Paris Versay Sarayı-Versailles

Paris Versay Sarayı-Versailles

Paris Versay Sarayı-Versailles; En baştan şunu söylemem gerek: Paris şehrini ziyaret ederseniz, buraya mutlaka gidin.

Turla giderseniz giriş ücreti hariç 50-55 Euro isteniyor, ama kendiniz metro ve trenle giderseniz, ödemeniz gereken para sadece ulaşım için harcanacak ; 4-5 Euro olacaktır.

Sadece metro ve tren planı alıp, planlar üzerinde bilinçli bir işaretleme ve takip yeterlidir.

Burası şehir merkezinden, yaklaşık 30-35 dakikalık bir RER (metro hattına bağlı ama yer üstünde hareket eden bir tür tren) yolculuğu ile ulaşılıyor.

Şehir merkezinden, İnvalides metro istasyonuna gelip, RER denilen banliyö trenine binmeniz gerekiyor.

Tren: 25-30 dakikalık bir yolculuktan sonra, Versay Kasabasına ulaşıyor.

Trenden inince, istasyondan 7-8 dakika yürüyorsunuz ve Avrupa’nın en büyük sarayı işte karşınızda.

Paris Versay Sarayı-Versailles

GİRİŞ

Bu kısa yürüyüşten sonra saray bölgesine geldiğinizde, öncelikle sarayın ön bölgesindeki altın sarısı renkli demir parmaklıklar ilginizi çekecektir. Zaten burayı ziyarete gelen kalabalık topluluklar, önce bu altın renkli ve muhteşem korkulukların önünde resim çektiriyorlar. Tur otobüsleri bu bölümde yani meydanda toplanıyor.

Trenle gelenler yürümesine rağmen turla gelenler bu meydanda toplanıyor. Ama, trenle gelenler yürüdükleri güzergahta, birçok hediyelik eşya satan dükkanla karşılaşıyorlar ki, burada özellikle Versay Sarayı ile ilgili ne ararsanız bulup satın alabilirsiniz. Turla gelenlerin böyle bir imkanları yok.

Sarayın önü kalabalık.

Ama bir yandan da güvenlik tedbirleri üst düzeyde. 4 kişilik guruplar halinde, elleri silahlı askerler dolaşıyorlar. Sanırım sivil giyimli polisler de vardır ama askerler hemen dikkati çekiyor. Sol taraftan, içeri girdiğinizde, hemen sol yanda: Saray giriş biletlerinin satıldığı yer var. Ayrıca yine Sarayla ilgili hediyelik eşyaların satıldığı küçük bir bölüm var ki, buraya mutlaka girmenizi öneririm, ilginç bir yer.

Eğer önce saraya girmeyip sadece bahçeyi gezmek isterseniz, veya saraya giriş bileti yüksek sadece bahçeyi gezeyim derseniz, buradan yani sol yandan doğru ilerleyin ve saray binasının yanından arka bölüme yani esas bahçenin olduğu yere geçin. Buraya geçtiğinizde, sarayın arkadan muhteşem manzarasını ve bahçenin tüm güzelliğini görebilirsiniz.

Bahçenin diğer bölümleri, bulunduğunuz bu zeminden daha aşağıda, burada aşağıda daha ayrıntılı anlatacağım büyükçe bir havuz var. Buradan ilerleyip merdivenlerden aşağıya inerseniz, yine bir havuz, yemyeşil alanlar ve her iki yanda, özel düzenlenmiş ama dışarıdan görülmeyen, uzun yeşil çitlerle çevrilmiş değişik bahçeler göreceksiniz ki, bunların arasına girip gezinebilirsiniz.

Bahçede aşağıya doğru yürümeye devam ederseniz, muhteşem bir tabiat, yeşillikler, çiçekler, ağaçlar, havuzlar, heykeller…. Yürüyüş yolunun hemen kıyısındaki banklara oturup dinlenebilirsiniz. Biraz ileride, kafeler var, orada oturup bir şeyler içebilirsiniz, ama buranın tek kelime ile tarifi: muhteşem bir peyzaj, muhteşem bir görsellik.

Saraya girmek isterseniz, yaklaşık 1 saat kadar kuyrukta sıra beklemeniz gerekecektir. 12Burada: 2 çeşit bilet satıyorlar. Bunlar: 13 ve 20 Euro’luk biletler. Aralarındaki tek fark ise: Kraliçe Marie Antoinette’nin dairesinin görülmesi. Zaten bu dairede: yatak örtüsü ve perdelerin rengi solmasın diye, flaşlı fotoğraf çekilmesine izin vermiyorlar.

Bu arada: girerken size bir “aido guide” yani “sesli anlatım cihazı” veriyorlar. Girdiğiniz odanın numarasını tuşlayınca, bu odanın tarihçesini dinleyebiliyorsunuz.

Paris Versay Sarayı-Versailles

TARİHİ SÜREÇ

Sarayın yapımına: kral 13.Louise döneminde başlanır. Bu sırada, burada bir av köşkü yayılır. Daha sonra, yaptırılan bu köşk: Le Vau tarafından büyütülür. Kral 14.Louise: bu küçük köşkü, büyülttürür ve saraya, klasik şeklini verdirir.

Çünkü: o dönemde, Fransa’nın Vaux vikontu ve Maliye Başmüfettişi olan Nicolas Fouquet, Vaux şehrinde, kendisi için büyük bir saray yaptırmıştır. Yani: Kral 14.Louise, kıskançlık sonucu, bu küçük av köşkünü büyütür. Devlet benim diyen ve “Güneş Kral” unvanını alan Louise, sarayın devasa bahçesinin korusunda avlanır, binlerce konuğunu burada ağırlardı.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Son olarak

1760 yılında, Gabriel sarayından, saraya avlu kanatları eklenir. Bunun sonucunda, binanın cephesi: 540 metre uzunluğa ulaşmıştır. Evet, sarayın inşaatında 30.000 işçi çalıştığı ve sarayın inşaatının tam 50 yıl sürdüğü söyleniyor. Sarayın 1300 odası bulunuyormuş.

Bir diğer ilginç notta şu: bir bayram günü, sarayın bahçesindeki fıskiyelerden akan suyun, 600 000 Parislinin, bir günlük su tüketimine eşit olduğu söylenir.

Paris Versay Sarayı-Versailles giriş

Fransa Kraliçesi Marie Antoinette: Avusturya’dan gelin olarak geliyor, bu muhteşem şatoda, lüks içinde yaşıyor ve bu yaşantısı, kanlı bir ihtilal sonucu, giyotinde başı kesilerek bitiyor.

Hüzünlü mü bilmiyorum, ama işte sonuçta kendi yaşadıklarının dışında, halkın yaşadıklarını asla önemsemeyen aristokratların, giyotinde ölümle biten yaşamları.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Tüm bunların yanında

1871 yılında, Otto Von Bismarc önderliğindeki Prusya; Napolyon Bonaparte’ı yeniyor ve Frankfurt antlaşması, bu sarayda imzalanıyor ve Almanya birleşiyor. Bu, Fransızlar için küçük düşürücü bir durum olarak tarih sahnesinde yerini alıyor. I. Dünya Savaşı sonunda, Almanya yenilince, Fransızlar intikam alırcasına, 1919 yılında, burada masaya oturuyorlar ve Almanya küçük düşürülüyor.

Ama, Almanya bunu unutmuyor ve II. Dünya Savaşında, Paris işgal edilince, Versay Antlaşmasının imzalandığı tren vagonu müzeden çıkarılıyor ve Fransızlarla, orada masaya oturuluyor. Yani, yine Fransızlar küçük düşürülüyor. Burası: Fransa ve Almanya arasında, diplomaside, karşı tarafa üstünlüğü kabul ettirmek için kullanılan simgelerden biri haline geliyor.

Paris Versay Sarayı-Versailles

ÖNEMİ

Bahçesi ve aynalı salonu dışında, pek bir özelliği olmayan, yalnızca üç-beş odası gezilebilen bir yer. Odaların hepsi boş, eşyaları ne yapmışlar meçhul. İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı burayı rahatlıkla aşar.

Ama yine de, burası Fransa’nın en ünlü ve muhteşem yeridir. Bu nedenle: dünya mirası anıtları arasına alınarak korunmaktadır. Buradaki eşsiz binalar ve muhteşem şato gerçekten çok etkileyici. Zaten, aslında burası bir Fransız şatosudur. Ancak, günümüzde müze olarak kullanılıyor.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Muhteşem süslemeli yapı, uygun restorasyonlar sonucu, ihtişamından hiçbir şey kaybetmemiş ve günümüze kadar sağlam olarak ayakta kalabilmiş. Yapının bahçesinde: bronz ve kurşundan yapılmış 400’den fazla heykel ve birçok, süslü çeşme bulunuyor.

Sarayın bahçe tarafındaki cephesi: Le Vau tarafından yaratılan son eserdir. Klasik Fransız mimarisine örnek olmuştur. Roma imparatorluk çağından bu yana, ilk kez, böyle büyük ölçüler kullanılmış olması ilginç.

Bunun nedeni: zengin ve merkezi krallık yönetimi. İtalya, Almanya ve İngiltere’de, siyasi ortamlar farklı olduğu için, bu saray ve benzeri büyüklükte ve lüks yapılar yapılmadı. Sarayın en büyük özellik taşıyan yeri: bahçesi oldu.

Fransızlar: bu tarihi süreç nedeniyle, bu sarayı görmezden gelmek istedikleri için olsa gerek, uzun yıllar kapalı tuttular. Ancak, özel izinler ile, özel misafirlerin gezmelerine izin verdiler. Daha sonra, balayından gelen zengin ve ünlü Amerikalı olan Roosvelt tarafından saray restore edildi ve ziyarete açıldı.

GEZİ PLANI

Evet, sarayın içi ihtişamlı. Saray yaşamına ait detaylar (yataklar, resimler, heykeller) orijinal haliyle korunmuş ve sergileniyor. İç mekan: dış cepheden daha başarılıdır. Sarayın içindeki tören odaları: uzun bir aks üzerinde dizilmiş olup, birbirlerine açılırlar. Bütün saray: kralın: yatağı, odası ve dairesi çevresinde düzenlenmiştir.

Hanedan prenslerinin, saraylıların daireleri, bakanların büroları, kabul, eğlence, tapınma ve gezinme yerleri; güzel bir plana göre düzenlenmiştir.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Gezinize: Şapelden başlayın. Şapel: İç mekan olarak, çağın en başarılı örneklerindendir. Kare payeler ve kemerlerden oluşan alt strüktür üzerinde, ince sütunlar yükseliyor. Dekorasyonu, güzel bir mimari üslubu ortaya koyuyor. Planı bozmayan hafif kabartmalar mimarinin öne çıkan unsurları olarak görülüyor.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Opera salonun ile devam edin.

Salonda mutlaka ilginizi çekecektir, her yan ahşap. Çünkü: akustik sağlanması amaçlanmış.

Mermer avlu çevresinde, 3 farklı bina gurubu var. Kral 14. Louise, bu küçük şatoyu muhafaza etmek istediğinden, mermer avluya, iki kanat ilave ettirmiş.

Kanatlar arasında geçiş yaparken, heykellerle dolu, uzun koridorlarda yürüyorsunuz. Bu heykeller: Bourbon hanedanlığı boyunca hüküm sürmüş kralları, kraliçeleri, sanatçıları gösteriyor.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Şapel ve Opera bölümlerinden sonra:

Sarayın odaları var. Odaların duvarlarında: bu sarayda yaşamış kraliyet mensuplarının resimleri var. Bu tablolar arasında: kraliçe Marie Antoinette’ye ait olanlar da bulunuyor. Yatakların üstünde: devekuşu tüyleri, koridorlar boyunca yine bir sürü heykeller, mermerden yapılmış şömineler, kristal avizeler.

Ama: bu odaları gezerken, Paris şehir merkezinde ki o ünlü koku yine, burnunuzun direğini kıracak, malum idrar kokusu. Zaten, Fransızların, bu kötü kokuları sindirmek için, parfümü icat ettikleri söylenir. Bu kadar muhteşem bir saray yapan kültür: bu sarayın içine, banyo ve tuvalet yapmamış.

Tüm ihtişam ve lükse rağmen, sarayda, tuvalet ve banyo yok. Yani, pislik içinde yaşanan sözüm ona lüks. Zaten: Sarayda, avluya girdiğinizde, sarayın inanılmaz bir dışkı ve ağır yağ gibi esans koktuğunu hissedeceksiniz.

Dönemin kralları: yılda bir kez, kraliyet bahçesindeki küçük havuzda, halkın gözleri önünde, iç çamaşırlarını çıkarmadan, suya bir kez girip-çıkmak suretiyle, duş alıyorlarmış. Fransa, biraz önce de söylediğim gibi, bu yüzden parfümün kalbi. Tarihe adını yazdırmış. Filmlere, kitaplara konu olmuş.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Evet, gezimize devam ediyoruz.

Sarayın içindeki büyük dairelere, eski Yunan ve Roma tanrıları olan: Diana, Merkür, Mars, Apollon gibi isimler verilmiş. Sarayın oda ve dairelerinden çıkarak, veliahtların yaşadığı bölüme yani kanada geçiyorsunuz. Burada: her kral döneminde, tahtın varisleri ve eşleri yaşarmış. Hatta: Marie Antoinette, Versay Sarayına veliaht prenses olarak geldiğinde, bir süre burada yaşamış.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Gezimize devam ederken, sarayın en önemli bölümüne geliyoruz. Burası: Aynalar galerisi.

Paris Versay Sarayı-Versailles Aynalar Galerisi

AYNALAR GALERİSİ

Merkezi terasın bulunduğu yerdedir. Sarayın en önemli dairesidir. Bahçenin en güzel yerine bakar. 75 metre uzunluğundaki bu salonun iki duvarı, boydan boya 400 adet ayna ile kaplıdır. İç dekor: Le Brun tarafından yapılmıştır. Bu galeri: saraya, yumuşak bir barok havası verir. Bütün duvar uzunluğu boyunca kullanılan aynalar yüzünden, galerinin aydınlık olması sağlanmıştır. Galeri: tamamen yeşil mermerle kaplanmıştır. Salonun tavanındaki resimler: Le Brun tarafından yapılmıştır.

Paris Versay Sarayı-Versailles

I. Dünya Savaşı sonunda, 1782 yılında, Amerika ve İngiltere arasında yapılan ve Almanya’nın yenilgisinin onaylandığı anlaşma, bu salonda imzalanmıştır.

Paris Versay Sarayı-Versailles Bahçeler

Son olarak

Bahçeye çıkıyoruz. Burası: gerçekten muhteşem bir yer. Hemen sarayın ön tarafında bulunan havuzda: Güneş tanrısı Apollonun arabası bulunuyor. Aynı şekilde, koruluklarda: su perileri arasında dinlenen Apollon heykeli, yine çok göz kamaştırıyor.

Paris Versay Sarayı-Versailles Bahçede Havuz

Evet, bahçe hakkında, ayrıntılı bilgi

Bahçenin mimarı: Le Notre. Paris şehrinden Versay sarayına gelen, 3 yol: sarayın ön avlusunda, kralın atlı heykeline doğru yönelir ve bu alanda birleşirler.

Sarayın: Kasabaya bakan cephesinde, ahırlar ve servis avluları var. Dekoratif bahçe, çok akıllıca, arka tarafa yerleştirilmiş.

Büyük kanalın çevresinde toplanmış olan asimetrik planlı arka bahçe: sonradan yapılan şehircilik planlarında da etkili olmuş. Haç şeklinde olan büyük kanal, 2 km. uzunluğunda ve ormanların arasından geçiyor.

Ağaçlar arasında: çiçek panelleri, su bahçeleri, merdivenler ve köşkler dizili. Bahçenin barok planı, tabiata öyle güzel uyum sağlamış ve etkili olmuş ki, büyük kralın şanı da böylece öne çıkarılıyor. Çünkü: Büyük Kanaldan, Saraya uzanan büyük caddenin aksında, kralın yatak odası bulunuyor.

Paris Versay Sarayı-Versailles gölet

Bu büyük kanal boyunca yürüyebilirsiniz. Ama zaman kaybetmek istemeseniz: 5 Euro ücret ödeyip, mini trene binerek kanal boyunu gezebilirsiniz. Mini tren: kuzey terasından kalkıyor. Sırası ile: Küçük Trianon, Büyük Trianon ve Büyük Kanal geziliyor. Durakları var, inip, yürüyerek gezinize devam edebiliyorsunuz. Daha sonra gelen trene binerek, diğer bir durağa geçebiliyorsunuz.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Evet, Versay’da

Bina ve bahçe uyumu mükemmel. Geniş teraslamalar, yolların bütünlüğü, bitkilerin ve ağaçların düzeni, su oyunlarının hepsi, bir geometrik düzendedir.

Paris Versay Sarayı-Versailles Bahçeler

Evet: bu bahçe gerçekten çok özel. Ağaçların hepsi aynı boyda. Çimler, yüzyıllardır aynı desenlerle kesilmiş. Havuzlar, muhteşem güzel heykellerle dolu.

Paris Versay Sarayı-Versailles Petit Trianon

PETİT TRİANON

Burası: Versay korusunun ucundaki bir villa. Kraliçe Marie Antoinette, çocuklarını  doğurduktan sonra, Versay Sarayındaki sıkı kurallara dayalı yaşamdan uzaklaşmak için, bu villaya taşınmış ve burada sade bir hayat sürmüş. Burası: yapı olarak, ufacık, kutu gibi bir yer. Merdivenlerle üst kata çıktığınızda, kraliçenin, elinde bir gül bulunan güzel tablosunu görebiliyorsunuz.

Paris Versay Sarayı-Versailles Temple D’amour

Bu yapıyı çevreleyen koruda: gizli bir yapı var. Bu yapı: Temple D’amour (Aşk Tapınağı) olarak anılıyor. Kraliçe, buradaki zarif mermer yapıda, sevgilisi Kont Fersen ile buluşuyormuş.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Evet, buradan sonra, köye ulaşıyorsunuz.

MARİE ANTOİNETTE KÖYÜ

Burası, genç kraliçenin, köylü gibi sade bir hayat sürdürmek için, halktan toplanan paralar ile oluşturduğu, minyatür bir köy. Köyde: değirmen, kuğuların yüzdüğü göl, küçük evler var. Köy: gerçekten büyüleyici. Köyün son bölümünde ise: Buduar (müzik odası) var.

Petit Trianon’dan sonraki durak: Grand Trianon.

Paris Versay Sarayı-Versailles Grand Tirianon

GRAND TİRİANON

Burası, pembe mermerlerle yapılmış bir yapı. Bu köşk: kral Louise 14. ün en sevdiği yermiş. Özellikle, bahçeleri muhteşem göz alıcı.

Paris Versay Sarayı-Versailles

Evet, gezimiz sona eriyor.

Paris 18.Nolu Bölge

Paris 18.Nolu Bölge
Paris 18.Nolu Bölge

MONTMARTRE

Paris 18.Nolu Bölge;

Anlaşılmaz bir şekilde, Roma şehrindeki havuza aşıklar çeşmesi denilmesi gibi, Türk turist gurupları, buraya: “Aşıklar Tepesi” ismini takmışlar. Yani, Paris şehrinin tek tepesi, burasıdır. Sacre Coeur katedraline çıkan merdivenlere oturup, Paris’in çatılarına doğru bakıldığında, her nedense insanın içinde, romantik duygular uyandıran bir yer. Zaten bir söylentiye göre: bu merdiven basamaklarına oturanlar, aşık olurlarmış bu şehre, gidemezlermiş bir daha hiçbir yere. Sonunda, buraya dönmek isterlermiş. Ne kadar gerçek bilmiyorum.

Yine de, isminin anlamı: Şehitler tepesi manasında “Mont de Martrys”dir.

Burası, uzun yıllar boyunca, Paris şehrinin su ihtiyacına karşılayan değirmenlerin bulunduğu bir kasabaymış. Metro ile buraya gelirseniz, metro istasyonundan çıkar çıkmaz sizi kocaman bir değirmen karşılıyor. Bu, efsanevi “Moulin Rouge”

Montmarte bulvarında, Hard Rock Cafe var.

Ama pahalı. Buraya, ressamların tepesi de deniliyor. Çünkü çevrede bir sürü ressam resim yapmakla meşguller. Ressamların burayı tercih etmelerinin sebeplerinin başında; burada ev kiralarının ucuz olması ve muhteşem güzel bir manzaranın bulunması.

Küçük bir meydanı var. Bu meydan çevresi restoranlarla çevrili. Bir restorana girip soğan çorbası ısmarlarsanız, bu muhteşem lezzete doyamazsınız. Bunu sevmezseniz: istiridye ve beyaz şarap ikilisinin de tadına bakabilirsiniz.

Bu arada, bu tepede, sık sık canlı heykellere de rastlayacaksınız.

Son olarak değişik bir anı, başınıza gelebilir, dikkat: Tepeye, Sacre Coeur kilisesi tarafından çıkarken, karşınıza çıkan birileri tarafından, parmağınıza ip bağlamaya çalışılacaktır. Buna izin verirseniz, parmağınıza bağlanan bu ipin çıkarılması için, karşılığında bir miktar para vermeniz gerekecektir. Buna sakın izin vermeyin, yani ip bağlanmayın.

ESPACE SALVADOR DALİ

Montmarte tepesinde bulunmaktadır.

Müzede: 2. katta: ünlü sürrealist sanatçı Salvador Dali’ye ait: birçok çizim, gravür, karikatür ve heykel ve bir miktar resim sergileniyor.

Yani: Fransa’daki, tek kalıcı sergi olma özelliğine sahip.

Salvador Dali

19.yüzyıl sonlarında, Paris şehrinde, Becquerel bölgesinde bir dairede yaşamaya başlar. Bu sırada: Cervantes’in ünlü romanı “Don Kişot” u resimler. Ancak, bu resimlendirmeye yaparken, ünlü sanatçı: iki gergedan boynuzu ve mürekkebe daldırılmış tahıllar kullanır. Evet, bu gravürlerin yapım aşamalarını anlatan, bir de kısa film var. Bu film: ziyaretiniz sırasında, büyük olasılıkla, size de izletilecek.

Bunun dışında, bu binada yani müzede: seminer, toplantı ve basın konferansları ve akşam yemekleriyle kokteyller de düzenleniyor. Bu müzede, özellikle Salvador Dali tarafından tasarlanan, dudak şeklindeki koltuk, ilginizi çekebilir.

Paris 18.Nolu Bölge Pigalle

PİGALLE

Burası bir mahalle. Aslında pis bir mahalle. Seks kokan batakhanelerin bulunduğu bir yer. Mahalle adını: Fransız heykeltıraş Jean-Baptiste Pigalle’den alıyor. Adamın ölümü: 1785. Bu sanatçının atölyesi buradaymış. Onun ününe buraya koşturan: ressamlar, sanatçılar, yazarlar, müzisyenler, şarkıcılar buraya ünlü hale getirmiş.

Mahallenin uzun caddesinde: seks dükkanları, kulüpler ve hediyelik eşya dükkanları bulunuyor. Kafelerde oturup roman okumak mümkün. Ama yine de bu semt, batakhaneleriyle ünlü. Buranın müzikholleri de çok ünlü. Bunlar: Chat Noir, Folies-Bergeres ve Moulin Rouge.

Paris 18.Nolu Bölge Musee de I’Erotisme

Musee de I’Erotisme (Erotizm Müzesi):

Burası gece kuşlarının mekanı.

Müzede: seks ekipmanları satan mağazalar ve gece kulüplerinin arasında sıkışıp kalmış gibi görünse de, 7 katlı binasında, bir kültür ve tarih hazinesi barındırıyor. Beş kıtadan gelen, antik ve modern erotik sanat ürünleri, müzenin ana koleksiyonunu oluşturuyor.

Yunan vazoları, Aztek bibloları, Japon baskıları, 20.yüzyıl başından kalma fotoğraflar, cinselliğin her dönem ve coğrafyada yaşadığı önemin kanıtı. 1920’li yıllarda, İspanyol kral 13.Alfonso tarafından verilen emirle hazırlanan pornografik film koleksiyonu ise müze eserlerinin en önemli parçaları arasında.

Burayı mutlaka duyacaksınız. Ancak: söylediğim gibi, pek iyi bir ünü olan yer değil. Gidip gitmemek konusunda, tercih sizin.

Paris 18.Nolu Bölge Barbes

BARBES

Burası bir semt Paris’te, rengarenk vitrinlerin boy gösterdiği bir semt. Geniş Chapel Bulvarı: Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinde karşılaşılan Pazar meydanlarına benzemiş. Sokaklarda, Fransızcadan çok Arap lehçeleri ve Afrika dilleri konuşuluyor. Ara sıra Türkçe konuşmalarda kulağa gelmiyor değil.

Le Dauphin isimli restoranda

Kuzey Afrika mutfağının farklı lezzetlerini bulmak mümkün. Müşterilerinin tamamına yakını: Fas, Cezayir ve Tunus asıllı Müslümanlar. Yani, burası müdavimlerinin tamamen Müslümanlardan oluştuğu bir semt. Sokak satıcılarından, iyi ve ucuz fiyatlarla bir şeyler satın alabilirsiniz. Zamanınız varsa, burayı ziyaret etmek olabilir.

Paris 18.Nolu Bölge Sacre Coeur Bazilikası

SACRE COEUR BAZİLİKASI 

Paris şehrine gidip te burayı görmeden sakın dönmeyin. Şehrin en yüksek tepesi olan: The Butte Montmarte’dedir. Dikkatinizi çekerim, burayı görmeden Paris şehrini görmüş sayılmazsınız. Burayı mutlaka görmenizi öneriyorum.

Burası: Roman-Bizans tarzında yapılmış bir bazilika.

Bu bazilika: 1870 yılında inşa edilmiştir. Tam ortasındaki beyaz mermer kubbe, daha küçük beyaz kubbelerle çevrilmiş görüntüsü ile, bir düğün pastasını andırıyor. Evet, bu kubbe, şehrin her tarafından görülebiliyor. Bu kubbenin en üstüne, tepesine tırmanıp, güzel bir Paris şehir manzarası izleyebilirsiniz.

Kiliseye adını veren kutsal yürek, aslında Hazreti İsa’nın yüreği ve yapının güney cephesinde “gülle” tasvir ediliyor. Ama: bu bazilika, dikkatli baktığınızda bir camiye benziyor. Çünkü: mimarı, Müslüman.

Paris 18.Nolu Bölge Eglise Saint-Jean-De-Montmartre

EGLİSE SAİNT-JEAN-DE-MONTMARTRE

Burası bir kilise. Mimar Anatole de Baudot (1834-1915) tarafından yaptırılmıştır. Yapı: 1904 yılında bitirilmiş ve ilk betonarme kilise olarak öne çıkmıştır. Kilisenin uzun nef pencerelerindeki vitraylar görülmeye değer. Bunlar: Jac Galland tarafından yapılmıştır.

GOUTTE

Burada, ağırlıklı olarak Afrikalı göçmenler yaşıyor. Bir mahalle. İrili-ufaklı, çok sayıda cami bulunuyor. Fakat, 19.yüzyıldan beri Işıklar Şehrinin en fakir, en karanlık mahallelerinden birisi olarak adı çıkmış. Bugün, hala bu ününü koruyor. Eski binalar, bakımsız yollar ve fakir göçmenler. Hemen yanı başında ise, turistlerin ana duraklarından Montmarte tepesi ve Paris’in gece hayatının kalbi Pigalle.

Ama, Goutte semti, bu ışıklı hayatın iki adım ötesinde unutulmuş, kendi halinde bırakılmış gibi. Paris Belediyesinin, 2006 yılında kurduğu: İslam Kültürleri Enstitüsü, bu mahallede bulunuyor.

Paris genel özellikleriyle ilgili yazım için.

 

 

Paris 17.Nolu Bölge

Paris 17.Nolu Bölge

PARC MONCEAU

Paris 17.Nolu Bölge; Burası: daire biçiminde bir oda. Bir parkın içinde bulunuyor, bulunduğu parkın büyüklüğü ise: 20 dönüm. İlk kuruluşu ise, kralın kuzeni Philippe d’Orleans Dükü Chartres zamanındadır. Paris şehrinin ortasında, bir İngiliz tarzı bahçe yaratılmak istenilmiştir. 1793 yılında, Fransız Devrimi sırasında, parkın sahibi giyotinle idam edilmiş ve parkın mülkiyeti, kamuya geçmiştir.

1797 yılında, sıcak hava balonu, parkta toplanan kalabalığın huzurunda havalanmıştır. Bahçe: 1860 yılında, Paris Belediyesi tarafından satın alınır. 1876 yılında, Claude Monet tarafından, parkın resimleri çizilir.

Günümüzde park: çocuk oyun alanlarıyla, yerel halk ve ziyaretçiler için popüler bir yer olarak öne çıkıyor. Parkta, internet ulaşımı mümkün ve giriş ücretsiz.

MARCHE PONCELET

Burası bir alışveriş merkezi. Burada: fırınlar, pastaneler, ayakkabıcılar var. Şehrin, üç büyük marketi (Rue Montorgueil, Rue de Seine, Alleosse) burada bulunuyor. Buralardan: peynir ve ekmek satın alabilirsiniz.

Paris 17.Nolu Bölge Place de Square des batignolles

PLACE DE SQUARE DES BATİGNOLLES

Söğüt, dişbudak ve fındık ağaçlarının gölgesinde, ördek yavruları. Evet, burası bir yeşil alan. Gerek büyükler ve gerekse küçükler için, gayet güzel bir yeşil alan. Parkın büyüklüğü, yaklaşık 4 dönümdür. En büyük özelliği, İngiliz stili olması. Napoleon III. 1848 yılında sürgün için bulunduğu İngiltere’den dönüşte, İngiliz stili bu parkın yapılmasını sağlamış. Parkta: somut tasarımlar, küçük köprüler, yapay kayalar var. Ayrıca, doğal derelerle beslenen büyük bir gölet bulunuyor. Bu gölette: büyük kırmızı sazan balıkları ve biraz önce de söylediğim gibi ördekler yüzüyor.

Paris 17.Nolu Bölge Palais des congres

PALAİS DES CONGRES

Konser alanı ve kongre merkezi olarak kullanılan bir yapı. Yani, büyük bir sergi yeri. Burada: şehrin en büyük oteli de var.