Mersin, Bozyazı

Share on FacebookTweet about this on TwitterEmail this to someonePrint this page


Türkiye’nin en güney ucunda, Toros’ların eteğinde kurulmuş küçük ve tipik bir Akdeniz ilçesi. Kalabalık şehirlere ve tatil merkezlerine uzak olması nedeniyle, kitle turizmi ulaşamamış ve sakinliği bozulmamış. Yani, tam bir cennet.

xxxxxxxxxxxxx

ULAŞIM:
Mersin-Antalya karayolu üzerinde, Mersin’e 220 km. uzaklıktadır. Anamur ile arasında ise, gayet geniş bir yol bulunmakta olup, 14 km. dir. Ulaşım: gerek Alanya üzerinden gelirken ve gerekse Mersin üzerinden gelirken: doğanın yarattığı zor ve sıkıntılı bir yol. Aslında: ormanlık alanların içinden ilerlerken, gerek yeşil rengin büyüsü ve gerekse orman kokusu sizi mest ediyor. Bunun yanında: bazen uzaktan ve bazen de yakından, denizin mavi rengini görebiliyorsunuz. Ancak: tüm bu güzelliklere, özellikle araç sürücüsünün kapılmaması gerekir. Çünkü: yol dar, virajlı ve iniş-çıkışlı. Bazı bölgelerde, iki aracın karşılıklı geçişine dahi uygun olmayan bir yol. Ben Ankara’dan Bozyazı’ya giderken, zor bir yol üzerinden yani Konya üzerinden gittim. Özellikle: Konya’dan sonra yol biraz sorunlu. Aslında: Bozyazı-Antalya arası daha problemli. Yani: hani sürekli söyleniyor ya, buraların bu kadar bakir kalmasının en büyük nedeni ulaşımın problemli olması.

xxxxxxxxxxx

GENEL:

Bozyazı ilçesi, adını ilçenin ilk yerleşim yeri olan Gürlevik yöresinin güneyindeki ovanın, sulu tarım yapılmadan önce, halk tarafından “Çorak Düzlük” anlamında, “Boz alan”, “Bozova” şeklinde isimlendirilmesinden almıştır. Buraya vardığınızda, elbette çok miktarda yazlık siteler göreceksiniz. Ama gerek ulaşımın problemli olması ve gerekse sıcak ve nem oranı, buranın Ege kıyılarındaki turizm merkezlerine nazaran biraz daha geride kalmasına neden olmuş. Bir de, malum Akkuyu denilen ve buraya nisbeten yakın olan bölgede: Nükleer Santral dedikodusu var. Sanırım bu da, buraya olan ilgiyi azaltıyor. Yinede: ne kadar sıcak, ne kadar nemli olursa, ne kadar yolu problemli olursa olsun, burası güzel bir yer. Özellikle: ilçeyi ikiye bölen ırmağın denize döküldüğü yerde, kumsalda, festival coşkusu ve tertemiz bir deniz, ama dalgalı ve hatta dalga seslerini, kıyıdaki yazlık konuttan duymak mümkün. Bilmiyorum değişik bir güzellik, ama herkese hoş gelmeyebilir, sonuçta tercih önemli.

Yaklaşık 25 km. sahil şeridine sahiptir. Kumtepe mevkiinde, yat limanı yanındaki bölge, mavi bayrak almıştır. Zaten: nesli çok ciddi tehlikede olan “Akdeniz Foklarının” önemli bir kolonisini barındırması, denizinin temizliğinin göstergesidir. Denize gireceğiniz yer önemli değil, çünkü her tarafı kumsal ve dalgaların fazla olmadığı, adeta sahili yaladığı bir yerdir. Ama en uygun yer: adanın bulunduğu bölgedir.

Mersin’in en modern ve en büyük balıkçı barınağı burada bulunmaktadır.

İlçe, uzaktan bakıldığında, sanki bir beyaz örtü altına alınmış gibi görülebilir. Çünkü: seracılık çok yaygındır. Son yıllarda seracılığın geliştiği ilçede, muz seracılığı önem kazanmıştır. Bunun yanında: çok sayıdaki yazlık konut dikkati çeker.

İlçe içinden geçen, Bozyazı Çayı, İstanbul’daki Göksu deresini anımsatır. Düzenli ve bakımlı kıyı bandı ile dere yöresi, huzurlu bir yerleşimdir.

İklim derseniz: evet, sıcak ve nemli bir hava hakim. Bölgede hüküm süren Akdeniz ikliminin genel karekteristik özellikleri gereği: yazlar aşırı sıcak ve nemli geçiyor.

xxxxxxxxxxx

NE YENİR:
Bozyazı’da: gölevez, keşkek, maş çorbası, batırık, tantuni ve heleş gibi yöresel yemekleri tadabilirsiniz. Ayrıca: yörenin en meşhur meyvesi olan, muz. Hatta: yol boyunda ilerlerken, yol üzerinde tahta tezgahlarda, muz satan köylülerle karşılaşacaksınız. Yalnız: bu muz salkımlarını, kesinlikle yeşil olarak almanızda yarar var. Aksi halde: olgun muz salkımı aldığınızda, kısa sürede, bozulup, çürüdüğünü görebilirsiniz.

xxxxxxxxxxx

TARİH:
Antik çağda: Nagidos ismiyle anılmıştır. Tarihi; çok eski dönemlere kadar uzanmaktadır. Sisamlı Nagidos tarafından, MÖ.5’nci yüzyılda kurulduğu sanılan Nigidos, bugünkü Paşabeleni olarak bilinen tepenin üzerindedir.

Hakkında, çok az bilgiye sahip olduğumuz kentte, günümüze, Paşabeleni tepesinin zirvesine yakın yerlerdeki surlar kalmıştır. Arkeolojik araştırmalar günümüzde de sürdürülmektedir.

İlçe: tarihte Hititler, Asurlar, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Memlükler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar hükümranlığında kalmıştır. İlçe; Fatih Sultan Mehmet zamanında, Karamanoğulları Beyliğinin Osmanlı hakimiyetine dahil edilmesiyle, Osmanlı topraklarına katılmıştır.

xxxxxxxxxxxxxxxxx

GEZİLECEK YERLER:

NAGİDOS KELENDERİS ANTİK KENTİ:
Bölgenin en eski kentlerinden biridir. Kalıntılar, Bozyazı ilçesinde, kıyıya yakın bir tepe üzerindedir. Hakkında çok az bilgiye sahip olunan kentten, günümüze ulaşan kalıntılar, bu tepenin zirvesine yakın yerdeki surlardan ibarettir. Ayrıca: Bozyazı çayı üzerindeki köprünün ilk biçiminin, Roma çağında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, bir su yolu kalıntısı ile, bir hamamın temelleri, yine Geç Roma, Bizans çağı kalıntıları arasında sayılabilir.

SUR DUVARLARI: Nagidos’un tarihine açıklık getirirler. MÖ.5’nci yüzyıllarda, Paşabeleni tepesinin zirvesini çevreleyen sur duvarları, son derece özenli ve başarılı bir mimari tarz izler. İç sur ve dış sur arasında yapılan kazı çalışmalarında, bu erken sur’un, izleyen 200 yıl içinde, üç evre geçirerek, suru sağlamlaştırma veya teras oluşturma amaçlı, tamir ve destekleme evreleri geçirdiği anlaşılmıştır. Yerleşim, MÖ.5’nci yüzyıldan, MÖ.3’ncü yüzyılın sonuna kadar iskan görmüş, sonra dış güçlerin ilgi odağı olmaktan çıkarak, görkemini kaybetmeye başlamıştır.

AGORA: Tepenin güney yamacında yapılan çalışmalarda, on basamaklı bir geçiş alanı ve yanında mekanları bulunmuştur. Basamakların ve mekan duvarlarının bu alanda yoğunlaşması, ayrıca buluntuların niteliği, tepenin bu kısmını agora olarak nitelememizi mümkün kılıyor. Buluntular, ağırlıklı olarak sikke (40 adet) ve ticari amforalardır.

KERPİÇ YAPI: Yoğun olarak erken dönem seramiklerinin ve figürlerinin ele geçtiği bu alanda bulunan kerpiç duvarlar, bir depo’ya işaret etmektedir. Burada, kazının en erken malzemesi olan, MÖ.8’nci yüzyıla ait pişmiş toprak figürleri ele geçmiştir. Bunlar: adorant, savaşçı-binici veya kutsal alanlara bırakılan, boğa gibi, hayvan figürleridir. En yakın paralelleri: Samos’da bulunmuştur. Bu şaşırtıcı değildir. Çünkü: Nigodos’da, MÖ.8’nci yüzyılda, bir Samos kolonisi olarak kurulmuştur. Bu tarihlemeyi destekleyici bir diğer buluntu grubu da, yine aynı mekanda ele geçmiş olan, siyah ve kırmızı boyalı konsantrik veya spriral daireler ile bezenmiş seramik parçalarıdır.

KÜNK SİSTEMİ: Tepenin kuzey yamacında yapılan kazılarda, harçlı bir tekne ve buradan su tahliye eden, son derece kaliteli bir künk tesisatına rastlanmıştır. Künklerin, MÖ.4-3’ncü yüzyıllara tarihlenmesi mümkündür.


KİLİSE BURNU:
Bozyazı’ya 14 km. uzaklıkta, Akaya köyü sınırları içindedir. Halk arasında, Kilise Burnu olarak bilinen, Geç Roma ve erken Bizans dönemine ait bir ören yeridir. Burada: sur, sarnıç, bir kilise ve diğer yapılara ait kalıntılar bulunmaktadır. Sur’un dışında, kuzeybatı yönünde, ikisi yan yana, biri arkada olmak üzere, üç adet 1 ve 2’nci yüzyıllara ait Memurium mezarlarına benzer yapıda mezarlar görülebilir.

MARAŞ TEPESİ (ARSİONE):
Bozyazı’nın, 2 km. doğusunda, Maraş Tepesi üzerinde kurulu olan bu kent, Mısır kralı Ptolemaios’un eşi Kraliçe Arsinee adını taşıyan, antik bir liman kentidir. MÖ.3’ncü yüzyılda kurulduğu sanılan kentin görülebilen en önemli kalıntıları: iki katlı mozaik döşeli mezarlar ve öteki yapı kalıntılarıdır.


SOFTA KALESİ:
İlçenin, 10 km. doğusunda, Mersin yolu üzerinde, “Fıdık” olarak isimlendirilen tepede bulunan kalenin, kuruluş tarihi kesinlik kazanmamıştır. Bununla birlikte, antik çağlarda, kalenin yapıldığı sanılmaktadır. Bizanslılar, kaleyi kullanmış ve eklerle de genişletmişlerdir.
Osmanlı döneminde de kullanılan kale: kesme ve moloz taşlardan yapılmıştır. Sur duvarları ile su sarnıçları, hamam kalıntıları, günümüze kadar gelebilmiştir.


SU PARKI:
Bozyazı’ya yaklaşık 30 km. uzaklıkta olan ve yaylaya yakın, su parkına mutlaka gitmenizi öneriyorum. Bozyazı’yı sıcak kavururken, bu parkta öyle bir su var ki, muhteşem soğuk. Buz gibi bu suya girmek biraz zor. Ama girince de çıkmak istemeyeceğiniz bir su. Devasa ağaçların altında, serin bir hava. Bu ortamda, bir de alabalık yetiştiriciliği yapılmakta. Balığı canlı seçiyorsunuz. Ustalar, kiremitte pişirip ağzınıza layık veriyorlar. Bu bölgeyi mutlaka ziyaret etmenizi öneriyorum.

Xxxxxxxxxxxxxx

SONUÇ:
Bozyazı: Akdeniz kıyısında, denizin mavisi ile, ormanlık alanın yeşilinin birleştiği bir yer. Ancak: çileli yol, sizi sıkmasın, güzel bir tatil geçirebilirsiniz. Bir de, yaz aylarının sıcak günlerinde, sıcak hava ve nem’e dayanmanız şartı ile.

“Mersin, Bozyazı” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir