Vatikan

Aralık 18th, 2008 tarihinde yayınlandı. | 4.116 kez okunmuştur.


VatikanDünyanın en küçük, bağımsız ülkesi. Devlet Başkanı olan Papa, Bernını tarafından inşa edilmiş, 1666 minber ve Michel angelo tarafından yapılan PIETA (Merhamet) heykelinin bulunduğu konutta kalıyor. Ülkenin yaklaşık 1000 kişilik nüfusu var. Bütün dünya kiliselerinde toplanan paraların buraya aktarılması sonucu, muhteşem bir zenginlik sözkonusu.

MİCHELANGELO: Burada, Michelangelonun birçok eserini görmek mümkün. Bu yüzden, bu sanatçı hakkında kısacık bilgi. Floransalılar, buna dört ruhlu de adını vermişlerdir. Yaratıcı ve hümanisttir. 90 yıl yaşamış ve memleketinin trajik gelişmelerini izlemiştir. Bu gelişmeler onun eserlerini de etkilemiştir. 1498 yılında, Sn.Pıetro Bazilikasının içinde bulunan “PİETRA”yı yapar. Eser, heykel sanatının en güzel örneklerinden biridir. Meryem, kucağında ölü İsa nın figürünü taşımakta ve sadece cansız düşmüş İsa nın eline bakışı, bütün duygularını yansıtmaktadır. Pietrada gösterdiği ustalık, dahinin, sonsuzluğa yolunu açmıştır. Michelangelonun düşmanları bile, teknik mükemmelliği kabul etseler de, herşeye rağmen, annenin oğuldan daha genç olması doğal değildir eleştiri sesleri yükselmiştir. Sanatçı, bu eleştirilere cevabında, güzellik ve adalet, hiç bir zaman yaşlanmaz diyerek karşılık verir.

ST.PIETRO MANASTIRI:
Hiristiyan tarihinin en şaşalı manastırlarından biridir. Oldukça etkileyici. Dünyanın en büyük ve en meşhur kilisesi. İnşaatı yaklaşık 125 yıl sürmüş. İnşaat, 1641 yılında tamamlamış. Önünde elips şeklinde bir Bernini şahaseri, ortasında da bir obeliks (dikilitaş), etrafında kolonlar üzerinde (284 adet) aziz heykelleri var. Bu heykellerin yanında, bronz dört at heykeli göreceksiniz. Bu heykel; 1204 yılındaki İstanbul’da haçlı istilası sırasında çalınarak buraya getirilmiş. Ayrıca; binanın önünde, Papanın ayinini dinlemek üzere gelenler için ayrılmış bir sürü oturma sandalyesi var. Binanın hemen önünde, iki büyük aziz heykeli var. Bunlardan bir tanesi Tarsuslu Aziz heykeli, elinde iki anahtar var, biri cennetin diğeri cehennemin anahtarını simgeliyor imiş.
Meydanda, kubbe görülebiliyor. Cupola. Bunun tepesinde, Papa seçildiğinde, beyaz duman tüttürülüyormuş. Alt bölümde, kapılarda, korumaları görebilirsin. Bunların özelliği, İsviçreli olmaları, isimleri svis guard.
Meydanın sonunda, merdivenlerle katedrale giriliyor. Girişte, kısa şort, mini etek yasak. İçeri girdiğinde, en çok kalabalığın olduğu bölüm olan Michelangelonun Pietra heykelinin bulunduğu sağ bölüme yönel. Heykeli Michelangelo bölümünde anlattım, mutlaka görülmesi gereken bir sanat harikası. Geçen yıllarda, bir deli heykele boya atmaya çalışmış, bunu üzerine heykelin önünü cam blokla kapatmışlar. Tapınağın her tarafı altın işlemelerle kaplı. Tam karşıdaki camlı bölüm üzerindeki güvercin temasının İsayı ifade ettiği söyleniyor.

BASILICA:
Eski Papaların kıyafetleri, taçları, haçları burada sergileniyor. Pek özelliği olan bir yer değil.

CUPOLA (KUBBE):
En heyecan verici yer burası. Hava şartları uygun değilse (yağmur, sis, pus varsa) çıkma, çünkü buraya çıktığında, doyumsuz manzarayı seyredemessin. Michen Angelo tarafından yapılmış. Buraya çıkmak için iki yol var. Birinci yol, asansöre binmek ve daha sonra 350 basamak merdiven çıkmak. İkinci yol ise, tüm yolu yürüyerek, merdivenlerden çıkmak. Her iki yol da, paralı. Asansörle çıkılan bölüm, çok yorucu değil. Tavsiyem, asansörsüz çıkmak. Daha eylenceli ama yorucu dikkat. Basık ortamlara karşı fobisi olanlar, kalp riski olanlar, bu 350 basamaklı bölüme çıkmamalı. Bir insanın ancak geçebileceği darlıkta ve mistik merdivenler var. Çıkış bitince, o manzarayı görmek için buna değer. İniş problemsiz.

VATİKAN MÜZESİ:
Her tarafı altınlarla kaplı, hiristiyanlık tarihine ait bir çok eserin bulunduğu bir müze burası. Girişte, dedektörlerle arama yapıyorlar. Ayrıca, bazı günler giriş 10 euro, bazı günler 14 euro. Girişten sonra, mısır medeniyetine ait eserlerin bulunduğu bölüm var. Burada, iki mumya bulunmakta ve ilgi çekmekte. Daha sonra, roma dönemine ait bolca ve muhteşem heykeller, duvar halıları, resimler ve sona doğru çağdaş sanat eserleri var. Ben buraya girerken, Mıchel Angelonun tavana yaptığı, iki elin parmaklarının bulunduğu resmi (yaradılış resmini ) merak ederek girdim. Müzede yol boyunca bu resmi aradım. Bulamayıp, müze çıkışına yaklaştıkça da, acaba kaçırdım mı diye hayıflandım. Hayır, en sonda.

‘Capella Sistina’ şapeli denen bir bölüm var. Bu bölüm: 1508-1512 yılları arasında, Michel Angelo tarafından yapılan, rönesans dönemi resimlerinin bulunduğu bir yer.
Papa II Julius Vatikanda Sistina Capellası içinde resimler yaptırmak istemektedir. Bu iş, Michelangeloya verilir. Fresko tekniğini çok iyi bilmediğini düşünen, fakat yine de teklifi kabul eden sanatçı, önceden hazırlanmış olan 30 metrelik iskelenin tepesinde, dört yıl boyunca ve yatarak çalışır ve 1512 de freskoyu bitirir. 48-13 metrelik tavanı, toplam 524 metre kare ölçülerinde bir yeri fresklerle doldurur. 343 insan yüzü ve figürü tek başına çizer. Hastalanmış ve boynu yamulmuş olarak iskeleden iner. Freskte: ışığın karanlıktan ayrılması, güneş ve ayın yaratılması, suyun kuraklıktan ayrılması, ademin yaratılması, havvanın yaratılması, nuh ve tufan sahneleri yer alır.
Ademin yaratılması sahnesinde, yaratıcı (tanrı) uçarak, elbiseleri şiddetle dalgalanan bir melek korosu ile birlikte yaklaşır. Yaratma parmak ucunun dokunması ile oluyor. Dağ yamacında yatan adam, michelangelonun en büyük buluşlarından biridir. Kendisi, burada gizli bir kuvvetle, zavallılığı birleştirmiştir. İnsan, bu yatan adamın, kendi kendine kalkamayacağını biliyor. Uzanan elin, cansız parmaklarında her şey söylenmiş olup, ancak başını döndürebilmiştir. Bununla beraber, hareketsiz vücutta büyük bir kuvvet ve hareket kabiliyeti saklıdır. Yukarı çekilmiş bacak ve kalçaların döndürülmesi, bunu ifade ediyor. Gövde tam cepheden, alt kısımlar profilden gösterilmiştir. Burada; adem’in yani yaratılanan yüzünde öyle bir masumiyet çizilidir ki, michelangelo, bu masumiyeti; şöyle ifade eder: yaradan, yarattığı canlıya, hiç bir kötülür vermez, bu yüzden yarattığı anda çok masumdur, insan ancak yaratıldıktan sonra kötülük ile tanışmıştır. Bu yüzden, adem’in yüzünde, muhteşem bir masumiyet ifadesi var. Ayrıca; resimlerde hep çıplaklığı tercih etmiştir. Bunun sebebi olarak ise; gerek insan vicudunun muhteşemliğini görüntülemek, ortaya koymak ve gerekse yaratılış esnasındaki çıplaklığı ortaya çıkarmak içindir.

Son olarak,Şapelde, mihrap duvarında, fresk olarak, mahşer sahnesi tasvir edilmiştir. Tavanın kenarında, peygamberler arasında kadın figürleri olarak beş sibil (Eskiçağda geleceği haber veren kadınlara verilen isimdir) yerleştirilmiştir. Bunlardan, Delf sibili, en çok dikkat çekendir.

Büyük bir kilise düşünün, tüm duvarları ve tavanı, muhteşem resimlerle süslenmiş. O meşhur resim de burada, tam tepede. Yerden 20 metreden fazla olan bir yükseklikte, böyle muhteşem bir resmin yapılmış olması, Michel Angelonun sanat dehasının en büyük göstergesi. Bu bölümde, şapel içinde, tüm müzede serbest olmasına rağmen, resim, video çekmek yasak. Hatta, gürültü yapmak, sesli konuşmak bile yasak. Görevliler sürekli halkın arasında dolaşıyorlar. Yinede, bazı turistler özellikle tavandaki resmin fotoğrafını çekiyorlar.
Mutlaka görülmesi gerek bir yer. Şapelin kenarlarındaki tahta sıralarda oturun ve resimleri keyfle seyredin.

SANT ANGELO KÖPRÜSÜ VE KALESİ: Köprü, Bernininin heykelleri ile nefis görüntülü. Ayrıca, Times nehri de görülmeye değer. Nehrin kıyısındaki, beton blok üzerine çıkın ve bir süre, nehri, köprüyü ve uzaktan kalesi izleyin, doyumsuz görüntü. Kale, öncelikle Vatikanın savunması için yapılmışsa da sonradan Bernininin stüdyosu olarak bile kullanılmış. Bizim Cem Sultan da, burada kalmış ve öldürülmüş. Kale ile St.Piyer arasında, gizli yol ve geçitler olduğu söyleniyor. Papa nın güvenliği için bu düzen kurulmuş. Kale silindirim bir yapıda. İlk zamanlar, Roma İmparatoru Hadrian ve ailesinin mozolesi olarak yaptırılmış. Daha sonra, MS.4 ncü yüzyıl civarında, uzun yıllar kale ve bir süre de hapishane olarak kullanılmış. Roma yı büyük ölçüde etkileyen veba salgını sırasında, zamanın Papa sı tarafından, veba salgınının bitmesi için ayin yapılırken, kalenin tepesine bir melek indiği ve bunun Papa tarafından görüldüğü rivayet ediliyor. Bunun üzerine, Roma şehrindeki veba salgını son bulur. Bunu ifade etmek üzere, Rafael tarafından yapılan bir melek heykeli kalenin üstüne konulmuş, çok uzaklardan görülebiliyor.


Yorum

Cevap

Sizde yorum yaparak görüşlerinizi belirtebilirsiniz.

Sorularınız veya önerileriniz için iletişim | Google Sitemap

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, iletişim yolunu kullanarak bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.

| Alexa | XHTML | CSS | Gezi | Gezi | Google

Creative Commons