Bartın Amasra

23.715 kişi okudu!

20180401_165603

Amasra’ya en son 1 Nisan 2018 tarihinde gittim, gezi notlarım aşağıdadır. Ankara gibi büyük metropol kente çok yakın, her yönüyle tam bir tatil beldesi. Zaten, Ankara’da yaşayan insanların birçok mutlaka bir kez ve hatta birkaç kez gitmişlerdir.

Amasra’nın tarihteki ilk adı; Sesamos. Yani; Kraliçenin kenti. Antik çağda yaşamış, ünlü coğrafyacı Strabon’a göre: Sesamos şehrini, İskitlerin bir kolu olan Amazonlar kurmuşlar. Malum; amazonlar kadın savaşçılar. Amasra’ lılar, ilçenin isminin, aynı zamanda, her bahar, Boztepe yamaçlarını örten, yabani susam çiçeklerinden gelmiş olabileceğini de anlatırlar.
Tarih içindeki süreçte, bugün Amasra’yı, İmparator İskender’in baldızı İran Kraliçesi, Amastris’ in kurduğu söylenir. Amastris döneminde, Amasra’nın refah çağı olmuştur. Ancak, Pontusun Romaya yenilmesinden sonra, Sesamos şehri, Marmaralı korsanlar tarafından yağma edilmiş. Daha sonra, Romalılar ve sonrada Bizanslılar kente egemen olmuşlar.
Şehir; 1460 yılında, Fatih Sultan Mehmet tarafından, Osmanlı topraklarına katılmış. Fatih Sultan; feth etmeden önce, tepeden şehre bakarken, Lalasına şu sözleri söyleyerek, hayranlığını dile getirmiş; ” Lala, Çeşm-i Cihan bu mudur ola? ”

Amasra, bütün tarih boyunca, hep bir liman kenti olarak bilinmiş. Amasralılar, uzaktan gelen ve uzaklara giden insanlarla alışverişi olan, ondan öğrenen, ona karşı hep esnek ve ince davranan, misafirperver olarak yaşamışlardır. Günümüzde, Amasra’nın en sevimli karakteri, işte bu liman kenti insanının, görmüş-geçirmiş, bilge, hoşgörülü ve ikramı seven yapısıdır.

Amasra’yı Romalı tarihçi Niketes “Dünya gözü”, Cenovalılar “Çiçekli kale”, Diojen “bir denge” ve Zeki Müren ise “Portofino” ya benzetmiştir.

20180401_180512

Amasra Efsanesi:

Anadolu’da Pers işgalini bitirmek isteyen Büyük İskender, Generali Craterus ile Pers İmparatoru 3’ncü Dara’nın yeğeni Pers Prensesi Amastris’i evlendirir. Ancak kısa süre sonra, bu evlilik biter. Amastris, sonradan ikinci evliliğini yapar. Amastris, MÖ. 332 yılında Heraklei derebeyi Dionysios ile evlenir ve böylece Karadeniz bölgesine gelir ama kocası bir tür “tembellik” hastasıdır. Mecburen yönetimin başına geçmek zorunda kalır. Amasra’yı imar eder ve buraya kendi ismini verir. Zamanla: Batı Karadeniz bölgesindeki dört birliği birleştirerek “Sesamos” adını verir. Amasra’nın bilinen ilk ismi de “Sesamos” dur. Yani: bu isim susam diyarı anlamına gelir. Ancak Amastris’in oğulları, annelerinin bu kadar güçlenmesini kabul etmezler ve annelerini boğarak öldürürler. Amastris’in eski eşlerinden biri, bunu öğrendikten sonra politik karışıklıklar çıkararak oğullarını öldürür ve eski karısının intikamını alır.

 

İKLİM.
Amasra’nın iklimi yüzünden, her mevsim burada yağmur yağabiliyor. Özellikle; yazın mevsime aldanmayın, geceler serin. O nedenle; temkinli olmakta yarar var. Yanınıza: hırka, mont, yağmurluk, şemsiye gibi malzemeleri almayı sakın unutmayın.

 

ULAŞIM.
Amasraya; Ankara-Gerede-Mengen-Devrek-Bartın üzerinden ulaşılabilir. Bu yol, yaklaşık 390 km. Ancak; Ankara dan çıktığınızda, Safranbolu üzerinden de, Amasra’ya ulaşabilirsiniz ki, benim tavsiyem bu yol olacaktır. Çünkü, bu bölgeye gelip de, Amasra ile birlikte Safranbolu’yu görmemek olmaz. Buraya gelirken, Safranbolu da biraz soluklanmanız veya dönüşte mutlaka Safranbolu ya uğramayı düşünmenizi tavsiye ediyorum. Devrek üzeri yol, nispeten daha düzenli ve ulaşım hızlı. Bence günübirlik buraya geldi iseniz, sabah gelirken Safranbolu üzeri Amasra’ya ulaşıp, akşam dönüşte, karanlıkta, Devret üzeri dönüş yolunu tercih etmenizde yarar var, çünkü Devrek yolu kısa süre sonra otoban ile birleşiyor.

Evet, dağları aşıp, Amasraya yaklaştığınızı hissettiğinizde, Kuş Kayası Anıtını takip etmeli ve bu anıtı görmelisiniz. İlginizi çekebilir. Sonra; aynı yolda devam ederek, kıvrıla kıvrıla inen bir yol üzerinden, Amasraya girmek üzere iken, sağınızda kalacak Bakacak Tepesinde mutlaka kısa bir mola vermelisiniz. Buradan, Amasranın görünümü muhteşem, iki adalı, iki koylu ve beş tepeli Amasrayı karşınızda. Büyük Ada ve ikinci ada olan Boztepe yi görebilirsiniz. Görüş açısı nedeniyle, bu adalar, sanki karanın bir parçası olarak görünüyor. Bu manzaranın güzelliği ile yetinmez iseniz, hemen karşı yamaca tırmanın, inanın oradan Amasranın ve denizin görüntüsünün daha muhteşem olduğunu göreceksiniz, tek sorun, yorgunluk ve zaman, tercih sizin.
Evet, yoldan inmeye devam ediyorsunuz. Ancak, bu yol tehlikeli, virajlı ve dik, ayrıca yağmur yağdığında kaygan olma riski yüksek. Özel aracınız ile geldi iseniz, çok dikkatli araç kullanmanızda yarar var.

20180401_172625

AMASRA İÇİNDE GEZİ PLANI
Amasra da, sokaklar ve binalar temiz bir görünüm sergiliyor. Bol bol ve güvenli bir şekilde yürüyüş yapabilirsiniz. Özel aracınız ile geldiyseniz, aracınızı otoparka bırakın.

Limandan mendireğe kadar yürüyün. Kale duvarlarındaki birçok kapı ve dehlizden geçeceksiniz ki, bunlar, ortaçağdan bu yana insanlara geçit veriyor. Kalenin, küçük liman kapısının temelinde, Roma İmparatoru Sezar ın yazıtını göreceksiniz. Özellikle, İtalyanın Venedik şehrindeki görüntüler misali, köprü altındaki tünelden geçip, küçük limana ulaşacaksınız. Burada, tarihi süreçte, Amasranın kurucusu olan Kraliçenin denize girdiği yer olarak bilinen direkli mevkii var, Kraliçenin kayalara oyulmuş havuzunun basamaklarını görebilirsiniz.

Mendirek taşlarının tepelerinde, kefalleri avlamayı bekleyen balıkçılar ilginizi çekecek ve belki de onlara imreneceksiniz.

Evet, devam ettiğinizde: gri, beyaz, siyah tavşanların yaşadığı tavşan adasına çıkabilirsiniz. Mağaralara bakıp, kale ve sur duvarlarının fotoğraflarını çekebilirsiniz. Amasrayı, denizi seyrnedin. En eski gemicilerin, konuk sevmez deniz (Pontus-Atseınos) dedikleri, daha sonraları ise, bu denizin perilerine şirin gözükmek için, konuk sever deni (Pontus-Euksenıos) demek zorunda kaldıkları Karadeniz.

Sonra, çay bahçeleri, cafeleri ve bol ağaçlı sahil parkı seyir teraslarına gidin. Küçük limanda, ağaçların gölgesine gizlenmiş kahvehanelerde, ufka bakarak güneşin batışını izleyin. Güneşin batışının izlenebileceği en iyi yer burası. Yöre halkı;” buradan güneş, kırmızı elma gibi batar ” der.

Daha sonra; tek gözlü, Roma yapısı bir kemerle geçilen, köprü bağlantılı adaya geçip; evleri görmek, küçük limanı tepeden gören seyir terasında muhteşem görüntünün tadına varmak, restora edilen kiliseden bozma camiyi görmek mümkün.

Sahildeki geziniz bittikten sonra, tarihi objeler ilginizi çekiyorsa, müzeye gidin. Küçük liman kıyısındaki müzeyi gezin.

Alışverişi en sona saklayın, doğruca çekiciler çarşısına. El tezgahlarında, ileri-geri çekerek ağacı, tahtayı şekillendirdikleri çarşıya. Öyle ki, bu çarşıda yapılan bir kısım ürün, yurt dışına ihraç edilmekte.

Evet, akşam olmadan, mutlaka bir restorana gitmelisiniz. Çünkü, buradaki restoranlarda, rezervasyon yapılmıyor. Özellikle de, tatil günlerinde, yöre aşırı kalabalık olduğundan, mutlaka uygun bir zamanda, arzuladığınız ve konumunu beğendiğiniz bir restorana girmelisiniz. Çünkü, Amasra yanlızca gezme yeri değil. Uygun ve konumunu beğendiğiniz bir restoranda, buraya özgü balık ve salata yemelisiniz.
Bu sırada, yemekte, büyük olasılıkla, size müzik eşlik edecektir. Belki de, bir zamanlar, merhum Barış Akarsu nun şarkı söylediği bir mekanda bulunuyor olabilirsiniz.

Evet, ay karanlık gecelerde, palamut sürülerinin yakamozlarının peşinde koşan balıkçı teknelerinde tutulan taze balıklar, masanızı donatacak. Balık türü seçimi size ait. Ancak, mutlaka salata ısmarlayın. Buradaki salatalar, insana parmak ıssırtacak cinsten. Muhteşem bir lezzeti var. Çok özel ve gizli tuttukları sosla yapıyorlar bu salataları.

Lezzetli yemeğinizi yedikten sonra, dilerseniz, Amasra içinde yürüyüş yapın, sahil kenarında oturup çay içebilirsiniz.

 

ALTERNATİF ÖZELLİKLER.
Yazın, uygun zamanlarda Amasraya gittiğinizde, sahilde, denize girebilirsiniz ve deniz özleminizi bir nebze olsa da giderebilirsiniz. Ayrıca; limandan tekne kiralayıp, çevre gezilerine de çıkabilirsiniz. Tavşan adası dahil tekne gezileri, (binmeden önce denizin durgun olup olmadığını mutlaka sorun) 13 TL dir ve yaklaşık 40 dakika sürer.

 

 

GEZİLECEK YERLER:
KUŞ KAYASI ANITI

Burası: Amasra’ya varmadan hemen önce, Bartın-Amasra kara yolunun sağ yanındadır. Amasra’ya 4 km uzaklıktadır. Birkaç basamak merdivenle yukarı çıkmak gerekiyor. Amasra’nın en önemli tarihsel varlığıdır. Çünkü, Anadolu’da başka örneği yoktur. Yüzyıllardır kullanılan, genişliği 5 metreyi bulan Roma kaya kara yolunun geçtiği yamaçta, kayaya oyulmuş. İsmini: 2 metrelik boyu ile, Roma lejyonlarının sınırsız gücünü temsil eden, Kartal oymasından alıyor. Roma döneminde, burada Roma askerlerinin dinlenme ve Su ihtiyaçlarını karşılayan bir çeşme bulunduğu tahmin ediliyor. Çeşme daha sonra yıkılmış, suyu ise, anıtın biraz aşağısında hala akmakta ve “Asker suyu” olarak isimlendirilmektedir. Roma imparatorluğu Doğu Eyaletleri İnşa Ordusu Komutanı ve Pontus Valisi Galıus Julıus Aguılla yaptırmış. Roma yol ağının bir parçası olarak, imparator adına yaptırılmış. Orta kabartma tekniğiyle kayalara işlenmiş bir kral heykeli vardır. Bu heykel: İmparator Tiberius veya anıtı yaptıran Aquilla’dır diye düşünülüyor. Ayrıca bir kartal kabartması görülüyor, kartal, lejyonun sınırsız gücünü temsil ediyor.
Oturma sedirleri ve kaya nişleri bulunuyor. Ayrıca da, iki ilginç kitabe. Kitabelerde, şunlar yazılı: ” Devletlerarası barışın ve dostluğun anısına, İmparator Cermomıusun yüceliği için, Aguılla, dağı yardı ve bu dinlenme yerini kendi özel ödeneğiyle yaptırdı ”
Kuş Kayası Anıtına geldiğinizde, inceleyin ve eğer zamanınız varsa, yamaçtan aşağıya deniz kıyısına inin. Aşağıda: Kefaser, Kuşna, Harsa, Felengit isimli küçük koy ve girintilerin bütün kıyıyı süslediğini göreceksiniz. Genelde, buralar, özellikle yazın, tatilcilerin uğrak yeri haline gelmiş gizli köşeler. Amasradan gezinti teknelerine bindiğinizde de, sizi buralara getirecekler.

 

20180401_165603    20180401_165605   20180401_165542   20180401_165552

BAKACAK MEVKİİ:

Amasra’nın yoldan gelirken, görüldüğü ilk yerdir. Amasra’yı burada kuş bakışı görebilirsiniz. Buranın tarihi bir önemi vardır. 1460 yılında, Amasra Cenevizlilerin elindedir. Fatih Sultan Mehmet, buraya sefer düzenler. Bakacak Tepesinde, ilçenin manzarasını görünce, lalasına seslenerek “Lala Lala Çeşm-i Cihan bu mu ola? (yani dünyanın göz bebeği) diye haykırır. Ardından “Bu kadar güzel bir yere zarar vermek istemem, kalenin anahtarını bana getirsinler” der. Kale komutanı: kalenin anahtarını Fatih’e teslim eder ve böylece şehir savaşılmadan ele geçirilmiş olur.

Burada: yaz aylarında közde veya haşlanmış mısır yiyebilirsiniz. Manzaraya karşı, mutlaka bir mola verin. Yine aynı tepede, köylüler tarafından çeşitli ürünlerin satıldığı küçük bir pazar yeri kuruluyor. Dikkat: doğal, ev yapımı ürünler buldum diye acele satın alırsanız, aşağıda aynı ürünlerin yarı fiyatına satıldığını gördüğünüzde üzülürsünüz, sakın almayın, aynı ürünler Amasra’nın içinde yarı fiyatına satılıyor. Bir de şu var: köylü teyzeler, bacılar çok ısrarcı, mutlaka bir şeyler satmaya çalışıyorlar, ama dedim ya, aşağıda aynı ürünler var, fiyatları yarı yarıyadır.

 

AMASRA KALESİ
Bugün ayakta duran surlar, Bizanslılar döneminden kalma. Büyük blok taşlarla yapılan surlar, günümüzde Boztepe ve Zindan mahallelerini çevreliyor. Bu iki mahallenin oluşturduğu adalar, Roma döneminde oluşturulmuş ve birbirine bağlantısı yok. MS.14 ve 15 yüzyıllarda, Cenovalılar tarafından ön duvarlar ve kapı yapılmış. Kale, görüntüsü ile ortaçağ havasını, günümüze yansıtmakta.
Kalenin tepesinden, Amasrayı panaromik olarak seyredebilirsiniz, çayınızı yudumlarken bu keyfi kaçırmayın.

 

CENOVA ŞATOSU
Cenovalılar tarafından yapılmış bir yapıdır. Amasra’nın en ünlü yapılarından birisidir. Kalenin iç kale olarak bilinen kesiminde ve yüksek bir burçla koruma altına alınmış. Çünkü Cenovalılar tarafından bir saray olarak kullanılmıştır. Buraya iki giriş vardır. Bu girişlerden biri: kale içinde, yüksek bir burçla korumaya alınmış şato kapısıdır. Diğer giriş ise, büyük liman tarafından, basamaklı kaldırımlardır. Buradan yapıya bir kapıdan giriliyor. Bu kapıda: Amasra’da egemen olmuş ailelerin armalarının bulunduğu taş blok ilgi çekiyor. Bu taş blok, günümüze kadar sağlam kalmıştır. Burada ilginç arma görülüyor. Bu armada, üstte Cenova, alttaki üçlüde ise, Solda Paggıo, ortada Cenova, Sağda ise Malaspına armaları var. Alttaki arma gurubu, burada yaşayan aileleri temsil ediyor.

 

KÜÇÜK LİMAN
Her mevsim olan rüzgarı ile, yelkencilere kucak açan bir yerdir. Küçük limanda, direkli kaya var. Bu direkli kaya: kayaların üst üste dizilmesiyle oluşmuş, 7 metre yüksekliğinde, tarihi bir kalıntıdır. Bu direkli kaya: denizi aydınlatmak ve gözetlemek için Cenevizliler tarafından yapılmıştır. Burada: mermerden bir iskele bulunuyor. Bu iskeleye, denizle bağlantılı bir havuz var, havuza kayaya oyulmuş basamaklarla iniliyor. Buradaki havuzda bir zamanlar Amasra’ya ismini veren Kraliçe Amastris’in bol bol yüzdüğü söyleniyor. Evet, buradan özellikle gün batımı muhteşem güzel izleniyor, ayrıca yine burada balıkçılarla sohbet edebilirsiniz.

20180401_172710   20180401_172718   20180401_180512   20180401_180524

BÜYÜK LİMAN-MENDİREK:

Amasra içinde en güzel yürüyüş yollarından birisidir. Denizin kenarında yürüyebilir, sonra  dönüşte ise, yüksekçe bir yere çıkıp yine bu sefer denizin öbür tarafını görerek yürüyebilirsiniz. Ancak, bu yüksek duvar gibi yer pek güvenli değil, dikkatinizi çekerim, Burada özellikle çok miktarda Amasralı genç görebilirsiniz. Dalgakıran üzerinden yürüdüğünüzde, limanın ucundaki fenere ulaşabilirsiniz.

 

KEMERE KÖPRÜSÜ-SORMAGİR KALESİ:

Kemere köprüsü: altından deniz geçiyor. Sormagir Mahallesi ve Boztepe Zindan Mahallelerini birbirine bağlıyor. Bu köprü üzerinde, fotoğraf çektirmek gelenektir. Sormagir kalesi girişinde iki kapı bulunuyor. Kale: Roma imparatorluğunun sınırlarını genişleten İmparator Claudius tarafından yaptırılmıştır. Kaleyi dolaşırken, Roma ve Bizans dönemine ait çok sayıda kabartma ve yazıt görülmektedir. Köprüden tam karşıya bakın, Tavşan adası görülüyor. Üzerinde sadece tavşanların yaşadığı bu adanın bir ucunda “bir boşluk” bulunuyor. Eskiden hastalar, o boşluktan/aralıktan geçirilince iyileşeceklerine inanılıyormuş. Büyük limandan tekne turuna çıkarsanız, burayı daha iyi görebilirsiniz.

 

AMASRA MÜZESİ
Küçük limanın kıyısında. 1884 yılında, Bolu Kaymakanı İsmail Kenan Bey tarafından, Bahriye Mektebi olarak binanın yapımına başlanmış, ancak yarım kalmış. 1975 yılında, Kültür Bakanlığı tarafından bina satın alınmış ve inşaası tamamlanarak, 1982 yılında müze olarak hizmete konulmuş.
Zengin Amasra tarihinin, bir ölçüde de olsa derlenip toparlandığı bir yer. Özellikle: 1930 lu yıllarda, Zonguldakta açılması düşünülen müzeye götürülmek üzere, bölgede toplanan eski eserler, Amasra rıhtımına getirilir. Fakat, fırtınalı bir günde, bütün eserler rıhtımdan denize sürüklenir. Ve bu eserler, günümüzde de, aynı bölgede, yani denizin içinde bulunmakta imiş.
Bugün, Amasra müzesinde, arkeolojik ve etnoğrafik eserler var. Çeşitli tarzdaki sütun başlıkları, heykeller, Roma-Bizanç ve Osmanlı mezar taşları, lahitler, sunaklar vb. gibi buluntular.
Ayrıca, denizden çıkarılan amforalar, toprak altı künkleri ve diğer mezar eşyaları ile çeşitli döneme ait paralar var.

20180401_115352

ÇEKİCİLER ÇARŞISI

Çekiciler çarşısı: Amasra bölgesi ve bu yöreye özgü el işlemesi hediyelik eşyalar satılan bir çarşıdır. Çarşıya ismini veren “Çekicilik” bir ahşap oyma ve süsleme sanatıdır. Çekici ne demek, önce onu inceleyelim. Daha, Amasra’da elektrik yokken, kullanılan bir sistem bu. Bir el ve ayak çalışıyor. Elde, yay denilen bir alet var, bu alet, işlenecek ağaç parçasına dolanıyor ve ileri-geri çekilerek ağaç parçası işleniyor, ayak ile de alete hareket veriliyor. İşte, ağaca şekil verilen bu tarihi el tezgahı, çekici tezgahı. Burada, ilk zamanlarda, özellikle ağaçtan, leylek, sonra keçi, yılan, maymun, tespih çeşitleri, sigaralık, kalemlik, isimlik ve benzeri bir çok sanat eseri yapılıyormuş. Ancak, günümüzde, daha kolay ve hızlı bir sistem geliştirilmiş. Kıl testere ve dekopaj kullanılmakta ve ağaç yanında kontraplakdan uyduruk süs eşyaları yapılmakta. Satın alırken, seçim size ait.
Çekiciler çarşısını gezmeden Amasra’dan ayrılmayın. Bu çarşının, el emeği-göz nuru ahşap eşyalarına bakın, hasır işleri, gemi maketleri, şimşir kaşıklar ( özellikle kaşıkları tercih edin ), hepsi emek ürünü. Ancak, alışverişte pazarlık etmeyi de unutmayın.
Ayrıca, burada, komşu köylü kadınlar tarafından getirilmiş, dağ çileğinden böğürtlene kadar, mevsimin en taze sebze ve meyvelerini bulabileceksiniz.

Bakacak mevkiinde, yani Amasra’yı tepeden gördüğünüz ilk yerde yine köylü kadınlar bir şeyler satıyorlardı, hani hatırlarsanız almayın demiştim, evet aynı ürünler burada da satılıyor, organik gıdalar, bolca reçeller, peynir, süt, fasulye, turşu ve benzeri bir sürü şey var ama fiyatları yukarıya nazaran yarı yarıyadır.

 

BARIŞ AKARSU PARKI:

Amasralı, bir zamanlar bütün Türkiye’nin tanıdığı bu sanatçı, genç yaşta 7 Temmuz 2007 tarihinde bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Günümüzde onun anısını yaşatmak için, Amasra merkezde bir park yapılmış ve park içinde büyükçe bir heykel bulunmaktadır. Heykel İstanbullu heykeltıraş Tankut Öktem tarafından düşünülmüş, yapılmaya başlanmış, ancak kendisi de bir trafik kazasında ölünce, Barış Akarsu’nun parkta görülen heykeli, Tankut Öktem’in kızı Pınar Öktem tarafından tamamlanmıştır. Barış Akarsu anısına, her yıl Temmuz ayında bir festival düzenleniyor.

AMASRA’DA ASKERİ MİSAFİRHANELER:

Hemen girişte, Bakacak meviiknde, Hava Kuvvetlerine ait eski radar tesisi, günümüzde misafirhane olarak kullanılmaktadır. Amasra merkezde, merkeze 15 dakika yürüme mesafesinde, Kum Mahallesi Turgut Işık Caddesinde ise, Deniz Kuvvetlerine ait bir misafirhane ve sosyal tesis bulunmaktadır.

 

AMASRA’DAN AYRILIRKEN:
Amasra, bir gemi tezgahları merkezi, bir kale, bir sığınak ve liman kasabası iken, geçen yüzyılın içlerinde, bu bölgede maden kömürü nün bulunması ile, bir kömür üretim ve yollama merkezi haline geldi.
Günümüzde, bu özelliği nedeniyle, Amasra da bir termik enerji santralı kurulması düşünülmekte. Ancak, kurulması düşünülen enerji santralinin; yeni teknoloji kullanımı ve alınacak tüm tedbirlere rağmen, doğal çevreyi olumsuz yönde etkileyeceği kesin. Bu nedenle, Amasra gezilip bu muhteşem güzellikler görülmeli, belki de, uzun yıllar sonra, bu güzellikleri görme şansımız olmayabilir.

 

İNKUMU:
Evet, Amasra’ya kadar gelip te, buranın şirin beldesi İnkumu görmeden olmaz. Çok yakın, buralara kadar gelmişken, İnkumunuda görmelisiniz, zamanınız varsa, bir iki saat buraya ayırmalısınız. Safranbolu’ya 90 km.Amasra’ya 30 km. Ankara’ya ise 270 km. İstanbul’a ise 450 km.uzaklıkta. Yemyeşil doğanın içinden geçen asfalt; Bartın’dan sonra 15 km. lik bir yol sonunda, İnkuma ulaşıyor. Yani: Bartın üzerinden 15 km. Ama yolun sonunda; uzun plajın arkasında, yemyeşil bir dağın dibinde, şirin bir yer, İnkumu var.
Batı Karadeniz’in, eşsiz güzelliklerine sahip bulunan tatil ve turizm cenneti. 3 km. uzunluğundaki kıyı şeridi, kum. Deniz ise pırıl pırıl. Yemyeşil çam ormanları, hemen dağın yamacında, arkada.

Gerek doğal güzelliği ve gerekse denizin temizliği nedeniyle, bölge turizmde; her geçen yıl bir hareketlilik kazanmakta. Plajın kuzeyi Karadeniz, güneyi ise orman denizi ile çevrili. Orman ise, bitki çeşitliliği bakımından oldukça zengin. Dolayısı ile, yeşilin tonları, ormana muazzam bir derinlik kazandırıyor. Gün batımında; turkuaz ve yeşil renkler üzerine düşen altın sarısı güneş ışınları, seyredenlere büyülü bir ortam sunuyor. Plaja giriş noktasında, hortumuyla birlikte fil ve plajın doğu kısmında, geminin güvertesini andıran ada görünümleri, birer doğal oluşum şeklinde görülebiliyor.

Evet; burada tüm Bartın’lıların yazlık evleri var. Aman dikkat, büyük bir araç kalabalığı oluşuyor ve otopark sıkıntısı var. Yinede, ücreti karşılığı mevcut otoparklardan bir yer bulma şansınız yüksek sayılabilir. Burada ne yapabilirsiniz. Burada; mevsim uygun ise, denize girebilirsiniz. Hemen derinleşmeyen, nisbeten sığ bir denizi var. Kıyıda, ince kum çok güzel. Bunun dışında; kıyı boyunca yerleştirilmiş banklarda, çiçeklerin arasında oturabilir, denizi seyredebilirsiniz, deniz kıyısında yürüyüş yapabilir, mevcut restoranlardan birinde yemek yiyebilirsiniz. Sakin ve sessiz yer. Özellikle; yaz sezonu dışında, yazlıkların boş olması nedeniyle çok sakin.

Tercih sizin, sessiz ve sakin bir ortam, denizin mavisi ve ormanın yeşilinin birlikte seyredilebileceği bir ortam. Evet; İnkum bunlardan ibaret. Hani; Amasra’ya kadar gelmişken, uğranılabilecek bir yer.

Bartın, Ulus

5.723 kişi okudu!

Bartın ilinin deniz kıyısından içeride kalan ilçesi, burada yaylalar yoğun ve ünlü.

 

ULAŞIM:

Ulus, il merkezi olan Bartın’a 37 km. uzaklıktadır. Ulus-Safranbolu arası uzaklık: 62 km. Ulus-Amasra arası uzaklık: 53 km. Ulus-Pınarbaşı arası uzaklık: 55 km.

xxxxxxxxxxx

TARİHİ:

Yörenin tarihi: MÖ.3000 yıllarına kadar dayanır. MÖ.800-2000 yılları arasında: bölgede, Hititler bir süre barınmışlardır. Bu dönemlerde: burada kurulan “Paflagonya” devletinin başkenti olarak “Ulus” bölgesini kullanıldığı söyleniyor.

1392-93 yıllarında ise, bu kez Yıldırım Beyazıt tarafından bölge ele geçirilerek Osmanlı topraklarına katılır. Ancak, Osmanlı döneminde, ilçe küçük bir yerleşim yeri olarak kalır.

1944 yılında ise, ilçe olarak, Zonguldak iline bağlanır. 1991 yılında ise, bu kez Bartın şehrine bağlanır.

Ulus ismini: bir Türk aşireti olan “Bozulus” tan almıştır.

GENEL:

İlçe merkezi vadide kurulmuş olup, deniz seviyesinden yüksekliği: 200 metredir.

İlçe çok geniş bir orman örtüsüne sahiptir. Bu yüzden ilçe ekonomisinin temeli, orman ürünlerine bağlıdır. Kerestecilik ve maden ocaklarında istihdam edilen işçiler, ekonomik getiri sağlarlar.

Yörede: çok sulu ve lezzetli karpuz yetiştirilir. Ayrıca: ince kabuklu cevizi ünlüdür. Bir de, mürdüm eriği. İlçedeki birçok bahçede, mürdüm eriği ağacı görebilirsiniz.

xxxxxxxxx

NE YENİR-NE SATIN ALINIR :

Ulus yöresinde, keten tohumu, keten yağı ve mürdüm eriğinden yapılmış pestil tatmalısınız. Ulus pazarından, rahatlıkla bulabilirsiniz.

xxxxxxx

GEZİLECEK YERLER:

ULU YAYLA:

İlçe merkezine 27 km. uzaklıktadır. Buranın ortalama yüksekliği: 1200 metre civarındadır. Gitmek isterseniz, burada sizi: muhteşem bir orman, rengarenk çiçekler, pınarlar, mağaralar ve yaban hayvanları karşılayacaktır. Muhteşem doğal güzelliklerin olduğu bir yer. İlan edilmemiş olmasına rağmen, bir Milli Park görünümündedir. Yörede: bol miktarda yaban hayvanları (karaca, geyik gibi) görülüyor. Özellikle, sık sık domuz av partileri düzenleniyormuş.

Her yıl: Ağustos ayı içinde, bir hafta süreyle, burada, “Uluyayla Şenlikleri” düzenleniyor.

ULUKAYA ŞELALESİ:

Burayı mutlaka görmelisiniz. İlçe merkezinin 17 km. uzağında, Ulukaya köyünün doğusunda, Ulus çayı üzerindedir. Şelale: 10 metre genişliğindeki bir kaya içinden çıkıyor ve 20 metre yükseklikten aşağıya akıyor. Şelalenin döküldüğü yerde, 30-40 metre genişliğinde bir gölet oluşmuş. Yazın: şelalenin suyunun debisi azalır ve hatta, bazen kuruduğu bile görülmüştür. Ancak, kışın, şelalenin suları adeta coşar ve vadi içinde, çağlayandan aşağıdaki gölete dökülen sular, ortamda bir sis etkisi yaratarak, muhteşem görüntüler ortaya çıkarır. Ancak, tüm bu güzelliklere rağmen, burada ve hemen yakındaki Ulukaya köyünde, gerek konaklama ve gerekse yemek olanakları yok.

Şelalenin ağzından çıkan suyun bir kısmı; Ulus ilçe merkezinin su ihtiyacının karşılanması için kanallarla ilçe merkezine gönderiliyor.

 

ÇAĞLAYAN VADİSİ-KANYON:

Göletten sonra suyun akıntısı devam ediyor ve akarsu yatağı, bir kanyon oluşturuyor. Bu kanyon: yaklaşık 1 km. uzunluğunda ve kanyonun her iki yanında, duvar gibi yükselen kayaların yüksekliği ise: 30-35 metre civarındadır. Vadi boyunca: birçok mağaralar, pınarlar ve ahşap evler görmek mümkün.

 

ARDIÇ YAYLASI:

İlçe merkezine 33 km. uzaklıktadır. Yaklaşık yükselti: 1500 metre civarındadır. Ardıç kuşlarının burada çok görülmesi nedeniyle, Ardıç yaylası ismi verilmiştir. Buraya gitmeyi düşünenler için; Kasım-Nisan ayları arasında, yani yılın altı ayının, burada karlı olduğunu unutmamaları gerek.

 

GEZEN YAYLASI:

İlçe merkezine bağlı, Kumluca beldesindedir. Ardıç yaylasına 8 km. uzaklıktadır. Diğer iki yaylaya nazaran daha küçüktür.

 

Bartın, Kurucaşile

9.722 kişi okudu!

Yolu her ne kadar zor olsa da, gerek doğal güzellikler ve gerekse tarih yaşamak isteyenler için ilginç olabilecek bir yer. Tarih meraklıları: Kromna antik şehrinin kalıntılarını görebilirler. Doğa düşkünleri ise, işte tam size göre bir yer, bütün mahalleri tam bir doğal güzellik.

ULAŞIM:

Kurucaşile, il merkezi olan Bartın’a 52 km. uzaklıktadır. Ancak, bu yol: virajlarla dolu ve engebeli bir yol olarak öne çıkıyor. Yani: zor bir yolculuk ile buraya ulaşmak mümkün.

xxxxxxxxxx

TARİHİ:

Bölgenin tarihi bayağı eskilere gitmektedir. Sırası ile, Hititler, Fenikeliler, Karyalılar ve Akalar görülür. MÖ.306 yılında ise, burada, kalıntıları günümüze kadar ulaşan “Kromna” uygarlığı yerleşmiştir. Kromna şehri: Karadeniz kıyısında kurulmuş, antik dönem kentlerinden biri olarak dikkati çekmektedir.

Bölgede, Türkler, 1460 yılında görülür.

1957 yılına kadar Bartın’a bağlı bir nahiye iken, 1991 yılında Bartın’a bağlı bir ilçe olmuştur.

GENEL:

Deniz kıyısında olmasına rağmen, ilçenin kurulu bulunduğu yerdeki eğim: % 50 düzeyindedir. Yani: ilçe merkezi eğimli bir arazi üzerine kurulmuştur. İlçe merkezi: Zeytin ve Sandal burunları arasındaki koy bölgesinde kurulmuştur.

İklim değerlendirildiğinde, yörede: Karadeniz iklimi görülüyor. Yani: kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar ise ılık ve yine yağışlı geçiyor.

Arazinin engebeli olması nedeniyle, tarım yok denecek kadar az.

Burası: ülkemizin en özenli “gulet” türü teknelerinin yapıldığı yer olarak bilinir. Hatta: ilçe merkezinde, Ahşap Yat Yapımı Anadolu Meslek Lisesi bile var. Burada: bilim ve teknoloji dayanaklı eğitim veriliyor. İlçe insanı, bu tekne yapımcılığı dışında balıkçılık la da geçimini sürdürüyor. İlçede, balıkçılıktan geçimini sağlayan birçok insan bulunduğu söyleniyor.

AHŞAP YAT FESTİVALİ:

Kurucaşile ilçesinde, her yıl Temmuz ayı içinde, Ahşap Tekne ve Yat Festivali düzenleniyor. Bu şenliklerde: yarışmalar düzenleniyor, tekne yarışı, bayrak’a tırmanma, yüzme yarışmaları var. Ayrıca: konserler de düzenleniyor.

 

xxxxxxx

NE YENİR:

Kurucaşile bölgesinde elbette yenilecek tek lezzet: deniz ürünleri. Her türlü deniz ürününü gayet lezzetli olarak sunan restoranlarda, mutlaka denemelisiniz.

xxxxx

NE SATIN ALINIR:

Bu yöreye yolunuz düşerse, hammaddesi taş-maden olan ve İlçe merkezine bağlı Karaman köyünde bulunan “taş saç” satın alabilirsiniz. Bunun özelliği: ısıyı hemen iletmesi. Yöresel ismi: sadar. Yufka saçı ve kızartma tavası olarak yapılanı da var. Bunun dışında, ahşap tekne maketleri satın alabilirsiniz.

 

GEZİLECEK YERLER:

TEKKEÖNÜ KÖYÜ, KROMNA ANTİK KENTİ :

Muhteşem bir turizm cenneti olmaya aday, harika bir yer. Yeşil ve mavinin birçok tonlarını görebilirsiniz. Henüz tam olarak tahrip olmamış bir doğası var. Ama tüm bu doğal güzellikleri yanında, Tekkeönü köyünün en büyük diğer bir özelliği: Tekne ve yat yapımcılığının ön planda olması. Burada: küçük bir gemi inşa sanayi kurulmuş. Yaklaşık 25 civarında tersane, yani tekne yapım yeri var. Buralarda, her tür ve muhteşem teknelerin yapıldığı söyleniyor. Burada bir de plaj var. Tekkeönü plajı: yaklaşık 300 metredir. Deniz ise nispeten sığ. Yaz aylarında, burada deniz de çok rağbet görüyor.

Bunun dışında, Tekkeönü köyünün,  diğer adı ile Hisar köyünün bir özelliği daha var. Tarihi “Kromna” kentinin merkezi burada. Tarihi kente ait kalıntılar ise: kale ve kale içindeki bir dehliz ve 7 adet kayalara oyulmuş kuyu. Kromna kenti: tarih bölümünde de belirttiğim gibi: antik dönemde Cenevizliler tarafından kurulmuştur. Kromna antik kentinin çok eski tarihi olduğu; Homeros’un İlyada destanından geçmesinden anlaşılmaktadır. MÖ.3.yüzylda yaşayan Apollonios da buradan söz etmektedir. Ancak, yinede kentin kuruluş ve tarihçesi hakkında net bilgiler yok. Buranın, yani Tekkeönü köyünün, eski Kurucaşile olduğu söyleniyor.

Kale bölgesinde bulunan kuyularda: Kromna halkı tarafından savaş zamanları için erzak saklandığı tahmin edilmektedir. Dehliz ise, gerektiğinden kaleden kaçış için, kale ile deniz arasında bağlantıyı sağladığı düşünülmektedir. Ancak, dehlizin deniz kıyısındaki çıkış yeri, liman yapımı sırasında doldurulmuştur. Yani, buraya giderseniz: kale kalıntıları içinde, mahzen galerisi ve kayalara oyulmuş kuyuları görebilirsiniz. Yörede elde edilen ve üzerinde Amazon portreleri bulunan sikkeler ise, Amasra müzesinde sergileniyor.

 

KAPISUYU KÖYÜ:

İlçe merkezine 3 km. uzaklıktadır. Burada bulunan 1 km. uzunluğundaki doğal plaj; çevredeki insanların büyük ilgisini çekmektedir. Burada: konaklama imkanları da var, ayrıca bir lokanta bulabilirsiniz.

 

KARAMAN PLAJI:

Bartın-Kurucaşile yolu üzerinde, ilçe merkezine 17 km. uzaklıktadır. Burada: 200 metre uzunluğunda güzel bir plaj bölgesi var. Yöredeki insanlar, bu güzel plaj bölgesini yazın özellikle tercih ediyorlar.