Fransa, Nice

8.559 kişi okudu!

 

2018.01.29-1-Nice.4.Apollo heykeli.1b

Şehir; Fransa’nın güneydoğu kıyısında, Alplerin eteğinde, Akdeniz’de bulunan Fransız Rivierasındadır. Bu şehirde, güneş yılda yaklaşık 300 gün gökyüzünde parıldar. Deniz kıyısındaki bu şehirde, arkada yükselen dağlar ve tepecikler şaşırtıcı güzellik sunar. Çünkü şehrin çevresi, Alplerin görkemli dağlarıyla çevrilidir. Şehir: İtalya’nın 30 km uzağındadır. Fransa’nın 5’nci büyük şehridir. Akdeniz kıyısında, Marsilya’dan sonra Fransa’nın 2’nci büyük şehridir.  Alpes-Maritimes bölgesinin başkentidir. Şehrin nüfusu, 2014 sayımına göre 343.895 kişidir. Elbette bu sayı, yaz aylarında iki ve hatta üç katı olmaktadır. Şehrin Latince sloganı “Güzel, en sadık şehir” demektir. Fransa’da IBM’nin “Akıllı şehir” ödülünü alan tek şehirdir. Şehirdeki tarihi doku, oldukça iyi korunmuştur.

nice.genel.1

ULAŞIM:

Nice-Paris arasındaki uzaklık, yaklaşık 1000 km dir ve bu mesafenin çoğunluğunda hızlı tren hattı olduğundan yolculuk yaklaşık 5-6 saat sürmektedir.

Nice Cote D’Azur Havaalanı: Fransa’nın en işlek havaalanlarından birisi olmasına rağmen: oldukça mütevazi ve küçüktür. Paris’ten sonra ülkenin ikinci büyük havaalanıdır. 2017 yılındaki yolcu kapasitesi 13.3 milyon yolcudur. Şehir merkezine 7 km uzaklıktadır. Havaalanı ile şehir merkezindeki ana tren istasyonu arasında: otobüs seferleri vardır. 98 ve 99 numaralı otobüslere biniş ücreti 4 eurodur. Yolculuk: trafik durumuna göre yaklaşık 15-30 dakika sürer.  Otobüsler, her 16 dakikada bir hareket eder. İstanbul-Nice arasındaki uçuş ise, yaklaşık 3 saat sürüyor.

nice.museu matisse.1

TARİHİ:

Şehirdeki ilk yerleşim, MÖ 350 yıllarında, Yunanlıların Akdeniz kıyısında bir yerleşim kurmasıyla başlar. Yine bir söylentiye göre: şehir İzmir-Foça’dan yola çıkan denizciler tarafından kurulmuştur ve günümüzde şehirdeki en ünlü yerlerden birisi; “Avenue des Phoceens” yani “Foçalılar Caddesi” olarak bilinir.

Şehre Yunan Zafer Tanrıçası Nike’ye atfen Nikaia ismini vermişlerdir. Bu isim muhtemelen: şehir ilk kurulduğunda komşu Ligurians’a karşı kazanılan bir zaferin şerefine verilmiştir. Bu zaferin ardından, şehir: kısa sürede Ligurya kıyılarında en yoğun ticaret limanlarından biri haline gelmiştir. Ancak, bu sırada bölgede yine bir rakip şehir vardı. Bu rakip şehir: Lombard istilalarına karşı varlığını sürdüren Roma Cemenelum şehridir. (Cemenelum şehrinin kalıntıları, günümüzde Nice şehrinin bir semti olan Cimiez’de görülebilir.)

Zamanla bölgenin önemli bir liman kenti olan şehir, 7’nci yüzyılda: Ligurya şehirleri tarafından kurulan “Ceneviz Birliği” ne katılır.

859 ve 880 yılları arasında, Saracesliler, şehre saldırır ve şehri yakarlar.

Ortaçağ dönemi boyunca: şehir İtalya egemenliği altında kalır. Pisa şehrinin müttefiki olarak Cenova şehrinin düşmanıdır. 13 ve 14’ncü yüzyıllarda: şehir birçok kere Cenovalı Provence kontlarının eline düşer, ancak yine de bağımsızlıklarını kazanırlar. Yine ortaçağ döneminde, eski şehir surlarla kuşatılır. Kara tarafı: Paillon nehri tarafından korunurken, burası sonradan örülmüştür. (Günümüzde Akropolis’e giden tramvay rotasının bulunduğu yol)

Şehrin doğu tarafı ise, Castle Hill’deki surlarla korunuyordu. Castle Hill’in doğu tarafındaki liman alanının da surlarla korunduğu o dönemden kalan bir gravürde görülür.

1388-1860 yılları arasında, şehirde Savoy Dükleri hükümdardır. 1561 yılında Savoy Dükü: Latinceyi idari dil olmaktan kaldırır ve İtalyan dilini, şehirdeki hükümet işlerinin resmi dili olarak ilan eder.

nice.catherine seguva.1

1543 yılında şehir tarihinde ilginç bir olay yaşanır.

15 Ağustos 1543 günü, Nice kalesi ve şehir, Barbaros Hayrettin Paşa komutasında bulunan Osmanlı-Fransız (Francis I. komutasında) donanmaları tarafından kuşatılır. Türk birlikleri, Garibaldi meydanının güney batısındaki Porte Pairoliere ve Sincaire kulelerini ele geçirir ve kulenin tepesine tırmanan bir asker, zafer işareti olarak altın ve yeşil renkli bir bayrak diker. Bir çamaşırcı olduğu söylenen Catherine Segurane: yeniçeri askerinin elindeki bayrağı alıp parçaladı ve böylece direniş güçlendi ve kuşatma bozuldu.

Şehir tahrip edilir, 2500 tutsak alınır ama Nice kalesi teslim alınamaz.

Gelelim sonucu: bazı kaynaklar, Catherine Segurane’nin varlığının tartışmalı ve sadece efsanevi bir kahraman olduğunu yazarlar. Örneğin: kuşatmanın tarihçi tanıklarından olan Jean Badat (1516-1567) onun katılımından bahsetmez. Öte yandan, kuşatma sırasında surlar üzerinde birçok kadın bulunduğu ve bunlardan birisinin cesaret eylemi yapmış olabileceği de söyleniyor.

Sonuç olarak: günümüzde liman yakınlarında “Catharine Segurane” anıtı bulunuyor. Her yıl 25 Kasım günü “St Catherine Günü” yani zaferlerini kutluyorlar. Çünkü Catharine Segurane, kilise tarafından şehrin koruyucu azizesi seçilmiştir.

Son bir not: bu Osmanlı kuşatmasından hatıra, şehir içinde bir duvarda, bir Osmanlı top güllesi bulunuyor.

1890 yılına gelindiğinde, İngiliz aristokrasisi yani zengin İngilizler, iklimini çok beğendikleri bu bölgeye yerleşmeye başlarlar. Buranın ideal bir kış tatili yeri olduğunu keşfederler. Böylece İngilizler şehre damgasını vurdu. İngilizlerin, Nice şehrinin peyzaj mimarisine yaptıkları katkılar: İngiliz aristokrasinin bir parçası olan, mali sponsorlukla inşa edilmiş ünlü “Promenade des Anglais” tarafından özetlenebilir. Sahildeki eski kum sahası üzerinde bu gezi yolunu yaptılar ve şehirliler tarafından hızla benimsendi.

Aynı zamanda, özellikle buraya yerleşen sanatçıların, eserlerinde sürekli Rivierayı kullanmaları, ulaşım şartlarının gelişmesi ve Nice ve çevresinin, 20’nci yüzyılda hızla gelişmesi ve kalkınmasını sağladı. 20’nci yüzyılın ikinci yarısında: Nice şehri sadece zenginler için uygun bir tatil beldesi olarak ün kazandı. II. Dünya Savaşı sonunda, Nice şehrinin turist profili çarpıcı bir şekilde değişti. Bu bağlamda yapılan değişimler, Nice turizminin yüksek kalite standardını etkilemedi. Şehir, uluslararası düzeyde en çok tercih edilen tatil merkezlerinden birisi oldu.

2018.01.30-1-Nice.10.Caddeler.1a

Katliam:

17 Temmuz 2016 tarihinde, Promenade des Anglais üzerinde kalabalık bir gurup “Bastille” günü kutlamaları sırasında yapılan havai fişek gösterilerini izliyordu. Bir araç, kasıtlı olarak kalabalığın üstüne sürüldü ve polis tarafından vurularak öldürülen failin de aralarında bulunduğu 84 kişi öldü, 202 kişi yaralandı. Bu olayın ardından, Fransız polisi, şehirde yoğun güvenlik önlemleri aldı. Ancak bunlar pek gözle görülmez, gözle görülen başlıca önlem, trafiğe kapalı yaya bölgelerine, araç girişini önlemek için koyulan büyük beton bloklardır. Bu beton blokları şehirde birçok yerde göreceksiniz, sebebi güvenlik önlemedir.

nice.buda messena.1

İKLİM:

Şehirde tipik Akdeniz iklimi hakimdir ve buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlı geçer. Kışın sıcaklık 4 derecenin altına düşmez, genellikle 8-9 derece civarındadır. Yazın hava sıcaklığı ortalama 22 derece civarındadır. Sonbaharda yağış oldukça azdır. Bahar, burayı ziyaret etmek için en iyi mevsimdir.

nice.diane tapınağı.1

İNSANLAR VE DİL:

Fransa’nın birçok bölgesinden farklı olarak, burada insanlar asık suratlı ve soğuk değiller ve sürekli gülümsüyorlar ve yardımseverler. Ayrıca: İngilizce antipatileri yoktur. Yani ülkenin diğer yerlerinde olduğu gibi, sadece Fransızca konuşurum sıkıntıları yok, buradaki insanlar özellikle İtalyanca ve genellikle İngilizce biliyorlar ve konuşuyorlar, bir yer sorduğunuzda yardım ediyorlar.

nice.la palais des prescec.1   nice.divo jacobo kilisesi.1   nice.mamac.1   nice.parc de la colline.1

TURİZM:

Nice şehri, Fransa’da Paris’ten sonra en çok ziyaret edilen ikinci şehirdir. 19’ncu yüzyılda ortaya çıkan tatil beldelerinden biri olan şehir, turizmden yıllık 1.5 milyar Euro gelir sağlıyor. Yıllık turist miktarı, yaklaşık 5 milyar eurodur. Avrupa’da her 100 gezginden biri, Nice şehrinde mutlaka en az 1 gece kalmıştır. 200’den fazla işyeri ve 10 bin odaya yaklaşan kapasite ile Fransız Rivierasının üçte birini oluşturan en yüksek sayıda otel odası, Paris’ten sonraki en kalabalık konaklama imkanı sunar. Şehirde 19 müze ve sanat galerisi vardır.

 

KARNAVAL:

Her yıl “Şubat” ayında şehirde karnaval düzenleniyor. Geçmişi 13’ncü yüzyıla kadar uzanan bu karnaval: uluslar arası düzeyde yapılıyor ve büyük figürlerin geçit töreni, cadde partileri, her yerin çiçeklerle süslenmesiyle devam ediyor. Yine her yıl “Temmuz” ayında düzenlenen “Caz Festivali” ise yine çok sayıda uluslar arası sanatçının katılımıyla gerçekleşiyor.

nice.west end otel.1

KUMARHANELER:

Şehirde iki kumarhane bulunmaktadır. Bunlar: Le Meridien Oteli içindeki Casino Ruhl ve Palais Mediterranean bünyesindedir.

 

GECE HAYATI:

Şehir, heyecanlı bir gece hayatı yaşamak için uygundur. Promenade des Anglais ve şehir merkezi: barlar ve diskoların, Casinoların ve konser salonlarının yoğun olduğu yerdir. Turistlerin gece hayatını keşfetmeleri için, şehrin toplu taşıma sistemi Noctambus isimli bir gece servisi kurmuştur. Bu servis, 4 otobüs ve bir tramvay hattından oluşur.

2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.5a   2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.7d   2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.10a   2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.11a

2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.12b

 

SAHİLLER-PLAJLAR:

Şehirde 7 km boyunca uzanan ve denize girilen birçok yer bulunmaktadır. Tercihinize göre: 15 özel ve 20 kamu plajı vardır ve bunlar arasında seçim yapabilirsiniz. Burada: deniz suyu, ulusal standartlardadır ve Mavi Bayraklıdır. Yani deniz son derece temizdir. Tüm özel plajlarda: Nisan-Ekim ayları arasındaki dönemde, minder, şemsiye, soyunma kabinleri ve duşlar bulunur. Ancak bunların fiyatlarının pahalı olduğunu bilmeniz gerek, yani bir şezlong günlüğü yaklaşık 20 euro civarındadır. Şehir içindeki plajlar “Promenade des Anglais” bölgesi boyunca yerleşmiştir. Bunlardan bazıları:

 

Villefranche-Sur-Mer:

Kumlu değildir. Uygun otoparkı bulunması sebebiyle, özellikle Fransız ve İtalyan aileler başta olmak üzere çok ziyaretçi çekmektedir. Plaj bölümünde: mükemmel restoranlar vardır, tuvalet ve duş olanakları mevcuttur.

 

Cap Ferrat:

Kumlu değildir, kayalık bir yarımadanın ortasında, zenginlerin villaları ve jet sosyetenin kullandığı otellerin gözdesi bir yerdedir. Ama bu özel ve küçük plaj çok pahalıdır.

nice.alışveriş.1   nice.genel.2.lavanta.1   2018.01.30-1-Nice.44.Su faturası.1

NE SATIN ALINIR:

Şehirde: giysilerden, gıda maddelerine, sanat eserlerine ve antikalara kadar birçok ürün bulup satın almak mümkündür. Özellikle: Apollo heykelinin hemen arka sokaklarında, ikinci el ürünlerin satıldığı, özel markaların uygun fiyatlı ürünlerini bulup satın alabilirsiniz. (ilginç bir detay, bir çanta ikinci el 700-1000 euro fiyat görünce şaşırmayın, orjinali 5000 euro imiş. Bence bu ikinci el dükkanlarını boş yere aramayın)

Şehirdeki başlıca alışveriş merkezleri arasında: Promence des Anglais sayılabilir. (Ayrıntılı bilgi aşağıdadır.)

Şehirdeki bazı moda butikleri şunlardır:

Faconnable: Şehirde biri erkek ve diğeri erkek ve kadın kıyafetleri konusunda uzmanlaşmış iki mağazası vardır. Her ikisi de “Rue Paradis” üzerindedir. Giysi ve satışa sunulan aksesuarlar, firmanın logosunu taşır ve moda ruhuna uygundur.

Chanel Boutique: Burada satılan şık giysiler, ayakkabılar ve aksesuarlar yanında, mücevher ve parfüm koleksiyonları da ilgi çeker.

Zara: Avenue Jean Medecin üzerindeki mağazanın koleksiyonlarında erkek ve kadın giyimleri yaygındır.

Hermes: Giysi dışında, parfüm ve mücevher satılıyor.

Ancak: tüm bunları yazmama rağmen, bunların hepsindeki fiyatların çok yüksek olduğunu da belirtmek gerekir. Özellikle: Avrupa’nın birçok şehrinde olduğu gibi Nice şehri de, ucuz bir yer değildir, bence ülkemizde bolca bulunan ve uygun fiyatlı tekstil ürünleri tercih edilmelidir. Yine de meraklısı için yukarıdaki notları yazdım.

Gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için hediyelik düşünürseniz, bence Saleya yani Çiçek Pazarı’na gidin ve oradaki lavantalı ürünlerden uygun fiyata satın alın.

 

NE İÇİLİR:

Şehir özellikle şaraplarıyla ünlüdür. Bölgenin en leziz şarabı “Bellet” bağlarında üretilen üzümlerden yapılır. Bellet şaraplarından “beyaz” ve “gül” şarabını mutlaka öneririm.

 

NE YENİR:

Şehirdeki yöresel lezzetler, Fransız mutfağının Akdeniz etkileriyle etkileşimi sonucu oluşmuştur. Bunlar genellikle: deniz mahsulleri, balık, sebze ve meyve ağırlıklıdır. Bölgesel mutfağın en önemli özelliği: defne yaprağı, fesleğen, kekik, kekik gibi hafif otların eşliğinde ve kısmen de olsa sarımsağın geniş ölçüde kullanılmasıyla oluşur. Mutfakta zeytinyağı da sık kullanılır.

Geleneksel lezzetlerden öne çıkanlar şunlardır:

Salata Nicoise-Pissaladiere:

Bu salatanın kökenleri tam olarak tanımlanmamıştır. Nicoise salatası: çok çeşitli versiyonları, pişirilme şekilleri ve bileşenleri açısından oldukça kafa karıştırıcıdır. Ama genel olarak salata: domates dilimleri, haşlanmış yumurta dilimleri, haşlanmış patatesler ve buğulanmış yeşil bezelye karışımına, marul katılarak yapılır. Tüm salatanın üstü: ton balığı konservesi veya kıvırcık veya konserve hamsi ile kaplanır.

 

Socca:

Bir tip yassa, mayasız nohut unu ve zeytinyağından yapılır ve sıcak servis edilir. Aslında: mükemmel bir hızlı atıştırmalıktır. Nice şehir sokaklarında: Socca satan yiyecek tezgahları sık görülür.

 

Ratatouille:

Bunun pişirilmesi hala tartışılmaktadır. Ancak içeriği: sebze ve otların (kekik, defneyaprağı, havuç, soğan, sarımsak, patlıcan, kabak, domates) bir karışımıdır. Ratotouille: genellikle bir yan garnitür olarak servis edilir. Örneğin: omlet ile ilişkilendirilir.

 

Soupe au Pistou:

Bu bölgede popüler bir yemek türüdür ve pistou ile zenginleştirilmiş fasulye çorbasına benzer. Pistou: zeytinyağı ile karıştırılmış, fesleğen ve sarımsak eklenmiş bir tür sostur. Sosu, farklı çeşit sert peynirlere (örneğin permesan veya pecorino) ilave etmek, isteğe bağlıdır.

nice.englis kilise.1   nice.le palais de adalet.2    nice.müze sport.1   nice.TNT.1

nice.salıves.1   nice.TNT.2

GEZİLECEK YERLER:

Her zaman olduğu gibi, ben size Nice şehrinde mutlaka görmenizi önereceğim yerlerden başlayarak, özellik gösteren ve turizm yönü ağır basan yerleri anlatacağım. Siz, şehre ulaştığınızda bir şehir haritası alınız (tren garından ücretsiz şehir haritası alabilirsiniz), bu yazdıklarımı harita üzerinde işaretleyiniz, şehirde bulunacağınız zamanı düşünerek gezeceğiniz yerleri planlayınız. Tabii tercihleriniz de bu planda önemlidir.

Evet: Şubat 2018 tarihinde bu şehirde 2 gün kaldım. Kış mevsimi olmasına rağmen hava gayet güzeldi, ama elbette buranın en güzel zamanı yaz dönemi, çünkü insanlar denize giriyorlar. Apollon heykelini kendinize hareket noktası seçerseniz, hemen arkasında Eski Şehir bölümü ve Saleya yani Çiçek pazarı denen yeri gezin, oradan hemen deniz kıyısına inin ve deniz kıyısındaki banklarda oturup denizi ve şehrin uzaktan panaromik manzarasını izleyin, deniz kıyısında yürüyün, sonra tekrar Apollon heykeline dönün, onun hemen sağındaki park alanına girin, burası güzel bir park, daha sonra Apollon heykeli önünden devam eden caddeye girin, bu cadde çok canlı ve hareketli, burada birçok mağaza var, caddenin ara sokaklarına da girin.

nice.angles.1    nice.promanade des anglais.1   nice.promanade des anglais.2   2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.8b

PROMENADE DES ANGLAİS:

Şehrin en sembolik caddesidir.

Sahil boyunca, batıdaki havaalanına kadar uzanan bu koridor cadde, şehirdeki önemli yaya bölgelerinden biridir ve cadde: giyim eşyaları satan zarif dükkanlarla doludur. Buranın yakınlarındaki “Rue de France” (ayrıntılı bilgi aşağıdadır) : moda meraklılarının tercih ettikleri bir yerdir. Ancak bu mağazalardaki fiyatların şehrin diğer yerlerindeki mağazalara nazaran daha yüksek olduğunu bilmelisiniz.

Şehrin “Baie des Anges” isimli çakıllı kıyısı ve plajları boyunca uzanan bu yürüyüş yolu: bölgeyi meşhur eden İngilizler tarafından bu isimle anılıyor.

Yol: 1822 yılında burada bulunan küçük bir patikanın yerine, İngiliz konsolos Lewis Way tarafından yine İngilizler’den sağlanan para desteğiyle yapıldı. Daha sonrasında ise “Chemin des Anglais” olarak isimlendirilmiştir. O zamanlar Kraliçe Victoria’nın oğlu olan Connaught Dükü burayı, kraliyet tarzında bir açılış töreniyle açmıştır.

1931 yılında yol, iki ayrı yol daha eklenerek genişletilmiştir.

Bu efsanevi sahil yolu: saray benzeri zengin binalar ve palmiye ağaçları ve şık bahçelerle çevrilidir.

Günümüzde bu yol trafiğe kapalıdır, trafik yolun altındaki yer altı tünelleriyle sağlanır. Cadde gezinti yeri olarak düzenlenmiştir. Niceliler, burada bisiklete biner, koşar, paten yaparlar. Kafelerde, özellikle krep ve içecekler muhteşemdir. Öte yandan, burası elbette sadece bir gezinti bölgesi değildir. Yaz döneminde burada birçok özel plaj açılıyor ve bu özel plajlardan yararlanmak mümkündür. Ancak bu özel plajlarda şezlong ve şemsiye kiralamak için bir hayli yüksek ücret ödemek gerektiğini unutmayın.

 

Rue De France:

Burası trafiğe kapalı bir yaya bölgesidir. Burada çok sayıda sokak göstericileri vardır. Ayrıca gıda maddesi satılan dükkanlar, çok lüks giyim mağazaları, gazete bayileri, kitapçılar ve daha birçok dükkan ve mağaza vardır. Buradaki bir kafede: dünyanın en lezzetli “kep” ini tatmanızı öneririm. Veya bir İtalyan restoranında, İtalyan lezzetlerini deneyebilirsiniz.

 

La Cadran Solaıre:

Promenade des Anglais’i bağlantı noktasına bağlayan Quai Rauba Capeu’da: zeminde ilginç bir güneş saati vardır. Gölgelerle günün saatini anlamak mümkündür.

nice.Negresco hotel.2   nice.negresco hotel.1

Le Negresco-Hotel Negresco:

Promenade des Anglais üzerindedir. Sahilde en göze çarpan yapıdır.

Saray: Romen işadamı Hengi Negresco için 1912 yılında, Edouard Nierman tarafından Belle-Epoque tarzında tasarlanarak yapılmıştır. Düğün pastasına benzer, pembe kubbesi ilgi çeker.

Bina: 2003 yılından sonra müze ve otel olarak kullanılmaktadır. Müze kısmında: 500 sanat eserinden oluşan birinci sınıf bir sanat koleksiyon sergileniyor. Sarayın otel kısmında ise: her biri kendi dekorasyonuna sahip 121 oda ve 24 suit daire bulunur.

Bu dekorasyonlar: Fransız sanatının en parlak dönemi olan XIII Luis döneminden modern sanata kadar, Fransız sanatındaki en parlak dönemin stillerini yansıtır. Otel kısa süre önce 5 yıldızlı kategoriye terfi ettirilmiş olup, dünyanın en iyi otelleri arasında kabul edilir.

 

Villa Massen-Museo D’Art De Histoire Palais Messena:

Tarihi yapı: günümüzde bir sanat müzesidir. Yapı: Fransız bahçeleri bulunan muhteşem bir parkla çevrilidir. Bu güzel bahçeler: Monte-Carlo Casinosu bahçelerini de tasarlayan 19’ncu yüzyılın tanınmış peyzaj bahçevanı Edouard Andre tarafından düzenlenmiştir. Messena Sarayı: 1898-1901 yılları arasında Hans-Georg Terslin tarafından tasarlanmıştır. Yapı: 1921 yılında müzeye dönüştürülmüştür. Müzede bulunan yirmiden fazla sergi salonunda: Nice şehri tarihi, mobilyaları, süsleme ve diğer sanat eserlerinden oluşan 15 bin parçalık bir koleksiyon bulunmaktadır.

 

Casino Ruhl:

Şehir merkezinde: kumarhane-Casino bulunan iki otelden biridir. Şansını denemek isteyenler burayı düşünebilirler.

 

Musee Departemental Des Arts Asiatiques-Asya Sanatları Müzesi:

Şehirdeki en yeni müzelerden birisidir.

Anglais bölgesindeki bu yapı: ünlü Japon mimar Kenzo Tange tarafından tasarlanmıştır.

Müze olarak kullanılan yapı: Asya sanatı ve Batı kültürü arasındaki değişimleri bir arada bütünleyen bir mekan olarak tasarlanmıştır.

Beyaz mermer ve camdan yapılan binanın bahçesinde yapay bir göl bulunur.

Müzenin misyonu: Asya sanatının özelliklerini, kapsamlı bir şekilde ziyaretçilere sunmaktır. Bunun için: yüzler ve hatta binlerce yıl öncesine dayanan eserlerin bulunduğu koleksiyonlar bir araya getirilmiştir. Yapıtlar: hem güzel sanatlar, hem sahne sanatları ve hem de görsel sanatlara aittir.

Müzede: Asya, Hindistan, Güneydoğu Asya, Çin ve Japon medeniyetlerine ait çağdaş eserler sergileniyor. Ayrıca: geçici sergiler ve bazı etkinlikler de düzenleniyor. Müzenin ilginç bir yeri: Çay törenlerinin yapıldığı çay pavyonudur. Özellikle: Asya sanatçılarının güncel eserlerini görmek için: “Gestes d’Asie” kategorisindeki etkinlikler düzenlendiğinde, bu müzeyi ziyaret etmek uygundur.

nice.eski şehir.1    

VİEUX NİCE-OLD NİCE-VİEİLLE VİLLE BÖLGESİ:

Burası: hem gezginler hem de uzmanlar tarafından sevilen bir mahalle köşesidir.

Bölge: Colline du Chateau (Castle Hill) batı ucundan başlar ve Jardin Albert I, Place Messena ve Promenade du Paillon gibi geniş bulvarlarla sınırlandırılır.

Burası: Ortaçağdan kalma dokusu, küçük dükkanları, restoranları, meydanlara açılan dar sokakları, canlı müzik yapılan diskoları ve barlarıyla ünlüdür. Dar ve labirent gibi pare taşı döşenmiş sokaklar İtalya’yı anımsatan canlı bir havaya sahiptir. Bu yüzden: turistler buraya çok rağbet ederler.

Dar sokaklarda yürürken: ev eşyaları, şaraplar, giyim eşyaları satılan dükkanlar görebilirsiniz. Ma özellikle muhteşem lezzetli dondurmalardan tatmanızı öneririm.

Eski şehrin güney ucunda: balıkçıların taze ürünlerinin satıldığı Cours Saleya’daki “Ponschettes” pazarı tezgahları vardır.

nice.saleya.2   nice.saleya.1   nice.saleya.3  2018.01.29-1-Nice.7.Alışveriş.1a

2018.01.29-1-Nice.7.Alışveriş.1b   2018.01.29-1-Nice.7.Alışveriş.1c

Cours Selaya-Çiçek Pazarı:

Rue Saint François de Paule bölgesinde, 18’nci yüzyıl başlarındaki şehir surlarının söküldüğü yerdedir. Apollo heykelinden 5 dakikalık bir yürüyüşle buraya ulaşılıyor.

Eski şehir bölgesinin tam merkezindedir. Trafiğe kapalı bir yaya alanıdır. Fransa’da kurulan en güzel 100 pazardan birisidir.

Burada: her gün pazar kurulur. Haftanın 6 günü kurulan çiçek pazarına “Marche aux Fleurs” (Çiçek Pazarı) denir.

Pazarda: çiçek, sebze, meyve ve antikalar satılır. Ama bunların yani satılan ürünlerin en başlıcası: lavanta ve lavanta ürünleridir. Lavantalı sabunlar, içi lavanta dolu keseler bulup satın alabilirsiniz. (Lavanta sabunları 1 euro, lavanta paketleri 10 euro, küçük lavanta keseleri 3 euro civarındadır.) Buraya alışveriş için giderken yanınızda çanta götürmeyi unutmayın, çünkü satıcılar poşet vermiyorlar. Evet, burada lavanta ürünleri yanında: zeytinyağı, öğütülmüş Fransız sabunları (lavantalı yanında birçok çeşit vardır), takı, şarap, mutfak eşyası. Burayı yani çiçek pazarını ziyaret etmenin en güzel zamanı: saat 08.00-09.00 arasında gitmektir.

Pazartesi günleri, burada antika pazarı kuruluyor ve satıcılar ellerindeki antikaları pazarlıyorlar. Çiçek pazarının yanında, bazı otantik Fransız restoranları ve mağazaları vardır. Yani: Matisse’nin balkonunun altında: bir kahve içebilir veya bir öğle yemeği yiyebilirsiniz.

Ancak özellikle akşam saatlerinde bu bölgenin güvenli olmadığı söyleniyor. Ama gündüz saatlerinde buraya mutlaka gidin ve ziyaret edin.

Cours Saleya çevresindeki bölge: birçok kültürel cazibe merkezine sahiptir. Bunlar: Galeries des Ponçhettes (Musee Dufy), Musee Alexis et Gustav-Adolf Mossa’dır.

Cours Saleya’nın kuzeyindeki Eski Şehri keşfederken: Palais de la Prefecture, Nice Katedrali ve 17’nci yüzyıldan kalma bir Barok kilise görülür.

Daha kuzeyde: “Palais Lascaris” görülür.

nice.la palais des prescec.1

Palais de la Prefecture-La Palais des Rois Sardes:

Bu görkemli neoklasik yapı, 17’nci yüzyıl Savoy Düklerinin sarayıdır.

Ancak Fransız ihtilali sırasında bir hastane olarak kullanılmış ve 1860 yılından sonra, Fransız döneminde birkaç kez yenilenmiştir.

Bugün farklı işlevlere sahip olduktan sonra, Alpes-Maritimes bölümünde, Prefet’in evi ve Old Town bölümümde önemli bir dönüm noktası olarak kalmaya devam ediyor.

nice.sainte reperate katedrali.1   nice.saint triniti şapeli.1

Cathedral of Sainte Reparate-Saint Reperate Katedrali:

Place Rossetti bölgesindedir ve Eski şehir bölümünün en büyük kilisesidir.

17’nci yüzyıldan kalma yapı, Roma erken dönem Barok kiliselerinden esinlenilerek, Latin haçı planına göre düzenlenmiştir. İç mekan, zarif şekilde dekore edilmiştir. Şapellerin ve koronun dekorasyonu, özellikle lükstür ve Roma’daki Aziz Petrus Bazilikasından esinlenilmiştir. Şapellerden “Eglise Saint-Jacques” etkileyici heykellerle ve nadir fresklerle süslüdür ve ödüle layık görülmüştür.

Korint sütunlar, yaldızlı ayrıntılar ve yapının büyük bölümünü çevreleyen frizlerde çok sayıda figür bulunur.

nice.palais lascaris.5   nice.palais lascaris.4   nice.palais lascaris.2   nice.palais lascaris.3

nice.palais lascaris.1

Palais Lascaris:

1648 yılından kalma bu barok saray Lascaris-Vintimille ailesinin konutudur.

Sivil barok mimarisinin olağanüstü güzel bir örneği olarak kabul edilir.

Bu tarihi yapı: restore edilerek günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

Müze: 17 ve 18’nci yüzyılların sanat ve müziğine odaklanır. Müzede: Antoine Gautier mirasından kalan resim, gravür, hatıra, mobilya ve müzik aletleri sergileniyor.

Görkemli sarayın en güzel yeri, zemin kattaki görkemli giriş holüdür.

Sarayın manzaralı odalarında 17 ve 18’nci yüzyıl mobilyaları bulunur.

Odaların tavanlarında ise, İtalyan okulu ressamlarının tavan resimleri ilgi çeker. Sarayın içinde, 1738 yılından kalma eczane bölümünü gezip görmenizi öneririm. Müzede: sık sık bölgenin sanatsal mirası, düzenli sergilerle sergileniyor.

Şehir çok sıcak olduğunda, Palais Lascaris, sıcaklardan kaçmak için mükemmel bir yerdir. Güzel tabloları ve ilginç eski müzik aletlerini, klimalarla serinletilen ortamda gezip görebilirsiniz. Çünkü giriş ücretsizdir. Burayı gezmek, en fazla yarım saatinizi alır.

nice.place messena.1          2018.01.29-1-Nice.2.Genel.7b   2018.01.30-1-Nice.12.Apollo heykeli.1a

2018.01.30-1-Nice.12.Apollo heykeli.1b   2018.01.30-1-Nice.12.Apollo heykeli.1e

Place Messena-Apollo Heykeli:

Meydanın: yerel yönetimlerin, şehrin Old Town denen bölümünde: mimari manzarayı süsleme ve genişletme isteği sonucu, 19’ncu yüzyılın ilk yarısında yapılmıştır. Eski ve yeni şehir arasında uzanır. Trafiğe kapalıdır.

Meydanın kuzey kesiminin kare şeklindeki mimarisi: İtalyan Piedmont etkisinde yapılmıştır. Şehrin en etkileyici neoklasik yapıları, kırmızı cepheli binaları buradadır. Binaların kırmızı kil cepheleri beyaz pencere çerçeveleriyle süslenmiştir.

Meydanın özellikle yer döşemeleri dikkat çeker. Birkaç ana bulvarın çıkış noktası burasıdır. Şehrin tramvayı geçerken meydanı ortadan ikiye böler.

“Fontaine du Soleil ismi verilen havuzun üstünde: Apollo’nun anıtsal heykeli vardır.

Bu heykel: bir dönem, estetik sıkıntılar nedeniyle buradan kaldırılmıştır.

Hatta, burada bulunan havuz bile: zaman içinde tekrar tekrar sökülmüş, yerinden edilmiş ve hatta tümüyle çıkarılmıştır.

Sadece: “Fontaine du Soleil” denen havuzun kenarlarını kesen 5 bronz heykel zamanla korunmuş ve günümüzde, yüksek su fıskiyesinin fonunda görülen orijinal tek süsleme unsurudur.

Meydanın hemen yan bölümünde, büyükçe bir dönme dolap bulunuyor ve şehri tepeden izlemek isteyenler buna binebilirler.

Evet: Nice şehri ziyaretçileri burayı mutlaka görürler. Ayrıca: meydan, Jardin Albert Opera de Nice ve Cathedral of Sainte Reparate gibi cazip turistik merkezlere yürüme mesafesindedir.

Burası: Şubat veya Mart aylarında yapılan ünlü Nice Karnavalı için toplanma yani buluşma yeridir.

2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.1a   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.3c   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.5b   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.9c

2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.9d   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.10eb   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.11af   2018.01.30-1-Nice.17.Park Jardin.1f

Jardin Albert Parkı:

Bu yemyeşil park alanı: Avenue des Phoceens ve Avenue de Verdun arasındadır.

Geniş bahçeler: Place Messena’ya Fontaine du Soleil’e kadar uzanır.

Park alanı: hoş bir Açıkhava tiyatrosu (Thearte de Verdure) ve çam ve palmiye ağaçlarıyla çevrilidir.

İlkbahar ve yaz aylarında, bu açık mekanda müzik konserleri yapılıyor. Kış aylarında da pak alanı canlıdır. Park alanında, yemyeşil çimler üzerinde özellikle gençler zaman geçiriyorlar, top oynuyorlar. İnsanlar banklarda oturuyorlar. Parkın hemen sonunda “Davut” heykeli var. Park alanının en büyük özelliği: zeminden zaman zaman suların yukarı doğru fışkırdığı ve gece ışıklandırılan bölümdür ve burası özellikle yaz döneminde insanların serinlemek amacıyla kullandıkları yani bilerek ıslandıkları bir yerdir.

Şehrin başlıca alışveriş caddelerinden olan Avenue Jean Medecin, buraya kısa bir yürüyüş mesafesindedir.

nice.avenue jan medecin.1

Avenue Jean Medecin:

Burası uluslararası zincir marka mağazaların, Galeries Lafayette ve Centre Nice, Nice Etoile gibi alışveriş merkezlerinin bulunduğu güzel bir alışveriş caddesidir. Cadde çok canlıdır, insanlar gerek ana cadde ve gerekse arka sokaklarında dolaşıyorlar, cadde üzerindeki kafelerde oturuyorlar. Cadde üzerinde: iki tane çok büyük süpermarket var, şehri ziyaret ederseniz bu süpermarketlerden alışveriş yapabilirsiniz, elbette yine zincir hamburgerciler de bu cadde üzerindedir.

Caddenin bitiminde, büyük üst köprü göreceksiniz, bu köprü, caddede yön duygusunu kaybetmemek için iyi bir işarettir.

nice.basilica notre dame.1   2018.01.30-1-Nice.15.Katedral.1a

Basilique Notre-Dame:

Medecin caddesi üzerindedir. Şehrin en büyük kilisesidir.

Fransız hükümranlığına geçince, şehirde yapılan ilk dini yapıdır. 1864-1868 yılları arasında yapılmıştır. 19’ncu yüzyıl vitray pencerelerinin güzelliği ilgi çeker. Gül penceresinde: görkemli tasarım sahneleri betimlenmiştir. Kuleler, Angers katedralinin iki kulesinden esinlenilerek düzenlenmiştir.

nice.opera.1     nice.opera.2

Jardin Albert Opera de Nice:

Rue Saint François de Paule bölgesindeki şehir operası, güzel ve tarihi bir binadadır. Denizin hemen karşısında, kent dokusuna uygun olarak tasarlanan Opera binası, daha önce yangında yok olan tiyatro binasının yerine yapılmıştır. Yapının mimarı François Aune, tasarımda özellikle barok stiller kullanmıştır.

nice.modern ve çağdaş sanat müzesi.1

Musee D’Art Moderne Et D’Art Contemporain-Modern ve Çağdaş Sanatlar Müzesi:

Promenade des Arts bölgesindedir.

1990 yılında açılan müzenin şık binası: mimar Yves Bayard ve Henri Vidal tarafından tasarlanmıştır.

Yapının dört kulesi: İtalya’da Lucca şehrinin kuzeyinde, Carrara’daki taş ocaklarından getirilen Carrara mermerlerinden yapılmıştır. Ayrıca yapıda çatı katı terası ve cam geçitler vardır.

Müzenin avlusunu tuhaf bir sanat eseri süslüyor.

Müzenin koleksiyonu: 1960’lardan 1970’lere kadar olan dönemi kapsıyor. Yeni gerçekçilik, pop sanat ve benzeri gibi pek çok güzel sanat kesimleri temsil ediliyor.

Müzede yaklaşık 1200 parça eser vardır. Müzenin kalıcı koleksiyonunda bulunan eserlerin sahibi olan sanatçılar şunlardır: And Warhol, Sol Lewitt, Niki de Saint Phalle, Alain Jacquet, Davit Tremlett ve Arman’dır. Yves Klevin’in eserleri de burada sergileniyor. Özellikle dikkat çekici olan: 1928 yılında Nice’de  dünyaya gelen Nouveaux Realistes hareketinin öncüsü Yves Klein’in sergilenen eserleridir. Bu sanatçının eserleri: Nice şehrinin nefes kesen manzaralarına hakim, çatı teras katındaki bir odada sergileniyor.

Müze ayrıca, birçok geçici sergiye ev sahipliği yapmaktadır.

nice.garibaldi meydanı.1   nice.garibaldi meydanı.2   nice.garibaldi.2  nice.la place garibaldi.3

nice.la place garibaldi.2

La Place Garibaldi:

Eski şehrin kuzeyinde, Place Garibaldi’nin ilk uzantısıdır. Çağdaş Modern Sanatlar Müzesine kısa bir yürüyüş mesafesindedir. Şehrin en büyük meydanlarından biridir.

Görkemli Barok yapılar bulunan meydan: 18’nci yüzyıl sonlarında tasarlanmıştır. Günümüzde modern bir kent hissi barındırıyor.

Meydanı: Niceli, İtalyan özgürlük savaşçısı Garibaldi’nin heykeli süslüyor.

nice.place rossetti.1

La Place Rossetti:

Eski şehir merkezindeki bu meydan: çeşmeler, çiçeklerle süslenmiş balkonlar, barok katedral ve kafelerle doludur. Hareketli bir yaşam görülüyor. Burada dondurma tatmanızı öneririm.

 

CİMİEZ TEPESİ BÖLGESİ

Şehir merkezinin dışındaki bu yeni yerleşim yerinde: şehrin hareketli sokaklarından uzaklaşma fırsatı bulabilirsiniz. Şehrin en şık semtidir. Semt: panaromik manzaralı bahçeleri ve müzeleriyle ünlüdür.

nice.regina hotel.1

Ancien Hotel Regina:

Cimiez bulvarındadır.

Bu eski otel: İngiliz aristokratlar ve aslında Kraliçe Victoria için 1897 yılında yapılmıştır. İnşaat sadece 17 ay sürmüştür. Yapının silüeti etkileyicidir.

nice.matisse müzesi.3   nice.matisse müzesi.1   nice.matisse müzesi.4   nice.matisse müzesi.5

nice.matisse müzesi.2   nice.musee matisse.2   nice.musee matisse.1

Musee De Matısse-Matisse Müzesi;

Cimiez bölgesindedir. Müze girişi ücretsizdir.

Müze: Henri Matisse’nin hayatı ve eserleri hakkında ziyaretçilere bilgiler sunar. Ancak bu sanatçının eserlerinin büyük bölümü, halen ABD dedir.

Ünlü sanatçı 1917 yılında Nice şehrine taşındı ve zeytinlikler içindeki bu villada yaşadı.

37 yıl sonra ise 1954 yılında burada öldü, mezarı müze binasının hemen arkasındadır.

Eserlerinin bir kısmı: yaşarken Matisse ve öldükten sonra mirasçıları tarafından Nice şehrine bağışlandı.

Müzenin bulunduğu yapı: 17’nci yüzyıldan kalma, havadar bir Ceneviz dönemi villasıdır ve görkemli, İtalyan tipi bahçelerle çevrilidir. Dış cephesi: kırmızı kehribar renklidir.

Müzede: sanatçının Nice şehrinde kalırken yarattığı eserler bulunmaktadır. Bunlar arasında: Vence’deki şapelin süslemeleri için çizdiği eskizler, 68 resim, 236 desen, 218 çizim ve 56 heykel vardır. Matisse’nin hemen hemen tüm heykelleri buradadır.

Sanatçı: yaptığı resimlerde genellikle canlı renkler ve çizgiler kullanmıştır. Sadece evinin balkon penceresinden bakarak yaptığı bu resimlerde, genellikle Riviera kıyısındaki yaşamın izlerini görmek mümkündür. Ayrıca sanatçının kişisel eşyaları da sergilenmektedir.

Kalıcı koleksiyonların yanı sıra, geçici tema sergileri de burada düzenleniyor. Ayrıca yine burada sanat filmleri gösterimleri ve konferanslar düzenleniyor.

Müzenin hediyelik eşyalar satılan bölümünde sanatçının eserlerinin baskılarını bulup satın almak mümkündür.

 

Musee D’Archeologie de Nice-Site de Cemenelum:

Matisse müzesinin hemen yanındaki arkeolojik araştırma/kazı alanı, arkeolojik bir sitedir.

“Cemenelum” şehri, Alpes Maritimae bölgesinde, antik Roma eyaletinin başkentidir.

Burası 1989 yılında ziyarete açılmış olup: Cemenelum şehrindeki kalıntılar ve yaşam yerleri bulunmaktadır. Bunlar: amfitiyatro, 3’ncü yüzyıldan kalma hamam, taş döşeli sokaklar ve 5’nci yüzyıldan kalma Paleo-Christian kompleksidir.

Ayrıca: Tunç çağı ve Ortaçağ arasındaki döneme ait: seramik, cam, sikke, takı ve heykel koleksiyonu bulunuyor.

nice.monastere notre dami.1   nice.monastere.1

Monastere Notre-Dame-De-Cimiez-Monastere Francıscaın De Cimıez:

Matisse müzesinin yakınında, antik Cimiez kalıntılarının üstündedir.

Güzel bahçelerle çevrili bir yerdedir.

Roma hamamları ve amfitiyatroda, ilginç höyükler vardır.

Başlangıçta bir Benedictine vakfı olan manastır: 16’ncı yüzyılda Franciscans tarafından ele geçirilir ve 17’nci yüzyılda büyütülür.

Mevcut görünüşü: 1850 yılında Gotik modellere göre yapılan restorasyon sonucu olur.

Kilisenin içinde: Niceli gotik ressam Louis Brea tarafından yapılan: yuvarlak tahta oyma, anıtsal bir sunak parçası önemlidir.

Ayrıca: 1475 yılından kalma bir haç, zırh içinde bulunuyor.

Manastırda: Nice şehrindeki Francisken keşişlerinin 13 ve 14’ncü yüzyıllar arasındaki yaşamını gösteren objelerin bulunduğu bir müze vardır. Bu müzeyi ziyaret ettiğinizde: Francisken keşişlerinin yaşam tarzı hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz.

nice.park des aranez de ciminez.1

Parc Des Arenes De Cimiez:

Cimiez manastırının karşısındaki bu park alanında 100 yıllık zeytin ağaçları vardır. Güneşli bir günde, parkın bahçe yollarında doğa yürüyüşü yapanları görebilirsiniz. Ancak burası sadece doğa severlere değil, aynı zamanda tarih meraklılarına da hitap eder. Parkta: ağaçların ve çimlerin arasında, antik Roma dönemi Cemenelum şehrinin arkeolojik katıntıları görülebilir.

nice.museum marc.1   nice.musee the chagall.2   nice.mark chagal müzesi.1

Musee Ulusal March Chagall:

Cimiez tepesinde; Avenue Docteur Menard adresindedir. Öncelikle bilmelisiniz ki, Müzeye Fransız vatandaşları ehliyet gibi kimlikle, yabancılar ise pasaport ile girebiliyorlar yani pasaport yanınızda olmalıdır. Müzeye giriş ücretlidir, yetişkinler 8 euro, çocuklar 6 eurodur.

Marc Chagall: Rus kökenli Yahudi bir sanatçıdır ve 1887-1985 yılları arasında yaşamıştır. Kendisi: 20’nci yüzyılın Kübizm, Sembolizm ve Sürrealizm gibi en şık trentlerinden bazılarının kurallarını benzersiz şekilde ifade eden orijinal eserler yaratarak Avrupa’nın sanatsal sahnesinde yol aldı.

Müze bir manastır yapısında bulunuyor. Eserler: yeşillikler ve zeytin ağaçları içinde, sıcak ve sakin bir atmosferde sunuluyor. Mimar Andre Hermant tarafından tasarlanan yapıda, sergilenen eserler, gerçek bir kaide üzerine yerleştirilmiştir.

Müzenin kalıcı koleksiyonunda bulunanlar: sanatçının 1960-1970 yılları arasında, İncil üzerine yaptığı çalışmalar sonucu yarattığı 17 eser, ayrıca 400’den fazla tablo, suluboya, mürekkep çizimi ve pastelden oluşan parçalardır. Koleksiyonda, İncil temalı duvar halıları da görülür.

Özellikle: Oditoryum bölümü yani konser salonu: Chagall’ın sanatsallığının muhteşem bir örneği olan vitraylı cam bir duvara sahiptir.

Müzenin içinde üç bölüm bulunur.

İlk bölümde: Eski Ahit, Genesis ve Exodus; yani kutsal kitaplarla ilgili 12 büyük resim görülür.

Altıgen şeklindeki ikinci bölümde: “Süleyman” teması üzerine yaptığı beş kompozisyon görülür.

Ayrıca, bir oditoryumda: tutkulu ressamın hayatına ait bir film izleniyor. Bu oditoryumda, düzenli olarak müzik konserleri de düzenleniyor.

nice.castle hill.1

CASTLE HİLL BÖLGESİ:

nice.park.1

Parc De La Colline Du Chateau-Le Chateau-Colline Du Chateau-Castle Hill Parkı:

Buraya yürüyerek ulaşmak mümkündür veya Place Garibaldi’den asansör kullanarak çıkabilirsiniz. Asansör kullanırsanız yolun % 75’lik bölümünü geçersiniz.

Şehrin kıyı şeridine bakan bir tepede bulunan “Castle Hill” sitesi: uzun yıllar önce, Yunanlıların yaşadığı ilk Nice bölgesidir. Yani antik dönemde kurulan ilk şehir sitesidir. Daha sonra burada ortaçağ kenti kurulur. Ancak ilk kurulan ve “Castle Hill” olarak isimlendirilen şehirden, günümüze sadece birkaç temel ve duvar parçası kalmıştır.

Buranın Fransızca isminin anlamı “kalenin bulunduğu tepe” dir. Büyük kısmı çökmüştür, çünkü burada bulunan kale: 1706 yılında, Fransa kralı Louis XIV askerleri tarafından tahrip edildi.

Günümüzde, burası bir park olarak kullanılıyor. Bu park alanında: yeşillikler, gölgeli ağaçlar ve şelaleler vardır. Buradan izlenen panaromik manzarada: Baie des Anges (Melekler körfezi) , Vieille Ville ve Nice limanları görülebiliyor. Gezginler ve seyahat uzmanları: şehrin ve biraz önce sözünü ettiğim yerlerin panaromik görüntüsü için, tepeye yani 300 metre yüksekliğe merdivenle tırmanmayı öneriyorlar.

Parkın içinde: iki eski kilise kalıntıları, butikler ve restoranlar vardır. Ayrıca: yapay şelalesi, piknik ve çocuk oyun alanları bulunuyor. 11’nci yüzyıldan kaldığı söylenen bir katedral kalıntıları da bulunuyor. Yürüyüş yolları, 20’nci yüzyıl yapımı mozaiklerle süslüdür.

Geceleri burada özel aydınlatma yapılıyor.

Parkta gezindikten sonra: Tour Belanda yolu takip edilerek Bastion Saint-Lambert (16’ncı yüzyıl yapımı) kulesi görülebilir. Hector Berlioz’un “Kral Lear” operasını bestelediği bu kulede Musee Naval yani Deniz Müzesi bulunuyor.

 

Anıt Aux Morts:

Castle Hill tepesinin yamaçlarında, eski ocaklara oyulmuş ve 1928 yılında açılmış bu anıt: I. Dünya savaşında ölen 4000 Niceli asker için yapılmıştır.

nice.musee des beaux.1   nice.müze des beauks.1

Musee Des Beaux Arts-Güzel Sanatlar Müzesi:

Üniversite semtindedir.

Nice şehrinin ilk Belediye Müzesidir. Müze binası: 19’ncu yüzyıla ait görkemli bir villadır. Bu villa Ukraynalı bir Prenses için yapılmış özel rezidanstır ve 1928 yılında bina müze olarak hizmete açılmıştır.

Napolyon III tarafından teşvik edilen: 15 ile 20’nci yüzyıllar arasındaki dönemi kapsayan, kapsamlı bir eser koleksiyonuna sahiptir.

Koleksiyon: Fransız, İtalyan ve Flamen eserlerinden oluşur.

Önemli noktalar: 17 ve 18’nci yüzyıl Fransız resimleri, 19’ncu yüzyıl tabloları ve heykelleri içerir.

Temsil edilen sanatçılar arasında: Carpeaux ve Rodin’in heykelleri ve Picasso’nun seramik parçaları ve ayrıca: Cheret, Fragonard, Braque, Carriere, Chagall, Degas, Monet ve Sisley vardır. Ünlü heykeltıraş Rodin’in “Öpücük” heykeli burada görülebilir.

nice.katale rus.1   nice.mosko keteği.2   nice.mosko keteği.1  nice.rus kilisesi.1

nice.rus kilisesi.2

Russe Saint-Nicolas Katedrali-Aziz Nicholas Katedrali:

Nikolas II bölgesindedir.

Katedral, 1912 yılında Rus Çarı II. Nicholas tarafından, şehirde yaşayan zengin Ruslar için yaptırılmıştır. Şehirdeki birkaç Rus yapısından biridir.

Rusya dışındaki en güzel Ortodoks katedralidir.

Muskovit tarzından esinlenilerek yapılan katedral, pek çok süs ikonuna, duvar resmine ve oyma ahşap işçiliğe sahiptir. İç mekan zengin bir şekilde dekore edilmiştir. İç mekanda: kargaşa döneminde Rusya’dan getirilen tarihi ve dini nesneler vardır. Katedralin ahşap bölümleri, freskleri ve ikonları, İmparatorluk Rusya’sında yaptırılarak buraya getirilmiştir.

Dışarıdan bakıldığında: arka planda geleneksel 6 tane Rus soğan kuleleri görülüyor. Ön planda ise, tropikal palmiye ağaçları bulunuyor.

Katedral günümüzde de ibadet yeri olarak kullanılıyor. Ziyaretçi kabul edilir, ancak bazı kurallara uymak gerekiyor. Erkekler çıplak göğüslü ve şortlu olarak kabul edilmiyor. Kadınlar için mini etek ve şort yasaktır. Omuzlar ve kafa kapatılmalıdır. Katedralin 45 dakika süren rehberli turları, her gün İngilizce, Fransızca ve Japonca olarak devam ediyor.

 

Nice Port-Liman:

Burada, şehrin en revaçta gece kulüpleri bulunur. Gündüz saatlerinde burayı ziyaret ederseniz, Korsika feribotlarının kalkış-dönüşlerini izleyebilirsiniz.

 

Fransa, Rouen

8.202 kişi okudu!

Burası: Normandiya bölgesinin merkezi; Haute Normandie eyaletinin başkentidir. Hatta: bölgenin en zengin tekstil merkezidir.

Şehir: 1944 yılındaki bombardımanda tamamen tahrip olmuş akabinde birçok bina restore edilmiş veya yeniden yapılmıştır. Özellikle: katedralin çevresindeki: Ortaçağ ve Rönesans dönemi bölge, yenilerek yayalara açılmıştır. Ancak, şehirdeki bazı binalar, savaşın yıkıcılığını göstermek açısından, restore edilmeden öylece bırakılmışlardır. Yani, tarihi güzellikleri korunmuştur. Zaten, bu özellikleri, yani II. Dünya Savaşının izlerini hala koruyor olması, buranın turizm ağırlığını etkileyen en önemli unsurdur. Şehrin dar sokaklarında gezerken, karşınıza birden yıkık duvarlar çıkar ve savaşın yıkıcılığı aklınıza gelir. Biraz ileri de, yine bir yıkıntı görebilirsiniz.

Öte yandan: ünlü Fransız “Jeanne d Arc” bu şehirde kazığa bağlanarak yakılmıştır. Bu olayın anısına, ismine atfen bir kilise bulunmaktadır. İlginç, kendisini önce yakmışlar, sonra kahraman ilan etmişlerdir. Şehir meydanındaki şapka biçimindeki kilise, onun adını taşır. Hemen yanında ise, 4-5 metre uzunluğundaki bir haç; kadının yakıldığı yeri temsil etmektedir.

Şehrin turizm yönünün en büyük özelliği: Notre Dame Kilisesidir. Bu kilise, II.Dünya Savaşında hasar görmüştür ki, zaten o kadar yoğun bombalama sırasında hasar görmemesi mümkün değildir. Kilisenin kulesi, şehrin hemen hemen her yerinden görülür. Ön cephesinden baktığınızda ise, her tarafında ayrı renk taş bulunduğunu fark ediyorsunuz. Yani, restore edilmiştir. Bu arada: şehir özellikle yaz aylarında İngiliz turistlerle dolar taşar. Çünkü coğrafi yakınlık vardır. Şehir insanlarının koyu Katolik olduğunu da söylemem gerek.

Evet, şehrin coğrafi yapısına gelince, Seine nehrinin iki kıyısına kurulmuş küçük bir şehir olduğu söylenebilir. Nehrin sağ yakası tarihi yaka olarak değerlendirilmiş, müzeler, eski binalar burada yoğunlaşmıştır. Sol yakada ise, yeni kentleşme ve fabrikalar görülür. Yük gemileri, Seine nehrinde, en fazla bu şehre kadar gelebilirler. Tabii “Cruuze” gemileri de buraya ulaşırlar.

Şehirde iklim durumuna gelince, fazla ayrıntıya girmeden iklimin en büyük özelliğini söylemem yeter sanırım, burada sürekli yağmur yağıyor, yanınıza mutlaka şemsiye veya yağmurluk almalısınız. Yarım saat içinde, güneşli bir havada dışarıda yemek yemeyi düşünürken, birden bastıran dolu sizi içeri kaçırır ve çok kısa süre sonra yine güneş açabilmektedir.

Son bir not: şehirde “Rouen Üniversitesi” bulunuyor ve bu üniversite, çok sayıda “Erasmus” programına dahil Türk öğrenci bulunmaktadır. Yani, şehir yabancı öğrenci doludur ve öğrencilerin hepsi yabancı olduğu için uyum sorunu pek yaşanmadığı söylenmektedir. Yani, burası bir anlamda öğrenci şehri de denilebilir. Çok sayıda öğrenci bulunması nedeniyle, şehirde, akşam saatlerinde dışarı çıktığınızda ise, çok sayıda pub ve club bulma şansınız bulunmaktadır.

Ayrıca: 1250 kişi, ünlü ressam Monet’in şehirdeki katedrali resmettiği tablosu için: 600 metre karelik bir canlandırma yapmışlar ve bu durum, Guines Dünya Rekorları kitabına girmiştir.

TARİHİ:
Şehrin tarihi geçmişi incelendiğinde: gaddarlığa direnişin ulusal sembolü olan “Jeanne d’Arc” ın burada öldüğü görülür.
Ünlü yazar “Gustave Flaubert” de: burada doğmuş ve yine ünlü “Madame Bovary” romanı burada geçmektedir.

ULAŞIM:
Şehir: Paris şehir merkezine 121 km uzaklıktadır. Yani araba ile, Paris şehir merkezinden buraya 1.5 saatte ulaşılabilir. Rousen şehrinin, diğer bazı merkezlere olan uzaklıkları ise şöyledir: Le Havre: 128 km. Caen: 156 km.
Şehrin Paris’e yakın olması sonucu: Paris şehrinde çalışıp burada oturan birçok insan görmek mümkündür. Bu yüzden, şehir tren istasyonu, sabah ve akşam saatlerinde çok kalabalık ve canlıdır.
Bunun dışında, şehir merkezinde, tüm mekanlara yürüyerek ulaşabilirsiniz. Yine de, şehir içinde otobüsler ve kuzeyden-güneye ilerleyen bir raylı sistem bulunmaktadır.

 

NE YENİR-NE İÇİLİR:
Bu bölgeye yolunuz düştüğünde, içecek olarak sıkça “Icı Vente Cidre” yani “Satılık Elma Şarabı” levhalarını veya yazılarını sık sık görebilirsiniz. Çünkü: meyve bahçeleri ve süt inekleriyle dolu bu bölgede, elma şarabının hem alkollüsü ve hem de alkolsüzü yapılır. Ayrıca, yine elmadan yapılan “Calvados” yani “Elma kanyağı” ilgi çekmektedir. Bu arada: bu şehre yolunuz düşerse “Normandiya usülü ördek” ve “Normandiya usulü sufle” denemeden sakın ayrılmayın.
Bu arada, bu bölgede peynir de meşhurdur. Özellikle öne çıkan markalar şunlardır: Pont I’Eveque, Neufchatel.

Croq’Saison:
Burası: Ağustos 2011 tarihinde açılmış bir restorandır. Ancak: Seine nehrine yalnızca birkaç adım uzaklıktaki bu restoranda, sağlıklı yiyecekler sunuluyormuş. Öğle yemeği molası için buraya gelenlere sunulan menüde bulunanlar: sandviç şeklinde: jambon ve tereyağı ve farklı birkaç alternatif. Bunun dışında, yine burada: sıcak tost sandviç, salata ve tart bulunuyor. Mekan sahipleri, yalnızca mevsimsel yani taze ve organik ürünleri kullandıklarını söylüyorlar.

Aux Gurmeler d’Italie:
Burası, 1986 yılında kurulmuş bir tür şarküteridir. Burada: peynir, pizza, hazır yemekler ve taze makarna seçenekleri bulunmaktadır. Raflarında ise, satışa sunulan: zeytinyağı, sirke, grissini bulunur.

GEZİLECEK YERLER:

        

PLACE DU VİEUX-MARCHE:
Burası tarihi bir alandır. Buranın batı ucunda: eski ve yeni Rouen şehri birleşirler.

Eglise Sainte-Jeanne-d’Arc:
Burası, çekici ve modern bir kilisedir. Kilisede: 1944 yılında bombalanan daha eski bir kiliseden kurtarılan ve 16’ncı yüzyıldan kalan vitraylı pencereler görülmelidir.

Jeaanne Dark Anıtı:
Hemen kilisenin yanında, 1431 yılında, Jeanne’nin direğe bağlanarak yakıldığı yeri belirten bir anıt bulunur. Haç şeklindeki anıtın yüksekliği 4-5 metre kadardır.

Rue du Gros-Horloge:
Pazar yerinin doğusundadır. Günümüzde de, şehrin ticaret merkezidir. Burada bulunan 15-16 ve 17’nci yüzyıllardan kalma evler: Normandiya mimarisinin güzel örnekleri olarak dikkat çekerler. Bu evler, genellikle ahşap kullanılarak yapılmışlardır.

Gros Horloge-Büyük Saat Kulesi:
Burası, kemerli Rönesans saat kulesidir. Şehrin sembolüdür. Belki dikkatinizi çekecektir, saatin yaldızlı yüzünde “yelkovan” bulunmuyor, yalnızca saatleri gösteren “akrep” bulunuyor.
Kadran üstündeki bir küre “ay”ın evrelerini gösterir.

 

MUSEE FLAUBERT:
Burada: son derece ilginç, tıbbı cihazların sergilendiği koleksiyon bulunmaktadır. Aslına bakarsanız, bu yapı yani ev: en ünlü romanı “Madam Bovary” olan yazar “Gustave Flaubert” in doğduğu ve uzun süre yaşadığı yerdir. Babası ve kardeşi doktor olduğu için, daha sonra ev, tıp müzesine dönüştürülmüştür.

SAİNT MALO KİLİSESİ:
Kilise yapısı, 1437 yılında yapılmıştır. Sanat tarihçileri tarafından mimari açıdan Gotik sanatının bir şaheseri olarak kabul edilmektedir. Cephesi: dairesel bir yay şeklindedir. Bu da yapıya, çekicilik ve zerafet vermektedir.

       

CATHEDRALE NOTRE-DAME:
Şehir merkezinin doğusundadır. Buranın en önemli özelliği, ünlü ressam Monet’in: ön cephesini resmetmesidir. Yapının taştan oyma, süslü iki kulesi değişik bir silüet yaratır.
Kilisenin sade iç mekanı, detaylı dış görüntüsü ile tezat oluşturur. Cephesinin Gotik sanatının güzelliği muhteşemdir. Çevresinde bulunan iki kule ise; üç kapısı ve tepe noktasındaki farklı stilleriyle dikkat çekerler. Sağ taraftaki kule “tereyağ kule” olarak adlandırılır, çünkü: kule, tereyağ yiyen insanların vergileriyle inşa edilmiştir. Merkez kulesi, 151 metre yüksekliğindeki dökme demir bir ok ile, 19’ncu yüzyılda restore edilmiştir.
Ana girişin yanındaki sade oymalı sundurmalar: erken dönemlere aittir. Daha süslü olan ana taçkapı ve oymalı üst penceler, 15-16’nci yüzyıllarda eklenmiştir. Katedralin cephesi, ünlü ressam “Claude Monet” tarafından boyanmıştır.
Bu yüzden, özellikle yaz akşamlarında 10 dakika süre ile, katedralin bu cephesinde ışıklı gösteri düzenlenir.

Tour Saint-Romain:
Yapının kuzey kulesidir. 12’nci yüzyıl yapısıdır.

Tour de Beurre:
Güney kuledir ve 15’nci yüzyılda yapılmıştır. Şehirde anlatılanlara göre: Katolik kasaba sakinleri, Büyük Perhiz sırasında “Normandiya tereyağı” yiyebilmek için bu “Tereyağı kulesi” denilen kulenin yapımında para yardımında bulunmuşlardır.

Amboise Kardinallerin Mezarları;
Kilisenin içinde, koro mahallinin ilerisinde “Chapelle de la Vierge” denilen yerde bulunurlar. Koro mahallinin güney tarafında: kahramanlığı ile meşhur ünlü bir Ortaçağ İngiltere kralı “Richard” ın mezarı bulunur. Mezarın altındaki Latince yazıda şöyle yazılıdır “Burada Aslan Yürekli adıyla bilinen İngiltere Kralı Richard’ın kalbi gömülüdür”

 

ENGLİSE SAİNT-MACLOU:
Katedralin arkasındadır. Burası: Gotik mimari tarzda, ülkenin en ünlü yapısıdır ve 15’nci yüzyıldan kalmadır. Yapının özellikle kuzey ve merkezdeki taç kapılarındaki oymaları görmelisiniz. Yine, içeri girdiğinizde, org kafesindeki ahşap oymaları ve sarmal merdivendeki taş süslemeleri de kaçırmayın.

ABBATİALE SAİNT-OUEN:
Rue Damiette bölgesinin kuzeyindedir. Mimari olarak, Gotik mimarinin güzel bir örneğidir. 1190 yılında Lion Heart Richard tarafından yaptırılmıştır. Yemekhane ve mutfak bölümlerindeki stil; ortaçağdan, yani 17 ve 18’nci yüzyıllardan kalmadır.

 

PALAİS DE JUSTİCE:
Burası, Ortaçağ gettosu üzerinde inşa edilmiş, Rönesans ve Gotik mimari stilleri birlikte barındıran güzel bir yapıdır.
Yapılan arkeolojik kazılarda, bu binanın altında da, 12’nci yüzyıl yapısı kalıntıları bulunmuştur. Juif Anıtı olarak isimlendirilen bu yapının: okul mu, konut mu, sinegog mu olduğu konusunda net fikirler bulunmamaktadır.

MUSEE DES BEAİX-ARTS:
Square Verdrel bölgesindedir ve 1866 yılında kurulmuş bir Güzel Sanatlar Müzesidir. Müzede sergilenen eserler, genellikle zengin ailelerin koleksiyonlarıdır. Yine de, resim ağırlıklı bir müze olduğu söylenebilir. Bu müzeyi ziyaret ederseniz, eserlerini görebileceğiniz sanatçılar şunlardır: Rubens, Velazquez, Caravaggio.
Bunların yanında, müzede güzel bir seramik koleksiyonu bulunmaktadır. Çünkü: şehir, 16’ncı yüzyılda seramik üretiminin merkezi konumundadır.

MUSEE DE LA CERAMİQUE:
1 Rue Faucon bölgesindedir.
Burada: yöreye ait renkli, sırlı toprak eserler ve Fransa ve dünyanın çeşitli yerlerinden getirilmiş porselenler sergilenmektedir.

Fransa, Mont-St-Michel

5.343 kişi okudu!

 

Buralardan yolu geçen veya Paris şehrine gezmeye giden ve zamanı olan gezginlere, mutlaka buraya gitmelerini ve muhteşem güzelliği görmelerini öneriyorum.

Evet: Mont-St-Michel: Burası: Normandiya ile Bretanya arasındaki sınırda bulunan bir adadır. 9’ncu yüzyıldan sonra, burada yerleşim görülür. Tamamı kesme taşlardan yapılmış evler inşa edilir ve bu evler, kayalığın tepe noktasına doğru uzanırken, en tepeye kilise oturtulur ve kilisenin çan kulesi de gündeme geldiğinde, kaya parçasının yani adanın muhteşem bir manzarası ortaya çıkar. Buraya ulaşmak için, Paris’ten trene binebilirsiniz. Yolculuk, gidiş-geliş toplam 6 saat sürmektedir ve Paris şehrinde, buraya tur düzenleyen seyahat acentaları bulunmaktadır.

Evet, kilise deniz seviyesinden, yaklaşık 80 metre yükseklikte inşa edilmiştir ve çan kulesi de eklenince, gerçekten muhteşem bir görüntü ortaya çıkıyor. Zaten adanın en yüksek noktası, deniz seviyesinden 92 metre yüksekliktedir.

Sonuçta burada bulunan “Merveille de I’Occident” denilen yer, tam bir “Batı Dünyası Harikası” olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle: Mont Saint-Michel adası ve körfezi: 1979 yılında, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası” listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Ada, her yıl yaklaşık 3 milyon civarında turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Gel-git:
Adanın çevresindeki koyda, gel-git büyük önem taşıyor. Çünkü: sular geldiğinde ki saniyede 1 metrelik bir hızla gelmektedir, yaklaşık 12.20 metrelik bir su yüksekliği sağlanıyor. Yüksek gel-git: 36 ile 48 saatte bir gerçekleşiyor. Bahar gel-gitleri sırasında: deniz, kıyıdan 15 km. uzağa gidiyor ve çok hızlı bir şekilde tekrar geri gelebiliyor. Evet, adanın en büyük özelliği, bu muhteşem görsellik yanında, Avrupa’nın en hızlı gel-git olaylarının yaşandığı yer olmasıdır. Buraya yolunuz düşer de giderseniz, sabah saatlerinde gördüğünüz kumsalın, öğleden sonra saatlerinde deniz tarafından doldurulduğunu ve kaya bloğunun adaya dönüştüğünü görebiliyorsunuz.

     
GEZİLECEK YERLER:
Adada yapılacak gezi için: öncelikle demir parmaklıklar ile güçlendirilmiş; “Kral kapısı” yani “Boulevard kapısı” denilen yerden giriliyor. Daha sonra “Grande Rue” veya ana cadde karşınıza çıkıyor. Bu ana cadde üzerinde: müzeler, alışveriş mağazaları ve 15 ile 16’ncı yüzyıllardan kalma evler göreceksiniz. Yine bu ana cadde üzerindeki “St-Pierre kilisesi” balıkçıların koruyucu azizi adına adanmış ve 15-16’ncı yüzyıllarda yapılmış bir yapıdır.

Yürümeye devam ettiğinizde: “Grande Degre” denilen yere ulaşıyorsunuz. Surlara doğru ilerlerken, Abbey kilisesini görebilirsiniz. Daha sonra ise, körfezin güzel ve eşsiz manzarası karşınıza çıkıyor.

Evet: tepenin eteklerinden en üst noktaya doğru uzanan evler ve en tepe noktada kilise-manastır görülüyor. Sokakların tümü, kesme taştan ve iki kişinin ancak geçebileceği genişlikte yapılmıştır. Sokakların kalabalık olduğunu unutmayın, yani bu muhteşem güzelliği gezmek biraz zahmetli de olsa, inanın değecektir. Gücünüz yeterse, kilisenin sarmal merdivenine tırmanarak, bölgenin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

Bu arada: kaya üstündeki yerleşimi gezebileceğiniz gibi: kayanın bulunduğu alanda da gezebilir ve fotoğraf çekebilirsiniz, ancak burada muhteşem bir balçık var ve kaymadan yürümek pek mümkün değil. Ayrıca: gel-git olaylarını da takip etmek gerekir. Eskiden: gel-git olayları takip edilmediğinden, buraya ulaşmaya çalışanlar, 15 km. uzaklıktan, yarım saat içinde kıyıya ulaşan denizin 15 metreye varan derinliğinden olumsuz etkileniyorlarmış.

Abbey bölgesini gezmek isterseniz: yıl içinde sürekli açık olduğunu bilmelisiniz. Yalnızca: 1 Ocak, 1 Mayıs ve 25 Aralık tarihlerinde kapalıdır. Rehberli turlar eşliğinde gezilebilir. Manastırın girişinde giriş bileti almanız gerekiyor. Bilet ücretleri, yetişkinler 9 euro, öğrenciler 5.5 eurodur. Ancak: AB üyesi olan ve olmayanlar için ayrı bilet ücreti alınıyor.

         

MERVEİLLE DE I’OCCİDENT-ABBEY:
Bu muhteşem manastır: denizdeki bir kayanın üzerinde dik yamaçlara doğru yükselmektedir.
Dağın: su üzerinde kalan granit kısımların çevresindeki koylar çamurla dolduğundan, burası ada görünümünü kaybetmiştir. Bu arada, terasların oluşturulduğu bu granit blokların, buraya 40 km. uzaktan getirildiği söyleniyor.
Yalnızca: gel-git esnasında, burası ada görünümünü alır. İlkbahar ve Sonbahar mevsimlerinde: deniz, 15 km. lik bir mesafede, hızla ilerler ve manastırın bulunduğu kaya parçası ada haline gelir. Aslında: burası ilk yapıldığında, kumların üzerinde yürüyerek buraya gelen hacılar için, bu durum tehlike yaratıyormuş, çünkü burayı yani adayı anakaraya bağlayan yol: 1874 yılında yapılmıştır.

Gelelim, bu muhteşem manastırın yapılış hikayesine:

709 yılında yakınlardaki Avranches şehrinin piskoposu: bir rüya görür ve rüyasında “St Michael” kendisinden bir kilise yaptırmasını ister. Bunun üzerine, piskopos: bir zamanlar “Kelt” mezarlığı olan ve “Mont-Tobme” olarak bilinen bu araziye: küçük bir kilise yaptırır. Günümüzde, St.Michael’in altın heykeli, kilise kulesinin tepesinde, tüm adaya bakar konumda bulunmaktadır.

966 yılında ise, bu kez Normandiya Dükü, kaya üzerinde bir Romanesk kilise yaptırır. 11’nci yüzyıla gelindiğinde, kaya tepe üzerinde, Romanesk manastır yükselir. 1017 yılında, Benedikten keşişleri, kahverengi granit bloklarla desteklenen platform üzerine, düz çatılı manastırı inşa etmeye başlarlar.

İlk manastır binaları yine aynı dönemde, kuzey duvarı karşısına inşa edilir. 12’nci yüzyıla gelindiğinde, Romanesk manastır binaları, batı ve güneye doğru uzanmaya devam eder. 13’ncü yüzyılda ise, Fransa kralı Philipp Augustus tarafından yapılan bağış ile, manastırın yemekhane bölümü tamamlanır. 14’ncü yüzyılda, “Yüz yıl savaşları” sırasında, İngiliz saldırılarından korunmak için, manastır çevresine büyük bir set çekilir ve hatta toplar yerleştirilir. 15’nci yüzyılda, 1421 yılında, manastır-kilise restorasyon geçirir.
Fransız Devrimi ve imparatorluk günlerinde ise, burası bir hapishane olarak kullanılır. 19’ncü yüzyılın sonunda ise yeniden restore edilir ve Hıristiyanların “hac yeri” olarak kullanılır.
Manastırın 1000 yıl kutlamaları ise, 1966 yılında yapılmıştır.

Evet: buraya yolunuz düşerse: 1 saat süren rehberli bir tura katılabilirsiniz. Bu tur ile: en üst terastan koyun muhteşem bir manzarasını izleyebilirsiniz. Ayrıca: manastır binasının 3 katını gezebilirsiniz.
En üst katta: kilise, manastır, yemekhane bulunuyor.
Orta katta: “Salle des Chevaliers” yani “Şövalyeler Salonu” ve Salle des Hotes” yani “Konuk Salonu”görülüyor.

En alt katta: depo ve imarethane görülüyor.

     

Manastır Kilisesi:
Kilisenin koro bölümü ilgi çeker.
Arkadlı avlunun deniz tarafındaki muhteşem sütunlarını görmelisiniz.

Archeoscope Museum:
Bu muhteşem anıt ve kutsal yerin tarihini ve inşaat aşamalarını öğrenmek isterseniz, bu müzeyi ziyaret etmeniz gerekir.

 

Tarih Museum;
Burada: eski silahlar, tablolar, heykeller ve saatlerden oluşan bir koleksiyon s ergileniyor.