Tapınak önüne geldiğinizde, kapıda, boynunda boa yılanı olan birkaç Tayland’lı, gönüllü olmanız halinde, yılanı sizin boynunuza doluyor ve resim çektirmenize izin veriyor, tabii, belli bir para karşılğı, sormadan sakın denemeyin, ücreti sorun.
Bu tapınak, Bankok’daki en eski ve en büyük tapınak.
Tapınağa girerken, ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekiyor. Yüzlerce insan, bir o kadar çıkarılıp kapı önüne gelişigüzel konulmuş ayakkabılar, hemen ülkemizdeki, camilerdeki durum aklıma geldi, umarım çıkışta ayakkabılarımı bulabilirim, diye, ister istemez bir düşünce tapınak girişinde kafamıza giriyor. Ama diyorsunuz ki, malüm girilen yer bir ibadethane, hiç ibadethanede hırsızlık olurmu, özellikle Tayland’lılar asla böyle birşey yapmazlar diye düşünerek, tapınağa giriyoruz.
İçeri girdiğinizde, gerçekten herhangi bir ayak kokusunun olmaması güzel. Çünkü, aynı durum, Konya da Mevlana Müzesinde, özellikle sıcak yaz aylarında içeri girildiğinde, karşınıza çıkıyor, yani muhteşem bir ayak/çorap kokusu. O güzelim mistik havayı kirletmeye kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum.
Evet, ayakkabılarımızı çıkardık, hemen bir kenara koyduk ve tapınağa girdik, evet, herhangi bir saçma koku yok. İçeride, 46 metre uzunluğunda, 15 metre yüksekliğinde, altın kaplamalı, metal bir buda heykeli bizi karşılıyor. Önce, pek anlaşılmıyor ve hatta resim çekmekte zorlanıyorsunuz, ama görme açınızı ve fotoğraf çekme açınızı düzenleyince, anlıyorsunuz ki, gerçekten muhteşem bir heykel. İnceleyin, çevresinde dolaşın.
Arka bölümde ilginç bir olay var, birçok küçük metal çanak göreceksiniz, bu çanaklara para atan insanlar göreceksiniz. Daha da önemlisi, tapınak içinde, çok güzel bir metal tını sesi duyuyorsunuz sürekli olarak, önce bunun nedenini anlamıyorsunuz. Ama; tapınağa giderken yanınızda, mutlaka 50 60 adet minik metal para götürün. Bu paraları, buda heykelinin arka bölümünde bulunan, sıralı çanaklara, sıra ile ata ata ilerleyin, attığınızda çok güzel bir ses olmakta, bu paraları tüm çanaklara attığınızda ki, herhangi bir sıra atlamadan, son çanakta dilek tutuyorsunuz, o tuttuğunuz dileğin olacağına inanılıyor.
Derken tapınaktan çıkıyorsunuz, bu arada, içerideki muhteşemliğin her anını, video kameranız ve fotoğraf makinanız ile ölümsüzleştirdiğinizi düşünüyorsunuz, ayakkabılarınızı arıyorsunuz ve onları da bulunca, tam bir mutluluk, ama bir bakıyorsunuz ki çantanızdan cüzdanınız çalınmış, sonrası zaten tam bir rezillik, kimsenin başına gelmesini istemem. Yani, tapınak, mistik duygular filan dedik ya, tapınak ta olsa çok kalabalık, lütfen çantalarınıza, cüzdanlarınıza dikkat edin, hani tapınaktır çalınmaz, hırsızlık olmaz diye güvenmeyin.
Sonra, tapınaktan sakın çıkmayın, bilmeyenler çıkıyor. Siz, arka bahçe bölümüne geçin, oradaki muhteşem yapıları, gökyüzüne yükselen, görüntüleri, yapı şekilleri harika yapıları izleyin, resimlerini çekin, o güzelliği mutlaka ve mutlaka yaşayın, sonra tapınaktan mutlu bir şekilde ayrılabilirsiniz. Yanlız, bahçe bölümündeki bu tapınak ilave mekanlarında, hala rahipler yaşamaya devam ediyorlar, onların maneviyatlarını incitecek herhangi bir şey yapmamaya dikkat edin, ne gibi diye düşünülebilir, örneğin o mekanların kenarlarına gidip oturmanızı istemiyorlar, aşırı gülme, kahkaha atma, yüksek sesle konuşmakta ga







