İsviçre Lugano

4.224 kişi okudu!

 

20180201_134720

İtalyanca konuşulan İsviçre kantonu Ticino’nun en büyük şehridir. Nüfusu yaklaşık 60 bindir. Şehrin başlıca geçim kaynakları: turizm, uluslar arası finans, çikolata, sigara, ipek ve makine imalatı dahil bazı sanayi kollarıdır. Şehir nüfusunun çoğunluğu İtalyanca konuşur ve Roma katoliğidir.

Yazılı kaynaklarda, şehir ismi ilk olarak MS 6’ncı yüzyılda geçer. 1499 yılında şehir Fransızlar tarafından işgal edilir ve 1512 yılında İsviçre tarafından geri alınır. 1798-1803 yılları arasında Helvetic Cumhuriyetinin Lugano kantonunun merkezi olur. Ardından yeni kurulan Ticino kantonuna geçer. 1888 yılında piskoposluk merkezi olur. İtalyanca konuşan İsviçre üzerinden yargı yetkisine sahiptir. 1848-1866 yılları arasında Lombardiya’dan Avusturyalıları sınır dışı etme mücadelesi sırasında, Lugano, İtalyan milliyetçi lideri Giuseppe Mazzini’nin merkezi olur.

Göl kıyısındaki Gandria ve Morcote denen bazı köylere yüzlerce yıldır araba ile ulaşılmaz, sadece göl üzerinden teknelerle ulaşılır. Burada göl kıyısında özellikle ilginç ağaçlar dikkatimi çekti. Sanırım siz de burayı ziyaret ederseniz, bu ilginç ağaçları hayretle izleyeceksiniz, çünkü bu tür ağaçları başka bir yerde görmedim. Şehir, pahalı bir yaşam standardı sunuyor. İnsanlar, burayı fantezi butikler, yürüyüş, göle girme ve birçok palmiye ağaçları ve bahçelerde çiçekler arasında güzel zaman geçirmek için tercih ediyorlar. Şehrin manzarası heyecan vericidir.

Şehir merkezini rahatlıkla yürüyerek gezebilirsiniz.

San Salvatore ve Monte Bre feribot istasyonları, şehir merkezine 20 dakika uzaklıktadır.

20180201_134452   20180201_134503   20180201_134521

LUGANO GÖLÜ:

Ceresio gölü olarak da isimlendirilir. Bu isim: MS 590 yılında Gregory of Tours tarafından verildi. Bu kelimenin “kiraz” dan türetildiği ve bir zamanlar burada çok fazla kiraz ağacının bulunduğu biliniyor.

Como gölüne çok yakındır.

Como ve Milano arasında, Alp trafiğinin kontrolü için 1218-1225 yılları arasında yapılan savaş bu bölgede olmuştur. Yani, gölün bulunduğu yer stratejiktir.

İtalya ve İsviçre sınırındaki bir buzul gölüdür. Göl: İtalya ve İsviçre arasında paylaşılır. Ama büyük bölümü: İsviçre’dedir. Gölün % 67 si İsviçre ve kalanı İtalya tarafındadır. Gölün kuzeydoğu ve güneybatı bölümleri, İtalya Lombardiya bölgesindedir.

Zaten Lugano şehrinde cadde plakaları bir “Strasse” olur bir “Via” olur ve meydan isimleri bazen Piazza ve bazen Platz olur.

Göl kıyısındaki şehirler: Lugano, Melide, Campione d’İtalia, Ponte Teresa dır.

Çevresi dağlarla çevrili ve mükemmel manzarası olan güzel bir göldür. Alplerin eteğine doğru uzanan bir masal diyarı gibidir.

Gölün uzunluğu 35 km dir. Genişliği, en geniş yeri 3 km dir. Ortalama derinlik 135 metre, maksimum derinlik ise 290 metredir. Göl çok sayıda küçük dağ akıntısı ile beslenir ve kısa Tresa nehri tarafından Maggiore gölü’ne boşaltılır.

 

genel.1   genel.5   20180201_134530   20180201_134621

GEZİLECEK YERLER:

Meleklerin Meryem’i kilisesi: 

Burası, göl manzarası eşliğinde kurulu bulunan, “Meleklerin Meryem”i kilisesidir. Bu kilise: muhteşem fresklerle süslenmiştir. En ünlü fresk dizisi: 16.yüzyıl başlarında, ünlü sanatçı Leonardo da Vinci’nin öğrencisi Bernardino Luini tarafından yapılmış olan “İsa’nın Çilesi” dir. Bu sanatçının eserleri bir çoğu , Leonardo’ya atfedilmiştir.

 

City Park-Parco Civico Villa Ciani:

En güzel İsviçre parklarından birisi olarak kabul edilir. Lugano şehrinin yeşil merkezi olan bu park alanı, turistlerin uğrak yeridir. Park alanı içindeki yollar: güzel çiçek yatakları, heykel ve çeşmelerle süslenmiş, bakımlı İngiliz tarzı çimlerle bezelidir. Park iki alana ayrılmıştır.

Villa Ciani’ye yakın olan ilk bölüm: göl kenarının ucundaki ana girişten başlar. Bu noktada, bahçenin özellikleri kısmen İtalyan, kısmen İngilizcedir. Geniş çiçek tarlaları, tüm dünyadan parlak yeşil çimler, ağaçlar ve çalılar görülür. Parkın ikinci alanı: rıhtımdan Cassarate nehrine kadar uzanır. Burada vahşi ve yerel bitkiler ve özellikle meşe, çınar ağaçları vardır. bunlar, Ticino bölgesinin ormanlık alanlarının tipik bitkileridir. Bu ağaçlık alanda, çocuk oyun alanı bulunur. Ciani park içinde, ayrıca Villa Ciani, Covention Merkezi “Palazzo dei Congressi”, rıhtım, Cantonal Doğal Tarih Müzesi ve Cantonal kütüphane vardır. Parkın merkezinde bulunan Villa Ciani, güzel sanatlar müzesini barındırır.

Şehrin manzarasını etkileyen bir de dağ var. San Salvatore dağı, yüksekliği: 912 metredir. Buraya: füniküllerle çıkılıyor.

Füniküler:

Eski şehir: gezi yerleri ve parklarla sınırlanan Lugano gölünün üzerindedir. 1890 yılında buraya monte edilmiştir. Füniküler, eski şehri, yukarıdaki tren istasyonuna bağlar. Eğer buraya trenle gelirseniz, aşağı şehre ulaşmak için füniküler kullanmanız gerekiyor.

 

Grand Cafe al Porto:

Burası şehirdeki en eski kafedir. 1803 yılında açılmıştır. 19’ncu yüzyılda, Giuseppe Mazzini ve diğer İtalyan vatanseverler, burada toplanıyorlar ve İtalya’yı birleştirmek için planlar yapıyorlarmış. Daha sonra, II. Dünya savaşı ertesinde, ABD İstihbarat subayı (daha sonra CIA Başkanı olmuştur) Allen Dules: burada Nazi ve İtalyan temsilcileriyle toplanmıştır. Daha sonraki yıllarda, ünlü yıldızlar (Clark Gable ve Sofia Loren) de buranın müşterisi olmuşlardır.

 

Piazza della Riforma:

Burası Lugano şehrinin merkezidir. Yıl boyunca: Paskalya festivali, Jazz ve Blues konserleri, Sonbahar festivali ve Noel kutlamaları bu meydanda yapılır. Geçmişte bu meydanda çeşitli siyasi olaylar yaşanmıştır. 15 Şubat 1798 tarihinde, düşman Lugano partizanları tarafından şehirden itildi. 12’nci kanton Ticino’nun bağımsızlığı ilan edildi. 16 Şubat tarihinde Luganolular, Piazza Grande’de özgürlük ağacı diktiler. 1830 yılındaki Anayasa reformu sonucunda meydan günümüzdeki ismini aldı. Meydandaki dev sarı bina Belediye Binasıdır.

Eğer buraya turla giderseniz, büyük olasılıkla tur burada serbest zaman verecektir. Bu meydan hareketli bir yerdir, meydanda bir çanta mağazası var, uygun fiyatlı, özellikle bayanların orayı ziyaret etmesi önerilir. Ayrıca meydanın hemen yan tarafında büyük bir alışveriş merkezi daha doğrusu mağazası var. Ayrıca yine burada, Mac Donalts var, tuvaletini kullanabilirsiniz ve serbest zaman bitiminde, burası buluşma noktası olarak veriliyor.

 

Via Canova:

Bu cadde, Belediye Binası yanından doğruca şehir parkına gider.

Museo Cantonale d’Arte:

19 ve 20’nci yüzyıl sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yapar. Giriş ücretlidir ve 8 İsviçre Frangıdır. Zaman zaman özel sergiler de açılır.

 

Piazza İndipendenza:

San Rocco kilisesinin hemen ilerisinde bir park alanıdır. Burada bulunan dev başa benzer heykeller: Avrupa çapında meydanları süsleyen Polonyalı heykeltıraş Igor Mitoraj eseridir. Parkın sağ tarafından büyük bir kumarhane binası görülüyor.

Lugano Katedrali:

Burada, 1078 yılında bir kilise kurulmuş olup, 1888 yılında katedral olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yapı: 1905-1910 yılları arasında, kapsamlı bir yenileme faaliyeti görmüştür. Yapının ana cephesi: beyaz taştan yapılmıştır.

genel.8   20180201_135000

Göl kıyısı:

İleride, göl kıyısındaki araç trafiğinin yasaklanması düşünülüyormuş. Sanırım bu uygulama, göl kıyısının daha da popüler olmasını sağlar. Göl kıyısındaki bu cadde: Haziran-Ağustos aylarında, saat 20.30’dan sonra ve konserler ile etkinlikler düzenlendiğinde trafiğe kapatılıyor.

Göl kıyısında bolca dut ağacı göreceksiniz. Çünkü burada ipekçilik çok meşhur ve doğal olarak dut ağaçları da bolca görülür.

Gölün karşı kıyısında: kum renkli ve gece ışıklandırılan bir bina görülüyor. Burası: Mussolini tarafından verilen özel yasal ayrıcalıklar sonucu kurulan, Avrupa’nın en büyük kumarhanesi “Casino di Campione” dir. Burası: her yönden İsviçre ile çevrili olan İtalya’nın küçük bir bölgesi olan Campione d’İtalia’ya hakimdir. Ancak bu kumarhanenin ilginçtir ki sahipleri İsviçre frangı kullanır, İsviçre telefon numaraları ve plakaları kullanırlar ve İsviçre’ye vergi öderler. Ancak İtalyan pasaportu taşırlar.

 

Via Nassa:

Lugano şehrinin ana alışveriş caddelerinden birisidir. 270 metre uzunluktadır. Cadde üzerinde tipik butikler ve mücevher mağazaları görülür. Sağ yanda Coop mağazasından çikolata satın alabilirsiniz. Malüm bu mağaza bir süpermarkettin ve fiyatlar nispeten uygundur. Buranın üst katında kafeterya var, burada yemek yiyebilirsiniz.

 

Chiesa Santa Maria Angioli kilisesi:

Bu göl kenarı kilisesi, 1499 yılından kalma bir manastırın parçasıdır. Kilisenin içinde, şehrin en iyi frestoları görülebilir.

Ticino bölgesinin ve İsviçre’nin en iyi Rönesans freskosu, kilise içinde nefi sunak bölümünden ayıran duvar üzerinde bulunan “İsa’nın Tutkusu ve Çarmıha Gerilmesi” sahnesidir. Bu eser: 1529 yılında Milano Bernardino Luini tarafından boyanmıştır. Kendisi “Kuzeyin Raphael” i olarak isimlendirilir. Eser: sembolizmle doludur. Örneğin: haçın tabanında, Adem’in kafatası ve kaburgasına (Havvanın yaratıldığı yerden) dikkat edin. İbadet edenler bunu gördüler ve Adem ile Havvanın ilk günahı olmaksızın hayat sürseydi, freskonun geri kalanındaki korkunç eylemin hiçbirine gerek kalmazdı. Sanatçı Luini, 10 yıl boyunca bu fresko üzerinde çalışarak, boyalarını her geçen gün, bir bölüm olarak, ıslak sıvalı ince tabakalar üzerinde uyguladı.

Son bir not: buradaki freskoları yapan Bernardino Luini, İtalyan olduğu için, buraya İtalyanlar da sahip çıkıyorlar.

Devasa freskoya bakarken, sol tarafa bakınız. Burası, keşiş yemekhanesinin duvarından alınıp tuval üzerine konulan Luini’nin “Son Akşam Yemeği” tablosudur.

 

Giardino Belvedere:

Bu keyifli küçük park, açık hava modern sanat müzesidir. Binanın karşısındaki bina, bir zamanlar bir manastırdı ve daha sonra Grand Otel olmuştur. Burası gölün, göle bakan ilk otelidir.

 

Lugano Üniversitesi:

Bir kamu üniversitesidir. 1996 yılında kurulmuştur. Dört fakültesi bulunmaktadır. Üniversitede öğrenim gören öğrenci profili: 2157 öğrencinin, yarısı civarı: İsviçre ve kalanları, özellikle İtalya’dan olmak üzere, diğer ülkelerdendir.

20180201_134720   20180201_134626

05-07-2003- Morcote, itinerari e sentieri. Nella foto: vista panoramica che dalla Chiesa di Morcote si può godere guardando verso il Lago Ceresio. In primo piano: tetti delle case del nucleo di Morcote, in secondo piano: battello Italia navigazione Lugano . D1X Digitalfoto Ti-Press / Francesca Agosta 2003

Lugano gölünde tekne turu: 

Gölün sularında ilk gemi dolaşımı yapan kişi, 1848 yılında Ticino’dur.

Günümüzde, Lugano gölünde: köyden köye giden basit yolculukların yanı sıra, daha bir dizi ayrıntılı turlar da yapılır. Bu turlar: öğle yemeği, muhteşem tur, İtalya’ya alışveriş gezisi ve akşam yemeği gezisi olarak sıralanır. En iyi tekne turu: gölde yapılacak 1 saatlik döngü gezisidir. Bu gezi, gölün bir ucundaki birkaç ıssız lokanta ve yerde durur ve sonra Gandria’yı (burası romantik manzaralı restoranları olan huzurlu küçük bir balıkçı kasabasıdır.) ziyaret edilir ve sonra Lugano’ya geri dönülür. Tekne sadece göl kıyısında İsviçre sınırları içindeki yerlerde dolaşır. Bazen saat yönünde, bazen saat yönü tersinde gezinti yapılır.

Ücret: gidiş-dönüş yolculuk 27 İsviçre frangıdır. Her hangi bir noktada inebilir, çevreyi gezebilir ve bir sonraki tekneye binebilirsiniz. Ama bunun için tekne sefer tarifesini iyi incelemek gerekir.

Gandria:

İlginç ve popüler bir yerdir. İtalyan sınırından önceki son İsviçre köyüdür. Birçok ev, birkaç romantik otel ve birkaç restoran, gölün üstünde asılı gibi dururlar. Merkezde iyi korunmuş bina cepheleri göl sularına yansır. Ticino’nun en güzel göl kenarı kasabalarından biridir. Sık hizalanın binalara merdivenler ve ara yollarla ulaşılır. Evlerin bazıları: 16 ve 17’nci yüzyıllara dayanır ve freskler ve alçı süslemelerle bezelidir.

Nucleo tarihsel koruma merkezi, dünyanın birçok yerinden, bu küçük köye ziyaretçi çekiyor. Nucleo: MÖ.800 yıllarından, Keltlerden, günümüze: gizemli işaretler, büyük bir taş bulunuyor. Gandria dağının hemen dibindedir.

Feribot iskelesinin hemen üstünde, son derece romantik bir ortamda Miralago Gandria restoranda uygun fiyatlı yeme yiyebilirsiniz.

Gandria’dan yürüyerek veya otobüsle Lugano merkeze dönebilirsiniz. Yürümek isterseniz, Gandria’nın restore edilmiş, zeytin bahçeleri arasında yürüyerek Lugano merkeze 45 dakikada ulaşabilirsiniz. Çok dilli tabelalar, zeytin yetiştiriciliğini anlatır. Tekne ve otobüsü kaçırırsanız, buradan bineceğiniz taksi, Lugano merkeze yaklaşık 40-50 İsviçre Frangı ücret ister.

Gölün en uzak tarafındaki duraklar: Cantine di Gandria ve Museo Doğanale’dir. Cantine di Ganria’nın geleneksel trattoriası ve şarabı ünlüdür. Cantine di Gandria’nın durağında inerseniz, yürüyerek 5 dakika uzaklıktaki Museo Doganale’ye ulaşırsınız. Burada İtalyan sınırında bazı sergiler görünür. Tekneler burada dönüşümlü olarak dururlar.

genel.2

Morcote:

Göl ve dağlar arasında, kiliseleri, şapelleriyle küçük bir cennet gibi parkıyla 2016 yılında “En güzel İsviçre şehri” ünvanını kazanmıştır. Göl kıyısında, Ceresio incisi olarak da adlandırılan bu güzel kasaba: bir balıkçı köyü idi. Aynı zamanda: ülkelerinden uzakta yeteneklerini bulan sanatkarlara ev sahipliği yapıyordu. Buraya yolunuz düşerse: göl kenarında yürüyüş yapın, sıva kaplı bir cepheye sahip olan Palazzo Paleari (Paleari Sarayı) ve eşi benzeri bulunmayan pencereleri koruyan Torre del Capitano (Kaptan Kulesi) gibi asil evlerinin yanında basit mimari tarzları keşfedin. Merkezi ve dar sokakları geçtikten sonra, uzun bir merdivenle (yaklaşık 400 basamak) Santa Maria del Sasso kutsal bölgesine doğru çıkabilirsiniz. Yol boyunca, güzel bir çeşme, birkaç şapel ve son derece eşsiz fresk ile Saint Antonio Abate’ye adanmış bir dini yapı göreceksiniz. Komşu sekizgen şapel ve anıtsal mezarlık tarafından, Santa Maria del Sasso kilisesinin oluşturduğu kompleks, güzel bir manzaraya sahiptir. Kilisenin içinde: farklı dönemlerden kalma freskleri, güzel kubbeyi ve 1600’lü yıllardan kalma organı görebilirsiniz.

 

Alpose Çikolata Fabrikası:

Lugano yakınlarındaki Caslano kasabasındadır. Alpose, İsviçre’nin daha küçük ve daha az tanınmış bir çikolata üreticisidir. Ancak fabrika, ziyaretçilere açıktır. Fabrikanın yanındaki mütevazi müzede, çikolatanın yapım sürecini anlatan 15 dakikalık film izlenebiliyor. Ayrıca, yine burada bulunan dükkanda, düşük fiyattan taze çikolata satın almak mümkündür.

 

LUGANO GÖLÜ ÇEVRESİNDEKİ İTALYAN YERLEŞİMLERİ;

Bısuschio:

Lugano ve Varesa gölü arasında kalan bu köyde: yüzlerce yıldır sahip olduğu bir ailenin yaşadığı İtalyan görkemli bir ev olan Villa Cicogna Mozzoni’ye ait ev görülebilir. Burası aynı zamanda: Rönesans döneminin en iyi korunmuş birkaç yapısından biridir.

 

Sacro Monte:

Bölgenin en çok turist çeken yerlerinden biri olan “The Sacro Manto” ya da “Holy Mountain”: 14 Rosary’nin Gizemlerini temsil eden heykeller bulunan, çakıl taş döşeli geniş bir dağ yolunun bulunduğu barok şapel vardır.

 

Varese:

Burası: yemyeşil yapısı ile zengin aileler için Milano şehrinin Versailles ya da Windsor’dur. Burada: İtalya’da çağdaş sanatın en iyi koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapan, 18’nci yüzyıl yapımı “Villa Panza” ve bazı çarpıcı villalar bulunur. Villa Panza’nın sahibi: Count Giseppe Panza di Biumo: 1960’lı yılların başından itibaren ABD minimalist sanat eserlerini toplamaya başladı ve 1996 yılında villanın bir bölümünü ve koleksiyonun bir parçasını: İtalya’nın Fondo Per L’Ambiente İtaliano’ya miras bıraktı.

 

Melide:

Güneyde bulunan bu kasabanın özelliği: 100’den fazla ulusal anıtın küçültülmüş örneklerinin bulunduğu “Swissminiatur” bulunmasıdır. Burası; 1959 yılından bu yana, pek çok ziyaretçi tarafından gezilmiştir. Muhteşem güzel bir yer. Trenlere biniliyor. Trenler, tüneller ve  dağ eteklerinde ilerliyor ve bu ilerleyiş esnasında, muhteşem bir gösteri sunuluyor.

 

 

İsviçre, Cenevre

11.344 kişi okudu!

2018.01.28-1-Cenevre.2.Fıskiye.2a

İsviçre ülkesinde, Zürih şehrinden sonra en kalabalık 2’nci şehirdir. Fransızca konuşulan İsviçre bölgesi olan “Suisse Romande” bölgesinin en büyük şehridir. Şehirlilerin büyük çoğunluğu Fransızca konuşur, tüm bilgiler ve işaretler Fransızcadır.

Şehir: yakınlarındaki Alpin tepeleriyle Jura’nın engebeli arazisi arasında gömülü Rhone’un Cenevre gölünden ayrıldığı koyda, Cenevre gölünün kıyısındadır.

Virgül şeklinde, Avrupa’nın bu en büyük gölünün kıyısında, Cenevre ile birlikte Evian ve Thonon şehirleri de vardır.

Şehrin rakımı 375 metredir. İsviçre’nin önemli bir koridoru olan Alpler ve Jura dağları ve İtalya’ya giden Alp geçer yolların ve Saone-Rhone ekseni boyunca Akdeniz’e giden yolların odak noktasıdır.

Şehrin bir yarısı İsviçre ve diğer yarısı Fransa’dadır ve Fransa kısmı, İsviçre kısmına göre yarı yarıya daha ucuzdur. İsviçre kısmı, dünya üzerinde en pahalı şehirler sıralamasında ilk 10 şehir arasına girer.

Şehir 1920 yılında Amerikan Başkanı Wilson tarafından, Birleşmiş Milletler Cemiyetinin merkezi seçilmiştir. Günümüzde: Birleşmiş Milletler Örgütünün Avrupa kolu ve Kızıl Haç merkezi olması nedeniyle buraya “Barışın Merkezi” denir.

Nestle çikolataları ilk olarak burada üretilmiştir. Francois Cailer tarafından kurulan fabrika, Cenevre şehrindedir.

TARİHİ:

Şehrin ilk kurulduğu yer: gölün çıkışına hakim olan ve kolayca savunulan bir tepeydi. Buradaki yerleşimin: Paleolitik dönemde başladığı ve Neolitik çağda geliştiği bilinmektedir. Şehrin orijinal adı: Celtic öncesi Ligurya halklarına dayanır. MÖ 500 yıllarında, şehir, Allobrog Keltlerinin güçlenmiş bir yerleşimiydi.

Ardından MÖ 58 yılında, Roma imparatoru Julius Caesar ve ordusu, Galya bölgesine doğru ilerlerken, burada Rhone nehri üzerindeki bir köprü yıkılmış ve böylece ilerleyiş engellenmiştir. Yani, şehir çok stratejik bir bölgededir.

MS 379 yılında Cenevre Roma imparatorluğu içinde ve bir piskoposun oturduğu yer olarak biliniyor. Ardından, Alman istilaları ve sonrasında MS 443-534 yılları arasında Burgonya krallığının başkentidir. 888-1032 yılları arasında bir süre Lorraine ve daha sonra yine Burgonya egemenliği görülür. Erken feodal dönemde, şehir Cenevizlilere ait toprakların merkezini oluşturuyordu.

15’nci yüzyılda Savoy hanedanı, devlet başkanlığı statüsüne yükseldi ve piskoposların pahasına, Cenevre’de egemenliği savunmak için büyük çaba harcadı. Çünkü Savoy dükleri: hırslı ve başarılı hükümdarlardı. 1449-1522 yılları arasında, Savoy dükünün aile üyeleri, Cenevre şehrinin piskoposu olarak atandı. 1533 yılında piskopos, şehirden kaçtı ve Cenevreliler, kendilerini bir devlet olarak ilan ettiler. 1536 yılında Cenevreliler, Bern şehri birliklerine ihtiyaç duydukları için, Protestan Bern ile din meselesinde yakınlaşmayı kabul ettiler.

Çünkü: Fransızca konuşan Roma Katolikleri, kendilerini: Almanca konuşan Bernlilere daha yakın hissettiler. Ancak birçoğu: Martin Luther ve Huldrych Zwignli’nin teorilerine yabancıydılar. Bu durum: 1536 yılında şehre gelen John Calvin tarafından çözüldü, halkı Reform edilmiş dinle barıştırdı. Geleneksel kurumları, yeni amaçlar doğrultusunda uyarlayarak Cenevre’nin özerk bir devlet olmasını sağladı. Başarısını, kısmen Protestan Bern birliklerinin varlığına borçluydu. Böylece: şehri, Katolik Savoyards’ın müdahalesi olmadan yeniden organize edebildi.

Calvin: Fransa’da yapılan zulümden kaçan Protestanların şehre gelmesini sağladı ve bu göçmenler şehre: yeni esnaf, endüstri ve servet getirdi. Cenevre: endüstriyel, finansal ve ticari bir metropol oldu. Calvin Akademileri ve seminerler, Avrupa’nın dört bir yanından gelen akademisyenleri cezbetti. Cenevre büyüdükçe ve zenginleştikçe: dini fanatizm öldü.

11-12 Aralık 1602 gecesi, Katolik Savoy Dükü: sürpriz bir saldırıyla Cenevre şehrini yeniden ele geçirmeye çalıştılar, kısa bir çatışma oldu ve şehir halkının müthiş savunması nedeniyle girişim başarısız kaldı. Escalade yani sur kuşatması olarak bilinen bu olay, her yıl Cenevre’de günümüzde de törenlerle anılmaktadır. Bu törenlerde şehir halkı ellerinde meşalelerle yürüyüş yapar ve maskeli balolar düzenlerler.

18’nci yüzyılda şehir refahın zirvesindeydi. Maddi zenginlikler bir sürü kültür ve sanatsal yaratıcılık yarattı. Rousseau’nun doğuş yeri ve Voltaire’nin kutsal alanı olan Cenevre, Avrupa’nın aydınlanma dönemi seçkinlerini buraya çekti ve siyaset biliminin gelişmesine katkı sağladı. 1813 yılında Cenevre, İsviçre Konfederasyonunun bir kantonu oldu.

1861 yılında modern Cenevre’nin kurucusu olan Kanton demiryolları hatları açıldı, Cenevre bankası kuruldu ve her şeyden önce kentin dış surları yıkılarak yaygın kentsel genişleme imkanı sağlandı.

1864 yılında savaş esirlerinin korunması için Kızıl Haç kuruldu ve Cenevre sözleşmesi imzalandı. 1919 yılında ise Milletler Cemiyeti, şehirde kuruldu.

2’nci Dünya Savaşı sonrası dönemde: Cenevre, uluslar arası örgütler ve şirketler şehrin merkezinde kurulunca sürekli ekonomik büyüme yaşandı. Ancak 1980 ve 90’ların başlarında, bazı uluslar arası örgütlerin gerilemesiyle birlikte, şehir durgunlaşmaya başladı ve 1990’ların büyük bölümünde, şehir ekonomisi İsviçre’nin geri kalan bölgelerinin gerisinde kaldı ve bugün de, işsizlik oranı, ülke içinde en yüksek olan yerdir. 1990’ların sonlarında ekonomi düzelmeye başladı.

 

İKLİM:

Cenevre iklimi ılımandır. Kışlar serindir ve gece don görülür. Yazlarında ise hoş bir sıcaklık vardır. Yağış yeterlidir ve nispeten yıl boyuna yayılmaktadır. Sonbahar nemli geçer. Yaz aylarında birçok kişi, Leman gölünde yüzmenin keyfini yaşar. Ben burada bulunduğum Şubat ayında, hava pek fazla soğuk değildi ve yağış yoktu, ama Şubat ayında gölde yüzen kişileri gördüğümde şaşırdım.

cenevre.bayrak.1

PARA:

Cenevre şehrinde, İsviçre’nin diğer şehirlerinde olduğu gibi İsviçre Frangı kullanılıyor. Ancak Euro da kabul ediyorlar. Fakat: Euro gerçekte franktan % 10 kadar daha az değerde olmasına rağmen, çoğu yerde frank ve euro’yu bire bir kabul ediyorlar. Euro verirseniz, para üstünü frank olarak veriyorlar. Yani: burada alışveriş yaparsanız, bence kredi kartı kullanın.

 

CENEVRE FESTİVALİ-FETES DE GENEVE:

Şehirdeki festival, 1 Ağustos günü olan “Ulusal Bayram” ve 8 Ağustos günü olan “Konfederasyona katılım günü” etkinlikleri birleştirilerek kutlanıyor. Özellikle 7 Ağustos gecesi yapılan havai fişek gösterilerinin, gerçekten muhteşem olduğu söyleniyor. Yaklaşık 1 saat süren bu gösterilerin Avustralya Sdney şehrindeki yılbaşı kutlamaları kadar gösterişli olduğu ve müzik eşliğinde havai fişeklerin tam bir görsellik yarattığı belirtiliyor. Bu gösterileri izlemek için, bu tarihte, şehre akın akın turist geliyor.

CENEVRE ÜNİVERSİTESİ:

1559 yılında John Calvin tarafından kurulmuştur. Günümüzde 13 bin öğrencisi vardır. Dünyanın en iyi üniversitelerinden birisi olarak kabul edilmektedir.

 

 

TURİZM:

Dünyanın en küçük metropolü olan şehrin sembolü “Jet d’eau”dur ve Cenevre gölündeki bu fiskiye 140 metre yüksekliğe su püskürtmektedir. Gölün sağ kıyısında büyük oteller ve birçok restoran bulunur. Şehrin kalbi alışveriş ve ticaret bölgesi olan eski şehir, sol sahil şeridindedir. St Peter katedrali bulunduğu tepeden şehre hakimdir, ancak şehrin eski merkezi olan Place du Bourg de Four, şehrin en eski meydanıdır. Göl kıyısında gezinti yerleri, sayısız park, eski şehirdeki canlı yan sokaklar ve şık mağazalar görülür. En iyi korunan sokaklardan birisi, Jean-Jacques Rousseau’nun doğduğu Grand-Rue’dir. Gölün her iki kıyısı arasındaki yolculuk: “mouettes” denen bir tür su taksileriyle yapılır.

Kültürel açıdan bakıldığında, İsviçre’nin en batısındaki bu şehirde, çok şey vardır. Uluslar arası sanatçılar, Grand Theatre ve Cenevre Opera Evi’nde ve “Musee İnternational de horlogerie” de mücevher değerindeki saatlerin koleksiyonunu görmek mümkündür.

 

CAMDAN TRENLE YOLCULUK:

Özel bir demiryolu şirketi tarafından işletilen “Panaromik Ekspres Tren” yolculuğu: şehre yaklaşık 1 saat uzaklıktaki “Montreaux” şehrinden başlıyor ve 2 saat sürüyor. Yani: bu yolculuğa çıkmadan önce, Montreaux şehrini gezme fırsatınız da oluyor. Belki şansınız olursa, buradaki gezinizde, muhteşem bir “caz konseri” de izleyebilirsiniz.

 

NE YENİR:
Şehirde yöresel lezzetleri tatmak isterseniz: çikolata ve raclette peyniri denenmelidir. En iyi pizza “Luigia” da yenir. En meşhur çikolata dükkanı: Rue de Rive sokağındaki “Auer Chocolatier” dir. Buradan kendinizi tadımlık 100 gram çikolata alın, ama daha fazla almak istiyorsanız, mutlaka marketleri tercih etmelisiniz.
Cenevre şehrinde en ünlü yöresel lezzet nedir derseniz, size “fondü” önerilir. Eritilmiş peynir ve bir yığın ekmekle yapılan fondü: birçok yerde vardır ama en iyileri Les Armures denen restoranda yapılır. Le Gruyerien restoran da, iyi bir fondü yemek için idealdir.

 

Relais de I’Entrecote:
Burası şehirde dünyaca ünlü bir restorandır. Rue du Rhone bölgesindeki bu restoranda, çeşit yok, menü tek ve sabittir. Menüde sadece: cevizli salata, özel soslu et ve ev yapımı tadında patates kızartması vardır. Ancak: buraya girebilmek gerçekten sıkıntılı, kapıda uzunca bir kuyruk var ve bir süre beklemek gerekiyor. Salata ile başlayan yemekte, küçük tabak içinde harika patates kızartması ve eşliğinde et yemeği yani antrikot geliyor. Eti özel kılan: tarifi gizli tutulan, tereyağı ve hardallı sostur. Porsiyon küçük görünse de aynısından bir tane daha gelir. Yanında menüdeki bir kırmızı şarap alabilirsiniz. Ardından içi dondurmalı profiterol yemelisiniz. Tüm bunlar muhtemelen size 55-65 frank arasında bir fiyata gelir, şarap almazsanız 40-45 frank olur.

 

ALIŞVERİŞ:

Akşam saat 21.00’den sonra açık yer bulamazsınız, her yer kapalıdır. Özellikle: Pazar günleri bu şehirde bulunursanız, su dahi alacak açık yer bulmak mümkün değildir. Pazar günleri şehirde sadece: restoranlar ve bir kısım kafe açıktır. Ancak, özellikle belirtmek isterim ki: Starbucks ve Mc Donalt yorgunluk çıkarmak ve bir şeyler içip atıştırmak isteyenler için tek çare yerleridir. Ama fiyatlara dikkat, Sturbacks kafede, 1 elmanın fiyatı 2.5 euro.

2018.01.28-1-Cenevre.20.Starbucks kafe hesap pusulası.1

Peki şehirde ne satın alınabilir? Malum burası çikolata, çakı ve saat ülkesinin büyük bir şehridir ve birçok internet sitesi bunları satın alabilirsiniz demektedir. Bence hayır, bu şehirde bunları satın almak için yüklüce ödeme yapmanız gerekir. Belki “Swatch” saat satın alabilirsiniz, ama unutmayın, ülkemizde de var ve inanın aynı fiyat ve belki de daha ucuz, burada sadece farklı modeller görebilirsiniz, yoksa fiyatları ucuz değil.

Birkaç alışveriş mekanı:

Plain Palasi: Burada hafta sonlarında bitpazarı kuruluyor. Pazarda: küpeler, boncuklu çantalar, plaklar, değerli kitaplar ve saatler bulmak mümkündür.

Rue de Rhone: Şehrin alışveriş yönünden en hareketli ve popüler caddesidir.

General Guisan: Gölün paralelinde kalan bu şık alışveriş caddesinde birçok markanın satıldığı mağazalar bulunur. Bu caddeyi dik kesen Place du Port sokağı da aynı şekilde bolca mağaza bulunan yerdir. Özellikle “Roleks” ürünleri satılan binanın burada bulunması, buraya anlam kazandırıyor.

Sürekli olarak Cenevre’nin pahalı bir şehir olduğundan söz ettim. Doğrudur, siz de bu şehri ziyaret ederseniz, ürün fiyatlarının çok yüksek olduğunu göreceksiniz. Ancak, Cumartesi sabahları, İsviçre’nin en büyük ve en iyi bitpazarı, Plaine de Plainpalais denen yerde kuruluyor. Burada: yüzlerce tezgahta: klasik kıyafetler, ikinci el oyuncaklar, takılar, büyük mobilyalar bulup satın almak mümkündür. Burayı gezerken yorgunluk atmak isterseniz, 1930’ların ortamı canlandırılan Remor cafesine giderek dondurma yemenizi öneririm.

Son bir not: eğer Pazar günü şehirde iseniz, her yer kapalı olduğu için tek alternatif: metro merkez istasyonunun bulunduğu yeri deneyin, orada birçok mağaza ve dükkan, yemek yeri açıktır ve ihtiyaçlarınızı temin edebilirsiniz.

 

ÇİKOLATA:

Cenevre, dünyanın en iyi çikolatalarını bulup satın alabileceğiniz bir yer olarak önem kazanıyor. Şehir merkezinde: Rohr, Factiories veya Stetler denilen yerlerde, kahverengi altın yaratılıyor. Ayrıca: birçok kişi tarafından bilinen ve tanınan Nestle çikolataları fabrikası, Francois Cailler tarafından bu şehirde kurulmuştur. Ayrıca, Cenevre şehrine has: Suchard, Tobler ve Lint markalı çikolatalar, dünyanın en tanınmış tatlı isimleri arasında anılmaktadır. Jean Tobler tarafından üretilen “Toblerone”: 1867 yılından bu yana üretimi sürdürmektedir. Ülkedeki ilk çikolata fabrikası ise, biraz önce de söylediğim gibi 1819 yılında Cailler tarafından Vevey (günümüzdeki adıyla Nestle) tarafından kurulmuştur. 2004 yılında ülkede 149 bin ton çikolata üretilmiş ve bunun % 55’lik bölümü ülke dışına satılmıştır.

 

GECE HAYATI:

Cenevre şehrinde Paris, Londra, Amsterdam şehirlerinde olduğu gibi hareketli ve eğlenceli bir gece hayatı beklemeyin. Çünkü burası çılgınlıklardan uzak, düzenli yaşamaktan hoşlanan, gürültü yerine kaliteyi ve lüksü tercih eden insanların şehridir. Gece kulüpleri her ne kadar az olsa da özellikle Le Baroque ve Club B düşünülebilir, bunlar son derece kaliteli, güzel ama pahalı mekanlardır.

GEZİLECEK YERLER: 

2018.01.28-1-Cenevre.4.Leman gölü.2a   2018.01.28-1-Cenevre.4.Leman gölü.10b   2018.01.28-1-Cenevre.4.Leman gölü.13a   2018.01.28-1-Cenevre.4.Leman gölü.14a

2018.01.28-1-Cenevre.5.Leman gölü.Fener.1a   2018.01.28-1-Cenevre.6.Leman gölü.3b  2018.01.28-1-Cenevre.6.Leman gölü.3bb   2018.01.28-1-Cenevre.6.Leman gölü.3c

2018.01.28-1-Cenevre.13.Leman gölü gün batımı.1d

LE MANS GÖLÜ-LEMAN GÖLÜ:

 

Yazılı kaynaklara göre, gölün ilk ismi, Roma döneminde: Lacus Lemannus’dur. Antik Yunan dönemindeki ismi “Limenos Limme” dir ve “Limanın gölü” anlamına gelir. Günümüzde ise: Fransızca “le lac Leman” veya “Leman” olarak isimlendirilir. Bazen de “Le lac de Geneve” diye isimlendirilir. İngilizce de göl daha çok “Cenevre gölü” olarak bilinir.

Bir tip buzul gölüdür. Batı Avrupa’daki en büyük göllerden bir tanesidir. Toplam alanı: 7.975 kilometre karedir. Maksimum uzunluk: 73 km ve maksimum genişlik: 14 km.dir. Ortalama derinlik: 154 metredir. Maksimum derinlik: 310 metredir. Göl: İsviçre ve Fransa arasında paylaşılmış olup, gölün çevresindeki yerleşim yerleri: İsviçre (Cenevre, Lozan, Montreux, Vevey) ve Fransa (Evian, Thonon) Yani: gölün % 40 kadarı İsviçre’ye ve % 60 kadarı Fransa’ya aittir. Gölün en büyük özelliklerinden bir tanesi de, burayı tercih eden sanatçılardır. Audrey Hepburn, Charlie Chaplin ve Sophia Loren gibi unutulmaz isimler, yıllardır popüler bir tatil yeri olarak burayı tercih etmişlerdir. Hepburn ve Chaplin, buranın kalıcı sakinleri arasına katılmışlardır.

Leman gölünün en keyifli yanı: göldeki kuyular, bir anlamda eğitilmiş bu kuğular, insanlara çekinmeden yaklaşıyorlar ve gerek kuğular ve gerekse martılar insanlar tarafından beslenmeye çok alışmışlar, martılar onlara atacağınız ekmek parçalarını havada yakalıyorlar, tam bir İstanbul vapurlarındaki görüntü, gerçekten güzel, Leman gölü kıyısında gezinti düşündüğünüzde yanınıza mutlaka birkaç parça ekmek almayı unutmayın, gerçekten güzel görüntüler ortaya çıkıyor, çevreniz kuğular ve martılarla doluyor.

2018.01.28-1-Cenevre.15.Leman gölü kıyısı seyyar tuvaletler

Son bir not: gölün çevresindeki yürüyüş yollarında, portatif tuvaletler bulunuyor, ücret ödemeden kullanılan bu tuvaletleri kullandığınızda, nasıl temiz olduklarını göreceksiniz.

cenevre.bains des.1

Bains des Paquis:

Şehirde, Rive Drote bölgesinin Paquis Nations semtindedir. Buradaki plaj, ilk önce 1872 yılında inşa edilmiş ve 1890 yılında halkın hizmetine açılmıştır. Günümüzde burada: güneşlenmek için bir bölüm, iki hamam, iki sauna ve bir restoran, su sporları merkezi vardır. Fiyatlar nispeten makuldür. Göl kıyısında, kumluk küçük bir alan var, hemen arkada ise soyunma kabinleri bulunuyor. Burada, tüm yıl boyunca: sauna, masaj ve ucuz öğle yemeği gibi etkinlikler vardır. Otel bünyesinde, La Buvette des Bains denen restoranda sunulan uygun fiyatlı ancak lezzetli yemekler (özellikle peynir fondü ve salataları) gayet güzeldir. Tesis, restoranlar hariç: 11 Mayıs-16 Eylül tarihleri arasında açıktır.

 

2018.01.28-1-Cenevre.2.Fıskiye.5a   2018.01.28-1-Cenevre.2.Fıskiye.6c   2018.01.28-1-Cenevre.2.Fıskıye.1b   2018.01.28-1-Cenevre.2.Fıskıye.1d

2018.01.28-1-Cenevre.7.Leman gölü kıyısı.1a   2018.01.28-1-Cenevre.7.Leman gölü kıyısı.2a  2018.01.28-1-Cenevre.13.Leman gölü gün batımı.1a

Jet d’Eau-Su fiskiyesi:

Şehrin en ünlü yerlerinden biridir. Cenevre şehrinin simgesidir.

Cenevre gölünün: Rhone’ye boşaldığı yerdedir. Şehir genelinde ve havadan, Cenevre’ye 10 km yükseklikte uçarken bile görülür.

1886 yılı başlarında bir Cenevre şirketi, zamanın zanaatkarlarının makinaları için, su pompaladı ve bu su basınç altında dağıtılıyordu. Akşam, talebin düşmesi nedeniyle, boru içindeki basıncı düşürmek için La Coulouvreniere’deki pompa evinin sonunda bir delik yapıldı ve su, bu delikten birkaç metre yüksekliğe kadar yükselerek dışarı akmaya ve basınç dengelenmeye başladı. Yani: bir emniyet valfı olarak kullanılıyordu. 1891 yılında, elektrikli aydınlatma yapılınca; Federal Jimnastik Şenlikleri ve İsviçre Konfederasyonunun kuruluşunun 600 yıl dönümü kutlamaları için: limana su jeti yani fıskiyesi yapılmasına karar verildi. Böylece fiskiye, günümüzdeki yerine taşındı ve bu tarihte yüksekliği 90 metreydi. Ancak, 1930 yılına kadar düzenli aydınlatma yapılamadı. 1951 yılında, şehir suyu değil göl suyunu pompalaması için, kısmen batık bir pompa istasyonu kuruldu.

Günümüzde: yuvarlak bir kartere emilen su, saniyede 500 litre su, iki pompa ile 140 metrelik yani 40 katlı bir bina yüksekliğine kadar püskürtülür. Saatte 200 km hızla yükselir. Suyu bu yüksekliğe atmak için 16 ton ağırlığındaki iki güçlü motorlu pompa kullanılıyor. Herhangi bir anda, havada 7000 litre su vardır. 2003 yılından bu yana: don olayı veya özellikle kuvvetli rüzgar olmadığında, tüm gün boyu çalıştırılıyor. Yalnız, burada yine bir not belirtmek istiyorum, Şubat 2018 tarihinde şehirdeydim, fiskiye sabah saatlerinde açıktı ve hava güneşli yani pek soğuk olmamasına rağmen, saat 14.00 gibi fiskiye kapatıldı ve sonra bir daha açılmadı. Sebebini bilmiyorum.

Ayrıca: bahar dönemlerinde, akşamları 21 ışıklı bir aydınlatma da yapılıyor.

Gölün sol kanadında bir taş iskele yolu ile fıskiyenin bulunduğu yere ulaşılıyor, ancak rüzgar hafif bir yön değiştirdiğinde, burayı ziyaret edenler ıslanıyorlar. Hatta: bazen rüzgar, su damlalarını, diğer tarafta, en iyi bakış açısı olarak kabul edilen “Paquis banyoları” na kadar ulaştırıyor.

   2018.01.28-1-Cenevre.9.Leman gölü Alp dağlarının görüntüsü.1b

Mont Blanck Köprüsü:

Şehrin iki yakasını, bu etkileyici köprü birbirine bağlıyor. Köprüden, gölün daralarak güçlü bir nehre dönüştüğü yer olarak görülüyor. Köprünün altına izlerseniz, suyun korkunç hızla aktığını görebiliyorsunuz. Sağ kıyıda: Fransa Alplerinin en yüksek noktası olan Mont Blanck tepesi görülebiliyor. (Tabii sis olmaması şartıyla) Köprünün sonunda mağazalar, oteller ve restoranlar bulunuyor. Burası Old Town yani eski şehrin başlangıcıdır. Köprüden geçerek diğer yakaya yani “Cite” bölgesine ulaşılır. Burada: geniş bulvarlar, büyük oteller, şık mağazalar ve lüks alışveriş merkezleri vardır. Cite bölgesinin en gözde yapısı “Musee D’Arth” dır.

Köprünün batısında Rousseau adası vardır. Bu adaya geçmek için, bir diğer köprü olan Bergues köprüsü yürüyerek geçilebilir.

İlle Rousseau Adası:

Burada: ünlü filozof Jean-Jacques Rousseau’nun (1834 yılında Pradier tarafından yapılmıştır) göle bakan bir heykeli bulunuyor. Adaya, şehir yerlileri “İle” adını vermişlerdir. Ada: nehri ikiye ayırırır. 1219 yılında, adada bir şato inşa edilmiştir, ancak günümüze bu yapının sadece gözetleme kulesi kalmıştır. Ada’da uyuşturucu satıcıları olduğu söyleniyor, bunları görünce şaşırmayın. Çünkü bağlantı köprülerinden polis geldiğini görünce, tedbir alıyorlar, dolayısıyla bu ada onlar için gayet müsaittir, yani gitmenizi pek önermiyorum.

2018.01.28-1-Cenevre.4.Leman gölü.15f

Cenevre Gölünde Tekne Gezisi-CGN:

Cenevre gölündeki tekne gezilerinin başlangıç iskeleleri: İngiliz bahçesi boyunca uzanan sahildedir. Lüks butiklerle kaplı Rue du Rhöne: kuyumcular, saat yapımcıları, moda tasarımcıları ve alışveriş yapmak için gözde birçok mekanla doludur.

 

 

OLD TOWN-ESKİ ŞEHİR:

Güzel binalar ve bu eski binalarda bulunan cafe ve restoranlar görülür. Burada: Reform Müzesi ve Belediye Binası bulunur. Ayrıca katedral vardır.

   2018.01.27-5-Cenevre.6.Katedral.1a   2018.01.27-5-Cenevre.6.Katedral.2a

Büyük Katedral-Cathedrale Saint Pierre:

Tarihi şehir bölgesinin en yüksek yerindedir. 2009 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Burası pagan döneminden bu yana ibadet yeri olarak kullanılmaktadır. Katedral’in bulunduğu yerde yapılan arkeolojik araştırmalarda: aynı yerde 8 ile 10’ncu yüzyıllar arasında, iki dini yapı bulunduğu ve 12’nci yüzyılda bu iki dini yapının büyütüldüğü, birinin kamusal ayinler ve diğerinin ise kilise öğretileri için kullanıldığı anlaşılmıştır.

Bu durum: yani katedral öncesinde kilise kalıntıları, 4’ncü yüzyıldan kalma eski binanın altında gizli olduğu görülebilir. Katedralin altındaki zemin, tepenin işgalinin Hıristiyanlık öncesi dönemden çok daha geriye gittiğini kanıtlamaktadır. Burada: kuyular, buğday işleme alanları, kültürel binalar ve Celtic Allobroge kabilesine ait mezarlar tespit edilmiştir.

Katedralin inşasının ilk aşaması, 1160 yılına dayanır ve tamamlanması yaklaşık bir yüz yıl sürer. Birçok kez restore edilmiş ve yeniden inşa edilmiştir. Özellikle, geçirilen yangın sonrasında, günümüzdeki Romanesk, Gotik ve Neoklasik stillerin bir araya getirildiği bina oluşturuldu.

Alman ressam Konrad Witz: 1444 yılında Cenevre katedraline ait “Mucizevi Balık Taslağı” içeren bir sunak parçasının resmini çizdi ve bu resim halen “Musee d’Art-d’Histoire” dedir.

Burası başlangıçta Katolik iken sonradan bir Protestan kilisesi olmuştur. 16’ncı yüzyılın ortalarında, Reformasyonun ortaya çıkışı sonucu, binanın iç kısmı boşaltıldı. Boyalı süslemeler kayboldu ve sadece vitray pencereler korundu.

cenevre.katedral calvin sandalyesi.1

Protestan reformasyon liderlerinden biri olan John Calvin’in kilisesi olarak kabul edilir. Kilisenin içinde: Calvin’in kullandığı ahşap bir sandalye vardır.

18’nci yüzyılın ortalarında ortaçağ cepheye klasik sütunların eklenmesiyle mevcut neoklasik tarzı ortaya çıktı ve yapının inşaası tamamlanmıştır.

Sade ve yalın vitray süslemeleri ilgi çeker. İç yapısında, parlak mumu andıran avizeler, birbirinden güzel tarihi şapel kalıntıları görülebilir.

Katedralin kuzey kulesinin 157 basamaklı tepesine çıkıldığında şehrin ve gölün üzerinde uzanan görkemli panaroma görülür. Hava güzel olduğunda: Mont Black görülür.

Dokuz çanın en büyüğü, aynı kuleye 1407 yılında yerleştirilmiş olup, buna “Clemenecy” denir ve 6 ton ağırlığındadır.

Günümüzde burada: hem Alman ve hem de Fransız Protestan ibadetçiler için iki dilde hizmet verilmektedir. Burayı ziyaret ederseniz, katedralin altındaki arkeolojik alanı da gezmenizi öneririm. Özellikle yapının arka bölümünü görün, çünkü burası büyük sütunları ile pagan dönemi tapınaklarını andırmaktadır.

 

Musee İnternational De La Reforme-Uluslar arası Reform Müzesi:

Katedralle aynı yerdedir. Müzede: el yazmaları, nadir kitaplar, gravürler, resimler, Reformasyon ve Cenevre arasındaki manevi unsurlar ve kültürel bağlar sergileniyor. Ayrıca: sinema ve müzik odası vardır. Burada çocuklar için gösteriler düzenleniyor. Gezide: katedralin arkeolojik sit alanı olan alt bölümü de görülebiliyor ki, burayı mutlaka görmenizi öneririm. Gerek ilginçliği ve gerekse müzecilik-sergileme anlamında muhteşem güzel bir yer.

Maison Tavel-Tarihi Cenevre Müzesi:

Uluslar arası Reform Müzesinin hemen yanındaki burası: şehirde günümüze ulaşan en eski binadır. 1334 yılında, bina yangında tahrip olsa da daha sonra aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir.

Yapı: bodrumdan çatı katına kadar, şehir tarihi ve Cenevre ev hayatına ayrılmıştır. 14 ve 19’ncu yüzyıllar arasındaki eserlerden oluşan, kalıcı sergileri ziyaret etmek mümkündür. Bu sergilerde: çeşitli nesneler, çizimler, gravürler, fotoğraflar, paralar, mobilyalar ve gümüş koleksiyonları bulunuyor.

 

Les Armules:

Tarihi Cenevre Müzesinin karşısındadır. Burası “Cephanelik” olarak bilinir. Kemerlerin altında 17 ve 18’nci yüzyıldan kalma toplar görülür. 1949 yılında yapılan üç duvar mozaiğinde, Cenevre tarihinin önemli olayları betimlenmiştir.

 

Hotel De Ville-Belediye Binası:

Les Armules’in hemen karşısındadır.

Burası: kanton yönetiminin merkezidir. Yani, şehrin politik kalbidir. Burada: ahşap ve muhteşem freskler ve konseyin toplandığı salon muhteşemdir. Bu salonda: birçok anlaşmanın imzalanmış olması, ayrı bir önem taşıyor. Özellikle 1872 yılında Amerika ve İngiltere arasındaki çatışmalarda, burada, hakemlik yapılmıştır. 1864 yılındaki “Cenevre Sözleşmesi” yine burada imzalanmıştır. Bu sözleşme ile: savaş esirlerinin statüsü ve hakları belirlenmiştir. 15 Kasım 1920 tarihinde ise, Birleşmiş Milletler kuruluş anlaşması, burada imzalanmıştır. Buranın Rönesans dönemi avlusunda yaz aylarında konserler düzenleniyor.

ŞEHRİN ULUSLAR ARASI BÖLGESİ:

Burada: Ariana Park merkezinde, bir zamanlar Milletler Cemiyeti merkezi olan “Palais Des Nations” bulunuyor.

cenevre.birleşmiş milletler merkezi.1   cenevre.palais de nations.1

Milletler Sarayı-Palais Des Nations:

Parc de I’Ariana’nın merkezindedir.

1929-1936 yılları arasında inşa edilmiş ve Milletler Cemiyetinin genel merkezi olarak kullanılmıştır. 1973 yılında yapılan eklentiler sonucu, günümüzdeki görünümüne kavuşmuştur.

2’nci Dünya Savaşından sonra topluluk dağılınca, bina yeni kurulan Birleşmiş Milletlerin Avrupa koltuğu için kullanılmaya başlandı. Yani, Birleşmiş Milletlerin büyük merkezi New York şehrinde ve ikinci büyük merkezi burasıdır ve Paris şehrindeki Versailles Sarayı kadar büyüktür. Yapıda: 34 konferans salonu ve 2800 ofis vardır.

Burası her yıl 25 bin diplomatı ağırlamaktadır. Burayı ziyaret ederseniz, büyük toplantıların yapıldığı “Assambly Hall” görebilirsiniz. Sarayın duvarlarında sanat eserleri bulunuyor. Özellikle: İnsan Hakları ve Uygarlıklar İttifakı Salonunun kubbesi yani tavanı görülmelidir.  Buradaki resim ünlü İspanyol ressam Miquel Barcelo tarafından yapılmıştır. Ancak giriş ücretlidir ve giriş için pasaport gereklidir.

Burada bir müze vardır.

Musee International De La Croix-Rouge Et Du Croissant-Rouge:

Burada: 1863 yılında Henry Dunant tarafından, Cenevre şehrinde kurulan “Kızılhaç” ın tarihine ait sergi görülüyor. Bu sergide: Kızılhaç’ın ne denli önemli işlere el attığının reklamı yapılıyor. Günümüze kadar olan Kızılhaç etkinlikleri: 1863 dramatik hikaye, belgeler, fotoğraflar, filmler, çoklu slayt gösterileri ile anlatılıyor.

cenevre.kırık sandalye.1

Kırık Sandalye-Broken Chair Sculpture:

BM binasının bulunduğu Nations meydanındadır.

Sadece üçayak üzerinde durun, 21’nci yüzyılın en sembolik eserlerinden biridir. Savaş sırasında bir mayın nedeniyle ayağını kaybeden kişinin durumunu ifade eder. 1997 yılında kara mayını kurbanlarının anısına Daniel Berset tarafından yapılmıştır. Boyu 12 metredir. Ağırlığı 5.5 tondur.

YEŞİL ALANLAR VE PARKLAR:

 

ENGLİSH GARDEN-İNGİLİZ BAHÇESİ-JARDİN ANGLEİS:

Leman gölünün kıyısında, halka açık bir park alanıdır. 1854 yılında yapılmış olup, şehrin en eski parkıdır. Su fıskiyesine, lüks mağazalara ve Eski şehir bölümüne yakın bu bahçe şehrin en işlek parklarından biridir. Güneşli günlerde: koşucular, patenciler ve bisiklete binenlerle doludur. Birçok aile, ağaçların gölgesinde yürümeye gelirler. Limana, sağa ve su jetine bakan turistler için çok püpüler bir yerdir. Yaz aylarında Cenevre Festivali de dahil olmak üzere, her yıl çeşitli etkinlikler burada düzenlenir. Bahçenin kıyısında ise, bazı yerlere çalışan gezi tekneleri vardır, bu teknelerin bazıları gölün Fransa kıyılarına kadar gidebiliyor.

 

cenevre.çiçek saati.1     2018.01.27-5-Cenevre.4.Çiçek saati.1b

Çiçek Saati:

Jardin Anglais’in köşesinde bulunan bu saat, ilk olarak 1955 yılında 6500 çiçek ve bitki kullanılarak şehrin bahçevanları tarafından düzenlenmiştir. Çiçek düzenlemeleri mevsimlere göre değişir. Çiçek saati sadece güzel değil aynı zamanda hassastır.

4 metre çapındaki bu saat: uydu verileriyle çalışmaktadır yani gayet hassastır ve bu özelliği ile İsviçre malı saatlerin hassasiyetini kanıtlamaktadır. Saatin zarif tasarımlı ve orjinaline benzer kadranları, Patek Philippe firması tarafından bağışlanmıştır. Saatin bir başka özelliği de: saniye gösteren kadran, dünyanın en uzunudur, uzunluk 2.5 metredir.

12 binden fazla bitkiden oluşan yeni çiçek konsepti: Cenevre şehri Yeşillikler Bölümünden gelen ağaç yetiştirme uzmanları tarafından özenle kurulmuştur. Burada: bitkilerin hayatta kalması ve güneşin tam olarak etkili olması için gerekli olan bir sulama sistemi de kuruludur. Saatin çiçek dekorasyonu, yılda 5 kere yenilenir. Son bir not: çiçek saatini saldırılardan korumak için bir alarm cihazı vardır ve doğrudan merkeze bağlıdır. Zaten site, bahçecilik açısından yüksek gözetim altındadır.

cenevre.park des bastions.2   

Parc Des Bastions:

Place de Neuve’nin yanında bulunan bu park, güzel bir anıttan diğerine yürüyerek gidilebilen, ağaçlarla kaplı keyifli bir yer olarak önem kazanmaktadır.

Eski şehrin altındaki bu yemyeşil alan, şehrin merkezindedir. Parkın çevresinde: dünyaca ünlü Reform duvarı ve Palais Eynard (şehir yönetim merkezi) ve eski bir üniversite binası bulunur. Parkın yan tarafında ise: satranç ve dama oyunları oynanan bölüm bulunuyor.

      cenevre.reform duvarı.1

Reform Duvarı-Parc des Bastions-Monument de la Reformation:

Cenevre Üniversitesi bahçesindeki Parcom des Bastions’un merkezinde bulunan duvar: 1909 yılında, Jean Calvin’in 400’ncü yıldönümü ve Cenevre Akademisinin kuruluşunun 350’nci yıldönümünde Cenevre Üniversitesi için yapılmıştır. Anıt 1917 yılında ziyarete açılmıştır.

Anıt için proje yarışması düzenlenmiş ve 71 proje arasından, 4 İsviçreli mimarın bu eseri yarışmayı kazanmıştır. Heykeller: iki Fransız heykeltıraş tarafından yapılmıştır.

Anıt, önlerinde devlet adamlarının, öncülerin ve reformatörlerin koruyucularının 5 metre yükseklikteki heykelleri olan engebeli ve süstü taş kabartmadan oluşmuştur. 100 metre uzunluğundaki kabartmaların önünde 100 metre uzunlukta hendek anımsatan gölet bulunur.

Merkezi gurupta, dört büyük vaiz temsilcinin görülür. Bunlar: William Farel, John Calvin, Theodore Beza ve John Knox’dur. Hepsi “Cenevre kıyafetinden” giymişler ve ellerinde İncil tutarlar. Bunlar Protestanlığın 450 yıllık tarihinde büyük önem taşıyan kişilerdir.

Anıtın tam karşısındaki yapı, Calvin’in kurduğu “Teoloji Akademisi”nden doğan “Cenevre Üniversitesi” merkez binasıdır. Cenevre Üniversitesi 1559 yılından bu yana eğitim vermektedir.

Parktan ayrılırken: görkemli Place de Neuve’yi ve çeşitli sanat yerlerini görmeyi unutmayın.

 

JARDİN DES ALPES BAHÇESİ:

Bu bahçe: Quai des Mont-Black üzerindedir.

cenevre.burunsviç anıtı.1

Brunswick Anıtı:

Seçkin dil bilimci ve müzisyen Brunswick Dükü Charles d’Este-Gulep: 1804 yılında doğmuş ve 1830 yılında ülkeden kovulmuştur. Paris şehrine yerleşmiş ve orada büyük bir servet edinmiştir. 1873 yılında ise Cenevre şehrinde ölmüş, ancak servetini; bu mozolenin yapılması şartıyla Cenevre şehrine bırakmıştır.

Bu servetiyle Büyük Tiyatro yapılmıştır.

Mozole yani anıt: Jardin Des Alpes bahçesindedir. Bahçenin girişinin iki tarafında, iki taş aslan bekçi olarak durmaktadır. Anıtın bulunduğu eğimli zemin kat, süslüdür. Arkasında, ağaçlar dikilmiş yeşil bir alan, dikdörtgen bir havuz ve küçük bir köşk uzanır

MÜZELER

Musee D’Hıstoire Naturalle-Doğa Tarihi Müzesi:

Burası muhteşem büyük bir yerdir, galerilerinin uzunluğunun 2 kilometre olduğu söyleniyor. Bu galerilerde gezerek, yaklaşık 3000 tür canlı görülebilir. Özellikle: kuş sesleri mükemmeldir. Yılda yaklaşık 200 civarında ziyaretçi tarafından geziliyor.

Zemin katta: bölgesel yaban hayatı, 1’nci katta: memeliler ve kuş dünyası, 2’nci katta: kurbağalar, sürüngenler, böcekler ve diğerleri, 3’ncü katta: insanlık tarihinin jeolojisi ve 4’ncü katta ise İsviçre jeolojisi sergileniyor.

cenevre.musee de art.1    cenevre.sanat ve tarih müzesi.1

Musees D’Art Et D’Histoire-Sanat ve Tarih Müzesi:

İsviçre ülkesinin en büyük üç müzesinden birisidir. 1903-1910 yılları arasında yapılmış ve 1910 yılında ziyarete açılmıştır.

Müzede, yaklaşık 6500 nesne: uygulandığı sanatlara, güzel sanatlara ve arkeolojiye ayrılmış koleksiyonlar olarak sergilenmektedir. Müzede: Flemenk, Flaman, Fransız ve İsviçreli sanatçıların eserleri bulunuyor. En  değerli eser: 1444 yılında Konrad Witz tarafından yapılan “Altar Panosu” dur. İsa’yı Cenevre Limanında su üstünde yürürken betimleyen, La Peche Miraculeuse (Balıkların Mucizesi) tablosu da ilgi çeker. Ayrıca: İsviçreli sanatçı Jean-Etienne Liotard’ın geniş koleksiyonu görülebilir. Müzede her yıl: Picasso’dan Akhenaton’tan Roger Pfund’a kadar bir dizi geçici sergiler açılıyor.

 

cenevre.patek philip müzesi.1   cenevre.patek philip müzesi.2

Patek Phılıppe Museum:

Bu müzede 500 yıllık saat yapımı yolculuğuna çıkmak mümkündür. Müze: Plainpalais bölgesinin merkezindedir. 2001 yılında kurulan markanın usta saatçileri burada en prestijli eserlerini sergiliyorlar. Ziyaretçiler: Cenevre, İsviçre ve Avrupa’da yaratılan 16 ve 19’ncu yüzyıllara ait olağanüstü saat koleksiyonu, müzikli otomobil ve minyatürlere hayran kalıyorlar. Özellikle 16’ncı yüzyıldan kalma saat örnekleri ilgi çekiyor. Müze, tamamen saatçilik konularına ayrılmış bir kütüphaneye de sahiptir.

cenevre.maison des r.1

 

ŞEHİRDE GEZİLECEK DİĞER YERLER:

 

Neuve Meydanı-Place Neuve:

Tarihi dokusu öne çıkıyor. Burada: Rath Müzesi, Büyük Tiyatro, Cenevre Müzik Konservatuarı ve Victoria Konser Salonu binaları vardır. Ayrıca: at üzerindeki General Guillaume Henri Dufour heykeli bulunuyor. Kendisi: 1787-1875 yılları arasında yaşamıştır.

 

Maıson De Rousseau Le Lıtterature-MRL:

Rousseau, dünyaca ünlü bir Cenevre vatandaşıdır. 1712 yılında Cenevre şehrinde dünyaya gelen hümanist, filozof, yazar ve müzisyen Jean-Jacques Rousseau: erken yaşlarında burada yaşıyordu. Günümüzde 40 yıllık olan evi: halka açık fikirleri, tartışmalar ve edebi toplantıların mekanı haline gelmiştir.

 

Grand Theatre, Conservatoire De Musique:

Burası şehrin ilk opera binasıdır. Görkemli yapı, resmen 1876 yılında açılmıştır. Ancak 1951 yılında bir yangın sonucu tahrip olmuş ve onarım sonucu 1962 yılında yeniden açılmıştır. Fransızca tiyatro, opera ve dans gösterileri burada düzenleniyor. Aynı zamanda burası bir “Müzik Okulu” dur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İsviçre, Bern

14.634 kişi okudu!

 

2018.01.27-4-Bern.1.Genel.5

Yaşam kıstasları değerlendirildiğine, dünya üzerinde en iyi yaşanabilecek 10 şehir arasındadır.

Şehir; bölge kantonunun başkentidir ve aynı zamanda İsviçre ülkesinde, 4’ncü büyük şehir ve aynı zamanda fakto başkentdir. Çünkü İsviçre ülkesinde genel anlamda bir başkent yoktur. Parlamento ve merkez bankası buradadır. Şehirde ayrıca pek çok diplomatik temsilcilik ve uluslar arası organizasyon bulunmasına rağmen sakinliğini korumaktadır.

Avrupa’nın en küçük başkenti olarak bilinir. Aynı zamanda: dünyanın en pahalı şehirlerinden birisidir.

Bern şehrinde, İsviçre’nin diğer şehirlerinde olduğu gibi: hayat slow yani yavaş gider, hiç aceleleri yoktur, çok rahattırlar, panik yok, stres yok, gayet sakin bir yaşam, sokaklar genellikle boştur, sadece ana caddeler kalabalıktır. Şehir: çoğunlukla Almanca konuşan Protestanlardan oluşmaktadır. 2014 yılı nüfus sayımına göre: şehir nüfusu 129.964 kişidir.

Tarihi şehrin özellikleri, başarıyla korunmuştur. Şehir: çeşmeleri, yapılarının kumtaşı cepheleri, dar sokakları ve tarihi kuleleriyle, Ortaçağ havasını yansıtır.

Aare nehri, şehri “U” şeklinde kuşatmıştır. Yani: şehir, Aare nehrinin kıvrımlı dönen bir yarımadası üzerinde oturur. Deniz seviyesinden yüksekliği 540 metredir. Şehir Alp dağlarının ağ geçidi üzerindedir.

Şehirde konuşulan ana dil, yerel bir İsviçre-Almanca lehçesi olan “Bernese-German” dır. Ancak çoğu Bernli, Almanca konuşur, bir kısmı ise Fransızca konuşur ve maalesef büyük çoğunluğu İngilizce bilmez. Yani, şehirde Almanca ve Fransızca bilmeyenlerin, yerel halkla anlaşma şansı zayıftır.

2018.01.27-4-Bern.1.Genel.8b

ULAŞIM:

Strazburg-Bern arasındaki uzaklık 234 km olup yolculuk süresi 2 saat 28 dakikadır. Zürih-Bern arasındaki uzaklık, trenle 1 saat ve araba ile 1 saat 35 dakikadır. Bern-Colmar arasındaki uzaklık: 171 km ve yolculuk 1 saat 54 dakika sürmektedir. Bern-Basel arasındaki uzaklık, trenle 55 dakikalık yolculukla alınır.

2018.01.27-4-Bern.1.Genel.14a

ŞEHRİN İSMİ VE SİMGESİ:

Şehrin isimleri: Almanca “Beer”, Fransızca “Berne”, İtalyanca “Berna” dır.

Bern şehrinin simgesi “ayı” dır. “Ayı” ülkemizde bir hakaret kelimesidir, ama bir İsviçreli bir Almana “sen ayısın” derse, Alman ona sarılır öper, çünkü ayı onların kültürüne göre gücün simgesidir. Mertsin, dürüstsün demektir.

Gelelim şehrin isminin kökenine ve ayı ile bağlantıya: şehrin kurucusu Dük Bercholt: şehri burada kurmaya karar verdiğinde, bölgede avladığı ilk hayvanın ismini şehre vereceğini söyler ve ilk avladığı hayvan bir ayıdır. Böylece şehrin ismi “Baer” yani Almanca “ayı” olur. Bu yüzden: şehirdeki hediyelik eşyaların çoğunda “ayı” figürü kullanılır. Her yerde ayı heykeli görülür. Ayrıca: birçok binanın çeşitli yerlerinde de şehri simgeleyen ayı figürleri bulunur. Şehirde “Altın Ayı” film festivali düzenlenir. (Bu arada bir not: “ayı” Almanya-Berlin şehrinin de simgesidir.)

Şehrin ismiyle ilgili bir başka söylenti de şöyledir: “Bern” kelimesi Keltçede “toprak-arazi-yarık” anlamına gelir. “Yarık” neden, çünkü şehrin ortasından Aare nehri geçtiği için, nehrin şehri “yardığı ” düşünülür. Ancak: bu tez kabul edildiğinde şehrin simgesinin neden “ayı” olduğu izah edilemiyor. Ancak: Almanca ayı manasında “beer” kelimesinde, şehrin ismindeki “n” harfi yoktur, okunuşu “beer” dir ve o yüzden, şehrin isminin “ayı” kelimesinden geldiği de tamamen kabul edilmemekte, şehrin isminin daha büyük oranda “Keltçe” den geldiğine inanılmaktadır.

2018.01.27-4-Bern.1.Genel.17a

PARA:

Bern şehrinde: diğer İsviçre şehirleri gibi Euro değil “İsviçre Frangı” kullanılır. İsviçre Frangı, aslında euro’ya nazaran % 10 daha düşük olmasına rağmen, şehirdeki alışveriş sırasında eğer Euro verirseniz frank üzerinden değerlendirilen fiyatı “bire-bir” sayarlar ve ona göre sizden Euro alırlar ve hatta Euro verirseniz, üstünü Frang olarak verirler. Bunu önlemek yani zarar etmek istemiyorsanız, İsviçre şehirlerindeki alışverişlerde “kredi kartı” kullanınız. Bir not daha: bozuk Euro para asla kabul etmezler. Ama siz euro Eurot para verirseniz, üstünü Frang olarak bozuk verebilirler.

2018.01.27-4-Bern.3.Katedral arkası.1ca   bern.aare nehri.0   bern.genel.0

AARE NEHRİ:

Nehir 288 km uzunluğu ile İsviçre’nin en uzun nehridir. İsviçre’nin başkenti Bern de Aare nehri özel bir anlam taşır. Bernlilerin “kendi nehirleri için özel bir sevgileri” vardır. Ve ünlü Aare Loop şehir çevresinde aktığı için ona hassasiyetle muamele ederler. Özellikle Ortaçağ döneminde, Bern şehri yarım adanın alt kısmında yayılmışken, Aare nehri, şehrin üç tarafında yabancı ordulardan korunmayı sağladı. 19’ncu yüzyılda ilk yüksek köprüler inşa edilinceye kadar, şehirde birden fazla yol yoktu.

2018.01.27-4-Bern.1.Genel.9

TARİH:

Aare nehrinin kıvrımındaki kayalık bölge: gerek tepelerle çevrili olması ve gerekse nehirle çevrili olması nedeniyle, savunma anlamında büyük kolaylık yaratmaktadır. Buna bağlı olarak: antik dönemde burada “Nydegg” isimli bir kalenin varlığından söz edilmektedir. Evet, Berthold tarafından şehrin kurulduğu o dönemde: Aare nehri, özellikle tuz ticareti için çok önemli bir ulaşım yeridir. Dönemin en önemli elementi tuz dur ve bütün Avrupa’ya tuz ticareti Aare nehri üzerinden yapılmaktadır. (Neden tuz: çünkü tuz gıdaların tuzlanarak saklanmasında çok yoğun kullanılıyor.)

Zahringenli Dük Bertchtol von Zahringen: 1191 yılında burada bir şehir kurmaya karar verir. Şehrin kurulduğu yer: Almanca konuşan Alemanni ve Fransızca konuşan Burgundyler arasında sınır olur yani askeri bir üs bölgesidir.

Ancak 1218 yılında: Dük Berthold varis bırakmadan ölüp Zahringen hanedanı yok olunca: Bern özgür bir şehir haline geldi. Ardından: Roma imparatoru Frederich II tarafından ilhak edilir ve imparatorluğa bağlı özgür bir şehir oldu. Ardından, şehri yöneten piskoposlar çevredeki toprakları satın alarak güçlerini geliştirdiler.

1353 yılında bağımsız bir devlet olarak gücünü genişleten şehir, İsviçre Konfederasyonuna girdi.

1405 yılında: ağırlıklı olarak ahşaptan yapılmış şehir, büyük bir yangın sonucu harap oldu.

Ardından, şehir kumtaşından yeniden kuruldu. Bu sırada: çevredeki metropollerin büyük kısmı modernize edildi ve günümüzde Old Bern olarak bilinen bu bölüm, o dönemden bugüne kadar bozulmamış olarak muhafaza edildi.

Şehir, 18’nci yüzyılda 52 bölgeyi yöneten patriklerin idaresindeydi. Ancak 1798 yılında Fransız devriminin ardından, Fransızlar buradaki patrik idaresini yıktılar ve şehri ele geçirdiler.

1815 yılında: şehir yeniden kısmen canlandı ve 1831 yılında şehirdeki Fransız idaresi bitti.

1848 yılında, şehir İsviçre Konfederasyonunun bir parçası ve idari merkezi oldu.

bern.unesco.1

UNESCO

Şehir merkezi, Avrupa’nın en iyi korunmuş Ortaçağ yerleşimlerinden birisidir ve bu yüzden, 1983 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

2018.01.27-4-Bern.1.Genel.10b   bern.genel.0   bern.genel.1

TURİZM

Bear Park üstünde yükselen Gül Bahçesi ve 101 metre yükseklikteki katedral kulesi platformu, Aare nehrinin aktığı eski kasabanın güzel manzarasını sunar. Burçlar nehre doğru dik açılır.

Eski şehrin: butikler, barlar ve bazıları kemerli ve küçük sokaklarında yürüyüş yapabilirsiniz. Ortaçağ dönemi kuklaların çeşitli hareketler sergiledikleri “Zytglogge saat kulesi” mutlaka görülmelidir. Ayrıca: Gotik katedral, Münster ve Belediye binası da görülebilir.

Şehirde, İsviçre hükümetinin koltuğu, Parlamento binaları (Bundeshaus), tren istasyonuna çok yakındır ve şehrin üstünde yükselir. Old Bern bölgesindeki Avrupa’nın en uzun ve korunaklı alışveriş caddesini unutmayın. Tabii: “Barengraben” yani ayıların yaşadıkları park alanı da görülmelidir.

Şehir çok iyi bir toplu taşıma sistemine sahip olsa da, şehir merkezi yürüyerek gezilebilir.

bern.aare nehri.0

BERN KARNAVALI:

Karnavalın kökeni: 1513 yılına kadar gitmektedir. 1523-1525 yılları arasındaki köyle savaşı sonrasında, Papalık tarafından karnavallar ve dini temalar yasaklanmıştır. Protestanlar için: ifade özgürlüğü, reformasyon dönemine kadar geri verilmez. Ancak, 1982 yılında, yeniden karnaval düzenlenmeye başlar. Ülkede, en büyük 3’ncü karnaval, Bern şehrinde düzenlenir. Günümüzde, şehirdeki karnaval her yıl “Şubat” ayında, iki gün yapılır.

 

BERN ÜNİVERSİTESİ:

“Langgasse” bölgesinde, üniversite binaları vardır. Üniversiteye bağlı, Bilimler Uygulamalı Üniversite ve çeşitli meslek okulları bulunur.

 

NE YENİR;

“Röstis” bir tür patatesli kektir.

“Sauerkraut”: lahana ile yapılmış ve haşlanmış ama soyulmamış patateslerle servis edilir.

 

ÇİKOLATA:

Bern: diğer İsviçre şehirleri gibi tam bir çikolata cennetidir. Şehir nefis çikolatalarıyla tanınır. Burada özellikle butik çikolatacılar öne çıkmaktadır. Buralarda çikolata: tablet tablet ama kocaman tabletler şeklinde satılır. Bu ev yapımı çikolatalar, tabletler kırılıp, tartılarak satılır. (ortalama 100 gram 8-9 euro civarındadır.) Bu tablet çikolataların: fındıklısı, fıstıklısı var, hatta acılısı bile var. Bitter çikolata sevenler varsa, en son olarak “Lint” marka, son çıkardığı bitter çikolatalarda kakao oranını % 99’a kadar çıkardı, yani çikolata yok, doğrudan kakao yiyorsunuz. Ağızınıza aldığınızda gerçekten bitter tadı hissediliyor. Evet, çikolatalar ne kadar güzel olsa da fiyatlar uçuktur.

İlk olarak Thedor Tobler tarafından üretilen dünyaca ünlü “Toblerone” çikolataları burada imal edilmektedir.

2018.01.27-4-Bern.1.Genel.11a   2018.01.27-4-Bern.1.Genel.11b   2018.01.27-4-Bern.1.Genel.15a.Yer altı dükkanlarının kapıları.a   2018.01.27-4-Bern.1.Genel.15a.Yer altı dükkanlarının kapıları.b

ALIŞVERİŞ;

Bern şehrinde mutlaka dikkatinizi çekecektir: ülkemizdeki ünlü mağaza zincirlerinden birisi (Migros) tarafından açılan süpermarketler ve hatta banka göreceksiniz. Pazar günleri, şehirde hiçbir açık yer bulunmaz. Şehirdeki bir diğer süpermarket ismi “Coop” denen marketler zinciridir. Ancak, İsviçre ülkesinin diğer şehirlerinde olduğu gibi, Bern şehrinde de alışveriş yapmak çok zordur, çünkü gerçekten her şey çok pahalıdır. Örnek: ülkemizde 0.50 TL satılan küçük bir şişe su, bu şehirde 4.5 euro satılmaktadır. Vasat ve klasik bir hamburger menüsü 17-18 euro civarındadır. Birçok ülkede, magnetler 1-2 euro’dan satılırken, burada bir magnet 8-10 euro civarındadır.

Hani derler ya: İsviçre: çikolata, saat ve çakı diyarıdır diye, bunlar  doğru ancak bunları satın almak mümkün değil, fiyatlar çok yüksektir. Bern şehrini ziyaret ederseniz, bence sadece gezin, alışveriş yapmayı düşünmeyin, zorunlu ihtiyaçlarınızı Migros veya Coop denen süpermarketlerden karşılayın.

bern.arkaden.1

Spitalgasse-Lauben-Arkaden:

Burası: şehrin şık ve eski bina cephelerinin görüldüğü, pek çok mağaza bulunan canlı alışveriş caddesidir. Bernliler, hava nasıl olursa olsun, saatlerce sürecek rahat alışveriş gezilerini severler.

Yaklaşık 6 km uzunluktaki caddenin üstü kemerlerle kapatılmıştır. Böylece: Avrupa’nın en uzun ve kapalı alışveriş caddesi kabul edilir. Burada: uluslar arası markalardan yerel butiklere ve uzman dükkanlara rastlamak mümkündür.

Caddenin sonunda: “Kafigturm” kulesi denen bir yer vardır, burası bir zamanlar gözetleme kulesi ve hapishane olarak kullanılmıştır. Caddenin devamı niteliğindeki “Marktgasse” denen yerden yöreye özgü peynir satın alabilirsiniz.

 

Rathausgasse:

Bu caddeye paralel sokaklarda, el sanatları ve lüks eşyaların satıldığı şirin dükkanlar vardır.

 

Kramgasse:

Burası popüler bir alışveriş merkezidir. Bu bölgenin uzun ve hafif eğimli sokaklarında, barok cepheli yapılar vardır. Sokağın uzunluğu toplam 330 metredir.

 

Matte:

Burada: butikler, el sanatı ürünlerinin satıldığı tezgahlar ve sanat stüdyoları vardır.

2018.01.27-4-Bern.3.Katedral arkası.2c   bern.tarih.1   bern.saat kulesi.1   

An astronomical clock on the Zeitglockenturm, also known as Zytglogge, in Bern.

GEZİLECEK YERLER:

Şehir merkezinde katedrale kadar yürüyün, sonra büyük bir saat, astronomi saati göreceksiniz. Sonra caddede yürümeye devam edebilirsiniz.

bern.eski şehir.1

ESKİ BERN (OLD BERN):

Bu bölge, yukarıda söz ettiğim gibi, UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır. Nehrin sağ kıyısında, birkaç köprüyle şehrin yeni kısımlarına bağlanır. Eski Bern: Ortaçağ görünümündeki diğer İsviçre şehirlerine nazaran daha iyi korunmuştur. 2.3 kilometre karelik kapalı park, kuleler ve 16’ncı yüzyıl çeşmeleriyle karakterize edilmiştir. Burada: 1421-1598 yılları arasında yapılan Gotik katedral, 1406-1416 yılları arasında yapılan Belediye Sarayı (Rathaus) ve 1494 yılı yapımı Nydegg kilisesi vardır. 1851-1902 yılları arasında yapılan Federal Saray (Bundeshaus): İsviçre Parlamentosunun yanı sıra, Federal Hükümetin idari ve icrai dairelerine ev sahipliği yapar. Saat kulesi ve bir zamanlar şehri koruyan eski surlardan kalan iki kule “Cage” kulesidir. (Kafigturn) Şehrin en meşhur ayı çukuru ve parkı da buradadır.

2018.01.27-4-Bern.7.Markgasse meydanı.0a   2018.01.27-4-Bern.7.Markgasse meydanı.2a.Anna Seiler heykeli.b

Markgasse:

Burası: Ortaçağ dönemindeki şehir merkezidir. 13’ncü yüzyılda inşa edilmiştir. Burada: iki çeşme vardır. İlk çeşme “Anna Seiler” e adanmıştır. Kendisi: salgın hastalıklara yakalananlara yakalananların tedavi edildiği “Island Hospital” ın kurucusudur. Heykelde: Anna, küçük bir tabak içine su döken, mavi elbiseli bir kadın tarafından temsil ediliyor. Diğer çeşme: üzerinde bir bayraktar heykeli olan “Schützenbrunnen” isimli heykeldir.

2018.01.27-4-Bern.2.Katedral.1.Dışı.1a   2018.01.27-4-Bern.2.Katedral.1.Dışı.1ab   2018.01.27-4-Bern.2.Katedral.1.Dışı.1c   2018.01.27-4-Bern.2.Katedral.1.Dışı.1d

2018.01.27-4-Bern.2.Katedral.1.Dışı.1e

Katedral-Münster Katedrali:

İsviçre ülkesinin en görkemli katedralidir. Buranın yapımı 200 yıldan fazla sürmüştür. İnşaata 1421 yılında başlanmış ve ancak nef bölümünün tamamlanması 150 yıl sürmüştür. 1893 yılında, yapıya eklenen kulenin yüksekliği 100 metredir. İsviçre ülkesinin en yüksek kulesidir. Kulede bulunan büyük çan ise, 1611 yılında buraya konulmuş olup ağırlığı 10 ton kadardır. Kulenin 2’nci katından şehrin güzel manzarasını izlemek mümkündür. Ancak asansör yok, 254 taş basamak merdiven çıkılması gerekiyor. Bu merdivenler dar ve spiraldir, çıkmaya niyetlenenler zor bir çıkışı göze almalıdır.

Yapının ana girişinin üstündeki alınlıkta: cennet ve cehennemi anlatan figürler bulunuyor. Bunlar arasında özellikle “Son Yargı” isimli eseri mutlaka görün. Erhart Küng tarafından yapılan bu eser: her sosyal sınıftan, toplam 234 lanetli ve kutsanmış ruhu temsil ediyor ve 1490-1495 yılları arasında yapılmıştır. Koro bölümünde: 15’nci yüzyıldan kalma vitray pencereler bulunuyor. Sunağın üzerinde, kıyameti temsil eden 200’den fazla figür görülüyor.

2018.01.27-4-Bern.2.Katedral.1.Dışı.2a.On emir.1a

Katedralin hemen önünde bir heykel dikkati çekiyor. Bu heykeldeki kişinin elinde iki yazılı taş kitabe bulunmaktadır. Bunlar: Musa tarafından indirilen Yahudiliğin “On emri” dir. Bu heykelin: hemen katedralin çıkış kapısı önüne dikilmesinin sebebi: katedralden çıkan Katoliklere “On emri” hatırlatmaktır. (Bernliler Protestandır.) Heykeldeki adam figürünün kulaklarının neden öyle işaretlendiği bilinmiyor.

2018.01.27-4-Bern.3.Katedral arkası.1ca   2018.01.27-4-Bern.3.Katedral arkası.3a   2018.01.27-4-Bern.3.Katedral arkası.3db   2018.01.27-4-Bern.3.Katedral arkası.3dd

2018.01.27-4-Bern.3.Katedral arkası.3e    2018.01.27-4-Bern.3.Katedral arkası.2b

Katedralin hemen arka bahçesinden, Aare nehrinin muhteşem manzaraları gözleniyor, buraya mutlaka uğrayın ve fotoğraf çekin.

 

 

Belediye Sarayı-Rathaus:

Bern kantonu parlamentosu, burada toplanır. Bina: 1406-1415 yılları arasında yapılmıştır. 1’nci katta: merdivenler üzerinde bir çift oda vardır. Zemin ve kirişler, eski tahıl ambarı olarak hizmet görülen yıllarda, dört yuvarlak sütunla desteklenen bir salon vardır. Belediye Binasının hemen karşısında bir çeşme vardır.

2018.01.27-4-Bern.6.Zahringerbrunnen heykeli.1d

Venner Brunnen-Bayraktar:

Tipik ve rengarenk üniforması içinde: Bernli bir bayraktar heykelidir. Çeşme: 1542 yılında yapılmıştır.

bern.fransız kilisesi.1

Stitched Panorama
Stitched Panorama

Nydegg Kilisesi-Fransız kilisesi:

1269 yılında kurulan Dominik manastırının bir parçası olarak 1270-1285 yılları arasında inşa edilen bu kilise, Bern şehrindeki en eski kilisedir. Kiliseye 1302 yılında ahşap koro tezgahları eklenmiştir.

15’nci yüzyıl başlarında, Papa Martin V: şehre bir piskopos ataması ve katedral inşa edilmesi için ev sahipliği yaptı. 1623 yılında, kilise, Fransızca konuşan Protestanların, şehirdeki ibadet yeri olarak kullanıldı. 1685-1851 yılları arasında ise: Fransa’dan kaçan Huguenotlar (Fransız Calvinistleri) tarafından hem ibadet ve hem de konaklama için kullanıldı.

Kilisenin iç kısmı: Katoliklikle eski bağların işaretlerini gösterir. Ancak daha sonra burayı alan Bernli Protestanlar: duvar resimlerini bıraktılar. Binanın olağanüstü tasarımı, transeptsiz merkezi bir nef, neften ve şapelin üstünde tek bir çatı ve cemaatleri rahibelerden ayıran kalıcı bir bölüm bulunur. Günümüzde ise, kilise, bir Protestan kilisesi olarak ve Fransızca konuşanlar tarafından kullanılmaktadır. Güney koridorlarının batı cephesi ve cephesi: 1753-1754 yılından kalmadır. Tam bir restorasyon 1912 yılında yapılmıştır. Dış kısım ise, 1966-68 yılları arasında restore edilmiştir.

 

Federal Saray-Ulusal Parlamento Binası:

Bern: 1848 yılında İsviçre’nin başkenti ilan edildikten sonra, Parlamento için yeni bir yer inşa edilmesi düşünüldü; 1852 yılında batı kanadı ve 1884 yılında doğu kanadı yapıldı. Kubbe ve altın çizgili, heybetli orta bölüm: 1902 yılında tamamlandı ve kullanıma açıldı. Kubbe bakır kaplandı ve bittikten hemen sonra: zamanla kırmızımsı bir renk aldı. Zamanla, eski bakırın tipik olarak turkuaz rengi gelişti. Parlamento binasındaki süslemeler: ülkenin dört bir yanından gelen 38 sanatçılar tarafından yapıldı.

Binada: 3 komplek vardır.

Federal Meclis Bölümü: Burada merkez kubbeli salon ve iki katlı meclis binası vardır.

Federal Mahkeme Bölümü: Burası 2004 yılında açılmıştır.

Parlamento önündeki meydan (Parliament Square): 31 Temmuz 2004 tarihinde yani İsviçre Ulusal Güvenlik gününde açıldı. Binanın hemen önündeki havuzda 26 fiskiye var, bunlar İsviçre’deki kanton sayısını temsil ediyor. Meydanda eskiden olduğu gibi araç park yerleri bulunmuyor. Geleneksel haftalık Pazar burada düzenleniyor. Her Cumartesi ve Salı sabahları: kasaplar ve peynir üreticileri, tütsülenmiş et, peynir ve hamur işleri satmak için burada toplanırlar. Parlamento binasının çevresindeki alanlar: hem yerli hem de ziyaretçiler için düzenli bir buluşma yeri olarak kullanılır. Ayrıca yaz aylarında burada su eğlenceleri düzenlenir.

bern.bear park.1   bern.ayı parkı.1   bern.ayı parkı.2

Barengraben-Ayı Parkı-Bear Park:

Şehirdeki ayıların ilk kayıtları: 1441 yılından gelir. Barengraben ayı parkı: Bern eski şehir altındadır. Ekim 2009 tarihinden sonra, eski moda ayı çukurunun (Bears Pit) yerine, yeni bir Barenpark almıştır. Ayı çukuru: 1857 yılından beri, Nydeggbrücke kaprüsündeki Barengraben bölgesindedir. Hatta, tarihi geçmiş incelendiğinde, ayıların 1513 yılından beri burada canlı sergilendikleri bilinmektedir. Burası: yıl boyu açıktır ve giriş ücretsizdir. Aare nehri boyunca, Nydeggbrücke köprüsündeki ayı çukurunun bitişiğindedir. Park alanında üç kahverengi ayı vardır. Özellikle Aralık 2009 tarihinde doğan ikiz ayılar ilgi çeker. Bu hayvanlar: 2009 yılından beri, Aare nehri kıyısındaki yeni park alanında yaşıyorlar. Ayı parkında: Fin, Björk ve kızı Ursina isimli ayılar barınıyorlar. Parkta, ayıların tırmanabileceği, nehirde yüzebilecekleri, oyun oynayabileceği ve aynı zamanda geri çekilip rahatlayabileceği 6000 metre karelik alanlar bulunuyor. Hatta eski ayı çukuru ile birlikte, toplam alan 6500 metre kare oluyor. Ayılar: eski çukurlarının aksine, şimdi bütün gece dışarıda kalabiliyorlar. Mağaralar ve diğer saklanma yerlerindeki kızıl ötesi kameralar, ayıların ziyaretçiler tarafından nerede olduklarını sürekli izleme ve gözleme şansı veriyor. Ancak ziyaretçilerin ayılara yiyecek atmalarına izin verilmiyor.

Ayı sadece Bear Park da bulunmaz. Şehir genelinde, bu hayvanların sayısız simgesi görülür: çeşmelerdeki figürlerde, saat kulesinde (Zytglogge), cephe dekorasyonlarında, hazlenur zencefilli kurabiye ve choclate’den yapılmış ayılar görmek mümkündür. 1923 yılında Muirhead tarafından yazılan bir notta: “Ayı ve Bern kelimesinin gerçek bağlantısı ne olursa olsun, en eski bilinen şehir mühüründe (1224) bir ayı figürü vardır ve yaşayan ayılar 1513 yılından beri Bern’de şehrin harcamalarında görülürler. Ancak özellikle belirtmekte yarar var: Hayvanları koruma (RSPCA) üyeleri, bu ayı çukurundan oldukça rahatsızdırlar.

2018.01.27-4-Bern.4.Saat kulesi.3a   2018.01.27-4-Bern.4.Saat kulesi.3ba   2018.01.27-4-Bern.4.Saat kulesi.5b   2018.01.27-4-Bern.4.Saat kulesi.5d   

2018.01.27-4-Bern.4.Saat kulesi.6a   2018.01.27-4-Bern.5.Saat kulesi arka yüzü.1b   2018.01.27-4-Bern.7.Markgasse meydanı.1a

Zytglogge-Saat Kulesi-Astronomik saat:

Karnhaus Platz meydanındadır. Bern şehrinin sembolüdür. Saat kulesi: saati gösterirken, aynı zamanda ayları, günleri, burçları ve ayın hallerini de gösterir.

Gelelim tarihi sürece:

Şehrin en sıra dışı anıtı olan saat kulesinin bulunduğu yer: 1218-1220 yılları arasında, ilk batı kent kapısı olarak yapılmış kulededir. 54.5 metre yüksekliktedir. Kulenin dış görünümü: geç Barok unsurlarının hakimiyeti altındadır. Burası: 1256 yılında ise hapishane olarak kullanılmıştır. Bu kuleye: 1405 yılında, günümüze kadar kullanılan saat mekanizması yerleştirildi. Bu ortak mekanizma yardımıyla: saatin içinde bulunan çanlar, iki kule saati, mekanik figürler ve astronomik saat yürütülüyor. Kulenin üst kısmında saat kadranı ve alt kısmında ise astronomi kadranı vardır. Büyük kadran: 1930’larda Viktor Surbek tarafından üretilen bir fresk tarafından çevrelenmiştir. 1530 yılında: süslü astronomik objeler eklendi. Saat kadranı: üzerinde Roma tanrıları Venüs, Mark ve Jüpiter resimleri görülür. Astronomi kadranının yanında ise, zaman tanrısı “Kronos” heykeli vardır. Kulenin üstündeki dört büyük resim ise: Bern şehrinin kuruluşu ve tarihini anlatır. Saati duyurmak için, bronz dökme çana elle vuruluyordu. 1770-1771 yılları arasında, kulenin dış görüntüsü, barok bezemeler yapılarak bugünkü görünümüne kavuşmuştur. Saat: uzun yıllar, şehrin ana saati olarak hizmet etti; günün saatini göstermesi yanında, ayın, Zodyak ve evresinin işaretlerini de gösteriyor. Böylece standartları belirledi.

 

Gösteri:

Ben ziyaret ettiğimde, kulede gösteri yoktu, ama siz ziyaret ettiğinizde görecek olursanız, gösteri hakkında bilgi vermek istiyorum. Saat başlarında gösteri sunuluyor. Gösteri özellikle çocukların ilgisini çekiyor. Gösteriyi izlemek için: saat başına 5 dakika kala, burada olmalısınız.

Gösteri: soytarının başının üstünde bulunan iki çanın çalmasıyla başlar. Ardından: ayılar ve yaşlı-sakallı bir kral harekete geçiyor ve içeriye giriyor. Horoz öter ve kanatlarını çırpar. Zaman baba, kum saatini döndürür ve zaman böylece akıp gider. Kulenin içindeki gösteri dışarıdan izlenebilirken, saatin içine de rehberli turlar düzenleniyor. Son bir not: Einstain, ünlü izafiyet teorisini, bu kuleye bakarak geliştirmiştir.

 

Zahringer Brunnen Çeşmesi:

Kramgasse bölgesinde, Hans Gieng tarafından 1535 yılında yapılan bu çeşme: şehrin kurucusuna adanmıştır. Çeşmenin üstündeki heykelde: şehrin kurucusu Dük zırh kuşanmış bir ayı olarak tasvir edilmiş, ayaklarının dibinde yavru bir ayı ve kalkanında “aslan” resmi görülür.

 

Kindlifresser Brunnen Bölgesi:

2018.01.27-4-Bern.8.Kindlifresser heykeli.1c    bern.kindlifresser anıtı.1   bern.kind.2

Child-Eater Fountain heykeli:

Heykelin bulunduğu çeşme, şehirdeki 11 çeşmeden birisidir. Çeşme, söylentilere göre, şehirdeki Yahudi cemaatini uyarmak için yaptırılmıştır. Yaklaşık 500 yıllık bu heykelde: bir bebeği yiyen bir adam tasvir ediliyor. Adamın çantasında 5 çocuk daha görülmektedir.

Kimse, bunun sebebini bilmemektedir. Muhtemelen; ortaçağda çocukları korkutmak için kullanılan ortak bir sahne tasvir edilmektedir. Ancak heykelle ilgili çeşitli teoriler bulunmaktadır.

Heykelin, Bern Yahudi topluluğuna bir tür uyarı olduğudur düşünülmektedir. Çünkü: heykelde çocuğu yiyen adam: Yahudilerin o dönemde giymek zorunda kaldıkları sarı-sivri Judenhut’a çarpıcı şekilde benzeyen bir şapka takmasıdır. Ayrıca: Yahudilerin ritüellerinde çocuk kanı kullandıkları efsanelere konu olmuştur.

Bir diğer teori: korkunç Ogre’nin (yani adamın) Yunan Titan’ı olan Kronos’u tasvir etmesidir. Kronos: Yunan mitolojisindeki en rahatsız edici masallardan birisidir. Buna göre: Kronos, tahtını devralmaması için, bir gün 7 çocuğundan 5 tanesini yer ama 6’ncı çocuk olan Zeus kaçar ve sonunda kardeşlerini kurtarır. (Heykelde 5 çocuğun yenilmesi tasvir edilmektedir.)

Son teori: adam, Bern’in kurucusu Duke Berchtold’un ağabeyidir. Görünüşe göre, küçük kardeşinin yıllarca gölgesinde kalmasının kıskançlığıyla çılgına döndüğünden sonunda kasabanın çocuklarını topladığı ve yediği şeklindedir. Ancak bu hikaye, kasabanın tarih kitaplarında kayıtlı değildir.

Son bir teori: çocukların ayı çukurlarından uzak durmaları için bir uyarıdır. Heykelin tabanını çevreleyen ayılar bu teoriyi destekler. Ancak ayı çukurları, heykelin yapımından yaklaşık 300 yıl sonra açılmıştır.

1546 yılında Hans Gieng tarafından: yine burada bulunan 100 yıllık bir çeşmeyi değiştirmek için  yapılan çeşme ve heykel, bir sanat eseri değildir. Ancak şehrin en eski çeşmelerinden biridir. 500 yıldır Bernli çocukları korkutmuş olan heykel, orada durmaya devam etmektedir.

bern.zahringerheykeli.

Zahringer Brunnen heykeli:

Zahringen çeşmesi: tam zırhlı, ayı heykeliyle bulunan kişi, Bern şehrinin kurucusu Berchtold von Zahringer’dir ve elinde altın aslan tutar.

bern.einstein müzesi.0   bern.einstein müzesi.1

ALBERT EİNSTAİN EVİ:

Kendisi: 1902-1909 yılları arasında; UNESCO Dünya Kültür Mirası olarak koruma altına alınan Kramgasse bölgesindeki bu evde yaşamıştır. Kendisi 1902 yılında Bern şehrine geldi. Eşi Mileva 1903 yılında buraya geldi ve ilk çocukları Hans Albert burada doğdu. 1905 yılında: Bern şehrinde İsviçre Federal Patent Enstitüsünde çalışırken: ışık, uzay ve zamana ilişkin kuramlarla ilgilendi. Relativite-Görecelilik (yani e=mc kare) kuramını burada geliştirdi ve geliştirdiği yıl olan 1905 yılı “Annus Mirabilis” (Mucize yılı) olarak anılır. Fizik dehasının 20’nci yüzyılın başında Bern de kalışının kanıtı ve günümüzde bu yapı müze olarak düzenlenmiştir. Burayı ziyaret ederseniz: büyük fizikçinin yaşadığı yerleri görebilirsiniz. Ünlü fizikçinin burada yaşadığı dönem: olağanüstü yıl yani bilimsel keşiflerinin en yaratıcı dönemiydi. Müzede: Einstein’in yazı masası, hayatı, eserleri ve konuşmalarını içeren sayısız fotoğraf ve orijinal belgeler bulunuyor. 2’nci katta: ünlü bilgin ve ailesinin yaşam koşulları, o zamanki mobilyalarla gösterilmiştir. 3’ncü katta: bilginin biyografisi, hayatı ve çalışmaları anlatılıyor.

bern.botanik bahçesi.1

BOTANİK BAHÇESİ-ALPİNUM:

Şehrin tam merkezindedir. Açık havada ve 7 serada 6000 bitki türü yetişmektedir. Burada: Asya ve Kuzey Amerika’daki bitkiler kadar, yüksek dağlarda yetişen bitkiler de vardır. Botanik bahçesindeki Palmiye Evi: genellikle nemli tropikal bölgelerde yetişen bitkiler görülür. Fern House denen yerde: tropik dağ ormanlarından gelen bitkiler bulunur. Bahçedeki diğer bölüm ise: yarı çöllerin sıcak ve kuru ikliminde yetişen bitkiler bulunmaktadır. Burayı ziyaret ederseniz: İsviçre bitki örtüsü hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.

 

UNTERTORBRÜCKE KÖPRÜSÜ:

Şehrin en eski köprüsüdür. 1461-1489 yılları arasında yapılmıştır. İlk yapıldığında: meşe ve ahşap kısımların yoğun olduğu köprü, 1460’lı yıllarda tamamen taş olarak yeniden yapılmıştır. 1818 yılında köprünün üst yapısında değişiklik yapılmıştır. 1979-1981 yılları arasında köprüde restorasyon yapılmıştır.

 

ŞEHİRDEKİ MÜZELER:

bern.kunstmuseum.1

Kunst Museum-Güzel Sanatlar Müzesi:

Aare nehri kıyısında, eski şehrin kuzeyindedir. İsviçre ülkesinin en eski müzesidir. 1809 yılında Bern Devlet Sanat Koleksiyonu kurulduktan sonra, neoklasik tarzda inşa edilen müze binası, 1879 yılında hizmete açılmıştır. Müzede: Ortaçağ Bern tabloları vardır. Ayrıca: Monet, Cezanne, Renoir, Vann Gogh ve Hodler gibi sanatçıların eserleri sergileniyor. Ayrıca, yine bu müzede: Zentrum Paul Klee isimli sanatçının, yaklaşık 4000 eseri bulunuyor. Galeriler şeklinde düzenlenen müze, gerçekten ilginçtir. Sürekli büyüyen ve gelişen koleksiyonda: 3000’in üzerinde resim ve heykelin yanı sıra 48.000 çizim, baskı, fotoğraf, video ve film bulunur.

 

 

Schweizerrisches Alpines Museum-İsviçre Alpleri Müzesi;

Burası, dağ tutkunları için muhteşem bir müzedir. Çeşitli haritalar, antika kayak ve tırmanış ekiplanları sergileniyor. Evet, bu müze, tamamen İsviçre dağlarının çeşitliği konusunda düzenlenmiştir.

 

Museum Für Kommonikation-İletişim Müzesi:

İlk santrallerden, modern yazıcılara kadar uzanan dönemde, posta hizmetleri, telgraf ve telefonun tarihi anlatılıyor. Girişte ise: İsviçre ve diğer birçok ülkeye ait “pullar” sergileniyor. Benim özellikle pul merakım olduğundan, buradaki muhteşem nadir pulları büyük bir beğeniyle seyrettim, pul meraklılarına duyurulur.

 

Bernisches Historisches Museum-Bern Tarih Müzesi:

Burada: el yapımı aletler, silahlar, biblolar ve mücevherler sergileniyor. En değerli parçalar ise: 1476 yılında yapılan Grandson Savaşında, Burgonya dükünden ele geçirilen ganimetlerdir. Bunların arasında: savaş gereçleri, süslemeli el yazmaları ve değerli goblenler bulunuyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.