Ankara, Anatolium, Nata Vega Alışveriş Merkezi

10.251 kişi okudu!

Bugün, daha önce birkaç kez gittiğim “Anatolium Alışveriş Merkezi” ne yine gittim ve burayı merak edenler için görüşlerimi aşağıda belirtiyorum.

Burada ilk dikkati çeken, gökdelen gibi yükselen (duyduğuma göre 45 katlı imişler) uzun yapılar. Bu iki bina: çok uzaklardan bile görülebiliyor, sanırım içleri çok lüks yapılmış, çünkü semt olarak burası belediyenin kullandığı Mamak Çöplüğünün hemen yakınında ve özellikle bazı günlerde rüzgarın esme yönüne göre, Mamak çöplüğünden yapılan muhteşem kötü koku, mutlaka bunları da etkiliyordur. Ama, söylediğim gibi, aşırı lüks yapıldıkları şüphesiz.

Daha önce önünden geçerken; özellikle hafta sonu tatil günlerinde, hani derler ya “dağ-taş” araba dolu idi. Yani, burayı ziyarete gelenler, kapalı otoparka girmekten ise, arabalarını, hemen alışveriş merkezinin dışındaki kaldırımlara koymayı tercih ediyorlar. Sanırım, böylesi daha mı kolaylarına geliyor, bunu daha önce düşünmemiştim, ama bugün gördüğüme göre, arabanızı dışarıya bırakmanız gereksiz, çünkü alışveriş merkezinin hemen yan tarafı ve altında, gayet büyük bir otopark var ve aracınızı buraya bıraktıktan sonra, az bir mesafe yürüyerek, alışveriş merkezinin içine girmeniz mümkün.

Evet, burası gerçekten Ankara’nın gözlerden uzak bir bölümü. Özellikle, Çankaya yöresinden gelenler, Esenboğa Havaalanına ulaşmak için, bu çevre yolunu kullanırlar ve yöre, yalnızca “Mamak çöplüğünün” burada bulunması ve zaman zaman, rüzgarın esme yönüne göre “çöplüğün pis kokusunun” rahatlıkla hissedilebildiği ve dayanılmaz olduğu imaj ile bilinmekte ve anılmaktadır.
Ancak: daha öncesinde burada kurulu bulunan, yine uluslarası bir markanın marketi ve Mamak Belediyesi tarafından yaptırılan, gemi şeklindeki mimarisiyle öne çıkan alışveriş merkezlerinin (bu alışveriş merkezi ilginç mimarisine rağmen, yapıldığından bu güne kadar hala boş olarak kaderine terk edilmiş durumda, sanırım gayet büyük Metro ve Nata vega alışveriş merkezlerinin hemen yanına böyle bir alışveriş merkezi yapma fikrini kim yarattı ise, bu ileriyi görememesi nedeniyle ona bir şeyler sormak gerek)hemen yakınında, inşaat makineleri ve binalar yükseldikçe: buranın imajının değişmesi yönünde, adım atılmıştır.
Evet: buraya ulaşmak için fazla alternatifiniz yok. Tek alternatif: Doğukent caddesini takip etmektir. Gerek: İncek-Oran Sitesi ve hemen Oran evlerinin bitimindeki trafik ışıklarından, ilk sağa değil, devam edip, 100 metre sonra, ikinci sağ yola yani “Doğukent caddesi” ne girmeniz gerekiyor. Sonrası: yaklaşık: 6 km. civarında ve hiç sapmadan gittiğinizde, zaten yol kıyısında, alışveriş merkezini hemen sağ yanda göreceksiniz.

Doğukent caddesinin öbür ucundan, yani “Mamak” bölgesinden/Samsun yolu üzerinden de, buraya gelmek mümkündür. Samsun yolu üzerinde ilerlerken, “Çankaya” tabelasını gördüğünüzde, sağ yola girerseniz, Doğukent caddesi, sizi doğruca, yaklaşık 3 km. sonra, alışveriş merkezine ulaştıracaktır.
Yazının başında belirttiğim gibi, alışveriş merkezinin gayet uygun otoparkı var. Ama, otopark yetmediğinde, sanırım Cumartesi-Pazar günleri, ziyaretçiler, araçlarını, hemen dışarıdaki yol kıyısına koymaktan çekinmiyorlar. Aslında, kaldırıma çıkmak için, arabanın altının yüksek olması gerekse de, kaldırıma çıkmış birçok araba görebiliyorsunuz.

ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ:
Kapalı otoparka aracınızı bırakırsanız, kolaylıkla zemin kattaki kapıdan girerek, alışveriş merkezine ulaşabiliyorsunuz. Buradan: iki bölümdeki yürüyen merdivenler ile, hemen bir üst kata çıkmak mümkündür. Bir üst katta: yine uluslararası bir markanın, muhteşem büyük mağazası bulunuyor. Bunlar: 1 ve 2 nci kata yayılmışlar. 1 nci katta: küçük bir “Ekstra” adında, market tarzı alışveriş marketi, mobilya ve tasarım ürünlerinin satıldığı bölüm ile, 2 nci katta, yine mobilya ve tasarım ürünleri satılan bölüm ve muhteşem güzel bir restoran bölümü var. Bu restoran bölümüne mutlaka zaman ayırın ve lezzetli ve fiyatları uygun yemeklerden tadın.

Özellikle, hafta içinde gerek tenha olması ve gerekse lezzetli yemeklerdeki indirim gerçekten muhteşem. Burada: gerek bir şeyler yemek ve gerekse bir şeyler içmek için, gayet uygun ortam yaratılmış, tuvaletler de burada bulunuyor, buraya mutlaka uğramanızı öneririm. Tek sorun: bu uluslararası marka mağazanın 1’nci katta: fast-foot restoranı bulunmasına rağmen, 2’nci katta, gerçek restoran bölümü bulunuyor ki, siz buraya çıkmalısınız. Buraya ulaşmak için: görevlilere belki de sormanız gerekecektir. Özellikle: 2’nci kattaki restoran bölümünde bir süre zaman geçirdikten sonra, aşağıya inmek için: bu kattaki elektronik marketin hemen önündeki değil, uzak kenarındaki yürüyen merdiveni kullanmanız gerekiyor. 1. kattaki fast-food bölümünde, sandviç tarzı yani ayaküstü yenilecek ürünler sunuluyor. Yani: esas düzen, 2. kattaki restoranda kurulmuş.

Bu arada: Anatolium Alışveriş Merkezinin hemen yanında, bitişik nizamda yapılan ve ara bağlantıları ile, Anatolium alışveriş merkezine bağlanan “Neta Vega Alışveriş Merkezi” bulunuyor. Bu alışveriş merkezi de, başka bir firma tarafından yapılmış olup, 500 bin m. karelik bir kapalı alana sahiptir ve bu büyüklük ile, Türkiye’nin en büyük alışveriş merkezi ünvanını almıştır.
Evet: Anatolium Alışveriş Merkezi: 23 Haziran 2011 tarihinde, büyük bir törenle açıldı. Nata Vega ise, Aralık 2011 tarihinde, herhangi bir tören yapılmadan hizmete açılmıştır.

Anatolium Alışveriş merkezi:450 bin m. karelik inşaat sahası ve 160 bin m. karelik kapalı kiralanabilir alanı, 70 mağazası ve 2000 araçlık otopark kapasitesiyle, ziyaretçilere hizmet vermektedir. Bu ölçüler, hemen yanda bulunan “Nata Vega Alışveriş merkezi” rakamları ile birleştiğinde, buranın Avrupa’nın en büyük alışveriş merkezi kompleksi olmasına yetmektedir.

Her iki alışveriş merkezinin açılması ile, Ankara’nın Mamak semtinin, şehir çöplüğüyle anılan isminin: nispeten değişeceği düşünülmektedir. Hatta: Ankara’nın batı yönünde gelişen alışveriş yoğunluğunun, bu iki alışveriş merkezi, hemen yanlarındaki diğer iki büyük alışveriş merkeziyle, buraya yöneleceği tahmin edilmektedir.

Ankara şehri, günümüzde kişi başına düşen alışveriş merkezi açısından, ülkemizde ilk sıradadır. Şehirde yaşayan her 1000 kişiye, 215 m. kare alışveriş merkezi düşmektedir. İstanbul’da ise, bu rakam: 201 m. karedir. Her şeye rağmen, bu rakamlar, Avrupa standart rakamlarının altındadır. Tüm bunların yanında: Ankara ve İstanbul halkının alışveriş merkezi kültürü arasında da büyük farklılık vardır. İstanbul halkı, alışveriş merkezini, yalnızca alışveriş için kullanmakta iken, Ankara halkı, özelikle hafta sonu ve tatil günlerinde, alışveriş merkezlerini, ailecek gidilebilecek ve gezilebilecek bir mekan olarak görmektedirler. Özellikle: soğuk ve yağışlı kış günlerinde insanlar çoluk-çocuk bu alışveriş merkezlerine koşmakta ve aşırı kalabalık olmaktadır.
Evet, her iki alışveriş merkezinin açılması, hemen yakındaki diğer iki alışveriş merkeziyle birlikte, uzunca zamandır, yalnızca çöplük ismiyle anılan bu yörenin “Alışveriş Vadisi” haline geleceği, yaklaşık 5000 kişiye istihdam sağlanacağı ve yıllık ziyaretçi sayısının: 15 milyon olması planlanmaktadır .

Bunların içinde, ayrıca dev bir akvaryum bulunmaktadır. Hatta: zemin katta yürürken, bir merdiven başındaki tabela mutlaka dikkatinizi çekecektir “Dikkat, aşağıda köpek balığı görüldü”. İleride bu dev akvaryumun tam ortasında bir restoran bulunacağı, bu restorana üstten asansör ile inileceği söyleniyor. Yine söylenenlere göre: akvaryum, Türkiye’nin en büyüğü, Avrupa’nın ise, ikinci büyük akvaryumu imiş. Bu akvaryum ile ilgili ayrıntılı yazıyı yine bu sitede okuyabilirsiniz. Ancak, sanırım akvaryum ilk günlerdeki cazibesini yitirdi, çünkü giriş fiyatında bir hayli indirim yaptılar.

Evet, gerek Anatolium ve gerekse Nata Vega alışveriş merkezleri, uzun zamandır ziyarete açık olmasına rağmen, halen bir kısım mağazanın hizmete açılmadığını, önlerinde büyükçe perde bulunması ile anlamak mümkün. Sanırım, ülkemizdeki ticaret sektörünü buradan rahatlıkla değerlendirmek mümkün, çünkü burada özellikle büyük markaların alışveriş mağazaları var, yani bir anlamda, burayı para kazanmak için değil, prestij için kullanıyorlar, burada oluşan zararı başka mağazalardan karşılıyorlar, böylece küçük çaplı marka mağazaların burada uzun süre dayanma şansları yok. Biraz önce de söylediğim gibi, insanlar buraya gezinmek için geliyorlar, yani öyle yoğun bir alışveriş durumu söz konusu değil.

Sizler: özellikle hafta içi bir gün, zaman ayırıp, bu iki alışveriş merkezini ziyaret edebilir, 2’nci kattaki restoran bölümünde, uygun fiyatlı ve lezzetli yemeklerden tadabilir ve bir şeyler içerek zaman geçirebilir, alışveriş düşünürseniz, her türlü ihtiyacınızı temin edebileceğiniz mağazalardan yararlanabilirsiniz.

Ancak, Anatolium alışveriş merkezinin 1 ve 2’nci katlarında bulunan, uluslararası bir markanın alışveriş merkezi: maalesef, birkaç konuda, hoşuma gitmedi. Şöyleki: dar ve basık bir koridorda, her yanınızda, yüzlerce-binlerce satışa sunulmuş mal; yerdeki okları takip ederek yürüyorsunuz, yürüyorsunuz ve bu uzun yolculuk bir türlü bitmek bilmiyor, özellikle tatil günlerinde, bu dar, basık ve uzun yolculuğa, sizinle birlikte hareket eden veya etmeye çalışan kalabalık bir gurubu düşünün. Zaten olur da birkaç şey satın alırsanız, kasalara ulaşmak da tam bir problem, yani uzunca bir yol yürümeniz ve hatta belki de kasaların bulunduğu yeri çalışanlara sormanız gerekecek kadar sıkıcı.

Tam bir pazarlama stratejisi uygulamışlar. Düşünün ki, birkaç parça birşeyler alacaksınız ve bunları aramak için, birçok reyondan geçmek zorunda kalıyorsunuz ki, bu sırada ıvır-zıvır bir sürü şey alabiliyorsunuz ki, zaten amaçladıkları bu.

Sonuçta: birincisi: kapalı alan fobisi olanların buraya girmelerini önermem, bunalım yaratıyor. İkincisi: burada, kendi ülkelerinin yani genellikle İsveç ve bazı Avrupa ülkelerinin ikinci sınıf mallarını satıyorlar, ben olsam, şahsen; satışa sunulan malların, hiç olmassa bir kısmının “Türk malı” olması şartını koyardım ki, ülkemizde, Paşabahçe gibi bir cam devi varken, gidip, ne olduğu belirsiz İsveç malı “cam bardak” satın almamı istiyorlar.

Elbette: bu durum, ülkemiz değerlerinin, gayrisafi milli hasılanın, yurt dışına aktarılması için uygun bir ortam. Kendi ülkelerinde, vatandaşı, parası olmayınca alışveriş yapmıyor ve ekonomileri aksıyor, bizim ülkemizde ise, maalesef “kredi kartı” ve “taksit” olayı nedeniyle, insanlar, ceplerinde para olmasa da, gelecek yıllardaki gelirlerini ipotek altına alarak, çılgınca alışveriş yapmaya devam ediyorlar. Son bir husus: denilebilir ki, bunlar, ülkemize gelip, istihdam yaratıyorlar. Hayır, elbette burada çalışan insanlarımıza yararları var ama unutmayın ki, fırsat bulsalar, çalıştıracak elemanı bile, kendi ülkelerinden getirirler, yani bu durum mecburiyetten………….

Evet, daha önce de söylediğim gibi: burası iki alışveriş merkezinden oluşuyor, bu iki alışveriş merkezi, zemin katta bir ara kapı ile birbirine bağlanıyor. Aracınızı kapalı veya açık otoparka koyarsanız, Anatolium isimli alışveriş merkezinden binaya girebilirsiniz. Eğer aracınızı dışarı bırakırsanız, bu kez Natavega alışveriş merkezine doğruca girebilirsiniz. Natavega alışveriş merkezinin zemin altında akvaryum var. Zeminde ise: birçok mobilya firmasının ürünlerini bir arada pazarladıkları bölüm bulunuyor. Ayrıca: yine bir bölüm, çocuk oyun alanı olarak ayrılmış. Buranın üst katına çıktığınızda ise mağazalar var. Buradan doğruca yürürseniz, ileride bir orta boşluk bölüme ulaşacaksınız, bir üst kata yürüyen merdivenler veya asansör ile çıkabiliyorsunuz ve burada sinema bölümü ve restoranların bulunduğu bölüm karşınıza çıkıyor. Restoranların bulunduğu bölüm gayet rahat ve ferah yapılmış, hafta sonlarında boş masa bulmak mümkün değil, Sinemalar da birkaç salon ile vizyon filimlerini izlemek için uygun. Buradan sonra, diğer bölüme yani Anatolium bölümüne geçmek isterseniz, bu kez, biraz önce sözünü ettiğim boşluk alanın hemen yanındaki kapıyı kullanmanız gerekiyor. İki alışveriş merkezi arasında, bir boşluk var ve burası özellikle kış günleri bayağı soğuk oluyor. Diğer alışveriş merkezine geçtiğinizde, burada yukarıda sözünü ettiğim gibi ilk dikkati çeken, iki büyük markanın satış bölümleridir.

Sonuç olarak: Anatolium ve Natavega alışveriş merkezleri gerçekten gayet büyük ve her türlü ihtiyacınızı bulabileceğiniz mağazaların, her türlü ürünlerin satıldığı yerlerin bulunduğu bir alışveriş merkezi olarak önem kazanıyor ve özellikle: hafta sonu ve tatil günlerinde bayağı yoğun yani kalabalık oluyor. Yine de; görmeyenler için burayı mutlaka öneririm, yani buraya gittiğinizde, canınız sıkılmadan rahatlıkla birkaç saat geçirebilirsiniz, hatta restoran bölümü ve sinema kullanırsanız ve hatta akvaryum a girmeyi düşünürseniz, günümüzün büyük bölümü, can sıkıntısı olmadan burada rahatlıkla geçirilebilir.

 

 

Ankara, Forum Alışveriş Merkezi

61.623 kişi okudu!


Uzun aradan sonra, bugün yani 31 Mart 2015 günü, Forum Alışveriş Merkezine gittim ve en son yorumlarımı, biraz sonra sizler için yazacağım. Bu arada, yazının içinde geçerliliğini yitirmiş bölümleri de çıkarıcam. Forum Alışveriş Merkezini merak edenler, gitmeyi düşünenler, buyrun size tam anlamı ile, dört dörtlük bir Forum Alışveriş Merkezi yazısı.

Evet daha önceki yazımda belirtiğim gibi, Forum Alışveriş Merkezi yönetimi, insanları buraya çekmek ve satışları arttırmak için bir takım önlemler alıyorlar. Bazı uygulamaları gündeme getiriyorlar. Bence, bunlar mantıklı ve olumlu girişimler. Çünkü: son bir-iki yıl içinde biliyorsunuz, “kriz var” diyerek, herkes ve özellikle de, ticaret sektöründeki büyük kısım ticarethane sahibi, oturup, bekliyor, ancak hayıflanıyor. Halbuki: krizin temeline inip, bir kısım önlem, bir kısım değişik uygulama ile, kriz bir ölçüde hafifletilemez mi? Örneğin: kar marjlarının düşürülmesi. Ünlü bir markanın takım elbisesi: bugün gidin almaya: 200 TL. Peki, geçen yıl aynı markanın takım elbisesi 800 TL. idi. Demekki, muhteşem kar varmış. Yoksa: bugün 200 TL. satılan bu takım elbiseden aynı markanın tekrar, az da olsa kar ettiğini düşünsenize.

Evet: 2 Şubat 2012 tarihinden sonra, Forum Alışveriş Merkezine yeniden gittim. O zamanki izlenim, yani alışveriş merkezinde birçok mağazanın kapanarak, ön cephesine büyük bir bez reklam perdesinin çekilmiş o lması görüntüleri artık yok. Ne mutlu. Aradan geçen sekiz aylık dönemde, kapalı bulunan yerlere, yeni mağazalar açılmış, kapalı bir yer göremedim. Ama, yinede, bir cumartesi günü, saat: 13.00-14.00 arasında, bu muhteşem alışveriş merkezinde, çok az insan vardı. Saat: 15.00 den sonra ortam biraz hareketlenmeye başladı.

Neyse, bu giriş biraz uzun oldu sanırım. Ama: inanın böyle. Biz: gelelim Forum Alışveriş Merkezine.


ULAŞIM:

Nerede? Ankaranın kuzeyinde, Keçiören ilçesinin Ovacık denilen bir bölgesinde bulunuyor. Tabii: bu adresle anlamak zor. Ankaranın şehre giriş noktası denebilir.

Uzak: bayağı uzak. Nerden gidebilirsiniz? Etlik istikametine ilerliyorsunuz. Etlik caddesinde ilerlediğinizde; Gülhane Askeri Hastanesinin yan kısmından geçip devam ettiğinizde bir kavşağa geleceksiniz. Havuzu ile dikkat çeken bu kavşakta, her hangi bir yöne dönmeyin ve doğru devam edin. Yani: Etlik caddesinde ilerlemeye devam ediyorsunuz.

Yozgat Bulvarı tabelasını göreceksiniz. Evet, “Yozgat Bulvarı” tabelasını takiben ilerlediğinizde, yaklaşık 5 km. herhangi bir yöne sapmadan, bütün kavşaklarda doğruca ilerlediğinizde, Forum Alışveriş Merkezine varacaksınız. Zaten: buraya yaklaştığınızda, tepeden rampa aşağıya inerken, alışveriş merkezi, sol ilerinizde, tüm ihtişamı ile görünecek. Boş bir alanda, bir yapılar topluluğu. “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazılı güzel bir tabelayı gördüğünüzde, sola dönüyorsunuz ve bir süre ilerleyip, yeniden sağa, alışveriş merkezinin otoparkına giriyorsunuz.

Ulaşım denilince, buraya özel arabanız dışında elbette gelmeniz mümkün. Ama özel arabanız ile gidecekseniz, unutmamanız gereken bir şey var. Etlik kavşağından sonra özellikle trafikte daha yoğun dikkat göstermeniz şart, yani trafik ışıklarına değil, arabalara ve yayalara bakın. Işıkları kimsenin taktığı yok. Yani, burada araba kullanmak güç ve tehlikeli, aman dikkatli araç kullanın.

Aşağıda yazacağım yerlerden, aynı numaralı belediye ve halk otobüslerinin son durakları: Forum Alışveriş Merkezi.
Belediye/halk Otobüsleri: 261 (Etlik-Kasalar-Bakanlık), 262 (Etlik-Atakule), 263 (Etlik-Aşağı Eğlence-Bakanlık), 264 (Etlik-Kızılay Ekspres), 265 (Etlik-Aşağı Eğlence-Bakanlık), 267 (Etlik-Beşevler-Bakanlık), 284 (Etlik-Esertepe-Bakanlık) Yalnız: otobüs ile gitmeyi düşünenler, buraya Kızılay’dan ulaşmak için, muhtemelen 1 saat yolculuk süresini göze almaları gerek.

3000 araçlık, açık otopark alanı var. Yani: otopark problem olmuyor. Aslında, otopark dolu da olsa, hemen yandaki büyük bulvarın kenarlarına da birçok araç park edilmiş.


GENEL:

İnşaat çalışmaları: Ekim 2006 tarihinde başlamış ve Ekim 2008 tarihinde tamamlanarak, alışveriş merkezi hizmete açılmıştır. 170 bin m.karelik alana kurulu. Bu alanda: 80 bin m.karelik kiralanabilir alan var. Yaklaşık: 2500 kişi çalışıyor.

MİMARİ:

Yapı: iki katlı. Alışveriş, eğlence ve yaşam merkezi olarak tasarlanmış. İçinde bulunan sokaklar: sanki bir dış mekan hissi uyandırıyor. Bina: dört blok olarak tasarlanmış. Bloklar arasındaki geçiş yolları var. Bu yolların üstü: cam benzeri saydam malzeme ile döşenmiş. Bu dört blok: alışveriş merkezi, hipermarket, yapı market ve sinema bloğu.

Alışveriş merkezinin: ortak dolaşım alanlarında, galeri boşlukları oluşturulmuş. Bu alanlarda gün ışığından fazlaca yararlanılmış. Doğal ışık efektleri yaratılmış. Ön giriş noktalarının biri: 35 metrelik kule, diğeri ise cam kubbe ile simgeleştirilmiş. Arka giriş, iki blok arası tekstil örtü ile kapatılmış.

Mimari cephe efekleri: Türk mimari unsurları olan: kemer ve alaturka kiremit gibi unsurlar kullanılmış. Cephelerinde: mermer ve traverten gibi doğal taşlar kullanılmış.


FORUM KART UYGULAMASI:

Türkiye’de yalnızca burada kullanılabilen bir kat yapılmış. “Forum Kart”. Taksitli alışverişlerde ilave üç taksit imkanı ve tüm alışverişlerinizde % 10 indirim imkanı sağlayan bir kart. Yalnız unutmayın, bu kartın, bu söylediğim özellikleri, yalnızca burada yani Forum Alışveriş Merkezi içindeki mağazalarda geçerli. Bu kart daha sonra sanırım tutmadı. Kart başlangıçta yoğun reklam kampanyası ile piyasaya sokulmaya çalışıldı ise, de sonradan karttan herhangi bir haber çıkmadı.

GEZİ:

Otoparkta aracınızı bıraktıktan veya toplu ulaşım aracı ile gittiyseniz indikten sonra: önce en sağdaki büyük yapı market bölümünü gezmelisiniz. Burada, ilginizi çekebilecek birşeyler bulabilirsiniz. Özellikle: bahçe ve çiçek konusunda çok seçenek var. Oradan, yani dışarıdan yürüyerek, alışveriş merkezinin ana binasına girmeden önce, çocuklar için tam bir eğlence merkezinin önünden geçeceksiniz. Çocuklu ailelerin, buraya zaman ayırmaması mümkün değil, fiyatlar cazip ve uygun. Sonra devam ettiğinizde, Alışveriş merkezinin ana binasına gireceksiniz.  Kapıdan girerken, rutin kontrol. Dedektörlerden geçerken, aynı zamanda elinize birşeyler tutuşturuyorlar, bunlar reklam ilanları. Alışveriş Merkezi yönetimi muhteşem çalışıyor.

Çarşambaları, “Çarşamba Pazarı” adı altında, uygun fiyatlı ürünlerin satıldığı etkinlik  düzenleniyormuş. Hatta, bu pazardan alışveriş yapanların, bedava bir kısım etkinliğe ( örneğin, go-kart arabaları ile gezinti) daha katılmalarının mümkün olduğunu öğrendim.

Pink Sinemada, ilk seans: kamu çalışanları ve öğrenciler için ücretsiz. Cuma günleri ise, açık arttırma günleri adı altında bir etkinlik var, bunda da, bazı ürünler, değeri 1 TL.den açık arttırmaya çıkarılarak satışa konuyormuş. Tabii bu etkinliklerin uygulanma tarihleri var, siz gittiğinizde, bunları göremesseniz, lütfen şaşırmayın. Uzun bir zaman sonra giderseniz, etkinliklerin bitmesi ihtimali yüksek.

İçeri girdiğinizde, söylediğim gibi: yapı 2 katlı. Katlar arasında yürüyen merdivenler rahat, katlar içinde gezinti rahat, sıkılmadan gezinmek mümkün, yorulduğunuzda dinlenmeniz için, ahşap koltuklar da var. Mücevher, Kafe, Elektronik, Sağlık/Güzellik, Telekominikasyon, Hizmet, Sinema, Ayakkabı, Çanta, Eğlence, Büyük Mağazacılık, Optik, Moda, Spor giyim, Saat/Aksesuar, Hipermarket, Yiyecek/İçecek, Kitap, Müzik, Oyuncak, Ev Tekstil, Banka, Kuaför, Mutfak Aksesuar, Dekorasyon alanlarında, birçok marka mal ve hizmetlerini sunuyor.

Üst katta, bir bölümde: yemek yerleri ve hemen aynı yerde, sinema var.

Özellikle: burada açılan Bauhaus, Media Markt ve Kipa (Türkiye’nin en büyük Kipa’sı) mağazaları, muhteşem boyutlu büyüklükleriyle dikkati çekiyor. Media Markt: en uygun ve düşük fiyatlı ürünleri satma iddiası ile sektöre girmiş. Buradan satın aldığınız ürünü, başka bir yerde daha ucuza bulduğunuzda, aradaki farkı ödüyorlar. Hala ödüyorlar mı bilmiyorum ama ben Forum Alışveriş Merkezinde, burası ile hemen alt katında bulunan yine aynı tür elektronik ürünleri satan bir mağazadaki fiyatların farklılığını gördüm, aşağıdaki mağazada yaklaşık yüzde onbeş daha ucuzdu. Amaç: reklam değil, yani bu firmanın reklamını yapmak değil. Ama: bu uygulama gerçekten, müşterilerin yararına düşünülerek yapılmış bir uygulama, bu yüzden yazma gereği hissettim.

Alışveriş merkezinin telefon numarası: 5671000. Aslında kapanış saati: 22.00.


SONUÇ:
Forum Alışveriş Merkezi, açılış aşamasında, burayı yapan ilgililer tarafından birçok iddialı açıklamalar geldi. Duyduğuma göre de: kiralar bir hayli yüksek imiş. Ama: sonuçta, şehir dışında bulunması büyük bir dezavantaj. Bir de: sanırım: Panora, Real, Cepa gibi yerlerdeki müşteri profilini toplayabilir mi bilmiyorum?

Sonuçta: alışveriş merkezleri: çok sayıda ve çeşitli kültür guruplarına aynı anda, aynı mekanda hitap eden yerler. Malüm, artık günümüzde insanlar alışveriş merkezlerine yalnızca alışveriş yapmak için gitmiyorlar. Buralar, aynı zamanda sosyal birer mekan olmuş durumdalar. İnsanlar, evli çiftler, sevgililer, yalnız bayanlar, genç kızlar, genç erkekler, tüm bu profil; alışveriş yanında, bu merkezlere: zaman geçirmek, eğlence olanaklarını kullanmak ve gezinmek için de gidiyorlar. Yani: konsept yalnızca alışveriş değil. Bu durumda: insanların hoş bir ortamda, kendini güvende ve rahat hissederek bulunabiliyor olması şart.

Neyse;  Forum Alışveriş Merkezi; gerçekten çok büyük. Buradaki alışveriş mekanlarında bulabileceğiniz çeşit bolluğunu, başka yerde bulma şansınız olduğunu sanmıyorum. En azından, Bauhaus alışveriş merkezindeki çeşit bolluğu, diğer mağazalarından daha fazla, bunu biliyorum. Bazı markaların: indirimli ürünler satan mağazaları da var. (outlet) Büyük olasılıkla, zaten insanların bu kadar uzun yolu göze alıpta buraya gitmelerinin bence en büyük nedeni: birçok markanın, buradaki mağazalarında, uygun fiyat sunmaları. Yani, fiyatların uygun olduğunu düşünüyorum. Ama elbette uygunluğun ölçüsü ne derseniz, yani ne kadar ucuz, çok mu ucuz diye sorarsanız, bu sorunuza yanıt veremem, çünkü tercih edilecek ürüne bağlı, araştırmanıza bağlı, ama genel kanı, burası ucuz bir alışveriş mekanı.

Yani: tek bir çatı altında, aradığınız her türlü malı bulabileceğiniz ve nisbeten fiyatları uygun ( bir çok malın Qutlet Mazağazası kurulmuş) fiyata bulabilirsiniz. Ama dedim ya, buraya gitmek istiyorsanız, biraz fazla zaman ayırın. Örneğin: en az: 5 veya 6 saat.

Gezip: alışveriş yapabilir, yemek bölümünde bir şeyler atıştırabilirsiniz. Kafelerde oturup, yorgunluk atabilirsiniz. Özellikle: teras bölümünü öneririm. Orada, muhteşem manzara eşliğinde mola vermelisiniz. Ama, sanırım yemek yerlerinin gerek çeşit ve gerekse marka olarak yeterli olduğunu düşünemiyorum. Diğer alışveriş merkezlerinde daha çok seçenek var. Burada, toplasanız, sanırım on civarında, yiyecek servis eden yer var. Yani, pek çeşit yok. Ama temiz, görevliler sürekli temizlik yapıyor ve de yemek, yiyecek kokusu yok. Bu güzel. Sinemaya girmedim, içini bilmiyorum.

İşte, Forum Alışveriş Merkezi. Sekiz ayda, gerçekten bazı değişiklikler olmuş. Bu değişiklikleri, insana verilen değer olarak düşünüyor.

İyi geziler.

Ankara, Anıtkabir

34.154 kişi okudu!

Anıtkabir, bugün yaşadığımız çağdaş ve modern Türkiye’nin kuruluşunda büyük hizmeti geçen, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgahıdır. Ancak, elbette, burası yalnız bir anıt mezar olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü: Anıtkabir: gerek yapılış planı ve gerekse bünyesinde barındırdığı müzeleriyle, Atatürk yanında, ulusal kurtuluşun sağlanmasındaki emekleri, yapılan savaşları da ziyaretçilere, değişik şekillerde anlatmakta ve bu ülkenin kurtuluş ve kuruluş mücadelesini en iyi şekilde ifade etmektedir. Yani, burayı yalnızca bir anıt mezar olarak düşünmemek gerekir. Burayı ziyaret ettiğinizde; özellikle ulusal kurtuluş mücadelemizin üç önemli mücadelesinin gerçek görüntüler ve etkileyici seslerle canlandırıldığı müze bölümü kesinlikle duygularınızı harekete geçirecektir. Ankara gibi gün geçtikçe yoğun bir trafik ve insan kalabalığı yaşanan başkentte: Anıtkabir, öte yandan sahip olduğu yeşillikler ve sakinliğiyle de insanların ilgisini çekiyor. Yani; özellikle yaz döneminde, yemyeşil, sessiz ve sakin bir ortamda biraz zaman geçirmek isterseniz, işte, Anıtkabir size bunu da sağlayacaktır.

Bu yüzden, birçok kez gittiğim ve defalarca gitmekten sıkılmadığım Anıtkabir hakkında: sizlere aşağıda, gezinizde yardımcı olacak bilgiler vereceğim. Bu bilgiler ile birlikte: Anıtkabir’i gezerken, daha bilgili ve bilinçli gezmeniz mümkün olacaktır.

Buraya gittiğimde, gördüğüm kalabalıklar, bu ülkenin geçmişine, geçmişindeki bu en büyük kahramanına ve geleceğine, laik Türkiye’ye sahip çıkacak toplumların, gelecek çağdaş nesillerin en büyük aynasıdır.

Dolayısı ile, ülkemizde yaşayan her insanın ve de özellikle, öğrencilerin, gençlerin, mutlaka Anıtkabir’i ziyaret etmeleri, Büyük Önder Atatürk’e; onun yarattığı laik Cumhuriyete ve modern Türkiye’ye saygı sunulması ve kurtuluş mücadelesinin evrelerinin izlenmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu önemin uygulanması temelinde ise: öğretmenlerin, öğretim elemanlarının, kurum amirlerinin, toplum önderlerinin önderlik yapma görevi bulunmaktadır.

Evet: Mustafa Kemal Atatürk; 10 Kasım 1938 tarihinde, İstanbul-Dolmabahçe Sarayında hayata gözlerini yumar ve o ana kadar, kendisinin öleceğine inanmayan, öleceğini düşünmeyen Türk milleti, büyük bir boşluğa düşer. Özellikle, Atatürk’ün gömüleceği yer konusunda her hangi bir vasiyetinin bulunmaması, bu konuda çalışmalar yapanları araştırmaya iter ve sağlığında kendisiyle yapılan konuşmalar değerlendirilerek, gömülme yerinin, öncelikle “Ankara” olması konusunda hem fikre varılır.

Bunun üzerine: Atatürk’ün naaşı: gözlerini yumduğu Dolmabahçe Sarayından alınarak, top arabası ile tren garına ve oradan trenle, Ankara’ya getirilir ve sağlığında sık sık ziyaret ettiği, Ankara-Namazgah Tepesindeki Etnoğrafya Müzesinde özel hazırlanan bölüme yerleştirilir. Ancak, buraya yerleştirilmeden önce, naaşa, Gülhane Askeri Hastanesi doktorları tarafından, iğne ile ilaç şırınga edilerek tahnit işlemi yapılır ve bozulması geciktirilir. Çünkü: bir anıt mezar yapılana kadar, burada, yani Etnoğrafya Müzesinde muhafaza edilmesi planlanmıştır. (Bu gün de: Etnoğrafya müzesini ziyaret ederseniz, büyük önderin bir süre mezarı olarak kullanılan bölümü görmeniz mümkündür)

 

ANIT MEZARIN YAPILACAĞI YERİN SEÇİMİ:

Daha sonraki süreçte, Atatürk’ün anıt mezarının yapılması için, yer seçimine geçilir. Bu konuda kurulan komisyon: Ankara şehrinin, hemen hemen her yerinden görülebilecek bir alan olan “Rasathane Tepesini” seçer. Şehrin tam ortasında bulunan tepe, üzerinde “Rasathane” yani “Gözlem İstasyonu” bulunması nedeniyle, Rasathane tepesi olarak bilinmektedir.

Tepe üzerinde yapılan incelemelerde: tepenin üzeri boş olmasına rağmen, altında, arkelojik özellikler taşıyan ve MÖ.12’nci yüzyıldan kalma, Frig mezarlarının bulunduğu görülür. Yani, tepe, yüzyıllar öncesinden mezar olarak kullanılmaktadır. Ancak, bu tünel mezarların, tepe üzerine anıt mezar yapıldığında, anıt mezarı olumsuz etkileyeceği düşünüldüğünden, hemen gerekli arkeolojik kazı çalışmaları yapılır ve bulunan eserler, Ankara-Anadolu Medeniyetleri Müzesi envanterine kaldırılır.

 

ANIT MEZAR PROJESİNİN SEÇİMİ:

Anıt mezar yeri seçildikten sonra: bu iş için görevlendirilen bir komisyon tarafından: 1941 yılında; mimari proje yarışması açılır.

Yarışmaya: gerek yurt içinden ve gerekse yurt dışından, 47 proje katılır. Bu projelerden, 3 tanesi, komisyon tarafından beğenilir ve yalnızca biri değil, üçü bir araya getirilerek, ortak bir proje ortaya konulur ve bu ortak proje: Prof. Dr. Emin Onat ve Doç. Dr. Orhan Arda tarafından uygulamaya konulur.

 

ANIT MEZARIN YAPIM HAZIRLIKLARI:

9 Ekim 1944 tarihine gelindiğinde, Anıt mezarın yapımına başlanır.

İnşaat 9 yıl sürer ve 1953 yılı ortalarında, Anıtkabir tamamlanır. Anıt mezar alanı, yaklaşık 750 bin m. Karelik bir alanı kapsamaktadır. Mozolenin bulunduğu alan: toplam 150 ton ağırlığındadır. Tepenin altında, antik döneme ait Tümülüslerin yani tünel mezarların bulunması nedeniyle, depremde hasar görmemesi için, Anıtkabir, tıpkı bir geminin su altındaki kısmı gibi, toprağın içine yerleştirilir.

Atatürk’ün naaşı: Etnoğrafya Müzesinde bulunduğu yerden çıkarılır ve Müze önündeki katafalta konularak, bir hafta süreyle, ziyarete açılır. Bu sürenin sonunda ise, 9 Kasım 1953 tarihinde, yani ölümünün ardından, 15 yıl sonra, Anıtkabir’deki mezar yerine taşınarak, geleneklere ve İslami usullere uygun olarak toprağa defnedilir.

ANITKABİR GEZİ PLANI:

KAPILAR:

Anıtkabir bölgesine giriş ücretsizdir. Haftanın her günü: saat: 09.00 ile 17.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Ziyaretler sırasında: kapılarda, üst ve çanta araması yapılmaktadır. Bu aramalar, özellikle ziyaretin yoğun olduğu günlerde, kapıda kısa süreli beklemeler de gerektirse, unutulmamalıdır ki, alınan güvenlik önlemleri gereklidir.

Anıtkabire, 2 kapıdan girmek mümkündür. Birinci kapı: Tandoğan Meydanından, diğer kapı ise, Anıttepe bölgesinde, Gençlik Caddesi üzerindedir.

Ancak: ön kapıdan, yani Tandoğan Meydanı bölgesindeki kapıdan girilmesi önerilir. Çünkü: gezinin başlangıç noktası: Aslanlı yol dur.

Ön kapıdan yürüyerek girdiğinizde: giriş kapısından, Aslanlı yol başlangıcına kadar, 600 metrelik bir yolu yürümek gerekiyor. Aracınız ile gelirseniz: kapıda, araç ruhsatı ve kişisel kimlik belgesi bırakıldıktan sonra, hemen yan bölümde bulunan otopark bölümüne aracınızı park edebiliyorsunuz. Aracınız ile, Anıtkabir’i ziyaret etmek isterseniz, Tandoğan kapısından, araç ruhsatınızı görevlilere teslim ederek içeriye girebilir ve 600 metrelik bölümü (10-12 dakika) yürümezsiniz.

Bunun haricinde: Anıtkabir yöresinde, kapıda olduğu gibi, iç bölümlerde de, üst düzeyde güvenlik önlemi alınmış olup, sivil giyimli asker kişilerin güvenlik uyarılarına uyulması gerekmektedir. Bu sivil giyimli görevliler, aynı zamanda, bulundukları bölgelerdeki objeler hakkında, ziyaretçilere gerek Türkçe ve gerektiğinde yabancı dilde rehberlik hizmeti de sunmaktadırlar.

GEZİ:

Evet, Tandoğan kapısından girdiğinizde, karşınıza ilk olarak, karşılıklı duran 2 kule çıkıyor.

Sağ yanda, İstiklal Kulesi bulunuyor.

 

1. İSTİKLAL KULESİ:

Kulenin dışı:

Kadın heykel gurubu var.

  1. Kadın: Kenarda, elinde, buğday başaklarından oluşan ve yere kadar uzanan, kalın bir çeleng var. Bu çeleng: bereketli topraklarımızı temsil ediyor.
  2. Kadın: ileri doğru uzattığı elindeki kap ile: Atatürk’e, Allahtan rahmet diliyor.
  3. Kadın: ortada ve biraz geride, elini yüzüne kapatmış, Atatürk’ün ölümüne ağlıyor.

Kulenin içi:

Duvardaki kabartmada: ayakta duran ve iki eliyle kılıç tutan bir genç ve yanında, kaya üzerine oyulmuş kartal figürü:

Kartal: gücü, istiklal ve bağımsızlığı temsil eder.

Genç: İstiklali savunan Türk gençliğini temsil eder.

Kulenin duvarlarında: Atatürk’ün, İstiklal ile ilgili özlü sözleri yazılı.

Kulenin zeminindeki cam panoda: Anıtkabir maketi ve Anıtkabiri tanıtan fotoğraflar var.

 

İstiklal Kulesinin hemen karşısında, Hürriyet kulesi var.

 

2. HÜRRİYET KULESİ:

Kulenin dışı:

Erkek heykel gurubu var.

1, Erkek: sağ yanda, başında miğfer var ve sırtında kaput var. Türk askerini simgeliyor.

2. Erkek: yan bölümde: elinde kitabı ile, Türk gençliğini ve aydınını simgeliyor.

3. Erkek: biraz geride, yerel kıyafetleriyle, Türk köylüsünü simgeliyor.

 

Kulenin içi:

Duvardaki kabartmada: elinde Hürriyet Beyannamesi tutan melek figürü: bağımsızlığın kutsallığını, Yanında şaha kalkmış at figürü: bağımsızlığı simgeliyor.

Kulenin zemininde: Anıtkabir inşaat çalışmalarına ait fotoğraflar ve yapımda kullanılan taş örnekleri görülüyor.

 

Hürriyet kulesini ziyaret ettikten sonra: Aslanlı yolda ilerlemeye başlıyoruz.

ASLANLI YOL:

Aslanlı yol:262 metre uzunluğundadır. Zemin taşları, asimetrik olarak yerleştirilmiştir. Taşlar arasında,5 cm. boşluk bırakılmıştır. Çünkü: yolda yürüyenlerin, başlarını sağa-sola çevirmemeleri, önlerine bakmaları, bu şekilde bir hüzün havasının yaratılması istenilmiştir.Yani, bu yolda yürürken, eğer önünüze, yere bakmaz iseniz, taşlar arasındaki boşluklara takılmanız ve sendelemeniz söz konusu olur.

Yolun her iki yanında: karşılıklı 12 ve toplamda 24 adet aslan heykeli bulunuyor.

Aslan niye seçilmiş: Çünkü: Anadolu’nun ilk uygarlıklarından olan Hititler ve Türk Mitolojisinde: Aslan: Kudreti simgeliyor.

Peki niye 24 aslan yerleştirilmiş. Çünkü: Türklerde, 24 Oğuz boyu var.

Aslanlar, yatar vaziyette görülüyor. Niye: bu büyük gücün yani Türk ulusunun, barışseverliği simgeleniyor.

Aslanlı yolun her iki yanı: uzun boyutlu: yaprak dökmeyen çam türü ağaçlarla çevrilmiştir. Bunun nedeni: tören günlerinde, burada yürüyen devlet protokolünün uzaklardan herhangi bir tehlikeye karşı görülmemelerinin sağlanmasıdır.

BARIŞ PARKI:

Aslanlı yolun: her iki kıyısında kurulmuş, yeşillik alandır. Ama, bu alana girilmesi yasaktır.

Parkın yapılışında: Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” sözünden ilham alınmıştır.

Burada: dünyanın 24 ülkesinden ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinden getirilen, ağaçlar ve süs bitkileri bulunuyor.

Günümüzde, burada: 104 ayrı türden, 50 bine yakın, ağaç ve süs bitkisi bulunduğu söyleniyor. Ancak, bunların ortak özellikleri: hepsinin bodur yani kısa boylu olmalarıdır. Çünkü: bölgenin yeşillendirilmesinde kullanılan ağaçlar, bu şekilde seçilmeseydi, yıllar içinde, büyürler ve anıtkabirin görünmesini engelleyebilirlerdi.

Aslanlı yol bittiğinde, karşımıza büyük bir tören alanı çıkıyor. Hemen solda ise, tüm ihtişamı ile, mozolenin bulunduğu anıt kabir bölümü var.

 

TÖREN ALANI:

Tören alanı: 129 x84 metre boyutlarındadır. 15 bin kişi kapasitelidir.

Alanın zemini: siyah-kırmızı-sarı-beyaz renkli taşlarla döşenmiştir. Bunlar döşenirken: 373 tane halı ve kilim deseni oluşturulmuştur.

Aslanlı yol bitiminde, tören alanına ulaşınca, gezimize sağa dönerek devam ediyoruz.

 

3. MEHMETÇİK KULESİ:

Kulenin dışı:

Dış yüzdeki kabartma: Cepheye gitmekte olan Mehmetçik ve elini asker oğlunun omzuna atmış; onu savaşa gönderen bir anne.

 

Kulenin içi: kapalıdır.

 

ATATÜRK KİTAPLIĞI:

Burası kapalıdır.

4. ZAFER KULESİ:

Kulenin dışı:

Atatürk’ün, en önemli 3 zaferinin (Conkbayırı, Sakarya, Başkomutanlık) tarihi ve zaferlerle ilgili sözleri yazılı.

Kulenin içi:

Atatürk’ün naşını, Dolmabahçe Sarayından tren istasyonuna taşıyan top arabası, üzerinde şanlı bayrağımız ile birlikte görülüyor.

Zafer kulesinden çıktıktan sonra: hemen sağımızda, panaromik bir Ankara manzarasının izlenebildiği ve bir anlamda, özellikle küçükler için tehlikeli bir bölüme geliyoruz. Buradaki bölümde, sütunlar arasındaki boşluklar, özellikle küçükler için tehlikelidir, dikkat edilmelidir.  Bu yanları açık galeriden ilerlediğimizde, hemen sol da, Türkiye’nin 2’nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün, mezarı görülüyor. 25 Aralık 1973 tarihinde vefat eden, İsmet İnönü, Bakanlar Kurulu kararı ile, buraya defnedilmiştir.

Anıtkabir’in en güzel resmedildiği yer burasıdır, burada fotoğraf çekmeyi ve çektirmeyi unutmamalısınız.

Galeride yürümeye  devam ediyoruz ve bu kez karşımıza yine bir kule çıkıyor

5. BARIŞ KULESİ:

Kulenin içi:

Duvarlarda: çiftçilik yapan köylüler ve yanlarında kılıcını uzatmış, onları koruyan bir mehmetcik var.

Mehmetçik: Türk ordusunu simgeliyor. Onları koruyor.

Zeminde:

Atatürk’ün, 1935-1938 yılları arasında kullandığı, iki adet, siyah renkli, antika; Lincoln marka tören ve makam otomobilleri görülüyor.

6. 23 NİSAN KULESİ:

Kulenin içi:

Ayakta duran kadının elinde tuttuğu kağıdın üzerinde: 23 Nisan 1920 tarihi yazılıdır. Kadının diğer elinde: Meclisin açılışını simgeleyen bir anahtar var.

Bunlar: 23 Nisan 1920 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı simgeleniyor.

 

Kulenin zemininde:

Atatürk’ün 1936-1938 yılları arasında kullandığı, Cadillac marka siyah-antika özel otomobili görülüyor. Ayrıca: yine Atatürk tarafından Çubuk Baraj gölünde kullanılan gezinti teknesi var.

Kuleden çıktığımıza, bu kez hemen sağımızda, Anıtkabir bölgesinin devasa bayrak direği görülüyor.

BAYRAK DİREĞİ VE KAİDESİ:

Direk:34 metre yüksekliktedir. Bunun, 4 metrelik kısmı, zeminde kaidenin içindedir, yani uzunluk:30 metre olarak görülmektedir. Direğin, ağırlığı:4850 kg. dır.

Amerika’da yaşayan, Türk asıllı Nazmi Cemal isimli bir Amerikan vatandaşı tarafından, kendine ait Bayrak Direği Fabrikasında yaptırılarak, 1946 yılında, Anıtkabir’e, hediye edilmiştir. Kurulduğu yıllarda: Avrupa’nın en uzun bayrak direği olarak önem kazanmıştır.

Kaidedeki kabartmalar ve ifade ettikleri anlamları :

Meşale: Türk medeniyetini,

Kılıç: Taarruzun gücünü,

Miğfer: Savunmanın gücünü,

Meşe  dalı: Zaferi,

Zeytin dalı: Barışı simgeliyor

Bayrak direğinin bulunduğu yerde: uygun zamana denk gelirseniz, muhafız askerlerin nöbet değişim törenlerini izleyebilirsiniz ki, mutlaka izlemelisiniz. Bu nöbet değişimleri, tören havasında yapılmaktadır.

Daha sonra, yine sağ bölümde bir kuleye giriyoruz. Kulenin devamında, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzeleri bulunuyor. Yani, uzunca bir süre, kapalı alanda gezintimize devam edeceğiz.

 

7. MİSAK-I MİLLİ MÜZESİ:

Kulenin içinde, duvar kabartması:

Bir kılıç kabzesi üzerinde duran, üst üste konulmuş 4 el: Türk vatanının kurtarılması için, içilen millet andını ifade eder.

 

Kulenin içinde, zeminde:

Anıtkabir’de yapılan törenlere katılan heyetlerin, özel defteri imzalamaları için hazırlanmış imza kürsüsü var.

 

Duvarlardaki panolar:

Anıtkabir’de yapılan önemli törenlere ait fotoğraflar sergileniyor.

 

ATATÜRK VE KURTULUŞ SAVAŞI MÜZESİ

Müze:3000 m. Karelik bir alana yayılmıştır.

İç bölümde: fotoğraf makinesi ve video kamera kullanımı yasaktır. Cep telefonu ile konuşmak bile hoş karşılanmıyor. Bu konuda, sergilenen eserlerin ve objelerin, gelecek nesillere sağlam olarak aktarılması konusunda, görevlilerce yapılan ikazlara lütfen uyunuz.

 

ATATÜRK MÜZESİ:

Duvarlardaki cam panolar içinde: Atatürk’ün kişisel eşyaları, kendisine hediye edilmiş objeler, madalyaları, saatleri, kalemleri, kılıçları, sigaralıkları görülebiliyor. Hatta, Atatürk hediye edilmiş ve bu kişiler tarafından Anıtkabir’e bağışlanmış bir kısım objeyi de görebilirsiniz.

 

Özellikle görmenizi önereceklerim:

Birinci bölümde:

İş bankası tarafından Atatürk’e hediye edilen, altın-gümüş-pırlanta işlemeli saat var.

Altın kabartma bir levha halinde, TBMM tarafından, kendisine hediye edilen: “Yeni Türk Alfabesi” tabelası.

Altından yapılmış ve pırlantalarla süslenmiş “Nutuk’.

(Bu resim, Londra’da Madam Tousseud bal mumu heykel müzesindeki Atatürk heykelidir. Anıtkabir’de böyle bir ortam yaratılmamış. Ama, Londra’daki müzede, büyük önder ile kolkola resim çektirmek mümkün olabiliyor. )

İkinci bölümde:

Atatürk’ün bal mumundan yapılmış heykeli. (Bu muhteşem bal mumu heykelin aynısı, Londra’da, Madam Tousseud Bal mumu Heykel Müzesinde sergilenmektedir, çünkü: Koç gurubu tarafından 2 tane yaptırılmıştır ve hediye edilmiştir.)

Hatay Devleti Bayrağı,

Atatürk’ün spor yaparken kullandığı “kürek çekme aleti”.

Atatürk’ün kişisel giysileri.

 

KURTULUŞ SAVAŞI MÜZESİ:

Burada, Avrupa’daki benzerleri gibi düzenlenen, üç önemli savaşı: görüntülü ve sesli olarak sembolize eden, panolar var. İçeriye girmeden önce, panolarda verilen bilgileri okumanızı öneririm.

Evet, Kurtuluş Savaşı Müzesi bölümüne girdiğinizde: yerlerdeki “kırmızı ok” ları takip ederseniz: önce: Çanakkale savaşları, Sakarya Meydan Savaşı, Büyük Taarruz’un canlandırıldığı, bölüme geliyorsunuz. Burada; ön bölümde, savaş esnasında kullanılan silah, mühimmat, cephanelerin orjinalleri görülüyor. Hatta, bu sahnelerde görülen büyük top mermi parçalarının Çanakkale bölgesinden getirilen orijinal parçalar olduğu söyleniyor. Burada, aynı zamanda, orijinal giysiler giymiş manken askerler var. Duvarlarda ise, savaşların cereyan ettiği bölgelerin ayrıntılı resimleri var. Fonda ise, yine savaş sahnelerini anımsatan silah sesleri, askerlerin taarruz sesleri duyuluyor. Yani, bir anlamda: bu üç savaş, sesli ve görsel olarak canlandırılmış ve elbette, ziyaretçi üzerinde, büyük bir manevi duygusallık yaratılıyor.

Savaş panolarının bulunduğu bölümü gezdikten sonra: Atatürk ve kurtuluş savaşının diğer birçok kahramanlarının yağlı boya portre tablolarının bulunduğu bölüme geliyoruz. Burada, ayrıca, yine  kurtuluş savaşının çeşitli bölümlerinin canlandırıldığı, büyük boyutlu yağlı boya tablolar var. Özellikle: kurtuluş savaşı sırasında, Yunan mezaliminin resmedildiği, büyük boyutlu tabloya dikkatinizi çekerim. Ayrıca: yine bu bölümde, Atatürk’ün muhteşem güzel yağlı boya tablolarının, Moskova kaynaklı olması, Rus ressamlar tarafından yapılmış olması ilgi çekiyor. Aslında, ilgi yanında, niye bu tür resimlerin, Türk ressamları tarafından yapılamadığı da hayretle karşılanıyor.

Evet, yine yerdeki kırmızı okları takip ettiğimizde, yağlı boya tabloların bulunduğu bölümden çıkıyor ve uzunca bir koridora giriyoruz. Bu uzunca koridorun sol bölümündeki odalar şeklinde düzenlenen yerlerde, yine Kurtuluş Mücadelesinin çeşitli safhaları canlandırılıyor. Ayrıca: yine kurtuluş mücadelesinde önemli rol oynayan, çeşitli asker ve sivil halk kahramanlarının büstleri var.

Bu koridorda en ilgi çeken bölümler:

Atatürk’ün mezar odasından video ile canlı yayın yapılan ve yayının büyük bir ekrana verildiği bölümdür. Burada: içeri girilmesi yasak olan mezar odasının, canlı görüntüsünü görebilirsiniz.

Ayrıca: yine bu “L” şeklindeki koridorda, bütün dışa bakan pencereler eşit büyüklükte iken, yalnızca bir pencere (mezar odasının görüntüsünün verildiği ekranın olduğu yerde) daha büyük yapılmıştır. Bu pencerenin hemen karşısında, duvarda, Atatürk maskı bulunmakta olup, Atatürk, yattığı mezar yerinden, daima “Türk Bayrağını” görebilecek şekilde düzen alınmıştır. Pencerede, doğruca karşıda, Ankara kalesi ve onun burcu üzerinde, büyük Türk bayrağı görülmektedir.

Evet, koridorda, Atatürk’ün sesinden söylev dinletisi eşliğinde ilerliyoruz ve koridorun sonunda, bu kez: Atatürk kitaplığı denilen ve duvarlardaki raflarda, camekanlar içinde bulunan ve Atatürk tarafından okunan kitapların bulunduğu bölüme geliyoruz. Bu kitapların hepsinin, Atatürk tarafından bir zamanlar okunduğu ve hatta üzerlerinde kendisi tarafından çeşitli notlar düşüldüğü belirtiliyor. Zemindeki, bilgisayar ekranlı  panolarda, Atatürk’ün yaptığı yazışmaların bir kısmının arşiv görüntülerini görmek mümkündür.

Bu bölümde: hemen sağdan ilerlerseniz, merdivenlerden aşağıya indiğinizde, Anıtkabir Komutanlığı tarafından işletilen, gayet güzel bir pastane bölümünü görebilirsiniz. Bu bölümde: gerek yiyecek tatlı türleri ve gerekse içecek türleri bulmak mümkündür, kısa bir mola verebilirsiniz, fiyatlar gayet uygundur. Ancak, burada, gayet güzel teşrif edilmiş bu bölümde, tuvalet yok.

Evet, Atatürk kitaplığı bölümünden sonra, kapıdan çıktığınızda, yine bir kulenin içine giriliyor.

 

8. MÜDAFA-İ HUKUK KULESİ:

Kulenin dış yüzü:

Bir elinde kılıç tutarken, diğer elini ileriye uzatmış ve sınırımızı geçen düşmana “Dur” diyen bir erkek.

İleri uzattığı elinin altında bir ağaç var:

Bu simgede: kurtuluş savaşında, ulusal birliğimizin temeli olan müdafa-i hukuk simgelenmiştir. Gencin ileri uzattığı elinin altındaki ağaç: memleketi simgeliyor.

 

Kulenin içi:

Burada, Atatürk ve Anıtkabirle ilgili hediyelik eşyalar satılıyor. Bu hediyelik eşyalar, Anıtkabir Komutanlığı tarafından yaptırılıyor ve gayet uygun fiyatlarla ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Fiyatların gayet uygun olması, tercih sebebidir.

Bu son kuleden çıkıyoruz ve hemen solumuzda: anıtkabir bölümüne çıkılan merdivenler ve bu merdiven blokunun her iki yanında, yine birçok rölyef ile tasvir edilen çeşitli görüntüler bulunuyor.

MOZOLE BÖLÜMÜ MERDİVENLERİ SOL BÖLÜMÜ:

Başkomutanlık meydan savaşını ifade eden kabartmalar var.

Solda:

Köylü kadın, erkek çocuk ve at: Bunlar, milletçe savaşa hazırlık durumunu simgeliyor.

Atatürk bir elini uzatmış “Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz dir İleri’ emrini veriyor ve ordulara hedef gösteriyor.

Öndeki melek: Atatürkün emrini, borusu ile uzaklara iletiyor.

 

MOZOLE BÖLÜMÜ MERDİVENLERİ SAĞ BÖLÜMÜ:

Sakarya Meydan Savaşını ifade eden kabartmalar var.

Sağda:

Bir genç, iki at, bir kadın, bir erkek var. Bunlar: savaşın ilk dönemlerinde, düşman saldırıları karşısında, evlerini bırakıp, yurt savunması için, yollara düşmüş insanlarımızı tasvir ediyor.

 

Bunların önünde:

Çamura batmış bir araba, çabalayan atlar, tekerleği döndürmeye çalışan bir erkek, 2 kadın, ayakta duran bir yiğit, ona bir kılıç sunan, diz çökmüş bir kadın:

Yerde oturan kadın: vatan ana.

Diz çökmüş genç: Sakarya meydan savaşını kazanan Türk ordusu.

Meşe ağacı: zaferi.

 

MERDİVENLER:

42 basamak bulunuyor.

Merdivenlerin ortasında: özel günlerde, çelenk ve çiçekler yerleştirilen bir bölüm görülüyor. Merdivenlerin üst bölümünde ise, nöbet tutan askerler var. Burada da, fotoğraf çektirmeyi unutmamalısınız.

MOZOLE BÖLÜMÜ:

Buranın boyutları: uzunluk:72 metre, genişlik:52 metre. Yükseklik: 17 metredir.

 

Dışarıda, duvarlarda:

Solda: Atatürk’ün “Türk Gençliğine Hitabı” var.

Sağda: Cumhuriyetin 10. yılında, Atatürk’ün söylediği “söylev” var.

 

Bronz kapıdan, mozole içine giriliyor.

 

Sağ duvarda: Atatürkün, 29 Ekim 1938 tarihinde, Türk ordusuna son mesajı var.

Sol duvarda: Cumhurbaşkanı İsmet İnönünün, Atatürkün ölümü üzerine yayınladığı taziye mesajı.

Yan galerilerin duvarları:

15 ve 16 ncı yüzyıl, Osmanlı halı ve kilim motiflerinden oluşan mozaiklerle süslü.

LAHİT:

40 ton ağırlığındadır.

Tek parça, kırmızı mermerden yapılmıştır.

Yanları beyaz Afyon mermeriyle kaplanmıştır.

Lahit arkasındaki büyük pencere: 1954 yılında, İtalyan Milano Veneroni Şirketi tarafından yapılarak hediye edilmiştir.

Atatürk’ün aziz naaşı: bu mermer mozolenin yaklaşık7 metrealtında, toprağa kazılmış bir mezarda bulunmaktadır. Mezar alanı: Selçuklu ve Osmanlı türbe mimarisi tarzında yapılmış, mozaiklerle süslenmiştir. Zemin ve duvarlar: siyah-beyaz-kırmızı mermerler ile kaplanmıştır. Mezar odasının tam ortasında ise, kıble yönünde yerleştirilen, kırmızı mermer sandukanın çevresinde: Anadolu’nun bütün illerinden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbeycan’dan getirilen toprakların konulduğu prinç vazolar bulunuyor. (Mezar odasından canlı görüntüyü, daha önce koridorda bulunan ekrandan izlemiştik)

 

Evet, mezar odasına bizzat girme şansı yok. Lahit önünde, Atatürk’ün manevi huzurunda, kısa bir süre saygı duruşunda bulunuyoruz. Mozole yapısında: yüksek sesle konuşmak, gülmek, aşırı hareketler hoş karşılanmıyor.

Anıtkabir ziyareti bittiğinde: yine kısa bir mola vermek isterseniz: Anıtkabir Komutanlığı tarafından işletilen, iki kafeteryayı kullanabilirsiniz. Bunlardan birisi: yukarıda belirttiğim gibi, Atatürk kitaplığından merdivenlerle inilen ve otopark alanının hemen yanındaki kafeteryadır. Özellikle, yaz günlerinde, burada açık havaya da masalar ve sandalyeler yerleştiriliyor. Diğer kafeterya ise, bayrak direğinin bulunduğu yerdeki merdivenlerden indiğinizde, hemen sağ yanda bulunuyor ki, burası da, gayet güzel ve lüks döşenmiştir. Çay, meşrubat ve diğer tatlı cinslerinin fiyatlarının uygun olması ilgi çekicidir.

Peki, günde her yaştan ve hatta ülkeden, milliyetten binlerce kişinin ziyaret ettiği Anıtkabir bölgesinde, tuvalet veya lavabo ihtiyacınız olduğunda ne yapacaksınız? İşte, bu tam bir sorundur. Eskiden, yakın bir süre öncesine kadar, bayrak direği arkasındaki merdivenlerden inildiğinde, sağ yanda kalan kafeterya da, tuvalet-lavabo bulunuyordu, ama Anıtkabir yönetimi, nedendir bilinmez, burayı kapatmış ve Aslanlı yolun başlangıcının arkasındaki otopark bölümünde bulunan alana, yani gezi rotasının, gezi alanının çok uzağına, gayet modern bir tuvalet-lavabo bölümü yaptırmış, anlamak mümkün değil.

Yukarıda söz ettiğim gibi: her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği ve hatta, insanların defalarca ziyaret ettiği Anıtkabir gibi bir yerde: tek bir bölümde ki, gezi  rotasının çok uzağında bir bölümde, tek bir tuvalet-lavabo düzeni kurulmasının mantığını anlamak mümkün değildir. Avrupa ve Amerika gibi benzeri yerlerde, tuvalet-lavabo bölümlerinin insanların en temel ihtiyaç duydukları alan olması düşünülerek, gezi rotaları üstüne veya yakınlarına konulduğunu hatırlatmadan geçmek istemiyorum ve inanıyorum ki, bu uyarı, bir şekilde ilgililerin kulağına gider ve bu sıkıntılı duruma önlem alacak şekilde: Her iki kafeterya bölgesinde küçük tuvalet-lavobo ihtiyacını karşılayacak şekilde tedbir alırlar.

Anıtkabir gezimizi burada noktalıyoruz. Yazının en başında belirttiğim gibi, Anıtkabir yalnızca bir anıt mezar olarak düşünülmemelidir. Burada: Kurtuluş Mücadelesi, Büyük Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş mücadelesi ve bu mücadelelerin safhaları da canlandırılıyor ve bu yüzden, özellikle genç nesillerin, burayı ziyaret etmelerinin ve bu safhaları görmelerinin sağlanması, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’e, manevi huzurunda saygılarını sunmaları, yeni yetişen nesillerin: geçmişine sahip çıkması açısından çok önemlidir.

Sadece geçmiş mi, büyük önderin bizlere sunduğu gelecek te burada: burayı ziyaret ettiğimizde, onun fikirlerini öğrendiğimizde bu fikirler içinde yatan gelecekle ilgili, modern Türkiye ile ilgili önerilerini anlamak ve bunlara sahip çıkmak ta mümkün olacaktır.