İlçenin en büyük şansı: ana yol yani İstanbul yolu üzerinde bulunmasıdır. Yörede, benim açımdan en ilgi çeken yer: Somuncu Baba Türbesi. Dağların arasında, sanki dağlara yapışık gibi yapılan türbe ve önündeki balıklı havuz. Mutlaka ziyaret etmenizi öneririm.
Malatya Darende
ULAŞIM
Darende-Malatya arası uzaklık: 112 km. Darende-Gürün arası uzaklık: 38 km. Darende-Sivas/Ulaş arası uzaklık: 137 km. Darende-Kayseri/Pınarbaşı arası uzaklık: 193 km. Darende-Elbistan arası: 89 km.
Malatya Darende
TARİHİ
Bölge: Hititlerden kalma bir yerleşim yeridir. Daha sonra, bölge Persler tarafından işgal edilmiş ve Senbbar kalesi bu dönemde, askeri bir üs olarak kullanılmıştır. Yörede, 8.yüzyılda Müslüman Araplar görülür. 1517 yılında ise, Osmanlılar, egemenliği ele geçirirler.
Bölge, önce Sivas ve daha sonra 1934 yılında Malatya iline bağlanır.
Malatya Darende
GENEL
İlçenin rakımı, yani deniz seviyesinden yüksekliği: 950-2150 metre arasında değişmektedir.
İklim değerlendirildiğinde: bölgede yazların sıcak ve kurak, kışların ise soğuk ve yağışlı geçtiği görülür.
İlçede, sulanabilir tarım yapılacak arazi, sadece Tohma çayı çevresinde vardır. İlçenin tahıl ambarı olarak: Yeniköy ve Başdirek ovaları var. Ancak, ekonomik faaliyetlerin temeli yani getirinin kaynağı: kayısı. Halkın büyük bölümü: çiftçilik ve ticaret ile uğraşmaktadır.
İlçe topraklarında, yaklaşık 1 milyon civarında kayısı ağacı bulunuyormuş. Malatya ili kayısı üretiminin, dörtte biri buradan karşılanıyor. Yani, Darende sadece ülkemizin değil, birçok dış ülkenin de, kayısı ihtiyacını karşılıyor. Yörede “mişmiş” diye isimlendirilen kayısı, tam bir şifa deposu.
Son olarak: Koca Ragıp Paşa’nın bir sözünü hatırlatmakta yarar var. “Olamazsın Beş Beldenin Birinden”.
Bu sözün Osmanlıcası değerlendirildiğinde, Belde-i Hamse-i Mutahhara yani “Temiz seçilmiş beş belde” içerisinde: Divriği, Gürün, Eğin, Arapkir ve Darende bulunmaktadır. Bu tabir, yüzyıllardır, dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelmiştir.
NE YENİR
Darende yöresinde, yöresel lezzetlerin başında gelen: Taş çorbası. Aslında, bunun bir hikayesi var: yörede biri, ortalık bir yerde, tencere içinde su ve içinde birkaç taş, kaynatıp dururmuş. Gelen-giden merak edip ne pişirdiğini sorduklarında ise: “Taş çorbası, nefis olur” dermiş.
Bu arada, adam, ikide-bir tencerenin içindeki suyun tadına bakarmış. Çevresindekiler, merakla “tadı nasıl” diye sorduklarında ise “çok lezzetli ama biraz soğan istiyor galiba” demiş. Çevredekilerden biri hemen atlayıp, bende soğan var demiş ve gidip evinden getirmiş, tencereye atmışlar.
Biraz sonra, çorbayı yapan yine tadına bakmış, çevredekiler nasıl diye sorduklarında: “çok lezzetli ama biraz tuz olsa” demiş ve bunun üzerine hemen birisi gidip evinden tuz getirmiş. Bu fasıl böylece devam etmiş ve tencerenin içindeki çorba, tüm çevredeki seyredenlerin de katkısıyla, muhteşem lezzetli ve zengin bir çorba haline gelmiş.
Yöreye has, bir diğer lezzet: Tiritli Analı-kızlı köfte. Çiğ köftelik bulgur, karabiber, kırmızı biber, tuz, yağsız kıyma ile yapılıyor.
GEZİLECEK YERLER
Malatya Darende Somuncu Baba Külliyesi
SOMUNCU BABA
Asıl adı: Hamid Mamidüddin. Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıt zamanında yaşamıştır. Anadolu’yu manevi fetih için gelen, Horasan erenlerinden Şemsettin Musa Kayseri’nin oğludur.
Soyu: Peygamberimize kadar ulaşır, 24’ncü kuşaktan torunudur. Bursa’da yaşar iken: çilehanesinin yanında yaptırdığı ekmek fırınında, somun pişirip, çarşı-pazar dolaşarak “Somunlar Müminler” nidalarıyla, insanlara ekmek dağıtmıştır. Bu yüzden, adı “Somuncu Baba” olarak anılmaktadır.
Zamanla: Bursa’da, manevi kişiliği ve bilgelik yönü ortaya çıkınca, şöhretten korktuğu için, öğrencileriyle birlikte, Aksaray’a göç eder. Aksaray’da bulunduğu zamanda ise: Hacı Bayramı Veli’yi yetiştirir ve Ankara’ya görevlendirir.
Somuncu Baba: 1412 yılında, Darende’de vefat eder ve buradaki türbesine gömülür.
Malatya Darende Somuncu Baba Türbesi
SOMUNCU BABA TÜRBESİ
Somuncu Baba: Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemsettin’in hocasıdır. Somuncu Baba’nın türbesi: Darende’de bulunuyor. Türbe yapısı: kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. Kare planlı türbenin üstü, kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Türbenin içi: kasnaktaki pencerelerle aydınlatılmıştır.
Türbede: Somuncu baba ve oğlu Halil Tayyibi gömülüdür. Her ikisinin sandukaları da ceviz işlemelidir. Ceviz sandukaların üzerinde, kubbe bulunmaktadır. Ayrıca, türbenin önünde, Somuncu Babanın müritlerinin mezarları var.
Somuncu Baba türbesinin bulunduğu Somuncu Baba camisi ve çevresindeki mesire yerleri: yerli-yabancı ziyaretçiler tarafından yoğun olarak ziyaret ediliyor. Ben de, buraya gittiğimde, özellikle balıklar için büyük şaşkınlık yaşamıştım.
Türbenin Tohma ırmağının yanında bulunması, cami önündeki biraz önce sözünü ettiğim balıklı havuz ve kayalardan çıkan memba sularının, şadırvandan akması, inanın güzel görüntüler, mutlaka buraya zaman ayırın.
Malatya Darende Somuncu Baba Külliyesi (Şeyh Hamid-i Veli)
SOMUNCU BABA KÜLLİYESİ (ŞEYH HAMİD-İ VELİ)
Eski Darende bölgesinde, Somuncu baba külliyesinin hemen yanında: bir minare var. Bu minarenin, eski bir camiye ait olduğu düşünülüyor. Yapılış tarihi olarak ise: 1677 yılı yazılı. Minare: kare kaideli, on altı gen gövdeli, tek şerefeli olarak, taştan yapılmıştır. Günümüzde görülen, hemen bitişiğindeki cami ise, sonradan yapılmıştır.
DOĞAL AKVARYUM
İlçe merkezi, Somuncu baba mevkiindedir. Burada: Tohma çayı içinde bulunan kayalar: balıklı gölün kaynağı durumundadır. Balıklar: bu kayalar içine yumurtalarını bırakarak, çoğalmaktadır. Buradan, uzunca bir su yolu ile, caminin avlusundaki havuza bağlantı yapılmıştır.
Malatya Darende Somuncu Baba Külliyesi (Şeyh Hamid-i Veli)
HAVUZ
Caminin avlusundadır. Havuz içinde, balıklar var. Balıkların: Şanlıurfa yöresinde bulunan havuzdaki balıklar gibi, kutsal olduğuna inanılıyor. Tutulmaları, yenilmeleri mümkün değil. Hatta öldüklerinde, görevliler tarafından sudan alınarak toprağa gömülüyorlarmış.
SOMUNCU BABA BOĞAZI
İlçe merkezindeki balıklı göl, Somuncu Baba camisi ve Taş köprüye kadar ulaşan, dik kayalardan meydana gelen, Tohma çayının ortasından aktığı bir boğazdır.
DARENDE-SOMUNCU BABA TANITIM MERKEZİ
2005 yılında, Haziran ayında kurulmuştur. Burada: ilçenin tarihi, kültürel ve turistik değerleri tanıtılıyor. Ayrıca, çeşitli düzenlemeler yapılıyor. Bunlar: Zengibar Karakucak güreşleri ve Somuncu Baba ve Hulusi Efendi Kültür Etkinlikleri organizasyonlarıdır.
Bunun dışında, tanıtım merkezi binasında: giriş kısmından itibaren, Darende ilçesinin tarihi ve kültürel yönlerini anlatan bilgiler ve fotoğraflar bulunuyor.
Ayrıca: Darende halkından ve çeşitli gönüllüler tarafından getirilen çeşitli eşyalar sergileniyor. Bu eşyalar, 13 tane kapalı stantta sergileniyor. Stantlardan 9 tanesi cam, kalanları ise açık.
Evet, salonun içinden girilince, günümüzden geçmişe doğru bir yolculuğa çıkmak mümkün.
Malatya Darende Tohma Kanyonu
TOHMA KANYONU
Burası, Fethiye yöresindeki “Saklıkent” i andırıyor. Vadi içinde: Somuncu baba camisi, doğal akvaryum olan balıklı göl var ve Taş köprüye kadar, dik kayalık yamaçlardan ilerliyor. Ana kayanın aşınması sonucu kanyon oluşmuştur. Her iki tarafı dik ve yalçın kayalarla kaplı kanyon içinde, 2005 yılından bu yana rafting yapılıyor.
Malatya Darende Tohma Kanyonu
Kanyonun, Taşköprü’ye yakın bölümünde, doğal bir sıcak su çıkan bölge bulunuyor. Rafting tutkunları, kanyonda bu tutkularını gerçekleştirebiliyorlar. Parkurun uzunluğu: 8 km.
KUDRET YÜZME HAVUZU
Tohma kanyonu içindedir. Havuz suyunun sıcaklığı: değişmez ve yaz-kış; 22 derecedir. Ayrıca: kaynağından aldığı, dakikada 11 tonluk su debisi ile, havuz suyu sürekli temiz kalmaktadır. Havuzun ölçüleri: 8 x 25 metre, derinlik ise: 230-140 cm. arasında değişmektedir. Özellikle yaz aylarında, yörenin insanı buraya akın ediyor ve on binlerce kişi havuzdan yararlanıyor.
ROMA MEZARI
Yenice kasabası merkezinde, Maşattepe Mevkiindedir. Buradaki tümülüste yapılan kazılarda ortaya çıkarılan mezar yapısı: içten düzeltilmiş, dıştan moloz taş ve toprakla doldurulmuş, taştan inşa edilmiştir. MÖ.1’nci yüzyıldan kaldığı düşünülmektedir.
Çift mekanlı yapıda: ortadaki boşlukta bulunan ahşap sanduka içinde: kadın cesedi bulunmuştur. Ayrıca: yine bu mezar yapısında bulunan, taşınır nitelikteki küçük buluntular, Malatya Müzesinde sergilenmektedir.
Malatya Darende Hasan Gazi Türbesi ve Şehitliği
HASAN GAZİ TÜRBESİ VE ŞEHİTLİĞİ
Hasan Gazi: Battalgazi’nin hem amcası ve hem de kayınpederidir. Zengibar kalesinin alınması sırasında, türbenin bulunduğu tepe üzerinde şehit düşmüş ve buraya defnedilmiş.
Türbenin bulunduğu yer, 2006 yılında yeniden düzenlenerek, şehitlik ve türbe olarak ziyaretçilerin ziyaretine açılmış.
Malatya Darende Uzunok Köprüsü
UZUNOK KÖPRÜSÜ
Fırat nehrinin kollarından olan Tohma çayının üzerindedir. Köprü: bu çay üzerinde bulunan diğer birçok köprü gibi Osmanlı döneminde yapılmış olup, günümüzde halen faaliyette yani kullanılmaktadır.
ULU CAMİ MİNARESİ
Eski Darende mevkiindedir. Ulu caminin esas yapısı bulunmamakta olup sadece minaresi ayakta olarak günümüze ulaşmıştır. Kitabesi yoktur. Yapım ve işçilik tarzı değerlendirilerek: Beylikler döneminde, yani 14.yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Minare: tek şerefelidir ve külah kısmı tahrip olmuştur. Kesme taştan yapılmıştır.
YUSUF PAŞA BEDESTENİ
Eski Darende bölgesindedir. Osmanlı dönemi yapısıdır. Dikdörtgen planlı, Osmanlı Kapalı çarşıları tipindedir. Ortada büyük bir avlu ve çevresinde odalar sıralanmıştır. Yapının: taşıyıcı duvarları kesme taş, diğer bölümleri ve üzeri ise, moloz taşlarla örtülmüştür. Ancak, bu bedesten maalesef çok harap durumdadır.
CEBECİZADE MEHMET PAŞA KÜTÜPHANESİ
Eski Darende bölgesindedir. Yapı: kare planlı, kesme taş duvarlı ve tek kubbelidir. Kitabesine göre: 1763 yılında, Osmanlı Paşası, Darendeli Sadrazam Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Malatya Darende Zengibar
ZENGİBAR KALE KALINTILARI
İlçe merkezinin kuzey yamacındadır. Yörede: Senkbar olarak da anılmaktadır. Bu kalıntının: Osmanlı döneminden kalma olduğu düşünülmektedir. Günümüze, kalede geriye, sadece kapısı kalmıştır. Yapı: kesme taştan yapılmıştır.
Malatya Darende Aşudu-Günpınar Şelalesi
AŞUDU- GÜNPINAR ŞELALESİ
İlçe merkezine 8 km. uzaklıktadır. Ülkemizin birkaç tabii şelalesinden biridir ve mesire yeri olarak kullanılır. Tohma çayı yatağında bulunan, tahminen 50 metre yükseklikteki kayalar arasından akan suyun, sert akışı, şelaleye ayrı bir güzellik katmaktadır.
Alan, Sit alanı olarak ilan edilerek, koruma altına alınmıştır. Şelalenin çıkardığı ses, toz halinde çevreye yayılan su zerreciklerinin kayalar üzerinden akışı, gerçekten izlenmeye değer muhteşem güzel görüntüler ortaya çıkarıyor.
Şelaleden sonra, 15 km. lik bir yürüyüş ile, yeni köy bölgesindeki, Geç Hitit dönemine ait, iki aslan heykelinden oluşan “Aslantaşları” da görmek mümkündür.
BALABAN BELDESİ
Burada: Şeyh Abdurrahman-ı Erzincani camii var. Bu cami, özgün ve kerpiç mimarisiyle ünlüdür. Ayrıca, beldenin evleri ve balaban içmecesi görülebilir.
Malatya Darende Ozan Anıt Mezarı
OZAN ANIT MEZARI
İlçe merkezine bağlı, Ozan köyünde bulunan ve Romalılardan kaldığı düşünülen bir yapı. Anıt mezar yapısının ölçüleri: 6 x 6x 7 metredir.
Malatya Darende Aslantaşlar
ASLANTAŞLAR
İlçe merkezinin 20 km. güneybatısında, Yeniköy mevkiinde görülebilir.
Burası: Akdeniz’de kıyısı olmamasına rağmen, tam bir Akdeniz şehridir.
Günümüzde şehirde 600 bin kişi yaşıyor. Şehir, Atlantik okyanusu kıyısında, Tejo nehrinin oluşturduğu haliçte bulunmaktadır. Yani bir anlamda, İstanbul’daki haliç gibi düşünülse de, aynı güzelliği burada bulmak mümkün değildir. Siz: şehirde okyanus manzarası izliyorum diye düşünürken, aslında Tejo nehrini izliyorsunuz. Okyanus, sadece köprünün ötesinden görülüyor.
Şehirde: her yer yokuş ama sık ve dik yokuşlar var. Roma ve İstanbul gibi, 7 tepe üzerine kurulmuştur. Yani, bir anlamda “Yedi Tepeli Şehir” de denilebilir. Bu yüzden: şehirde yürüyerek gezerken, yanınızda çok eşya bulunmamasına dikkat etmek gerekir.
Portekiz Lizbon Genel
ULAŞIM
İstanbul-Lizbon arasındaki havayolu ulaşımı: yaklaşık 4 saat 50 dakika sürüyor. Lizbon şehrindeki “Portella Havaalanı”; şehir merkezinden 7 km. uzaklıktadır. 2012 yılında havaalanı, 15.3 milyon yolcu tarafından kullanılmıştır. Havaalanında, ülkeye girişte “Freeshop” bölümü bulunmuyor. Pasaport kontrolünden sonra, yalnızca kahve satan birkaç dükkan bulunuyor. Havaalanı ile şehir merkezi arasında, her yarım saatte bir kalkan servis otobüslerini kullanabilirsiniz. Bunlar, 3.5 euro ücret alıyorlar ve şehir merkezine, 25-30 dakika da ulaşıyorlar. Taksi isterseniz, şehir merkezine ulaşmak için, muhtemelen 15-20 euro ödemeniz gerekir.
Portekiz Lizbon Genel
TARİHİ SÜREÇ
Şehir: Fenikeliler tarafından kurulmuş ve “Ulissipo” yani “güzel liman” adıyla anılmış ve ilk çağlarda: İber kabileleri tarafından yerleşilmiştir.
1255 yılında ise, şehir, Portekiz krallığının başkenti olarak seçilmiş ve ardından önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir.
Takip eden dönemlerde ise: 1290 yılında, ülkenin ilk üniversitesi bu şehre taşınmıştır. 1531 ve 1756 yıllarında meydana gelen depremler: şehri tamamen yok etmiştir. Bunun üzerine: Pambal Markisi isimli şahıs tarafından, şehir yeniden planlanmış ve yeniden yaratılmıştır.
Hatta: şehrin aşağı kısmına, Marki’nin anısına “Baixa” yani (Aşağı Mahalle) “Pombalina” ismi verilmiştir.
1755 yılındaki büyük depremde: şehirde, 100 bin civarında insan öldüğü söyleniyor. II. Dünya savaşında ise, Lizbon, tarafsız bir liman olarak bilinir. Ancak: 1988 yılına gelindiğinde, şehirde, yine büyük bir felaket, yangın çıkar.
Portekiz Lizbon Genel
İKLİM
Lizbon şehrinde, soğuk pek etkili olmuyor. Gezginleri etkileyecek tek hava olayı yağmurlardır. Bu şehirde yıl boyunca hava sıcaklıkları nadiren 5 derecenin altına düşer. Zaten şehirdeki evlerde kalorifer tesisatı bulunmadığını öğrendim. Ortalama sıcaklık, 10 derecedir. Şubat ayında burada gayet güzel güneşli bir havada gezme şansı buldum. Evet, Lizbon şehri, Avrupa’nın en sıcak başkentlerinden birisidir. Burada, tipik Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir.
Portekiz Lizbon Genel
ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI
Lizbon şehrinde: yüzyıldan fazla zamandır kullanılan “tramvay” ve “feniküler” bulunmaktadır. Şehri gezerken, bunları kullanabilirsiniz. Ayrıca: şehirde, 4 hatlı metro sistemi bulunmaktadır. Lizbonlular yoğun olarak metroyu kullanıyorlar. Metro istasyonları: gayet güzel ışıklandırılmış ve sıcak yaz günlerinde klimalar ile soğutuluyor. Ancak: turistler yani ziyaretçiler, metro değil, genellikle “tramvay” kullanıyorlar ki, zaten bu sarı tramvaylar, şehre ait tüm hediyelik objelerde işlenmiştir.
Şehirde kalış süresine göre: “Lizboncard” alırsanız, bütün toplu taşım araçlarında, bu kartı kullanabilirsiniz. Bu kart, aynı zamanda bazı müzeler ve restoranlarda da indirim sağlamaktadır. Bu kart, 50 cent ödenerek satın alınıyor ve içine istediğiniz kadar para yükletebiliyorsunuz.
Ancak: otobüse veya tramvaya bindikten sonra, şöföre veya kondörtöre para ödeyerek de seyahat edebiliyorsunuz. Ayrıca: günlük seyahat kartı da satın alabilirsiniz. 4.60 euro ödeyerek alacağınız bu kart ile, bir gün boyunca, tüm metro, otobüs ve trenlere binebilirsiniz.
Şehirdeki en turistik hat ise “28” numara olarak biliniyor ve onun ücreti 2 eurodur. Turistik seyahat otobüsleri gibi, birçok turistik yeri, bununla gezebilirsiniz.
Şehirde, taksi kullanmak isterseniz, taksiler ucuzdur. Yani: genellikle 5-6 euro ödeyerek, birçok yere taksi ile ulaşabilirsiniz.
Portekiz Lizbon GenelPortekiz Lizbon GenelPortekiz Lizbon Genel
ALIŞVERİŞ
Alışveriş ile ilgili öncelikle şunu bilmeniz gerekir ki, şehrin birçok yerinde “kredi kartı” geçmiyor ve nakit alışveriş yapılıyor. Yani, bu şehirde gezerken, yanınızda mutlaka yeterli nakit bulundurun.
Şehrin ana alışveriş caddesi olan “Avenida da Liberdade”: Rossio’dan başlayıp, VII Eduardo Parkı’na kadar devam etmektedir. Bu cadde üzerinde: şık kafeler ve alışveriş mekanları bulunmaktadır.
“Chiado” ise: yine hoş mağazaların bulunduğu bir yerdir.
“Campo de Santa Clara” meydanında: cumartesi günleri, “Feira de Ladra” isimli, bit pazarı kurulmaktadır.
“Rua de Sao Pedro” da: hafta içi, her sabah erken saatlerinde balık pazarı kurulur.
Evet, peki bu şehirden ne satın alınır. Lizbon şehrinde en güzel hediyelik “el yapımı” mallardır. Antik döneme ve çağdaş döneme ait el boyaması fayanslar, lüks sabunlar, farklı bölgesel seramikler ve masa örtüsü, nakış gibi tekstil ürünleri bulup satın alabilirsiniz. Portekiz’de satılan altın objelerin hepsi, en az 19.2 ayardır.
Lizbon şehrinde, buraya has seramiklerden satın almak isterseniz: Praça Principe Real, 33 adresinde bulunan: Principe Real’i tercih edebilirsiniz. Burası, Portekiz’in en ünlü seramiklerini üreten fabrikanın malları satılır. Bir diğer adres ise, Chiado bölgesinde, Rua do Alacrim, 95 adresinde bulunan, Azulejos Sant’Ana olabilir. Burası da bir fabrika satış mağazasıdır.
Bunların yanında, Lizbon şehrinde alışveriş merkezi gezmek isterseniz: bu kez: Avrupa’nın en büyük alışveriş merkezlerinden bazılarının burada olduğunu göreceksiniz. Colombo en büyük, Amoreiras ise en eski olanıdır.
Şehirde, özellikle yağmurlu bir günde, bu alışveriş merkezlerinde gayet güzel zaman geçirebilirsiniz. Bu alışveriş merkezlerinden, öncelikle önerim “Uptown” bölgesinde, Av Muh.Duarte Pacheco adresinde bulunan “Amoreiras” olacaktır. Şehrin en eski alışveriş merkezi göz alıcı post-modern kulesi ile ilgi çekmektedir.
Bir diğer öneri “Centro Vasco Da Gama” olabilir. Parque das Naçoes bölgesindedir. Popüler alışveriş merkezi: bir okyanus tema ile dekore edilmiştir. Mağazalar ise, uygun türe göre kümelenmiş, açık oturma alanları ve 10 sinema salonu ve fast-foot bölgesi bulunmaktadır.
Son öneri: “Colombo” olacaktır. Uptown bölgesinde, Av. Colegio Militar adresinde bulunan bu alışveriş merkezi de, Avrupa’nın en büyüklerinden birisidir.
NE YENİR-NE İÇİLİR
Burada: akşam yemeği çok geç saatte yeniliyor. Hatta: akşam yemeği için, fado söylenen bir restorana gitmenizi öneririm. Ama unutmamak gerekir, Fado müziği pek iç açıcı bir müzik türü değil, melankolik bir müzik. Ben gittim, bir daha gider misin derseniz gitmem, karar sizin.
Deniz kıyısında bulunması nedeniyle, Portekiz mutfağı, deniz ürünleri ağırlıklıdır. Daha doğrusu Portekiz mutfağının balık lezzetlerinin cenneti olduğu söylenebilir.
Evet: Portekiz, Avrupa’nın en çok balık yenilen ülkesi olarak biliniyor. Burada özellikle bir tür okyanus balığı olan “Bacalhau” denemelisiniz. Bu balık, genellikle şarap katılarak pişiriliyor. Diğer tür yemeklerde ise, genellikle zeytinyağı kullanılıyor. “Sardinhas assadas” isimli yemek, bir tür mangalda pişirilmiş sardalya balığıdır. “Pasteis de bacalhau” ise: balık kekleri olarak bilinir ve yine Lizbon şehrinin en popüler yemekleridir.
Yemek yeme yerleri için öneriler: Rossio meydanı ve Rua Agusto bölgesindeki restoranların fiyatlarının yüksek olduğunu unutmayın. Rua Agusto caddesinin bir arka paraleli olan Rua dos Sapateiros sokağındaki “A Licorista Bacelhoeiro” isimli restoranı düşünebilirsiniz.
Fiyat ve lezzet dengesi iyidir. Burada, tüm deniz ürünlerini tadabilirsiniz. Ama özellikle ahtapot salatası yemelisiniz. Hatta: ülkemizde bulunmayan ancak Portekiz’in ulusal balığı olan “Codfish” yani “morina balığı” deneyebilirsiniz.
Yani bizim Karadeniz bölgesinde hamsi neyse, onlarda da aynısı. Bu balığın binbir çeşidini yapıyorlar.
Tatlı olarak ise “Pudin” denilen, kremalı tatlıyı denemelisiniz. Ayrıca: Belem kurabiyesini tatmayı sakın unutmayın. Sıcacık ve içi puding dolu, dışı çıtır çıtır ve üstü pudralı, muhteşem bir lezzet. Ama mutlaka Belem bölgesindeki pastaneden yemelisiniz.
Şehri ziyaret ederseniz: “Casa Brasileira Cafe” de oturmalı ve bol köpüklü bir “bica kahvesi” içmelisiniz. Gerçekten, bu kahve, lezzeti itibarıyla muhteşem bir kahve olarak hafızanıza yer edecektir. Otururken: hemen ön tarafta, ünlü Portekizli yazar Fernando Pessoa’nın heykelini de görebilirsiniz.
Yine, şehirdeki bir lezzet mekanı “Cafe Pastelaria Suiça” var. Petro IV meydanına bakan kafede, muhteşem lezzetli filtre kahve içebilirsiniz.
Bunun dışında: Porto şehrinde üretilen “brendi aromalı Porto şarabı” denemelisiniz. Ayrıca; Madeira şarabı ve Vinho verde şarabı da denenebilir. Zaten: Portekiz, kaliteli şarabıyla ünlü bir yerdir. Şarap: Lizbon mutfak kültürünün vazgeçilmez bir parçasıdır.
Portekiz Lizbon Genel Sardalya Balıkları
Sardalya
Sardalya, Lizbon’un simgesi olan bu balık, Lizbon şenliklerinde ekmekle yenir. Tutulduğu her ay lezzetli olan sardalya, özellikle Saints Popülaires sırasında lezzetlidir. Evet, ızgara sardalya, Lizbon yazının en sembolik yemeklerinden biridir.
Bir dilim ekmekle ya da közlenmiş biber ve haşlanmış patatesle yenen bu balık, yaz boyu mis kokularıyla Lizbon sokaklarını doldurur. En ünlü saldalyalar “Setubal” de bulunur.
Geleneksel mahallelerde de ızgaralar kurulur. Hediyelik olarak, şehirden sardalya konservesi alabilirsiniz.
Portekiz Lizbon Genel
FADO MÜZİĞİ
Fado müziği “kader” anlamına gelmekte ve Portekiz’in ulusal müziği olarak bilinmektedir. Portekiz müzik tarzı: Lizbon’un kültürü ve ruhunu meydana getirir.
Gitarın eşlik ettiği kederli söz ve nağmelerden oluşan bu müzik tarzı: derin duygularla bağlı bulunulan bir kimseye veya bir şeye duyulan özlemi anlatır. Yani: Fado, Lizbon şehrinin popüler kültürünün önemli bir parçasıdır. Denizin hikayesini anlatır.
En çok söylenen temalar: melankoli, nostalji, mütevazi mahallerde günlük yaşamdan küçük hikayeler ama özellikle kadercilik ve hayal kırıklığıdır.
Şarkılar genellikle bir erkek veya kadın tarafından, akustik gitar ve Portekiz’e özgü bir gitar eşliğinde söylenir.
2011 yılında, UNESCO tarafından Fado müziği “İnsanlığın somut olmayan kültürel mirası listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Lizbon şehrinin eski mahallelerinde çok sayıda küçük Fado evlerinde amatörler tarafından icra edilir. Ancak, Fado müziği dinlemek için en ünlü yerler: “Alfama” ve “Bairro Alto” bölgesidir.
Portekiz Lizbon Genel
TURİZM
Lizbon şehri, idari bakımdan, 6 bölgeye ayrılmaktadır. Bunlar: 1. Baixa bölgesi (burada, geniş meydanlar, 18’nci yüzyıl mimarisi ve desenli kaldırımlar, popüler kafeler bulunur) 2. Bairro Alto ve Chiado (Burada, canlı gece hayatı, klasik ve alternatif kültür, şık alışveriş yerleri, restoranlar bulunur) 3. Belem (Şehrin bu bölümünde: keşifler çağına ait görkemli anıtlar ve müzeler görülür) 4. Alfama ( Ortaçağ döneminden kalma cadde ve sokaklar, muhteşem ve görkemli bir kale, fado sesleri) 5. Uptown ( burada, müzeler ve alışveriş merkezleri bulunur) 6. Parque das Naçoes ( Tagus nehri tarafında, 21’nci yüzyılın modern mimarisi görülür)
Müzeler
Lizbon şehrindeki en iyi 10 müze, şöyle sıralanmaktadır. 1. Calouste Gulbenkian Müzesi. (Doğu ve Batıdan hazineler) 2. Berardo Müzesi. (Modern sanatın dünya standartlarında eserleri) 3. Antik Sanat Müzesi. (Büyüleyici Doğu ve Avrupa sanatı örnekleri) 4. Tasarım Müzesi. (Dünyanın önde gelen tasarım koleksiyonlarından birisi) 5. Çini Müzesi. (Cömert bir eski manastır sanat formu) 6. Orient Müzesi. (Asya’da Lizbon, Lizbon’da Asya) 7. Antrenör Müzesi.(Muhteşem kraliyet antrenörleri, dünyanın en büyük koleksiyonu) 8. Denizcilik Müzesi. (Dünya keşiflerinde Portekiz’in öncü rolü) 9. Chiado Müzesi. (Portekizce çağdaş sanat) 10. Medeiros e Almeida Müzesi. (Güzel sanatlara ait üstün bir koleksiyon)
Evet, Lizbon şehrini gezmek isteyen okurlar için, şehirde mutlaka görmenizi önereceğim yerler ise şunlardır: (Buralar ile ilgili kısa bilgiler vereceğim, ayrıntılı bilgileri daha aşağıda bölgelere ait bölümde bulabilirsiniz.)
1. Jeronımos Manastırı (Burası, ünlü kaşif Varco do Gama’nın dinlenirken kullandığı bir yer olarak biliniyor. 1500’lü yıllarda inşa edilmiş bir kilisedir. Odun dehlizleri, dünyanın en güzel yerleri olarak değerlendirilmektedir ve UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.) 2. Belem Kule (Lizbon şehrinin simgesidir. 1500’lü yıllarda inşa edilen bu süslü gözetleme kulesi, UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.) 3. St George’s Kalesi (Bu kalenin eski surlarında yürürseniz, şehrin kuşbakışı muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz. Kalenin içinde küçük bir arkeoloji müzesi bulunmaktadır. ) 4. Calouste Gulbenkian Museum (Burası, bir adam tarafından toplanan Doğu ve Batı’nın ve antik dünyanın hazinelerinden oluşan, dünyanın en iyi özel sanat koleksiyonlarından birini sergilemektedir. Koleksiyon içinde: Rubens, Rembrandt, Monet ve Rene Lalique gibi sanatçıların eserleri de bulunmaktadır.) 5. Parques das Nacoes (Burası bir semttir. Ancak, şehrin en eski mahalleleriyle zıt bir zemin oluşturan, Avrupanın en uzun köprüsünü de bir arada barındırmaktadır. Burada ayrıca bir akvaryum, bir kumarhane ve harika deniz kıyısı manzarası bulunmaktadır.) 6. Berardo Museum (Bir Portekizli milyarder Andy Warhold: Picasso ve Dali gibi sanatçıların eserlerinin de bulunduğu, Avrupa’nın en büyük modern sanat koleksiyonunu oluşturmuştur ve bu koleksiyon, bu müzede sergilenmektedir. ) 7. Madre de deus Convent (Dünyanın tek ve en lüks manastırıdır. Aynı zamanda müze olan bu manastırda, dekoratif seramik sanatı objeleri görülmeye değerdir) 8. Sao Roque Kilisesi (Burası dünyanın en pahalı şapeli olarak bilinir. Sömürge döneminde, Brezilya’da bulunan altın sonucu şaşırtıcı derecede zengin olan Portekiz: bu şapelin içini Roma şehrinde tam bir Avrupa başyapıtı gibi yaptırmış ve daha sonra buraya getirerek şapel içine yerleştirmişlerdir.) 9. Antik Sanat Müzesi (Burada: büyüleyici doğu ve Avrupa sanatı, Portekiz sanatı eserleri bulunmaktadır. Bunların çoğu: Portekiz’in Asya ve Afrika’daki sömürgelerinden getirilmiştir. 10. Tasarım ve Moda Müzesi (Moda ve tasarım konusunda, üst düzey uluslar arası isimlerin yarattıkları kalıcı koleksiyon ve geçici sergilerin sunulduğu bir müzedir. Eski bir bankanın merkezinde, 2009 yılında açılan müze, dünyanın önde gelen tasarım ve moda müzelerinden biri olarak kabul edilir.
Portekiz Lizbon GenelPortekiz Lizbon Genel
Plajlar
Lizbon şehri, Avrupa ülkeleri başkentleri içinde, kumlu plajlara en yakın başkent olarak da bilinir. Bu plajlardaki sular: güney denizlerindeki ve özellikle Akdeniz’deki kadar sıcak olmasa da, küçük koylar ve kumlu plajlar ilgi çekmektedir.
Bu plajların çoğu: “Mavi Bayrak” standartlarını taşımaktadır. Lizbon şehrinde iken, şehrin en iyi plajından denize girmek isterseniz “Portinho Da Arrabida” yı tercih etmeniz gerekir.
Portekiz Lizbon Genel
Portinho Da Arrabida
Burası Lizbon şehrinin en iyi plajıdır. Bu koydaki küçük plajda: yüzme ve dalış için mükemmel, mavi-yeşil sular bulunmaktadır.
Portekiz Lizbon GenelPortekiz Lizbon Genel
Cascais
Demiryolu hattı üzerinde bulunan bu plaj bölgesi, özellikle Lizbon şehrindeki işçi sınıfını, tatil günlerinde çekmektedir. Özellikle, plaj futbolu oynamak çok yaygındır. Cascais merkezinde bulunan “Prala da Conceiçao” ve “Praia da Rainha” plajları ilgi çekmektedir. Praia da Rainha: uçurumlar ortasında gizli, küçük bir plajdır. Burayı bulmak için “Hotel Albatroz” u bulmalısınız.
Guincho
Burası, özellikle dünya çapında bir sörf alanı olarak bilinir ve şehir merkezine 20-30 dakika uzaklıktadır.
Portekiz Lizbon Genel
Meco
Avrupa’nın en iyi plajlarından birisi olarak bilinir.
Turistik Gezi Otobüsü
Şehirdeki gezi otobüsü: şehrin kalbi olan “Parque das Naçoes” den kalkar ve Tagus nehrini izler. Tur, yaklaşık 1 saat 45 dakika sürer. Her gün, saat: 09.45 ile 18.45 arasında, her yarım saatte bir hareket eder. Başladığı yerde biter. Yetişkinler 13.50 euro, çocuklar (4-10 yaş arası) ise 7.50 eurodur.
Portekiz Lizbon Genel
LİZBON SOKAK LAMBALARI
Eski, duvara sabitlenmiş, metal veya daha modern, sütun şeklindeki bu sokak lambaları, şehirdeki kamu aydınlatmasının hikayesini anlatır. Kraliçe D. Maria I tarafından taktırılan kandillerin yerini, gazlı sokak lambaları ve ardından 1878 yılında ilk elektrikli küreler aldı. Ferforje, dökme demir ve alçı yapılar, şehri süsleyen romantik ve modern tarzları temsil ediyor.
Şehirde, gerek dış ülke ve gerekse ülkemizin diğer yörelerinden insanları, buraya çekecek kadar önemli turizm kalıntıları ve etkinlikleri yok. Ama yine de, sonuç olarak, çevreye turizm gezisi yapanların, buraya biraz zaman ayırıp uğramaları her ne kadar turizm aktivitesi yoksa da, buranın özelliklerini, dondurmasını, baklavasını ve mutfak lezzetlerini tatmalarını öneririm.
Hani, tarihi kalıntı yok dedim ya, aslında Germenicia antik kenti kalıntıları ve özellikle son günlerde burada ortaya çıkarılan mozaikler gerçekten muhteşem, yani bu mozaiklerin güzelliği, “yörede antik kalıntı yok” cümlesini sildirecek kadar güzel.
Birçok kez gittiğim, kaldığım ve geçtiğim bu güzel şehre mutlaka zaman ayırmanızı öneririm. Özellikle: buraya has, kuru baklavayı mutlaka tadın.
Bunları yaparken, Akdeniz Bölgesinin bir ilinde olduğunuzu unutmayın, Trabzon caddesinde gezerken, Kahramanmaraş-Trabzon illeri arasındaki bu bağlantıyı keşfetmeye çalışın. (Trabzon şehrinde de, Kahramanmaraş caddesi var)
BÜYÜKŞEHİR VE MERKEZ İLÇELERİ
2012 yılında kabul edilen bir Kanun ile, Kahramanmaraş’ta kurulacak merkez ilçelerin isimleri: Dulkadiroğlu ve 12 Şubat olarak belirlendi. Kahramanmaraş Belediyesinin mahalleleri merkez olmak üzere, bazı köyler, mahalleler ve belediyelerden oluşan Onikişubat ve Dulkadiroğlu ilçeleri ve aynı adla belediyeleri kuruldu.
Kahramanmaraş
ULAŞIM
Şehre ulaşım: karayolu, havayolu ve demiryolu ile mümkündür. Havaalanı, 1996 yılında hizmete girmiş olup, halen faaldir. Havaalanı, şehir merkezine, 8 km. uzaklıktadır.
Kahramanmaraş-Ankara arası uzaklık: 592 km. Kahramanmaraş-İstanbul arası uzaklık: 1046 km. Kahramanmaraş-Adana arası uzaklık: 186 km. Kahramanmaraş-Gaziantep arası uzaklık: 80 km. Kahramanmaraş-Kayseri arasındaki uzaklık: 273 km. Kahramanmaraş-Malatya arasındaki uzaklık: 223 km. Kahramanmaraş-Erzurum arasındaki uzaklık: 639 km. Kahramanmaraş-Van arasındaki uzaklık: 746 km. dir.
Kahramanmaraş
TARİH
Bölge tarihine ait ilk yazılı kaynak ve buluntular, MÖ.9.yüzyılda başlayan Asur tabletlerinde geçmektedir. Bu dönemdeki tabletlerde, bölgeden “Gurgum krallağı” ve bu krallığın başkentinden ise “Markas” veya “Markasi” isimleri geçmektedir. Hatta, Asur kralı Sargon zamanından günümüze gelen “Boğazköy” yazıtlarında, “Maraş” isminden söz edilmektedir.
Burası, Geç Hitit döneminde de önemli bir kent olarak önemini korumuştur. Hatta, yapılan arkeolojik kazılarda bulunan ve halen İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesinde sergilenen “Maraş Aslanı” heykeli, Maraş kalesinde bulunmuş, antik dönemlere ait, yörede bulunmuş önemli bir bazalt eserdir. Eserin, Hitit döneminden kaldığı düşünülmektedir.
En önemli özelliği ise: aslan heykelinin üzerinde bulunan Hitit hiyeroglifleridir. Bu yazılı metin, bölgenin tarihine açıklık getirmektedir. Bu yazıtta: MÖ.9.yüzyılda, kenti yönetmiş olan Hitit kralının, kendi soyunu, babası, dedeleri ve geçmişi hakkında bilgi vermektedir.
Romalılar döneminde ise, bölgenin ismi “Germanicia” olarak geçmektedir. Şehir, Müslümanlar tarafından ele geçirilince ise, ismi yine değiştirilir ve bu kez “Maraj” olur. Ama, şehrin ismi “Mer’aş” olarak yazılır. Bu kelimenin Arapçada ki anlamı ise “titreme-zelzele”. Bunu okuyunca, elbette korkmamak elde değil. Bilmiyorum, yine de Maraş şehrinde öyle aşırı büyük depremlerin olduğunu duymadım, ama niye bu isim verilmiş, ilginç.
Evet, kentin tarihi konuşulurken, özellikle burada olmuş birkaç olaydan söz etmemek olmaz. I. Dünya savaşından sonra, şehir, 23 Şubat 1919 tarihinde, İngilizler tarafından işgal edilir. Ancak, İngiliz askerleri içinde, çok sayıda Müslüman sömürge ülkelerinden getirilen asker bulunması, yöredeki Ermeniler tarafından rahatsızlık duyulmasına neden olur ve bunun sonucunda, bölge Fransızlara bırakılır. 29 Ekim 1919 günü, Fransızlar şehri işgal ederler.
SÜTÇÜ İMAM OLAYI
31 Ekim 1919 günü, Fransız askerleri, Ermeniler ile birlikte şehirde, terör estirirler. Özellikle, aynı gün akşam üstü, Uzunoluk hamamından çıkarak evlerine gitmekte olan kadınlara yapılan sözle saldırılar ve sataşmalar, bardağı taşıran son damla olur. Bayanları, bu saldırganlardan korumak üzere, bölgeye gelenler, işgalcilerin açtıkları ateş sonucu yaralanır ve ölürler.
Aynı anda, bölgedeki küçük bir dükkanda süt satan ve olayı seyreden “Sütçü Hacı İmam Karada”, tabancasını alarak olay yerine gelir. Kadınlara sataşan ve bölgeye gelen Türkleri yaralayan Ermeni’ye ateş eder ve Ermeni ölür, diğerleri kaçarlar.
Böylece, bölgedeki işgale karşı, ilk kurşun atılmış olur. Sütçü İmam bölgeden ayrılır. Ancak, arkasından, kendisini arayıp bulamayan işgalci Fransız askerleri ve Ermeniler, bölgede büyük sıkıntılar yaratırlar ve birçok Türk vahşice öldürülür.
BAYRAK OLAYI
Sütçü İman hadisesi üzerine çıkan olaylar bir türlü bitmez. Özellikle: 27 Kasım 1919 günü, yine Ermenilerin tahrikleri sonucu, Kahramanmaraş kalesindeki, Türk bayrağı, Fransız işgalci güçleri tarafından indirilir.
Ancak, aynı günü takip eden sabah, tüm şehir halkı, kalede Türk bayrağını göremeyince, tepki göstermeye başlarlar. Cuma günü, tüm şehir halkı, kaleye hücum ederler ve indirilen bayrağı yeniden çekerler.
BÜYÜK DİRENİŞ
Bayrak olayından sonra, tüm şehirde, direniş hareketi etkinleşmeye başlar. 21 Ocak 1920 günü, şehir içinde çatışmalar başlar. Yaklaşık 22 günlük çatışmaların ardından, şehir halkı, büyük bir zafere imza atar ve uğurda verilen tüm şehitler ile birlikte, Maraş, 11 Şubat 1920 tarihinde düşman işgalinden kurtarılır.
Maraşlılar, bunun üzerine, “Kendini kurtaran şehir” olarak anılmaya başlanır. Bu durum, çevre illerde de etkisini gösterir ve işgale karşı direnişler başlar.
İSTİKLAL MADALYASI VE KAHRAMANLIK VERİLMESİ
Bu direniş ve işgalin bitirilmesi üzerine, TBMM tarafından, Maraş’a bir yazı gönderilerek, çatışmalara katılanların kimlikleri istenir. Ancak, şehir yöneticileri, bu istenen yazıya verdikleri cevapta “Milli Mücadeleye katılmayan tek bir fert bile yoktur” derler.
Bunun üzerine, TBMM, 5 Nisan 1925 tarihinde, İstiklal Madalyasının, şahıslara değil, tüm şehir halkına verilmesine karar verir. Maraş şehri: kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile onurlandırılır. Yine, TBMM tarafından, 7 Şubat 1923 tarihinde, şehir “Kahramanlık” payesiyle ödüllendirilir.
Kahramanmaraş
GENEL
Şehir, coğrafi konum olarak, gerek Akdeniz ve gerekse Doğu Anadolu bölgeleri arasında kalıyor. Bu durum, özellikle iklim şartlarını etkiliyor. Bu yüzden, güney illerine göre daha serindir. Zaten, il toprakları: yükseklikleri 3000 metrelere ulaşan Toroslar ve bunların uzantıları arasında kalan çöküntü de bulunuyor.
İl alanının, yaklaşık % 60’lık bölümü dağlardan oluşuyor. Bunların en önemlisi, Nurhak dağları ve bunların yükseklikleri, 3100 metre ye kadar ulaşıyor.
Yer altı kaynakları bakımından yeterli zenginliklere sahip olmayan il: ekonomik açıdan: 1980’li yıllara kadar, tarım, hayvancılık ve el sanatlarına dayalı olarak gelişmiştir. 1980’li yıllardan sonra ise, izlenen ekonomik politikalar sonucu: büyüme gerçekleşmiş ve birçok fabrika kurulmuştur.
Özellikle: tekstil, konfeksiyon, çelik eşya, kağıt, dondurma, biber, kuyumculuk ve sıvı yağ sektöründe birçok tesis bulunmaktadır. Ama buranın tekstil sektöründeki önemi çok farklı, yaklaşık 80 civarında iplik tesisi var.
Merkezi nüfus değerlendirildiğinde ise, Türkiye’nin en kalabalık, 16’ncı şehri olarak görülür.
İl bölgesinin turizm zenginliği ise, çevredeki illerde yaşayan insanların burada, özellikle yaz aylarında bulunan ikinci bir yazlık mekanlarının bulunması ile şekillenmektedir.
KAHRAMANMARAŞ DONDURMASI
Buraya has bu dondurmanın en büyük özelliği: sanırım içinde salep katılıyor olması. Ayrıca, elbette dondurmanın yapıldığı süt de, bölgeye has özellikler taşıyor. Tüm bunlar, burada, dünyaca yaygın bir üne sahip, Kahramanmaraş dondurması markasının ortaya çıkmasına neden olmuş.
Dondurmanın ilk bulunuş öyküsü şu şekilde anlatılıyor: Osman ağa isimli bir şahıs, bölgedeki Osmanlı saraylarına, yabani orkide yani salep satarmış. Günlerden bir gün, satışı yaptıktan sonra, elinde kalan fazla salepleri, şeker ve süt ile karıştırmış ve kara gömmüş.
Sonraki gün gidip baktığında, bu karışımın kıvamında bir değişiklik olduğunu görmüş. Süt, şeker ve salep karışımı: sakız gibi uzuyormuş. Karışımı tattığında ise, lezzetinin farklılığını hissetmiş ve yakın çevresindeki insanların tatması için, bu karışını yeniden hazırlamış. Hatta ismini de “karsambaç” olarak belirlemiş ve bu karışım, günümüze, meşhur “Kahramanmaraş dondurması” olarak gelmiş.
Günümüzde, kentte, bu dondurmanın yaklaşık 50 farklı çeşidi üretiliyor. İçindeki besin öğeleri çok yoğun, yani özellikle gelişme çağındaki çocuklar için ideal besin öğeleri var. Ama, bu tür dondurmanın en büyük ve göze batan özelliği: birçok yerde, döner sehpalarına takılarak ve kesilerek satılması ve ayrıca yine birçok yerde, anılarımız arasında etkin yeri olan, uzun dondurma kaşıkları ile servis edilen Maraş dondurması.
Dondurma kültürü o kadar ileri gitmiş ki, bazı yerlerde, Kahramanmaraş dondurmasının “dönek” şeklinde hazırlandığı ve uzun döner bıçakları ile kesilerek servis edildiğini görebilirsiniz.
Ayrıca, nispeten katı olarak hazırlanan bu dondurma, dondurma tezgahlarında kişilere servis edilirken, servis edenin maharetlerine bağlı olarak çeşitli akrobasi hareketlerini de görmek mümkündür.
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ
1992 tarihinde kurulmuştur. Bölgede bulunan Gaziantep ve İnönü Üniversitesi bağlısı fakülte ve yüksek okullar, bu yeni kurulan üniversiteye bağlanmışlardır.
Halen, 9 fakülte, 10 yüksek okul, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimler Enstitüleri hizmet vermektedir. Eğitim tesisleri: halen şehir merkezinde: Merkez, Karacasu, Tıp Fakültesi, Avşar ve Afşin-İlahiyat Kampüslerinden oluşmaktadır. Özellikle, yeni inşa edilmekte olan Avşar Kampüsü: birçok fakülte binasını barındıracak olması nedeniyle, yapımı hızla sürdürülmektedir.
Avşar kampüsü, şehir merkezine 14 km. uzaklıktadır. Rektörlük binası ve rektörlüğe bağlı birimler buradadır. Şehir merkezinde ise, Bahçelievler kampüsü var.
Gaziantep Karayolu üzerinde bulunan, Karacasu Kampüsü ise, 1995 yılında yapılmış olup, burada, meslek yüksek okulları, Fen-Edebiyat ve Mühendislik-Mimarlık Fakülteleri bulunmaktadır. Karacasu kampüsü, şehir merkezine 12 km. uzaklıktadır.
NE YENİR
Kahramanmaraş denilince ilk akla gelenler, yukarıda ayrıntılı olarak yazdığım, buraya has özellikler taşıyan “Maraş dondurması.”
Peki, yemek derseniz? Başlıca önerebileceğim yöresel lezzetler: başta mumbar, sonra ise, mercimek köftesi ve özellikle içli köfte ve borani, döğme pilavı olabilir. Ama, içli köfte, olmasa olmaz. İçli köfte: dışı sert, içi ise yumuşacık ve cevizlidir. Minik minik köfteler, doğal salça ile yapılan sos, yanında şehre özgü sarı çeltikten yapılmış enfes pirinç pilavı bulunan “Ekşili Aya Sulusu” yöreye özgü bir lezzettir.
Şehir içindeki fırın-kasapların önünde bulunan tahta iskemlelerin üzerinde, sıcacık lavaş ekmeği ile birlikte “Yanyana-Eliböğründe” tatmalısınız. Şehir içinde: 24 saat açık ve yalnızca mercimek ve paça çorbası servis edilen dükkanlarda, özellikle “siyah” denilen paça içmenizi öneririm.
Maraş samsa ve sucuğu: hiçbir katkı maddesi içermeden, doğal üzüm suyu ile yapılan bu vitamin deposu, şehirde birçok yerde bulunuyor, denemelisiniz.
Maraş çöreği: şehirdeki taş fırınlarda üretilen sıcacık çörekleri, ister tatlı, tuzlu ister de gevrek veya yumuşak olarak tadabilirsiniz.
Maraş Fıstık Ezmesi: muhteşem bir tat, öyle ki yerken hiçbir fıstık içinin bu kadar güzel olabileceğine inanmak mümkün değil.
Son olarak, Kahramanmaraş denilince hemen akla gelen “tarhana” yı da unutmayın, tadın derim. Şehrin vazgeçilmez ürünlerindendir. Şimdiye kadar tattığınız tarhanaları unutun ve tamamen doğal yöntemlerle yapılan, kağıt gibi ince, bu gevrek eğlenceyi tadın. Bu doğal cipsi, kıtır kıtır yiyebilirsiniz.
Kahramanmaraş
NE SATIN ALINIR
Buraya has olarak üretilen, kırmızı pul biber düşünebilirsiniz. 100 gr. Kahramanmaraş biberi, 318 kalori veriyor. Ayrıca, bünyesinde: A,B ve C vitaminleri var. Eklem ağrıları, cilt hastalıkları ve kolesterol için yararlı olduğu söyleniyor. Gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için hediyelik olarak mutlaka satın almalısınız.
Çünkü, yalnızca Kahramanmaraş ve yöresine özgü bu lezzet ve sağlık kaynağı, gerek aroması ve gerekse de muhteşem tadı ile ve kokusu ile yine bambaşka bir değişik tadı, tatmanızı sağlayacaktır. Özellikle “Maraş biberi” logolu ürünleri satın almanızı öneririm. Bunun dışında: biraz önce sözünü ettiğim yiyeceklerden de, gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için satın alabilirsiniz, örneğin: fıstık ezmesi.
Yiyecek dışında yöreden satın alabilecekleriniz: Ceviz oyma sandıklar olabilir. Bunlar, yüzyıllardır süregelen bir sanatın eseri olarak evinizde mutlaka yer bulacaktır. Çeyiz sandıkları, mücevher kutuları, tepsiler, aynalıklar, sehpa takımları ve niceleri.
Ayrıca: Maraş işi “Sim-Sırma” satın alabilirsiniz. Bunlar arasında: kadife elbiseler, yatak örtüleri, masa örtüleri olabilir. Şehirde en kıymetli hediyelik ise, Maraş Burmasıdır. Tarihi, Osmanlıdan önceki beyliklere dayanan bu kült ürünler içinde, Maraş Burması var. Altın işlemede, Kahramanmaraş, İstanbul’dan sonra, ülkemiz içinde, ikinci sıradadır.
Demirciler Çarşısına yolunuz düşerse: Kahramanmaraş el yapımı bıçaklar satın alabilirsiniz. Bunlar: Hartlap köyünde üretilmektedir. Son olarak ise, Kırmızı Bakır İşlemeleri var. Kapalı çarşı civarındaki Bakırcılar Çarşısı içinde bulunan mağazalarda, birbirinden kıymetli ibrikler, tepsiler, tavalar, bakraçlar gibi eşyalar satın alabilir, yine aynı çarşı içinde külekçilere, yorgancılara, köşkerlere, nalbantlara, kalaycılara, semavercilere bakarak, güzel bir gezinti yapabilirsiniz.
Kahramanmaraş
Tabii, sadece biber mi. Kahramanmaraş’ta, buraya özgü başka hediyelikler de bulmak mümkün. Şöyle ki: sim sırma, kuyumculuk, bakır ve ağaç oyma işlemeciliği. Özellikle: bakır işlemeciliği. Bakır tabaklar üzerine yapılan muhteşem işlemeler, göz alıcı. Ahşap işlemelerinden ise, en çok üretilenler: gazetelik, rahle, çeyiz sandığı, aynalık, isimlik, tavla, salon sehpası.
GEZİLECEK YERLER
Kahramanmaraş Müzesi
KAHRAMANMARAŞ MÜZESİ
Müze, bugünkü binasında, yani, Azerbaycan Bulvarı, Yenişehir sokakta: 1975 yılından sonra hizmet vermeye başlamıştır. Sergilenen eserler: Hitit, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait: cam, seramik ve bronz eşyalar. Ayrıca, Geç Hitit dönemine ait mezar stelleri de sergileniyor.
Bu sergilenen eserler: toplam: 30 000 civarında. Bunlar arasında, yaklaşık, 16.000 civarında sikke var. Arkeolojik eser sayısı ise: 5700 civarında.
Müzedeki, bu eserler: 4 bölümde 10 salonda sergileniyor. Bu bölümler ve sergilenen başlıca eserler şunlar:
Kahramanmaraş Müzesi
Arkeoloji Salonu
Kapının hemen girişindeki bu bölümde: İl toprakları içinde, çeşitli yerlerde çıkarılmış arkeolojik eserler sergileniyor. Özellikle: Türkoğlu İlçesindeki Gavur gölü yöresinde bulunan, antik döneme ait “mamut” iskeleti ilginizi çekecektir.
Kahramanmaraş Müzesi
Ayrıca: yine burada, Roma dönemine ait: çeşitli altın takılar, sikkeler, mühürler, kolyeler ve yüzükler sergileniyor.
Kahramanmaraş Müzesi
Taş Eserler Salonu
Burada: Hitit ve Roma dönemlerine ait çeşitli heykeller ve mezar stelleri sergileniyor.
Etnografya Salonu
Burada: 18-19’ncu yüzyıllarda, yörede kullanılan: kadın ve erkek giysileri, şalvarlar, bindallılar, çarıklar, takunyalar, kadın ve erkek süs eşyaları, kilimler, savaş aletleri, ahşap oyma eser örnekleri, Kurtuluş Savaşı kahramanlarına ait çeşitli eşyalar, Osmanlı dönemine ait sikkeler sergileniyor.
Bahçe ve Revak
Bahçede: yine Roma dönemine ait: çeşitli lahitler, sunaklar, mezar taşları, sütun ve sütun başlıkları ile Hitit dönemine ait, taş aslan heykeli, hiyeroglif yazıtlı bir boğa heykeli ve çeşitli dönemlere ait değirmen taşları sergileniyor.
Kahramanmaraş müzesinde, gerçekten büyük bir sikke koleksiyonu var. Öyle ki, 2006 yılında, bu müzede bulunan ve MÖ.361-333 yıllarına ait 545 gümüş sikke: sahteleriyle değiştirilmek suretiyle çalınmış. İşin ilginci, 1994 yılında, Müzenin bekçisi, bıçaklanarak öldürülmüş.
Yani: 1994 yılında, bekçinin bıçaklanarak öldürülmesi sonucu çalınan daha doğrusu sahteleriyle değiştirilen sikkelerin bu durumu: 2006 yılında ortaya çıkıyor. Anlamak mümkün değil, aritmetik malum, aradan 12 yıl geçince ortaya çıkmış. İnanılır gibi değil.
Son bir not: müzenin en değerli eseri, kentin simgesi haline gelen, Hitit dönemine ait Taş Aslan Heykelini mutlaka görmelisiniz.
Kahramanmaraş Ulu Cami
ULU CAMİ
Yakın zamana kadar; 5 bin kişi kapasitesiyle, Kahramanmaraş’ın bu en büyük camisi (günümüzde, en büyük cami: 10 bin kişi kapasiteli, Abdülhamit Han Camisi) , kalenin hemen güneyindedir. Yanında: Taş Medrese var.
Kitabesine göre: 1496 yılında, Dulkadiroğullarından Devle Bey tarafından yaptırıldığı görülmektedir. Minare, camiden bağımsızdır ve bu nedenle özgünlüğünü korumuştur. Çünkü: caminin büyük bölümü, sonradan değiştirilmiştir. Özellikle: son cemaat yerinin, ahşap tavan süslemeleri, görülmeye değerdir. Çünkü, bu tavan süslemeleri, gerçek bir sanat eseri.
Kuzey ve Güney duvarlarının kalınlıkları: 1.5 metredir. Cami: 2006 yılında, büyük bir restorasyon geçirmiştir. Bu onarımlarda: çatışı bakırla kaplanmış, ağaç doğramalar yenilenmiştir. Taban ise, 60 cm. aşağı inilerek, orijinal hale dönüştürülmüştür.
Dulkadiroğulları hükümdarı Ala Üd-Devle Bey tarafından yaptırılan bu iki eser, günümüze kadar özgünlüğünü korumuş, şehir merkezinde en çok ziyaret edilen merkezler haline gelmiştir.
Kahramanmaraş Hatuniye Camii
HATUNİYE CAMİ
Şehir merkezinde, kurtuluş mahallesindedir.
1519 yılında, Yavuz Sultan Selim’in büyük annesi, Şemsi Sultan adına yaptırılmıştır. Son cemaat yeri ve ana mekan, ahşap çatılıdır. Ancak, orijinal halinden günümüze gelebilen sadece, minaresi var. Camide: birkaç basamaklı merdivenle inilen türbede ise, Şemsi hatun ve oğluna ait olduğu tahmin edilen iki mezar bulunmaktadır.
Kahramanmaraş Kapalı Çarşı
KAPALI ÇARŞI
Şehrin en işlek caddesinde bulunan kapalı çarşıda, Kahramanmaraş’a özgü yöresel ürünler alabilir, yine bir tarihi nokta olan Bedesteni görebilir ve hemen yanı başındaki kuyumcular çarşısında, birbirinden güzel ve değerli mücevher mağazalarını gezebilirsiniz. Kapalı çarşıyı gezmek için, bence en az yarım gün ayırmanız gerekir.
TAŞHAN ÇARŞISI
Şehir merkezinde, kapalı çarşının hemen yanındadır.
Bu yapı: Dulkadiroğulları döneminde yapılmıştır. 2007 yılında ise, restorasyon yapılmıştır. 2 katlıdır. Ortada bir avlu var. İkinci kat, sonradan, ahşap olarak yapılmıştır. Basamaklardan çıkıldığında, gezinti yeri görülüyor. Burada, günümüzde, küçük imalat yerleri ve depolar var.
Ancak, elbette buranın, yani tarihi bir mekanın, bu halde bırakılması uygun değil. Bence, buranın en kısa zamanda, turistik faaliyetlere yönelik bir mekan haline getirilmesi gerek. Yöreye özgü el sanatları sergilenebilir, el sanatlarının yapıldığı atölyeler haline dönüştürülebilir, şehre gelen turistlerin buradan alışveriş yapmaları sağlanabilir.
GERMANİCİA ANTİK KENTİ
Şehir merkezinde, Karamaraş olarak adlandırılan bölgede, kaçak kazılar sonucu ortaya çıkartılan Geç Roma dönemine ait mozaiklerde o dönemdeki günlük yaşamdan kesitler tasvir edilmiştir.
Arkeolojik SİT alanı olarak tescil edilen ve mozaiklerin işçilik kalitesi açısından benzerlerine göre daha ayrıcalıklı hale gelen bu bölge çok yakında ziyarete açılarak, bir açık hava müzesine dönüştürülecektir. Yani: şu sıralar, burayı ziyaret etmeniz önerilmez.
Evet: Germanicia antik kenti: Ahırdağı eteklerinde, Romalılar döneminde kurulmuştur. Şehrin ismi: Roma imparatoru Germanikus’un babası Kaligula’dan gelmektedir.
Şehrin yok olması hakkında anlatılanlar ilginç. Şöyle ki: büyük bir deprem sonucu, Ahırdağı eteklerinde biriken yağmur ve kar suları: aniden aşağı doğru akmaya başlar ve Germanicia kenti, toprak altında kalır.
Günümüzde, bu şehrin kalıntıları arasında bulunan mozaikler, muhteşem güzellikleriyle dikkati çekmektedir. Ancak, mozaikler dedim de, sanmayın ki, bir müze veya kamu tarafından koruma altına alınmış mozaikler değil. Çünkü: Kahramanmaraş kentinde, iki mahalle, Roma imparatorluğu döneminden kalma, bir yerleşim yerinin üzerinde bulunuyor.
Bir zamanlar, buraya gecekondu olarak yapılan konutlar: sonradan imar affı ile, yasal tapu almışlar ve elbette, bu konutların altında bulunan “taş” parçaları (Osmanlıdan beri, aynı kafa yapısı) buranın kamulaştırılması yerine, imar affı ile, üzerinde oturanlara verilmiş.
Neyse, biz gelelim mozaiklere. Bu mozaiklerden en güzelleri, halen üstünde insanların oturduğu, yaşadığı evlerin, alt katlarında, zeminde. Ev sahibini ikna ederseniz, girip görebilirsiniz. Ama, unutmamak gerekir ki, bu mozaikler, yani görünenler, buzdağının görünen yüzü.
Burada, toprak altında büyük bir şehir kalıntısının ve muhteşem eserlerin bulunduğu şüphesiz. Çünkü, bu yamaçlarda, bir zamanlar, Romalı zenginlerin villaları varmış. Hatta, bir varsayıma göre, bölgede, yaklaşık 100 civarında, muhteşem büyük villa bulunduğu tahmin ediliyor.
Son olarak: Temmuz 2011 başlarında, televizyonlarda Germenicia mozaiklerinin kurtarılacağı ve hatta “Dünya Mozaik Birliği” başkanının bölgeye gelerek bunları incelediği haber yapıldı. Ama, aynı haberde dikkati çeken bir diğer özellik, bu mozaiklerin son bulunan bölümünün, kaçak kazıların ihbar edilmesiyle ortaya çıkarılmış olması.
Yani, kaçakçılar kazı yaparken birileri ihbar ediyor ve ilgililer bu ihbar üzerine bölgeye gidiyorlar, kaçakçılar kaçıyor, mozaikler ilgililer tarafından koruma altına alınıyor. Bunlar haberdar olduklarınız, peki ya haberdar olmadıklarınız? Dedim ya, biz taş parçası diyoruz, Dünya Mozaik Birliği Başkanı, çıkıp Avrupa’dan geliyor ve Kahramanmaraş’taki bu güzellikleri görüp şaşıyor ama aynı zamanda katliamı görünce, daha da şaşıyor.
Son olarak dediğim gibi, şehir merkezindeki evlerin tabanlarında, yine muhteşem mozaikler ortaya çıkarıldı. Ama dedim ya, bunlar haber alınanlar, kim bilir haber alınmayan neler var.
Umarım ilgililer, bir zamanlar bu muhteşem mozaikleri yaptıran ve demek ki muhteşem bir medeniyet kuran insanların kalıntılarını en iyi şekilde günümüze ve gelecek nesillere aktarırız. Bunu yapmak için de, biz okurların ilgi göstermesi ve en önemlisi gidip görmesi ve bu güzelliklere sahip çıkması şart. En kısa zamanda ziyarete açılmasını bekliyoruz.
Kahramanmaraş Kalesi
KAHRAMANMARAŞ KALESİ
Şehir merkezinde, şehrin tam ortasında, yığma bir tepe üzerindedir. Bu tepenin: Hititler döneminden kalma bir şehir (höyük) olduğu tahmin edilmektedir. Çünkü: kaleye çıkan yol yapılırken, burada Hitit dönemine ait çeşitli küçük kabartma taş eserler bulunmuş.
Kalenin: Hitit döneminde Hitit komutanı Tarhon tarafından şehrin ele geçirilmesi anısına yaptırıldığı düşünülüyor. MÖ.1 ve MS.2.yüzyıllar arasında ise : Roma döneminde onarım gördüğü sanılıyor. Şehri kuşatan tarifsiz panoraması ile ziyaretçilerine büyük bir keyif sunmaktadır.
Ölçüleri: 150 x 80 metre boyutlarındadır. Dikdörtgen yapılıdır.
Dış burç, kesme taştan, iç burç ise, moloz taştan yapılmıştır. Güney kesimde, çift kanatlı bir kapı görülüyor. Kapı kanatları, ahşap. Ama üzeri saç kaplanmış.
Osmanlı döneminde, kalede çeşitli onarımlar yapılmıştır. Bu onarımlar hakkında, kale kapısı üzerinde, özellikle “Yavuz Sultan Selim” döneminde yapılan onarımdan söz edilmektedir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde de onarım yapılmış ve bu dönemde, yörede “Süleyman Han Camisi” yapılmış ve bunun yakınlarında, kalabalık insan topluluklarının yerleştiği iskan alanları ortaya çıkmıştır.
Günümüzde, kale surlarının içi, park olarak hazırlanmış. Hemen girişte bulunan “MARAŞ BİZE MEZAR OLMADAN, DÜŞMANA GÜLZAR OLAMAZ” yazısı, yöre insanının kahramanlığının en büyük kanıtıdır. Burada: çok güzel çay bahçeleri, çocuk oyun parkları ve dinlenme yerleri var.
Girişin sol tarafında ise, büyük bir “Atatürk” şekli bulunuyor ve gece aydınlatıldığında, tüm şehirden görülen, muhteşem güzel bir görüntü oluşuyor. Yani, kalenin tarihi özelliklerinden öte, günümüzde, buranın güzel bir park alanına çevrilmiş olması gündeme geliyor.
Kahramanmaraş Çukurhisar Kalesi-Fırnız Tesisleri
ÇUKURHİSAR KALESİ-FIRNIZ TESİSLERİ
İl merkezine, yaklaşık 73 km. uzaklıktaki Çukurhisar köyünde, köyün hemen yanındaki dağdadır. Her ne kadar merkeze uzak olsa da, özellikle Fırnız alabalık tesislerinde vereceğiniz küçük bir moladan sonra, Çukurhisar ovasını geçip, bu kalenin bulunduğu yere ulaşabilirsiniz.
Ama biraz önce söylediğim gibi, Fırnız tesislerine mutlaka uğramalısınız. Burası: il merkezine, yaklaşık araba ile 45 dakika uzaklıktadır. Çünkü, Kahramanmaraş-Göksun yolu üzerindeki bu vadi: çevresi çam ormanları ile kaplı ve tabanından akan su kıyısında piknik yerleri bulunan bir vadi.
Vadinin tabanındaki suyun üzerinde bulunan çardaklarda, harika piknik yapabilir, lezzetli alabalıklardan tadabilirsiniz.
Kahramanmaraş Kapıçam Mesire Yeri
KAPIÇAM MESİRE YERİ
İl merkezine, 10 km. uzaklıkta, Kahramanmaraş havaalanı yolu üzerindedir. Çevresi, çam ormanları ile kaplı, Orman Müdürlüğü tarafından işletilen, güzel bir piknik yeri. Ahşap oturma yerleri var. Ayrıca: botanik bahçesi, kınalı keklik üretme istasyonu, göletler, doğa eğitim salonları, piknik ve kamp alanları, yeme-içme yerleri bulunuyor.
Doğaseverlerin bitki ve hayvan hayatını, olanca gerçekçiliğiyle gözlemleyebilecekleri bu park yeri, ülkemizin 30. Milli Parkıdır. Özellikle: hafta sonu ve tatil günlerinde, yöre insanı buraya gidiyor, siz de zaman bulursanız, bu doğal güzelliklerin egemen olduğu yeri mutlaka ziyaret edin.
Kahramanmaraş Ceyhan Köprüsü
CEYHAN KÖPRÜSÜ
Eski Kahramanmaraş-Göksun karayolu üzerinde, Ceyhan ırmağı üstündedir. Şehir merkezinden 10 km. uzaklıktadır.
Günümüzde kullanılmamaktadır. Köprünün: 15’nci yüzyılın ikinci yarısında, daha eski dönemlerden kalma başka bir köprünün temelleri üzerine inşa edildiği düşünülüyor. Uzunluğu: 154.6 metre ve 6 sivri gövdeden oluşan, moloz taşlardan yapılmış bu köprü, özgünlüğünü koruyarak, günümüze kadar ulaşmıştır.
Kahramanmaraş Döngel Mağaraları İzcilik Kampı
DÖNGEL MAĞARALARI İZCİLİK KAMPI
Şehir merkezine, 50 km. uzaklıkta, Kahramanmaraş-Kayseri karayolu üzerindedir. Bu mesafe, yaklaşık 50 dakikalık bir araba yolculuğu ile varılabiliyor.
Burada, Gençlik-Spor İl Müdürlüğüne bağlı, İzcilik kampı var. Bu kampta, 100 kişinin kalabileceği tesisler var. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen öğrenciler, burada kamp yapıyorlar.
Burada: birbirine bağlı, 3 mağara var. Mağaraların tabandan, tavana olan yükseklik: 101 metre. Ancak, buranın öne çıkan özelliği: Tekir bölgesinden gelen büyük bir su kütlesinin, çağlayanlar halinde, bu mağaralardan çıkıyor olması. Ayrıca, mağaralar bölgesinde, Paleotik dönemde, ilk yerleşimlerin olduğu anlaşılmıştır.
Bu durum: muhteşem bir güzellik sergiliyor. Çağlayanlar halinde akan bu sularda, alabalık avlamak ta mümkün. Ayrıca: burada, çevre yerleşim yerlerinin elektrik ihtiyacının karşılandığı “Tekir-Döngel Hidroelektrik Santralı” bulunuyor.
Kahramanmaraş Tekir Yaylası
TEKİR YAYLASI
Şehir merkezine, 64 km. uzaklıkta: Tekir beldesindedir.
Burada: birçok dinlenme tesisleri var. Bu tesislerde: bal, alabalık, et ve yoğurt tatmalısınız. Özellikle: akarsu üzerinde kurulu çardaklar, Antalya-Alanya yöresinde, Dim çayı üzerindeki çardakları hatırlatıyor. Yayla bölümü: havası, suyu ve yemyeşil alanları ile, tam bir doğal güzellik.
ILICA-ZEYTUN KAPLICASI
Şehir merkezinin, 72 km. kuzeyinde, tarihi Süleyman köyünün hemen yanındadır. Elbistan-Kahramanmaraş yolu üzerinde, Berit dağı eteklerinde, Ilıca beldesindedir.
Burada çıkan su: romatizmal hastalıklar, kırık-çıkık tedavisi ve kadın hastalıklarında olumlu etki yapıyormuş. Sıcaklığı: 45 derece. Türkiye’nin su kalitesi açısından 25 özel noktadan biri seçilmiştir.
Burada: konaklama tesisleri ve havuzlar var. Bu konaklama tesisleri, genel olarak pansiyon şeklinde yoğunlaşıyor. Ama, otel ve moteller de var. Yani, konaklama imkanları bir hayli fazla. Burada: gün boyu şifalı sulardan yararlanırken, yöredeki tarihi kalıntıları görebilirsiniz. Ayrıca, muhteşem yemeklerden tatmanızı da öneririm.
MALİK BİN EŞTER TÜRBESİ
Adana yolu girişinde, şehir merkezine 6 km. uzaklıktadır. Muhteşem manzaralı türbe Ziya Eddin Yusuf tarafından, 1201 yılında yapılmıştır. Türbeye adını veren Malik Bin Eşter, Halid Bin Velid komutasındaki İslam ordusu ile bu bölgeye gelerek, burada vefat etmiştir.
BAŞKONUŞ VE YAVŞAN YAYLALARI
Şehrin en öne çıkan tabiat harikalarından biri olan Başkonuş Yaylası, Kahramanmaraş-Andırın karayolunun 55’nci km. dedir. 1850 metre yüksekliğe çıkarken, Sır Barajı’nın masmavi güzelliğini görebilir ve yaylada piknik yapabilir, geyik çiftliğinde doğa ile baş başa olabilirsiniz.
Yavşan Yaylası Tabiat Parkı: 39’ncu Tabiat Parkı olup, şehir merkezine 36 km. uzaklıktadır. Doğal su kaynakları bakımından oldukça zengin olup, bölgeye özgü yaklaşık 65 adet bitki türü tespit edilmiştir.
ULUDAZ TEPESİ, UĞUR BÖCEĞİ KOLONİLERİ
Şehir merkezine 65 km. uzaklıktaki bu tepe üzerinde göreceklerinize inanamayacaksınız. Aynı anda, milyonlarca uğur böceğine ev sahipliği yapan bu tepe: özellikle fotoğraf ve doğa tutkunları için, mutlaka görülmesi gereken bir yer olarak öne çıkıyor.
MENZELET BARAJI VE ALİ KAYASI
Kahramanmaraş-Kayseri karayolu üzerinde, mavinin her tonunun yansıdığı bu baraj gölü ve barajın güneyindeki, heybetli ve sarp bir yapıya sahip Ali Kaya’sı, bu bölgeyi ziyaret edenlerin mutlaka görmesi gereken yer olarak öne çıkıyor. Bu yol üzerinde, özellikle doğal alabalık çiftliklerinde, gerçek alabalığın tadını alabilirsiniz, mutlaka deneyin.
YEŞİLGÖZ
Şehir merkeziyle, Döngel-Menzelet Barajı yolu üzerindedir. Dağın altından, 45 metre derinlikte kaynayan suyu ile yeşil bir gözü andıran bu gölet, adeta bir doğa harikası özelliği taşımaktadır. Çınarlar ve salkım söğütler gölgesindeki piknik keyfi için, burayı ziyaret edebilirsiniz.