Yalova

Ağustos 16th, 2009 tarihinde yayınlandı. | 2.933 kez okunmuştur.


Yalova
1999 yılı depreminin olumsuz etkilerini kısa zamanda gideren ve günümüzde; özellikle termal kaplıcaları ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bir şehir.

Xxxxxxxxxxx

ULAŞIM:
Yalova, İstanbul-Kocaeli-Bursa illeri arasında, karayolu bağlantısıyla, üçgenin kesişme noktasındadır. Yalova-İstanbul arası uzaklık: 174 km. Yalova-Bursa arasındaki uzaklık: 69 km. Yalova-Kocaeli arasındaki uzaklık: 63 km. Yalova-Gölcük arasındaki uzaklık: 50 km. Yalova-Gemlik arasındaki uzaklık: 43 km. Yalova-Karamürsel arasındaki uzaklık: 30 km. Yalova-Orhangazi arasındaki uzaklık: 21 km.dir.

Yalova-Bursa bağlantılı karayolu, Samanlı dağlarının üzerinden geçtiği için: hem virajlı ve hem de iniş-çıkışlıdır. Oldukça işlek olan bu yolun, genişletilmesi çalışmaları halen sürdürülüyor.

Ankara-Yalova arası uzaklık: 407 km.dir. Güzergah: Ankara-Bolu üzerinden.

xxxxxxxx
Yalova
GENEL ÖZELLİKLERİ:
Yalova
DEPREM: Yalova: 1999 depreminden etkilenen yerlerden biri. Yalova’da resmi rakamlara göre: 2504 kişi deprem sonucu hayatını kaybetmiş. 15946 kişi, uzun yıllar boyunca, prefabrik evlerde barınmış. Her ne kadar birçok bina,, depremden zarar görse de, depremin kötü etkilerini en kısa zamanda silip atan ve yeniden normal yaşamın sürdürüldüğü bir yer olması nedeniyle; öne çıkan bir yöremiz. Yani: depremden etkilenmiş olmasına rağmen, depremin olumsuz etkileri kısa zamanda temizlenip, normal yaşama dönülmüş. Bir de, Yalova’da bulunduğunuzda, çok miktarda “Yaşar Okuyan” ismi bulunan tabelalı tesisler göreceksiniz. Sanırım: bu insanın buraya çok hizmeti geçmiş ve yöre insanı, bu hizmetleri takdir etmiş ki, birçok tesise, ismini vermiş.

KONUMU: Yalova, doğu kıyılarındaki düzlükler dışında, dağlık bir araziye sahip. Güneydeki dik yamaçlar: gür bir orman örtüsü ile kaplı. Orman alanlarının genişliği bakımından, Türkiye’nin sayılı illerindendir. İklim olarak: yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve bol yağışlı geçer. Yalova’nın bence konum olarak en büyük özelliği: İstanbul’a yakın olması.

SAHİL ŞERİDİ: Yalova’nın sahil şeridi: 110 km. dir.
Yalova
SÜS BİTKİCİLİĞİ: Yalova’nın en önemli özelliklerinden biridir. Seralarda süs bitkileri yetiştirilip, tüm ülkeye gönderilmektedir.
Yalova
NE SATIN ALINIR: Yörede, halı dokumacılığı ve özellikle Sugören köyünde oldukça önemli bir geçim kaynağıdır. Burada dokunan ipek halılar, İstanbul’da ve Avrupa’da birçok alıcı bulmaktadır. Ayrıca: İl’de, çam ağacından ve ıhlamur ağacından yapılan, “gumuz” adlı bir çalgı aleti de bulunmaktadır.

xxxxxxxxxx

TARİHİ:
Yalova yöresinde yerleşim, çok eski tarihlere kadar gider. Önceleri bataklık bir alan olan, bugünkü il merkezinde, yerleşim ise daha sonradır. Kent merkezinde bulunan kaplıcalar, Antik çağda, Pythia Thermai olarak adlandırılmıştır. İlk çağdan beri yararlanılan şifalı sıcak maden suyu kaynaklarında, tesislerin kurulması ve geliştirilmesi, kentin de büyüyüp gelişmesinde rol oynamıştır.

Yalova yöresi: tarih içinde: Bitinya, Roma, Bizans toprakları içinde yer almıştır. Yerleşmenin antik dönemdeki adı tam olarak bilinmemekle birlikte yöreye “Pylopyhtia ve Xenodochion denildiği, çeşitli kaynaklardan öğrenilmektedir. 11’nci yüzyılın sonlarında, bölgede Türkler görülmeye başlanır. Bu da, yöredeki sosyal ve kültürel yapıyı kökten etkileyen olay olur. Ancak: 1137 yılında Yalakonya Kalesi ve Çoban Kale düştükten sonra, Yalova yöresi, Emir Ali tarafından Osmanlı topraklarına katıldı. 15 ve 16’ncı yüzyıllarda, yöre için Yalakova ve Yalakabad adlarının kullanıldığı görülüyor. Yöre, Osmanlı topraklarına katıldığında, yörede Rum ve Ermeni nüfus hakimdi. Bundan sonra da, Müslüman Türk nüfus giderek arttı. Özellikle: Balkanlardan çok sayıda göçmen bölgeye geldi.

xxxxxxxxxxx

YALOVA İÇİNDE GEZİLECEKYERLER:
Yalova
BOTANIK-KARACA ARBORETUMU:
1980 yılında, TEMA Vakfı kurucusu Hayrettin Karaca tarafından; 13.5 hektar arazi üzerine kurulmuştur.
Yalova-Termal karayolunun üzerinde, il merkezine 5 km. uzaklıkta, Samanlı Köyü içinde bulunmaktadır. Burada: kaya bahçeleri, bitki bahçeleri, gül bahçeleri, minyatür bitkiler, Türkiye doğumlu bonsai bitki koleksiyonları ve diğer birçok örnek görebilirsiniz. Tahminen 5 bin odunsu ve bir o kadar da otsu ve soğanlı bitki mevcuttur. Evet, gezmek isterseniz, burası Pazar günleri 13.00-18.00 arasında halka açık. Bunun dışında: gurup ve okullara, haftanın diğer günleri de, randevu alınması koşuluyla açıktır. Gezi, rehber eşliğinde 1.5 saat sürüyor. Ziyaretin karşılığında ise, TEMA Vakfına makbuz karşılığı bağış yapma koşulu var. Yılda, yaklaşık 15.000 civarında yerli ve yabancı ziyaretçi, buraya giriyor. Buranın günümüzdeki faaliyetleri: Üniversite öğrencilerine staj imkanı sağlamak ve halkın konuyla ilgili bilgisini arttırmak, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yapılan botanik bahçelerine bitki materyali sağlamak, bahçıvan eğitimi vermek, dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan arboretum ve botanik bahçeleriyle tohum değişimi yapmak, bitki koleksiyonunu genişletmeye devam etmek. Tüm bu faaliyetlerin finansmanı; Karaca
Yalova
Arboretum’da bulunan, Karaca Arboretum Fidanlığı faaliyetleriyle sağlanıyor. Yani: fidan satışından elde edilen gelirle sağlanıyor.

YalovaYalova
ATATÜRK’ÜN YÜRÜYEN KÖŞKÜ:
Cumhuriyetin kurucusu Atatürk, tarımda modern teknikleri kullanması, çevre üreticilere örnek olması ve onların nitelikli fide, damızlık ihtiyaçlarının karşılanması için, kişisel mülkü olan Yalova’nın doğusundaki “Millet Çiftliği” ni, bu amaca uygun olarak düzenletmiştir. Çiftlik içinde, deniz kıyısında ikameti için, 1929 yılında, bir çınarın yanında, iki katlı, mütevazi bir köşk yaptırmıştır.

Ulu Önder Atatürk, Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsünde ve deniz kenarında bulunan köşke geldiğinde, bahçıvanı: köşkün hemen yanındaki büyük bir ağacın dallarını kesmeye çalışırken görür. Hemen bahçıvanı yanına çağırır ve bunun nedenini sorar. Bahçıvan da “ ağacın dalları köşkün duvarına kadar uzanmıştı” der. Bunun üzerine Ulu önder “Ağacın dalını kesmeyin, Köşkü kaydırın” emrini verir. Görev: İstanbul Belediyesi Fen İşleri Yollar-Köprüler Şubesine verilir. Sorumlu Baş Mühendis Ali Nuri Anlar, binanın temellerini açtırır. Temellerin altına, zor ve çok yavaş ta olsa, raylar döşenir. Bina, rayların üzerinde doğuya doğru 4.80 metre kaydırılır. Atatürk, 11 Ağustos 1936 tarihinde yapılan bu işlemi: kız kardeşi Makbule hanım, Afet İnan hanım, Yunus Nadi Abalıoğlu, Muhafız Komutanı İsmail Hakkı Tekçe, Yaver Binbaşı Nasuhi Bey ve diğer ilgililerle birlikte, baştan sona izlemiştir.

Atatürk: 11 Haziran 1937 tarihinde, şahsına ait bütün taşınmaz mallar gibi, bu köşkü de Türk Milletine bağışlamıştır. Günümüzde, diğer tüm köşkler gibi, Yürüyen köşk’te, halen müze olarak korunmaktadır. Atatürk’ün bir dalının bile kesilmesini istemediği Ulu Çınar ve yanındaki köşk, ağaç sevgisi ve çevre bilincinin de bir anıtı olarak ziyaretçilerini beklemektedir. Yürüyen köşk: “Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü” arazisi içindedir. Enstitü: Atatürk’ün 1920 li yıllarda gösterdiği Türk tarımının ileri tekniklerle donatılması amacı doğrultusunda: bilim, hizmet ve nitelikli materyal üretim amaçlı hizmetlerini sürdürmektedir.

Daha önce de söylediğim gibi: Atatürk her ne kadar buradan büyük keyf almakta idiyse de, ölümcül hastalığının ilk teşhisi burada konulmuştur. Yalova kaplıcalarına; bu bölgede gerek kendisi huzur bulduğu için ve gerekse bölge halkının o yıllardaki, temizlik gereksinimlerini karşılamak için, büyük önem vermiş ve kaplıcaların gelişmesini, büyümesini, imarını sağlamıştır.

Evet, buyurun köşkün içini gezelim. Köşkün en büyük özelliği: kullanıldığı zamanki eşyaları ile birlikte muhafaza edilmesi ve günümüze ulaşmış olması. Binaya girdiğinizde: bu eşyaların halen yerli yerinde bulunması hemen dikkati çekiyor. Öyle ki, tuvalette kullanılan tuvalet kağıdı bile, aynen olduğu gibi duruyor. Köşkün arkasında, zemin altında, ısıtma tertibatının bulunduğu bölüm var. Burada: büyük bir kuzine sobası bulunuyor. Ayrıca: ön cephede, zemin katta, tamamen deniz manzaralı olan, binanın ön bölümüne ulaştırılan, bir taraça bölümü var. Burası da muhteşem, burada toplantılar yapılıyormuş. Ayrıca: kenarda, o dönemde Atatürk tarafından dinlenen plaklar hala duruyor. Atatürk’ün yattığı yatak, üstündeki yorganla birlikte muhafaza edilmiş. İçeri girdiğinizde, sanki uzun yıllardır temizlenmemiş ve her yanı toz tutmuş, bir yere girdiğinizi düşünüyorsunuz. Ama, bir yandan da, bu ev ve eşyaların, Atatürk tarafından bizzat kullanılmış olduğunu düşünüyor ve bambaşka hayallere dalıyorsunuz. O büyük insanın yaşam tarzını, yaşadığı yerleri gezmek, başka bir alemde gibi olacaksınız. Yalova yöresine gidip te, bu köşkü görmeden ayrılırsanız, inanın büyük eksiklik. Atatürk’ün doğa ve ağaç sevgisini de yansıtan ve bu sevginin büyüklüğünü ortaya koyan, bu köşk’e mutlaka gidin.

Yalova

AÇIK HAVA MÜZESİ:
Yaşar Okuyan Bulvarı Sanat Sokak köşesindedir. Kültür Bakanlığı tarafından kurulmuştur. 6000 yıllık geçmişe sahip, Yalova’nın çeşitli yerlerinden çıkan ve değişik yerlerde muhafaza edilen tarihi eserler toplanarak, burada sergilenmektedir. 2003 tarihinde açılan bu müzede: Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait eserler bulunuyor. Ayrıca: Yalova’nın çeşitli bölgelerinde bulunan eserlere ait maketler de bulunuyor. 2005 yılı sonu itibarıyla, Yalova’da çeşitli tarihlerde çıkarılan 46 adet mevcut tarihi eserlerin envanter bilgileri hazırlanmış. Tarihi eserlere ilginiz varsa, ziyaret edebilirsiniz.

xxxxx

YALOVA’NIN İLÇELERİ:

Yalova

ÇİFTLİKKÖY:
Yalova’nın: sahil, plaj ve kampları bulunan yeridir. Yalovaya 4 km. uzaklıktadır. Kolay ulaşımı ile, Yalova’nın en işlek, hareketli ve çekici ilçelerinden biridir. Geçmişi, oldukça eskiye dayanır. Yörenin ilk adı: Pylai. Yörede: Helenistik çağdan, Bizans çağına kadar çok sayıda ve değişik zamanlara ait yazıt ele geçirilmiştir. İmparator İustinianos devrinde, Hersek-İznik yolu önem kazanınca, Pylai kenti de büyük gelişme gösterir. İlçede: karakilise kalıntıları ve Helenopolis kalıntıları bulunuyor. Çiftliköy adı, 1932 yılında, Atatürk tarafından verilmiş. Eski adı: Kadı Çiftliği. Atatürk’ün gelip kahve içtiği ve bir süre dinlendiği ev, halen koruma altında bulunduruluyor.

Yalova

KARA KİLİSE: Yalova’nın 3 km. kadar doğusunda: Çiftlikköy ilçesi Sahil Mahallesinde, Başkent 1. Sahil Sitesi içinde bulunuyor. MS. 6’ncı yüzyılda, hamam, 8-9’ncu yüzyıllarda ise kilise olarak kullanılmıştır. Yine bazı kaynaklarda ise: Kara kilisenin, Roma dönemine ait bir su mimarisi olduğu, Bizans döneminde kilise haline getirildiği, Bizans mimarisinin çok kullanılan bir tipi olan kapalı Yunan Haçı planı gösteriyorsa da bir apsisin bulunması ile dikkat çekiyor. Normal kiliselerden farklı olarak: kuzey-güney ekseninde uzanan Kara Kilisenin: kuzey-güney doğrultusunda, uzunluğu 13 metre doğu-batı doğrultusunda uzunluğu 10 metredir. Eksen kalındığı: 5.50 metredir.

Yalova

Haçın: doğu, batı ve kuzey kollarının uçları açıktır. Kuzey kolu: ekseninin her iyi yanında da, çıkış açıklığı vardır. 5.50 metre çapındaki kubbe, 8 pencereli bir kasnak üzerindedir. Ancak, kubbenin üst kısmı, tamamen açıktır. Kara Kilisenin bulunduğu alan: Bizans döneminde, Pylai olarak tanınan bir yerleşim yeriydi. Sahilde, dönemin ileri gelenlerinin yazlık sarayları vardı. Varlığı: MS.4’ncü yüzyıldan beri bilinen Pylai, en güzel günlerini, 11 ve 12’nci yüzyılda yaşamıştır. Günümüzde: Başkent 1 Sahil Sitesinin hemen batısında bulunan: Huzur, Buşra, Beste Sahil Sitelerinin önündeki sahilde antik bir liman, bazı su kemerleri parçaları ve kalıntıları görülmektedir. Kara kilise civarında, çok sayıda stel çıkarılmış olup, bunların bir kısmı İstanbul Arkeoloji Müzesinde teşhir edilmektedir.

xxxxxxxxxxxx

Yalova

ALTINOVA:
Yalova’nın, sahil kenarında, denize sıfır konumda kurulmuş olan ilçesidir. Yalova’ya 27 km. uzaklıktadır. Farklı dönemlere ait hamamlar, su kemerleri, çeşmeler ve kale gibi eserler bulunmaktadır. İlçede, meyvecilik ve seracılık yapılmaktadır. Ülkemizde üretilen dış mekan ve süs bitkilerinin % 65 i, Altınova ilçe sınırları içinde üretilmektedir.

Bizans imparatoru Constantinus tarafından kurulan ve annesi Helena’nın adı verilen “Helenopolis” şehri, bugünkü Hersek civarında, önemli bir yerleşim yeri imiş. Doğu Roma İmparatorluğunun merkezi, İstanbul olduktan sonra, İustinianus döneminde, bu şehir, İstanbul-İznik yolu üzerinde bulunma konumu nedeniyle önem kazanır. Bugün, Yalakdere olarak adlandırılan vadideki yolu kontrol eden: Çobankale (Koyun Hisar), tarihte Bizans ile Osmanlı arasındaki Bafeus Savaşınına (1302) tanıklık etmiştir. Osmanlılar bu savaştan sonra, aşiret olmaktan çıkara, kendisine katılanlarla birlikte, hızlı bir şekilde devlet düzenine geçerler.

xxxxxxxxx

Yalova

TERMAL:
Yalova’ya 12 km. uzaklıktaki Termal, Yalova Turizmin en önemli merkezlerinden biridir. Dünyaca ünlü kaplıcaları, her yıl binlerce turist ağırlar. İlçede bulunan: Sudüşen Şalelesi, merkeze 7 km. uzaklıkta olup, en güzel doğal kaynaklardandır. Kaplıca tesisleri içinde: Sultan banyo-Valide banyo-Kurşunlu banyo ve Köylü hamamı gibi, tarihi banyolar var.

Eski ismi Pythia olan Yalova kaplıcaları: bir yer sarsıntısı sonucunda, MÖ.2000 yılında oluşmuş. Eski Yunan, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlılar devrini yaşayan kaplıcalar: İmparator Constantinus, İustinianos, Sultan Orhan, Sultan Hamit ve Sultan Mecid tarafından, muhtelif tarihlerde restore edilmiş. Ancak: arkeolojik bulgulara göre, Termaldeki ilk ciddi imar çalışmaları: Constantinus ve İustinianos gibi, Doğu Roma imparatorları tarafından yaptırılmış. Ancak: yine de Termal’in eksiksiz bir sanat eseri olarak ele alınıp yeniden yorumlanması, Atatürk sayesinde olur. Atatürk, Termali, yazlık başkent olarak benimser. Yollarını yaptırır, her türlü keşif ve onarım faaliyetlerine destek verir.

Yalova

Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte, Yalova’nın antik çağlardan bu yana kaplıca kent niteliği, yeni boyut kazanır ve gelişir. Kuşkusuz, bu koşulların ortaya çıkışının en büyük nedenlerden biri de, Büyük önder Atatürk’tür. Çünkü, doğal güzelliğine hayran olduğu Kaplıca’ya, 1929 yılında Termal Atatürk Köşkü ve Yalova’da köşkler yaptırmış ve hem dinlenme ve hem de çalışmak üzere, belirli zamanlarda Yalova’ya gelmiştir. Atatürk açısından, buranın diğer en önemli özelliği de: Atatürk, ölümüne neden olan hastalığını, burada öğrenmiştir.

Tarihi kurşunlu hamamı içinde: sauna ve açık yüzme havuzu bulunuyor. Tesis bünyesinde: şifalı mide suyu- göz suyu ve ayak suyu olarak adlandırılan, şifalı sular mevcut. Bu sular: yerin 2000 metre derinliğinden geliyor. İçinde taşıdığı maddeler nedeniyle, 1911 yılında, Roma’da yapılan Dünya Termal Suları Değerlendirmesinde, Dünya Birinciliği Ödülünü kazanmıştır.

Ayrıca: Çınar ve Çamlık isimli iki otel var. Bu otellerin bodrum katlarındaki hamamlarda, banyo suyu olarak kaplıca suyu kullanılıyor. Fiziksel ve kimyasal analizler sonucu, bu suyun: sülfatlı, sodyum ve kalsiyumlu hipotermal ve hipotonik bir maden suyu olduğu saptanmış. Mide ve bağırsak hastalıklarına, kronik gastrit, bağırsak hastalıkları ve safra yetersizliğine bağlı ishallerde, asabi kaynaklı kabızlık, bağırsak parazitleri ve hemeroidlerde, yumuşak doku romatizmalarında kullanılıyor. Kaplıca çevresindeki: Gökçedere ve Üyezpınar mahallelerinde; çok sayıda konaklama tesisi ve restoran bulunuyor. Burada: yağışlı bir iklim hakim.

Yalova

Termal tesislerin girişinde: Yedi Havuzlar olarak isimlendirilen, bir çağlayan var. Çeşitli renkte, ortancaları ile ünlü olan termaldeki bu yerde, çok nadide ağaçlar ve çiçekler görebilirsiniz.
Özellikle: buraya giderken, çok büyük çınar ağaçlarının altından geçerek ulaşacaksınız. Kaplıcalar bölgesine vardığınızda ise: her yandan su seslerinin hakim olduğu restoranda, mutlaka alabalık yemelisiniz. Sonrasında ise: yanınızda gerekli malzeme (şort, havlu, sabun gibi) yoksa bile, tesis içinden satın alarak, mutlaka kaplıcalara girmelisiniz. Özellikle: Atatürk tarafından kullanılan kaplıca muhteşem.
Yalova
Burada: bir asansör var. Atatürk, yukarıdaki köşkten, buraya asansörle inermiş. Ayrıca: sauna özelliği taşıyan küçük bir yer. Büyükçe bir havuz, bu havuz kaplıca suyu ile doldurulmuş. Burada: kaplıca suyundan yararlanıyorsunuz, sonra yine aynı mekana ait, dış kapıya yakın bölümde, şezlonglara uzanıp dinleniyorsunuz. İnanın, bunu yaşarsanız, ömrünüze ömür katılacaktır. Mutlaka deneyin, belli bir ücret karşılığında kiralanan bu mekanı, mutlaka deneyin.

Yalova

ATATÜRK KÖŞKÜ-TERMAL: Cumhuriyet dönemi mimarisinin ilk dönem yapılarından olan bu köşk: 1929 yılında Mimar Sedat Hakkı Eldem tarafından 38 günde yapılmıştır. Bu köşk: arazi eğilimine uydurulmuş, dikdörtgen planlı olup, iki katlıdır. Ayrıca: çatı katından da yararlanılmıştır. Köşkün, bodrum katında, servis merdivenleri bulunan geniş mutfaklar bulunuyor. Zemin katındaki giriş holünden, şeref salonuna, oradan da toplantı ve yemek salonuna geçiliyor. Sonra da bu mekan terasa açılıyor. Bu terasta, toplantı ve yemek salonlarından birer kapı ile girilen küçük bir çalışma odası bulunuyor. İkinci kat: orta salona açılan odalardan oluşuyor. Bu salonun girişi üzerinde, Çinili Balkon adı verilen, bir balkon var. Orta salonun çevresi, U biçiminde bir koridorla çevrilmiştir. Çinili Balkonun sağında yatak odası ile banyo var. Buradan da aralarında bağlantı olan iki dinlenme odasına yer verilmiş. Orta salonun sağında kalan bölüm, misafirlere ayrılan odaları içermektedir.
Yalova
Köşkün mobilyaları ve diğer eşyaları, Dolmabahçe Sarayından buraya getirilmiştir.
Bu köşkün hemen altında: Atatürk tarafından kullanılan, kaplıca bölümü var. Bu bölümde: Atatürk’ün kaplıca bölümüne inmesi için bir asansör, bir sauna ve bir havuz bulunuyor. Elbette, havuz kaplıca suyu ile dolduruluyor. Muhteşem güzel bir yer. Yukarıda da söylediğim gibi, mutlaka bu güzelliği yaşamalısınız.

SUDÜŞEN ŞELALESİ: Termal kaplıcalarının yakınında; Üvezpınar köyünden, 8 km. uzaklıkta bulunan şelale ve çevresi; doğal güzelliklere sahip bir yer. Şelaleye giden yol; mükemmel bir yürüyüş parkuru. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerce yoğun olarak tercih ediliyor. Şelaleye giden yol güzergahında, eşsiz bir baraj gölü, deniz ve doğa manzarası var.

xxxxxxxxxx

Yalova

ÇINARCIK:
Yalova’ya 17 km. uzaklıktadır. Plajları ve kampları ile öne çıkan bir turizm merkezidir. Yalova-Çınarcık karayolu üzerinde, Çınarcığa 4.5 km. uzaklıkta: Hasan Baba Korusu denilen bir yer var. Denizden 120 metre yükseklikte bir tepede ve her mevsim yeşil bitki örtüsü ile kaplı çok güzel ve görülmesi gereken bir yer. Panaroma manzarası harika.

Evet, Çınarcık ilçesinin bulunduğu topraklarda, MÖ.3000-4000 yıllarında kurulmuş yerleşim merkezleri var. Roma imparatoru Constantinus zamanından kalma tarihi kalıntılara, Çınarcık ve köylerinde rastlamak mümkün. 1325 yılında, Türklerin eline geçen Çınarcık, Kurtuluş Savaşı yıllarında, üç kez işgal edilmiş ve 1921 yılında düşman işgalinden kurtarılmıştır. İlçenin: Ortaburun köyü, Aşağı Kocadere ve Yukarıkocadere köy halkının malları, Rumlar tarafından alınmış ve mal sahipleri öldürülmüştür. Kocadere köyündeki mezalim, soykırım, yakıp-yıkma hepsinden korkunç olmuştur. Bu köyde: 230 u toplu öldürme olmak üzere, öldürülenlerin sayısı 830 u aşmıştır. Bu olay, günümüzde: her yıl 29 Nisan tarihinde, çeşitli etkinliklerle anılır.

Çınarcık’ın Rumlar dönemindeki adı: Kio’dur. Temiz havası olan şehir anlamına gelen bu sözcükten sonra da, sahip olduğu ulu çınarlardan dolayı Çınarcık ismini almıştır. Ancak, Fevzi Çakmak, burayı ziyaretinde, Belediye Parkındaki anıt çınarı gördüğünde, “Çok yazık etmişler buraya Çınarcık demekle, Kocaçınar demeliydiler” demiştir.

Evet, Çınarcık, Marmara bölgesinin, bu yöredeki en gözde tatil beldelerinden biridir. Kolay ulaşımı, temiz denizi, orman ve sayfiye alanları ile her dönemde olduğu gibi, bugünde çekiciliğini korumaktadır. Ormanlarla kaplı Samanlı Dağlarının kuzey yamacında, denize uzanan Çınarcık ilçesi, doğal bitki örtüsü ve dört mevsim turizme açık olan alanları ile bölgenin en fazla talep gören turizm merkezidir.

Koru köyden başlayıp Esenköy’e kadar uzanan bir kıyı şeridi üzerinde yer alan ilçede, Paşa Limanı Burnu, Kocadere Burnu, Dikilitaş Burnu, Dermaz Burnu, Baba Burnu, Orman Uçuğu Koyu, Engere Koyu, Mersin Burnu gibi doğal güzellikleri bulabilirsiniz.

Çiçek bahçeleri, koyları temiz sahil şeridi ve her yaşa hitap eden eğlence merkezleri ile gerçekten güzel bir yerleşim yeri. Yinede: Çınarcık denince, aklıma, yazlıklar geliyor. Sırtını ormana vermiş, onar katlı apartmanlar. Bunun yanında: Çınarcık ve Teşvikiye’yi geçtiğinizde, evler ve apartmanlar bitiyor. Yemyeşil bir doğa ile baş başa kalıyorsunuz. Hele, mevsim baharsa, yoğun çiçek ve ot kokusu, ciğerlerinize dolmaya başlıyor. Dahası değişik kuş sesleri içinde, kendinizi tropik ormanlarda sanabiliyorsunuz. Yaşlı çınarlar altında kurulu çay bahçelerinde, toprağa basarak, oturma imkanı var. Derken, Şenköy’e geliyorsunuz. Burada: görkemli bir çınar var Üzerinde: 3000 yaşında olduğu yazılı. Gövde içi: 36 metre kare olan alanda: lokanta var. Türkiye’nin en yaşlı anıt çınarı olduğu söylenen bu ağacın dış çapı: 30 metrenin üstünde.

Yalova

ERİKLİ ŞELALESİ: Çınarcık Erikli’deki Erikli deresi üzerindedir. Erikli deresi, irili-ufaklı birçok şelaleler oluşturarak akar. Bunlardan: Delmece Yaylası yakınlarındaki en büyüğü: Erikli Şelalesidir.

HASAN BABA MESİRE YERİ: Koruya: Yalova-Çınarcık karayolundan ayrılarak çıkılır. Çınarcık’a yaklaşık 5 km. uzaklıktadır. Yalova’da kalabalığın karmaşasından kaçanların, huzura kavuşabilecekleri bir mesire yeridir. Koru: ismini, Yalova’da söylenen efsanelerde geçen Hasan Baba adlı bir ermişten alır. Yaz aylarında, küçük gezintilere çıkmak ve piknik yapmak isteyenlerin uğrak yeridir. Aşağısında uzanan ormanları ve sahili, tepeden görebilmesiyle, ziyaretçilere doyumsuz manzaralar sunar. Binlerce kişiyi, aynı anda ağırlayabilecek genişlik ve ferahlıktadır.


Cevap

Sizde yorum yaparak görüşlerinizi belirtebilirsiniz.

Sorularınız veya önerileriniz için iletişim | Google Sitemap

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, iletişim yolunu kullanarak bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.

| Alexa | XHTML | CSS | Gezi | Gezi | Google

Creative Commons