Artvin Murgul

Artvin Murgul
 

Artvin Murgul; Murgul kelimesi ülkemizde birçok insan için bakır kelimesini çağrıştırır, gerçekten Murgul’da Bakır ve Bakır işletmeleri uzun yıllar, bu yörenin kaderini en üst düzeyde etkilemiştir. Bir de boğa güreşleri festivali, başka belki biraz da Karagöl,

ULAŞIM

Murgul Artvin arası 48 km. Murgul Arhavi arası 52 km. Murgul Hopa arası 41 km. Murgul Yusufeli arası 115 km. Murgul Borçka arası 17 km. Murgul Rize arası 132 km.

TARİHİ

İki yüz yıl kadar Mitanilerin egemenliğinde kalan Murgul, MÖ 1346-1320 yılları arasında Hititler’in, MÖ 753’de Urartuların, MÖ 680’de Sakaların, MÖ V yüzyılda Kartlı istilası ile Gürcülerin eline geçmiştir. Daha sonraki dönemlerde Partların egemenliğinde kalan bölge, MÖ 387’de Romalıların, 604’de Sasanilerin, 746-1001’de Borçka Bağratlıların, 1068’de ise Selçukluların egemenliğine girmiştir. 

Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılmış, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının ardından ise, Rusların istilasına uğramıştır.

1918 yılında geri alınan bölge, Sevr anlaşması ile sınırlarımız dışında kalmış ve 1920 yılında tekrar geri alınmıştır.

1935-1950 yılları arasında merkez “Damar” iken sonradan ilçe merkezi “Murgul” olmuştur.

1966 yılında ilçenin ismi “Göktaş” olarak değiştirilmiş, 1987 yılında ilçe olmuştur ve ismi tekrar değiştirilerek “Murgul” olmuştur.

GENEL

İlçenin içinden Çoruh nehrinin bir kolu geçer. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 360 ile 1100 metre arasında değişir. Damar beldesi 1100 metre yüksekliktedir. İlçe topraklarının yüzde 50’si ormanlıktır.

İlçe nüfusu; Türkiye ortalamasının altındadır. Kış aylarında köylerdeki bazı ailelerin ilçe merkezine gelmesiyle nüfus biraz artar. İlçedeki halk ağırlıklı olarak Damar beldesindeki Bakır Fabrikasında çalışır.

Artvin Murgul Bakır İşletmeleri
 

MURGUL BAKIR İŞLETMELERİ

1935 yılında MTA tarafından burada bulunan bakır işletmeleri, 1951 yılında Etibank tarafından devir alındı. İşletmeler daha sonra yine başkalarına devredildi ve şu anda özel bir şirket tarafından işletilmektedir.

Murgul’da maden yatağından çıkarılan bakır cevheri, bakır konsantresine dönüştürülüyor, 2 boru hattı ile Hopa’daki filtre ve kurutma tesislerine gönderiliyor, orada filtre ve kurutma işlemi yapıldıktan sonra malzeme stok sahasına alınıyor ve Hopa limanından sevkiyat yapılıyor.

Son bir not, eskiden Etibank tarafından işletilen bakır madenleri nedeniyle merkezde kurulu blister bakır fabrikası, çevreye büyük zararlar vermiş, yaydığı dumanı ile nam salmış ve Murgul halkına Etibank tazminat ödemiştir.

Artvin Murgul Boğa Güreşleri Festivali
 

DAMAR KARAGÖL BOĞA GÜREŞLERİ FESTİVALİ

İlçe merkezine bağlı Osmanlı ve Damar köylerinde, her yıl boğa güreşi festivali düzenleniyor. Çünkü boğa güreşleri, yöresel geleneklerdendir. 

Festivalde, ayrıca çeşitli kültür etkinlikleri yapılıyor. Boğa güreşi kategorileri: büyük orta, başaltı ve baş boğa olmak üzere 3 sınıfta yapılmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

Artvin Murgul Kamilet Doğa Kayını

 

KAMİLET DOĞA KAYINI

İlçe merkezine bağlı Erenköyü Kamilet mevkiindedir. İlçe merkezine 19 km uzaklıktadır. Deniz seviyesinden 1208 metre yüksekliktedir. 

Kayın ağacının 300 yaşlarında olduğu tahmin ediliyor. Boyu 42 metre, çapı 3 metredir. Çevre genişliği 9.70 metredir.

Gövdesi çatallı bir yapı gösteriyor, tek gövde değil, dallanmalar mevcuttur. Hem yaş, hem çap, hem de boy açısından dikkat çekicidir. 

Kayın ağacı, 2002 yılında Tabiat Anıtı olarak tescil edilmiştir.

Artvin Murgul Esenköy Camii

ESENKÖY CAMİİ:

İlçeye bağlı Esenköy köyünde, 1863 yılında ahşap olarak yapılmış tarihi bir camidir. 

Kaidesi dışındaki kısımları ahşap malzemedendir. Kare planlıdır. Çatısı kırma çatı formunda, çatının üst örtüsü saç ya da benzeri kaplama ile örtülmüştür. Minare sonradan yapılmıştır ve minare beyaz kesme taş kullanılarak inşa edilmiştir. 

Giriş cepheleri önceden açık olan revağı daha sonra betonarme ile kapatılmıştır. Cephelerde belirgin bir süsleme yoktur. İç mekanda oyma tekniğiyle bitkisel motifler kullanılmıştır. Tavan ahşap işçiliği sade ve boyanmış durumdadır. Kapı hala ibadete açıktır. 

Artvin Murgul Maden Galerileri

MADEN GALERİLERİ:

Özellikle eski dönemlere ait maden galerileri, tarih öncesi/erken dönem izlerini taşıyan buluntular vardır. (Örneğin: madenci küreği gibi)

Artvin Murgul Anayatak Maden Galerisi

Anayatak Galerisi:

Anayatak maden sahası, Murgul’daki önemli eski devir madenciliği yerlerinden biridir. 1967 yılında bölgede, yaklaşık 70-80 cm çapında bir eski devir galeri açığa çıkarılmıştır. Galeride: tahta oyuklara yapılmış bir madenci küreği bulunmuştur. Bu küreğin sap uzunluğu, kalınlıkları gibi detaylar şunlardır: uzunluğu 24.5 cm (sap başlangıcına kadar), genişliği 12 cm, kalınlığı 0.80 cm, sap kısmının mevcut uzunluğu27.5 cm, sap kalınlığı 2.5 cm.dir.

Bu küreğin MÖ 4-5’nci yüzyıllara ait olduğu belirlenmiştir. 

Bu antik galeri madencilik tarihine dair önemli bir veri sunuyor. Demek ki bölgede günümüzden binlerce yıl önce madencilik faaliyetleri olmuştur. 

 

Murgul İşletmesi-Modern Galeriler/Ocaklar

Murgul İşletmesi diye bilinen madencilik bölgesi, Türkiye Cumhuriyeti dönemi açılmış ilk bakır madeni tesislerinden biridir. 1935 yılında kurulmuş, 1951 yılında üretime başlamıştır. 

Bu işletmede iki tip maden işletmesi vardır. Açık ocak ve yeraltı/kapalı ocak (yani galeriler) olarak faaliyet gösteren bölümler.

Yılda yaklaşık 45 bin top bakır konsantresi üretilir.

Ayrıca tesisin yanında bir hidroelektrik santrali de kurulmuş durumda, kurulu güç yaklaşık 25 MW dir. 

 

Artvin Murgul Damar Karagöl
 

 

DAMAR KARAGÖL

İlçe merkezine bağlı Damar köyü Dikenli mevkiindedir. Murgul ilçe merkezine 18 km uzaklıktadır. Artvin il merkezine 75 km uzaklıktadır. Ulaşım zordur, çünkü yolu stabilizedir. 

İnsanların ve araçların buraya ulaşması için 5 km ham yol olmak üzere toplam 7 km uzunluğunda yol genişletme çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca burada sosyal tesisler kurulması planlanmaktadır. 

Evet, gölün manzarası çok etkileyicidir. 

Artvin Murgul Damar Karagöl
 

Göl, 2.600 metre rakımlı Tiryal Dağının eteklerindedir. Heyelan set gölü şeklinde oluşmuştur. Deniz seviyesinden 1810 metre yüksekliktedir.  

Damar beldesi sınırları içindeki göl, önemli doğal alanlar içerisindedir. Her yıl yaklaşık 600 bin kişiye ev sahipliği yapan göl, insanların ve araçların ulaşımına elverişli yerdedir. 

Artvin Murgul Delikli Kaya şelalesi
 

DELİKLİ KAYA ŞELALESİ

İlçe merkezine bağlı Başköy mevkiinde sarp ormanlık alandadır. Köylülerden başka kimselerin varlığını bilmediği bu şelale, zaman içinde tanınır olmuştur. 

İlçe merkezinden buraya, yaklaşık 40 dakikalık bir yolla ulaşılır.

Bölgeye yol yapılmasıyla şelaleye ulaşım kolaylaşmıştır. Ancak delikli kaya şelalesine giden yol, şelaleye 1-2 km kala bitiyor ve taşlı-çukurlu kötü bir yol başlıyor ve bu zorlu yolun sonunda delikli kaya şelalesine ulaşılıyor.

Evet Türkiye’deki binlerce şelalenin arasından sıyrılarak insanları Karadeniz’in en ucuna kadar getiren bu büyüleyici güzellik, adeta saklı bir cenneti andırıyor. 

Kayanın içinden akan su ile oluşan bir şelaledir.
7 metre yükseklikten, suyun kireç ve kil taşını zamanla aşındırmasıyla, dans eder gibi akar ve 4 metre çapındaki doğal bir delikten aşağıya düşer. Bu yüzden, delikli kaya ismi verilmiştir.
Şelalenin hemen yanında alabalık üretim çiftliği bulunuyor. Şelale çevresinde alabalık yiyebileceğiniz restoranlar var. 
Belediye buraya ahşap piknik masaları koymuştur. Tuvalet de var. Çadır kurulabiliyor.
Ancak mevsim yaz da olsa geceleri soğuk oluyor, çadır kuracaksanız, mutlaka uyku tulumunuz olmalı. Şelalenin aktığı yerde bir gölet var, burada yüzülebiliyor.
Artvin Murgul Kokolet Vadisi
 

KOKOLET VADİSİ

İlçe sınırları içinde bulunan bu vadide kestane ve çiçek balı üretimi yapılır. 28 arıcı, 60 yıldır babadan miras kalan geleneklerle profesyonel aracılık yaparlar ve organik bal üretirler.

Artvin Murgul Kokolet Vadisi
 

5 kilometre karelik bu vadide, yüzlerce kovanda kestane ve çiçek balı üretilir. Kokolet balları ilgi çekiyor. Çünkü burada ıhlamur, orman gülü, yaban mersini, karayemiş başta olmak üzere 500’ün üstünde farklı bitki türü bulunuyor.

Vadide ilçe merkezine bağlı Başköy ve Kabaca köyleri bulunuyor.

Arvin Murgul Kemkaya
 

GEMKAYA

İlçe merkezine bağlı Küre köyünde, sık orman dokusu içinde köylüler tarafından bulunmuştur. Bu sıra dışı kayanın yüksekliği 10 metre ve uzunluğu 35 metredir.

Kayaya ulaşmak için ağaç ve dikenlerle kaplı orman dokusu içinden geçmek gerekiyor.

Sıra dışı kaya gemiye benzetildiği için “Gemkaya” ismi verildi. Bu kaya nedeniyle doğalgaz boru hattı projesinde değişiklik yapıldı, yeri değiştirildi. Kayanın nasıl oluştuğu bilinmiyor. Ancak kayanın arka bölümünde çakıl taşları vardır. Bu çakıl taşları düşünüldüğünde eskiden burada deniz bulunduğu da iddia ediliyor. Deniz çekilmiş kaya burada mı kalmış? Sonuç olarak kayanın neden ve nasıl burada bulunduğu bilinmiyor.

Artvin şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Hopa tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Artvin Kemalpaşa

Artvin Kemalpaşa
 

Artvin Kemalpaşa: İlçe, Artvin ilinin Karadeniz kıyısına yerleşmiş şirin bir beldesidir.

İlçe sahil şeridi, deniz ve yat turizmi için oldukça elverişli, temiz ve uzun bir kıyı şeridine sahiptir.

Sarp sınır kapısına sadece 4 km uzaklıkta bulunması ve Bağımsız Devletler Topluluğundan gelen turistlerin ilk uğrak yeri olması nedeniyle ticari ve turistik konumu daha da önem kazanmaktadır.

ULAŞIM

Kemalpaşa, Hopa arasındaki uzaklık 14 km dir. Sarp sınır kapısı 4 km uzaklıktadır. En yakın hava alanı, Hopa-Batum’dur ve 10 km uzaklıktadır.

Artvin Kemalpaşa
 

TARİHİ

Tarihte ilk kez, MÖ 680 yılında, bu bölgede İskitlerin yerleştiği bilinmektedir. MÖ 415 yılında Bizans ve 1490-1512 yılları arasında Yavuz Sultan Selim’in Trabzon valiliği sırasında Osmanlı egemenliği görülür.

1046 yılında, Gürcü kralı IV Bagrat, Hopa ve çevresini Bizanslılardan alır.

 İlçenin ismi, 1367 yılındaki bir kaynakta “Makre Aigiale” yani “Uzunyalı” dır.

1516 yılındaki bir kaynakta ise “Makriyali” olarak geçer. 1367 yılında, Makriali Kilisesinde Gürcü Kralı Bagrat V, Trabzon İmparatorluğundan bir bayan ile evlenmiş, tören bu kilisede yapılmıştır. 

1547 yılında bölgede Osmanlı hakimiyeti görülür. 

1915 yılında bölge Ruslar tarafından işgal edilmiştir. 18 Aralık 1917 tarihinde imzalanan Erzincan Mütarekesi uyarınca, 17 Aralık 1918 tarihinde İngilizler işgal etmiş, ardından bölgeyi Gürcülere bırakmışlardır.

22 Şubat 1921 tarihinde ise, Gürcüler bölgeden çekilerek denetimi Türklere bırakmışlardır.

1936 yılından sonra Hopa Artvin iline bağlanan Kemalpaşa, 51 yıl bucak olarak kalmış ve daha sonra bucak statüsü değiştirilmiş ve 1987 yılına kadar köy olarak devam etmiştir. 1989 tarihinde ise Belediye olmuştur.

İlçenin ismi Mustafa Kemal Atatürk’ün adına atfen “Kemalpaşa” yapılmıştır.

Artvin Kemalpaşa
 

 

GENEL

İlçe sahil kesimindedir ve buradan geçen Sarp-Samsun transit karayolu nedeniyle önemli bir konumdadır.

İlçenin ana geçim kaynağı yaş çay yaprağı üretimidir. Buna bağlı olarak ilçe merkezinde Devlet Çay Fabrikası kurulmuştur.

Ancak çay yaprağından elde edilen gelir, aileleri geçindirebilecek düzeyde değildir.

İlçe sahil şeridi, deniz ve yat turizmi için oldukça elverişli, temiz ve uzun bir kıyı şeridine sahiptir.

Sarp sınır kapısına sadece 4 km uzaklıkta bulunması ve Bağımsız Devletler Topluluğundan gelen turistlerin ilk uğrak yeri olması nedeniyle ticari ve turistik konumu daha da önem kazanmaktadır.

İlçenin en önemli özelliği Gürcülerin buraya gelmeleridir. Gürcüler Sarp sınır kapısından geçip sınıra 10 km mesafedeki ilçeye özellikle gece saat 23.00’den sonra gelirler, sabah saatlerine kadar alışveriş yaparlar. Salı ve Cuma günleri Pazar kuruluyor.

En çok, hazır giyim ve ev tekstiline ilgi gösteren Gürcüler, hem kendi ihtiyaçlarını karşılamak hem de satmak için aldıkları ürünleri, minübüslere doldurarak, sınır kapısına götürürler, buradan aldıkları ürünleri Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’a götürerek satarlar.

Artvin Kemalpaşa
 

 

NE SATIN ALINIR

Yörede kadınlar tarafından yapılan yazmalar, çoraplar, danteller, atkı ve şallar bulup satın alabilirsiniz.

Artvin Kemalpaşa
 

 

NE YENİR

Beldede her zaman taze balık bulmak mümkündür. Yine burada Karadeniz yöresine özgü pide çeşitlerini de önerebilirim.

Ama özellikle özel mısır ekmeği, hamsili pilav, hamsi tavalama ve hamsili ekmek tatmalısınız.

Artvin Kemalpaşa
 

 

GEZİLECEK YERLER

Kemalpaşa Plajı
 

KEMALPAŞA PLAJI

Kemalpaşa beldesinin 2 kilometrelik plajı vardır.  

Burası Doğu Karadeniz bölgesinin en güzel plajıdır. Tertemiz bir plaj ve denizde yüzerken karada sisli dağları göreceksiniz.

Yani, plaj yeşilin bittiği yerdedir. Ancak Temmuz-Ağustos aylarını tercih edin, onun dışında su biraz soğuktur. Akasya restoranın önünde uzanan plaj: temizliği, manzarası ve çakıllı kumsalıyla tam bir çekim merkezi konumundadır. 

Kemalpaşa plajı ve çevresinde kamp ve karavan turizmi yapılmaktadır.

Plaj çevresinde: kafeler ve küçük lokantalar, yerel lezzetleri tadabileceğiniz yerler vardır. 

Son bir not: buraya yolunuz düşecekse, denizde gelgit sırasında dalgaların gücü konusunda dikkatli olmanızı öneririm. 

Kemalpaşa Osmaniye Köprüsü

OSMANİYE KÖPRÜSÜ

İlçe merkezinde Selimiye Mahallesi Karaosmaniye Deresi üzerindedir. 

Ancak yapım kitabesi bulunmadığından kaç yılında ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmiyor. Muhtemelen 18’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Tek gözlü köprü, yolun eğimli olduğu köprüler gurubundandır. Köprü gözü iki kademeli yuvarlak kemerle belirlenmiştir.

Yol döşemesi moloz taştır. Korkulukları tamir görmüş olup, düzgün kesme taştan yapılmıştır. Kemer, düzgün kesme taş, tempan duvarları moloz taştır.

Köprü günümüzde yayalara hizmet vermektedir.

Kemalpaşa Albaşı Köprüsü

 

ALBAŞI KÖPRÜSÜ

İlçe merkezinde Cumhuriyet Mahallesi Çam Deresi üzerindedir. 

Kitabesi yoktur, bu yüzden yapıldığı yıl ve yaptıran bilinmemektedir.

Muhtemelen 18’nci yüzyılda yapıldığı düşünülür. Köprü tek gözlüdür ve yolun eğimli olduğu köprüler gurubuna girer.

Kemerinde, düzgün kesme taş, tempan duvarlarında moloz taş kullanılmıştır. Korkuluk duvarları yoktur, günümüzde araç geçişleri sağlanmaktadır.

Kemalpaşa Kilisesi-Makriyali Kilisesi-Noğedi kilisesi

 

KEMALPAŞA MERKEZ KİLİSE KALINTISI-MAKRİYALİ KİLİSESİ-NOĞEDİ KİLİSESİ: 

İlçe merkezindedir. Makriyali Kilisesi veya Noğedi Kilisesi olarak bilinir. Makriyali adının Kemalpaşa olarak değişmesinden sonra kiliseye Kemalpaşa Kilisesi ismi verilmiştir. Kilise deniz kenarında konumlanmıştır. 

Yapının kitabesi yoktur. Kim tarafından ve hangi tarihte yapıldığı bilinmemektedir.

Kemalpaşa Kilisesi-Makriyali Kilisesi-Noğedi kilisesi

Tek nefli bir köy kilisesidir. Duvar resimleriyle bezenmiştir. Ancak bu duvar resimleri günümüze ulaşmamıştır. 

Kilisenin batı tarafında, kiliseye bitişik bir bina kalıntısı bulunur. Bu yüksekçe yapının, deniz feneri işlevi gördüğü düşünülür. 

Kemalpaşa Kilisesi-Makriyali Kilisesi-Noğedi kilisesi

Gürcü Kralı Büyük Bagrat (1360-1390) ile Trabzon İmparatoru II. Aleksi (1349-1390) kızı Prenses Anna Komnenos, Haziran 1367 tarihinde bu kilisede düzenlenen törenle evlenmişlerdir. M.Panaretos’un bildirdiğine göre: Makriali’deki düğüne Trabzon İmparatoru ve eşinin dışında, hem karadan hem de denizden ordu da gelmiştir. 

Bu kilise, yaklaşık 100 yıl önce, Z. Liozen tarafından ziyaret edilip incelenmiştir. Liozen’e göre, kilise surlarla çevriliymiş ve yanında iki katlı kulesi de varmış. Araştırmacıya göre, kilisenin yaklaşık 5 metrelik baş binası (ana yapı) gotik tarzında imiş. Kilisenin hemen kuzeyinde, diğer yapılar da varmış, surların kuzeydoğu köşesinde eski kulenin kalıntıları bugünde görülmektedir.

Kemalpaşa Kilisesi-Makriyali Kilisesi-Noğedi kilisesi

Yine Z. Liozen’in verdiği bilgilere göre: bazı şahıslar orada eski maden paraları bulmuşlar. Ama kendisi bu paraların izine rastlamamış. Araştırmacının izlenimlerine göre, insanlar bu kiliseden korkuyorlardı. Onların inancına göre, bu kiliseye kargaya binen parlak gözlü şeytan gelirmiş. 

Yine, bir rivayete göre, efsanelere konu olan Medea’nın kız kardeşi bu kilisede gömülüdür. Burası önemli, konuyu biraz daha açmak istiyorum. Altınpost efsanesindeki Teselya Kralı Athamas’ın oğlu Pheriksos ve kızı Hele, birlikte doğudaki Kolkhis’e uçarlarken, kız kardeş Helle, Çanakkale boğazına düşer ve boğularak ölür. Pheriksos, kız kardeşinin naaşını yanında getirerek Kolkhis (Makriali) bölgesindeki bu topraklara gömer. MS 13’ncü yüzyılda Makriali Kilisesi, altınpost efsanesinde adı geçen Hele’nin mezarının üzerine kurulmuştur. 

Evet kilise, günümüze oldukça harap bir şekilde ulaşmıştır. Bu kilisenin koruma altın alınarak yöre turizmine kazandırılmasını diliyorum.

 

Hopa tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Karabük Eskipazar

Karabük Eskipazar

Eskipazar, genç neslin, askerlik sonrasında terk ettiği ve İstanbul-Ankara gibi yerlere göçtükleri ve ancak son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar sonucu, Anadolu’nun en büyük antik kentlerinden birinin bulunduğu bir yöremizdir.

Buraya gidenler veya yakınlardan geçenler, tarih meraklıları, mutlaka ve mutlaka, “Hadrianapolis” antik kentini gezin, görün.

Karabük Eskipazar

ULAŞIM

Eskipazar, il merkezi olan Karabük’e 38 km. uzaklıktadır. Eskipazar-Ankara arasındaki uzaklık: 103 km. Eskipazar-Çankırı arasındaki uzaklık: 42 km. Eskipazar-Düzce arasındaki uzaklık: 166 km. Eskipazar-İstanbul arasındaki uzaklık: 347 km.

Karabük Eskipazar

TARİH

Karabük yöresindeki en eski yerleşim: Eskipazar ilçesindeki Yazıboz köyündedir. Burada bulunan bir höyüğün: muhtemelen MÖ.2500 yıllarında ilk kez yerleşime ev sahipliği yaptığı öğrenilmiştir. Daha sonra Hititler, Frigya ve Kimmerler ve daha sonra Persler yörede hakimiyet kurmuşlardır.

Büyük İskender Anadolu’ya girince, 333 yılında Pers egemenliği biter. Helenistik dönem başlar. Büyük İskender ölünce bölgede kurulan Btinya krallığı ise, Romalılar tarafından tarih sahnesinden silinir.

Roma döneminde: Romalılar, Karadeniz yöresindeki ormanları ve madenleri ele geçirmek için, bu yörede önemli kentler kurmuşlardır. Bunlar: Hadrianopolis ve Kimistene.

Hadrianopolis kalıntıları, günümüze kadar ulaşmıştır. Bunun dışında, bir kısım Roma dönemi kaya mezarları da görülmektedir.

1071 Malazgirt zaferinden sonra: Türkler Anadolu’ya girmeye başlamışlardır. Hadrianopolis kentini de içine alan Paflagonya bölgesi: Emir Karatekin liderliğindeki Oğuz Türkleri gurubu tarafından sağlanmıştır. Viranşehir olarak isimlendirilen yöre, 1398 yılında, Osmanlılar tarafından ele geçirilir.

1845 yılına gelindiğinde ise, kasabanın ismi Viranşehir değil, Mecidiye olarak değiştirilmiştir. Cumhuriyetin ilan edildiği tarihlerde: burada, 2 han, birkaç  dükkan ve üç ev bulunduğu ve Perşembe günleri Pazar kurulduğu biliniyor.

Cumhuriyet devrinde bucak olan yöre, kurulan pazarın eskiliği nedeniyle, Eskipazar adını almıştır.

Karabük Eskipazar

GENEL

İlçe, Batı Karadeniz bölgesindedir. İlçenin Karabük DDY uzantısı üzerinde bulunan Eskipazar ırmağının suladığı saha, iklim bakımından en elverişli yeridir. Sulak bölgede, sebze ve meyve yetiştiriciliği yapılmaktadır.

İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 710 metredir. İlçenin gerek iklim ve gerekse bitki örtüsü durumunu değerlendirmek için, bölgenin üç bölüme ayrılması gerekiyor.

İlçe, zengin taş ocaklarına sahiptir. Öyle ki, bu taş ocaklarından çıkarılan taşlar: Anıtkabir ve TBMM’nin inşaatında kullanılmıştır. Yöreden çıkarılan traverten taşları, ülkenin her yerine gönderilmektedir.

Bunun dışında, yörenin ekonomik etkinliğinin temelinde, orman gelmektedir. Demir-Çelik sanayisi ve porselen yapımında kullanılan manyezit maddesi de, ilçe topraklarından çıkmaktadır. Yani, Eskipazar, yer altı zenginlikleri bakımından, güçlü bir yer.

Karabük Eskipazar

GEZİLECEK YERLER

Karabük Eskipazar Hadrianaupolis

HADRİANAUPOLİS

Eskipazar ilçe merkezinin 3 km batısındadır. Viranşehir olarak adlandırılan mevki ve çevresindeki arazi üzerinde, dağınık bir şekilde konumlanan: Beytarla, Budaklar, Çaylı ve Büyükyaylalar köylerini kapsar.

Tanıtım yazımın hemen başında, bence buraya yakın olanlar ve buralara yolu düşenlerin mutlaka burayı ziyaret etmesini öneririm.

Bu antik kent, Karadeniz bölgesinin Zeugması gibi görülüyor. Kentin kurulduğu alan değerlendirildiğinde ise, o dönemde, yörede bulunan 6 büyük merkezden biri olduğu kanısına varılıyor.

Antik kentte  bulunan mozaiklerin kazı alanında sergilenebilmesi için çatı yapılmıştır.

MÖ. 64-40 yılları arasında;  Romalı İmparator Adrionus tarafından kurulduğu, imparatorun adına izafeten Adrianopolis olarak isimlendirildiği ve MS.10.yüzyıla kadar aktif yerleşim amacıyla kullanıldığı tahmin edilen şehirdeki kazılarda, Anadolu’da örnekleri daha önce hiç görülmeyen bazı zemin mozaikleri bulundu.

Dağınık şekilde çoklu bloklardan oluşan bu antik kentin özellikle MS 6 ve 7’nci yüzyıllarda en parlak dönemini yaşadığı ve bölgesel bir dini merkez statüsüne eriştiği düşünülüyor.

Kent: daha sonra Bizans hakimiyetine girmiş ve 1085 yılına kadar bu durum devam etmiştir.

Kent, Selçuklular tarafından ele geçirildiği dönemde çok fazla hasar almış olmasından dolayı “Viranşehir” adıyla anılmıştır.

TİCARET:

Şehrin MS 5 ile 7’nci yüzyıllar arasında, yayılım ve etki alanının 15-20 km olduğu ve bu geniş alanda en az 50.000 nüfus barındırdığı tahmin edilmektedir.

Batı Karadeniz’in Orta Anadolu’dan gelen yolları üzerinde kurulu olan şehir, bu büyüklüğü ile çağdaşı Ephesos’un yaklaşık dörtte biri kadar olduğu varsayılmaktadır.

Yüzey araştırmalarında ele geçen bir yazıtta: Paflagonya bölgesi açısından öneme sahip olan ticaret yolları üzerinde yer alan Hadrianopolis Antik Kenti’nin, Roma döneminde bölge ticareti bağlamında önemli bir Pazar yeri olduğundan bahsedilmesi, Hadrianopolis’in t arih boyunca neden sürekli iskan edildiğini açıklar nitelikte bir belgedir.

Diğer şehirlerden, şehrin manastırlarını ziyaret eden nüfus, şehrin ticari olarak kalkınmasını sağlamıştır.

 

İNANÇ:

Kent, Geç Roma ve Bizans dönemlerinde bir hac merkezi olmuştur. Kalıntılar, kentin Bizans döneminde dinsel bir hac yeri konumuna yükseldiğini, hattı I Justinianus döneminde bir piskoposluk merkezi olarak dahi tanındığını gösterir.

MS 7’nci yüzyılda yaşamış çileci aziz olan Aziz Stylianos Alypius’un antik kentte yaşamış olması, şehrin dini önemini arttırmıştır.

 

ALPİUS:

Münzevi Alpius; Aziz Büyük Simeon’un 421 yılında bir sütunun üzerine çıkıp oturarak başlattığı münzevi hareketinin 3 önemli takipçilerinden biridir.

7’nci yüzyılda dünya nimetlerinden kendisini çekmiş bir çilekeştir.

Alpius aynı zamanda çocuğu olmayan kadınların şifacısı ve çocukların koruyucu azizi olarak da bilinmektedir.

 

ASKLEPİOS:

Ayrıca şehirdeki kazılarda Asklepios kültüne ilişkin çok önemli bulgular ele geçirilmiştir.

Asklepios, Yunan mitolojisinde kehanet yapan bilici tanrı Apollon’un oğlu olan sağlık ve hekimlik tanrısıdır.

Bu tanrı için yapılan mabetler genelde şifahane görevi görmektedir ve şu ana kadar adına inşa edilmiş en büyük şifahahe günümüzde Bergama sınırları içindedir.

Hadrianopolis bölgesinde bu kültün olduğu, uzmanlar tarafından önceden de tahmin edilmektedir ancak külte ilişkin ilk kez böyle güçlü bir bulgu ele geçirilmiştir.

Yapılan kazılarda kültün şehirdeki varlığını kanıtlayan bir bloktaş bulunmuş ve taşın üzerinde “Kurtarıcı Asklepios’a Ailios Deitaros sundu” yazdığı görülmüştür.

Ayrıca Askleopios kültünün olduğu yerlerde şifahanelere rastlanması Hadrianopolis’te de şifahane olduğu savını güçlendirmektedir.

Bununlar birlikte kentin sınırları içinde Akkaya termal su kaynağının bulunması ve antik dönemde şifahanelerin genelde sıcak su kaynaklarının çevresinde inşa edilmesi, şehirde antik bir şifahane bulunduğu görüşünü desteklemektedir.

ARKEOLOJİK BULGULAR;

Şu ana kadar şehirde tespit edilen 24 yapıdan 10 tanesi mozaik tabanlıdır.

Gün yüzüne çıkarılan mozaik zeminli yapıların en önemlileri: A ve B hamamları, A ve B kiliseleri, Geç Roma dönemine tarihlenen bir villa ve yine Hamam B yapısının yakınında keşfedilen apsidal bir yapıdır.

Ortaya çıkarılmış tüm yapıların ortak özellikleri, mozaik tabanlarıdır.

Bu mozaikleri birleştiren nokta ise, başka hiçbir yerleşimde benzerine rastlanmamış yorumlanma tarzına sahip olmalarıdır.

Hadrianapolis mozaikleri, teması ne olursa olsun Bizans sanat anlayışının yerel üslupla icra edilmiş özgün ürünleri olarak karşımıza çıkar.

Araştırmacılar, burada bir mozaik okulunun varlığının kuvvetle muhtemel olduğunu ifade ederler.

Renk kullanımında, beyaz, siyah, kırmızı, sarı, mavi, yeşil ve vişne rengi gibi doğal taş ve taşlama malzemeleri göze çarpar.

Geometrik desenler, Süleyman düğümleri, yıldız motifleri, dalga motifli bordürler, bitkisel bezemeler, portreler, çeşitli hayvan figürleri ya da fantastik figürler.

Bu listeyi son derece estetik öğelerle bezenmiş başka örneklere de uzatmak mümkündür.

Aslında bunların büyük kısmı, Hıristiyanlık dönemi kutsal anlatılarını içeren tasarımlardır.

Üstelik bazı mozaikler yine Hıristiyan inancının yansımaları olan yazıtlar da barındırmaktadır.

Ayrıca ele geçirilen çok sayıda sikkelere bakılarak, şehrin içinde bir de darphane bulunduğu değerlendirilmektedir.

 

Karabük Eskipazar Hadrianaupolis

Kilise A yapısı:

Mozaiklerin üzeri, hava koşullarından zarar görmemeleri için kapatılmış ve koruma altın alınmıştır. Evet, 3 nefli bir bazilikadır. Ölçüleri: 15 x 23.5 metredir.

Kilisenin tüm tabanı mozaiklerle süslenmiştir.

Bu mozaiklerde: “Nuh’un Gemisi” sahnesine ait hayvan tasvirleriyle fil, tavus kuşu, geyik, grifon, kaplan, benekli tavuk, kuş ve karaca gibi çeşitli hayvan figürleri bulunmaktadır.

Ayrıca üzüm temaları görülmeye değerdir.

Kilise B Yapısı-Dört Nehir Kilisesi:

Kazıl çalışmalarında kilisedeki mozaikler koruma altına alınmış, üzeri çelik konstüksiyonla kapatılmıştır.

Evet, 3 nefli bir bazilikadır.

Ölçüleri: 15 x 23.5 metredir.

Figüratif Tasvirler:

Mozaiklerde boğa, aslan, tavuş kuşu gibi hayvan figürleri var.

Bu figürlerin Hıristiyan ikonografisi bağlamında, İncil yazarlarını temsil ettiğine dair yorumlar yapılmıştır. (Boğa: Lucas’ı, Aslan: Marcos’u gibi)

 

Dört Nehir Teması:

Buradaki mozaikler: Tevrat’ta adları geçen nehirler Geon, Phison, Tigris (Dicle) ve Euphrates( Fırat) tasvir etmektedir. Bu nehirler, İbranice ve Hıristiyan kaynaklarına göre, cennette var olduğu düşünülen 4 nehirdir. Be nehirlerin personifikasyonu yani insan şeklinde betimlenmeleri mozaiklerde yer alıyor.

Anadolu’daki örnekleri oldukça nadirdir.

Tavus Kuşları:

Kilisenin zemininde yer alan bir diğer mozaik ise, iki tavus kuşunun bir kaptan su içerken betimlendiği eserdir.

Görkemli bir bahçe içerisinde, bir kaptan su içerken resmedilen tavus kuşları, ölümsüzlüğü anlatmaktadır.

Çünkü tavus kuşlarının, cennetteki kutsal sudan içtikten sonra etlerinin çürümediğine ve ölümsüzlük kazandıklarına inanılmıştır.

 

Yazıt ve Adak Bilgisi:

Yine aynı kilisenin zemininde bulunan mozaikli alan içinde “Sadık saray muhafızı Himerios ile pek onurlu ve değerli Valettina’nın adağıdır” ibaresi yer alan bir adak yazıtı bulunmaktadır.

Yapılan incelemeler neticesinde “Himerios” isminin bir imparatorluk muhafızı adı olduğu bilgilerine ulaşılmıştır.

Kilisede yapılan diğer ayrıntılı incelemelerde: yazıldıktan sonra kazınarak çıkartılmaya çalışıldığı anlaşılan, 10 satırlık Yunanca bir yazıt bulunmuştur.

Antik dönemde “damnatio memoriae” adı verilen bir kazıma işlemiyle halkın ya da devletin onurunu zedeleyen kişilerin hatıraları, yazıtları ve tarihte bıraktıkları izler silinir ve oldukları yerlerden çıkartılmaya çalışılırdı.

İlgili kilise yazısında da benzer bir kazıma davranışının uygulandığı görülse de yazılar hala tanımlanabilecek durumdadır.

Ayrıca kilisenin giriş kapısında, tabana gömülmüş bir şekilde duran lahit kitabesinde “Burada anısı azizler arasında yer alan Iordannes yatıyor” ibaresi bulunmaktadır.

Üzüm temaları görülmeye değerdir.

KİLİSE C-KUZEYBATI NEKROPOL KİLİSESİ:

Nekropol bölgesinin kuzeybatısındadır.

Bu yüzden Kuzeybatı Nekropol Kilisesi olarak adlandırılmıştır. İnşa tarihi, MS 4-5’nci yüzyıllara dayanır.

Kilise C bitişiğinde bulunan ve henüz fonksiyonu tespit edilemeyen bir yapı içinde: binlerce aynı renk (mavimsi ve yeşilimsi tonlarda) ve dokuda cam kap parçası, hatalı üretim parçaları, cam külçeleri ve yapının atölye olarak kullanıldığının en somut kanıtı olan ocak kalıntıları tespit edilmiştir.

Mevcut duvarlarda kurum/iskelet izleri tespit edilmiş, zemin kömür kalıntıları içeriyor.

Cam külçeleri ve erimiş cam kalıntılarının varlığı, camın eritilerek şekillendirildiği ya da yeniden işlenmiş parçaların (örneğin: vitray, cam mozaik ya da süs eşyası) üretildiği bir atölye fonksiyonunu işaret ediyor.

Evet, mevcut veriler, atölyenin 6’ncı yüzyılın sonlarından 7’nci yüzyılın ortalarına kadar faaliyette kaldığı düşündürmektedir.

GEÇ ROMA VİLLASI:

B kilisesine yaklaşık 150 metre uzaklıkta, düz bir arazide kurulmuştur.

MS 5’nci yüzyıl sonlarına tarihlenir.

Geniş bir avlu içine konuşlanmış en az 10 mekandan oluşan villanın, 2 Numaralı mekanının tabanında evin sahibinin ve karısının portreleri bulunmaktadır.

Bazı odaların duvarlarında freskolar bulunuyor.

Muhtemelen zengin bir aile villasıdır.

 

ERKEN BİZANS KİLİSESİ-CHORA KİLİSESİ:

Hadrianopolis şehrinde ortaya çıkarılan Erken Bizans kilisesinin tabanında bulunan bağcılık faaliyetlerinin resmedildiği bu tasvirler, kentte bağcılığın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Hadrianapolis antik kentinde şarap üretiminde kullanılan sıkma taşları ise bölgede bağcılığın antik dönemden beri var olduğunu kanıtlamaktadır.

 

ROMA HAMAMLARI

Kentte Roma dönemine ait iki hamam yapısı bulunmaktadır.

1.Nolu Hamam Yapısı:

2005 yılında bulunmuştur. Kent merkezindedir. Yapı, büyük olasılıkla, 5’nci yüzyılda yapılmış ve 7’nci yüzyıl sonuna kadar kullanılmıştır. Bu bölgede ele geçirilen sikkelerden, hamamın, 8’nci yüzyıl başlarında terk edildiği görülmektedir. Bu yapının temelinde de, 5’nci yüzyılda yapılan bir mozaik bulunmuş ve görülmektedir.

Özellikle tepidarium (ılıklık) bölümü üzerine yapılan cam teras, ziyaretçilere tarihi yapıyı yukarıdan görme imkanı sunuyor. Bu uygulama, Türkiye’de bir ilk olarak kabul edilmektedir.

2.Nolu Hamam Yapısı:

Eskipazar-Hacıahmetler yolunun hemen güneyindedir. 2007 yılında, yapının 9 bölümü ortaya çıkarılmıştır. Yapının tabanı, geometrik motifli mozaiklerle süslenmiştir.

ÇETİÖREN MESİRE YERİ

İlçe merkezine 10 km. uzaklıktadır.

Burada, su kaynakları, yaban hayatı ve zengin bitki örtüsü vardır. Ayrıca: masalar, banklar, ocaklar, çeşmeler, tuvaletler, otopark ve yaklaşık 2500 kişilik bir anfitiyatro var. Bu anfitiyatroda, yağlı güreş etkinlikleri düzenleniyor.

 

EĞRİOVA MESİRE YERİ

 

İlçe merkezine 25 km. uzaklıktadır.

Burası da, bir ormanlık alandır. Ama, alanın ortasında yaklaşık 5 metre derinliğinde, suni bir gölet bulunuyor. Sanırım, orman yangınları için tedbir amaçlı oluşturulmuş bir gölet. Burada: masalar, ocaklar, çeşmeler bulunuyor. Gölette: balık avlayabilirsiniz. Çadırlı kamp ve doğa yürüyüşü yapabilirsiniz.

Karabük Eskipazar Kimistene Antik Kenti

KİMİSTENE ANTİK KENTİ

İlçe merkezine bağlı, Demirmenbaşı Mahallesinde, Asartepe yükseltisinin üzerindedir.

Buranın daha çok bir dini yerleşim yeri olduğu tahmin ediliyor. Çünkü, Anadolu’da, bu tür dini yerlerin, bu tür yüksek yerlere kurulduğu örnekleri yoğun olarak görülmüştür.

Tepelerden birinin üzerinde: Akropolis bulunmaktadır.

Bu zirveye, Roma döneminde bir tapınak inşa edilmiştir. Bu tapınak, günümüzde temel seviyesinde görülmektedir. Tapınak: bir kutsal yol ile, doğu yamacında bulunan anıtsal bir girişe ve merdivene bağlanmaktadır.

Tapınağın parçaları, maalesef zaman içinde, çevre köylere yayılmıştır. Tapınak ulaşılması güç bir yere inşa edilmiş olması nedeniyle, yapılan arkeolojik araştırmalarda burada pek fazla adak eseri elde edilememiştir.

Buna göre, tapınak pek fazla ziyaret edilen bir yer olmasa gerek diye düşünülmektedir. Evet, bu tapınağın 4’ncü yüzyıla kadar kullanıldığı ve bir deprem sonucu yıkıldığı düşünülüyor.

Daha sonraki dönemde, bu tapınak üzerine herhangi bir yapı yapılmamış olması nedeniyle, dini-mimari kalıntılar günümüze kadar gelebilmiştir.

İkinci yükselti üzerinde, Akropolis var. Burada da: kayaya oyulmuş niş ve mezar alınlığı şeklinde mezarlar ve mezar taşları bulunmuştur.