Samsun Salıpazarı

Samsun Salıpazarı

Salıpazarı, Samsun arası uzaklık: 54 km. Salıpazarı, Çarşamba arası uzaklık: 17 km.

TARİHİ

Birinci Dünya Savaşından önce, yörede: Türk, Rum, Ermeni ve Gürcüler hep birlikte yaşarlarmış.

Ancak savaş sırasında Ermeni çeteleri ile Türk halkı arasında çatışmalar yaşanır.

Ancak, bu çatışmalar sonucunda Ermeniler bölgeyi terk etmek zorunda kalırlar.

Çünkü bu çatışmalar sırasında, Durmuşoğlu Ali Ağa tarafından Tufan Mezarlığındaki büyük bir Ermeni cephaneliği ele geçirilmiş ve bunlar Türklere dağıtılmıştır.

İlçenin tarihine ışık tutması açısından: İlçede bir fındık bahçesinde, yosunlarla kaplanmış çeşitli kayaların üzerinde Oğuz Boylarından Peçenekler ve Kıpçakların kullandığı “Runik Türkçe Yazılar” ve “Tamgalar” bulunmuştur.

Salıpazarı, 1973 yılında Belediye olmuş ve 1987 yılında ilçe teşkilatı kurularak Samsun iline bağlanmıştır.

İsminin kökeni: her hafta Salı günü ilçede kurulan pazardan gelir.

Samsun Salıpazarı

GENEL

İlçenin denize kıyısı yoktur. İlçe arazisinin yüzde 80’i engebeli, dağlık konumdadır.

Son derece gür ve yeşil bitki örtüsüne sahiptir. Ormanlık alanlarda: meşe, kızılağaç, kestane ve özellikle fındıklıklar bulunur.

Bunların yanı sıra bu ağaçlıkların arasında çok çeşitli ot ve bitkilere de rastlanır.

Yörede ovalık bölümlerde Orta Karadeniz iklimi, yüksek kesimlerde ise sert karasal iklim görülür.

Hatta, kışın 2 metreyi geçen kar yağışı tespit edilmiştir.

Yeşilçay ve Terme çayı, ilçe merkezinde kesişirler. Bu çaylar üzerinde üç köprü bulunur.

İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Halkın büyük çoğunluğu tarımla uğraşır. Özellikle: fındık, çilek, çeltik üretimi yaygındır.

Salıpazarı Yeşilköy Kadabini Runik yazılar va Tamgalar

RUNİK YAZILAR VE TAMGALAR:

Runik yazı: Avrasya’da ilk kullananlar Ön-Türkler ve İskitler olduğu bilinmekte olup, İskitlerden sonra İpek Yolu güzergahında kullanılmış ve buna paralel olarak da farklı coğrafyalarda yayılmıştır.

Ancak genel olarak “Runik Yazının” ortaya çıkış ve yayılım serüveni ile Türk Runik Yazısının oluşumu hakkında farklı görüş ve öneriler ortaya çıkmıştır.

Bazı araştırmacılar, runik yazının kaynağı olarak yerli Anadolu halklarını gösterir.

Diğer bazı araştırmacılar ise, Runik Yazı ve Orhun Alfabesinin kökeni Ön Asya’ya bağlar.

Anadolu topraklarında, yaygın olarak kullanıldığı, kayalara kazınmış somut verilerle kesinlik kazanmıştır. Türk Runik Yazı ve Tamgalarının Samsun’da tespit edilmiş ilk örnekleri Terme Ambartepe ve Salıpazarı Yeşilköy ile Çağlayan Kaya Yazıt ve Tamgalarıdır. 

Zamanla bu Tamga ve Runik yazıların taş üzerine işlenmesi son bulsa da gelenek, ahşap üzerine işlenerek devam etmiştir. 

Salıpazarı Yeşilköy Mahallesi Kayadibi Kaya Mezarları
YEŞİLKÖY MAHALLESİ KAYADİBİ  

Yeşilköy’e bağlı Kayadibi Mahallesinde bir vatandaşa ait fındık bahçesinde daha önce kaya mezarlarının bulunmasının ardından, bahçede çalışmalara yoğunluk verilmiştir. 

Bahçede yapılan kazı ve araştırmalarda ise son olarak yosunlarla kaplanmış kayaların üzerinde Oğuz boylarından Peçenekler ve Kıpçakların kullandığı runik (Göktürk yazıtlarında kullanılan yazı türü) Türkçe ve tamgalar (damga) bulunmuştur. 

Tespit edilen runik yazı ve tamgalarla, Türklerin 1071’den önce de Anadolu’da varlığının ispatlandığı kanıtlanmıştır. Önce Türk boyu olan İskitler gelmiş, daha sonra Kıpçaklar ve Peçenekler gelmiştir. 

Salıpazarı Yeşilköy Mahallesi Kaya Dibi runik yazılar ve Tamgalar

Evet, Tamga ve Runik yazıları dört ayrı taş üzerin işlenmiş olup saha aynı zamanda 1 nci derece arkeolojik Sit alanı olarak 2010 tarihinde koruma altına alınmıştır. 

Kayadibi Mahallesindeki yazıtlar, ölü gömme kültü, defin adetleri ve inanç ritüelleri ile ilgili yazıtlardır. Burada kaya mezarları bulunmaktadır. 

Orhan-Yenisey, diğer Runik Türk Yazıtları ile Göktürk Alfabesinin incelenerek Samsun yazıtlarıyla karşılaştırıldığında, mevcut yazıların muhtemelen Ordu-Mesudiye Esatlı köyü yazıtında olduğu gibi, Gök Tengri’ye (Ay) yakarış ve ölen kişiye ait bilgiler içerdiği anlaşılmaktadır. 

Yoğun yağış ve yuvarlanmalar gibi nedenlerle oluşan tahribat nedeniyle yazıtlarda kayıplar mevcuttur. 

 

MURAT UŞAĞI SOKAĞI YAZITLARI:

Cennet Pınarı adıyla anılan ve sonradan çeşmeye dönüştürülmüş su kaynağı yakınında olup, çevresinde yer-su kültüyle ilişkili ritüellerin hala devam edegeldiği Kabataş adıyla anılan büyükçe bir Adak/Satı Taşı (bebeği olmayanların etrafında yedi defa dönerek kurban kestiği) ile kulak ağrısı çermiği bulunmaktadır. 

Tahrip edilmiş olmakla birlikte, izleri hala takip edilebilen birden fazla Tengri ve iç Tamgaları dikkat çekmektedir. 

Daire içine alınmış (+) Tamgası, Tengri (Gök Tanrı) demek olup, ölen kişinin günahsız olarak Tengri’ye kavuştuğunu ifade etmektedir ve birçok Türk boyunca arma olarak kullanılmıştır. Daha sonra Hıristiyanlık inancında Haç’a  dönüşen Tamga, daire içerisine alınmış haliyle de Türkler ve onlar vasıtasıyla diğer Pagan inanca sahip kavimlerce kullanılmıştır. 

 

ÇAĞLAYAN MAHALLESİ HARMAN KAYA/ÜÇ KAYALAR MEVKİİ

Harman Kaya mevkiine giden yol üzerinde olup, Harman Kaya Açık Hava Tapınım Alanı, 2015 yılında 1 nci derece Sit alanı olarak koruma altına alınmıştır. 

 

SONUÇ

Evet Türk insanı, birtakım ifadeler yüklediği çizgisel şekillerle anlatmak istediklerini, önce kayalara resmetmiş, oymuş, çizmiş, ardından bunları dokuma, maden, taş işçiliği başta olmak üzere diğer sanat eserlerine de aktarmayı başarmıştır. 

Bugün Türk kavimlerinin yaşadığı her yerde halı-kilim başta olmak üzere tüm el sanatları ürünlerinde Türk Runik Yazısı ve Tamgalarından izler görmek mümkündür. 

Salıpazarı Çerkez Pastası

NE YENİR

Salıpazarı yöresinde, Çerkez yemekleri ve bölgeye özgü Karadeniz mutfağı özellikleri hakimdir.

Çerkes pastası ve Bileki Ekmeği denemelisiniz.

Bileki ekmeği ve kara lahana sarması ve kara lahana çorbası yöresel lezzetlerdir.

 

TAHNAL VE ESATÇİFTLİĞİ HIDRELLEZ ŞENLİKLERİ

Tanhal mahallesi 1050 rakımda bulunmaktadır. Her yıl, 5, 6 ve 7 Mayıs tarihlerinde düzenlenir. Şenliklerde güreş müsabakaları ve at yarışları yapılır.

 

Salıpazarı Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri Şenliği

SALIPAZARI BELEDİYESİ YAĞLI PEHLİVAN GÜREŞLERİ

Salıpazarı Er Meydanında yapılan güreşlere, 2025 yılında 200’den fazla pehlivan katılmıştır. 

 

 

Samsun Salıpazarı

GEZİLECEK YERLER

 

Salıpazarı Çağlayan Köyü

ÇAĞLAYAN KÖYÜ

Bir dere yatağına kurulu olan mahallede, çok sayıda şelale vardır. İlçeye uzaklığı 7 km dir. Mahallede alabalık üretim çiftliği ve lokantası vardır. Yolların kötü olması, şelalelerin yeterince ilgi çekmesini önlemektedir. 

Salıpazarı Çağlayan Köyü Şelalesi

Çağlayan köyü Şelalesi:

Köyde çok sayıda şelale vardır. İlçe merkezine 7 km uzaklıktadır. Şelalelerin en önemli özelliklerinden biri, çok büyük aşındırma gücüne sahip olmalarıdır. Aşınmanın hızı, suyun düşme yüksekliğine, düşen suyun hacmine, aşağıya taşıdığı aşındırıcı maddelerin yapısına göre değişir. 

Çoğu zaman şelalelerin düşme hattı aşınarak, akarsu kaynağına doğru geriye kayar. Bazen de aşındırmanın yönü aşağıya yöneliktir. Böylece suların düştüğü ağız bölümü aşınarak daha yumuşak bir eğim kazanır. Şelaleler suyun döküldüğü yerde geniş ve derin çukurlar meydana getirir, bazı durumlarda bu çukurların derinliği düşme yüksekliği kadar olabilir. 

Salıpazarı Konakören Köyü

KONAKÖREN KÖYÜ

İlçe merkezine 15 km ve İl merkezine 71 km uzaklıktadır. 

Heybelik Yamaç Yerleşimi

Konakören köyü: Heybelik mahallesinde, Eğriyol köprüsü üzerindedir.

Kaya kütlesiyle yamaç arasına yol açılmış olduğundan, seramik yoğunluğu yamaçta kalmıştır.

Yerleşme: Bolas deresinin oluşturduğu vadidedir.

Yakın çevresinde tarıma uygun araziler bulunur.

Bu yerleşme: yine aynı bölgede bulunan Garpu kale açık hava tapınağı kaya altarı ile ilişkilendirilir.

Yerleşmede: zengin Tunç ve Demir çağına ait malzeme bulunur.

Burası, Samsun ili bölgesinde, Tekkeköy’den sonra, özellikle dağlık bölgede tespit edilmiş ilk Eskiçağ yerleşkesidir.

Samsun Salıpazarı Garpi Amazon Kalesi-Açık Hava Tapınağı

Garpu Kalesi-Amazon Kalesi-Açık Hava Tapınağı

İlçe merkezine bağlı Konakören köyündedir. Garfu ya da Gerfu olarak da bilinir. 

Buraya ulaşmak için: Konakören-Esat çiftliği köylerini birbirine bağlayan stabilize yoldan ilerleyerek, orman içine ayrılan ve doğu yönde ilerleyen patika yoldan buraya ulaşılır.

Düzgün ve çok dar olmayan patikanın, Garpu kaleye 500 metre uzaklıkta, Ardıç Pınarı denen yer vardır.

Kale: MÖ 7’nci yüzyıla tarihlenir ve rivayete göre, Amazonlara aittir.

Ancak klasik bir kaleye benzemez.

Yaklaşık 2 kilometrelik bir yürüyüşle, ana kayaların yer yer yontularak düzleştirildiği patikadan girişe ulaşılır.

Kuzey yönde, dar olarak çıkıntı yapan ana kaya kütlesi üzerine doğu-batı yönde konumlandırılarak kemer şeklinde oyulmuş kapı: 1.45 metre eninde ve 2.4 metre boyundadır.

Samsun Salıpazarı Garpi Amazon Kalesi-Açık Hava Tapınağı

Girişten sonra doğu yöne doğru düzleştirilmiş bir alandan, kayaya oyulmuş 120 basamakla, güney istikametinde yukarı doğru çıkılır.

Basamaklar boyunca, kenarlarda bulunan oyuklar, orijinal kullanımda, güvenlik amaçlı ip, ahşap ya da madeni korkulukların varlığının kanıtıdır.

Kayaya oyulmuş ana merdiven, güney yönde zirveye doğru devam eder. Ancak belli bir mesafeden sonra, batıya doğru iki kola ayrılır.

Kuzey yöndeki, dar ana kaya uzantısına yönelik ve yontularak düzleştirilmiş bir platformda biter. Bu platformun: uzunluğu 10 metre, genişliği 4 metre, derinliği 3.5 metredir.

Samsun Salıpazarı Garpi-Amazon Kalesi Açık Hava Tapınağı

Platform, basamaklarla zirveye bağlanmıştır.

Platformun batı kenarında: Kybele tahtı şeklinde düzenlenmiş kaya altarı vardır.

Platformun kuzey yönünde: dar bir patika ile ulaşılan ve her iki kenarında, en üst seviyeye kadar basamaklara yer verilerek uygulanmış, mihrap şeklinde, sunak alanı bulunur.

Kaya mihrabının derinliği 2.10 metredir. Eni 1.92 metredir.

Boyu ise 2.24 metredir.

Batı duvarında, tapınım anında tanrıça heykellerinin konulduğu bir niş, tabanında ise kurban kesme çukuru ve kanallar bulunur.

Samsun Salıpazarı Garpi Amazon Kalesi-Açık Hava Tapınağı

Zirveye ulaşmak için güneye ilerleyen basamaklar kullanılır.

Zirvede: kurban kesme sunağı, merdivenli bir tünel ve niş şeklinde oyularak tabanları düzgünce yontulmuş mekanlar vardır.

Kurban kesme kuyusuna, 3 basamakla ulaşılır.

Ölçüleri: çapı 1.30 metre ve derinliği 1.20 metredir.

Kurbanın kanının dışarıya akması için zeminden 65 cm yükseklikte bir delik açılmış, bu delikten kurbanın kanının kanallara aktarılması sağlanmıştır.

Kanallar: derin ve geniş tutulmuştur.

Kurban kuyusunun yanında, küçük ölçekli bir kurban kesme alanı daha vardır. Burası yüzeysel oyulmuştur.

Sunak kuyusunun kuzey tarafında, basamaklarla inilen bir tünel bulunur, ancak tünelin içi doldurulduğundan, ne kadar devam ettiği bilinmez.

Basamaklar 2.50 metre derinliğe kadar iner. Basamaklı tünelin batısında, beş basamakla inilen çift niş vardır.

Evet: Garpu kalesinde herhangi bir sur duvarına rastlanmamıştır.

Ancak kaya kütlesinin doğu eteğinde: teraslanmış alanda, ağırlıklı olarak ahşap malzeme kullanılan mekan izleri bulunur. Ayrıca kayaya oyulmuş sarnıç görülür.

Sonuç olarak, burası Demir çağında (MÖ 1200-550 yılları arasında) kullanılmış bir açık hava tapınağı kaya altarıdır.

I. Derece arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

 

İNBÜKÜ MAĞARASI

Garpu kalesinden 3 km güneyde, Esatçiftliği köyü Üçevler Mahallesindedir.

Kaya ini, insan eliyle genişletilmiş bir mağara veya in mabettir.

İnbükü olarak isimlendirilen mağara: 20 metrelik ağız açıklığı ve 45 metrelik uzunluğa sahiptir.

Kuzey-güney yönünde konumlanmıştır.

Ağız kısmı, kuzey yöndedir ve en geniş yeri 20 metredir.

Orta alan 8.5 metre, en dar yeri ise 2.8 metredir.

Ortalama yükseklik 15 metre olup, uç kısmında 1.80 metredir.

Girişe 5 metre mesafede, kayaya oyulmuş üç basamaklı seki düzenlemesi bulunur.

Ancak son yıllarda tahrip edilmiştir. Girişin üst kısmından akan suyun, yakın zamana kadar ağaçtan bir tekneye aktığı söylenir.

Mağara ağzı ile çevresinde Tunç ve Demir Çağı seramikleri bulunmuştur. Yakın mesafedeki eski bakır ocakları, bölgenin tarihine ışık tutar.

 

EĞRİ KALE-ÇINGIRAKLI KALE

İlçe merkezinde Kırgıl mahallesindedir.

Rivayete göre, bu kale insan tarafından yapılmamıştır.

Nuh Peygamber zamanında, gemilerin bağlanması için Tanrı tarafından yapıldığına inanılır. 

Yine, inanışlara göre: mevsiminde ilk kar buraya yağar ve üstüne duman çökerse, havanın bozacağına inanılır.

Yine efsanelerden devam edelim.

Bir zamanlar Çarşamba ve Terme ovaları denizle kaplıdır.

Kale o zamanlar çok yüksek olduğu için gemilerin iskelesi durumundadır.

Halk bu gereksinimini buradaki yağmur sularının toplandığı, dinlendirildiği sarnıçlardan, havuzlardan sağlamaktadır.

Çok sonra toprak yarılır, İstanbul boğazı oluşur, denizlerin birbirine karışmasıyla kalenin bulunduğu yerdeki sular çekilir, Samsun ovası ortaya çıkar.

Günümüzde burada toprak biraz kazıldığında, su, kum ve midye kabuklarına rastlanır.

Samsun Salıpazarı Hasan Tekke

HASAN TEKKE

İlçe merkezini tepeden gören bu tekke, Kurtuluş Savaşında bu alanda şehit düştüğüne inanılan Hasan adındaki bir kişiye aittir.

Kıbrıs çıkartması sırasında, buradan kırmızı bir ışığın çıkıp Kıbrıs taraflarına gittiği söylenir.

Mezarın bulunduğu tepeye “Hasan Tekke” ismi verilmiştir.

Mezar, tepenin tam zirvesindedir.

Ayrıca bu tepe, Salıpazarı ve Çarşamba ilçelerinin manzaralarını izlemek için idealdir.

Samsun Salıpazarı Yeşilköy

YEŞİLKÖY

Yeşilköy’de özellikle eski dönemlere ait kaya mezarları ve kaya üzerine işlenmiş tamga ve runik yazılar bulunmaktadır. İlçe merkezine 5 km ve Samsun il merkezine 55 km uzaklıktadır. 

 

Tarihi Albak Ahşap Camii:

Yeşilköy’de bulunan iki ahşap camiden birisi olup, Kayadibi Mahallesinde mezarlık içindedir. 

Ahşap cami: Albayrak, Albak gibi isimlerle bilinir. 

Yapı Salıpazarı ilçesi kubbeli camilerinin en güzel örneklerinden biridir. Cami Hacı Uşağı türbesinin bulunduğu alandan taşınarak bugünkü yerine getirilmiştir. 

 

Salıpazarı Yeşilköy Kaya Mezarı

Kaya Mezarı

İlçe merkezine bağlı Yeşilköy, Kayabaşı Mahallesindedir. İlçe merkezine 5 km uzaklıktadır.

Runik Türk Kaya Yazıt ve Tamgaları: kalıntıların Göktürk dönemine ait olduğunu kanıtlar.

Kaya mezarları, bölgedeki diğer kaya mezarlarından farklıdır.

Aynı alandaki runik yazılarla bir arada olması, nadir rastlanılan bir arkeolojik özelliktir.

Bu alanda Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından çevre düzenleme proje çalışmaları sürdürülmektedir.

Kaya mezarlarının 3000 yıllık olduğu ve Uygurlardan kaldığına inanılıyor.

Alan, 1’nci derece arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

 

HARMAN KAYA-ÜÇ KAYALAR VE İN KAYASI MAĞARALARI

Harman kayanın: Demir çağında gözetleme kulesi veya Kutsal alan olarak kullanıldığı düşünülmektedir.

İlginç görüntüsü ve barındırdığı arkeolojik veriler ile alana gidiş yolu üzerindeki dere ve minik şelaleler ile ve hemen karşısındaki İn Kayası Mağarası ile ilgi çekmektedir.

Harman kaya ve İn kayası mağaraları: Cevizli köyü Huma camisiyle aynı alandaki Kaya Mezarı, son derece özeldir. Alan 1’nci derece arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

 

CEVİZLİ KÖYÜ

İlçe merkezine bağlı Cevizli köyünün eski ismi “Huma/Homa” dır. Huma eski Türkçede, Humay da denilen Ana Tanrıça ve yükseklerde yaşayan efsanevi cennet kuşu Hüma ile ilişkilendirilir. 

İlçe merkezine 15 km uzaklıktadır. 

İsim, eski Türkçede “Humay” denilen Ana Tanrıça ve yükseklerde yaşayan efsanevi cennet kuşu Hüma ile ilişkilidir.

Hemen yanındaki Terme sınırlarındaki bölge ile bütünlük içerisinde, Oğuzlu, Göktürk, Gökmen vb adların yoğunluğu coğrafyanın Türk iskanı hakkında ipuçları verir.

Salıpazarı Cevizli köyü Huma Ahşap Camii

Huma Ahşap Camisi

Cami yanı mahallesindeki büyük eski mezarlık içerisinde yer almaktadır. Huma camii adıyla anılan camiyi Hasan ustanın yaptığı bilinmektedir. Harim ve önündeki sonradan kapatılmış sundurmadan oluşan yapı, Köy Tüzel kişiliğine aittir. 

Minaresi yoktur. 

Genel görünüm itibarıyla Salıpazarı Ahşap Camilerinin özelliklerini taşıyan yapı, dıştan iki katlı, cephe düzenine sahiptir.

İri taşlar üzerine bindirilen kirişlerin üzerine yerleştirilen taban, nemin etkisinden kurtulmak için topraktan yükseltilmiştir.

Kestane cinsi ağaçtan ahşap perdeler yığma olarak muntazam dilmeler halinde yerleştirilmiştir.

Köşelerde, kurtboğazı geçme tekniğiyle tutturulan ahşap perdelerdeki düzgünlük oldukça dikkat çeker.

Camiyi oluşturan ahşap perdeler, aynı ölçülerde kesilerek aralara dikmeler yerleştirilmiş ve dikme aralarındaki açıklıklar pencere olarak düzenlenmiştir.

Caminin her iki katında, muntazam kesilmiş perdeler ve bu perdeler arasında harimi dolanan bir kat kirişi vardır. Vaiz kürsüsü ile minber genel olarak sade işçilik gösterir.

Salıpazarı Cevizli köyü Hamu ahşap cami bahçesindeki kaya mezarı

Kaya Mezarı

Huma Ahşap camisi bahçesinde bir tane kaya mezarı vardır.

Kaya mezarı: orta boyutla, kaya kitlesindeki taraçalarda yapılan incelemelerde, yontularak düzleştirilmiş bağımsız kaya fasadında konumlandırılmıştır.

Hali hazırda da mezarlık olarak kullanılan bu alanın mevcut işlevinin çok eskiye gittiği düşünülür.

Bu alanın nekropol olma ihtimali olsa da, açıkta sadece bu mezar odası görülmektedir.

Kaya mezarı: tek odalı, üç sekili kaya oda mezarlarına örnektir. Ancak kaya mezarı kaçakçılar tarafından soyulmuştur.

Yeşilköy Kayadibi Mevkiindeki runik yazılı-tamgalı taşlarla iç içe olan kaya mezarı ile aynı özellikleri sergileyen Cevizli köyü kaya mezarı, aynı kültürün ürünü olduklarını ve yayılım alanını göstermesi bakımından çok önemlidir. 

 

Şehit Gökgöz Tekkesi

Güney Tepe ve hemen yanındaki Kırağın Mevkiinde “Gök Göz Tekkesi” adıyla anılan, taşla çevrilmiş birer mezar bulunur.

İki ayrı tepede, aynı isimde tekke olması ilginç olup rivayete göre: Anadolu’nun adsız şehitlerinden biri olduğu söylenir.

Fetih yıllarında bölgedeki kanlı savaşlardan birinde “Gökgöz” (mavi gözlü) namlı bir Bey kılıç-kalkanı ile Güney Tepede savaşırken kollarını kaybeder.

Ancak Allah tarafından verilen gizli güçle kılıç kalkanı ile savaşmaya devam eder ve düşmanı Güney Tepeden püskürtmeyi başarıp ilerleyerek arkadaşlarının savaştığı hemen yandaki Kırağın tepeye ulaşır.

Ancak kolları, Güney Tepede kalmıştır. Savaşın hızını kestiği bir anda Gök Gözün kollarının olmadan savaştığının fark edilmesi ve olaya şahit olan arkadaşının şaşkınlıkla bağırması olağan üstü durumu sonlandırır.

O anda Gök Göz şehit olarak son nefesini verir.

Bunun üzerine arkadaşları Gök Gözün, gövdesini son nefesini verdiği “Kırağın Tepeye”, kollarını ise ilk düştükleri yer olan “Güney Tepeye” gömerler.

 

KARACAÖREN KÖYÜ

İlçe merkezine 11 km uzaklıktadır. Mahallenin eski adı Karacaviran’dır.

Bölgede Karacaören şelalesi bulunmaktadır. Bölge yoğun ormanlık alanlarla, kayın, gürgen, kestane ağaçlarıyla kaplıdır. 

Soyuk Ahşap Cami

İlçe merkezine 11 km uzaklıktaki Karacaören köyü Soyuk Mahallesindedir.

Harim ve önündeki sonradan kapatılmış sundurmadan oluşan yapı, Köy Tüzel Kişiliğine aittir. Minaresi vardır.

Genel görünüm itibarıyla Salıpazarı Ahşap Camilerinin özelliklerini taşır, dıştan iki katlı cephe düzenine sahiptir.

İri taşlar üzerine bindirilen kirişlerin üzerine yerleştirilen taban nemin etkisinden kurtulmak amacıyla topraktan yükseltilmiş, meşe cinsi ağaçtan ahşap perdeler yığma olarak muntazam dilmeler halinde yerleştirilmiştir.

Köşelerde kurtboğazı geçme tekniğiyle tutturulan ahşap perdelerdeki düzgünlük dikkat çeker.

Beratında 1962 yazılı olan cami, iki katlı bir cephe düzenine sahip olan ve kareye yakın dikdörtgen plan sergiler. 19’ncu yüzyılda inşa edilmiş ahşap cami geleneğindedir.

Salıpazarı Karacaören Şelalesi

Şelale

Şelalenin düşüşü, yaklaşık 85 metredir.

Su miktarı mevsimsel olarak belirgin farklılık gösterir.

Şelaleyi oluşturan tabak başlıklarının açığa çıktığı yerlerden suların dökülmesiyle çok sayıda şelale ortaya çıkmış durumdadır.

Şu an 14 tane irili ufaklı suların döküldüğü şelale vardır.

2 metre yükseklikten başlayan şelaleler, 85 metre yüksekliğe kadar ulaşıyor.

Yani en ufak şelale 2 metre yükseklikten dökülürken en büyük şelale 85 metre yükseklikten dökülüyor.

Vadinin içinde sadece şelaleler bulunmuyor, son derece zengin bitki örtüsü de vardır.

Şelale çevresindeki ormanlık alanda: kayın, kızılağaç, gürgen, kestane, taflan gibi Karadeniz bitki kuşağına ait ağaçlar bulunur.

Samsun Salıpazarı Kınalık Ormanları

KINALIK ORMANLARI

İlçe merkezine 18 km uzaklıktadır. Zengin florası ile dikkat çeken Kınalık ormanları görülmeye değerdir.

 

 

YAYLA KÖYÜ

İlçe merkezine 8 km uzaklıktadır. 

 

Azap İni Mağarası

Yayla köy Azap ini mevkiindedir. Yaklaşık 10 metre karelik bir alanı kaplar. Doğal özellikler göstermektedir. Doğal bir kaya açıklığından oluşan mağarada herhangi bir araştırma yapılmamıştır.

 

Şelale

Yayla köyde, oldukça yüksek akış mesafesine sahip şelale, çevresi ile güzel bir ortam oluşturmaktadır.

Salıpazarı Karayonca Mahallesi Şehitler Camii

KARAYONCA MAHALLESİ ŞEHİTLER CAMİİ

İncegiriş mevkiinde, küçük bir mezarlık içerisindedir. Ahşap caminin mülkiyeti köy tüzel kişiliğine aittir. Yapı bölgede şehitler camii olarak anılmaktadır. Çantı tekniğiyle inşa edilen caminin mimari olarak kare plan göstermektedir. 

 

 

 

Samsun Asarcık

Adana Çukurova

Adana Çukurova


Buraya yolunuz düşerse, sanırım ilk dikkatinizi çekecek olanlar: geniş kaldırımlar ve özellikle akşam yürüyüşlerinde alacağınız “portakal çiçeği” kokularıdır.

Evet, burada kaldırımlarda narenciye ağaçları var. Ama, giriş kısmı için son bir not: yaz aylarında buraya yolunuz düşerse, asfalttan yükselen sıcaklık, inanın pek dayanılır gibi değil.

Peki, tarihi ve turistik özellik ve güzellikler derseniz, hayır, bölgede herhangi bir tarihi ve turistik özellik taşıyan yer yok.

Bu yüzden, yazmakta zorlanmadım desem yalan olur, ama tek bir gerçek, Çukurova denilince, verimli topraklar ve tarım anılıyor, tarihi ve turistik özellikleri sanırım düşünen yok, çünkü yöreye ait hiçbir tarihi ve turistik özellik olan kalıntı hakkında söz edilmemiş, ben de buraya yolum düştüğünde ki, birkaç kez uğradım, hiçbir tarihi ve turistik özellik dikkatimi çekmedi.

Ama yine de buraya yolunuz düşerse, Seyhan Baraj gölünün kıyısında mutlaka güzel zaman geçireceğiniz mekanlar bulabilirsiniz.

Adana Çukurova

ULAŞIM

Çukurova ilçesi, Adana il merkezinde bulunduğundan, buranın ulaşımını, Adana ilinin ulaşımı ile birlikte değerlendirmek gerekir.

Adana Çukurova

TARİH

Çukurova yerleşim yeri, 2008 yılında Seyhan ilçesinden ayrılarak ilçe statüsüne kavuşmuştur.

Adana şehrinin 5 merkez ilçesinden biridir. (Merkez ilçeler: Seyhan, Yüreğil, Çukurova, Sarıçam, Karaisalı) İlçe bünyesinde 13 belediye, 11 köy vardır.

Tarihi belgelerde Kilikya olarak geçen Çukurova bölgesinden: Hitit Boğazköy kazılarında çıkarılan Hitit yazılı tabletlerinde “Unu Adania” yani “Adana ülkesi” diye söz edilmektedir.

Adana Çukurova

GENEL

Çukurova, Adana ilinin 5 merkez ilçelerinden birisidir.

Adana il merkezinin kuzeyindedir. 1980’li yıllarda Adana ilinin tarıma elverişli olmayan kuzey bölgelerinin imara açılmasıyla, bu bölge hızla gelişmeye başlamıştır ve nüfusu artmıştır.

2008 yılında ise, Seyhan ilçesinin otobanın kuzeyinde kalan bölümüne bazı mahalleler dahil edilerek “Çukurova” ilçesi adıyla yeni bir merkez ilçe kurulmuştur.

Yani, 1980’lerin başlarında hiçbir yerleşimin olmadığı bölge, hızla gelişmiş ve 2007 yılında bölgede 300 bin kişilik bir nüfus potansiyeli ortaya çıkmıştır.

Tam merkezinden “Turgut Özal Bulvarı” geçer.

Kuzey bölümde ise, Seyhan baraj gölü vardır.

Yörede, Akdeniz iklimi egemendir ve buna bağlı olarak: yazları sıcak ve yağışsız, kışları ise ılık ve yağışlı geçer. Yaz mevsiminde nem oranı oldukça yüksektir.

Doğal bitki örtüsü: bodur makiliktir.

Köylerdeki yerleşimcilerin ekonomik etkinliklerinin başında, tarım ve hayvancılık gelir.

Çukurova Adnan Menderes Bulvarı

Adnan Menderes Bulvarı

Çukurova ilçesinde, Seyhan baraj gölünün hemen kenarındaki bu cadde, oldukça yoğun tercih edilen bir yerdir.

Eşsiz manzarası ile yerli ve yabancı ilgini çekmektedir. Bulvar kesintisiz bisiklet yolları, yaya ve koşu yolları, konser, festival gibi çok sayıda kültürel etkinliğin yapılabileceği cazibe merkezine dönüştürülmüştür. 

Kaldırımdaki bici bici ve salep satıcıları için tek tip büfeler, araçlar için otoparklar, göle uzanan ahşap teraslar yapılmıştır. 

Yöre insanı bu caddede gezinir, caddede bulunan kebapçılarda “Adana” şehrinin meşhur kebaplarını tatmak mümkündür.

 

Adana Çukurova Çukurova Üniversitesi

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ

1973 yılında kurulan Çukurova Üniversitesinin “Balcalı Kampüsü” Seyhan baraj gölünün doğu yakasındadır.

Şehir merkezine 10 km uzaklıktaki üniversite, modern alt yapısı ve modern tesisleri ile ülkemizin sayılı üniversitelerinden biridir.

Üniversitenin bir bölümü Çukurova Belediyesi ve bir bölümü ise Sarıçam Belediyesi bölgesindedir.

 

ÇUKUROVA

Tarsus çayı ve Ceyhan ırmaklarının uzun yüzyıllar boyunca taşıdıkları alüvyonların birikmesiyle oluşan Çukurova, Türkiye’nin en büyük delta ovasıdır. Toroslarda eriyen karların sularıyla kabaran bu iki nehir, yüzyıllar boyunca Çukurova’yı sel tehdidi altında tuttu.

Taşkınları önlemek için, Seyhan ırmağı üzerine Seyhan, Ceyhan ırmağı üzerine de Aslantaş Barajları yapıldı. Çukurova’da Akdeniz iklimi hakimdir ve buna bağlı olarak kışlar ılık ve yağışlı, yazlar ise çok sıcak ve kurak geçer, kar yağışı çok nadir görülür.

Nem oranı yüksektir. İklim koşulları tarıma çok elverişlidir.

Adana Çukurova Seyhan Baraj Gölü

SEYHAN BARAJ GÖLÜ

Evet, Çukurova ilçesinin resimlerini görünce, hemen geride bulunan deniz benzeri büyük bir su kitlesi mutlaka ilginizi çekecektir, çünkü burada: Seyhan Baraj gölü bulunuyor.

İlçe yerleşim yerinin kuzey bölümü, bu göl ile çevrilmiştir.

Seyhan nehri üzerinde Seyhan barajı yapımına, 1953 yılında başlanmış ve 8 Nisan 1956 tarihinde su tutulmaya başlanmıştır.

Toprak dolgu baraj, 974 günde tamamlanmıştır.

Böylece Adana sel baskınlarından kurtulur, özellikle ırmak kenarındaki yerleşim yerleri ve Çukurova, derin bir nefes alır. Sulu tarıma geçilmesiyle, çiftçinin yüzü güler, ürünlerde verim 5-6 kat artar.

Ayrıca, barajda bulunan üç santralde üretilen elektrik, Adana şehrinin elektrik ihtiyacının büyük bölümünü karşılar.

Evet, Seyhan Barajı, yeni barajı görmek pek mümkün değil ama baraj göletini birçok yerden görebilirsiniz.

Çünkü göl yatağı yaklaşık 850 dönümlük bir alana yayılır. Su derinliği yer yer 49-67 metre arasındadır.

Göletin uzunluğu 28 km ve en geniş yeri ise 17 km dir. 15-20 kilometrelik gölet boyunca, yeni ve modern mahalleler oluşturulmuştur.

Çünkü gölet oldukça büyüktür. Hatta şehre dışarıdan gelenler burayı görünce, Adana şehrinde deniz var diye düşünürler.

Göl kenarında yüzlerce restoran, park, mesire yeri vardır.

Birçok Adanalı, tatil günlerinde kendilerini bu mesire alanları ve parklara atarlar.

Ancak bu büyük gölet, aynı zamanda Adana şehri havasının sıcaklık yanında iyice nemlenmesini de sağlamıştır.

Çukurova Adnan Menderes Yarımadası

Adnan Menderes Yarımadası:

Ayrıca yine baraj gölü üzerinde, Adnan Menderes yarımadası bulunuyor ki, burada kafeler var. Adaya, Adanalılar “Amerikan Adası” ismini vermişlerdir. Son zamanlarda “Bici bici adası” olarak da biliniyor. 

Çukurova Sevgi Adası

Sevgi Adası:

Hacımusalı köyü yolu üzerinden ulaşım sağlayabilirsiniz.

Sevgi adası, baraj yapımı ile birlikte, Çukurova ilçesinin içeriside bulunan bir tepenin suyun üzerinde kalması sonucu meydana gelmiştir. 

Gölün tam ortasındadır, üzerinde “Sevgi Adası” yazılıdır. Aslında bu yazı, yerel idare tarafından özel bir ışıklandırma ile yapılmıştır. 

Sevgi adasına gitmek için kıyı bölgede hizmet veren tekneler kullanılmaktadır. Bu tekneler sayesinde adaya ulaşılarak orada vakit geçirilebilir. Ayrıca kıyı kesiminde bulan yarımada da piknik alanları bulunmaktadır. 

Çukurova Sevgi Adası

Sevgi adasının bir başka özelliği de, yılda bir kez suların çekilmesi ve Su yolu adı verilen bir geçidin meydana çıkmasıdır. Bu durum genellikle: Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında olmaktadır. 

Evet sevgi adasında gezilecek bir yer yok. Sadece Seyhan Gölü çevresi net bir şekilde görülebiliyor. 

 

Köprüler:

Seyhan nehri üstünde üç tane köprü vardır. Bu köprüler, aslında su isale hattı için yapılmıştır ve köprülerin üzerinde büyük metal su boruları bulunur.

Çukurova Çatalan Köprüsü
Çatalan Köprüsü;

İlçe merkezine bağlı Topalak Mahallesindedir.

Seyhan Batı köprüsü olarak da bilinir. 

Baraj üzerindeki “Çatalan köprüsü” bir gerdanlık gibi görünür. Bu set üzerinden Çukurova Üniversitesine ulaşım sağlanır. Yapımına 1988 yılında başlanan köprü, 2002 yılında açılmıştır. 

Yapıldığı yıl Türkiye’nin en uzun köprüsüydü.

Köprünün uzunluğu 1575 metredir. Çatalan içme suyu projesi kapsamında yapılmıştır. Asıl amacı su borularının geçişini sağlamaktır.

Üç şeritli yolu ile karayolu ulaşımında da kullanılmaktadır. 

Çevresi restoranlar, düğün salonları ile çevrilidir. 

Çukurova Gençlik Köprüsü
Gençlik Köprüsü:

Çatalan Köprüsü yolundadır. Şehre yakın bölümde ise “Gençlik köprüsü” vardır.

Bu köprüye şehir merkezinden bisikletle gidilebilir, iki yakayı birbirine bağlayan ahşap gençlik köprüsü sadece 2-3 metre genişliktedir. Bayağı uzun, ahşap taban, yaya ve bisiklete izinli, motosikletlerinde geçtiği bir değişik köprüdür. Çevresinde yürüme yolları ve kafeler bulunmaktadır. 

 

Gölde su sporları:

2006 yılından bu yana, Türkiye Offshore Şampiyonası, bu gölde yapılmaktadır.

Gölün üzerinde her türlü su sporları yapılmaktadır. Göl içinde uluslar arası standartlarda kürek ve kano yarışlarının yapılabileceği parkurlar oluşturulmuştur. Baraj kapakları açıldığında, muhteşem güzel bir görüntü ortaya çıkıyor. Günümüzde burada pek çok seyyar satıcı göreceksiniz.

Çukurova Çobandede Parkı

ÇOBAN DEDE PARKI VE TÜRBESİ:

Karslılar Mahallesindedir. Şehir merkezine yakın, ulaşımı kolaydır. 

Park, Seyhan baraj gölüne tepeden hakim bir noktadadır. 

Ancak uzaktan bakıldığında bir gariplik olduğunu sezmek mümkündür. Şöyle ki, tepenin etrafı iş makineleri ile oyulmuş, türbenin bulunduğu yer bir kule gibi bırakılmıştır. 

Çukurova Çoban Dede Türbesinin bulunduğu kule

 

Bu konuyu daha derinleştirmek gerek. Belediye, bu alanda dinlenme yerleri ve parklar yapmaktadır. Bu arada, Çoban Dede parkının bulunduğu yerdeki yükseltiyi de yok edip doğal bir park alanı oluşturmak istenir. Uzaktan gölün görünmesini engelleyen tepe dozerlerle kazılacak ve oluşacak düzlüğe park alanı yapılacaktır. 

Dozer buraya girer, tepeyi yok etmeye başlar. Tepenin en yüksek yerine yaklaştığında, aksilikler birbirini kovalamaya başlar. Makine sık sık arıza yapar, hatta bir ara makinanın operatörü hastalanır. Bunun üzerine, bu tepe araştırılır ve tepenin başında bir mezar bulunur. 

Kurulan meclis: bu mezar olsa olsa bir evliyaya aittir diyerek karar verir ve bugün türbenin bulunduğu yer, kule gibi bırakılır, yıkılmaz. Daha sonra mezarın çevresine bina yapılır ve türbe haline getirilir. Çoban Dede ismi yakıştırılarak bugünkü duruma getirilir. 

Evet, hikaye bu.

Çukurova Çoban Dede Türbesi
Gelelim türbeye:

Türbe yapısı, 1981 yılında Ayşe Ökten tarafından yeniden inşa edilmiştir. 

Türbenin iç kısmı üç bölüme ayrılır. Girişte: Çoban Dede’nin sandukası bulunan yer var. Üzerinde yeşil örtü ve bayrak bulunuyor. Baş tarafında ise Çoban Dede’ye ait olduğu ileri sürülen bir sarık vardır. Sağ tarafta; Kuran-ı Kerim okumak isteyenler için bir bölüm var. Sol tarafta ise, Deli Yücel lakaplı kişinin odası yer alır. Burada dua okunur ve yardım faaliyetlerinde bulunulur. 

Bugün, parkta Çoban Dede Türbesi var ve hem dini hem de doğal bir ziyaret noktasıdır. 

Manzarası güzel, piknik için uygun alanlar vardır. 

Her hafta sonu insanlar akın akın bu türbeyi ziyaret ederler.

Bu insanlar, Belediyenin görsellik olsun diye motopomha gölden çektiği sularla yaptığı yapay şelalelerden şifalı olduğunu düşündükleri suları dolduranlar bulunur. Yapay şelalelere ilaveten, park alanında, göletler, ağlar gerilerek oluşturulmuş doğal kuş alanları, çocuk parkları, en önemlisi ise gölü görebileceğiniz seyir platformu bulunmaktadır. 

Özellikle bu seyir platformuna çıkmanızı ısrarla öneririm.

Çukurova Yelken İhtisas Kulübü
Yelken İhtisas Kulübü:

Karslılar Mahallesindedir.

Günümüzde 1999 yılında kurulan Adana Yelken İhtisas Kulübü, Çoban Dede Parkı içindeki tesislerde faaliyetini sürdürmektedir.

Seyhan Gölünde yapılabilecek su sporlarını teşvik etmeyi amaçlayan kulüp bünyesinde: kano, optimist, yelken, su kayağı ve benzeri konularda eğitim verilmektedir. 

Çukurova Yelken İhtisas Kulübü

Hatta bu ve benzeri su spor dallarında, Seyhan gölünde yarışlar yapılmaktadır. 

Bu yarışmalardan biri de “Of Shore” yarışlarıdır. 

Çukurova Mini Hayvanat Bahçesi
MİNİ HAYVANAT BAHÇESİ

Çoban Dede türbesinin ve parkın bulunduğu alanın bir kısmı 2015 yılında kuş cenneti ve mini hayvanat bahçesine dönüştürülmüştür. Hayvanat bahçesinde, su kuşları, yırtıcı kuşlar, süs tavukları ve başkaca çeşitli hayvanlar bulunuyor. Küçük bir göletin çevresinde yer alan hayvanların dışında, burada bulunan hayvanlar için veteriner hizmeti verilen bir yer de bulunmaktadır. Doğal yaşamda bir şekilde yaralanmış ve hasta olmuş hayvanlar, burada iyileştirilerek rehabilite edilmektetir. 

 

Çukurova Orhan Kemal Kültür Merkezi

ORHAN KEMAL KÜLTÜR MERKEZİ.

Belediye Evleri Mahallesinde Türkmenbaşı Bulvarında Çukurova Belediye Binasının yanındadır.  

Çukurova Belediyesinin kültürel merkezidir. 2013 yılında şehir parkı ile birlikte açılmıştır. Merkezin ismi, 2015 yılında, 1970 yılında ölen Türk romancı Orhan Kemal’in anısına “Orhan Kemal Kültür Merkezi” olarak değiştirilmiştir. 

Burada: tiyatro salonu, sergi salonları ve sanat okulu bulunur. 

Çukurova 15 Temmuz Şehitler Köprüsü

15 TEMMUZ ŞEHİTLER KÖPRÜSÜ-ÇUKUROVA-SARIÇAM KÖPRÜSÜ

Seyhan nehri üzerinde, Çukurova ile Sarıçam ilçelerini birleştiren büyük bir köprüdür. 2016 yılında yapımına başlanan köprü, 28 Nisan 2023 tarihinde hizmete açılmıştır. Batı Akdeniz ile İç Anadolu bölgelerini, Güneydoğu Anadolu ve GAP bölgesine bağlayan, transit trafiğe de hizmet veren, Adana’nın şehir içi trafiğinin düzenlenmesi çalışmaları kapsamında yapılmıştır.  

Çukurova 15 Temmuz Şehitler Köprüsü

Türkiye’nin en uzun 4’ncü köprüsüdür. 

Uzunluğu 1700 metredir. Genişliği 38.25 metredir. Karayolu trafiğine 3 gidiş, 3 geliş olmak üzere 6 şeritlidir. Köprüde ayrıca 1 gidiş, 1 geliş olmak üzere iki hat demiryolu bulunur. Ayrıca köprüde bisiklet ve yürüyüş yolları da bulunmaktadır. 

Bağlantı yollarının uzunluğu 4.1 km dir. 

 

 

 

Adana şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

 

Adana Saimbeyli

Adana Saimbeyli


Saimbeyli: dört bir yana dağlarla çevrili, Adana ilinin diğerlerine göre daha geri kalmış bir ilçesidir. Bunun nedeni: burada, tarihi süreç içinde Ermenilerin yaşamış olmaları, kurtuluş mücadelesi sonucunda ise, yine Ermeniler tarafından tamamen yakılıp yıkılarak harap edilmesidir.

Yani, burada eskiye dönük hiçbir mimari kalmamıştır. Günümüzde, Saimbeyli, yine ulaşımı zor, ama kiraz bahçeleri ve yaylalarıyla önem kazanan bir yöremizdir.

Adana Saimbeyli

ULAŞIM

Bağlı bulunduğu Adana il merkezine, 156 km. uzaklıktadır. Yani: Adana ilinin en uzak ilçesidir ve hatta, buraya uzak yörelerden gelenler, Adana üzerinden değil, Kayseri üzerinden ulaşmayı da düşünürler. Evet, Saimbeyli-Feke arasındaki uzaklık: 34 km. Saimbeyli-Tufanbeyli arasındaki uzaklık: 39 km.

Adana Saimbeyli

 TARİH

Bölgenin eski ismi: “Haçin” dir.

Bu ismin: Kozan-Ceyhan arasında kalan Anavarza Beyliğinden geldiği ve Haçin Beyin, Bey Torya’nın oğlu olduğu düşünülmektedir.

Bir diğer varsayım ise; 1923 yılında, Kurtuluş savaşında büyük kahramanlık gösteren Haçinli Hüseyin Bey’in ismine atfen, yöreye Haçin ismi verilmiştir. Evet, ismin Ermenice olduğu söyleniyor.

Bir zamanlar Kilikya bölgesinden çıkıp gelen Ermeniler buraya yerleşmişler ve yüzyıllarca Türklerle birlikte yaşamışlardır.

Ancak: I. Dünya savaşı başlarında sık sık isyan çıkaran Ermeniler, Osmanlı yönetimi tarafından, Suriye içlerine sürgün edilirler.

Ancak, daha sonraki süreçte gerek otorite boşluğu ve gerekse Fransızların yöreyi işgal etmeleri üzerine, bu Ermeniler yeniden bölgeye gelirler ve bu kez, bölgede dehşet saçarak Türk ve Müslüman kıyımına başlarlar.

Yöre: 18 Ekim 1920 tarihinde, Kaymakam Saim Bey ve Yüzbaşı Doğan tarafından, Fransız işgalinden kurtarılmıştır.

1928 yılına gelindiğinde ise, Haçin olarak isimlendirilen yerleşim, günümüzdeki yerine taşınmıştır.

Çünkü: Kurtuluş savaşının ardından, yerleşim yerinde girilecek ne bir ev, ne bir büro gibi yapı kalmamıştır.

Bunun üzerine, ilçe merkezi, geçici olarak, Gürleşen köyüne alınır.

1 Nisan 1923 tarihinde ise, bu kez Rumlu köyüne yerleşilir. 30 Aralık 1923 tarihinde ise, Haçın adı değiştirilir. İlçenin Ermenilerden temizlenmesi sırasında gösterdiği üstün başarılar nedeniyle Saim Bey’in soyadı verilerek bu tarihten sonra ilçe “Saimbeyli” olarak isimlendirilir.

Rumlu köyünün adı ise, yine milis komutanlarından Doğan Beyin ismine atfen “Doğanbeyli” olarak değiştirilir.

1929 yılına gelindiğinde ise, Saimbeyli, gerçek yerine taşınır. Halen, günümüzde ilçe merkezinde Saimbey’in bir heykeli bulunmaktadır.

Adana Saimbeyli

GENEL

İlçe merkezi Orta Toroslar üzerinde bir vadinin içindedir.
Yörenin denizden yüksekliği: 1050 metredir. Bölgenin en önemli akarsuyu: Göksu ırmağıdır. 

Bölgenin iklimi ise: bölgede Akdeniz ve İç Anadolu bölgesinin karasal iklimi hakimdir ve buna bağlı olarak: kışları sert ve soğuk, yazları serin ve yağışlı geçer.

Yörede yaşayan insanların başlıca ekonomik etkinlikleri: tarım, hayvancılık ve orman işçiliğidir. Ama, yörede tarım ve sanayi tesisi bulunmamaktadır.

Yörede yetiştirilen başlıca ürünler: buğday, arpa, nohut, üzüm, elma, erik, hurma ve son dönemlerde yoğunluk kazanan “kiraz” üretimidir.

Son olarak, Saimbeyli yöresinde, çok miktarda “alabalık” üretimi yapılıyor, yani buraya yolunuz düşerse, alabalık yemeyi unutmayın.

Adana Saimbeyli Saim Bey

SAİM BEY

Saim Bey: Ankara’dan kurutuluş mücadelesini örgütleyen ve yöneten, hükümet tarafından Kaymakam vekili olarak atandığı ilçenin Ermeni işgalinden kurtarılmasını sağlayan kişidir.

Saim Bey: Dörtyol Mamura caddesinde, 15 Kasım 1920 günü Fransızlarla girdiği çatışmada hayatını kaybetmiştir.

Saimbeyli Saim Bey Anıtı

Bu yüzden İl Genel Meclisinin kararıyla ilçenin Hacin olan ismi “Saimbeyli” olarak değiştirilmiştir.

Kaymakam Hacinli Saim Bey’in ilçede bir heykeli vardır.

Saimbeyli Kiraz Çiçeği Festivali

KİRAZ ÇİÇEĞİ FESTİVALİ

Saimbeyli yöresinde, 27 yıldız kiraz yetiştiriliyor. Bu yüzden, her yıl Nisan ayı içinde, iki gün süreli kiraz çiçeği festivali düzenlenmektedir.

Bu festivalde: yetiştirilen kirazlar tanıtılmakta, kiraz rekabeti arttırılmaktadır.

Ayrıca, yöre halkının birlik ve beraberliğinin canlı tutulması için çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Bunların başında, Kamp Şöleni geliyor. 

Saimbeyli Endemik Bitkiler-Anadolu Glayölü

ENDEMİK BİTKİ ALANLARI:

Saimbeyli, Türkiye’nin en zengin endemik bitki alanlarından birisidir. 

Bu bitkiler: Sarı Çiğdem, Çeşitli orkide türleridir. 

İlkbaharda bölge adeta bir botanik bahçesine dönüşür. 

 

 

Adana Saimbeyli

GEZİLECEK YERLER

 

Adana Saimbeyli Obruk Şelalesi Rekreasyon Alanı

 

OBRUK ŞELALESİ REKREASYON ALANI

İlçe merkezine yaklaşık 3 km. uzaklıktadır. İslam Mahallesi Cumhuriyet Caddesindedir.

Adana il merkezine 157 km uzaklıktadır. 

Ana yoldan sapıldığında, stabilize bir yolda, yaklaşık 10 dakikalık bir yolculuktan sonra buraya ulaşılır.

Giriş ücretsizdir. 

Saimbeyli deresi, burada oluşturulan obruk gözü kaynağından şelale olarak akar ve Seyhan nehrinin bir kolu olan Göksu ırmağına dökülür.

Büyük şelalenin yanında, birçok küçük şelale de vardır.

En ilginç husus: diğer birçok şelaleden farklı olarak hafif eğimli yatay bir akış sergileyen şelaleyi uzaktan seyretmek yerine hemen üzerinde yapılmış ahşap yürüyüş yollarını da kullanarak şelaleyi dolaşmak mümkündür. 

Çam ve çınar ağaçlarının gölgelediği kayalardan akıp giden şelalenin çevresindeki mesire yeri ilk olarak 1984 yılında düzenlenmiş ve 2007 yılında yeniden elden geçirilmiştir.

Çünkü burası 20 metreden düşen şelalesi, endemik ve nadir kelebek türleri ve jeolojik yapısı nedeniyle önemli bir alan olarak kabul edilmiş ve “Obruk Şelalesi Tabiat Parkı” olarak ilan edilmiştir.

 

Kelebekler:

1995 yılı öncesinde Saimbeyli’de gerçekleştirilen saha ve bilimsel çalışmalarda 121 kelebek türü listelenmiştir. Bu sayı, Türkiye kelebek biyo çeşitliliğinin yaklaşık üçte birine (yüzde 30) karşılık gelmektedir.

Daha sonraki yıllarda, özellikle 2012 yılından itibaren yaz aylarında yapılan gözlemlerle bu tür sayısının çok daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Nitekim, Mart-Ekim 2016 tarihleri arasında yapılan gözlemlerde Saimbeyli’nin kelebek biyo çeşitliğinin 161 türe ulaştığı ve Türkiye kelebek biyo çeşitliliğinin yaklaşık yüzde 40’ına sahip olduğu ortaya konulmuştur. 

Saimbeyli’de kelebek çeşitliliğinin bu kadar yüksek oluşu, ilçenin Toros dağları zincirinin orta kesiminde ve Anadolu çaprazı üzerinde yer almasıyla yakından ilgilidir. 

Cöbük ormanı dışında, ilçe merkezinin hemen kuzeyinde bulunan Obruk şelalesi civarındaki su kenarları, bahçeler ve yamaçlar da da kelebekler görülür. 

Saimbeyli’de kelebeklerin en rahat gözlemlenebileceği yerlerden birisi de aynı zamanda kelebek üreme alanı olarak belirlenen Obruk Şelalesi bölgesidir. 

Saimbeyli Mavisi
Saimbeyli Mavisi-Teresya Mavisi:

Özellikle Saimbeyli Mavisi (teresya mavisi) kelebek türü oldukça önemlidir.

Bu iri mavi kelebek, Saimbeyli’nin sahip olduğu onlarca mavi kelebek türünden sadece bir tanesidir.

Dünyada sadece Saimbeyli’de yaşamaktadır.  

Saimbeyli Mavisi adlı endemik kelebeğe de ismini veren ilçede kelebek meraklıları ve fotoğrafçılar, özellikle Mayıs-Ağustos ayları arasında Obruk Şelalesini ziyaret ederler. 

Alanda, genellikle erkekler ıslak zeminlerde mineral alırken ve bu noktaların yakınında nadiren beslenirken görülür. Dişiler, orman altı ve çayırlarda fazlaca kamufle olduğundan, pek görülmezler. 

 

Mesire Alanı:

Bölge: doğa yürüyüşü ve mesire yeri olarak kullanılır. Şelalede piknik için masalar, mangal alanları, otopark ve tuvalet mevcuttur. Son zamanlarda kampçılar tarafından da yoğun tercih edilmektedir. 

Özellikle yaz aylarında, yurt dışından gelenler burayı hareketlendirir. Ancak yaz aylarında şelalenin suyunun azaldığını unutmayın, şelale en canlı şekilde bahar aylarında akar.

Son bir not: alana giderken eşyalarınızı alıp masaları kullanabilirsiniz Alanda işletme yoktur. 

 

SÜTTEPESİ YANGIN KULESİ

İlçe merkezine bağlı Yeniköy Mahallesindedir. 

Kule deniz seviyesinden 2000 metre yüksekliktedir. Obruk şelalesi ve Yangın kulesi arasında, doğa yürüyüşleri yapılıyor.

 

Adana Saimbeyli Çatak Yaylası

ÇATAK YAYLASI-KOCA YAYLA

İlçe merkezine bağlı Çatak Mahallesindedir. Mahalle 1928 yılından beri aynı isimle anılmaktadır. 

Saimbeyli-Tufanbeyli kara yolunun 2’nci kilometresinden sola dönülerek bağ ve bahçeler arasından geçen 3 kilometrelik stabilize yol ile ulaşılır.

Adana il merkezine 159 km ve Saimbeyli ilçe merkezine 40 km uzaklıktadır.

Saimbeyli ilçe merkezinden buraya belediye otobüsü çalışıyor. “Çatak” kelimesi “yol kavşağı” demektir.

Saimbeyli Çatak Yaylası

Rakım yaklaşık 1080 metredir.

Yazlar serin, kışlar ise karlı geçer. Adana sıcaklarından bunalanlar, yaz aylarında burayı ziyaret ederler.

Bu yayla bölgesinde, dağ yamacından akan küçük şelalelerin beslediği, anıt çınar ağaçlarının gövde ve dallarının altında kurulmuş çardaklarda, günübirlik piknik yapmak mümkündür.

Bunun dışında, burada Orman İşletmelerine ait küçük bir dinlenme tesisi bulunuyor.

Su kaynaklarının bolluğu nedeniyle, Saimbeyli ilçesinin suyu buradan sağlanıyor.

 

Saimbeyli Kalesi

SAİMBEYLİ KALESİ

Obruk çayı ile Kirkot çapının kesiştiği vadide bulunan ve kilise tepe ismiyle anılan tepe üzerinde inşa edilmiştir. 

İlçe merkezine bağlı Bahçe köyünün güneyindedir. 

İlçenin en önemli tarihi yapısıdır. 

Kalenin: Hitit, Asur ve Roma döneminde kullanıldığı düşünülmektedir.

Ancak: Haçlı seferleri sırasında kalenin önemli roller üstlendiği bilinmektedir.

Ayrıca, kale ortaçağ döneminde kervan yolunun korunması işlevini görmüş ve “Badimon” kalesi olarak isimlendirilmiştir. Daha sonra Haçin kalesi adını almıştır. 

Dik bir kalker kaya kütlesinin en üst noktasının düzeltilmesi sonucu oluşan platform üzerine inşa edilen kalenin güney, batı ve doğu duvarlarının hemen hemen tamamına yakın bölümü bakımsızlıktan yıkılmıştır. 

Giriş kapısının da yer aldığı ve sağlam durumda olan kuzey duvarları, düzgün kesme taş örgülü moloz dolgu olup, tutucu madde olarak Horasan harcı kullanılmıştır.

Bu cephede giriş kapısının iki yanında, birer tane yarım kubbeli burç bulunur. 

Kalenin ortasında kaya oyularak yazılmış, üstü moloz örgü kemerle kapatılmış sarnıç ve sarnıcın önünde 3 tane kaya oygu mezar bulunur. 

Evet, şehir, günümüzdeki Badimon kalesi çevresindeki düzlüklerde ve kalenin doğusunda vadi yamaçlarında gelişimini sürdürmüştür.

Saimbeyli’de asırlar boyunca Müslüman ve Hıristiyanlar birlik ve huzur içinde yaşarken, Müslüman nüfus kale etrafında yoğunlaşmıştır. I. Dünya savaşı sonrasında yaşayan Fransız işgali sırasında çok acı olaylar yaşanan ilçede, kale de büyük zarar görmüştür. Kale ve hemen önündeki marsahane adlı yapı büyük zarar görmüştür. 

Evet, sonuç olarak, kale yukarıda da belirttiğim nedenlerle oldukça fazla hasar görmüş olup, günümüze sadece iki burç gelmiştir. 

Saimbeyli Mansıhane

Mansıhane:

Evet, Saimbeyli kalesini anlatırken, hemen önünde dikkat çeken ve yukarıda resmini verdiğim 4 katlı bir duvardan ibaret yapıdan bahsetmemek olmaz. 

Marsıhane adıyla bilinen bu bina, Amerika’dan gelen Ermeni kökenli bir mimar tarafından çizimi yapılan ve bir bakıma New York’taki gökdelenlerin örnek alındığı bir yapıdır. 

7 katlı taş bina içerisinde; okul, tiyatro salonu, yatakhane, banka, kilise ve işyerleri bulunmaktaydı. 

O dönemde Adana merkezde en yüksek bina 3 katlıyken, Saimbeyli’de inşa edilen 7 katlı bir bina, gökdelen statüsünde nitelendirilebilecek bir yapıydı.

Bölgedeki halk arasında buranın kalenin içinde yer alan bir gözetleme kulesi olduğu da söylenir. 

Kurtuluş savaşı esnasında zarar gören yapıdan günümüze 4 katlı bir duvar kalıntısı ulaşmıştır. 

Kalenin hemen batısındaki bu duvar ve pencerelerin arasındaki ilçenin görüntüsü, anı fotoğrafı çekmek isteyenler için çok güzel manzaralar sunmaktadır. Daha da önemli bir not: kalenin kapısı kilitlidir. Yani arkeolojik kalıntılar genel anlamda korumasızdır. 

 

Adana Saimbeyli Kara kilise

 

KARA KİLİSE

İlçe merkezine bağlı Cumhurlu Köyündedir. llçe merkezine uzaklığı 25 km dir. 

Ermenilerden kalma bu kiliseye “Kara Kilise” denmektedir.

Çünkü, Kurtuluş Mücadelesi sırasında, Fransız işgal döneminde, yörede yaşayan Türkler için bu kilise, tam bir felaket yeri haline gelmiş ve Ermenilerin bölgeyi terk etmelerinin ardından, yaşanan sıkıntıların kötü anılarına istinaden kilise yıkılmıştır.

Ermeniler buranın ismini “Hacın Surp Hagop Manastırı” olarak veriyorlar.

Manastır ile ilgili ilk yazılı kayıtlar 1554 yılında yapılan bir onarıma aittir.

Evet köyün güneyinde yer alan yapı, oldukça büyüktür. 

Yapının duvarları büyük ölçüde yıkılmıştır. 

Sadece batı kısmında bulunan 3 açıklı girişi ayaktadır. 

Bu girişten birisinin lentosunda bir rozet ile bir haç kabartması görülür. 

Kilisenin çevresinde bu yapıya ait çok sayıda mimari blok taşlar, sütün ve sütun tamburları ile bir adet yazıtlı blok taş tespit edilmiştir. 

Kilise, 1990 yılında bilim dünyasına Hild-Hellen-Kemper duyurmuş ve kireç taşı bloklar üzerindeki yazıtlarda Petros, Georgeos Pauklos ve Gerontios Aziz isimleri okunmuştur. 

Yapının güneydoğunda açılmış yığma bir mezar ile bu yapının güneyinde ise İsli-Küçük Mağara adıyla bilinen çıkışta bir mezar, yine yapının yakınında kesilmek üzere hazırlanmış bir blok taş da görülür. 

Evet, günümüzde kiliseden geriye kalanlar: sadece apsis ve kuzey ile batı duvarından birkaç parçadır.

Kilisenin etrafında 2 mezar yapısı bulunmaktadır. 

 

Adana Saimbeyli Şehitliği
Adana Saimbeyli Şehitliği
Adana Saimbeyli Şehitliği

 

SAİMBEYLİ ŞEHİTLİĞİ

İlçenin güney bölümünde, ilçe merkezine hakim bir tepe üzerindedir.

1920 Sevr anlaşmasından sonra meydana gelen Türk-Ermeni çatışmalarında şehit olan askerlerimiz için yapılmıştır.

9 ay süren çatışmalar sonucunda 17.10.1920 tarihinde Haçin yani günümüzdeki ismiyle Saimbeyli, Ermenilerden temizlenmiştir.

Yörenin Ermenilerden geri alınması sırasında şehit düşen 80 Saimbeyli’nin gömülü olduğu yerdir.

1951 yılında buraya bir anıt dikilmiş ve anıt 1968 yılında Milli Savunma Bakanlığı tarafından onarılmıştır. (Elbette, Ermeniler tarafından katledilen sivil halkın sayısı ve nereye gömülü oldukları bilinmiyor.)

 

Saimbeyli Hançer Kanyonu

HANÇER KANYONU-AYVAZHACI KANYONU

Saimbeyli ilçesinden başlayıp Kahramanmaraş ilinin Göksun ilçesine kadar uzanan, 18 km uzunluğundaki Hançer Kanyonu’nun 13 km uzunluğundaki bölümü Saimbeyli ilçesine aittir. 

Kanyonun derinliği 350 metredir. 

Dağcılık, trekking ve fotoğrafçılık için mükemmel bir doğal alandır. 

Kanyonun içinde çeşitli şelaleler ve kaya oluşumları yer alır. 

 

 

 

 

Adana şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.