
Adı üstünde, antik döneme ait, bölgede öne çıkan “Topkakkale” ile tanınıyor.
Buralardan geçerken, çok uzaklardan bile görünebilen bu kale, tarihi yer meraklılarının mutlaka ilgisini çekecektir.

ULAŞIM
Toprakkale: Adana-Osmani-Gaziantep Otoyolu ve karayolu üzerindedir. Osmaniye iline 8 km. uzaklıktadır. Akdeniz sahiline 23 km. uzaklıktadır.

TARİH
İlçenin tarihi gelişimi, Çukurova tarihiyle paralellik gösterir.
Çukurova’ya ilk gelen kavim: Luviler. MÖ.17-16.yüzyıllarda: Çukurovalılar, güneydoğudan gelen göç dalgalarından korunmak için, bir krallık kurarlar.
Kizvatno isimli bu krallık, MÖ.12.yüzyılın sonlarında, Hitit devleti ve denizci kavimler tarafından çökertilir. Ancak, MÖ. 612 yılında, Kilikyalılar olarak, yeniden eski krallıklarını diriltmişlerdir.
Kilikya ismi: Finike hükümdarı “Kilik”in adından gelmektedir. MÖ. 6.yüzyılda, bölge, Persler’in işgaline uğrar. MÖ. 333 yılında, Büyük İskender bölgeye hakim olur.
Orta çağın ilk yarısında, bölge etnik yönden büyük değişikliklere uğrar. Çünkü, şiddetli depremler sonucu, bölgedeki köy ve şehirlerin büyük bölümü yıkılır ve buraların halkı, çevreye dağılır.
7.yüzyılda, İslam orduları, bölgede görülmeye başlanır. 11.yüzyılda ise, Türkler, bölgeye yerleşmeye başlarlar. 14.yüzyıldan itibaren, Mısır Memlukları ve Ramazanoğulları bölgede üstünlüğü ele geçirirler.
1608 yılında ise, Osmanlılar egemen olurlar. Bu dönemde, Toprakkale ilçesi, Osmanlı idaresi altındaki “Cebel-i Bereket” vilayetinin içinde yer alır.
I. Dünya Savaşından sonra, bölge İngiliz ve Fransız askerleri tarafından işgal edilir. 1920 yılında, ilçe, işgalden kurtulur.
Daha önce Adana’ya bağlı olan Osmaniye ilçesinin bir kasabası olan Toprakkale, 1996 yılında, Osmaniye’nin il haline getirilmesiyle, Osmaniye iline bağlanır.

GENEL
Toprakkale, adını: sınırları içinde bulunan bir kaleden alır.
İlçenin, güneybatısı dağlarla çevrilidir. Bunun dışında, kuzey ve doğu yönleri, büyük ovalardır. Çeşitli meyve ağaçları ve tabii bitki örtüsüyle, şirin bir ilçedir.
İlçenin rakımı: 123 metredir.
Yörede, tipik Akdeniz iklimi görülür. Yazları: sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer. Yağışlar sonbaharda başlar ve ilkbahara kadar sürer.
Amanos dağlarının denize bakan yamaçları, gür ormanlarla kaplıdır. Karaçay, ilçenin en önemli akar suyudur. Sulamada kullanılır ve Akdeniz’e dökülmektedir. Ancak, taşıdığı su miktarı genelde yetersiz.
Tarım ürünleri olarak ise: en çok, buğday, mısır, soya ve yer fıstığı yetiştirilir. Hayvancılık ise, tarımdan sonra, bölge insanının en büyük geçim kaynağıdır.
GEZİLECEK YERLER

TOPRAKKALE
İlçe sınırları içinde, D-400 ve D-817 karayollarının kavşağında, 65 rakımda, bir Tunç çağı höyüğü yani yığma bir toprak üstünde konumludur.
Kale, Osmaniye il merkezine 7 km asfalt yolla bağlıdır. Osmaniye yolu üzerinden 3 km içeride olan orman içindeki bir kaledir. Anayol üzerinde bulunması ve Suriye’ye yakınlığı nedeniyle önemli bir konuma sahiptir.
1966 yılında restorasyon yapılmış ve çevre ağaçlandırılmıştır.
Kale: ilk çağlarda, Çukurova’yı, Suriye’ye bağlayan yolu kontrol altında tutmak için yapılmıştır.
Kale, MÖ 312-64 yılları arasında Selevkoslar tarafından 75 metre yükseklikteki yığma bir tepe üzerine kurulmuştur.
Abbasiler döneminde Harun Reşit’in Çukurova’yı fethinde (786) siyah taş kullanılarak yeniden yapılmıştır.
İskenderun-Osmaniye yol kavşağında bulunan kaleye, Abbasiler “Al-Kenisat-Tüs Savda” (Kara Kilise), Hamdaniler 10’ncu yüzyılda Tel-Hamdün adını vermişlerdir.
Sonrasında: Bizans ve Memlüklar zamanında esaslı değişikliklere maruz kaldığı düşünülmektedir. 1337 yılında Memlükler kalenin kalıcı sahibi olmuşlardır.
Kalede beyaz taş dekorasyon ve yuvarlak formlu mazgal delikleri, Memluk dönemi mimari üslubundadır.
Kale dikdörtgen planlıdır. Dış ve iç kaleden oluşmaktadır. Sur ve iç kalede kulelere yer verilmiştir.
İç kaleye kuzeybatı köşeden giriş sağlanmaktadır. Örtü sistemi olarak giriş kısmında çapraz tonoza, diğer mekanlarda ise, beşik tonoz örtü sistemine yer verilmiştir.
Toprakkale kalesi, iki sura sahiptir. Dış sur, kalenin batısında arazinin etkisiyle geniş bir alanı kapsarken, doğuda eğimin artmasından dolayı iç sura daha yakın bir şekilde planlanmıştır.
Surlar üzerinde çok sayıda burç bulunmaktadır. Bu burçların planları farklılık gösterir. Güneydeki yol batıdaki surun alt kısmından geçer. Aşağı surda Y kulesini çevreleyen kiriş delikleri vardır. Bu durum, yapının içinde ahşabın kullanıldığını gösterir.
Kuzeydoğuda üst çevre duvarında iç kaleye girişten sonra ön giriş formunda bir avlu bulunur. T noktasındaki bazı kapı kalıntıları, dış suru ön avlu ile ilişkilendirir fakat ön avlu içerisinde günümüze gelen herhangi bir iz yoktur.
Batı cepheyi koruyan surun özelliklerinden birisi 12 kulenin konumu ve şeklidir. Kulenin üç tanesi kare, beş tanesi beşgen, üç tanesi yarım dairevi olup güney uçtaki kulenin formu belirsizdir. Batı surunun güney tarafında belirli aralıklarla beşgen kulelere yer verilmiştir.
Bir kaç kule doğal tahribata maruz kalmıştır. Meyilli kısma düşen taşlar siyah değildir, kalenin üzerindeki kuleler ve duvardaki taşlarla birlikte bazalttan yapılmış ve Kilikya’daki gibi gri kireç taşıdır. Bu, Ermeni Kilikya sınırları içindeki sadece büyük kaya parçaları birikintileridir. E ve I kuleleri arasına güçlendirilmiş yer altı sığınağı yapılmıştır. Bu sığınaklara mazgal pencereler açılmış ve kuzey-güney yönünde dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Üzeri tonoz örtülü olup günümüzde kısmen yıkılmıştır.

Kulelerin cephelerindeki beyaz renkli düzgün kesme taştan oluşan şeritler ya Hamdanilere ya da Bizanslılara özgü veya Franklara atıfta bulunacak derecede önemlidir. Yapının ilk inşasında Bizans izlerini göstermektedir.
Evet, Toprakkale kalesi: yaklaşık 105 x 66 metre boyutlarındaki bir iç kale ve onu çevreleyen bir dış kaleden oluşur.
Yuvarlak kalın surlarla birbirine bağlanmıştır.
Duvarları bazalt blok taşlarla örülü kalenin, iç kale ve dış kale olarak düzenlenmiş olması, dış kale surlarında beşgen burçların varlığı, bir Bizans yapısına işaret etmekteyse de kalenin ilk yapıldığı tarih kesin değildir.

Kale, 1517’den sonra Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında ele geçirilen kale, Osmanlı döneminde bir süre Kışla olarak kullanılmış ve terk edilmiştir. Evliya Çelebi, o dönemde Toprakkale kalesinde yaşanan bazı huzursuzluklar nedeniyle 1670 yılı civarında kalenin boşaltıldığını bildirmiştir.
Osmanlıların “Kınık Kalesi” olarak isimlendirdikleri Toprakkale, Çardak, Bodrum Kalesi, Hemite, Anavarsa ve Tumlu kalelerinin görüş ve kontrol alanı içindeydi. İstanbul-Bağdat demiryolunun yapıldığı yıllarda Kınık Kale’sinin adı değiştirilerek Toprakkale ismiyle anılmaya başlanmıştır.
Toprakkale kalesinin kuzeyinde, Adana yolu üzerinde eski Kınık Şehri (Örenşehir) bulunmaktadır.

Son olarak: kalenin restorasyonu yapılmış ve kazı çalışmaları devam etmektedir. Kalenin gece ışıklandırması ve çevre düzenlemesi yapılmıştır.
Evet ilçe merkezindeki kaleyi gezebilirsiniz. Giriş ücretsizdir. Otopark var. Kale, tarih, mimari ve manzara açısından zengindir. Kaleye çıkan tepe ve çevresi, fotoğraf çekimi için oldukça uygundur. Özellikle gün batımı manzaraları önerilir.

DEMİRYOLU TREN İSTASYONU:
İlçedeki demiryolu istasyonu 100 yıllık bir tarihe sahiptir. Gar binası iki katlıdır, kırma çatılı, geniş saçaklı, kapı ve pencereleri sivri kemerlidir. Bu stil, erken 20’nci yüzyıl Osmanlı/Alman demiryolu mimarisini yansıtır.
Gar binası ve yardımcı yapılar, düz bir sahaya kurulu kampüs şeklindedir. Bağlı lojmanlar, servis binaları ve bakım alanlarını içerir.
İstasyon binası, Osmanlı Bağdat Demiryolları Şirketi izniyle Alman imtiyazı çerçevesinde inşa edilmiştir. İnşaat ve açılış yılı olarak 1913 yılı verilmektedir. I. Dünya Savaşının ardından bölgeye yönelik işgal süreci başlamış ve istasyon stratejik bir nokta haline gelmiştir.
Evet istasyonda günümüzde: Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep hızlı tren hattı için modernizasyon çalışmaları yürütülmektedir.