Mardin: denince aklıma ilk gelen, birkaç kez gittiğim bu şehirdeki egzotik güzellik, tarihi bir yapı var, tarihi
yapıların yanında, modern yapılar da göreceksiniz. Şehrin tüm noktalarından görünen yüksek tepenin üzerindeki “büyük yarım küre” dikkatinizi çekecek, bu askeri radar, bölgedeki uçak uçuşları izleniyor. Ayrıca: çarşıda caddede yürüyüp, dükkanları gezebilir, kapalı çarşılara girebilirsiniz. Özellikle, on yıl öncesine kadar buralarda kaçak malların satılması, buralara değişik bir hava ve ilgi gösterilmesine neden oluyordu. Artık, malüm ülkede her yerde ne ararsanız var. Bu nedenle: buradaki ticaret, günümüzde nisbeten özelliğini ve çekiciliğini kaybetmiş durumda. Yinede: gerçekten değişik, otantik, egzotik ortamlar da, ve de en önemlisi herhangi bir güvenlik sıkıntısı olmadan şehir merkezinde, gezebilirsiniz. Bir de, bu arada belki hatırlayanlarınız olabilir, bir zamanlar televizyonlarda gününü ve saatini beklediğimiz bir dizi vardı. Mardin-Münih hattı. Oradaki egzotik güzellikleri, şimdi yaşayacaksınız.
ULAŞIM:
Mardin; Gaziantep ve Ş.Urfa’yı kendisine bağlayan: E-90 karayolu üzerinde. Bu yol; aynı zamanda, Avrupa ile Ortadoğu ülkeleri arasındaki TIR taşımacılığının en yoğun olduğu yer. Karayolundan şehre ulaşım da; belli başlı merkezlere uzaklıklar: Mardin-Diyarbakır: 90 km., Mardin-Ankara: 995 km., Mardin-İstanbul: 1448 km., Mardin-Adana: 533 km., Mardin-Gaziantep: 324 km.

TARİHİ:
Kentin; hangi tarihte ve kimler tarafından kurulduğunu belirten bilgi ve belge yok. Ancak; ilk dönemlerde; Sümerler ve Akadlar’ın etkileri görülür. MÖ.1195 yılında; Hititliler, MÖ.1060 yılında Asurlular, MÖ.800 yılında Urartu egemenlikleri var. MÖ.323 yılında ise; Makedonya Kralı Büyük İskender, burada görülüyor. Ölümü üzerine ise; Mardin, Generallerinden Slevkos’un payına düşer.
MS. dönemlerde; 330 yılında; ateşe ve güneşe tapan Şad Buhari isimli bir kral, kentte egemenlik kurar. Bu kral; hastadır ve bir süre Mardin kalesinde kalır. Hastalığı iyileşir ve kale’ye bir konut yaptırır. Kendisiyle birlikte; memleketi olan İan Pers’ten; çok sayıda asker ve insan’ı buraya getirtir. Kentte önemli gelişmeler görülür. Ancak; 442 yılında çıkan veba salgınında, insanlar ölür ve kent yaşanmaz hale gelir. 540 yılında; Romalı Ursiyanos isimli bir general, kenti yeniden inşa ettirir ve halkın buraya gelmesini sağlar. 824 yılında ise; Abbasiler görülür. Bu dönemde, islamiyet hızla yayılmaya başlar. 1089 yılında: Türk’ler bölgede egemenlik kurarlar. 1105 yılında; Artuklu’lar bölgeyi ele geçirir ve Mardin’i başkent yaparlar. 304 yıllık egemenlikleri boyunca; kentte, çok sayıda cami, medrese, hamam ve kervansaray yapılır. Mevcut yapılar ise onarılır.
1393 yılında, Timur, ele geçirmek için kaleyi kuşatır, ancak ele geçiremez. Sonraki dönemlerde, Artuklular tarafından, kentin onarım faaliyetlerinin devam ettiği görülür. 1409 yılında Karakoyunlular, 1480 yılında Akkoyunlular ve 1517 yılında ise Osmanlılar, Yavuz Sultan Selim zamanında bölgeyi egemenlikleri altına alırlar.
Evet, gördüğünüz gibi; Mardin, kurulduğu yer itibarı ile ipek yolu üzerinde bulunan ve sürekli olarak bölgede hakimiyet kuran uygarlıklar tarafından ele geçirilmeye çalışılan bir kent olarak kalır. Tüm uygarlıklar, burayı ele geçirmek için uğraşırlar. Kent ve çevresinde, bu uygarlıkların izlerini görmek mümkün.
KENTİN İSMİNİN KAYNAĞI:
Mardin ismi nereden gelir? Çoğu kaynaklarda; Mardin’in gerçek adı: “Merdin” olarak geçer. Zaten: halkın büyük çoğunluğu da, bugün kenti böyle isimlendirmiştir. Şehirde birçok kalenin varlığı, şehrin bu şekilde isimlendirilmesinde önemli rol oynamıştır. Ayrıca; Mardin; “Merdo” dan gelen Süryanice kökenli bir kelime olarak da düşünülür. “Kale” anlamına gelmektedir. Burası, geçmiş dönemlerde; bölgedeki birçok şehir ve yerleşim yerinde olduğu gibi, Süryanilerin yoğun olarak yaşadığı bir mekan idi.




GENEL:
Mardin; önemli tarihsel ve kültürel mimari zenginliklere sahip bir kenttir. Burada yerleşik kültür; çağlar boyu burada yaşamış olan uygarlıkların izlerini taşır. Mardin’de gezerken, özellikle eski şehir bölgesinde; kendinizi bambaşka bir alemde sanır, tarihi havayı teneffüs edersiniz. Eski şehre uzaktan baktığınızda ise; bu görüntü sizi, daha da etkiler. Hatırlarsanız; geçmiş dönemlerde, bir zamanlar, televizyonda yoğun izleyici çeken bir dizi vardı. “Mardin Münih Hattı” İşte; Mardin, bu televizyon dizisinden sonra; turistik anlamda, insanların ziyaret ettiği bir kent haline geldi. O dizide; Mardin’in, eski şehrinin, yeni şehirden görüntüsünün otantikliği unutulacak gibi değil. Sanki, yeryüzünden çok, gökyüzüne aitmiş hissini veren, havada asılı duran bir şehir. Geceleri, güney yönünden kale istikametine bakıldığında, dağın eteklerinde parıldayan binlerce ışığı, göğün yıldızları sanabilirsiniz.
Evet; kent; 1200 m. yükseklikteki bir dağın, güney yamacına kurulmuş. Malum; dağın zirvesinde ise Mardin Kalesi var. Ayrıca; kente geldiğinizde dikkatinizi çekecek çok büyük bir görsel özellik olarak; bu dağın zirvesindeki, büyük yarım bir küre göreceksiniz. Bu küre; askeri radar tesisi. Şehrin silüetini etkiliyor. Aynı zamanda, Mardin kalesinde, bu kürenin yani radarın bulunduğu yere çıkmak yasak. Askeri yasak bölge. Dağın yamacında kurulu ve güneye bakan kentte; gün boyu, güneş hakim. Ancak, en sıcak havalarda bile, Mardin’in taş evleri serin. Dar sokakları ise, gölgeli. Bu sokakları birbirine bağlayan ve “abbara” adı verilen geçitlerde ise, esinti eksik olmuyor.
Kent ile ilgili özellikleri incelemeye devam edelim. Kent; doğu ile batı arasında bir durak. Geçmiş dönemde; baharat ve ipek taşıyan kervanlar bitmiş, günümüzde mazot taşıyan tankerler yoğun. Geçmişte ipekyolu üzerinde bulunan burada; 5 han ve 1 kervansaray bulunuyormuş.
Kent; son yıllarda yoğun şekilde betonlaşmanın etkisi altında kalmış. Şehir merkezinin bulunduğu tepenin, hemen biraz altındaki bölüm, yeni şehir olarak imara açılmış. Yeni binalar yapılmış. Yanlız bu betonlaşma, tarihi taş binaları da es geçmemiş ve bazılarının üzerine, yarım yamalak beton katlar çıkılmış. Bunların önlenmesi gerek. Mardin; görünüm olarak, bu tarihi yapılarının görünümü olarak ün kazanan bir kent. Eğer, bu tarihi yapıların dokusu bozulursa, kentin turistik önemi kalmaz. Bunu; gerek yetkililerin ve gerekse kentte yaşayanların mutlaka çok iyi değerlendirmesi şart diye düşünüyorum. Bu tarihi dokuyu ve görüntü bozulmamalı.
Neyse, devam edelim. Mardin denilince, buraya gittiğinizde de göreceğiniz gibi; güvercin akla geliyor. Mardin’li çuval çuval buğdayını evinin damına dizer. Kazandığının yarısını bu şekilde güvercinlere ikram eder. Küçücük kuşa duyulan bu sevgi gerçekten çok büyük. Her yerde güvercin görmek, güvercinlerin takla atmasını izlemek mümkün. İnsanlar; güvercinlerin taklalarına bakarlar, güvercinler ise ovanın sonsuzluğunda takla atarlar.
MARDİN’DE NE SATIN ALINIR.
Mardin’e geldiğinizde gerek kendiniz ve gerekse hediyelik olarak bir çok obje bulmak mümkün. Özellikle; ülkemizde, dış pazarlara kapalı bulunulan, 1980 öncesi dönemlerde; buradaki çarşılarda, çok miktarda yabancı menşeeli malı, uygun fiyata bulmak mümkündü. Çünkü; Suriye gerçekten buraya çok yakın ve özellikle Nusaybin ilçesi, Suriye sınırında ve buradan çok çeşit ve miktarda, dış menşeeli malın girmesi söz konusuydu. Günümüzde; malüm, bu özellik pek etkin değil. Yinede; Mardin’e gelince, ekonomik durumunuza göre, özellikle: “telkari” almayı düşünün. Tel haline getirilmiş gümüş veya altını; tahta üzerine açılmış oyuklara kakarak ve gömerek yapılıyor. Bir süsleme sanatı. Tel haline getirilen altın ve gümüş; kanaviçe gibi ilmek ilmek işleniyor. Bu sanat biçimi;Mardin ve İlçesi Midyat’a özgü. Bu el sanatını başka yerde görmeniz mümkün değil. Özellikle; altın telkari, Süryani ustaların ellerinde şekilleniyor ve ziynet eşyasına dönüşüyor. Her ne kadar; Mardin, gümüş telkari konusunda ün yapmış ise de, işin aslının “altın telkari” olduğunu unutmamak gerek.
MARDİN’DE NE YENİR-NE İÇİLİR:
Mardin’e geldiğinizde, yöresel tadlardan tatmak mümkün. Özellikle; Mardin denilince akla ilk gelen: bumbar. Bunun dışında; yumurtalı kısır, içli köfte, kaburga dolması yiyebilirsiniz. Ayrıca; burada; badem şekeri, leblebi ve cevizli sucuk çok güzel bir tad sunacak sizlere. Bunları almadan sakın Mardin’den dönmeyin. Hemen merkezdeki cadde üzerinde bulabilirsiniz.
Mardin’de ne içilir? Evet; “mırra” içilir. Hazırlama aşaması son derece zahmetli. İçimi ise, o derece keyifli. Yemek sonrasında ikram ediliyor. Ağızda hoş bir tad bırakıyor. Hazmı kolaylaştırıcı etkisi var. Özel fincanlarda sunuluyor. Sunumu; bir gelenek haline gelmiş. İçimi sırasında, fincan asla yere konulmaz. Yere konulursa, mırrayı hazırlayan kişiye hakaret anlamına gelir. Mırra: misafir kabullerinde, sıra gecelerinde, düğün törenlerinde, eylencelerde, taziye evlerinde, bayramlarda mutlaka ikram edilir. Kimi zaman güzel koku versin diye, içine zencefilgillerden ıtırlı bir bitki olan “kakule” de ilave ediliyormuş.
Denemek için içebilirsiniz.
GEZİ PLANI:
Evet; Mardin’de nereyi gezelim, nereyi görelim. Mardin merkezinde görülmesi gereken tüm tarihi yapılar, yürüme mesafesinde. Bu nedenle, kenti gezmek kolay. Yanlızca; kalenin gezilmesi biraz zahmetli, Süryani Manastırının gezilmesi için ise, araç ulaşımı gerek. Kentin hemen merkezinde, bir cadde var. Araçların tek yönlü olarak ilerlediği bu cadde üzerinde yürüyerek, kenti gezebilirsiniz. Özellikle; yamaçtaki eski şehirin sokaklarına girin. Kendinizi; günümüzden çok uzaklarda hissedeceksiniz. Mardin evlerini görün. Daha sonra; diğer tarihi kalıntıları; camileri, medreseleri gezin. Çarşılara uğramayı sakın unutmayın. Son olarak; Mardin kalesine çıkabilir ve daha sonra ise Süryani Manastırına gidebilirsiniz.
İşte Mardin bu. Mardin’i anlatmak kolay ama yaşamak gerek. Ülkemizin, bu güzel ve tarihi kentine yolunuz düşer veya giderseniz; kendinizi bir açık hava müzesinde sanabilirsiniz. Her zaman olduğu gibi; gezilecek veya gezmenizi önereceğim yerlerin ayrıntılı açıklaması altta. Bunlardan, kentteki zamanınıza ve tercihlerinize göre belirleyeceğiniz bölümleri gezebilirsiniz. Evet, buyrun Mardin’i gezmeye başlıyoruz.


MARDİN EVLERİ:
Mardin; sarı kalker taşından yapılan ve üzeri geleneksel motiflerle süslü evleriyle ünlü. Bu kalker taşının özelliği: kolay işlenebilmesi. Bölgedeki çok sayıda ocaktan çıkarılıyor. Bu evlerde: kapı, pencere ve asma kat gibi zorunlu kullanımlar dışında, ahşap işçiliğine yer verilmemiş. Diğer bir özellik ise; evleri çevreleyen ve yer yer 4 m. yüksekliğe varan duvarlar. Bu duvarlar; sokak ve evlerin aralarında, perde görevi görüyor. Ayrıca; bir amacı da, kışın;ev yaşayanlarını soğuktan korumak. Yazlık denilen iç avlu ve bahçede; eskiden ahır olarak kullanılan ve günümüzde ise depo işlevi gören mekanlar var. Eyvan; yazın, yaşamın geçtiği bölüm. Mimaride önemli bir yere sahip olan eyvan ve revak gibi yarıaçık kısımlar; özellikle batı güneşine karşı gölgede kalacak şekilde yapılmış. Evet; Mardin evlerinin en büyük özelliği: taş işçiliği. Kapı ve pencereleri; sütuncuklar, kemerler ve değişik motiflerle süslü bu evler; gerçekten görülmeye değer. Sokak aralarına dalın, yürüyün ve bu güzellikleri görün, keşfedin.
ABBARALAR:
Mardin şehir silüetinin en önemli öğelerinden biri. Kentin; uzun, ince ve bazen kıvrımlı sokaklarında, bunlara sık olarak rastlamak mümkün. Sokaklar arasında geçişi sağlıyorlar. Sivri, basık veya yuvarlak kemerli olabiliyorlar. Bunlar; sokak üstlerine yapılan ama altta yani sokakta geçit yeri bırakan: odalar. Ortak kullanım alanları ile, özel kullanım alanlarının bir uyumu. Abbaraların alt kısmı; kamu’ya ait. Üst kısmı ise, mülk sahibinin mülkü sayılıyor. Hani; Ankara-İstanbul otobanında, yol üstünde bulunan restoran yapıları gibi.


ULU CAMİ:
Kentteki en eski camilerden olup, kentin simgesidir. 1176 yılında, Artuklu’lar tarafından yapılmıştır. Mardin’e şekil veren kalker taşı; Artuklu’ların becerikli taş ustalarının ellerinde biçimlenerek, bu muhteşem cami ortaya çıkmıştır.
Kubbesi: 6 paye üzerine oturur ve tüm mekana hakimdir. Çarpraz tonozlu revaklardan, günümüze yanlızca 5 bölüm kalmış, diğerleri ise kaybolmuştur. Revaklar arasındaki, küçük eyvan dikkati çeker.
Devasa yapısıyla; göz kamaştırır.
BAB ES SUR CAMİİ:
Artuklu’lar döneminden kalmadır. 14 ncü yüzyılda inşa edilmiştir. Melik Mahmut burada defnedildiği için, camiye Melik Mahmut Camisi de denir. Taç kapısını mutlaka görmelisiniz.
LATİFİYE CAMİİ:
Artuklu’lar döneminden kalmadır. 1314 yılında: Abdüllatif Bin Abdullah tarafından yaptırılmıştır. Minaresi ise; Mısır Valisi tarafından inşa ettirilir. Sultan Avis ve Melik Mansur burada gömülüdür. Ovadan bakıldığında, Mardin’in, ilk göze çarpan yapılarındandır.
ZİNCİRİYE MEDRESESİ:
Medrese mahallesinin kuzeyindedir. 1385 yılında, Melik Necmettin İsa tarafından yaptırılmıştır. Sultan İsa Medresesi diye de isimlendirilir. Tarihi geçmişte, Timur ve ordusu ile mücadele etmiş olan, Melik İsa, bir süre bu medrese de hapsedilmiştir. Yapı: 2 avlulu ve 2 katlıdır. Girişindeki taş işlemeler ve dilimli kubbeler dikkati çeker. Medrese de; Sultan İsa Türbesi ve birçok eski kitabe vardır. Yapı; aynı zamanda “rasathane” olarak da kullanıldığı için, yüksekte kurulmuştur. Geçmiş dönemlerde, bir süre müze olarak da kullanılmıştır.
HATUNİYE MEDRESESİ:
1177 yılında, Kutubettin İlgazi’nin annesi tarafından yaptırılmıştır. İki katlı bir yapıdır. Ana eyvanın yanında; içi rölyef dekorlu kubbesi ve türbe vardır. Cami içinde; Peygamberimize ait olduğu söylenen “ayak izi” vardır.
Buradaki lahitler ise; bu yöredeki en önemli Artuklu eserlerindendir.

KAYSERRİYYE (BEZESTAN) ÇARŞISI:
Mardin ana caddesinin güneyinde, Ulucaminin kuzeyinde ve çarşı içindedir. Yapım tarihi ve yaptıran hakkında bilgi ve belge yoktur. Ancak; 1487-1502 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Kesme taştan yapılmış olup, güneyinde; çarşı içine açılan bir sıra tonozlu dükkan bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı çarşı; ortaya koyduğu plan şeması ile Osmanlı bedestenlerine benzer özellikler gösterir. Yapının üst örtüsü; çarpraz tonozludur ve içerisi, payelerle üç bölüme ayrılmıştır. Bu payelerin üzerinde, iç kısımları aydınlatması için, kare şeklinde delikler açılmıştır.
Halk arasında “bedesten” olarak da isimlendirilir. Değişik zamanlarda yapılan onarımlarda, orjinalliğinden uzaklaşılmış ve büyük bölümü yıkılmıştır. Dıştaki dükkanların bir kısmı, günümüzde de kullanılmaktadır.


BAKIRCILAR ÇARŞISI:
Burada; gün boyu; bakırcılar ve kalaycılar yanyana çalışırlar. Çünkü; yörede, el işlemeciliği hala revaçta. Güneydoğu Anadolu’ya özgü; “mırra” denilen kahveyi kaynatmada ve sunmada kullanılan cezvelerin en küçüğü olan “gümgüm” burada yapılıyor. Elbette, el işçiliğiyle. Ayrıca; buraya özgü bakır eşyalardan biri de; “kildan” adı verilen sabun kutuları. Hamama giderken kullanılan bu sabun kutuları da, yöreye özgü. Bu çarşıyı mutlaka gezin. Hoşunuza giderse; gümgüm ve kildan alabilirsiniz. Burada; ayrıca üzerine “şahmeran” resmi işlenen bakır tabaklar ve siniler de var. Şahmeran; bölgedeki halkın, evlerinde, yılanlardan korunmak için kullandıkları bir obje resmi.

REVAKLI ÇARŞI:
Reyhaniye camiinin batısında. Bir yolun iki yanında revaklar var, arkalarında ise beşik tonozlu dükkanlar. Yapının yapım tarihi bilinmiyor. Çevresindeki revaklar nedeniyle, “revaklı çarşı” denilmiş. Revak sıralarının, güneyde bittiği yerde, çarşının diğer bölümlerine geçilen merdivenler var. Değişik dönemlerde yapılan onarım çalışmalarında, çarşının mimari özellikleri, büyük ölçüde yitirilmiş.

MARDİN MÜZESİ:
Eski dönemlere ve uygarlıklara ait; seramikler, damga ve silindir mühürler, sikkeler, kandiller, figürinler, gözyaşı şişeleri, takılar ve vazolar sergilenmekte. Müzede, arkeoloji ve etnoğrafya sergi salonları, kütüphane, konferans ve dinlenme salonları da var.


MARDİN KALESİ:
Kale; kente hakim doğal bir kaya üzerine, çok az eklentilerle yapılmış. Ovadan yüksekliği; doğudan 1200 ve batıdan ise 1180 m. Kale içindeki yerleşim de, doğudan-batıya doğru 800 m. ve kuzeyden-güneye doğru ise 30 ile 150 m. arasındaki düzlükte yer almış. Bu yerleşin alanının bittiği yerde, sarp kayalar var. Bu yüzden; kaleye ” kartal yuvası ” de deniliyor. Kalenin duvarları ile burçları; kayalıkları da kapsayacak şekilde yapıldığından, kale, doğal bir görünümde. Duvarlar: kesme taş ve tuğlalardan yapılmıştır. Meyilin fazla olmadığı yerlere; sur inşa edilmiş. Güney kesimindeki kule, günümüzde hala ayakta kalmış olup görülebiyor. Bu burç; kesme taş ve tuğlalardan örülmüştür. Beşgen planlıdır ve dışa doğru çıkıntılıdır. Ayrıca; kale içinde, daha önceki devirlerde mesken olarak kullanılan yapı kalıntıları da var.
Kalenin; kim tarafından ve hangi yıl yapıldığı hakkında kesin bilgi ve belge yok. Ama; 10 ncu yüzyılda; Hamdaniler tarafından yapıldığı sanılıyor. MÖ.330 yılında; güneşe ve ateşe tapan, Şad Buhari isimli hastalıklı bir kralın, buraya gelip uzun süre kaldığı ve hastalığının iyileşmesi üzerine, burada ikamet etmeye başladığı biliniyor.
Geçmiş dönemlerde, çeşitli zamanlarda Mardin’e uğrayan gezginlerin verdikleri bilgilere göre: kale de çok sayıda yapı bulunduğu anlaşılıyor. 19 ncu yüzyılda, Fransız tarihçi Dupre; bu kalenin çok eski tarihlere indiğini, Bizans imparatorları tarafından da onarıldığını yazar. 1471 yılında kente gelen, Barbaro isimli tarihçi yazar; kentten yüksekte bulunan ve merdivenlerle çıkılan kale içinde, yoğun bir nüfusun barındığını ve 300 evin bulunduğunu yazar. Evliye Çelebi ise; kalenin altındaki mağara ve mahzenlerde, hububatın saklandığı ve sarnıçlarında su biriktirildiğini yazmıştır.
Kalenin girişi, güneyde. Buradaki; basit ve yuvarlak kemerli kapıdan girilir. Bu giriş rampa şeklinde yükseliyor ve bir merdivenle devam ediyor. Güney kesimdeki kuleyi, önceki dönemlerdeki evlere ait kalıntıları ve Mardin manzarasını görebilirsiniz. Zamanınız varsa, kaleye çıkın. Özellikle; yazın en sıcak zamanlarında bile, muhteşem bir esinti göreceksiniz.

SÜRYANİ MANASTIRI:
Mardin’in 3 km. doğusunda. Mutlaka gidilip görülmesi gereken bir yer. Diğer ismi: Deyrülzeferan Manastırı. Yukarı Mezopotamyanın tarihi yapılarından en tanınmış olanı. Süryani Kadim Cemaatinin; dini merkezi olarak kabul ediliyor ve 639 yıl boyunca; dünya süryanileri için Patriklik merkezliğini yapmış bir mekan. Yapı içinde; çok eski devirlere ait kısımlar bulunsa da, yapım tarihi kesin olarak bilinmemekte.
Manastırın güney kısmı hariç, diğer yanları dağlarla çevrili. Kesme taştan yapılmış. Çeşitli devirlere ait; 3 ibadethane var. Özellikle; sağ alt bölümde; küçücük bir penceresi olan ve güneşe tapanlar tarafından kullanıldığı söylenen ibadethane ilginç. Yapıda; göze çarpan en önemli özelliklerden birisi de: tavan yapısı. Tavanı oluşturan taşlar; 20×0.5 m. ebatlarında, 13 sıra halinde ve aralarında herhangi bir harç olmaksızın birbirlerine kenetlenmiş halde duran geometrik yapıda. Göze çarpan bir diğer özellik ise; mabedin her iki yanında, kurban sunulan yer olan kemerli kısımların bulunması. MS.493 yılında, bölgede hıristiyanlığın başlaması ile, yapıya eklentiler ilave edilir.
Evet; içinde 52 Süryani Patriğinin mezarı da bulunan bu mekanda, bugün; halen yaşayan ve rahiplik yapan, Süryani papazlar var. Orjinal giysileriyle bunları görebilir, yaşadıkları mahalleri gezebilirsiniz.
Evet, Mardin merkezinde, elbette daha birçok tarihi yapı var.Ama, benim sizlere görmeniz için önerebileceğim bunlar. Tercih sizlere ait. İyi geziler.







Yorum
Güzel Faydalı bir yazı emeginize sağlık
Mardin’e Uçak ile gidip havaalanından araç kiralayıp 3 gece 4 gün kalıp gezmek güzel olur diye düşünüyorum.
Biliyorsanız araç nereden nasıl kiralanabilir?_ Daha doğrusu araç kiralamaya gerek varmı ? Midyat’a da gitmek dahil Ne nerede yenir? yazarsanız sevinirim ..
Okan UZUN
Mardin’e gitmek için ideal tarihlerin Nisan- Mayıs veya Eylül-Ekim aylarından birini seçerseniz hava sıcaklığı /serinliği bakımından uygun olur rahat gezersiniz tavsiyelerine uyarak. 1-3 Nisan 2011 tarihinde eşim ile birlikte Mardin’deydik.
Mardin’i tam anlamıyla gezmek, Mardin’in büyüleyici atmosferini yaşamak için 2 gece konaklamalı 3 gün ideal süre Mardin haricini gezmek için Midyat, Mor Gabriel Manastırı (Deyr-ul Umur), Deyr-ul Zafaran Manastırı, Dara harabeleri ve Kasimiye Medresesi için araca ihtiyaç var . Mardin merkezde tarihi mekanların hepsi 3-5 dakikalık yürüme mesafesinde bulunuyor. Sadece Mardin’i gezecekler için Deyr-ul Zafaran Manastırı hariç araç olmasa da olur.
Ankara’dan 13:50 uçağı ile Mardin’e inince daha önceden koordine edilmiş Oto kiralama servisinden bir arkadaş ile hava alanında buluşup sözleşme yapmak ve aracı almak için ……. Rent a car’a gittik. Aracı alır almaz hiç vakit kaybetmeden hatta otele telefon edip biz geç geleceğiz rezervasyonumuzu sakın iptal etmeyin diye ikazda bulunduktan sonra;
Adeta bir açık hava müzesini andıran Mardin gezisine başlamak için Cumhuriyet Meydanına gelip kiraladığımız arabamızı park ettik ve Mardin Müzesini ardından Kırklar Kilisesi’ni gezdik. Kilise ziyareti sonrasında Mardin’in dar sokaklarından, ABBARA’ larından ilerleyerek, yolun alt kısmında kalan Latifiye Camii ve tarihi Gazipaşa İlköğretim Okulu’nu gezdik. Okul halen ilköğretim okulu olarak kullanılmakta sınıflar, bahçe çok değişik alışılmışın dışında tarih ile iç içe. Müze’ye girerken size rehberlik yapmak isteyen öğrenci genç delikanlılar, yardımcı olalım Mardin’i tanıtalım şeklinde teklifte bulunuyorlar amaçları harçlıklarını çıkarmak bunu kabul etmeniz sizin için kolaylık olacaktır. Her yeri teferruatlı bir şekilde anlatıyorlar, fotoğraf makinizi veriyorsunuz fotoğraflarınızı çekiyorlar hatta yerine göre siz poz bile verdiriyorlar. Bu küçük rehberlere gittiğiniz her yerde rastlamak mümkün
Mardin’in çarşılarından yolunuza devam edip bölgenin en önemli yapılarından biri olan Ulu Camii görüyor ve tadilatta olduğu sadece fotoğraflıyorsunuz. Ulu Camii’nin ardından yolunuza devam ediyor, taş işlemeleriyle dikkatleri üzerine çeken Kız Meslek Lisesi’ne geçiyorsunuz. Kız Meslek Lisesi’nin ardından tarihi Zinciriye Medresesi’ne gezerek Medresenin terasından büyüleyici Mardin manzarasını izlerken, Mardin Kalesi’nin size selam verişine tanık oluyorsunuz. Mardin Artuklu Üniversitesi Turizm Meslek Yüksekokulu olarak kullanılacak olan tarihi PTT binasını gezip. Hemen ardından PTT binasının tam karşısında bulunan tarihi Şehidiye Camii’sini geziyorsunuz. Şehidiye Camii’sini gezdikten sonra yoruldu iseniz oradaki 2 ayrı çay bahçesinde oturup bir taraftan Mezopotamya’yı bir taraftan PTT binasını ve üzerindeki kaleyi, seyredebilirsiniz.
Akşam yemeğinden sonra gündüzleri seyranlık, geceleri gerdanlık diye tabir edilen Mardin akşamlarında adeta boğazı andıran Mezopotamya ovasının eşsiz görüntüsü eşliğinde kahve keyfi yapın. Çay/ Kahve keyfi için tarihi PTT binası karşısında bulunan çay bahçesinde ya da Kız Meslek Lisesi karşısında bulunan Seyr – i Mardin’i tercih edebilirsiniz. Mardin’de çay bizim Rize çayı gibi değil onların tabiri ile kaçak çay koyu renk de ve biraz daha buruk ama lezzetli.
Mardin gezisinin 2. gününde sabah erken kalkıp Midyat tarafına Dünyanın en eski yaşayan ikinci Süryani manastırına Mor Gabriel Manastırı (Deyr-ul Umur)’a gittik. İçeriye girişler ücretsiz olup tanıtımı Süryani personel tarafından yapılmaktadır. İçeri girişler guruplar halinde olmaktadır. Gezdikten sonra anlatılanlardan etkilenmemek mümkün değil.
Manastırdan çıktıktan sonra Midyat’a dönüp Devlet Konuk evini (Sıla dizinin çekildiği yer) Midyat’ı gezdik ve öğleden sonra Mardin’e döndük.
Midyat dönüşü Mardin’e gelince hazır arabadan inmeden Kasimiye Medresesine gidip orayı ziyaret ettik sonra tekrar Eski Mardin’i gezmeye devam edip araç parkı için Yol kenarlarına tek sıra olarak duraklar hariç park etmek mümkün bunun haricinde Cumhuriyet meydanını veya Sabancı müzesine giderken yol çatal olur çatalın hemen sağ tarafında 3 yol oto park mevcut aracı park edip anahtarı bıraktıktan sonra ara merdivenlerden Şehidiye camii ve üzerindeki Aile çay bahçelerine ulaşmak mümkün.
Ben aracımı Sabancı müzesine yakın olan üç yol park yerine bırakıp Sakıp Sabancı Kent Müzesi’ni gezdikten sonra Sıtra Daviyya olarak bilinen, Peygamber efendimizin ayak izinin bulunduğu noktaya gidip alt yoldan Abbaraların altından geçerek geri dönerken Cemil İPEKÇİ’in atölyesini görüp orayı gezdim daha sonra da .1. Caddede Hasan Ammar çarşısından aşağı inerek Revaklı çarşı bakıcılar çarşılarını gezmeye gittim.Buraya kadar gidince Latifiye Cami ve Gazi ilk öğretim okulunu gezemeyenler için bir fırsat olmuş olur.
Tekrar 1. Caddeye çıkınca Tek sabuncu olan Mehmet DEDE’den 6lı paket (2 Bıttım,2 Menengiç,2 bademli ) sabun olmayı ihmal etmeyin. Altı sabun 6 TL. Tek sabuncu dükkânın ismi sabun satan çok yer var Mehmet DEDE dünyaca meşhur bir sabuncu olmuş, sipariş ile de sabun satmakta… Bizde 2 paket aldık.
Mardin gezisinin 3. Gününde sabah kahvaltısından sonra uçak saati 16.00’ya kadar olan zamanda
Sabah 09.00 – 12:00 ve 13:00–17:00 saatleri arasında açık girişi 5 TL olan ve guruplar halinde gezilen Süryani halkının merkezi konumunda bulunan ve şehir merkezine yaklaşık 5 km. uzaklıkta bulunan Süryani Kadim Cemaati’nin en önemli merkezlerinden biri olan Deyr-ul Zafaran Manastırı’na gittik. görevli personel tarafından gezdirilip bilgilendirildik. Manastırda kahvaltı ve yemek imkânı mevcut bilginize..
Deyr-ul zafaran Manastırını gezdikten sonra Mardin Nusaybin yoluna inip sola dönünce Büyük İskender ile Pers kralı Darius arasındaki savaşa sahne olan Dara Antik Kentindeki mağara evleri, mezarları, kiliseleri, su sarnıçları ile yerin altında bulunan halk arasında zindan olarak bilinen antik kenti gezmeye gittik. Yoldan ayrıldıktan sonra Oğuzlar köyü mevkinde 9 km içeri doğru gidilmekte. Burada da yöresel tanım yapmak isteyen genç arkadaşlar mevcut onlardan biri ile etrafı gezmek ve bilgilendirilmek güzel oluyor.
Dara harabelerini gezip saat 13:00 gibi tekrar Mardin’e dönüp öğle yemeğimizi yedikten sonra Badem şekeri, denince Mardin’de 1914′ten beri akla gelen ilk yer Cumhuriyet Meydanı’nda Akbank karşısında bulunan Davut Selim Kuruyemişçilikden Badem şekeri almanızı tavsiye ederim (bence sadece buradan alınmalıdır.) Badem şekeri beyaz olur biliriz burada hafif mavimtırak (civid rengi) neden mi? Lahor bitkisi ile yapıldığından Lahor bitkisi ağız içi yaraları (aft) iyi eden bir bitki.
Öğle yemeği için Mardin’in mistik havasında yemek yemek isterseniz Cumhuriyet Meydanı’ndaki Cercis Murat konağını önerebilirim. Mezopotamya manzaralı bir öğle yemeği için tercih edilebilecek bir mekan. Ayrıca 1. Caddede Hasan Ammar çarşısına yakın patentini elinde bırakmayan, Mardin’e gelip de kebabını yemeyen biraz salaş bir yer olan “Rıdo Kebap Salonu”nu Sembüsek ve lahmacun içinde PTT binasının yan tarafında İddia bayii yanındaki Yasemin Pide salonunu önerebilirim.
Yukarıda belirttiğim program ile Mardin ve civarını ayrıntılı bir şekilde gezebilirsiniz. Mardin’i gece de rahatlıkla gezmek mümkün. Mardin merkez 1. Cadde’de canlı müzik yapan cafeler mevcut gece Mardin’i seyretmek ve fotograf çekmek için Büyük Mardin Oteli Bahçesi ideal bir nokta.
Yöreye ait Telkari gümüş takılarda 1.cadde üzerinde muhtelif yerlerde mevcut. Bunların fiyatlarının Midyat’tan daha uygun olduğu söyleniyor.
Mardin’i tam anlamıyla gezmek, Mardin’in büyüleyici atmosferini yaşamak için 2 gece konaklamalı 3 gün ideal süredir. Ben öyle yaptım. Buradan okuduklarım ile gezip gördüklerimi birleştirdim çok faydalı oldu.
Mardine kolay gelip gitmek için 14 Haziran 2011 e kadarvaktiniz var Mardin Havaalanı genişletme çalışmaları için hizmete en az yıl sonuna kadar kapalı kalacak
Mardin ve civarına ait GPS koordinatlarını da aşağıda veriyorum.
GPS koordinatları CSV formatında bu şekilde alıp kullanılabilirsiniz
40.73579, 37.31277, “Gazi Ilkogretim Okulu”
40.74086, 37.31375, “Rido Kebap”
40.85934, 37.17158, “Dara Harabeleri Yol Ayrimi”
40.7431, 37.31388, “Mezopotamya Cafe”
40.75814, 37.30659, “Mardin Orduevi>+04822127713″
41.37667, 37.41751, “Midyat Devlet Konukevi”
41.37664, 37.41752, “Mor Hobil Manastir”
41.53853, 37.32321, “Mor Gabriel (Deyr-ul Umur Manast1r1)”
40.75806, 37.31067, “>>F!i!r!d!e!v!s! !k!ö!s!k!ü!”
41.33463, 37.43151, “Midyat”
40.72309, 37.32291, “Mardin Seyahat Acentalari”
40.63473, 37.23467, “Mardin Hava Alani”
40.72271, 37.32317, “Bilen Otel”
40.72162, 37.32396, “Mardin Valiligi”
40.70468, 37.33629, “Mardin Devlet Hastanesi”
40.69533, 37.33643, “Yay Grand Otel Mardin”
40.72785, 37.31581, “Mardin Futbol Sahasi”
40.73671, 37.31341, “Kasim Tugmaner Cami”
40.72515, 37.31983, “Migros Mardin”
40.72947, 37.30971, “Buyuk Mardin Oteli”
40.73477, 37.31351, “Mardin muzesi”
40.74249, 37.31389, “Erdoba konagi”
40.72745, 37.32077, “Mardin Petrol Ofisi”
40.74677, 37.32465, “Opet Mardin”
40.73992, 37.31343, “Mardin Ulucami”
40.74326, 37.31436, “Mardin PTT”
40.79217, 37.29883, “Deyrul Zafaran Manastiri”
40.74667, 37.31383, “Artuklu Kervansarayi”
40.7465, 37.31495, “Sitti Radiye Medresesi”
40.75773, 37.32815, “Mardin Benzinlik”
40.75446, 37.31644, “Petrol Ofisi MARDIN”
40.73265, 37.31381, “Surp Hovsep Kilisesi(Mar Yusuf)”
40.73983, 37.31414, “Zinciriye Medresesi”
41.30586, 37.43689, “Matiat Otel Mardin”
40.73231, 37.31337, “Kirklar Kilisesi (Mar Behnam Kilisesi)”
41.53835, 37.32168, “Mor Gabriel Midyat”
40.73492, 37.31331, “Turistlik Lokanta”
40.72089, 37.32254, “Munir Usta Kaburgaci Lokanta”
40.74059, 37.31386, “Kervansaray”
40.74329, 37.31412, “Sehidiye Medresesi”
40.72353, 37.31901, “Mardin Polis Karakolu”
40.72009, 37.3076, “Kasimiye Medresesi”
40.73573, 37.31311, “Cumhuriyet Meydani”
40.74144, 37.31359, “Revakli Çarsi”
40.73528, 37.31417, “Meryem Ana Kilisesi