Kars

Ocak 25th, 2010 tarihinde yayınlandı. | 2.504 kez okunmuştur.


Kars

Kars hakkında söyleyebileceğim tek şey; muhteşem modern bir şehir ancak yılın 8 ayı, insanlar elleri ceplerinde gezerler, bu küçük, şirin ve soğuk doğu şehrinde.

 Kars

ULAŞIM:

Şehir merkezine, 6 km. uzaklıkta havaalanı bulunmaktadır. Bunun dışında, karayolu ve demiryolu ağları ile, ülkemizin diğer yerleşim yerlerine ulaşımda, sorun yaşanmamaktadır.

Karayolu otobüs terminali ise, şehir merkezine 3 km. uzaklıktadır. Terminal ve kent merkezi arasında, otogara ait firmaların servis araçları ve dolmuşları kullanılıyor. Kars-Erzurum arası uzaklık: 203 km. Kars-Ağrı arası uzaklık: 216 km. Kars-Ardahan arası uzaklık: 92 km. Kars-Artvin arası uzaklık: 209 km. Kars-Ankara arası uzaklık: 1073 km. Kars-İstanbul arası uzaklık: 1425 km. dir.

Demiryolu ulaşımının sağlandığı tren istasyonu: kent merkezine 1 km. uzaklıktadır. Tren istasyonu ve kent merkezi arasındaki ulaşım, taksi ve dolmuşlarla sağlanmaktadır.

Kars 

GENEL:

Kars şehri, askeri bir kale olarak, 1750 metre yükseklikteki, bir plato üzerinde kurulmuştur.

Kars isminin kaynağı: Kaşgarlı Mahmut, eserlerinde, Kars kelimesi için: deve veya koyun yününden yapılan elbise olarak söz eder. Başka bir söylentiye göre ise, Kars ismi: MÖ.130 yıllarında, Kafkas Dağlarının kuzeyinden gelen, Türklerin Velentur boyunun Karsak oymağından gelmektedir. Yani: tamamen Türkçe bir isim. Ancak, bölgenin 9.yüzyıldaki ismi: Vanand. Kars ilinin, Gürcüce dilindeki ismi ise: Kariskalaki olarak bilinir. Bunun anlamı: kapı kenti.

 Kars

Şehir merkezi, çok etkileyici. Caddeler çok geniş ve bunların kenarındaki binalar çok güzel. Tarihi yapıların büyük çoğunluğu, Ruslardan kalma. Mimari özellikleri, Rus mimarisinin özelliklerini gösteriyor. Çünkü, Ruslar tarihi süreç içinde, Kars’ı birkaç kez işgal etmişler. En son olarak, 1877 yılında şehri işgal ettiklerinde tam 40 yıl, şehirde yaşamışlar ve 1918 yılında, Kars özgürlüğüne kavuşmuş. Bu süreçte: Ruslar, şehirde birçok yapı yapmışlar.

Kars: Türkiye’de en çok heykele sahip şehirdir. Kentte, özellikle, 1990’lı yılların sonlarından günümüze kadar, heykel yapımına büyük önem verilmiştir. Şehirdeki işlek caddelerde ve yol kenarlarında, tüm meydanlarda ve parklarda heykeller bulunuyor. Bu heykellerin bazıları şunlar: Leyla ile Mecnun Heykeli, Dört mevsim kadın heykeli, Meyve toplayan kadın heykeli. Heykelden söz edince, Türkiye’nin en büyük heykeli de, 2006 yılından bu yana, yine Kars şehrinde yapılıyor. Kars kalesinin simetriğinde, heykeltıraş Mehmet Aksoy tarafından yapılan heykel: bittiğinde 2000 metrekarelik bir alanda, 35 metre genişliğe ve 30 metre yüksekliğe sahip. Heykelin amacı: Barış ve Hümanizme katkıda bulunmak.

Kars, Doğu Anadolu bölgesinin en soğuk bölgesindedir. Kışlar uzun ve sert, yazlar ılık, hatta serince geçer. Dağ sıralarının yüksekliği, denizlerin ılımanlaştırıcı etkisinin buraya girmesine engel olur. Ayrıca, yüksekliğin fazla olması da, kış mevsiminde burada hava sıcaklıklarının düşük ve düşük sıcaklıkların uzun süre etkili olmasına neden olur.

Kars’ın öne çıkan özelliklerinden birisi de: geçmişte Bagratlı krallığına ve Garbi Kafkas Hükümetine başkentlik yapmış olmasıdır. Bu özelliği ile, ülkemiz sınırları içinde bulunupta, geçmişte herhangi bir ülkeye başkentlik yapmış, ender şehirlerden birisidir.

Kars 

TARİHİ SÜREÇ:

Urartular döneminde (MÖ.860-665) bölge; Akhuryan Ülkesi olarak adlandırılır. Aras Nehrinden, Çıldır’a kadar uzanan ve Ani’yi de içine alan, Arpaçay nehrinin havzasını kapsamaktadır. Ermeniler döneminde; Kars ırmağının havzasının bulunduğu bu bölge: Vanant adıyla adlandırılır.

Kars şehri; MÖ.860 yılından itibaren; Urartu hakimiyetindedir. Daha sonra: MÖ.665 yılında: İskitler, bölgede egemen olmuşlardır. MÖ.549-330 yılları arasında, Pers imparatorluğu hakimiyeti altında bulunan bölge; İmparator Darius tarafından “Armenia” adı ile, 13. satraplık haline getirilmiştir. Bu satraplığın sınırları ise; kuzeyde Aras nehrinden, Yukarı Dicle nehrine kadar olan bölge, güneyde Botan çayına, Fırat ve Dicle havzaları arasındaki eyaletlere kadar uzanır.

MÖ.331 yılında; Büyük İskender, Pers imparatoru III. Darius’u yenerek, bölgede egemenliğini ilan eder. İskender; Pers Mithrines’i, 331 yılında, bölgeye satrap olarak gönderir. Büyük İskender ölünce; komutanlarından Neoptolemos, 323 yılında, satraplığa geçer.

MÖ.319 yılında; Pers satraplarından, Orontes, bölgeye hakim olur. MÖ.228 yılında; bölgeye, Sevevkos II. Antiokhos Hieraks hakim olur. MÖ.189 yılında: Roma imparatorluğuna tabi olan bölge; yine Selevkoslar tarafından yönetilir.

226 yılında: Sasani imparatorluğu, bölgeyi hakimiyeti altına alır. Sasanilerin egemenliği sırasında, Kars toprakları “Ararat Eyaleti” olarak, yaklaşık 200 yıl, İranlıların egemenliğinde kalır.

640 yılından itibaren, bölgeye arap akınları başlamıştır. Pers imparatorluğunun 652 yılında yıkılmasından sonra, 661-750 yılları arasında Emeviler, 750 yılından itibaren Abbasiler hakim olmuşlardır. 949 yılında, bölge Bizanslıların eline geçer.

Türklerin Bizanslıları Malazgirtte yenmesinden sonra, bölgedeki Bizans imparatorluğuna hizmet eden Ermeni aristokratları batıya göç ederler. Sivastan Antakyaya kadar olan bölgeye yerleşen Ermeniler, zamanla Kilikyaya yayılmaya başlarlar.

1072 yılında, Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan’ın ölümünden sonra: oğlu Melikşah (1072-1092) başa geçer. Bu dönemde; Kars’ın bulunduğu bölge, Bizans imparatorluğuna bağlı Gürcüler tarafından denetil altına alınır. 1080 yılında ise, bölge yeniden Selçukluların eline geçer.

1300’lü yıllarda, Moğol İmparatoru Timur tarafından şehir kuşatılır. Kars valisi olan Karakoyunlu hükümdarı, Timur’a karşı, haftalarca direnir ve Timur ordusuna büyük zaiyat verdirir. Bunun üzerine, Timur, şehri ele geçirince, tamamen yıktırır.

 Kars

1877-1878 Osmanlı Rus savaşı (93 harbinde) Kars’ın isminin tüm dünyaya duyurulacağı olay yaşanır. Kars’ta Gazi Ahmet Muhtar Paşa komutasında 12 bin kişilik Osmanlı ordusu bulunmaktadır. Ancak, şehir, Rus generali Muravyey komutasındaki 50 bin kişilik ordu tarafından kuşatılır. Bu kuşatma, Rusların, Osmanlı ordusu üzerine yaptığı, iki başarısız seferin üzerine yapılan üçüncü saldırıdır. Ancak: Ruslar, bu kuşatmada 20 bin kişi, zaiyat vererek geri çekilirler. Çünkü: savunma tabyalarında yalnızca askerler değil, imamı ile, köylüsüyle, genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle bütün Kars halkı bulunmaktadır. Bu yüzden, bu kuşatmada: şehir halkından, 6 kadın, 9 din alimi hoca ve 70 sivil şehit olur. 230 yaralı verilir. Bu zafer üzerine, Kars şehrine “Gazi” ünvanı verilir. Bu zaferde payı olan Kanadalı general Williams: memleketine döndüğünde verdiği bir teklif ile, Ottowa kentinin 25 mil güneyindeki Wellington Kasabasının adı: Kars’ın cesur insanlarına hürmeten, Kars adını alır.

Ancak: Rusların yapamadığını, Kars şehrinde, açlık ve fakirlik yapar, şehirde kolera salgını çıkar. Şehir çok kayıp verir ve zayıf düşer. Ruslar ise, uğradıkları bozguna rağmen, kuşatmayı sürdürmektedirler. Ancak: açlık ve soğuk Kars’ı teslim almıştır. İnsanlar son durumda, ölmüş hayvan eti ve ot kökleri yiyerek hayatlarını  sürdürmeye çalışmaktadırlar. Gazi Kars, dünyayı titreten zaferden bir ay sonra, 28 Kasım 1855 tarihinde, tek kurşun atılmadan, şartlı teslim olur. Gazi Kars, artık şehit olmuştur.

1917 yılında Çarlık Rusyası dağılınca, 1918 yılında, Kars yine Osmanlı topraklarına katılır. Ancak; 1918 yılında Osmanlı  topraklarının itilaf devletleri tarafından istilası sırasında, şehir, 1921 yılına kadar, Ermeniler ve Gürcüler kontrolü altında kalır. Ancak; 1921 yılında Ruslarla yapılan antlaşma ile, Türkiye-Rusya sınırı yeniden çizilmiş ve Kars ve çevresi, Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmıştır.

Kars

KARS SUBATAN KÖYÜ, TOPLU MEZAR KAZISI:

Kars’ın yaklaşık 28 km. doğusunda, Türkiye-Ermenistan sınırındaki Ani antik kenti yakınlarında bulunan Subatan köyünde, 1991 yılında, bir toplu mezar açımı yapılmıştır. 1918 yılında, Ermenilerin bölgeden çekilmeleri sırasında, diğer birçok merkezde olduğu gibi, Ermeni çetelerinin saldırıları sonucunda öldürüldükleri düşünülen insanlarımızın gömüldüğü yerler; olayın görgü tanıkları olanların verdikleri sözlü ifadeler üzerine açılmıştır. A-1 ve B-1 açmalarında: üstteki 40 cm. dolgu toprağı kaldırıldıktan sonra, çoğunluğu 0-1 yaşları arasında olan çocuklara ait ilk iskeletler bulunmuş. A-1 açmasında: yaklaşık 80 cm. derinliğe inilince, bir ana ve kız çocuğuna ait iskeletler bulunur. Kadın sağ yanı üzerine düşmüş ve sol kolu ile, kucağındaki çocuğuna sarılmıştır. Kadının kafatasında iki darbe izi görülür, bunların özellikle kafalarına vurulan muhtemelen balta ve kesici aletler ile öldürüldükleri görülmüştür. Gerek kadın ve gerekse çocuk, üzerindeki giysilerle gömülmüştür. Bu hazin olaylara, daha fazla girmek, ayrıntıya girmek istemiyorum, çünkü burada birçok iskelet ve bunların kalıntıları bulunmuştur. Kalıntıları: Kars Müzesinde açılan katliam bölümünde de görebilirsiniz.

Kars 

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ:

1992 yılında kurulmuştur. Üniversitede: eğitim ve öğretim faaliyetleri: önlisans, lisans ve lisansüstü düzeylerinde yürütülmektedir. Üniversite bünyesinde: 6 fakülte, 3 yüksek okul, 8 meslek yüksek okulu, 3 enstitü, 4 araştırma ve uygulama merkezi bulunmaktadır.

Bugün için, üniversitede 468 öğretim elemanı ve yaklaşık 14 bin öğrenci kapasitesi bulunmaktadır. Her yıl, yaklaşık 4 bin öğrenci kayıt yaptırmaktadır.  Yükseköğrenimin gerektirdiği çağdaş altyapı ve teknik donanım yatırımları, hızlandırılarak sürdürülüyor.

Kars 

KAFKAS DANSLARI:

Evet, Kars denilince, Kafkas dansları akla geliyor. Bu dansları yapanlar, Kafkasya yöresine uygun kıyafetler giyiyorlar. Bu oyunların en başta geleni: Lezgi. Bu bir Azeri oyunu. Tek, ikili, toplu olarak da oynanabiliyor. Tek oynandığında: Lezinka deniliyor. Toplu oynanırsa, yöreye özgü Lezgi, Lehuri adını alıyor. Oyunda; erkek kartalı, kadın sa, sülünü temsil ediyor.

Kars 

KARS KAŞAR PEYNİRİ-KARS BALI:

Kars kaşarı ve balı için, Türkiye genelinde ciddi beğeni bulunmaktadır. Kars balı: tamamen organik bir üründür. Bu bal: Kars ve Ardahan’ın mera ve yaylalarında, doğal olarak yetiştirilir. Çok sayıda polen ve nektar kaynağı çiçekten üretilmektedir. Bu bitkilerin yetiştirilmesi için herhangi bir ilaçlama ve gübreleme işlemi yapılmadığından, elde edilen bal, gerçekten mükemmeldir. Bu balı: Kafkas arısı ırkı yapmaktadır. Bu arının temel özelliği, dil uzunluğudur. 7.2 mm. dil uzunluğu ve çalışkan bir arı ırkı olan Kafkas arısı, bu sayede derin tüplü çiçeklerin de nektarlarından yararlanıyor ve dilinin diğer arı ırklarından 3 mm. daha uzun olması nedeniyle, yaptığı balı, diğer ballardan üstün kılmaktadır. Kafkas arı ırkı, dünyada ekonomik değere sahip çok önemli 4 arı ırkından biridir. Balın özellikleri ise, şöyle sıralanabilir; yüksek yörelerin balı olan Kars balının en önemli özelliği: çabuk kristalize olmasıdır. Beyaz ile amber rengi arasında değişen balın tadı, leziz olduğu gibi boğazı da yakmıyor.

 Kars

Kars’ta hayvancılıkta önemli bir geçim kaynağıdır. Peynirler: Zavod denilen mandıralarda üretilir. Altışar kiloluk kalıplar halinde üretilen kaşar peynirinin kabuk yüzeyleri daha küflü olur. Özellikle: Kars’ta: inek ve koyun sütü karıştırılarak üretilen kaşar peynirlerinin sarı rengi iyice koyulaşıyor.

Kars

Bunun dışında, Kars’ta, peynirlerin kralı olan Gravyer peyniri üretiliyor. Bir süre Çarlık Rusya’sının işgalinde kalan yörede, yabancı ustaların öncülüğünde, gravyer peyniri üretilmeye başlanmış. Tam yağlı inek sütünden yapılıyor.

Kars 

NE SATIN ALINIR:

Kars’ın kilim ve halıları meşhur. Doğal boyalı pamuk, kıl, ipek ve yün iplikler kullanılarak yapılıyor. Bunun dışında: gümüş kemerler, başlıklar ve çeşitli gümüş takılar satın alabilirsiniz. Kaz tüyünden yapılan yastıklar son derece sağlıklı, mutlaka düşünün. Ayrıca: ünlü Kars kaşar peyniri ve balı da satın alabilirsiniz.

Kars

Özellikle: Kars halıları ve Kars halıcılığı çok eski tarihlerden itibaren önem kazanmıştır. Daha önceki yıllarda, halılar, orijinal desenleriyle, yurt dışına ve özellikle Almanya’ya ihraç ediliyormuş. Desenler nerede görülürse görülsün “Kars Halısı” olarak tanınıyormuş.

 Kars

NE YENİR:

Kars denilince, akla hemen: ünlü Kars kaşar peyniri ve tereyağı geliyor. Çeşit çeşit kaşar peynirlerinin mutlaka tadına bakın. Bunun yanında, Kars şehrinde çok miktarda kaz yetiştiriciliği var. Şehrin neresine bakarsanız bakın, kaz sürüleri görebilirsiniz. Kaz yetiştiriciliğinin bu kadar yaygın olmasının en büyük sebebi; sanırım bu hayvanların sert iklime dayanıklı olmaları. Genellikle, yetiştirilen kaz etleri kurutularak, kışlık et ihtiyacını karşılamak üzere saklanıyor. Tüylerinden ise, yastık yapılıyor.

Yine de, Kars mutfağı denilince, bunların dışında: hamur işi yemekler öne çıkıyor. Bu yemeklerin başlıcaları: Katte (hamurlu), piti (nohutlu-etli), hangel (kıymasız mantı), kelle paça, kaz yemekleri (tandırda kaz çekmesi ve pilavlı kaz eti), hörre (un çorbası), ayran çorbası ve nezik (hamurlu).

 

GEZİLECEK YERLER:

 Kars

ŞEHİR MERKEZİNDE RUSLARDAN KALMA BİNALAR:

1877-1878 savaşından sonra, Kars, 40 yıl süresince Rus işgalinde kalır. Bu dönemde, Ruslar, şehirde yeni bir imar çalışması başlatırlar. Kars kalesi içindeki yerleşim bölgesi terk edilmiş, 1890 yılında yeni bir şehir planı yapılarak, bu plana göre şehirdeki imar çalışmalarına hız vermişler.

Yeni şehir planı, birbirini dik kesen, ızgara planlı caddelerden oluşmaktadır. Bu geniş caddelerin üzerine, 1890 yılından başlanarak, 1917 yılına kadar, Baltık mimari tarzında, düzgün kesme, bazalt taşından yapılar yapılmıştır. Bunlar: tek katlı, iki katlı ve nadir olarak da üç katlıdır. Bu binaların giriş cepheleri: yalancı sütunlar, bordür kabartma taşları ile süslenmiştir. İç mekanları, uzunca bir koridor çevresinde, iç içe açılan oda ve salonlardan oluşuyor. Ayrıca: binalarda şömine biçiminde, Peç  denilen ısıtma sistemleri kullanılmıştır. Bu sisteme göre: salonlarda bulunan Peç içinde, kömür yakıldıktan sonra, iç mekan duvarlarından geçirilen borularla, binanın tamamı ısıtılmaktadır. Günümüzde, Kars ilinde, bu tür 101 yapı bulunmaktadır ve bunlar Sit ilan edilerek, koruma altına alınmışlardır. Ancak, bunların büyük kısmı, şahıs mülkiyetindedir.

 Kars

GAZİ AHMET MUHTAR PAŞA KONAĞI:

Gazi Ahmet Muhtar Paşa: 1877 yılında, Sultan II. Abdülhamit tarafından, Anadolu ordusu komutanlığına atanır. 1877 yılında, Ruslar ile, 8 ay süren ve 93 harbi olarak da isimlendirilen savaşlarda, Osmanlı ordusuna başkomutanlık yapmıştır Bu savaşlarda, Ruslara karşı: bir kısım muharebeleri kazanmış ve Gazi ünvanını almıştır. Osmanlı imparatorluğunun, iki cephede savaştığı ve devletin en sıkıntılı dönemlerinde, Doğu cephesinde, Rus ordularını üç kez yenerek, Rusların Erzurum’dan öteye geçmesini engellemiştir. Bu büyük başarısı, onu öne çıkarıyor.

Ancak: Alacadağ savaşında yenilince, Osmanlı ordusu, Erzurum’a çekilmek zorunda kalmış ve bölge Rusların eline geçmiştir. 1919 tarihinde, İstanbul’da vefat etmiştir.

Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı: 19.yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. İki katlı ve kare planlıdır. Dış cephe duvarları, bazalt taşından, çatısı toprak damlı olarak inşa edilmiştir. Konağın giriş cephesi: güneydedir. Zemin kat: 2 salon, birinci kat 1 salon ve 3 oda ile bir giriş holünden oluşuyor. Birinci kat, iç mekanında, o dönemde çok kullanılan, Peç adı verilen ısıtma sistemi var.

Evet, konak, 2001 yılında ziyarete açılmış. 1.katta: 93 Harbi askeri malzemeleri, Paşa’ya ait fotoğraflar ve haritalar sergileniyor. Ayrıca: cam vitrinler içinde: top mermileri, fişekler, süvari at nalları gibi, 93 Harbi sonunda bölgeden toplanan askeri malzemeler sergileniyor. Konağın 1.katındaki büyük salonda: metal koşum takımları, Rus ordusunda kullanılan top mermileri ve Osmanlı ordusunda kullanılan malzemeler sergileniyor.

Konağın önünde, Paşa’ya ait bir de büst var. Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın, karargah binası olarak kullandığı Konağının bahçesinde bulunan Paşa’ya ait büst, Kars’lılar tarafından, Paşa’ya olan bir şükran ifadesi olarak dikilmiş.

 Kars

PAŞA (BEYLERBEYİ) SARAYI;

Lala Mustafa Paşa tarafından, 1579 yılında yaptırılmıştır. Kale eteğindedir. 2 katlı, yuvarlak kemerle, cepheden giriş kapılı bir yapıdır. Kesme taştan yapılmıştır. Cephe duvarları üzerinde, iki sıra halinde yuvarlak kemerli pencere sıralanmıştır. Yapı: 1918 yılında, Kars Hükümet Konağı olarak kullanılmıştır. Ancak, aynı tarihlerde, yapı, Ermeniler tarafından tahrip edilmiştir. Daha sonra herhangi bir onarım yapılmamıştır. Günümüze yalnızca, duvarları gelmiştir.

 Kars

KARS MÜZESİ;

Müze, ilk olarak, 1959 yılında: Vilayet konağında kurulmuş.  Daha sonra, havariler kilisesi müze olarak düzenlenmiş ve son olarak 1978 yılında, İstasyon Mahallesinde yapılan, yeni müze binasına taşınılmış ve 1981 yılında, müze yeni binasında hizmete açılmıştır.

Arkeoloji Salonu: Burada: taş el baltaları, çakmaktaşı, kazıyıcı ve kesici aletler sergileniyor. MÖ.13.bin yılda iskan gördüğü düşünülen, Kağızman ilçesi Camuşlu köyündeki Camuşlu mağaralarında bulunan bu eserlerin yanında, buzul çağının sonunda, yani 2 milyon yıl öncesinden kaldığı tahmin edilen, bir dinazor bilek kemiği de, sergileniyor.

Urartu Dönemi Eserleri: Burada özellikle, Sarıkamış Micingit köyünde bulunan, 2 adet Urartu kılıcı, 1 bronz savaş kemeri, bronz bilezikler dikkat çekiyor. Ayrıca: burada, akik boncuklar ve pişmiş toprak boyalı vazolar sergileniyor.

Sikkeler: Müzede sergilenen sikkeler: Grek, Roma, Patrh, Bizans, Anadolu Selçuklu, Osmanlı dönemlerinde basılan sikkelerden oluşuyor.

Kars

Pithoslar (zahire küpleri): 7.ve 12.yüzyılda kullanılan, zahire saklama kaplamalarıdır. Bir kısmı Ani yöresinde bulunmuştur. Diğer kısmı ise, vatandaşlar tarafından satılmak üzere müzeye getirilmiştir.

Taş Eserler: Bu bölümde, Akkoyunlu ve Karakoyunlu dönemi mezar taşları bulunuyor. Bazalt taştan yapılmış: koç, koyun ve at heykelleri sergileniyor. İslami kitabeler ve taş rölyefler, işleme tekniği daha kolay olan Tüf taşından yapılmış. Taş ocağından ilk çıkarıldığında işlenmesi kolay olan tüf taşı, özellikle volkanik bir arazi üzerinde bulunan Ani yöresinde, fazlaca bulunuyor ve kullanılmış. Burada sergilenen, Selçukluların simgesi Aslan Rölyefi, Ani örenyeri kazılarında bulunmuş.

Etnoğrafya Salonu: Müzenin ikinci katında bulunuyor. Burada: 18. ve 19.yüzyıldan kalma, Osmanlı dönemi: giysiler, mutfak eşyaları, halı, kilim, silah, el yazması Kuran-ı Kerimler sergileniyor.

Kars

Kazım Karabekir Paşa’ya ait Vagon: 1921 yılında: Ruslar: Azerbeycan ve Gürcistan bölgelerini işgal ederler. Ordunun başında: Keker bulunmaktadır. Bu sırada: Gümrü kalesi ve doğusu ise, Türklerin elinde bulunmaktadır. Rus generali Keker, Kazım Karabekir Paşa ile görüşmek ister. Görüşme yeri olarak: Gümrü doğusunda bir köy olan, Akbulak seçilir. Her iki komutan; bulundukları yerlerden trenlerle hareket ederek, Akbulak köyüne gelirler.

Burada; rus generalin ikamet ettiği tren vagonunun çok güzel ve lüks olduğu görülür. Karabekir Paşa’nın vagonu ise: Çarlık Rusyası döneminde Ermenilerden kalma, eski bir vagondur. Bolşevik rus generali, bunun üzerine: Karabekir Paşa için bir vagon göndereceklerini söyler. Daha sonra, salonlu ve o döneme göre gayet lüks bir vagon gelir. Karabekir Paşa, toplantıdan sonra, Kars şehrine, bu vagon ile döner. Bu vagon: takip eden süreçte: Kars ve Sarıkamış istasyonlarında kalır. Bunun üzerine, bölge halkı: vagona “Kazım Karabekir Paşa Tren vagonu” ismini verir. Sarıkamış-Erzurum arasındaki demiryolu: diğer demiryollarına nazaran dar olduğundan, bu vagon da mecburen: yalnızca bu hat üzerinde kullanılmıştır. Kazım Karabekir Paşa: 1922 yılı başlarında, Sarıkamış’ta Şark cephesi komutanlığını bırakana kadar, 1.5 yıl boyunca bu vagonu kullanmıştır.

Vagon: 1970 yılında, Kars şehrine getirilerek müzeye yerleştirilmiştir.

Birazda vagonun özelliklerinden söz etmek gerekirse: uzunluk 17 metre. 8’er penceresi var. İçinde: yatak, banyo, büfe, yazı/çalışma masası, kitaplık bulunuyor. Her iki yanında: biri Türkçe, öteki Rusça yazılar, birbirinin tercümesi olarak yazılmış.

 Kars

KARS KALESİ:

1153 yılında, Saltuklu Sultanı Melik İzzeddin Salduk Veziri Firuz Akay tarafından yaptırılır. Kale kalıntıları arasında bulunan bir mermer kitabe, dış surların kapısına konulmuştur.

Merkez kale ve iç kale olarak ayrılır. Surlar: 27.000 metre uzunluğunda, 220 burç ile desteklenmiştir. Kale ise: doğu-batı istikametinde 250 metre, kuzey-güney istikametinde ise: 90 metredir.

 Kars

3 ana giriş kapısı bulunuyor. Bunlar: su kapısı, Kağızman kapısı ve Behram kapısıdır.

Savunmaya elverişli ve sağlam duvarlarla çevrilmiştir. Ancak: 1386 yılında, Moğol İmparatoru Timur tarafından, kale ele geçirilir. 1579 yılında ise, Sultan III. Murat döneminde, Lala Mustafa Paşa tarafından onarılır. 1877-1878 Osmanlı Rus savaşından sonra, 40 yıllık Rus işgalinde kale hasara uğrar ve orijinal özelliğini kaybeder.

Kaleyi gezmek isterseniz: kuzeydeki ana giriş kapısından girebilirsiniz. Buradan kale önündeki boşluğa çıkılıyor. Buradan, kale burcuna doğru, taş döşemeli bir cadde var. Caddenin bitiminden itibaren merdivenlerle kale burcuna ulaşılıyor. Kars kalesi içinde, 12.yüzyıldan kalma Celal Baba Türbesi, Askeri koğuşlar, Tarlalar, Cephanelikler ve bir adet de Mescit bulunuyor.

Kars kalesi hakkında bir efsaneden söz etmek istiyorum. Duvarlarında harç olarak yumurta akı kullanıldığı söylenir. Ayrıca: kalenin içinde, savaşta başı kesildiği halde, başını koltuğunun altına alarak dövüşmeye devam eden birisine ait bir türbe bulunmaktadır. Bu türbenin ilginç bir özelliği de var. Yerden normal bir taş alın, bu türbenin duvarına birkaç kez sürtün, bir süre sonra, yerden aldığınız taşın, türbenin taş duvarına yapıştığını göreceksiniz.

 Kars

EVLİYA CAMİSİ:

Kaleiçi mahallesindedir. Lala Mustafa Paşa tarafından, 1579 yılında yaptırılmıştır. Cami haziresinde: Hasan-ı Harakan isimli, Anadolu evliyalarından birinin mezarı bulunmaktadır, isminin buna istinaden verildiği düşünülmektedir. Eski adı: Murat-ı Salih Camisi” dir. Cami: 1998 yılında restore edilmiş ve orijinal özelliğini kısmen yitirmiştir. Bugünkü durumu: payeler üzerinde oturan merkezi kubbe mihrap önündeki sahnı kapsamaktadır. Son cemaat yeri ile arasındaki boşluğun üzeri de, iki sıra halinde, beşer küçük kubbe ile örtülmüştür. Diğer yanındaki kubbe dışında kalan mekanların üzeri, yine beş küçük kubbe ile örtülüdür. Caminin mihrap ve minberi, sonradan yapılmış olup, mimari yönden bir özellik taşımamaktadır.

Minaresi kare kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Bu minare, caminin ilk yapılışından kalmış, orjinalliği korunmuştur. Kesme taştan yapılmış olan minare, renkli taşlarla, geometrik desenlerin hakim olduğu bezemeye sahiptir.

Caminin yanında bulunan ve Horasanlı Hasan-ı Harakani’nin, kare planlı ve kubbesi çini kaplı türbesi bulunuyor.

Günümüzde halen ibadete açıktır.

 Kars

FETHİYE CAMİSİ:

Kars il merkezindedir. Ruslar tarafından inşa edilmiş bir kilise yapısıdır. Kilisenin güneyinde, 15 metre uzaklıkta, ayrıca bir Rus anıtı dikilmiştir. Ancak: Kars’ın kurtuluşundan sonra, anıt yok edilmiş, kilise ise camiye çevrilmiştir.

Evet yapının mimarisi hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Yapı, dikdörtgen planlı olarak kesme taştan yapılmıştır. Doğu cephesinde, sağlı-sollu, iki bölüm var. Altı basamaklı bir merdivenle çıkılan bu bölümde, sütunlar arasına iç mekana girişi sağlayan kapılar yerleştirilmiş.

Kapı girişlerinin ve buradaki pencerelerin sağ ve soluna, sütunlar yerleştirilerek, bu bölümlerin daha hareketli hale gelmesi sağlanmış. Aynı zamanda, burada sivri kemerlerde bulunuyor.

Yapının batısında, girişin üzerinde, çatıdan daha yüksek olan, üç pencereli bir çatı katı da buraya eklenmiş. Kuzey ve güney kapılarının üzerindeki çatı bölümlerinde ise, yonca yaprağı görünümünde kemerler ve sivri kemerli bölümler de cephede son derece hareketli bir görünüm sergiliyor.

Evet, yapının ibadet mekanı, 1984 yılında yapılan restorasyonun ardından camiye dönüştürüldükten sonra, kısmen onarılmış ve orjinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşılmış. İç mekanı, geniş bir tavan örtmekte olup, üzeri geometrik bezemelerle süslenmiş. İç kısmını çepeçevre kuşatan bir balkon düzeni bulunuyor. Ayrıca, bunlardan bir tanesi, loca görünümünde ibadet mekanına taşırılmış.

Günümüzde cami olarak kullanılan bu  yapının iki yanına, taş kaide üzerine, yuvarlak gövdeli taştan ve ikişer şerefeli birer minare eklenmiştir.

 Kars

HAVARİLER KİLİSESİ;

Şehir merkezinde, Kars kalesinin güney eteğinde, Kaleiçi mahallesindedir. Havariler ismine, ilk kez 19.yüzyılda rastlanır. Bu ad: kubbenin altındaki 12 figürden esinlenilmektedir.

932-937 yılları arasında yapıldığı düşünülmektedir. İlk yapılışı, Ermeni kilisedir.  

1579 yılında, Osmanlılar, bu kiliseyi camiye çevirirler. Ruslar’ın, 1877 yılında Kars’ı almasıyla, kilise Rus Ortadoks kilisesi haline getirilir. Bu dönemde, yapı: Rus ordusu tarafından, kale başkilisesi olarak kullanılır. Kuzey, güney ve batı girişlerinin önüne, küçük revaklar ve doğu duvarına da bir kiliseye ait eşyaların tutulduğu yer yaptırılır. Kilisenin içine ise, apsise süslü taş oyması yaptırılır ve duvarlar boyanıp onlara yaldızlı boya ile süs yapılır ve Kiril yazıları işlenir. Daha sonra, katedralin hemen kuzeyine, ince işli bir çan kulesi inşa edilir.

Kars’ın 1918 yılında, Türklerin eline geçmesiyle, katedral, yine camiye çevrilir. Rusların yaptığı çan kulesi yıkılır. Kilise yapısı: 1950’lerde benzin deposu, 1960-1970 yılları arasında müze olarak kullanılır. Ancak, müze kendi binasına taşınınca, burası kaderine terk edilmiştir.

Kilise: merkezi planlıdır. 4 yonca yaprağını andıran, dört nişle genişleyen dik açılı bir mekana sahip. Kilisenin ana giriş kapısı: batı yönündedir. Ayrıca: güney ve kuzey yönlerinde, iki giriş kapısı daha vardır. Kilise: yöreye özgü düzgün kesme bazalt taştan yapılmıştır.

İçerisi çok sadedir. Kubbenin yüzeyi, kaburgalara ayrılmış. Her köşe kemerinin kilit taşında, dört vaiz’in sembollerini temsil ettiği düşünülebilecek oymalar var. Kuzeybatı köşe kemerinde: Aziz Lukas’ı temsil eden öküz oyması, güneydoğuda ise Aziz Yahya’yı temsilen kartal oyması bulunuyor. Güneydoğu ve kuzeydoğu köşe kemerlerinin ikisinde de insan başı oymaları var. Bu: Aziz Mateos için doğrudur, ama Aziz Markos genelde, aslan ile temsil e dilir. Köşe kemerleri ile, apsislerin kemerleri arasındaki kemer üstü dolğularından başka, küçük boyutlu oymalar var. Çoğu, kabuk desenidir, ama insan kafası da dahildir.

 Kars

TAŞ KÖPRÜ:

Kaleiçi mahallesi ile, Sukapı mahallesini ayıran boğaz üzerindedir. Lala Mustafa Paşa tarafından, 1579 yılında yaptırılmıştır. Kars çayı üzerindedir. Daha sonraları deprem nedeniyle yıkılmış ve 1719 yılında, Kars eşrafından Hacı Ebubekir Karahanoğlu tarafından yeniden yaptırılmıştır. Bu nedenle, bir ismi de, Karahanoğlu köprüsüdür. Üzerindeki yazılar, Ermeni işgali sırasında, Ermeniler tarafından kazınarak yazılmış yazılardır. Yoksa, köprüde herhangi bir kitabe bulunmamaktadır.

Köprülerden biri: 3 gözlü olup, 53.70 metre uzunluğunda, 8 metre genişliğindedir. Köprünün: yuvarlak kemerlerinden ortadakinin kemer açıklığı: 13 metredir. Diğer iki kemer, daha küçük olup, yol seviyesindeki toprak üzerine, bir kenarı ile oturtulmuştur. Bu kemerler: tempan duvarlarına göre daha içeridedir. Yapımında kesme bazalt taş kullanılmıştır. Bu taşlar arasındaki derzler, açıkça görülmektedir. Köprünün iki yanındaki tempan duvarlarının yükseltilmesi ile korkuluklar meydana getirilmiştir. Ayrıca ortadaki ayağın iki yanında, birer köşeli ve yüksekliği kemerin üst seviyesine kadar çıkan, iki selyaran bulunmaktadır.

Günümüzde ulaşıma açık tutulmaktadır.


Cevap

Sizde yorum yaparak görüşlerinizi belirtebilirsiniz.

Sorularınız veya önerileriniz için iletişim | Google Sitemap

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, iletişim yolunu kullanarak bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.

| Alexa | XHTML | CSS | Gezi | Gezi | Google

Creative Commons