Evet, Bankok’a gidipte burayı görmeden sakın dönmeyin. Mutlaka gitmelisiniz. Şehre, 104 km. uzaklıkta, ülkenin en büyük ve en güzel yüzen pazarı. Günübirlik turlarla da gidebilirsiniz, bir saatlik otobüs yolculuğunun ardından, kalan yol, su kanallarında, 8 kişilik tekneler ile yapılıyor, bu tekneler arkasına traktör motoru takılmış, iki kişinin yan yana oturabileceği darlıkta, güvenlik problemi olmayan tekneler.
Tekneler ile kanallarda yarım saat süren bir yolculuk yapılıyor, ki, kanallarda yapılan bu yolculukta, Tayland insanının esas yaşam şartlarını görme şansınız olucak, bol bol resim çekmelisiniz. Kanalda, su üstünde bütün hayatını geçiren insanların yaşam tarzlarını izliyorsunuz, nehirde yıkanan, bulaşık yıkayan, elbiselerini temizleyen ve atıklarını atan insanları göreceksiniz, ayrıca buda heykelinin bulunduğu minik ibadet yerlerini ve belkide kanalda gezen su samurlarını görme şansınız olucak. Tekne giderken, bazen hızlanıyor, bazen yavaşlıyor, bazen de kanalda tekne trafiği artıyor, kesinlikle merak etmeyin, kullanıcıları yani sürücüleri çok profesyonel, hiç bir tehlike söz konusu değil.
Yüzen çarşı, tamamen türistler için yapılmı, her türlü hediyelik eşya ve kıyafetlerin alınabileceği bir pazar yeri. Ne isterseniz bulabilirsiniz, tropikal meyveler, ilginç rüzgar gülleri, masklar, sandallarda pişirilen yiyecek maddeleri ve daha birçok yöreye özgü hediyelik eşya. Bazen siz tekne ile giderken, sizin teknenize yaklaşanlarla alışveriş yapabilirsiniz, bazen de, tekneniz sizi kıyıya bırakır, kıyı boyunca tahta platform üzerine yerleşmiş, sabit alışveriş yerlerinden ve bunların kıyısına yaklaşmış tekneler arasında yürüyerek, yer yer teknelerden ve yer yer kıyıdaki tahta platform üzerindeki sabit yerlerden alışveriş yapma şansınız var.
Her zaman için, size söylenen fiyatın, üçte birini söyleyip pazarlığa başlamanızda yarar var. Üzerinde etiket bulunan, sabit satış noktalarında pazarlık şansınız yok, ancak teknelerden yapacağınız alışverişlerde mutlaka pazarlık yapın. Acaip pazarlık yaptığınızı ve ucuza aldığınızı düşündüğünüz bir malı, başka bir satıcıda gördüğünüzde, asla fiyatını sormayın çünkü kesinlikle daha aşağı bir fiyat duyacak ve üzüleceksiniz, asla sormayın.
Yüzen çarşıda görünen ürünler yani tropikal meyvelerden bahsetmemek olmaz. Tayland’ a gelipte, bu çok fazla çeşit ve değişik tad ları olan tropikal meyveleri mutlaka deneyin. Türkiye de bulunmayan, onlarca meyve: sokak satıcılarında, teknelerde, marketlerde itina ile soyulup sizlere sunuluyor. Bizim marketlerimizde oldukça pahalıya satılan, en lezzetli meyvelerden ananas artık burada para getirmemeye başlayınca, üreticiler başka meyvelere yönelmişler. Yiyecekleriniz arasında greyfurtun enaz iki katı büyüklüğünde pomelo, portakal ile greyfurt arasında bir tada sahip ve çok lezzetli. Rambutan, değişik görüntüsü ile kırmızı deniz kestanesini andırıyor, ama içinde bembeyaz tatlı meyvesi olan bir meyve. Guava, armuta benziyor, bol bol suyu içilebilir. Meyvelerin kraliçesi Mangosteen: mor, sert kabuklu, yeşil yapraklı sapı olan, içinde aynı sarımsak dişi büyüklüğündeki tatlı dilimleri olan, güzel bir meyve. Ancak, dikkat, bu meyve için, Tayland’lıların bir lafı var, ” kokusu cehennem, tadı cennet ” diyorlar. Yani, açık alanda yemelisiniz, kapalı alanda yemeye kalktığınızda, dayanılmaz kötü bir kokusu olduğunu hissedince, yeme zevkiniz kaçıyor.






