İzmir

Ağustos 5th, 2009 tarihinde yayınlandı. | 15.562 kez okunmuştur.


İzmir
Türkiye’nin üçüncü büyük metropolü olan fuarlar merkezi İzmir, ticaret ile bütünleşmiş çağdaş bir liman kentidir. İşte, size ayrıntılı bir İzmir yazısı. İzmir’de gezmek, İzmir’de gezilmesi ve görülmesi gereken yerler için bir gezi planı hazırlamak istiyorsanız, buyrun, en güzel İzmir için, en güzel gezi yazısı. Ayrıntılı bu gezi yazısını inceleyip, kendinize, ilginizi çekecek yerleri katarak, güzel bir İzmir gezi planı yapabilirsiniz. Ülkemizin en güzel şehirlerinden olan İzmir’i buyrun doya doya gezin. Unutmayın ki, kış burada, yanlızca serin bir hava ve yağmur demektir. Kar ve soğuk olmaz, rahatça gezebilirsiniz.

xxxxxxxx
İzmir
ULAŞIM:

KARAYOLU: İzmir ve çevreleri arasındaki ulaşım, son derece rahat ve gelişmiş durumdadır. İzmir-Işıkkent Otogarında, Türkiye’nin diğer tüm illerine, gece ve gündüz, düzenli otobüs seferleri yapılmaktadır.
İzmir-İstanbul arası uzaklık: 561 Km. dir. İzmir-Ankara arasındaki uzaklık: 579 km. dir. İzmir-Antalya arasındaki uzaklık ise: 446 Km. dir.

HAVAYOLU: İzmir’in 20 km. doğusunda bulunan: Uluslar arası Adnan Menderes Hava Limanından, yurt içi ve yurt dışı uçak seferleri, her gün periyodik olarak yapılmaktadır.

xxxxxxxxxx
İzmir
İZMİR’İN GENEL ÖZELLİKLERİ:

Türkiye’nin üçüncü büyük şehridir. Çağdaş, gelişmiş ve aynı zamanda işlek bir ticaret merkezidir. Türkçede “Güzel İzmir” olarak adlandırılan İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş, uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır.

İzmir limanı, İstanbul’dan sonra, ikinci büyük limandır.
İzmir
İzmir ilinin, Ege’ye 629 km. kıyısı bulunmaktadır. Bunun 101 km.si, doğal plaj (kumsal) niteliğindedir. İzmir kıyıları, yarımada ve koylardan oluşan coğrafyası nedeniyle, plaj kullanımı dışında su sporlarına da olanak vermektedir.
İzmir
İldeki plajlardan: Selçuk-Pamucak, Urla ve Gülbahçe, Çeşme-Ilıca ve Altınkum, Gümüldür ve Özdere plajları ile kuzeyde Dikili ve Çandarlı, Foça-Yeni Foça plajları, Çeşme-Ilıca ve Altınkum plajları, kumsal özellikleri bakımından öne çıkmaktadır. Plajlara ulaşım son derece kolay ve seridir. İzmir merkez garajdan ve Üçkuyular garajından, hemen her ilçeye günün her saatinde araç temin etmek imkanı vardır.
İzmir
Dünyanın, en büyük üçüncü heykeli olan Mevlana Heykeli, Buca’da bulunmaktadır. Buca’nın en yüksek yeri olan Tıngırtepe’ye kaidesiyle gaberesi 23 metre olan ve dikildiği tepeyle birlikte, yer seviyesinden 73 metre yüksekliğe kavuşan Mevlana Heykeli, deniz seviyesinden 160 metrelik yüksekliğiyle, İzmir’in büyük bir kesiminden görülebiliyor. Heykelin çevresinde, semazenler yerleştirilen rekreasyon alanı içinde kafeterya, yürüyüş yolları ve oturma gurupları yer alır. Geceleri: lazer ışıklarıyla da aydınlatılan heykel, İzmir gecelerine farklı bir güzellik katıyor.

xxxxxxxxxx
İzmir
İZMİR SÖZCÜĞÜNÜN KÖKENİ:
İzmir kelimesi, Eski İyon lehçesinde: Smyne ve Atina lehçesinde ise: Smyna diye yazılır. Ancak: Smyna sözcüğü: Yunanca değildir. Ege bölgesindeki birçok yerleşim adı gibi: Anadolu kökenlidir.

xxxxxxxxxx
İzmir
İZMİR KENT İÇİ ULAŞIM:
Kent içi toplu ulaşım: Büyükşehir Belediyesi’nin yetki ve sorumluluğundadır. Toplu ulaşım hizmetlerinin hat ve güzergahları ile birbirini tamamlaması için, otobüs-vapur-metroda ulaşım hizmet bütünlüğü sağlanmıştır. Tüm toplu taşım araçlarında, bilet yerine geçen “Kentkart” adlı elektronik bir kart, İzmir ulaşımının bütünlüğünü sağladığı gibi, ulaşımı hızlandırmaktadır.

BELEDİYE OTOBÜSLERİ: Otobüs hizmeti, Büyükşehir Eshot Genel Müdürlüğü tarafından sağlanır. Kent içi ve 12 ilçe belediyesi arasında yapımlıktadır. İlk binişte belli bir ücret kesilirken bundan sonraki 90 dakika içinde, ikinci ve diğer binişlerde, herhangi bir ücret yok.

METRO: Metro istasyonları: İzmir metrosunun 11.6 km.lik hattında: Hatay, Üçyol, Konak, Çankaya, Basmane, Hilal, Stadyum, Halkapınar, Sanayi bölge ve Bornova olmak üzere, toplam 10 istasyon bulunmaktadır.

VAPUR: Toplu ulaşımda bütünlük amacıyla, körfez vapurlarının sayısı ve sefer sıklığı arttırılmıştır. Ulaşımda kolaylık ve rahatlık sağlanmıştır. Karşıyaka ve Bostanlı ile Konak arasındaki sefer aralığı, 20 dakikaya indirilmiş ve iskeleler yeniden düzenlenmiştir. Bostanlı, Karşıyaka, Bayraklı, Alsancak, Pasaport, Konak, Göztepe ve Üçkuyular olmak üzere, 8 iskeleden sefer yapılmaktadır.

xxxxxx

İZMİR’İN TARİHİ ÖZELLİKLERİ:

Eski İzmir kendi (Smyna) körfezin, kuzeydoğusunda bulunan ve yüzölçümü yaklaşık 100 dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştur. Son yüzyıllar boyunca: Meles Çayı’nın bugünkü Yamanlar Dağı (Sipylos Dağı)’ndan gelen sellerin getirdikleri mil ile, bugünkü Bornova ovası oluşmuş ve yarım adacık bir tepe haline dönüşmüştür.

Günümüzde, Tepekule denilen bu höyüğün üzerinde, Tekel Müdürlüğünün İzmir Şarap ve Bira Fabrikası’na ait numune bağı bulunmaktadır. 1955 yılından beri yoğun gecekondu bölgesi olan bu çevrede, İzmir’deki ilk yerleşim yeri olarak tespit edilen “İzmir Höyüğü” bulunmaktadır. Buradaki ilk kazılarda: Türk Tarih Kurumu ve Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün katkıları büyük olmuştur.

Bayraklı höyüğü: körfezin kuzeydoğu köşesinde, kuzeyine sarp kayalı Yamanlar Dağı’nı alarak, karadan gelecek saldırılara karşı, rahat bir konumdaydı. Güneyi: imbata açıktı. Eski İzmir yerleşimi, yaklaşık 3000 yıl boyunca, bu yarımada üzerinde yer aldı. MÖ.4’ncü yüzyılın ikinci yarısında, büyük nüfus artışı yüzünden, bugünkü Kadıfekale (Pagos) eteklerine taşındı.

xxxxxxxxxx
İzmir
İKLİM:
Akdeniz iklim kuşağında kalan İzmir’de, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer. Dağların denize dik uzanması ve ovaların İç Batı Anadolu eşiğine kadar sokulması, denizel etkilerin iç kesimlere kadar yayılmasını sağlar. En sıcak aylar: Temmuz ve Ağustos ve soğuk aylar ise, Ocak ve Şubat’tır. Yazın, kıyı kesimindeki sıcaklık; deniz meltem’inin (imbat rüzgarı) etkisiyle, iç kesimlere göre daha düşük olmaktadır. Ağustos ayında, nem oranı da yükselmektedir.

xxxxxxx
İzmir
İZMİR’DE NE YENİR:
İzmir ve yöresinin yemekleri, çeşit açısından son derece zengindir. Ege, Akdeniz ve Anadolu mutfaklarının özgün bir birleşimidir. Yörenin bitki örtüsünün yanı sıra, çok kültürlü toplumsal yapısı da, bu oluşumu etkiler.

Belli başlı yemekleri: Bulamaç çorbası, tarhana çorbası, tere çorbası, trança kellesi, kirde, sakız yahnisi, mücver, İzmir köftesi, papaz yahnisi, enginar dolması, domates bastısı, yer elması, revani, ıspanak boranisi, razı kavurması, Efes arapsaçı, şevketi boştan, ebegümeci, radika salatası.

Özellikle: zeytinyağlı enginar dolması, İzmir mutfağında öne çıkar. Ülke çapında ün kazanan lokma tatlısı ise bir değer kent lezzetidir. Bunların dışında: Kumru adı verilen sandviçler ünlüdür. Kumru, İzmir’in geleneksel sandviç ekmeğidir. Nohut mayası kullanılarak yapılan bu tombul sandviç, bir kuş gövdesine benzeyen boyutları nedeniyle bu ismi almıştır. Peynir ve sivri biber ile soğuk olarak veya peynir, sucuk ve hatta salam ile sıcak olarak satılır ve günün her saatinde yenir.

xxxxxxxxx
İzmir
İZMİR’DEN NE SATIN ALINIR:
İzmir’in en yoğun alışveriş trafiğine sahne olan sokakları, Anafartalar Caddesi’nin sağında ve solunda bulunan ve hala yüzyıl öncesinin atmosferini: kepenklerinin kıvrımlarında, kapı eşiklerinde, basık tavanlarında ve eski kiremitlerde taşıyan Kemeraltı sokaklarıdır. Eski görüntü, tamamen olmasa da, hala işportacıların bağrışmaları, bakırcılar çarşısının kendisine has sesleri, Şadırvan Camii yanındaki Sebil’in şırıltısı, Kestane pazarındaki balıkçıların ıslak önlükleriyle bağrışmaları, Kemeraltı’nın pek değişmediğini gösteren belirtilerdir.

Urgancılar çarşısı, Kuyumcular çarşısı, Basmacılar, Ayakkabıcılar; hepsi de hala işlerini sürdürmektedirler. Bunların yanı sıra: en iyi ve modern alışveriş merkezleri, Alsancak’taki Kordon boyunda, Karşıyaka ve Cumhuriyet caddesinde bulunuyor.

İzmir’de, en önemli alışveriş merkezi olan Kemeraltı’na komşu, Çankaya ve oradan da seçkin butik ve mağazaların bulunduğu Alsancak’a ulaşıp alışveriş yapabilirsiniz. Karşıyaka’da da aynı olanakları bulmanız mümkün.

xxxxxx

GEZİLECEK YERLER:
İzmir
İZMİR ARKEOLOJİ MÜZESİ:
Konak’tadır. Pazartesi dışında, her gün ziyarete açıktır. İzmir’de ilk arkeoloji müzesi: üç yıllık eser toplama ve derleme çalışmalarından sonra, 1972 yılında Basmane semtinde bulunan, Ayavukla (Gözlü) Kilisesinde, ziyarete açılmıştır. 1951 yılında, Kültür Parkta, ikinci bir arkeoloji müzesi daha hizmete girmiştir. Çevresindeki antik kentlerden gelen eserlerin yoğun olmasından dolayı, yeni bir müzeye ihtiyaç duyulmuştur.

Bunun üzerine, Konak’ta, Bahribaba Parkı içinde, 5000 m.karelik bir alanda, yeni ve modern bir müze binası inşa edilerek, 1984 yılında ziyarete açılmıştır.

Müze, teşhir salonları, laboratuarları, depoları, fotoğrafhanesi, kitaplığı, konferans salonu ile her türlü ihtiyaca cevap verebilecek şekilde düzenlenmiştir. Eserler, müze binası içinde ve bahçede olmak üzere 1500’ün üzerindedir.

Üç katlı olan müze binasında, teşhir, bölümler halinde hazırlanmıştır.

EN ÜST KATTA,TEŞHİR SALONLARI: Müzenin bu salonun, birinci galerisindeki eserler: Batı Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bulunmuştur. Cam, bronz, yüzük taşları ve pişmiş topraktan yapılmış heykelcik, çanak çömlek ve kandil gibi küçük boydaki eserler guruplandırılarak, vitrinlerde sergileniyor. Bunlar, tarih öncesi çağlardan, Bizans dönemi sonuna kadar kronolojik bir düzen içinde yer alıyor. Eserlerin buluntu yerleri, kesin olarak bilinmemektedir. Bu eserler, müzeye bağış, müsadere, satın alma yolu ile kazandrılımşıtır.

Teşhir salonunun galerisindeki eserler kesin olarak bilinen ve bilim adamları tarafından yapılan arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkmış eserlerdir. Bunlar da, eğitici ve öğretici olması amacıyla, kendi içindeki kronolojik düzen içerisinde sergileniyorlar. Bu kısımdaki eserler: Eski İzmir, Çandarlı, Myrina, Foça, Frythai, İasos antik kentlerinde yapılmış olan arkeolojik kazılarda ortaya çıkmış eserlerdir.

Ayrıca, aynı katta hazine dairesi bulunmaktadır. Bu bölümde ise, altın mezar hediyeleri, cam ve bronz eserleri, Halikarnas’da bulunmuş olan bronz Demeter’i görebilirsiniz. Vitrinlerin bir kısmı Yunan ve Roma devirlerine ait, altın sikkeler ile Venedik Düka’lığı sikkeleriyle düzenlenmiştir.
İzmir
ORTA KAT TEŞHİR SALONU: Müzenin giriş katı olan bu katta, mermerden yapılmış heykel ve büstler ile, heykel başı portreler sergilenmektedir. Salondaki bu eserler, üst katta olduğu gibi, kronolojik bir düzen içindedir. Salonlarda bulunan 8 adet vitrin içinde, yine mermerden yapılmış küçük boyutlardaki eserler kendi aralarında guruplandırılarak teşhir edilmektedir.

Salonun girişindeki Erythrai’de bulunmuş olan Kore Heykeli, antik çağdaki, büyük boy mermer heykellerinin ilk örneklerinden olması nedeniyle, Kymne’de bulunmuş olan Bronz Atlet Heykeli ise, bulunan ender bronz örnekler olduğundan, ayrı bir önem taşımaktadır. Bu salon eserleri ile Batı Anadolu’yu, tam anlamıyla temsil etmektedir.
İzmir
ALT KAT TEŞHİR SALONU :Bu katın bir bölümü, mezar kültürlerine ayrılmıştır. Diğer bölümlerde, çeşitli tarihlerde pişmiş toprak ve mermerden yapılmış lahitler ve mezar stelleri sergilenmektedir. Lahitler arasında, antik dünyada lahitleriyle ün yapmış, pişmiş toprak Klazomenai lahitleri görülebilir. Salondaki geç Helenistik mezar stelleri, dünyanın en zengin koleksiyonlarındandır. Helenistik devrin önemli yapıtlarından “Belevi Mezar Anıtı” tavan kaset kabartmaları da bu salondadır. Salon sonunda,artık tamamen İzmir kentinin merkezinde kalmış olan Agora ören yerinde bulunan, Poseidon, Demeter ve Artemis’den meydana gelen yüksek kabartma heykel gurubu; güzel olduğu kadar İzmir’de bulunmuş olması nedeniyle, salonun en çarpıcı örnekleri arasında yer alır. Bu görünümü ile, İzmir Arkeoloji Müzesi, Batı Anadolu’nun Prehistorik çağlardan bugüne kadar geçirdiği uygarlıklar ve kültür dönemleri hakkında yeterince bilgi vermektedir. Ayrıca, antik devirlerin sanat anlayışını ve bu alandaki üstünlüğünü de, örnekleriyle sergileyen Türkiye’nin belli başlı müzeleri arasında yerini alır.

İzmir
ATATÜRK MÜZESİ:
Alsancak, Atatürk caddesindedir. Pazartesi dışında her gün ziyarete açıktır. 1875-1880 yılları arasında, halı tüccarı Takfor tarafından ev olarak yapılmıştır. 1922 tarihinde sahibi tarafından terk edilmiş ve hazinenin mülkiyetine geçirilmiştir. İzmir’e giren Türk ordusu, burasını karargah olarak kullanmıştır. 1923 tarihinde, İzmir İktisat Kongresi toplandığında, Atatürk, şahsi çalışmalarını buradan yürütmüştür. Kongre bitiminde, karargah bu binadan taşınmış ve hazine, burayı Naim Bey’e otel olarak kullanmak üzere kiralamıştır. 1926 tarihinde, İzmir’e gelen Atatürk, İsmet Paşa ile birlikte, Naim Palas’da kalmıştır. 1926 yılında, bina, İzmir Belediyesi tarafından satın alınmış ve bazı yeni eşyalar da konularak, Atatürk’e hediye edilmiştir. Atatürk; 1930-1934 yılları arasında, İzmir’e her gelişinde, hep bu evde kalmıştır. 1938 yılnda, Atatürk’ün vefatı üzerine, ev kızkardeşi Makbule Baysan’a veraset yoluyla intikal etmiştir. 1940 yılında, İzmir Belediyesi binayı müze yapmak üzere istimlak etmiştir. Atatürk’ün İzmir’e gelişinin 19’ncu yılına rastlayan, 1941 yılında, müze, törenle halka açılmıştır.

1962 yılından itibaren, Müze “Atatürk İl Halk Kütüphanesi ve İzmir Şehri Atatürk Müzesi” adını alır. 1972 tarihinde, Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı’nın yazıları ile, binanın mülkiyeti, İzmir Arkeoloji Müzesine verilir. Restore ve tanzim edilerek, 1978 yılında törenle “Atatürk ve Etnoğrafya Müzesi” olarak ziyarete açılır. Müzedeki etnoğrafik eserler, 1988 yılında, yeni Etnoğrafya Müzesine taşındıktan sonra, Müzenin adı “Atatürk Müzesi” olarak değiştirilir.

Bina, Osmanlı ve Levanten mimarisi karışımından meydana gelen Neoklasik tarzda bir yapıdır. Bodrum, zemin, 1.Kat ve çatı katından oluşmaktadır. Dikdörtgen planlı arka cephesi, revaklı, avlulu, 852 m.karelik bir alanı kaplayan kargir bir yapıdır. Ön cephede, 1.katta cumbası vardır.

Tüm zemin kat, tabanı büyük boy mermer plakalarla döşenmiştir. Salonda, yerde Uşak halısı, sağ ve sol nişlerde mermer heykeller, büyük kristal ayna ve Atatürk büstü vardır. Sağ ve soldaki odada ve küçük salonda, 19’ncu yüzyıl sitili nefis şömineler var. Birinci kata çıkan merdivenlerin başında, aplik görevi yapan, 2 adet tunç şövalye heykelciği var. Merdiven sahanlığında büyük Atatürk portresi asılıdır.

1.Katta, Atatürk’ün kullanım odaları bulunmaktadır. Bunlar: Toplantı salonu, çalışma odası, yatak odası, misafir odası, berber odası, muhafız odası, bekleme-kabul odası, kütüphane, yemek odası ve banyodur. Toplantı salonunda, ortada yeşil çuhalı rulet masası ve çevresinde 12 adet Cosmos marka sandalye yer almaktadır. Salon duvarlarına dayalı, 10 adet küçük boy maun sandalyenin arkalıklarındaki çini plakalar üzerinde, Shakaspeare’in eserlerinden kimi sahneler canlandırılmıştır. Yatak odasında, maun karyola, 2 komidin, 2 kadife koltuk, 1 kanepe, 1 şezlong, 1 markiz, 3 dolap vardır. Yatak odaları, günün modasına göre döşenmiştir. Kütüphanede, Fransızca bir ansiklopedi bulunmaktadır. Çalışma odasında, meşe kaplama çalışma masarı ve onun üzerinde Atatürk’ün kullandığı yazı takımı var. Odalar, bronz dolama heykeller, vazolar ve yağlıboya tablolarla süslenmiştir. Yerde İsparta ve Uşak halıları serilidir.

İzmir
İZMİR TARİH VE SANAT MÜZESİ:
2004 yılında, Kültürparkta hizmete giren İzmir Tarih ve Sanat Müzesi: Taş Eserler Bölümü, Seramik Eserler Bölümü ve Kıymetli Eserler Bölümü olmak üzere, üç bölümde, ziyaretçilerine, İzmir ve çevresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan eşsiz güzellik ve değerdeki eserleri sunmaktadır.

TAŞ ESERLER BÖLÜMÜ: Bölümün zemin katında, Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait heykeltıraşlık eserleri ile mimariye bağlı plastik eserler sergilenmektedir. Bölümün sol salonu: Smyrna’ya ayrılmıştır. Özellikle, Smyrna heykeltıraşlık okulunun etki ve özelliklerini adım adım izlemek mümkündür. Mezar kültürü ile Helenistik ve roma çağına ait, bölgenin özelliklerini taşıyan değişik tiplerde lahit ve mezar stelleri birbirine bağlantılı iki ayrı mekanda sergilenmektedir.

Sözü edilen mezar buluntularından sonra, Agora’ya ayrılan bölüm başlar. Agora’nın mimari eserlerinin yanı sıra heykeltıraşlık eserlerine de bu bölümde yer verilmiştir. İzmir tarihine ışık tutacak yazıtlar, bu bölümden sonra gelmektedir. Söz konusu zemin katta, iki ayrı salon, gladyatörler ve Olimpiyat oyunlarına ayrılmıştır. İzmir’de çağlar boyunca her iki oyunun da düzenlendiği v ilgi çektiği, günümüze ulaşan yazıt ve kabartmalardan anlaşılmaktadır. Bölümün ikinci katı, İzmir çevresindeki Milet, Metropolis ve Afrodisias gibi antik kentlerin eserlerine ayrılmıştır. Ayrıca, tanrı, tanrıça, imparator ve kahramanlara ait heykeltıraşlık eserleri sergilenmektedir.

SERAMİK ESERLER BÖLÜMÜ: Bu bölümde, Prehistorik dönemden Bizans dönemine kadar olan zengin seramik koleksiyonları sergilenmektedir. Bunlar, başta İzmir olmak üzere, çevredeki antik kentlerde yapılan yeni kazılar sonucu elde edilen eserlerden oluşmaktadır. Ayrıca, burada İzmir’in kara ve deniz ticaretinin geçmişini ve önemini vurgulamak için, limana yanaşan bir yük gemisi ve getirilen malın satışını sağlayan sembolik dükkanlar yer almaktadır. Üst kat, Bayraklı yerleşmesine ayrılmıştır. Söz konusu bölümde, İzmir kentinin yaklaşık 7000 yıllık geçmişine ait, seramik eserlerin özellik ve güzelliklerini adım adım izlemek ve bilgi edinmek mümkün olmaktadır.
İzmir
KIYMETLİ ESERLER BÖLÜMÜ: Bu salonda, üç ayrı bölümde, muhtelif malzemeden yapılmış İzmir ve çevresinin en nadide eserleri sergilenmektedir. Salonun sağ bölümünde, MÖ.6’ncı yüzyıldan başlayarak, Osmanlı döneminin sonlarına kadar: altın, gümüş ve bronz sikkeler yer almaktadır. Salonun ortasında kapalı bir mekan hazine dairesine ayrılmış olup, burada Erken Tunç Çağından, Bizans dönemine kadar olan altın, gümüş ve kıymetli taşlardan oluşan takılar bulunmaktadır. Salonun sol bölümünde ise: pişmiş toprak, cam ve madeni eserler ayrı ayrı vitrinlerde yer almaktadır.

İzmir
BAYRAKLI (ESKİ İZMİR):
İzmir körfezinin kuzeydoğusunda, Tepekule mevkiinde bulunan yerleşim alanı, İzmir’in ilk yerleşim alanı olarak bilinmektedir. Kentin, MÖ.3000 yıllarında kurulduğu, arkeolojik bulgulardan anlaşılmaktadır. Bayraklı’nın üst kesiminde, 205 metre yükseklikteki burun üzerinde, mitolojik kral Tantalos’un mezarı olarak bilinen ve MÖ.7’nci yüzyıla tarihlenen yapı bulunmaktadır.

İzmir
KEMERALTI ÇARŞISI:
Günümüzde, İzmir’in en önemli alışveriş merkezlerinden biri. Kemeraltı çarşısı, Mezarlıkbaşı semtinden itibaren, deniz cephesini içine alan bir kavis çizerek, Konak alanına ulaşıyor. Eskinin gizemli tonoz ve kubbeli dükkanlarının yanı sıra, modern iş merkezleri, mağazaları, sinemaları ve kafeteryaları ile her türlü alışverişe hitap edebilen bir site görünümündedir. Bu çarşıda: geleneksel Türk el sanatlarından: seramikler, çini panolar, ahşap ürünleri, tombaklar, halı ve kilimler, deri ürünlerinin her çeşidi bulabilirsiniz. Sokak, sokak, sokak. Yalnız: bu karışık sokaklarda, kaybolma riskiniz fazla, yine de sorarak, çıkış noktalarını bulmanız mümkün. Özellikle: tatil günlerinde giderseniz, muhteşem bir kalabalık sizi bekliyor. İnsanlar bu dar sokaklarda, omuz omuza yürümek zorunda kalıyorlar. Yine de; herhangi bir alışveriş düşünmeseniz bile, İzmir’de mutlaka gidilip görülmesi gereken bir yer. Konak meydanından, Kemeraltı’na girebilirsiniz.

Kemeraltı çarşısının tarihi geçmişine de bir nebze değinmek istiyorum. 1592 yılında, kale kapısı önünde, Hisar Camii inşa edilmiştir. 1650-1670 yılları arasında, limanın bir bölümü doldurularak, bir çarşı kurulur. 1744 yılında da Kızlarağası Hanı inşa edilir. Daha sonraları, Hisar’ın iç limanın ön tarafını doldurulmak suretiyle rıhtım inşa edilmiş ve sahile bugünkü şekli verilmiştir.

Kemeraltı çarşısı: ilk yapıldığı yıllarda, kısmen tonozlu, kiremit örtülü yan sokakları ve arastasıyla, bir kapalı çarşı görünümündeydi. Yakın yıllara kadar, Şadırvanaltı Camiinden Havra Sokağına kadar devam eden sokakların üstü, örtülü durumda korunmaktaydı. Çarşı, kemeraltı adını bu bölümün üstünün kapalı olması özelliğinden almıştır.

Çarşıya dik olarak açılan bugünkü küçük sokakların bir bölümü: üstü, beşik tonozarla örtülü bulunuyordu. Bunlara da açılan diğer ara sokaklarla birlikte arastalar oluşmaktaydı. Çarşı içinde pek çok han bulunuyordu.

Geçen yüzyılda, eski liman sınırını teşkil eden Anafartalar Caddesi-Gazi Bulvarı kavsinin iç kısmında kalan ve eski hanların, bedestenin yoğun bir şekilde yer aldığı bölge, daha çok yerli halka, orta ve düşük gelirli ailelere hitap eden ticari kuruluşlara ve el sanatı aktivitelerine ayrılmıştı. Demirciler, kömürcüler, çiviciler, baharatçılar, saman pazarı gibi adlar taşıyan ve gerçekten de bu aktiviteleri barındıran sokaklar, bir anlamda çeşitli iş kollarının fiziki mekanda gruplandırılmaları olayını da yansıtmaktadır.

İzmir
KIZLARAĞASI HANI:
İzmir için önemli yapılardan biridir. Yapının 1745 yılında tamamlandığı sanılmaktadır. Yapımı hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte, yaptıran kişinin Kızlarağası Hacı Beşir Ağa olduğu bilinmektedir. İzmir Liman Kalesi’nin hemen arkasıda, 1744 yılında hanın inşasına başlanır ve 1745 yılında tamamlanır. Han, döneminde önemli bir boşluğu doldurmuştur. Bugünkü, Yemişçiler ve Halim Ağa çarşısı ile anılan yerde olup, ana cephesi Keresteciler Sokağına açılmaktaydı. Günümüzde, burası 871 sokaktır. Osmanlı mimarisinin günümüze gelen, İzmir’deki nadir eserlerinden olan han, diğer hanlar gibi genelde, kare bir forma sahiptir. Binanın içinde, dikdörtgen ve geniş bir avlunun ortasında, geleneksel olarak bir şadırvan ve havuz bulunması gerekmektedir. Günümüzde, böyle bir alan mevcut değildir. Han, hemen her uzun mesafe hanında olduğu gibi, iki katlı idi. Üst katta, galeriye açılan odalarda yatmak isteyenler konaklar, zemin katta ise, üst kısmın sade yaşamının tam tersi görülürdü. Yükleriyle develer, tüccarlar ile hizmetkarların kalabileceği odalar, malların boşaltıldığı ve pazarlandığı dükkanlar ile pazarlık yapan insanlar bulunurdu. Han, limana yakın olması, sebebiyle, her zaman canlı kalmıştır. Han, belli dönemlerde bir tür borsa gibi de çalışmıştır. Özellikle: iç avluya dönük dükkanlarda, bu işler yoğun olarak yapılmıştır. 18 ve 19’ncu yüzyıllarda, teknolojinin ulaşım alanında çeşitli değişikliklere yol açması ve ekonomik hayatın zaman zaman yer değiştirmesiyle birlikte, Kızlarağası Hanı da yavaş yavaş önemini kaybeder. Han, gece konaklamaların sona ermesinden sonra, sadece, malların indirildiği ve depolandığı bir yer durumuna gelir.

1993 yılında restore edilerek günümüzde turistik bir çarşı olarak hizmete giren Kızlarağası Hanında, çok çeşitli el sanatları ürünlerini, halıları, deri kıyafetleri ve çarpıcı hediyelik eşyaları bulabilir ve hanın tam ortasındaki açık çay bahçesinde, mistik havayı içinize çekerek, yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

İzmir
SAAT KULESİ:
Evet, İşte: İzmir şehrinin sembolü, simgesi. 1901 yılında, Sultan Abdülhamit’in tahta çıkışının, 25’nci yıldönümü nedeniyle ve padişahın emri üzerine, Sadrazam Küçük Sait Paşa tarafından yaptırılmıştır. Son derece zarif görünümüyle, Konak Meydanını, bir inci gibi süslemektedir. Teras yükseldikçe, incelen sivri kemerleri, kubbecikleri, mukarnas işçiliği ve geometrik figürlerle donatılmış olan taş işçiliğinin dantele gibi bir zerafet içinde Saat Kulesi’ni çevrelemesi, oldukça zengin bir görüntü oluşturmaktadır.

Kulenin saati, Alman İmparatoru II.Wilhelm tarafından armağan edilmiştir. İzmir’in sembolü olarak kabul edilen Saat Kulesinin altında bulunan odanın dört köşesinde, çeşmeler bulunmaktadır.

İzmir
HÜKÜMET KONAĞI:
1868-1872 yılları arasında yapılmış olan Hükümet Konağı, Türklerin ulusal bağımsızlık savaşı olan Kurtuluş Savaşında, çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü, 9 Eylül 1922 tarihinde, Türk ordusunun İzmir’e gelmesiyle Hükümet Konağına çekilen Türk bayrağı, aynı zamanda İzmir’in kurtuluşunu simgeler.
Bu nedenle, Konak yakın tarihte yandıktan sonra yeniden yaptırılmıştır. Bunun için düzenlenen mimari proje yarışmasında bayrağın çekilmiş olduğu balkonlu bölümün korunması ön görülmüştür.

İzmir
ASANSÖR:
Mithatpaşa’nın üst kısmına çıkmak isteyenlere, kolaylık sağlamak için yaptırılmış. Musevi işadamı Nesim Levi yaptırmış. Günümüzde, İzmir’in prestij noktalarından biridir. Estetik değerlerin ön plana çıkarıldığı binaya, 1928 yılında yapılan düzenleme, Asansör’ü sosyal ihtiyaçları karşılayan bir merkez haline getirmiştir. 1930’lu yıllarda: tiyatro sahnesi, sinema salonu, gazinosu ve fotoğrafçısı bulunan Asansör binası, İzmir’in vazgeçilmezlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Tarihi Asansör: 1992 yılında, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, günün şartlarına uygun bir şekilde restore edilerek, kültür kompleksi halini almıştır.

İzmir
TELEFERİK TESİSLERİ:
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce yeniden düzenlenen teleferik tesisleri: doyumsuz manzarası ile, gidenleri büyüler. Balçova’ya, her 10 dakikada bir kalkan belediye otobüsleri ile, günün her saatinde ulaşabilirsizin. Burada: piknik yapmak mümkün.
Spor ve doğa severler için, geniş imkanlar sunan tesislerde, yamaç paraşütü ve özel tırmanma şeritleriyle, sporseverlere heyecanlı anlar yaşatır. Teleferik ile, 3 dakika süren ve muhteşem bir İzmir manzarasının eşlik ettiği yolculuk ile tepedeki tesislere ulaşılıyor. Dileyen et marketten alışveriş yapıp kendin pişir – kendin ye bölümünden yararlanabiliyor. İsteyen de, restoranlarda yemeğini yiyebilirler. Temiz havada, İzmir manzarasına hakim dinlenme tesislerinde, biraz önce söylediğim gibi, piknik yapmak mümkün.

İzmir
KÜLTÜRPARK:
Kültürpark, İzmir’in kent içinde, yeşilin en yoğun olduğu alanlardan biridir. Bu özelliğiyle: İzmir’in akciğeridir de denilebilir. Hayvanat Bahçesiyle, Akdeniz’in tipik palmiye ağaçları ve yeşil bitki örtüsü: spor ve eğlence tesisleri, İzmir’lilerin başlıca rekreasyon alanıdır. Büyük kısmı yurt dışından getirilmiş, 200’den fazla değerli ağaç ve çalı türü ile 8000’den fazla ağaç bulunmaktadır. Kültürpark’taki bitki örtüsünü tanıtmak ve doğa bilincinin gelişmesine katkı sağlamak amacıyla, İZFAŞ tarafından “Kültürpark’ın Ağaç ve Çalı Türleri” adıyla çıkarılmış bir yayını bulunmaktadır. 421 bin m.karelik alanın 156 bin m.karesi yeşil alan olarak göze çarpar. Kültürpark içinde: koşuyolu, yüzme havuzu, kapalı spor salonu, teniz kortu, nikah salonu ile 13.500 m.kare alana kurulu “Lunapark” bulunmaktadır.
İzmir
Kültürpark içinde: 1936 yılından bu yana, her yıl Ağustos ayının sonunda: İzmir’in kurtuluş günü olan 9 Eylül tarihini içine alacak şekilde, 10 günlük bir zaman dilimi arasında , Uluslar arası İzmir Fuarı açılır.

İZMİR ENTERNASYONAL FUARI:
Türkiye’nin uluslar arası Fuarlar Birliğine (UFİ) üye, tek genel ticari fuarı olan İzmir Enternasyonal Fuarı, 1936 yılında, bugünkü mevcut 421 bin m.karelik alanda kurulmuştur. Kısa süre içinde, başarılı çalışmalara imza atan ve dünyadaki belli başlı fuarlar arasına giren, İEF, Türk ekonomisindeki gelişmelere paralel olarak kabuk değiştirdi. Özellikle: dünyada, genel fuarların yerini ihtisas fuarlarının alması üzerine, 7 Şubat 1990 tarihinde, kısa adı İZFAŞ olan “İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültür ve Sanat İşleri Ticaret A.Ş.” kuruldu. 60 bin m.karelik kapalı ve açık alanda, mevcut alt yapısıyla, sosyal ve kültürel tesisleriyle, Türkiye’nin komple hizmet verebilen, en büyük fuarcılık kuruluşu olan İZFAŞ, isminden de anlaşılacağı gibi, fuarcılığın yanı sıra, İzmir’in kültür ve sanat yaşamına da katkıda bulunuyor.
Kültürpark içinde yer alan 1260 kişilik kapasiteye sahip uluslar arası standartlardaki “İsmet İnönü Sanat Merkezi”, 3000 kişilik “Atatürk Açık Hava Tiyatrosu”, 1000 kişilik “Çamlık Senar Nejat Uygur Tiyatrosu”, 1190 m.karelik sergi alanı ve 167 kişilik “Konferans Salonu” ile “Özdemir Sabancı Fuar ve Sergi Sarayı”, Türkiye’nin en büyük ve en modern galerilerinden İZFAŞ Sanat Galerisi, Hayvanat Bahçesi, Gençlik Merkezi ve Kültür Parkı ile, İzmir’in Kültür ve Sanat Merkezi konumundadır.
İzmir
İzmir, Kültürpark, şehrin kültür, sanat, spor ve eğlence yaşamının merkezidir. Canlılık, yaz-kış hiç eksilmeden bütün yıl boyunca sürer. Kültürpark’ın, İzmir’in yaşamında önemli bir yeri vardır. İzmir’liler arasında “Fuar” diye de anılır. Fuar sırasında, yalnızca ekonomik faaliyet sürmez, aynı zamanda fuar içindeki gazinolarda, halkın ucuz eğlenebileceği müzik ağırlıklı programa dayanan eğlenceler düzenlenir. Eğlence yanında, yıl boyunca kentlilerin çok amaçlı kullanımına açıktır.

İzmir
BOTANİK BAHÇESİ:
İzmir’de farklı bir yeşil ortam: Ege Üniversitesi Botanik Bahçesidir. Burası, ülkemizin en yetkin ve uluslar arası nitelikte, tek botanik bahçesidir. Bahçe, yapay koşullarda, tropik bölgelerden Alp Dağlarına kadar, çok geniş bir coğrafyaya ait pek çok bitki türünü barındırır. Yaklaşık, üç bin bitki çeşidi mevcuttur. Arbeterium’da, yüzlerce ağaç ve çalı türü yetiştirilmektedir. Ayrıca, kurutulmuş bitki örneklerinin korunduğu ve üzerinde bilimsel araştırmalar yapıldığı bir Herbaryum Merkezi de, yer almaktadır.

İzmir
KADIFEKALE:
MÖ.541 yılında, Pers kralı Krüs’ün, Lidya kralı Krezüs’ü yenmesiyle başlayan Pers egemenliği, Büyük İskender’in MÖ.334 yılında, Ege kıyılarına çıkışına kadar, tüm İyon yerleşim yerlerinde devam etmiştir. İskender’in Anadolu’ya çıkışı ve Pers egemenliğine son vermesi üzerine, bölgede Helenistik dönem başlar.

Helenler: beraberlerinde kendi şehircilik anlayışlarına uygun şehirleşme projeleriyle gelirler. Helenlerin istediği; Efes, Bergama, Rodos, İskenderiye gibi, zamanın ticarette ve liman işletmeciliğinde ileri gitmiş şehirleri ile boy ölçüşebilecek bir şehirdir. Böylece bir şehrin, eski İzmir’in kurulması hem konum ile hem de alanın küçüklüğü nedeniyle imkansızdı.
İzmir
Bunun üzerine, İskender, bugün Kadıfekale olarak bilinen “Pagos” tepesi ve eteklerine, yeni şehri kurmayı düşünür. Bu yeni İzmir’in kuruluşunda, İskender’in Pagos Tepesinde gördüğü rüyanın yorumuna dayanmak yerine, dönemin deniz ve karada gelişen ticari potansiyelinin gelişmesinin dayattığı zorluklar var. İskender’in ölümünden sonra, generalleri arasında, ortaya çıkan çekişme, nedeniyle proje bir süre sürüncemede kalır. Nihayet, general Lysimachos, yeni İzmir’in kuruluşunu gerçekleştirir.

Şehri, Pagos tepesiyle iç limana bakan yamaçlarda kurmaya başlar. Böylece: 400 yıl önce, Lidyalıların istilası ile yurtlarından edilen, Meles Çayı çevresinde küçük köysel yerleşimlerde yaşayan Homeros’un hemşerisi İzmir’liler, İzmir’ e gelip yerleşirler.

Evet, günümüzde, burada bulunan eserler: Helen, Roma ve Osmanlı Türk uygarlıkları karekterlerini taşımaktadırlar. Akropol kalıntılarının temel bölümünde: Helenistik, yükselen duvarlarda ise sıra ile Roma ve Bizans etkisinin gözlendiği kazı sonuçlarında belirtilmektedir. O dönemde, şehrin saldırılara, sürekli maruz kalması, sürekli savaşlar yüzünden, güvenli surlarla çevrilmesi gereği vardı. Bunun üzerine, bugün Kadıfekale’nin izlerine rastlanan Akropol’den itibaren, birisi Basmane diğeri Eşrefpaşa üzerinden, denize inen iki sur yapılır.

Anadolu ticaretinde, dönemin en büyük potansiyeline sahip olan İzmir: su kemerleri, gimnasion’u, stadyumu, tiyatrosu ve agorası ile, son derece gelişmiş ve düzenli bir kent olarak imar edilir. Pagot’ta yer alan tiyatro, 16000 kişilik olup, kuzeye bakan seyirci tribünü, denize karşı romantik ve muhteşem bir manzara sunar. 1638 yılına kadar, tiyatronun duvarlarının ayakta olduğu bilinmektedir. Tiyatroda, Claudius adına bir kitabenin bulunuşu, Roma döneminde onarım gördüğünü kanıtlar.

Lysimachos’un başlattığı yeni İzmir yerleşmesinin yayıldığı yamaçlar, iç limana uzanıyordu. O dönemde, iç liman, bugünkü Başdurak Camii ile Hisar Camii arasını kapsıyordu ve agora’ya kadar uzanıyordu.

Strabon’a göre: şehir bu iç limana ve denize tümüyle hakim bir konumda bulunuyordu. Hatta iç liman ağzı zincirle kapatılıyordu. Birbirini dik kesen ve kemerlerle süslenmiş sokaklarıyla, stadyumu topluma açık meydanları ve agorasıyla, şehir çok düzenli bir plan çerçevesi içinde, kurulup gelişmişti. Kale içerisinde, kanallar ve depo vardı. Bu kanallar ve deponun saldırılar sırasında şehrin su ihtiyacını karşılamak amacına yönelik olduğu sanılmaktadır. MÖ.178 yılındaki depremde, tüm şehrin yıkılması ve iç limanın da kısmen kapanmasına rağmen, Roma imparatorluğunca, İzmir’in taşıdığı önem gereği, kısa sürede tüm yapılar eskisinden daha iyi bir şekilde onarılır ya da yeniden yapılır.
İzmir
Ortaya çıkan yapılar, artık Helenistik bir karekter değil, Roma damgası taşır. İzmir’in iç kalesi olarak işlev gören Pagos Tepesi, 1317 yılından bu yana Türklerin elindedir. 1079 yılında, Selçuklu Sultanı Kutalmışoğlu Süleyman Bey tarafından, ilk kez ve ardından 1081 yılında Çakabey tarafından alınan İzmir, 1317 yılına kadar, zaman zaman bir Bizanslılar ve bir de Türkler tarafından alınır. Nihayet, bu tarihte Aydınoğlu Mehmet Bey, Kadıfekale’yi, kesin olarak bir daha geri verilmemek üzere alır.

18’nci yüzyıla gelinceye kadar, yerleşim yeri olarak kullanılmayan Kadıfekale, zamanla harabeye dönüşür. Bu yüzyıldan itibaren de taşları alınıp, aşağıdaki şehirleşmede kullanıldığından, tiyatro, stadyum gibi büyük yapılar yok olur. Bugüne, belli belirsiz izleri gelebilir.

18’nci yüzyılda sonra, Kadıfekale tekrar yerleşime açılır. Camiler, sarnıç ve yollar ile Osmanlı Türk karakterli yapılaşmalar görülür. Bugüne kadar, bu devrin eserlerinin kalıntıları, belirsiz olarak gelebilmiştir. Çünkü bu devrin eserleri ve antik kalıntılar, doğal tahribatın yanı sıra, çok yoğun iskan nedeniyle sıkışıp kalmışlardır.

İzmir
İZMİR AGORA:
İzmir’in Namazgah semtindedir. Mevcut görünümüyle, Roma dönemine aittir. Agora, antik dönemlerde politik toplantıların ve halkın alışveriş yaptığı bir yerdir. İzmir Agorası, yalnız alışveriş için bir Pazar yeri değil, ticari olmaktan çok, bir devlet agorası görünümündedir.

İzmir, MS.178 yılında, depremle yerlebir olunca, İmparator Marcus Aurellius’un özenli çalışmalarıyla bugünkü agora yeniden inşa edilmiştir.

Günümüze kadar, aralıklarla yapılan kazılarda, büyük bir bölümü açığa çıkarılan İzmir Agora’sının dikdörtgen formda, ortada geniş bir avlu çevresinde, sütun ve kemerler üzerine inşa edilmiş, üç katlı ve önünde merdiveni olan bileşik bir yapı olduğu anlaşılmaktadır. Bugün İzmir Arkeoloji Müzesinde teşhir edilen Poseidon-Demeter ve Artemis’ten oluşan kabartma grubu, kuzey kapısında bulunmuştur.
İzmir
Agora’nın kuzey kanadında yer alan bazilika, dikdörtgen bir plana sahiptir. Ölçüleri itibarıyla, Smyrna Agora Bazilikası, bilinen en büyük Roma dönemi Bazilikası olma özelliğine sahiptir. Günümüze ulaşan, görkemli bodrum katının doğu ve batı uçlarında görülen çarpraz tonozlar, Roma dönemi mimarlığının en güzel örnekleri arasındadır. Bazilikanın, kuzey cephesinde, bodrum katına açılan iki anıtsal kapıdan batı yandaki günümüzde tamamıyla açığa çıkarılmıştır. Roma döneminin sonlarına doğru, devlet agorasının giderek ticari bir anlam kazanmaya başladığını gösteren, tonozlu dükkan sıraları, bazilikanın kuzey cephesinde gün ışığına çıkarılmıştır.

Üç sıra sütun dizisiyle ayrılmış galerilerden oluşan batı stoa’da; bazilika gibi, bir bodrum kat üzerinde yükselmekteydi. Günümüzde, daha çok, kemerli bodrum katları görülen batı stoa’nın antik dönemde bodrum katı üzerinde yükselen iki katlı bir yapı olduğu anlaşılmaktadır. Avludan, üç sıra basamakla çıkılan zemin kat ve ahşap tabanlı ikinci kat, antik çağ’da, insanların yağmur ve güneşten korunarak gezinti yaptığı yerlerdi.
İzmir
Izgara planlı olan Smyrna kentinin, doğu-batı yönlü paralel caddelerinden biri, agoradan geçiyordu. Olasılıkla, agorayı iki eşit parçaya bölen caddenin, batı yandan agoraya giriş yaptığı yerde görkemli bir kapı bulunmaktaydı. İki gözlü olduğu düşünülen kapının, kuzy kemerinin merkezinde, Roma imparatoru Marcus Aurelius’un eşi Faustina’nın portre kabartması yer alır. Günümüzde kullanımda olan sokağın altında olan ikinci gözde ise, olasılıkla Marcus Aurelius’un portresi yer almaktadır. Bu iki isim, MS.178 yılında, depremle yıkılan agorayı yeniden inşa ettirdiği için, Smyrnalılar, vefa borçlarını, bu kapı ile ödemişlerdir.

İzmir
İZMİR KUŞ CENNETİ:
Çiğli’ye 10 ve Karşıyaka’ya 26 km. uzaklıktadır. Orman Genel Müdürlüğü tarafından, koruma altına alınmış olan Kuş Cenneti, Çiğli’deki Çamaltı Tuzlası sahası içinde, 8000 hektarlık bir alana yayılmaktadır. Dünyada nesli tükenmekte olan, tepeli pelikanları, pembe kanatlı flamingoları, 2005 yılında İzmir’de yapılan Dünya Üniversite Spor Oyunları’nın maskotu olan yalı çapkını, gri ve siyah leylekleri ile, 205 kuş türü yaşamaktadır.
Evet, bu cennet, sahip olduğu doğal şartlar bakımından, ülkemizin en önemli sulak alanlarından biri olduğu gibi, dünyadaki benzerleriyle kıyaslanmayacak derecede de mükemmeldir. Yılda, 50 bin kuşun uğradığı bölge, kuşların göç yolu üzerindedir ve aynı zamanda arkeolojik sit alanıdır.

Doğasever ve fotoğraf çekme merakınız varsa, Çamaltı tuzlası ile kuş cenneti bulunmaz bir nimettir. Burada: ziyaretçi merkezi, kuş gözlem kuleleri, dürbün ve gezi bisikleti bulabilirsiz.

İzmir
İZMİR DOĞAL YAŞAM PARKI:
Karşıyaka ve Çiğli Anadolu Caddesi-Cahar Dudayev Bulvarı üzerinde, Sasalı ve Tuzla Kuş Cenneti Yolu’nu izleyerek, İzmir Doğal Yaşam Parkı’na ulaşabilirsiniz. Burası: tam bir hayvanat bahçesi gibi düzenlenmiş. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, Çiğli Sasalı’da, 425 bin. Metrekare alana kurulan, İzmir Doğal Yaşam Parkı, 2008 yılında, dünyanın sayılı tesislerinden biri olarak hizmet vermeye başlamış. Kültürpark’daki mevcut “Hayvanat Bahçesi”nde, toplam 18 dönüm alanda yaşayan hayvanlar, Doğal Yaşam Parkı’na aktarılmış. Farklı kültürlerde, çok sayıda hayvan yurtdışından bedelsiz olarak gönderiliyor.
Avrupa standartlarında projelendirilen alana: 65 bin ağaç dikilerek, yeşil dokusu güçlendirilmiş. Barınaklar yapılmış, çevre düzenlemesi çalışmaları gerçekleştirilmiş. Yapım çalışmaları tamamlanırken, hayvan çeşitliliğini arttıracak bağlantılar yapılmış.

Ziyaretçilerin, hayvanları kendi doğal ortamlarında rahatça izleyebilmeleri için, gezinti bantları, gözetleme kuleleri var. Parkın giriş kısmında; içinde çok sayıda su kuşunun yaşamakta olduğu, 8450 m.kare büyüklüğünde gölet var. Park’ta: çocukların ata binebileceği manej, ahırlar ve kümes bölümlerinin bulunduğu oyun alanları var.

Ziyaretçilerle hayvanlar arasında: kafes,tel gibi yapay görsel ayıraçlar yok. Bu ayıraçların yerine, doğaya uygun bir şekilde, su ve hendek gibi doğal engelleyiciler kullanılmış. Burada: otopark sıkıntısı da yok. 500 araçlık otopark var.

İzmir
BOSTANLI KIYI ALANI:
Yeniden düzenlenerek, spor ve aktivite alanı olarak kullanıma sunulmuştur. Kıyı alanında, her türlü organizasyonlar için uygun olan mekanları bulabilirsiniz.

İzmir
PETERSON KÜŞKÜ:
Bornova merkez çarşının bulunduğu caddedeki açık alan içindedir. Restore edilerek, hizmete sunulmuştur.

İzmir
AHMET PİRİŞTİNA KENT ARŞİVİ VE MÜZESİ:
İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal ve Kültürel İşler Daire Başkanlığına bağlı bir müdürlüktür. Günümüz dünyasında, belediye hizmet anlayışında görülen kökten değişim, yeni hizmet birimleri yaratmayı beraberinde getirmiştir. Bu değişim sonucunda, kent arşivleri ve müzeleri, kentsel hizmet kurumu olarak algılanmaya ve değer görülmeye başladılar. İzmir kent arşivi: eski İtfaiye Binasının ikinci katında bulunmaktadır. Kent arşivinin en büyük özelliği: sahip olduğu teknik alt yapısıdır.

İzmir
MURAT KÖŞKÜ (ERZENE):
Bornova’dadır. 125 yıllık bina (eski köşk) İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilmiş ve şu anda Ege Üniversitesi Gençlik Merkezi olarak hizmet vermektedir.

İNCİRALTI GENÇLİK MERKEZİ:
Balçova ilçesi sınırları içerisinde, İnciraltı mevkiinde yer alan bu alan, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenmitir. Oldukça geniş bir alanı kapsayan bu merkezde: sinema salonları, yeme-içme tesisleri, spor sahaları, yürüyüş alanları, piknik sahası, sandalla gezinti yapılabilecek suni göl alanı bulunmaktadır.

BUCA GÖL İŞLETMELERİ:
Buca Belediyesi’nce kurulan bir vakıf tarafından işletilen tesisler, 140 bin m.karelik bir alanı kapsamaktadır. 30 bin m.karelik suni gölle birlikte, sosyal tesisler, 3500 kişilik tiyatro, seyir terasları, piknik alanı, çocuk oyun üniteleri, hobi bahçeleri ve hayvan padoku bulunmaktadır.

İzmir
KARAGÖL:
Tantalos efsanesinde adı geçen “Karagöl”, Yamanlar Dağı üzerindedir. 35 dekarlık su yüzeyine sahip olan bu göl, tektonik yer hareketleri sonucu meydana gelmiştir. Küçük, dairesel ve güzel manzaralı gölün çevresi, çam ormanları ile kaplıdır. Yaz aylarında: dinlenme ve mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Doğa ve yürüyüşü sevenler için ideal bir yerdir. Gölün çevresinde 13 hektarlık bir alanda, kamp alanı var. Piknik alanı: kızılçam, karaçam ve söğüt ağaçlarıyla kaplıdır. 500 araçlık geniş bir otoparkı da var. Kullanma suyu, büfeler ve kır kahvesi bulunuyor. İzmir’e uzaklığı: 40 km. olup, yalnızca özel araçlar ile gidilebiliyor.

İzmir
ORMAN İÇİ DİNLENME YERLERİ:
Orman Bölge Müdürlüğü, İzmir Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Müdürlüğünün sorumluluğunda, İzmir’de, tam 20 adet orman içi dinlenme yeri vardır. Bunların: bir kısmını, anlatmak istiyorum.

TANAY: Çadırlı kamp, karavan kamping, plaj ve günübirlik dinlenme hizmeti veriliyor. İzmir’e 70 km. uzaklıkta, Çeşme’ye ise 8 km. uzaklıktadır. Ilıca plajları kenarında, 70 hektarlık bir alanda kuruludur. Her türlü sosyal hizmet veriliyor.Tesisin, kuzey kısmında, kıyıya yakın bir yerde, denizden sıcak su çıkıyor. Üçkuyular Terminalinden, her yarım saatte bir hareket eden, Çeşme otobüsleriyle, buraya ulaşabilirsiniz.

GÜMÜLDÜR: 300 çadır kapasiteli olup, günlük 2000 ziyaretçinin piknik yapabilmesi mümkündür. İzmir’e 75 km. uzaklıktadır. Her türlü sosyal hizmet mekanları vardır. Santral Garajından veya Üçkuyular terminalinden kalkan otobüslerle ulaşmak mümkündür.

KALEMLİK: Özdere sahil bandında, 40 hektarlık bir alanda kuruludur. Her türlü ihtiyaçların karşılanabileceği sosyal mekanları bulunan Kalemlik’in nefis bir deniz manzarası vardır. Santral Gara ve Üçkuyulardan kalkan otobüslerle ulaşım sağlanıyor.

TEOS-EKMEKSİZ: İzmir’den 52 km. uzaklıkta olup, Seferihasar’dan minübüslerle gidilebilmektedir. Çadır da kurulabilen Teos-Ekmeksiz’in nefis bir denizi var. Ayrıca: sosyal alanlar da bulunuyor.

DENİZPINARI (KLAROS): Ahmetbeyli-Gümüldür sahil şeridinde, 80 hektarlık, nefis bir koy. Hemen yakınında, Klaros harabeleri var. Kuşadası’na 25 km., İzmir’e 70 km uzaklıktadır. Yeşil ve mavinin kucaklaştığı bir cennet köşe.

PAMUCAK: Selçuk-Kuşadası karayolunun 8’nci km.sindeki bu alanın, İzmir’e uzaklığı: 82 km. dir. Özel aracınız dışında, Selçuk, Gümüldür ve Kuşadası’ndan kalkan minübüslerle ulaşmak mümkün. Denize hakim nefis bir manzarası bulunuyor.

KARGACIK: Seferihisar sahil bandında, 320 hektarlık bir alanda kurulu olan tesisin, 200 çadır yeri var. İzmir’e 50 km. uzaklıktadır. Bir başka Kargacık: Ahmetbeyli-Gümüldür sahil şeridinde, Klaros koyuna 5 km. uzaklıktadır. İzmir-Gümüldür minübüsleri, piknik alanının hemen önünden geçer.

ÇINARLI: Bergama-Kozak karayolunun 17’nci km.de, 10 hektarlık bir alanda kuruludur. İzmir’den 115 km. uzaklıktadır. Bu orman içi dinlenme alanına giderken, yol üzerinde Bergama harabeleri ile dünyanın ilk darphanesini de görebilirsiniz.

ÇİÇEKLİ: İzmir-Manisa karayolunun 20’nci km.de, bir kızılçam ormanı içindedir. Sahada: piknik üniteleri ve büfeler bulunuyor.

YAHŞELLİ ÇAMLIĞI: Menemen çamlığı veya halk arasında Emiralem olarak da adlandırılır. 4 hektarlık kızılçam ormanı içinde kuruludur. Menemen-Manisa karayolunun 3’ncü km. de olup, İzmir’e uzaklığı: 30 km. dir.

İzmir
İNKAYA MAĞARASI:
İzmir merkez ilçeye bağlı, Yekli köyü batısındaki Kocadağın doğu yamacında bulunuyor. Yekli köyünden, mağaranın yakınına kadar arazi taşıtı veya traktörle gidilebiliyor, Sonra dik ve makilik bir yamaçtan, 20 dakika yürünerek mağaraya ulaşabilirsiniz. Toplam uzunluğu 222 metre olan mağaranın girişine göre, en derin noktası -30 metrededir. Genellikle, yatay, kısmen de dikey tipinde kuru bir mağaradır. Ekin ayında, mağara ısısı, salonda 18 derece, son kısımda ise 22 derecedir. Mağaranın içinden çıkan çanak-çömleklerden, tarihi dönemlerde yerleşme amacıyla kullanıldığı anlaşılmaktadır.

İzmir
KURUDAĞ MAĞARASI:
İzmir-Selçuk ilçesindedir. Selçuk’un Kurudağ mevkiindedir. Toplam uzunluğu 42 metre olan mağaranın, girişe göre en derin noktası -22 metredir. Yatay ve kuru mağara tipindedir. Açık havaya nazaran mağara serindir. Mağaranın dar bir girişi vardır. Daha sonra genişleyerek eni 20 metreye varır. Uzunluk ise 41 metredir. Tavan yüksekliği, ortalama 3-5 metredir. Mağaranın kuzeye doğru eğimli olan tabanı, kaya blokları ve traverten oluşumları ile örtülüdür. Bu bölümde, çeşitli kazılar yapılmıştır. Mağara boşluğunda: sarkıt, dikit ve sütunlar, duvarlarda perde ve bayrak travertenleri bulunur.


Yorum

  1. ece Mayıs 8th, 2010, 13:31

    çççooookkkkkkkkkkk ggggggggggüzzzeeeeeeeeeeeeeeeeeeelllll yuhi

  2. hazal Mayıs 8th, 2010, 20:38

    izmir coooooooooooooooook güüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüzeeeeeeeeeeeel bir yer

  3. hazal Mayıs 8th, 2010, 20:41

    benim izmirli yengem var bende izmiri seeeeeeeeeeeeeeeeeeeviiiiiiiyooruuuuuuum…!!!

  4. tahsin Mayıs 19th, 2010, 12:41

    cook süper yaaaa gercektnsewiyorum izmiriii :)

  5. Volkan Konak Ağustos 30th, 2010, 19:41

    Bu muhteşem şehrimizi bu denli harika yazan sizleri takdir ediyorum. Elinize sağlık.

  6. meric Temmuz 19th, 2011, 13:57

    sanatsal heykel tok ızmırde beledıye yuvarlak demırden bı anlamı olmayan heykeller ve anıtlar yapıyorlar daha devasa daha buyuk ılgı cekıcı sanatsal heykel ve anıtlar yapsalar daha cok hayra gecerler ornek brazışyadakı ısa heykelını heryıl 1 mılyon tursıt zıyaret edıyor bılgınıze..

Cevap

Sizde yorum yaparak görüşlerinizi belirtebilirsiniz.

Sorularınız veya önerileriniz için iletişim | Google Sitemap

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, iletişim yolunu kullanarak bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.

| Alexa | XHTML | CSS | Gezi | Gezi | Google

Creative Commons