Kocaeli Kartepe Maşukiye

15.747 kişi okudu!

 

20180422_153019(0)

Değerli okurlarım: en son bu bölgeye yani Maşukiye-Sapanca-Taraklı’dan oluşan tura Nisan 2018 tarihinde gittim. Öncelikle bilmelisiniz ki: bu söylediğim tur kesinlikle bir gün içinde yetişmiyor ve özellikle Taraklı, sadece 15-20 dakikalık bir ziyaretten ibaret kalıyor. Yani: bu turu satın alırken, büyük bir yorgunluk ve bazı yerlerin pas geçilmesini kabul etmek durumundasınız.

Bölgeyi anlatmadan önce, önemle belirtmek istediğim bir husus var. Sakın ola: hafta sonu yani Cumartesi ve Pazar günü veya tatil günlerinde buraya gitmeyin. Çünkü inanılmaz bir kalabalık, arabalar, tıkanan trafik, insan seli, inanın giderseniz pişman olursunuz. Hiçbir düzen yok, temizlik yok, her yer para ama nasıl para, fahiş fiyatlar, araç plakalarına 34, 54 sanırsınız bütün İstanbul buraya akın etmiş, peki sonra ne olmuş, tam bir rezillik, hani bir çok internet sitesinde yazılı ya: Maşukiye, kuş sesleri, cennet hayır, burada kuş sesi duyamazsınız, ama bolca araba sesi ve satıcı sesleri, ATV denen üç tekerlekli motor gürültüsü duyabilirsiniz. Tabii ben bunları yazınca, bir kısım ziyaretçinin hafta sonu gitmeyeceğini ve sakin olacağını düşünebilirsiniz, ama bu bölgede Araplar (artık turist mi yoksa daimi ikamet eder mi desem bilmiyorum) da çok, yani bence, mutlaka buraları gidip göreyim derseniz: mutlaka hafta içi bir günü tercih edin, en azından hafta sonu yoğunluğunun beşte biri kadar yoğunluk oluyormuş, ben maalesef hafta sonu gittim ve bir kez daha buraya asla gitmem.

Ama yine en başta belirtmek isterim ki, bu yazı sizlere biraz karamsar gelebilir, ama unutmamak gerekir ki, ben gördüklerim ve yaşadıklarımı yazdım, tercih sizin.

Evet: şimdi Maşukiye nedir, burada neler var, insanlar burayı neden tercih eder, bu konuda sizlere bilgi vermek istiyorum.

Öncelikle biraz tarihi geçmiş ve buranın isminden, isminin anlamından başlayalım.

Maşukiye köyü 1865 yılında, Kafkasya’dan buraya göç etmiş Çerkez boyları tarafından kurulur. Bunlar arasında bulunan Murat Bey isimli bir şahsın, köyün kurucusu olduğu söylenir. Osmanlı-Rus harbi sırasında da Batum’dan göçüp gelenler buraya yerleştirilir. Daha sonraki yıllarda ise, Karadeniz ve Romanya yöresinden göçüp gelenler, yine buraya yerleşirler. Böylece: Çerkezler, Abazalar, Gürcüler, Muhacirler ve mübadele sonucu Yunanistan’dan gelenler, bölgede çok farklı kültürlere sahip bir toplum oluşmasına neden olmuşlardır.

Maşukiye’nin tarihinde ilkler var. Cumhuriyet döneminin ilk kadın belediye başkanı (Leyla Atakan, İzmit Belediye Başkanı) buradan çıkmıştır. Yine, Cumhuriyet döneminin ilk kadın subayı, Maşukiyelidir.

Tarihe, devam edelim. Osmanlı döneminde, yukarı da da belirttiğim gibi, burada pek çok çerkez yaşarmış. Harem için, aşık olunacak kadar güzel kızlar, buradan seçilirmiş. Bu nedenle buraya “Maşuk köy” ismi verilmiş. Zaman la da “Maşukiye” ismini almış. Yani: “Maşukiye” ismi: aşık anlamına gelen Maşuk kelimesinden gelir. Aşık olan erkeklere “Aşık” ve aşık olan kızlara ise “Maşuk” denirmiş.

Yöre halkının deyişine göre “Buraya gelen aşık olur” imiş. (Elbette günümüzde böyle bir şey yok, buraya gelen sadece sinir olur demek daha uygun)

Yine, buralarda söylenenlere göre “Maşukiye, yıllarca Balayı yeri olarak tercih edilmiştir”. Ama söyledim ya, günümüzde kalabalık ve gürültüden, sanırım balayı için burayı tercih eden yoktur.

 

Ulaşım:

Maşukiye-İstanbul arasındaki uzaklık 120 km ve Maşukiye-İzmit arasındaki uzaklık ise 20 km. dir. İstanbul’dan yola çıkanlar için: Çamlıca gişelerinden, otoyola giriş yapın, İzmit-Adapazarı yolu ile devam ettiğinizde, yaklaşık 1 saat sonra İzmit-Doğu-İzmit-Yalova-Bursa çıkışına geleceksiniz. Otoyol gişelerinden sağa dönerek, D-100 karayolundan, Adapazarı yönüne çıkın. 500 metre sonra, Kartepe-Sapanca kavşağından sağa dönülerek, Kartepe-Maşukiye yoluna gireceksiniz. 10 km daha ilerledikten sonra, Maşukiye’ye varılmaktadır.

Maşukiye merkezden, Kartepe yönünde biraz ilerledikten sonra, Kartepe yolu üzerindeki “Alabalık vadisine” ulaşılmaktadır.

20180422_154127

GENEL:

Yukarıda da söz ettiğim gibi: günümüzde burası kalabalık Araplardan geçilmiyor.

İlçe sınırları içinden D-100 devlet karayolu ve TEM otobanı geçer. Marmara Bölgesinin: Uludağ’dan sonra en çok ziyaretçi çeken, kış turizm merkezidir. Ancak “Kartepe” sadece kışın güzel, çünkü burada bulunan ağaçlar, büyük yapraklı olduklarından kar yağdığında üzerleri karla kaplanıyor ve tamamen bembeyaz bir görüntü ortaya çıkıyor, ayrıca yine kışın buraya çok fazla miktarda kar yağması nedeniyle, kar kalınlığının yer yer 3.5 metreye kadar çıktığı söyleniyor. Ama yazın Kartepe anlamsız bir yer, tamamen çorak bir arazi yapısı görülüyor, yani burası kışın güzeldir.

Maşukiye’nin denizden yüksekliği 111 metredir. Köy ve yakın çevresinde 50’den fazla restoran bulunduğu söyleniyor. Özellikle et-mangal ve alabalık tesisleri yoğundur.

 

Ne satın alınır:

İnternet sitelerinde birçok yerde yazılı olduğunu görünce: burayı ziyaretimde ekşi mayalı köy ekmeği almak istedim, ama bulmak ne mümkün, sadece bir fırında bulabildik, o da sayılı, yani tur  da bulunan ve isteyen herkese yetmeyecek şekilde, 8-10 tane ekmek vardı. Mersu alabalık tesislerinden alabalık satın almayı umduk, ama kalabalıktan bu tesislerin yerini bile bulmak mümkün olmadı. Bir de “Çerkez peyniri” denilmiş, hani burası çerkezlerin diyarı ya, çerkez peyniri alalım dedik, bulmak ne mümkün, bir yerde vardı ama tadı rezaletti.

Pazar günleri, merkez meydanda kurulan pazarda pek çok sebze ve meyve satıldığı söyleniyor, ne mümkün, Pazar günü gittim, Pazar filan yoktu.

20180422_132817   20180422_132820

Ne yenir:

Tabii Maşukiye, dereler, şelaleler denince akla hemen alabalık geliyor. Hatta: bazı restoranlarda alabalıklar akvaryumlar için de canlı bulunduruluyor. Ayrıca: yine bu yörede, yörenin ormanlık olması nedeniyle mantar öneriliyor, ama önünüze geldiğinde göreceğiniz gibi, bu mantarlar kültür mantarı. Sonuç olarak: olur da buralarda bir şeyler yemek isterseniz: kiremitte alabalık, köfte veya tavuk tercih edebilirsiniz. Yanında salata ve meşrubat, ardından çay vardır. Önerim: kesinlikle alabalık ve tavuk tercih etmeyin, köfte tercih edebilirsiniz, kiremitte kaşarlı mantar, şansınız varsa, restoran ücretsiz ikram eder, yoksa bunu da deneyebilirsiniz.

 

GEZİLECEK YERLER:

KAR TEPESİ:

İzmit körfezi ve Sapanca gölüne bakan dağın zirvesindedir. Kayak tutkunları için, muhteşem güzel bir ortamdır.

Buraya gitmek için: önce Maşuriye’ye ulaşmanız ve sonrasında 17 km.lik bir yol daha gitmeniz gerekiyor. Ama, orman içinde yapacağınız bu yolculuk, muhteşem güzel ve keyifli. İstanbul’a 1 saatlik uzaklıkta (115 km) bulunması, büyük imkan. Ayrıca: Kocaeli şehrinin su ihtiyacı, buradan karşılanıyormuş.

Kartepe’nin Avluburnu mahallesi sakinliğini karlarla birleştirdiğinde ortaya etkileyici bir manzara çıkıyor. Yine Kartepe’ye bağlı Eşme ise doğa ile içiçe zaman geçirmek isteyenler için en doğru adrestir.

Aralık ayı sonlarında: burada kayak sezonu açılıyor. Kayak sezonu dışında ise: tenis kortları, voleybol sahaları, 2 çim futbol sahası ile de, spor turizmine çok uygun bir yer. Futbol kulüplerinin bazıları, burada kamp çalışmaları yapıyorlar.

Bölgede: 12 ay hizmet veren, gayet lüks bir otel var. Bu konaklama tesisinde: her türlü imkanlar, ziyaretçilerine sunuluyor.

Evet, gelelim kayak merkezine. Kayak merkezi, özel bir firmaya, 49 yıllığına kiraya verilmiş ve özel sektör tarafından işletiliyor. Merkezde, son derece konforlu bir otel tesisi, ziyaretçilerin her türlü ihtiyacının giderilmesini sağlayacak yapıda düzenlenmiştir.

Zirve: denizden 1650 metre yüksekliktedir. Kasım ayı ortalarında başlayan kar yağışı, Nisan sonuna kadar devam ediyor ve bu dönemde, bölgedeki kar kalınlığı: 2-3 metre civarında oluşuyor.

Kayak Tesisi: 4 tane mekanik kayak tesisi var. Pist alanı: 42 km. 14 pist bulunuyor. Kayağa yeni başlayanlar için kolay pistler olduğu gibi, usta kayakçılar için de, uygun pistler bulunuyor.

Evet, kartepe: ister yaz sıcağında şehrin gürültüsünden kaçmak için burayı tercih edebilir, isterseniz kış sezonunda kayak yapmak için gidebilirsiniz.

 

20180422_152759   20180422_154124   20180422_154139   20180422_154155

20180422_154216   20180422_153012

MAŞUKİYE:

Maşukiye’ye kendi arabanız ile giderseniz, büyük bir park yeri sıkıntısı yaşamanız kesin. Ama bir şekilde arabanızı bir yerlere park ederseniz, merkez meydana gidebilirsiniz.

20180422_145604   20180422_145612

Hatta: önce merkez meydanın ilerisinde, yolu takip ederek Kartepe seyir terasına gidin ve rezilliği görün. Muhteşem bir manzara, ama yapılaşma nedeniyle sağı-solu kapanmış, sadece 3-4 metrelik bir boşluktan, muhteşem Sapanca göl manzarasını izlemeye çalışın.

Sonra: yokuştan aşağıya, merkez meydana gelin. Burada: muhteşem güzellikteki şelalenin bulunduğu yere girmek için giriş ücreti olarak 5 TL istendiğini görün ve şaşırın kalın. Maşukiye’nin birçok yerinde olduğu gibi (bu kadar papağan nerden bulunmuş anlamadım) papağanlı kişilerin papağanla resim çektirmeniz için sizden para talep etmesini savuşturun.

Genellikle Karadeniz yöresinde derelerin üzerinde yapılan “Zipline” uygulaması burada da var. Altlı üstlü iki çelik halat çekilmiş ve insanlar bunların üzerindeki oturma yerlerine oturarak bir diğer yöne doğru hızla kayıyorlar ve ardından geri dönüyorlar, neyse ki bu halatların altına koruyucu file çekmek akıllara gelmiş, ücret 15 TL. ilgisini çeken deneyebilir.

Sonra: yine burada bolca ATV denen, üç tekerlekli ve çeşitli versiyonları bulunan motorlar var. Bunlarla arazide gezi yapılıyor. 30 ve 45 dakikalık turlar yapılıyor. Kullananların birçoğunun kaskı yok, ayrıca motor sesi ve motorların egzozlarından çıkan gaz, tam bir hava kirliliği rezaleti yaşanıyor, sonra da bazı internet sitelerinde olduğu gibi “kuş sesleri” ve “bol oksijen” hayal. ATV motor sesleri yanında, arabası ile buraya gelen binlerce kişinin, trafik kilitlendiğinde yarattıkları korna sesi gürültüsü, insanlar sıkıntıdan, trafik biraz sıkıştı mı çılgınlar gibi korna çalıyorlar, ARKADAŞLAR BURADA KUŞ KALMAMIŞ Kİ sesi olsun.

Yine merkez meydanda: alışveriş yapmak için birkaç dükkan var, ben burada bir dükkandan şimşir tahta kaşık aldım, 3 tanesi 10 TL. Malum şimşir özelliği olan bir ağaç türü, dayanıklı ve bakteri tutmaz, el oyma, tam bir el emeği, mutfaklarda işe yarar.

Evet: tüm bunları görüp yaşadıktan sonra: bir daha buraya gelmeme kararı vererek, buradan ayrılıyorum.

Bu arada: Maşukiye’de zamanız varsa ve hafta içi bir gün giderseniz, görmenizi önereceğim bir kaç yer hakkında bilgi vermek istiyorum.

Aygır deresi:

Kartepe zirvesinden gelip, Maşukiye’ye doğru akar. 15 km uzunluğundadır. Dere kıyısında bulunan patika, yürüyüş yoludur. Kısa ve orta uzunluktaki yürüyüş parkurları bulunur. Yürüyüş yolu bitince, karşınıza bir küçük şelale çıkar. Ayrıca Aygır deresi kıyısında, birçok restoran bulunuyor.

Alabalık Vadisi:

Maşukiye-Kartepe yolundadır. Vadinin içinde, Yazıcılar deresi akar. Derenin akış yönünde ilerlerseniz, derenin oluşturduğu çağlayanları görebilirsiniz. Vadinin her iki yanında, alabalık restoranları bulunuyor.

Soğuksu Piknik Alanı:

Bahçecik beldesindedir. Buradan bütün körfez izlenebilir. Burada ağaçlar altında piknik yapılıyor. Ayrıca, buraya ismini veren su içildiğinde “mide rahatsızlıklarına” iyi geldiği söyleniyor. Su: deniz seviyesinden metrelerce yükseklikte, fundalıktan çıkmaktadır.

 

Kocaeli, İzmit

25.347 kişi okudu!

İzmit denilince aklıma: İstanbul tarafına yapılan her yolculukta, şehrin merkezinden olmasa da, yakınından geçerken, büyük bir şehir imajı hissettiğim bir yer. Birçok kez, şehir içine de girdim, büyük alışveriş merkezleri ve de özellikle, körfez kıyısındaki, belki de Türkiye’nin ilk “Outlet” yani “marka ürünlerin daha ucuz fiyatla satıldıkları alışveriş mekanları” olan yer, bir aralar, sürekli uğradığım ve alışveriş yaptığımız bir yerdi. Tabii bunun yanında, İzmit  denilince, eminim ki, sizlerin de aklına geldiği üzere: meşhur pişmaniye.

 

 

ULAŞIM:

İzmit-İstanbul arası uzaklık: 85 km. İzmit-İstanbul-Atatürk havaalanı arasındaki uzaklık ise: 120 km.dir.

Deniz ulaşımı açısından ise, bölgenin en yoğun merkezlerinin başında gelir. Şehir kıyısında bulunan 2 büyük liman (Derince ve Yarımca) ve birçok özel iskele, deniz ulaşımının yapılmasını sağlamaktadır.

İzmit-Ankara arası uzaklık: 342 km. İzmit-Bursa arası uzaklık: 132 km. İzmit-Bolu arasındaki uzaklık: 151 km. İzmit-Düzce arasındaki uzaklık: 106 km. İzmit-İzmir arasındaki uzaklık: 450 km.dir.

 

TARİHİ:

Bölgedeki ilk yerleşimlerin, MÖ.12.yüzyılda olduğu öğrenilmiştir. O dönemde, Frigyalılar ve daha sonra Yunanistan’dan yola çıkan bir göçmen gurup: bölgede, günümüzde “Başiskele” denilen yere yani o zamanki adıyla “Astakoz” bölgesine yerleşirler. Zamanla, Trakya kralı Lysimakhos, Astakoz bölgesini yakıp-yıkar. Bunun üzerine, günümüzdeki İzmit yerleşiminin bulunduğu yerde, “Nicomedia” adıyla, yeni bir yerleşim yeri kurulur.

 

Nicomedia şehri: tarihi süreç içinde, önce Romalılar tarafından ele geçirilir. Hatta, Roma imparatoru Diocletianus, 284 yılında, burayı, başkent yapar. Çünkü, şehir o dönemde: Roma, Antakya ve İskenderiye’den sonra, bilinen dünyanın en büyük, dördüncü kenti olarak öne çıkar.

 

Selçuklular, 11.yüzyılın sonlarında, burayı ele geçirirler. Ancak, haçlı seferleri sırasında, bir süre, Latinlerin işgalinde kalır. Sonra, yeniden Selçukluların eline geçer. Takip eden dönemde ise: Orhan Gazi’nin komutanı Akça Koca tarafından, bölge ele geçirilir ve Osmanlıların egemenliği başlar. Osmanlılar şehri aldığında, şehrin ismi “Smiti” idi. Smiti: kelime anlamı olarak “toplanma” demektir. Çünkü: batıdan, doğuya giden kervanlar, burada toplanmakta ve daha sonra topluca yola devam etmektedirler. Kent: Osmanlılar tarafından ele geçirilince, Smiti olan ismi “İzmit” olarak değiştirilir.

 

Bu arada, değişik bir bilgi vermek istiyorum. Aynı dönemlerde, bu şehirde (Smiti) üretilen, yuvarlak bir yiyecek türü “Simit” adını almıştır.

 

Biz yine, tarihi sürece gelelim. Şehir: Kurtuluş savaşı öncesinde, İngiliz-Yunan işgaline uğrar ve ancak, 1921 yılında kurtarılır.

 

 

 

 

 

 

 

GENEL:

Körfezin doğu ucunda, deniz kıyısındadır. Asya-Avrupa arasındaki geçiş noktasında bulunması nedeniyle önemli bir konumdadır. Kara, demir, deniz ve hava yolu ulaşımları ile, Türkiye’nin en önemli geçiş noktasındadır.

 

Özellikle: büyük metropol illere ve de özellikle İstanbul’a yakın olması nedeniyle, büyük sanayi kuruluşları, bu şehirde toplanmıştır. Kent: bir sanayi şehri olarak tanınmaktadır. Ama bunun yanında, diğer kültürel ve sanatsal yatırımlar da bulunmaktadır.

 

Şehir; Türkiye çapında, imalat sanayinde birinci durumdadır. Birçok firmanın fabrikaları, şehirde bulunmaktadır. Şehir ekonomisinin temeli, tarımdan ziyade, sanayiye dayalıdır. Özellikle: 1934 yılında kurulan Seka Kağıt Fabrikası, şehirdeki ilk sanayi yatırımlarından biridir. Daha sonraki tarihlerde ise: Petrol Ofisi, Tüpraş ve Petkim gibi petrol ürünlerinin işlendiği sanayi kurulmuştur.

 

Arazi yapısı, dik yamaçlardan oluşmaktadır. Bu nedenle: şehirde, % 5 lik bir eğim bulunmaktadır. Sonuçta, düzlükler, az yer tutmaktadır. Kent yerleşimi: dar ve kıyıya paralel uzanan bir banttadır.

 

Körfez kıyılarında, Karadeniz iklimi, dağlık kesimlerde ise daha sert bir iklim görülür. Yazları sıcak ve az yağışlı, kışlar yağışlı, zaman zaman karlı ve soğuk geçer. Yazın körfez ve kıyıları bunaltıcı sıcaklarla boğuşurken, Karadeniz kıyıları genellikle daha serindir.

 

Buranın en önemli özelliği: 1.derece deprem bölgesinde olmasıdır. Özellikle, yağışlarla birlikte, heyelan riskleri de, bölgenin önemli özelliklerindendir.

 

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ:

Üniversite, 1992 yılında kurulmuştur. Ancak, 1999 yılındaki deprem, Üniversitenin maddi varlığının, büyük bölümünü bitirmiştir. 2000 yılı sonlarında, şehir merkezine, 10 km. uzaklıktaki “Eski İstanbul yolu üzerindeki Üçtepeler Mevkiinde” Umuttepe ismi verilerek yeni yerleşkenin temeli atılmıştır.

2004 yılında bitirilen çalışmalar sonucu, burada, eğitim ve öğretime başlanmış olup, çalışmalar sürdürülmekte, binalar bitirildikçe, eğitim buraya kaydırılmaktadır.

2010 yılı itabarıyla, Üniversite bünyesinde: 174 profesör, 147 doçent, 466 yardımcı doçent, 286 öğretim görevlisi, 42 uzman olmak üzere, toplam: 1984 akademik ve 1028 idari personel görev yapmaktadır. Bu personelin görev yaptığı eğitim alanları: 11 Fakülte, 6 yüksek okul, 1 Devlet konservatuvarı, 19 meslek yüksek okulu, 3 enstitü, 12 araştırma merkezi ve 12 araştırma birimi. Aynı dönemde, Üniversitedeki öğrenci mevcudu ise: 60 bin civarındadır.

 

 

 

 

 

 

PİŞMANİYE:

İzmit’te, pişmaniyenin bilinen ilk ustası: Kandıralı Hayri Usta’dır. Daha sonra, bölgedeki tüm Ermeni şekerciler, pişmaniye yapımına yönelmişlerdir. Cumhuriyet dönemi sonrasında ise, bir mahkeme başkatibi olan İbrahim Çınar, gidip gelirken, Hacı Agop isimli Ermeni’den pişmaniye yapımını öğrenmiştir. Emekli olunca da, tümüyle pişmaniyeciliğe yönelmiş ve pişmaniyenin İzmit’te tanıtımını sağlamıştır.

Pişmaniye: kavrulmuş un’a, kaynamış şeker yedirilerek yapılır. Malzeme: un, şeker ve tereyağ. Kalaylı büyük kazanlarda, önce un-yağ ile kavrulur. 5-6 saat süren bu kavurma işlemi çok hassastır. Başka bir kazanda ise, şeker kaynatılır. Kaynaya kaynaya iyice ağdalaşan şeker, kavrulmuş un ile karıştırılarak birbirine yedirilir. Sonra, bu karışım, büyük tepsilerde, saatlerce ovularak çevrilir. Ağdalı hamur, tel tel oluncaya kadar sürdürülür.

Ancak, küçücük bir yanlışlık yapıldığında, tüm emekler boşa gider. Zaten bu yüzden: “yapan bin pişman, yapmayan bir pişman” tekerlemesi ve pişmaniyenin isminin buradan geldiği düşünülmektedir.

 

Xxxxxxxxx

İZMİT SİMİDİ:

Şehirde, gerçekten muhteşem bir simit üretiliyor. Osmanlı döneminde yaygınlaşan simit üretimi, her ne kadar günümüzde “Osmanlı altını” renginde olmasa da, günlük hayatımızda, önemli bir yer elde etmiştir. Eski ustalara göre, simitin kaliteli olabilmesi için, piştikten sonra, 22 ayar Osmanlı altınının rengini alması şarttır.

Türkiye’nin en gevrek, tatlı, lezzetli ve susamlı simidi, İzmit’te yapılıyor. Tarihi süreç bölümünde de belirttiğim gibi, simidin ismi, şehrin isminden gelmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

xxxxxxx

NE YENİR. NE İÇİLİR:

İzmit’te mutlaka pişmaniye tatmalısınız. Bunun dışında değişik bir tat isterseniz, höşmerim olabilir.

 

xxxxxxx

NE SATIN ALINIR:

İzmit’ten elbette: gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için alınabilecek en iyi hediyelik: pişmaniye.

 

GEZİLECEK YERLER:

ATATÜRK HEYKELİ:

Av köşkünün alt tarafında, küçük bir park içindedir.

Bronzdan, 1933 yılında, yani Cumhuriyetin 10.yılında, heykeltıraş Nejat Sirer tarafından yapılmıştır. Kocaeli bölgesindeki ilk Atatürk heykelidir. Heykelin bulunduğu mermer kaidede: Atatürk tarafından, İzmit nutkunda söylenen sözler bulunmaktadır. Anıtta, Atatürk’ün yüzü, denize doğru yerleştirilmiştir. Çevresi çiçeklerle süslenmiştir. İstanbul-Ankara arasında, trenle geçerken, bu anıtı gören Atatürk, İzmit halkına, yaptırdıkları bu heykel nedeniyle, memnuniyetini ifade ederek, teşekkür etmiştir.

 

 

SABANCI KÜLTÜR SİTESİ:

Kocaeli Sanayi Fuarı yanındadır.

Sabancı Vakfı tarafından yaptırılarak, işletmesi Kültür ve Turizm Bakanlığına devredilen yapı; 1988 yılında hizmete girmiştir. Site içinde: 600 kişilik sinema salonu bulunmakta olup, burada aynı zamanda: opera, bale, konser, tiyatro ve konferans gibi kültürel etkinlikler düzenlenmektedir.

Bunun yanında: kütüphane, kulis odaları, internet odası gibi yerler de var. Aynı zamanda: hediyelik eşya ve kitap satışı yapılan mağazalar, sergi salonu, çocuk korosu salonları ve resim atölyeleri bulunuyor.

 

İZMİT TREN İSTASYONU:

1873 yılında, İstanbul-Haydarpaşa tren yolu, İzmit’e ulaşmıştır. İzmit tren istasyonundaki yapılar, parça parça ve çeşitli dönemlerde yapılarak tamamlanmıştır. Yapıların içinde en eski olanı: yolcu salonunun zemin katı bölümüdür. Gar planları: Alman Otto Ritter tarafından yapılmıştır. Atatürk ve diğer birçok devlet adamı: burada, törenler yapılarak karşılanmışlardır.

Bağdat demiryolunun ilk bölümünü oluşturan İzmit-İstanbul hattı, Anadolu’ya açılan bir kapı görevini üstlenmiştir. Kurtuluş savaşında, buradan oldukça yararlanılmıştır. Hatta, Atatürk dahi, birkaç kez, bu istasyondan trene binmiştir.

 

Burası: Kocaeli Valiliği tarafından, 2006 yılında restore edilmiş ve bir kısmı, Müze olarak ziyarete açılmıştır. Sahil tarafındaki tren istasyonu, kullanılıyor.

 

İZMİT ARKEOLOJİ VE ETNOĞRAFYA MÜZESİ:

Kozluk mahallesi, İstasyon caddesi üzerinde bulunan, Eski Gar Alanındadır.

 

Bu alandaki yapılar, 1873-1910 yılları arasında inşa edilmiş olup, mimarı Alman Otto Ritter’dir. Bu eski gar ve ambar alanları, bir bütün halinde değerlendirilmiş ve restorasyon çalışmaları yapılarak, bir kültür kompleksi haline getirilmiştir.

 

İki adet tekel deposu birleştirilerek, arkeolojik ve etnoğrafik eserler için, teşhir salonları oluşturulmuştur. Müzede: Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait; yaklaşık 5250 eser sergileniyor. Burada: içi dekore edilen iki eski tip vagon: lokanta ve kafeterya olarak kullanılıyor.

 

ETNOĞRAFYA MÜZESİ (SAATÇİ ALİ EFENDİ KONAĞI):

Veli Ahmet Mahallesindedir. Yapı: 1776 yılında, denize hakim bir yamaç üzerinde, Sultan Abdülhamit zamanında yapılmıştır. İlk sahipleri, İzmitli Gümüşlüoğlu ailesidir. Zaman içinde konak birçok kez el değiştirmiş ve son olarak, saat onarımı ile meşgul, Ali Efendi tarafından satın alınmıştır. Daha sonra, 1976 yılında, yani yapımından 200 yıl sonra, Kültür Bakanlığı tarafından kamulaştırılan bina, onarılarak, 1987 yılında, Etnoğrafya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

 

GAZİ LİSESİ:

1890 yılında, İzmit Sultanisi olarak hizmete açılmıştır. Bina, 1999 yılı depreminde ağır hasar görmüş, daha sonra ise, 2003 yılında, orijinal haline sadık kalınarak, yeniden inşa edilmiştir.

 

 

 

FETHİYE CADDESİ:

İzmit şehir merkezinin en öne çıkan caddesidir. Hafif dar ve bayırdır. Uzunluğu; 250 metredir. Trafiğe kapalıdır. Cadde: mağazalarla dolu olup, özellikle tatil günlerinde çok yoğun olarak kalabalıktır. Özellikle: öğrenciler ve gençler, burayı mekan edinmişlerdir.

 

GAYRET GEMİSİ MÜZESİ:

İzmit garı önünde, yat limanı yanındadır. 1997 yılında: Gölcük Donanma Komutanlığı, Kocaeli Valiliği ve İzmit Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından: Yüzer Sanatlar Galerisi ve Müze haline getirilmiştir.

Geminin önemine değinmek gerekirse: 1946 yılında Amerika’da yapılan bu gemi, “Everson” ismiyle, Kore ve Vietnam Savaşlarına katılmıştır. 1973 tarihinde ise, Türk Donanmasına teslim edilmiş ve “Gayret” ismini almıştır. Gemi: 1995 yılında hizmet dışına alınmıştır.  Günümüzde gemide, denizcilikle ilgili gösterim merkezleri ve bir de kafeterya bulunuyor.

 

 

HIZIR REİS DENİZALTI MÜZESİ:

Bu denizaltı gemisi: II.Dünya Savaşından sonra, 30 yıl süreyle, Amerikan donanmasında hizmet ettikten sonra, 1983 yılında, Türk Donanmasına devredilmiştir. Ancak, buradaki görevini de 2004 yılında tamamlamış ve 2004 yılı sonundan itibaren, Müze gemi yapılarak ziyarete açılmıştır. Boyu: 87 metre ve ağırlığı: 2 tondur. Denizcilerin gemilerdeki yaşam tarzlarının gösterilmesi için, gemide yaşama yerleri olduğu gibi muhafaza edilmiş ve çeşitli bölümlere konulan cansız mankenler ile, gemideki yaşam gösterilmiştir. Ayrıca, ses düzeninden yapılan yayın ile, ziyaretçiler bilgilendirilmektedir.

 

 

 

 

SAAT KULESİ:

Kemalpaşa Mahallesinde, Av köşkü ile Atatürk Heykeli arasındadır. Sultan II. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılı anısına, 1876 yılında, Musa Kazım Bey tarafından yaptırılmıştır. Kulenin mimarı Bahçeciktir.

Hereke ve Tavşancıl’dan getirilen taşlarla yapılmıştır. Kulenin dört tarafında, çeşmeler var. Bu çeşmelerin yani sebillerin üstünde, kitabeler bulunuyor. Giriş kapısının yanındaki kitabede, saat  kulesinin, 1970 yılında, Seka tarafından onarıldığı yazılmıştır.

 

 

KASR-I HÜMAYUN-SARAY MÜZE:

Buranın en büyük özelliği: İstanbul dışında yapılan tek saraydır.

Saat kulesinin yanındadır. Sultan Abdülaziz tarafından av köşkü olarak kullanılmıştır. 1861-1876 yılları arasındaki dönemde yapılmıştır. Brok stilindeki yapı, 2 katlıdır ve cephesi mermer kaplıdır. Mimarı Balyan kardeşlerden, Amira Karabat Balyan.

Tavan süslemeleri, Fransız ressam Sason tarafından yapılmıştır. Süslemelerde: Osmanlı arması, Abdülaziz tuğrası, bayrak, mızrak, balta ve kılıçtan oluşan motifler, çiçek ve meyve resimleri kullanılmıştır.

Yapı: 1967 yılından sonra müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1992 yılında restore edilmiş, ancak 1999 depreminde ağır hasar görmüştür. 2005 yılında yeniden restorasyon yapılmış ve 2007 yılında ziyarete açılmıştır.

ORHAN CAMİİ;

Orhan mahallesinde, bir tepe üzerindedir. Yapının ilk olarak, 13.yüzyılda, Orhan Gazi zamanında, Süleyman Paşa tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Daha sonraki dönemde ise, Abdülmecit zamanında, onarılmıştır. Bu haliyle, cami, İzmit yöresinin en eski camisi olarak öne çıkmaktadır.

 

FEVZİYE CAMİSİ:

Kemal paşa mahallesindedir. 16.yüzyılda yapıldığı, ancak 1894 yılında yeniden inşa edildiği biliniyor. Günümüze ulaşan cami, dikdörtgen planlı, içten asma kubbelidir. İzmitli Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. 16.yüzyılda ise Mimar Sinan tarafından yaptırıldığı sanılıyor. Cami yapısı, 1884 ve 1999 depremlerinde tamamen yıkılmış ve 1999 depreminden sonra, aslına sadık kalınarak yeniden inşa edilmiştir. Bugünkü yapı, sonradan yapılandır.

 

ANTİK SU KEMERLERİ:

Şehir merkezinde, Üçtepeler mevkiindedir. Su kemerlerinin: MS.2.yüzyılda, Roma imparatoru Trajan zamanında, Nicomedia valisi Plinus tarafından yaptırıldığı biliniyor. Su kemerleri: uzunluğu: 50 metre ve yüksekliği: 15 metre olup, 2 katlı olarak inşa edilmiştir.

İÇ KALE:

Şehrin, Nicomedia döneminde yapılan ve günümüze ulaşan bu sur duvarları ve burçlar: şehrin doğu kesimindedir. Buradaki burç “Kara burç” olarak isimlendirilmektedir. Bu burcun, 1.Nicomedia döneminde yapıldığı sanılıyor. Ancak, Bizans döneminde onarılmıştır.

 

SEKA PARK ALANI:

Seka kağıt fabrikasının bulunduğu alana yapılmış, büyük bir rekreasyon parkıdır.

Burada: 15 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapında, dev yapay çim tepe, kaykay pisti, yapay kum plaj, iskeleler, konser platformu, binlerce ağaç, yaya yolu, bisiklet yolu ve büyük bir otopark var.

Ayrıca: kafeler, et ve balık lokantaları, çim halı saha bulunuyor. Yani, hem dinlenilebilecek ve hem de spor yapılabilecek, yemek yenebilecek güzel bir ortam oluşturulmuş. Özellikle, sahil kenarına dikilen palmiye ağaçları, çok egzotik bir görüntü oluşturmuş. Tüm boş alanlar çimlendirilmiş. Park içinde, ayrıca: Mevlevihane ve Macar Dostluk Evi var.

THÖKÖLY İMRE EVİ;

Seka Kağıt Fabrikasının bulunduğu alandadır.

Burada açılan Macaristan Evinde: kral İmre’ye ait: bazı hatıra eşyaları sergilenmiş ve anma etkinlikleri düzenlenmiştir.

 

 

THÖKÖLY İMRE ANITI:

İmre Thököly, bir Macar özgürlük savaşçısıdır. Döneminde, Habsbourg imparatorluğunun, Yukarı Macaristan ülkesini Katolikleştirme girişimlerine karşı savaşmış, ancak yenilince, 1705 yılında Osmanlı imparatorluğuna sığındırıldığında, İzmit bölgesine yerleştirilmiştir.

 

Kendisi ve eşi İliona Zrinyi’nin yaşadığı yerde, yani İhsaniye-İzmit civarında, Çiçekli çayırda, Karatepe (daha sonra Macar köyü olarak ismi değiştirilmiştir) köyünde yaşamışlardır. Bugün, Kocaeli-Kartepe ilçesi, Karatepe köyünde, onlar anısına, 2005 yılında bir anıt yapılmıştır. Bu anıtta, çeşitli anma törenleri yapılıyor.

 

İmre, 1705 yılında, burada ölmüştür. Mezarı: Seka Kağıt Fabrikasının bulunduğu alandadır. Ancak, 1906 yılında, naaşı, Macaristan-Kesmark kentine götürülmüştür.

 

 

YENİKÖY YAZLIK ILICASI:

İzmit-Gölcük yolunda, 15.km.de, Yeniköy sınırları içindedir. Denize 3 km. uzaklıktaki yerde, cilt hastalıklarına iyi gelen suyun bulunduğu, 1 metre derinliğinde ve 40 derece sıcaklıkta bir havuz bulunuyor. Başkaca tesis yok, bu havuza girip şifalı sudan yararlanmak mümkün.

 

 

ŞEHİTLER KORUSU:

Bağçeşme bölgesinde, Orhan mahallesindedir. Burada, antik çağa ait bir sur duvarı var. Koruluk bu sur duvarının bulunduğu bölgededir. Buradan: muhteşem bir körfez manzarası izlemek mümkün. Ayrıca: çevrede piknik alanları, çocuk oyun alanları, kafe ve açık hava tiyatrosu var. Özellikle: ilkbahar ve yaz aylarında, yörede yaşayan insanlar tarafından çok tercih ediliyor. Burada bulunan “Bayraktar Burcu”nda, İzmit’te yaşadığı kabul edilen ve sembolik olarak buradaki kulelerden birinde: Santa Barbara’nın hapsedildiğine inanılıyor. İzmit’in düşman işgalinden kurtuluş törenleri de, burada yapılıyor.

 

 

 

 

Kocaeli, Körfez

13.261 kişi okudu!

Burayı anlatacak tek kelime, kalabalık ve yoğun trafik.

 

ULAŞIM:

İlçe: TEM Otoyolu ve D-100 karayolu ve demiryolu üzerindedir. Deniz ulaşımı da bulunmaktadır.

İzmit il merkezine 17 km. uzaklıktadır. Kara ve demiryolları üzerindedir.

 

 

TARİHİ:

Tarihi süreç incelendiğinde: bölgede, sırasıyla: Frigler, Bitinyalılar, Persler ve Makedonyalılar görülür. Daha sonra ise, Romalılar ve Bizanslılar egemenliği ele geçirirler. 717 yılında, Arap donanması, İstanbul’u kuşatırken, burada konaklamıştır. Bizans döneminde ise: Burunga bölgesinde, başta Bizans imparatoru Constantin olmak üzere, birçok ileri gelenin villaları bulunduğu biliniyor. Ayrıca, Bizanslılara ait küçük bir garnizon bulunuyordu.

 

Bölge: 1420 yılında Türklerin eline geçmiş ve yarım kalmış konut yerlerinden dolayı “Yarımca” ismini almıştır. 1964 yılında Belediye teşkilatı kurulmuş ve 1988 yılında, bölge “Körfez” ismini almıştır.

 

I.Dünya Savaşından sonra, bölge, İngiliz ve Yunanlılar tarafından işgal edilir. 1921 tarihinde işgal biter. 1937 yılında,  Romanya’dan göçmen aileleri bölgeye gelerek yerleşmişlerdir.

 

 

GENEL:

 

Kocaeli ilinde, Gebze ilçesinden sonra, ikinci büyüklüktedir.

 

İlçede: denize açık: rıhtım, iskele ve gezi yerleri bulunmaktadır. Sahildeki çay bahçeleri, güzel manzarası ve temiz havasıyla halk tarafından tercih ediliyor. Kıyı şeridi: 3 km. boyunca uzanıyor. Bu şeritte: parklar bulunuyor.

 

İlçe, düzlük bir alana kurulmuştur. Kıyı kesimi, fazla girintili-çıkıntılı değildir. Düz alanın, yükseklikle birleştiği yerde, karayolu geçmektedir. Su kaynaklarının az olması, büyük sıkıntı oluşturmaktadır.

 

Bölgede, halkın temel geçim kaynağı: sanayileşme üzerine kuruludur. Tarımsal ürün olarak ise, kiraz üretimi yapılmaktadır. Tüpraş, Petkim, İgsaş gibi büyük sanayi kuruluşları, burada yerleşiktir.

 

İklim değerlendirildiğinde ise: yazları çok sıcak ve kurak olmayan, yağışlı ve ılık geçen bir iklim standardı görülüyor. Bu iklim standardına uygun olarak: alçak kesimlerde zeytinlikler ve bölgenin en güzel kirazları yetiştirilmektedir.

 

HEREKE İPEK HALISI:

Kayser Wilhelm köşkünün arkasında, Hereke Halı Fabrikası bulunmaktadır. Bu fabrika: 1843 yılında kurulmuş ve günümüze kadar, ipek ve yünlü halı üretimi yapılmaktadır.

Günümüzde, Yıldız Sarayında bulunan dünyanın en büyük halısı: Hereke Halı Fabrikasında üretilmiştir. Dünyada, ipek halı dokumacılığı konusunda, buradaki fabrika, haklı bir üne sahiptir.

Yörede halıcılık yapılmasının en önemli sebebi: fabrika kurulduğunda, Gördes, Demirci ve Sivas’tan getirilen ustaların büyük emeği bulunmaktadır. Özellikle: 1943 yılından sonra, Hereke halıcılığında büyük bir aşama kaydedilir. Bursa ipeğinden dokunan halılar: gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında büyük ün kazanmıştır.

1970’li yıllarda, özel sektör, ipek halı üretimine girer. 1980’li yıllarda, ipek halı üretimi zirve yapar. Ancak, 1990’lı yıllarda, üretilen halıların kalitesi düşer ve sektörde gerileme başlar.

 

 

 

 

 

 

GEZİLECEK YERLER:

 

ALMAN İMPARATORU KAİSER WİLHELM KÖŞKÜ:

Yıldız Sarayının minyatürü olarak yapılmıştır. Hereke kıyısında, eski Sümerbank Dokuma ve Halı Fabrikası sınırları içindedir. Hereke halıları, dünyaca ün kazanmaya başlayınca, Hereke’ye gelen yabancı misafirlerin ağırlanmasında büyük sıkıntılar yaşanmaya başlamıştır.

Bunun üzerine, Alman İmparatoru II.Wilhelm, İzmit’i ziyaretinden önce, Sultan II.Abdülhamit tarafından, burada bir köşk yaptırılır. Ama: köşk, Yıldız Sarayında, 3 hafta içinde hazırlanır ve deniz yolu ile, parçalar halinde, buraya getirilir ve bir günde, yerine monte edilir. Yapımında, tekne yapım tekniği kullanılmış ve metal çivi kullanılmamıştır. Tamamen ahşap konstrüksiyonla oluşturulmuştur. İç düzenlenmesinde ise, Hereke dokuması halılar, ipekli döşemelikler ve perdelikler kullanılmıştır. Diğer birçok eşya ise, Saraylardan getirilerek, buraya yerleştirilmiştir.

 

Takip eden dönemde, başta Alman imparatoru olmak üzere, birçok ünlü, bu köşkte ağırlanmıştır. İmparator ise, köşke, eşsiz bir böcek koleksiyonu hediye etmiştir.