Kandıra’da bir tam gün bulundum. Küçük bir yer, gezilecek yer olarak elbette: kuzeydeki Kefken, muhteşem doğal güzelliğiyle öne çıkıyor. Peki, ilçe içinde ne var derseniz, ben bunu oralı dostlarıma söylediğimde, beni bir hindi çiftliğine götürdüler.
Burada: büyük hindi çiftlikleri var. Ayrıca: belki sizler de, benimle hemfikir olacaksınız ki, Mustafa Kandıralı isimli bir müzik sanatçımız, burası ile özdeşmiş durumdadır.
Kocaeli Kandıra
ULAŞIM
Kandıra’ya, 3 ayrı yönden ulaşmak mümkündür. TEM Otoyolundan, Kandıra sapağına ayrılarak, 35 km. sonra, İlçeye ulaşmak mümkün. Ancak: özellikle tatil günlerinde, Kandıra yolunda, İstanbul ve Kocaeli plakalı araçların yoğunluğu o kadar fazla olur ki, ilerlemek çok zor.
Kandıra’nın il merkezine uzaklığı: 42 km. Kandıra-Adapazarı arası uzaklık: 45 km. Kandıra-Ağva arasındaki uzaklık: 38 km.
TARİHİ
Osmanlı döneminde: İstanbul’un ihtiyacı olan: odun kömürü, tomruk ve tahta buradan karşılanırmış. Milli Mücadele sırasında, I. Dünya savaşında, bölge işgale uğrar. 1918 yılında İngilizler, 1920 yılında ise Yunanlılar bölgeyi işgal eder.
Kocaeli Kandıra
GENEL
Karadeniz sahilinde bulunan bir ilçemiz, ancak ilçe merkezi içeride kalıyor. Sahildeki bölümleri, temiz deniz nedeniyle, özellikle yaz sezonunda büyük turist yoğunluğu alıyor. Kocaeli’nin, Karadeniz kıyısındaki tek ilçesidir. Kıyıda 52 km. lik sahil şeridi vardır.
Ekonomisi: tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri: buğday, mısır, ayçiçeği, şekerpancarı ve yulaf. Ayrıca: elma, üzüm, fasulye ve armut yetiştiriliyor. İlçenin arazisinde küçük tepecikler yoğunluktadır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 75 metredir. İlçenin iklimi: Karadeniz ve Marmara iklimlerinin etkisi altındadır.
Yazın yağışlar genellikle düzensiz olup, kuzeyden gelen sert rüzgarları, kıyı boyunca uzanan dağlar engeller. Kış, genellikle fazla sert geçmez, yağışlar genellikle yağmur şeklindedir. Kar yağışı azdır. İlçe, ormanlık alanlar bakımından zengindir. Kıyı şeridi boyunca, ormanlık alanlar uzanmaktadır. Genel olarak çam türleri yoğundur.
Kocaeli Kandıra
KANDIRA BEZİ
Kandıra bezi, dayanıklılığı ile biliniyor. İlk kez, Romalılar döneminde dokunmaya başlamıştır. Romalıların “Çalı yırtmaz” dedikleri, çift katlı kandıra bezi: o dönemde, özellikle “yelkenlerde” kullanılmıştır. Ayrıca: nem çekme özelliği nedeniyle, Mısır’da, mumyalama işlemlerinde bile, kandıra bezinin kullanıldığı söyleniyor.
Kandıra bezi: Şile bezinin atasıdır. Köy evlerinde tezgahlarda dokunup, kadın ve erkekler tarafından giysilerin yapımında kullanılmıştır. Ancak, günümüzde pek kullanılmamaktadır.
Çünkü, günümüzde modern giyim tarzları tercih edilmektedir. Köylerde dokunan kandıra bezleri ise: üzerine eski Türk motifleri işlenerek: çay takımı, peçete, masa örtüsü, ceket, pantolon, yatak çarşafları ve mendil gibi objelerde kullanılmaktadır.
Ancak, biraz önce de söylediğim gibi: kandıra bezinin, günümüzde kullanımı gittikçe azalmış ve buna bağlı olarak da bezin üretimi durmuştur. Son yıllarda ise, bu bezin yeniden üretimi için, çalışmalar yapılmaktadır.
KANDIRA YOĞURDU
Yörede beslenen manda sütünden üretilmektedir. Özellikle: Akçaova ve Araman köylerinin süt ürünlerinden üretilen yoğurtların lezzetine doymak mümkün değil. Mutlaka denemelisiniz.
Evet: yoğurtun içinde: üçte iki, manda sütü ve üçte bir oranında inek sütü bulunur. Özel şartlarda ve alüminyum kaplarda mayalanarak yapılır ve aynı kaplarda alıcılara sunulur. Bu yoğurdun öne çıkarılması için: 2000’li yıllardan sonra “Kandıra Kültür Sanat ve Yoğurt Şenlikleri” düzenlenmektedir.
KANDIRA HİNDİSİ
Kandıra yöresinde, siyah renkli hindi yetiştirilmektedir. Burada: 1979 yılında, hindi üretim istasyonu açılmış ve 2002 yılında, maalesef, Tarım Bakanlığı tarafından kapatılmıştır. Bunun üzerine: İl Özel İdaresi tarafından, hindi üretimini teşvik edici çalışmalar yapılmaktadır.
NE YENİR. NE İÇİLİR
Kandıra’da: yazının başında belirttiğim gibi: hindi ve yoğurt meşhur. Yoğurt: içine manda sütü ve keçi sütü katılır ve çatalla yenir.
NE SATIN ALINIR
Burada, buraya has Kandıra bezi üretiliyor. Bu bez, köylerdeki evlerde, tezgahlarda dokunuyor ve üzerine eski Türk motifleri işlenerek, satışa sunuluyor. Satın alabilirsiniz. Bunun dışında, yörede; çeşit çeşit süsleme taşları da var.
Ayrıca: Kandıra’ya giderken, Babadağ mevkiinde, yöresel ürünler satan köylüler göreceksiniz. Bunlardan, bir şeyler satın alabilirsiniz.
Kocaeli Kandıra
GEZİLECEK YERLER
KEFKEN-KERPE-CEBECİ-PEMBE KAYALAR
Kefken, Kerpe, Cebeci ve Pembe kayalar ile ilgili, ayrıntılı yazım: yine bu sitede bulunmaktadır.
Kandıra-Kefken yolu üzerinde, Babadağ tepesindedir.
Akçakoca Bey: 1234-1328 yılları arasında yaşamış, Kocaeli fatihi bir zattır. Bu anıt mezarı ise, 1974 yılında yapılmıştır. Anıtın merkezinde, basamakla çıkılan podyum üzerinde, Akçakoca Bey’in mezarı bulunmaktadır. Anıt mezarın çevresi: tel ile çevrilidir.
Mezarın bulunduğu yere giriş: batı yönündendir. Merdivenlerle çıkılıyor. Şekli: bir tavaya benzetilmiştir. Mezar: mermer taşlarla yapılmış ve süslenmiştir. Kuzey tarafı daha ağaçlıklıdır. Ağaçlık ve gölgelik olan bu kesim: piknik yapanlara ayrılmış ve piknik masaları yerleştirilmiştir.
İlçe Konya Yunak ve Çeltik ilçelerine giden yol güzergahı üzerindedir. Günyüzü ilçesinin bağlı bulunduğu Eskişehir iline uzaklığı 135 km. dir. Günyüzü, Sivrihisar arası uzaklık 39 km. Günyüzü, Ankara arası uzaklık 118 km.
TARİHİ
1071 Malazgirt zaferinden sonra, 1150 yıllarında burada kurulan yerleşimin ismi “Kozağacı” dır. Osmanlı döneminde, 1289 yılında Osman Bey bütün Eskişehir yöresinin idaresini kardeşi Gündüz Bey’e vermiştir ve buraya 3000 kadar Türkmen aşireti yerleştirilmiştir. Cumhuriyet öncesinde köyün ismi “Kozağacı” olarak kayıtlara geçer. Kurtuluş savaşı sırasında, en şiddetli çarpışmalar ilçe bölgesinde yapılmıştır. Sakarya nehri kıyılarında, Çakmak ve Kavuncu mevkilerinde yoğun çatışmalar yaşanmıştır. Bu çatışma döneminde, kasaba yakınlarında bulunan Eryiğit dağı, bölge halkının sığınağı ve barınma yeri olmuştur. Günyüzü mahiyesi, 1972 yılında Belediye teşkilatına sahip olur. 1990 yılında ise İlçe olur.
Eskişehir Günyüzü
GENEL
İlçe arazileri ova görünümündedir. Yer yer yüksek dağ ve kayalıklar vardır. İlçe sınırları içinde üç yayla ve mandıra bulunur. Rakım 864 metredir. İlçede eski dönemlerde üzüm bağları oldukça meşhurdur ve Anadolu’nun en güzel üzümlerinin burada yetiştirildiği söylenir. Günümüzde ise Günyüzü, kavun diyarı olarak tanınır. Yörede, kara iklimi hakimdir. Buna bağlı olarak kışları kar yağışlı ve yazlar ise açık geçer. Gece ve gündüz sıcaklık farkları oldukça yüksektir. Halkın başlıca geçim kaynağı, tarım ve hayvancılıktır. İlçeye bağlı Kayakent Kasabası, Kuzuören, Kavacık ve Gecek köylerinde, kök boyalı kilim dokumacılığı yapılmaktadır. İlçe merkezinin yaklaşık 1 km uzağında, “Gecek su” çıkıyor ve bu su şişelenerek satılıyor.
Eskişehir Günyüzü
GEZİLECEK YERLER
Eskişehir Günyüzü Şadırvan
ŞADIRVAN
İlçenin en önemli tarihi eseridir. MS 316 yılında yapılmıştır. Son dönemde, Kütahya çinileriyle kaplanan Şadırvan, İlçenin sembollerinden biri haline gelmiştir. Şadırvan da orijinalliğini kaybetmeyen tek yer, taş işlemeli fıskiyesidir.
Eskişehir Günyüzü Gecek Selçuklu Camisi
GECEK SELÇUKLU CAMİSİ
İlçe merkezine bağlı Gecek köyünde, şifalı su çeşmesinin güneyindedir.
Yazılı kaynaklara göre cami: Umurbey’in oğlu Selçuk Bey tarafından, 15’nci yüzyılda yaptırılmıştır. Cami dikdörtgen planlıdır. Ana mekan kubbe ile örtülüdür. Son cemaat yeri, ortada beşik tonozla, yanlarda kubbe ile örtülüdür. Doğu ve batı duvarlarında, dışta yer yer değişik boyutlarda delikler görülmektedir. Ahşap işlemeleri ve kök boyasıyla yapılan süslemeler, tarihi camiye ayrı bir hava vermektedir. Caminin bahçesinde tarihi bir çeşme bulunuyor. Bu çeşme, cami ile birlikte aynı yıl Selçuk Bey tarafından yaptırılmıştır. Çeşmede bulunan kabartma ve süslemeler Selçuklu mimari tarzını yansıtır.
1970-1971 yılları arasında caminin kırma çatısı kaldırılmış, kubbeler dıştan galvanizli saçla kaplanmış, minaresi yıldırım düşmesi sonucu hasarlı olduğundan restore edilmiştir. Minare taştan, yeniden yapılmıştır. Onaltıgen pabuçlu ve gövdelidir. Kaidesi kare planlıdır. Türk üçgenleriyle geçilmektedir. Şerefe ve petek kesme taştandır. Külah saçtır.
Eskişehir Günyüzü Kavuncu Köprüsü
KAVUNCU KÖPRÜSÜ
Köprü: Günyüzü-Polatlı karayolu üzerinde Kavuncu köyünden yaklaşık 3 km batı yönde ve Sakarya nehri üzerindedir.
Köprü betonarmedir. Yakın çevrede, araç trafiğini taşıyan en büyük köprüdür. Ağaç direkler üzerine yapılan köprünün temel bağlantıları, kurşun dökülerek yapılmıştır. Sağ ve sol tarafta, tek kemerli olarak köprünün trabzanları, kemerleri taşıyan beton kolonlar içinden geçen demir korkuluklar ile yapılmıştır. Köprüde bağlayıcı olarak kullanılan metal akşamlardan bazıları sökülerek çalınmış ve taşıyıcı payeler, kolonlar oldukça yıpranmıştır. Kurtuluş savaşı zamanında civarda aynı isimle bulunan köprü yıkılınca, 1940’lı yıllarda bu köprü yapılmıştır. Eski köprü yani yıkılan köprü, Sakarya Meydan Muharebesinin yapıldığı yer olarak önem kazanmaktadır. Fakat ayrıntıya ait bilgi bulunmamaktadır.
ÇAKMAK BAŞI ÖREN YERİ
İlçe merkezine bağlı Çakmak köyünün, 2.5 km kuzeyindedir. Buraya ulaşım zahmetli, Çakmak köyünden Çakmakbaşı Suyu mevkiine giden tarla yollarını takip ederek ulaşılıyor.
Çakmakbaşı Büyük Deresinin oluşturduğu vadidedir. Vadinin batı yamacında ve üst kısmındaki vadiye hakim düzlük alanda, yüzeyde çok sayıda Bizans dönemine ait seramik parçaları bulunmuştur. Ayrıca yapılara ait temel kalıntıları görülmektedir. Yamaçtan vadi içine doğru olan taş akıntısı, söz konusu yerleşim yerinin sur ile çevrildiğini gösterir.
Eskişehir Günyüzü Gümüşkonak
GÜMÜŞKONAK
Gümüşkonak köyü, 1985yılında Belediyelik olmuştur. İlçe merkezine 8 km uzaklıktadır. Gümüşkonak beldesinin tarihi, Roma dönemine kadar uzanır. Roma ve takip eden Bizans döneminde burası “Germia” bölgesi ismiyle tanınır. Germia: şifalı suları ve St Michael’e ait kilisesi ile ünlü bir Bizans şehridir.
Bizans döneminde, burada “Justinianapolis” isimli büyük bir yerleşim yeri kurulmuştur. Bizans’ın güçlü imparatoru Justinianos, kendi adını verdiği şehri bir Hıristiyanlık merkezi haline getirmiştir. Uzun yıllar sonra, burada bulunan köy “Jarma” ismiyle tanınır. Daha sonra ise “Yörme” olmuş ve son olarak “Gümüşkonak” yapılmıştır. Jarma ve Germe isimlerinin anlamı, “sıcak su yani hamamlar memleketi” demektir. Beldede turistik yapı olarak: 1 tane hamam ve 1 tane tarihi kilise bulunur. 1984 yılında beldenin ismi “Gümüşkonak” olarak değiştirilmiştir, günümüzde arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Eskişehir Günyüzü Germia ve Başmelek Mikail Kilisesi
Germia ve Başmelek Mikail Kilisesi
Kilisenin bulunduğu bölgenin ismi, Roma döneminde “Germia” dır. Bu isim bugün “Yürme (ya da Yörme)” olarak varlığını sürdürür.
Germia: Erken Bizans döneminde bir haç merkezi olarak görülmektedir. Çünkü: “Mesih” in tunik parçası, kilisenin kriptinde bulunmaktadır. Bu durum, Aziz Theodore tarafından belirtilmiştir. Ayrıca, Bizans imparatoru Justinian, yaşlılığında burayı ziyaret etmiş ve ölmeden hemen önce dua etmiştir. Kilise: 1813 yılında keşfedilmiştir. Daha sonra yapılan araştırmalarda, kilisenin Piskoposluk merkezi olabileceği iddia edilmiştir. Kilise hakkındaki ilk makale: 1986 yılında yayınlanmıştır. Saint Michael kilisesi ve Germia şehrinde yapılan yüzey araştırmalarının ardından kazı çalışmaları başlamıştır. Yapılan araştırmalara göre kilise hakkında tespit edilen bilgiler şunlardır:
Kilise 5’nci yüzyılda yapılmıştır. Yazılı kaynaklara göre: Patriarch Studios: 454 yılında Konstantinopolis şehrinde toplanan konsey sırasında anlatılan bir mucizeden etkilenerek bu kiliseyi inşa etmeye karar verdiği belirtilir. Kilisenin ikinci yapım evresi: İmparator Justinian ve eşi Theodora monogramlarını taşıyan buluntulara dayanarak, 6’ncı yüzyılın ortalarına tarihlenir. Üçüncü aşama ise: Germia’nın “Diocese” haline geldiği Orta Bizans döneminde yani 10’ncu yüzyıldan sonraki döneme tarihlenir.
Mimari özellikler
Başmelek Mikhael kilisesi: beş nefli, kubbeli bir bazilika tarzındadır. Kilisenin iyi korunmuş bölümleri: içinde kalan kuzey neflerinden biri olan narteksin güney bölümü ve güneydoğu köşesindeki ek odadır. Batı cephesinin her iyi yanında bulunan kuleler hariç, yapı 50 metre uzunluğunda ve 27 metre genişliğindedir. Batıda: kuzey-güney doğrultusunda, dikdörtgen girişli narteks, beş girişi vardır. Narteksin doğu yarısının büyük çoğunluğu günümüze gelmiştir. Sadece cephede oluşan, batı kesiminin güney bölümü yok olmuştur. Günümüzde ,merdiven ayakları kulesinin, güneybatı köşesindeki cephenin bazı kısımları görülür. Kilisenin doğu yarısı ve apsisin özelliklerinden, sadece güneydoğu köşesinde bulunan kare planlı ek oda görülebilir.
İçinde kuzey nefde görülebilen yapının desteği, kare, dikdörtgen, L ve çarpraz şekilli kesitlere sahip sütunlar şeklindedir. Nefte, bu sütunlar birbirine bakacak şekilde, kare planda bölümler oluşturur. Nefin batısında sütunlar ve kemerler üzerinde düzgün kesilmiş kare blok taşlar vardır. Üç sıra, kabaca oyulmuş kesme taşı ve alternatif sırada birleştirilen dört sıra tuğla dikkat çeker. Batı cephesinde, girişin her iki tarafına simetrik olarak yerleştirilmiş kemerli levhalar, bugün mevcut değildir.
Tarihi Hamam Kalıntısı
“Miryanoilos hamamı” Bizans imparatoru Justinyen tarafından yaptırılmıştır. (Günümüzde harap durumdadır.) Gümüşkonak mahallesi, tarihi şifalı hamamlarıyla ünlüdür. Günümüzde burada bulunan Roma döneminden kalma hamam kalıntısı ilgi çeker. Hamam, günümüzde depo olarak kullanılıyor. Hamam her ne kadar harap olmuş olsa da günümüzde burada modern yüzme havuzu ve hamam tesisleri bulunmaktadır.
Eskişehir Günyüzü Domuzağılı Antik Mermer Ocağı ve Kaya Mezarı
Domuzağılı Antik Mermer Ocağı ve Kaya Mezarı
Gümüşkonak beldesinin 2 km doğusunda, Kavacık köyünün 800 metre batısında, Gümüşkonak-Kavacık köyü stabilize yolunun güney bitişiğinde, Kurudağ tepesindedir.
Eskişehir Günyüzü Domuzağılı Antik Mermer Ocağı ve Kaya Mezarı
Kurudağ Tepesinin zirvesinde, ana kayaya oyulmuş, doğu-batı doğrultusunda, dikdörtgen planlı bir mezar bulunmaktadır. Mezarın 20 metre kuzeyinde ve 180 metre doğusunda, iki tane antik mermer ocağı görülür. Arkeolojik alan içinde bulunan kilisenin inşaatı, büyük olasılıkla bu mermer ocaklarından sağlanan mermerler ile yapılmıştır.
Eskişehir Günyüzü Adem Sekmen Bahçesi Bizans Yerleşimi
Adem Sekmen Bahçesi Bizans Yerleşimi
Mermer ocağının 1 km doğusunda, Kurudağ Tepenin yamaçlarında: Bizans yerleşimi ve 2 km doğusunda Gümüşkonak Arkeolojik Sit alanı bulunmaktadır. Bu alan 1988 tarihinde Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Bu alanda, inşaat kazısı sırasında açılan çukurda yapılan yüzey araştırmasında, Bizans dönemine tarihlenen bir yapıya ait kesme kireç taşlarından temel kalıntısı tespit edilmiştir. Kesme taşların geniş yüzünde kırmızı haç görülmüştür. Açılan çukurların çevresinde Bizans dönemine ait olduğu düşünülen seramik parçaları ve pişmiş toprak levhalar görülmüştür.
Eskişehir Günyüzü Evaltı Yerleşimi
Evaltı Yerleşimi
Beldede bulunan Evaltı Mevkiinde, Bizans yerleşimi kalıntıları görülür. Etrafı bahçelik olan yerleşimde yapılan incelemelerde: teraslanmış bahçe sınırlarını çevreleyen duvarlarda ve yol kenarlarında çok sayıda kesme blok taşlar, sütun kaideleri ve Bizans dönemine ait seramik parçaları ile tuğla tespit edilmiştir. Bahçe duvarlarında yer alan taşların boyutu, alanda büyük yapılar olduğunu düşündürür. Söz konusu büyük kesme blok taşlar, Gümüşkonak’ta bulunan kilisenin blok taşları ile boyut ve işleme şekilleri açısından benzerlik gösterir.
Eskişehir Günyüzü
Değirmenönü Bizans Yerleşimi
Beldenin 600 metre kuzeydoğusunda Ayvalı köyüne giden stabilize yolun 100 metre batısında Değirmenönü mevkiindedir. Çevresi tarlalardan hafif yüksek bir alanda yer alır. Yüzeyde çok sayıda profilli ve profilsiz mermer levha parçaları, farklı renklerde tessera parçaları ve Bizans dönemine ait seramik parçaları görülür. Ayrıca kaçak kazı ile açılmış çukurda, doğu-batı doğrultulu kalker kesme bloklardan oluşan bir temel kalıntısı, temel kalıntısının 20 metre doğusunda ise jeoradar uygulaması ile tespit edilen yuvarlak planla ve apsisli bir yapı bulunmaktadır.
İşte, benim için çok özel yeri olan bir şehir daha. Balıkesir’de doğdum ve yaşamımın ilk 9 yılı bu şehirde geçti. Eğitim hayatım: Çamlık Mahallesinde bulunan Dumlupınar İlkokulunda başladı ve iki yıl burada devam etti. Çocukluğumun ilk yıllarını yaşadığım bu şehre: daha sonraki yıllarda, birkaç kez gittim. Bir keresinde, üç gece kaldım ve doyasıya gezdim. Bunun dışında: bu şirin şehrin deniz kıyısındaki ilçelerine giderken de, buradan geçtim ve kısa sürelerle, şehir hayatını yaşadım. Sonuçta: Balıkesir, gerek merkezi ve gerekse Ege ve Marmara Denizi kıyılarında bulunan ilçeleriyle öne çıkan bir şehir.
Deniz kıyısındaki ilçeleri, herkes tanıyıp biliyor ama merkezin maalesef tam olarak tanındığını sanmıyorum. Mutlaka zaman ayırmanızı öneriyorum.
Ben: 3 Temmuz 2018 tarihinde Balıkesir şehrinde idim ve iki gün kaldım. Anafartalar caddesinde; İstasyon meydanı ile saat kulesi arasında keyifle gezindim. Saat kulesi ve şadırvanın bulunduğu yerde, bir süre şehrin simgeleri olan buraları izledim. İstasyon meydanında, ortadan kaldırılan Kervansaray Otelini düşündüm, yerinde şu anda bir dershane binası yükselmiş.
Bir zamanlar: gelen trenleri seyretmek, izlemek için istasyona gittiğimiz günleri hatırladım. Sonra: Çamlık bölgesine çıktım. Çamlık anılarım canlandı. Dumlupınar ilkokulumu gördüm, ama ismi değişmiş, tamamen evlerin, binaların arasında kalmıştı. Doğduğum evi görmek istedim, aradım-aradım bulamadım. Sonradan öğrendim ki yıkılmış, yerinde öğrenci yurdu yükseliyor. Yöre insanı bir Balıkesirli ile konuştuğumda, doğduğum evin, aslında güzel bir mimari olduğunu ve korunmaya alınması gerektiğini, ancak yıkıldığı konusunda kısa bir sohbet yaptım.
Zaman: hayatta birçok şeyi değiştiriyor, şehirler kalabalıklaşıyor, yenileniyor, eskiler yıkılıp, yeni binalar yapılar yapılıyor. Balıkesir şehri de: yoğun trafiğiyle dikkatimi çekti, şehir kalabalık, trafik yoğun. Yine de, şehrin geneline baktığımda, birçok Anadolu şehrine nazaran, çağdaş bir görünüm sunuyor.
Balıkesir
ULAŞIM
Şehir: İstanbul ve Ankara illerini, İzmir iline bağlayan kara yolu üzerinde bulunmaktadır. Ayrıca: Ankara-İzmir demiryolu, şehir merkezinden geçmektedir. Şehirde, hava alanı bulunmasına rağmen, yeterli talep olmaması nedeniyle, uçuşlara kapalıdır.
Balıkesir-Ankara arası uzaklık: 533 km. Balıkesir-Antalya arası uzaklık: 510 km. Balıkesir-Çanakkale arası uzaklık: 207 km. Balıkesir-İstanbul arası uzaklık: 394 km. Balıkesir-İzmir arası uzaklık: 173 km. Balıkesir-Bursa arası uzaklık: 151 km. dir.
Balıkesir
TARİHİ
Bölgede bilinen en eski yerleşimciler: Misyalılardır. Bunlar: bağımsız bir yerleşim kuramamışlar ve bölgede egemenlik kuran diğer ulusların hakimiyeti altında yaşamışlardır.
MÖ.1129 yılında, Bergama krallığının yok olmasından sonra, bölgede, Romalılar egemenliği ele geçirirler. MS. 395 yılında ise, bu kez, Bizanslılar bölgeye hakim olurlar.
1206 yılından sonra, Selçuklular, bölgeyi ele geçirirler. Bu dönemde, Anadolu da kurulan beyliklerden, Karesi Beyliği, Balıkesir merkezli olarak yönetimi ele geçirir. Karesi ismi: Selçuklu devletinde önemli bir komutan olan Karesi Bey’den gelmektedir.
Selçuklu devletinin yıkılmasından sonra, Karesi Beyliği, buralara hakim olur. 1300 yılında kurulan Beylik, 1345 yılında Osmanlılar tarafından yıkılır ve bölge Osmanlı topraklarına katılır.
1877-1878 yılları arasındaki Osmanlı-Rus savaşı sonunda, bölge, Balkanlardan çok sayıda göç alır. Rus ve Bulgar katliamından kaçanlar, yöreye yerleşirler. 1897 yılında, büyük bir deprem, Balıkesir’i olumsuz etkiler. Bunun sonucunda, şehir, küçük bir Anadolu şehri görünümünü alır.
1919 yılında, bölge Yunanlılar tarafından işgal edilir. 1922 yılında ise, işgal sona erdirilir. Cumhuriyet dönemine geldiğimizde, yani 1923 yılı öncesinde: şehrin merkezi Anafartalar Caddesidir. Ancak, Cumhuriyetten sonra, kent merkezi, bu caddenin kenarlarındaki cadde ve sokaklara doğru yapılmaya başlar.
Ancak: Ağustos 1950 tarihinde, şehri, yine bir büyük felaket etkiler. Bu sefer, akşam saatlerinde olan “yangın”, kent merkezindeki tüm dükkan ve çevresindeki mahalleleri yok eder. Birçok insan ölür, binlerce ev yanar-yok olur. Hatta: bu büyük yangının ortaya çıkışı sebebini, ilginçliği açısından, sizlere burada bildirmem gerek. “Çarşı merkezindeki bir tuhafiyeci dükkanındaki çaputlar, fareler tarafından kemirilir. Bu sırada, fareler, elektrik kablolarını da kemirirler.
Elektrik kablolarının kemirilmesi sonucu çıkan kıvılcım, bu çaputları etkiler ve yangın çıkar. İşte, böyle bir kepazelik. Yangın bir yana, o dönemde, Balıkesir İtfaiyesinin yeterli donanıma sahip olmaması, yangına gerekli müdahalelerin yapılmasını engellemiştir. Yangın sonunda, Kızılay tarafından, şehir merkezinde çok miktarda çadır kurulmuş ve halk uzun süre bunlarda ikamet etmiştir. Sonuçta, kent merkezi, 1950 yılından sonra yeniden inşa edilmiştir. Özellikle, aynı yıl inşa edilen “Balıkesir stadyumu”, gerek 12.000 kişilik kapasitesi ve gerekse bisiklet yarışlarının yapılabildiği “veledromu” ile, büyük ilgi çekmiştir.
Ayrıca: aynı yıl, şehirde, ilk kolonya imalathanesi de açılmıştır. 1960 yılında ise: şehir merkezindeki, tüm Balıkesirliler ve dışarıdan gelenlerce de bilinen, ünlü “Kervansaray” oteli inşa edilmiştir. 1963 yılında: Kapalı Spor Salonu ve yakınındaki alana “Atatürk Anıtı” yapılır ve Balıkesir Parkı: iyice hareketlenir.
Takip eden tarihi süreçte; şehirdeki gelişmeler şöyle özetlenebilir: 1970’li yılların sonunda: şehirde: Necatibey Enstitüsü, Ordudonatım Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı, Polis Okulu kurulur.
BalıkesirBalıkesirBalıkesir
Balıkesir
GENEL
Balıkesir, ülkemizin gelişmiş illerinden biridir. Ekonomik gelişmişlik faktörleri değerlendirildiğinde, iller sıralamasında 13. sırada bulunduğu görülmektedir. Nüfus oranı açısından ise, Marmara Bölgesinin 4’ncü büyük yerleşim yeridir. Gelişmişlik faktörleri ilçeler arasında düşünüldüğünde ise: Merkez dışında, Bandırma, Gönen, Edremit ve Manyas ve diğerleri olarak sıralanmaktadır.
İl topraklarının büyük kısmı Marmara ve kalan kısmı ise Ege bölgesi sınırları içindedir. Bunun sonucunda, iklim faktörleri de çeşitlilik göstermektedir. İç kesimlerde kışlar soğuk geçerken, Marmara kıyılarında ise Karadeniz iklimi görülür. Bunun sonucunda, bu kıyılarda, yazlar ılık geçer.
Kıyı bandının toplamı: 291 km. dir. Bu bandın: 116 km. Ege denizinde ve 175 km. bölümü ise, Marmara denizindedir.
İl topraklarının yüzey durumu, genellikle dağınıktır. Yani, düzlük yerler yanında dağlık bölgelerde bulunmaktadır. Ormanlar ise, il topraklarının, % 31’lik kısmını kapsamaktadır. En önemli su kaynağı ise, Susurluk çayıdır.
Ekonomik faktörler değerlendirildiğinde: sahil kesiminde: zeytincilik, bağcılık ve balıkçılık öne çıkarken, turizm de etkindir. İç kesimlerde ise: tarım, hayvancılık, ormancılık ve madencilik yapılmaktadır.
ALTIEYLÜL VE KARESİ İLÇELERİ
Balıkesir Büyükşehir yapılınca, Büyükşehir’e bağlı olarak Altıeylül ve Karesi ilçeleri kurulmuştur.
ORDUDONATIM OKULU VE EĞİTİM MERKEZ KOMUTANLIĞI
Özellikle: Ordudonatım Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı, şehir merkezinde, hemen Kervansaray Oteli karşısındaki: Subay ve Astsubay Orduevleri ve şehir içinde yerleşik askeri personel ile; şehrin kültürel yaşamında yerini alır. Askerlik hizmeti yapmak üzere, buraya gelen asker adayları: Balıkesir şehrinde, belli bir süre de olsa yaşama ve bu yöreleri tanıma fırsatı bulmaktadır.
Aynı zamanda, 9’ncu Hava Üssünden havalanan savaş uçakları; sık sık şehir üzerinden geçerek, şehir de ayrı bir hava oluşmasına neden olurlar. Yani; Balıkesir ilinde: merkezde: 9 ve Bandırma ilçesinde: 6 olmak üzere, iki tane hava üssü bulunuyor.
KURTDERELİ MEHMET PEHLİVAN
Mehmet Pehlivan: 1864 yılında, Bulgaristan-Razgrad şehrinde doğar ve Balıkesir yöresine göç ederler. Aslına bakarsanız, Bulgaristan’ın Razgrad bölgesi, zaten, tarih boyunca, bu yöreden yetişen güreşçilerle ünlüdür.
Dolayısı ile, bu yörede doğan Mehmet Pehlivan, Balıkesir yöresine göç edince, burada güreşmeye devam etmiştir. Belli bir süre sonra, ünü yaygınlaşınca: Fransa, İngiltere, Hollanda gibi Avrupa ülkeleri ve Amerika’ya giderek, bu ülkelerde, gösteri güreşleri yapmış ve hiçbir müsabakasında yenilmemiştir.
Kurtdereli Mehmet Pehlivan: 1931 yılında, Atatürk tarafından, 1000 TL. ile ödüllendirilmiştir. Çünkü: o, kendisini diğer pehlivanlardan ayıran bir söz söylemiştir. “ Güreşirken, bütün Türk milletini arkamda hisseder ve onun şerefini korumak için, her şeyi yapardım. “
Mehmet Pehlivan, 75 yaşında, 1939 yılında, Balıkesir’de ölür.
1961 yılından bu yana, Kurtdereli Mehmet Pehlivan adına, Kurtdereli köyünde, yağlı güreşler yapılıyor. Her yıl, Temmuz ayının, ortasında, üç gün süreli yapılan etkinlikler: yöre insanının ilgisini çekiyor. Zaten, Kırkpınar güreşlerinden sonra, ülkemizde düzenlenen, en önemli ikinci yağlı güreş festivalidir.
Kurtdereli Mehmet Pehlivanın: büyük boyutlu bir heykeli, günümüzde, Kapalı Spor Salonu yanında bulunmaktadır.
Balıkesir Kolonyası
BALIKESİR KOLONYASI
Balıkesir yöresinde: Esmen “Zambak” kolonyası adı altında üretilen kolonya, bu yöreye özgü olarak öne çıkmaktadır. Bu kolonya: Balıkesir yöresine has, meşhur beyaz zambaklardan yapılır. Yani, taze çiçek kolonyasıdır.
Şehirde: birçok kolonya üretim tesisi bulunmaktadır. Özellikle: eczanelerde, açık kolonya satılan dönemlerde, mevcut birkaç kolonya cinsinden biridir. Ama, şişeli satıldığı dönemlerde: kolonya şişesi kültürü vardı. Eskiden: Eyfel kulesi, minare, apartman gibi birçok şekil kolonya şişesi, dükkanlarda bulunuyordu. Hatta; bir zamanlar, Bursa istikametinden, Balıkesir’e gelirken, Elliikievler kavşağında, büyük bir kolonya şişesi bulunuyordu.
Balıkesir Üniversitesi
BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ
Uşak yönünden şehir girişinde bulunan Üniversite: 1975-1976 yılları arasında, şehirdeki “Balıkesir Devlet Mühendislik Akademisi” ve “Balıkesir Meslek Yüksek Okulu”, Balıkesir Üniversitesinin temellerini oluşturmuştur. Şehirdeki Necatibey Enstitüsü ise, 1981 yılında, 3 yıllık statüden çıkarılarak, 4 yıllık statüye sokulmuş ve “Yüksek Öğretmen Okulu” olmuştur. 1982 yılında ise “Necatibey Eğitim Fakültesi” ismini almıştır.
11 Temmuz 1992 tarihinde ise, Balıkesir Üniversitesi kurulmuştur. Üniversite bünyesindeki fakülteler şunlardır: Fen-Edebiyat, Mühendislik-Mimarlık, Necatibey Eğitim, Bandırma İktisadi ve İdari Bilimler, Güzel Sanatlar, Tıp, İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri.
Üniversitenin kampüsü: Balıkesir-Bigadiç karayolunun 17.km.dedir. Çağış kampüsünde: altyapı çalışmaları devam etmektedir. Üniversite öğrencileri: 1152 yataklı kız yurdu ve 1072 yataklı erkek öğrenci yurdunda barınırlar.
NE YENİR. NE İÇİLİR
Balıkesir yöresinde, höşmerim tatlısı yemelisiniz. Bunun dışında, yöresel bir yemek düşünürseniz “tirit” yemelisiniz.
Belki de, bu şehirde “nohut” ile yapılan “mantı” denemelisiniz. Tercih sizin.
NE SATIN ALINIR
Balıkesir yöresinden: zambak kolonyası satın almalısınız. Buradan, gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için alabileceğiniz en güzel hediyeliktir.
BalıkesirBalıkesir
GEZİLECEK YERLER
BALIKESİR ATATÜRK PARKI
Türkiye’nin en güzel parklarından biridir. Ama, tarihi süreç içinde, yani geçmişte, inanın burası daha muhteşemdi. Buradaki park, ülkemiz içinde, “İzmir Uluslar arası Fuar Merkezi” olan parktan sonra, en güzel ve ünlü parktı.
Buradaki Atatürk Anıtı: 6 Eylül 1963 tarihinde tamamlanmıştır.
Park alanında: 6 Eylül milli fuarı kurulur, çay bahçeleri, açık hava tiyatrosu, büyük yeşil alanlar, temiz kulübü ve hatta bir hayvanat bahçesi bulunuyordu. Ancak, son yıllarda, burada kurulan “Fuar” anlamını yitirdi. Hayvanat bahçesi ve lunapark, anlamsız bir şekilde, kaldırıldı. Çay bahçeleri ise ilgisizlik nedeniyle, eski güzelliklerini yitirdiler. Yakın geçmişte, park bölgesi yenilenmiş. Park için mutlaka zaman ayırın.
Balıkesir Kuvay-i Milliye Müzesi
KUVAY-İ MİLLİYE MÜZESİ
Şehir merkezinde, saat kulesinin hemen yanında, Anafartalar caddesinde, Eski Belediye Binasındadır. Müzenin kurulu bulunduğu yapı: 1840 yılında, Karesi Sancağı Defterdarı Mehmet Paşa’nın konağı olarak yaptırılmıştır. Ancak, takip eden dönemde, yapı yanmış ve bunun üzerine, Halit Paşa tarafından, bugün bulunan yeni bina yaptırılmıştır.
Kurtuluş Savaşında ise, bu yapı, etkin olarak kullanılmıştır. Kurtuluş Mücadelesinde, Balıkesir halkı, sık sık burada toplanarak, silahlı mücadele kararı almışlar ve 2.Kolordu Komutanlığı Karargahı, burada kurulmuştur. Ayrıca: şehri ziyaretinde, 1923 yılında, Atatürk burada misafir edilmiştir.
Bu yapının: daha sonra, il yöneticileri tarafından alınan kararlar sonucu, müze olarak kullanılmasına karar verilmiş ve yapılan restorasyon çalışmaları sonucu, 1996 yılında, burası, müze olarak hizmete açılmıştır. Takip eden dönemde, yeniden çeşitli tadilatlar yapılmış ve bugünkü şeklini, 2008 yılında almıştır.
Evet, gelelim müze gezisine. Müze: iki bölümden oluşuyor.
Zemin katta: Balıkesir yöresinde, Kuvay-ı Milliye’nin kurulmasına öncülük etmiş: 41 kişinin aldığı yazılı kararlar, kongre kararları, bu kahramanların kişisel eşyaları, fotoğrafları ve Atatürk’ün Balıkesir’e gelişinde çekilmiş fotoğrafları sergilenmektedir.
Balıkesir Kuvay-i Milliye Müzesi
İkinci katta: Balıkesir yöresinde ele geçirilen arkeolojik eserler ve Etnoğrafik eserler sergilenmektedir. Bu katta: ülkemizdeki ilklerden biri de söz konusu olmaktadır. Türkiye’nin ilk “Ulusal Fotoğraf Müzesi” burada, yani ikinci kattadır. Yani: burada, eski fotoğraf makineleri sergileniyor
Balıkesir Zagnos Paşa Camisi
ZAĞNOS PAŞA CAMİSİ
Kent merkezinde, çarşı içindedir. Külliye içinde: cami, türbe ve hamam var. Bu külliye: Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Zağnos Paşa tarafından, 1461 yılında yaptırılmıştır. Ancak, yapılardan yalnızca hamam, orijinal haliyle günümüze ulaşmıştır. Cami ve türbe ise, 1897 yılında yıkılmış ve yeniden yaptırılmıştır.
Cami: Balıkesir ilinin en büyük camisidir. Kare planlıdır. Yontma taştan yapılmıştır. Giriş kapısı dışarıdadır. Mihrap ise: Türk sanatı özelliklerini taşıması bakımından, görülmelidir.
Minare: caminin köşesindedir. Kubbe: 1897 yılında yıkılmış ve 1902 yılında yeniden yapılmıştır. Ulu önder Atatürk, 1923 tarihinde, bu camide konuşma yapmıştı. Bu konuşmanın özeti, biraz sonra karşınızda.
Cami bölgesinde: mutlaka görmenizi istediğim veya önereceğim bir şey var. Güneş saati. Avlunun güneyinde, kısa ve kalın bir sütunun üzerine oturtulmuş bir tablada, saat dilimleri işaretlenmiştir. Ortasında ise, demir bir çubuk bulunur. Evet, bu güneş saatini mutlaka görmelisiniz.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN, ZAĞNOS PAŞA CAMİSİNDEKİ KONUŞMASI
7 Şubat 1923 tarihinde, Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk: Balıkesir ilini ziyaretinde, Zağnos Paşa camisinde, halka hitaben bir konuşma yapmıştır: Bu konuşmasının tümümü değil, ama benim ilgimi çeken bölümlerinden alıntıları, sizinle paylaşmak istiyorum:
“ Efendiler, Camiler, söylenenleri dinleme ve ibadet ile beraber, din ve dünya için, neler yapılması lazım geldiğini düşünmek, yani birbirimizin görüş ve düşüncelerini almak için yapılmıştır. İşte, bizde burada, din ve dünya için, geleceğimiz için, her şeyden önce egemenliğimiz için, neler düşündüğümüzü meydana koyalım.
Ben, yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşüncelerini anlamak istiyorum. (İşte, muhteşem bir devlet adamı anlayışı ve yaklaşımı) Bu nedenle, benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız, serbestçe sormanızı rica ederim.”
YILDIRIM CAMİSİ
Şehir merkezinde, Yıldırım Mahallesindedir. Balıkesir bölgesinin en eski Osmanlı yapısıdır. Caminin: 1388 yılında, Yıldırım Beyazıt tarafından yapıldığı biliniyor. 1818 ve 1897 yılındaki depremlerden sonra, yapı, onarım görmüştür.
Caminin içi dikdörtgen planlıdır. Duvarlar, geniş kesme taştandır. Batı duvarı ise, tuğla ile yapılmıştır. Caminin avlusunda şadırvan var. Caminin kuzeydoğu köşesinde bulunan imaret yani misafirhane ise, cami ile birlikte, 14.yüzyıl sonlarında yapılmış ve orijinal haliyle günümüze kadar gelmiştir. Caminin avlusunda bulunan medrese, 12 hücreli olup, 1897 yılı depreminde yeniden yapılmıştır. Sadece dış duvarı orijinaldir.
Balıkesir Karaoğlan Camisi
KARAOĞLAN CAMİSİ
Evet, bu caminin benim hayatımda büyük önemi var. Hayatımda girmiş bulunduğum ilk camidir. Çünkü: Karaoğlanoğlu Mahallesinde, bir süre yaşadık ve ben bu cami de, yaşamımın ilk ibadetini öğrendim ve yaptım. Bu cami: Gazi Süleyman Paşa ile birlikte, Rumeli bölgesine geçen “Karaoğlan” isimli biri tarafından, 1356 yılında yaptırılmıştır. Ancak, orijinal yapı, günümüze kadar ulaşmamış, bugünkü yapı: 1908 yılında yapılarak, günümüze ulaşmıştır.
Balıkesir Değirmen Boğazı Piknik Alanı
DEĞİRMEN BOĞAZI PİKNİK ALANI
Balıkesir-Bursa kara yolunun, 10.km. üzerindedir. Bölgede: kır gazinosu, kafeterya, büfe, çocuk oyun alanları, spor sahaları ve otopark bulunmaktadır.
Piknik alanında ise, bol çeşitli ağaçlar bulunmaktadır.
Balıkesir Çamlık TepesiBalıkesir Çamlık Tepesi
ÇAMLIK TEPESİ
Balıkesir şehir merkezinde, yine benim çocukluk anılarım arasında, büyük yeri olan bir mekandır. Şehir kenarında, şehre hakim bir tepededir. Çam ağaçları altında dinlenmek ve piknik yapmak için gayet güzel bir alan. Özellikle: gece görünümü çok güzeldir. Bölgede: bir restoran bulunuyor. Ancak, gerek önceki gidişlerim de ve gerekse bu kez gittiğimde, çamlık bölgesinin boş olduğunu gördüm. Sanırım burada piknik yapılmasına izin verilmiyor.
Balıkesir Saat KulesiBalıkesir Saat KulesiBalıkesir Saat Kulesi
SAAT KULESİ
İşte, Balıkesir il merkezinin simge yapılarından biri daha. Kule: 1829 yılında, Giritli Mehmet Paşa tarafından; İstanbul’da bulunan Galata Kulesine benzer, silindir şeklinde yaptırılmıştır. Ancak: 1897 yılındaki depremde, yapı yıkılmış ve 1901 yılında, günümüzdeki şekliyle yeniden yapılmıştır. 1962 yılında ise, Belediye tarafından onarılmıştır.
Kule: 3.5 x 3.5 metre ölçülerinde, kare tavanlı, kesme taşlardan yapılmıştır. Yüksekliği, yaklaşık 20 metredir. En üst kat: kubbe ile örtülmüş ve büyük bir çan eklenmiştir. Buranın hemen altında ise, dört yöne, birer saat konulmuştur. Kule 5 katlı olarak yapılmıştır. 3’ncü katın, dört yanında, demir korkuluklu, çıkma balkon ve kapılar var. Saat çanı: saat başlarında ve yarımlarda, 2 dakika ara ile tekrarlanan vuruşlar yapmaktadır.
Hüdavendigar Salnamesinde ve arşivlerdeki fotoğraflarda, bugünkü saat kulesinin şeklinin değişmediği görülmektedir. Yani, yapılan onarımlar, aslına-orijinaline uygun olarak yapılmıştır. İlk saat kulesinin temelleri ise, günümüzde toprak altındadır.
Hemen çamlık bölgesinin yokuşunun başındadır. Hemen saat kulesinin yanındaki yokuştan, çamlık tepesine çıkılır.
Balıkesir ŞadırvanBalıkesir Şadırvan
ŞADIRVAN
Saat kulesinin hemen yanındadır. 1908 yılında, Ömer Ali Bey tarafından yaptırılmıştır. Pembe granitten, soğan şeklinde kubbesi olan bir yapıdır. Kemerlerle bağlı sütunların üzerinde, yatay bir silme ve saçak bulunmaktadır. Şadırvanın, bugün bulunduğu yerin, ikinci yeri olduğu söyleniyor, ancak daha önce nerede bulunduğu hakkında bilgiye ulaşamadım. Taşınarak, bugün bulunduğu yere getirildiği söyleniyor.