Sakarya, Taraklı

12.601 kişi okudu!

En son olarak Nisan 2018 tarihinde buraya gittim, gezip gördüklerimi aşağıda okuyabilirsiniz.

Öncelikle şunu bilmenizi isterim. Maşukiye-Sapanca-Taraklı şeklinde yapılan paket turlara katıldığınızda, Maşukiye ve Sapanca bölgelerinde yoğun zaman geçirildiğinden, Taraklı’ya gelindiğinde büyük olasılıkla akşam saatleri oluyor ve buraya muhtemelen 20-30 dakika kadar zaman ayırılıyor. Ziyaretçiler, elbette bu zaman içinde, burayı yeteri kadar gezip görme şansına sahip olmuyorlar, bir de günün yorgunluğu nedeniyle, Taraklı kişilerin gözünde önemini yitiriyor ve buraya gelmenin tamamen bir zaman kaybı olduğu düşünülüyor. Ancak: söylediğim gibi gerek zaman olmaması ve gerekse bütün günün yorgunluğu nedeniyle, buranın önemini anlamak pek mümkün olmuyor.

Size: aşağıda Taraklı ile ilgili bilgiler verdiğimde, inanıyorum ki, Taraklı’ya gitmeyi düşüneceksiniz ve Taraklıyı daha farklı bir gözle görecek ve gezeceksiniz, ama yine de Taraklı’dan çok şey beklemeyin.

Ulaşım:

Taraklı: Sakarya ilinin güneydoğusunda, Sakarya il merkezine 65 km uzaklıkta, İstanbul’a 200 ve Ankara’ya ise 270 km uzaklıktadır.

 

Tarih:

Taraklı, antik dönemde “Bytinia” olarak isimlendirilen bölgede bulunmaktadır. İsmi “Dablar” olarak bilinir.

Hisartepe bölgesinde bulunan iki su sarnıcı: MÖ 2000 yıllarına tarihlenmektedir. Daha yakın tarihlere gelindiğinde ise, yani Osmanlı döneminde: Bizans’a bağlı ve Hıristiyan halkın yaşadığı bir bölge olarak görülür. Bölge Osman Bey komutanlarından Samsa Çavuş tarafından muhtemelen 1289-1293 yılları arasında fetih edilir. Daha sonra, bölgede Osmanlı egemenliği ve kültürüne ait gelişmeler gözlenir. Özellikle Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine çıkarken burada konaklamış ve Veziri Yunus Paşa tarafından, yine burada, Mimar Sinan’a bir cami yaptırılmıştır.

 

    20180422_193503

Genel:

İlçenin yüzölçümü 334 metre karedir ve bu alanın büyük bölümü ormanlıktır.

Hıdırlık Tepesi ve Taraklı Hisarlarının yamaçlarında, bu iki tepe arasındaki vadide kurulmuştur. Yani, ilçenin çevresi tepelerle çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 485 metredir. Eski İpekyolu üzerinde bulunmasına rağmen, Ankara-İstanbul yolu, Bolu üzerinden geçince, önemini kaybetmiştir. Günümüzde “Ankara Caddesi” olarak isimlendirilen ve Taraklı’yı ortadan ikiye bölen eski İstanbul-Ankara yolu halen kullanılmaktadır.

Joseph Von Hammer: Osmanlı Tarihi isimli kitabında, burası hakkında yazdıkları “Osmanlı’nın ilk fetih ettiği yerler arasındadır” sözü ilgi çeker. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde, Taraklı hakkında:  “Geniş üzüm bağları, bakımlı bahçeleri ve dere çevresine kurulmuş 500’e yakın evden oluşan mamur bir kasaba, bir hamamı, beş hanı, altı mektebi, 200 dükkanı var. İlçe halkı şimşir kaşık ve tarak yapmaktadır ve bu nedenle bölgeye Yenice Tarakçı ismi verilmiştir” diye yazmıştır.

 

Unesco:

Taraklı, 2013 yılında Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi’ne aday olmuştur. Yani: Unesco’nun kriterlerine uygun ve korunması gereken bir kültür mirası olarak değerlendirilmiştir, bence, bu durum Taraklı’nın gezilip görülmesi için en büyük etkendir.

20180422_193506

Cittaslow-Sakin Şehir:

Cittaslow hareketi: 1999 yılında İtalya’da başlayan, büyük şehirlerin karmaşa ve koşuşturmasına karşın, küçük şehirlerdeki hayat kalitesini yavaş hareket çerçevesinde iyileştirmeyi hedefleyen bir oluşumdur. Aslında hareket İtalya’da Roma şehrinde, bir meydana açılması planlanan fast food zinciri mağazasına karşı yapılan bir tepki sonucu doğmuştur. İsmi de “Slow Food” yani “Yavaş Yemek” olarak isimlendirilmiş, zamanla “Cittaslow” yani “Yavaş şehir” olarak anılmaya başlanmıştır. Hareket, İtalya dışında hızla yayılmış ve Norveç, İsveç, Güney Kore, Avusturya gibi birçok yerde yavaş şehir örnekleri vardır. Şehir merkezinde araba kullanımı yasaklanmış, hamburger mağazası zincirleri ve süpermarketler kapatılmıştır. Yavaş şehir olarak seçilen şehirlerin logosu “Salyangoz” dur. Ülkemizde: Gökçeada, Yenipazar, Akyaka, Perşembe, Eğirdir, Yalvaç, Vize, Halfeti, Şavşat, Gerze, Uzundere, Göynük ve ardından, 2011 yılında Taraklı, bu ağa dahil edilmiştir.

Seçiminde en büyük etken: İlçenin en büyük özelliği göç almaması ve suç oranının yok denecek kadar az olmasıdır. Toplamda ise 7 ana başlık altında 59 kriter değerlendirilmektedir.

20180422_194022

Reklam filmi:

Taraklı’nın ülke çapında tanınmasındaki en büyük etkin, 2010 yılındaki bir reklam filmidir. Bu filimde: Şener Şen, Olgun Şimşek ve Binnur Kaya gibi sanatçılar oynamış ve filmde Taraklı “Mümkünlü kasabası” olarak lanse edilmiştir. Ünlü bir markanın reklam filmi, sürekli olarak yayınlandığında, Taraklı da ülke çapında tanınmış ve ünlenmiştir. Özellikle Şener Şen’in “Ben bu kasabada her şey mümkün demedim mi” sözü ilgi çeker.

20180422_194017

 

Turizm:

Burada: Unesco tarafından da seçime esas olan: 100’den fazla Osmanlı dönemi mimari özelliklerini taşıyan, tescil edilmiş ev ve konak bulunmaktadır. Ayrıca: Mimar Sinan tarafından yaptırılan cami de bunlara eklenir. Ancak bu tarihi eserlerde, son yıllarda aslına sadık kalınarak, büyük bir restorasyon, bakım ve onarım çalışmaları yapılmış ve yapılmaktadır. Bunların sonucunda ise, İlçenin bozulmamış tarihi dokusu muhafaza edilmiş, Osmanlı ahşap mimarisinin en güzel örnekleri ortaya çıkarılmıştır.

20180422_195455

Fotoğraf:

Görsel fotoğraf yarışmalarında dereceye giren eserlerden birkaç tanesi “Taraklı” yöresinde çekilen fotoğraflar arasından seçilmiştir. Çünkü: Taraklı, gerçekten büyük bir görsel zenginliğe sahiptir.

 

 

Ne yenir:

Buraya has, yöresel yemeklerin başında keşkek ve etli nohut gelir. Ayrıca, yine “Uhud tatlısı” denen bir tatlı türü vardır. Sakız haline getirilmiş bir tür buğday lapasından yapılır. Şeker katılmaz. Yapımında sadece buğday ve su kullanılır. Yapılması uzun sürdüğü için, sadece özel günlerde yapılır. Bu tatlının yapıldığı “Buğday çimi”: günümüzde Amerika’da kemoterapi karşıtı kanser hastaları tarafından tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Bunların yanında, yöreye özgü bir de köpük helvası vardır. Çöğen otu kökü, yumurta, şeker ve glikozdan yapılır, içine tahin katılır.

 

Ne Satın alınır:

Buraya yolunuz düşerse, merkezdeki meydanda birçok satıcı göreceksiniz. Aslında buradan şişşir ağacından yapılmış objeler ve özellikle kaşık satın almanızı önereceğim, ama daha da önemlisi buradan gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için, buraya özgü “Uhud tatlısı” satın almalısınız.

 

 

 

Karavan Festivali:

Her yıl, Haziran ayının ilk haftası içinde, daha önce futbol sahası olarak kullanılan alanda, gerekli alt yapı tamamlanarak düzenlenen “Karavan Festivali”: 2012 yılından bu yana yapılmaktadır. Yani: Haziran ayının ilk haftasında buraya giderseniz, kamping veya karavanda yaşamınızı sürdürebilirsiniz. Taraklı bunun için uygun şartlar hazırlıyor. Kamp yapanlar Hıdırlık Tepesinde çadırlar kuruyorlar ve karavanlar gelenler ise, Taraklıspor futbol sahasını kullanıyorlar.

 

GEZİLECEK YERLER

 

Eğer tur ile burayı ziyaret ederseniz, muhtemelen başka yerlere de uğrayacağınızdan, buraya ayrılacak zaman genellikle 20-30 dakika kadar olur. Bu zaman için, turlar genellikle merkez meydanda serbest bırakılır ve ziyaretçiler, bu merkez meydandaki tarihi cami ve satıcıların tezgah ve dükkanlarını ziyaret ederek zamanı doldururlar. Tabii: Taraklı bunlardan ibaret değildir, özellikle rehberiniz her ne kadar uzak dese de siz mutlaka çınarı ziyaret edin, sizi oraya götürmesini sağlayın. Yoksa merkez meydanda geçireceğimiz zaman, burayı tanımanız için yetmez, merkez meydanda söylediğim gibi, Taraklının en büyük özelliği olan tarihi özellik taşıyan evlerden sadece bir tanesi bulunuyor. İlçenin ara sokaklarına dalıp, bu tarihi evleri görmenizi öneririm. Yukarı da da belirttiğim gibi, bu tarihi evler gerçekten muhteşem güzeldir. Ama söylediğim gibi, rehberler burayı sona bıraktıkları ve zaman kalmadığı için, çoğu zaman buranın güzelliklerini es geçmeyi tercih ediyorlar.

Taraklı evleri:

İlçede Hıdırlık Tepesi ve Taraklı Hisarının yamaçlarındaki vadide, yöreye has mimari özellikler taşıyan evler bulunmaktadır. Bu evlerin büyük kısmı, yaklaşık 300 yıllıktır.

Evlerin en büyük özelliği: “Osmanlı” şehir dokusunu oluşturan tarzdadır. Genellikle ahşaptan yapılmıştır. Ancak özellikle İstanbul’da, bu tür Osmanlı dönemi ahşap evleri yangın ve depremler sonucu yıkılınca, bu tür evlerin büyük kısmı yok olmuştur. Sadece Anadolu’da birkaç yerde Safranbolu, Taraklı gibi yerlerde, bu tür evler kalmıştır. Bir kısmı konak olarak kullanılan ve bir kısmı ise harabe haldeki bu evler, genellikle üç katlı ve bahçelidir. Kafesli pencereleri, ahşap cumbaları, tarihi alınlıkları ve ilginç figürlere sahip kapı tokmakları görülmelidir. Bu evlerin en büyük özelliği: Safranbolu evlerinden farklı olarak, birbirlerine benzememeleridir. Hepsinin kendine has tarzı ve boyası vardır. Bu evlerin arasındaki dere: yöreye ayrı güzellik katıyor. Ancak, günümüzde bu evlerin birçoğunun viran olduğunu göreceksiniz. Çünkü Sit alanı ilan edildikleri için, sahipleri bu evlere çivi bile çakılmaz. Ancak, devlet tarafından da restore edilmediklerinden, içinde oturanların onarmasına da izin verilmeyince, evler çürümeye terk edilmiş haldedir.

Fenerli ev-Haşim ağa evi:

Bu 19’ncu yüzyıl yapısı ev, mutlaka görülmelidir. Zaten, Taraklı’da her yerden görülür. Aynı zamanda bölgenin en güzel yapısıdır. Zamanında Taraklının en büyük tüccarlarından olan Haşim Ağa tarafından yaptırılmıştır. Dört bir tarafı pencereli “Cihannüması” (buna fener denir) ile tanınır. Bu cihannüma, Haşim Ağa tarafından, Taraklıya gelenlerin kendi evini bulabilmeleri için yaptırılmıştır.

 

          20180422_193534  20180422_194008

Yunus Paşa Camii:

Hemen merkez meydanda görülmektedir. Yavuz Sultan Selim, 1517 yılında Mısır seferine giderken, burada bir gece konaklamış ve ardından veziri Yunus Paşa’ya bu caminin yaptırılmasını emretmiştir. Caminin mimarının Mimar Sinan olduğu söyleniyor. Caminin kubbesi kurşun kaplı olduğu için buraya “Kurşunlu cami” de deniyor. Mimari olarak kare planlı ve tek minarelidir. Cephe duvarları ince yontu taşlarla yapılmış, saçak kornişleri işlenmiştir. Mimar Sinan: taş blokları yerleştirirken, taşların ortalarını oymuş, demir çubuklar yerleştirmiş ve sonra üzerine harç değil, eritilmiş kurşun döktürmüştür. Cami, bu nedenle, uzun yıllar sağlamlığını muhafaza eden, ender eserlerdendir. Ayrıca, hemen yanında bulunan hamamın, buharları, bir tesisat döşenerek, buraya aktarılmış ve ısıtma sağlanmıştır. (Not: cami her ne kadar Mimar Sinan eseri olduğu söylense de, bazı söylentilere göre Mimar Sinan, buraya hiç gelmemiş, sadece caminin çizimlerini göndermiştir.)

Evet, ilçeye gelen ziyaretçilerin en çok uğradığı burası “bugüne kadar birçok deprem görmesine rağmen hala dimdik ayaktadır.”

 

 

Tarihi Hamam:

İlçe merkezinde, Yunus Paşa camisinin yanındadır. Hamamdan çıkan buhar, ilk yapıldığında Yunus Paşa camisinde, alttan ısıtmada kullanılıyormuş. Hamam Osmanlı döneminden kalmadır. Ayrı bölümlerde: eski ve yeni olmak üzere iki havuz vardır. Caminin restorasyonu sırasında, hamam tamamen işlevini yitirmiş, yerden ısıtma özelliği kaybolmuştur.

20180422_193503

Taraklı Müzesi-Kültür Evi:

Merkez meydanda, eski konaklardan birisidir. Yapı 1930 yılından itibaren: okul, belediye binası ve hükümet konağı olarak kullanılmıştır. 2001 yılında ise restore edilerek kültür evi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Burada: yöresel kadın kıyafetleri, Taraklılı hattat Saim Özel’in eserleri, Taraklı evleri minyatürleri, demirden yapılmış çeşitli sanat eserleri sergilenmektedir.

 

Alman çeşmesi:

Yunus Paşa çarşısındadır. 1930’lu yıllarda burada yaşanan susuzluğu çözmek için Alman Buderus firması tarafından bölgede yaptırılan 7-8 çeşmeden birisidir.

 

Çınar ağacı:

Yusuf Bey mahallesindedir. Yunus Paşa camisinden yürüyerek 15-20 dakika uzaklıktadır. 700 yıllıktır. Osmanlı devleti, topraklarına kattığı her yere çınar ağacı dikiyordu. Kültür Bakanlığı tarafından doğal anıt olarak tescil edilmiştir. Yakın geçmişte, bir yangın tehlikesi atlatmış, ancak zarar görmemiştir. Ağacın gölgesindeki çeşmeden 277 yıldır su aktığı söyleniyor.

 

Hisar Tepesi:

Hisar Tepesinde tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Kale ve su sarnıcı kalıntıları görülür. Tepedeki su sarnıcının MÖ 1000-2000 yılları arasına tarihlendiği söyleniyor. Burada bir de “Hıdır Dede Türbesi” vardır.

 

 

 

   

Termal-Kil Hamam:

Taraklı-Geyve karayolu üzerinde, merkeze bağlı Hacıyakup Paşalar köyündedir. Osmanlı  döneminden kalma kil hamam, günümüzde kaplıca olarak kullanılmaktadır. İlçe merkezine 7 km uzaklıktadır. Burada 15 bin üyeli devre mülkler bulunuyor. Kas-iskelet hastalıkları tedavisinde kullanılıyor. Ortopedik operasyonlar sonrası, uzun süre hareketsiz kalma durumlarında, tedavi edici özellikleri olduğu söyleniyor. Spor yaralanmalarında da kullanılıyormuş.

 

 

 

Ordu, Perşembe

29.330 kişi okudu!

    perşembe.2    perşembe.3

Çok uzun bir mazisi olan Perşembe, ne yazık ki, tarihi dokusu düşünüldüğünde, pek zengin değil. Çünkü: günümüze kalan pek az eser ve mekan var.

 

ULAŞIM:

Perşembe ordu arası yaklaşık 10 dakikadır. Perşembe-Ordu il merkezi arasındaki uzaklık: 13 km.dir. İlçenin Samsun havaalanına uzaklığı: 140 km.dir. Trabzon havaalanına uzaklığı ise: 190 km.dir. Günümüzde: Perşembe, Bolaman Devlet Karayolu güzergahından, Bolaman’a bağlanmıştır. Bu yolun üzerinde: 5 adet tünel bulunmaktadır. Bunların toplam uzunluğu: 27 km.dir. Bu yol üzerinde bulunan: Nefise Akçelik Tüneli: 3780 metre uzunluk ile, Türkiye’nin en uzun karayolu tünelidir.

TARİHİ:

İlçe, uzun süre, Roma ve Bizans hakimiyetinde kalmıştır. 1461 yılında ise, Fatih Sultan Mehmet: Trabzon Pontus İmparatorluğunu ortadan kaldırınca, Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Eski adı: Vona.

1945 yılında, ilçe olmuştur.

GENEL:

Perşembe, Ordu-Samsun karayolu üzerinde, tabii bir koy durumundadır. Bir sahil yerleşimidir. Aslında: bu bölgedeki ilk yerleşim yeri olan Vona kasabası: önce Perşembe pazarına taşınmış, daha sonra bu günkü yerini almıştır.

İlçe: Kordon tepe denilen, küçük fakat oldukça dik bir tepenin eteğinde kurulmuştur.

Perşembe limanı: Doğu Karadeniz’in ikinci büyük ve tabii limanı durumundadır.

İlçe’de, tipik Karadeniz iklimi hakimdir. Yılın bütün aylarında, yağış vardır. Kış ayları: normal yağışlı ve ılımandır. Yaz aylarında hava sıcaklığı: 25-30 derece arasında değişmektedir.

En fazla olan bitki örtüsü: fındıktır.

İlçede: Ordu Üniversitesine bağlı: Fen-Edebiyat Fakültesi var. Fakültenin: Sosyal Bilimler alanında 2 ve Fen bilimleri alanında 2 olmak üzere, toplam 4 bölümü var. 2004-2005 Eğitim-Öğretim yılında, ikinci mezunlar verilmiş. Halen öğrenci sayısı: 520 civarında.

Sakin Şehir

Perşembe, ülkemizdeki sakin şehirlerden bir tanesidir. Sakin şehir: içerideki gürültü desibeli ve nüfusun orantılanmasıyla ölçülür. 2015 yılında, dünyanın en sakin şehri: Artvin ilinin Şavşat ilçesi seçilmiştir. Buranın sakin şehir seçilmesinin sebebine gelince: 2006 yılında Karadeniz sahil yolunun bağlantısı olan Türkiye’nin en uzun tüneli yapılınca, trafik tamamen oraya kayar ve buraya sadece işi olanlar ve burayı bilenler gelirler. Trafik olmayınca, yol da tıkanmaz, gelip giden az olunca sakin şehir başvurusu yapılır ve bu başvuru kabul edilir.

NE YENİR:

Perşembe’ye yaklaşırken, sol tarafta, denizle yol arasında Vonalı Celal in yeri var, sakın uğramadan geçmeyin. Hamsi yemeklerinin en iyi yapıldığı yerlerden biri.

Denizin dibinde, bir yar üzerinde kurulmuş. Püfür püfür esiyor. Balıklar harika, sonra meze gibi Karadeniz yemekleri de getiriyorlar. Restoran, denizden 50-60 metre yüksekte olduğu için, martılar neredeyse hemen yanında uçuyorlar.

Hatta tabakla işiniz bittiğinde, kalanları denize doğru fırlattığınızda, martılar, havada kapıyorlar.

Bu arada: buradan turşu da alabilirsiniz. Çok muhteşem bir tadı var.

Evet, sonuç olarak, bu bölgede mutlaka ve mutlaka hamsi ile yapılan çeşitli lezzetleri tadabilirsiniz.

perşembe.1

PERŞEMBE VE BALIK:

Perşembe kıyılarında: çoğu, sualtı denizotu çayırlarından beslenen dikenli kalkan ve diğer birçok çeşit balık bulunuyor. Açık sularda ise, yunuslar var. Ayrıca: Karadeniz’i  dolaşan ve yavaş daire biçiminde göç yolu izleyen: palamut bulunur. Hamsi sürüleri: Temmuz-Ağustos aylarında Odessa Körfezinde yumurtluyor, saat yönünün tersine olan göçlerine başlıyorlar ve Ağustos-Eylül dönemlerinde, günde 20 km. yol giderek, süreler halinde, Romanya ve Bulgaristan açıklarından geçerek, Anadolu kıyılarına ulaşıyorlar. Kasım ayı başında, hamsi sürüleri daha da irileşerek, Perşembe sularına giriyorlar.

Ancak günümüzde, Perşembe’de balık denilince, balık çiftlikleri akla gelir. Burayı ziyaret ederseniz, deniz üstünde çok sayıda balık çiftlikleri görebilirsiniz. İç Anadolu bölgesine ve özellikle Ankara şehrine, balık, buradan gönderilir. Öte yandan, Perşembe ilçesinin en büyük sorunu da balık çiftlikleridir. Attıkları yemler, akıntıyla birlikte şehir merkezine gelir, özellikle koku berbattır, balık çiftliklerinin karaya bu kadar yakın olmasının sebebi, denizin hemen derinleşmesidir. Kışın rüzgar ters estiğinde, Perşembe merkezinde pis kokudan durulmaz.

NE SATIN ALINIR:

Bu bölgeden: fındık, fındık ürünleri ve fındık yağı satın alabilirsiniz. Ayrıca: yeni yeni üretilmeye başlanan kivi de çok yaygın olarak üretiliyor.

   

GEZİLECEK YERLER:

PLAJLAR:

Perşembe’nin kıyı boyu: 40 km. dir. Efirli’den başlayıp, Belicesu’da biter. Bu kıyılar: çok özellikler gösterir. Koyları, su altı mağaraları, kıyı boyunda yükselen ilginç kaya oluşumları, kumsalları, doğal manzaraları, bu kıyıları muhteşem güzel hale getirmiş. Bu kıyılarda öne çıkan yerler şunlar:

BELLİCESU:

İlçenin en batısındadır. Kıyı: çok güzel, bu kıyıya yukarıdan bakmanın keyfine doyum olmuyor. Kumsalı küçük olmasına rağmen, yanında kamp yapılabilir. Yeme-içme yeri ve kır kahvesi var.

MEDRESEÖNÜ:

Bir tatil beldesi. Kıyıları, çok ilginçtir. Burada: bir otel ve lokanta var. Ayrıca: “uzunsaçlının yeri” olarak isimlendirilen bir yer var. Buraya, mutlaka uğramalısınız. Burada bir yorgunluk çayı içmelisiniz.

BÜYÜK AĞIZ:

İlçenin 21 km. batısındadır. Burası, eski bir yerleşim yeridir. Güzel bir manzarası var. Ancak: yeterli tesis yok.

ÇAM BURNU:

Burada bir fener var. Çam burnu feneri: 1880 yılında, Fransızlar tarafından, Osmanlı devletine olan borçlarına karşılık yaptırılmış ve buraya yerleştirilmiş. Denizden yüksekliği: 39 metredir. Çakar sistemli, elektrik akülü bir fenerdir. 1880 yılından bu yana: fener, Koç ailesi tarafından işletilmektedir.

AKTAŞ PLAJI:

İlçe merkezine 1 km. uzaklıktadır. Fakültenin hemen alt tarafında bulunan plaj, küçük ama yaz aylarında ve özellikle de hafta sonlarında oldukça hareketli ve canlıdır. Burada: her yıl 20 Mayıs günü: “Aktaş Şenlikleri” düzenleniyor. Buraya: binlerce Ordulu ve Perşembeli katılıyorlar. Motorlarla, binlerce insan, Acısu’ya kadar giderler.

     perşembe.3.hoynat adası.1

HOYNAT ADASI VE KALESİ:

İlçenin en önemli tarihi yerlerinden biridir. Ramazan köyü sınırları içindedir. Hoynat tünelinin hemen yanındadır. Tarihi: bayağı eskilere kadar gidiyor. Eski gemiciler: burayı, bir çeşit: depo ve sığınak olarak kullanmışlar. Üzerinde: hala küçük sur kalıntıları var.

Tünelin bulunduğu burun: Orta Karadeniz yöresinin en güzel yeri. Ada: martı ve karabatak kuşlarının üzerinde, bolca bulunduğu bir kuş cennetini andırıyor. Çünkü, bu adada nesli tükenmekte olan, yaklaşık 90 çift tepeli karabatak tespit edilmiştir. Yurdumuzda bu tür kuşların yuva yaptığı tek yer, burasıdır.

ÇAKA KUMSALI:

Hoynat adası yakınındadır. Ekolojik kirlilikten uzak kaldığı için, temizliği ile öne çıkmaktadır. Kumsalın uzunluğu: 1300 metredir. Kumu ince ve beyazdır. Deniz suyu, tertemizdir.

KURTULUŞ KALESİ:

İlçe merkezine, 20 km. uzaklıktadır. Kurtuluş köyündedir. Romalılar tarafından yapımına başlanmış, Bizanslılar tarafından tamamlanmıştır. Fatih Sultan Mehmet zamanında, onarım görmüş olup, günümüze, yalnızca temel taşları kalmıştır.

MEDRESEÖNÜ, EFİRLI CAMİSİ:

Medreseönü, Efirlı Mahallesindedir. Sahile: 5 km. uzaklıktadır. Bu tarihi cami tamamen ahşaptan yapılmıştır. 150 yıllık bir geçmişi olduğu düşünülmektedir. Hiç restorasyon görmemiştir. Bu yüzden, mimari özelliklerini koruyarak günümüze gelmiştir. Minaresi, tek şerefelidir. Mihrap ve iç kapısı orjinaldir.

Caminin hemen yanında; DSİ binasının hemen yanı başında mezarlık var. Mezarlıkta: birbirinden farklı ve estetik mezar taşları ve kitabeler bulunuyor. Bu mezarlıkta: Sultan II.Mahmut’tan korkarak, bu bölgeye gelmiş olan yeniçeri askerlerinin mezarları ve Esseydin Hacım İbrahim Ağa gibi önemli şahsiyetlerin mezarları da bulunuyor. İlginizi çekerse, gezebilirsiniz.

EFİRLİ PLAJI:

Uzun yıllardır, önemli bir tatil yeridir. Kamuya ait tatil kamp yerleri bulunmaktadır. Ayrıca: yaz aylarında: müzik, eğlence ve yeme-içme mekanları, buraya ayrı bir hareketlilik ve canlılık kazandırır. Bölgenin önemli bir cazibe alanıdır.

KURŞUNÇAL ORMANLARI VE ŞELALESİ:

İlçenin Selimiye köyü sınırları içindedir. İlçe merkezine: 25 km. uzaklıktadır. Çok büyük bir alanı kapsayan ormanların içinde, kurşunçal şelalesi bulunmaktadır. Şelalelin toplam yüksekliği: 100 metredir. Şelalenin bir kısmı yatay durumda ilerliyor. Eğer tamamı dikey ve suyu da bol olsa, daha muhteşem bir şelale ortaya çıkacakmış.

Orman turizmi için başlı-başına bir potansiyeldir. Kamp, treaking ve diğer doğa sporları yapılabilir. Burada: ayrıca, alabalık üretim tesisi var.

YASON BURNU:

Sitede, aynı isim altında, ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Oradan yararlanabilirsiniz.

Şanlıurfa, Halfeti

16.294 kişi okudu!


Muhteşem sessiz, insanı sakinleştiren ve aynı zamanda tedirgin eden bir yer. Çok az insan yaşıyor ve bunlar Antep fıstığı ve baraj gölünde teknecilik yaparak geçiniyorlar. Gaziantepliler, buraya özellikle hafta sonlarında günübirlik piknik yapmak üzere geliyorlar. Eski Halfeti ve yeni Halfeti arasındaki uzaklık 7 km. Tepeden Halfeti’ye baktığınızda, bir anlamda, uzaktan İstanbul’u izler gibi bir izlenim yaratılıyor. Evet, tarihi ve turistik özellikleri yoğun, bölgede bu anlamda turizmin öne çıktığı başlıca yerlerden biridir, yolu düşenler veya yakınlardan geçenler, mutlaka Halfeti’ye uğrasınlar. Özellikle: eski Halfeti’nin göl üzerinde yükselen cami minaresi ilginç. Tek sorun yolunun bozuk olması.


ULAŞIM:
Halfeti, bağlı bulunduğu Şanlıurfa il merkezine, 120 km. uzaklıktadır. Aslında, büyük turizm potansiyeli olan bölgenin en büyük sıkıntısı: il merkezine olan bu uzaklığıdır ve yol ağı yeterli değildir. İlçe merkezi: Gaziantep-Şanlıurfa karayoluna 40 km. uzaklıktadır.
Halfeti, Birecik arasındaki uzaklık ise 35 km. dir. Halfeti-Gaziantep arasındaki uzaklık: 105 km. Bu nedenle, yörede yaşayan insanlar genellikle Gaziantep iline gitmeyi tercih etmektedirler, Şanlıurfa ilini yalnızca resmi işlerin takibi için tercih ederler.


TARİH:
Yöre, MÖ.855 yılında Asurlular tarafından ele geçirilir ve “Şitamrat” ismiyle anılır. Ancak, Yunanlılar, bu ismi değiştirerek bölgeye “Urima” adını verirler. Süryaniler ise, buraya “Kal’a Rhomeyta” ve “Hesna d’Romaye” ismini verirler.
Bölge: Araplar tarafından ele geçirilince, bu kez ismi “Kal’at-ül Rum” olur. 11’nci yüzyıla gelindiğinde, bölgede bu kez Bizanslılar görülür. Bölgenin ismi ise “Romaion Koyla” olur.
1280 yılına gelindiğinde, Memlük ordusu bölgeyi kuşatır ve yağmalarlar. Memlüklüler döneminde şehrin ismi “Kal’at-Müslimin” dir.
Yavuz Sultan Selim zamanında, yöre, Osmanlı egemenliğine girer. Bu dönemde, yörenin ismi “Urumgale” ve “Rumkale” olarak değiştirilir.
1954 yılına gelindiğinde, bölge, ilçe statüsüne kavuşur.
Burada ilginç bir durumdan daha söz etmek istiyorum. 1920 yılında Fransızlar tarafından işgal edilen Gaziantep ilinde yaşayan birçok aile: Yavuzeli-Araban ve Halfeti yörelerine göç ederler. Bu yüzden: burada yaşayan halkın yerel dili, Gaziantepliler ile büyük benzerlik gösterir. Hatta: halkın büyük çoğunluğu, Halfeti ilçesini, Gaziantep’in bir ilçesi olarak görmektedirler.


GENEL:
Halfeti’nin coğrafi özellikleri denilince: arazisinin büyük kısmı Birecik Barajı sularının altında kalan, yeni yerleşim yeri olarak “Karaotlak” bölgesi tespit edilip, yeniden inşa edilen bir ilçe akla geliyor. Evet, Birecik Barajı nedeniyle ilçe bulunduğu yerden başka yere taşınmıştır.
Bölgenin yüzölçümü: 645 km. karedir. Rakım ise 525 metredir.
İlçe merkezinin, Fırat nehri sahili, yeşil bir kıyı şeridi görünümündedir. Ancak, bu 200 metrelik sahilin bitiminde sarp kayalık bölge başlar. İlçe merkezi: bu kıyı şeridi ve sarp kayalıkların yamacında kurulmuştur.
Yöre insanının ekonomik etkinliklerinin başında tarım gelir. Tarımsal ürünlerin başında ise: Antep fıstığı, bağ ve az miktarda olmak üzere zeytin üretimi vardır.
Zeytin denilince şaşırmamak elde değil, çünkü zeytin iklim şartları gerektirir. Ancak: ilçenin iklimi, Fırat nehrinin etkisiyle, mini klima şeklindedir ve Akdeniz iklimi özellikleri görülür. Yazın yüksek sıcaklıklar, kışın ise en fazla eksi 5 derece sıcaklık görülür. Kar yağışı ise nadirdir.
Yöre insanı bir zamanlar Fırat nehri kıyısındaki bahçelerde sebze-meyve üretimi yaparken, Birecik Barajı nedeniyle bu bahçeler sular altında kalmış ve halk, günümüzde geçimini baraj gölü üzerinde tekne turları yaparak sağlamaktadırlar. Yani, Halfeti gerçekten turizm bakımından bir düzeye gelmiştir.

ESKİ HALFETİ:
Günümüzde bir kısmı Birecik Barajının suları altında kalan ve terk edilen bu bölge: turistik bir yer haline geliyor. Çünkü: bu bölge, tarihi olarak bir hayli eskilere kadar gidiyor. Ama, özellikle Romalılar döneminden sonrası biliniyor. Zaten, Halfetinin bilinen ilk tarihi, Romalılar tarafından “Ekamia” adı ile kurulmasıyla başlıyor. Takip eden Bizans döneminde ise, yörenin ismi “Romaion Koyla”dır.
Eski Halfeti bölgesinin günümüze intikal eden en orijinal görüntüsünde, caminin minaresi bulunuyor. Suların oluşturduğu bir gölün ortasında, gökyüzüne uzanan bir minare göreceksiniz.

 

SİYAH GÜL:
Halfeti yöresinde efsanevi “siyah gül” yetiştiği söyleniyor. Aslında, bu gül, tam siyah değil, siyaha yakın kırmızı renktedir. Kokuludur. Boyu: 1 ile 1.5 metre arasındadır. İlk bahar ve sonbahar da çiçek açar. Çiçeklerinin çapı ise: 6-7 cm.dir.

CİTTASLOW-SAKİN ŞEHİR:
Merkezi İtalya’da bulunan ve ülkemizdeki irtibat başkenti Seferihisar olan cittaslow yani sakin şehir ağı: Halfetililerin de ilgisini çekmiş ve bu ağa katılmak üzere müracaat etmişlerdir.
Sisteme: dünya üzerinde, 25 ülkede 154 şehir kayıtlıdır. Ülkemizde ise: İzmir-Seferihisar, Çanakkale-Gökçeada, Sakarya-Taraklı, Muğla-Akyaka ve Aydın-Yenipazar.
Halfetililer; bu ağa katılmak için müracaat etmişler ve müracaatları belli bir aşamayı geçerek, merkez konumundaki İtalya’ya iletilmiş. Sanırım, bu istek kabul görünce, Halfetinin turizm özelliklerinin reklam yani tanıtım boyutu da tamamlanacaktır.

NE YENİR-NE İÇİLİR:
Halfeti yöresine yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, önerim: erik tavası, lövlez dürümü, dolma eziği olabilir. Ayrıca: mumbar da düşünebilirsiniz. Tatlı olarak peynir helvası denenebilir. Ayrıca: Birecik Baraj gölü üzerindeki tekne lokantalarında: yine Fırat nehrinde ve baraj gölünde tutulan ve şabut olarak isimlendirilen balık yiyebilirsiniz. Ve tabii son olarak çiğ köfte ve haşhaş kebabı diyorum.
Son bir not: özellikle baraj gölü kıyısında, dubalar üzerindeki restorana mutlaka uğramanızı ve balık yemenizi öneriyorum. Hatta, bir akşam yemeğinde, burada “yakamoz” izleyebilirsiniz.
NE SATIN ALINIR:
Halfeti bölgesinden yöresel bir hediyelik almak isterseniz göreceklerinize kanmayın, çünkü bunların hepsi Gaziantep ilinden getirilerek bizzat Gaziantepliler tarafından satılıyor.
KONAKLAMA
Halfeti Öğretmenevi Halfeti Merkez 414-7511017


GEZİLECEK YERLER:
Halfeti denilince, turizm etkinlikleri denilince, akla hemen Birecik Baraj gölü geliyor. Bu göl üzerinde: su sporları yapabilirsiniz. Ayrıca: tekne turlarına da katılabilirsiniz. Su sporları denilince: su kayağından dalışa kadar her türlü su sporunu yapmak mümkündür.

BEY KONAĞI:
İlçe merkezindeki bu tarihi yapı: 1910 yılında inşa edilmiştir. Yapıda, havara taşı kullanılmıştır ve yöre halkı tarafından “Hamid Bey Konağı” olarak tanınıp bilinmektedir. Havara taşı: Halfetiye özgüdür. Halfetililer taşı havara olarak isimlendirirler.
Yapı, 2 katlıdır. Üst katta: erkek misafirlere ait odalar, alt katta ise tuvalet, ahır ve hizmetlilere ait odalar bulunmaktadır. Güney bölümde ise harem bulunur. Harem geleneksel biçimde inşa edilmiş olup, ortadaki havuzun çevresindeki odalarda hayat sürdürülürmüş.

 

KANNECİ KONAĞI:
İlçe merkezindeki bu tarihi yapı: 1900’lü yılların başında inşa edilmiştir. Haremlik ve selamlık bölümleri bulunmaktadır. Havara taşı kullanılarak inşa edilmiştir. Süsleme ve bezemeleri ise ahşaptır. Konağın en önem kazanan bölümü kapısıdır. Bu kapı, geniş bir avlu içine, bahçe tanzimi yaparak hazırlanmıştır.

FEYZULLAH EFENDİ KONAĞI:
Birecik Barajında su tutulması sonucu baraj suları altında kalan eski Halfeti ilçesindeki Feyzullah Efendi Konağı: Harran Üniversitesi tarafından taşları numaralandırılarak yerinden sökülmüş ve Üniversitenin Osmanbey yerleşkesine taşınarak yeniden oluşturulmuştur.

KANTARMA MEZRASI HANI:
Halfeti ilçe merkezine bağlı, Kalkan köyündedir.
Yöre halkı, buraya: Selçuklu hanı diyorlar. Kitabesi bulunmamaktadır.
Yapı: büyük boyutlu kesme taşlardan yapılmıştır. Ancak, inşa tarihi ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapı tekniği incelendiğinde ise, yapının ortaçağ döneminde yapıldığı düşünülmektedir. Köy merkezinde, yenilenmiş caminin güneybatısında bulunan yıkıntılardan oluşmaktadır. Ana yol, bu yıkıntıların kuzeyindedir. Yıkıntılar derken: bazı kemer ve duvar kalıntılarıdır. Taşıyıcı sistem tamamen yıkılmış ve kaybolmuştur. Günümüze ulaşan kemerler ise, üzengi seviyesine kadar toprak altındadır.

RUM KALE:
İlçe merkezinin kuzeyinde, Fırat nehri kıyısında, Şanlıurfa karayoluna bakan bir tepe üzerindedir.
Asurlular döneminde: burası, Şitamrat ismiyle biliniyordu. Asur kralı III. Salmanassar, 885 yılında burayı ele geçirmiştir. Daha sonraki süreçte “Urima” olarak isimlendirilen bölgede Ermeni piskoposu olarak Kogh Vasil’in görev yaptığı görülür. Rumkalenin Süryanice ismi olan “Kala-a Rhoma” ismi Kogh Vasil’in “Urima” sına karşılık gelmektedir.
Evet, burası: 12’nci yüzyılda Ermeni Piskoposluğunun merkezidir. 1292 yılında, Memlüklü sultanı Melik el-Eşref tarafından bölge ele geçirilir. 1516 yılında ise, Mercidabık savaşından sonra, Osmanlı egemenliği görülür. 1737 yılında, Rumkale bölgesinin eyalet olduğu ve derebeyleri ile yerel yöneticiler tarafından idare edildiği görülür.
17’nci yüzyıl ortalarında Rumkale’yi ziyaret eden Evliya Çelebi: bir tepe üzerinde, gayet sağlam ve müstahkem bir kale olduğunu belirtir. Kalenin dışında camisi, hamamı, hanı ve küçük çarşısı bulunduğunu, suyunun kale dibindeki Fırıt nehrinden karşılandığını yazar.
1838 yılında Rumkale’yi ziyaret eden Maraşal Von Motte ise: eski Roma surlarının kalıntılarını dolaştığını, derin ve sarp bir vadi üzerinde olan Fırat nehrinin gümüş bir şerit gibi ayaklar altında uzandığını, bir zamanlar İskender, Pers kralı Kurus ve Sezar’ın: ay ışığında bu nehri atlarının sırtında geçtiklerini yazar.
Evet, günümüzde buraya giderseniz görebilecekleriniz şunlardır:
Kale harabeleri, Aziz Nerses kilisesi harabesi ve Barşavma Manastırı haramesi.

BARŞAVMA MANASTIRI:
Bu manastır yapısı: 13’ncü yüzyılda, Rumkale’de yaşayan Yakubi Azizi Barşavma tarafından yaptırılmıştır. Yapının bazı bölümleri günümüze kadar gelebilmiştir.
Yapıda: büyük blok kesme taşlar, düzgün kesme taşlar kullanılmıştır. Kemer ve örtü sisteminde ise tuğla görünümü verilmiş kesme taşlar kullanılmıştır. Manastır yapısının içinde, bir de kuyu bulunmaktadır.

AZİZ NERSES KİLİSESİ:
Bu kilise, 12’nci yüzyılda, Rumkale’de ölen Patrik Nerses anısına inşa edilmiştir. Patrik Nerses: Urfa şehrinin İmadeddin Zengi tarafından ele geçirilmesinden sonra yazdığı manzum mersiyesiyle tanınır. 1186-1173 yılları arasında: Rumkale Ermeni patriği olarak görev yapmıştır.
Kilise yapısı: sur içinde, kalenin güneyindedir. Yapı: 1292 yılına kadar Ermeniler tarafından kullanılmıştır. 17’nci yüzyıla gelindiğinde, Rumkale, Türkler tarafından ele geçirilince, kilise camiye çevrilmiştir.
Yapı günümüzde doğu cephesinin yamaca yaslanan bölümü dışında yıkık durumdadır. Yapının doğu cephesindeki süslemeli iki levha, Ermeni Kaçkarları (Ermeni levhaları) nın tipik bir örneğidir.

NORHUT KİLİSESİ:
İlçe merkezine bağlı Norhut köyündedir. Kilise: 3 nefli ve bazilikası “V” planlıdır. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, Bizans döneminden kaldığı düşünülmektedir. Yuvarlık apsisin iki yanında, papaz hücreleri bulunmaktadır. Üzeri kırma çatı ile örtülmüştür. Kilise yapısının büyük kısmı, günümüze kadar sağlam olarak ayakta gelebilmiştir.

TEKNE TURLARI:
Halfeti bölgesine yolunuz düşerse: Çekem mahallesindeki iskeleden binebileceğiniz irili-ufaklı teknelerle, Birecik baraj gölü üzerinde muhteşem güzel bir tekne gezintisi yapabilirsiniz ki, yolu buraya düşenler için bu tekne gezintisini mutlaka öneririm. Özellikle: Rum kale bölgesine gitmelisiniz, yol üzerinde artık kimsenin yaşamadığı “Savaşan” köyünü görüp hüzünleneceksiniz.