Muğla, Fethiye, Saklıkent

21.555 kişi okudu!

Öncelikle, Saklıkent denilince, burayı Antalya-Saklıkent ile karıştırmamak gerekiyor.

ULAŞIM:
Saklıkent’e ulaşım, iki yönden de olabilir. Antalya üzerinden gelirseniz; karadan ve kıyıdan olmak üzere iki yol var. Karadan olan yol: Antalya-Korkuteli-Kızılcadağ istikametinde ilerleyerek gidiyorsunuz. Yaklaşık; 150 km. sonra anayoldan, Saklıkent tabelasını görünce sapıyorsunuz ve 16 km. sonra oradasınız. Zamanınız varsa, Korkuteli’nde; çok güzel ” Et Restoran” ları var. Uğramanızı özellikle öneriyorum, muhteşem damak tadı yemekleri var. Evet, bu yol nisbeten asfalt ve rahat. Muhtemelen 2 saat civarında, bu yolu alabiliyorsunuz. Ben bu yolu kullandım ve öneriyorum. Sahil yolu çok zamanınızı alacaktır.
Sahil yolundan giderseniz; Antalya-Kemer-Finike-Demre-Kaş-Kalkan yolundan ilerliyorsunuz. Fethiye’ye varmadan, Saklıkent’e dönüyorsunuz.
Saklıkent-Fethiye arası karayolu uzaklığı ise; 50 km. Fethiye’nin merkezinden kalkan minübüsler ile, 40 dakikada ulaşmak mümkün. Yorucu olmayan rahat bir yol.

SAKLIKENT KANYONUNUN OLUŞUMU:
Esençay vadisi, kuzey-güney yönünde, Akdeniz’e kadar uzanan bir çöküntü alanı. Kanyonun doğusunda, Esen çayı ile aynı yönde uzanan 3024 m. yüksekliğinde Akdağ var. Bu dağın, batı etekleri, kırık hatlar (faylar) ile kesilmiş. Bu büyük kırıklar, 2000 m. üzerinde kalındığı olan Akdağ kireç taşını parçalayarak, Saklıkent kanyonunu meydana getirmiş.

GENEL:
Bu kanyon, daha yeni keşfedilmiş. 1988 yılında, Kayadibi köyünde yaşayan bir çoban, burayı bulmuş. Hatta, buranın ismini de o vermiş. Türkiye’nin en büyük kanyonu. Dünyada eşine ender rastlanır bir doğa harikası.
Vadinin yüksekliği; ortalama 200 m. Bazı yerlerde ise, 600 m. ye kadar çıkıyor. Genişliği ise; yer yer 20-30 m. arasında değişiyor. Bazen o kadar daralıyor ki, gökyüzünü görmek mümkün değil. Kanyonun uzunluğu: 18 km.
Burada; kalma yeri sıkıntılı. Ama, insanlar buraya genellikle, günübirlik olarak geliyorlar. Bu yüzden, restoranlar ön planda. Yani kalmaya gelen pek yok. Özellikle; Fethiye’liler, yazın sıcak günlerinde, buraya piknik yapmaya geliyorlar. Ağustos ayının 40 derece sıcaklığında, burada üşünebilecek ölçüde serin bir hava bulmak mümkün.
Buraya; şortla ve lastik tabanlı terlik, tokyo benzeri ayakkabılar ile gelmelisiniz. Çünkü, belli bir bölgede, dizlerinize veya biraz daha fazla suya batmanız gerekecek. Tabii bu tercihinize bağlı. İstemezseniz suya girmessiniz. Ancak, büyük keyf alacaksınız. Tedbirli gelin.

GEZİ PLANI:
Antalya-Fethiye karayolundan, Saklıkent tabelasını gördükten sonra anayoldan sapıyorsunuz. Dar bir yoldan yaklaşık 16 km. ilerledikten sonra, Saklıkent’e varıyorsunuz. Ücretini ödeyerek, özel aracınızı park edebileceğiniz otopark var. Sorun yok. Burada, gayet lüks tuvalet bile yapılmış. Sonra: nehrin aktığı yerin hemen kıyısından, kayaların arasına açılmış demir parmaklıklı bir kapıdan kanyon bölgesine giriyorsunuz. ( Ücret ödemeniz gerekiyor.)
Nehrin hemen solunda, kanyon duvarına tutturulmuş tahta iskeleler var. Bu tahta iskeleler, kayalara açılan deliklere bağlanmış. İlk anda, bunlar sizi ürpertebilir. Hani güvenlik problemi olabilirmi diye? Buranın tek tehlikesi, birkaç yıl önce, nehrin doğduğu bölümün yukarı kısmından yani kuru bölümden, gelen ani bir sel, bu kuru bölümde yürüyüş yapan insanların güvenliği açısından tehlike yaratmış. Yoksa, bu tahta iskeleler ile ilgili herhangi bir sorun yaşanmamış. Ama, umarım günü geldiğinde ki çünkü bunların bölgedeki nemli ortam nedeniyle belli bir kullanım süresi vardır, bu iskeleleri yenileriyle değiştirirler.
Evet, devam ediyoruz. Bu tahta isleler üzerinden, bazen tek sıra halinde, bazen iki sıra halinde yürüyorsunuz. Yaklaşık 100 m. yürüdükten sonra, Karaçay’ın, büyük bir gürültü ile patlayarak, yeryüzüne çıktığı yere geliyorsunuz. Bu bölüm: 50-60 m. genişliğinde. Kanyonun en geniş yeri.
Evet; burada, yani Karaçay’ın doğduğu (sol yanda) yerin hemen önünde, su sığ. Akıntı hızlı ama suyun sığ olması nedeniyle, ziyaretçiler burada, nehrin karşı kıyısına, çarpraz geçerek, kuru bölüme ulaşıyorlar. Yani; suyun içine, diz ve biraz üstü seviyeye kadar girerek, karşı tarafa geçebilirsiniz. Yanlız; su aşırı soğuk ve ayrıca, nehrin tabanı yani suyun içi, çakıllı ve mevcut kayalar kayıyor. Yani: ayağınızda, altı kaymayan bir terlik, tokyo bulunması şart. Eyer, bunları yanınızda getirmedi iseniz, unutmayın, kanyon bölgesine girmeden önce, terlik-tokyo kiralayan birkaç yer var. Buradan temin edebilirsiniz. Çünkü, gerçekten su çok soğuk ve nehrin tabanı kayıyor. Tedbirli olmanız şart. Karşıya geçmeden, bulunduğunuz yerden, bu doğa harikası olayı seyretmekle de yetinebilirsiniz. Ancak; nehrin karşısına geçmenizi mutlaka öneriyorum. Yinede, küçük çocuklar için uygun değil.
Evet, nehrin karşısına geçtiniz. Burada, kuru bölüm var. Yani, nehrin doğduğu ve aktığı bölümün, üst kısmına geçtiniz. Nehir, aşağı doğru akıyor. Ama, kanyon yukarı doğru da devam ediyor. Bu bölümde, yürüyerek ilerliyorsunuz. Şifalı olduğu söylenen çamur var, bu çamuru yüzünüze ve vicudunuza mutlaka sürün.
Burada, ilerleyince, tabandan 2-3 m. yükseklikte, incir ağaçları ile kaplı alanlar göreceksiniz. Düzlüğün hemen arkasında ise, yamaçlardan küçük çağlayanlar, sular akıyor. Bu bölümde, kanyon yamaçlarında, birbirinden farklı yüksekliklerde 20 ye yakın irili-ufaklı mağara var. Bu mağaralarda, sağ yamaçtaki büyük mağara 150 m. uzunluğunda imiş. Sol yamaçtaki mağaraya ise, 50 m. lik bir galeriden sonra giriliyormuş. Kanyonda, fazla ilerlemenizi önermiyorum. Zaten, bazı yerler öyle dar ki, gökyüzü görünmüyor. Bazı yerlerde ise, ilerlemek için, büyük kayaların üzerinden aşmanız gerekiyor.

Aynı yoldan geri dönüyorsunuz. Çıkışta; sizi halk pazarı karşılıyor. Hemen otopark ile nehir arasındaki bölümde. Burada, yöreye uygun: baharat, meyve ve hediyelik eşyalar bulmanız mümkün. Satışlar pazarlıklı. Size tavsiyem: mısır inciri denilen, buraya has bir meyve var, onu tadın. Son derece güzel bir tadı var. Ayrıca; halk pazarını gezdikten sonra; suların üzerine kurulmuş ahşap balkonlarda; sedir ve kilimlerin üzerinde mutlaka alabalık yemelisiniz. Muhteşem bir kad. Alabalığın lezzeti başka yerlerdekilere benzemiyor. Zaten, bölgede çok miktarda alabalık çiftliği var ve özellikle soğuk sularda yetiştirilen, üretilen alabalıkların lezzetinin muhteşem olduğu söylenir. Balık sevmesseniz, çayınızı yudumlarken, gözleme yemeyi tercih edebilirsiniz.

Evet, iyi tatiller.

“Muğla, Fethiye, Saklıkent” üzerine 2 yorum

  1. Saklıkent görsel güzelliği ile gerçekten büyüleyici. Kilometrelerce uzaklıktan binlerce turist görmeye geliyor ve gördüğüne deyiyor. AMA SAKIN HA SAKIN GİDİŞ-DÖNÜŞ YOLUNDA GÖZLEME 2 TL AFİŞLERİNE ALDANIP TA GÖZLEME YEMEYİN. BILDIRCIN YUMURTASI BÜYÜKLÜĞÜNDE HAMURUN İÇİNE PAZARDA KİLOSU 3TL SATILAN YAĞSIZ TUZSUZ ÇÖKELEĞİMSİ PEYNİRDEN BİR KAŞIK PEYNİR KOYUP ATEŞE GÖSTERİP GERİ ÇEKİYORLAR SENDE SICAK HAMURU YEYİNCE MİDENE OTURUYOR. YOK PATATESLİ İSTERSEN 3TL, BENİM Kİ KAŞARLI OLSUN DERSEN SANAYİ TİPİ KAŞARLI GÖZLEME 4TL (KIYMALI PİDE YER GİBİ AMA SADECE PARASI ÖYLE)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.