Muğla, Marmaris

Share on FacebookTweet about this on TwitterEmail this to someonePrint this page


Türkiye’nin en güzel turizm beldelerinden biri. Mutlaka gidip görülmesi gereken, yeşil ve mavi renklerinin buluştuğu, cennet gibi bir yer. Yurt dışından milyonlarca insanın gelip yaşadığı bu güzellikleri, bizlerde, sizlerde yaşamalısınız.

ULAŞIM:
Evet: bulunduğunuz yerden, bir şekilde Marmaris’e ulaşmanız mümkün. Marmaris; tanınan ve bilinen bir yer olması nedeniyle; gerek karayolu ve gerekse havayolu ile buraya rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Elbette, özel aracınız ile de. Marmaris’in belli başlı merkezlere uzaklıkları şöyle: Muğla: 56 km., Bodrum: 173 km., Dalaman: 88 km., Datça: 75 km., Gökova: 32 km. Karayolu ulaşımında; Muğla’dan çıktıktan sonra Gökova sapağını geçtiğinizde, Marmaris’in meşhur ağaçlıklı yolu na giriyorsunuz. Burada ki asırlık okaliptus ağaçlarının altındaki asfalt yolda araba sürmenin keyfi bir başka. Bu arada: Marmaris’e ana merkezlerin uzaklıkları ise şöyle: Ankara: 678 km., İstanbul: 836 km., Antalya: 369 km. ve İzmir: 281 km.

Havayolu ile de buraya gelmek mümkün. Uçakla gelecekler için, en yakın havaalanı: Dalaman. Dalaman buraya 90 km. uzaklıkta. Bodrum-Milas havaalanı ise, 140 km. uzaklıkta. İzmir Adnan Menderes Havaalanı: 284 km. uzaklıkta. alaman havaalanından, Marmaris şehir merkezine, otobüs seferleri var. Ayrıca: taksilerle de ulaşmak mümkün.


GENEL:

Evet: ülkemizin en büyük turizm merkezlerinden biri. Marmaris: gerek merkezi ve gerekse çevresiyle, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. İklim uygun, nem oranı düşük, turistik tesisler muhteşem. Çevrede: gerek eğlence, gerek tarihi antik kalıntı ve gerekse deniz, güneş ve sukünet arayanlar için her türlü ortam mevcut. Bu da Marmaris’in bu kadar revaçta olmasına neden oluyor. Ayrıca: burada, diğer sayfiye yerlerinde olduğu gibi, çok sayıda yazlık konut var. Bu nedenle: yaz başlangıcında, doğal olarak buranın nüfusu, birden yükseliyor.

Marmaris’te kalenin de bulunduğu, eski kent: bir alışveriş merkezi gibidir. Araç trafiğine kapalı, üstü tentelerle örtülü sokaklara sıralanmış dükkanlar ve tezgahlar, çok renkli bir görüntü oluşturur. Alışveriş niyetiniz olmasa bile, bu sokaklarda dolaşmaktan keyf alacaksınız.

Marmaris’te geleneksel ürünlerin satıldığı pazar yeri ararsanız: her Perşembe günü, Marmaris Belediyesinin modern Pazar binasında kurulan pazara gitmelisiniz. Ayrıca: İçmeler’de Çarşamba, Armutalan’da Perşembe, Beldibin’de ise Pazar günleri, geleneksel pazarlar kuruluyor ve gerek yerli halkın ve gerekse turistlerin büyük ilgisini görüyor.

Evet, bu pazar yerlerinde: Marmaris’in ünlü çam balı, yöresel el işi halı-kilim-dokuma ürünleri, her çeşit baharat ve şifalı otlar, hediyelikler, meyve-sebze satılıyor. Marmaris’te ne satın alalım diye düşünürseniz; hiç düşünmeden, buraya özgü, “çam balı” alın derim. Gerçekten; çarşı içinde de, yalnızca “bal ve bal ürünleri” satan dükkanlar var. Bunlarda: her türlü bal ve bal ürünleri (polen gibi) bulmanız mümkün. Marmaris gezinizi tamamlarken, yanınızda mutlaka şehir içinden alacağınız “çam balı” bulunmalı. Yollardan yani karayolu üzerindeki seyyar satıcılardan almanızı önermiyorum. Çünkü: bunların sahte veya karışık çıkma olasılığı çok yüksek. Size tattırdıkları ile, almak istediğinizde paketleyip verdikleri birbirinden farklı. ( Marmaris’li bir bal satıcısından aldığım bir ipucu: balın iyi olup olmadığını denerken, almak istediğiniz balı, bir kürdan/kibrit parçasına bulaştırın, akışkanlığına bakın, akışkanlığı fazla ise, balın kalitesi düşük, akışkanlığı yavaş ise, kalitesi yüksektir. Diğer bir yöntem ise: yine bir toplu iğnenin ucunu bal’a batırın ve çakmak ile yakın: çıtır çıtır yandığında biliniz ki şekerlenmiştir, aksi halde gerçek bal’dır. Şehir içindeki satıcılarda ise, böyle bir olasılık yok. Paranızın karşılığını, tam olarak alabileceksiniz.

Marmaris’e gelmişken: bir gününüzü de Rodos’a ayırabilirsiniz. Türk vatandaşları için, günü birlik Rodos turlarında, yurtdışı çıkış harcı ödenmesi gerekmiyor. Ancak: yanınızda elbette pasaport bulunması gerekiyor. Yazın, hergün Marmaris Marinadan, Rodos’a hareket eden katamaran tipi tekneler var. Marmaris’ten Rodos’a, saat: 09.00 ve 16.00 da seferler var. Bu seferlerin karşılıkları ise: yine bu saatlere yakın. Yani: 08.00 ve 16.30 da. (Yine de, bu saatleri, gitmeden önce lütfen teyit edin)


TARİH:
Tarih sahnesinde, bu bölge, Karya’lıların yaşadıkları ve uzun süre egemenlik sürdürdükleri bir yer olarak tanınır. Takip eden dönemde: çeşitli medeniyetler, bölgede egemenlik kurarlar.

Bugün, Marmaris’te kentleşme: kale çevresinde gelişmiş ve yaygınlaşmıştır. Beldibi ve Armutalan sırtlarından, denize ve İçmelere kadar, çok geniş bir alana yapılan Marmaris’de ; Kale, İskele ve Marina ile sınırlandırılmış bölümü, tarihi kent merkezi olarak adlandırılıyor.

Bu bölgedeki tarihi yapılar: 16-20 nci yüzyıllar arasındaki dönemlere tarihlenir. Yani: Osmanlı dönemine ait. Kale çevresindeki tarihi yapılar olduğu gibi korunmuş ve restore edilmiş. Büyük bölümü: bar ve alışveriş merkezi olarak kullanılıyor. Konut kullanımı da var, ama çok az. Sokaklar: dar, ahşap yapılar çıkmalı, tıpkı diğer Osmanlı kentlerinde olduğu gibi.

Marmaris’in çevre yerleşimlerinde de, çok sayıda antik yerleşim kalıntısı görmek mümkün. Bunları gezmekten hoşlananlar için; ayrıntılı bölge anlatımlarında o yörede görebileceğiniz antik kalıntıları anlattım. Burada: genelde insanlar ayrıntılı tarih okumak istemiyor. Genel olarak değerlendirmek gerekirse: Marmaris’de geçmişte, antik çağlarda, bulunduğu yer itibarı ile, Kyria bölgesinin önemli yerleşimlerinden biri olmasa da (Milet, Efes, Didim, Bergama gibi) bu çevrede de, nisbeten küçük olsada, yerleşimler olmuş.

Bu arada: Marmaris adı nereden gelmiş? Belki merak edenler olabilir. Fazla ayrıntıya girmeden, Marmaris adı şöyle oluşmuş: “

Şehir, bugün bulunduğu tepede, ilk yerleşimcileri olan Türkmen’ler tarafından, Bizans döneminde, “Mermer Şehri “ ismiyle kurulur. Menteşoğulları Beyliğinin egemenliği döneminde, mermer ticaretinde, altın çağ yaşanır. Bu dönemde, mermer ticaretinde muhteşem zenginleşen, bu liman kentinin adı: “Mermeris” olur. Mermeris ismi: Yunancada “Marmaras”, İtalyancada “Marmarice/Marmaris”, İngilizcede “Marmorice” olarak geçer. Bölge; I.Dünya Savaşından sonraki İtalyan işgali altında kalınca; özellikle “Marmaris” ismi sıkça kullanılır ve daha sonraki Cumhuriyet döneminde de bu ismin kullanılmasına devam edilir.

Başka bir rivayet daha var. Bu da bizden: “Kanuni Sultan Süleyman; kendi yaptırdığı ve halen Marmaris’te görülen kaleyi beğenmez ve kalenin mimarını astırır. Bu nedenle, Marmaris isminin “Mimaras” dan geldiği de rivayet edilmekte. Yozgat’ın Boğazlıyan kazası aklıma geldi. Oranın da belki biliyorsunuz dur, Ermenilere zulüm yaptı diye, Kaymakam’ı asılmış. İlçenin adı da, bu yüzden: Boğazlıyan. Bu arada: Kanuni Sultan Süleyman dönemini anlatan televizyon dizisi, insanların bu döneme olan ilgilerini üst düzeye çıkardı. Gerçekten, Kanuni’nin en büyük düşü, Rodos adasını almaktı ve bunun için her türlü hazırlık ve girişimler yapılmış, bu kale de bunlardan biri.

xxxxxxxxxxxxxxxxxx

Evet: Marmaris’in içinde ve çevresindeki gezilecek yerleri, görebildiğim ve gidebildiğim ölçüde anlatmaya çalışacağım. Buyurun geziye.

MARMARİS İÇİNDE GEZİLECEK YERLER:

MARMARİS KALESİ VE MÜZE:
Marmaris kalesini kim ve ne zaman yaptırmış? Kale: tam olarak, Yat Limanının arkasında ve yüksek bir noktada bulunuyor. Bir söylentiye göre: Kanuni Sultan Süleyman, Rodos seferi öncesi, kalenin yaptırılması için emir vermiş. Kalenin sefer sırasında, askeri üs olarak kullanıldığından söz ediliyor. Biraz öncede söylediğim gibi, kaleyi yaptırmış ama kaleyi beğenmemiş, kaleyi yapan mimarı astırmış.

Birinci Dünya Savaşında: körfeze giren Fransız savaş gemileri: topçu atışlarıyla, kalenin büyük bölümünü yıkmışlar. Ama, yine de kalenin varlığı ve iskanı yani içinde insanların ikametleri devam etmiş. Yakın zamana kadar, kalenin içinde, 18 konutun varlığından söz ediliyor.

Evet, kale: 1980-1990 yılları arasında restore edilmiş. 1991 yılında ise, Marmaris Müzesi olarak hizmete açılmış. Pazartesi dışında hergün ziyarete açık. Müzede: toplam 7 kapalı mekan bulunuyor. Giriş mekanı: iç bahçeye açılıyor. Avluda, sağda ve soldaki merdivenlerle, surlara çıkabilirsiniz. Surlardan: çevreyi seyretmek ve fotoğraf çekmek mümkün. Mutlaka çıkın. Bahçeden girişi olan kapalı bölümlerden; ilk iki tanesi: arkeoloji salonu olarak düzenlenmiş. Bu salonlarda ve bahçede: bölgeden toplanan taş eserler, Helenistik, Roma, Bizans dönemlerine ait: amforalar sergileniyor. Ayrıca: Burgaz, Knidos, Hisarönü ve diğer çevre kazılarında bulunan: pişmiş topraktan yapılmış kandiller, şişeler, figürler, çeşitli kaplar, cam eserler, ok uçları, sikkeler ve süs eşyaları sergileniyor. Etnoğrafya salonunda ise; Osmanlı dönemi sonuna tarihlenen, günlük yaşamla ilgili: dokuma, halı, kilim, mobilya, bakır mutfak eşyaları, silahlar ve süs eşyaları sergileniyor. Diğer bölümler: sanat galerisi, büro ve depo olarak kullanılıyor.

HAVZA SULTAN KERVANSARAYI:
Burası, bir Osmanlı yapısı. Üzerindeki yazıtta; 1545 yılında yapıldığı yazılı. Kaleye eş zamanlı yapılmış. Üstü kemerlerle örtülü. Kaleye çıkan dar ve basamaklı sokağın hemen girişinde. Yapının: 7 küçük ve bir büyük odası var. Günümüzde; özel mülkiyette olup, turistik eşya ve hediyelik satan dükkanlar ile, kafe-barlara tahsis edilmiş. Önünden geçerken belki dikkatinizi çekebilir.


İSKELE VE YAT LİMANI ÇEVRESİ:
Marmaris’deki Netsel Marina; Güney Ege bölgesinin en büyük ve modern yat limanı. 720 yat kapasiteli. Yatlara, her türlü servis veriliyor. Marina ile çarşı arasındaki rıhtımda ise, Mavi Yolculuk ve günübirlik gezi tekneleri bağlanıyor.


BARLAR SOKAĞI:
Yat Limanından, Değirmençayı Deresini takip ederek içeri yöneldiğinizde, barlar sokağına çıkarsınız. Burada: her türlü müzik zevkine hitap eden barlar; sağlı-sollu sıralanıyor. Eğlence, sabahın ilk ışıklarına kadar sürüyor. Rıhtıma parelel ve dik inen sokak, Marmaris’in gece yaşamının en renkli noktalarını oluşturuyor. Müziğin ve eğlencenin her türü var.


GÜNNÜCEK:
Marmaris’te, yazın sıcaktan bunalırsanız: Netsel Marina’yı geçip, “Günnücek” piknik alanına gidebilirsiniz. Burada: yazın suyu çok azalan bir dere var. Piknik alanı: Orman İdaresi tarafından düzenlenmiş. Plaj ve kamp alanından yararlanabilirsiniz. Ayrıca: nesli tükenmekte olan, özel bir ağaç “Güllük” ağaçlarını göreceksiniz. Bunların gölgesinde piknik yapabilirsiniz.

Güllük ağacı; evet, bu ağaç önemli. Niye? Çünkü: yalnızca ülkemizde yetişiyor. Yok olma tehlikesi var. Bulunduğu ortama, çok fazla oksijen vermesiyle de biliniyor. Dünya’da ise, yalnızca Anadolu’nun belli yörelerinde (Marmaris, Köyceğiz, Fethiye, Milas) yetişiyor. Ezacılıkta, parfüm ve kozmetik sanayinde kullanılan sığla yağı, bu ağaçtan elde ediliyor. Sığla yağı: esmer gri renkli, bal kıvamında, hoş kokulu ve acımsı tadı olan bir madde. Bileşiminde: uçucu yağ, reçine ve sinnamik asit bulunuyor. Yara iyileştirici, asalak öldürücü ve balgam söktürücü özellikleri var. Merhem ya da yakı halinde bazı deri hastalıklarının tedavisinde de kullanılıyor. Mısır’da ise, antik dönemde, mumyalama işlerinde kullanılmış.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

MARMARİS DIŞINDA GEZİLECEK YERLER:

AKSAZ;
Aksaz denilince; sanırım yerli ve yabancı turistlerin pek bildiği bir yer akla gelmiyor. Çünkü: burası zaten belli bir süre yoldan ilerledikten sonra; çeşitli koruma önlemlerinin alındığı ve geçmenize izin verilmeyen bir yer. Evet, burası askeri tesislerin, yerleşimlerin ve bir de askeri kampın bulunduğu bir alan. Karayolunda bir süre ilerliyorsunuz, birden karşınıza bir engel çıkıyor ve durduruluyorsunuz. Askeri şahıs değilseniz, daha ileri gitme şansınız yok. Bu nedenle: bu bölgeye geçmemeniz önerilir. Yinede: muhteşem çam ağaçlarının bulunduğu bu bölge; yine cennet gibi. Gerek havası ve gerekse görüntüsü, yeşil ve mavinin birleştiği, buluştuğu bir güzellik. Bu yolda; yaklaşık yarım saat ilerledikten sonra; deniz askeri tesislerinin bulunduğu bir alan, kırk dakika ilerledikten sonra ise, askeri bir kampın bulunduğu yere geliniyormuş. Yani: yaklaşık 20 km. lik bir uzaklık söz konusu. Ama: yol, virajlı, iniş-çıkışlı.


AKTAŞ:
Sahilden, Yalancı Boğaz’a giden yolun, 3’ncü km. de, ufak bir yerleşim alanı. Adını; deniz kıyısındaki, yüksek ve ak bir kayadan almış. Kuzey yönü: ormanlık tepelerle çevrili. Gürültüden uzak, sakin bir belde. Plajının kumu ince. Marmaris şehir gece manzarasının en güzel görüntüsü, buradan alınıyor.. Kalınabilecek birkaç motel var.


ADAAĞZI:
Aktaş’tan devam eden yol, 2 km. sonra, Adaağzı’ndan geçiyor. Burası yeni bir yerleşim yeri. Marmaris koyunun deniz sporlarına uygun bir köşesi olmaya aday.

YALANCI BOĞAZ:
Marmaris’ten bakınca, boğaz gibi görünen ve halk arasında: “Yalancı Boğaz” olarak adlandırılan bir yer. Marmaris merkeze, 8 km. uzaklıkta. Burada: 800 metre uzunluğunda, doğal bir set var. Bu set: Nimara yarımadasını (Cennet/Yıldız Adasını) karaya bağlıyor. Ayrıca: yat limanı ve çekek yeri olarak hizmet veren işletmeleri barındırıyor.


CENNET ADASI (NİMARA YARIMADASI/YILDIZ ADASI):
Ada olarak biliniyor ama aslında yarımada. Marmaris’in karşısında uzanıyor. Günü birlik teknelerin uğrak yerlerinden biri. Her sabah, Marmaris’ten kalkan tekneler, gidişte ya da dönüşte, mutlaka buraya uğruyorlar. Bütün gün boyunca burada kalanlar da var. Ama dilerseniz, Marmaris merkeze 8 km. uzaklıkta bulunan Yalancı Boğaz’a kadar minibüs ya da kendi özel aracınız ile gidip, daha sonra yürüyerek Cennet Adasına çıkabilirsiniz. Patika yollar, kent kalabalığından uzak ve doğa ile baş başa olmak için ideal bir ortam. Yürüyüş güzergahı gerçekten çok güzel. Manzara güzel. Teknelerin yanaştığı iskelenin çevresinde çardak lokantalar ve kafeler var.

Yalancı Boğaz’ı geçip, Cennet Adasına girildiğinde; orman yolu başlıyor. Yol: sağa ve sola olmak üzere ikiye ayrılıyor. Sola ayrılan yoldan, 1 km. kadar ilerlediğinizde: bir mağaraya ulaşacaksınız. Ama, dikkat, mağarayı bulabilmek için, yinede bir rehbere ihtiyaç var. Çünkü: yol üstünde, mağara ile ilgili herhangi bir işaret veya tabela yok. Mağaraya önce tırmanarak, sonra ise çalılıklar arasından güçlükle yürüyerek ulaşılıyormuş. (Ben gitmedim) Buraya ulaştığınızda ise, karşılaştığınız manzaranın sizi büyüleyeceği söyleniyor. Mağara galerisi: oldukça geniş ve gözalıcı sarkıt ve dikitlerle dolu imiş.

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

İYİLİK KAYALIKLARI ARKEOLOJİ PARKI:
Bir arkeoloji parkı olarak yapılmış. İyilik Kayalıkları olarak bilinen alan ve tepe eteği: 1’nci derece Sit alanı kapsamına alınmış ve park olarak hizmet vermeye başlamış. Parkta: MÖ.4’ncü yüzyıla ait olduğu belirlenen arkeolojik kalıntılar sergileniyor.


ARMUTALAN:
Marmaris’in hemen yanı başında. Yeni otel, lokanta, oyun ve spor salonları ve eğlence yerleriyle gelişen turizmin merkezi. Adını: bir zamanlar, bol olan armut ağaçlarından almış. Ulaşım çok kolay. Minibüsler düzenli sefer yapıyor. Ormanlarla çevrili belde: temizliği, sessizliği ve iyi çevre düzenlemesiyle; yerli-yabancı tüm turistleri buraya çekiyor.
Yeni yürüyüş yolunun bir bölümü: Armutalan orman alanı içinde bulunuyor. Yüremek, bisiklete binmek, köpekle gezinti yapmak için gerekli alan ve parkur düzenlemesi yapılmış. Kaya tırmanış meraklıları için ise, uygun kayalık alan var.

BELDİBİ:
Marmaris’e girerken, sağda, vadi boyunca uzanıyor. Merkeze uzaklık: 1 km. Eski, ama son yıllarda artan yapılaşma sonucu hızlı büyüyen bir belde. Antik “Phykos” kenti; hemen bitişiğindeki “Aşar Tepesi” nde bulunuyor. Tüm Marmaris çevresinde olduğu gibi, burası da ormanlık tepelerle çevrili. 1995 li yıllara kadar; sebzecilik ve meyvecilik ile geçinen köy hızla gelişerek, konut alanına dönüşmüş.


İÇMELER:
Marmaris’e çok yakın. Sakin bir yer. Çok sayıda otel bulunmasına rağmen, yapılan çevre düzenlemesiyle, yeşil ve çiçeği bol, yürüyüş yolları geniş ve plajı her zaman temiz bir belde olarak dikkati çekiyor. Beldenin girişindeki park: botanik bahçesi gibi. Beldeyi ortadan kesen dere; yapılan düzenlemeyle, buraya güzel bir hava katmış. Derenin iki yakası: hediyelik eşya satıcıları ve elişi sergileriyle renklendirilmiş.

Marmaris-İçmeler arası: çok sık taşıt bulmak mümkün. Ulaşım: 10 dakika sürüyor. Ayrıca, kıyı boyunca, Marmaris’e uzanan yürüyüş yolu, olağanüstü bir manzaraya sahip. Burada: eskiden şifalı sular varmış. Sanırım ismi de, buradan gelmiş. Ama, günümüzde böyle bir şey yok. İzi bile kalmamış. Suyu; yalnızca pet şişelerde görmeniz mümkün.
Aşırı yapılaşmaya ve kalabalığa rağmen, plajı ve deniz suyu temiz kalabilmiş. İçmeler plajı, denize girmek ve su sporlarından yararlanmak için çok uygun. Yani, plaj güzel. Ama daha temiz deniz ve daha az kalabalık isterseniz, tekne turlarına katılıp, çevre koylara gitmeniz gerek.


TURUNÇ:
Turunç, eski adıyla “Loryma Yarımadası”. Şimdiki adıyla “Bozburun Yarımadası”, Marmaris’e karayolu ya da tekneyle gitmek mümkün. Yalnızca: 30 dakika sürüyor. Otobüs veya kendi aracınız ile giderseniz; çamlar arasında uzanan virajlı bir yoldan geçeceksiniz. İçmeler’i geçtikten sonra, tırmanış başlıyor. Eğer sürücü koltuğunda iseniz, çevrenin ve Marmaris Körfezinin güzelliklerine sakın dalıp gitmeyin. Virajlara dikkat. 20 km. lik asfalt yolu, muhtemelen yarım saatte alabilirsiniz.
Nasıl giderseniz gidin, ama mutlaka turunç’a gidin. Marmaris’e gidip de, burayı görmeden oradan ayrılmayın. Marmaris’te konaklıyorsanız, bir gününüzü ayırın, Marmaris’in büyük kenti unutturmayan ortamından çıkın. Yokuşlar, inişler, virajlar ve hep yanı başınızda olacak olan çamlar arasından giderken, ansızın karşınıza çıkıveren “Turunç” levhasını göreceksiniz. Aşağıda: sanki mavinin, özel bir tonuyla boyanmış gibi bir deniz. Çivit mavisi, cam mavisi, gökyüzünün denize düşmüş mavisi, mavinin her tonunu denizde görmeniz mümkün.

Etrafı çamlarla süslü yüksek tepeler var. Tepelerden bir serinlik düşüyor sahile. Güneş: her zaman parlak. Ama bunaltıcı değil. Narlar, dutlar, incirler, erikler, keçiboynuzları ve tabii turunçlar. Turunç Belediyesi, Turunç’a adını veren ve son yıllarda azalmış turunç ağacı sayısını arttırmak için yeni dikimler yapmış. Ayrıca; çevreye renk katan sardunyalar, zakkumlar ve begonviller var.

Evet, Turunç, mavi yolculuğu çıkan teknelerinde uğrak yeri. Akşam olunca, koyda demirlemiş teknelerden, sahildeki lokantalardan şarkı sesleri yükselir. Bu arada: unutmadan söylemek gerek: Turunç koyunda; “Mavi Bayrak” dalgalanıyor. Mavi Bayrak: suyu, kumu ve çevresi temiz, yatlar için gerekli altyapıya sahip koylara, uluslar arası bir örgüt tarafından veriliyor.

Turunç’da denizin ve güneşin dışında seçenekler de var. Doğa yürüyüşü yapmak, jeep safari turlarına katılmak isteyenler, kendilerine elverişli güzergahlar bulabilirler. Yürüyüş için: Palamut Tepesi patikası ve yol olmadan önce Turunç ile İçmeler’i bağlayan 3-4 saatlik, manzaralı yürüyüş yolunu düşünebilirsiniz.

Deniz suyu; dalmak ve sualtı yaşamını izlemek için, oldukça berrak. Su sporları için, koyda hizmet veren işletmeler var. Gürültü kirliliğini önlemek amacıyla, yalnızca motorsuz su sporlarına izin veriliyor. İhtiyacınız olan her türlü malzemeyi kiralayabilirsiniz. İsterseniz, eğitim de veriliyor. Çevre koylara yapılan günübirlik tekne turlarına katılabilirsiniz. Gezide: Kumlubük, Çiftlik, Gebekse gibi koy ve plajlara uğranıyor. Uzun süreli, günü birlik tekne turlarıyla: Dalyan, İztuzu kumsalına kadar gidebilirsiniz. Özel tekne kiralayıp, kendi gezinizi kendiniz planlayabilirsiniz. Koyda, balık avcılığı da yapabilirsiniz. Özellikle; Ekim-Nisan döneminde bol balık bulunduğu söyleniyor.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

ÇAMLIK İSKELESİ:
Marmaris-Muğla karayolundan ilerlediğinizde, 12’nci km. de sola ayrılan yol, 6 km. sonra, sizi Gökova Körfezi kıyılarında, Çamlık İskelesine çıkarıyor. Burası: çam ağacı bol bir alan. Sedir adasına giden teknelerin durak yeri. İskele meydanında: bir büfe ve çay bahçesi var ve ağaçlıklar altında bir lokanta bulunuyor.

ÇAMLI KOYU:
Çamlık iskelesinden, 3 km. sonra. Sedir adası karşısında. Havası güzel. Suyu temiz. Manzarası hoş bir yer. Denize girmek için, tercih edilen bir sahil ve dinlenme yeri olarak tanınıyor.


BONCUK KOYU:
Çamlı Köyünden devam eden yol, 9 km. sonra sizi Boncuk’a ulaştırır. Boncuk; çevrenin çok sevilen koylarından biridir. Suyu berrak ve dinlendiricidir. Sahilde: düzenli dikilmiş palmiye ağaçları olan bir dinlenme tesisi var. Yalnız ve sessizlik arayanlar ve kayalık yerde yüzmeyi sevenler için çok uygun bir koy. Tesisin hemen yanında bulunan küçük bir antik kalıntı; tarih meraklılarının ilgisini çekiyor.
Evet, buranın en önemli ve ürpertici özelliklerinden biri de şu. Boncuk Koyu ile Karaburun arasındaki bölge; kumsal köpekbalıkları (sandbar sharks) olarak tanımlanan ve boyları 2 metreye ulaşabilen köpekbalıklarının, Akdeniz’de bilinen ve gözlem yapılabilen tek üretim sahası imiş. İzlemek ve görüntülemek için: özellikle Mayıs-Haziran aylarında, koyda dalış turları düzenleniyor. Meraklılarına duyurulur.

MARMARİS ÖZEL ETNOĞRAFYA MÜZESİ:
Marmaris-Muğla yolu üzerinde, Marmaris’e 10 km. uzaklıkta. 3000 m.karelik kapalı alanda sergilenen eserler: aynı zamanda kolleksiyoner olan turizmci ve halıcı bir şahsa ait. Müze: iki bölümlü. Arkeoloji bölümünde: değişik tarih dönemlerine ve uygarlıklara ait: çanak, çömlek, testi, heykel, para, sikke gibi her türlü arkeolojik eser sergileniyor. Etnoğrafya bölümünde: buranın sahibi olan şahsın, 50 yıldır, köy köy gezerek topladığı ve bir araya getirdiği: halı, kilim, ahşap tavan oyma, mermer musluk başları, silahlar ve yöresel kıyafetler sergileniyor. Müze: her gün açık ve ücretsiz gezilebiliyor.


KARACASÖĞÜT:
Marmaris-Muğla yolunun, 11’nci km.de, Karacasöğüt yol ayrımından sapın, çamlar arasında uzanan yolu izlediğinizde, eşsiz Gökova sahillerine ulaşıyorsunuz.
Karacasöğüt limanı: mavi yolculuk teknelerinin önemli uğrak yerlerinden biri. Önceki yıllardaki burada çıkan büyük yangının izlerini görmek, hala mümkün. Evet, Karacasöğüt Selalesi ve Karacain Mağarası için: Karacasöğüt’den Oluk Koyuna giderken, 2-3 km. sonra, sağa dönün. Tabela olmadığı için, yöredeki köylülere sorun. Şelale: 25 metreden dökülüyor. Altında, doğal havuzu var.
Somalıkaya Düdeni’nin ana giriş noktalarından biri de; buradaki; Suçıktı Mağarasında. Mağara ve Şelalenin bulunduğu alan, Sit alanı ilan edilmiş. Turizme açılmasına yönelik çalışmalar sürdürülüyormuş.
Karacasöğüt köyünün, yaklaşık 2 km. güneydoğusunda: Altınsivrisi Tepesinde, “Euthena” antik kentinin kalıntıları var. Tepe: denizden 700 metre yükseklikte. Buraya çıkmadan önce; çıkabilecek gücü kendinizde bulmanız gerek, zor bir çıkış. Karacasöğüt köyü, Ovacık mahallesine gidin ve dar ve dik bir patikayı izleyerek tepeye tırmanmanız gerekiyor. Çevreyi bilmeyenler; patika için köylülerden yardım almalılar. Tepeye yaklaştıkça, kent nekropolisi, biraz yukarılarda ise sur kalıntıları, kaya mezarları ve sarnıçlar görebilirsiniz. Tepede ise, antik dönem tapınak kalıntıları yanında, orman gözetleme görevlilerinin kulübesi var. Bu antik kentin: antik dönemde, Rodos’a bağlı bir kent olduğu tahmin ediliyor.

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

ORHANİYE (KIZKUMU):
Orhaniye’ye; geniş ve rahat bir yol olan, Hisarönü yolunu kullanarak gidebilirsiniz. Bunun için, Marmaris’ten Datça yoluna girin ve Hisarönü-Bozburun ayırımından sola dönün.

Orhaniye: Hisarönü körfezinin kıyısındaki, en önemli turizm merkezlerinden biri. Orhaniye’de: deniz, her zaman çarşaf gibi. Çevresindeki çam ormanının rengi suya vuruyor. Deniz yalnızca, buraya özgü bir renge sahip olmuş. Çevre o kadar sakin ki; kendinizi suya bıraktığınızda, yüzerken çıkardığınız sesten başka ses duyamazsınız.

Bu arada: denizin ortasında yürüyen insanlar dikkatinizi çeker. Şaşıracaksınız. Kumul hareketleri sonucunda; karadan başlayıp koyu ikiye bölen bir sığlık oluşmuş. Yaklaşık 600 metrelik şeride: Kızkumu deniliyor. Bir de efsanesi var.” Sevgilisine ulaşmak isteyen kız, eteğine kum koymuş ve denizi doldurarak ilerlemiş. Ama kum yetmemiş ve kızcağız denizin ortasındaki bu patikanın sonunda boğulmuş.”

Koyun ortasında bir ada ve adanın tepesinde de; kale kalıntıları var. Kalenin, bölgede kurulu ; Bybassos antik kentine ait olduğu sanılıyor. Kayık tutarak adaya, patika yolu izleyerek ise kale kalıntılarına kadar çıkabilirsiniz. Manzarası muhteşem. Yorulduğunuza değecektir.

Buradan; Hisarönü körfezine tekne turları düzenleniyor. Selimiye, Hisarönü ve İnbükü gibi koylara ve Dişlice adasına gidiliyor.


SELİMİYE:
Orhaniye’den kıyıyı izleyerek, Bozburan’a yönelin. Yol geniş ve asfalt. Orhaniye’den 10 km. sonra Selimiye’ye varırsınız. Selimiye’de; Bodrum-Marmaris arasında seyreden, mavi yolculuk teknelerinin uğrak yerlerinden biri.

Köy, yeşillikler içinde. Deniz suyu temiz ve genellikle durgun. Ama güzel bir kumsal yok. İskele kenarında toplanmış, küçük ama kaliteli lokantalar, tekneler ve çevreden gelenlere hizmet veriyor. Menülerinde, o gün tutulmuş taze balıklar var. Buraya geldiğinizde, ne yenir diye aklınızdan geçen sorunun tek yanıtı var. Balık. Türüne göre; ister ızgara, isterseniz buğulama yapılıyor. Has zeytinyağı ve defne yaprağı buğulamaya, ayrı bir tad veriyor. Ayrıca: kabak çiçeği dolması, güney Ege’nin spesiyali. Onu da denemeyi unutmayın.

Sonsuz bir sükunet hakim çevreye. Kalabalıktan uzak tatil yapmak isteyenler için ideal bir ortam.

Selimiye çevresinde: tarihi kalıntılara da rastlanıyor. Antik adı: “Hydas” olan Selimiye çevresinde, 3 kale kalıntısı var. Biri; Selimiye’nin en yüksek tepesinde. Diğeri: Sarıkaya tepesinde. Sonuncusu ise: Kızılköy Mahallesinde.

Fırtınalı havalarda, teknelerin sığındığı doğal limanı olan Selimiye Koyunda, plaj ararsanız; 2 km. uzaklıktaki, pırıl pırıl kumu olan “sığ liman” a gitmeniz gerekiyor.


BOZBURUN:
Marmaris’ten Bozburun’a 2 yoldan gidilebilir. Toplam 45 km. tutan ilk seçenek için, Datça yolundan girip, Hisarönü sapağından ayrılarak, sahil yolunu izlemek gerekiyor. Hisarönü, Orhaniye, Selimiye bu yol üzerinde, geçeceğiniz yerleşimler. Ayrıca: İçmeler-Bayır üzerinden, güneye yönelerek de ulaşabilirsiniz. İlk tercih, tavsiye edilir. Bozburun-Marmaris arasında, düzenli minübüs seferleri de var.
Evet, burayı daha çok yatçılar tanıyor. Turizm bakımından, bölgenin en bakir yerlerinden biri. Sakin bir tatil isteyenlerin tercih edebileceği bir yer. Büyük tesisler yok. Küçük ama kaliteli tesisler bulmak mümkün. Çevre: çıplak, yani: orman yok. Küçük otelleri, pansiyonları, iyi balıkçı lokantaları var. En iyi guletlerin/teknelerin burada yapıldığı söyleniyor.


SÖĞÜT:
Buraya: Bozburun ya da Bayır Köyünden ulaşabilirsiniz. Köy, Bozburun yarımadasının uç ve biraz da sapa yerinde. Bu nedenle, turizm trafiğinin dışında kalmış. Buna rağmen, köy çarşısı oldukça canlı. Köylüler turizmin bilincinde, yardımcı olmaya çalışıyorlar. İlgi gösteriyorlar. Köyün, 1 km. güneybatısında, okulun biraz arkasındaki tepenin üzerinde, “Thyssanos” antik kenti yerleşimi kalıntıları görülüyor. Kazı yapılmamış. Antik yerleşim kalıntıları: birkaç duvar parçasından, temel izlerinden ve tepenin arka yüzündeki duvar kalıntılarından ibaret.

Köy: denizden içeride kalıyor. Köyün; denize açılan kapısı ise: Saranda Koyu. Söğüt’e 3 km. uzaklıktaki Saranda’ya inişte, etkileyici bir manzara ile karşılaşacaksınız. Sömbeki körfezi ve yeşillikler içinde Saranda Koyu, ayaklarınızın altında kalıyor. İleride ve sisler içindeki büyük ada ise; Yunanistan’ın Sömbeki (simi) Adası. Özellikle: günbatımında, bu manzarayı doyasıya seyretmeniz şart. Saranda; bölgede keşfedilen yeni bir turizm merkezi. Saranda köylülerinin tek katlı, taş ve biriket evleri, yeni sahiplerinin ellerinde, bahçeli, havuzlu tatil evlerine ve butik otellere dönüştürülmüş.

Marmaris’li olmaya karar vermiş, çeşitli uluslardan insanlar, bu bölgede ev sahibi oluyorlar. Bahçelerde yapılan organik tarım, doğal ürünlerle beslenmeyi özlemiş insanları, beldeye çekmeye etkili olmuş.


HİSARÖNÜ:
Datça yolunun 22 nci km. sinden sola, Bozburun yoluna girdiğinizde, 1 km. sonra Hisarönü köyüne çıkarsınız. Hisarönü: kendi adıyla anılan körfezin, uç noktasında. Bozburun yolunun solunda ve ana yoldan biraz içeride kalıyor. Denizi: sığ. Kumu: kiremit renginde. Marmaris’in kalabalığından uzak, sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin seçeneklerinden başlıcası.

Buranın en özel tarafı: havasının güzel olması. Havası: her zaman esintili ve nemsiz Suyu ise çok temiz. Astım ve kalp rahatsızlıkları olanlara, buranın suyunun iyi geldiği söyleniyor. Hava esintili ve deniz de çalkantılı olunca, mavi yolculuk tekneleri, Hisarönü yerine, Orhaniye ve Selimiye yi seçiyorlar. Ama esintili hava, rüzgar sörfçülerinin dikkatini çekiyor. Marmaris yöresinin, en iyi rüzgar sörfü alanı burası.

Hisarönü’nden, çevreye tekne turları organize ediliyor. Tekneler: İnbükü Koyuna (Emel Sayın Koyu), Kartal Koyuna, Tavşan Adası ve Bencik Limanına uğruyorlar.

Marmaris bölgesinin: üç binicilik alanından biri burada. Köy içindeki kulüpte: at binme öğretiliyor. Ayrıca: atlı orman ve sahil turları da düzenleniyor. Kulübün yüzme havuzu ve restoranı da var.

Evet: Marmaris, bundan ibaret. Belki de, gezip görmeye çalıştığımız bu yerlerin dışında, belki de gözden kaçırdığım mutlaka güzel yerler olabilir. Sonuçta; gezginlik aynı zamanda keşfetmek ile anlamlı. İyi tatiller, yeni yerler, yeni güzellikler keşfetmek üzere.

“Muğla, Marmaris” için 3 yorum

  1. epic fail var.bi yerde kaleyi fatih sultan mehmetin diğerinde ise kanuninin yaptırtığı sözleniyor lütfen düzeltip bizi doğru olarak bilgilendirebilirmisiniz…
    Teşekkürler… 😀

  2. Çok teşekkürler,
    Bu tür hatalar, maalesef yüzlerce yazı hazırlarken, bazen dikkatten kaçıyor.
    Uyarınız için çok teşekkürler, çünkü bu site sizin gibi dikkatli okurlar ile daha iyi
    seviyelere gelecektir.
    Gerekli düzeltme derhal yapılmıştır, hoşçakalın.
    Orhan Meral

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir