Kırıkkale-Kırklareli, sanırım birçoğumuz bu ikilemi sık sık karıştırmışızdır. Ama, Kırıkkale, gerçekten Ankara’nın hemen dibinde, hatta öyle ki, burada okuyan üniversite öğrencileri ve hatta çalışanların bir kısmı, Ankara’da yaşayıp her gün buraya gidip geliyorlar. Ayrıca, Ankara’da yaşayan ve Doğu Anadolu bölgesine yolu düşenler, bu şehri mutlaka görüyorlar. Ayrıca, büyük bir silah sanayisi bulunması, bu şehrin öne çıkan özelliklerinin başında geliyor. Ama, tüm bunların yanında, Kırıkkale, turizm olarak, gezginlere hitap edecek veya ilgi çekecek yapıları barındıran bir yer değil.
ULAŞIM:
Kırıkkale otogarı, şehir merkezine yaklaşık 1 km. uzaklıktadır. Buradan, şehir merkezine, toplu taşım araçları ile ulaşabilirsiniz. Kırıkkale-Ankara arası uzaklık: 77 km. Kırıkkale-Yozgat arası uzaklık: 141 km. Kırıkkale-Kırşehir arası uzaklık: 113 km. Kırıkkale-Çorum arasındaki uzaklık: 167 km. Evet, Ankara-Kırıkkale arasındaki uzaklık, yaklaşık 45 dakika da alınıyor.
Şehirden, ayrıca tren yolu da geçiyor.
xxxxx
TARİH:
16 ve 17’nci yüzyıllarda: doğudan gelen Türk aşiretlerinden, “Oğuz-Oğuzhan” ismi verilen büyük bir aşiretin, Ankara yakınlarında, o zaman da kullanılan ismiyle “Kırıkkala” yöresine yerleştikleri bilinmektedir. Yani, bölgenin bilinen adı, yaklaşık 400 yıldır kullanılmaktadır.
Kırıkkale isminin kaynağı: yörede, halen günümüzdeki yerleşimin 3 km. kuzeyindeki “Kırıkköyü” ile, şehir merkezindeki “Kaletepe” isimlerinin kısaltılarak ve birleştirilerek oluşturulmasıyla ortaya çıkmıştır. Osmanlı belgelerinde de, yörenin ismi “Kırıkkala” olarak geçmektedir.
Günümüzdeki Kırıkkale şehrinin temelleri, Cumhuriyetin ilanından sonra, 1925 yılında atılmıştır. Yukarıda belirttiğim gibi, Kırıkköyü, o yıllarda küçük bir köy iken, bunun yaklaşık 4 km. ötesindeki Kalaköyü bölgesi, yine tamamen boş ve ağaçsız, kıraç bir tepe olarak görünüyordu. Aslında, ilk olarak, 1921 yılında, burada, o zamanki ismiyle “İmalatı Harbiye Fabrikası” kurulması planlanır. 1925 yılında ise, fabrikanın temeli atılır. Çünkü, buranın başkente yakın olması avantaj olarak değerlendirilmiştir. Fabrikanın temellerinin atılması, yeni kurulan yerleşim yerinin hızla gelişmesine neden olur. Yeni kurulan fabrikaların sayısı arttıkça, fabrikalarda çalışan personel sayısı da artar ve şehir nüfusu hızla yükselir.
Yöre: 1929 yılında Belediyelik, 1944 yılında ise ilçe olur. Ancak, zamanla yeni fabrikalar kurulmadığından, ülkenin birçok yöresinden göç alan bu yerleşim yerinin nüfusu yerinde saymaya başlar. İlk dönem, Makine Kimya Fabrikalarına girerek çalışan ustalar, emekli olduklarında geldikleri kasaba ve köylere ve başka şehirlere giderler ve böylece Kırıkkale, göç alan değil, göç veren haline gelir. 1989 yılına gelindiğinde, Kırıkkale, il yapılır.
GENEL:
Kırıkkale, il merkezinin denizden yüksekliği: 700 metredir. İl topraklarının büyük bölümü, 2’nci derece deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır.
Yörenin iklimi: ılıman iklim kuşağı hakimdir. Ancak, bölgenin bozkır olması nedeniyle, günlük sıcaklık farkları yüksektir. İklim daha çok karasal özellikler gösterir. En öne çıkan özellik ise, kurak olmasıdır.
Kırıkkale: sanayinin yoğun olduğu bir yöredir. Makine Kimya Enstitüsü Kurumu ve TÜPRAŞ Rafinerisi, yörenin ekonomik yapısını olumlu yönde etkilemektedir. Bu tesislerde, yaklaşık 4000 kişi çalışmaktadır. Ekonomik etkinliğin diğer yönü olan tarım ise, yörede yaşayan insanların yaklaşık % 52’si tarafından yapılmaktadır. Tarımda, genel olarak hububat üretimi yaygındır. Kavun, karpuz ve üzüm üretimi de yapılabilmektedir.
Yöresel bir etkinliğe katılmak isterseniz, Eylül ayı ortasında yapılan “Karakeçili Uluslar arası Kültür Şöleni” sizin için iyi bir seçim olabilir. Bu şölene katılıp etkinlikleri zevkle seyredebilirsiniz.
TÜPRAŞ:
Burası, ülkemizde, Orta Anadolu bölgesinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere, 1976 yılında yapılmıştır. Burada, yılda 5 milyon top, ham petrol işlenerek, petrol ürünlerine dönüştürülmektedir. Burada kullanılan ham Petrol ise: BOTAŞ’ın Ceyhan terminalinden buraya döşenen 477 km. lik boru hattı ile sağlanmaktadır.
MKEK:
Kırıkkale denildiğinde benim aklıma hemen, MKEK geliyor. Bu kurumun, Ankara merkezinde Tandoğan Meydanında da büyük bir binası var, ayrıca, Ankaragücü Futbol Kulübü, uzun süre, bu kurum tarafından finanse edilmiş ve isminin başında “MKE” harfleri bulunmuştur. Yani, sanırım birçok insanımızın hafızasında, bu yüzden yer etmiştir. Evet, Kırıkkale denilince, hemen MKEK akla geliyor. 1925 yılında yörede kurulan birimler, 1960 yılından sonra, MKEK ismiyle faaliyetlerini sürdürmeye devam etmişlerdir. Bu birimler arasında, ilk öne çıkan: 1925 yılında kurulan “Mühimmat Fabrikası” dır. Ayrıca: Türk Silahlı Kuvvetlerinin hafif silah ihtiyaçlarının üretimi için 1935 yılında açılan bir “Silah Fabrikası” var. Bunlardan başka: Barut Fabrikası, Ağır Silah ve Çelik Fabrikası ve Pirinç Fabrikaları var.
xxxxxxxxx
KIZILIRMAK:
Kırıkkale ilindeki en büyük akarsudur. Sivas-Zara bölgesinden doğan, ülkemizin bu önemli akarsuyu, il toprakları üzerinde, Kapulukaya Barajını besler.
xxxxxxxx
KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ:
Üniversite, 1992 yılında kurulmuştur. Günümüzde, Üniversite bünyesinde: 10 fakülte, 1 yüksekokul, 5 meslek yüksek okulu ve 3 enstitü faaliyet sürdürmektedir.
Üniversitenin öne çıkan özelliği: ülkemizdeki üniversiteler arasında, öğretim elemanı başına, en az öğrenci düşen üniversite olmasıdır. Yani, öğretim elemanı sayısı bir hayli fazla.
Üniversitenin kampüsleri: Kırıkkale ilmerkezi, Keskin ve Hacılar bölgelerinde bulunmaktadır. Merkez yerleşkesi: Kırıkkale-Ankara karayolunun 7’nci km.dedir. Birçok birim bu yerleşkededir. Ayrıca, şehir merkezinde: Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi ve Yabancı Diller Araştırma-Uygulama Merkezi bulunmaktadır.
xxxxxxxxx
KONAKLAMA:
Kırıkkale Oteli Cumhuriyet Caddesi. 318-2181152
Barın Oteli Mimarsinan Caddesi. 318-2181144
Şato Pansiyon Köy Hizmetleri Yanı 318-3572389
Pekuz Oteli Samsun Yolu.11.Km. 318-2181348
Dem Oteli 2.Yıldız Hasandede Kasabası 318-2951212
Öğretmenevi Fabrikalar Mahallesi 318-2246423
xxxxxxxxxx
NE YENİR.
Kırıkkale yöresinde, mahalli lezzetleri tatmak isterseniz: külleme, haşlama, kızartma, kavurma gibi et yemekleri deneyebilirsiniz. Tatlı olarak ise, bir adı da uyutma olan sütlaç denemelisiniz. Bunlardan farklı olarak, yörede öne çıkan lezzetler: arap aşı, batallaş, çılbır. Arap aşı, Orta Anadolu yöresinde, özellikle Yozgat civarında yaygın iken, burada da mahalli bir lezzet olarak önem kazanıyor.
xxxxxxxx
NE SATIN ALINIR.
Kırıkkale yöresine yolunuz düşer ve yöreye özgü bir şeyler satın almak isterseniz, ilk ve tek öneri: kilim ve heybe. Özellikle: karakeçili kültürüyle dokunanlar.
xxxxxxxx
GEZİLECEK YERLER:
SİLAH MÜZESİ:
İl merkezinde, Yahşihan yolu üzerindedir.
Bu müze: 1991 yılında kurulmuştur. Müzede: Osmanlı dönemi ve Avrupa ülkelerine ait çeşitli silah koleksiyonları bulunmaktadır. Ayrıca: İstanbul’daki Tophane Silah Fabrikasından gönderilen silahlar ve Karadeniz bölgesi halkının yapmış olduğu silahlar, II.Dünya Savaşından kalma silahlar var. Silahlar: tarih ve özelliklerine göre, dizayn edilerek, müzede özel bir salonda teşhir ediliyorlar. Kırıkkale bölgesini ziyaret eden ziyaretçiler için, mutlaka ziyaret edilmesini önerebileceğim bir yer.
BELEDİYE KÜLTÜR PARKI:
Şehir merkezinde, Belediye tarafından yapılan bu park içinde: seyir kulesi, dinlenme mekanları, yürüyüş yolları bulunuyor. Ayrıca: Türk evi, Türk Büyükleri ve Türk Dünyası Anıtı gibi, anıtlar da var. Türkevinde: yaklaşık 500 kişilik toplantı salonu bulunuyor. Binanın iç dizaynı: Selçuklu-Osmanlı tarzında yapılmış. İç dekorasyonda: ahşap oyma süsleme biçimi kullanılmış.
HASANDEDE CAMİSİ VE TÜRBESİ:
İl merkezine, 12 km. uzaklıktaki, Hasandede kasabasındadır. Yapının, 1605 yılında yapıldığı biliniyor. Türbe ise, daha sonraki tarihlerde, muhtemelen 17’nci yüzyılda yapılmıştır.
ÇEŞNİGİR KÖPRÜSÜ:
Karakeçili Uluslar arası Kültür Şöleni burada yapılıyor. Kızılırmak üzerinde bulunan köprü, Selçuklular zamanında yapılmıştır. Ancak, yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında, Mimar Sinan tarafından yenilenmiştir.
Köprünün uzunluğu: 110 metredir. Genişlik ise, 5 metredir. 12 gözü bulunmaktadır. Eskiden köprüyü görenlerin söylediklerine göre, köprü başında, taştan yapılmış bir “aslan” heykeli varmış, ama günümüzde bu heykel yok. Ayrıca, köprünün hemen yanında bir “han” bulunduğu söylense de, herhangi bir kalıntı günümüze ulaşmamıştır.
Köprünün çok büyük bir kemeri var. Bu kemer, yapıldığı dönemde yapanlar tarafından bir türlü tutturulamamış ve bu yüzden, zamanın hükümdarı, bir sefere giderken, köprüyü kullanmayıp, Kızılırmak’ın sığ bir yerinden, karşıya geçerek yoluna devam etmiştir. Ancak, köprünün ustalarına, dönüşüne kadar köprünün tamamlanmasını emreder. Ustalar, defalarca uğraşırlar ve yine kemeri tutturamazlar ve köprü yıkılır. Bu sırada, Hıristiyan bir Rum mimar, köprünün yıkılmaması için, bir gece sabaha kadar “Allah”a dua ederek yalvarır. Bu arada: kızı ile oğlunun kurban edilip, onların kanı ile yoğrulan iki taşın köprüye konulması halinde, büyük kemerin tutturulacağı ve köprünün yıkılmayacağını görür. Bunun üzerine, Rum mimar, kızı ve oğlunu kurban eder ve onların kanı ile yoğrulan taşları, köprünün büyük kemerine yerleştirir ve böylece köprü yıkılmaz. Bu iki kanlı taş: günümüzde de, köprü üzerinde görülmektedir.















