Evet; İspanya’da Barselona’ya geldiğinizde, günübirlik olara, Gırona şehrine mutlaka gitmelisiniz. Barselona’ya 100 km. uzaklıkta ve katalonyanın, Barselona’dan sonraki ikinci büyük şehri. Hızlı trenle gidebilirsiniz.
Evet, Gırona şehrinde: Onyar nehri, şehri; eski ve yeni şehir olarak ikiye bölüyor. Tarihi bir köprüden geçerek, şehrin eski kısmına geçiliyor. Bu bölge; büyük surlarla çevrili. Dar sokaklarda yürürken, taş evleri görebilirsiniz. Ayrıca; pek çok sayıda kilise var. Şehrin en büyük kilisesi: Girona Katedrali. Tam bir mimari harikası. Mutlaka görün.
Kalenin surları üzerine çıkın, çevredeki muhteşem manzarayı izleyin.
Gırona şehrinin en büyük özelliği ise; sürrealist sanatçı Salvador Dali’nin müzesinin bulunması. Dali; 1904 yılında, Figure kasabasında doğmuş. Doğduğu kente bir şeyler bırakmak ve yaptıklarını sergilemek istediğinde, 1974 yılında, şehir tiyatrosu yıkılmış ve müzeye çevrilerek kendisine tahsis edilmiş. Zaten; mezarıda, müzenin bodrum katında.
Salvador Dali; gerçekten sıra dışı biri. Hayatı da bir hayli ilginç. Ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelir. Birinci çocuk ölünce, aile ölen çocuğu hiç unutamaz ve Dali, hayatı boyunca hep ikinci planda kaldığını düşünerek yaşar. Babası ile arası ise, hiç düzelmez. Annesine ise, hayrandır. Babasının, diğer kadınlara düşkünlüğünü hiç affetmez. Özellikle, sokak kadınlarından kaptığı frengi’yi annesine bulaştırması ve annesinin ölmesine neden olması, babasına duyduğu sevgisizliği, nefrete dönüştürür. Evi terk eder. İlk sergisini, 15 yaşında açar. Hayattaki tek aşkı, rus asıllı karısı, Gala’dır. Yapıtlarıda,kendisi gibi sıradışı. Ve her yapıtı, bilmece gibi ve içinde mutlaka, cinsel objelere rastlamak mümkün. Birbirinden seçkin eserleri, bu müzeyi daha da ilginç hale getirmiş. Biraz sersemlemiş gibi çıkıyorsunuz müzeden, çünkü eserleri ve ifade ettikleri anlamları, ilk anda anlamak mümkün değil, mutlaka anlatılması veya müze girişinde verilen broşürden incelenmesi gerekiyor. Yani; Dali’nin eserlerini anlamak için, biraz araştırmak ve okumak şart. Çekmece, lavabo, geyik boynuzu, ayakkabı gibi birçok alakasız objeden ve malzemeden yararlanmış. Ama, sonuçta her şeyin bir anlamı olduğu kesin. Fizik kurallarını da çok iyi kullanmış. Her yaptığına baktığınızda, sizi şaşırtıyor. Bir bulmaca gibi, eserlere saatlerce bakabilir, ilk bakışta fark etmediğiniz bir çok detayı, daha sonra görebilirsiniz.
Müzede; son söz, Dali’den: ” Bu mücevherler,dinleyici ve izleyici olmaksızın, olmaları gereken yere gelip işlevlerini yapamazlar. İzleyici en son sanatçıdır. İzleyicinin; yaratıcının niyetini az yada çok anlaması, bu mücevherlere hayat verir.”
Evet, Gırona şehrinde; özellikle Dali Müzesi ve Katedral’i görmenizi öneriyorum. Gerçekten keyf alacağınız ve görmekten mutlu olacağınız yerler.






