Fransa, Nice

8.559 kişi okudu!

 

2018.01.29-1-Nice.4.Apollo heykeli.1b

Şehir; Fransa’nın güneydoğu kıyısında, Alplerin eteğinde, Akdeniz’de bulunan Fransız Rivierasındadır. Bu şehirde, güneş yılda yaklaşık 300 gün gökyüzünde parıldar. Deniz kıyısındaki bu şehirde, arkada yükselen dağlar ve tepecikler şaşırtıcı güzellik sunar. Çünkü şehrin çevresi, Alplerin görkemli dağlarıyla çevrilidir. Şehir: İtalya’nın 30 km uzağındadır. Fransa’nın 5’nci büyük şehridir. Akdeniz kıyısında, Marsilya’dan sonra Fransa’nın 2’nci büyük şehridir.  Alpes-Maritimes bölgesinin başkentidir. Şehrin nüfusu, 2014 sayımına göre 343.895 kişidir. Elbette bu sayı, yaz aylarında iki ve hatta üç katı olmaktadır. Şehrin Latince sloganı “Güzel, en sadık şehir” demektir. Fransa’da IBM’nin “Akıllı şehir” ödülünü alan tek şehirdir. Şehirdeki tarihi doku, oldukça iyi korunmuştur.

nice.genel.1

ULAŞIM:

Nice-Paris arasındaki uzaklık, yaklaşık 1000 km dir ve bu mesafenin çoğunluğunda hızlı tren hattı olduğundan yolculuk yaklaşık 5-6 saat sürmektedir.

Nice Cote D’Azur Havaalanı: Fransa’nın en işlek havaalanlarından birisi olmasına rağmen: oldukça mütevazi ve küçüktür. Paris’ten sonra ülkenin ikinci büyük havaalanıdır. 2017 yılındaki yolcu kapasitesi 13.3 milyon yolcudur. Şehir merkezine 7 km uzaklıktadır. Havaalanı ile şehir merkezindeki ana tren istasyonu arasında: otobüs seferleri vardır. 98 ve 99 numaralı otobüslere biniş ücreti 4 eurodur. Yolculuk: trafik durumuna göre yaklaşık 15-30 dakika sürer.  Otobüsler, her 16 dakikada bir hareket eder. İstanbul-Nice arasındaki uçuş ise, yaklaşık 3 saat sürüyor.

nice.museu matisse.1

TARİHİ:

Şehirdeki ilk yerleşim, MÖ 350 yıllarında, Yunanlıların Akdeniz kıyısında bir yerleşim kurmasıyla başlar. Yine bir söylentiye göre: şehir İzmir-Foça’dan yola çıkan denizciler tarafından kurulmuştur ve günümüzde şehirdeki en ünlü yerlerden birisi; “Avenue des Phoceens” yani “Foçalılar Caddesi” olarak bilinir.

Şehre Yunan Zafer Tanrıçası Nike’ye atfen Nikaia ismini vermişlerdir. Bu isim muhtemelen: şehir ilk kurulduğunda komşu Ligurians’a karşı kazanılan bir zaferin şerefine verilmiştir. Bu zaferin ardından, şehir: kısa sürede Ligurya kıyılarında en yoğun ticaret limanlarından biri haline gelmiştir. Ancak, bu sırada bölgede yine bir rakip şehir vardı. Bu rakip şehir: Lombard istilalarına karşı varlığını sürdüren Roma Cemenelum şehridir. (Cemenelum şehrinin kalıntıları, günümüzde Nice şehrinin bir semti olan Cimiez’de görülebilir.)

Zamanla bölgenin önemli bir liman kenti olan şehir, 7’nci yüzyılda: Ligurya şehirleri tarafından kurulan “Ceneviz Birliği” ne katılır.

859 ve 880 yılları arasında, Saracesliler, şehre saldırır ve şehri yakarlar.

Ortaçağ dönemi boyunca: şehir İtalya egemenliği altında kalır. Pisa şehrinin müttefiki olarak Cenova şehrinin düşmanıdır. 13 ve 14’ncü yüzyıllarda: şehir birçok kere Cenovalı Provence kontlarının eline düşer, ancak yine de bağımsızlıklarını kazanırlar. Yine ortaçağ döneminde, eski şehir surlarla kuşatılır. Kara tarafı: Paillon nehri tarafından korunurken, burası sonradan örülmüştür. (Günümüzde Akropolis’e giden tramvay rotasının bulunduğu yol)

Şehrin doğu tarafı ise, Castle Hill’deki surlarla korunuyordu. Castle Hill’in doğu tarafındaki liman alanının da surlarla korunduğu o dönemden kalan bir gravürde görülür.

1388-1860 yılları arasında, şehirde Savoy Dükleri hükümdardır. 1561 yılında Savoy Dükü: Latinceyi idari dil olmaktan kaldırır ve İtalyan dilini, şehirdeki hükümet işlerinin resmi dili olarak ilan eder.

nice.catherine seguva.1

1543 yılında şehir tarihinde ilginç bir olay yaşanır.

15 Ağustos 1543 günü, Nice kalesi ve şehir, Barbaros Hayrettin Paşa komutasında bulunan Osmanlı-Fransız (Francis I. komutasında) donanmaları tarafından kuşatılır. Türk birlikleri, Garibaldi meydanının güney batısındaki Porte Pairoliere ve Sincaire kulelerini ele geçirir ve kulenin tepesine tırmanan bir asker, zafer işareti olarak altın ve yeşil renkli bir bayrak diker. Bir çamaşırcı olduğu söylenen Catherine Segurane: yeniçeri askerinin elindeki bayrağı alıp parçaladı ve böylece direniş güçlendi ve kuşatma bozuldu.

Şehir tahrip edilir, 2500 tutsak alınır ama Nice kalesi teslim alınamaz.

Gelelim sonucu: bazı kaynaklar, Catherine Segurane’nin varlığının tartışmalı ve sadece efsanevi bir kahraman olduğunu yazarlar. Örneğin: kuşatmanın tarihçi tanıklarından olan Jean Badat (1516-1567) onun katılımından bahsetmez. Öte yandan, kuşatma sırasında surlar üzerinde birçok kadın bulunduğu ve bunlardan birisinin cesaret eylemi yapmış olabileceği de söyleniyor.

Sonuç olarak: günümüzde liman yakınlarında “Catharine Segurane” anıtı bulunuyor. Her yıl 25 Kasım günü “St Catherine Günü” yani zaferlerini kutluyorlar. Çünkü Catharine Segurane, kilise tarafından şehrin koruyucu azizesi seçilmiştir.

Son bir not: bu Osmanlı kuşatmasından hatıra, şehir içinde bir duvarda, bir Osmanlı top güllesi bulunuyor.

1890 yılına gelindiğinde, İngiliz aristokrasisi yani zengin İngilizler, iklimini çok beğendikleri bu bölgeye yerleşmeye başlarlar. Buranın ideal bir kış tatili yeri olduğunu keşfederler. Böylece İngilizler şehre damgasını vurdu. İngilizlerin, Nice şehrinin peyzaj mimarisine yaptıkları katkılar: İngiliz aristokrasinin bir parçası olan, mali sponsorlukla inşa edilmiş ünlü “Promenade des Anglais” tarafından özetlenebilir. Sahildeki eski kum sahası üzerinde bu gezi yolunu yaptılar ve şehirliler tarafından hızla benimsendi.

Aynı zamanda, özellikle buraya yerleşen sanatçıların, eserlerinde sürekli Rivierayı kullanmaları, ulaşım şartlarının gelişmesi ve Nice ve çevresinin, 20’nci yüzyılda hızla gelişmesi ve kalkınmasını sağladı. 20’nci yüzyılın ikinci yarısında: Nice şehri sadece zenginler için uygun bir tatil beldesi olarak ün kazandı. II. Dünya Savaşı sonunda, Nice şehrinin turist profili çarpıcı bir şekilde değişti. Bu bağlamda yapılan değişimler, Nice turizminin yüksek kalite standardını etkilemedi. Şehir, uluslararası düzeyde en çok tercih edilen tatil merkezlerinden birisi oldu.

2018.01.30-1-Nice.10.Caddeler.1a

Katliam:

17 Temmuz 2016 tarihinde, Promenade des Anglais üzerinde kalabalık bir gurup “Bastille” günü kutlamaları sırasında yapılan havai fişek gösterilerini izliyordu. Bir araç, kasıtlı olarak kalabalığın üstüne sürüldü ve polis tarafından vurularak öldürülen failin de aralarında bulunduğu 84 kişi öldü, 202 kişi yaralandı. Bu olayın ardından, Fransız polisi, şehirde yoğun güvenlik önlemleri aldı. Ancak bunlar pek gözle görülmez, gözle görülen başlıca önlem, trafiğe kapalı yaya bölgelerine, araç girişini önlemek için koyulan büyük beton bloklardır. Bu beton blokları şehirde birçok yerde göreceksiniz, sebebi güvenlik önlemedir.

nice.buda messena.1

İKLİM:

Şehirde tipik Akdeniz iklimi hakimdir ve buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlı geçer. Kışın sıcaklık 4 derecenin altına düşmez, genellikle 8-9 derece civarındadır. Yazın hava sıcaklığı ortalama 22 derece civarındadır. Sonbaharda yağış oldukça azdır. Bahar, burayı ziyaret etmek için en iyi mevsimdir.

nice.diane tapınağı.1

İNSANLAR VE DİL:

Fransa’nın birçok bölgesinden farklı olarak, burada insanlar asık suratlı ve soğuk değiller ve sürekli gülümsüyorlar ve yardımseverler. Ayrıca: İngilizce antipatileri yoktur. Yani ülkenin diğer yerlerinde olduğu gibi, sadece Fransızca konuşurum sıkıntıları yok, buradaki insanlar özellikle İtalyanca ve genellikle İngilizce biliyorlar ve konuşuyorlar, bir yer sorduğunuzda yardım ediyorlar.

nice.la palais des prescec.1   nice.divo jacobo kilisesi.1   nice.mamac.1   nice.parc de la colline.1

TURİZM:

Nice şehri, Fransa’da Paris’ten sonra en çok ziyaret edilen ikinci şehirdir. 19’ncu yüzyılda ortaya çıkan tatil beldelerinden biri olan şehir, turizmden yıllık 1.5 milyar Euro gelir sağlıyor. Yıllık turist miktarı, yaklaşık 5 milyar eurodur. Avrupa’da her 100 gezginden biri, Nice şehrinde mutlaka en az 1 gece kalmıştır. 200’den fazla işyeri ve 10 bin odaya yaklaşan kapasite ile Fransız Rivierasının üçte birini oluşturan en yüksek sayıda otel odası, Paris’ten sonraki en kalabalık konaklama imkanı sunar. Şehirde 19 müze ve sanat galerisi vardır.

 

KARNAVAL:

Her yıl “Şubat” ayında şehirde karnaval düzenleniyor. Geçmişi 13’ncü yüzyıla kadar uzanan bu karnaval: uluslar arası düzeyde yapılıyor ve büyük figürlerin geçit töreni, cadde partileri, her yerin çiçeklerle süslenmesiyle devam ediyor. Yine her yıl “Temmuz” ayında düzenlenen “Caz Festivali” ise yine çok sayıda uluslar arası sanatçının katılımıyla gerçekleşiyor.

nice.west end otel.1

KUMARHANELER:

Şehirde iki kumarhane bulunmaktadır. Bunlar: Le Meridien Oteli içindeki Casino Ruhl ve Palais Mediterranean bünyesindedir.

 

GECE HAYATI:

Şehir, heyecanlı bir gece hayatı yaşamak için uygundur. Promenade des Anglais ve şehir merkezi: barlar ve diskoların, Casinoların ve konser salonlarının yoğun olduğu yerdir. Turistlerin gece hayatını keşfetmeleri için, şehrin toplu taşıma sistemi Noctambus isimli bir gece servisi kurmuştur. Bu servis, 4 otobüs ve bir tramvay hattından oluşur.

2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.5a   2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.7d   2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.10a   2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.11a

2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.12b

 

SAHİLLER-PLAJLAR:

Şehirde 7 km boyunca uzanan ve denize girilen birçok yer bulunmaktadır. Tercihinize göre: 15 özel ve 20 kamu plajı vardır ve bunlar arasında seçim yapabilirsiniz. Burada: deniz suyu, ulusal standartlardadır ve Mavi Bayraklıdır. Yani deniz son derece temizdir. Tüm özel plajlarda: Nisan-Ekim ayları arasındaki dönemde, minder, şemsiye, soyunma kabinleri ve duşlar bulunur. Ancak bunların fiyatlarının pahalı olduğunu bilmeniz gerek, yani bir şezlong günlüğü yaklaşık 20 euro civarındadır. Şehir içindeki plajlar “Promenade des Anglais” bölgesi boyunca yerleşmiştir. Bunlardan bazıları:

 

Villefranche-Sur-Mer:

Kumlu değildir. Uygun otoparkı bulunması sebebiyle, özellikle Fransız ve İtalyan aileler başta olmak üzere çok ziyaretçi çekmektedir. Plaj bölümünde: mükemmel restoranlar vardır, tuvalet ve duş olanakları mevcuttur.

 

Cap Ferrat:

Kumlu değildir, kayalık bir yarımadanın ortasında, zenginlerin villaları ve jet sosyetenin kullandığı otellerin gözdesi bir yerdedir. Ama bu özel ve küçük plaj çok pahalıdır.

nice.alışveriş.1   nice.genel.2.lavanta.1   2018.01.30-1-Nice.44.Su faturası.1

NE SATIN ALINIR:

Şehirde: giysilerden, gıda maddelerine, sanat eserlerine ve antikalara kadar birçok ürün bulup satın almak mümkündür. Özellikle: Apollo heykelinin hemen arka sokaklarında, ikinci el ürünlerin satıldığı, özel markaların uygun fiyatlı ürünlerini bulup satın alabilirsiniz. (ilginç bir detay, bir çanta ikinci el 700-1000 euro fiyat görünce şaşırmayın, orjinali 5000 euro imiş. Bence bu ikinci el dükkanlarını boş yere aramayın)

Şehirdeki başlıca alışveriş merkezleri arasında: Promence des Anglais sayılabilir. (Ayrıntılı bilgi aşağıdadır.)

Şehirdeki bazı moda butikleri şunlardır:

Faconnable: Şehirde biri erkek ve diğeri erkek ve kadın kıyafetleri konusunda uzmanlaşmış iki mağazası vardır. Her ikisi de “Rue Paradis” üzerindedir. Giysi ve satışa sunulan aksesuarlar, firmanın logosunu taşır ve moda ruhuna uygundur.

Chanel Boutique: Burada satılan şık giysiler, ayakkabılar ve aksesuarlar yanında, mücevher ve parfüm koleksiyonları da ilgi çeker.

Zara: Avenue Jean Medecin üzerindeki mağazanın koleksiyonlarında erkek ve kadın giyimleri yaygındır.

Hermes: Giysi dışında, parfüm ve mücevher satılıyor.

Ancak: tüm bunları yazmama rağmen, bunların hepsindeki fiyatların çok yüksek olduğunu da belirtmek gerekir. Özellikle: Avrupa’nın birçok şehrinde olduğu gibi Nice şehri de, ucuz bir yer değildir, bence ülkemizde bolca bulunan ve uygun fiyatlı tekstil ürünleri tercih edilmelidir. Yine de meraklısı için yukarıdaki notları yazdım.

Gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için hediyelik düşünürseniz, bence Saleya yani Çiçek Pazarı’na gidin ve oradaki lavantalı ürünlerden uygun fiyata satın alın.

 

NE İÇİLİR:

Şehir özellikle şaraplarıyla ünlüdür. Bölgenin en leziz şarabı “Bellet” bağlarında üretilen üzümlerden yapılır. Bellet şaraplarından “beyaz” ve “gül” şarabını mutlaka öneririm.

 

NE YENİR:

Şehirdeki yöresel lezzetler, Fransız mutfağının Akdeniz etkileriyle etkileşimi sonucu oluşmuştur. Bunlar genellikle: deniz mahsulleri, balık, sebze ve meyve ağırlıklıdır. Bölgesel mutfağın en önemli özelliği: defne yaprağı, fesleğen, kekik, kekik gibi hafif otların eşliğinde ve kısmen de olsa sarımsağın geniş ölçüde kullanılmasıyla oluşur. Mutfakta zeytinyağı da sık kullanılır.

Geleneksel lezzetlerden öne çıkanlar şunlardır:

Salata Nicoise-Pissaladiere:

Bu salatanın kökenleri tam olarak tanımlanmamıştır. Nicoise salatası: çok çeşitli versiyonları, pişirilme şekilleri ve bileşenleri açısından oldukça kafa karıştırıcıdır. Ama genel olarak salata: domates dilimleri, haşlanmış yumurta dilimleri, haşlanmış patatesler ve buğulanmış yeşil bezelye karışımına, marul katılarak yapılır. Tüm salatanın üstü: ton balığı konservesi veya kıvırcık veya konserve hamsi ile kaplanır.

 

Socca:

Bir tip yassa, mayasız nohut unu ve zeytinyağından yapılır ve sıcak servis edilir. Aslında: mükemmel bir hızlı atıştırmalıktır. Nice şehir sokaklarında: Socca satan yiyecek tezgahları sık görülür.

 

Ratatouille:

Bunun pişirilmesi hala tartışılmaktadır. Ancak içeriği: sebze ve otların (kekik, defneyaprağı, havuç, soğan, sarımsak, patlıcan, kabak, domates) bir karışımıdır. Ratotouille: genellikle bir yan garnitür olarak servis edilir. Örneğin: omlet ile ilişkilendirilir.

 

Soupe au Pistou:

Bu bölgede popüler bir yemek türüdür ve pistou ile zenginleştirilmiş fasulye çorbasına benzer. Pistou: zeytinyağı ile karıştırılmış, fesleğen ve sarımsak eklenmiş bir tür sostur. Sosu, farklı çeşit sert peynirlere (örneğin permesan veya pecorino) ilave etmek, isteğe bağlıdır.

nice.englis kilise.1   nice.le palais de adalet.2    nice.müze sport.1   nice.TNT.1

nice.salıves.1   nice.TNT.2

GEZİLECEK YERLER:

Her zaman olduğu gibi, ben size Nice şehrinde mutlaka görmenizi önereceğim yerlerden başlayarak, özellik gösteren ve turizm yönü ağır basan yerleri anlatacağım. Siz, şehre ulaştığınızda bir şehir haritası alınız (tren garından ücretsiz şehir haritası alabilirsiniz), bu yazdıklarımı harita üzerinde işaretleyiniz, şehirde bulunacağınız zamanı düşünerek gezeceğiniz yerleri planlayınız. Tabii tercihleriniz de bu planda önemlidir.

Evet: Şubat 2018 tarihinde bu şehirde 2 gün kaldım. Kış mevsimi olmasına rağmen hava gayet güzeldi, ama elbette buranın en güzel zamanı yaz dönemi, çünkü insanlar denize giriyorlar. Apollon heykelini kendinize hareket noktası seçerseniz, hemen arkasında Eski Şehir bölümü ve Saleya yani Çiçek pazarı denen yeri gezin, oradan hemen deniz kıyısına inin ve deniz kıyısındaki banklarda oturup denizi ve şehrin uzaktan panaromik manzarasını izleyin, deniz kıyısında yürüyün, sonra tekrar Apollon heykeline dönün, onun hemen sağındaki park alanına girin, burası güzel bir park, daha sonra Apollon heykeli önünden devam eden caddeye girin, bu cadde çok canlı ve hareketli, burada birçok mağaza var, caddenin ara sokaklarına da girin.

nice.angles.1    nice.promanade des anglais.1   nice.promanade des anglais.2   2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.8b

PROMENADE DES ANGLAİS:

Şehrin en sembolik caddesidir.

Sahil boyunca, batıdaki havaalanına kadar uzanan bu koridor cadde, şehirdeki önemli yaya bölgelerinden biridir ve cadde: giyim eşyaları satan zarif dükkanlarla doludur. Buranın yakınlarındaki “Rue de France” (ayrıntılı bilgi aşağıdadır) : moda meraklılarının tercih ettikleri bir yerdir. Ancak bu mağazalardaki fiyatların şehrin diğer yerlerindeki mağazalara nazaran daha yüksek olduğunu bilmelisiniz.

Şehrin “Baie des Anges” isimli çakıllı kıyısı ve plajları boyunca uzanan bu yürüyüş yolu: bölgeyi meşhur eden İngilizler tarafından bu isimle anılıyor.

Yol: 1822 yılında burada bulunan küçük bir patikanın yerine, İngiliz konsolos Lewis Way tarafından yine İngilizler’den sağlanan para desteğiyle yapıldı. Daha sonrasında ise “Chemin des Anglais” olarak isimlendirilmiştir. O zamanlar Kraliçe Victoria’nın oğlu olan Connaught Dükü burayı, kraliyet tarzında bir açılış töreniyle açmıştır.

1931 yılında yol, iki ayrı yol daha eklenerek genişletilmiştir.

Bu efsanevi sahil yolu: saray benzeri zengin binalar ve palmiye ağaçları ve şık bahçelerle çevrilidir.

Günümüzde bu yol trafiğe kapalıdır, trafik yolun altındaki yer altı tünelleriyle sağlanır. Cadde gezinti yeri olarak düzenlenmiştir. Niceliler, burada bisiklete biner, koşar, paten yaparlar. Kafelerde, özellikle krep ve içecekler muhteşemdir. Öte yandan, burası elbette sadece bir gezinti bölgesi değildir. Yaz döneminde burada birçok özel plaj açılıyor ve bu özel plajlardan yararlanmak mümkündür. Ancak bu özel plajlarda şezlong ve şemsiye kiralamak için bir hayli yüksek ücret ödemek gerektiğini unutmayın.

 

Rue De France:

Burası trafiğe kapalı bir yaya bölgesidir. Burada çok sayıda sokak göstericileri vardır. Ayrıca gıda maddesi satılan dükkanlar, çok lüks giyim mağazaları, gazete bayileri, kitapçılar ve daha birçok dükkan ve mağaza vardır. Buradaki bir kafede: dünyanın en lezzetli “kep” ini tatmanızı öneririm. Veya bir İtalyan restoranında, İtalyan lezzetlerini deneyebilirsiniz.

 

La Cadran Solaıre:

Promenade des Anglais’i bağlantı noktasına bağlayan Quai Rauba Capeu’da: zeminde ilginç bir güneş saati vardır. Gölgelerle günün saatini anlamak mümkündür.

nice.Negresco hotel.2   nice.negresco hotel.1

Le Negresco-Hotel Negresco:

Promenade des Anglais üzerindedir. Sahilde en göze çarpan yapıdır.

Saray: Romen işadamı Hengi Negresco için 1912 yılında, Edouard Nierman tarafından Belle-Epoque tarzında tasarlanarak yapılmıştır. Düğün pastasına benzer, pembe kubbesi ilgi çeker.

Bina: 2003 yılından sonra müze ve otel olarak kullanılmaktadır. Müze kısmında: 500 sanat eserinden oluşan birinci sınıf bir sanat koleksiyon sergileniyor. Sarayın otel kısmında ise: her biri kendi dekorasyonuna sahip 121 oda ve 24 suit daire bulunur.

Bu dekorasyonlar: Fransız sanatının en parlak dönemi olan XIII Luis döneminden modern sanata kadar, Fransız sanatındaki en parlak dönemin stillerini yansıtır. Otel kısa süre önce 5 yıldızlı kategoriye terfi ettirilmiş olup, dünyanın en iyi otelleri arasında kabul edilir.

 

Villa Massen-Museo D’Art De Histoire Palais Messena:

Tarihi yapı: günümüzde bir sanat müzesidir. Yapı: Fransız bahçeleri bulunan muhteşem bir parkla çevrilidir. Bu güzel bahçeler: Monte-Carlo Casinosu bahçelerini de tasarlayan 19’ncu yüzyılın tanınmış peyzaj bahçevanı Edouard Andre tarafından düzenlenmiştir. Messena Sarayı: 1898-1901 yılları arasında Hans-Georg Terslin tarafından tasarlanmıştır. Yapı: 1921 yılında müzeye dönüştürülmüştür. Müzede bulunan yirmiden fazla sergi salonunda: Nice şehri tarihi, mobilyaları, süsleme ve diğer sanat eserlerinden oluşan 15 bin parçalık bir koleksiyon bulunmaktadır.

 

Casino Ruhl:

Şehir merkezinde: kumarhane-Casino bulunan iki otelden biridir. Şansını denemek isteyenler burayı düşünebilirler.

 

Musee Departemental Des Arts Asiatiques-Asya Sanatları Müzesi:

Şehirdeki en yeni müzelerden birisidir.

Anglais bölgesindeki bu yapı: ünlü Japon mimar Kenzo Tange tarafından tasarlanmıştır.

Müze olarak kullanılan yapı: Asya sanatı ve Batı kültürü arasındaki değişimleri bir arada bütünleyen bir mekan olarak tasarlanmıştır.

Beyaz mermer ve camdan yapılan binanın bahçesinde yapay bir göl bulunur.

Müzenin misyonu: Asya sanatının özelliklerini, kapsamlı bir şekilde ziyaretçilere sunmaktır. Bunun için: yüzler ve hatta binlerce yıl öncesine dayanan eserlerin bulunduğu koleksiyonlar bir araya getirilmiştir. Yapıtlar: hem güzel sanatlar, hem sahne sanatları ve hem de görsel sanatlara aittir.

Müzede: Asya, Hindistan, Güneydoğu Asya, Çin ve Japon medeniyetlerine ait çağdaş eserler sergileniyor. Ayrıca: geçici sergiler ve bazı etkinlikler de düzenleniyor. Müzenin ilginç bir yeri: Çay törenlerinin yapıldığı çay pavyonudur. Özellikle: Asya sanatçılarının güncel eserlerini görmek için: “Gestes d’Asie” kategorisindeki etkinlikler düzenlendiğinde, bu müzeyi ziyaret etmek uygundur.

nice.eski şehir.1    

VİEUX NİCE-OLD NİCE-VİEİLLE VİLLE BÖLGESİ:

Burası: hem gezginler hem de uzmanlar tarafından sevilen bir mahalle köşesidir.

Bölge: Colline du Chateau (Castle Hill) batı ucundan başlar ve Jardin Albert I, Place Messena ve Promenade du Paillon gibi geniş bulvarlarla sınırlandırılır.

Burası: Ortaçağdan kalma dokusu, küçük dükkanları, restoranları, meydanlara açılan dar sokakları, canlı müzik yapılan diskoları ve barlarıyla ünlüdür. Dar ve labirent gibi pare taşı döşenmiş sokaklar İtalya’yı anımsatan canlı bir havaya sahiptir. Bu yüzden: turistler buraya çok rağbet ederler.

Dar sokaklarda yürürken: ev eşyaları, şaraplar, giyim eşyaları satılan dükkanlar görebilirsiniz. Ma özellikle muhteşem lezzetli dondurmalardan tatmanızı öneririm.

Eski şehrin güney ucunda: balıkçıların taze ürünlerinin satıldığı Cours Saleya’daki “Ponschettes” pazarı tezgahları vardır.

nice.saleya.2   nice.saleya.1   nice.saleya.3  2018.01.29-1-Nice.7.Alışveriş.1a

2018.01.29-1-Nice.7.Alışveriş.1b   2018.01.29-1-Nice.7.Alışveriş.1c

Cours Selaya-Çiçek Pazarı:

Rue Saint François de Paule bölgesinde, 18’nci yüzyıl başlarındaki şehir surlarının söküldüğü yerdedir. Apollo heykelinden 5 dakikalık bir yürüyüşle buraya ulaşılıyor.

Eski şehir bölgesinin tam merkezindedir. Trafiğe kapalı bir yaya alanıdır. Fransa’da kurulan en güzel 100 pazardan birisidir.

Burada: her gün pazar kurulur. Haftanın 6 günü kurulan çiçek pazarına “Marche aux Fleurs” (Çiçek Pazarı) denir.

Pazarda: çiçek, sebze, meyve ve antikalar satılır. Ama bunların yani satılan ürünlerin en başlıcası: lavanta ve lavanta ürünleridir. Lavantalı sabunlar, içi lavanta dolu keseler bulup satın alabilirsiniz. (Lavanta sabunları 1 euro, lavanta paketleri 10 euro, küçük lavanta keseleri 3 euro civarındadır.) Buraya alışveriş için giderken yanınızda çanta götürmeyi unutmayın, çünkü satıcılar poşet vermiyorlar. Evet, burada lavanta ürünleri yanında: zeytinyağı, öğütülmüş Fransız sabunları (lavantalı yanında birçok çeşit vardır), takı, şarap, mutfak eşyası. Burayı yani çiçek pazarını ziyaret etmenin en güzel zamanı: saat 08.00-09.00 arasında gitmektir.

Pazartesi günleri, burada antika pazarı kuruluyor ve satıcılar ellerindeki antikaları pazarlıyorlar. Çiçek pazarının yanında, bazı otantik Fransız restoranları ve mağazaları vardır. Yani: Matisse’nin balkonunun altında: bir kahve içebilir veya bir öğle yemeği yiyebilirsiniz.

Ancak özellikle akşam saatlerinde bu bölgenin güvenli olmadığı söyleniyor. Ama gündüz saatlerinde buraya mutlaka gidin ve ziyaret edin.

Cours Saleya çevresindeki bölge: birçok kültürel cazibe merkezine sahiptir. Bunlar: Galeries des Ponçhettes (Musee Dufy), Musee Alexis et Gustav-Adolf Mossa’dır.

Cours Saleya’nın kuzeyindeki Eski Şehri keşfederken: Palais de la Prefecture, Nice Katedrali ve 17’nci yüzyıldan kalma bir Barok kilise görülür.

Daha kuzeyde: “Palais Lascaris” görülür.

nice.la palais des prescec.1

Palais de la Prefecture-La Palais des Rois Sardes:

Bu görkemli neoklasik yapı, 17’nci yüzyıl Savoy Düklerinin sarayıdır.

Ancak Fransız ihtilali sırasında bir hastane olarak kullanılmış ve 1860 yılından sonra, Fransız döneminde birkaç kez yenilenmiştir.

Bugün farklı işlevlere sahip olduktan sonra, Alpes-Maritimes bölümünde, Prefet’in evi ve Old Town bölümümde önemli bir dönüm noktası olarak kalmaya devam ediyor.

nice.sainte reperate katedrali.1   nice.saint triniti şapeli.1

Cathedral of Sainte Reparate-Saint Reperate Katedrali:

Place Rossetti bölgesindedir ve Eski şehir bölümünün en büyük kilisesidir.

17’nci yüzyıldan kalma yapı, Roma erken dönem Barok kiliselerinden esinlenilerek, Latin haçı planına göre düzenlenmiştir. İç mekan, zarif şekilde dekore edilmiştir. Şapellerin ve koronun dekorasyonu, özellikle lükstür ve Roma’daki Aziz Petrus Bazilikasından esinlenilmiştir. Şapellerden “Eglise Saint-Jacques” etkileyici heykellerle ve nadir fresklerle süslüdür ve ödüle layık görülmüştür.

Korint sütunlar, yaldızlı ayrıntılar ve yapının büyük bölümünü çevreleyen frizlerde çok sayıda figür bulunur.

nice.palais lascaris.5   nice.palais lascaris.4   nice.palais lascaris.2   nice.palais lascaris.3

nice.palais lascaris.1

Palais Lascaris:

1648 yılından kalma bu barok saray Lascaris-Vintimille ailesinin konutudur.

Sivil barok mimarisinin olağanüstü güzel bir örneği olarak kabul edilir.

Bu tarihi yapı: restore edilerek günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

Müze: 17 ve 18’nci yüzyılların sanat ve müziğine odaklanır. Müzede: Antoine Gautier mirasından kalan resim, gravür, hatıra, mobilya ve müzik aletleri sergileniyor.

Görkemli sarayın en güzel yeri, zemin kattaki görkemli giriş holüdür.

Sarayın manzaralı odalarında 17 ve 18’nci yüzyıl mobilyaları bulunur.

Odaların tavanlarında ise, İtalyan okulu ressamlarının tavan resimleri ilgi çeker. Sarayın içinde, 1738 yılından kalma eczane bölümünü gezip görmenizi öneririm. Müzede: sık sık bölgenin sanatsal mirası, düzenli sergilerle sergileniyor.

Şehir çok sıcak olduğunda, Palais Lascaris, sıcaklardan kaçmak için mükemmel bir yerdir. Güzel tabloları ve ilginç eski müzik aletlerini, klimalarla serinletilen ortamda gezip görebilirsiniz. Çünkü giriş ücretsizdir. Burayı gezmek, en fazla yarım saatinizi alır.

nice.place messena.1          2018.01.29-1-Nice.2.Genel.7b   2018.01.30-1-Nice.12.Apollo heykeli.1a

2018.01.30-1-Nice.12.Apollo heykeli.1b   2018.01.30-1-Nice.12.Apollo heykeli.1e

Place Messena-Apollo Heykeli:

Meydanın: yerel yönetimlerin, şehrin Old Town denen bölümünde: mimari manzarayı süsleme ve genişletme isteği sonucu, 19’ncu yüzyılın ilk yarısında yapılmıştır. Eski ve yeni şehir arasında uzanır. Trafiğe kapalıdır.

Meydanın kuzey kesiminin kare şeklindeki mimarisi: İtalyan Piedmont etkisinde yapılmıştır. Şehrin en etkileyici neoklasik yapıları, kırmızı cepheli binaları buradadır. Binaların kırmızı kil cepheleri beyaz pencere çerçeveleriyle süslenmiştir.

Meydanın özellikle yer döşemeleri dikkat çeker. Birkaç ana bulvarın çıkış noktası burasıdır. Şehrin tramvayı geçerken meydanı ortadan ikiye böler.

“Fontaine du Soleil ismi verilen havuzun üstünde: Apollo’nun anıtsal heykeli vardır.

Bu heykel: bir dönem, estetik sıkıntılar nedeniyle buradan kaldırılmıştır.

Hatta, burada bulunan havuz bile: zaman içinde tekrar tekrar sökülmüş, yerinden edilmiş ve hatta tümüyle çıkarılmıştır.

Sadece: “Fontaine du Soleil” denen havuzun kenarlarını kesen 5 bronz heykel zamanla korunmuş ve günümüzde, yüksek su fıskiyesinin fonunda görülen orijinal tek süsleme unsurudur.

Meydanın hemen yan bölümünde, büyükçe bir dönme dolap bulunuyor ve şehri tepeden izlemek isteyenler buna binebilirler.

Evet: Nice şehri ziyaretçileri burayı mutlaka görürler. Ayrıca: meydan, Jardin Albert Opera de Nice ve Cathedral of Sainte Reparate gibi cazip turistik merkezlere yürüme mesafesindedir.

Burası: Şubat veya Mart aylarında yapılan ünlü Nice Karnavalı için toplanma yani buluşma yeridir.

2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.1a   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.3c   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.5b   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.9c

2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.9d   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.10eb   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.11af   2018.01.30-1-Nice.17.Park Jardin.1f

Jardin Albert Parkı:

Bu yemyeşil park alanı: Avenue des Phoceens ve Avenue de Verdun arasındadır.

Geniş bahçeler: Place Messena’ya Fontaine du Soleil’e kadar uzanır.

Park alanı: hoş bir Açıkhava tiyatrosu (Thearte de Verdure) ve çam ve palmiye ağaçlarıyla çevrilidir.

İlkbahar ve yaz aylarında, bu açık mekanda müzik konserleri yapılıyor. Kış aylarında da pak alanı canlıdır. Park alanında, yemyeşil çimler üzerinde özellikle gençler zaman geçiriyorlar, top oynuyorlar. İnsanlar banklarda oturuyorlar. Parkın hemen sonunda “Davut” heykeli var. Park alanının en büyük özelliği: zeminden zaman zaman suların yukarı doğru fışkırdığı ve gece ışıklandırılan bölümdür ve burası özellikle yaz döneminde insanların serinlemek amacıyla kullandıkları yani bilerek ıslandıkları bir yerdir.

Şehrin başlıca alışveriş caddelerinden olan Avenue Jean Medecin, buraya kısa bir yürüyüş mesafesindedir.

nice.avenue jan medecin.1

Avenue Jean Medecin:

Burası uluslararası zincir marka mağazaların, Galeries Lafayette ve Centre Nice, Nice Etoile gibi alışveriş merkezlerinin bulunduğu güzel bir alışveriş caddesidir. Cadde çok canlıdır, insanlar gerek ana cadde ve gerekse arka sokaklarında dolaşıyorlar, cadde üzerindeki kafelerde oturuyorlar. Cadde üzerinde: iki tane çok büyük süpermarket var, şehri ziyaret ederseniz bu süpermarketlerden alışveriş yapabilirsiniz, elbette yine zincir hamburgerciler de bu cadde üzerindedir.

Caddenin bitiminde, büyük üst köprü göreceksiniz, bu köprü, caddede yön duygusunu kaybetmemek için iyi bir işarettir.

nice.basilica notre dame.1   2018.01.30-1-Nice.15.Katedral.1a

Basilique Notre-Dame:

Medecin caddesi üzerindedir. Şehrin en büyük kilisesidir.

Fransız hükümranlığına geçince, şehirde yapılan ilk dini yapıdır. 1864-1868 yılları arasında yapılmıştır. 19’ncu yüzyıl vitray pencerelerinin güzelliği ilgi çeker. Gül penceresinde: görkemli tasarım sahneleri betimlenmiştir. Kuleler, Angers katedralinin iki kulesinden esinlenilerek düzenlenmiştir.

nice.opera.1     nice.opera.2

Jardin Albert Opera de Nice:

Rue Saint François de Paule bölgesindeki şehir operası, güzel ve tarihi bir binadadır. Denizin hemen karşısında, kent dokusuna uygun olarak tasarlanan Opera binası, daha önce yangında yok olan tiyatro binasının yerine yapılmıştır. Yapının mimarı François Aune, tasarımda özellikle barok stiller kullanmıştır.

nice.modern ve çağdaş sanat müzesi.1

Musee D’Art Moderne Et D’Art Contemporain-Modern ve Çağdaş Sanatlar Müzesi:

Promenade des Arts bölgesindedir.

1990 yılında açılan müzenin şık binası: mimar Yves Bayard ve Henri Vidal tarafından tasarlanmıştır.

Yapının dört kulesi: İtalya’da Lucca şehrinin kuzeyinde, Carrara’daki taş ocaklarından getirilen Carrara mermerlerinden yapılmıştır. Ayrıca yapıda çatı katı terası ve cam geçitler vardır.

Müzenin avlusunu tuhaf bir sanat eseri süslüyor.

Müzenin koleksiyonu: 1960’lardan 1970’lere kadar olan dönemi kapsıyor. Yeni gerçekçilik, pop sanat ve benzeri gibi pek çok güzel sanat kesimleri temsil ediliyor.

Müzede yaklaşık 1200 parça eser vardır. Müzenin kalıcı koleksiyonunda bulunan eserlerin sahibi olan sanatçılar şunlardır: And Warhol, Sol Lewitt, Niki de Saint Phalle, Alain Jacquet, Davit Tremlett ve Arman’dır. Yves Klevin’in eserleri de burada sergileniyor. Özellikle dikkat çekici olan: 1928 yılında Nice’de  dünyaya gelen Nouveaux Realistes hareketinin öncüsü Yves Klein’in sergilenen eserleridir. Bu sanatçının eserleri: Nice şehrinin nefes kesen manzaralarına hakim, çatı teras katındaki bir odada sergileniyor.

Müze ayrıca, birçok geçici sergiye ev sahipliği yapmaktadır.

nice.garibaldi meydanı.1   nice.garibaldi meydanı.2   nice.garibaldi.2  nice.la place garibaldi.3

nice.la place garibaldi.2

La Place Garibaldi:

Eski şehrin kuzeyinde, Place Garibaldi’nin ilk uzantısıdır. Çağdaş Modern Sanatlar Müzesine kısa bir yürüyüş mesafesindedir. Şehrin en büyük meydanlarından biridir.

Görkemli Barok yapılar bulunan meydan: 18’nci yüzyıl sonlarında tasarlanmıştır. Günümüzde modern bir kent hissi barındırıyor.

Meydanı: Niceli, İtalyan özgürlük savaşçısı Garibaldi’nin heykeli süslüyor.

nice.place rossetti.1

La Place Rossetti:

Eski şehir merkezindeki bu meydan: çeşmeler, çiçeklerle süslenmiş balkonlar, barok katedral ve kafelerle doludur. Hareketli bir yaşam görülüyor. Burada dondurma tatmanızı öneririm.

 

CİMİEZ TEPESİ BÖLGESİ

Şehir merkezinin dışındaki bu yeni yerleşim yerinde: şehrin hareketli sokaklarından uzaklaşma fırsatı bulabilirsiniz. Şehrin en şık semtidir. Semt: panaromik manzaralı bahçeleri ve müzeleriyle ünlüdür.

nice.regina hotel.1

Ancien Hotel Regina:

Cimiez bulvarındadır.

Bu eski otel: İngiliz aristokratlar ve aslında Kraliçe Victoria için 1897 yılında yapılmıştır. İnşaat sadece 17 ay sürmüştür. Yapının silüeti etkileyicidir.

nice.matisse müzesi.3   nice.matisse müzesi.1   nice.matisse müzesi.4   nice.matisse müzesi.5

nice.matisse müzesi.2   nice.musee matisse.2   nice.musee matisse.1

Musee De Matısse-Matisse Müzesi;

Cimiez bölgesindedir. Müze girişi ücretsizdir.

Müze: Henri Matisse’nin hayatı ve eserleri hakkında ziyaretçilere bilgiler sunar. Ancak bu sanatçının eserlerinin büyük bölümü, halen ABD dedir.

Ünlü sanatçı 1917 yılında Nice şehrine taşındı ve zeytinlikler içindeki bu villada yaşadı.

37 yıl sonra ise 1954 yılında burada öldü, mezarı müze binasının hemen arkasındadır.

Eserlerinin bir kısmı: yaşarken Matisse ve öldükten sonra mirasçıları tarafından Nice şehrine bağışlandı.

Müzenin bulunduğu yapı: 17’nci yüzyıldan kalma, havadar bir Ceneviz dönemi villasıdır ve görkemli, İtalyan tipi bahçelerle çevrilidir. Dış cephesi: kırmızı kehribar renklidir.

Müzede: sanatçının Nice şehrinde kalırken yarattığı eserler bulunmaktadır. Bunlar arasında: Vence’deki şapelin süslemeleri için çizdiği eskizler, 68 resim, 236 desen, 218 çizim ve 56 heykel vardır. Matisse’nin hemen hemen tüm heykelleri buradadır.

Sanatçı: yaptığı resimlerde genellikle canlı renkler ve çizgiler kullanmıştır. Sadece evinin balkon penceresinden bakarak yaptığı bu resimlerde, genellikle Riviera kıyısındaki yaşamın izlerini görmek mümkündür. Ayrıca sanatçının kişisel eşyaları da sergilenmektedir.

Kalıcı koleksiyonların yanı sıra, geçici tema sergileri de burada düzenleniyor. Ayrıca yine burada sanat filmleri gösterimleri ve konferanslar düzenleniyor.

Müzenin hediyelik eşyalar satılan bölümünde sanatçının eserlerinin baskılarını bulup satın almak mümkündür.

 

Musee D’Archeologie de Nice-Site de Cemenelum:

Matisse müzesinin hemen yanındaki arkeolojik araştırma/kazı alanı, arkeolojik bir sitedir.

“Cemenelum” şehri, Alpes Maritimae bölgesinde, antik Roma eyaletinin başkentidir.

Burası 1989 yılında ziyarete açılmış olup: Cemenelum şehrindeki kalıntılar ve yaşam yerleri bulunmaktadır. Bunlar: amfitiyatro, 3’ncü yüzyıldan kalma hamam, taş döşeli sokaklar ve 5’nci yüzyıldan kalma Paleo-Christian kompleksidir.

Ayrıca: Tunç çağı ve Ortaçağ arasındaki döneme ait: seramik, cam, sikke, takı ve heykel koleksiyonu bulunuyor.

nice.monastere notre dami.1   nice.monastere.1

Monastere Notre-Dame-De-Cimiez-Monastere Francıscaın De Cimıez:

Matisse müzesinin yakınında, antik Cimiez kalıntılarının üstündedir.

Güzel bahçelerle çevrili bir yerdedir.

Roma hamamları ve amfitiyatroda, ilginç höyükler vardır.

Başlangıçta bir Benedictine vakfı olan manastır: 16’ncı yüzyılda Franciscans tarafından ele geçirilir ve 17’nci yüzyılda büyütülür.

Mevcut görünüşü: 1850 yılında Gotik modellere göre yapılan restorasyon sonucu olur.

Kilisenin içinde: Niceli gotik ressam Louis Brea tarafından yapılan: yuvarlak tahta oyma, anıtsal bir sunak parçası önemlidir.

Ayrıca: 1475 yılından kalma bir haç, zırh içinde bulunuyor.

Manastırda: Nice şehrindeki Francisken keşişlerinin 13 ve 14’ncü yüzyıllar arasındaki yaşamını gösteren objelerin bulunduğu bir müze vardır. Bu müzeyi ziyaret ettiğinizde: Francisken keşişlerinin yaşam tarzı hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz.

nice.park des aranez de ciminez.1

Parc Des Arenes De Cimiez:

Cimiez manastırının karşısındaki bu park alanında 100 yıllık zeytin ağaçları vardır. Güneşli bir günde, parkın bahçe yollarında doğa yürüyüşü yapanları görebilirsiniz. Ancak burası sadece doğa severlere değil, aynı zamanda tarih meraklılarına da hitap eder. Parkta: ağaçların ve çimlerin arasında, antik Roma dönemi Cemenelum şehrinin arkeolojik katıntıları görülebilir.

nice.museum marc.1   nice.musee the chagall.2   nice.mark chagal müzesi.1

Musee Ulusal March Chagall:

Cimiez tepesinde; Avenue Docteur Menard adresindedir. Öncelikle bilmelisiniz ki, Müzeye Fransız vatandaşları ehliyet gibi kimlikle, yabancılar ise pasaport ile girebiliyorlar yani pasaport yanınızda olmalıdır. Müzeye giriş ücretlidir, yetişkinler 8 euro, çocuklar 6 eurodur.

Marc Chagall: Rus kökenli Yahudi bir sanatçıdır ve 1887-1985 yılları arasında yaşamıştır. Kendisi: 20’nci yüzyılın Kübizm, Sembolizm ve Sürrealizm gibi en şık trentlerinden bazılarının kurallarını benzersiz şekilde ifade eden orijinal eserler yaratarak Avrupa’nın sanatsal sahnesinde yol aldı.

Müze bir manastır yapısında bulunuyor. Eserler: yeşillikler ve zeytin ağaçları içinde, sıcak ve sakin bir atmosferde sunuluyor. Mimar Andre Hermant tarafından tasarlanan yapıda, sergilenen eserler, gerçek bir kaide üzerine yerleştirilmiştir.

Müzenin kalıcı koleksiyonunda bulunanlar: sanatçının 1960-1970 yılları arasında, İncil üzerine yaptığı çalışmalar sonucu yarattığı 17 eser, ayrıca 400’den fazla tablo, suluboya, mürekkep çizimi ve pastelden oluşan parçalardır. Koleksiyonda, İncil temalı duvar halıları da görülür.

Özellikle: Oditoryum bölümü yani konser salonu: Chagall’ın sanatsallığının muhteşem bir örneği olan vitraylı cam bir duvara sahiptir.

Müzenin içinde üç bölüm bulunur.

İlk bölümde: Eski Ahit, Genesis ve Exodus; yani kutsal kitaplarla ilgili 12 büyük resim görülür.

Altıgen şeklindeki ikinci bölümde: “Süleyman” teması üzerine yaptığı beş kompozisyon görülür.

Ayrıca, bir oditoryumda: tutkulu ressamın hayatına ait bir film izleniyor. Bu oditoryumda, düzenli olarak müzik konserleri de düzenleniyor.

nice.castle hill.1

CASTLE HİLL BÖLGESİ:

nice.park.1

Parc De La Colline Du Chateau-Le Chateau-Colline Du Chateau-Castle Hill Parkı:

Buraya yürüyerek ulaşmak mümkündür veya Place Garibaldi’den asansör kullanarak çıkabilirsiniz. Asansör kullanırsanız yolun % 75’lik bölümünü geçersiniz.

Şehrin kıyı şeridine bakan bir tepede bulunan “Castle Hill” sitesi: uzun yıllar önce, Yunanlıların yaşadığı ilk Nice bölgesidir. Yani antik dönemde kurulan ilk şehir sitesidir. Daha sonra burada ortaçağ kenti kurulur. Ancak ilk kurulan ve “Castle Hill” olarak isimlendirilen şehirden, günümüze sadece birkaç temel ve duvar parçası kalmıştır.

Buranın Fransızca isminin anlamı “kalenin bulunduğu tepe” dir. Büyük kısmı çökmüştür, çünkü burada bulunan kale: 1706 yılında, Fransa kralı Louis XIV askerleri tarafından tahrip edildi.

Günümüzde, burası bir park olarak kullanılıyor. Bu park alanında: yeşillikler, gölgeli ağaçlar ve şelaleler vardır. Buradan izlenen panaromik manzarada: Baie des Anges (Melekler körfezi) , Vieille Ville ve Nice limanları görülebiliyor. Gezginler ve seyahat uzmanları: şehrin ve biraz önce sözünü ettiğim yerlerin panaromik görüntüsü için, tepeye yani 300 metre yüksekliğe merdivenle tırmanmayı öneriyorlar.

Parkın içinde: iki eski kilise kalıntıları, butikler ve restoranlar vardır. Ayrıca: yapay şelalesi, piknik ve çocuk oyun alanları bulunuyor. 11’nci yüzyıldan kaldığı söylenen bir katedral kalıntıları da bulunuyor. Yürüyüş yolları, 20’nci yüzyıl yapımı mozaiklerle süslüdür.

Geceleri burada özel aydınlatma yapılıyor.

Parkta gezindikten sonra: Tour Belanda yolu takip edilerek Bastion Saint-Lambert (16’ncı yüzyıl yapımı) kulesi görülebilir. Hector Berlioz’un “Kral Lear” operasını bestelediği bu kulede Musee Naval yani Deniz Müzesi bulunuyor.

 

Anıt Aux Morts:

Castle Hill tepesinin yamaçlarında, eski ocaklara oyulmuş ve 1928 yılında açılmış bu anıt: I. Dünya savaşında ölen 4000 Niceli asker için yapılmıştır.

nice.musee des beaux.1   nice.müze des beauks.1

Musee Des Beaux Arts-Güzel Sanatlar Müzesi:

Üniversite semtindedir.

Nice şehrinin ilk Belediye Müzesidir. Müze binası: 19’ncu yüzyıla ait görkemli bir villadır. Bu villa Ukraynalı bir Prenses için yapılmış özel rezidanstır ve 1928 yılında bina müze olarak hizmete açılmıştır.

Napolyon III tarafından teşvik edilen: 15 ile 20’nci yüzyıllar arasındaki dönemi kapsayan, kapsamlı bir eser koleksiyonuna sahiptir.

Koleksiyon: Fransız, İtalyan ve Flamen eserlerinden oluşur.

Önemli noktalar: 17 ve 18’nci yüzyıl Fransız resimleri, 19’ncu yüzyıl tabloları ve heykelleri içerir.

Temsil edilen sanatçılar arasında: Carpeaux ve Rodin’in heykelleri ve Picasso’nun seramik parçaları ve ayrıca: Cheret, Fragonard, Braque, Carriere, Chagall, Degas, Monet ve Sisley vardır. Ünlü heykeltıraş Rodin’in “Öpücük” heykeli burada görülebilir.

nice.katale rus.1   nice.mosko keteği.2   nice.mosko keteği.1  nice.rus kilisesi.1

nice.rus kilisesi.2

Russe Saint-Nicolas Katedrali-Aziz Nicholas Katedrali:

Nikolas II bölgesindedir.

Katedral, 1912 yılında Rus Çarı II. Nicholas tarafından, şehirde yaşayan zengin Ruslar için yaptırılmıştır. Şehirdeki birkaç Rus yapısından biridir.

Rusya dışındaki en güzel Ortodoks katedralidir.

Muskovit tarzından esinlenilerek yapılan katedral, pek çok süs ikonuna, duvar resmine ve oyma ahşap işçiliğe sahiptir. İç mekan zengin bir şekilde dekore edilmiştir. İç mekanda: kargaşa döneminde Rusya’dan getirilen tarihi ve dini nesneler vardır. Katedralin ahşap bölümleri, freskleri ve ikonları, İmparatorluk Rusya’sında yaptırılarak buraya getirilmiştir.

Dışarıdan bakıldığında: arka planda geleneksel 6 tane Rus soğan kuleleri görülüyor. Ön planda ise, tropikal palmiye ağaçları bulunuyor.

Katedral günümüzde de ibadet yeri olarak kullanılıyor. Ziyaretçi kabul edilir, ancak bazı kurallara uymak gerekiyor. Erkekler çıplak göğüslü ve şortlu olarak kabul edilmiyor. Kadınlar için mini etek ve şort yasaktır. Omuzlar ve kafa kapatılmalıdır. Katedralin 45 dakika süren rehberli turları, her gün İngilizce, Fransızca ve Japonca olarak devam ediyor.

 

Nice Port-Liman:

Burada, şehrin en revaçta gece kulüpleri bulunur. Gündüz saatlerinde burayı ziyaret ederseniz, Korsika feribotlarının kalkış-dönüşlerini izleyebilirsiniz.

 

Fransa, Cannes

5.490 kişi okudu!

Ortaçağ döneminde: burada küçük bir balıkçı köyü bulunmaktadır. 1030’lu yıllara gelindiğinde, burada bir şato yapılır. Aynı dönemde, hemen karşıdaki adalarda ise rahipler yaşamaktadırlar. Ancak, adanın güvensizliğinden sıkıntı çeken rahipler, ana karaya çıkarlar ve “Suquet” bölgesine yerleşirler ve zamanla, şehirde güçlü konuma gelirler. Bu sırada: Cannes: 1500’lü yıllarda, deniz ticareti yoluyla hızla kalkınmaya başlar. 1838 yılına gelindiğinde, bu kez, denizden zarar gören kara parçası için, dalgakıran yaptırılır. Dalgakıran yapımı ile, şehir hızla gelişmeye başlar, yeni evler ve dükkanlar yapılır. Yine aynı dönemde: İngiliz Lord Brougham buraya gelir ve hasta kızının tedavisi için büyük bir şato yaptırır. İklim ve manzaranın güzelliğinden etkilenen Lord, durumu İngiltere’de anlattığında, birçok İngiliz asilzadesi, buraya akın ederler ve kışları geçirmek üzere, malikhane ve şatolar inşa edilmeye başlanır. Hatta: Rus İmparatoriçesi de, buranın ikliminin kendisine iyi geleceğini düşünür ve “Villa des Dunes” isimli malikhaneyi yaptırır. Böylece: 19’ncu yüzyıla gelindiğinde, şehrin ünü, Avrupa’nın birçok yerinde yayılır. II. Dünya savaşının ardından, İngiliz ve Almanlar yanında, bu kez Amerikalılar, buraya ilgi duymaya başlarlar ve 20 Eylül 1946 tarihinde, I. Uluslar arası Cannes Film Festivalinin açılışı ile, bu ilgi tüm dünya çapına yapılır ve şehir tanınır.

Evet, gelelim günümüze:

Şehir nüfusu, yalnızca 70 bin kişidir. Elbette, yaz döneminde, şehirde bu rakamın çok çok üstünde insan bulunuyor. Küçük bir yer. En büyük özelliği: gerek Nice ve gerekse Monaco şehirlerine yakın olması. Yani: insanlar, bölgeye gittiklerinde “hadi bir de Cannes şehrini göreyim” gibisinden buraya geliyorlar. Ama dediğim gibi küçük bir yer, buraya ayıracağınız 1 gün yeterlidir.
Bölgenin en büyük özelliği: Film Festivali döneminde hareketli olmasıdır, ancak bu dönemde, fiyatların da çok uçuk olduğunu bilmek gerekir. Diğer özellik, deniz ve kumsal. Denize girmek için bizim gibi bir ülke insanının buralara kadar gitmesine gerek yok bence.
Yine de, dedim ya, yolunuz düşerse, bu küçük şehri ziyaret edebilirsiniz.

 

İKLİM:
Şehirde tipik Akdeniz iklimi egemendir ve buna bağlı olarak: hava ılık geçer. Yazın, yaz sıcaklıkları 30 derece civarındadır. Ortalama sıcaklık ise, 25 derecedir. Sıcaklık: Haziran-Eylül ayları arasındaki dönemde yüksektir. Ancak: bizim Ege kıyılarındaki gibi, yaz akşamlarında esen meltem, serinlik sağlar ve nemden korur. Yani, geceleri uyumak kolaydır. Aralık-Şubat ayları arasındaki dönemde ise, sıcaklık 10 derecenin altına düşebilmektedir. Sonuç olarak, burayı ziyaret için en uygun zaman: İlkbahar ve Sonbahar mevsimleridir.

ULAŞIM:
Buraya: Nice şehrinde, tren veya otobüs ile rahatlıkla ulaşılmaktadır. Tren tercih ederseniz, 30 dakikalık bir yolculuk yapmanız gerekiyor. Ancak, tren biletinizi önceden almakta yarar var, yani hadi gideyim deyip tren garına gittiğinizde büyük ihtimalle bilet bulunmadığını öğrenebilirsiniz. Bilet ücreti, 2.50 eurodur. Tren istasyonuna vardığınızda, hemen ücretsiz bir şehir haritası edinin.
Burada havaalanı yok. Nice Cote d’Azur havaalanına inebilir ve 24 km. lik bir yolculuktan sonra buraya ulaşabilirsiniz. Ancak: buraya ulaşım için 1 euroluk otobüs yolculuğu önerilmiyor, çünkü yolculuk hem uzun (1.5 saat) sürüyor hem de sıkıntılı oluyormuş.

TURİZM:
Şehir, öncelikle “Film Festivali” ile tanınıyor. Bunun yanında, Akdeniz ikliminin güzelliği, akşamları esen meltem nedeniyle nem olmaması, Avrupa aristokrasinin ve zenginlerinin buraya akın etmesine neden olmuştur. Burada sokaklarda gezerken, lüks arabalar ve hatta belki bir ünlü sinema veya müzik yıldızı görebilirsiniz.
Öte yandan deniz ve kum da, buranın özelliklerinin başındadır. Film festivalinin yapıldığı gösteri merkezinin hemen yanında halk plajı bulunmaktadır. Bunun dışındaki birçok özel plajda ise, giriş ücreti olarak 20 euro alınmaktadır.
Bu yüzden, ülkemizdeki halk plajlarından çok çok farklı olan halk plajını denize girmek için tercih edebilirsiniz. Bu halk plajı özellikle sabah saatlerinde, yani 08. gibi çok sakin oluyor.

CANNES FİLM FESTİVALİ:
Her yıl “Mayıs” ayı ortalarında yapılır. Festival etkinliklerine yalnızca davetliler katılıyor, ancak festivalin yapıldığı mekanın kapısında beklenildiğinde, birçok ünlü yıldızı görme şansı oluyor.
“La Festival International du Film de Cannes” olarak isimlendirilen festival: 1946 yılından bu yana düzenlenmektedir. Bu ilk yapılan festivale: 16 ülkeden filimler katılır. 1948-1950 yılları arasında bütçe nedeniyle düzenlenemedi. 1951 yılında ise, Venedik Film Festivaliyle rekabet havasında yeniden düzenlenmeye başladı. Evet, sonuç olarak festival: Avrupa filimleri için bir vitrin olarak görülür. Her yıl yaklaşık 20 filmin yarıştığı festival 12 gün sürer ve başarı kazanan filmlere ve oyunculara “Altın Palmiye” ödülü verilir.
Festival: Palais des Festivales et des Congres de Cannes denilen festivaller sarayında yapılıyor, bu saray hakkında ayrıntılı bilgiyi aşağıda vereceğim. Ancak: bu araya sıkıştırmam ve bilmeniz gereken bir husus daha var. Film festivali öncesi burada olursanız, filmleri izlemek için kesinlikle bilet aramayın, çünkü filmler sadece davetliler tarafından izlenebiliyorlar ve bir de filmlerin izlendiği salonun hemen yanındaki parkta, kaldırım üzerine, ünlü yıldızların “el izleri” çıkarılmıştır ve bunları görebilirsiniz. Ama öte yandan, bu yıldızların birçoğunu tanıyamayıp hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.

 

MARCHE INTERNATİONAL DU DİSQUE ET DE I’SURUMU MUSİCALE-MİDEM:
Her yıl “Ocak” ayı içinde düzenlenen bu fuar etkinliği: Fransa müzik endüstrisi için önemlidir ve 1967 yılından bu yana düzenlenmektedir. Bu fuarda: çeşitli yapımcılar, müzisyenler, yöneticiler ve dünyanın dört bir yanından gelen basın mensupları bulunur. Bunların katılımı ile, bir “forum” yapılır. Festival bünyesinde, bir de ödül verilmektedir ki “NRJ MÜZİK ÖDÜLLERİ” olarak isimlendirilir.

 

LE MARCHE INTERNATİONAL DES PROFESSİONNELS DE I’IMMOBİLİER-MIPIM:
Her yıl “Mart” ayında, şehirde, 4 gün süre ile yapılan bir tür sergidir. Serginin ana teması: gayrimenkul sektörüdür. Yani, bu fuarda yapı araçları, yapı gereçleri sergileniyor ve gayrimenkul sektöründeki geniş bir insan kitlesini, buraya çekiyor.

ALIŞVERİŞ YERLERİ.
Alışveriş meraklıları: şehir ziyaretinde, mutlaka “Antibes” ve “Hoche” sokaklarına uğramalıdırlar. Bu sokaklarda, hemen her markanın bulunduğu “Galerie Lafayette” ve “Monoprix” gibi mağazalar bulunuyor. Promenade de la Croisette caddesi boyunca yürürseniz, bu kez: Patricia Pepe, Miu miu, Louis Vuitton, Gucci, D&G ve benzeri ünlü mağazaların şubelerini görebilirsiniz. Ancak fiyatların çok pahalı olduğunu sakın unutmayın.

Flea Market:
A Marche Brocante: her cumartesi günü, ağaçların altında, eski liman karşısında açılır.

Forville:
Rue Felix Faure üzerinde, Hotel Ville’nin iki blok kuzeyindedir. Burası: bir kapalı çarşıdır. Batı ucunda, bir çiçek pazarı bulunur. Pazartesi günleri ise, burada “Forville Marche Brocante” isimli “bit pazarı” açılır.

Place Gambetta:
Bir meydanın merkezindeki kapalı alanda kurulan küçük bir Pazar yeridir. Her gün kurulur.

GEZİLECEK YERLER:
Her zaman olduğu gibi: ben Cannes şehrinde görülebilecek yerler hakkında aşağıda ayrıntılı bilgiler veriyorum. Siz: buraya ulaştığınızda, kaldığınız otel resepsiyonundan veya turizm ofislerinden bir şehir haritası ediniyorsunuz ve şehirde kalacağınız süreyi ve ilginizi çeken yerleri düşünerek, harita üzerinde bir gezi rotası yapıyorsunuz.
Evet: şehir yürüyerek gezilebilecek durumda, hoş biraz yorulabilirsiniz. Özellikle: belirtmek istediğim: şehrin pahalı olduğudur. Burada: muhteşem bir lüks yaşamın örneklerini, özellikle arabalar konusunda izleyebilirsiniz. Restoranlar, barlar ve kafeteryalar, plajlar aşırı pahalıdır ve bunları kullanmadan önce, mutlaka fiyatları kontrol etmelisiniz. Film festivali döneminde bu fiyatların kat kat yükseldiğini ve şehrin aşırı kalabalık olduğunu unutmayın, öte yandan bu şehir film festivali ile hareketleniyor ve canlanıyor, yani festival zamanı bu şehri görmek lazım. Sonuç olarak: Cannes, normal şartlarda günübirlik gezebileceğiniz veya en fazla iki gün ayırarak tadına varabileceğiniz bir yer, iyi geziler.

Palais des Festivales et des Congres de Cannes:
Bina: şehir merkezinde, sahildedir. Binanın sağ bölümünde: yat limanı var. Hani: bütün dünya tarafından tanınan ve bilinen “Cannes Film Festivali” nin muhteşem bir binada yapıldığını düşünüyor ve böyle bir bina bekliyorsanız, yanılıyorsunuz, karşınıza gayet sade bir yapı çıkıyor.
Ünlü “Cannes Film Festivali” burada yapılıyor. Ayrıca: yine burada birçok farklı organizasyon da düzenleniyor.
Evet: orijinal yapı: 1949 yılında yapılmış ve günümüzde “JW Marriot Cannes” otel sitesinde bulunmaktadır. Ancak: 1979 yılında yeni bir bina inşa edilmesine karar verilir ve mimar Bennet ile Druet tarafından tasarlanan yapı; 1982 yılında hizmete girer. Bu mevcut yapı da, 1999 yılında genişletilir.
Günümüzde, burada, biraz önce de sözünü ettiğim gibi: çok sayıdaki odalarda sergiler düzenleniyor. 1959 ve 1961 yıllarındak “Eurovision Şarkı Yarışmaları” da burada yapılmıştır.
Evet, kırmızı halı, yapının önündeki merdivenlerde sürekli duruyor, siz de bu halı üzerinde mutlaka fotoğraf çektirmelisiniz.

Boulevard de la Croissette:
Şehir merkezinin doğu bölümünde uzanmaktadır. İnce ve beyaz kumlu plajlara bakan, palmiyelerin sıralandığı bu gezinti yolu, büyük otellerin önünden geçerek, eski liman ve Festival Sarayına kadar, kıyı boyunca 2 km. uzanır. Bulvar boyunca: birçok yan sokakta sanat galerileri, takı mağazaları ve seçkin giyim mağazaları bulunur. Şehirdeki orta sınıf otellerin de büyük çoğunluğu bu bölgededir.
Caddenin batı ucunda: Palais des Festival binası ile plaj arasında: gölgeli ve yeşillikli bir park alanı bulunur. Caddenin doğu ucunda ise, yeni limandan hemen önce bir başka park ve oyun alanı vardır. Doğu uçtaki bu bahçenin yanında: “Jardin Alexandre III” isimli, güzel ve büyük bir çiçek bahçesi bulunur.

La Casino Croisette:
Şehrin en iyi kumarhanesidir. Muhteşem bir atmosfer ve birçok kumar makinası, ama girişte kıyafetinizin biraz derli toplu olmasına dikkat ediyorlar.

  

Palm Beach:
Bu sırada: birçok ünlü oteller, restoranlar ve kafeler, plajlar bulunuyor. Kumsal: Nice şehrinde olduğu gibi taşlık değil, kumluktur. Burada: bir de casino var. “Palm Beach Casino Cannes”

Palm Beach Casino Cannes:
Casino: 6000 m. karelik bir alan üzerinde, her gün saat: 12.00-03.00 arasında müşterilerini ağırlamaktadır. Casino bölgesinde: deniz manzaralı terasta bir oyun salonu; yüzme havuzu, slot makineleri, kasa oyunları, disko, 2 resepsiyon salonu, adalar manzarasına sahip odalar ve yıl boyunca aktiviteler vardır.

Bölgede bulunan özel plajlar:
Bunlarda: şezlong, şemsiye ve diğer hizmetler için yüksek ücret ödemeniz gerekir. Bu ücretler, kişi başına günlük 14-44 euro arasında değişmektedir. Yarım gün için ise, 9 euro ödemek gerekir. Havlular için de ilaveten 5 euro gerekir.

Bölgedeki halka açık plajlarda bulunur. Bunlar ücretsizdir. Bazı halk plajları üzerinde, şemsiye ve şezlong kiralama mümkündür ki, bunların ücretleri 1.5 ile 2 euro arasında değişir. Ama halk plajlarının özellikle yüksek sezonda: tıka basa dolu olduğunu unutmamak gerekir.

Buradaki halka açık en iyi plajların bazıları şunlardır:

Plages du Midi:
Altın kumlu olarak bilinen bu halka açık plaj, 700 metre uzunluğunda kumsala sahiptir.

Plages de la Boca:
Şehirde, ilk halka açık plaj bölgesidir. Les Sables d’Or özel plajına bitişiktir. Bütün yıl açıktır. 3 km. uzunluğundadır.

  

Chapelle Bellini:
Parc Fiorentina bölgesindedir.
1894 yılında, Kont Vitali tarafından inşa ettirilmiştir. İtalyan Barok tarzı mimari stil, saat kulesi, cephesindeki heykeller, ahşap merdiven ilgi çekmektedir. Şehri ziyaret eden turistler, burayı mutlaka görürler.
Yapıda, eski Sırbistan Prensi Georgeviç, bir süre ikamet etmiştir. Daha sonra ise bir kilise haline getirilmiştir. Şapelin ortasında: bir çeşme var. Çeşmenin çevresinde ise harika bir bahçe bulunuyor.
Yapının en etkileyici bölümü ise: kulesidir. Kule: harika dekore edilmiştir. Özellikle güzel oyma kapısı ve pencereleri ilgi çeker.
Şapelin içi: güzel fresk resimleri ve ikon resimleri ile süslenmiştir. Freskler: Rönesans dönemi sanatçılarının eserleridir. Resimlerin çoğunda ise, çeşitli Hıristiyan öyküleri ve öğretileri ve azizler tasvir edilmiştir. Turistler, şapelin farklı bölümlerinde: rahipler, azizler ve diğer dini kişilerin resimlerini, gravürlerini ve heykellerini görebiliyorlar. Festival sırasında burada dekorasyon zenginleştirilir, kutsal koro gösterileri yapılır.
Şapel: 1953 yılından bu yana: ünlü ressam Emmanuel Bellini (1904-1989) ye: tesis ve atölye olarak kullanması için tahsis edilmiş, ölümünden sonra ise müze olarak düzenlenmiştir.

Grey Street:
Hilton otelinin hemen yanındaki bu bölgede, en gözde markaların satıldığı butikler bulunuyor. La Croisette ve Rue d’Antibes arasındaki geçiş yerinde bulunan caddede, tek bir çatı altında birçok ünlü etiket sıkıştırılmıştır. Ancak, fiyatlar muhteşem pahalı, yine de gezmek ve görmek için burayı ziyaret edebilirsiniz. Her yıl Ocak ayı ortası ile Şubat ayında, indirimli satışlar var ve bu dönemde fiyatlar, yaklaşık % 60-70 arasında düşüyor.

Rue d’Antibes:
Şehir ziyaretinizde, kapsamlı bir alışveriş yapmak isterseniz, birkaç kilometre boyunca uzanan bu bölgeyi ziyaret etmenizi öneririm. Bu uzun sokak: şehrin doğu kenarında, Rue Felix Faure limanından uzanır. Sokakta, her türlü hediyelik eşya ve giyim butikleri bulunur. Ayrıca, yine burada, ünlü “Cannes sineması” bulunur.

          

Le Suquet:
Şehir merkezine 2 km. ve Palais de Festival binasına, 10 dakika yürüme mesafesindedir.
Burası, limana bakan bir tepe üzerindeki eski bir balıkçı köyüdür. “Suquet” kelimesi “zirve” anlamına gelir.
Buradan, sahilin muazzam manzarası görülür. Aslında, burası Cannes şehrinin doğduğu yer olarak görülür. Yazının başında da söylediğim gibi, karşıdaki adalarda yaşayan keşişler, güvenlik sıkıntısı nedeniyle, 11’nci yüzyılda topluca buraya gelmişler ve 1088 yılında onlar tarafından inşa edilen kale, günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

Yürüyerek: çeşitli yamaçları, dik sokakları gezebilirsiniz. Bu geziniz sırasında: yerel kafeler, restoranlar ve dükkanları görebilirsiniz.

Bu gezinizde, ayrıca: Musee de la Castre, kare saat kulesi, kilise ve surları ziyaret edebilirsiniz.

Suquet bölümünün hemen aşağısında, eski liman var. 1838 yılından kalma bu eski limanda: uzun gemiler ve yatlar barınırlar. Her yıl “Eylül” ayında, kraliyet yelken yarışları buradan başlar.

Eglise Notre-Dame d’Esperance:
Bu kilise: 17’nci yüzyıldan kalmadır. Kilise içindeki “şükran plakaları” ilgi çekmektedir.

  

Musee de la Castle:
Şehrin tepesindeki kalededir. Giriş ücretlidir, yetişkinler 6 euro, çocuklar 3 eurodur.
Müzede: etnoğrafik objeler sergilenmektedir. Bunlar arasında: özellikle müzik aletleri dikkat çekmektedir. Afrika davul, Asya ud, Endonezya yağmur davulu ve diğer birçok ülkeden gelen 480 alet müzenin koleksiyondadır. Bu ve diğer objeler: 1877 yılında, Baron Lycklama tarafından bağışlanmıştır. Bahçelerle çevrili küçük odalarda: Amerika, Okyanusya, Himalayalar, Akdeniz bölgesinden gelen eserler, Kolomb öncesi seramiklerine ait zengin bir koleksiyon görmek mümkündür. Müzik aletleri: St Anne şapelinde sergileniyor.
Müze gezisi: ortaçağdan bu yana, lordların ikameti olan antik kaleden başlıyor. Kule zindanı ve Güney Alplerin tepelerinin panaromik manzarasını seyrederek devam ediyor. Bu arada: eski balıkçı limanı da görülüyor.

Quai des Hes:
Çok güzel bir limandır. Bu limandan, yakınlardaki “İles de Lerin” adalarına gidebilirsiniz. En yakın ada: “İle Ste-Marguerite” dir. Limanda “Gare Maritime” denilen yerde, teknelere binebilirsiniz.

İles de Lerin:
Bu adada: okaliptus ve çam korulukları arasında, güzel çiçek bahçeleri yanında güzel yürüyüşler yapabileceğiniz yerler var.

İle Sainte-Marguerite:
Adaların en büyüğüdür. Ada, 3 km. uzunluğunda ve 900 metre genişliğindedir.
Ada: kıyıya 15 dakikalık bir tekne yolculuğu uzaklıktadır. Adada, yaklaşık 20 bina bulunuyor ve bunların çoğu: balıkçılar tarafından ev olarak kullanılıyor. Bunun dışında, adada konaklama tesisi yani otel yoktur.
Biraz önce sözünü ettiğim, demir maskeli adamın tutuklu bulunduğu “Fort Royal” ise: günümüzde bir gençlik hosteli ve deniz müzesine ev sahipliği yapmaktadır.

         

Fort Royal-Deniz Müzesi:
Müzeye giriş ücretlidir, yetişkinler 6 euro, çocuklar 3 eurodur.
Müze: deniz ve çam ormanlarının kenarında, Royal Fort Sainte-Marguerite’nin eski kısmındadır.
Zemin katta: gizemli mahkumların cezalarını çektikleri hücreler görülür. Demir maskeli adam da: 17’nci yüzyılda burada cezasını çekmiştir. Demir maskeli adam hakkında kısa bir bilgi: 1669-1670 yılları arasında tutuklanan, ismi Eustache Dauger olarak geçen bu şahıs: Bastil ve buradaki kale de bir süre hapis kalmıştır. Ancak: 34 yıllık süreçte, sürekli olarak yüzünü siyah kadife bir kumaş maske ile gizlemiş, gardiyanlar dahil hiç kimse yüzünü görmemiş ve kimliği uzun süre tartışılmıştır.
Müzenin birinci katında ise: Roma dönemi batıklarından ele geçirilen amphoralar, cam ve seramik eşyalar sergileniyor. Ayrıca, bir odada Roma dönemi sarnıcı görülüyor.

ÇEVREDE GEZİLECEK YERLER:

 

Guy de Maupassant:
Kasaba ismini: Fransız yazar ve gazeteci Henry Rene Albert Guy de Maupassant’tan almıştır. 19’ncu yüzyılın önemli Fransız yazarlarından biri olarak kabul edilir.

Cannes şehrine gelenler, zaman yaratıp burayı da görmelidirler. Bu yöre: 1834 yılında, Nice şehrinde olduğu gibi İngiliz aristokratisi tarafından yaratılmış oteller le doludur ve lüks tatil yöresi, Avrupalı soylular tarafından yıllardır tatil için tercih edilir.
Evet, bu lüks sahil kasabasında: muhteşem güzel plajlar, şık butikler, mücevher mağazaları ve büyük oteller bulunuyor.

     

Vallauris:
Şehrin doğusundadır.
Ünlü ressam Picasso: II. Dünya Savaşından sonra, burada çalışmaya başlamıştır. Bu yüzden: burada seramikçilik ve çömlekçilik popüler hale gelmiştir.

Romanesk şapeli:
Ünlü ressam Picasso: burada yaptığı “duvar resmi” yani “La Guerre et la Paix” (savaş ve barış) ile ünlenmiştir. Place Paul-İsnard’a da bir bronz heykel hediye etmiştir. 13’ncü yüzyılda inşa edilen şapel: günümüzde 1952 yılından bu yana Belediye Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Biot:
Şehrin doğusundadır. 2500 yaşında olan güzel ve çok popüler bir ortaçağ kasabasıdır.
Kasaba: bir tepe üzerinde Antibes ve Nice arasında, Akdeniz plajlarına yalnızca 4 km uzaklıktadır. Yaz aylarında, burada büyük turist kalabalıkları olsa da, onun doğal cazibesi ve antik duygusu çok iyi korunur.
Biot: antik dönemlerden bu yana: çanak-çömlek kaynağı olmuştur. Bölgede: ince kil, kum, fırınlar yapmak için manganez ve volkanik tüf kaynakları zengindir. Burada yapılan amforalar: 18’nci yüzyıla kadar, Marsilya limanı üzerinden, tüm dünyaya ihraç edilmiştir. Günümüzde ise, burada: cam eserler ünlüdür. Genellikle küçük kabarcıklar ve şeffaf ve renkli şeffaf camlar üretilir. Kasabanın çevresindeki tepenin eteklerinde, bu cam üfleme atölyelerini görmek mümkündür. Burayı ziyaret ederseniz, zaten bu güzellikleri gördüğünüzde: mutlaka birkaç örnek satın alacaksınız.

   

Grasse:
Cannes şehrine giderseniz, bu kasabayı da unutmamanızı öneririm. Çünkü: otobüs ile 1 euro vererek yaklaşık yarım saatte ulaşabileceğiniz (15 km.) bu kasabada: birçok parfüm üretim yeri ve parfüm müzeleri görebilirsiniz. Bu yüzden, kasabanın her bölgesi harika kokuyor. Grasse çiçekler ve temiz hava kokusu ile, birkaç yüzyıldır popüler bir turistik merkez olmuştur.
Fransız parfüm endüstrisinin 16’ncı yüzyılda burada başlaması da büyük önem taşır. Bunda: çevrenin lavanta, yasemin, gül, mimoza, portakal çiçeği ve menekşe alanları ile çevrili olmasının büyük önemi vardır.

Buraya yolunuz düşerse “fragonard” tabelalarını izleyerek satış yerine gidin ve çok uygun fiyatlarla: parfümler, kremler ve kaliteli sabunlar satın alın.
Grasse küçük bir yer, her yere yürüyerek ulaşabilirsiniz. Küçük bir çarşının bitiminde, kasabadaki üç büyük parfüm fabrikasından biri olan “Fragonard” ın satış mağazası ve müzesine ulaşılıyor. Burada: parfümlerin yapılışını görebilirsiniz.