Konya, Çumra

16.085 kişi okudu!


Çatalhöyük’deki tarih ve medeniyet yanında, tüm Batılıların sahiplendiği Yunan tarih ve medeniyeti, bebek kalır. Buyurun, tek cümle ile buranın özelliği bu.

xxxxxxxx
ULAŞIM:
Çumra-Konya arası uzaklık: 44 km. Konya-Karaman demiryolu üzerinde bulunuyor.


TARİHİ:
İlçenin tarihi çok eskilere gitmez. 1894 yılında yapımına başlanan ve 1913 yılında bitirilen İstanbul-Bağdat demiryolu yapımı sırasında, Çumra’nın bulunduğu yere, bir istasyon yapılır ve bu istasyon binası, Çumra’ya yapılan ilk bina olarak öne çıkar.

1936 ve 1950 yıllarında, Balkanlardan Anadolu’ya gelen göçmen aileleri, Çumra(ya yerleştirilmişlerdir. Takip eden yıllarda da Hadim, Bozkır, Ermenek gibi İlçeler ve yakın köy ve kasabalardan gelen göçlerle, İlçe gittikçe büyümüş ve bu günkü halini almıştır.

Yörede Selçuklu egemenliği bilinmesine rağmen, her hangi bir esere rastlanılmamıştır.


GENEL;

İSİM: İlçe ismini, bir rivayete göre: çamurdan almıştır. Diğer bir rivayete göre ise, “cümleniz beraber olun” deyişindeki “cümle” kelimesinden almaktadır.

KONUMU: İlçenin denizden yüksekliği 1013 metredir. Ova üzerinde kuruludur. Ova daha çok: çorağa ve sıcağa dayanıklı bitkilerle kaplıdır. Yaygın bir yerleşime sahiptir. Yalnızca, çarşı merkezinin bir bölümünde dikey yapılaşma vardır. Onun dışında, çoğunlukla eski ve iki katlı binalar mevcuttur. Mahalleler ise, genelde tek ve iki katlı bahçeli evlerden oluşur. Konya İl Merkezine yakın olması nedeniyle, ilçe merkezindeki işletmeler, il merkezindeki işletmelerle rekabet edememektedirler. Maddi imkanları yerinde olan aileler, Konya’ ya göç etmektedirler. Bu nedenle, ilçe’de yatırımlar da olmamaktadır. Bunun sonucunda, ilçede sosyal yaşam olumsuz yönde etkilenmekte, halk gündüzleri ve boş zamanlarında kahvehanelerde bulunmakta, karanlıktan sonra ise sokaklar tamamen boşalmaktadır.


GEÇİM KAYNAKLARI: İlçe halkının büyük kısmı: tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Yaz aylarında: 4000 civarında tarım işçisi, başka il ve ilçelerde, Çumra’ya gelirler.

KURU FASÜLYE: İlçe, ülkemizin önemli bir kuru fasulye üretim bölgesidir. Ülkemizin kuru fasulye üretiminin: % 10-15 kadarı, yalnızca Çumra tarafından karşılanmaktadır. Bunun yanında: Çumra’nın kavunu da öne çıkmaktadır. Ancak: bu yöreden geçerseniz, mutlaka kuru fasülye almayı ihmal etmeyin. Çumra’dan kuru fasülye alınır.

MESLEK YÜKSEK OKULU: Selçuk Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu, 1992 yılından bu yana Çumra’da bulunuyor.

ÇUMRA’NIN İLKLERİ: Çatalhöyük: 10 bin nüfusa sahip ilk yerleşim yeri. Dünyada insanlar, ilk kez burada ticaret yaptılar. Hayvanlar ilk kez burada evcilleştirildiler. İlk kez, toprak kapları ve bakırı kullandılar. İnsanlar ilk mühürlü mülkiyet kavramını yaşadılar. Takı, ziynet eşyası ilk kez Çatalhöyükte yapıldı. İlk antikbank kuruldu. Resim ve heykel sanatı, ilk olarak yapılmaya başlandı. Sanat ve dokumacılık yapıldı. Tarım teknikleri ilk kez kullanıldı. İlk fırın yapılarak kullanıldı. Cumhuriyet tarihinin ilk mahalle düzenlemesi yapıldı. Osmanlı döneminde, ilk tapu kadastro işlemleri burada yapılmış. Çumru sulama birliği, Türkiye’nin en büyük sulama birliği.

xxxxxx

GEZİLECEK YERLER:

SIRÇALI MESİRE YERİ:
Merkeze yakın. Araçlar için geniş bir park yeri ayrılmış. Güzel bir şelale, gezinti yolları ve piknik alanları ve çocuklar için oyun parkları var. Burada: lokantalar da var. Bu lokantalarda: ızgara çeşitleri (pirzola, kuşbaşı) ve canlı alabalık bulabilirsiniz.


APA BARAJI:
İlçenin 35 km. güneyinde, Çarşamba Çayı üzerinde ve Apa kasabasındadır. Apa ismi, çok eski bir isim. 3000 yıl önce, Tunç-bronz çağında Anadolu topraklarında yaşamış olan Luvi’lerin dilinde, “Apa” sözcüğü, “su” anlamına geliyor. 1957-1962 yılları arasında, sulama ve taşkınlardan koruma amacıyla inşa edilmiştir. Baraj gölü kıyısında: DSİ ve Selçuk Üniversitesi tesisleri ve piknik alanları bulunuyor. Gölde sazan ve tatlı su levreği balıkları tutulabiliyor. Olta balıkçılığına meraklı iseniz, şartlar uygun.

         
ÇATALHÖYÜK:
2012 yılında, UNESCO Dünya Kültür Mirası sözleşmesinin imzalanmasının 40’ncı yıldönümünde: 121 üye ülkeden uzmanın katılımı ile,
Rusya-St.Petersburg şehrinde yapılan toplantıda: ülkemizden bir eser, 11’nci eser olarak, Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilmiştir. Bu konuda emeği geçenleri, ülkem adına kutluyorum ve başarılı çalışmalarının artarak sürmesini gönülden diliyorum. Çünkü: Unesco Dünya Kültür Mirası Listesinde, halen 936 eser mevcut iken, ülkemizden bu listede yalnızca 11 eser bulunması, bence büyük bir eksiklik ve yılların ihmalidir.

Evet: Çatalhöyük, neden Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilmiştir?

Çünkü: Çatalhöyük, Dünya Kültür Mirası Sözleşmesinin temel şartlarını karşılamakta, otantikliğini korumakta ve evrensel seçkin değerlere
sahiptir. Karara esas olan raporda: tarihi MÖ.7400 yıllarına kadar uzanan, Konya sınırları içindeki Çatalhöyük’ün: insanlığın bir aşamasının eşsiz
tanıklığını teşkil ettiği, döneme has bir yerleşim tarzıyla, toplum anlayışı ve eşitlik ideallerine dayanan bir kentsel plana sahip olduğu vurgulanmıştır.

Ayrıntıya girmeden önce: Çatalhöyük hakkında, sizlere ön bilgi vermek istiyorum. Burası: günümüzden binlerce yıl önce: günümüzdeki
bozkır görüntüsünden çok farklı olarak: yeşillik, sulak, bitki ve hayvan dünyası açısından zengin ve tüm bu özellikleri nedeniyle yaşam için çok
elverişli bir bölge olarak önem kazanıyor. Neolitik dönemde, insanlığın, avcı toplayıcı toplumdan, yerleşik düzene geçiş evresini yaşadıkları yerdir. Buna benzer yani eşdeğer yerler, özellikle Güneydoğu Anadolu bölgemizde bulunmasına rağmen, buranın, Orta Anadolu bölgesinde bulunması ilgi çekicidir. Ayrıca: Çatalhöyük bölgesinin bağlayıcı bir halka olduğu düşünülmektedir. Çünkü: 12 bin yıl önce, Güneydoğu Anadolu bölgesinde başlayan yerleşik düzen, 7 bin yıl önce, buraya ve daha sonra Göller bölgesine ve Ege kıyılarına kadar uzanmıştır. Çünkü: Ege kıyılarındaki medeniyetler, 3-4 bin yıllıktır.

Çünkü: burada, komşu yerleşimlerden farklı olarak, üstün bir sanat anlayışı göze çarpmaktadır. Tüm bunların sonucu olarak: Çatalhöyük: o
dönemde yaşayan insanların günlük hayatları ve kullandıkları eşyalar hakkında, günümüze ayrıntılı bilgiler yansıtmaktadır. Özellikle: o dönemde, insanlar: Kybele ana tanrıça ve benzeri kadın figürünlerine tapmaktadırlar. Kybele: ilginç görüntüsü ile önem kazanmakta olup, halen Anadolu Medeniyetleri Müzesinde, burada bulunan, muhteşem güzel bir Kybele heykeli sergilenmektedir.

Evet, Çatalhöyük: Konya ilinin Çumra ilçesinin, 10 km. doğusunda bulunuyor. Farklı yükseklikte, 2 tepe üzerinde. Bu iki yükselti nedeniyle, çatal sıfatını almıştır.

Günümüze kadar olan süreçte: 9000 yıllık insanlık tarihi kalıntıları: esrarengiz duvar resimleri, sanatsal silahlar, hayret verici şekiller. Hayvanların evcilleştirilmesinin, ziynet eşyası, takı, resim ve heykel sanatı ile dokumacılık ilk kez burada
yapılmıştır. Toprak kaplar ve bakır, ilk kez burada kullanılmıştır. Neolitik devre ait ilerlemiş bir medeniyetin burada başlayıp, dünyada yayıldığı tahmin ediliyor.

Ülkemizdeki en zengin arkeolojik alanlardan biri olan Çatalhöyük bölgesindeki ilk kazı çalışmaları: 1958 yılında, J.Melleart tarafından yapılmış ve bölge keşfedilmiştir. Yüksek tepenin batı yamaçlarında yapılan çalışmalar sonucu: 13 yapı katı ortaya çıkarılmıştır. En erken yerleşim: MÖ.5500 yıllarına tarihlenmektedir. Bu kazı çalışmalarında ortaya çıkan eserler: dünya sanatı, Anadolu tarihi açısından öyle muhteşemdi ki, herkesi çok heyecanlandırdı.

İlk yerleşme: ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntular ile, insanlık tarihine ışık tutan bir merkezdir. Son derece gelişmiş bir sosyal yapıya sahip Çatalhöyük’te, kadının toplum içindeki önemli yeri ise, başka bir ilgi odağı olmuştur.

Bölgedeki yapılarda kullanılan malzeme: kerpiç, ağaç ve kamıştır. İlk yapıların, MÖ.6700 yıllarında yapıldığı tahmin edilmektedir. 1050 yıllık zaman dilimi içinde, şehrin yıkıldıkça birbiri üzerine inşa edilen 9 kattan oluştuğu, bu yerleşim birimlerinin ilk dönemlerinde 1000’den fazla konut ve 5-6 bin kişiyi bulan nüfusu ile, Yakındoğu’nun bilinen en büyük köy ya da kasabalarından biri olduğu  düşünülmektedir. Çok büyük bir
yerleşim yeri olan Çatalhöyükte yaşayan Çatalhöyüklüler, çok özel insanlardı. Zengin bir sanat dünyası vardı. Duvar resimleri, özellikle ilgi çekiyordu. Bazı evlerde: onlarca kat duvar resmi ve inanılmaz sayıda figürün (tanrı ve özellikle tanrıça figürinleri) bulunuyordu ve bir anda, Çatalhöyük çok meşhur oldu. Ancak, bu zor ören yerinin: 1960’lı yılların teknolojisiyle kazılmasında zorlanılıyordu ve tüm tabakaları korumak çok zordu.

Geçmişte: ülkemize gelen özellikle yabancı ziyaretçilere: Türkiye’nin en önemli ören yerlerinden biri olarak Çatalhöyük gösterilmesine rağmen, insanların burayı ziyaret etmesi önerilmezdi. Çünkü: Anadolu Medeniyetleri Müzesinde buradan çıkarılan muhteşem koleksiyonlar sergilenmesine rağmen, burada, yani Çatalhöyük yöresinde, insanların görebileceği herhangi bir etkinlik veya kalıntı bulunmuyordu. Ancak:
1960’lı yıllardan, 1990’lı yıllara kadar unutulan Çatalhöyük, 1993 yılından itibaren yeniden kazılmaya başlandı. Bu kazılarda: yine birçok buluntu ortaya çıkarıldı. Önce büyük bir çadır ve altındaki küçük çadır ile korunan bu buluntular: sergilenmeye ve korunmaya alındılar. Alanda, birçok güzel ve başarılı çalışmalar yapıldı ve hala devam eden çalışmalar sonucunda, yeni birçok buluntuların ortaya çıkarılacağı düşünülüyor. Yani: artık bölgeye gidildiğinde, binlerce yıl öncesine ait buluntuları görebilirsiniz ve kesinlikle, bunlar ilginizi çekecektir.

Yine, konutların tümüyle tek katlı olarak, kerpiçten inşa edildiği, bitişik düzende, birbirlerine yapışık olduğu, sokak ya da geçidin olmadığı, bu yapılarda girişlerin çatıdaki delikten, aşağıya merdiven sarkıtılarak sağlandığı düşünülmektedir. (Bu ev tipi örneği: günümüzde, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde, hemen girişte sağ bölümde görülebilir. Ancak: şu anda, müzede yeniden düzenleme çalışmaları sürdürüldüğünden, bu görüntü yok, sanırım yeni düzenleme sonucunda, bu görüntüyü yeniden ziyaretçilere sunarlar.)

Çatalhöyük bölgesinde ortaya çıkarılan en önemli buluntulardan biri de: MÖ.6000 yılına tarihlenen dokuma parçasıdır. Dokumada kullanılan malzemenin: yün olması, hayvancılığın yan ürünlerinden olan yünün, dokuma amacıyla kullanılması da Çatalhöyük’teki ekonomik yapının gelişmişlik düzeyi açısından önemli bir göstergedir. Evet, sonuç olarak: Çatalhöyük yöresinde bulunan eserlerin büyük bölümü: Konya Arkeoloji Müzesi ve Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergileniyor.

Çatalhöyük dünya kültür mirası listesine dahil edildi, peki, şimdi ne olucak?

İşte bu sorunun yanıtı: Unesco’nun dünya üzerinde birçok miras alanı bulunuyor. Öncelikle: Çatalhöyük’ün korunmasına yönelik bir takım projelerin geliştirilmesi ve bir yönetim planının oluşturulması sağlanacaktır. Yani, buranın korunması için ciddi çalışmalar yapılacaktır. Yönetim planı, bu korunma çalışmalarını içerecek şekilde tanzim edilecektir.

Korunma yanında: bölgenin dünya üzerinde tanıtılmasına ve insanların burayı yoğun ziyaret etmesi yönünde çalışmalar yapılacaktır. Ancak: elbette bu ziyaretlerin belli ölçülerde ve yöreye zarar vermeden yürütülmesinin şart olduğu da kesindir. Yani, ziyaretçi akınının dengelenmesi şarttır. Çünkü: Unesco raporunda da, turizmin bölgeyi olumsuz etkileyeceği özellikle belirtilmektedir.

Sizler; tarihi binlerce yıl öncelerine kadar giden ve muhteşem bir uygarlık kurulmuş olan, insanlık tarihinin bu ilk yerleşim yerlerinden biri olan bölgeyi: mutlaka ziyaret edin. Hatta: burası ile birlikte, Ankara-Anadolu Medeniyetleri Müzesini de görün, çünkü buradan çıkarılan muhteşem eserlerden oluşan büyük bir koleksiyon, günümüzde bu müzede sergileniyor. Bu koleksiyonun en önemli eseri ise: o  dönemde, kadına verilen önemi ifade eden ve müzenin en prestijli eserlerinden olan “Ana tanrıça Kybele” heykelidir. Bu heykel: günümüzden 9000 yıl önce yapılmış ve binlerce yıl, insanlar tarafından tapılmıştır. Çatalhöyük’te, kadınlara ayrı bir önem ve değer verilmiş ve bu önem, Unesco raporunda da özellikle şehirdeki adil yönetim olarak ifade edilmiştir.

Evet, tarihseverler, Çatalhöyük ve Anadolu Medeniyetleri Müzesindeki Çatalhöyük koleksiyonu için mutlaka zaman ayırın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÇATALHÖYÜK:

2012 yılında, UNESCO Dünya Kültür Mirası sözleşmesinin
imzalanmasının 40’ncı yıldönümünde: 121 üye ülkeden uzmanın katılımı ile,
Rusya-St.Petersburg şehrinde yapılan toplantıda: ülkemizden bir eser, 11’nci
eser olarak, Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilmiştir. Bu konuda emeği
geçenleri, ülkem adına kutluyorum ve başarılı çalışmalarının artarak sürmesini
gönülden diliyorum. Çünkü: Unesco Dünya Kültür Mirası Listesinde, halen 936
eser mevcut iken, ülkemizden bu listede yalnızca 11 eser bulunması, bence büyük
bir eksiklik ve yılların ihmalidir.

 

Evet: Çatalhöyük, neden Dünya Kültür Mirası Listesine dahil
edilmiştir?

 

Çünkü: Çatalhöyük, Dünya Kültür Mirası Sözleşmesinin temel
şartlarını karşılamakta, otantikliğini korumakta ve evrensel seçkin değerlere
sahiptir. Karara esas olan raporda: tarihi MÖ.7400 yıllarına kadar uzanan,
Konya sınırları içindeki Çatalhöyük’ün: insanlığın bir aşamasının eşsiz
tanıklığını teşkil ettiği, döneme has bir yerleşim tarzıyla, toplum anlayışı ve
eşitlik ideallerine dayanan bir kentsel plana sahip olduğu vurgulanmıştır.

 

Ayrıntıya girmeden önce: Çatalhöyük hakkında, sizlere ön
bilgi vermek istiyorum. Burası: günümüzden binlerce yıl önce: günümüzdeki
bozkır görüntüsünden çok farklı olarak: yeşillik, sulak, bitki ve hayvan
dünyası açısından zengin ve tüm bu özellikleri nedeniyle yaşam için çok
elverişli bir bölge olarak önem kazanıyor. Neolitik dönemde, insanlığın, avcı
toplayıcı toplumdan, yerleşik düzene geçiş evresini yaşadıkları yerdir. Buna
benzer yani eşdeğer yerler, özellikle Güneydoğu Anadolu bölgemizde bulunmasına
rağmen, buranın, Orta Anadolu bölgesinde bulunması ilgi çekicidir. Ayrıca:
Çatalhöyük bölgesinin bağlayıcı bir halka olduğu düşünülmektedir. Çünkü: 12 bin
yıl önce, Güneydoğu Anadolu bölgesinde başlayan yerleşik düzen, 7 bin yıl önce,
buraya ve daha sonra Göller bölgesine ve Ege kıyılarına kadar uzanmıştır.
Çünkü: Ege kıyılarındaki medeniyetler, 3-4 bin yıllıktır.

 

Çünkü: burada, komşu yerleşimlerden farklı olarak, üstün bir
sanat anlayışı göze çarpmaktadır. Tüm bunların sonucu olarak: Çatalhöyük: o
dönemde yaşayan insanların günlük hayatları ve kullandıkları eşyalar hakkında,
günümüze ayrıntılı bilgiler yansıtmaktadır. Özellikle: o dönemde, insanlar:
Kybele ana tanrıça ve benzeri kadın figürünlerine tapmaktadırlar. Kybele:
ilginç görüntüsü ile önem kazanmakta olup, halen Anadolu Medeniyetleri
Müzesinde, burada bulunan, muhteşem güzel bir Kybele heykeli sergilenmektedir.

 

Evet, Çatalhöyük: Konya ilinin Çumra ilçesinin, 10 km. doğusunda bulunuyor.
Farklı yükseklikte, 2 tepe üzerinde. Bu iki yükselti nedeniyle, çatal sıfatını
almıştır.

Günümüze kadar olan
süreçte: 9000 yıllık insanlık tarihi kalıntıları: esrarengiz duvar resimleri,
sanatsal silahlar, hayret verici şekiller. Hayvanların evcilleştirilmesinin,
ziynet eşyası, takı, resim ve heykel sanatı ile dokumacılık ilk kez burada
yapılmıştır. Toprak kaplar ve bakır, ilk kez burada kullanılmıştır. Neolitik
devre ait ilerlemiş bir medeniyetin burada başlayıp, dünyada yayıldığı tahmin
ediliyor.

Ülkemizdeki en zengin
arkeolojik alanlardan biri olan Çatalhöyük bölgesindeki ilk kazı çalışmaları:
1958 yılında, J.Melleart tarafından yapılmış ve bölge keşfedilmiştir. Yüksek
tepenin batı yamaçlarında yapılan çalışmalar sonucu: 13 yapı katı ortaya
çıkarılmıştır. En erken yerleşim: MÖ.5500 yıllarına tarihlenmektedir. Bu kazı
çalışmalarında ortaya çıkan eserler: dünya sanatı, Anadolu tarihi açısından
öyle muhteşemdi ki, herkesi çok heyecanlandırdı.

İlk yerleşme: ilk ev
mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntular ile, insanlık tarihine
ışık tutan bir merkezdir. Son derece gelişmiş bir sosyal yapıya sahip
Çatalhöyük’te, kadının toplum içindeki önemli yeri ise, başka bir ilgi odağı
olmuştur.

Bölgedeki yapılarda
kullanılan malzeme: kerpiç, ağaç ve kamıştır. İlk yapıların, MÖ.6700 yıllarında
yapıldığı tahmin edilmektedir. 1050 yıllık zaman dilimi içinde, şehrin
yıkıldıkça birbiri üzerine inşa edilen 9 kattan oluştuğu, bu yerleşim
birimlerinin ilk dönemlerinde 1000’den fazla konut ve 5-6 bin kişiyi bulan
nüfusu ile, Yakındoğu’nun bilinen en büyük köy ya da kasabalarından biri
olduğu  düşünülmektedir. Çok büyük bir
yerleşim yeri olan Çatalhöyükte yaşayan Çatalhöyüklüler, çok özel insanlardı.
Zengin bir sanat dünyası vardı. Duvar resimleri, özellikle ilgi çekiyordu. Bazı
evlerde: onlarca kat duvar resmi ve inanılmaz sayıda figürün (tanrı ve
özellikle tanrıça figürinleri) bulunuyordu ve bir anda, Çatalhöyük çok meşhur
oldu. Ancak, bu zor ören yerinin: 1960’lı yılların teknolojisiyle kazılmasında
zorlanılıyordu ve tüm tabakaları korumak çok zordu.

Geçmişte: ülkemize
gelen özellikle yabancı ziyaretçilere: Türkiye’nin en önemli ören yerlerinden
biri olarak Çatalhöyük gösterilmesine rağmen, insanların burayı ziyaret etmesi
önerilmezdi. Çünkü: Anadolu Medeniyetleri Müzesinde buradan çıkarılan muhteşem
koleksiyonlar sergilenmesine rağmen, burada, yani Çatalhöyük yöresinde,
insanların görebileceği herhangi bir etkinlik veya kalıntı bulunmuyordu. Ancak:
1960’lı yıllardan, 1990’lı yıllara kadar unutulan Çatalhöyük, 1993 yılından
itibaren yeniden kazılmaya başlandı. Bu kazılarda: yine birçok buluntu ortaya
çıkarıldı. Önce büyük bir çadır ve altındaki küçük çadır ile korunan bu
buluntular: sergilenmeye ve korunmaya alındılar. Alanda, birçok güzel ve
başarılı çalışmalar yapıldı ve hala devam eden çalışmalar sonucunda, yeni
birçok buluntuların ortaya çıkarılacağı düşünülüyor. Yani: artık bölgeye
gidildiğinde, binlerce yıl öncesine ait buluntuları görebilirsiniz ve
kesinlikle, bunlar ilginizi çekecektir.

Yine, konutların
tümüyle tek katlı olarak, kerpiçten inşa edildiği, bitişik düzende,
birbirlerine yapışık olduğu, sokak ya da geçidin olmadığı, bu yapılarda
girişlerin çatıdaki delikten, aşağıya merdiven sarkıtılarak sağlandığı
düşünülmektedir. (Bu ev tipi örneği: günümüzde, Ankara Anadolu Medeniyetleri
Müzesinde, hemen girişte sağ bölümde görülebilir. Ancak: şu anda, müzede
yeniden düzenleme çalışmaları sürdürüldüğünden, bu görüntü yok, sanırım yeni
düzenleme sonucunda, bu görüntüyü yeniden ziyaretçilere sunarlar.)

Çatalhöyük bölgesinde
ortaya çıkarılan en önemli buluntulardan biri de: MÖ.6000 yılına tarihlenen
dokuma parçasıdır. Dokumada kullanılan malzemenin: yün olması, hayvancılığın
yan ürünlerinden olan yünün, dokuma amacıyla kullanılması da Çatalhöyük’teki
ekonomik yapının gelişmişlik düzeyi açısından önemli bir göstergedir.

Evet, sonuç olarak:
Çatalhöyük yöresinde bulunan eserlerin büyük bölümü: Konya Arkeoloji Müzesi ve
Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergileniyor.

Çatalhöyük dünya
kültür mirası listesine dahil edildi, peki, şimdi ne olucak?

İşte bu sorunun
yanıtı: Unesco’nun dünya üzerinde birçok miras alanı bulunuyor. Öncelikle:
Çatalhöyük’ün korunmasına yönelik bir takım projelerin geliştirilmesi ve bir
yönetim planının oluşturulması sağlanacaktır. Yani, buranın korunması için
ciddi çalışmalar yapılacaktır. Yönetim planı, bu korunma çalışmalarını içerecek
şekilde tanzim edilecektir.

Korunma yanında:
bölgenin dünya üzerinde tanıtılmasına ve insanların burayı yoğun ziyaret etmesi
yönünde çalışmalar yapılacaktır. Ancak: elbette bu ziyaretlerin belli ölçülerde
ve yöreye zarar vermeden yürütülmesinin şart olduğu da kesindir. Yani,
ziyaretçi akınının dengelenmesi şarttır. Çünkü: Unesco raporunda da, turizmin
bölgeyi olumsuz etkileyeceği özellikle belirtilmektedir.

Sizler; tarihi
binlerce yıl öncelerine kadar giden ve muhteşem bir uygarlık kurulmuş olan,
insanlık tarihinin bu ilk yerleşim yerlerinden biri olan bölgeyi: mutlaka ziyaret
edin. Hatta: burası ile birlikte, Ankara-Anadolu Medeniyetleri Müzesini de
görün, çünkü buradan çıkarılan muhteşem eserlerden oluşan büyük bir koleksiyon,
günümüzde bu müzede sergileniyor. Bu koleksiyonun en önemli eseri ise: o  dönemde, kadına verilen önemi ifade eden ve
müzenin en prestijli eserlerinden olan “Ana tanrıça Kybele” heykelidir. Bu
heykel: günümüzden 9000 yıl önce yapılmış ve binlerce yıl, insanlar tarafından
tapılmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Konya, Çumra” için bir yorum

  1. çumra çooooooooook kötü biryer ne gezilir nede okunur 2si içinde gitmeyin
    hayat yok saat 5 den sona esnaf kapanır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.