Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Şehir, Uttar Pradesh Eyaletine bağlıdır. İşte, Hindistan ülkesi. Hindistan ülkesine gidenler, eğer bu şehri ve Taç Mahal’i görmezler ise, bu ülkeye gittim dememelidirler, bu nedenle, bu şehri mutlaka gezi planınıza almanız gerekiyor.

Gürkanlı imparatorluğunun merkezi, Taç Mahal ve terk edilmiş Fetihpur Sikri kenti; buradadır. Zaten, Taç Mahal’ın burada bulunması, bu şehri, Hindistan’ın en ilgi çeken şehirlerinden biri haline getirmek için yetiyor. Yani, ülkeye giren turistlerin büyük bölümü, burayı ziyaret ediyorlar. Yani, şehirde hiçbir şey olmasa da, yalnızca Taç Mahal için buraya milyonlarca insan geliyor.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra
Tarih sahnesinde şehrin ismine ilk olarak: 1501 yılında rastlanır.

Sultan Sikandar Ludi, burayı başkent yapar. 17’nci yüzyılda ise: Cihangir, şehri, İslam dünyasının önemli merkezlerinden biri haline getirir. Oğlu Şah Cihan ise: Taç Mahal tamamlandıktan sonra, şehre pek ilgi göstermez ve 1648 yılında, başkenti, yeniden Delhi şehrine taşır. Hatta: 1857 yılındaki ayaklanmadan sonra: şehri ve hazinelerini, Vandallara terk eder. Şehirdeki tahribat: Genel valilerin başlattığı restorasyon çalışmalarına kadar aralıksız sürdürülür.

Uttar Pradesh eyaletinin bir şehri olan, Agra: Yamuna nehri kıyısındadır. Ancak, şehir kanalizasyonunun büyük kısmı nehre akmaktadır ve bunun sonucunda, muhteşem bir kirlilik söz konusudur.

Agra yöresini ziyaret ettiğinizde, birkaç parça yöresel bir şeyler satın almak isterseniz: bu yöreye has, mermer kakma ve halı satın alabilirsiniz. Şehir merkezinde, mücevher ve giyim mağazaları bulunmaktadır. Özellikle, gümüş ve altın takılar ilgi çekmektedir.
Ayrıca: Agra bölgesinin, Asya kıtasının en büyük SPA kaynaklarını bulundurduğunu da bilmeniz gerekir.

Eğer bu şehri, Şubat ayında ziyaret etmeyi düşünürseniz: o zaman en büyük festival olan “Taj Mahotsav” ı da görebilirsiniz. Bu festival 10 gün sürer ve her yıl Turizm Bakanlığı tarafından organize edilir.

Yeni Delhi ile arasındaki uzaklık: 200 km. dir.

Uttar Pradesh eyaletinin en kalabalık şehri, ülkenin ise 19’ncu en kalabalık şehridir.

Ancak, Agra şehri, yalnız Taç Mahal’dan ibaret değildir. İmparator Ekber’in başkentinde: ayrıca bir kale ve şehir dışında: Sikandra denilen yerde, İmparatorun mezarı bulunuyor.

Ayrıca: Yüce Ekber’in, oğullarından birinin doğumunu kutlamak için yaptırdığı, ancak kuzeybatı sınırında savaşmak üzere terk ettiği batıdaki “Fetihpur Sikri” kenti de buradadır. Şehri terk etmesinin bir nedeni de, susuzluktur.

Evet, bu egzotik şehri, bir gün içinde gezmeyi düşünürseniz hata edersiniz. Yalnızca Taç Mahal değil, kaleyi de mutlaka görmelisiniz. Çünkü: bu şehirde, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmış, üç yer bulunuyor.

Bunlar

1. Taj Mahal
2. Agra Fort
3. Fatehpur Sikri.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra Taç Mahal

TAÇ MAHAL

Mahal: saray demektir. Ama: Taç Mahal kelimesi “sarayın kıymetlisi” anlamına gelmektedir. Yapı: Hindistan ülkesindeki Müslüman sanatının mücevheri ve dünyanın evrensel hayranlık uyandıran mirasıdır. Hatta, dünyanın yedi harikasından birisi olarak kabul edilmektedir.

Şah Cihan: üçüncü eşi olarak kuzeni Mümtaz Mahal ile evlendirilir. Çünkü: dayısının kızı Mümtaz Mahal: tahta çıkmadan önceki dönemlerde de, Şah Cihan’ın sadık yoldaşıdır ve evlendikten sonrada, haremdeki yüzlerce cariye arasında, baş kadın olmuştur.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra Taç Mahal

Şah Cihan ve Mümtaz Mahal’in 19 yıl süren evliliklerinden, 14 çocukları olmuştur. Ancak, Mümtaz Mahal: 1631 yılında, son çocuğunun doğumu sırasında ölür. Söylenenlere göre: karısının öldüğü gece, Şah Cihan’ın sakalları bir gecede beyazlaşır.

İmparator, karısı Mümtaz Mahal için

Taç Mahal’i inşa ettirir. Yapı: İranlı bir mimar ve dünyanın çeşitli yerlerinden getirilen ustalar tarafından yapılır. Babür mimarisinde, Farsça, Türkçe ve Hint mimari tarzının bir karışımıdır. Hatta: 1632 yılında başlayan inşaat: sürdüğü 12 yıl boyunca, imparatorun “İmparatorluğun artık benim için hiçbir cazibesi yok, hayat bütün tadını kaybetti” diyerek üzüntüsünü-elemini ifade etmiştir.

Ayrıca: düz beyaz Müslüman elbisesi giyerek, krallık görevlerini ihmal etmeye başladığı söylenir. 1653 yılında, inşaat tamamlanmıştır. Zaten: 1631 yılında, Babür imparatoru Şah Cihan döneminde, imparatorluk en refah dönemini yaşamaktadır.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra Taç Mahal

Yapının temelinde, çok odacıklı bir mimari tarz hakimdir. Mermer kubbe en büyük özelliktir. Yaklaşık 35 metre yüksekliktedir. Taban uzunluğu aynıdır. Yaklaşık 7 metre uzunluğunda, silindirik bir davul oturur gibi vurgulanmıştır. Kubbe, şekli nedeniyle, genellikle bir demir soğan kubbe şeklindedir.

Üst bölümü süslüdür. Kubbenin şekli, dört küçük kubbe ile vurgulanmaktadır. Kubbenin tepesindeki yarım ay şeklindeki alem, Farsça ve Hindistani dekoratif öğeler taşımaktadır.
Minarelere gelince: 40 metre yüksekliktedir. Her minare, iki balkon ile, üç bölüme bölünmüştür.

Karısının ölüm yıldönümlerinde: beyazlar giyerek, yıllarca yasını tutar.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra Taç Mahal

Taç Mahal

Günün değişik zamanlarında, güneşin ışınlarının vurması ile, değişik güzellikler sunmaktadır. Hatta: yılın belli zamanlarında bile, buranın değişik görünümler sunduğu söylenir. Şöyle ki: musonlardan sonraki ilk dolunay zamanında ve Ekim ayında, bulutsuz bir gecede: ay ışığı vurduğunda, yapıdaki muhteşem romantiklik ortaya çıkmaktadır. Bu durumun, yapının yapıldığı “Makrana” mermerlerinden kaynaklandığı söyleniyor.
Muson yağmurları yağdığında ise, yapının şeffaf mermerleri ve bahçelerindeki su kanalları, yağmur sularının bulanıklaşmış görüntüsüyle değişik bir güzellik sunar.

Hatta: anıt, gün doğumunda “süt” renginde gri ve pembe, günbatımında ise “altın” rengine bürünür. Gün ortasındaki “beyazlık” ise, tam anlamıyla göz kamaştırıcıdır. Ancak, Taç Mahal’ı görmek için en uygun zamanın “dolunay” yani iyi bir ay ışığı altında olduğu söyleniyor. Böyle gecelerde, Taç Mahal, akşam belli saatlere kadar açık tutuluyor. Ziyaret mevsimi ise; Ekim ve Mart ayları arasındaki dönemdir.

Taç Mahal: Cuma günleri hariç, haftanın diğer tüm günlerinde açıktır. Cuma günü sakın gitmeyin. Giriş ücretli, ancak turistler ayrı Hintliler ayrı ücret ödüyorlar. Yabancılar: 110 Rp ödüyorlar.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Evet: mozolenin bahçe tarafından girmeniz önerilir.

Bahçe Ali Mardan Han tarafından dizayn edilmiştir. Su rezervuarları o kadar güzel dizayn edilmiştir ki, çeşmeler için hala su pompalamaktadır.

Buradan girdiğinizde: zarif mermer kemerler, dört köşe kule üzerinde kubbeler ve girişin hemen üstünde, iki sıra halinde sıralanan 11 küçük kubbe görülmektedir. Bunlar, başlı başına bir sanat eserinin karşısında bulunduğunuzun en büyük kanıtıdır. Yani, karşınızda mükemmel bir resim ortaya çıkıyor.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Taç Mahal’ın en önemli yeri: “Çar Bağ” yani “Dört kare” bahçeleridir. Burası: Mümtaz Mahal’in yükseldiği cenneti sembolize etmektedir. Ortadaki geniş seyir platformunda: su kanalları birleşir ve su üzerinde: ikinci bir Taç Mahal görüntüsü yaratırlar. Ayrıca: gökyüzünün yansıması sonucu, burada muhteşem bir manzara ortaya çıkıyor.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra
Mozolenin en önemli özelliği: mükemmel uyum ve simetridir.

Parçalar: bir geniş ve bir dar olacak şekilde yerleştirilmiştir. Beyaz mermerler ise: Racasthan bölgesindeki Markana taş ocaklarından getirilmiştir.

Terasın dört köşesinde: dört minare yükselmektedir. Bunlar: ortadaki ana kubbeden daha alçak şekilde sıralanmıştır. Ancak, bunların çok büyük bir özelliği var. Bu küçük minareler, dışa eğimli olarak yapılmışlardır. Çünkü, herhangi bir deprem durumunda yıkılırlar ise, yapıya zarar vermeleri istenmez.

Yapının ortasındaki mermer kubbe

35 metre yüksekliktedir. Taban uzunluğu aynıdır ve yaklaşık 7 metre yüksekliğinde, silindirik bir davul gibi durur. Kubbe, şekli nedeniyle “soğan kubbe” görünümündedir. Üstü, lotus çiçeği tasarımı şeklinde süslenmiştir.

İç mekandaki sekizgen anıt odasında

Mümtaz Mahal ve Şah Cihan’ın mermer mozoleleri görülüyor. Çünkü: Taç Mahal tamamlanmasından kısa bir süre sonra, oğlu tarafından, Şah Cihan devrilir ve Agra kalesinde, tam da Taç Mahal’ı karşıdan görecek şekilde ev hapsine alınır. Ölümünden sonra ise, eşinin yanındaki mezara gömülür. Evet, bu salon: kafes işlemeli, mermer paravanlardan yansıyan gün ışığı ile aydınlanır. Mümtaz Mahal ve Şah Cihan’ın gerçek mezarları ise: mozolenin hemen altındaki, başka bir odada bulunmaktadır. Ancak, bu mezarlardaki hazineler, ayaklanma sırasında, Vandallar tarafından yağmalanmıştır. Ancak, yine de duvarlarda: çeşitli kıymetli taşlardan oluşan çeşitli figürler günümüze kadar ulaşmıştır.

Mozolenin her iki tarafında: iki kırmızı renkli bina bulunmaktadır. Bunlar: batıda bir cami ve doğuda ise, bir misafir köşkü bulunmaktadır. Her iki bina, simetrik olup, mimari bütünlük sağlanmıştır. Ancak bunları ziyaret etmek isterseniz, ziyaret için önerilen zamanları değerlendirmelisiniz. Özellikle: camiyi günbatımında ve misafir köşkünü ise, gün doğumunda ziyaret etmek önerilir.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Son olarak

Taç Mahal bölgesinin arkasına dolaşın ve Yamuna nehrine bakan terası görün. Burası: şehrin muhteşem manzarasının görülebileceği bir yer olarak öne çıkıyor.

Evet, bir insanın böyle muhteşem bir yapı yaptırması için, kesinlikle ve mutlaka, büyük bir aşk yaşamış olması ve yapının ithaf edildiği kişiye çok önem vermesi gerekir diye düşünmemek elde değil. Gerçekten muhteşem bir yapı ve bir kadın için yapılmış olması, yapının daha da önem kazanmasına neden oluyor.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Yapı: 1983 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek, koruma altına alınmıştır.

Her yıl: 2 ile 4 milyon arasında turist tarafından ziyaret edilmektedir. Buranın hemen güneyinde, küçük bir kasaba var. Taj Ganji olarak isimlendirilen bu kasaba: ziyaretçilerin ihtiyaçları için inşa edilmiştir. Burada: konaklama tesisleri, çarşılar ve pazarlar bulunmaktadır.

Konuyu kapatmada önce son bir not

Şah Cihan, Yamuna nehrinin hemen karşı kıyısında, kendisi için de, bir anıt mezar inşa etmek ister. Hatta, bu anıt mezarın, siyah mermerden olmasını düşünmektedir. Ancak, söylenenlere göre, oğlu tarafından, bu işlere fazla zaman ve para ayırdığı gerekçesiyle, iktidardan düşürülür ve Yamuna nehrinin hemen karşı kıyısındaki bu düşüncesi, pek fazla ilerleyemeden, küçük bir kalıntı şeklinde (günümüzde de görülmektedir) günümüze kadar kalır.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

AGRA KALESİ

Lal Quila ve Red Fort olarak da bilinen Agra kalesi: 1565 yılında, Ekber tarafından yaptırılmıştır. Kalenin üç tarafında savunma hendekleri ve bir tarafında da nehir bulunmaktadır. Kale içindeki saraylar ise, daha sonraki dönemlerde, Ekber’in ardılları tarafından eklenmiştir. Özellikle, Şah Cihan döneminde, kırmızı kumtaşı kale, bir saray haline dönüştürülmüştür. Yani, başlangıçta büyük ve muhteşem bir kale, daha sonra ise daha muhteşem bir saray haline getirilmiş bir yapı düşünün, işte burası. Kale gün doğumundan gün batımına kadar açıktır. Giriş ücreti, yabancılar için: 5 Amerikan doları veya 250 Rp. Dir.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek, koruma altına alınmıştır. Ayrıca, 2004 yılında, “Ağa Han” mimarlık ödülüne layık görülmüştür.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Taç Mahal’e, 2.5 km. uzaklıktadır. Hindistan ülkesinin en önemli kalelerinden birisidir. Bir üçgenin düzensiz şekli olarak dizayn edilmiştir. Dört taraftan, 4 kapısı vardır. Kapılardan biri de “Amar Singh kapısı” olarak bilinir. Bu kapı: Ekber ve maiyeti tarafından kullanılmak için ayrılmıştır. Söylenenlere göre: Amar Singh: imparator Şah Cihan önünde, baş veznedarı öldürür ve yüksek kale duvarlarının üzerinden atlamak üzere, atını sürer. Ancak, at ölümcül atlama sonucu ölür ve Amar Singh tutuklanarak öldürülür. Ancak, onun cesareti, imparatorun hayranlığını kazanır ve kapıya, onun ismi verilir. Kapının iki yanında, sekizgen yüksek 2 kule var.

Batı Delhi kapısı:

Dört kapının en önemlisidir. Delhi kapısı: Lahor’a doğru baktığından, halk tarafından kullanılmaz.

Kalenin dışı yasaklanmış olması nedeniyle, içi tam bir cennete dönüştürülmüştür. Hilal şeklindeki kale, Yamuna nehrine bakan düz ve uzun bir duvar tarafından çevrilmiştir. Bu duvar: yaklaşık 2.4 km. uzunluğundadır. Duvar üzerinde, düzenli aralıklarla kumtaşından yapılmış burçlar yerleştirilmiştir. Duvarın dışında ise, 9-10 metre genişliğinde derin bir hendek bulunmaktadır.

Evet, gelelim kale gezimize.

Kaleye çıkmak için: Amar Sigh kapısındaki güney girişten girilir. Girişin hemen sağında, taş ustaları, dokumacılar, marangozların çalıştıkları atölyeler görülüyor. Daha sonra, kaleye olabilecek olası saldırıların hızını kesmek için, bir rampa bulunuyor ve bu rampadan yukarı çıkılıyor.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Daha sonra

Divan-ı Am ( yani halktan seyirciler salonu) içinden yürünerek geçiliyor. Burası: dikdörtgen şeklinde ve sütunlarla süslenmiştir. Burada da, Şah Cihan’ın mermer sevgisi görülüyor. Çünkü, kırmızı kum taşı ile yapılmış bina, beyaz mermer taklidi, beyaz kabuk sıva ile sıvanmıştır. Burası: 1931-1640 yılları arasında yaptırılmıştır.

Burada, Ekber tarafından halk toplantıları düzenleniyormuş. İmparatorun halka hitap ettiği gösterişli bir oda var. Ayrıca: bir toplantı salonu var. Çatı düz yapılmış. Kuzey ve güneyinde, iki kemerli kırmızı kumtaşı ağ geçitleri görülüyor. Cephe ise, kalın kemerli bir arcade ve salon, üç koridora ayrılmıştır.

Burada yapılan oturumlara: işkence ve infaz aletleri ve bir cellat da katılırmış. Bu görüntüler, gerçeğe ulaşmak için en etkili yol olarak kabul edilirmiş. Hatta, bir sütunun dibinde, görevi suçluları ezerek öldürmek olan bir fil bile bulurmuş. Bu sütunun bulunduğu yerde, büyük bir taş halka var. Hemen sağ tarafta, delikli mermer pencerenin ardında ise, kraliyet bayanları törenleri izlerlermiş.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Yine bölgede bulunan “Divan-ı Has” yani “Özel Seyirciler Salonu” bölümünde ise; mermer kakmalar ve zengin oymalar dikkat çekiyor. 1635 yılında, 2 katlı olarak inşa edilmiştir. Tavanda: altın ve gümüş kabartmalar var ve bunlar güneş ışınlarını içeriye yansıtıyorlarmış. Ayrıca: bol bol çiçek desenleri ve oymacılık sanatı ile dekore edilmiş alanlar görülüyor.

Burası, yalnızca imparator tarafından; özel toplantılar, dinlenme, ofis ve çalışma yeri olarak kullanılıyordu. Ayrıca: yabancı krallar, büyükelçiler ve soylular da burada kabul ediliyormuş.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Jehangiri Mahal

Burası, Babür mimarisinin en iyi çarpıcı örneklerindendir. 1565-1569 yılları arasında yapılmıştır. Süslü kemerlerin iki yanında, sekizgen iki kule görülüyor. İç bölümde ise: merkez avlu çevresinde, odalar, salonlar, koridorlar, galeriler var. Yani, karmaşık bir düzenleme görülüyor. Tek katlı meclis salonuna ek bir kat: bir asma balkon gibi görülüyor. Güney tarafından, oturma odası dizileri görülüyor. Batı salonu: düz bir tavana ve ayrıntılı oymalara sahiptir. Kuzeybatı köşesindeki tonozlu bir lotuz tavanı var. Doğu tarafındaki odalar da ise, arabesk desenler hakimdir.

Evet, kalenin ve sarayın birçok odası: Yamuna nehrine bakıyor.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra
Hindistan Uttar Pradesh-Agra

 

Özellikle: Has Mahal yani Özel Saray’ın: altın yaldızlı kubbeli pavyonları ve şadırvanı görülmeye değerdir. Küçük bir merdiven ile: haremdeki “baş kadın” dairesi olan “Musamman Burcu” na çıkılır. Bu burç yani kule, halk arasında: “Tutuklunun kulesi” olarak isimlendirilmektedir. Evrengzib; babası Şah Cihan’ı Taç Mahal’i izleyebilmesi için, buraya hapsettirmiştir. Buranın en büyük özelliği: Taç Mahal’ın, buradan görülebiliyor olmasıdır. Yani, Şah Cihan, burada tutuklu kaldığı 8 yıl boyunca, Taç Mahal’a bakarak günlerini doldurmuş ve ölünce de, Taç Mahal’a gömülmüştür.

Has Mahal

1631-1640 yılları arasında Şah Cihan tarafından yaptırılmıştır. Şah Cihan: en sevdiği iki kızı olan Jahanara ve Roshanara için, beyaz mermer pavyonlar önünde bir çeşme yaptırır. Yapıda: merkezi salon ve bitişik sütunlu revak, hemen hemen aynı boyuttadır. Kemerli bir girinti, ana salondan yan odalara yol ayırır. Sarayın zengin süslü tavanları, düz, karmaşık ve şık oyulmuştur. Duvarlardaki nişlerde görülen demir halkalar avizeler için ve bir kısmı Babür imparatorlarının portrelerinin asılması için kullanılmıştır. İç mekanlar, bol bol çiçek ve geometrik desenlerle süslenmiştir. Kraliyet renkleri olan altın ve gümüş, burada da bol miktarda kullanılmıştır ve tavanda, hala izleri görülmektedir.

Evet, kale yapısı içindeki gezimize devam ederken, avlunun güneyinde bulunan “Daulat Hane” yani “Şans evi” bölgesine geçiyoruz. Sarayın genel dekorasyonu: Hint etkisini yansıtıyor. Bu etkinin sonucu olarak, sütun başları fil figürlü yapılmıştır. Taş panolar ise, oymalar ile güzelleştirilmiştir.

Avlunun güneydoğu köşesinde: “Hurca-i Anup Talao” olarak bilinen yer görülüyor. Burada da, bütün duvar panoları “hayvan figürleri” ile süslenmiştir.

Avlunun merkezindeki “Pachisi Alanı” nı görmenizi öneriyorum. Burada, bir zamanlar Ekber ve arkadaşları tarafından, insan taşlar kullanılarak satranç oynanıyormuş. Söylenenlere göre: pachisi yani satranç takımları, farklı giysiler giymiş, köle kızlardan oluşuyormuş.

Ayrıca

Sarayın kuzeybatı köşesinde bulunan “Astrologlar Pavyonu”: Ekber tarafından, günlük tahminler alınmak üzere müneccimlerin ziyaret edildiği bir yer olarak kullanılıyormuş. İmparator: Hindu ve İslam astroloji okullarının uzmanlarına, sık sık danışırmış. Buranın hemen arkasında ise, imparatorluk hazinesinin bulunduğu “Hazine Pavyonu” bulunmaktadır. Pavyon: Ekber’in, eşleriyle “saklanbaç” oynadığı düşünülerek “Ankh Michauli” yani “Çıplak körebe” olarak isimlendirilmektedir.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra
Hindistan Uttar Pradesh-Agra

 

Divan-ı Am salonunun kuzeydoğusunda: Harem’in kendi camisi “Nagina/İnci Mescidi” bulunuyor. Cami, Şah Cihan tarafından yaptırılmıştır. Diğer isimleri: Moti mescidi, Pearl camisidir. 1648-1654 yılları arasında yapılmıştır. Divan-ı Am bölgesinin hemen yanında, doğudan-batıya kuzey yamaçlarda bulunuyor. İç mekanlarda, inci beyazı mermerler kullanılmış olması nedeniyle, İnci mescidi olarak da bilinir. Caminin dış cephesi tuğladan yapılmış gibi görünür. Sekizgen mermer sütun köşelerinden birindeki “güneş saati” oldukça etkileyicidir. Batı tarafından namaz odası, kuzey-güney ve doğu taraflarında ise, avluyu çevreleyen kemerli dehlizler görülmektedir. Caminin ana girişi: doğu tarafındadır. Ana ağ geçitlere, iki merdiven ile ulaşılabilir. Bu geçitler, kırmızı kum taşından yapılmıştır ve dışı mermerdir. Ana salonu, her iki tarafında, kadınlar için dua odaları bulunur.

Nagina Mescidi

Burası, Gem camisi diye de biliniyor. İmparatorun kişisel kullanımı için saf beyaz mermerden 1631-1640 yılları arasında yapılmıştır. Mermer duvarlarla çevrili yapıda, her yönde, dua odası bulunuyor. Ayrıca: dua odasının üstünde, 3 kubbe var.

Şiş Mahal: Buraya, Cam sarayı de deniliyor. Divan-ı Has salonunun altındadır. Burası: 1631-1640 yılları arasında imparatorluk hamamı olarak kullanılmak için, Şah Cihan tarafından yaptırılmıştır. Bu nedenle, şık ve ekstra kalın iç duvarlar var. Saray: geniş bir merkez ve yanlardaki iki büyük odadan oluşmaktadır. Buralardan yalnızca içeriye ışık süzülüyor. Bu odaların her ikisi de, sıcak ve soğuk su çeşmeleri ile düzenlenmiştir. Kapısı mermer olan oda: buhar banyosu olarak kullanılmıştır. İç salonda ise, mum nişleri bulunuyor. Bu mum ışıkları, su üzerine düşerek hoş bir görüntü yaratıyormuş. Dış salon kısmında, siyah ve kırmızı renkler bol miktarda kullanılmıştır.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Chini Ka Rauza

Molla Shukrullah Şirazi: Babür imparatoru Şah Cihan zamanında Başbakanlık yapmıştır. Ama, kendisi aynı zamanda, ünlü bir şairdir. Kendisi: Allami takma adıyla şiirler bestelemiştir. Kendisi: 1639 yılında, kendi türbesini yaptırmıştır. Mezarının çinilerini seçmiş ve parlak renkli çinilerle, bu eşsiz anıtın her bölümünü süsletmiştir.

Burada, ayrıca: 1768 yılı yapımı: Hindu tapınağı “Mandir Raca Ratan” bulunuyor. Cami ve tapınak ortasında ise, tüccarların ipek ve mücevher sattıkları bir çarşı bulunuyor.

Kalenin karşı kıyısında: Mirza Gıyas Bey Türbesi var. Burası: kaleden 15 yıl önce, Cihangir’in karısı Nur Cihan tarafından, babası Gürkanlı veziri için yaptırılmıştır. Türbe yapısı: mermer yapısı, dört minaresi ve kulelerin üzerindeki kubbeli şadırvanı ile ilgi çekmektedir. Kemerler ve pencereler üzerindeki güneşliklerin kafes işçiliği görülmeye değerdir. En büyük özelliği ise, muhteşem mermer kakmalarıdır.

SİKANDRA-İMPARATOR MEZARI

Şehir merkezinin 8 km. kuzeyinde bulunan Sikandra bölgesindedir. Burası, Babür İmparatoru Ekber Büyükün mezarıdır. Delhi-Agra karayolu üzerindedir.

Mozoleyi çevreleyen bahçeler: evcil maymunlar ve siyah ceylanlarla doludur. Mezarın üzerinde, Allah’ın 99 adı yazılıdır. Bu durumu ile, Akbar’ın kişiliğini yansıtmaktadır.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra
Hindistan Uttar Pradesh-Agra

 

FATEHPUR SİKRİ

Agra şehir merkezinin 43 km. güneybatısındaki bir ilçedir.

Burası, bir iç kalede kurulmuş şehir yapısıdır. Ekber döneminin imparatorluk başkentidir. 3 km. lik kayalık bir sırt üzerinde kurulmuştur. Yerleşimin üç kenarında, toplam 11 km. lik duvarlar ve iç kalenin diğer kenarında ise 8 km. uzunluğunda bir yapay göl bulunmaktadır. Ancak, su kaynağının yetersiz kalması nedeniyle, bu yapay göl, kalenin su ihtiyacını karşılamaya yetmemiştir. Bunun üzerine, Ekber, buraya, sürekli olarak yerleşmeyi düşünmemiştir.

Bölgedeki yapılarda: pembe kumtaşı ve koyu kırmızı taşlar kullanılmıştır. Mimari stil olarak ise: Hindu, Jain ve İslam mimari unsurları hakimdir. Ustalar ise, çeşitli bölgelerden getirilmiştir.

Evet, iç kalede gezimize devam ediyoruz.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Söylenenlere göre, Divan-ı Has denilen yerde: Ekber, burada bulunan ana sütunun dibinde, bilgelerin, kendi aralarında yaptıkları tartışmaları dinler ve bazen de, dinleyiciler arasındaki tartışmaları izlermiş. Ancak, bir kısım araştırmacının ise, bu sütunun, imparatorluk mücevherlerinin saklanması için kullanıldığını iddia ederler. Burada göreceğiniz mermer tahtta görülen çatlak: 1858 yılında, bir İngiliz top güllesinin yarattığı tahribattır.

Avludan geçtikten sonra: “badgir” yani “rüzgar kulesi” denilen yere ulaşıyoruz.

Buradan geçtikten sonra: Panch Mahal sarayına doğru ilerliyoruz. Saray: İran kökenli havalandırma sistemiyle donatılmış olarak öne çıkmaktadır. Rüzgar kuleleri: 3 tarafı açık bırakılarak, rüzgarın aşağıdaki odalara kadar girmesini sağlayacak şekilde dizayn edilmiştir. Bu düzenleme: yani rüzgar kulesi, ısı hafifletmek için inşa edilmiş ve Pers mimarisinin çok popüler bir mimari mekanizmasıdır.

Codh Bai sarayının kuzeydoğusundadır. Burası, 5 katlı, sütunlu bir köşktür. Her kat sütunlarla desteklenmiştir.

Bu sütunların sayısı: zeminden tepeye doğru yaklaştıkça, 84’ten, 4’e kadar düşmektedir. Zemin kattaki sütunların hiçbiri, birbirinin aynısı değildir. Ekber’in: konuklarını, en tepedeki pavyonda ağırladığı sanılmaktadır.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Harem bölümünde, en önemli yapı:

Ekber’in Fetihpur Sikri şehrindeki gözde konutu olan, İmparatorun Hindu eşi için yaptırdığı “Codh Bai Sarayı” dır. Bu sarayın en güzel tarafı da: kuzey ve güney kanatları süsleyen turkuaz renkli çinilerle kaplı tavanlardır. Burası, saray kadınları için özel bir yer olarak yapılmıştır. İyi aydınlatılmış ve havalandırılmıştır. Saray kompleksinde, kadınlar için ayrılan bir bahçe ve cami var. Panch Mahal denilen rüzgar kulesi de, bu kompleks içinde yer almaktadır. Kompleksdeki diğer binalar: konukevi ve kadın bekçi binasıdır.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

 

Kalenin güneyinde “Cuma Mescidi” bulunuyor. Burası: Gürkanlı şehirlerinin, açık avlulu camilerinin ilk örneğidir. Merkezi mihrap, oymalarla süslü olup, kıbleyi gösterir. Avluda: mermer kaplama “Şeyh Salim Çişti Türbesi” bulunmaktadır. Cihangir’in, mutasavvıf olan bu şahıs sayesinde dünyaya geldiğine inanılır ve Cihangir; ona olan minnettarlığı nedeniyle, türbeyi yaptırmıştır.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Evet, kompleksin güney ucunda:

“Buland Darvaza” yani “Büyük kapı” bulunuyor. Buradaki kemer: 54 metre yüksekliğindedir ve kapı: 1576 yılında, Ekber’in Gucerat bölgesini ele geçirmesi anısına yapılmıştır. Anıt, bölgenin birçok yerinden görülebilir yüksekliktedir. Gerçek kumtaşı ve beyaz mermer üzerinde güzel oymalar görülmektedir. Anıtın merkezi yüzünde, Ekber’in dini geniş görüşlülüğünü yansıtan bir yazıt bulunmaktadır.

Şehrin, tarihi süreç içindeki yükseliş ve çöküşü, Babür imparatoru Ekber’in karakterinin göstergesidir. 1568 yılında, 26 yaşında olan imparator, hala bir erkek varise sahip değildir. Bir gün, şehirde: kendini dine adamış ve karşılığında 3 erkek çocuk sahibi olmuş Şeyh Salim Çişti ile karşılaşır.

İmparator: Çişti ye, kendisini koruyup kollayacağını söyler. Şeyh ise, ilk oğluna, kendisinin ismini vermesini ister. Takip eden Ağustos ayında; Ekber’in, Cihangir ismi verilen erkek çocuğu doğar. Bu sırada, başkenti Sikri ye taşımaya karar veren imparator, başarılı bir seferin ardından, şehrin ismine: “Fetihpur” yani “zafer şehri” kelimesini ilave eder. 1581 yılına gelindiğinde ise, imparator, Sikri şehrini terk eder ve şehirde yalnızca Şeyh Salim Çişti ailesi kalır.

Hindistan Uttar Pradesh-Agra

Günümüzde de, aynı ailenin ardılları, şehirde yaşamaya devam etmektedirler. 1986 yılında, UNESCO tarafından, buradaki yapılar Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

I’TİMAD-UD-DAULAH

İmparatoriçe Nur Cihan tarafından, babası Mirza Ghiyas Bey için inşa ettirilmiş bir türbedir. Taç Mahal’ın 4 km. kuzeyinde, Yamuna nehrinin sol kıyısındadır.
Türbe, büyük bir bahçe içinde, su yolları ve yürüyüş yolları ile çaprazlama olarak dizayn edilmiştir. Yaklaşık 23 m. karelik bir alanı kaplamaktadır. Üzerine inşa edildiği kaidenin boyutları ise: 50 metrelik bir kare ve 1 metrelik bir yükseklik üzerindedir. 2 katlı mezar, yarı değerli taşlar ve mozaik kakmalarla doldurulmuştur.

Hindistan Keşmir-Srinagar

Hindistan Keşmir-Srinagar

Şehir: günümüzden 2000 yıl önce, kral Pravarasena tarafından kurulmuştur. Daha sonra ise, Mauryan imparatorluğunun ve sonra Ashoka imparatorluğunun bir parçası olmuştur. Ancak, Budizm, Keşmir vadisi ve şehrin çevresindeki bölgelerde hızla yayılmıştır.

Burası, yöredeki, en büyük sorunlu yerlerden biri olan “Keşmir” bölgesinin başkentidir. Cihelum nehrinin kıyısında kurulmuştur. Şehirde: Keşmir bölgesinin çatışmalarla dolu geçmişinden, yalnızca birkaç anıt, günümüze ulaşmıştır. Ancak, şehrin esas güzelliği: bahçeleri ve gölleridir. Bunların yarattığı huzurlu ortam, insanların ilgisini çeker. Ayrıca: şehir, Cielum nehrinin yarattığı bir vadi üzerinde bulunmasıyla önem kazanır. Bu nehir, şehir içinde de geçer ve şehir içinde, şehrin iki yakasını birbirine bağlayan 9 eski köprü görülmektedir.

Hindistan Keşmir-Srinagar

Şehir aynı zamanda, ülkede, en yoğun Hindu nüfusuna sahip yerlerden birisidir. Çünkü, yukarıda da söz ettiğim gibi, Budizm, ilk olarak bu bölgede yayılmıştır. Ekonomik etkinliklere gelince: buradaki yoğun bahçelerde, buğday, pirinç ve özellikle elma yetiştirilir.

Şehirde: nemli subtropikal iklim görülmektedir. Yani, ülkenin geri kalan bölümlerine nazaran, çok daha serin bir iklime sahiptir. Özellikle, kış döneminde, ağır kar yağışı ve donma görülür. Yazları ise sıcaktır. Şehri ziyaret için en uygun zaman: Ekim-Mart ayları arasındaki dönemdir. Ama kayak yapmayı düşünürseniz, Aralık-Mart ayları arasındaki dönemi tercih etmelisiniz.

Hindistan Keşmir-Srinagar

Şehirde: el sanatları önem kazanmaktadır. Zaten, şehrin ekonomik etkinliklerinin başında: dokuma, yün şal ve giyim malzemelerinin üretimi gelmektedir. Öte yandan, “kaşmir yünü” dünya çapında önem kazanmaktadır. Kaşmir keçisinin azalmış olması ve Çin’den gelen rekabet nedeniyle, günümüzde önemi azalmıştır. Ama yine de: örme ve şal yapılında kullanılır. Ayrıca, İpek halı, kilim, çanak-çömlek yapımı da yaygındır.

Ayrıca: kuru meyve bulabilirsiniz.

Şehrin en büyük turistik aktiviteleri: Dal gölü ve kıyılarında yapılmaktadır. Özellikle, göl kıyısında bulunan yüzen evleri mutlaka gezmeli, görmeli ve hatta konaklamalısınız.

GEZİLECEK YERLER

Hindistan Keşmir-Srinagar

DAL GÖLÜ

Gölün sahil şeridi, yaklaşık 15.5 km. dir. Burada: Babür dönemi bahçeleri, parklar, yüzen evler ve oteller var. Özellikle, bahçelerin uzaktan manzarası, görünümü çok güzeldir. Ancak, kış sezonunda, yöredeki sıcaklık eksi 12 derecelere kadar iner. Evet, göl 18 km. karelik bir alanı kapsıyor. Temmuz ve Ağustos aylarında nilüfer çiçeklerini görmek mümkündür.
Bu gölün en büyük özelliklerinden birisi: yukarıda da sözünü ettiğim gibi, yüzen evlerdir. Bunlar: öncelikle bir tekne olarak kullanılmak üzere tasarlanmış ve daha sonra insan konutu olarak kullanılmaya başlanmışlardır. Genellikle, 3 yatak odası, 1 oturma odası ve mutfak bulunmaktadır.
Motorları yoktur. Çünkü, sabit bir yerde kalırlar. Hatta: turistlerin bir çoğu, bu yüzen evlerde konaklamayı tercih ederler. Özellikle, bazı yüzen evler, modern bir otelin olanaklarına sahiptirler. Gölde ayrıca: kano ve su kayağı gibi sporlar yapılabilmektedir.
Gölde ise, iki küçük adacık dikkat çekiyor. Kuzey bölünde “Altın ada” ve güneyde ise “Gümüş ada” görülüyor.

Hindistan Keşmir-Srinagar
Hindistan Keşmir-Srinagar

HAZRATBAL CAMİSİ

Dai gölünün batı kıyısında: Hazratbal Camisi görülüyor. Müslümanlar için kutsal kabul edilmektedir.
Cami: büyük beyaz kubbesi ve minareleriyle dikkati çekiyor. Burada: Peygamberimizin “sakal-ı şerifi” bulunuyor. Söylenenlere göre, bu kutsal emanet: Peygamberimizin soyundan gelen, ilk Seyid Abdullah tarafından, ülkeye getirilmiştir.

GÜRKANLI BAHÇELERİ

Gürkanlı Bahçeleri: Dai gölünün doğu kıyısındadır ve doğa severler için tam bir cennettir.
Bu bahçeler: havuzları, terasları, şelaleleri ve ağaçlarıyla, İslam literatüründeki cennet kavramının göründüğü bir yer olarak önem kazanıyor. İmparator Cihangir, 1616 yılında, Şaliman Bağ denilen bahçeyi tasarlayarak, bölgenin temelini atmıştır. İlk terastaki beyaz mermer bölümde, halk toplanırmış. İkinci pavyon özel olup, siyah mermerden olan üçüncü pavyon ise, harem olarak kullanılırmış. Dördüncü pavyon ise, tamamen imparatorun özel kullanımı için yapılmıştır. Bahçelerde, dünyanın en nadir çiçeklerini görebilirsiniz.

NİŞAT BAĞ

Şehrin 3 km. güneyinde, Nişat Bağ denilen bahçe bölümü var. Burası, İmparator Cihangir’in veziri Asaf Han tarafından, 1633 yılında yaptırılmıştır. Bölgede, 12 teras, sedir ve servi ağaçları bulunuyor. Hemen ortadaki gölün manzarası ise muhteşem.

HARİ PARBAT

Şehir yakınlarında, Dai gölü manzaralı bir Babür kalesidir. 1590 yılında, Babür imparatoru Ekber tarafından kurulmuştur. Kale yapısı içinde: tapınaklar, Müslüman ve Sih mabetleri bulunmaktadır. Hindu mitolojisine göre, kalenin bulunduğu tepede, bir iblisın yaşadığı ve tepenin, büyük bir deniz ortasında yükseldiği söylenir.

HOKERSAN

Burası, şehir yakınlarındaki bir sulak alandır. Şehir merkezine 14 km. uzaklıktadır. 13.7 km. karelik göl ve bataklık alan bulunmaktadır.
Binlerce göçmen kuş, hatta 1 milyon kuş; Sibirya ve kuzeyin diğer bölgelerinden güneye göç ederken, buraya uğrarlar. Hatta, kış sezonunu burada geçirirler. Özellikle: Eylül-Ekim aylarında, burada, çok sayıda göçmen kuş görülür.

İsviçre Lugano

20180201_134720
İsviçre Lugano

İtalyanca konuşulan İsviçre kantonu Ticino’nun en büyük şehridir. Nüfusu yaklaşık 60 bindir. Şehrin başlıca geçim kaynakları: turizm, uluslar arası finans, çikolata, sigara, ipek ve makine imalatı dahil bazı sanayi kollarıdır. Şehir nüfusunun çoğunluğu İtalyanca konuşur ve Roma Katoliğidir.

Yazılı kaynaklarda, şehir ismi ilk olarak MS 6’ncı yüzyılda geçer. 1499 yılında şehir Fransızlar tarafından işgal edilir ve 1512 yılında İsviçre tarafından geri alınır. 1798-1803 yılları arasında Helvetic Cumhuriyetinin Lugano kantonunun merkezi olur. Ardından yeni kurulan Ticino kantonuna geçer. 1888 yılında piskoposluk merkezi olur. İtalyanca konuşan İsviçre üzerinden yargı yetkisine sahiptir. 1848-1866 yılları arasında Lombardiya’dan Avusturyalıları sınır dışı etme mücadelesi sırasında, Lugano, İtalyan milliyetçi lideri Giuseppe Mazzini’nin merkezi olur.

Göl kıyısındaki Gandria ve Morcote denen bazı köylere yüzlerce yıldır araba ile ulaşılmaz, sadece göl üzerinden teknelerle ulaşılır. Burada göl kıyısında özellikle ilginç ağaçlar dikkatimi çekti. Sanırım siz de burayı ziyaret ederseniz, bu ilginç ağaçları hayretle izleyeceksiniz, çünkü bu tür ağaçları başka bir yerde görmedim. Şehir, pahalı bir yaşam standardı sunuyor. İnsanlar, burayı fantezi butikler, yürüyüş, göle girme ve birçok palmiye ağaçları ve bahçelerde çiçekler arasında güzel zaman geçirmek için tercih ediyorlar. Şehrin manzarası heyecan vericidir.

Şehir merkezini rahatlıkla yürüyerek gezebilirsiniz.

San Salvatore ve Monte Bre feribot istasyonları, şehir merkezine 20 dakika uzaklıktadır.

İsviçre Lugano gölü
İsviçre Lugano gölü
İsviçre Lugano gölü

LUGANO GÖLÜ

Ceresio gölü olarak da isimlendirilir. Bu isim: MS 590 yılında Gregory of Tours tarafından verildi. Bu kelimenin “kiraz” dan türetildiği ve bir zamanlar burada çok fazla kiraz ağacının bulunduğu biliniyor.

Como gölüne çok yakındır.

Como ve Milano arasında, Alp trafiğinin kontrolü için 1218-1225 yılları arasında yapılan savaş bu bölgede olmuştur. Yani, gölün bulunduğu yer stratejiktir.

İtalya ve İsviçre sınırındaki bir buzul gölüdür. Göl: İtalya ve İsviçre arasında paylaşılır. Ama büyük bölümü: İsviçre’dedir. Gölün % 67 si İsviçre ve kalanı İtalya tarafındadır. Gölün kuzeydoğu ve güneybatı bölümleri, İtalya Lombardiya bölgesindedir.

Zaten Lugano şehrinde cadde plakaları bir “Strasse” olur bir “Via” olur ve meydan isimleri bazen Piazza ve bazen Platz olur.

Göl kıyısındaki şehirler: Lugano, Melide, Campione d’İtalia, Ponte Teresa dır.

Çevresi dağlarla çevrili ve mükemmel manzarası olan güzel bir göldür. Alplerin eteğine doğru uzanan bir masal diyarı gibidir.

Gölün uzunluğu 35 km dir. Genişliği, en geniş yeri 3 km dir. Ortalama derinlik 135 metre, maksimum derinlik ise 290 metredir. Göl çok sayıda küçük dağ akıntısı ile beslenir ve kısa Tresa nehri tarafından Maggiore gölüne boşaltılır.

İsviçre Lugano gezilecek yerler
İsviçre Lugano gezilecek yerler
İsviçre Lugano gezilecek yerler

GEZİLECEK YERLER

İsviçre Lugano Meleklerin Meryemi Kilisesi

Meleklerin Meryem’i kilisesi

Burası, göl manzarası eşliğinde kurulu bulunan, Meleklerin Meryemi kilisesidir. Bu kilise: muhteşem fresklerle süslenmiştir. En ünlü fresk dizisi: 16.yüzyıl başlarında, ünlü sanatçı Leonardo da Vinci’nin öğrencisi Bernardino Luini tarafından yapılmış olan “İsa’nın Çilesi” dir. Bu sanatçının eserleri bir çoğu , Leonardo’ya atfedilmiştir.

İsviçre Lugano City Park-Parco Civico Villa Ciani

City Park-Parco Civico Villa Ciani

En güzel İsviçre parklarından birisi olarak kabul edilir. Lugano şehrinin yeşil merkezi olan bu park alanı, turistlerin uğrak yeridir. Park alanı içindeki yollar: güzel çiçek yatakları, heykel ve çeşmelerle süslenmiş, bakımlı İngiliz tarzı çimlerle bezelidir. Park iki alana ayrılmıştır.

Villa Ciani’ye yakın olan ilk bölüm: göl kenarının ucundaki ana girişten başlar. Bu noktada, bahçenin özellikleri kısmen İtalyan, kısmen İngilizcedir. Geniş çiçek tarlaları, tüm dünyadan parlak yeşil çimler, ağaçlar ve çalılar görülür. Parkın ikinci alanı: rıhtımdan Cassarate nehrine kadar uzanır. Burada vahşi ve yerel bitkiler ve özellikle meşe, çınar ağaçları vardır. bunlar, Ticino bölgesinin ormanlık alanlarının tipik bitkileridir. Bu ağaçlık alanda, çocuk oyun alanı bulunur. Ciani park içinde, ayrıca Villa Ciani, Covention Merkezi “Palazzo dei Congressi”, rıhtım, Cantonal Doğal Tarih Müzesi ve Cantonal kütüphane vardır. Parkın merkezinde bulunan Villa Ciani, güzel sanatlar müzesini barındırır.

İsviçre Lugano

Şehrin manzarasını etkileyen bir de dağ var. San Salvatore dağı, yüksekliği: 912 metredir. Buraya: füniküllerle çıkılıyor.

Füniküler

Eski şehir: gezi yerleri ve parklarla sınırlanan Lugano gölünün üzerindedir. 1890 yılında buraya monte edilmiştir. Feniküler, eski şehri, yukarıdaki tren istasyonuna bağlar. Eğer buraya trenle gelirseniz, aşağı şehre ulaşmak için feniküler kullanmanız gerekiyor.

Grand Cafe al Porto

Burası şehirdeki en eski kafedir. 1803 yılında açılmıştır. 19’ncu yüzyılda, Giuseppe Mazzini ve diğer İtalyan vatanseverler, burada toplanıyorlar ve İtalya’yı birleştirmek için planlar yapıyorlarmış. Daha sonra, II. Dünya savaşı ertesinde, ABD İstihbarat subayı (daha sonra CIA Başkanı olmuştur) Allen Dules: burada Nazi ve İtalyan temsilcileriyle toplanmıştır. Daha sonraki yıllarda, ünlü yıldızlar (Clark Gable ve Sofia Loren) de buranın müşterisi olmuşlardır.

Piazza della Riforma

Burası Lugano şehrinin merkezidir. Yıl boyunca: Paskalya festivali, Jazz ve Blues konserleri, Sonbahar festivali ve Noel kutlamaları bu meydanda yapılır. Geçmişte bu meydanda çeşitli siyasi olaylar yaşanmıştır. 15 Şubat 1798 tarihinde, düşman Lugano partizanları tarafından şehirden itildi. 12’nci kanton Ticino’nun bağımsızlığı ilan edildi. 16 Şubat tarihinde Luganolular, Piazza Grande’de özgürlük ağacı diktiler. 1830 yılındaki Anayasa reformu sonucunda meydan günümüzdeki ismini aldı. Meydandaki dev sarı bina Belediye Binasıdır.

Eğer buraya turla giderseniz, büyük olasılıkla tur burada serbest zaman verecektir. Bu meydan hareketli bir yerdir, meydanda bir çanta mağazası var, uygun fiyatlı, özellikle bayanların orayı ziyaret etmesi önerilir. Ayrıca meydanın hemen yan tarafında büyük bir alışveriş merkezi daha doğrusu mağazası var. Ayrıca yine burada, Mac Donalts var, tuvaletini kullanabilirsiniz ve serbest zaman bitiminde, burası buluşma noktası olarak veriliyor.

Via Canova

Bu cadde, Belediye Binası yanından doğruca şehir parkına gider.

Museo Cantonale d’Arte

19 ve 20’nci yüzyıl sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yapar. Giriş ücretlidir ve 8 İsviçre Frangıdır. Zaman zaman özel sergiler de açılır.

Piazza İndipendenza

San Rocco kilisesinin hemen ilerisinde bir park alanıdır. Burada bulunan dev başa benzer heykeller: Avrupa çapında meydanları süsleyen Polonyalı heykeltıraş Igor Mitoraj eseridir. Parkın sağ tarafından büyük bir kumarhane binası görülüyor.

Lugano Katedrali

Burada, 1078 yılında bir kilise kurulmuş olup, 1888 yılında katedral olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yapı: 1905-1910 yılları arasında, kapsamlı bir yenileme faaliyeti görmüştür. Yapının ana cephesi: beyaz taştan yapılmıştır.

İsviçre Lugano Göl kıyısı
İsviçre Lugano Göl Kıyısı

Göl kıyısı

İleride, göl kıyısındaki araç trafiğinin yasaklanması düşünülüyormuş. Sanırım bu uygulama, göl kıyısının daha da popüler olmasını sağlar. Göl kıyısındaki bu cadde: Haziran-Ağustos aylarında, saat 20.30’dan sonra ve konserler ile etkinlikler düzenlendiğinde trafiğe kapatılıyor.

Göl kıyısında bolca dut ağacı göreceksiniz. Çünkü burada ipekçilik çok meşhur ve doğal olarak dut ağaçları da bolca görülür.

Gölün karşı kıyısında: kum renkli ve gece ışıklandırılan bir bina görülüyor. Burası: Mussolini tarafından verilen özel yasal ayrıcalıklar sonucu kurulan, Avrupa’nın en büyük kumarhanesi “Casino di Campione” dir. Burası: her yönden İsviçre ile çevrili olan İtalya’nın küçük bir bölgesi olan Campione d’İtalia’ya hakimdir. Ancak bu kumarhanenin ilginçtir ki sahipleri İsviçre frangı kullanır, İsviçre telefon numaraları ve plakaları kullanırlar ve İsviçre’ye vergi öderler. Ancak İtalyan pasaportu taşırlar.

Via Nassa

Lugano şehrinin ana alışveriş caddelerinden birisidir. 270 metre uzunluktadır. Cadde üzerinde tipik butikler ve mücevher mağazaları görülür. Sağ yanda Coop mağazasından çikolata satın alabilirsiniz. Malum bu mağaza bir süpermarkettin ve fiyatlar nispeten uygundur. Buranın üst katında kafeterya var, burada yemek yiyebilirsiniz.

Chiesa Santa Maria Angioli kilisesi

Bu göl kenarı kilisesi, 1499 yılından kalma bir manastırın parçasıdır. Kilisenin içinde, şehrin en iyi fireskoları görülebilir.

Ticino bölgesinin ve İsviçre’nin en iyi Rönesans fireskosu, kilise içinde nefi sunak bölümünden ayıran duvar üzerinde bulunan “İsa’nın Tutkusu ve Çarmıha Gerilmesi” sahnesidir. Bu eser: 1529 yılında Milano Bernardino Luini tarafından boyanmıştır. Kendisi “Kuzeyin Raphael” i olarak isimlendirilir. Eser: sembolizmle doludur. Örneğin: haçın tabanında, Adem’in kafatası ve kaburgasına (Havva’nın yaratıldığı yerden) dikkat edin. İbadet edenler bunu gördüler ve Adem ile Havva’nın ilk günahı olmaksızın hayat sürseydi, fireskonun geri kalanındaki korkunç eylemin hiçbirine gerek kalmazdı. Sanatçı Luini, 10 yıl boyunca bu firesko üzerinde çalışarak, boyalarını her geçen gün, bir bölüm olarak, ıslak sıvalı ince tabakalar üzerinde uyguladı.

Son bir not: buradaki fireskoları yapan Bernardino Luini, İtalyan olduğu için, buraya İtalyanlar da sahip çıkıyorlar.

Devasa fireskoya bakarken, sol tarafa bakınız. Burası, keşiş yemekhanesinin duvarından alınıp tuval üzerine konulan Luini’nin “Son Akşam Yemeği” tablosudur.

Giardino Belvedere

Bu keyifli küçük park, açık hava modern sanat müzesidir. Binanın karşısındaki bina, bir zamanlar bir manastırdı ve daha sonra Grand Otel olmuştur. Burası gölün, göle bakan ilk otelidir.

Lugano Üniversitesi

Bir kamu üniversitesidir. 1996 yılında kurulmuştur. Dört fakültesi bulunmaktadır. Üniversitede öğrenim gören öğrenci profili: 2157 öğrencinin, yarısı civarı: İsviçre ve kalanları, özellikle İtalya’dan olmak üzere, diğer ülkelerdendir.

İsviçre Lugano Gölde tekne turu
İsviçre Lugano Gölde tekne turu
İsviçre Lugano Gölde tekne turu

Lugano gölünde tekne turu

Gölün sularında ilk gemi dolaşımı yapan kişi, 1848 yılında Ticino’dur.

Günümüzde, Lugano gölünde: köyden köye giden basit yolculukların yanı sıra, daha bir dizi ayrıntılı turlar da yapılır. Bu turlar: öğle yemeği, muhteşem tur, İtalya’ya alışveriş gezisi ve akşam yemeği gezisi olarak sıralanır. En iyi tekne turu: gölde yapılacak 1 saatlik döngü gezisidir. Bu gezi, gölün bir ucundaki birkaç ıssız lokanta ve yerde durur ve sonra Gandria’yı (burası romantik manzaralı restoranları olan huzurlu küçük bir balıkçı kasabasıdır.) ziyaret edilir ve sonra Lugano’ya geri dönülür. Tekne sadece göl kıyısında İsviçre sınırları içindeki yerlerde dolaşır. Bazen saat yönünde, bazen saat yönü tersinde gezinti yapılır.

Ücret: gidiş-dönüş yolculuk 27 İsviçre frangıdır. Her hangi bir noktada inebilir, çevreyi gezebilir ve bir sonraki tekneye binebilirsiniz. Ama bunun için tekne sefer tarifesini iyi incelemek gerekir.

Gandria

İlginç ve popüler bir yerdir. İtalyan sınırından önceki son İsviçre köyüdür. Birçok ev, birkaç romantik otel ve birkaç restoran, gölün üstünde asılı gibi dururlar. Merkezde iyi korunmuş bina cepheleri göl sularına yansır. Ticino’nun en güzel göl kenarı kasabalarından biridir. Sık hizalanın binalara merdivenler ve ara yollarla ulaşılır. Evlerin bazıları: 16 ve 17’nci yüzyıllara dayanır ve freskler ve alçı süslemelerle bezelidir.

Nucleo tarihsel koruma merkezi, dünyanın birçok yerinden, bu küçük köye ziyaretçi çekiyor. Nucleo: MÖ.800 yıllarından, Keltler’den, günümüze: gizemli işaretler, büyük bir taş bulunuyor. Gandria dağının hemen dibindedir.

Feribot iskelesinin hemen üstünde, son derece romantik bir ortamda Miralago Gandria restoranda uygun fiyatlı yeme yiyebilirsiniz.

Gandria’dan yürüyerek veya otobüsle Lugano merkeze dönebilirsiniz. Yürümek isterseniz, Gandria’nın restore edilmiş, zeytin bahçeleri arasında yürüyerek Lugano merkeze 45 dakikada ulaşabilirsiniz. Çok dilli tabelalar, zeytin yetiştiriciliğini anlatır. Tekne ve otobüsü kaçırırsanız, buradan bineceğiniz taksi, Lugano merkeze yaklaşık 40-50 İsviçre Frangı ücret ister.

Gölün en uzak tarafındaki duraklar: Cantine di Gandria ve Museo Doğanale’dir. Cantine di Ganria’nın geleneksel trattoriası ve şarabı ünlüdür. Cantine di Gandria’nın durağında inerseniz, yürüyerek 5 dakika uzaklıktaki Museo Doganale’ye ulaşırsınız. Burada İtalyan sınırında bazı sergiler görünür. Tekneler burada dönüşümlü olarak dururlar.

İsviçre Lugano Morcote

Morcote

Göl ve dağlar arasında, kiliseleri, şapelleriyle küçük bir cennet gibi parkıyla 2016 yılında “En güzel İsviçre şehri” unvanını kazanmıştır. Göl kıyısında, Ceresio incisi olarak da adlandırılan bu güzel kasaba: bir balıkçı köyü idi. Aynı zamanda: ülkelerinden uzakta yeteneklerini bulan sanatkarlara ev sahipliği yapıyordu. Buraya yolunuz düşerse: göl kenarında yürüyüş yapın, sıva kaplı bir cepheye sahip olan Palazzo Paleari (Paleari Sarayı) ve eşi benzeri bulunmayan pencereleri koruyan Torre del Capitano (Kaptan Kulesi) gibi asil evlerinin yanında basit mimari tarzları keşfedin. Merkezi ve dar sokakları geçtikten sonra, uzun bir merdivenle (yaklaşık 400 basamak) Santa Maria del Sasso kutsal bölgesine doğru çıkabilirsiniz. Yol boyunca, güzel bir çeşme, birkaç şapel ve son derece eşsiz fresk ile Saint Antonio Abate’ye adanmış bir dini yapı göreceksiniz. Komşu sekizgen şapel ve anıtsal mezarlık tarafından, Santa Maria del Sasso kilisesinin oluşturduğu kompleks, güzel bir manzaraya sahiptir. Kilisenin içinde: farklı dönemlerden kalma freskleri, güzel kubbeyi ve 1600’lü yıllardan kalma organı görebilirsiniz.

Alpose Çikolata Fabrikası

Lugano yakınlarındaki Caslano kasabasındadır. Alpose, İsviçre’nin daha küçük ve daha az tanınmış bir çikolata üreticisidir. Ancak fabrika, ziyaretçilere açıktır. Fabrikanın yanındaki mütevazi müzede, çikolatanın yapım sürecini anlatan 15 dakikalık film izlenebiliyor. Ayrıca, yine burada bulunan dükkanda, düşük fiyattan taze çikolata satın almak mümkündür.

LUGANO GÖLÜ ÇEVRESİNDEKİ İTALYAN YERLEŞİMLERİ

Bısuschio

Lugano ve Varesa gölü arasında kalan bu köyde: yüzlerce yıldır sahip olduğu bir ailenin yaşadığı İtalyan görkemli bir ev olan Villa Cicogna Mozzoni’ye ait ev görülebilir. Burası aynı zamanda: Rönesans döneminin en iyi korunmuş birkaç yapısından biridir.

Sacro Monte

Bölgenin en çok turist çeken yerlerinden biri olan “The Sacro Manto” ya da “Holy Mountain”: 14 Rosary’nin Gizemlerini temsil eden heykeller bulunan, çakıl taş döşeli geniş bir dağ yolunun bulunduğu barok şapel vardır.

Varese

Burası: yemyeşil yapısı ile zengin aileler için Milano şehrinin Versailles ya da Windsor’dur. Burada: İtalya’da çağdaş sanatın en iyi koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapan, 18’nci yüzyıl yapımı “Villa Panza” ve bazı çarpıcı villalar bulunur. Villa Panza’nın sahibi: Count Giseppe Panza di Biumo: 1960’lı yılların başından itibaren ABD minimalist sanat eserlerini toplamaya başladı ve 1996 yılında villanın bir bölümünü ve koleksiyonun bir parçasını: İtalya’nın Fondo Per L’Ambiente İtaliano’ya miras bıraktı.

Melide

Güneyde bulunan bu kasabanın özelliği: 100’den fazla ulusal anıtın küçültülmüş örneklerinin bulunduğu “Swissminiatur” bulunmasıdır. Burası; 1959 yılından bu yana, pek çok ziyaretçi tarafından gezilmiştir. Muhteşem güzel bir yer. Trenlere biniliyor. Trenler, tüneller ve  dağ eteklerinde ilerliyor ve bu ilerleyiş esnasında, muhteşem bir gösteri sunuluyor.