Samsun, Bafra

Share on FacebookTweet about this on TwitterEmail this to someonePrint this page

Nüfusu 150.000 geçmesine rağmen, Samsun’a çok yakın olması nedeniyle il yapılmayan, büyük bir ilçe. Bu hali ile, Karadeniz’in en büyük ilçesidir. En büyük özelliklerinden biri de: ilçe  girişinde mezarlık, çıkışında ise cezaevi bulunmasıdır.

 

ULAŞIM:

İl merkezi olan Samsun’a uzaklığı: 51 km.dir. 26 km. batısında ise, Yakakent ilçesi bulunmaktadır. Bağlantı Samsun veya Sinop üzerinden gelen, Karadeniz sahil yolu üzerindendir.

 

TARİH:

İlçenin tarihi, MÖ.5000 yıllarına kadar uzanıyor. Bafra isminin kökeni: Kızılırmak’ın denize açıldığı yerde; MÖ. 521 yıllarında Fenikeliler zamanında, ticaret gemilerinin yanaştığı koylarda bulunan: ticaret evlerine “Bafira” ismi veriliyormuş ve bu isim, değişime uğrayarak, günümüze “Bafra” olarak ulaşmış. Yani: Bafra isminin, muhtemelen 350 yıldır kullanıldığı düşünülüyor.

İkiztepede yapılan kazılarda: kalkolitik döneme ait yerleşim izlerine rastlanmıştır. Burası: yaklaşık 2300 yıl boyunca, sürekli yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Eski Tunç Çağı, Hitit dönemi kültürlerinin izlerini taşıyan, çok sayıda eser ve kalıntı bulunmuştur. Helenistik döneme ait de, bir mezar bulunmuştur.

Bölge: MÖ.47 yılında, Roma egemenliğine girer. 13.yüzyıl başında ise, Anadolu Selçukluları görülür. 1214 yılında, Konya hükümdarı İzzettin Keykavus, bazı Türkmen aşiretlerini bölgeye yerleştirir. 1243 yılında, Moğol istilaları sonucu, Selçuklu Devletinin yıkılması üzerine, bölgede, küçük bir Türk beyliği olan, Bafra Beyliği kurulur. 1460 yılında, Osmanlılar bölgede egemenliği ele geçirirler.

1876 Osmanlı-Rus savaşında, Kırım’dan Bafra’ya çok sayıda, Tatar gelir. 1912 Balkan Savaşları sonrasında ise, Kosova’dan gelen Arnavut göçmenlerin büyük bölümü, Bafra ve çevresine yerleştirilirler. Halen, Kosova kültürünü ve ana dilleri olan Arnavutçayı yaşatmaktadırlar. Arnavut göçmenlerinin Bafra’da tarım ve bahçecilik kültürünün gelişmesine katkıları büyüktür.

Cumhuriyetin ilanından sonra ise, karşılıklı mübadele sonucu: bölgedeki azınlıklar, buradan ayrılırlar.

GENEL;

İlçe, Karadeniz kıyısına 20 km. uzaklıktadır. Denizden yükseklik ise, yalnızca 20 metre. Kızılırmak nehrinin biriktirdiği, alivyon ovası üzerine kurulmuştur. Kızılırmak’ın denize yakın kısımlarında: arazinin düz olması nedeniyle, birçok göl oluşmuştur. Batıdaki göl: Karaboğaz gölü, doğudaki göl ise: Balık gölüdür. Ancak, ormanlık alanlarda göze çarpıyor.

Bafra’nın en büyük ve Türkiye’nin en uzun akarsuyu olan Kızılırmak, dağları derin bir vadi ile geçerek, ovaya ulaşıyor. Bafra ovası, tamamen Kızılırmak nehri tarafından oluşturuluyor. Irmağın denize yakın bölümlerinde, biraz önce söylediğim gibi, birçok göl oluşmuş.

İlçeye en fazla yağış, Kasım ayında, en az yağış ise, Mayıs ayında düşer. Yıllık ortalama yağış miktarı, 700 mm. civarındadır. Yağmurlu gün sayısı, yılda 100 gündür.

xxxxxxx

KONAKLAMA:

Bafra Öğretmenevi       362-5372938  Mevlana Mah.Bakırpınar Yolu.No.18.BAFRA

Sevgi Otel                    362-5431481  Alaçam Cad.No.6.Akbank Karşısı.BAFRA

xxxxx

KARPUZ FESTİVALİ:

İlçenin, Bengü köyünde düzenleniyor. 1994 yılından bu yana sürdürülen etkinlikler, her yıl yalnızca 10 Temmuz günü ve bir gün süreli olarak yapılıyor.

ALTINKAYA BARAJI VE HİDRO ELEKTRİK SANTRALI:

İlçe merkezinin 35 km. güneybatısında, Kızılırmak üzerindedir. Temelden: 195 metre yüksekliktedir. 1987 yılında su tutulmaya başlanmış olup, 1988 yılı ocak ayından itibaren, elektrik üretimine başlanmıştır.

DERBENT BARAJI:

Baraj gölü ve çevresindeki ağaçlık alanlar, görülmeye değer güzellikler sunuyor. Piknik yapmak ve dinlenmek amacı ile gidilebilecek yerler. Burada, ayrıca olta ile balık avcılığı yapmak ta mümkün.

Barajdaki diğer turistik aktiviteler: alabalık tesisleri, otel, motel işletmeleri, ev pansiyonculuğu, göl safarisi, olta balıkçılığı. Ayrıca: burada su altı dalış ve şınolker ile balık avcılığı da yapmak mümkün.

KIZILIRMAK:

Türkiye’nin en uzun akarsuyudur. Uzunluğu: 1151 km.dir. Irmak: Bafra’nın batısında kollara ayrılır ve Bafra burnundan Karadeniz’e dökülür. Bafra yakınlarında yapılan ölçümlere göre: genişliği 46 metre, derinliği: 1.30 metredir. Saniyede: 21 metreküp su taşır. Akış hızı ise, saatte: 4-6 km. arasındadır.

BAFRA OVASI:

Kızılırmak nehri, Bafra Burnundan Karadeniz’e dökülürken, ardında geniş ve alivyonlu topraklar bırakır. Burası: Türkiye’nin en verimli ovalarından birisidir. DSİ tarafından yaptırılan sulama kanalları ile, ovanın çorak olan kuzey kısımları sulanır. Bu yerlerde, ayrıca hayvancılıkta yapılmaktadır.

BAFRA SELE-SEPET ŞENLİKLERİ:

Ramazan ayının 15. gecesi: Bafra’da şenlikler yapılır ve bu şenliklerde özellikle çocukların eğlencesi ön plana çıkar. Bu şenliklere: sele-sepet şenlikleri denir. Bu gece boyunca: büyüklerle küçükler kaynaşır, çocuklar sevindirilir, onlara izzet-ikramda bulunulur. Eğlenmeleri, gülmeleri için, bir gün önceden hazırlıklar yapılır. Herkes çocuğuna, halk arasında sele-sepet denilen fenerlerden alır. Daha sonra, evlerine ziyarete gelecek küçük misafirler için: şeker, bozuk para veya meyve bulundururlar.

İftar vakti yaklaştığında: çocuklar, guruplar halinde kümelenirler. Küçükten büyüğe doğru, boy sırasına girerler. Bir anda, ilçenin bütün sokakları: bu küçüklerin, ellerindeki fenerlerin ışığı ile aydınlanır.

xxxxxxxxx

NE YENİR:

Bafra pidesi. Özellikle: Bafra ilçesinde, Turan Ustanın yerinde, Bafra pidesi yemenizi öneriyorum. Cumhuriyet Mahallesi.Rıza Cami Sok.No.13.A. Telefon ise: 362-5437572. Bafra pidesinin: kapalı kıymalı ve açık pastırmalı yumurtalı çeşidini mutlaka deneyin. Diğer çeşitleri sonradan ortaya çıkmış. Köfte de deneyebilirsiniz. Buraya has, güzel köfte yapılıyor.

Bunun dışında, eğer yazın buraya uğrarsanız: dondurma denemenizi öneririm. Özellikle: Ballıbabada yemelisiniz. Gençlik caddesinin sonundadır. Sade dondurmasının sarımtrak bir rengi var.

xxxxxxxx

NE SATIN ALINIR:

Bafra lokumu çok meşhur, mutlaka öneriyorum. Kaymaklı lokum: yuvarlak lokumun içinden 1 parmak kalınlığında taze kaymak geçiyor. Üzeri pudra şekerli. Çabuk bozuluyor, aldığınızda çabuk tüketmeniz gerekiyor. Tadı muhteşem.

Aynı zamanda, kokulu lokum.

GEZİLECEK YERLER:

LİMAN GÖLÜ:

İlçeye, 20 km. uzaklıktadır. Bazı kollarda denize açılır. Bu kolların uzunluğu, bazı yerlerde 2 km. bulur. Gölde: kefal ve sazan balık üretimi yapılmaktadır. Gölün güneyinde: Balık gölü, kuzeyinde ise, Karaboğaz gölü bulunmaktadır.

Karadenize en yakın göl olarak dikkati çekiyor. Su bir miktar tuzlu olduğundan, deniz balıkları da bu gölde bulunabiliyor.

İKİZTEPE:

1971 yılından  sonra, İkiztepe köyü bölgesinde bulunan İkiz Tepe ve çevresinde yapılan arkeolojik araştırmalarda: 58 höyük, 5 düz yerleşim yeri, 25 antik çağ ve sonrasına ait kalıntı, 49 tümülüs, 5 kaya mezar, 1 kale, 1 köprü bulunmuş.

İkiztepe: MÖ.5000 yıllarından buyana, sürekli yerleşim yeri olarak kullanılmış. Hititler: Anadolu’ya gelip, Kızılırmak nehrinin geniş kıvrımı içine yerleştikten sonra, Hattuşaş bölgesini kendilerine başkent yaparlar. Daha sonra: yeni yerleştikleri yer ile, buradaki yerleştikleri merkez arasındaki bağlantıyı sağlamak için: büyük ve düzgün yollar ve bir takım kaleler yaparlar. Bu yolların en büyüğü ise: Orta Anadolu’yu, Samsun’a bağlayan yoldur. Ana yol: Kavak ilçesinden itibaren, bugünkü asfalt şasenin geçtiği tabii vadiyi izlemiştir. Çünkü: söz konusu vadinin her iki yakasında, belirli uzaklıklarda sıralanan höyük ve yamaç yerleşimleri vardır. Ayrıca: Hititlilerin en büyük kentlerinden olan Kültepe’de yapılan kazılarda ortaya çıkarılan tabletlerde: Kızılırmak kıyısında bulunan Zalpuwa (Zalpa) isimli bir şehirden sıkça söz edilmektedir.

Bunun üzerine: başta da söylediğim gibi: 1971-1975 yılları arasında, Bafra ilçesi bölgesinde, toprak üstü kazılarına başlanır. Bafra ilçesinin, 7 km. uzağında bulunan İkiztepe köyünde: Zalpa şehrinin bulunduğu tahmin edilir. Bu kazı çalışmaları sırasında: yaklaşık 8000 dolayında, tarihi kalıntı ortaya çıkarılır. Bunlar arasında: Dramos mezarı, dönemin modern silah ve tekstil atolyeleri ile mezarlıklar bulunur. Ayrıca: beyin ameliyatı yapıldığına dair izler bulunan kafatasları bulunması: buranın çok gelişmiş bir medeniyet bölgesi olduğunu işaret etmektedir.

Burada o kadar çok tarih var ki, şaşıracaksınız. Örneğin: Eski Anadolu’da bulunan mezarlıklardan en büyüğü burada. İkiztepe ören yerindeki en yüksek tepe: İlk Tunç Çağına ait. Yani: MÖ.2300-2100 yıllarına ait. Bu mezarlıkta: 623 mezar taşı bulunmuş. Buradan çıkarılan, 690 iskelet üzerinde yapılan antropolojik araştırmalarda: ölüm yaşları ve cinsiyetleri belirlenmiş. Ayrıca, iskeletlerden, 8 tanesinde, bilinçli beyin ameliyatları yapıldığına dair izler görülmüş. Ameliyat yapılanlardan bazılarının ameliyattan hemen sonra öldüğü, bazılarının ise 10 yıla varan sürelerle, yaşamlarını sürdürdükleri öğrenilmiş. Bu gerçekten muhteşem bir uygarlığın belirtisi.

Bu en yüksek tepe: daha sonraki Helenistik dönemde (MÖ.330-30) bir Tümülüs yani yığma mezar olarak kullanılmış. Kesme taştan imal edilmiş olan Tümülüs anıt mezarında: iki mezar odası ve girişinde uzunluğu 10 metreye ulaşan, giriş koridoru bulunuyor. Evet, bu anıt mezar aslına uygun olarak restore edilmiş ve ziyarete açık. Girmeli ve görmelisiniz.

İkiztepe; yaşandığı dönemlerde, Kızılırmak’ın Karadeniz’e döküldüğü yerde kurulmuş. Ama tabii günümüzde, nehrin getirdiği alivyonlar nedeniyle: kıyı kesimi dolmuş ve şu an bölge, denizden 7 km ve nehirden ise 2 km. daha uzaklıktadır.

Yine, buradaki uygarlığın ulaştığı medeniyet seviyesini görmek açısından: buluntular yani silah, alet, takı ve semboller incelendiğinde, burada yaşayan halkın, madencilik sanatının gelişmesinde büyük rol oynadıklarını görmemek mümkün değil. Madeni eşyalarda: bakır ve arsenik karışımı kullanılmış. Bakır: Merzifon ve arsenik ise, Gümüşhacıköy yöresinden getirilmiş olmalı. Arsenikli bakırdan yapılmış olarak bulunan, 1000 civarındaki kalıntı, Anadolu’da bulunan en önemli koleksiyonlardan birini oluşturuyor.

Evet, İkiztepe’de bulunan, 6000 civarındaki kalıntı (pişmiş toprak, kemik, boynuz, taş ve maden eser): günümüzde, Samsun Arkeoloji Müzesinde sergileniyor. Bölge ise, Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmış.

ALİ KALE BÖLGESİ:

Burası: Belediye tarafından oluşturulmuş bir yer. Tesisler bünyesinde: Oteller, Moteller, Bafranın ünlü pidesinin sunulduğu ve kahvaltı hizmeti veren Restoranlar, Çay ocakları, gezinti alanları var. Yani, bir anlamda, hoşça vakit geçirilebilecek bir bölge.

ALİBEY ÇEŞMESİ:

Cumhuriyet meydanında, Kaykakamlık binası bahçesinin yanında. 1751 yılında yapıldığı belirlenmiş. Bafra’nın en eski çeşmesi. Sütun başları, motiflerle süslenmiş, Gotik tarz andırıyor. Çeşme: arkasındaki duvara dayalıdır. İki yanındaki iki sütun ve bunları birleştiren yuvarlak bir kemer içinde, ayna taşı ve yalak taşından meydana gelmiştir. Gerek Kaymakamlık ve gerekse Cumhuriyet Meydanına bakan yüzünde, Lale Devrini andıran birer kitabe bulunmaktadır.

KADI ÇEŞMESİ:

Tekel caddesi, Alaçam caddesi ve Bulvar yolunun kesiştiği yerdedir. 1778 yılında, Kadı Ali Efendi tarafından yaptırılmıştır. Sade bir yapı stili olmasına rağmen, söylentilerle meşhur olmuş bir çeşmedir. Bu çeşme: su içenlere uğur getireceğine inanılıyor. Ayrıca: bu çeşmeden su içenlerin, Bafra’yı çok sevip, buradan ayrılamayacakları söylenir.

ASARKALE:

Kızılırmak vadisindedir. İlçenin 30 km. güneybatısında, Altınkaya barajı yakınındadır.

Burada: sur kalıntıları, sarnıç kuyuları ve eski hapishane, kapalı çarşı olduğu sanılan bir galeri ve merdivenler görebilirsiniz. Yapılış tarihinin, MÖ.1000 yılı olduğu düşünülüyor. Yani: 3000 yıl öncesinden günümüze kalmış. Buraya giderseniz, kale ile bağlantılı ve günümüze kadar ayakta kalabilen, gözetleme kuleleri görebilirsiniz. Helenistik döneme ait olan kale: korunma amacı ile yapılmıştır. Burada bulunan yontma taştan heykelcikler, yine Samsun Arkeoloji Müzesinden sergileniyor.

Anakayaya oyularak yapılmış, üç adet mezarın da aynı döneme ait olduğu sanılmaktadır. Bunların: Paflagonlara ait olduğu sanılıyor. MÖ.700 yılına tarihleniyor.

DENİZ FENERİ:

1923 yılında yapılmıştır. Günümüzde, halen aktif olarak çalışmaktadır.

BALIK GÖLLERİ:

İlçenin 20 km. kuzey batısında, Kızılırmak’ın iki yakasında bulunuyor. Türkiye’nin en lezzetli sazan balıkları, burada avlanmaktadır. Göl, Kızılırmak deltası üzerinde bulunur ve toplam 33 parçadan oluşmaktadır. Özellikle: Yeşilyazı, Koşuköyü, Emenli, Harız gölleri büyük bir alanı kaplamaktadır.

Toplam alanı: 8000 hektardır. Kuş gözlemciliği açısından, çok önemli bir potansiyele sahiptir.

BEYLİK KÖYÜ HÖYÜĞÜ:

Tepecik köyü sınırları içindedir. Höyük eteğinde, bir de pınar var. MÖ.3000 yıllarından başlayarak, günümüze kadar olan tarihi sürece ait eserler ve de özellikle, Friglere ait boyalı çanak-çömlek parçaları bulunur.

BÜYÜK CAMİ (CAMİ-İ KEBİR);

İlçenin en eski tarihi eseridir. Buradaki ilk cami yapısı: İsfendiyaroğullarına mensup Emir Mirza tarafından yaptırılmıştır. Aynı yerde, 1670 yılında, Ayşe Hatun tarafından bugünkü cami yaptırılmıştır. Ayşe Hatun, Osmanlı Sadrazamı Köprülü Mehmet Paşa’nın kızıdır.

Evliya Çelebi’nin, 300 yıl öncesi yazdığı meşhur “Seyahatname”sinde sözünü ettiği, iki camiden birisidir. Bitişiğindeki kabristanda: 100-150 yıl önce ölmüş, meşhur alimlerin bazılarının mezarları bulunmaktadır.

ÇETİNKAYA KÖPRÜSÜ:

Cumhuriyet döneminin ilk ve büyük eserlerinden biridir. Samsun-Sinop karayolu üzerindedir. Kızılırmak üzerindeki geçişleri: 1937 yılından önce, 650 metre uzunluğunda, ahşap bir köprü sağlıyormuş. 1937 yılından sonra, bu yeni köprü hizmete açılmış. O zamanki: Ulaştırma Bakanının adına izafeten, ismi “Ali Çetinkaya Köprüsü” olmuş. Bafra’nın en eski yapılarındandır. Köprü: 7 kemerli ve 250 metre uzunluğundadır. Yeni evlenen çiftleri, uğurlu dur diye, bu köprüden geçiriyorlar.

KUŞ CENNETİ:

Kızılırmak deltasındadır. Karadeniz kıyılarında, tabii özelliklerini koruyabilmiş, en büyük, güzel ve ender, sulak alanlardan biridir. Ülkemizde, toplam 420 kuş türünün bulunduğu belirlenmiş ve bunlardan, 316 kuş türünün, Bafra’da barındığı tespit edilmiştir. Bölgede üreyen kuş türlerinin sayısı ise, 140 dır. Sulak alanda, kış boyunca her yıl en az 100 bin su kuşu, burada barınmaktadır.

Evet, burası Türkiye’nin en önemli kuş alanlarından birisidir. Dünya ölçeğinde nesli tehlikede olan kuş türlerinden: tepeli pelikan, dik kuyruk, bıldırcın klavuzu gibi türler, bölgede görülmektedir. Göç döneminde ise: aladoğan, arı şahini, balık kartalı, kara çaylak, çayır delicesi ve bozkır delicesi gibi yırtıcılara da rastlanmaktadır.

YEŞİLYAZI KÖYÜ:

Bafra yöresine denize girmek isterseniz, burayı tercih etmelisiniz. Buranın sahilinin kumu çok güzel, aslında deniz hemen derinleşmesiyle, biraz tehlikeli de olsa, malüm Karadeniz, denize girmek için iyi bir yüzücü ve dikkatli bulunmak şart.

“Samsun, Bafra” için 8 yorum

  1. slm ben bafralı değilim eşim bafralı ama inanınki bafralı olmayarak bafraya çok gitmişimdir :))) bafra gerçekten çok güzel gezmediğim ….. yemediğim şeyi kalmamıştır ama şu kaymaklı lokumu hiç yemedim duymadım da bu yazın gittiğizde onu da deniycem .. hele bafra pidesi harika o yuzden istanbulda bafra pidesi yapan yere gidiyorum özellikle ( sarıyere) :))))))

  2. Ben erzincandan meloş sahra
    canımdan da çok sevdiğim insana sesleniyorum doğduğun yer çok güzel söylediğinden de güzel keşke seninle beraber harikalar diyarında yaşamak isterdim seni çok seviyorum çok özledim seni çok, umarım bu yazdıklarımı bir gün görür ve okursun sahran.cemo

  3. Bir kere BAFRA bir şehir değil canısı…
    BAFRA bir ilçedir…
    Ama gerçekten sana katılıyorum çok güzel bir yer…

  4. Gerçekten Çok Detaylı Ve Çok Başarılı Bir Bafralı Olarak Çok Teşekkürler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir