Gürcistan, Batum
Gürcüler buraya: Batumi diyorlar. Kahve, Manolya, Akordeon. Batum’un yamaçlarını, parklarını, kırlarını bir cennet bahçesine çeviren manolya çiçekleri: kentin sembolü. TBMM nin ilk oluşumuna Batum temsilci göndermiş, ancak daha sonra gelişen olaylar nedeniyle, Ruslara bırakılmış bir kent.
Özellikle: sınır çizilirken, yine bir kısım art niyetli insanlar yüzünden, sınır çizgisi üzerinde kalan olumlu iklim koşullarına sahip bir kısım yaylalar, Gürcülerin tarafında bırakılmış. Halbuki: Artvin ve yöresinde, 6 ay boyunca yerden kalkmayan kar ve hayvanları beslemek için taze ot bulunamaması, bugün için bölgenin en büyük ve başlıca sorunu.
ULAŞIM:
Karayolu ile Batum’a gitmek mümkün. Bunun yanında: 2007 yılında, Batum Havalimanı açılmış olup: Hopa ve yöredeki diğer Türk vatandaşları da: Batum havaalanından vizesiz olarak, Türkiye içi uçuşlara katılabilmektedirler. Yani: Türk vatandaşları, pasaport ve vize olmaksızın, Batum Havaalanına inerek, Hopa ilçesine gelebilmektedirler. Hopa ilçesinde: transit havaalanı işlemlerinin yapıldığı bir merkez var. Burada: işlemler yapılıyor ve özel otobüsler ile, Batum Havaalanına transfer yapılıyor.
Bunun dışında: Trabzon-Batum arasında da, hergün düzenli otobüs seferleri düzenleniyor. Trabzon-Sarp sınır kapısı arası yolculuk, yaklaşık 3 saat.
VİZE:
Batum’a Sarp sınır kapısından giriş yapmak isterseniz, burada gümrük kontrolünden geçiyorsunuz. Yeşil pasaport için vize ücreti yok, mavi pasaportu olanlar ise 15 dolar vize ücreti ödemek zorundalar. Önceden: Trabzon’dan vize almak mümkün ama Sarp sınır kapısından da vize alınabiliyor. Günübirlik geçişler için, ilaveten konut fonu (15 TL) ödenmiyor. Bazen yanınızda bulunan çantalar aranıyor ama çoğu kez de aranmıyor. Gürcistan tarafından karşılaşabilecekleriniz ile ilgili olarak, pek çok olumsuz eleştiri okumak mümkün. Ama, her ne kadar sınırın öte yanında sizi çok güzel bir ortam karşılamasa da, sonuçta, Batum güzel bir şehir. Zenginlik ve fakirliğin iç içe olduğu, Sovyet dönemi eski tip yapıları ile, yeni ve modern yapıların bir arada barındığı bir ortam. Zaten: Batum’da bir çok kültür bir arada yaşıyor. Tabii Gürcüler, bunun yanında ise, Rumlar, Ermeniler, Azeriler, Türkler.
Bu arada: dönüşte, Dutty Free bölümünden alışveriş yapabilmeniz için, Gürcistan’da, en az 3 gün bulunmanız gerekiyor, yani kalış sürenize göre alışveriş imkanı var.
Evet: Sarp Sınır Kapısından, Gürcistan ülkesine giriş yaptıktan sonraki yolculuğunuz hakkında da bilgi vermek istiyorum. Eğer kendi aracınız ile, Karadeniz turuna çıkıp ta, buraya gelmiş iseniz, özel aracınızı, sınırın hemen bizim tarafımızda, son tünelden çıkışta, soldaki otoparka bırakabilirsiniz. Ama kendi aracınız ile, Batum’a gitmek isterseniz, araç kendi üzerinize kayıtlı olması şartı ile, 16 TL. daha ödeyerek, aracınızın geçmesini sağlıyorsunuz. Kendi aracınız ile Gürcistan’a giderseniz, deponuzu fazla doldurmayın, çünkü bu ülkede benzin çok ucuz. (Litre fiyatları, mazot için 1.5 TL. ve benzin için 1 TL.)
Sarp sınır kapısından sonra, Batum’a uzanan yol: asfalt ve keyifli bir seyirlik sunuyor. Toplam 20 km. ve minibüsler ile, yaklaşık 20 dakika sürüyor. Sınır kapısından başlayıp: kilometrelerce uzanan Gonio Plajları, Doğu Karadeniz’in en büyük kumsalı. Yol üzerinde, bazen zorunlu molalar veriliyor, çünkü inek sürüleri yoğun. Çoruh Nehrinin, Karadeniz’e döküldüğü noktada kurulan Gonio ise, küçük bir sahil kasabası.
Kasaba sahilinde: Apsaros Kalesi var. Kale ile ilgili ayrıntılı bilgiyi aşağıda vereceğim. Kaleden sonra, yolun devamında: Uluslar arası Batum Havaalanın yanından geçerek, şehir merkezine çıkacaksınız.
TARİHİ:
Şehrin ilk kuruluşu, bir Yunan kolonisi olarak ve Batis veya Bathus ismi ile olduğu sanılıyor. Ortaçağ’a kadar, Gürcü krallarının ve prenslerinin yönetiminde kalmış. 13.yüzyılda ise, Moğal egemenliğine girmiş.
1564 yılında, Kanuni Sultan Süleyman, bölgeyi Osmanlı topraklarına bağlar. 314 yıl süren Osmanlı egemenliğinden sonra: 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonunda, bölge, Rus işgaline uğrar. Daha sonra ise: Ayastefanos ve Berlin Anlaşmaları ile, Rusya’ya bırakılır. Mondros Mütarekesi ile: önce İngilizlere ve daha sonra Gürcistan’a bırakılır.
Evet: Demokratik Gürcistan sınırları içinde kalan Artvin ve Ardahan geri alınırken, Misak-ı Milli sınırları içinde kabul edilmeyen Batum: Moskova anlaşması sonucu, Gürcistan’a terk edilir.
Gürcistan’ın 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmesinden sonra, Acara Özerk Cumhuriyeti yönetiminin başına Aslan Abaşidze isimli siyasetçi gelir ve Batum’da ikamet ederek, bölgeyi bir diktatör gibi yönetir. Mayıs 2004 tarihinde ise, Abaşidze iktidarı, merkezi yönetimin desteğindeki halk hareketi ile son bulur.
GENEL:
Gürcistan’ın: Karadeniz kıyısında, Acara Özerk Cumhuriyetinin yönetim merkezi olan liman kenti. Turizm özellikleri ağır basan bir yer. Yazın: şehrin nüfusu, 400 bin kişiyi buluyor.
Mikroklima özelliği ile, Akdeniz iklimini kuzeyde yaşatan en güzel Karadeniz şehridir. Uygun iklim şartları nedeniyle: bölgede, bol miktarda meyve ve çay yetiştiriliyor. Petrol rafinericiliği ve gemi yapımcılığı da ekonomik anlamda öne çıkıyor.
150.000 nüfuslu kentte, Müslüman ve Hıristiyanlar neredeyse yarı yarıya. Sovyetler Birliği döneminde, Rusya’nın Antalya’sı olan kent: turizme yelken açmış. Şu anda, 21 tane, beş yıldızlı otel projesi yürütülüyor. Tabii tüm bunlar: turizmin, kumarhane ve seks boyutlarına da hizmet edecek şekilde devam ediyor. Çünkü: Gürcistan Devlet Başkanı, Batum’u Kafkasyanın Las Vegas’ı yani kumarhaneler şehri yapma düşüncesinde. Tüm bunların yanında: Batum, günümüzde dahi, fuhuş cenneti tabirini çoktan alan bir yer olarak da öne çıkıyor.
Plajlar ve deniz çok gözde. Yöre insanları: yaz döneminde, caddelerde, kıyıda ve birçok yerde: deniz kıyafetleri, mayoları ile dolaşmaktan, bulunmaktan çekinmiyorlar. Hatta, Gürcüler yanında, Ermeniler bile; Ermenistan’dan buraya, plaja geliyorlar. Plajda sürekli seyyar satıcıların dolaşması dikkatinizi çekecektir. Coca cola, haşlanmış mısır, çerez satanlar sürekli dolanıyorlar. İnsanlar: kıyıya yakın yerlerde denize giriyorlar. Çünkü: kum yok, taşlık. Sahile inene kadar: taşlık bölgede yürümek zorunda kalıyorsunuz.
Türklerin ; Batum’da imajı pek iyi değil. Türkleri: daha çok, uyuşturucu, yalan, hırsızlık gibi olgularla yan yana düşünüyorlar. Bunun dışında Gürcülerle anlaşmak pek zor değil. Sonuçta, bavul ticaretinin büyük etkisi var. Türkçe’yi tam olarak bilmeseler de, büyük çoğunluğu konuşulanları anlıyorlar. Yani: yine de, her şeye rağmen, Türklere sempatik yaklaşıyorlar. İngilizce işlemiyor, çünkü Gürcüler İngilizce bilmiyorlar.
NE YENİR-NE İÇİLİR :
Batum şehrinde: lokantacılık sektörü Türklerin elinde. Lokanta açığını bizimkiler, lokanta açarak kapatmışlar. Pastane ise, hiç yok. Çünkü: yerel insanların pastaneye gitme imkanları yok. Ekonomik gelirleri çok düşük. Bu şehirde: Mc Donalts ve diğer fast-food marka restoranları da yok. Ama, şehirde bolca kahvehane var. Çünkü: aşağıda ayrıntılı belirteceğim gibi, Batum’lular kahveye aşırı düşkünler.
Şehrin en meşhur restoranı: Lazuri. Avlusu ile bahçesiyle, her bir katında, güzel sofraların kurulduğu eski bir Batum evi. Bahçede; bir votka damıtma aleti var.
Bunun yanında: yemeklerde dikkati çeken hususlar şunlar. Bizim ülkemizdede yaygın olan lavaş ekmeği yiyorlar. Ayrıca: kaçapuri denilen bir kahvaltılıkları var. Peynirli pide gibi. Domuz eti bulunmaması nedeniyle, Türkiye’den giden turistlerin baş tercihi.
Burada Müslüman halkında bulunduğunu söylemiştim. Ama, buranın Müslümanları: domuz eti ve şarap’a karşı dinsel yasakları kabullenmemişler ve domuz eti yiyorlar, bolca şarap içiyorlar.
Bunların yanında: limonad denen bir içecekleri bayağı bol tüketiliyor. Bu limonata değil, armut-üzüm-elma meyvelerinin aromalarından yapılan bir gazlı içecek. Tadı fena değil. Kolanın yaygınlaşmasına muhalefet için üretmişler. Geleneksel ve ucuz.
ALIŞVERİŞ-PARA-NE SATIN ALINIR:
Aman dikkat, çarşı ve dükkanlarda, Türk Lirası kabul edilmiyor. Ülkenin para birimi “lari” ve “tetri”. 1 ABD doları: 1.90 lari ediyor. 100 tetri ise, 1 lari.
Bir devlet memuru maaşının, ortalama 100 lari olduğu kent, çok ucuz. Bu arada, kredi kartı kullanıcıları için, küçük bir not. Yanınızda, visa kart götürün, master kartı kabul etmiyorlar.
Kendiniz veya yakınlarınız için hediyelik olarak: çok ucuz olan içkilerden, özellikle Gürcü şaraplarından satın alabilirsiniz. Özellikle: Bagrationi marka. Ayrıca: peynir çeşitleri, küme, füme balık, iç ceviz satın alabilirsiniz. Ama biraz önce de söylediğim gibi, dünyaca ünlü olan, Gürcü şarapları var. Hediyelik eşya için: bulvardaki seyyar satıcılar veya Milli Park içindeki akvaryum girişindeki marketten, değişik objeler satın alabilirsiniz.
Bunların dışında herhangi bir alacak şey bulamasınız, çünkü her şey Türkiye’den ithal. Bu arada: Gürcüler, pazarlığa açıklar, alışveriş yaparken, pazarlık yapmayı unutmayın.
Batum’da: süper, hiper, mega cinsinden büyük marketler yok. Onun yerine: içki, sigara, Türk malı besin ürünleri, ev yapımı pasta, sebze ve meyvenin satıldığı küçük bakkallar var. Bakkalları işletenler, hep kadınlar.
KONAKLAMA:
Şehir merkezindeki bir otelin, gecelik konaklama ücreti: 40 dolar.
Özellikle, şehir merkezindeki: “İntourist Otel” i önerebilirim. İki kişi, yarım pansiyon ücret: 125 dolar civarında. Temiz ve kaliteli bir otel.
Diğer bir seçenek: Otel Beso. Gecelik ücreti: 40 lari.
GEZİLECEK YERLERİ:
Batum bir liman kenti olarak öne çıkıyor. Ama aynı zamanda, önemli bir tatil merkezi. Burada: botanik bahçeleri ve tropikal bitkiler açısından çok zengin parklar bulunuyor. Ayrıca: çok güzel binalar var.
Evet, Batum bir günde gezilebilecek bir yer değil. Sovyet Rusya döneminden kalma: 2-3 katlı, asırlık evleriyle, eski Batum, nostaljik bir Küba esintisine sahip. Beyaz badanalı ve mavi damlı evler: Küba sokaklarında dolaşıyorsunuz izlenimi veriyor. Aslan, ejderha ve gerçeküstü mitolojik yaratıklar figürleriyle bezenen yapılar, Kafkasların sıra dışı mimarisini temsil ediyor.
Modern yapıların sıralandığı, sahil kesimindeki evlerde hakim renk: beyaz. Batum’u tanımanın en iyi yolu: geniş bulvarları ve caddeler boyunca uzun yürüyüşler yapmak. Parklarda, sabaha kadar süren, havuzlardaki su fiskiyelerinin dansını izleyebilirsiniz. Gündüz arzu ederseniz, Olimpik Buz pistinde, buz pateni yapmayı deneyebilirsiniz.
Yazının başında belirttiğim gibi, Batum’un simgesi manolya çiçekleri. Parfümden, ilaç ve temizlik sanayine kadar pek çok alanda kullanılan manolya çiçeğinin yanı sıra: kahve kültürüyle de ünlü Batum. Hemen her köşe başında bir kahvehane, kahve ve aksesuar satan dükkan ya da atölye var. Batum halkı için: kış ayları dışında yılın üç mevsimi, kapı önlerinde, sokaklarda ve kahvehanelerde, Karadeniz rüzgarı eşliğinde uzun kahve sohbetleri yapmak, yaşamın önemli bir parçası olmuş. Aromatik olanlardan, hot black’e kadar tat, koku ve sertlik derecelerine göre onlarca çeşide ayrılan Batum kahvelerinin sihirli bir zindelik verdiğine inanılıyor.
Görülebilecek yerler, şunlar:
APSAROS KALESİ:
Çoruh Nehrinin Karadeniz’e döküldüğü noktada bulunan: Gonio kasabasında. Burası: İsa’nın 12 havarisinden, Aziz Matthias’ın anıt mezarını barındırıyor. Roma döneminden kalma bir kaledir. Bizans ve Arap egemenliğinde kalan kale: 1478 yılında, Osmanlılar tarafından ele geçirilmiş. Aziz Matthias’ın anıt mezarı dışında, burada Osmanlı hamamı ve mezarlığını görebilirsiniz. Aziz Matthias’ın mezarının burada bulunmasının özel bir anlamı var. Çünkü: Gürcistan, dünya üzerinde, Hıristiyanlığı ilk kabul eden devlet.
Kalenin içinde: kivi, mandalina ve palmiye ağaçlarıyla süslü bir yürüyüş parkuru da var. Bunun dışında: üzüm bağından, mısır tarlasına ve lahana bahçesine kadar birkaç çeşit sebze ve meyveler, kalenin içinde sizi karşılıyor. Bunun dışında: arkeolojik çalışmalar da sürdürülüyor.
Kale girişindeki tanıtım levhasında: kaledeki arkeolojik kazılarda bulunmuş Helenistik döneme ait altın at heykelinin, Batum Müzesinde sergilendiği yazılı.
ORTA CAMİSİ:
Osmanlı döneminden kalmadır. Batum’un sembollerinden biri olan yapı, iki laz kardeş tarafından yapılmış. Caminin tarihçesi hakkında ayrıntılı bilgi yok. Çünkü: Komünizm döneminde, buralarda bulunan ibadethaneler kapatılmış ve arşivleri de yok edilmiş. Yine de, caminin yaklaşık 130 yıllık olduğu sanılıyor. Yani, muhtemel yapım tarihi: 1886. Yaptıran ise: Acara Beyi Aslan Beg. Cami: motif, renk ve süslemelerinye, güzel bir mimari örnek. Batum’un günümüzdeki tek faal camisi. Acara Devlet Müzesi tarafından koruma altına alınmıştır.
ACARA DEVLET MÜZESİ:
Burada: Acara hakkında, etnografik ve tarihi bilgiler almak mümkün. Dört katlı, geniş ve son derece iyi düzenlenmiş müzede: 150 bin obje sergileniyor ve arşivlenmiş durumda. Doğa Müzesi de, aynı çatı altında. Burada: Karadeniz’de 147 tür balık çeşidi bulunduğunu ve 200 metre derinliğin altında yaşam bulunmadığını öğreneceksiniz. Ayrıca: Çoruh nehrinin denize döküldüğü yerde yapılan islah çalışmaları anlatılmış.
Evet, müze geçen yıllarda, 100 yaşını kutlamış ve bunun şerefine, bahçeye: Gürcü balıkçılar tarafından avlandığı söylenen bir balina iskeleti konulmuş. Müzeye: devlet müzesi statüsüyle birlikte, 2005 yılında, tarihçi ve etnograf Khariton Akhvlediani’nin ismi verilmiş.
BATUM BOTANİK BAHÇESİ:
Şehir merkezinden, 8-10 km. kadar uzaklıkta. Minibüsler ile gidebilirsiniz. Burada: bambu ağaçlarıyla kaplı alanda, telesiyejle dolaşabilirsiniz. Ancak, bu telesiyej bakımsız, gittiğinizde çalışır bulurmusunuz bilmiyorum.
Dünyanın ikinci büyük botanik parkıdır. Park: toplam, 114 bin metrekarelik bir alan üzerine kurulu. İçinde, binlerce bitki ve ağaç türü bulunuyor. Yaklaşık 70 yıllık bir geçmişe sahip. Bahçe denildiğine bakmayın, devasa birkaç sanki iç içe. Çiseleyen yağmur altında, bütün parkı gezmek için, en az 2 saat yürümeniz gerekiyor. Binlerce ladin, okaliptüs, köknar ve çam. Bunların dışında: Pavlonya, sakura gibi bitkiler de görebilirsiniz.
Dünyanın dört bir yanından getirilen ağaç ve fidanlarla, burada 9 bölge oluşturmuşlar. Her biri kategorilenmiş ve orman içene yayılmış pek çok yapıda çalışan, yaklaşık 120 botanikçiye emanet edilmiş. Bu parkta, özellikle manolya ağaçlarına bayılacaksınız. Parkın büyüklüğü gözünüzü korkutmasın, güzel yönlendirme yapmışlar. Son olarak: burada bulunduğunuzda, utangaç mimozayı görün. Dokununca kapanan mimoza, bizim tabirimizle “küstüm çiçeği”.
BATUM DEVLET PARKI-MİLLLİ PARK :
Karadeniz kıyısında bulunuyor. Bir binalar tarlasına benzeyen kentin ortasında, yemyeşil bir ada gibi. Kentte: taçsız kral olarak nitelenen şair İlya Çavçavadze ile Gürcü yazar ve devlet adamlarının heykellerinin süslediği park: uzun yürüyüş parkurları, plajları ve sahil kahveleriyle, dev bir gezi alanı. Parkın bitişiğindeki Batum Üniversitesi ise, Çarlık Rusyasının mirası.
Bu arada: parkın içinde: dolpinarium (yunus gösteri merkezi) var. Ayrıca: Akvaryum (15 orta boy akvaryum ve 1 büyük havuzun içinde, birçok deniz canlısı bulunuyor), lunapark (ufak ama kesinlikle eğlenceli bir yer) ve hayvanat bahçesi bulunuyor. Akvaryum yapısı, dışarıdan hayli heybetli görünüyor. Duvarlarında kalmış belli belirsiz resimlerden ve kabartmalardan, ortadaki büyük havuzda, yunus şovlarının yapıldığını anlayabilirsiniz. Günümüzde, bu havuz kurumuş, boyalar dökülmüş, resimler sökülmüş. Yine de, balıkların sergilendiği, kapalı akvaryum kısmı gezilmeye değer. Yukarıda söylediğim gibi, kapalı kısımda, yan yana, pek çok akvaryum içinde çeşitli balıklar var. Tabii söylemeye gerek yok. Bütün akvaryumların camları pislikten kararmış, suları ise neredeyse yosundan yemyeşil olmuş. Ancak balıklar hallerinden pek şikayetçi değiller gibi. Çünkü, özellikle köpekbalıkları, bütün o olumsuz şartlara rağmen, o kadar büyümüşler ki, inanamassınız.
ESKİ POSTANE BİNASI:
20. yüzyılda yapılmasına karşın, Gürcü mimari karekterini yansıtması açısından ilginçtir. Yörenin karekteristik yapılarından biri. Kentin iki merkez caddesi olan: Baratashvili ve Abashidze caddelerinin kesiştiği noktada yükseliyor.
VİRGİN MARY KİLİSESİ:
Şehrin katedrali durumunda. En büyük ve en gösterişli kilise. 19. yüzyılda yapılmış, güzel bir yapı. Kilisenin büyük renkli vitray camlarında, pek çok dini sahne sergilenmiş.
BATUM LİMANI:
Limanın önemi, doğal bir liman olması ve Karadeniz ticaretinde, önemli bir rol oynaması.
Kendin turistik merkezi konumunda. Burada, yıl boyu kahve tiryakileri, sokak müzisyenleri, şairler ve balıkçılar var. Rıhtımda, sokak aralarında, ya da kentin herhangi bir köşesinde, kulaklarınıza, mutlaka çalınacak bir akerdeon tınısı gelecektir.
ALTIN POSTLU KOÇ HEYKELİ:
Evet, şehrin hemen merkezinde, gökyüzüne yükselen bu heykelin bir hikayesi var. Altın postlu koç heykeli;: gücü, sonsuzluğu, egemenliği ve dünya liderliğini sembolize ediyor. Kim bu altın postlu koç’u yenerse: dünyayı yöneteceği söyleniyor. Antik dönemde, hatırlayanlarınız olabilir: Yunan kolonilerinden, Ege denizinden yola çıkan bir kısım Yunanlı, bu postu aramak üzere, bölgeye gelirler ve hatta buraya gelirken de, Trabzon Yoson Burnunda, bir kilise inşa ederler, bu kilise günümüzde de büyük bir ziyaretçi çekmektedir.
Evet: bu altın postlu koç efsanesi, günümüzde de büyük inanır topluluğu çekmektedir. Hatta: Amerika ve Rusyanın, altın postlu koçu yenerek, dünya egemenliğini ele geçirme düşünceleri sonucu, Gürcistan’a yardım yaptıkları düşünülebilir.
KABULETİ:
Batum’a 25 km. uzaklıkta bir kent. Karadeniz kıyısında: demiryolu istasyonu ve çay işleme atölyeleri bulunuyor. Ama, en önemli özelliği yazın önemli bir dinlenme merkezi olması. Deniz turizmi hayli gelişmiş. Denize girmeye hayli elverişli, uzun plajları kıyı boyunca uzanıyor.



















