Şehzadeler şehri, şifalı mesir macunu, sultaniye üzümü.
xxxxxxx
ULAŞIM:
Manisa-İzmir arasındaki uzaklık; 36 km.dir. Manisa ve İzmir birbirine gerçekten çok yakın. İzmir’de çalışan birçok kişi, Manisa’da ikamet ediyor ve hergün bu kısa yolda gidip-geliyor.
xxxxxxxxx
TARİH:
Antik çağlardan bu yana, Sipylos adıyla bilinen dağın eteklerinde, kurulup gelişen Manisa kenti, yerleşim yeri özelliğini günümüze kadar sürdürmüştür.
Homeros’a göre: şehir, Troya savaşına katılan, Teselyalı Magnetler tarafından kurulmuştur. Bunlar: bugünkü Yunanistan’ın Teselya bölgesindeki Pelion dağı civarında yaşayan topluluktur. Magnetler: Batı Anadolu’ya göç ettiklerinde, önce Menderes nehri kıyısındaki Magnesia’yı, daha kuzeye giden bir kolu da, Sipylos dağı eteklerindeki Magnesia’yı kurmuşlardır.
Özellikle: MÖ.7 ve 11. yüzyıllar arasındaki Lidyalılar ve Bizanslılar döneminde, önemli bir uygarlık ve kültür beşiği olarak öne çıkmıştır. Şehrin antik çağlardaki ismi “Magnesia” dır.
Şehir, 1313 yılında, Bizanslılardan, Saruhanoğulları tarafından ele geçilir ve ismi “Manisa” olarak değiştirilerek, Beylik merkezi haline getirilir.
Osmanlı döneminde, 1437-1595 yıllara arasında, Şehzadeler tarafından yönetilen şehirde, Şehzadeler ve aileleri tarafından: cami, çeşme, imarethane, köprü, medrese ve benzeri birçok sanat eseri yaptırılmıştır.
xxxxxxxxxxxx
GENEL:
Spil dağı ile Gediz nehri arasında, İzmir-İstanbul karayolunun kuzeyinde bulunmaktadır. Ege bölgesinin önemli şehirlerinden biridir.
Yükselti: 50 metre ile 850 metre arasında değişmektedir. İl merkezinden doğuya gidildikçe, yükselti artmaktadır.
İklim: il genelinde, Akdeniz iklimiyle birlikte, İç Anadolunun karasal iklim özellikleri hakimdir. Ovalar ve ovaları çevreleyen vadilerde, karasal nitelikli Akdeniz iklimi görülür. Yüksek dağlık bölgelerde ise, İç Anadolunun karasal nitelikli ikliminin etkileri görülmektedir. Yaz ayları, oldukça sıcak geçer.
Bitki örtüsü değerlendirildiğinde ise, özellikle Spil Dağı Milli Parkı, öne çıkar. Burada 600 civarında bitki çeşidi belirlenmiştir.
Dünya dillerindeki “mıknatıs” ve “magnezyum” kelimelerinin kökeni, Manisa ismidir.
Türkiye’nin en modern ve büyük organize sanayi bölgelerinden birine sahiptir. Organize sanayi bölgesinde, toplam çalışan sayısı, yaklaşık 26 bin kişidir. Türkiye’nin en yoğun göç alan şehirlerinden birisidir. Şehrin günlük hareketli nüfusu, diğer yerleşim yerlerinden merkeze gelen çalışanlarla birlikte, yaklaşık 350 bin kişidir.
Günümüzde: tarih ve doğal güzellikleri, ören yerleri, müzesi, Spil dağı milli parkı ve Mesir şenlikleri ile, şehir her geçen gün daha fazla turist çekmektedir. Özellikle; Financial Times Dergisi tarafından, 2004 yılının, “Avrupa’da Geleceğin En Uygun Yatırım Kenti” seçilmiştir.
xxxxxxxxxxxxx
MESİR MACUNU VE MANİSA MESİR ŞENLİKLERİ:
Mesir macununun ortaya çıkış öyküsü: Hazfa Sultan hastalandığında, Saray doktorları derdine çare bulamazlar.
Ancak: Sultan Külliyesinin darüşşifa yöneticisi Merkez Efendi tarafından hazırlanan bir macun sayesinde şifa bulur. Bunun üzerine: önceleri yanlızca darüşşifadaki hastalara dağıtılan mesir macunu, halktan gelen yoğun talep üzerine, halka da dağıtılmaya başlanır, ancak talep karşılanamaz. Şikayetlerin artması üzerine, mesir macununun: Sultan camisi kubbe ve minarelerinden halka saçılarak dağıtılmasına karar verilir. Dolayısı ile: mesir macununun halka saçılması, bir şenlik haline gelerek, günümüze kadar ulaşan bir uygulama olur.
Günümüzde, Mesir Şenlikleri başlangıcında: nevruz gününde, dar-üş-şifada yapılan dua töreni sonunda mesir macunu karılmaya başlanır. Çeşitli: sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler sonucunda, şenliklerin son gününde, hazırlanan mesir macunları, Sultan camisi kubbe ve minarelerinden halka saçılır. Evet, bu uygulama, yaklaşık 500 yıldır, aksatılmadan, günümüze kadar sürdürülmüştür.
MESİR MACUNU ÖZELLİKLERİ:
Mesir macunu, karışımında bulunan maddeler nedeniyle: uyarıcı, iştah açıcı, idrar söktürücü, gaz giderici ve bağırsak hareketlerini arttırıcı ve afrodizyak etkilidir.
MANİSA BAĞ BOZUMU ŞENLİKLERİ:
Manisa yöresinde, bağcılık, antik çağlardan bu yana yapılan bir uğraşıdır. Bağcılığı teşvik etmek amacıyla, ilk organizasyon: Üzüm Bayramı adıyla, 22 Ağustos 1937 tarihinde yapılmıştır. Ancak, II. Dünya Savaşı ve ekonomik sebeplerden dolayı, takip eden dönemlerde, uzun süre tekrarlanamamıştır. 1984 yılından itibaren ise: yaş ve kuru üzüm yarışmaları, konferanslar ve konserlerin yer aldığı kutlama programları, Eylül ayı başlarında, şenlik şeklinde düzenlenmektedir. Bu şenliklerde, 8 Eylül tarihi yani Manisa’nın düşman işgalinden kurtuluşu da kutlanmaktadır.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
MANİSA ASKERİ TUGAYI:
Manisa denilince, akla hemen burada bulunan askeri birlikler geliyor. Buradaki askeri birliklerin, acemi eğitimi olması ve askerlerin kısa bir süre burada eğitim görerek, asıl birliklerine sevk edilmeleri nedeniyle, sürekli bir değişim var. Birçok Türk erkeği, askerlik hizmetinin ilk günlerini burada, yani Manisa’da geçirmiş. Bunun sonucunda, şehirde her asker geliş ve eğitim sonu dönüş günlerinde: büyük bir hareketlilik oluyor.
Xxxxxxxxxxxx
SARIKIZ:
Ben şahsen bu Sarıkız olayını anlamadım. Çünkü: bu Sarıkız efsanesine daha önce, Edremit körfezi bölgesinde rastladım ve orada da gerek Sarıkız efsanesi anlatılmakta ve gerekse, Sarıkız heykeli bulunmaktadır. Burada da, yani Manisa’da da, Sarıkız efsanesi bulunuyor. Ancak: daha sonra öğrendim ki, Sarıkız efsanesi, Anadolu’nun pek çok yerinde, farklı anlatımlarla karşımıza çıkabiliyormuş.
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx
CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ:
Adını: son Osmanlı Mebusan Meclisinde Saruhan Mebusluğu yapmış olan Celal Bayar’dan almıştır. Bölgenin: sosyal ve kültürel beklentilerine ve gereksinimlerine cevap verecek araştırma merkezleri açmış ve bunları işlevsel hale getirmiştir. Bugün: 5 fakülte, 4 yüksek okul, 15 meslek yüksek okulu, 3 enstitü, 9 araştırma merkeziyle, 17 yerleşkede, eğitim ve öğretim sürdürülmektedir.
Üniversitede: 1156 akademik personel, 732 idari personel ve 26500 öğrenci bulunmaktadır. Ege bölgesinin, en büyük 3. üniversitedir.
Üniversitenin simgesi, Manisa Lalesidir.
NE YENİR:
Buralarda, zeytinyağlıların yeri bir başkadır. Manisa kebabı, şevketi bostan, enginar dolması, semizotu, yalancı sarma, börülce tarator, simit ekmeği, mantar tatlısı, zerde.
xxxxxxxxxx
NE SATIN ALINIR:
Manisa’dan, mesir macunu satın almalısınız. Gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için çok güzel bir hediyelik.
xxxxxxxxxx
GEZİLECEK YERLER:
MANİSA MÜZESİ:
Yörede toplanan antik dönem eserleri, ilk önce, Muradiye Külliyesinin medrese bölümünde depolanmıştır. Zamanla, eserlerin çoğalması nedeniyle, Medrese bölümü: 29 Ekim 1937 tarihinde, Müze olarak hizmete açılmıştır. Burası da yetersiz kalınca, yeni bir düzenleme yapılmış ve 1972 yılındaki restorasyon çalışmaları sonucu, imarethane bölümü Arkeolojik eserlere, Medrese bölümü ise etnoğrafik eserlere ayrılmıştır.
Arkeoloji Bölümünde: Lidya krallığının başkenti Sardes kentinde; 1958 yılından bu yana sürdürülen kazılarda ortaya çıkarılan eserler, burada sergilenmektedir. Bu özelliği ile, müzenin önemi ortaya çıkıyor. Bunun dışında: bronz çağdan, Bizans dönemi sonuna kadar olan tarihi sürece ait: lahitler, mezar taşları, mozaikler, toprak kaplar, heykeller, büstler, cam ve fildişi objeler sergileniyor.
Biraz önce söylediğim gibi, Sardes kentinden çıkarılan eserlerin ve mozaiklerin bulunduğu: Sart Salonu: antik çağdaki altın takıları, gümüş eşyaları ve oyun takımları örnekleri bulunan hazine odasında: Osmanlılara kadar uzanan döneme ait: altın, gümüş ve bronz sikkeler de sergileniyor. İlginç bir yer, müzede bu bölümü atlamayın.
Etnoğrafya Bölümü: Beylikler döneminden, Osmanlı dönemine, yöre halkının, gelenek, görenek ve yaşam tarzına ilişkin, çeşitli eşyalar, burada sergileniyor. Bunlar arasında: giysiler, silahlar, saray ve tekke eşyaları, çini sanatına ait örnekler var. Ayrıca: 17 ve 18. yüzyıllara ait yazma eserler ve yazı takımları, Kur’an ve cüz muhafazaları, oyma ve fildişi kakmalarla süslü, hakiki kündekari tekniğiyle yapılmış, Ulu cami minber kapısı burada sergileniyor.
YENİ HAN:
Yapının, yapım tarihi hakkında kesin bilgiler yok. Ancak, halk arasında, 1825-1830 yılları arasında yaptırıldığı söylenmektedir. Han: ortasında avlulu ve 2 katlıdır. Güney, doğu ve batı cephelerine bitişik dükkanlar var. Alt kat odaları revaklara açılıyor. Güney cephede, giriş yok. Alt katta yer alan dükkanlar, bir duvarla ikiye bölünmüş. Alt katta, odaların iki bölümlü olması ve ocakların bulunması nedeniyle, depo olarak kullanıldığı söylenebilir. İkinci kat dükkanların önünde, yuvarlak kemerli revaklar var. Üst katta, toplam 33 dükkan var.
2001-2004 yılları arasında, yapıda, restorasyon çalışmaları yapılmış. Yapı, orjinaline uygun olarak restore edilmiş. Günümüzde, burası: alışveriş ve kültür merkezi olarak kullanılıyor.
MANİSA KALESİ:
Spil dağının kuzey yamaçlarındadır. Hangi dönemde yapıldığı hakkında, kesin bilgiler bulunmamaktadır. Çevresindeki surların, MS.17 yılındaki depremde yıkıldığı ve Roma imparatoru Tiberius zamanında tekrar yapıldığı sanılmaktadır.
Gravürlerden, seyahatnamelerden ve mevcut kalıntılardan: yapıldığı dönemlerde çok görkemli bir yapı olduğu düşünülmektedir. Beşgen planıyla ve sandığa benzemesiyle, halk arasında “Sandıkkale” olarak da isimlendirilmektedir. İçkale sur duvarlarının uzunluğu: 1700 metre olup, doğu ve kuzey yönlerinde kesme taş, tuğla ve horasan harcından yapılmış 4500 metre kadar uzunluğunda, yüksekliği 10-12 metreyi bulan dış surlarla çevrilidir. Sur duvarlarının ve burçların bir kısmı, hayli yıpranmış da olsa hala belirgindir.
NİOBE (AĞLAYAN KAYA):
Yine bu sitede, ayrı bir başlık altında, bu konuda, ayrıntılı bilgi veriyorum, lütfen oraya bakın.
AİGAİ ANTİK KENTİ:
İl merkezine 49 km uzaklıktaki, Köseler köyü yakınlarındadır. İzmir-Çanakkale karayoluna, yaklaşık 15 km. uzaklıktadır. Bergama-Şakran-Köseler köyü üzerinden ulaşılabilir.
Nemrut kale adıyla da bilinir. Heredot’un sözünü ettiği: Batı Anadoludaki, 12 Aiol kentinden biridir.
Çevreye hakim bir konumdaki kayalık bir tepe üzerindedir. Tarihi: MÖ.8.yüzyıla kadar inmektedir. Ancak, MS.17 yılındaki depremde büyük zarar görmüş ve onarım geçirmiştir. Helenistik dönemde ise, önemli bir ticaret merkezi olmuştur. Kentin surları, arazinin durumuna göre inşa edilmiştir. Surlar içinde: 3 katlı agora ve bu yapıyı taşıyan duvarlar, meclis binası, teras duvarlı stadyum, tiyatro ve Demeter Tapınağı gibi kalıntılar bulunmaktadır.
2004 yılında başlatılan kazı çalışmaları sürdürülmektedir.
KYBELE KAYA ANITI:
Yeryüzündeki bütün canlıların anası olduğuna inanılan, bereket tanrıçası Kybele’nin kaya kabartması: İl merkezine 7 km. uzaklıktaki, Akpınar mevkiindedir.
MÖ.13.yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Kaya kabartması şeklindeki bu anıtın: Hitit ordularının, yöreye yaptıkları bir sefer sırasında yapıldığı sanılmaktadır.
Spil dağının kuzeydoğu eteklerine oyularak yapılmıştır. Rölyefte: ana tanrıça, Gediz ovasına doğru bakan ve iki yanında, birer aslan bulunan, oturmuş kadın şeklinde tasvir edilmiştir.
Ancak, büyük ölçüde yıpranmış olduğundan, yanlardaki aslan figürleri seçilememektedir. Halk arasında “Papaz Kayası”adı ile anılan rölyefin : üst tarafından muhtemelen Kybele rahiplerine ait olan kaya odaları bulunmaktadır.
YOĞURTÇU KALESİ:
İl merkezine 20 km. uzaklıkta, Manisa-Menemen karayolu üzerinden sapılan Uzunburun Köyü yakınlarındadır. Hayli sağlam durumdadır. Gediz ovasına hakim bir konumda bulunan kalenin, 12.yüzyıl sonları veya 13.yüzyıl başlarında yapıldığı düşünülmektedir.
Kuzey cephesi, sarp kayalar üzerine oturtulmuştur. İç kale, doğu, batı ve güney yönlerinde bir dış surla çevrilmiş ve dış sur, belirli aralıklı kulelerle tahkim edilmiştir.
Güney cephede: belirgin olan dış surun, doğu ve batı bölümleri yıkılmıştır. Kuzeyden bakıldığında, oldukça sağlam ve etkileyici bir görünüme sahip olan iç kaledeki mekanların büyük kısmı, yıkık durumdadır.
Halk arasında, “Yoğurtçu Kalesi” adı ile anılmaktadır.
Kalede, henüz resmi kazı çalışmaları yapılmamıştır.
ULU CAMİ VE KÜLLİYESİ:
Spil dağının kuzey eteklerinde, şehre hakim bir konumdadır. Külliyede: cami, medrese ve türbe ve kuzeydoğuda bir hamam bulunmaktadır. Eski bir kilisenin yerine yapılmıştır.
Saruhan Bey’in torunu: İshak Çelebi tarafından, 1366 yılında Mimar Emet Bin Osman’a yaptırılmıştır. Yapıda: kaba yontu taş, tuğla ve bazı mimari unsurlar kullanılmıştır. Cami: enine dikdörtgen bir plana sahiptir. Sekizgen ayak üzerine oturan bir büyük kubbe ile örtülmüştür. Tek minarelidir. Beylikler dönemi, Türk ahşap oymacılığının şaheserlerinden biridir. Minber kapısı: Manisa Müzesinde muhafaza edilmektedir.
Külliye içindeki medrese “Fethiye Medresesi” olarak biliniyor. Caminin hemen bitişiğindedir. Tek eyvanlı, iki katlı olarak, camiden 10 yıl kadar sonra, aynı mimar tarafından yaptırılmıştır. Kentin en eski medresesi olan yapının kuzeye bakan taç kapısının her iki yanında, birer çeşme bulunmaktadır. Medrese içinde bulunan türbede: İshak Çelebi ve ailesi gömülüdür.
SULTAN CAMİİ VE KÜLLİYESİ:
Ünlü Mesir Macunu, bu camiden halka atıldığı için, halk arasında “Mesir Camii” adıyla da anılır.
1522 yılında tamamlanmıştır. Kanuni Sultan Süleyman’ın talimatı üzerine: Mimar Acem Ali tarafından yaptırılmıştır. Külliye içinde: cami, medrese, sübyan mektebi ve imaret bulunmaktadır. Daha sonra ise: dar-üş şifa ve çifte hamam ilave edilmiştir.
Külliyenin ana binası olan cami: kesme taş ve tuğladan, sade bir üslupla yapılmıştır. Ortada bir büyük ve yanlarda iki küçük kubbe ile örtülmüştür. İki minare bulunmaktadır. Minberi: mermer ve oymalıdır.
Medrese: cami avlusunun kuzeyindedir. Ana girişi kuzeye bakan, 10 odalı bir yapıdır. Misafirhane ve yemek odaları, beşik tonoz ile örtülmüş, diğer mekanlar ise kubbe ile kapatılmıştır.
Kurtuluş Savaşı sırasında yanan ve sonraki yıllarda da yıkılan imarethane binasının yerine, sonraki yıllarda, “Sultan Parkı” ismi verilen bir park şeklinde düzenlenmiştir.
DARPHANE:
Spil dağının kuzey eteklerinde, Ulu caminin batısındadır. Yapı: kare planlı, 2 katlı, üzeri kubbe ile örtülüdür. Moloz taştan yapılmıştır. Alt katı: sivri tonozlarla örtülü, yan yana iki mekan halinde düzenlenmiştir. Üst katın ön penceresinde, sivri kemerli sağır nişler yerleştirilmiş pencereler bulunmaktadır.
Burada: 1362 yılına ait bir miktar sikke bulunduğunda, “Darphane” olarak adlandırılmıştır.
SPİL DAĞI MİLLİ PARKI:
Spil dağı, 1969 yılında, Milli Park olarak ilan edilmiştir. Burada: jeolojik, morfolojik, arkeolojik ve mitolojik özelliklerin yanı sıra, dağcılık sporuna uygun rekreasyon alanları bulunmaktadır. Park: il merkezine, 23 km. uzaklıktadır. 60 metre yükseklikten başlayarak, zirveye 1517 metreye ulaşan Spil Dağı, şehir merkezine oranla, 10-15 derece daha serindir.
Mitolojide: Kybele, Niobe, Tantalos ve Pandereos ile ilgili öykülerde, Spil dağının adı geçer. Dağın eteklerinde: Tantal kalesi kalıntıları, bereket tanrıçası Kybele’nin rölyefi, Niobe ağlayan kaya ve Bizans döneminden kalma Magnesia Kalesinin kalıntıları bulunmaktadır.
Dağın en ünlü bitkisi: kümeler halinde yetişen “Spil” ya da “Manisa Lalesi” denilen lalelerdir. Osmanlı imparatorluğu döneminde, bu laleler, İstanbul’a götürülmüş ve bir döneme isim olmuşlardır.
Milli Parkın, koruma sahası olan Seyirtepe çevresinde: endemik bitki türleri, derin vadiler, kar ve rüzgarın şekillendirdiği yaşlı çam ağaçları bulunmaktadır. Bitki örtüsü yönünden zengin olan milli parkta, 600 metre yüksekliğe kadar kızılçam ve daha yukarılarda ise karaçam ve karışık olarak meşe, ardıç, çınar, ladin, defne, berberis, kuşburnu ve yaban mersini bulunuyor. Yaban hayatı bakımından da, keklik, tavşan, çakal, yaban domuzu ve birçok ötücü kuş cinsi parkta yaşayan hayvanlardır.
Park; 1995 yılında turizm merkezi olarak ilan edilir. Milli parkın asıl gelişim bölgesi olan: Atalanı Mevkiinde: dağ evleri, piknik ve oyun alanları, bir kır kahvesi ve lokanta bulunmaktadır. Burada: 24 adet dinlenme evi, kır gazinosu, kır kahvesi ve Çampınar Gazinosu bulunmaktadır. Günübirlik kullanım yanında, ziyaretçilerin Atalanındaki kamp yerinde, kendi çadır ve karavanları ile kalmaları veya rezervasyon yaptırmak suretiyle dağ evlerinde konaklamaları da mümkün olmaktadır.
RUM MEHMET PAŞA BEDESTENİ:
Fatih Sultan Mehmet’in komutanlarından olan Rum Mehmet Paşa tarafından, İstanbul’da yaptırılan cami ve medreseye vakıf olarak burada yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlıdır. Tek katlıdır. İçten içe: 42×10 metre ölçülerindedir. Dört yönden giriş kapısı bulunmaktadır. Dış cephelerde, 29 dükkan bulunmaktadır. Burası, günümüzde çeşitli kişiler tarafından hurda deposu olarak kullanılmaktadır.
KURŞUNLU HAN:
1497 yılında, Sultan II.Beyazıd’ın eşi Hüsnüşah Sultan tarafından inşa ettirilmiştir. Alt katta, 36 oda, üst katta 38 oda bulunmaktadır. Hana bitişik 21 dükkan var.
Bina 2 katlı, açık avlulu, kareye yakın dikdörtgen planlı olarak inşa edilmiştir. Taç kapısı, batı cephesindedir. Avlunun ortasında havuz bulunmaktadır. Halen burası öğrenci yurdu olarak kullanılmaktadır.




















Yorum
çok tşk çok yardımıcı oldunuz allahn razı olsun