bugüne kadar hep önemli bir yer tutmuş. Fatımi Halife el-Muiz tarafından yaptırılmış. İlk yapıldığında: Fatima el-Zehra (Hz. Muhammed’in kızı) Camisi olarak isimlendirilmiş.

İbadete 972 yılında açılan cami, 989 yılında okul statüsü kazanmış ve Fatımiler’in içinde bulunduğu, İsmaili Şii ilahiyatına göre eğitim vermeye başlamış. Heybetli kapıları ve peri masallarını andıran minareleriyle, İslam mimarisinin coşkunu temsil etmektedir.

mısır.kahire.el ezher camisi.3
Mısır Kahire El Ezher Camisi

Caminin yanına, öğrencilerin kalacağı bir de bina yapılmış. Osmanlıların hakimiyetinden sonra Memluk medreselerinin düşüşe geçmesinin ardından, El-Ezher, Müslüman dünyasının en önemli merkezlerinden biri haline gelmiş. El-Ezher Camisi: pek çok genişletme ve restorasyon çalışması geçirmiş.

Bugün, bu aşamaların neredeyse tümü görülüyor. Orijinal cami şimdikinden çok daha küçükmüş. Yapıldığında: avlunun üç tarafında, korint sütun başlıklı, İslam öncesi kolonlarla taşıtılan revaklar bulunuyormuş.

1130’larda, dördüncü yöndekiler ile bir de kubbe eklenmiş. İbadet alanı, kıble duvarının iki köşesinde yer alan orijinal kubbeler ise bugün yok.

m.kahire.el ezher parkı.1
Mısır Kahire El Ezher Üniversitesi
Bugün: küçük, tuğla minarenin yerine, Memlük döneminde (1226) yeni ve daha büyük bir minare inşa edilmiş.

Bu minarenin yerine 1397, 1424 ve geç 15’nci yüzyılda yeni minareler yapılmış, ancak hepsi yıkılmış. El-Guri, 1510 yılında yine girişin yanına, çift soğan kubbeli büyük bir minare yaptırmış. Restorasyonlar dışında, camiye yeni binalar eklenmiş.

Bunlar arasında: üç Memlük medresesi var. Girişin sağ yanında bulunan Taybars Medresesi, sol yanındaki Emir Akbuğa Medresesi (1340), ibadet mekanının kuzeyinde bulunan Cevher el-Kankabay Medresesidir.

Osmanlı döneminde;

Cami yine pek çok restorasyon geçirmiş ve genişletilmiş. Günümüzde, iç mekanın büyüklüğü: 10300 metre karedir. Bunlardan en önemlisi, bugün görülen cepheyi yaptıran Abdurrahman Kethüda’nın 1753 yılında yaptırdığıdır.

İkisi günümüze kala üç minare ile güney cephesindeki giriş kapısı bu dönemde eklenmiştir. El-Ezher özellikle bir eğitim merkezi olarak ünlenmiştir ve geçmişte burada dört mezhebin dini eğitimi de verilmiştir.

Bugün, modern bir üniversite olan El-Ezher Üniversitesi, caminin çevresindeki binalarda eğitim vermektedir.

Hukuk, Tıp ve ilahiyat olmak üzere, tüm İslam dünyasından gelmiş, 30.000 öğrenciye ev sahipliği yapıyor. Mısırlılar tarafından dünyanın ilk üniversitesi olduğu iddia edilmektedir.

Halbuki, bizim ülkemizde, Harran Üniversitesinin dünyanın ilk üniversitesi olduğu kanıtlanmış. Yalnız; burada verilen eğitimin çağdaş ve laikliği konusunda tereddütlerin bulunduğu da kesin.

Evet, El-Ezher Caddesinin kalabalık trafiğiyle baş ederek ilerleyeceksiniz ve Kahire’nin meşhur el işi pazarı: Han El-Halili’ye ulaşacaksınız.

mısır.kahire.halil çarşısı.1
Mısır Kahire Han El Halili Çarşısı

HAN EL-HALİLİ ÇARŞISI

Mısır’ın tüm ziyaretçileri için, burada alışveriş yapmak bir zorunluluktur. Ancak, burası yalnızca bir turist pazarından ibaret değildir. Kahireliler, paha biçilmez mücevherlerden süs eşyalarına ve ev gereçlerine kadar, her şeyin satıldığı küçük dükkanları dolduruyorlar. Pek çok dükkan; birer sanat eseri.

Çok güzel süslemeler, ahşap kapılar, ince taş işlemeleri, yerlerde ve sedirlerde serilmiş halılar, sandal ağacı ya da tütsü kokularıyla kaplanmış iç mekanlar. Dükkan sahiplerinden atölyesini gezdirmesini rica ederseniz, sizi çatı arasındaki dağınık bir odaya götürecektir.

Burada: zanaatkarların bakır üzerine yaptığı girift kakmaların ya da gümüş ve altından yaptığı ince işlemelerin ne kadar zor olduğuna tanık olacaksınız. Herhangi bir el işi eşyanın yaratılması için harcanan emeği görünce, fiyatların aslında gayet makul olduğunun farkına varacaksınız.

Evet: buraya bol zaman ayırın, gezecek ve görecek çok şey var.

Kahire’nin ünlü alışveriş pazarı: Hanül Halili ( Pazar günü hariç, her gün: 10.00-19.00 arası açık) günümüzde bile, Ortaçağ döneminden kalma bir “suk” (çarşı) havasına sahip.

Dünyanın en eski kozmopolit çarşılarından biridir. İsmi, burada 1380 yılında bir han yaptıran Emir Cevher el-Halili’den kaynaklanıyor. Uzun süre boyunca, burası hemen yakınındaki bedestenin de işaret ettiği gibi, kentin ticaret merkezi işlevini görmüş.

Burada konumlanan iki vilake (altı dükkan, üstü küçük apartman dairelerinden oluşan han), 20’nci yüzyılın başlarında, yerlerini birkaç küçük iz dışında, çağdaş yapılara bırakmışlar. Dolayısıyla, bu tanınmış adın işaret ettiği önemli bir mimari üründen bahsetmek zor.

Yalnızca, çevredeki küçük sokaklardan birinde konumlanan el-Fişavi kahvesinin Neo-Arap iç mekanı, ilginç sayılabilir. Bu mekan hakkında, aşağıda ayrıntılı bilgi vereceğim.

Evet: burada, özellikle Mısır’ın Nobel Ödüllü yazarı Nagıp Mahfouz’un adını taşıyan kafede, mango suyu ve Mısır’a özgü içecekler ve meşhur elmalı nargileyi mutlaka deneyin.

Evet: burada bakır, altın, deri ve kaymaktaşı ürünler, daracık sokaklarda satılıyor.

Ayrıca: bu sokaklarda, avaz avaz bağırarak, müşteri çekmeye çalışan işportacılar göreceksiniz. Yeterince dikkatle ararsanız: el yapımı, küçük ve güzel parçalar satın alabilirsiniz. Han; Orta doğunun en büyük çarşılarından biridir. Yaklaşık 1000 yıldır bu özelliğini koruyormuş.

Çarşı: Fatımiler döneminde; şehrin güney kapısı Babül Zuveyla ve kuzey kapısı Babül Fütuh arasında kurulmuş ve gelişmiş. Adını: zamanın tek ulaşım biçimi olan deve kervanları için bir dizi kervansaray inşa ettiren: Emirül Halil’den almış.

Çarşının sokakları: zarif taş oymalar, harika ahşap, bakır ve pirinç işleriyle ve çiniler gibi İslami mimarinin güzel örnekleriyle süslü. Muhteşem yapılar arasında: aynı dönemden kalma camiler ve medreseler, hanlar ve evler dikkati çekiyor.

Burada: Mısır’a özgü her türlü hediyelik eşya yer alıyor.

Tabii ki, papirüsler, değerli taşlar ve gümüş incik boncuk. Paranıza göre alışveriş yapabilirsiniz. Ama fiyatları inanılmaz. Pazarlık payı her zaman var. Artık insafınıza kalmış bir şekilde pazarlık yapabilirsiniz. Gerçekten asıl fiyatın ne oluğunu, söylenen fiyatın üçte birine bile alsanız inanamıyorsunuz. Yine bir şey beğendiyseniz alın. Çok güzel kıymetli taşlar, el işçiliği kolyeler burada yer alıyor.

Bayanlar için, çarşı içinde yolda kurulan seyyar tezgahlarda satılan kolyeler, bilezikler çok ucuz. Bunları, Türkiye’de çok pahalı fiyatlarla aldığınızı unutmayın. O nedenle de bolca alın. Nasıl olsa Mısır’dan geldiğinizi duyan dostlarınız, sizi bol bol ziyaret edeceklerdir.

mısır.kahire.fişvekahvesi.nargile.1
Mısır Kahire Fişavi Kahvesi

FİŞAVİ KAHVESİ

Evet, çarşının en önemli mekanı: Fişavi’nin Kahvesi’dir. Nostaljik bir kahvehane. Burası: Seyyid el-Hüseyin Camiinin karşısında bulunuyor. 200 yıldır hiç değişmeyen bir mekan. Burada: 24 saat boyunca: çay ve şişe (nargile) içebilirsiniz. Akşam: saat: 21.00 den sonra masalar toplanıyor.

Bizim Mehmet Akif Ersoy orada çay içmiş. Acaba o zamanlarda bugünkü gibi kalabalık mıydı?

Öyle olsaydı, Mısır’ın Nobel Ödüllü yazarı Necip Mahfuz, romanlarını bu kahvede yazabilir miydi?

Oysa şimdi. Birbirini kesen dar sokaklardan oluşmuş Han Hali Çarşısı içindeki kahve, bugün sadece bir kahve olmaktan çok uzak. Sokağın iki yanına, karşılıklı dizilen sandalyelerde, sedirlerde oturmak can sıkıntısına birebir. Dünyanın en kaotik şehrinin renkliliğini görmek için sokaklarda gezinmeye gerek yok belki de.

Kimler geçiyor kahvenin içinden: “henna” diye seslenen Nübyeli kadınlar, kına dövmesi yapmaktan kararmış ellerinde desen kağıtları ile dolaşıyorlar. Elini ve bileğini kınacıya teslim edenler, nasıl bir hata işlediklerini sonradan anlıyorlar, ucuz kına birkaç gün güzel görünse de, tez zamanda solup anlamsız bir lekeye dönüşüyor, dikkat.

Evet: cüzdan ve boncuk satıcıları: kahvenin aşina simaları.

Ancak, yasemin çiçeğinden kolyelerle kahveye giren kadınlar daha sevimli görünüyor. Garsonların satıcılara iyi davrandığı söylenemez. Ama yine de el şakalarından yada karşılıklı bağırıp çağırmalardan kimse incinmemiş görünüyor.

Fişavi’nin vaat ettiği naneli çayın ve elmalı nargilenin müdavimleri arasında, Avrupalı turistler çoğunlukta olsa da, Birleşik Arap Emirliklerinden gelenlere ve Mısırlılara da sıkça rastlanıyor. Burada: naneli çay içmeyi mutlaka deneyin.

Evet, çarşıdaki gezintimiz bitti. Şimdi: Şare el-Müizz Li-Dinillah caddesine geri dönün. Buradan ilerlediğinizde: hastane, medrese Sultan Kalavun’un anıt mezarı ve camiden oluşan, görkemli Kalavun Camisi kompleksine varacaksınız.

SULTAN KALAVUN CAMİSİ KOMPLEKSİ

Bu kompleks, 1293 yılında tamamlanmış. İslami tarzda, zengin bir biçimde işlenmiş olan ön cephesi aynı zamanda Fransa’dan getirilen Haçlı mimarisinin izlerini de taşıyor. Karanlık bir geçidin sonunda bulunan Sultan’ın Anıtmezarını mutlaka ziyaret edin.

Buradan sola dönünce, mükemmel bir salonla karşılaşacaksınız. Müslüman el sanatının seçkin bir örneği olan ince işlemelerle yaldızlanmış tavana özellikle dikkat edin.

Hemen yanında: Nasır Muhammed Medresesi var.

EL-NASIR MUHAMMED MEDRESESİ

Buranın: ihtişamlı taç kapısı, Avrupa Gotik kiliselerinin kapılarına benziyor. Gerçekten, bu taç kapı: Arap güçlerinin Akka (günümüzdeki İsrail) seferinde, Haçlı Kiliselerinden getirdikleri ganimet. Külliyedeki en yeni yapı: 1300’lerin sonlarında tamamlanan: Berkuk Camisidir.

Hemen bitişikte, Sultan Berkuk Medresesi var.

mısır.kahire.sultan berkuk medresesi.1
Mısır Kahire Sultan Berkuk Medresis

SULTAN BERKUK MEDRESESİ

1836 yılı yapımlı. İhtişamı, Sultan Kalavun Medresesiyle yarışır. Çerkez kökenli Sultan Berkuk’un hükümdarlığı döneminde inşa edilmiş. Minarenin yanındaki düz yüzeyli, kaidesinin stalaktitli bir kornişin çevrelediği tuğla kubbe, 19’ncu yüzyılda çöken, üzeri sıvalı ahşap kubbenin yerine inşa edilmiş. Sekizgen planlı minare, oymalı gövdesiyle, 14’ncü yüzyıl minarelerinden ayrılıyor. Kemerli girişten haç biçimli iç mekana, tonozlu bir koridordan ulaşılıyor.

Büyük bir özenle işlenmiş tunç kapıdan geçip, koridorun sonundan sağa dönüp, tekrar tunç kapılardan geçtiğinizde, kendinizi gök mavisi bir zemin üstünde, altından işlemelerle kaplanmış bir sayvanın karşısında bulacaksınız.

Buradaki görevli memura verilecek bir miktar bahşiş, Sultan Berkuk’un kız kardeşinin gösterişli mezarının kapılarını açacaktır.

Misafirhane, Berkuk Medresesinden fazla uzak olmasa da, dar sokakların labirentinden sizi oraya götürecek bir rehber gerekecektir. Bu iş için, çevrede oturan bir çocuğa rica etmeniz yeterli olur. İsteğiniz küçük bir bahşiş karşılığında memnuniyetle yerine getirilir.

Misafirhane, 18’nci yüzyılın sonlarına doğru Memluk tarzında inşa edilmiş bir konaktır. Ana salondaki girift bir biçimde işlenmiş tavana dikkat edin.

Tekrar: El-Muizz Li-Dinillah caddesine geri dönün.

Bir iki adım kuzeyde, sağ tarafta: Beyt es-Suheymi var.

BEYT ES-SUHEYMİ

200 yıl önce, El-Ezher yöneticisinin konutu. Bu konak: iki geleneksel bölüme ayrılmış. Erkek misafirlerin kabul edildiği selamlık ve kızları ile eşinin yaşadığı haremlik. Ana kabul odasının açıldığı salondaki yüksek oturma yerleri, aile reisinin yüceliğini simgeliyor. Üst katlar, vitraylar, Osmanlı çinileri ve ahşap kafes biçimindeki izleme yerleri (müşrefiye) haremliği bir saraya çevirmiş.

Ortaçağ Kahire’sinin şehir duvarlarına doğru yaklaştığınızda, büyük El-Hakim Camisi, sağ tarafta yükseliyor. Bu caminin inşası, deli halife El-Hakim tarafından, 1013 yılında tamamlanmış. Cami, o dönemden sonra Bahara Müslüman tarikatı tarafında yenilenmiş.

mısır.kahire.el hakim camii.1
Mısır Kahire El Hakim Camii

EL-HAKİM CAMİİ

El-Hakim’in babası halife el-Aziz tarafından yaptırılmış. Caminin inşaatına 990 yılında başlanmıştır. Yaklaşık bir yıl sonra, yapımı henüz tamamlanamadan ibadete açılmış. Fatımi camii. Deli halife El-Hekim’in emri üzerine, 1003 yılında tamamen bitirilmiş. Cami: kent surlarının hemen dışında.

Surların yeniden inşası sırasında, sur içine dahil edilmiş. Kuzey duvarı, surlarla bitişik. Yamuğa yakın dörtgen planlı, mimari karakteriyle İbn Tulun ve el-Ezher camilerinin sentezi durumundadır.

Yapının avlusu, dört yönde revaklarla çevrilidir.

İbn Tulun Camisindekilere benzeyen, dikdörtgen kesitli, tuğla ayaklarla desteklenen ve yüksek revaklar oluşturan, sivri kemerleri var. El-Ezher Camisinde olduğu gibi, ibadet mekanını dikine kesen bir transepti var.

Anıtsal kapı ile ön cephenin köşelerinde yer alan minareler: yapıya sonradan eklenmiş. Cephe ve minareleri taş, geri kalansa tuğla olan yapının cephe düzeninde, büyük ölçüde Tunus’taki Mehdiye Camisinden esinlenilmiş. 1303 yılındaki depremde zarar gören cami, 1360 yılında, Sultan Hasan döneminde restore edilmiş.

Kentin, en eski ikinci camisi.

Çevresindeki yüksek duvarların herhangi bir süsü yok. Sanki bir kale gibi görünüyor. Giriş-çıkışlar: bekçiler tarafından kontrol ediliyor. 19’ncu yüzyılda, bir restorasyon daha gören yapı, aynı yüzyılın sonunda ilk İslam Müzesi’ne de ev sahipliği yapmıştır.

Yakınlarda: 11’nci yüzyılın sonlarına doğru inşa edilen, şehir duvarlarının bir parçası olan: Bab’ün Nasr ve Bab’ül Fütuh kapıları var. Bu duvarlar, yıllar boyunca yenilenmiş. En geniş çaplı restorasyonda, 200 yıl önce Napolyon’un askerleri tarafından yapılmış. Askerlerin, kulenin ve burçların taşlarına kazıdığı isimler, hala okunabilir durumda.

Evet: geri dönüyoruz. Şare el-Müzzi Li-Dinillah caddesinden yürüyerek geri dönüyoruz. Bab Züveyla kapısına vardığınızda, hemen karşısındaki İslam Sanatı Müzesi var.

İSLAM SANATLARI MÜZESİ

1903 yılında, resmi bir törenle açılmış. Kahire Emniyet Müdürlüğünün hemen karşısındadır. Diğer adı: Mathafül İslamiye’dir. Bu müzede: Osmanlı döneminden kalma eserleri görebilirsiniz.

Bir dizi odada: her biri ahşap oymacılığı, fildişi işleri, çiniler ve el yazmaları gibi belli bir konuya ayrılmış eserler sergileniyor. Muhteşem bir koleksiyon var. Sergilenenler arasında: ince süslemeli silahlar da var.

Burada: Fustattan gelme, Gördes düğümlü ve kırmızı zemin üzerine Palmet motifli bir yün halı parçası var.

Bu son yıllarda, Johanna Zick-Nissen tarafından titizlikle incelenmiş ve ortaçağ İslam dünyasında düğümlü halıların başlangıcı olduğu belirlenmiş. Halının, Abbasiler zamanında, Maveraünner yani Batı Türkistan’dan ithal edildiği tahmin ediliyor. Yapımına: 7-9’ncu yüzyıllar arasında bir tarih veriliyor.

Evet, çarşı ve yakın çevresi gezimiz, burada tamamlanıyor. İslam Sanatları Müzesinin bulunduğu cadde olan: Şare el-Kale yolundan, kuzeye doğru yürümeye devam edin. Selahattin Meydanını geçin ve Kahire Kalesine ulaşacaksınız.

ÖLÜLER ŞEHRİ

Mısır Kahire şehir dışında bulunan “Kahire Kalesi” ne giderken, zamanınız varsa, “Ölüler Şehri” isimli, eski Memlük Mezarlığına da mutlaka gidin. Kahirelilerin yalnızca “Arafa”, yani mezarlık, yabancıların ise “Ölüler Şehri” diye isimlendirdiği, ilk başta fikrine alışması bile zor gelen bir çeşit gecekondu bölgesi.

Burası: birkaç kilometre boyunca devam eden geniş bir alanı kapsıyor ve bugünkü nüfusu; yaklaşık 500 bin kişi. Ölüler kentinin sakinleri: kentin hemen her yerinden savrulan aşırı yoksullar, evsizler ve ayrıca Mısır’ın farklı kırsal bölgelerinden kente göç edenlerden oluşuyor.

Bunların çoğu kalabalık aileleriyle birlikte buraya gelip yerleşmiş ve yeni bir kentli topluluk oluşturmuşlar. Bugünse, çoğu turistin şaşkınlıkla anlattığı gibi: berberi, bakkalı, okulları, elektriği, suyu ve hatta belediye otobüsleri olan, yaşayan bir mezar kent durumundadır.

Kaldırılması için, Mısırda tartışmalar yapılan eski bir mezarlık.

Burada: mezarlık bekçileri, mezar üstlerine ev yapıyorlarmış. Yaşam öyle yoğunlaşmış ki, Kahire’de doğan bir çocuğun ikamet adresi olarak, mezarlığın gösterilmesi üzerine, yetkililer harekete geçmişler.

Şimdi, burayı boşaltıp, mezarları çöle taşımayı düşünüyorlarmış. Mezarların bulunduğu yerlere ise: çok katlı, modern yerleşimlerin yapımı planlanıyormuş.

Ölümle yaşamın bu denli iç içe bulunduğu başka bir yer var mı?

Sanmıyorum. Buraya gittiğinizde: ölülerle birlikte yaşayan insanları göreceksiniz. Kapı önünde oturan bir yaşlı insana küçük bir bahşiş verdiğinizde, size evini gezdirecektir.

Sarı taştan yüksek duvarlarla çevrili geniş ve çiçekli bir avluya girince, bir köşede, genişçe bir mermerin altında, ebedi istirahata çekilmiş ve hiçbir zaman bugünkü oturandan kira istemeyecek ideal ev sahiplerinin bulunduğuna şahit olacaksınız.

Ancak, bu mekanlardan sefalet aktığını görmek de, başka bir gerçek. Başka bir eve giriyoruz, avluda televizyon izleyin naneli çay yudumlarken, temkinle kabirlerin nerede olduğunu sorduğumuzda, evin gençlerinin rahatsızlığı hemen göze çarpıyor.

Evleri babalarından devralan yeni nesil, ölü şehri benimsemiş olsa da, gençler, posta adresi olarak kabristanı vermekten pek hoşnut değiller.

mısır.kahire.kale.1
Mısır Kahire Kalesi

KAHİRE KALESİ (İÇ KALE)

Gezimizin çarşıdan sonraki bölümünde: Kahire Kalesine gideceğiz. Kale: Han pazarından, taksiyle 10 dakika ve yürüyerek ise 30 dakika uzaklıkta bulunuyor.

Kale: 13’ncü yüzyılın başlarında, yüksek bir tepeye inşa edilmiş. Fatımiler’i, Haçlılardan kurtarmak için, Suriye’den gönderilen Selahattin Eyyübi, El-Fustat ile el-Kahire’yi birleştirerek, daha sonra surlarla çevrilecek tek bir kent haline getirmiş.

Haçlı tehdidine karşı, kente istihkamlar eklenmiş ve Mukaddem Tepesi’ne; hem kale işlevi görecek, hem de yöneticiler ve garnizonların kalacağı İç kaleyi inşa ettirmiş. Nitekim, 13’ncü yüzyılın başından, 19’ncu yüzyıla kadar, burası kraliyet ikametgahı olarak kullanılmış.

İç kalenin birinci işlevi:

Mısır Kahire kentini çevreleyen surları birbirine bağlamak ve güçlendirmekmiş. İç kale: iki ana bölümden oluşuyor. Kuzey bölümü ve aslen Memluklar tarafından inşa edilen güney bölümü. Eyyubiler döneminde: Selahattin tarafından yaptırılan, bağımsız kuzey bölümü, ilk yapıldığında iki kapısı varmış. Bunlar: Babül-Mudarrac ve Babül-Cebel.

Kuzey bölümü:

İçe kapalı askeri birimleri barındırmış. Güney bölümünde ise, kente bakan ikametgah alanları varmış. İç kalede bulunan Memluk Sarayları, bugüne ulaşamamış olsa da, güney ve batı yönlerinde konumlandıkları biliniyor. İki bölüm, birbirine Sultan Baybars tarafından yaptırılmış Babül-Kule (1260) ile bağlanıyor.

Baybars, iç kalenin hemen dışında adli işler için, Darül-Adl olarak adlandırılan, yeni bir saray da yaptırmış. Sultan Kavalun, ne zaman yapıldığı bilinmeyen el-Eyvan el-Kebir’i restore ettirmiş.

El-Nasır Muhammed ise, 13’ncü yüzyılda, güney bölümü yıkıp, neredeyse yeniden inşa ettirmiş. Bunlar arasında, 19’ncu yüzyıla kadar ayakta kalacak yeni bir saray da var. Sultan Hasan (1347-61) ve Sultan Kayıtbay (1468-96) dönemlerinde de, iç kaleye çeşitli eklentiler yapılmış.

Osmanlıların Mısır’ı fethinden sonra, iç kale eski önemini kaybeder.

Paşalar, büyük Memluk eyvanını kullanmadılar, sarayın belli bölümlerinde barındılar ve idari birimler de burada yer aldı. Süleyman Paşa Camii, 1528 yılında, Babül-Azab kapısı da 1754 yılında inşa edildi.

Mehmet Ali döneminde ise, iç kalenin batı duvarları ve kente açılan kapılan yeniden inşa edildi. Cavhara Sarayı (Adalet Sarayı), darphane ve Mehmet Ali Camisi, yine bu dönemde eklenen yapılar arasındadır.

Takip eden tarihi süreçte, II. Dünya Savaşında, İngiliz garnizonu olarak kullanılmış.

Kalenin batı duvarından: muhteşem manzarayı seyretmeyi sakın ihmal etmeyin. Buradan; havanın açık olduğu bir günde; piramitleri bile görebileceksiniz. Kentin gürültüsünden ve tozundan uzaklaşmak için ideal bir mekandır. Ramazan ayında: iftar saatini duyurmak için, buradan top atılıyormuş.

Kalenin en gözde yapısı: Muhammed Ali Camisidir. Bu arada: kale içinde, Qasr Al-Gawhara (mücevher sarayı olarak da biliniyor) içinde: küçük bir müzede, Mehmet Ali Paşa’nın temsili meclisi var. Modern Mısır’ın kurucusu sayılan Mehmet Ali Paşa; buradaki ana kabul odasında, 500 adet Memlük önde gelenini, bir ziyafette ağırladıktan sonra, hepsini bir bir boğazlatarak öldürmüş ve kendine rakip bırakmamış.

MEHMET ALİ PAŞA CAMİSİ

Mısır Valisi ve modern Mısır’ın kurucusu sayılan Mehmet Ali, bu camiyle: Memlük döneminden Osmanlılara kadar olan Kahire mimarlığıyla radikal bir kopuş yaratmayı amaçlar. Bunun ilk göstergesi: arsa seçimidir. Mehmet Ali: Mısır’da, yüzyıllar boyu hüküm sürmüş Memluklar’dan kalan bütün sarayları yıktırır.

Bu yüzden, Kahire’de, bugün tek bir Memluk krallık sarayı yoktur. Mehmet Ali, bu camiyi kendi için bir anıt olarak inşa ettirmiş ve buraya gömülmüştür. Cami, Mehmet Ali’nin Fransız mimarı Pascal Coste yerine, adı bilinmeyen bir Ermeni mimara yaptırılmıştır.

Planı metresi İstanbul’daki Sultanahmet Camisine benzeyen yapı, konumlanışı ve anıtsal dış görünüşü nedeniyle kentin simgesi haline gelmiş.

Revaklarla çevrili avlunun ortasında bir şadırvan bulunur. Sebilin ve avlunun cephesinin üst bölümü, Akdeniz manzaralarını gösteren duvar resimleriyle süslenmiş. 1936 yılında, strüktürel yetersizliği nedeniyle, kubbe yeniden inşa edilmiş, 1980’lerde ise tüm kompleks elden geçirilerek onarılmıştır.

Evet, kentin en büyük camisidir. Osmanlı tarzındaki muhteşem iç mekanı: soluk renkli düzgün taşlarla döşenmiş olduğu için, halk arasında “Kaymaktaşı” Camisi olarak da bilinir. Mehmet Ali Paşanın türbesi de burada. Türbenin ön cephesi: işlenmiş mermerle bezenmiş.

Buranın hemen yakınında: daha sade bir cami olan: En-Nasır Camisi de gezilebilir.

SULTAN EL-NASIR CAMİSİ

Küçük bir avlu içindeki bu cami: hem İran ve hem de Moğol izleri taşıyor. Kahire’deki sultanlar, dini bayramlar haricinde tüm Cuma namazlarını burada kıldıklarından, burası Kahire’nin kraliyet camisidir.

Halihazırda, birkaç cami bulunan iç kalede, Sultan el-Nasır döneminde inşa edilen bu Memlük dönemi yapısı, mihrabın üstünde yükselen yeşil çinili orijinal kubbesi, 16’ncı yüzyılda çöküp, mermer kısımları Osmanlı fethi sırasında sökülene kadar, kentin en gösterişli camilerinden biri olmuş.

Kuzey girişindeki yazıta göre, yapı 1318 yılında inşa edilmiş. 1335 yılında, içeriği tartışmalı bir yeniden inşa süreci geçirmiş. Mihrap bölümünü örten büyük kubbesiyle dikkat çeken yapının, biri kuzeydoğu köşesinde, diğeri kuzeybatı girişine konumlandırılan iki minaresi var.

Evet: bu civarda: Askeri Müze ve Araba Müzesi de bulunuyor. Ön planda ise: iki önemli İslami yapı var. Solda: Sultan Hasan Medresesi.

 SULTAN HASAN MEDRESESİ

Bir Memluk dönemi yapısı olan Sultan Hasan Camii, asla tamamen bitirilememiş olsa da, İslam dünyasının en büyük anıtlarından biri olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Çocuk yaşta tahta geçen Sultan Hasan; önemli Mısır yöneticilerinden sayılmamaktadır.

Tahta çıkışından kısa süre sonra öldürülen sultanın cesedi saklanmış, asla bulunamamıştır. Bu nedenle, adına yaptırılan Kahire’nin en büyük türbesi, Mısır emirlerinden biri gömülünceye kadar, 100 yılı aşkın süre boş kalmıştır.

Sultan Hasan Camii, aynı zamanda dört mezhebe yönelik eğitim verilen bir medrese olarak da kullanılmış.

Ayrıca; Kahire’nin içinde, Cuma namazı kılınan ilk medrese statüsündeymiş.

400 öğrenci için barınma mekanları içeren yapı, Kahire camilerinin mimari oranları bağlamında en büyüklerindendir. Yüksek maliyeti nedeniyle,

Sultan Hasan’ın caminin tamamını inşa etmekten vazgeçmeyi düşündüğü, inşaatı bir süre durdurduğu, fakat camiyi bitiremediği söylentilerinin çıkmasından çekinerek yapıma yeniden başladığı söylenmektedir.

Evet, caminin yapım yılı olarak: 1362 yılı varsayılmaktadır. Dikkate değer güzelliktedir. Kandilleri: altından. Gerçekten değişik bir camiidir. Ortada büyük bir avlu var.

Bunun çevresinde: her birinin kendi ayrı kapısı ve avlusu bulunan, dört ayrı okul var. Güneybatı yönünde göreceğiniz minare: Kahire’nin en uzun minaresidir. Uzunluğu: 81 metre. Medresenin sağ tarafında: yapımı 1902 yılında tamamlanan ve kentin en son dini yapısı olan: Er-Rifai Camisi var.

Burada: ayrıca, soyu Mehmet Ali Paşa soyundan gelenlerin mezarları ve 1980 yılında ölen, son İran Şahı’nın (Pehlevi) türbesi bulunuyor.

Sultan Hasan Medresesinden; batıya doğru yürüyün. Kısa bir süre sonra: Tolunoğlu Camisi var.

mısır.kahire.ibn tolon camii.1
Mısır Kahire Tolunoğlu Camisi

TOLUNOĞLU CAMİSİ

Mısır Kahire deki ilk Türk camisidir. Abbasilerin Mısır valisi Tolunoğlu Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Yapım yılı olarak: 876 düşünülmektedir. Kahire için sıra dışı bir özellik olarak: ön cephesi yok. 19 kadar açıklığı olan, koruyucu bir duvarın arkasına gizlenmiş.

Ayrıca; kentteki tek spiral minare de, burada. Samarra camisinin minaresine benziyor. Çok uzaklardan bile dikkat çekiyor.

Caminin arkasında bir müze var. Burası: Gayer-Anderson Müzesi.

mısır.kahire.gayer andrson müzesi.1
Mısır Kahire Gayer Anderson Müzesi

GAYER-ANDERSON MÜZESİ

Burada: İslam ve Avrupa’ya özgü mobilyalar, sanat ve el sanatları sergileniyor. Göz alıcı örnekler var. Müze binası: 1540 yılında, özel ikametgah olarak inşa edilmiş. Hemen yanında bulunan; 1631 yılı yapımlı ev ile birlikte; burası, 1930 yılında satın alınmış.

Satın alan: İngiliz milyoner Robert Gayer Anderson. Yapıda bulunan : zarif süslemeler, ahşap balkonlar, çini zeminler ve duvarlardaki sade alçı süslemeler; Anderson tarafından restore edilmiş.

Bu müzenin hemen biraz ilerisinde, yine bir camii var.

SEYYİDÜ ZEYNEB CAMİSİ VE TÜRBESİ

Peygamberimizin torunlarından Seyyidü Zeyneb’in, bu camide türbesi bulunuyor. Kahire’nin ünlü camilerindendir. Bu camide her Cuma işitme engelliler için hutbe okutuluyor.

KAHİREDE; ESKİ ŞEHİR

Mısır Kahire kent merkezinin güneyinde kalıyor. Mısır’ın Babil’i sayılan: Roma kalesinin içine inşa edilmiştir. Eski Kahire’ye ulaşmanın en kolay yolu: Tahrir Meydanından 1 numaralı Metroya binerek: “Mar Girgis” İstasyonuna gitmektir.

Burası: aynı zamanda, Kopt cemaatinin, Kahire’deki en önemli merkezidir. Kopt Kilisesi: Hıristiyanlığın ilk yıllarında inşa edilmiştir. Günümüzde: Mısırlıların, yaklaşık %10’u kopt’dur. Bu küçük ve huzurlu yerde: bir zamanlar, 20’den fazla kilise bulunuyormuş. Ama, günümüze, bunların çok azı gelmiş.

Kale içine: tarihi Roma kapısından giriyorsunuz. Karşınıza: El-Muallaka Kilisesi çıkıyor.

mısır.kahire.el muallaka.sarkan kilise.1
Mısır Kahire El Muallaka Kilisesi

EL-MUALLAKA KİLİSESİ

7’nci yüzyıla tarihleniyor. Diğer adı: Sarkan Kilisedir. Adını: Roma kent kapısındaki, iki kulenin ortasına asılı olmasından alıyor. Bakire Meryem Kilisesi olarak da biliniyor. Tarihi: MS.4’ncü yüzyıla kadar uzandığı için; Mısır’ın en eski kilisesi olduğu söyleniyor.

Hemen yanındaki: Ebu Serga (Aziz Sergius) Kilisesi de; aynı iddiayı taşıyor. Kilisenin: Yusuf, Meryem ve Bebek İsa’nın kutsal topraklardan Mısır’a geldiklerinde, kaldıkları yere inşa edildiği söyleniyor.

Devam ettiğinizde: Azize Barbara Kilisesi var.

AZİZE BARBARA KİLİSESİ

Kopt tarzında dekore edilmiştir. Sol tarafta, bir zamanlar Yahudi Mahallesine girişi sağlayan kapı var. Eski Kahire’nin en ilgi çekici mekanlarından biri de: Kopt Müzesidir.

mısır.kahire.kopt kilisesi.1
Mısır Kahire Kopt Müzesi

KOPT MÜZESİ

Eski bir saraya kurulmuştur. Taş nişleri süslemek için kullanılan: cüppeler, goblenler, erken dönem el yazması İnciller, boyalı ikonlar ve Mısır’ın dört bir yanında bulunan kiliselerden ve manastırlardan getirilmiş oyma tavan süslemeleri gibi kopt sanatının çeşitli yönleri, burada sergileniyor.

Dünyanın 7 harikası Mısır Keops piramidi tanıtım yazısı.

İskenderiye şehri tanıtım ve gezi yazısı.

Nil nehri adaları tanıtım ve gezi yazısı.

Nil nehri batısı tanıtım ve gezi yazısı.

Nil nehri doğusu tanıtım ve gezi yazısı.

Mısır ülkesi genel hususları tanıtım yazısı.

Mısır gezi yazısı.

Mısır Gezi Planı

mısır.tarih.5
Mısır gezi planı

Mısır; 1 milyon km. karelik bir alana yayılır ve nüfusu, özellikle Nil kıyılarında yoğunlaşır. Gezimize: bunaltıcı olduğu kadar, büyüleyicide olan başkent Kahire’den başlayacağız. Kahire gezi planı sayfamızı inceleyerek, kendinize ait orada kalacağınız gün sayısı ile orantılı bir gezi planı yapabilirsiniz.

Ben size gezilecek yerleri ayrıntılı olarak anlattım, siz tercihlerinize göre, gezmek-görmek istediğiniz yerleri belirleyerek, bir gezi planı yapabilirsiniz.

Evet: Kahire yakın çevresindeki gezilerimize, daha sonra: Gize’deki piramitlere ve Akdeniz kenti İskenderiye’ye geçerek devam edeceğiz.

Mısır gezi planı

Daha sonra

Nil Nehri boyunca yolculuk ederek: Luksor ve Karnak Tapınaklarının yanı sıra, Teb Nekropolisi’ne de geçeceğiz.

Nil Vadisinde: Asuan’dan, Abu-Simbel’e kadar, Nasır Gölünün kıyılarını dolaşacağız.

Batı vahalarında bir tur attıktan sonra, yolculuğumuz Kızıldeniz sahillerinde ve Sina Yarımadasında sona erecek.

Daha öncede söylediğim gibi: Mısır’a herhangi bir tur şirketi ile gidecekseniz, tur şirketinin verdiği plandaki yerleri, buradan inceleyebilir ve ayrıntılı bilgiler alabilirsiniz.

Bunun dışında; bir tur şirketi ile gitmeyecekseniz, yine sitede anlatılanları değerlendirerek, kendinize bir tur programı yapabilirsiniz. Ancak Mısır zor bir ülke, kendi başınıza gezmenizi asla önermem, muhtemel sıkıntıları göze almak gerekir. Çünkü, Mısır ülkesinde bir otorite boşluğu var, yani başınız sıkıntıya girse, muhtemelen derdinizi anlatabilecek bir resmi merci bulamayacaksınız. 

Öte yandan, son gezimde anladığım kadarıyla, Mısırlı satıcılar ve dilenciler ve de maalesef çocuklar, turistleri yani sizleri her türlü sözle taciz etmelerine ve ısrarlı satış yapmak istemelerine rağmen, asla ve asla dokunmuyorlar, muhtemelen Mısır devleti, turistlere temas edilmemesi hakkında bir açıklama yaptı ve büyük cezalar açıkladılar diye tahmin ediyorum. 

Çünkü gerçekten çok ilginç, sözle inanılmaz taciz yapıyorlar, sıkıyorlar, gitmiyorlar, sizi uzun süre takip ediyorlar ama asla dokunmuyorlar. 

Mısır gezi planı
Evet devam edelim.

Ama bence: Mısır’da hani derler ya, görmeden geri dönme diye: mutlaka görmenizi önereceğim yerler şunlar:

Kahire şehrinde, özellikle Yeni açılan Mısır Müzesi ve Gize piramitlerini görmelisiniz. Bunun haricinde, Kahire şehrinde, turla gittiyseniz panoramik şehir turunda gezdirecekleri bazı ilginç yerler var. Örneğin: Enver Sedat Mozolesi, kale, Mehmet Ali Paşa Camii gibi. 

Eğer Kahire’de yeterli zamanınız varsa: Han El Halil çarşısına mutlaka birkaç saat ayırmanızı öneririm. 

Evet devam edelim.

Kahire’den sonra: isterseniz Nil nehrindeki Cruise gemileri ve isterseniz, kara veya demiryolu ile gitmenizi önereceğim ilk durak: 

Luksor şehri:

Bu şehirde, şehir merkezindeki Luksor Tapınağı ve Karnak Tapınağını mutlaka görmelisiniz. Bunlara faytonla ulaşabilirsiniz. Zaten Luksor Tapınağı şehir merkezinde, Karnak Tapınağı 3 km uzaklıkta.

Luksor şehrinde sıcak hava balon turları da düzenleniyor, Nil nehrinin karşı kıyısından havalanıyorlar. İnternet üzerinden anlaşırsanız kaldığınız otelden sizi alıyorlar, balona götürüyorlar, uçuştan sonra aldıkları yere getir getiriyorlar. Bir de uçuş sertifikası veriyorlar. Sabah saat: 04.30 uçuş başlıyor, internet satış fiyatı 90 Euro. Turdan satın alırsanız 180 Euro.

Sonra şehir yakınlarında, Nil nehrinin karşı tarafında bulunan Krallar Vadisi, Hatshepsut Tapınağı ve Mennon Heykellerini görebilirsiniz. Turla gitmediyseniz veya isterseniz, kendiniz gitmek isterseniz, Luksor şehir merkezinden söylediğim üç yere gidiş, orada bekleme ve geri dönüş, sadece taksi ile 20 Dolar. 

Şöförlerin çoğu yarım yamalak İngilizce biliyorlar ve oldukça yardımseverler. Ancak şartlarınızı önceden mutlaka konuşun, fiyatta anlaşın. 

Memnun heykellerine giderken, taş işleme atölyeleri ve zanaatkarları mutlaka uğrayıp izleyin, hatta satış yerleri var buralara da uğrayabilirsiniz. Taşa, elle şekil veren bu insanları görün.

Luksor şehrinden sonraki hedef: 

Edfu şehri: Bu şehirde, Mısır da bulunan tapınaklardan en sağlam olarak günümüze ulaşan muhteşem bir tapınak var. Şehir merkezine 15-20 dakika uzaklıkta, faytonla gidebilirsiniz. Fayton sürücüsüyle anlaşın, tapınağa gitme, 2 saat orada bekleme ve sonra sizi geri getirmek üzere anlaşın, parasını konuşun (4 dolar), parasını kesinlikle dönüşte sizi aldığı yere bıraktığında verin, ilave bahşiş isteyecektir, hatta at için bahşiş isteyecektir, vermeyin veya tercih sizin.

Edfu Mısır’ın en fakir şehirlerinden biri, sürekli çevrenizi dilenen, bir şeyler satmak isteyenler dolduracaktır, son derece dikkatli ve bu insanlara karşı sabırlı olmanızı diliyorum. 

Mısır gezi planı

Sonra:

Aswan şehri; şehir Nil nehrinin Yukarı Nil bölümündedir. Bizler, Nil nehrinin Akdeniz’e döküldüğü yeri, yani üst kısmı Yukarı Nil olarak biliriz, ancak Nil nehri, doğduğu yere göre Yukarı Nil ve Akdeniz’e döküldüğü yere göre Aşağı Nil olarak isimlendiriliyor. 

Aswan şehri, oldukça büyük ve nispeten modern bir şehir. 

Bu şehirde: Kom Ombo Tapınağı, hemen şehir merkezinde bir tepede, yürüyerek rahatlıkla gitmek mümkün. Mısır da 2 tanrıya adanmış bir tapınak, iki tanrı için, tapınak iki bölümlü, her bölüm simetrik, birbirinin aynısıdır. 

Bu tapınağın çıkışında Timsah Müzesi var, görmeyi unutmayın.

Mısır gezi planı

Evet, Aswan şehrinde Nübye köyü var. Nübyelilere ait bu köy, barajın göleti altında kalan Nübye köylerinden bu bölgelere göç ettirilen yaklaşık 100 bin Nübyelinin oluşturduğu köylerden biridir. Nübyelilerin geçmişi, Antik Mısır döneminde Yukarı Mısır da Kuş krallığı denen bölgedeki insanlardan gelir. 

Evet, buraya turla gitmek 50 Euro, ama siz kıyıdan rahatlıkla tekne tutup kendiniz de gidebilirsiniz. Tekne ücreti kişi başı gidiş dönüş 4 dolar, yolculuk yaklaşık yarım saat sürüyor, Nübye köyü oldukça ilginç bir yer, gitmenizi görmenizi öneririm.

Mısır gezi planı
Mısır Nil nehrindeki Cruise gemileri:

Mısır’da Nil nehrinde 4 veya 5 günlük turlar düzenleyen Cruise gemileri var. Bu gemilerle ilgili geniş yorum yazımı, yine bu sitede Nil nehrinde Cruise gemileri yazarak bulabilirsiniz. Kısaca: Luksor veya Aswan şehrinden hareket eden bu gemiler, iki şehir arasındaki uzun yolu 4 veya 5 günlük sürede tamamlıyorlar, yol üzerinde tapınaklara ve turistik yerlerde mola veriyorlar, değişik ve güzel bir seyahat, ücreti yüksek. 

 

Evet, Mısır’a gidenlerin ortak kanısı: evet bu ülke pis ve kirli. Özellikle hijyen konusunda gerekli titizlik ve özen gösterilmiyor ve bunu sonucunda sokaklarda, oteller ve cruise gemileri dışında yemek yiyen, bir şeyler atıştırıp yiyen turistlerin hepsinin olmasa da büyük çoğunluğunun bağırsak enfeksiyonu yani ishal olduklarıdır. İlaveten mide bulantısı ve kusma da olabilmekte.

Özellikle ve asla: çeşmeden akan suları içmeyin, yanınızda sabun veya el dezenfektanı bulundurun. Yiyecekler için: sadece otellerde veya cruise gemilerinde yemeklerinizi yiyin, bunun dışında belki uluslararası zincir hamburger markaları dükkanlarını da kullanabilirsiniz. 

Bir de trafiğe dikkat edin, ışık bulamazsınız, arabalar belki durur ama motorlar asla durmaz, motorlar zaten trafiğin en büyük hız tutkunları, arabalar durdu diye geçerseniz, motorlar durmaz, dikkatli olmalısınız.

Mısır gezi planı

Bir de Mısır da dikkat etmeniz gereken husus, pazarlık ve bahşiş tir. 

Hani, size rehberler veya Mısır da daha önce gidenler pazarlık yapmadan asla alışveriş yapmayın derler ya, hani almak istediğin bir ürünü: 5 dolar derse 1 dolar teklif et, 2 dolara satın alırsın derler. Bunu Mısırlılar da öğrenmiş, 5 dolar diyeceği ürüne, sizin pazarlıkla indireceğinizi bildiği için 20 dolar der ve sonunda size o sürünü 5 dolara satar. 

Bir de şu var: Mısır alışveriş için çok uygun bir ülke değil. Market benzeri yerler yok, dükkanlarda asla ürünün fiyatını bulamazsınız. Çünkü yerliye ayrı, turiste ayrı fiyat biçerler. Öte yandan, ürünlerin yüzde 90 fazlası, kalitesiz Çin malıdır, bunun unutmayınız.

Bahşiş konusuna gelince, Mısırlının tüm hayatı turistten alacağı bahşiş üzerine kuruludur. Vapurdan inerken, faytona binerken elinizi tutar, bahşiş ister. Fotoğrafınızı çeker bahşiş ister. Yol tarif eden bahşiş ister. Aklınıza gelebilecek her konuda, size yapabileceği en ufak bir yardımda bile mutlaka bahşiş ister. Bahşiş olarak, eğer Mısır ülkesine girerken, yanınıza bozuk dolar veya euro almadıysanız, işte sorun burada başlar, 1 dolar bahşiş vermek durumunda, bozuk paranız yoksa sıkıntı başlar. Bu yüzden, mutlaka yanınızda bozuk para bulundurun.

Mısır gezi planı

Son bir notun var. Son Mısır seyahatimde: gerek ülkeye girerken ve gerekse ülkeden çıkarken gümrük te büyük sıkıntılar yaşadım. Kabin bagajlarınızı, el bagajlarınızı x ray cihazından geçtikten sonra, mutlaka bir sebeple açarlar. Telaşlanmayın ve bagajınızın, çantanızın başında tüm dikkatinizle görevliyi takip eden, çünkü takip etmediğini hissettiği anda, çantanızdan mutlaka bir şeyler, önemli olmasa da bir şeyler çalacaktır. Son ziyaretimde: çantamdan bir çanta dolusu ilaç (inanamıyorum bu insanların bu kadar vicdansız olduklarına inanamıyorum, ilaç çalınır mı, inanamıyorum) ve 1 paket eski kaşar peyniri (Mısır da sandviç yapmak için ülkeden oraya götürmüştüm, kullanmadım geri getiriyordum) poşetini kaşla-göz arasında çalmış.

Tabii, çantanız veya kabin bagajı açılınca, bir sıkıntı olmasa gerek diye telaşlanıyorsunuz, çünkü kendi aralarında ve size hitaben Arapça bir şeyler söylüyor, anlamıyorsunuz, bu arada çalıyor. 

Ben sonradan bu hırsızlığı tespit ettiğim için herhangi bir girişimde bulunamadım, yani polise haber veremedim, zaten görseydim, muhtemelen yardım alabileceğim bir resmi makam olup olmadığından da emin değilim.

Neyse; bu konuda da sizleri uyardıktan sonra; devam edelim.

Sonuç olarak: Mısır gerçekten tarihi olarak büyük anıtlara sahip bir ülke ama halkın sanırım gelir seviyesi oldukça düşük ve fakir olduklarını düşünüyorum. Bu yüzden: Mısır’a gidip gitmemek kişisel tercihlere bağlı. Ama giderseniz, hem muhteşem anıtlar göreceksiniz, hem de bu anıtlar kadar çok sorunla karşılaşacaksınız.

Tercih sizin.

 

Kahire şehri tanıtımı ve gezi yazısı için. 

İskenderiye şehri tanıtımı ve gezi yazısı için. 

Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş kanalı gezi yazısı için.

Abu Simbel Tapınağı gezi yazısı için.

Karnak gezi yazısı içi.

Sakkara gezi yazısı için.

Luksor gezi yazısı için.

Memphis gezi yazısı için.