Ordu

Ordu

 

Karadeniz kıyısında, Karadeniz gezisi düşünenler için, tam merkezde, güzel bir şehir. Şehirde, yemyeşil yaylalar, ahşap mimari örnekleri, misafirperver halk, özgün yemek kültürü ve harika bir sahil: sizi bekliyor.

ULAŞIM

Ordu şehrine, Hava yolu ile ulaşmak isterseniz: en yakın hava alanı, Çarşamba hava alanıdır ve şehre uzaklığı: 110 km. dir. Ordu-Samsun arası uzaklık: 152 km. Ordu-Giresun arası uzaklık; 44 km. Ordu-İstanbul arası uzaklık: 889 km. Ordu-Ankara arası uzaklık: 571 km. Ordu-Sivas arası uzaklık: 314 km. Ordu-Perşembe arası uzaklık: 15 km. Ordu-Fatsa arası uzaklık: 55 km. Ordu-Gülyalı arası uzaklık: 14 km. Ordu-Ulubey arası uzaklık: 22 km.

Ordu-Giresun Hava alanı

Ordu-Giresun yolu üzerinde deniz doldurularak yapılmıştır. Dünyanın sayılı hava alanlarından birisidir. Dünyadaki denize dolgu hava alanlarında, dolgu derinliği önemlidir. Burada 15-17 metre dolgu derinliği vardır. Dünya sıralamasında 6’ncı sıradadır. Ancak, dünyanın denize ve en derine dolgu hava alanının, Türkiye’de yapılması planlanmaktadır.

Rize-Artvin hava alanı, denize dolgu derinliği 35-37 metre olacaktır. Yani, dünyanın en derin dolgulu hava alanı planlanmaktadır. Denizin dibinde kumsallık bir alan bulunmuş, fizibilitesi yapılmış, kazıklar çakılmaya başlanmıştır. Buradaki hava alanının ilginç bir açılış öyküsü vardır. Hava alanının bulunduğu bölge “Gülyalı” dır. Hava alanı ismi olarak: Gülyalı, Ordu, Giresun isimleri düşünülür.

Ancak anlaşılamaz. Bunun üzerine hava alanının ismi “Or-Gir” olarak kabul edilir ve açılış öncesinde bu isimle pankartlar hazırlanır. Ancak, tam açılış öncesinde bir gazeteci, bu ismin İngilizce anlamının çok sapıkça olduğunu ve pornografik bir kelimeyi çağrıştırdığını söyleyince durum anlaşılır ve isim derhal değiştirilerek, hava alanının ismi “Ordu-Giresun Hava alanı” olarak düzenlenir. Açılış öncesi, hazırlanan afişler de yeni isme göre yeniden yazdırılıp asılır.

TARİHİ

Şehirde ilk yerleşim, MÖ. 8’nci yüzyılda, Miletli kolonistler tarafından başlatılmıştır. Bu kolonistlerce, Kotyora (Cotyora) ismiyle kurulan şehrin, bugünkü yerleşim yeri bilinmiyor. Bu kavimler, uzun süre bölgede varlıklarını sürdürmüşler ve maden işleme sanatında ileri gitmişler ve tunçtan, mükemmel silahlar yapmışlar. Helenistik, Roma, Bizanslıların hüküm sürdüğü Cotyora zamanla önemini ve canlılığını yitirmeye başlamış. 

14’ncü yüzyılın ortalarına doğru, Bayramlı aşireti bölgeye gelir ve şehrin 4 km. güneyinde, Yalı Camisinin üst tarafında, bugünkü Eskipazar’da, “Bayramlı” adıyla şehir kurulur. Bayramlı kasabası, 18’nci yüzyıl başlarında eski canlılığını kaybedince, batıda bucak adıyla yeni bir ilçe merkezi kurulur. Yeni merkez, göç edenlerle birlikte büyür ve çok hızlı bir şekilde gelişir. 

Bucak adı: 1869-1870 yıllarında: Ordu adına çevrilir. Ordu ismi: Osmanlı ordusundan gelir. Aslında “Ordu” demek: ÖzTürkçe “Saray” anlamındadır. Sarayda kim var: yöneticiler ve askerler. Askerlerin kurduğu yer, zamanla bütün askerlere verilen isim olmuştur. Osmanlı ordusu: zamanla gelip buraya çadır kurar ve burayı kışla gibi kullanır. Bu yüzden, buraya “Ordu” ismi verilmiştir.

Ordu

GENEL

Ordu şehir merkezi, Karadeniz kıyısındaki diğer birçok il ve ilçeye nazaran coğrafi bakımdan şanslıdır. Çünkü arka tarafı dağlık değildir, dağınık bir yerleşim görülür. Yani, şehir merkezi dağ ile deniz arasında sıkışıp kalmış değildir. Ordu şehir merkezinin arka tarafında çok geniş bir alan bulunur.

Ordu şehrinde, Giresun şehri yönünde çikolata fabrikası bulunur. Fabrikanın en önemli özelliği penceresiz olmasıdır. Giresunlular “Bizim fındığımız daha güzel ve lezzetli ve bu yüzden Fisko Birlik Giresun’da kurulu” derler. Ordulular ise “Bizim fındığımız daha güzel ve lezzetli ve bu yüzden Çikolata Fabrikası burada kurulu” derler. Fındık konusundaki bu çekişme sürer gider.

Arıcılık

Ordu’nun günümüzde birçok köyünde: arı kovanıyla arıcılık yapılıyor. Türkiye’de bulunan toplam fenni kovan sayısının: % 10’u, bu şehirde bulunuyor.

Fındık

Fındığın kültür kaynağı ve ana vatan bölgelerinden birisi: Karadeniz kıyılarıdır. MÖ. 400 yıllarında, Pontus cevizi diye adlandırmıştır. Bölgede, kültür fındığına: Heraklit cevizi adı verilmiştir. Plinis ise, ilk kültür fındığını Pontus kıyılarından getirdiği için, buna Pontus Cevizi denmiştir.

Turizm

Ordu turizm aktiviteleri ile de dikkat çekiyor. Ordu’da; kıyı turizmi, inanç turizmi, termal turizmi, yayla turizmi, kuş gözetleme turizmi, foto safari, bitki inceleme turizmi, kamp-karavan turizmi, su altı dalışı, bisiklet turları, olta balıkçılığı, dağ ve doğa yürüyüşü, yamaç paraşütü, rafting, kültür turizmi, tarihi ve arkeolojik değerler, sportif faaliyetlerin hepsini yapmak mümkün.

NE YENİR

Ordu’da, pancar (kara lahana) yemekleri revaçta. Başlıca yöresel lezzetler: kara lahana sarması, kara lahana döşemesi ve kara lahana diblesidir. Ayrıca: hamsi ile yapılan yemeklerde meşhur. Hamsi içli tava, hamsi buğulama, hamsi köftesi ve hamsi tava. Bunların tadına baktığınızda, eşsiz lezzetleri keşfedeceksiniz.

Fındıkla ilgili yemeklerin tümünün yapıldığı Çotanak Restoran Ordu’da hizmet veriyor. Başta fındık çorbası olmak üzere fındıklı tost, fındıklı çiğ köfte olmak üzere birçok fındıklı ürünü tatmak mümkün.

Ordu’nun mahalli yemeklerimiz içinde belli başlıları ise; pancar çorbası, pancar sarması, melocan kavurması, Sakarca Mıhlaması, Galdirik Kavurması, Keşkek, Tirmit kavurması, mısır ekmeği, turşu kavurmaları, su böreği, hamsi buğlama, hamsili içli tava.

NE SATIN ALINIR

Ordu’da; geleneksel el sanatları ürünleri bulabilirsiniz. Kilim, heybe, oyalı yazma gibi dokuma ürünleri ve bunların yanı sıra ahşap eşyalardan baston ve sepet düşünebilirsiniz. Ayrıca, Ordu’da müzik aleti üretimi de yapılıyor. Özellikle: klarnet ve kaval bulup satın alabilirsiniz.

Yörede bolca yetişen fındık ta: iyi bir hediyelik olabilir. Çarşı bölgesinde, çok sayıda hediyelik eşya satılan dükkan var. Burada: “Ordu” baskılı objeler de satın alabilirsiniz.

Ordu

GEZİLECEK YERLER

İBRAHİM PAŞA CAMİSİ

1800 yılında, Atik İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Şehrin orta yerinde bulunduğu için, Orta camisi olarak da bilinir. Ordu’da ilk inşa edilen camidir. 1770’li yıllarda yaptırılmıştır. Deniz kıyısında yaptırılmış, deniz dalgalarından zarar görmesi üzerine, şimdiki yerinde yeniden yapılmıştır.

Çatısı düzdür. Selçuklu Mimarisi tarzında yapılmış orijinal mihrabı: 1840 yılında sökülerek Selimiye camisine taşınmıştır. Yerine ise: o günün mimari anlayışına uygun olarak, yumuşak taşlarla ve zengin motiflerle hazırlanan süslü bir mihrap konulmuştur. En önemli özelliği: barok üslubunda yapılmış, yoğun süslemeli mihrabıdır.

Tek minaresi: çift şerefelidir. Mimari özellikleri açısından, çok büyük özelliği bulunmuyor.

TAŞBAŞI KÜLTÜR MERKEZİ-ORDU ESKİ KAPALI CEZAEVİ

Ordu il merkezinde, Taşbaşı Mahallesindedir. 1853 yılında: Rumlar tarafından yapılmış, eski bir kilisedir.

Kilise: doğu-batı istikametinde, dikdörtgen tarzında yapılmış. Doğuda, büyük bir apsis, yanlarda iki küçük apsis var. Kilisenin ana mekanı, iki sıra üç sütunla, üç nefe ayrılmıştır. Kilisenin semardam çatısı, sütunlarla desteklenen kemerlerle taşınmaktadır. Tamamı kesme taştan yapılmış günümüze kadar ayakta kalabilen, bir bazilika şeklinde yapıdır.

Kentsel Sit alanı olarak ilan edilerek, koruma altına alınmıştır. 10 Nisan 2000 tarihinden itibaren, Kültür Merkezi olarak kullanılmaktadır.

PAŞA KONAĞI VE ETNOĞRAFYA MÜZESİ

İl merkezinde, Boztepe yolu üzerinde, Selimiye Mahallesindedir. Taşocaklar caddesi ile, Erkoçlar sokağın birleştiği köşede.

Konak: 1896 yılında, Paşaoğlu Hüseyin Efendi zamanında yaptırılmış. Son derece zengin bir taş işçiliğine sahiptir ve tescil edilmiştir. Mimarı: İstanbullu bir usta.

Konağın taşları: Ünye’den, ahşap malzemesi Romanya’dan getirilmiş. Zemin dahil olmak üzere, 3 katlıdır. Bahçesiyle birlikte, 625 metrekarelik bir alan üzerine kurulu. Zemin kata, doğudan, birinci kata da kuzey ve batısında bulunan iki kapıdan giriliyor. Konağın: birinci ve ikinci katı, bir silme ile ayrılmış. Köşeleri, yarım sütunlar ve bitkisel motifli konsollarla desteklenmiş. Zengin bir taş işçiliği var. Zemin üzerindeki iki katın, doğu cephesinde, en altta dört, üst katlarda da beşer penceresi var. Doğu cephesindeki orta pencereler, burmalı sütunlar ve yarım sütunlar arasına alınmış.

Kuzey cephesindeki birinci katın girişi: basık kemerli ve çift kanatlı. Bu kapının çevresi, bitkisel motifli kalem işleriyle bezenmiş. Aynı zamanda, korint başlıklı iki sütunla desteklenen giriş kapısının önünde bir çıkma, üst katta bir balkon bulunuyor.

Konağın merdivenleri: balkonu ve çatı kenarlarındaki korkulukları, cepheye hareketlilik kazandırıyor. Bahçesine, fıskiyeli bir havuz ile bir de taş ocak yerleştirilmiş.

Konağın zemin katı: taş döşeli, birinci ve ikinci katlar ahşap döşemeli. Tavanlar, ahşap kaplama olarak yapılmış, üst kattaki sofa kağıt üzerine yağlı boya ile çeşitli desenlerle bezenmiş. Tavanın ortasında: baklava şekilleri, bitkisel motifler, köşelerdeki madalyonlara da çeşitli manzaralar resmedilmiş. Banyosunda da çinilere yer verilmiş.

Konağın bahçesinde: fıskıyeli bir havuz ve günümüzde ahşap örtü altına alınmış, orijinal taş ocak bulunmaktadır.

Konak: Kültür Bakanlığı tarafından, 1982 yılında kamulaştırılır. Yapılan onarım sonucu, 1987 yılında: müze olarak hizmete açılır.

Müzenin zemin katı: İdare binası olarak kullanılmaktadır. Birinci katta: Etnoğrafik eserler sergileniyor. Bu bölümde: silahlar, takılar, kadın ve erkek giysileri sergileniyor.

İkinci katta: Sofa, Paşa Nine Odası, Günlük Oda, Misafir Odası, Yatak Odası, Yüklük gibi bölümler var. Bunlar: 19.yüzyıl yaşamının özelliklerini aksettiriyor.

Müzede: 1567 Etnoğrafik eser, 234 arkeolojik eser, 1287 sikke olmak üzere, toplam: 3088 eser sergileniyor.

Ordu

PLAJLAR

Ordu ili, deniz turizmi ve plaj yönünden, Doğu Karadeniz Bölgesinin en önemli ilidir. Buradaki doğal plajlar, turizm yönünden oldukça önemlidir. Ordu kıyıları, doğuda Piraziz’den, batıda Akçaya kadar, 107 km. lik koylarla çevrili doğal kumsallar halindedir.

İl merkezine 2 km. uzaklıktaki Güzelyalı Plajı, Melet Irmağı ile Turna suyu arasındaki kumsallar, Kumbaşındaki kumsal,

Ordu Cotyora (Bozukkale)

COTYORA (BOZUKKALE)

Ordu-Samsun kara yolu üzerinde, il merkezine 2 km uzaklıkta, deniz kıyısındadır. Ordu ilinin ilk kuruluş yeridir. Burası, halk arasında: Bozukkale olarak bilinir. Yapılan araştırmalarda: burada: 11.yüzyılda, Bizanslılar tarafından yapılan küçük bir gözetleme kulesinin bulunduğu anlaşılmıştır. 2. derece arkeolojik sit alanı olarak  koruma altına alınmıştır.

ESKİ PAZAR CAMİİ VE HAMAMLARI

İl merkezine 3 km. uzaklıktadır. Ordu-Sivas kara yolunun doğusunda, Ulubey yolu üzerinde, dikdörtgen planlı küçük bir camidir. Caminin ilk yapılış tarihi: Beylikler dönemine yani 1380 yılına kadar uzanıyor. Sonradan, 1782 yılında, Battal Hüseyin Paşa tarafından onartılmış ve onarım kitabesi, kapısının üstüne konulmuş.

Yalnız, eski cami depremde yıkılınca, bugün görülen cami, 20’nci yüzyılda yeniden yapılmış. Caminin en büyük özelliği: Emiroğlu Beyliği döneminden kalma olması. Yani: Karadeniz’in Türkleşmesinde öncü kuşak olan Emiroğlulları, Ordu’yu başkent olarak kullanmışlardır. Bu başkentin en önemli yapılarından biri de: yanında iki hamam da bulunan Eskipazar Camidir.

Caminin ahşap kapı ve pencereleri, Anadolu’daki Türk ahşap sanatı açısından çok önemli görülürken, özellikle, sayıları çok az olan Karadeniz’e yakın Selçuklu eserlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Caminin kapı ve pencerelerindeki çalışmaların süsleme sanatı açısından da çok önemli yeri var. Camiden günümüze, yalnızca giriş kapısı ve portalı kalmıştır.

2017.07.17.Ordu.Boztepe.2
Ordu Boztepe
2017.07.17.Ordu.Boztepe.10
Ordu Boztepe
2017.07.17.Ordu.Boztepe.Teleferik.4
Ordu Boztepe

 

BOZTEPE

Ordu şehri, Boztepe’nin yamaçlarına kurulmuştur. Boztepe: şehir merkezine 6 km uzaklıktadır. Yolu asfalttır. Buraya araç veya teleferikle ulaşılıyor. Teleferik biniş yerinin hemen yakınında otopark bulunuyor, yani aracınız ile buraya gelip teleferikle çıkmayı düşünürseniz aracınızı hemen teleferik kalkış yerinin yakınındaki otoparka bırakabilirsiniz. Bence, buraya teleferikle çıkın. Teleferik biniş ücreti, gidiş-dönüş tam bilet 10 TL ve öğrenci 8 TL dir. Tek yön, tam bilet 6 TL ve öğrenci 5 TL dir.

6 yaşına kadar olan çocuklar ücretsiz biniyorlar. Açık öğretim, yüksek lisans ve doktora öğrencileri, öğrenci olarak kabul edilmiyorlar. Öğrenci kimliklerinin güncel tarihli, vizelerinin bulunmasını istiyorlar. Teleferiğin teknik özelliklerine gelince: alt istasyon rakımı 8 metredir. Üst istasyon rakımı ise 509 metredir. Eğik uzunluk 2372 metre, kot farkı 501 metredir. Seyahat süresi 6.35 dakikadır. Teleferik her gün saat: 09.00 da açılmaktadır. Yükseklik korkusu olanlar, düşünerek binmelidirler.

Tepe, denizden 450 metre yüksekliktedir. Tepe çam ağaçları ile kaplıdır. Ordu şehrinin bütün güzelliklerini ve Karadeniz’in muhteşemliğini, tepeden görmek mümkündür. Tepede: yeme-içme alanları, dinlenme tesisleri ve ormanlık piknik alanları vardır. Yamaç paraşütü için ideal bir yerdir. Avrupa Doğa Merkezi tarafından Kaliteli Destinasyon Programına dahil edilmiştir. Evet, özellikle güneş batarken ve geceleri buranın muhteşem manzarasını mutlaka izlemenizi öneriyorum. Ayrıca, yine tepede bulunan tesislerde özellikle kahvaltı yapmanızı öneririm.

TURNA SUYU

İl merkezine: 9 km. uzaklıktadır. Ordu-Giresun karayolu üzerindedir. Doğal plajı ile ünlüdür. Halk arasında büyük rağbet gören bir yerdir. Doğu Karadeniz’in hemen başlangıcındaki bu el değmemiş güzellik, belki de şimdiye kadar bilinmemesinin tüm avantajlarını doğa severlere sunuyor. Yürüyüş rotaları, yani hazırlanan bu eşsiz vadide yaklaşık 60 km. uzunluğunda, çok cazip bir yürüyüş parkuru bulunuyor.

Kayalık vadi yatağı ve bitki örtüsü sayesinde, suyu neredeyse her mevsim berrak olan Turna suyu deresi, Fırtına deresi ile birlikte, Karadeniz bölgesinin en temiz vadi yatağına sahip. Canik dağlarından kıvrıla kıvrıla, Karadeniz’e dökülen akarsu boyunca, çok çeşitli bir renk cümbüşü ve bitki örtüsü ile birbirinden farklı ve güzel çiçekler, yürüyüş yapanlara eşlik ediyor.

Buranın bir başka özelliği de: Karadeniz alası ya da Som balığı diye bilinen alabalık türünün yumurtlama alanı olarak temiz suyundan dolayı Turna suyu tercih ediliyor. Turna suyu deresinde başka tatlı su kefali olmak üzere, birçok tatlı su balığı ve tatlı su canlısı bulunuyor.

YOROZ KENT ORMANI

İl merkezi ve Gülyalı ilçesi arasında, il merkezine yaklaşık 15 km. uzaklıktadır. Burası tam bir zirvedir ve Ordu ile deniz, tamamen ayaklar altındadır. Işıklandırılmıştır. Oturma yerleri, gezi alanları ve teraslar var. Yolu stabilizedir.

Ordu Kurul Kayası Yerleşimi

KURUL KAYASI YERLEŞİMİ

İl merkezine, 13 km. uzaklıkta, Bayadi köyü sınırları içindedir. Sivri bir kaya üzerine kurulmuş, antik bir yerleşim yeridir.

Yer altı galerileri bulunmaktadır. Ana kayanın oyulması ile oluşturulmuş, 8 metre derinliğinde bir sarnıç ve su yolu olduğu tahmin edilen, 250-300 basamaklarla aşağıya inilen bir dehliz var. Özellikle: yukarı çıktığınızda, sizi bir tünel karşılayacak. Devasa bir şey. Oldukça aşağılara iniyor.

Yine, söylentilere göre, burası kaçış tüneli imiş. Sonuna; hala ulaşılamamış. Söylentilere göre, burada, buna benzer başka kaçış tünelleri de varmış. Tünelin içi: aynın bir buzdolabı gibi serin ve rutubetli. Bir de su sarnıcı var. Bu sarnıcı için, yaz-kış su dolu.

Bunların yanında: bina kalıntıları ve değişik dönemlere ait seramik parçaları görülüyor. Kazı sırasında bulunan, bu seramik parçaları ve pişmiş toraktan çatı kiremitleri incelenmiş ve MÖ. 5 veya 6.yüzyılda, burada bir yerleşim yeri bulunduğu fikrine varılmış.

1991 yılında, Ordu Müze Müdürlüğünce, çevre temizliği ve tanzimi yapılmış ve alan tel örgülerle koruma altına alınmış. Bu bölgede, insanlar piknik yapıyorlar. Gezi parkurları, oturma gurupları, seyir terasları var. Ayrıca: otopark da bulunuyor.

Samsun tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Giresun tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Bulgaristan Varna

Bulgaristan Varna

Şehir: 1949-1956 yılları arasında “Stalin” ismiyle bilinmiştir. Ülkemiz sınırlarına yakın, Karadeniz kıyısında tam bir tatil cennetidir. Yeşil ve mavinin birleştiği bir yer. Daha çok genç nüfusun yoğun olduğu ve eğlenmeyi bilen ve seven insanların diyarıdır.

Bulgaristan Varna

VİZE

Bulgaristan ülkesine girmek için vize gerekiyor. Vize evraklarınızı, Bulgar konsolosluğuna, hareket tarihinizden en az 7-8 gün önceden teslim etmeniz şart, çünkü vize 7-8 gün sonra belli oluyor.

ULAŞIM

Varna şehrine otobüs ile ulaşmayı düşünürseniz, İstanbul-Varna arasındaki uzaklığı: 10 saatte alabilirsiniz. Şehir: ülkenin başkenti olan Sofya şehrine, 469 km. uzaklıktadır.
Elbette, şehirde havaalanı da var. Varna havaalanı (VAR): şehir merkezinin 8 km. batısındadır. Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım için, otobüs ve taksi kullanılır.

TARİH

Şehirde yapılan arkeolojik araştırmalarda yörede 12.000 yıl öncesine ait insan yerleşimi kalıntıları bulunmuştur.
1972 yılının sonunda, burada; MÖ.4500 yıllarından kaldığı düşünülen bir mezar bulundu. Mezarın içinde ise: 3010 objeden oluşan, toplam ağırlığı: 6 kg olan altın nesneler çıktı. Bu altın nesnelerin, bugüne kadar Avrupa kıtasında bulunan en eski işlenmiş altın objeler olduğu söyleniyor.

Mezar içinde: üzerinde, 990 adet altın boncuk bulunan (toplam ağırlık: 1.5 kg. dır), 40-50 yaşlarındaki ölü, dünyanın ilgisini çekmiştir. Cesedin hemen yanında, altından yapılmış bir ok bulunmuştur. Hatta: mezarın bulunduğu yer çevresinde yapılan araştırmalarda, buranın toplu bir mezar olabileceği değerlendirilmiştir.

1444 yılında, Osmanlı Sultanı II. Murat: buranın yakınlarında, Macaristan-Lehistan krallıklarının askeri güçlerinin ağırlıklı olduğu Haçlı Ordusunu, büyük bir bozguna uğratmıştır. Ama, bölge, 1389 yılında, Osmanlı egemenliğine girmiştir. Ancak: 1878 yılındaki “Berlin Antlaşması” sonucu, Osmanlı egemenliğinden ayrılarak, Bulgaristan Prensliği topraklarına katılmıştır.

1775 yılında, bir Fransız gezgin tarafından, Varna hakkında yazılanlar: 16 bin şehirli, 12 cami, 2 kilise ve 1 saat kulesi bulunmaktadır. Yani: Varna, 18’nci yüzyılda, şehir saatine sahiptir ve bu kule, aynı zamanda yangın kulesi olarak da kullanılmaktadır.

Bulgaristan Varna

GENEL

Şehir: Karadeniz kıyısında; büyük Varna körfezinin sonundadır. Deniz kıyısındaki liman, Bulgaristan ülkesinde, Burgaz limanından sonra ikinci büyüklüktedir. Büyüklük olarak ise, Sofya ve Plovdin şehrinden sonra, Bulgaristan’ın üçüncü büyük şehridir.

Şehir, orman ve denizin birleştiği yerde kurulmuştur. Yani, muhteşem bir şehir göreceksiniz. Bölgenin her yerinde: ormanlar var. Özellikle: Frengen yaylası ve Avren yaylaları arasındaki derin vadi bölgesinde yeşil alanlar çoğunluktadır.

Şehirde: 350 bin kişi yaşamaktadır. Ancak, turizm sezonunda yani yazın, nüfus 1.5 milyona yaklaşıyor. Özellikle: Alman ve Rus turistler, şehri tercih ediyorlar.

Şehrin iklimi: Akdeniz iklimi özellikleri gösterir. Buna bağlı olarak, kışları kurak ve soğuk, yazları ise nemli ve oldukça sıcak geçer. Özellikle, Temmuz-Ağustos aylarında, güneş yaklaşık 10-11 saat, ziyaretçilerin güneşlenmesini sağlıyor. Soğuk Baltık rüzgarları burada görülmez. Deniz ise, inanılmaz derecede sakindir. Ancak: tehlikeli gel-git olayları olmaktadır.

Şehrin ekonomik etkinliklerinin başında: turizm ve şehir dışından üniversite okumak için buraya gelen öğrencilerin yarattıkları potansiyeldir. Çünkü, şehirde 6 tane üniversite bulunmaktadır. Ayrıca, şehirde “gemi inşa sanayi” etkindir.

OTOBÜSLER

Şehirdeki otobüsler: 05.00-23.00 arasında çalışmaktadır. Bilet ücreti: 1 levadır. (yani, Euro olarak düşünürseniz, 0.45 Euro yapıyor). Otobüse bindiğinizde, biletinizi inene kadar atmayın, çünkü sık sık kontroller yapılıyor.

TAKSİLER

Taksiciler, pek yardımsever değiller ve daha çok sizden alabilecekleri en fazla parayı düşünüyorlar. Ama, özellikle, uzak bölümlere gittiğinizde, örneğin: Golden Sans denilen bölgeye gittiğinizde, taksiye binmek isterseniz, binmeden önce mutlaka pazarlık yapmalısınız.

PARA BİRİMİ

Bu ülkede kullanılan para birimi: Bulgaristan her ne kadar Avrupa Birliğine girmiş olsa da, Leva. Levanın bir küçüğü para birimi: Stotinki’dir.
Leva’nın değişimi için, şöyle bir hesaplama yapılabilir: 1 Euro= 1.95 Leva veriyor. Yani: döviz bozdurmadan önce, birkaç yere sormanızı önereceğim. Çünkü: 1.60 ile 1.95 arasında verenler var.
Şehirde, para bozdurmaya kalkarsanız: cadde ve sokaklarda gezinenlere bozdurmamalısınız. Çünkü: gerek kur farkları ve gerekse sahte para olasılığı fazladır. Bence, döviz bozdurmak istediğinizde: özellikle banka veya döviz bürolarını tercih etmelisiniz.

Ama döviz bürolarının önünde de, bu şekilde, bir, iki ve hatta üç kişilik gurup halinde bekleyenler ve hatta Türkçe bilip, sizinle Türkçe konuşarak, dövizinizi yüksek kurdan bozmak istediğini söyleyen tiplerle karşılaşacaksınız.

Sakın inanmayın, ya yalan söylüyorlar ya da sahte para veriyorlar. Hatta, bunların yanına hiç yaklaşmayın, Türkçe konuşurlarsa cevap vermeyin, şehrin tek tehlikeli yerleri ve tipleri bunlardır.
Kredi kartı derseniz: bu ülkede kredi kartı hemen hemen hiçbir yerde geçmiyor. Yani: kredi kartı ile alışveriş yapmayı düşünmemelisiniz.

Bulgaristan Varna

ÜNİVERSİTELER

VARNA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

1962 yılında kurulmuştur. Üniversite bünyesinde, 1965 yılında, Araştırma Enstitüsü kurulmuştur. Günümüzde, burada, 500 civarında öğretim görevlisi, ve 7000 civarında öğrenci bulunmaktadır.

EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ

Üniversite, günümüzden 78 yıl önce kurulmuş ve bugüne kadar 40 binden fazla öğrenci mezun etmiştir. Üniversitenin mezunları: uzmanlar, yöneticiler ve işadamları olarak başarılı performanslar sergilemektedirler.

VARNA HÜR ÜNİVERSİTESİ

1991 yılında kurulmuştur. Özerk bir özel üniversite olarak öne çıkmaktadır.

DİL

Burada, Bulgarca konuşulmaktadır. Ancak: otel, tatil köyü ve restoran gibi turistik tesislerin birçoğunda: İngilizce, Almanca, Fransızca ve Rusça bilinip konuşulmaktadır. Ama en kötü yanı: Bulgarcanın “Kiril” alfabesinden oluşması ve bu yüzden birçok tabela gibi yazıların okunmasındaki zorluktur.

RESMİ TATİLLER

1 Ocak .Yeni yıl tatili
3 Mart. Milli gün (Bulgaristan’ın Osmanlı hakimiyetinden kurtuluş yıldönümü kutlanır)
1 Mayıs. İşçi bayramı.
6 Mayıs. Bulgar ordusu günü.
24 Mayıs. Bulgar Aydınlanması ve Kültürü ve Slav günü kutlamaları.
6 Eylül. Bulgaristan birleşme günü.
22 Eylül. Bağımsızlık günü.
25-26 Aralık. Noel.

ALIŞVERİŞ-NE SATIN ALINIR

Varna şehir merkezinde, alışveriş yapabileceğiniz birçok dükkan ve mağaza bulunuyor. Bu mağazalarda, birçok ürün, ülkemizden daha düşük fiyatlar satılıyor olabilir ancak, yine de araştırmanız şart. Şehirde, genellikle giyecek yani tekstil ucuzdur.
2008 yılının baharında, şehirde 3 büyük alışveriş merkezi açılmıştır. Bunlar: Grand, Pfohe ve Central Plaza Alışveriş Merkezleridir.
Son bir not: alışverişlerinizde, pazarlık yapmayı seviyorsanız, Varna şehri pazarlık için pek uygun değil. Yani, dükkan ve mağaza sahipleri, pazarlık olayına pek olumlu yaklaşmıyorlar.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Otellerdeki kahvaltıda: peynir, zeytin ve domates bulabilirsiniz. Ayrıca, omlet tercihinde de bulunabilirsiniz. Bu ülkede ve dolayısıyla şehirde, yemek konusunda en ilgi çeken, gitmeden önce birçok ziyaretçiden duyduğum gibi, yemek porsiyonlarının çok büyük ve bol olması. İnanın: porsiyonlar o kadar büyük ki, inanamazsınız.
Yemeklerde, peyniri birçok yerde kullanıyorlar. Çünkü: peynirleri gerçekten lezzetlidir. Bulgar mutfağının en önemli yönü, tam bir kültür birleşimi olmasıdır. Bu birleşimde: Slav, Yunan ve Türk yemekleri bulunmaktadır. Ayrıca, Karadeniz’in taze deniz ürünlerini de, bolca bulabilirsiniz. Verimli çiftliklerde ise, organik sebze ve meyveler yetiştirilmektedir.
Yemek için: genellikle şehirde bulunan “happy gril” lokantalarını kullanabilirsiniz. Bunlar, diğer yerlere oranla daha uygun fiyatlı ve kaliteli yemekler sunmaktadırlar.
Su derseniz: şehirdeki çeşme sularının içilebilir olduğu söyleniyor. Ayrıca, şişe suyu olarak burada da “maden suyu” sattıklarını hatırlatmam gerek.

Şehirde önerebileceğim restoranlar

Old City

Burası: Cherno More Otelinin altındadır. Burada otururken, şehrin en renkli caddesini de izleyebilirsiniz.

BMS

Burada, tipik Bulgar yemekleri bulabilirsiniz.

Hapy Bar and Gril

Burada: tipik yemekler yanında, fast-food yiyecekler ve tavuk yemeklerinin spesiyallerini öneririm.

GECE HAYATI-GECE KULÜPLERİ

Varna şehrinde, çılgın gece eğlenceleri var. Bu gece kulüpleri her ne kadar görünüm olarak, gözünüze fazla pahalı gibi gelebilirse de, çekinmeden girebilirsiniz ve girdiğinizde o kadar da pahalı olmadıklarını göreceksiniz. Şehir merkezindeki gece kulüpleri, yaz döneminde deniz kıyısında, sahil kesiminde aynı isimle, yazlık mekanlarını açıyorlar. Hatta: sahil kesiminde, dip dibe yerleşen bunlardan herhangi birine gidip, çılgın eğlenceleri yaşayabilirsiniz.

Gece eğlenceleri yanında, bu şehirdeki “Casino” lar da öne çıkıyor. Black Sea Hotel casino’sunu, meraklılarına önerebilirim. Eğer daha pahalı ve kaliteli bir yerlerde kumar oynamak isteyenler olursa: bunlar da, “Golden Sand” bölgesindeki otellerin casino’larını tercih etmelidirler. Özellikle: “İnternational Otel” tercih edilebilir. Kaliteli bir yerdir.

Gece kulüplerinden önerebileceklerim şunlardır

Ultra

Şık bir gece kulübüdür. Lüks, zarif ve modern bir atmosfer var. Oturma kapasitesi 200 kişiliktir. Her gün çeşitli programlar sunuluyor.

Disco Club “İn The Zone”

Özellikle, gençler tarafından tercih edilmektedir. Müziğin mükemmel ses kalitesi önem kazanmaktadır. Bazen, burada ünlü müzisyenler canlı müzik yapıyorlar. Erotik gösteriler de düzenleniyor.

TURİZM

Şehirde: 17 km. uzunluğundaki sahil kesiminde: 35 bin yatak kapasiteli, 5 ayrı otel bulunmaktadır. Ayrıca, yine sahil boyunca: yeşillik alanlar, 4 marina, sıcak kaplıcalar, mineralli çamur banyoları, sağlık merkezleri bulunmaktadır.
Şehirde, ziyaretçiler için: çok eğlenceli kıyı alanı ve yaya bölgesi bulunuyor. Özellikle: gece eğlenceleri muhteşemdir. Çünkü: gerek dışarıdan gelen turistlerin yaş ortalamasının 30 civarı gibi genç bir ortalamada olması ve gerekse şehirde üniversite gençliğinin bulunması, burada, özellikle gece eğlencelerinin muhteşem olmasını sağlamaktadır.
Olur a, “bungee jumping” denemek isterseniz: şehirdeki 50 metre yükseklikte olan, Asparuhov köprüsü, bunun için ideal ortam sunmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

VARNA KATEDRAL

1880-1886 yılları arasında yapılmıştır. Odessalı mimar Maas tarafından tasarlanmıştır. 1910 yılında Papa tarafından kutsanmıştır. Varna şehrinin sembolüdür.
Yapının içinde görülmesi gereken yerler: duvar resimleri, vitraylar, piskopos tahtı ve incelikle oyulmuş ikonostasislerdir. Yapının çan kulesine, 133 basamak dar ve spiral merdiven tırmanarak çıkarsanız, buradan şehrin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

Bulgaristan Varna

FESTİVAL VE KONGRE-KÜLTÜR MERKEZİ

Şehir: konferanslar, kongreler, bilimsel ve iş forumları için dünyaca ünlü bir mekandır. Burada bulunan çok sayıdaki otelde, çok fonksiyonlu salonlar bulunmaktadır. Bu salonlarda: sözünü ettiğim etkinlikler için, her türlü hizmet ve imkanlar sunulmaktadır.
Büyük salonda, 1000 katılımcı oturma kapasitesi bulunmaktadır. Ayrıca: simültane, projeksiyon ve ses ekipmanları vardır. Daha küçük bir salonda ise, 250 kişilik oturma kapasitesi, tiyatro salonunda 100 izleyici kapasitesi ve modern bir basın merkezi bulunmaktadır. Ayrıca merkez içinde, restoranlar ve kafeteryalar da bulunuyor.

SEA SİDE PARK

Şehrin en büyük parkıdır. Sahildedir. Parkın ilk yapılışı: 1878 yılına kadar gitmektedir. Park içinde: Astronomik Gözlemevi bulunuyor. Burada: gözlem seansları düzenleniyor. Ayrıca: kaplıca tarzı banyolar, Ulusal Denizcilik Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi ve Akvaryum var.

Bulgaristan Varna

ULUSAL DENİZCİLİK MÜZESİ

Bulgar denizciliğinin temeli: 1879 yıllarına kadar inmektedir. Aynı yıl, Rus deniz subayları tarafından, Bulgar deniz gücü oluşturulmuştur. Bu müze: 1923 yılında kurulmuştur. Başlangıçta, şehirdeki Deniz Harp Okulu içinde iken, 1956 yılında, Sea Garden içinde “Villa Diana” ya taşınmıştır. Müzede görebilecekleriniz: deniz silahları koleksiyonu, ilk mayın tarama gemisi. Eserler: 12 salonda sergilenmektedir. Müzenin en önemli eseri olarak öne çıkarılan: 1912 yılındaki Balkan Savaşında, ülkemize ait “Hamidiye” gemisini batıran “Drazki torpido botu” tur. Bot: kendi türünde, günümüze kadar korunarak gelebilmiş tek gemidir.

VARNA AKVARYUM

1984 yılında açılmıştır. Burada: Karadeniz, tatlı su, tropikal balıklar ve su organizmaları bulunuyor.

Bulgaristan Varna

DOLPHİNARUİM

Sea Garden içindedir. Burada: yunus balıkları tarafından yaklaşık 40 dakika süren gösteriler sergileniyor. Bu gösterilerde: deniz canlılarının, muhteşem gösterileri izleyenleri büyülüyor. Hatta: 1992 yılında, bir yunus balığının burada doğduğu söyleniyor. Yani, o ölçüde, yunuslar, kendilerini burada doğal ortamlarında gibi hissediyorlar.

Bulgaristan Varna

ROMA HAMAMLARI

Bölgenin Roma dönemindeki ismi “Odessos” idi. Hamam yapısının korunarak günümüze gelmiş bölümlerinin büyüklüğü, burada kurulu şehrin zenginliği ve büyüklüğünü ifade etmektedir. Yapı: kubbelidir ve yüksekliği, 20 metre civarındadır. Kalın duvarları: 5-6 kat, katı kil tuğla ile örülmüştür. Yerleşim alanı ise, yaklaşık 7000 m. karedir. MS.2’nci yüzyılda inşa edilmiştir. MS.3’ncü yüzyılın sonuna kadar kullanılmış ve sonra terk edilmiştir.

Bulgaristan Varna

VARNA ARKEOLOJİ MÜZESİ

Müze binası: Bulgar mimar Petko Momchilov tarafından tasarlanmıştır.
Müzede: günümüzde, yaklaşık 55 bin eser sergilenmektedir. Burayı ziyaret ederseniz: orta çağ ve antik dönemlere ait: Trakya kültürü, Slav ve Bulgar çanak-çömlek ve takılarını görebilirsiniz. Bunlara ilaveten: mezar taşları koleksiyonu çok zengindir.

Bulgaristan Varna

ETNOĞRAFYA MÜZESİ

Müze: 1974 yılında açılmıştır. Müzede sergilenenler: el sanatları, giysi, mücevherat. Ayrıca: yörenin geleneklerine ait objelerde sergileniyor. Örneğin: yeni yılın ilk günlerinde, çocuklar tarafından kullanılan: popcorn, şekerlemeler, kurdelalar var. Bunlar: yeni yılda, sağlık, mutluluk ve başarı istekleri için kullanılırmış.
Yapıda: bir antre, misafir odası, yatak odası, mutfak bulunuyor. Yani: 19’ncu yüzyılın zengin bir evinin tüm ihtişamı sergileniyor.

Bulgaristan Varna

VLADİSLAV VARNENCHİK PARK-MÜZE

Bu müze: 15’nci yüzyıldaki bir olaya atfen düzenlenmiştir. 10 Kasım 1944 tarihinde; ağırlığı Macarlardan oluşan bir Hıristiyan Haçlı ordusu: burada, Türklerle yaptığı savaşta (Varna savaşı) büyük bir bozguna uğramış ve birçoğu yaşamını yitirmiştir. Hatta: Macaristan ve Polonya kralları da ölmüştür.
Park: burada yaşamını yitiren Hıristiyanlar adına inşa edilmiştir. Park içinde, çeşitli anıtlar var

VARNA HALOCLİNE NEKROPOL

Varna gölünün kuzey kısmındaki Nekropol, 1972 yılında keşfedilmiştir. Yaklaşık 5000 yıllık olduğu düşünülmektedir. Buradan yola çıkılarak, burada, bir zamanlar Güney Doğu Avrupa’nın gelişmiş bir medeniyetinin yerleştiği anlaşılmaktadır. Buradaki mezar kazılarında bulunanlar: seramik araçlar, bakır süslemeler, altın objelerdir. Ayrıca: bu 200 mezar kazısında, çeşitli masklar da bulunmuştur.

KÜÇÜK SARAY

Varna yakınlarındaki küçük saray: 1886 yılında yapılmıştır. Egzotik bitkiler olan küçük bir park içindedir.
Yapının inşasında görev alan mimarlar: Viyanalı Rumpelmeyer, İsviçreli Meyer ve Lazarov’dur. Burası: Kral Ferdinand ve III. Boris tarafından yazlık konut olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak: yapı 18’nci yüzyıl Fransız saraylarını anımsatıyor.

VARSAYIM KİLİSESİ

Bu kilise, ülkede, Sofya’da bulanan St. Alexander Nevsky Katedralinden sonra ikinci büyüklüktedir. Kilise: 1884-1886 yılları arasında, Osmanlı egemenliğinden kurtuluşları onuruna yaptırılmıştır. Mimarı: Gencho Kunev. Modern Bizans mimarisi ağırlıktadır. İç bölümdeki: vitraylar dikkati çekmektedir. Kilise: 1949-1950 yılları arasında boyanmıştır.

Bulgaristan Varna

BELOGRADCHİK KALESİ

Bulgaristan ülkesinin en iyi korunmuş ortaçağ kalelerindendir. Kalenin bulunduğu yerde, ilk yapı Romalılar döneminde yapılmıştır. Kuzeybatı ve güneydoğu bölgesindeki duvarların uzunluğu: 70 metredir. Diğer bölümler ise, yüksek kayalar ve uçurumlar ile çevrilidir. Yani, doğal koruma var.
Yapı: başlangıçta, gözetleme amacı ile yapılmıştır. 14’ncü yüzyıla gelindiğinde ise, Bulgar Çar Ivan Stratsimir tarafından genişletilerek savunma amacı da taşır hale getirilmiştir. Hatta, bölgenin en önemli kalelerinden biri olduğu da söylenebilir. 1396 yılına gelindiğinde, kale, Osmanlılar tarafından ele geçirilir. 19’ncu yüzyıl başında, kalede, Osmanlı genişletme çalışmalarının izleri görülür.

Bulgaristan Varna

BOYANA KİLİSESİ

Kilise: Vitosha dağı eteklerindedir ve ortaçağ dönemi yapısıdır. Yaklaşık 750 yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Özellikle, iç bölümdeki resimler ve freksler görülmeye değerdir. Bu resimler arasında: Kral Konstantin ve Kraliçe İrina, aziz ve şehitlerin resimleri görülmektedir. Resimler, 13’ncü yüzyılda, yani Avrupa Rönesansı’ndan 200 yıl önce, burada yapılmış olmaları nedeniyle, doğu Hıristiyanlığının sanatını ifade etmektedirler.

CHİLİFKA

Şehir merkezine 50 k m. uzaklıktadır. Yörede: bir köy var ve köyün içinde, restoranlar bulunuyor. Ancak, en ilgi çeken yer: bir çiftlik bulunması. Hemen çiftliğin girişinde: iki antika buharlı traktör ilgi çekiyor. İç kısımda ise, bir avlu var. Bölgedeki evlerin biri ise, müzeye dönüştürülmüş ve içinde, köyde kullanılan malzemeler sergileniyor. Ayrıca: bazı hayvanlar, çiftlik içinde serbestçe dolaşıyorlar. Burada, canlı müzik eşliğinde, muhteşem yemekler yiyebilirsiniz. Sonuç olarak: burası, doğa ile iç içe olabilmek için yaratılmış bir yer. Yani: Bulgarlar, kalabalık batı ülkelerinden gelen insanların, doğa ile baş başa olabilmeleri için böyle bir ortam yaratmışlar ve gayet güzel satıyorlar.

Bulgaristan Varna

GOLDEN SANDS

Şehir merkezinin 17 km. kuzeyindedir. Burada: ağaçların bittiği yerde, hemen deniz başlıyor. Sahil şeridinin uzunluğu: 3.5 km. genişliği ise, 100 metredir. Kumsal: ince, altın sarısı kumludur. Burada ayrıca: şifalı suların bulunduğu kaplıcalar da var. Buranın bir diğer özelliği: deniz meltem rüzgarlarını almasıdır. Bunun sonucunda: Temmuz ve Ağustos ayları, aşırı sıcak ve nem olmuyor.
Kumar meraklıları, buradaki otellerin casino’larını ziyaret edebilirler. Bunun dışında: burada, belki dikkatinizi çekecektir, ücreti karşılığı, sahilde masaj yapan bayanlar var. Denemenizi öneririm.

Bulgaristan Varna

ST.CONSTANTİNE VE HELENA

Bulgaristan ülkesinin en eski sahil beldesidir. Şehir merkezine 8 km. uzaklıkta, kuzeydedir. Burası: nispeten küçük ve gözlerden uzaktır. Sahil: ince kumludur. Sualtı dalış ve balıkçılık yapılmaktadır.

Bulgaristan Varna

RİVİERA

Şehir merkezine 17 km. uzaklıkta, kuzeydoğudadır. Park içinde: birçok bitki türü bulunmaktadır. Sakin koylarda, lüks bir atmosfer sunulmaktadır. Burası: genellikle iş turizmi ve kongreler için mükemmel olanaklar sunmaktadır.

Bulgaristan Varna

ALBENA

Burası, tam bir cennet gibidir. Burada: tertemiz bir deniz suyu ve 7 km uzunluğunda, 150 metre genişliğinde: mavi bayraklı sahil bandı bulunmaktadır. Deniz sığdır. Koyun çevresi: derin bir bitki örtüsü ile çevrilidir.

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER

Bulgaristan Varna

ALADJA MANASTIRI

Bulgaristan ülkesinin Karadeniz sahilindeki en önemli manastırıdır. Şehir merkezine 14 km. uzaklıktadır. Burada: yumuşak kum taşlarına oyulmuş keşiş mağaraları ve şapel hücrelerini görebilirsiniz.
Manastır kompleksi, günümüzde 40 metre yüksekliktedir. Burada: özel bir kilise, mezarlar, mutfak, yemek odası, hücreler, rahiplerin mekanları görülebilmektedir. Manastır: 18’nci yüzyılda keşişler tarafından terk edilmiştir.

Bulgaristan Varna

POBİTİ KAMANİ-TAŞ ORMANI

Varna şehrinin ova kesiminde yani batıda bulunmaktadır. Buradaki taş sütunlar: 6 metre yüksekliktedir. Bunlar: birçok fosil (midye, salyangoz gibi) barındıran kum taşı taşlardan oluşmaktadır. Burası bulunduğu ilk anda, yıkık bir tapınak olarak düşünülmüş, ama daha sonra yapılan incelemelerde, buranın jeolojik bir oluşum olduğu anlaşılmıştır.

Bulgaristan Varna

BALÇIK-BOTANİK BAHÇESİ

Burası, muhteşem bir park oluşumudur. İçinde: Nook Sarayı bulunmaktadır. Ayrıca: 3000’den fazla bitki türü görülür. Sonuç olarak: yalnızca Karadeniz kıyısında Akdeniz bitki örtüsü bitkileri değil, dünyanın birçok bölgesinde gelişen bitkilerin, burada da geliştiği görülmektedir. Özellikle: gül bahçesi ve kaktüs bahçesi, önde gelmektedir. Farklı bitki türlerinin, tür sayısının 250 olduğu söyleniyor.

Bulgaristan Varna

KALİAKRA-BURUN

Burası, Karadeniz kıyısına doğru, 2 km uzanan ve bu yüzden “burun” olarak nitelenen bir yerdedir. Burada: 14’ncü yüzyılda, Helen döneminde, Kaliakra isimli bir kale bulunduğu söyleniyor. Anlatılan bir efsaneye göre: kale, Osmanlılar tarafından kuşatılır ve kalenin erkeklerinin birçoğu ölür. Bunun üzerine, kalede kalan 40 kadın, ölümü seçmeye karar verirler. Bunlar: el ele tutuşarak, yüksek kayalıklardan denize atlayarak ölürler.

Maldivler Genel

Maldivler Genel

 

Maldivler Genel;

Maldivlere gitmeyi düşünüyorsanız, orada ne yapabilirim diye bir sorunuz varsa, hemen en başta şunu söylemem gerekir: “Maldivlerde, yapabileceğiniz tek şey: masmavi bir deniz, bembeyaz kumsallar ve pırıl pırıl bir güneşin altında, sessiz ve sakin bir tatil geçirmektir”

Bunun dışında: Maldivlerde, tarihi eserler, büyük alışveriş merkezleri, insan ve araç kalabalığı göremezsiniz. Gürültülü müzik dinleyebileceğiniz, her türlü içkinin satıldığı barlar, birçok kültürün sunulduğu restoranlar yoktur.

Burası: yalnızca, sessizlik ve sakinlik, huzur düşleyenler için, yanında sevdiği ile birlikte olmayı, başkaca hiçbir şeyi düşünmeyenler için uygun bir yer, yani: tam bir “balayı” mekanı, zaten bu yüzden, özellikle ülkemizden buraya giden gezginlerin birçoğu, hatta büyük çoğunluğu: yanında sevgilisi veya eşi ve hatta yeni evlendiği eşi ile, baş başa bir tatil geçirmek hayaliyle gidiyorlar.

Buraya giderken havayolu olarak “Emirates” seçerseniz balayı çifti olduğunuzu öğrendiklerinde, uçakta özel ikramlarda (pasta gibi) bulunuyorlar. Ayrıca: Maldivlere gittiğinizde, otel veya tatil köyünde, yine balayı çifti olduğunuzu söylediğinizde: yine özel ikramlarda bulunuyorlar. Ücretli aktiviteleri ücretsiz sunma, Mum ışığında yemek, yarım pansiyonu tam pansiyona çevirme gibi.

Girişte son bir not

küresel ısınma nedeniyle, bu adalar suya gömülüyorlar. Bazı adaları, şimdiden sular altında kalmıştır. Diğer yerler ise, ciddi tehdit altındadır.

Ülkenin Cumhurbaşkanı, uluslararası toplantılarda, bizi öldürmeyin diye büyük ülkelere sesleniyor ve ülkeden şimdiden göçler başlamış durumda, millet zorla evlerini bırakıyor ve düşünün ki, bu cennet yakın zaman sonra yok olacak ve mutlaka gidip görülmesi gerekir.

Söylenenlere göre, Cumhurbaşkanı, para vererek, ülke yakınlarında, insanlarının yaşaması için toprak almaya çalışıyormuş.

VİZE


Maldivlere gitmek isteyenler için, ülkeye girişte vize damgası uygulanır. Bu damga gereği “kişinin ülkede çalışması yasaktır”. Yani, ülke dışından buraya çalışmaya gelenleri istemiyorlar. Bu vize, 30 günlük süreyi kapsar ve yeterli gelir.

Zaten ziyaretçilerin çoğu: önceden ayarlanmış tatil planı, konaklama yeri bilgisiyle buraya gelirler.

Ancak, herhangi bir rezervasyon yaptırmadan buraya gitmeyi düşünürseniz, Male havaalanından, otel veya tatil köyü rezervasyonu yaptırabilirsiniz. Ancak, konaklama izni alabilmeniz için dönüş biletinizi ibraz etmeniz, göstermeniz istenir.

Ülkeye girerken, yanınızda alkollü içki bulundurulmasına izin verilmez.

Maldivler Genel

ULAŞIM-HAVAALANI 


Ülkemizden Maldivlere doğrudan uçuş yoktur ve uçuşlar, Dubai veya Bankong üzerinden aktarma yapılarak gerçekleştirilir. Yaklaşık 8-9 saatlik bir uçuş gerekiyor. Saat farkımız ise, 3 saattir.

Ülkenin uluslararası havaalanı: başkent Male yakınlarındaki North Male atolündedir. Havaalanının ismi: İbrahim Nasır Male Uluslararası Havaalanıdır. Havaalanı, 12 Nisan 1966 tarihinde hizmete açılmıştır. 1981 yılında ise, büyük restorasyon çalışması yapılmıştır.

Hulhule adasında bulunan havaalanı, uluslararası havaalanıdır. Havaalanının pisti, denize doğru uzanır ve bu yüzden, sanki uçak gemisine iner gibi bir duygu yaşanır. Uçak alana indikten sonra, terminale kadar yürümeniz gerekir. Sadece yağışlı havalarda, otobüs servise sokulur.

Havaalanında, geliş bölümünde duty-free mağazaları bulunmaz

Valizlerinizi aldıktan sonra, terminalden çıkabilirsiniz. Tatil köyleri görevlileri, hemen burada, kendi misafirlerini, ellerinde kartlar ile karşılarlar. Daha sonra: Male şehrine geçmek için: kısa aralıklarla kalkan feribotlara yönlendirirler.

Bazı yolcular ise, doğrudan deniz uçağına yönlendirilir. Male şehrine gidenler: Male şehrindeki 9 numaralı mendirekte teknelerden inerler. Havaalanı adası ile Male şehri arasında feribot değil de, dhoni denilen tekneleri kullanmak isterseniz, gündüz 75 Mrf ve gece 100 Mrf ödemeniz gerekir. Feribot ise, 10 Mrf. Dir.

Havaalanı duty-free mağazaları, terminal binasının ikinci katında, gidiş sırasında uğranılacak şekilde düzenlenmiştir. Eğer, Maldivlerden zaman bulup bir şeyler satın alamadı iseniz, bu duty-free mağazalarını ziyaret etmenizi öneririm.

Havaalanının bulunduğu adada, 5 yıldızlı Hulhule Island Hotel bulunmaktadır. Son bir not: internetten aldığım bilgiye göre, 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren, havaalanından çıkış yapan her yolcudan: 25 Amerikan doları, havaalanı geliştirme fonu için para alınacakmış. Girişte, zaten 12 Amerikan doları veriliyordu, şimdi artık çıkışta da almaya başlayacaklarmış.

 

YANINIZDA BULUNDURUN


Maldivlere gitmek isteyenlerin yanlarında mutlaka bulundurmaları gerekenler:
1. Güneş kremi ki hem de en güçlüsünden olmalıdır.
2. Deniz ayakkabısı, suyun içinde yalınayak dolaşmak çok zor oluyor.
3. Şnorkel takımı.
4. Su altı çekimi yapabilen bir fotoğraf makinası,
5. Mümkün olduğunca çok, pet şişe su.

Maldivler Genel

COĞRAFİ KONUM


Maldivler: Hindistan ülkesinin hemen altında, Hindistan’a: 600 km. , Sri Lanka ülkesinin yakınında (Sri Lanka ülkesine: 670 km.), Hint Okyanusunda, bir adalar topluluğudur. Güneyinde: Seyşeller adaları bulunmaktadır.

Ekvator kuşağındadır. Birleşmiş Milletler raporuna göre, dünya üzerindeki en fakir 50 ülkeden biridir. Aynı zamanda, dünyanın varlıklı insanlarının popüler tatil seçeneklerinin başında gelmektedir.

Adalar topluluğunun uzak kıyısı: batısında, Afrika var. Afrika kıtasındaki komşusu: Somali ve Kenya’dır.

Önceleri: Maldivler, bir Sultanlık olarak gündeme gelir. Hint okyanusu üzerinde önemli bir deniz ticareti yolu üzerinde bulunması, buranın, stratejik önemini ortaya çıkarmıştır. Bunun üzerine, denizciler, tüccarlar ve göçmenler, buraya akın etmişlerdir.

Adanın geçmişinde, daha eskilere gitmek gerekirse: Maldivler, tarihin ilk dönemlerinde, bir kadın kraliçe tarafından yönetilmiştir. Buna istinaden, adaların ismi: kadın adası anlamına gelen “Mahiladipaka” olarak bilinir.

Hintli tüccarlar: adalara, kendi dillerinde “çelenk” anlamına gelen “Maladiv” ve “Malodheep” ismini vermişlerdir. Zaten, adaların genel haritasına bakıldığında, çelenk gibi dizildiği görülmektedir.

Günümüzde ise, yerel halk, kendi ülkelerinden “Maldivler” diye söz etmez. Yerel dilde, ülkenin adı “Dihievi Raajje” yani “Divehi Halkı Bölgesi” dir.

Maldivler Cumhuriyetinde, 1190 tane ada bulunmaktadır.

Bunlar: Ekvator geçiş noktasının en güneyinde, Hint Okyanusunda, 750 km. lik bir zincir şeklinde uzanırlar. Bu adalar topluluğundaki küçük adalar “atols” olarak bilinirler. Bu kayalıkların merkezindeki lagün içinden, suyun dışarı akması için kanallar bulunmaktadır

1190 adanın, yalnızca 200 tanesi yerleşime açıktır. 99 ada ise, tatil için geliştirilmiştir. Kalan adalar ise, ıssızdır. Turistler, ıssız ve balıkçı adalarını ziyaret edemezler. Turizm geliştikçe, Maldiv hükümeti, yeni adaları, turizme açmaktadırlar.

1970’li yıllara kadar, burası, dünyanın geri kalan kısmı tarafından bilinmeyen, yoksul balıkçıların yaşadığı köylerden ibaret olan adalar topluluğu iken, günümüzde: yılda, 600-700 bin arasında turist ağırlayan, muhteşem güzel tatil köyleri ve tatil beldeleri bulunan bir yer haline gelmiştir.

1972 yılında, ilk olarak, yalnızca 2 ada turizme açılmış olmasına rağmen, günümüzde, adalar topluluğunda yaklaşık 100 tatil köyü bulunmaktadır. Bu tatil köylerinde, gündelik hayatlarından uzaklaşmak isteyen ziyaretçiler var.

Ada yönetimi: ülke çapında, yaygın bir sağlık hizmetinin kurulması, en uzak adada bile modern alt yapının sağlanması konusunda başarılı çalışmalarıyla dikkat çekmekte ve ülkede işsizlik bulunmamaktadır.

Adanın 240 bin kişilik nüfusunun, 100 bin kişilik bölümü, burada, yani başkentte yaşamaktadır.

Maldivler Genel

ATOLLER


Maldivlerde, en çok duyacağınız kelimelerden birisi de “atol” dür. Çünkü: yerleşim yerleri ve tatil köyleri, atoller üzerinde kurulmuştur.

Adalar topluluğu: Ekvatorun biraz kuzeyinde başlar ve güneyine doğru 820 km. boyunca, bir çelenk şeklinde uzanmaktadır. Bunların toplamı ise, 26 doğal atolden ve 1190 mercan adasından oluşan; bağımsız bir “İslam” cumhuriyetidir. Toplam alan: 90 bin km. karedir.

Bu arada atolden birazcık söz etmek gerekirse: bunlar, yüzük şeklinde, geniş mercan resifleridir. Bu karmaşık mercan resiflerinde bulunan küçük adacıklar: okyanusun derinliklerinden yükselen, volkanik dağların kırık bölümleridir.

Bu atoller: 19 idari bölüme ayrılmıştır. Her atolün iki ismi bulunmaktadır. Bunlardan biri yöresel dille olan ismidir. Bunların bazıları ıssızdır. Bu bölgeler: Cumhurbaşkanı tarafından atanan “Atol Başkanları” tarafından yönetilir.

Atollerde, bir de “Gazi” isimli dini lider bulunur. Yerleşime açık her adanın: hükümet tarafından atanmış ve genellikle o adada yaşayan seçkin bir kişi olan “Ada Başkanı” bulunmaktadır. Buna da “katip” denilir.

Arazinin büyük bölümü sudan oluşmaktadır.

Adaların yalnızca 200 tanesi yerleşime uygundur. Yabancı ziyaretçiler, genellikle yerli halkın yaşamadığı adalarda kalırlar. Çünkü: yerel halkın kendi kültürünü sürdürmesi istenilmektedir. Zaten, yabancı ziyaretçilerinde, rahatsız edilmeden tatil yapmaları sağlanır.

Adaların çoğu: deniz seviyesinden yalnızca 1 metre yüksektedir. Bu yüzden adalarda, tepeler ve ırmaklar göremezsiniz. Tabii, bu su seviyesi, önümüzdeki yıllarda dünyayı tehdit eden küresel ısınma sonucu, denizlerin seviyesinin yükselmesi durumunda, buranın yok olması anlamına gelmektedir.

Zaten: 2004 yılında da, Maldivler bölgesinde büyük bir “Tsunami” felaketi yaşanmıştır. Ancak, dev dalgalar, Sri Lanka’da olduğu kadar, Maldivler bölgesinde büyük yıkımlara yol açmamıştır. Yine de, aralarında turistlerin de bulunduğu 110 kişi yaşamını yitirmiştir.

Adaların bitki örtüsü: genellikle: hindistancevizi, kavun, karpuz bulunur. Balıkçıl kuşları görülür, yılan bulunmaz. Ama, burada özellikle su altı dünyası, muhteşem çeşitliliğiyle önem kazanır.

 

İKLİM


Evet, burada her yer su ve denizden yükseklik 1 metre demiştim. Ama, bazı yerlerde, yine de yemyeşil ormanlar görülür. Bu nedenle, yağmurlar da yağar. Özellikle, muson yağmurları zamanı geldiğinde, bunlar, yörenin iklimini de etkilemektedir.

Bu yüzden, Maldivlere gitmek için en uygun zaman seçimi gerekir. En uygun zaman: Aralık ve Nisan ayları arasındaki, 4 aylık dönemdir. Bu dönemde: hava sıcaklığı 25 derecenin altına düşmez ve günün büyük bölümü güneşlidir.

En güzel havalar: bizim de bulunduğumuz yarımkürenin kış ayları dönemine rastlar ve bu yüzden, özellikle Avrupalı turistlerin yoğun olarak tercih etmelerine neden olur. Hava bulutlu olsa dahi, güneş yakıcıdır ve mutlaka her durumda, güneş kremi kullanmanız önerilir.

Genel olarak, yıl boyunca, hava sıcaklıklarında büyük değişimler görülmez. Nem, genel olarak: % 80 civarındadır.

Maldivlerde, en sıcak ay: Nisan ve en soğuk ay: Aralık’tır. Ama: Ocak ve Şubat aylarında bile, hava sıcaklığı 30 derecenin üzerindedir. Çünkü hava şartlarını musonlar belirler. Ocak, Şubat, Mart ve Nisan ayları en kurak aylardır.

Yağmurların en sık rastlandığı aylar ise, Mayıs ve Kasım ayları arasındadır. Maldivler, Ekvator çizgisinde bulunduğundan, burada: tayfun, kasırga gibi doğal afetlere pek rastlanmaz.

Maldivler Genel

İNSANLAR


Yerli halk: saygılı ve çekingendir. Ancak, ziyaretçileri sıcak karşılarlar.
Birçoğu İngilizce bilirler, çünkü İngilizce ulusal dil olarak kabul edilmiştir. Kendi aralarında ise “Divehi” denilen ulusal dil konuşurlar.

Maldivlerde, ilk kabine toplantısı: su altında düzenlenmiştir. Toplantı Başbakan Mohamed Nasheed başkanlığında yapılmış ve toplantıda, BM. İklim Konferansında, iklim değişikliği konusunda, ortak bir küresel eylem için çağrı bildirisine imza atılmıştır. Su altındaki bu toplantı, uluslararası sivil çevre örgütleri tarafından, geniş bir kampanya ile dünyaya duyurulmuştur.

 

GİYİM

Maldivler, daha önce de söylediğim gibi, Müslüman bir ülke ve İslam kurallarına sıkı sıkıya bağlılar. Bu nedenle: odanız dışındaki alanlarda ve hatta kiralanmış safari teknelerinde bile, çıplaklık yasaktır.

Kumsalda çıplak güneşlenmeniz, belki de, büyük bir para cezası ile sonlanabilir.

Özellikle, tatil köyü dışında, bir yerleşim adasını ziyaret ettiğinizde: ada halkını rahatsız etmemek için, özellikle bayan yabancı ziyaretçilerin, kıyafetlerine dikkat etmeleri önerilir. Hatta: omuzları ve dizlerini açıkta bırakmayacak şekilde giysileri önerilir.

Elbette, bu satırları okuyunca, kafanızda farklı duygular gelişiyor, ama şunu unutmamak gerekir ki, tatil köylerinin içindeki yaşam ile dışarıdaki yaşam arasındaki farklılıkları iyi bilmek ve buna göre hareket etmek gerekiyor.

Yani, tatil köyü dışında, kesinlikle giysilere dikkat etmek şarttır. Hatta: erkek yabancı ziyaretçilerin bile, tatil köyleri dışında, kısa şort giymesi önerilmez.

Tatil köylerinde gün içinde deniz kıyafeti yani mayo giyebilirsiniz, ancak akşamları ve çevrede dolaşırken, deniz kıyafeti giymeniz hoş karşılanmaz.

Maldivliler ise: genellikle şık giyinirler ve peçe takmak, kimliğin gizlenmesi açısından yasaklanmıştır. Kolay ve rahat, çıkarılabilir ayakkabıları tercih ederler.

 

PARA BİRİMİ

Maldivler ülkesinde, ulusal para birimi: Maldiv Rufiyası’dır ve Mrf olarak isimlendirilir. Ancak, özellikle tatil köyleri olmak üzere birçok yerde Amerikan doları da kullanılır. Yalnız, Amerikan doları ödediğinizde, para üstü büyük olasılıkla, yerel para birimi olan Mrf ile tahsil edilecektir.

Ülkede para bozdurmak isterseniz, uluslararası havaalanı çıkışında bulunan “Maldiv Bankası” şubesini kullanabilirsiniz. Burada döviz bozdurup, Mrf satın alabilirsiniz. Bozdurma oranı: hükümet tarafından sabitlenmiştir. Buna göre, 1 Amerikan doları karşılığı, 15.42 Rps satın alınmaktadır.

Kredi kartları ise, her tatil köyünde ve Male şehrindeki birçok mağazada kabul edilmektedir. Ayrıca, yanınızda Euro götürmenize gerek yok, dolar yeterlidir.

 

DİL


Maldiv halkı, Divehi denilen yöresel dili kullanırlar. Ancak, 1960 yılından sonra, ortaöğretim dili olarak, İngilizce kullanılmaya başlanmıştır.

Yabancıları ilgilendiren tüm tabelalar ve yemek mönüleri, İngilizcedir. Özellikle tatil köyleri çalışanlarının hepsi İngilizce bilirler. Ancak, yerel dilden bir şeyler konuşmak isterseniz, en kolayı “Selamünaleyküm”.

 

DİN

Maldivlerde, halk Sünni Müslümandır. Günlük hayatın içinde, dinin önemi büyüktür. Her tatil köyünde ve yerleşim adasında, mutlaka cami bulunur. Male şehir merkezinde ise, 20 civarında cami bulunduğu söyleniyor. Tatil köyünde çalışanlar dahil, halk, günde 5 vakit namaz kılar.

Maldivler Genel

TURİZM

Maldivlerde, turizm, özellikle 1972 yılından sonra hızla yoğunlaşmış ve ülkenin ekonomisini etkilemeye başlamıştır. Ülkede bulunan 89 tatil köyü ve 17 000 yatak, yılda yaklaşık 600 000 turistin ağırlanmasını sağlamaktadır. 2007 yılı itibarıyla ülkeye gelen turist sayısı: 9.380.000’dir.

Maldivlerde, birçok ziyaretçi uçaktan indikten sonra, gideceği tatil köyü görevlisi tarafından karşılanır ve yine ödenen ücrete göre, en uygun ulaşım aracı (deniz uçağı, sürat motoru, safari motoru, dhoni yerel tekne) ile, kalacağı tatil köyüne ulaştırılır.

Sonrası ise: tamamen size kalmıştır. Tatil köylerinde, asansör bulunmadığından, birçoğu su üzerinde bulunan odanız ile toplu kullanılan yerler (restoranlar) arasındaki ulaşımınız, yürüyerek yapılıyor, yani gün içinde uzun yürüyüşler yapmanız gerekiyor. Bunun dışında: denize girebilir ve güneşlenebilirsiniz.

Gününüzü tatil köyü dışında geçirmek isterseniz: her tatil köyünün yakın veya nispeten yakın çevresinde bulunan komşu köylere, piknik yapabileceğiniz ıssız adalara günübirlik gezilere gidebilirsiniz. Ancak, unutmamak gerekir ki, adalar arasında, düzenli feribot seferleri yoktur. Çevreyi gezmek istiyorsanız, bulunduğunuz tatil köyü veya adadan; tekne kiralamanız gerekir.

 

Dhoni kiralamak

Maldivler, malum su ülkesi ve bu ülkede sık sık duyacağınız bir kelime “dhoni” dir.
Dhoni, yukarıda sözünü ettiğim gibi, Maldivlerde ulaşımın sağlanmasındaki en büyük ulaşım aracı olan bir tür teknedir. Yalnız, sürat teknesine göre, biraz yavaş olduğu kesin, çünkü saatte: 13-14 deniz mili hız yapabilmektedir.

Teknede, hem yelken, hem de motor bulunur. Dümen, kayıkçı tarafından ayağı ile idare edilir. Ancak, elbette fiyatı, sürat teknesine göre daha uygundur. Yine de, dhoni kiralamak düşünüyorsanız, yakın mesafedeki ulaşım için uygun olduğunu bilmeniz gerekir, uzak mesafedeki ulaşım için uygun değildir.

Uzun yolculuklar için, lüks dhoniler bulup kiralayabilirsiniz.

Dhoniler, genellikle tatil köylerinin yakın çevresinde, dalış yapmak ve ıssız adaları gezmek, piknik yapmak için kiralanabilir. Tatil köylerindeki dhoni teknelerinin üstleri, güneşten korunmak için tente ile şekillendirilir.

Özellikle, Maldivlerin başkenti olan Male şehrinde, birçok dhoni bulunmaktadır. Bunlar: havaalanına sefer yapan teknelerin bağlandığı mendirekten kiralanabilirler. Saatlik kira ücreti olarak: 25-30 Amerikan doları ödemek gerekir. Ancak, kiralamak istediğiniz dhoni kaptanı ile anlaşmakta zorluk çekebilirsiniz.

Bu yüzden, yerel bir tur acentası ile görüşerek dhoni kiralamayı denemelisiniz. Böylece, kaptan gitmek istediğiniz yer ve ihtiyaçlar konusunda daha bilinçli hareket edecektir. Male şehrinden, yakındaki adaları gezmek veya havaalanı adasına gitmek için, dhoni kiralayabilirsiniz.

 

Sürat Teknesi kiralamak

Dhonilere göre daha fazla ücret ödemek gerekir. Sürat teknesi kiralamak isterseniz, kaldığınız tatil köyü ilgililerine bunu iletirseniz, size yardımcı olacaklardır. Mesafeye ve süreye göre değişen rakamlar yanında, standart saatlik ücretleri: 100 Amerikan doları civarındadır.

 

Safari Teknesi kiralamak

Bu tekneler, uzun süreli yolculuklar için uygundur. Çünkü, teknenin içinde, yataklı kabinler bulunmaktadır. Yolcu kapasitesi: 10-30 kişi arasındadır.

Tuvalette deniz suyu kullanılır, ancak duşta, tatlı su kullanılır. Yemek ise, güvertede yenilmektedir. Teknede: kaptan ve 2 mürettebat yanında, bir de aşçı bulunur.

Maldivlere gelen birçok ziyaretçi; genellikle dalış yapmak ve çevreyi gezmek için, safari teknesi kiralamayı tercih ederler.

Bu yüzden, bu tür teknelerde, dalış ekipmanı bulundurulur. Geceleri, genellikle açıkta veya bir tatil köyü yakınlarında demirlenerek geçirilir.

 

Tatil köylerinde, yakın köy gezisi

Tatil köylerinde, kalan konuklar için: adada bulunan köye, günübirlik gezi düzenlenir. Köy adasındaki günlük yaşamı görmeyi düşleseniz de, genellikle gittiğinizde, sizi ıssız sokaklar karşılar.

Çünkü: köylerde yaşayan insanlar, sabah saat: 04.00 ile 06.00 arasında uyanırlar ve sabah namazı kılarak güne başlarlar.

Daha sonra, balıkçılar, gün ağarmadan denize açılırlar. Kadınlar ise, evlerin açıkta bulunan mutfaklarında kahvaltı hazırlarlar, çocuklar okula gönderilir.

Balıkçılık dışında ise, ada erkeklerinin birçoğu, otellerde, inşaatlarda ve fabrikalarda çalışırlar. Köylerde, yabancı ziyaretçilere: köyün hastanesi ve ada başkanının çalışma yeri gezdiriliyor.

Ayrıca, yerel ürünleri tanımak ve arzu ederseniz satın almak için, köy bakkalını da gezebilirsiniz.

Maldivler Genel

Evet: Maldivler ülkesinde, diğer yapabilecekleriniz veya yapmanızı önereceğim geziler, aşağıdadır

Maldivlerin ulusal kahramanının doğum yeri olan: Utheem adasını ziyaret edin.
Maldivlerin, rengarenk mercanları ve bunların arasında dolaşan balıklarını keşfetmek için, dalış yapın.

Balık tutmayı seviyorsanız, bir tekne kiralayın ve balık avına çıkın.

Maldivlerdeki yerel yaşamı görebilmek için, mutlaka bir Maldiv köyünü ziyaret edin.

Male adasındaki, Grand Mosque camisinin minaresini görün.

Yerel halkın alışveriş yaptığı, Male adasındaki Local Market’e gidin.

Male adasındaki, Ulusal Müzede, Sultanlar döneminden kalan hazineleri görün.

Male adasında, sahil kesiminde dolaşın.

Male adasında: 17’nci yüzyıldan kalma, Hukuru Miskiiy’i süyleyen oymaları görün.

Maldivler Genel

TATİL KÖYLERİ

Maldivler ülkesini ziyaret edenler: burada yalnızca: tatil köylerinde, safari teknelerinde ve ya başkent Male adasında kalabilirler.

Her tatil köylerinde: su sporları merkezi, şinolkerle dalış, tüplü dalış, balık avlama gibi etkinlikler sunulmaktadır. Ayrıca, bunlarda yine restoranlar ve barlar bulunur. Ayrıca, yine “Spa” salonları hizmet sunar.

Ülkenin diğer yerlerinde alkollü içki tüketimi yasaktır. Özellikle, başkent Male adasında, buna dikkat etmenizi öneririm. Sonuçta, burası İslam Cumhuriyetidir.

Tatil köylerinin ortak özellikleri: bembeyaz kumsalları, Hindistan cevizi ağaçları, deniz manzaralı odaları, güneşli günleri, rengarenk çiçekleri, mavi lagünleri, muhteşem manzaralı resifler, uluslararası mutfaklar ve yüzme havuzlarıdır. Bazılarında, yüzülebilir lagunlar da bulunmaktadır.

Bunların çoğunda asansör yoktur ve bu yüzden, odanızdan, ortak kullanım alanlarına gitmek için uzun yürüyüşler yapmanız gerekir.

Maldivler Genel

DALIŞ

2006 yılında, Maldivler kıyılarında, 958 dalgıç, aynı anda dalış yaparak, dünya rekoruna imza atmışlardır.

Evet, Maldivler ülkesinin kıyılarında: binlerce resif, binlerce balık türü ve yüzlerce mercan çeşitleri bulunmaktadır. Yani, ben şahsen bu konuda pek bilgi sahibi olmasam da, söylenenlere göre, dalış meraklıları için, burası tam bir cennettir.

Zaten burayı ziyarete gelenlerin büyük çoğunluğunun: dalış yapmayı düşleyerek geldikleri söyleniyor. Yılın her döneminde dalış yapılabilmektedir. Özellikle: Ocak ve Nisan ayları arasındaki dönemlerde, suların berrak olması, dalışı daha çekici hale getirir.

Ekim ve Kasım ayları arasındaki dönemde ise, büyük balıkları buraya çeken planktonların bol olması etkindir ancak bu tarihlerde sular bulanıktır. Her tatil köyünde, uzman bir dalgıcın bulunduğu, dalış merkezi bulundurulur. Merkezde, uluslararası kurumlar tarafından verilmiş sertifikalara sahip, dalış hocaları görev yaparlar.

 

Sucuba Diving

Burada, dalış okulları var ve her türlü dalış malzemesini kiralayarak edinmek mümkündür. Yapılan derslerde: çeşitli dalış kursları, gece dalışları, sualtı fotoğrafçılığı hakkında bilgiler veriliyor. Merakınız varsa, tatilinizin bir bölümünü, dalış eğitimi alarak veya biliyorsanız, dalış yaparak da geçirebilirsiniz.

 

Şnorkelle Dalış

Maldivlerde, suyun altında muhteşem bir görüntü bulunuyor. Gerek deniz canlılarını ve gerekse mercanları görmek için, adaların çevresinde bulunan mercan kayalıklarını, muhteşem berrak su içinde, şnorkelle yüzerek izleyebilirsiniz.

Çünkü, bu su altı dünyasını görmek için, profesyonel dalgıç olmaya gerek kalmıyor. İhtiyacınız olan tek şey, yalnızca tuzlu suda, su altı görüntüsünü izleyebilmek için bir şınorkeldir.

Maldivler Genel

YEREL TATİL GÜNLERİ

Maldivler ülkesinde, yerel tatil günlerini belirtmeden önce, burada, Miladi değil, Hicri takvim sisteminin uygulandığını söylemem gerekiyor. Bu yüzden: Hicri takvim gereği, etkinliklerin günü, her yıl farklılık göstermektedir.

Malum: Hicri takvim, her yıl 10 gün öne gitmektedir. Bu yüzden: ülkedeki kutlama günleri hakkında ayrıntıya girmek istemiyorum, çünkü standart bir tarih vermek mümkün değil.

Ama siz Maldivlere gitmek isterseniz, özellikle, orada “Ramazan ayı” olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Çünkü, ramazan ayında, ülkedeki restoranların tümü, gün boyu kapalı kalır. Ancak, tatil köylerindeki yaşamı bu durum etkilemez ve hizmetler ramazan ayında da aynen devam eder.

Tüm bunların yanında, tarihleri değişmeyen bir kısım kutlama şunlardır:

1 Ocak: Yeni yıl kutlanır,
26-27 Temmuz: Bağımsızlık bayramı kutlanır.
3 Kasım: Zafer bayramı kutlanır. (Tamir teröristlerinin, 1988 yılındaki darbe girişimine karşı kazanılan zafer kutlanır)
11-12 Kasım: Cumhuriyet Bayramı kutlanır. (Bu tarih, 1968 yılındaki II. Cumhuriyetin kuruluşudur)
10 Aralık: Balıkçılar günü olarak kutlanır.