Sinop Erfelek

9.780 kişi okudu!

erfelek.tatlıca şelaleleri.1

Özellikle: Tatlıca Şelaleleri nedeniyle, son yıllarda, Karadeniz gezi turlarına katılan bu şirin ilçemiz de, bu şelalelere ulaşmak biraz zahmetli, bunu kesinlikle dikkate alın, bunun dışında, buraya yolunuz düşerse, kestane balı almayı sakın ama sakın unutmayın. Tabii orjinali bulursanız veya fiyat uygun olursa. (fiyat, kilosu 120 TL. civarındadır.)

ULAŞIM:

Sinop iline ulaşan ana yollar üzerinde bulunmaması olumsuz. Ancak: il merkezine yakın bulunması avantaj. Evet: Erfelek’in il merkezine uzaklığı: 26 km. dir. Sinop il merkezinden buraya ulaşmak için yolun büyük bölümü gayet güzeldir, ancak son 8-10 km lik bölüm, bir barajın çevresinden dolaşarak gidiliyor, burada yol dar ve virajlı yani sıkıntılıdır Bir de, buraya vardığınız da otopark sıkıntısı çıkıyor, gerek çevreden gelenler ve gerekse yerliler nedeniyle burası çok kalabalık oluyor, benden size öneri, buraya erken saatlerde gidin, yoksa asla ne arabanızı koyacak otopark ne de oturacak bir sandalye bulamazsınız. Zaten otopark diye ayrılan yer de tam bir kepazelik, büyük taşların bulunduğu saçma sapan bir otopark, inanılır gibi değil. Son bir not, dönüş için Ankara istikametine gidecekseniz, ilçe merkezinin içinden geçen yolu takip edin, aksi halde yolunuz çok uzar.

erfelek.tatlıca şelaleleri.5

GENEL:

Yukarıda belirttiğim gibi buraya ulaşmak biraz zahmetli, birçok şelale olduğu söyleniyor ama ilk vardığınız yerde sadece bir tane şelale göreceksiniz. Bu bölümde, restoranlar ve kafeler var, zaten turların büyük çoğunluğu, burada erken saatlerde sabah kahvaltısı veriyorlar, siz de burada bir çay veya kahve molası verebilirsiniz, fiyatlar aşırı uçuk değil, onun dışında buraya piknik yapmaya geliyorlar. Evet, birinci şelale hemen burada, uzunca ve dik merdivenlerden çıktığınızda ikinci şelaleyi görüyorsunuz, hava sıcak ve ortam nemli olunca, daha fazla çıkmak, diğer şelalelere gitmek gerçekten güç istiyor, tercih sizlerin.

Evet: Erfelek’in eski ismi: Karasu. Çünkü: Karasu çayının, 25-30 metre yakınında kurulmuş. Bu nedenle: yaklaşık 80 km. uzunluğunda olan bu çay, zaman zaman taşarak, ilçe merkezinde yaşayanlara sıkıntı yaratıyor.

İlçe merkezi, tepeler arasında kurulduğu için; çevreden görülmüyor. Yalnız: Sinop-Ayancık kara yolunun, İyice Meydan Mevkiini geçtikten sonra, Sakarabaşı yakınlarından, kuş bakışı görmek mümkündür. İlçenin: rutubetli ve yağışlı bir iklimi var. En soğuk ay: Şubat, en sıcak ay ise: Temmuzdur.

Yerleşim yerinin: Cumayanı adını alması nedeniyle, her hafta Cuma günleri, ilçe merkezinde pazar kurulur. Cuma günleri; çevre köylerin tamamı ilçeye iner, çarşı ihtiyacını karşılar, resmi dairelerdeki işlerini görürler. Varsa, ürünlerini satarlar.

İlçede, her yıl Temmuz ayının ilk pazar günü: Tatlıca şelalelerinde, doğa şenlikleri düzenlenir. Bu şenlikler boyunca: doğa yürüyüşü, yüzme, güzellik yarışmaları gibi, birçok dalda yarışmalar düzenlenir.

İlçede: her yıl, Eylül ayı içinde, bir hafta süreli: Hayvan ve Emtia panayırı düzenlenir. İlçe Belediyesi tarafından düzenlenen bu panayırda, hayvancılığı teşvik için, her cins ve ırktan, büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yarışmaları, halk konserleri, söyleşi ve paneller ile yörenin en büyük karakucak güreşleri  düzenleniyor.

erfelek.tatlıca şelaleleri.4

Erfelek, ilçe merkezine geldiğinizde, bir ilçeden çok, bir köye geldiğinizi düşünebilirsiniz. Ancak: burada, muhteşem manzara yaratan şelaleler var ve birçok insan, bu şelaleleri görmek için, buraya akın ediyor. Erfelek içinde: çarşıdan, kestane balı almanızı öneririm. Çünkü: kestane balı, birçok derde deva olduğu dünya çapında haklı olarak ünlenen anzer balından aşağı kalır yanı olmadığı, bilim adamlarınca tescil edilmiş.

Evet, Erfelek, kestanesi ile ünlü. Çünkü: kestanenin kendine özgü lezzeti var ve piştikten sonra iç kabuğundan kolayca ayrılıyor. Olgunlaşan kestaneler, uzun sırıklarla, ağaçlara çıkılarak silkeleniyor.

Ayrıca: ilçe merkezinde, Abanoz Mahallesi denilen bir yer var. Burada: asma köprü, çelik halatlar üzerinde duruyor. Abanozlular, ürkütücü köprüden, hayvanlarını geçirebilmek için, eşekle önden gidiyorlar.

 

      

GEZİLECEK YERLER:

Evet, tabelaları takip ederek; şelaleleri bulabilirsiniz. Sonrasında ise: aracınızı park edip, başlıyorsunuz tırmanmaya. Tırmanış boyunca; irili-ufaklı birçok şelale geçiyorsunuz. En tepeye ulaştığınızda ise, sizi bir çay bahçesi karşılıyor. Ufak bir moladan sonra; aşağı doğru iniş başlıyor. Aşağıda: temiz bir lokanta var. Burada: bu muhteşem ortamda güzel bir yemek yiyebilirsiniz. Yanında: açık ayran öneriyorum. Bu arada: şelalelere tırmanmaya niyetli olanların: altı kaymayan ayakkabıları olması şart. Ancak: her koşulda dikkatli olmak şart. Yöre halkı: şelalelere: Yedibasamak ve Deliktaş gibi isimler takmış.

Evet; işte böyle. Tatlıca Şelaleleri hakkında: şimdi daha genel ve ayrıntılı bilgiler vermek istiyorum.

   

TATLICA ŞELALELERİ:

İl merkezine uzaklık: 42 km. dir. Erfelek ilçesi Tatlıca köyü sınırları içindedir.

Bu şelaleler: aynı vadi içinde sıralanmış, 28 irili-ufaklı şelaleden oluşur. Bu özelliği ile: dünyada benzeri yoktur.

Dar ve 2 km. uzunluğundaki vadi içinde; şelaleler yanından ve kayın ormanları içinde, çok güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz. Bu yürüyüş, yaklaşık 2 saat sürer.

Şamı; şelalelerin aktığı vadide, eski su değirmeni. Şelalelere adını veren Şamı (Tatlıca) köyüne ait. Eski değirmen: 1.5 kilometreyi aşan şelale tırmanışınız için, kriter noktanız. Şelalelere tırmanarak değirmene ulaştığınıda, yolu yarılamış sayılırsınız. Geri dönmek isteyenler için, değirmenden, aşağıdaki patikaya inmek mümkün. Değirmenden sonra, vadi daha da sarplaşıyor ve zorlaşıyor.

Yola devam ederseniz: kayın, ıhlamur, gürgen ve meşe ormanından, gökyüzünü göremeyeceğiniz, dar Şamı Vadisi: Karasu üzerine kurulan baraj çalışmaları sırasında keşfedilmiş. Şelaleler: bazen, döküldükleri noktalarda, 4-5 metre derinliğinde ve rengarenk gölcükler oluşturuyorlar.

Vadide: zaman zaman, küçük kollara ayrılan su, birleşip aynı gölcüğe dökülürken, muhteşem görüntüler sunuyor. Soğuk suların uğultularla döküldüğü, Şamı Şelalelerinin her biri ayrı şekilde. Sonbaharda dahi, su seviyesi düşmüyor.

Bölge: doğal SİT alanı olarak koruma altına alınmıştır. Burada: trekking, piknik, gezi ve av turizmi yapmak mümkündür.

Sinop Ayancık

16.338 kişi okudu!

ayancık.çamurlu plajı.1

Burası: tam bir sahil kasabası havasındadır. Tertemiz yolları, düzenli yerleşimi, çay bahçeleri, plajları, motelleri ve sevimli çarşısı uzun uzun gezebileceğiniz bir yer. Çarşıyı gezip: fırından bir mısır ekmeği alın ve sahildeki çay bahçelerinden birine oturup, çayınızı içerken, denize giren çocukları seyredin. Daha ileride: ünlü Çamurca Plajına gidebilir, Karadeniz’in sularında gönlünüzce yüzebilirsiniz. İlçe merkezindeki iskeleden de denize girenler görülüyor.

   

ULAŞIM:

Ayancık: Sinop il merkezinin deniz kıyısındaki ilçelerinden biri. İl merkezine uzaklığı: 56 km. Ulaşım problemli değildir. Ayancık-Boyabat kara yolu uzaklığı: 56 km. ve Ayancık-Türkeli kara yolu uzaklığı ise: 36 km. dir.

 

      

GENEL:

Kıyı şeridi: Ayancık yerleşimi çevresinde, iri çakılla kaplı ve uzunluğu fazla olmayan bir kıyı bandı var. Bu kıyı bandı: denizden yararlanma için uygundur. Ancak: iklim olarak, Temmuz ve Ağustos düşünülmelidir.

Şehir yerleşiminin batısında, 1.5 km. uzaklıkta: Çamurca plajı ve koyu vardır. Burada: Kızılay kamp yeri bulunuyor. Özellikle: çocuklu aileler ve gençler tarafından tercih ediliyor. Çamurca mevkiinin 2 km. batısında ise: Kuğu Yalısı koyu var. Burası: hem deniz ve hem de ormandan yararlanmak için ideal bir yer. Sakin bir tatil geçirmek isteyenlere öneririm.

Ayancık’ta: yöre mutfağı: özellikle “keşkek” üzerine kurulmuş. Bölgenin en tanınmış yemeklerinden olan keşkek: etli veya etsiz dövülmüş mısırın, kuru fasulye ile pişirilmesiyle yapılan, lezzetli bir çorbadır. Genellikle: Hıdırellez kutlamalarında yapılıyor. Bunun dışında: mayalı bir çörek çeşidi olan Nokul, bir çeşit mantı olan Kulak, Saç Böreği. Evet: Ayancık’a yolunuz düşerse, bunları denemenizi öneririm. Özellikle; kulak.

Bu arada: Ayancık nüfusuna kayıtlı ünlüler var. Bunlar arasında: Ajda Pekkan ve ünlü yazar Ömer Seyfettin sayılabilir.

 

   

GEZİLECEK YERLER:

ayancık.eski evler.+

ESKİ AYANCIK EVLERİ:

İlçede, şehir mimarisi: 1’nci Dünya Savaşı öncesi, bölgede yaşayan Rumlar ve daha sonraları, Kereste Fabrikası kuran Belçikalılardan etkilenmiştir. Özellikle: ilçenin iç kesiminde ve sahilin bazı yerlerinde inşa edilen, taş evler, tipik Rum, Yunan mimarisi örnekleridir. Bugün hala ayakta kalanların bir çoğu kullanılmaktadır. Bu evler: iki kat üzerine alınlarına süslemeler ve kemerler yapılarak inşa edilmiştir.

Belçikalıların mimari tarzından etkilenerek yapılan ahşap evler ise, genellikle, sahil kesimindedir. Bu evlerin tüm malzemesi: ahşap olup, genellikle iki katlı, içten merdivenli ve bahçeli evlerdir. Kereste Fabrikasını kuran Belçikalılar ve Almanların, fabrika arazisi üzerine yaptıkları lojmanlar ve işçilerin yaşadığı koloni evleri, bunlara verilebilecek örneklerdendir.

ayancık.kilise.+

AYANCIK KİLİSESİ (ESKİ CEZAEVİ):

Yalı mahallesinin, sahil kesiminde bulunuyor. Eski bir kilise. Yıllarca cezaevi olarak da kullanılmış. 1885 yılında inşa edilen (Osmanlının son dönemlerinde ) bir yapıdır. Günümüzde; Belediye tarafından, bir kültür merkezi haline getirilmesine çalışılıyor.

ayancık.isfehan limanı.1

İSTİFAN LİMANI:

Henüz herhangi bir araştırma yapılmamış. Ancak: Pontus krallarına ait kaya mezarlarının bulunduğu, İstifan (Çaylıoğlu) köyü sınırları içinde bulunuyor.

ayancık.istifan kaya mezarları.1

İSTİFAN KAYA MEZARLARI:

Burada da henüz bir araştırma yapılmamıştır. Pontus krallarına ait olduğu sanılan kaya mezarları, İstifan köyü sınırları içinde bulunuyor. Kaya mezarları: paphlagonia tipindedir. Mezar odalarının cepheleri: anıtsal cephe mimarisinin özelliklerini taşır. Liman çalışmaları sırasında atılan dinamitlerle, giriş kısmı kapanmıştır.

ayancık.istifan sulu kilisesi.1

İSTİFAN SULU KİLİSESİ:

Halen toprak altındadır. İçi toprak ve su doludur. Galerilerinden biri, toprak üstündedir. Halk: içinin su  dolu olması ve çevresinin de su kaynağı yönünden zengin olması nedeniyle: sulu kilise demektedir. Herhangi bir kazı çalışması yapılmamıştır. Meraklı  define avcılarının uğrak yeridir.

ayancık.akgöl.3

AKGÖL YAYLASI :

Yayla turizmi merkezidir. Ayancık-Boyabat asfalt yolunun 40 nci km. de, ana yoldan ayrılıp, 5 km. gittikten sonra ulaşılır.  Burası: 110 metre yükseklikte, sık çam ormanları içinden bulunan yapay bir gölet ve orman işletmesinin günübirlik tesisleri var. Ayrıca: burada kamp yapmak mümkün.

inaltı

İNALTI MAĞARASI:

Akgöle: 6 km. uzaklıktadır. Ayancık ilçesine ise, 35 km. uzaklıktadır. 1070 metre yükseklikte. İnatlı köyü yakınındadır. Ulaşım: toprak, ancak manzaralı bir yolla sağlanmaktadır. Köy ile mağara arası uzaklık: yaklaşık 400-500 metre olup, eğim oldukça fazladır. Yani: ulaşım zor.

Mağara: geniş ve yüksek bir girişle başlıyor. 350-400 metrelik kısma kadar, bu özelliğini koruyor. Mağaranın genişliği: 3-6 metre, yüksekliği ise; 5-25 metre kadar. Büyük bir tünel şeklinde devam ediyor. İlk 350-400 metrelik bölümde; mağara oluşumları açısından, duvarlarda travertenler ile, yer yer küçüklü-büyüklü sarkıtlar bulunuyor. Mağaranın toplam uzunluğu: 700 metre. Ancak: 400 metreden sonrası, sulu ve çamurlu.

Mağara halkın ziyaretine açıktır. Mağara içi aydınlatma, elektrik isale hattı, yürüyüş merdivenleri, giriş kapısı ve mağara önü çevre düzenlemesi çalışmaları tamamlanmıştır.

ayancık.çangal dağı.1

ÇANGAL:

Ayancık-Kastamonu kara yolunun 25 km. den, 3 km. içeri girilerek ulaşılır. Orman içinde, açıklık alanda kurulmuş bir yerleşim yeridir. Burada: Orman İşletmesine ait idare binaları, misafirhane ve lojmanlar var. Binalar: tek katlı olup, arazi üzerinde dağınıktır. Küçük bir tatil köyü havası yaratılmıştır. Bu tesisler: 1930’lu yıllarda: burada, Ayancık Kereste Fabrikasını kuran Belçikalı ve Almanlar tarafından yapılmıştır. Burada: kış turizmi, av ve dağ turizmi yapılabilir.

Sinop, Gerze

6.864 kişi okudu!

gerze.horoz.1

Bu şirin horoz resmini burada görünce inanıyorum ki, şaşırdınız. Ama: horoz, yanlızca Denizli yöresinde değil, ülkemizde, Gerze bölgesinin de sembolü olmuş, şirin bir canlı. Evet: buraya has bir horoz ve tavuk türü var.

Gerze: İl merkezine, 40 km. uzaklıktadır. Aslında, Samsun yolu üzerinde olduğundan, ulaşımı kolaydır. Araç ile yaklaşık, 30 dakika sürüyor. Yol keyifli ve güzel. Bu arada: ilçe, Samsun iline 132 km. uzaklıktadır.

gerze.genel.1

Gerze: bir zamanlar, evleri ve gül bahçeleri ile öne çıkmış bir bölge. 1950 yılında, bu ilçede çıkan yangında; bölgede, Bağdati tarzında yapılan ahşap evlerin çoğu yanmış. Onların yerine, kagir binalar yapılmış. Ama, hepsi 2 katlı ve bahçeli. Ancak: günümüzde, hala, bazı evlerin kapı tokmakları görülmeye değer. Hemen her evin bahçesinde, güller var.

gerze.genel.2

YANGIN:

13 Şubat 1956 günü, Lodos fırtınasının desteklediği ve bir evin mangalından çıkan yangın: bütün ilçeyi yakar. 1000 ev yanmış ve yalnızca 100-150 ev kurtarılmıştır. Bu büyük felaketten sonra, Gerze, devlet yardımı ile yeniden inşa edildiğinden, ilçe merkezinde, tarihi yapı bulma imkanı yok.

gerze.sembol.1

GERZE’NİN SEMBÖLÜ-HOROZ:

Düz siyah renkli, ibikleri çatallı ve boynuz gibidir. Gagası ve ayak pulları siyah, beden derisi ve yumurtasının kabuğu beyazdır. Sesleri: sabahın sessizliğinde yankılanır. Simsiyah ve parlak tüylerinde, yansıyan güneş ışınlarının tüm renklerini görmek mümkündür. Bu güzel görünümü, kıpkırmızı ibikleri tamamlar. Sahibini çok iyi tanır. Kıskançtır. Disiplinlidir. Dövüşcüdür. 2.5 metre yüksekliğe sıçrayabilen nadir horoz türüdür.

Haremindeki tavukları koruması, onlara sahip olması, onun iyi bir aile reisi olduğunu ortaya koyar. Yöreye: kendi simgesini veren bu hayvanları, yöre halkı çok sevmekte ve günümüze kadar gelen öykülerini ilgi ile dinlemektedirler. Bir öykü şöyledir: “ Gerzeli, İstanbul’a yaptığı bir seferinde, horozunu da yanında götürür. Gemisini Dolmabahçe önünde demirler. Aynı görevini İstanbulda da sürdürmeye devam eden horoz, öterek sesini orada da duyurur. Bu sesi duyan, o günün padişahı, merak eder ve horozu görmek ister. Amacı: kendi horozları ile dövüştürmektir. Karşılaşmayı, padişahın horozunu yenen Gerze horozu kazanır ve hak ettiği ününü, bir kez daha kanıtlamış olur.”

aydın.

BEYAZ BALİNE AYDIN:

25 Ocak 1992 günü, Gerze açıklarında görülen, beyaz balina, kendisini gören balıkçıların korkup, ağlarını bırakıp kaçmalarının ardından, balıkla kandırılarak, Gerze kıyılarına getirilir. Adı: Gerze yerlilerinden Aydın Bey’in benzer fiziki özelliklerine istinaden, “Aydın” konulur.

Aydın: artık limandan çıkmaz olur. Çoluk-çocuk herkesin sevgilisi olur. Sünger yumuşaklığındaki beyaz başını sevdiriyor, pullu balık yemiyor ama kendisine ikram edilen: tirsi, uskumru, kolyoz gibi pulsuz balıkları, önce havada takla attırıp başından yarısına kadar yutuyor, gerisini de üflüyor. Gerzeliler, işlerini güçlerini bırakırlar, herkes Aydın’la oynayıp, onu besliyormuş. Sabah gün doğar doğmaz, herkes soluğu limanda alıyormuş.

Bu arada: Aydın’ın: Ukrayna’nın Sivastopol Limanından gelmiş, Beluga türü bir beyaz balina olduğu tespit edilmiş. Rusya Bilimler Akademisine bağlı, bir araştırma havuzundan kaçmış. İngilizlere göre ise, canlı “mayın taşıyıcısı” olarak yetiştirildiği Kazachi Koyundaki, askeri tesisten firar etmiş.

Derken, kara haber gelmiş. Ukraynalılar, balinalarını, ülkelerarası hukuk maddelerine dayanarak, geri istemişler. Yer yerinden oynamış ama olmamış. Zorlu bir sürecin ardından, Rus yetkililer, Aydın’ı gemilerinin havuzuna koyup, geriye götürmüşler. Bir defa daha kaçıp bir geceliğine Gerze’ye gelen Aydın’ı, takip eden günlerde, bir daha gören olmamış.

Buranın tadını çıkarmak için: aracınızı meydanda park edin. Otobüs ile gidiyorsanız, meydanda inin. Sol tarafta bulunan sahildeki evlerin arasında yürüyün. Bahçeler içinde, iki katlı evlerin arasında yürümek büyük keyf. Bir de meyve zamanında gittiyseniz, ağaçların dallarından sarkan meyveleri koparmanız bile mümkün, çünkü asla kızmıyorlar. Ne de olsa, siz misafirsiniz.

Evet: Gerze’nin tüm sahillerinde: çam ormanları, denize kadar ulaşıyor. Çalboğaz koyu, Bedre koyu, Değirmenler mevkii, Uçuk hurma, Caymaaltı, Kargasa bölgeleri: gerek piknik yapmak ve gerekse denize girmek için elverişli bölgelerdir.

gerze.yemek.1

YEMEKLER:

Gerze’de: Gerze Nokulu yemenizi önerebilirim. Kıyma ve soğan ile hazırlanmış, bir çeşit çörek.

çeçe sultan

ÇEÇE SULTAN TÜRBESİ:

İlçe merkezine, 15 km. uzaklıktadır. Çeçe köyünde bulunan türbe, yıllardır, buraları ziyaret edenler tarafından, dilekte bulunulmak için gidilen bir yer olarak öne çıkmaktadır. Yapılan araştırmalara göre: Çeçe Sultan: aslen Horasanlı. 1071 yılında, Büyük Selçukluların Malazgirt Savaşından sonra, İslam dinini yapmak amacı ile, bir gurup mücahitle birlikte, bölgeye gelmiş. Türbe: yığma ve yontma taştan yapılmış. Kapısında: tarihi bir geyik boynuzu ve henüz anlamı çözülememiş, bir kısım dekoratif yazılar bulunuyor.

Türbenin önünde: yıllardan bu yana, üzerindeki dallarına renkli çulların bağlandığı bir dilek ağacı bulunuyor. Ayrıca: silindir şeklinde bir de “Dilek Taşı” var. Ziyaretçiler, buralarda dilekte bulunuyorlar.

gerze.deniz feneri.1+

GERZE FENERİ:

İlginç mimarisi ile dikkati çekiyor. 1944 yılında yapılmış. Tunç devrinden kalma, Köşk Höyüğünün hemen yanında. Çevresinde dolaşma imkanı bulunan geniş bir platformu var. Kıyıdaki yeri: yerleşim yerlerine çok yakın. Çevresinde bulunan balıkçı barınağı ve dalgakıran, arkasındaki restoranla bütünleşen bir yapı.

gerze.yangın evleri.1

YANGIN EVLERİ:

İlçe, 1956 yılında büyük bir yangın geçirmiş ve evlerin büyük çoğunluğu yanmış. Yangın evleri: bu yangından sonra yapılan: düzenli, planlı ve bahçeli, şirin yapılarıyla, gezenlerin beğenisini kazanıyor. Kendine has, uzun ince sokakları olan ve gerçekten bir palana sahip ender ilçelerden biri. Evler: iki tip. İnce-uzun sokak, bir tarafta tek katlı, birbirine bitişik ve ön-arka bahçeli evler,  diğer tarafta ise birbirine bitişik, ön-arka bahçeli evler. Her sokak başında: 6 tane iki katlı, 6 tane de tek katlı olmak üzere 12 ev var. Bu evlerin özelliği: diğer evlerde, arka bahçeye geçmek için, eve girmek zorundasın. Çünkü: evler bitişik. Ama: köşe evlerde, arka bahçeye ön bahçeden de geçilebiliyor ve bahçe açısından, bu evler çok güzel. Yalnız: bu güzel evlerin mimari yapısı ile oynanıyor. Tek katlı evlerin üzerine, saçma sapan katlar çıkılmış, bazı evler arkaya doğru uzatılmış, arka bahçe bitmiş,

gerze.yakup ağa konağı.1

YAKUP AĞA KONAĞI:

Evet, konak 1911 yılında yapılmış. Binanın zemin katında: 4 dükkan, büyük mutfak, çamaşırhane ve 2 fırın var. Üst katlarda ise, toplam 12 oda, 6 salon, 6 tuvalet, 6 küçük banyo var. Odaların 3 tanesinde, ayrıca bacalı ocaklar bulunuyor.

Binanın son katında: balkonlu taraftaki dairede, Hacı Zekeriye Efendinin, batıya bakan diğer dairede de, Yakup Kılıç’ın kaldığı ve iki daire arasında, büyük bir kapalı kapı ile, yine alt katlarla arasındaki merdivenler başında, iki büyük kapı var. Yani, 2 adet süit daire havası verilmiş.

Konağın üst katlarında tavanlardaki yağlı boya resimler, Rusya’dan getirtilen ressam tarafından yapılmış.