Kanada, Montreal

17.598 kişi okudu!

montreal.genel.1

Nüfusu: 3.1 milyondur. Toronto’dan sonra, ülkenin en kalabalık kentidir. Amerika kıtasındaki hiçbir kente benzemiyor. Avrupai bir dokusu var. Dünyanın en gözde sanat ve kültür merkezlerinden birisi. Quebec eyaletinin en büyük kentidir. Ottowa ve St.Lawrence ırmaklarının kesiştiği yerdeki, bir ada üzerinde kurulmuştur.

Montreal balkonlarında: küçük çaplı yurtseverlik gösterileri, asılmış bayrakları sıkça göreceksiniz. Çünkü: Qubec’lilerin: ayrılıkçı görüşleri ağır basıyor. Parklarda ve sokaklarda: ağaçlar üzerinde: sincapları görebilirsiniz. Bizim ülkemizde olduğu gibi: sokaklarda: başıboş kedi ve köpek yok.

montreal.the biosphere.expo.67

Montreal denilince: buranın dünya çapında tanınmasına neden olan iki etkinlik söz konusudur. Bunlar: 1967 yılında yapılan “Expo Fuarı” ve 1976 yılında yapılan “Olimpiyat Oyunları” dır.

montreal.havaalanı.1

ULAŞIM:

Pierre Eliot Trudeau uluslar arası havaalanı: şehir merkezinin 22 km. batısındadır. Bu mesafa: 20 dakikada alınıyor. Buradan: taksi ile şehir merkezine ulaşım, yaklaşık olarak 38 dolar civarındadır. Ayrıca: Aerobus otobüsleri de var. Bunlar ile şehir merkezine ulaşım: 15-25 dolar arasındadır.

DİĞER ŞEHİRLERE UZAKLIK:

Montreal-Quebec arası: 257 km., Montreal-Ottowa arası uzaklık: 204 km. ,Montreal-Toronto arası uzaklık: 546 km. Montreal-Boston arası uzaklık: 512 km. Montreal-New York arası uzaklık: 608 km. Montreal-Chicago arası uzaklık: 1363 km. dir.

montreal.tren.1

ŞEHİR İÇİNDE ULAŞIM:

Aslında: bu küçük ada şehrinde, yürüyerek, birçok yeri gezebilirsiniz. Kentin çevresinde: hava almak için en uygun yol ise, toplu taşıma. Metro: hızlı, güvenli ve temiz. Bisiklet, bu şehirde tam bir tutku. Şehirde: 350 km. uzunluğunda, bisiklet binilebilecek parkur var.

DİL:

Montreal’de: iki dil konuşulur. Onlara kibarca “bonjour” demediğiniz sürece, birçoğu bunu gurur meselesi yaparlar. Kamuya açık yerlerdeki tüm işaretler, Fransızcadır. Paris’in ardından: dünyada Fransızca konuşulan en büyük ikinci kent’tir. Birbirine düşman iki dil burada dost olmuşlar. Fransızca inatları yok, İngilizce konuşmaktan gocunmuyorlar.

İKLİM:

Hava durumuna, havanın aşırı soğuk oluşuna kanıp, en kalın giysilerinizi giymek durumunda kalırsanız yanılırsınız. Çünkü: lapa lapa kar yağmasına, nehirlerin ve göllerin donmasına rağmen, hava üşütmüyor. Onun için: kat kat giyinirseniz, terden sırılsıklam olma olasılığınız çok yüksek. Soğuk kış günlerinde: kent, yerin altına çekiliyor.

Kışları: zaman zaman hava sıcaklığı eksi 45 dereceye kadar iniyor. Kar kalınlığı ise 30 cm. geçiyor. Yazları ise, muhteşem kurak bir yer. Yani: tam bir karasal iklim haküm.

TASARIM:

Şehrin tasarımı için: 2006 yılında, UNESCO tarafından, “Tasarım Ödülü” verilmiş. Dünya üzerinde, bu ödüle layık görülen, diğer iki şehir ise: Berlin ve Buenos Aires.

montreal.genel.4

TURİZM:

Gezilmesi keyif veren, kozmopolit semtleriyle: çok geniş bir alana yayılır. Bu semtler ulaşmanın en iyi yolu: taksi, otobüs ya da metrodur. Gündüz trafiğinin arapsaçı olması ve park sorunu yüzünden, kendi aracınızı, yalnızca kent dışına yapacağınız gezilerde kullanmanızı öneririm.

İNSANLAR:

Bu şehirde: 80’den fazla etnik gurup yaşıyor. Çok kültürlü olmak konusunda, dünya çapında üne sahip. Ancak: 5000 civarında evsiz ve binlerce sığınmacı ve göçmeniyle, şehir, Kanada’nın gelir dağılımına göre, en yoksul, ama sosyal hareketliliği ile en canlı kenti. Bu kadar çok gülümseyen insanın bir arada bulunduğu, başka bir şehir göremezsiniz. Şehir halkı, çok mutlu, biraz sarhoş, biraz kaçık.

TÜRKLER:

Montreal’de yaklaşık 10 bin Türk yaşıyor. Bu da: yaklaşık 3 bin aile ediyor. Kentte: değişik Türk dernekleri kurulmuş. Her toplumsal kesim, kendi derneğini kurmuş. Montreal Türk Derneği; bunlardan en büyüğü. Derneğin: camisi, kasabı, berberi var. Tabii bir de Türk kahvesi var. Deniliyor ki, şehirde yerleşik Türklerin doğu Denizlili. Öyle ki, Kanada, Denizliden fazla insan gelmeye başlayınca, Türkiye’ye vize uygulamaya başlamış ve bir daha da kaldırmamış.

CAZ:

Burada, her yıl caz festivali ve havai fişek festivali yapılıyor. Haziran-Temmuz aylarında, caz festivali zamanında, şehrin 50 yerinde sahne kuruluyor ve her yerde caz müziği dinleniyor. Bu şehirde, taksi şöförleri bile, caz müziği dinliyorlar.

YEMEK KÜLTÜRÜ:

Şehrin en kalburüstü lokantaları: Toquel ve Nuances. Ayrıca: en popüler restoranı: Au Pied de Cochon. Nuances: nehrin öbür yakasında, eskiden Olimpiyat merkezi, şimdi ise şehrin kumarhanesi olan kompleksin (Casino Montreal) 5. katında bir lokanta. Şık bir yer. Üstelik: harika bir nehir manzarası var. Ancak: çok süper bir yemek kültürü yok. Topuel: Fransız yemeklerinin egemen olduğu bir yer. Güzel ve ferah bir restoran. Mönüsü de mevsimlik ve ilginç. Au Pied de Cochon: gerçekten sıra dışı bir lokanta. Yer bulmak çok zor. Sıra dışı bir et lokantası.

montreal. üniversite.1

EĞİTİM:

Montreal, bir üniversite kenti. Buradaki 4 üniversitede, tam 125 bin öğrenci var. Dünyanın dört bir yanından gelen bu öğrenciler: kente dinamizm ve renk katıyorlar.

Ünlü McGill Üniversitesi kampusları, derslikleri, evleri, kütüphaneleriyle, kentin dört bir yanına yerleşmiş. Üniversite binalarının önleri, bisiklet pazarını andırıyor. Kentte: tam 660 km. uzunluğunda, bisiklet yolu var.

Son olarak: Her şehrin kendisine has bir kokusu vardır. Montreal’de: kahve ve karamel kokuyor. Juliette et chocolat adlı, dünyanın en güzel sıcak çikolatasının yapıldığı şehir.

gilles-vileneuve pisti.1

ROYAL DAĞI:

Bu kentteki gezinize: Royal Dağı Parkının eteklerine tırmanarak başlayın. Montreal’in ortasında, yükselen bir tepe. Sönmüş bir volkan olan tepeden, kentin tümünü görmek mümkün. Buraya çıkmak için: 3 alternatifiniz var. Patikayı, Peel sokağı bitiminde başlayan merdivenleri ya da daha kısa bir güzergah için: Chemin Remembrance otoparkını takip etmelisiniz. Son olarak, daha güzel bir alternatif sunabilirim. Şöyleki: Dominion Square’den, bir at arabası kiralamaktır.

Burası: yöre halkı tarafından: La Montagne (dağ) olarak bilinir. Tepeyi kaplayan orman içinde: kimi yürüyüş yapıyor, kimi kızak ile kayıyor, kimi kardan adam yapıyor.

montreal.mount royal.1

1535 yılında: St.Lawrence ırmağını takip ederek yolculuk yapan: Jacques Cartier tarafından keşfedilmiştir. Kral I. François’e saygı gereği: Mont Real ismi verilmiştir.

Montrealliler: St.Lawrence ırmağını: kentin güneyi olarak düşünürler ve çevresini kullanışlı biçimde bölümlendirmişler.

Boulevard St-Laurent: ırmağa parelel olarak uzanan yolları: doğu ve batı olarak ikiye ayırır. Limana doğru inildikçe; alçak taş binaları görebilirsiniz. Modern kentin: beton, çelik ve cam kuleleri: ırmak boyunca uzanan: Boulevard Rene Le-vesque çevresinde yoğunlaşır. En uzak noktadaki, Jacques-Cartier Köprüsü: Montreal adasını, Helen Adası (Ile Ste-Helene) üzerindeki: “Expo 67” sitesine ve güney sahiline bağlar. Victoria köprüsü: St. Lawrance üzerinden güneye uzanır.

Royal Dağının güney batısında: küçükWesmount tepesinin eteklerinde: Montreal’in eski Anglo-Kanadalı seçkinlerine ait: muhteşem villa ve malikaneler var.

Parkın: kuzeyinde ve batısında: kentin etnik mahalleleri ve Fransızca konuşulan: Outremont ilçesi var. Gökyüzünün bulutsuz olduğu günlerde: kuzeydoğudaki Laurent Dağlarını ve Amerika sınırının öbür yanında bulunan Vermont’daki Green Dağlarını görmek mümkün.

Evet: Royal Dağı: New York’daki, Central Park’ın tasarımcısı: Frederick Law Olmsted tarafından düzenlenmiştir. Kentin koşuşturmacasından kaçmak için ideal bir yerdir. Yazın piknik yapmaya, kışın kızak kaymaya ve kayak yapmaya elverişlidir.

montreal.beaver gölü.mount royal.1

Burada bulunan: küçük Beaver Gölü’nde ise (Lac des Castors): maket gemiler yüzdürüp, paten kaymak mümkün. Göl çevresinde yürümek, kentin etnik çeşitliliğini görmenin en iyi yolu. Parktaki banklarda: yalnızca Fransızca ve İngilizce değil, aynı zamanda, İtalyanca, Yunanca, Rusça ve Yidiş dilinde yapılan konuşmaları işitebilirsiniz. Hatta belki de Türkçe.

montreal.eski montreal şehri.1

ESKİ MONTREAL ŞEHRİ:

Burası: Rue St.Antonie ve liman arasında bulunan bir yer. Rue McGill ve rue Berri tarafından kuşatılmış. 17. yüzyılda: Ville-Marie isimli yerleşim: burada kurulmuş. Ancak: bu kentin, 18.yüzyıldan kalma kale duvarlarının tümü yok olmuş. Ancak: birçok tarihi ev, restore edilerek, Nouvelle France’nin atmosferi korunmuş. Parke taşı döşeli caddeler, 18. yüzyıldan kalma 2-3 katlı tuğla evleri ile, belki bir Fransız kentini, belki de bir Londra sokağını veya İskoçya daki bir kasabayı andırıyor. Daracık sokaklarda, yan yana galeriler sıralanmış. Buralarda, her keseye uygun resim bulmanız mümkün. Galerilerden arta kalan yerlerde ise, antikacılar var.

montreal.eski montreal şehri.2

PLACE JACQUES-CARTİER:

Buradaki yürüyüş turunuza: Place Jacques-Cartier’den başlayın. Yürümek istemeseniz: buradan, “caleche” at arabası kiralayabilirsiniz ve turunuza bununla devam edebilirsiniz. Gezinize başlamadan önce: burada bulunan, güzel kaldırım kafelerinden birinde oturabilirsiniz. Bir zamanların parke taş döşeli meyve-sebze pazarı, çiçek satıcıları ve gezgin sanatçıların en çok rağbet ettiği meydandır. Eski taş binalar, kendilerine özgü, yüksek, derin eğimli çatılarıyla kar ve buz birikmesini önleyecek, sert kışların üstesinden gelebilecek şekilde tasarlanmıştır.

montreal.eski montreal şehri.3

LORD HORATİO NELSON HEYKELİ:

Place Jacques-Cartier tepesindedir. Montreal şehrinin en eski anıtıdır. İngiliz amiralin Trafalgar’da Fransızları bozguna uğratmasından, yalnızca 4 yıl sonra, 1809 tarihinde, bu heykel, buraya dikilmiştir.

montreal.eski montreal.1

HOTEL DE VİLLA:

Burası: Belediye binasıdır. Rue Notre-Dame karşısındadır. 19.yüzyılda yapılmış, etkileyici Fransız Rönesans tarzında inşa edilmiştir. Fransız General de Gaulle: 1967 yılında, bu binanın balkonundan halka hitap ederken, nutku içinde, o ünlü sözünü söylemiştir.” Vive le Quebec libre” Bu söz: yerel ırkçıları kışkırtmıştır.

montreal.city hall.belediye binası.1

CHATEAU RAMEZAY:

Rue Notre-Dame’da: Hotel de Villa’nın çarpraz karşısındadır. 1705-1724 yılları arasında: Fransız Vali Claude de Ramezay: bu evde kalmıştır. Bu binada : daha sonraki süreçte; kalanlar ise şunlardır: Fransız Batı Hindistan Kumpanyasının, İngilizler ve kentin 1775 yılındaki işgali sırasında, Amerikalı generaller Richard Montgomery ve Benedict Arnold. Burada: bir süre de, Benjamin Franklin’in kaldığı söylenir. Şato: yıllarca bakımsız kaldıktan sonra, restore edilmiş ve Nouvelle France’ın, sınır bölgesi yaşamının daha konforlu yanını gösteren bir müzeye dönüştürülmüştür.

18.yüzyıldan kalma zarif eşyalar, bodrum katında büyük bir koloni mutfağı ve eski kumpanyanın Fransız çalışanları tarafından ithal edilen maun oyma duvar panolarının muhteşem detaylarını görmelisiniz.

Rue Notre-Dame’den başlayıp, Vieux Port’a (eski liman) uzanan: rue Bonsecours; tarihi semtlerin bulunduğu caddelerin en önemlilerinden birisidir.

MAİSON PAPİNEAU:

1785 yılında yapılmıştır. Çatısında: çift sıra tavan arası odaları var. Burası: militan yurtseverlerin lideri olmasına rağmen, derebeylik mülkünü korumaktan geri durmayan, 19.yüzyılın tartışmalı politikacısı Louis-Joseph Papineau’nun ailesiyle birlikte yaşadığı evdir. Ev: 1837 yılında çıkan bir ayaklanma sonunda: tamamen yanmış. Papineau’yu ise: İngiliz askerleri kurtarmış. Taşraya kaçmış ve sonraki isyanlarda, bir daha gündeme gelmemiş.

MAİSON DU CALVET:

Rue St-Paul’ün köşesindedir. 1725 yılında yapılmıştır. Protestan olan Pierre du Calvet: İngiliz Sulh Hakimi tarafından, buraya atanmıştır. Fakat: Amerikalı isyancılara, bilgi ve malzeme sattığı için hapishaneye girmiştir. Ev: geniş bacası, ince kireçtaşından kapı çerçeveleri ve zarif kanat pencereleriyle, Fransız koloni dönemi mimarisinin en güzel örneklerinde biridir. Kaba yontulmuş döşeme tahtaları ve çam ağacından çatı kirişleri bulunan, geniş iç mekan: Montreal Museum of Fıne Arsts’tan getirilen: zengin bir 18.yüzyıl işadamına yakışır: halılar, fenerler, saatler ve porselenler gibi antika Qubec mobilyaları ile donatılmıştır.

Burada: iki dilde yayımlanan, Quebec Gazzete’nin, 1786 yılındaki nüshası, çerçevelenerek asılmıştır. Bu gazetede: Osmanlılar ve Venedikliler arasındaki sorunlar ya da Hollanda Kraliyet Ailesinin iç çekişmeleri gibi, eski dünya olaylarının gündemde olduğu görülebiliyor.

NOTRE-DAME-DE-BONSECOURS KİLİSESİ:

İlk kolonicilerden, okul öğretmeni Marguerite Bourgeois için inşa edilen, fakat bir yangında yok olan küçük kilisenin yerine yapılmıştır. Yapım yılı: 1772 yılına tarihlenir.

Bourgeois ile birlikte, arkadaşı 3 genç kadın: kuşatılmış yerleşmeye, uygarlaştırıcı bir etki getirirler. Öğretmenlik ve hemşirelik yaparken: aynı zamanda “Filles du Roi-kralın kızları” adı verilen, evlilik çağına gelmiş genç kızların, sorumluluklarını da üstlenirler.

Filles du Roi: aslında, burada bulunan bekar çiftçilerle ve kürk tüccarlarıyla evlendirilmek üzere, Fransa’dan getirilmiş; köylülerin ve yoksul zanaatkarların kızlarıydı.

19. yüzyılda: bu kilise: gemi kazalarından kurtulanların şükranlarının bir ifadesi olarak: gemi maketleri sundukları, bir “Gemici Kilisesi” haline gelmiştir. Bu gemi modelleri: günümüzde, hala, tavandan sarkıyor. Hafif kavisli tavandaki: trompe l’oeil (göz yanıltıcı) resim, küçük bir kiliseyi: muhteşem bir Gotik katedrale çevirme uğraşısının sonucudur.

Kilisenin kulesi var. Bu kuleye çıkarsanız: Vieux Montreal ve liman manzarasını görebilirsiniz.

Evet: liman boyunca: Ville-Marie yerleşimcilerinin, karaya ilk ayak bastıkları Pointe a Callieres’e doğru yürüyün. Place Royal yakınlarındaki bir dikilitaş: bu olayın anısına buraya dikilmiş. Pointe’daki heykel: 19.yüzyılda liman ticaretini geliştiren bir Anglo-Kanadalı olan John Young’a aittir.

Rue St-Sulpice: sizi, Fransızlarla Iroquoisların ilk meydan savaşlarını yaptıkları bölgenin yakınlarındaki: Place d’Armes’e götürüyor. Burası: öncülerin tarihi kasabası ile, şimdiki ticaret ve endüstri kenti arasındaki görsel bir bağlantıdır.

Orta yerde duran: Maisonneuve Heykeli: Alexandre Dumas’ın silahşörlerine benzer.

montreal.notre-dame bazilikası.old montreal içinde.1

NOTRE-DAME BASİLİCA:

1829 yılında yapılmış, Neo-Gotik bir yapıdır. New York’lu bir İrlandalı Protestan olan James O’Donell tarafından tasarlanmıştır. Vitray pencereleri, resimler, heykeller, altın renkli oymalar var. O’Donell: binadan öylesine etkilenmiştir ki: Katolik olmayı bile kabul etmiştir. Eskiden: batı kulesinde bulunan çan’ı çalabilmek için: 12 kişi gerekiyormuş. Amerika kıtasının en büyük çan’ı. Günümüzde ise: elektrikli bir düzenek var. İç mekan: çok gösterişli. Victor Bourgeau isimli bir Quebec’linin eseridir.

montreal.tour de  la borse.borsa kulesi.1

MONTREAL BANKASI:

Notre-Dame basilicasının hemen karşısındadır. 1847 yılı yapımlıdır. Binanın üç tarafı: muhteşem büyük Postane Kulesi de dahil olmak üzere, modern yapılarla çevrilmiştir. Siyah mermer ve pirinç kaplı giriş salonunun anıtsallığı, Kanada’nın bu en eski bankacılık kurumunu, neredeyse dinsel bir biçimde yüceltir.

SEMİNARY OF ST-SULPİCE:

1685 yılında yapılmıştır. Kilisenin bitişiğindedir. Montreal’in ayakta kalan en eski büyük yapısıdır. Iroquoislar arasında, misyonerlik faaliyetlerini yapmak üzere inşa edilmiştir. Bina: Kuzey Amerikanın en eski saat kulesine sahiptir. Bu kule: 1710 yılı yapımlıdır.

montreal.genel.2

ŞEHİR MERKEZİ:

Montreal kent merkezinin çekirdeğini: Boulevard Rene Levesque ve Sherbrooke Street arasında kalan: Guy St ve St-Denis Street’in kuşattığı alan oluşturuyor.

Burada: muhteşem gökdelenler, kültür kompleksleri ve alışveriş merkezleri ile eski kiliseler, müzeler ve 24 saat açık şarküteriler bulunuyor.

Şehir merkezindeki gezinize: bir meydandan başlayın.

SQUARE DORCHESTER:

Burada: atlı arabalar (hippomobiles) var. Ayrıca: Henry Moore’nin “Uzanan Çıplak” heykeli ve İskoç şair Robert Burns’un ve Kanada Başbakanlarından Wilfrid Laurier ile John MacDonald’ın heykelleri var.

Sanatçılar ve çiçek satıcıları: mallarını; bu heykellerin çevresinde satıyorlar. Meydanın güney cephesinde: yazın hizmet veren bir turizm danışma bürosu var. Ayrıca: 1933 yılında inşa edilen, kentin en eski gökdeleni olan: Sun Life, burada.

ROYAL BANK KULESİ:

Kanada Ulusal Demiryolu Merkez İstasyonu ve İ.M.Pei tarafından tasarlanan ve haç şeklinde birbirini kesen bir kule.

MARİE-REİNE-DU-MONDE:

Kuzeydoğuya doğru, Boulevard Rene Levesque üzerindedir. Katolik katedralidir. Roma’daki San Pietro Bazilikasının, 19.yüzyılda yapılmış bir kopyasıdır. Aslının yarısı kadar olmasına rağmen, heybetli görüntüsü var. Nefi: 109 metre, transepti 73 metre uzunluğunda ve kubbe tonozu 83 metre yüksekliğindedir.

Kubbenin altında: yüksek altarın üstünde: San Pietro’dan bir kopya daha var. Bernini’nin ünlü yaldızlı bronz sayvanı. Evet: kilise: devasa Queen Elizabeth Hotel ile Sun Life gökdeleninin yanında, küçücük kalıyor.

YER ALTI KENTİ:

Ville-Marie’dedir. Dünyanın en büyük yer altı kompleksi olarak kabul edilir. Montreal şehrinde, Quebeck kışına bulunan bir çözümdür. Bu muazzam yer altı kenti: 5-6 ay süren kar ve buza karşı kendini koruma derdindeki 500.000 yaya: dükkanları, sinemaları, gece kulüpleri, lokantaları ve kafeleriyle, tamamen alternatif bir kent olan, yer altı kentinde zaman geçirir. Otel sakinleri: burada, kış aylarında, bütün geceyi paltosuz olarak geçirebilirler. İşin en ilginç yanı, Temmuz ayının bunaltıcı günlerinde bile, burası yine de popülerliğini kaybetmez. Metro ile birbirine bağlanan yer altı geçitleri: kentin bir ucundan diğerine, 30 km. kadar uzanır.

Metro ile, tüm alışveriş merkezlerine ulaşabilmeniz mümkün. Hatta: yerin üstüne hiç çıkmadan, akşama kadar, yeraltında dolaşmak, eğlenmek, karın doyurmak mümkün. Birçok otelin girişi de: yeraltında. Yeraltında; tam 1700 mağaza var. Ayrıca: yüzlerce ofis, onlarca sinema, restoran, tiyatro hatta birkaç da kilise var.

Ancak: yine de, kar yağışına rağmen, bir sürü insan; üst dünyada: acelesiz, telaşsız konuşa konuşa yürüyüşlerini sürdürüyorlar.

DENİS STREET:

1860’lı yıllarda, gri taşlarla yapılan,  dik çatılı, 2 katlı evler, caddeye kuzey Avrupadan esintiler getiriyor. Yolda yürüyen kalabalıkları, daha çok gençler oluşturuyor. Burası, aynı zamanda Montrealin kültür merkezlerinden biri. Kent kütüphanesi, en eski tiyatro, sinematek, bu caddede bulunuyor.

montreal.st.catherina street.1

RUE STREET CATHERİNE:

Yerin üstünde, büyük mağazaları, sinemaları, turizm şirketleri, şarküterileri ve barlarıyla, kentin başlıca alışveriş caddesidir. Günün her saatinde, canlılığını korur.

CHİRİST CHURCH:

University Street’in köşesindedir. Anglikan katedralidir. 1859 yılında yapılmıştır. Zarif, İngiliz Gotik mimarisinin klasik bir örneğidir. İçeride, yüksek altarın üstünde, ilginç bir taş heykel var, mutlaka görün.

CRESCENT STREET:

Montagne St. ve Bishop Street’e komşudur. Montreal’in en çok rağbet edilen butiklerinin ve bistrolarının bulunduğu caddelerden biridir. Taştan yapılma, Victoria dönemi sıra evler yıkılmaktan kurtulmuş ve yenilenerek, sıra dışı dükkanlara, sanat galerilerine ve bekar barlarına dönüştürülmek üzere, parlak renklere boyanmıştır.

montreal.mcgill üniversitesi.1

MCGİLL ÜNİVERSİTESİ:

Dünyanın en saygın üniversitelerinden biri olarak kabul ediliyor. Montreal’de, İngilizce eğitim veren üniversitedir. İskoçyalı kürk tüccarı James McGill tarafından: 19.yüzyıl başlarında kurulmuştur. 15.000 öğrenci kayıtlıdır. Özellikle: mühendislik ve ezzacılık fakülteleriyle tanınmıştır. 1969 yılında: Quebeck’li ayrılıkçılar: üniversiteyi Fransızca konuşulan bir kurum haline getirmek üzere, şiddetli gösteriler düzenlemişler, fakat başarıya ulaşamamışlardır. Universite de Montreal ve Universite du Quebec’te eğitim dili Fransızca, Concordia kentin İngilizce eğitim veren diğer üniversitesidir.

SALLE WİLFRİD-PELLETİER:

175 rue Ste-Catherine Ouest’tedir. Montreal Senfoni Orkestrasının evi konumundadır. Fuayesindeki Aubusson goblenleri ve bronz, maun, alimünyum ve seramik heykeller, bütün bir kompleksin zarafetini yansıtır. Konser salonunun: İnuit heykeltıraş Yunukpuk’un: sabuntaşı oymalarıyla süslü kapılarına özellikle dikkatinizi çekerim.

montreal.place des arts.1

PLACE DES ARTS:

Maisonneuve ile Rene Levesque bulvarları arasında kalır. Burada: sanat ve ticaret iç içedir. Bir konser salonu, 2 tiyatro ve oda müziği sunulan bir resital salonu var.

montreal.genel.10

MONTREAL’İN CİVAR SEMTLERİ:

BOULEVARD ST-LAURENT:

Tek başına bir mahalledir. Kentin: Katolik ve Fransızca konuşan doğu yakası ile, Protestan ve İngilizce konuşan batı yakasını ayıran bir bir yer. Anglolar, bu mahalleye “the Main” derken, Fransız Kanadalılar hoş bir tanımlamada uzlaşırlar: “la Main” Evet: Main her zaman için tarafsız kalmıştır: St.Laurent’in Avrupai bir görüntüsü var. Kahveler, barlar, restoranlar, küçük şık butikler, şarküteriler, hep bu mahallede sıralanmıştır. Burası: Portekiz, İtalyan, Yunan, İspanyol, Polonyalı, Yahudi, Arap ve Japonlara özgü lokantaları, bakkalları, şarküterileri ve kafeleriyle, Birleşmiş Milletler gibi bir yerdir. Ağzının tadına düşkün olanlar: yan sokağın aşağısındaki Waldman’ın balık pazarını ziyaret edebilirler.

montreal.concordia üniversitesi.1

UNİVERSİTE DU QUEBEC;

Montreal’in Fransızca konuşan öğrencileri: rue St-Denis’deki: kafelerde, barlarda ve kitapçılarda buluşurlar. Burada ve ağaçların gölgesindeki: Square St-Louis’deki güzelce onarılmış, süslü Victoria dönemi malikaneleri ile demir merdivenli sıra evler, üniversitenin kırmızı tuğladan, modern bloklarıyla, görsel zıtlık oluşturur.

Meydanın batı ucundaki: rue Prince-Arthur: butiklerin ve lokantaların bulunduğu, sevimli bir yaya yoluna dönüştürülmüş. Bu cadde: aynı zamanda, kentin caz ve folk müziği dinlenebilecek, canlı gece mekanlarındandır.

montreal.chinatown mahallesi.1

CHİNATOWN:

Küçük ama kalabalıktır. Rue de la Gauchetiere çevresinde, 6 blokluk bir alana yığılmıştır. Mahalle sakinlerinden bazıları: Kanada Pasifik Demiryolunun yapımında çalışmış cesur işçilerin torunlarıdır.

JEAN-TALON MARKET:

Place du Marcheu du Nord üzerindedir. Royal Dağının kuzeyine düşen Montreal’in “Little İtaly”sını bulabilirsiniz. Kentin, en iyi İtalyan lokantaları buradadır ve pek pahalı sayılmazlar.

LE PLATEAU:

Bu semt, Kuzey Amerikanın en bohem yerlerinden biridir. Bar, restoran ve cafe doludur. Her şekilde insan görülebilir.

montreal.parc du mont royal.1

AVENUE DU PARC:

Kentte yaşayan, 50.000 kadar Yunanlı: kafe ve tavernalar için, çoğunlukla, Outremont’un doğusundaki: Avenue du Parc’ı seçerler.

montreal.st.joseph oratory.churc.1

ST.JOSEPH KİLİSESİ:

Cote-des-Neiges üzerinde; Westmount’un ardındaki kent silüetine egemendir. Her yıl, 2 milyon Katolik hacı, buraya gelir. 13.000 kişinin aynı anda girebildiği, devasa tapınak, Muhterem Andre’nin güçlerini yadeder.

1845 yılında: yoksul bir Quebec’li ailenin, 12 çocuğundan biri olarak dünyaya gelen: Muharrem Andre: Kutsal Haç cemaatinin manastırının kapıcısıydı. Kendisinin inşa ettiği ve bugünkü kilisenin yanında, hala ayakta duran küçük bir ahşap şapelde: hastalara şifa dağıtıyordu. 1937 yılında yapılan cenaze törenine: 1 milyondan fazla insan katılmış. Mezarı: kilisenin kriptasındadır. Kilisenin: modern iç mekanının parlak ve havadar sadeliğinin kadını çıkarmak için, en güzel zaman: org resitallerinin verildiği, Pazar günü öğleden sonradır.

montreal.olimpik stadyum.1

OLİMPİYAT PARKI:

Şehir merkezinin doğusunda: Maisonneuve Park’ın karşısındadır. Spor tesisleri: 1976 yılında, Olimpiyat Oyunları için inşa edilmiştir. Belediye Başkanı Jean Drapeau: kent merkezindeki yoğun kalkınma ve Expo 67  için St.Lawrence ırmağının üzerindeki büyük inşa faaliyetlerinin ardından Olimpiyat Parkı, onun için “Yeni Montreal’in zirvesi olacaktı.”

Evet: parkın ortasında: Olimpiyat Stadyumu var. Burası: 70.000 seyirci kapasiteli. Günümüzde, burada: Montreal Expos beyzbol takımının maçları ve rock’n roll konserleri düzenleniyor.

Parkta, en sevilen tesislerden bir tanesi: Velodromme’dur. Burası: boks, güreş, basketbol ve kışın da buz pateni yapılan merkezi alanın çevresindedir. Buranın: bisiklet ve tekerlekli paten için, kırmızı ahşaptan bir pisti vardır.

Olimpiyat Parkının yanında: Sherbrooke Street’in karşı tarafında: Botanical Garden var. Bu güzel, yeşil vaha, dünyanın her yanından gelen ve Quebec’in sert ikliminde, sevgiyle bakılmaları gereken, 26.000 bitki ve ağaç türüne, ev sahipliği yapar. Minyatür bir demiryolu ile, bahçelerin çevresinde dolaşabilirsiniz. Mutlaka görülmesi gereken yerler arasında: muhteşem orkideler, seralardaki kaktüsler ve mükemmel bir Japon bonsai düzenlemesi var. Bu parkta: İznik çinileri ve güllerden oluşan, güzel bir Türk bahçesi de var. Görebilirsiniz.

casino de montreal.1

CASİNO DE MONTREAL:

Restoranlarda ve oyun salonlarındaki oyun masalarında; eğlenceye doyabilirsiniz.

montreal.place des arts.1

MÜZELER:

MUSEE DES BEAUX ARTS:

Montreal’deki müzelerin en önemlilerinden biridir. Sherbrooke Street West’ tedir. Müze: El Greco, Rubens, Hans Memling, Cranach ve Poussin’in eserlerini içeren, bir Avrupa koleksiyonuna sahiptir. Ayrıca: 18. yüzyıl, İngiliz ustalarından: Reynolds, Gainsborough, Raeburn, Romney ve Hogarth, modernlerden ise: Picasso ve Giacometti de koleksiyona dahil.

Ancak: burada, mükemmel “Kanada Galerileri” var. 19.yüzyıl bölümünde, Antonie Sebastien Plamondon’un etkileyici plastik portreleri ile onun öğrencisi ve rakibi Theophile Hamel’in çalışmaları var.

Paul Kane tarafından yapılmış olan “Mah-Min” ya da “Tüy”, Manitoba’daki Assiniboine Yerlilerinin Şefini resmeden çalışmalardır. İrlanda doğumlu olan Torontolu: kıtayı boydan boya dolaşarak, Kanada yerlilerinin, yer yer romantize edilmiş olsa da, görsel bir kaydını tutmuştur.

Bu müzede: Tom Thomson, Yediler Gurubu ve Emilly Carr’ın da önemli yapıtları bulunmaktadır.

MUSEE D’ART CONTEMPORAİN:

Kanadalı ve uluslar arası sanatçıların eserlerinden oluşan, harika bir koleksiyona ev sahipliği yapar.

MCCORD MUSEUM:

Küçük olmasına rağmen, zevkli tasarımıyla  dikkat çeker. Sherbrooke Street’tedir. İnuit ve Kuzey Amerika yerlilerinin yanı sıra; 18. ve 19. yüzyıldaki kürk tüccarları ve diğer öncülerin yaşamlarına ilişkin, büyüleyici çalışmalar sunar. İngiliz Kolombiyasından bir totem direğinin hakim olduğu sergide: kostümler, yapıntılar, tablolar, çizimler ve William Notman’ın arşivinden eski fotoğraflar var.

MUSEE DES ARTS DECORATİFS:

Sherbrooke Street ile Boulevard Pie-IX’un köşesindedir. Freskleri ve İtalyan mermeri kaplı, beton sütunlarıyla, şatodan çok bir saraya benzer. Müze: esas olarak, 1940’dan, günümüze kadar olan modern tasarımlara (seramik, cam ve tekstil) ayrılmıştır.

CANADİAN RAİLWAY MUSEUM:

Tren meraklıları, burayı gezebilirler. Barakalarda: Kanada Pasifik Demiryolu’na ait, tarihi tren motorlarının ve Kanada Pasifik’in kıta aşırı demiryolunu planlayan William Van Horne’un özel, lüks vagonunun sergilendiği istasyona, eski bir tranvayla gidebilirsiniz. Pazar günleri, eski buharlı trenlerden birine binebilirsiniz.

montreal.jacpues cartier bridge.1

ST. LAWRENCE IRMAĞI:

Irmağın kıyıları: yıllarca, ambarların, fabrikaların ve demiryollarının ardında saklı kalmıştır. Çok yakın bir tarihte ise: müzik festivalleri ve Vieux Port’un bit pazarı ile birlikte kullanıma açılmıştır.

Expo 67 pavyonlarını yerleştirmek için: ırmak kenarındaki Ile Ste-Helene; mekan olarak seçilmiştir. Amerika pavyonu: ekolojik ağırlıklı bir müze olan “Biosphere” dönüştürülmüştür. Başka iki bina da, yeni kumarhaneye dönüştürülmüştür. Dünya fuarının eğlence ve macerası: açık hava konserleri, sergiler ve ekoloji, kent yaşamı, Kanada tarihi ve geleceğin teknolojisi konulu film gösterileriyle sürdürülmektedir.

Adanın ortasında: Fransız ordusunun, 1760 yılında, bayraklarını yakarak Montreal’in İngilizlere teslim olduğu yerin yakınlarında: D.M. Stewart Museum var.

D.M. STEWART MUSEUM:

1760 yılından, 60 yıl sonra: Wellington Dükünün yaptırdığı kalenin, restore edilmiş halidir. Yazın, burada, askeri talimler ve geçit törenleri sahneleyen üniformalı öğrenciler, hem Fransız hem de İngiliz geleneklerine, saygı gösterirler.

Kaledeki “Military and Maritime Museum”: gemi modelleri, haritalar, denizcilik ekipmanları ve Kanada ordusunun, 17.yüzyıldan, II. Dünya Savaşına kadar kullandığı: silah ve üniformalardan örnekler sergileniyor.

montreal.genel.3

LA RONDE:

Burası bir eğlence parkı. Jackues Cartier Köprüsünün ilerisindedir. Hayal edilebilecek her türlü salıncak ve atlı karınca çeşitlemesiyle, modern eğlence olanakları sunar. Çocukları: fırıl fırıl dönen Gyrotron’a veya Aquapark su kayağına bindikten sonra: bir bahçeye oturup, onları seyredebilirsiniz. Su kayağı parkındaki “Lac des Dauphins”in, diğer tarafında bulunan “Aquarium”un egzotik balıkları arasında; tropik bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

montreal.st.lavrence nehir köprüsü.1

ILE NOTRE-DAME:

Ste-Helene Metro istasyonundan başlayan bir köprü ile, bu adaya ulaşılır. Kanal yapımı sırasında çıkarılan toprakla oluşturulmuş, yapay bir adadır. Grand Prix motor yarışları pistinin ortasındaki “Les Floralies” çiçek parkıyla ünlenmiştir. Adanın güney ucundaki Victoria Köprüsünü geçince, büyük St.Lawrence Denizyolunun kilit noktası olan “St. Lambert Lock”un etkileyici manzarasını görmek için, bir gözlem kulesi var, buraya tırmanabilirsiniz.

HABİTAT APARTMAN KOMPLEKSİ:

İsrail doğumlu mimar Moshe Safdie tarafından , Expo 67 için tasarlanmıştır. Victoria köprüsünün kuzeyindeki, Cite du Havre’da bulunuyor. Sakinlerine:  nehir ve ada manzarası sunuyor. Bir çocuğun, oyun oynarken dağıttığı bloklara benzeyen kompleks; çeşitli boyut ve kompozisyonlarda, 158 ev oluşturmak için, 354 beton kutu kullanılarak inşa edilmiş, ilginç bir tasarımdır. Bu beton bloklar: vinçle kaldırılarak, yerlerine yerleştirilmişler.

“Kanada, Montreal” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.