Mısır Sakkara

Mısır Sakkara

Gize ile el-Feyyum vahası arasında uzanan bölgeye: 90’dan fazla piramit yapılmış. Ancak, Mısır tarihindeki en eski piramit: Kahire’nin 14 km. güneyinde, yani bir saat uzaklıkta bulunan, Sakkara bölgesinde bulunuyor.

Sakkara: Memphis’i yöneten kralların: son dinlenme yeri. Aynı zamanda: Mısır’ın en büyük kral mezarlığıdır.

sakkara.basamaklı.1
Mısır Sakkara Basamaklı Piramit

BASAMAKLI PİRAMİT

Memphis’in batısındaki Sakkara, Eski Krallık’ın başlıca gömü mekanı haline gelmiştir. Bölgede başka alanlar da mezarlık olarak kullanılmış, ama hiçbiri cazibesini Sakkara kadar uzun koruyamamıştır. Tüm Mısır mimarisinin kilit yapılarından biri olan Sakkara’daki en büyük mezar yaklaşık MÖ 2650’de, 3’ncü hanedan firavunu Coser için yapılan Basamaklı Piramittir.

Basamaklı piramit, biçim ve yapı tekniği açısından cesur yenilikler sergiler.

Biçimi: daha önceki mastaba mezarlarındaki kraliyet gömülerinden 4’ncü hanedan ve sonrasının düzgün kenarlı piramitlerine geçişi temsil eder. Yapı tekniği açısından da aynı derecede önemlidir. Güneşte kurutulmuş kerpiç tuğlalar yerine, yapı malzemesi olarak taş kullanılmıştır. Bilindiği kadarıyla taşın bu tür kullanımının öncesi yoktur. Eskiden taş, ayrıntılar için kullanılır, ama asla yapının tamamında kullanılmazdı.

Mısırlıların kendileri de bu komplekse hayran oldukları için mimarinin adı yüzyıllar boyunca “İmhotep” i anımsattı. Daha sonraki Mısırlılar, İmhotep’i, mimar, firavun Coser’in bilge danışmanı ve hekim olarak yücelttiler. Geç dönemde tanrılaştırdılar. Grekoromen dönemde Yunan şifa tanrısı Asklepion ile özdeştirdiler.

 

sakkara.zoser heykeli.1
Mısır Sakkara Kral Zoser

Kral Coser

Coser’in cenaze kompleksi, arkaik dönem gömü uygulamalarını ve mezar biçimlerini büyük ölçüde geliştirdi. Kuzey-güney yönünde, dikdörtgen biçimindeki 15 hektarlık geniş alan, 545 x 278 metre boyutlarında, küçük taşlardan yapılmış ve kerpiç mimariyle Abydos’taki çevrili cenaze alanlarında aşina olunan “Saray cephesi”  girintileriyle bezenmiş bir duvarla çevrelenmişti. Kompleksin öğelerinin çoğu gibi, duvar da modern zamanlarda restore edildi.

Duvarlarda görünen 14 giriş vardır, ama sadece güneydoğu girişi gerçektir. Açık konumda yontulmuş sahte kapılar, sıralı şekilde dizili, her biri yan duvara yapışık ve kalın saz öbeklerini andırması için dışbükey demetler biçiminde yontulmuş, 20 çift sütundan oluşan sütunlu bir yola açılır.

Tavanlar orijinal olarak palmiye gövdelerini andırır. Kompleks boyunca bu tür ayrıntılar İmhotep’in eserinin önemli bir kaynağını açığa vurur. Çünkü bunlar tümü kerpiç, ahşap, saz gibi dayanıksız materyallerden yapılan geleneksel mimarinin taşa uygulanmış halidir.

Sütunlu yol, bir avluda biter.

Avlunun kuzeyinde kralın gömüsünün üzerini kaplayan Basamaklı Piramit ve güneyinde de kuzeydeki gömünün daha basit bir versiyonunu içeren yeraltı kenotafı veya sahte mezarının olduğu duvarlı bir avlu vardır.

Özelliklerin böyle tekrarlanması, kompleksin ilginç yöntemlerinden biridir ve hala mükemmel şekilde tek bir devlet olarak kaynaşamamış iki bölgeye saygı olarak, hem Yukarı Mısır (Abydos’ta), hem de Aşağı Mısır’daki (burada Sakkara’da) cenazeler gibi belli kral ritüellerinin yerine getirilişini yansıtıyor olabilir. Ayrıca piramit, çok uzaklardan bile görülebilin yepyeni bir simge olmuştur.

Şimdi, iki ayrı bina kümesiyle, ayinler kolaylık olarak bu tek mekanda gerçekleştirilebilirdi.

Geniş avluda, kral tarafından önemli bir gençleşme ayini olan “sef festivalinde” törensel bir koşu yarışı için kullanıldığı anlaşılan, iki B biçiminde imleyici vardı.

Sed festivalleriyle ilgili nesnelerin bu cenaze kompleksindeki varlıkları, bu törenlerin öbür dünyada da gerçekleştirileceğini gösteriyor.

Yukarı ve Aşağı Mısır’ın nomos’larını veya illerini temsil eden tanrı heykellerini barındıran sahte tapınakla dizili uzun dar bir mekandan oluşan doğudaki  daha küçük boyutlu Jübile Avlusunda da ilgili ritüeller gerçekleştirildi.

Jübile avlusunun kuzeyinde, Yukarı ve Aşağı Mısır’ın idari binalarını temsil etmesi muhtemel avlu ve yapılardan oluşan, iki ayrı kompleks daha vardı.

Mimari ayrıntılar arasında yer alan yivli sütunlar (dikey içbükey oluklara sahip) daha sonra Mısır ve Yunan mimarisinde rastlanacak bir özelliğin ilk örnekleridir.

Güney binanın girişinin hemen içinde, hiyeratik yazıda bir grafiti neredeyse 1.000 yıl sonra Teb’den gelen Yeni Krallık turistlerinin ziyaretlerinin kaydıdır.

 

BASAMAKLI PİRAMİT:

Basamaklı piramidin kendisi tüm komplekse egemendir. İlk olarak kare planlı bir mastaba olarak tasarlanan yapı, 60 m yüksekliği ulaşan, farklı boyda 6 yüksek basamağa sahip bir piramit olarak son bulur.

İnşaatın evreleri, piramidin içinde çeşitli noktalarda bulunan moloz çekirdeklerinin dış yüzeyi olarak kullanılmış, ince taş işçiliğine sahip kireçtaşı kalıplarından anlaşılmıştır.

Son versiyon, orijinal olarak Nil’in doğu kıyısındaki yakın taşocaklarından gelen yüksek kaliteli Tura kireçtaşı ile kaplıydı.

 

GÖMÜ ODASI:

2.96 x 1.65 x 1.65 m boyutlarındaki, iç yüzeyi granit döşeli gömü odası, piramidin altında, 28 m derinliğe inan bir kuyunun dibinde, kraliyet sarayının yeraltı versiyonu olarak düşünülmüş olabilecek geniş bir koridor ve odalar kompleksinin ortasındadır.

Gömünün derinliğine ve labirent benzeri koridorların sağladığı güvenliğe rağmen, mezar muhtemelen birinci ara dönemde soyulmuştu.

 

CENAZE TAPINAKLARI:

Piramidin kuzeyinde, gömü odasına giden koridorun girişinin üzerinde cenaze tapınaklarının kalıntıları vardır. Bu tapınaklarda, öbür dünyadaki ruhunun yararına kral için ritüeller gerçekleştirilirdi.

 

PİRAMİTLERE GİRİŞ:

Piramitlere uğurlu bir yön olan kuzeyden girilirdi. Çünkü kralın arasına katılmak istediği kutup çevresi yıldızları bu yöndeydi ve Köpek yıldızı Sothis’in (Sirius) kuzey gökyüzünde 19-20 Hazirandaki yükselişi, yıllık Nil taşkınının ve tarımsal toprakların yeniden canlanışın habercisiydi.

 

MİNİK ODA:

Keskin gözlü bir ziyaretçi, piramidin kuzeydoğu yönündeki 6 eğimli basamağın en alttakinde, arkaya doğru eğik, büyük bir dikdörtgen kutuyu andıran, minik odayı fark edecektir.

Ön duvarlarında göz hizasında iki küçük delik vardır. Bunun dışında girişi yoktur. Bu odaya serdab adı verilir. Odanın içinde Coser’in oturan bir heykeli bulunmuştur. Orijinal heykelin yerinde bugün kopyası durmaktadır. Heykelin çok özel bir dini işlevi vardır. Antik Mısır inancına göre, her ölümlünün sahip olduğu ruhlardan biri olan ka’nın ikameti için yapılmıştır. Ka; o kişinin kopyası veya benliği, bedene can veren yaşam gücüydü ama insan öldüğünde ka varlığını sürdürürdü. Serbest şekilde dolaşabilirdi ama bir yuvaya ihtiyacı vardı.

Özenli sarma yöntemiyle ve daha sonraları da mumyalamayla korunan merhumun bedeni en tercih edileniydi. Ama yazıyla kimliklerin belirtilmesi ve Ağzın açılması gibi ayinlerle düzgün şekilde etkin hale getirilmeleri durumunda heykeller de gayet iyi işlev görebiliyordu.

Bu serdabın kuzey duvarındaki iki delik, yaşayanlarla ölüler arasında temas kurulmasını sağlıyordu ve heykelin tütsü kokuları gibi güzelliklerden keyif almasına imkan veriyordu.

Coser’in 1.42 m boyutundaki boyalı kireçtaşı heykeli, yüzyıllarca devam edecek standart poz ve kostüm özellikleri sergiler. Kaideye oyulmuş adından tanınan kral, dik, ayakları bitişik olarak alçak sırtlı bir koltukta oturur. Sed festivaline ait bir pelerin giyiyor, ama ince kumaş, altındaki bedeni gösteriyor. Ayrıca bir kraliyet peruğu ve başlığı ile krallığın başka bir sembolü olan uzun bir sahte sakal takmıştır. Uçları aşağıya dönük ağzı bir zamanlar farklı materyallerle kakılmış olan hasarlı gözleri, ona sert bir görünüm kazandırır. Dolgun ağzı Coser’in rölyef yontma tasvirlerinde de rastlandığına göre, buradaki görüntü kralın gerçek görünüşünü bir dereceye kadar yansıtıyor olmalı.

 

sakkara.basamaklı.0
Mısır Sakkara Basamaklı Piramit

Sakkara bölgesinde:

Basamaklı piramit dışında; Arkeolog Mariette tarafından yapılan çalışmalarda bulunan, başka antik yapılarda bulunmaktadır.

Bunlar

sakkara.genel.3
Mısır Sakkara Kutsal Yol

KUTSAL YOL

Arkeolog Mariette; Sakkara yıkıntılarında dolaşırken, büyük basamaklı piramidin karşısında bir sfenks bulur. Ama, bunun yalnızca başı kumdan çıkmaktadır. Bu sfenksin: Kahire ve İskenderiye’dekilerle aynı olduğunu anlar.

Ayrıca: Apis’e (Mısırlıların Mempis’deki kutsal boğasına) bir söylev taşıyan bir de yazıt bulur. Okuduğu, işittiği, gördüğü şeyler bir zamanlar var olduğu bilinen, fakat nerede olduğundan artık kimsenin bilgisi bulunmayan, o gizemli, kayıp sfenksli yolla hayalinde birleşir. Birkaç Arap toplar ve kendi de küreğe sarılarak, 141 sfenksi ortaya çıkarır. Sfenksli yol: iki tapınağı birbirine bağlamaktadır. Bu sfenksli yolla birlikte, Kutsal Apis Boğalarının mezarlarını da bulur.

sakkara.sfens.1
Mısır Sakkara Apis Boğalarının Mezarları

APİS BOĞALARININ MEZARLARI

Tıpkı: büyüklerin mezarlarında olduğu gibi, bunun giriş yerinin üstünde de bir tapınak vardır. Bir eğik rampa, Büyük Ramses döneminden başlayarak, bütün Apis Boğalarının bir arada uyudukları mahzenlere iniyordu. 100 metre uzunluğunda bir galeriye, mezar odaları açılıyordu. Ta Ptolomaios’lar dönemine dek giden; genişletme işlerinde, galeriler 350 metre uzunluğa erişmişti. Boğaların yattığı taş lahitler: ağır kara ve al granittendi.

Her biri: tek bir bloktan, perdahlı 3 metreyi aşkın yükseklikte, 2 metreyi aşkın en ve 4 metreyi aşkın uzunluktaydı. (Bu bloklardan her birinin: 65 ton ağırlığında olduğu hesaplanmıştır.) Evet, ilk bulunduğunda, birçok lahdin kapakları, yana itilerek açılmıştı. El değmemiş ve içinde süs eşyaları da bulunan yalnız 2 lahit bulundu. Ötekiler, yağma edilmişti.

Bugün, boğalar mezarlığından çıktığınızda: Arkeolog Mariette evinin terasında dinlenirken, kahvenizi içebiliyorsunuz. Sağda basamaklı piramit, solda Serapeion var.

Ayrıca: Basamaklı piramidin yakınında: 3’ncü hanedandan kalma, sınırlı sayıda: kaynağı, yazıtları ve kabartmalarıyla zenginleştirilmiş memur mezarları var. Bunlara: mastabalar deniliyor. Üzeri taşla kapatılmış mezarlar. Mezarlara, yaşam öyküsü yazma geleneği: ölümden sonraki hesaplaşma olarak, o dönemde başlar.
Bunlar: muhteşem duvar resimleriyle süslenmiş.

m.duvar resmi.1
Mısır Sakkara Mastabalar

MASTABALAR

Sayısız memur yaşam öyküsü içinde, en eskisi: Metyen’in mezarında bulunmuştur. Mezardaki ahşap tabletler üzerindeki ( bu tabletler halen Kahire Müzesindedir) kabartmalar: Mısır kabartmalarında, insan bedeninin tasviriyle ilgili, biçim yasalarını yansıtması bakımından ilginç. Bedenin çeşitli kısımlarının: önden ya da yandan tipik görünüşüyle, doğal örneğin, yalnızca en gerekli hatlarını taşıyan, estetik açıdan tatmin edici bir bütün oluşturulmuştur.

3’ncü hanedanın saray atölyelerinde: özel kişilerin de çok sayıda heykeli yapılmıştır. Bunlardan biri: beğenilirliğini son döneme kadar koruyan “yazıcı heykeli” dir.

Ne de olsa, bir memur, her şeyden önce kralın “yazıcısı” dır ve bu işlevini, yaşam enerjisinin öldükten sonra da devam etmesini sağlayan mezar heykelinde de görülmesini ister.

Teti piramidinin kalıntılarının yanındaki:

Kagemni ve Vezir Merekura Mezarlarında (MÖ.2300) (32 numaralı mezar) : soyluların avlanması, festival ve balık tutma sahnelerine ait zengin kabartmalar görülüyor. Muhteşem ve çok etkileyici olan bu duvar resimlerini kaçırmayın, mutlaka görün.

Ankh-ma-hor’un mezarında: ameliyat yapan doktorlar betimlenmiştir.

Dinlenme Tesisi ve günümüzde kapalı olan Serapeum yakınlarındaki: Akhet-hotep ve oğlu Ptah-hotep mastabaların’da : çeşitli çocuk oyunlarının da aralarında bulunduğu, Antik Mısır’a özgü, günlük hayattan kesitler sunulmuş.

Prenses İdut’un Mastabasında; denizcilikle ilgili harika sahneler betimlenmiş.

En önemli ve Mısır’daki güncel hayatın tanınması açısından, en önemli mastaba ise, Büyük Bay Ti’nin mezarı:

Serapiondan az ötede: Saray memuru ve büyük çiftlik sahibi Bay Ti’nin mezarı var. Bu mezar: MÖ.2600 yıllarına tarihlenmektedir. Burada: koridorlarda ve salonlarda karşılaşılan şeyler, gündelik yaşamın ayrıntılı ve üstün betimlemeleridir. Zengin Bay Ti; yaşarken çevresinde olan her şeyin, ölümünden sonra da, yine çevresinde bulunmasına önem vermiş. Bütün resimlerin ortasında, kendisi, zengin Bay Ti, kölelerinden ve aşağılık halktan, dört kez daha büyük, düşkünler ve güçsüzlere karşı güç ve önemini, beden ölçüleriyle de belirterek, durmaktadır.

Bay Ti’nin özel yaşamını: bir pencereden bakar gibi izlemek mümkün. Bay Ti’nin en güzel kabartmalarından biri: Papirüs Sazlığında. Ayakta durduğu kayık, sularda kayıp gidiyor. Kayıkçılar: canlarını dişlerine takarak, küreklere sarılmaktalar. Yukarıda, sazların arasında, kuşlar uçuyor. Altındaki suda, balıklarla, başka Nil hayvanları kaynaşıyor.

Önden, bir kayık daha gitmekte. Bundaki adamlar: suaygırlarının şişman enselerine, zıpkınları fırlatıyorlar. Bir zıpkını: bir timsah ısırıp koparıyor. Sanki Bay Ti; Papirüs Sazlığından değil, tarihin arasından geçiyor. Evet bu resim, eski Mısır’daki gündelik yaşamı, en özel ayrıntılarıyla günümüze taşıyor.

Mutlaka girin, mutlaka görün, güzelliği görünce gözlerinize inanmayacaksınız.

Mısır hakkında genel bilgiler içeren yazı için.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.