Çorum Osmancık

Çorum Osmancık

Pirincin başkenti, evet, muhteşem lezzetli pirinç burada üretiliyor. Osmancık denilince bir de sivrisinek ve İstanbul yolundaki yolcu otobüslerinin burada verdikleri molalar öne çıkıyor.

Çorum Osmancık

ULAŞIM

Osmancık, bağlı bulunduğu il merkezi olan Çorum’a uzaklığı: 59 km. Osmancık-Amasya arasındaki uzaklık: 111 km. Osmancık-Gümüşhacıköy arasındaki uzaklık: 35 km. Osmancık-Samsun arasındaki uzaklık: 141 km. Osmancık-Ankara arasındaki uzaklık: 385 km. Osmancık-İstanbul arasındaki uzaklık: 567 km.

 

TARİH

Yörenin tarihi geçmişindeki en öne çıkan husus: özellikle Osmanlı döneminde, Kızılırmak üzerinde önemli bir ulaşım noktası olmasıdır. Bu yol boyu, daha sonraki tarihi süreçte, Avrupa-Asya ulaşımının önemli bir bölümünü oluşturmuştur. Bu nedenle de bölge, uzun yıllar boyunca yerleşim görür.

Roma ve Bizans  döneminde, yörenin ismi: Pimolisene olarak geçer. Bu dönemde de, yol üzerindeki hareketi denetlemek, vergi-gümrük gibi hususları sağlamak için, yöredeki yerleşim yeri, sürekli olarak geliştirilmiş ve korunaklı hale getirilmiştir.

Takip eden dönemde Selçuklular ve daha sonra Osmanlılar yörede hakimiyeti ele geçirirler.

Osmancık isminin kökeni: her ne kadar net kanıtlar olmasa da: Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gazinin, o dönemde Sorgun ismi ile anılan bu yörede doğduğu ve daha sonra buraya “Osmancık” ismi verildiği düşünülüyor.

Çorum Osmancık

GENEL

Osmancık ilçesini, Kızılırmak sağ kıyısından, içerilere doğru uzanan kaya kitleleri, kale ve ırmak üzerindeki 15 gözlü köprü simgeleştirir.

İlçe merkezi, deprem kuşağı yani fay hattı üzerindedir. Bu yüzden, özellikle son 50 yıl içinde, yörede 4-5 kez deprem olmuştur. Bu depremler sonucu, özellikle tarihi doku mimari eserleri büyük ölçüde yıpranmış ve hatta bir kısmı yıkılarak yok olmuştur.

Tarih bölümünde sözünü ettiğim gibi: Osmancık bu gün de, İstanbul-Erzurum-İran bağlantılı tarihi “İpek Yolu” üzerindedir. Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerini, İstanbul’a bağlayan D-100 kara yolu buradan geçmektedir.

PİRİNÇ

Osmancık pirinci, ülke çapında ün salmıştır. Çünkü: Osmancık yöresinde, yaklaşık 50 yıldır çeltik ekimi ,yani pirinç üretimi yapılıyor. Yörede, özellikle Osmancık-97 olarak da tescil edilmiş çeltik ekimi yapılıyor. Bu Osmancık-97 çeltiği: Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından, roka ve europa isimli iki İtalyan çeltiğinin melezlenmesiyle elde edilmiştir.

Tanelerin iriliği ise, ekim sıklığına göre belirlenir. Normal bir Osmancık pirincinde, 1000 pirinç  tanesinin ağırlığı: yaklaşık 24-25 gr. gelir. Ancak, bazen bu oran 27 gram da çıkabilir. Yani, tane ağırlığı ve iriliği: tohumlama esnasında dekar başına atılan tohum miktarına bağlı olarak değişir.

Evet, Osmancık pirincinin görünüşü: camsı ve mattır. Pişirme kalitesi de yüksektir. Pirincin bu kadar kaliteli ve lezzetli olmasının en büyük etkenlerinden biri de, şüphesiz Kızılırmak/tır.

Son olarak pirinç içindeki vitamin ve minerallerden söz etmek istiyorum. Potasyum: 115 mg. Fosfor: 115 mg. Kalsiyum: 28 mg. Magnezyum: 25 mg. Sodyum: 5 mg. Demir: 0.8 mg. E. Vitamini: 0.11 mg. B1 vitamini: 0.07 mg. B2 vitamini: 0.049 mg.

 

NE YENİR-NE İÇİLİR

Osmancık yöresine yolunuz  düşerse, buraya has bir lezzet: sırık kebabı var.

 

NE SATIN ALINIR

Osmancık yöresinden satın alabilecekleriniz başında elbette, yöreye özgü pirinç geliyor. Ama, malum burası Çorum ilçesi ve leblebi de bulup satın alabilirsiniz.

 

KONAKLAMA

Osmancık Öğretmenevi   Güney Mahallesi. Atatürk Caddesi.No.28   Tel: 0364-6114994

 

GEZİLECEK YERLER

Çorum Osmancık Kandiber Kalesi

 

KANDİBER KALESİ

İlçe merkezinde, Kızılırmak nehrinin kıyısındaki bir kayalığın üzerine yapılmıştır. Yapılış tarihi net olarak bilinmiyor ama Hitit dönemine kadar uzandığı tahmin ediliyor.

Mimari şekli düşünüldüğünde, kalenin Selçuklu döneminde yapıldığı düşünülüyor. Yapılış amacı ise: İstanbul-Amasya ticaret yolunun güvenliğinin sağlanmasıdır. Kalenin güney yamacında, Roma dönemine ait kaya mezarları görülüyor.

Çorum Osmancık İmaret Camisi

İMARET CAMİSİ

Cami ilçe merkezindedir. Çorum yönünden ilçeye girerken, hemen sağ bölümde, kalenin eteklerinde, geniş bir bahçe içinde bulunmaktadır.

Caminin: 1432 yılında Koca Mustafa Paşa tarafından yaptırıldığı biliniyor. Zaten, bu yüzden camiye Koca Mustafa Paşa camisi de deniliyor.

Mimari olarak, erken Osmanlı dönemi mimari özelliklerini yansıtması açısından önem kazanmaktadır. Minare özgün değildir, çünkü 1968 yılında yaptırılmıştır. Cami günümüzde de ibadete açıktır.

 

BAŞPINAR KARACA YAYLASI

İlçe merkezine bağlı, Başpınar beldesine 8 km. uzaklıktadır. Çorum-Osmancık kara yoluna ise, 20 km. uzaklıktadır.

Burada, çadırlı konaklama mümkündür. Alt yapıda herhangi bir eksiklik yok. Bölgede: tracking yapılabiliyor.

Çorum Osmancık Koyunbaba Türbesi

KOYUNBABA TÜRBESİ

İlçe merkezinde, yüksekçe bir tepe üzerindedir.

Yapının, 1469 yılında, Sultan II. Beyazıt zamanında yaptırıldığı düşünülmektedir. Burada, öne çıkan güzellik türbenin kapısı. Kapı: çift kanatlı, derin oyma tekniğiyle işlenmiştir. Ahşap kapı: günümüzde Çorum Müzesinde sergileniyor.

Ayrıca: türbenin hemen önünde duran birkaç yüz kiloluk büyük bir taş var. Söylentilere göre: Koyun Baba, bu taşı çok uzaklardan fırlatmış ve düştüğü yere gömülmeyi dilemiştir. O yüzden, bu taş ile türbenin yapıldığı yer arasında bağlantı kuruluyor. Bu arada, Koyun Baba kim derseniz? Koyun Baba: Bektaş-ı Veli’nin halifesi olarak önem kazanmaktadır.

 

BALTACI MEHMET PAŞA ÇEŞMESİ

İlçe merkezindedir.

1705 yılında, Baltacı Mehmet Paşanın sadrazamlığı döneminde yaptırılmıştır.

Çeşmenin batıya bakan ön yüzünde, beyaz mermerden bir kitabesi bulunuyor.

Çorum Osmancık Koyunbaba Köprüsü

KOYUNBABA KÖPRÜSÜ

İlçe merkezinde, Kızılırmak üzerindedir. Kalenin dibi ile karşı mahalleler arasındaki bağlantıyı sağlar. Çünkü, kalenin önemini yitirmesinden sonra, yerleşim, kale eteklerine yayılmış ve bu arada karşı bölümde yeni mahalleler gelişmiştir.

Köprünün, Sultan II. Beyazıt zamanında yaptırıldığı ve 1484 yılında tamamlandığı sanılıyor.

Köprünün uzunluğu: 250 metre, genişliği ise, 7.5 metredir. Sarı kesme taştan yapılmıştır. Sivri kemerli ve 20 gözlüdür. Ancak, günümüzde ırmak birikintileri tarafından dolduğu için, sadece 16 gözü görülmektedir.

Amasya tanıtımı.

Gümüşhacıköy tanıtımı.

Samsun tanıtımı.

 

Sinop Boyabat

Sinop Boyabat

Pirincinin nefaseti ile öne çıkan bu küçük İlçe’de: tarih meraklıları için, üzerinde bulunduğu kaya blokunun bir yeraltı şehri olarak kullanıldığı kalesi görülmeye değer

Sinop Boyabat

Boyabat: Sinop’un içi kısımlarında kalıyor. Nüfusunun büyük bölümü dışarıda yaşamaktadır. Yine de, Sinop ilinin en kalabalık ilçesidir.

 

PİRİNÇ

Boyabat’ın pirinci çok meşhur. Yol boyunca satılıyor, satın alabilirsiniz. Eylül ve Ekim ayları geldi mi: buraları pirinç telaşı sarıyor.

Tarladan ham şekilde toplanan çeltik (kabuğundan ayrılmamış pirinç): dövülerek, pirinç haline gelir ve tezgahlarda yerini alır. Mısır ve buğdaydan sonra, dünyada en fazla ekimi yapılan bir bitki.

Dünya nüfusunun yarısından fazlası için, beslenmede büyük önem taşıyor. Osmancık, baldo ve riba gibi çeşitleri var. Ama en meşhuru: kara kılçık. Verimi düşük olduğu için, bu türün ekimi az.

PANAYIR

Her yıl, Ekim ayının, ikinci Çarşambasında, bir hafta süre ile, panayır düzenlenir. Bu panayıra: çevreden birçok insan gelir.

Panayırın: 100 yıldan fazla mazisi olduğu söyleniyor. Uzun yıllardan bu yana: Şamlıların arazilerinde kuruluyor.

Boyabat ve çevresi için, ayrı bir anlam taşıyor. Çeltik hasadı yapılıp, ambara konulduktan sonra, köylüleri büyük bir sevinç kaplıyor.

Bu sevinçle, kasabaya indiklerinde, pazara gidenler, ekonomik güçleri oranında: alış-veriş yapıyorlar. Panayırda: pehlivan güreşleri başta olmak üzere, çeşitli oyun ve eğlenceler düzenleniyor.

Yakın köylüler: ailece şehre iner, hep beraber panayır yerine gider eğlenirler. Genelde: erkekler, alım-satım yaparlar. İşi olmayan kadınlar ve çocuklar ise, panayır alanına yakın yamaçlarda toplanırlar, kebap ve üzün yerler. Bu yamaçlar, panayır alanını seyretmek için ideal yerlerdir.

Ancak: günümüzde, panayıra, yerli halkın katılımı, her geçen gün azalıyormuş. Çünkü: ilçe, Büyükşehirlere göç veriyormuş.

YEMEKLER

SIRIK KEBABI

Bütün olarak kesilen kuzunun derisi yüzülür ve içi temizlenir. Uzunca bir sırığa, tam ortadan geçirilerek, özel olarak hazırlanmış, çöplerle kuzunun karnı dikilir. Ocakta yakılan ateşin başında çevrilerek pişirilir. Pişirilirken akan yağı bir kapta toplanır. Buna: serit adı verilir.

TARHANA

Bildiğiniz tarhana çorbası, ancak burada yapılanın lezzeti muhteşem.

PİLAV

Elbette, buranın pirinci çok meşhur. Bu meşhur pirinçten yapılan pilavı da mutlaka tatmalısınız.

ALIŞVERİŞ

Alışveriş düşünürseniz, Boyabat’tan ya pirinç yada el dokuması Boyabat Çemberi almanız gerek.

TARİHİ

Boyabat ve çevresi, eski bir yerleşim yeri olup: MÖ.600 yıllarında kurulmuş olup, şehrin eski adı: Germanipolis.

Boyabat yöresi: Danişment hükümdarı Gümüş Tekin tarafından Bizanslılardan alınıp, 1175 yılında, Selçukluların eline geçmiştir. Selçuklulardan da, 1309 yılında, Candaroğlu Süleyman Paşa alır.

Daha sonraki süreçte, Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılan Boyabat, Ankara Savaşından sonra, tekrar Candaroğullarının eline geçer. 1461 yılında, Fatih Sultan Mehmet, yöreyi yine ele geçirir.

İLÇENİN ADI

Boy: uzunluk, Abat: ova, anlamına gelir.

GEZİLECEK YERLER

Sinop Boyabat Kaya Mezarları

KAYA MEZARI

Boyabat-Kastamonu karayolunun 15. km. deki Salar Köyünün güneydoğusundadır. Kaya mezarına ulaşmak için, karayolundan ayrılarak, köy yoluna girilmesi ve bir süre ilerlenmesi gerekir. Yani: kaya mezarının bulunduğu alana, doğrudan ulaşan bir yol yok. Tarlalar içinden geçilerek yamaç yukarı yaya yolundan kısa bir yürüyüşle ulaşılıyor.

Köyün doğusunda ve yüksekçe bir kalker kayanın üzerinde bulunan Mezar: Gökırmak ovasına hakim bir tepededir. Köye adını veren “Salar” kelimesinin, “saray” kelimesinden geldiği ve sonra “salar” şekline dönüştüğü anlatılır.

Bu mezar: yaklaşık 200 metre yüksekliğindeki, kalker kayalara, oyularak yapılmış ve oldukça büyük. Ancak: büyük hasar görmüş durumda. Günümüzde ise, köy muhtarının sorumluluğuna verilmiş. Gittiğinizde: Salar köyünün muhtarından izin almanız gerek, yoksa mezarın bulunduğu yere çıkamazsınız.

Sinop Boyabat Kaya Mezarları

Kaya mezarının dış kısmı: dikdörtgen şeklinde. Boyu: 10 metre, yüksekliği 5 metre. Cephede: 3 sütun var. Boyabat çevresi ve tarih kitabında, bu sütunlardan dolayı “Direkli Kaya Mezarı” da deniliyor. Sütunlar: kare bir ayak üzerine oturuyor.

Sütunlar, alttan yukarı doğru daralan, silindirik bir yapıya sahip. Ayrıca: sütunların alt ve üst kısımlarında, iki kuşak var.

Her üç sütunun üzerinde: kabartmalar var. Bu kabartmalardaki, hayvan heykelleri diz çökmüş durumda. Bunlar: boynuz ve kulakları bakımından boğa hissi veriyorsa da, burun ve yüzlerine bakınca, bundan şüphe ediliyor.

Özellikle, burunda açılan oluk, beklide hiddet ve heybet ifadesi olarak yapılmış. Enli ve uzun kulakları, yandan yukarı kaldırılmış.

Bakana göre sağdaki hayvanın boynuzu kalkmış, diğeri bilinmeyecek hale gelmiş. Arkadan bakınca: kuyruklarının baş tarafının, alttan bacaklarının arasına sokulduğu görülüyor.

Mezarın üst kısmında: üçgen bir alınlık var. Üçgenin tepe noktasında: bir kartal kabartması bulunuyor. Ama bu parça, bulunduğu yerden kopmuş ve yere düşmüş durumda. Yerde bulunan bu kaya parçasının üstünde; kanatlarını açmış bir kartal ve aslan başı kabartması açıkça görülüyor.

Üçgenin sağ alt köşesinde: nöbet bekleyen bir aslan ve köşeler arasında ise, koşan bir aslan kabartması var.

Buradaki kabartmaların anlamları şöyledir: Aslanlar: Frigya’da olduğu gibi, mezar bekçisi olarak konulmuşlardır.

Yani: ölüye dışarıdan gelecek herhangi bir fenalığın defedilmesi için düşünülmüştür. Kartal: ruh kuşu olarak alınır. Mücadele sahnesi: dini bir anlam taşır. Bu konu da Ön Asya’da çok yaygındır.

Mezar odası kapısının: kapatma oyukları hala görülüyor ve kapının sol üst kısmında, mezara bakan bir ışıklık penceresi var.

Mezarın dışında bulunan alanlarda: kayalara oyulmuş basamaklar ve çeşitli kaya şekilleri var. Ayrıca, mezarın bulunduğu kaya blokunda: üstten girilen ve biraz aşağıya doğru ilerledikten sonra çıkılan basamaklı bir kaya tüneli var.

Kaya bloğunun bir kısmının ayrılması ile, tünelin bir kısmı açığa çıkmış durumda. Hala özelliğini koruyan bu yere, çevre köylüleri “şeytan basamakları” ismini vermişler.

Ayrıca: kaya mezarının bulunduğu kaya blokunun önünde, ovaya doğru çıkıntı yapan son bir tepe var. Bu tepenin üstünde, yöre insanlarınca “dilek ağacı” olarak isimlendirilen bir ağaç var. Ağaç, tepenin en üst noktasında.

Ağacın bulunduğu yerden, ovayı seyretmeye doyamazsınız. İnsana büyük zevk veriyor. Ancak: define avcıları: ağacın kökleri arasında define ararken, köklerin bir kısmına zarar vermişler.

Mezar anıtının: MÖ.7’nci yüzyılda, Paflagonya’lılar tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

Sinop Boyabat Kale ve Yeraltı Şehri

KALE VE YER ALTI ŞEHRİ 

Gökırmak vadisinde, karşılıklı, sarp iki kayalık tepeden biri üzerinde kuruludur. Kayaların doğal yapısına uygun olarak inşa edilmiştir. Aslında, kalenin bulunduğu tepenin çok ilginç. Çünkü: bu tepe, aslında bir yer altı şehrinin dış çeperleri.

Kalenin hemen batısından: nehir geçiyor. Bu nehir üzerinde: birbirine 70 metre mesafede, iki köprü var. Köprüden geçtikten sonra, köprülerin bulunduğu kısımdan kaleye çıkmayı denerseniz, dıştaki korkuluklardan belli bir kısma kadar çıkabilirsiniz, ondan sonrası hayır. Çünkü: kapalı.

Kaleye: bir de üstten giriş mümkün. Güneydoğu köşesinden, büyük yuvarlak kulenin yanındaki, küçük bir kapıdan sağlanır. Kale içinde gezinti tehlikeli, korumalıklara sıkı sıkıya tutunmayı sakın ihmal etmeyin. Evet: kalenin altı tam bir yer altı şehri. Toprakla dolu olan tüneller: Belediyenin katkıları ile temizlenip açılmış, ışıklandırılmış ve korkuluklar ilave edilmiş.

Sinop Boyabat Kale ve Yeraltı Şehri

Geç Roma, Erken Bizans dönemlerinde ait buluntular da, burada sergileniyor. Bugünkü haliyle. Osmanlı kalesi özelliklerini gösteriyor.

Ancak: eski kalenin temelleri, MÖ.6. yüzyılın başlarında, Paflagonyalılar zamanında atılmıştır. Eski temellerde, kale iç duvarının bir kısmında: Roma ve Bizans eserleri var. Yeni kalenin, bugünkü halinin, Osmanoğulları zamanında yapıldığı kesin. Ancak: kalenin kitabesi bulunmaması nedeniyle, yapılış tarihi kesin olarak bilinmiyor.

KIRKKIZLAR KAYASI

Kalenin karşısında bulunan “kırkkızlar kayası” ile ilgili bir efsane var. Kale ve Kırkkızlar kayası: önceleri bitişik ve büyücek bir kaya imiş. Bu kayanın üzerine: Boyabat kalesi yapılmış.

Günlerden bir gün: kalede yaşayanların düşmanları, kaleye saldırmışlar. Kalenin komutanı: kadın-kız, herkesi: kaleyi korumak için çağırmış.

Kaledekiler: topluca, kale çevresinde, düşmana karşı koymuşlar. Ancak: Kırkkızlar kayasının yönü; düşmanın kaleye girmesine daha uygun imiş.

Kale komutanı: düşmanın sayısının çokluğunu görünce: kalenin korunamayacağını anlamış.

Saldırıyı önlemek için: hemen kılıcını çekmiş ve kırkkızlar kaya kütlesine, tüm gücüyle vurmuş. Kaya: bir anda, ikiye bölünmüş.

Yarılan kaya arasından: bir çay akmaya başlamış. Ancak: kayanın karşı parçasında: 40 kız kendi başlarına kalakalmış ve ağlamaya başlamışlar.

Önlerinde düşman, arkalarında dik ve yüksek bir uçurum. Kızlar: kurtuluş ümidi kalmayınca: Allah’a yalvarmaya başlamışlar. “Allah’ım, bizi ya taş yap, ya kuş yap, kurtar”

Allah: dileklerini kabul etmiş ve kızlar, bir anda, orada taş oluvermişler. Bu nedenle, bu kayaya “kırkkızlar kayası” ismi verilmiş.

Sinop Boyabat Evleri

BOYABAT EVLERİ

Osmanlı dönemi, sivil mimarisi eserleridir. Ahşap malzeme ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Ayrıca: Bağdati tekniği kullanılarak, dolgulu bir tür tuğla malzeme ile inşa edilmişlerdir. Bol miktarda pencere, ön cephede iki çıkma arasında ve üçgen alınlıkla son bulan kapı girintisi, ortak cephe özelliklerini oluşturmaktadır. Odalar: genel olarak oturma, yatma, yıkanma ve yeme-içme ihtiyaçlarına cevap vermek üzere tasarlandığı için, dolaplar ve ocaklar var.

BAZALT KAYA SÜTUNLARI

Sinop Boyabat Bazalt Kaya Sütunları

İlçe merkezine, 15 km. uzaklıkta, Kurusaray köyü civarında, Fındıklı mevkiindedir. 3 vadide bulunan Bazalt Kayalardan oluşan sütunların özelliği: 4,5 ve 6 köşeli oluşlarıdır. Yükseklikleri ise: 30-40 metre civarındadır. Yapılan araştırmalar sonucu: bu oluşumların, yaklaşık 3-5 milyon yıllık bir geçmişe sahip oldukları tespit edilmiştir.

Kastamonu Tosya

Kastamonu Tosya

Tosya yöresinde söylenen bir deyimle anlatmaya başlayalım. “Dünyada 3 kıta var. Bunlar Avrupa, Asya, Tosya’dır.” Bir anlamda “…. Avrupa “Garp”ı, Asya “Şark”ı, Tosya “Fark” ı simgelermiş.

ULAŞIM

Tosya, Kastamonu arası uzaklık:  77 km. Tosya, Ilgaz arası uzaklık: 44 km. Tosya, Kargı arası uzaklık: 43 km. Tosya, İskilip arası uzaklık: 70 km. Tosya, Ankara arası uzaklık: 218 km. Tosya, İstanbul arası uzaklık: 480 km.

TARİHİ

İlçenin tarihi geçmişi hakkında ayrıntılı bilgi yoktur. Tosya yöresinde yaşayanların, ilk olarak Orta Asya’dan göç ederek bu bölgeye gelip yerleşen Türkler olduğu bilinmektedir.

Tosya yöresi Osmanlı hakimiyetine geçtiği yıllarda küçük bir köy durumundadır. Yine Osmanlı döneminde Tarihi İpek Yolu üzerindeki en önemli kervansaraylardan biri olan Akkuş Mehmet Paşa Kervansarayı burada kurulmuştur.

Bu yüzden Tosya’da kırsalda üretilen sof ve çeltik üretimine bağlı olarak ticaret hızla gelişmiştir. Ayrıca İpek yolunu kullanan kervansaraylara hizmet verildiğinden, burası Gerede-Osmancık arasında önemli bir menzil noktası olmuştur.

Kurtuluş savaşı sırasında Tosya işgale uğramamıştır. Ancak cepheye silah ve mühimmat ikmalinde bulunmuştur. Yüzlerce Tosyalı, İnebolu’dan Haymana ovasına kadar kervanlar halinde gece gündüz cephane taşımışlardır.

Tosya 1864 yılında Belediye, 1926 yılında ise ilçe olmuştur.

İlçe Kuzey Anadolu deprem fay hattındadır. Bu yüzden yörede şiddetli depremler olmuştur. 1943 yılında yaşanan 7.2 şiddetindeki depremde büyük can kaybı olmuştur.

Tosya ilçesi ismini, Bizans döneminde kullanılan yörenin ismi olan “Doccia” kelimesinden almıştır. Yörenin ismi, Türklerin fethinden sonra “Turıya” olarak değiştirmiştir.

Kastamonu Tosya

GENEL

İlçe merkezi: Batı Karadeniz bölgesinde, Ilgaz dağlarının devamı olan Tosya dağı (Gavurdağı) nın güneydoğusundaki düzlükte kurulmuştur. Devrez çayı 6.5 km uzaklıktadır. Şehrin orta yerinden, şehri boydan boya kaplayan yürüyüş yollarıyla düzenlenmiş bir park vardır.

İlçenin orta kesimlerinde, Ilgaz dağları eteklerinden çıkıp Kargı ilçesinde Kızılırmak nehrine karışan Devrez çayı çevresindeki alüvyonlu düzlükler vardır. İlçenin güneybatısında Hıdırlık Tepesi bulunur. Kuzey kesimi çıplak ve yüksek tepelerle çevrilidir.

Yamaç kısımlarında eğim fazladır. Dağlık kesimlerde gür orman örtüsü vardır. İlçenin rakımı ortalama 955 metredir. Yörede geçiş iklimi hakimdir. Çünkü Ilgaz ve Küre dağları deniz etkisini keser. Burada yaşayanların en büyük ekonomik etkinliği tarım yani pirinç tarımıdır.

NE YENİR

Buralara yolunuz düşerse, yerel lezzetlerden başlıca önerim “Tirit” olur. Ayrıca sabah, öğle ve akşam her öğünde ana yemek olan pirinçten yapılan “Tosya Pilavı” yenir. Ramazan döneminde ise, iftarda her gün yenen “caba” vardır.

Kastamonu Tosya Pirinç

PİRİNÇ

Pirinç Tosya’da buğdaygillerden kökleri bol su içinde yetişen bir bitkiden ibaret değildir, burada pirinç sevgidir, emektir, sanattır. Tosya pirinci dünyaca ünlüdür. Ilgaz dağlarından inen Devrez suyu, toprağı pirinç tarımına elverişli hale getirir.

İlçenin güneyinde Devrez vadisinde üretimi yapılan pirinç, kalitesi ve lezzeti ile yurt çapında yerini almıştır. Üretimin yaklaşık yüzde 65 bölümü dış pazarlara satılmaktadır. 1923 yılında, Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, Şapka devrimi için Kastamonu şehrine giderken, Tosyalı çiftçiler, Ilgaz kavşağında onu karşılamışlar ve Tosya yöresine “Pirinç Fabrikası” kurulmasını istemişlerdir.

Atatürk bu isteğe olumlu cevap vermiş ve Cumhuriyetin ilk pirinç fabrikası 1925 yılında Tosya’da kurulmuştur. Bu çeltik fabrikaları, çevre halkına da hizmet vermektedir.

Bugün Tosya’da yıllık 5 bin ton çeltik üretimi yapılıyor. Yörede üretilen “Sarıkılçık” türü pirinç tescil edilmiştir.

AHŞAP KAPI ÜRETİMİ

Ayrıca: ahşap kapı, pencere ve mobilya üretimi de yaygındır. Türkiye’nin ahşap kapı üretiminin yüzde 30 kısmı, Tosya’da üretilir. Günde 12 bin kapı üretimi yapılmaktadır. Bu kapılar 15 ayrı ülkeye ihraç edilir. En önemli özellik ise, bu sektörde yaklaşık 5 bin kişinin çalışıyor olmasıdır.

BAĞCILIK

İlçede bağlarla kaplı alanlar oldukça büyük iken, bir süre hastalık nedeniyle bağların sınırları daralmıştır. Gümelerde üretilen üzümler, yaş olarak yakın illere gönderilir. Ayrıca üzümden pekmez de yapılarak kışın tüketilmek üzere saklanır.

Bağlarda sadece üzüm değil asma yaprağı üretimi de yapılmaktadır. Tosya yaprağı özellikle civar illerde tercih edilir ve burada toplanan yapraklar salamura yapılarak büyük merkezlere gönderilir.

ULUSLARARASI TOSYA KÜLTÜR VE PİRİNÇ FESTİVALİ

Tosya Belediyesi tarafından düzenlenen festival 15 yıldır sürdürülmektedir.

Kastamonu Tosya

GEZİLECEK YERLER

Kastamonu Tosya Abdurrahman Paşa Camii

ABDURRAHMAN PAŞA CAMİİ

Cami ilçenin merkezinde, Hanönü meydanında Öğretmenevi karşısındadır.

1584 yılında Sultan III Murat döneminde Maraşlı Abdurrahman Paşa tarafından inşa edilmiştir. Maraşlı Abdurrahman Paşa’nın bölgede uzun yıllar görev yapmış, önemli bir devlet adamı olduğu tahmin edilmektedir.

Çevreye hakim bir konumdadır. Tosya ilçesinin görüntüsü ile bütünleşen abidevi bir yapıdır. Her taraftan rahatlıkla görülebilir. Mimar Sinan döneminin, merkezi planlı camileri arasında yer alır.

Yapının duvarları kesme taş ve tuğla ile örülmüştür. Üstü dört yarım kubbe ile örtülüdür. Kubbelerde ağızları deliklerle belirlenebilen yerleştirilmiş ufak küpler vasıtası ile akustik ses düzeni sağlanmıştır.
Mihrabın sağ ve sol tarafındaki pencere kenarlarına kaideler arasına yerleştirilmiş, dört tane dönen mermer sütun bulunur. Bu sütunların görevi: caminin herhangi bir bölümünde bir hasar veya göçme olduğunda, terazi vasfıyla sıkışmaları ve dönme özelliklerini kaybetmeleridir. Camiye, kuzey ve batı cephesindeki iki kapıdan girilir.
Kastamonu Tosya Abdurrahman Paşa Camii

Cümle kapısı üzerinde inşa kitabesi vardır. Caminin güney doğu bölümünde, Belediye hamamına bakan bir duvar vardır. Bu duvar, üzerindeki dolgu zeminine rağmen, aksi istikamette eğimli, yani dışa eğimli, adeta yer çekimine karşı koyarcasına inşa edilmiştir.

İnşa tarihinden bu yana da herhangi bir kayma veya yıkılma olmamıştır. Minare: caminin kuzeybatı köşesindedir. Sekizgen kaide üzerinde yükselir. Çokgen gövdeli, eski minare depremde yıkılınca, restorasyon sırasında yeni minare yapılmıştır.

Cami, 1943 yılındaki depremde büyük zarar görmüştür. Daha sonra restore edilerek tekrar açılmıştır. Camide aynı anda 1500 kişi ibadet edebilmektedir.

Kastamonu Tosya Çifte Hamam

ÇİFTE HAMAM

İlçe merkezinde Abdurrahman Paşa camisinin yanındadır. Hamam yapısı, 16’nci yüzyılda Mevlana Selahüttün adlı bir şahıs tarafından yaptırılmıştır. Son duyum, hamamın erkekler bölümü çıkan bir yangın sonucu tamamen yanmıştır.

HALİM BABA ÇEŞMESİ:

İlçe merkezinde İlyasbey Mahallesindedir. Üzerinde su kitabesi vardır. Buna göre, çeşme Karabacak Zade Hacı Abdullah Ağa tarafından 1796 yılında yaptırılmıştır.

DERE ÇEŞMESİ

İlçe merkezinde Dilküşah Mahallesi Zopturoğlu Sokaktadır. Çeşme üzerinde su kitabesi vardır. Kitabeye göre, çeşme 1781 yılında El Hac Ahmet Bey tarafından yaptırılmıştır.

ALİ OSMAN AĞA ÇEŞMESİ

İlçe merkezinde Harsat Mahallesi Tolaçeşme Sokaktadır. Önünde sivri kemer ve muhtelif taşlardan yapılmış ayna taşı vardır. Kitabesine göre Destani Ağanın zevcesi Şerifa Hanım tarafından 1800 yılında yaptırılmıştır. Gelelim en önemli sonucu, öğrendiğime göre bu çeşme yıkılmış, yok edilmiş ve yıkanlar meçhuldür.

Kastamonu Tosya Ali Osman Ağa Çeşmesi

Müze müdürlüğü yetkililerine yapılan ihbar sonucu yapılan araştırmalar sonucunda çeşmeyi yıkanlar bulunamamış, ancak bir kişi, yıkım sonrasında görüp muhafaza altına aldığı kitabeyi yetkililere teslim etmiştir. Kitabe, günümüzde Kastamonu Müzesinde bulunuyormuş.

KARASU ÇEŞMESİ

İlçe merkezinde Şeyh Mahallesi Çaybaşı sokaktadır. Kitabesine göre İbrahim Efendi tarafından yaptırılmıştır.

Kastamonu Tosya Büyük Hamam

BÜYÜK HAMAM

İlçe merkezinde çarşı içindedir. Şifa Hamamı olarak da tanınır. Candaroğullarından İbrahim Bey tarafından 1400’lü yıllarda yaptırıldığı tahmin  edilmektedir. 1932 yılında yangın ve 1943 yılındaki depremde zarar görmüş, sonradan tamir ettirilmiştir.

Kastamonu Tosya Tekke Hamamı

TEKKE HAMAMI

İlçe merkezinde Hocaimat Mahallesindedir.

1637 yılında ölen Seh İsmail-i Ruma tarafından yaptırılmıştır. 

Yapıda moloz taşı ve harç kullanılmıştır. Yapının içerisinde taştan bir aslan ağzından, su akmaktadır. Ayrıca seh kurnası denen bir odası vardır.

Kastamonu Tosya Küçük Hamam-Vikvik Hamamı

KÜÇÜK HAMAM (VİKVİK HAMAMI)

İlçe merkezinde çarşı içindedir. Bir kazı sırasında, kubbe deliği bulunmuş ve hamamın varlığı tespit edilerek çevresi açılmış, hamam ortaya çıkarılmıştır.

Yapılış tarihi olarak muhtemelen 80 yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Daha sonra Vakıflar Müdürlüğü tarafından restore edilen hamamın orijinal hali bozulmuştur.
Kastamonu Tosya Gavur Kayası Kalesi

GAVUR KAYASI KALESİ

İlçede müstahkem bir kale yoktur. Ancak kale isimleri, yer adlarında kullanılmıştır. Muhtemelen bu yerlerde, savunma amaçlı kale olarak kullanılmış olmalıdır.

Gavur kayası kalesi, ilçenin güneyinde, (2.7 km uzaklıkta) Karşıyaka Mahallesinde Çüşçüs Kışlası mevkiindedir. Yukarı Dikmen köprüsünden 2 km yukarıdadır. Devrez çayının kenarında, doğal ve sarp bir kayadan ibarettir. Devrez çayı bir kavis çizerek kaleyi dolanır. Sarp olan ön tarafından kaleye çıkmak mümkün değildir. Sadece kuzeybatı yönünden kaleye çıkılabilir. Kalenin üzerinde daha doğrusu kayalığın üzerinde bina temelleri bulunur. Batısında ise bir kaya mezarı ve bir tünel vardır.

Kaya mezarı:

Yapının güneyinde, Devreze bakan kısımda bir odacık bulunur. Bu odacığın kapısı, dikdörtgendir. İç kısmına dikdörtgendir. Tavanı düzdür ve odanın iki yanında ölü sedirleri bulunur.

Tümülüs:

Mezar odasının arkasında bir Tümülüs bulunuyor. Burada bir zamanlar büyükçe bir yerleşme yeri bulunduğu tahmin ediliyor. Çünkü Bağdat yolu buradan geçiyormuş. Yerleşme yeri mükemmel bir şekilde yapılmış bir yeraltı şehridir. Salon kısmı kerpiçlerle örülmüş ve oval bir kubbelidir. Odalar ise kayaya oyularak yapılmıştır. İçme suyu temin için, yerleşkenin üstüne küçük yağmur olukları yapılmıştır.

Sunak:

Kalenin kuzeybatısında tanrılara sunular adaklar için kullanılan, taştan yapılmış sunak çok ilginçtir. O yıllardaki yani Hitit dönemindeki inanç gereği, bol yağmur ve bereket vermesi için tanrılara bakire bir kız kurban edilirdi.

Kuraklık ve de kıtlık zamanlarında, tanrıları mutlu etmek için önce ayinler düzenlenir, sonra bu ayinlerde ellerine kına yakılan ve güzel elbiseler giydirilen bakire kızlar, şafak vakti güneş doğmaya başladığında tanrılara kurban edilirdi. Zamanla yıpranmış olan bu sunakta, baş koymaya yarayan boyunluk kısmı hala sağlam olarak görülebiliyor.

Tünel

Yukarıda belirttiğim gibi, burada bir de tünel bulunuyor. Tünel, Devrez vadisinin karşısındaki tarım arazilerine açılıyor. Tünelin boyu 4.5 metre ve genişliği ise 4 metredir. 55 basamaklı dik bir kaya tüneli şeklindedir. Bu tünelin yaklaşık 300 metre aşağısında ise bir köprü kalıntısı bulunuyor.

Kalenin doğusunda ve Devrez çayı üzerinde, iki köprü ayağı görülür. Bu ayakların bir zamanlar buradan geçen Bağdat yolu üzerinde kurulu bir köprüye ait olduğu düşünülür. Yani, kale bu yolu korumak için kurulmuş olmalıdır.

Katip Çelebi isimli gezgin, seyahat notlarında burası hakkında şunları yazmıştır “Bu kale, kasabanın yüksekçe bir yerinde, dağ etrafında topraktan yapılmış zayıf bir kaledir. Celali isyanlarının baş gösterdiği zamanlarda, halk tarafından yapılmış olup, halen haraptır. “

BAĞ EVLERİ

İlçe merkezine 5 km uzaklıkta: elma, armut, kiraz, şeftali, vişne, dut, kızılcık, ayva gibi meyve ağaçları ve üzüm bağları bulunan bir yerdir.

ÇÜŞÇÜŞ KIŞLASI KAYA MEZARI

İlçe merkezine bağlı Çüşçüş kışlası mahallesindedir. İlçe merkezine 12 km uzaklıktadır. Mezarlar Geç Helenistik dönem ve Roma dönemine tarihlenir. Mezar düz damlı ve tek odalıdır. Ön cephesi, basit dikdörtgen şeklindedir. Mezar odasında iki ölü sediri vardır.

EMİRLER ŞEHRİ KALESİ

İlçe merkezine bağlı Sofular ve Kuşçular köyleri arasındadır. İlçe merkezine 12.5 km uzaklıktadır. Harabe halindeki kalenin, çevresi surlarla çevrilmiştir. Ancak günümüzde bu surlar da yıkılmıştır. 17’nci yüzyılda bu yöreye uğrayan Polonyalı gezgin Simeon, seyahatnamesinde burada Tosya’ya bakan yüksek bir tepede, Paşanın oturduğu bir kaleden söz etmiştir. Ancak belirttiğim gibi kale günümüzde tamamen harabe halindedir, yani gezilip görülecek bir unsur yoktur.

HARMAN TEPE HÖYÜĞÜ

İlçe merkezine bağlı Sofular köyü arazisindedir. İlçe merkezine 12.5 km uzaklıktadır. Höyüğün yüksekliği 3 metredir. Boyu 50 metredir. Bu höyüğün 50 metre kadar batısında başka bir höyük daha vardır. Her iki höyüğün bulunduğu alana Harman Tepe denir.

YÜCE TEPE HÖYÜĞÜ

Devrez kenarında, İlçe merkezine bağlı Bayat köyünün Taskaynar Mahallesindedir. İlçe merkezine 16 km uzaklıktadır. Daha önce burada yerleşim olduğu daha doğrusu Tosya ilçesinin ilk yerleşiminin olduğu ve daha sonra ise terk edildiği tahmin edilmektedir. Devrez çayı, höyüğün hemen yanından akmaktadır. Höyüğün yüksekliği 6 metredir. Boyu 50 metre eni ise 30 metredir.

Kastamonu Tosya Dipsiz Göl

DİPSİZGÖL

İlçe merkezine 25 km uzaklıktadır. İlçe merkezine bağlı Çiftler köyü sınırları içerisindedir. Tosya-Ankara karayoluna 9 km uzaklıktadır. Yolun tamamı asfalttır, yani ulaşımı kolaydır. Giriş ücretlidir. Gölün orta kısımları, kenarlara göre daha derin olduğu için dipsiz göl ismi verilmiştir.

Kastamonu Tosya Dipsiz Göl

Göl, derelerden beslenir. Orman içinde doğal bir piknik alanıdır. Burada konaklamak için bir otel bulunmaktadır. Yönetmen Pelin Esmer tarafından 2012 yılında burada “Gözetleme kulesi” isimli film çekilmiştir. 2011 yılında burası “Tabiat Parkı” olarak ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

ÇUKURHAN

İlçe merkezine 25 km uzaklıktadır. Burası doğal bir piknik alanıdır. Konaklamak için bungalov tipi evler vardır.

YEŞİLGÖL

İlçe merkezine 28 km uzaklıkta, Sekiler köyünün 3 km doğusundadır. Çevresindeki ormanın göle yansıyan rengi ve göldeki yosunların etkisiyle göl yeşil görünür ve bu yüzden “Yeşil göl” ismini almıştır. Denizden yüksekliği 1570 metredir. Bu şirin ve küçük göl tam bir doğa harikasıdır. Çevresi çam ormanlarıyla kaplıdır. Gölün çevresinde ve yanında piknik alanları yapılmıştır.

Kastamonu Seydiler hakkındaki gezi yazım için  Seydiler