İstanbul Aksaray

aksaray.genel.1
İstanbul Aksaray

Günümüzde Aksaray semtinin bulunduğu yerde, Bizans döneminde şehrin en önemli meydanlarından olan “Bovis Forum” meydanı bulunuyordu.

Günümüzdeki semt, Aksaray ismini: Fatih Sultan Mehmet’in Sadrazamı İshak Paşanın: 15’nci yüzyılda, İstanbul şehrinin nüfusunu arttırmak için, Anadolu’dan getirtip buraya yerleştirdiği Aksaraylılar’dan almıştır. Karamanoğlu Beyliği ortadan kaldırılınca, beylik halkının büyük bölümü, zorunlu göçe tabi tutularak buraya getirilmiştir.

aksaray.genel.3
İstanbul Aksaray

 

Günümüzde Aksaray

Aksaray Fatih ilçesine bağlıdır. Özellikle son dönemde bir İngiliz gazetesinin haberiyle gündeme gelen Aksaray: İstanbul’un tarihi yarımadasında tüm toplu taşıma araçlarının kesişim noktasında yer alır. Akşamları özellikle ara sokaklara girilmez. İSKİ binasından Yenikapı Marmaray istasyonuna kadar olan bölümde: genellikle Gürcüler, tinerciler, uyuşturucu bağımlıları ve fuhuş bulunur. Aksaray’ın Metro istasyonu bölgesinde ise Suriyeliler, artan hırsızlık ve Arapça tabelalar dikkati çeker.

pertevniyal lisesi.1
İstanbul Aksaray Pertevniyal Lisesi

 

PERTEVNİYAL LİSESİ

Okul: Sultan II. Mahmut’un eşi ve Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Sultan tarafından, camiyle birlikte yaptırılmıştır. Valide Sultan: caminin yanına çeşme, kütüphane ve Sultan II. Mahmut adına bir okul yaptırır. Bu yüzden okulun ismi “Mahmudiye Mektebi” olarak anılır. 1883 yılında vefat eden Valide Sultan, okulun ihtiyaçlarının karşılanması için vakıf gelirleri bırakmıştır.

1872 yılında hizmete giren kagir okul binası: 2 katlı ve 8 odalıdır. Okul binasının alt katı sıbyan mektebi ve üst katı ise rüştiye olarak düzenlenmiştir.

1911 yılındaki yangında, okul binası tamamen yanar. 1930 yılında ise, mimar Sırrı Arif Bey tarafından, bugünkü binanın güney bölümündeki modern ve betonarme bina yapılır. Pertevniyal Lisesi adını alan bu okul, 1930 yılında eğitime başlar.

pertevniyal valide sultan camii.0
İstanbul Aksaray Pertevniyal Valide Sultan Camisi

 

 

PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN CAMİ

Aksaray meydanındadır. Günümüzde, cami trafik sorunlarından yoğun olarak etkilenmektedir.

Burası bir külliye olarak yaptırılmıştır. Külliyede: cami, çeşme, kütüphane ve Valide Sultan için yaptırılan türbe bulunur.

Cami: Sultan II. Mahmut’un eşi ve Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Sultan tarafından, 1871 yılında yaptırılmıştır. Caminin üzerine yapıldığı arsa: 19’ncu yüzyılın ikinci yarısında yanan Hacı Mustafa Ağa cami veya diğer adıyla Katip Caminin arsasıdır.

Caminin temel atma töreni zamanın devlet ileri gelenleri, din bilginleri ve hocalarının katıldığı büyük bir şölen gibi olmuş, Valide Sultan şöleni, meydanı görebilen bir evin penceresinden izlemiştir.

Caminin planları: Sarkis ve Agop Balyan kardeşlere aittir. Sarkis Balyan tasarımı ve çizimini Valide Sultan’ın “Ortaköy camii kadar olsun” şeklindeki emrine göre düzenlemiş, cami harimini Ortaköy camisinin harimi kadar yapmış, fakat avlusunu ondan daha geniş tutmuştur.

Caminin mimarı Sarkis Balyan olmakla birlikte, tasarıma Agop Balyan da katılmış, çizim işlerini Osep yapmıştır. Uygulama ve şantiye yönetimi için Bedros Kalfa ve duvarcı Ohannes ve dülger kolbaşısı Dimitri görevlendirilmiştir. Bazı kaynaklarda yapı mimarı olarak İtalyan Montani gösterilmişse de bu konuda herhangi bir delil sunulmamıştır.

Klasik cami üslubundan oldukça farklıdır. Ekliktik tarzdaki yapının, özellikle ön cephesindeki süslemeler dikkati çeker. Bunlar gotik motiflerdir. Avrupa’da ortaya çıkmış ve genelde Katedrallerde en belirgin özellikleri görülen gotik motiflerin bu camide görülmesi ilgi çekmektedir.

Yapı: küçük olmasına rağmen, yüksek kubbesi, tek şerefeli iki geniş minaresi, geniş iç mekanı ile dikkat çeker. Ana mekan: 10 x 10 metrelik, kare alt yapıya oturan, onaltıgen kasnaklı bir kubbeyle örtülüdür.

Caminin tek şerefeli iki minaresi, Dolmabahçe camisinin minarelerinden daha geniş tutulmuştur. İç mekan bakımından da Dolmabahçe camisinden daha geniştir. İç mekanda baştan sona kadar: altın yaldızla parlatılan, mavi rengin egemen olduğu kalem işi süslemeler bulunur.

Caminin 3 kapısı vardır. Kuzeydeki kapı oldukça sadedir. Doğudaki kapının iki yanı, oval biçimde düzenlenmiş olup nişlerle hareketlendirilmiştir. Basık kemerli kapı açıklığının üzerinde, 3 satır halinde 6 beyitlik bir kitabe ve üstünde tuğra bulunur. Batıdaki avlunun kapısı yani Aksaray tarafındaki kapı, abidevi olarak tasarlanmıştır. Mermer kabartmalı ve bitkisel süslemeli olarak tasarlanan alınlığın ortasında Sultan Abdülaziz’in tuğrası yerleştirilmiştir.

Bir kaide üzerine oturan, alttan 1 metre yüksekliğe kadar kabartma motiflerle işlenmiş, iyon tarzına benzer başlıklara sahip, ikiz sütunlarla taşınan, sivri kemerlerin konturları ince bir kuşakla çevrelenmiştir. Sonuç olarak: bu kapı, Osmanlı taş oymacılık sanatının nadir örneklerinden birisidir ve İstanbul’daki camilerde pek alışık olunmayan bir güzelliktedir. Arşiv belgelerinde yer almamasına rağmen, bazı araştırmacılar bu kapının mimar Giorgio Cociffi’ye ait olabileceğini ileri sürerler.

Caminin içi: gözü yoracak derecede yoğun kalem işleriyle süslenmiştir. Mavinin hakim olduğu mekanda, bitkisel süslemelerin yanı sıra yıldız düzenlemeleri de görülür. Pandiflerde büyük büyük yıldız, kubbe merkezlerinde ise çevresi grift süslemeli yazı madalyonları vardır. Bu ağır süslemelerin arasında, bütün duvarları boydan boya dolaşan çift sıra mukarnaslı mermer süsleme şeridinin üzerinde bir kitabe kuşağı mevcuttur.

türbe.1
İstanbul Aksaray Pertevniyal Valide Sultan Türbesi

Türbe

Aslında caminin kıble tarafında olması gereken, ancak avlunun kuzeybatı köşesinde bulunan Valide Sultanın türbesinde: kendisiyle birlikte torunu Yusuf İzzeddin Efendinin oğlu Mehmet Saadettin Efendi gömülüdür. İlk olarak 1926-1929 yılları arasında, tramvay yolunun genişletilmesi için sökülen türbe: Prost projesiyle daha da geri çekilmek üzere, 1958 yılında yıktırılmıştır. Vatan ve Millet caddelerinin açılmasından sonra Aksaray meydanının yeniden düzenlenmesi sırasında, 1968-1969 yılları arasında, türbe bugünkü yerine monte edilmiştir.

Mermer şövesi ve dört adet penceresiyle son derece sade bir giriş cephesi vardır. Kapısının üzerinde celi sülüsle ayet yazılıdır. Türbenin, yan sokağa bakan cephesi çok daha gösterişlidir ve tamamen mermer işçiliği görülür. 1958 yılında türbe yıktırıldığında Valide Sultanın naaşı: bir süre Topkapı Sarayında muhafaza edildikten sonra II. Mahmut türbesine padişahın sandukasının altına gömülmüş ve ardından tekrar burada yapılan türbesine nakledilmiştir.

pertevniyal.sebil.1
İstanbul Aksaray Pertevniyal Valide Sultan Sebili

1956-1959 yılları arasında, Aksaray Meydanı düzenlemesinde: sebil ve camiye ait diğer bazı unsurlar kaldırılmış veya yerleri değiştirilmiştir. Yerleri değiştirilen eserler: türbe, muvakkithane ve sebildir. 1974 yılında üst geçit ve yer altı çarşısının yapılmasıyla, cami ve sebil yol kotunun altında kalmıştır.

Cami: 2010 yılında restore edilmiştir.

PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN KÜTÜPHANESİ

Caminin yanına, 1871 yılında bir kütüphane yaptırılmıştır. Cami girişinin sağ yanında bulunan kütüphane 1872 tarihli vakfiyesi ile 828 cilt kitap vakfetmiştir.

20’nci yüzyılın başlarında, birçok vakıf kütüphanesi, Yavuz Selim’deki kütüphaneye nakledilmiş, ancak Pertevniyal Valide Sultan Kütüphanesi yerinde bırakılmıştır. 1945 yılına kadar buradaki faaliyetini sürdüren kütüphane, bu tarihte Süleymaniye Kütüphanesine nakledilmiş, yeri de aradaki duvar kaldırılarak camiye katılmıştır. Halen Pertevniyal Valide Sultan Kütüphanesinin koleksiyonunda 329 yazma ve 557 basma kitap bulunmaktadır.

 

İstanbul Sabiha Gökçen Hava alanı

İstanbul Sabiha Gökçen Hava alanı

SABİHA GÖKÇEN ULUSLAR ARASI HAVA ALANI

Sabiha Gökçen: dünyanın ilk kadın savaş pilotudur. Hava alanı ise: bölgenin gelecekte bir teknoloji üssüne dönüşmesine öncülük edecek bir tesis. Son yıllarda: İstanbul’da Atatürk Hava alanının yükünün bir kısmının buraya kaydırılması için, yoğun çalışmalar yapılmakta. Hava alanı, yeni yapılan çalışmalar ile gerek konfor ve gerekse hizmeti kalitesi ve alanın genişliği açısından, gelişme gösteriyor.

Tesis: Pendik’te. İstanbul Anadolu Yakası Pendik/Kurtköy’de bulunuyor. Kadıköy-Hava alanı arası uzaklık: 40 km. Pendik-Hava alanı arası uzaklık ise: 12 km. Taksim-Hava alanı arası uzaklık ise: 50 km. TEM Otoyoluna bağlı 1.5 km. lik bağlantısıyla, ulaşım açısından da son derece rahat bir trafiğe sahip. Uçakların varış saatlerine bağlı olarak, Hava alanı ile Taksim arasında bağlantılı: Havaş Servis araçları bulunuyor. Pendik tren istasyonunun hava alanına uzaklığı: 14 km. dir. Bunun dışında, ulaşım için belediye otobüsleri ve taksiler kullanılabilir.

İstanbul Sabiha Gökçen Hava alanı

Yıllık yolcu kapasitesi: 3 milyon yolcu. CIP ve VIP salonları bulunuyor. Gümrüksüz satış mağazaları, bar ve kafeler, pub ve restoranlar var. Ayrıca: PTT, banka, araba kiralama ofisleri bulunuyor. Dış hatlar terminalinde: 3 hol var. İkisi A ve B gidiş salonu, biri ise geliş salonu olarak kullanılıyor. Her gidiş salonunda 11 er adet check-in bankosu ve 4 adet uçağa biniş kapısı, geliş bölümünde 12 adet pasaport bankosu bulunuyor. İç hatlar terminali: yıllık 500 bin yolcu kapasiteli. Burada da, kafeteryalar ve ofisler bulunuyor.

Evet: 31 Ekim 2009 tarihinden itibaren yeni terminal kapılarını açtı. Yıllık yolcu kapasitesi: 25 milyon kişi. Hazırlık çalışmalarında: eskicilerden toplanan ve ağırlıkları 20 kg. olsun diye, içleri atık malzeme ile doldurulan bavullar: check-in kontuarlarına verilip, etiketlendikleri ülkelere, kentlere doğru yola çıkıp çıkmadıkları gözlendi. 12-14 yaşındaki çocuklar: ellerine verilen boarding kartları ile, terminal içinde bırakılıp, uçakların park pozisyonunda olduğu varsayılan gate’lere, yani çıkış kapılarına ulaşıp ulaşamayacakları araştırıldı. Bu çocuklar sayesinde, hava alanı içinde yönlendirme panolarının doğru yapılıp yapılmadığı test edildi. Yani, sizler terminali kullanmadan önce, benzer birçok test ile büyük yapı, büyük bir sınav verdi.

Terminal binası: 320 bin metrekare. 112 check-in kontuarı var. 8 geniş veya 16 orta gövdeli uçak için körük hazırlanmış. 5 bin metrekarelik restoran-kafe bölümünde: güzel ve seçkin markaların tesisleri bulunuyor. Duty free alanı ise, 4.500 metre kare. Burada da, seçkin markaların mağazaları var. Otopark: 4 katlı ve 4718 araç ile 72 otobüs kapasiteli. Hava alanı oteli: 128 odalı.

HAVAŞ ve İETT Otobüsleri: 4.Levent, Kadıköy ve Bostancı’dan buraya sefer yapıyor. 2013 yılında, Marmaray ile metro gelmesi için de gerekli planlama yapılmış. Özellikle metro gelince, sanırım kırmızı ışıkta durmadan buraya rahatlıkla ulaşma imkanı olacak.

Çünkü: insanlar yakın zamana kadar burayı kullanmaktan imtina ediyorlardı. Ulaşım ve hava alanındaki tesislerin yeterli konforu olmaması nedeniyle. Ama sanırım son hali ile, bu çelişkileri giderecek ve insanların rahatlıkla kullanabilecekleri bir tesis haline gelecek. Gerçekten, yeni hali ile gayet güzel. Evet, Sabiha Gökçen hava alanının son halini anlatmaya devam ediyorum.

Sabiha Gökçen hava alanının yeni terminali, estetik bir çarpıcılığa sahip değil. Tabii, bu çirkin anlamına gelmiyor. Dış ve iç hatları, aynı çatı altında toplayan yeni terminal: ciddi bir rahatlık sunacak. Uçaklara alınan çiftli köprüler, yürüyen merdivenler ve bantlar, dünyada kendini kanıtlamış büyük firmalardan alınmış. Hepsinde, yüksek kalite seçilmiş.

Giriş holünde, gate’lere giden koridorlardaki tavan seviyesi düşük, bu sıkıntı bir mekan oluşmasına neden olmuş. Aynı şekilde, gelişte köprüden çıktıktan sonraki hollerde de, düşük tavan seviyesi, insanın ruhunu sıkıyor.

Giriş katında: pasaport bankolarının bulunduğu yerin mimarisi; işin başında dar olarak planlanmış. Bu yüzden, duty free alanı ile içiçe geçmiş. Uzayan kuyruklarda, bu bölüm bence sorun yaratır. Pasaport bölümüne: çatıdan doğal ışık taşınmış. Bu büyük rahatlık yaratmış, çünkü pasaport bölümleri, hava alanlarının en sıkıntılı yerleri.

Bina içindeki taşların kalitesi çok yüksek. Ancak: parlak malzeme, kaygan görünüyor. Umarım insanlar kayarak düşmezler. Özellikle: sıvı malzemeyle temizlenen yerlere, mutlaka uyarıcı levhalar konulmalı.

Üst katlardaki lounge’lerin yerleri mükemmel. Apron manzaralı özel salonlar, sanırım çok tutacak. İyi döşendiğinde, büyük beğeni kazanacağı kesin.

Otopark katları yer altında. Hava alanına girişle birlikte, terminal hemen önünüze çıkıyor. Otoparkın, üstü açık katı, özellikle tur otobüsleri için iyi bir park alanı yaratmış.

İstanbul Polonezköy

polonezköy.gene.1
İstanbul Polonezköy

Polonezköy İstanbul’a hem yakın hem de uzak sayılır. Beykoz-Ümraniye yolundan giderseniz Fatih Sultan Mehmet köprüsü, Anadolu yakası çıkışından sapın 12 km gittikten sonra buraya ulaşırsınız. Yani Karadeniz sahilinden yaklaşık 20 km ve İstanbul Boğaziçi kıyılarından ise yaklaşık 15 km uzaklıktadır. Buraya servis yapan toplu ulaşım aracı yoktur. Sadece özel araçlar ile gidilebiliyor.

Polonezköy: 1842 yılında Rus ordusundaki mecburi askerlik hizmetinden kaçıp yeni bir hayata başlamak isteyen Polonyalı askerler için Lazarist Hıristiyanlardan alınan araziye kurulmuştur.

İsmini, hemşerilerinin yerleşip bir köy kurma hakkı için mücadele eden Polonyalı sürgünlerin lideri Prens Adam Czartorski’den almıştır. “Adam’ın köyü” anlamına gelmektedir.

Başlangıçta sadece 12 olan nüfus, 1848 yılında Macaristan, 1863 yılında Polonya’daki ayaklanmadan kaçanların ve Siberya sürgünü Polonyalıların gelmesiyle artmış, Polonez köylüler 1853 yılında Kırım savaşında Osmanlılarla birlikte savaşınca Sultan Abdülmecit tarafından ödüllendirilmiş ve oturdukları topraklar onlara bağışlanmıştır.

1918 yılında Polonya bağımsızlığını kazanınca bazıları ülkelerine geri dönmüştür. 1934 yılında Atatürk burayı ziyaret ettiğinde, geçimini hala çiftçilik, odunculuk ve deri eşya satışından sağlayan Polonyalılar vardı. 1938 yılında vatandaşlığa kabul edildiler. Atatürk’ün ziyareti sırasında kaldığı ev görülmeye değerdir.

19’ncu yüzyılda Franz Liszt, Gustave Flaubert ve Pierre Loti gibi ünlüleri ağırlayan Polonezköy sakinleri, 1960’larda turist ağırlamak için özel misafir evleri inşa etmeye başladılar ve bu yıllardan itibaren Polonezköy sahip olduğu farklılıklarıyla turistler için cazibe merkezine dönüşmenin ilk adımlarını attı. Turizmin artık yaşam kaynağı olduğu belde, aralarında Cumhurbaşkanları Lech Walesa (1994 yılında) ve Alexander Kwesniewski (1996 ve 2000 yıllarında) gibi tanınmış kişilerin de olduğu pek çok misafiri ağırlamanın gururunu yaşıyor.

Eskiden sakinlerinin Lehçe konuştuğu ve Türkçeyi ikinci dil olarak öğrendiği köyde çok şey değişti. Bugünlerde artık herkes Türkçe konuşuyor, Lehçeyi akıcı kullanabilenlerin sayısı ise kırkı geçmiyor. Eskiden sahip oldukları mülkleri kimseye satmazken bugün istediklerine satabiliyorlar olmaları gerçek Polonyalı nüfusun da azalmasına yol açmıştır. Son zamanlarda yapılan otel ve pansiyonlar maalesef köyün tarihsel ve kültürel özelliklerini yok sayan beton yapılar olarak göze çarpıyor. Polonezköy’ün simgesi olan doğal güzelliklerin, insanın doğaya gösterdiği saygıdan kaynaklandığının unutulması hüzün veriyor.

Köyün meydanına girişte, bir kilise ve Katolik mezarlığı vardır. Bol yeşillikli bu bölgede, kır lokantaları, piknik alanları ve konaklama imkanları bulunuyor. Özellikle: Mayıs ve Haziran aylarında, en güzel günlerini yaşayan bölgede, Polonezköy Tabiat Koruma Alanı, Milli Parklar kapsamında yer almaktadır. 1996 yılında Tabiat Parkları statüsü kazanan 3000 hektarlık park, zengin florasıyla ziyaretçilere peyzaj güzellikleri sunuyor.

Orman içi yürüyüş, koşu, bisiklet parkurları, özel bir hayvanat bahçesi, kimi tesisler içinde bulunan yüzme havuzları, tenis ve binicilik sporu, at kiralayarak tur yapma alternatifleri yanında, Polonezköy’ün açık havada brunch ve köy kahvaltıları oldukça meşhurdur.

ALIŞVERİŞ

Polonezköy merkezinde, yöresel ve tekstil ürünleri başta olmak üzere hediyelik eşya satan tezgah ve dükkanlar bulunmaktadır. Polonya halkını simgeleyen süs eşyaları ve kıyafetler bulup satın alabilirsiniz. Polonezköy, ayrıca doğal ortamda üretilen balı ile meşhurdur. Merkezde bulunan Polonezköy Arıcılık Müzesine uğrayın ve burada organik üretim teknikleriyle üretilen bal, polen, arı sürü, Propolis ve balmumu bulabilirsiniz. Yaz aylarında ise Polonezköy’ün kirazı meşhurdur.

meryem ana kilisesi.1
İstanbul Polonezköy Kilise

KİLİSE

Polonezköy’de görülecek sadece birkaç yer vardır. Meryem Ana Kilisesi de bunlardan biridir. 1912 yılında yapılmış, I. Dünya Savaşı sırasında askeri karargah olarak kullanılmıştır. 1918 yılında ise restore edilerek tekrar ibadete açılmıştır. Bahçede 1869 yılında burada ölen ve gömülen şair Adam Mickiewicz’e adanmış bir anıt bulunmaktadır.

zafia rızı.1
İstanbul Polonezköy Zofia Rizi Anı Evi

ZOFİA RİZİ ANI EVİ

Bu anı evinde: Polonezköy tarihçesinin ve eski fotoğrafları bulunmaktadır. Zofia Rızı Anı Evi, Polonezköy’ün en eski evlerinden biri olarak halkın ziyaretine açıktır. Bu evde: köy ve aileye ait fotoğraflar ve dokumalar toplanmıştır. Zafia Rızı Anı Evi, babası Wincenty Rızı tarafından 1881-1883 yıllarında yapılmıştır. Rızı ailesinin evi köydeki en gösterişli evlerden biridir. O dönemin tipik Polonya köy evi mimarisini sergileyen bu ev, orjinalliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Köyü ziyaret eden turistler tarafından beğenilmekte ve yemyeşil bahçesiyle ziyaretçileri büyülemektedir.

Bu anı ev: Polonya-Türk ilişkilerinde dostluğun sembolü olarak kabul edilmiş, Polonezköy’e yapılan resmi ziyaretlerde de rol almıştır. T.C.Hükümeti temsilcileri ve Polonya Hükümeti temsilcileri tarafından Polonezköy’ün resmi ziyaretlerinde Zofia Rızı Anı Evi ziyaret edilir ve sık sık Polonya ve diğer ülkelerden gelen turistler misafir edilerek, yurt dışında, internette, kitaplarda, gezi turlarında bile anılan bir yer olmuştur. Polonezköy’deki bu hatıra evinin açılmasında fikir babası 1940’lı yıllarda Michal Czajkowski’dir. Polonya gelenekleri, özellikle Sibirya sürgününden dönmüş olan Wincenty Ryzy’nın evinde yaşatılıyordu. Ryzy’ların evinde ünlü Polonyalıların portreleri ve vatanseverlerlik konulu tabloların yanı sıra, köyün en büyük Lehçe kitaplarından oluşan kütüphanesi bulunuyordu.

Daha sonra bu evde Polonya’da “Ciocia Zosia” (Teyze Zosia) olarak ünlü olan Zofia Rızı (1903-1986) yaşamaya devam etti. Zofia Rızı, burada Polonezköy gençleri arasında ana dili ve Polonya tarihi hakkında bilgiler veriyordu. Evi, Türkiye topraklarında bir çeşit Polonyalılık göstergesi olmuş, kapısı büyük bir misafirperverlikle ağırladığı Polonya ve tüm dünyadan gelen konukları için her zaman açık olmuş ve aynı zamanda gençlerin buluştuğu bir kültür merkezi olmuştur.

Yürüttüğü faaliyetlerinden dolayı, 1975 yılında Polonya Halk Cumhuriyeti Devlet Konseyi tarafından “Gümüş Liyakat Madalyası” ile ödüllendirildi. 1981 yılında ise yurt dışında yaşayan Polonyalılar ile ana vatan arasındaki bağlarını kuvvetlendirmede göstermiş olduğu olağanüstü başarılar sebebiyle kendisine “Polonia” derneği tarafından özel diploma verildi. Anne ve babası henüz hayattayken tüm dünyadan gelen misafirler, 1916 yılından itibaren tutulmakta olan hatıra defterine ve albümlere notlarını yazmışlardır.

kültür evi.1
İstanbul Polonezköy Kültür Evi

POLONEZKÖY KÜLTÜR EVİ

Polonezköy meydanının arka tarafında ana yolun kenarındadır. Polart Gallery ve Polonezköy Kütüphanesi olarak hizmet vermektedir. Yıl içinde düzenlenen pek çok kültürel ve sosyal aktiviteye ev sahipliği yapmaktadır.

ağaç oyma heykeller.1
İstanbul Polonezköy Ağaç oyma heykeller sergisi

AĞAÇ OYMA HEYKELLER SERGİSİ

Ağaç oyma sanatının güzel ve fantastik yapıtlarını burada görebilir, aynı zamanda yeşillikler arasında banklarda oturarak dinlenebilirsiniz.

POLONEZKÖY MEZARLIĞI

Polonyalı milli şair Juliusz Slowacki’nin aşık olduğu Ludwika Sniadecka’nın mezarının yanı sıra Polonya Cumhuriyeti Milli Savaş ve Şehitlikler Konseyi tarafından restore edilen 92 tarihi mezar bulunmaktadır.

KİRAZ FESTİVALİ

Her yıl gerçekleştirilen Kiraz Festivali, oldukça keyifli geçmektedir. Polonya’dan gelen folklor ekiplerinin gösterilerinden sergilere, konserlerden kilise bahçesindeki resitallere kadar bir dizi etkinlik yapılıyor. Yerel kıyafetleriyle çevrede göreceğiniz genç kızlar, kollarına taktıkları sepetlerden kiraz ikram ediyorlar. Kurulan Pazar yerinde, organik meyve ve sebzeler satın alabilirsiniz. Köyün en hareketli zamanlarını yaşadığı festival günleri, Türkiye-Polonya arasındaki bağları kuvvetlendiren kültürel bir paylaşım ortamı niteliğine de sahiptir. Çünkü açılışa her iki ülkeden bakanlar ve üst düzey bürokratlar ilgi gösteriyor.