Siirt

Share on FacebookTweet about this on TwitterEmail this to someonePrint this page

siirt.genel.1
Siirt; yaşamımın en güzel günlerinin geçtiği, iki yıl yaşadığım bir şehir. Bir gün: stadyumda, Siirtspor-Denizlispor, 1. Futbol Ligi maçını izlerken, arkamdaki sırada oturan, bir kısım insandan bir tanesinin telefon konuşmasına tanık olmuştum. O kişi, telefondaki arkadaşına “ Siirt denilen bir yere geldik, maçımız var” diye, Siirt’ten söz etmişti. Gerçekten: Denizli’den geldiğini düşündüğüm bu insanlar, buraya gelmeden, burayı görmeden önce, eminim ki, haritada Siirt’in yerini gösteremezlerdi. Ancak: burayı gören insanlar, Siirt’in gerçekten; kendi ölçüsünde modern ve güzel bir şehir olduğunu, insanlarının gerçekten çok cana yakın olduklarını öğreniyorlar. Yani: burası ilk anda akla geldiği üzere, Doğu Anadolu’nun ücra bir köşesi değil, güzel bir beldesi. Buraya: elbette yalnızca turistik amaçlarla gitmek mümkün değil, ama buraya yakın yerlerde yaşayanlar, buraya yakın yerlerden geçenler, mutlaka zaman ayırıp Siirt’i görmeliler. Kesinlikle, Siirt’te kaldıkları sürede: güzel zaman geçirecekler ve bu güzel şehri keyfle gezeceklerdir.

ULAŞIM:
Siirt’e en yakın havaalanı: 180 km. uzaklıktaki Muş havaalanı. Siirt’in Diyarbakır havaalanına uzaklığı: 200 km. Van havaalanına uzaklığı ise: 265 km. Ama: Siirt’e en yakın havaalanı: Batman’da bulunmakta olup, yalnızca 87 km. uzaklıktadır. Aslında: Siirt’tede şehre yakın bir bölgede havaalanı bulunmaktadır. Ancak: bu havaalanı yapım şekli itibarıyla, şu an kullanılmıyor.

Siirt’e ulaşımın diğer bir yolu: karayolu. Siirt-Diyarbakır arası uzaklık: 180 km. Siirt-Bitlis arası uzaklık: 97 km. Siirt-Ankara arası uzaklık: 1099 km. Siirt-Van arası uzaklık: 265 km.dir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

TARİHİ:
Siirt’in içinde bulunduğu bölge: göçler nedeniyle etnik ve dinsel inanışlar yönünden çeşitlilik göstermektedir. Urartular, İskitler, Medler ve Persler egemenlik dönemlerinde dinsel inanışlarını da buraya yaymışlardır. Dağlık alanlarda yaşayan, kapalı toplulukların çeşitli din ve tanrıları olmuştur. MÖ.150’lerden başlayarak, yöreye egemen olan Partlar, Arsaklılar, Sasaniler döneminde, İran tanrılarının ve inanışlarının etkisi güçlenmiştir.

Malazgirt Savaşından sonraki dönemde, Siirt yöresinde, Hasankeyf Artuklularının egemenliği sözkonusuydu. Artuklulara bağlı göçebe Türkmenler, yöreye yerleşmişlerdi. Artuklu beyleri ve askerleri, kentlerde Türkleşmenin çekirdeğini oluşturmuşlardı. Beylerin: Alp, İnanç, Yağbu gibi Türk adlarını kullanmaları: Artuklularda, Türkmen geleneğinin güçlülüğünü göstermektedir.

Artuklulardan sonra, Siirt’te, Akkoyunlular egemen olmuşlardır. 16. yüzyılda Osmanlı yönetimine geçen Siirt, Osmanlı imparatorluğunun yıkılışına kadar, onların egemenliği altında kalmıştır.

siirt.köy resmi.1
GENEL:

Siirt; rakım olarak 895 metre yüksekliktedir. Arazi yapısının inişli-çıkışlı olması nedeniyle, aslında rakım: 600 ile 1600 metre arasında değişmektedir. Ancak: Siirt’in coğrafi yapısının en önemli yanı: 1. derece deprem kuşağında bulunmasıdır. İlde: karasal iklim hüküm sürmekte olup, yazları aşırı sıcak ve kışları ılık geçer. Özellikle yazları: genelde 40 derece civarında olan sıcaklık, nem olmadığından insanları pek rahatsız etmez, ama yinede, yaşamı bir ölçüde etkiler.

Siirt adının Sami dilinden geldiği söylenmektedir. Bazı kaynaklarda, bu adın: Keldani dilinden, kent anlamına gelen “Keert” (Kaa’rat) sözcüğünden kaynaklandığı yazılıdır. Siirt sözcüğü: isim kaynaklarında: Esart, Siirt, Siird gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryani’ler, kente “Se’erd” (yöresel söyleniş biçimiyle Sert) demişlerdir. 19. yüzyılda: Sert, Seerd, Sört, Sairt olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt biçiminde benimsenmiştir.

Şehre karayolu ile geldiğinizde: şehirlerarası otobüs terminali, şehrin girişinde bulunmaktadır. Buradan: şehre ulaşabilirsiniz. Yol üzerinde: sol’da Fakülte bulunmaktadır.

Şehir merkezinde: Atatürk heykelinin bulunduğu ve törenlerin düzenlendiği meydanda: aynı zamanda şehrin tek oteli bulunmaktadır. Bu meydanda: Belediye Binası ve bankalarda bulunuyor.

Bu meydanın: solunda ilerleyen cadde: Aydınlar ilçesine kadar sürmektedir. Bu caddede ilerlediğinizde, ilk sola dönen cadde ise: şehrin esas caddesi olan Cumhuriyet Caddesine çıkar. Tüm alışveriş mekanları bu cadde üzerinde sıralanmıştır. Caddelerin kıyısında, kaldırımlar üzerinde, özellikle yaz aylarında: birçok insanın; tabure benzeri oturaklarda büyük kalabalıklar halinde oturduklarını göreceksiniz. Şehrin en büyük sorunlarından biri susuzluktur. Belediye, su şebekesinde, özellikle yaz aylarında yeterli su bulunmaz. Bu nedenle: şehirde bulunduğunuz zamanda, mutlaka kapalı pet şişelerde satılan şişe suyu içmeniz şart. Yoksa: musluklardan akan su kesinlikle içilmemeli.

Şehrin en eski ve tarihi bölümü: Cumhuriyet caddesinin yukarısında, tepeye doğru olan bölümde bulunmaktadır. Bunun dışında: şehir dört bir yana doğru uzanmaktadır. Susuzluk ve kuraklık sonucu olarak; şehirde yeterince meyve ve özellikle taze sebze bulmak mümkün değildir. Konaklama imkanları bakımından: merkezdeki tek otel ve büyük öğretmen evi düşünülebilir.

Siirt insanı: çok cana yakındır, özellikle esnaf, çok hoşgörülüdür ve şehir dışından gelenlere de büyük yakınlık göstermektedir.

xxxxxxxxxxxxxxx

SİİRT ÜNİVERSİTESİ:
Siirt’te, şehir girişinde: 1992 yılında açılan Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi bulunmaktadır. Sınıf öğretmenliği, Fen Bilgisi öğretmenliği, Sosyal Bilgiler öğretmenliği, İlköğretim Matematik öğretmenliği programlarında, çok sayıda başarılı öğrenciler mezun etmiş olan Fakülte; 29 Mayıs 2007 tarihinde, Dicle Üniversitesinden ayrılarak, Siirt Üniversitesine bağlanmıştır.

Şu anda: Üniversite bünyesinde: 2 Enstitü, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi ve Eğitim Fakültesi bulunmaktadır. Üniversitenin tesisleri şehir içinde, giriştedir.

siirt.ulu cami minaresi. bunuda koy.1
TURİZM:
Siirt’te, antik kalıntılar bulunmamaktadır. Daha çok: inanç turizmi öne çıkar. Hz. Ömer zamanında İslamiyeti benimseyen Siirt yöresinde: dini ağırlıklı eserler çoğunluktadır. Bu da, Siirt’in turizm anlayışının, inanç turizmi yönünde gelişmesine neden olmuştur.
Hz. Muhammed’in övgüsüne mazhar olan, Hz.Veysel Karani’nin kabirleri il sınırları içinde bulunmaktadır. (Konu hakkında ayrıntılı bilgi: Baykan sayfasında verilmiş olup, oradan bilgi alabilirsiniz.)

Ayrıca: dünyaca ünlü “Marifetname”nin yazarı olan İbrahim Hakkı ve Hocası İsmail Fakirullah’ın türbeleri, Aydınlar ilçesinde bulunmaktadır. (Aydınlar-Tillo yine bu sitede, ayrı bir başlık altında anlatılmıştır. Ayrıntılı bilgiyi oradan alabilirsiniz.)

xxxxxxxxxxxxxxxx

NE YENİR:

SİİR FISTIĞI:
İridir. Çatlama oranı ve protein miktarı fazladır. Ancak: yağ oranı düşüktür. Lezzetlidir. Bu söylediğim özellikleriyle: Gaziantep fıstığından ayrılır. Yani: fıstık alırken, baktığınızda, daha iri olan Siirt fıstığıdır. Yörede: : bıttım ağaçlarının aşılanması ile, fıstık elde edilir. Bu bıttım ağaçları aşılanmasa: bıttım denilen bir meyve verirler. Fıstıktan daha küçük, ağızda dişler arasında kabuğu kırılan ve içinde fıstık benzeri bir meyve vardır. Bu bıttım denilen meyve de: özellikle Arap ülkelerine ihraç edilir, ayrıca sabun yapımında kullanılır.
Siirt fıstık üretiminde, önemli bir yer tutsa da, üretilen fıstıkların, kurutularak kabuklarının çatlatılması işlemi, halen Siirt’te değil, Gaziantep’te yapılabilmektedir. Ancak: fıstık, ağaçtan toplandığında yaş olarak da, yani herhangi bir işleme tabii tutulmadan da yenilebilmektedir. Ama: tercih edilen şekli, kurutulmuş ve kabuğu çatlatılmış haldedir.
Evet: Siirt’te, genelde çarşıda satılan hediyelik paketler içinde, kurutulmuş ve kabuğu çatlatılmış Siirt fıstığı almalısınız.

PERDE PLAVI: Siirt’in yöresel yemeklerinden perde pilavı ve büryan kuyu kebabı ünlü. Perde pilavı: yeni geline yapılıyor ve “evimizin sırlarını hamurun pilavı kapladığı gibi sakla” anlamına geliyor. Pirinç taneleri: bereketi, keklik eti ve badem de doğacak çocukları simgeliyor. Fes şeklinde, bakır tencerelerde pişirilen perde pilavı, Siirt’in en meşhur misafir yemeğidir. Yumurta, süt ve yağ ile yoğrularak hazırlanan hamur, özel tencereye yufka şeklinde sıvanır. Bu hamur üzerine, badem içi ile şekiller verilir. Önceden kızartılan keklik veya tavuk eti; et suyu ile hafifçe pişen pirinçle birlikte çeşitli baharatlar, badem içi, çam fıstığı ile birlikte, hamurla sıvalı tencereye yerleştirilir. Tencerenin ağız taraf ıda hamurla sıvanarak, kapağı örtülür.
Önceleri kor ateş üzerinde döndürülerek pişirilen perde pilavı, tencerenin ters yüz edilmesiyle, külah şeklinde boşaltılır. Sıvanmış hamur, börek gibi kızarmıştır. Bu kabuk yarılarak, servis yapılır.

BUMBAR: Bur yemek, mahalli bayram günü olan Cigor’un özel yemeğidir. Mahalli adı “Cokat” tır. Önceden temizlenmiş, tuzlanarak kurutulmuş veya taze olarak itina ile temizlenmiş kalın bağırsakların bir ucu dikilir. Yıkanmış ıslak pirinç, karabiber, maydanoz ve kıyma (elle ince doğranmış et) karıştırılarak, bağırsak içine doldurulur. 30-40 cm. olacak şekilde, öbür ucu da dikilir. Bağırsağın hava almasını sağlamak için, çeşitli yerlerinde şişle delik açılır ve kazanda ılık su içinde bırakılır. İki saat kadar kaynatılarak pişirilir. Bağırsaklar, dolgun vaziyete geldiği zaman ateşten indirilir. Kaynar sudan alınan bumbarlar, geniş bir kabın içine konur ve üstü bir bezle örtülerek, 20 dakika dinlendirildikten sonra servis yapılır.

BÜRYAN KEBABI: Kızgın kuyularda pişirilir. Genelde, yazın yenilen bir et yemeğidir. Kemiklerinden ayrılan et parçaları, daha önce kızdırılmış yeraltı kuyularına, çengellerle sarkıtılır ve kuyu ağzı kapatılır. Kuyu tabanına, büyükçe bir kazan yerleştirilir. Etin fazla yağı, bu kazanda biriktirilir. İki saat bekletilir. Kuyudan alınan pişmiş etler, askılarda satışa sunulur. Servis sırasında, kızgın vaziyette hazır bekletilen etler sıcak servis yapılır.

ZİVZİK NARI:
Adını, Siirt’in Şirvan İlçesine bağlı Zivzik (Dişlinar) Köyünden alan Zivzik narı, gerçekten güzel bir tat. Tamamen organik olarak üretiliyor. Kimyasal gübre, tarımsal ilaç ve hormon yok. İlaçlanmıyor, çünkü bölgede nem olmadığı için zararlı hayvan yaşamıyor. Gübrelerinden yararlanılan hayvanlar, piyasa için değil, köylünün kendi ihtiyacı için yetiştirdiği hormonsuz yemle besleniyor. Zivzik narı, geleneksel ve sağlıklı yöntemlerle marka olacak. Bir zivzik narı: ortalama 200 gr.dan başlıyor. 800 grama kadar çıkıyor. Taneleri nohut büyüklüğünde. Çekirdeği küçük ve yumuşaktır. Asit oranı düşüktür. Tadı mayhoş. Evlerde depolanan narın kabuğu kurudukça, rengi pembeden kreme dönüyor. Türkiye’nin dört bir yanına gönderiliyor. Büyük şehirlerin marketlerinde kilo fiyatı: 5-8 TL. arasında değişiyor. Nar özellikle kış aylarında bolca tüketilmeli. Çünkü: özellikle bağışıklık sistemini güçlendirerek pek çok hastalıktan koruyor. İçerdiği maddelerle kolestrol ve şekeri de dengeliyor. Sağlığı koruduğu gibi, kanser hücrelerinin gelişmesini de engelliyor. Siirt’teki manavlarda bulabilirsiniz.

xxxxxxxxxxxxxx

ALIŞVERİŞ:

Siirt’te: alışveriş yapabileceğiniz çeşitli yerler var. Bunlardan bir kısmı: pasaj olarak faaliyetini sürdüren ve yurt dışından getirilen bir kısım malın pazarlandığı yerler. Buralarda: gezinebilir, yurt dışından getirilmiş bir kısım malı bulabilirsiniz. Bunun dışında, Siirt’te alışverişte, buraya has ve almanızı önereceklerin şunlardır:

BITTIM SABUNU: Evet, Siirt denince bıttım sabunu ve buraya özgü olan Siirt Battaniyesi ünlü. Bıttım sabunu, menengiç ile bu yörede yetişen daha iri bir türü olan bıttımın değirmenlerde öğütülmesi sonucu elde edilen ekstrenin süzülerek, çıkan yağın kaynatılmasından elde ediliyor. Bıttım sabununun, saç dökülmesini ve sivilceleri engellediği, ciltteki yağ ve asidi dengelediği biliniyor.

SİİRT BATTANİYE: Siirt’te küçükbaş hayvancılıkta, en çok yetiştirilenlerden biri siyah tiftik keçisi. Keçilerin siyah ve kahverengi tiftiği meşhur Siirt battaniyesi yapımında kullanılıyor. Battaniyecilik: tiftiğin tamamen el emeği ile dokunmasına dayalı, yöreye özgü bir sanattır. Aynı dokuma tekniğiyle: tiftikten, atkı, manto, kaban, yelek yapılmaktadır. Hediyelik olarak: bunları bulup satın alabileceğiniz dükkanlar, merkezde bulunmaktadır. Doğal renklerdeki Siirt Battaniyelerinin yanı sıra, yine tiftikten yapılan yelek, çanta, seccade gibi hediyelik eşyaları burada bulabilirsiniz.

KÖK BOYAMA KİLİMİ: Bu kilimler: Jirkan kilimi olarak da adlandırılır. İlin birçok yerinde, evlerde ve atölyelerde dokunmaktadır. Yöreye gelenler: yine merkezdeki bir kısım dükkanda, bunları bulup, satın alabilirler. Kök boya ve ev dokuması, bu kilimlerin kalite ve dayanıklılığını arttırmaktadır. Bu kilimler: Siirt’in köylerindeki tezgahlarda da yapılmakta olup, burada bir süre kalmanız durumunda, bu köylerde, desen ve rengini seçerek, istediğiniz ebatlarda kilim hazırlatma şansınız da olabilir.

BITTIM SABUNU: Bıttım’dan üretilmektedir. Daha önce söylediğim gibi: bıttım, fıstık ağacının aşılanmamış halinde, ağacın verdiği ve fıstık benzeri bir meyvedir. Cildin güzelleşmesini sağlar. Ciltteki yağ ve asit oranını düzenleyerek, akne ve sivilce oluşumunu engeller. Saç kırılmalarını ve dökülmelerini durdurur. Cilde güzellik verir.

xxxxxxxxxxxxxx

GEZİLECEK YERLER:
siirt.ulu cami minaresi.esas bu.1
ULU CAMİ:
Yapım tarihi kesin olarak bilinmiyor. Caminin Selçuklu Sultanlarından Muguziddin Mahmut tarafından, 1129 tarihinde onarıldığı biliniyor. 1260 yılında, Cizre hakimi Selçuk Atabeylerinden El Mücahit İshak tarafından, camiye ilaveler yaptırılmış.
Camiye ait muhteşem bir sanat ürünü olan minber: 1933 yılında, Ankara Etnoğrafya Müzesine nakledilmiş. Bu minber; Selçuklu sanatının meydana getirdiği, 12.yüzyıl ahşap minberlerinin en güzel örneklerinden olup, kakma tekniğinde geometrik şeritler ve yazı firizleriyle süslenmiştir. Kitabesinde: 1219 yılında yapıldığı anlaşılmıştır.
Caminin en göze batar yanı: Siirt’in sembolü konumundaki: dikdörtgen prizma kaidesi üzerine, yuvarlak gövdeli olarak oturtulmuş, kalın ve firuze çinilerle süslü olan minaresidir. Yukarı doğru incelen minare, eğilmiş ve gövdesinde de çatlaklar meydana gelmiştir. Bu arada da, gövdesindeki çinilerin ve mozaiklerin bir kısmı dökülmüştür. Günümüze gelebilen örneklerden: altıgen şekildeki çinilerin çevresinin lacivert renkte şeritlerle çevrildiği görülmektedir. Oldukça basit olmakla birlikte, bu çiniler, 12.yüzyılın ilk yarısına tarihlenen ender örnekler arasındadır. Büyük olasılıkla da Anadolu’daki çini mozaiklerle süslenmiş bir minare ile, ilk defa burada karşılaşılmaktadır. Minare: temeldeki bir boşluk nedeniyle, hafif eğik durmakta ve bu durumu ile, İtalya’daki Piza kulesine benzetilmektedir.

siirt.botan çayı.1
BOTAN ÇAYI:
Evet: Siirt içinde, Botan Çayını görmeniz mümkün değil. Botan Çayını görmek için, şehir dışına çıkmanız gerek. Ama: Siirt denilince, akla Botan Çayı gelir. Bu yüzden, Botan çayı hakkında biraz bilgi vermek şart. Siirt-Hakkari ve Siirt-Van sınırını oluşturan yüksek dağlardan kaynağını alır. Önce batıya ve sonra kuzeybatıya doğru akar. Suyu iyice bollaşınca, dar ve derin bir vadi oymuştur. Vadi tabanıyla dağların dorukları arasındaki yükselti farkı: 1000 metreye kadar ulaşır. Akarsu: Pervari yöresinin sularını toplayan Çatak Çayı ve Bitlis doğusundaki dağlık yöre ile Doğruyol, Kapılı ve Kuran Dağlarının sularını toplayan Büyükdere ile Çukurca’da birleşir.
Botan Çayı, sonuçta, Çat Tepe’de Dicle Irmağına katılır.
Botan Çayının saniyede taşıdığı ortalama su miktarı: 31-274 m.küp arasında değişir. Uzunluğu: 300 km. ye ulaşan suyun toplama alanı da: 7600 km. karedir. Botan suyu üzerindeki Kip köprüsü, Sağman köprüsü ve Kayaboğaz köyü yakınlarında 130 metrelik asma köprüsü bulunmaktadır. Botan suyunun yükseltisi fazla olduğundan, akışı da çok hızlıdır.

siirt.sağlarca kaplıcası.2
SAĞLARCA KAPLICASI:
Siirt’in 17 km. güneyinde, Botan çayı kenarında, Siirt-Eruh karayolu üzerinde, bir mağarada bulunan kaplıcadan, mağaranın genişletilmesi ve düzenlenmesi ile yararlanılmaya başlanmıştır. Buradaki kaplıca: havuzu besleyen kaynağın yakınında, ikinci bir kaynak daha bulunmaktadır. Bu kaynağın suyu, doğrudan doğruya Botan Çayına karışmaktadır.

Kaplıca suyu: 33-36 derece sıcaklıkta olup, suyu: klorürlü, sülfatlı, bikarbonatlı, sodyumlu, hidrojen-sülfürlü, kalsiyum içermektedir. Suyun ph değeri: 6.4’tür. Kaplıca suyu: romatizma, deri, solunum yolları, kadın, sinir ve kas yorgunluğu, sinirsel hastalıklar, eklem ve kireçlenme, ameliyat sonrası rahatsızlıklar gibi hastalıklara olumlu etki kapmaktadır.

“Siirt” için 4 yorum

  1. gerçekten siirtti tanıtmak amacıyla çok güzel hazırlanmış hazırlayana canı gönülden teşekkür ederim süpersiniz

  2. Siirt yazısı hakkındaki güzel yorumunuz için çok teşekkürler, sizlerin bu güzel yorumları, güç veriyor, çok teşekkürler.

  3. Siirte yeni atandım, şimdilik yalnızca 2 gece kalabildim, cuma günü tekrar gidiyorum, Siirt geneli hakkında pek bir şey söyleyemem ama merkez beklentimin çok çok üstünde bir yer çıktı,ev kiraları firaz fazla ama neyse:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir