İzmir Kemalpaşa

İzmir ilinin en soğuk ilçesidir. Kemalpaşa denilince benim aklıma “Nazarköy” ve burada üretilen cam süs eşyaları ve nazar boncukları geliyor ki, buralara yolunuz düşerse, mutlaka Nazarköy’e uğramanızı öneririm. Bunun dışında, Kemalpaşa’nın kirazı meşhur ve hatta, Belediyenin ambleminde “kiraz” resmi var. İzmir’e yakın olması nedeniyle, günümüzde burada 400 civarında fabrika bulunuyor.
Son bir not: Kemalpaşa yöresine, tarih boyunca, Nif yani “Gelin” ismi verilmiştir ve buradaki “Kız Kulesi” veya “Kız Sarayı” nı mutlaka gezmelisiniz.

İzmir Kemalpaşa

ULAŞIM

Kemalpaşa ilçesi, bağlı bulunduğu İzmir iline 29 km. uzaklıktadır. İzmir-Ankara kara yolunun ise, 8 km. güneyinde kalmaktadır.

İzmir Kemalpaşa

TARİH

Bölge: antik dönemlerde, Smryna ve İlydia yani Sardes şehirleri arasında bir geçiş noktası olduğundan, birçok medeniyet tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Ancak, özellikle Bizans ve Osmanlı dönemlerinde bölgede önemli imar faaliyetleri yapılmıştır. Türkler bölgede ilk kez, Hacı Emet Bey zamanında görülmüşlerdir. I. Murat zamanında ise, Osmanlılar egemen olmuşlardır.

İlçe merkezindeki Çarşı Camisinin hemen girişindeki taşın üzerinde, 1890 yılı sabahında bölgenin büyük bir yangın geçirdiği yazılıdır. Evet, Kemalpaşa ilçesi, uzun yıllar “Nif” ismiyle anılmıştır. Nif yöresi: 1901 yılında kaza olmuştur. 1922 yılında Yunanlılar tarafından işgal edilen ilçe toprakları; 4 ay sonra, yine çatışmalar sonucu kurtarılmıştır. 8 Eylül 1922 günü, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, buraya gelmiş ve bir gece konaklamıştır. Buna istinaden, bölgenin “Nif” olan ismi “Kemalpaşa” olarak değiştirilmiştir.

İzmir Kemalpaşa

GENEL

Bağlı bulunduğu İzmir ilinin doğusundadır. Yüz ölçümü: 655 km. karedir. Yöredeki en yüksek rakımlı yükselti ise, 1510 metre yükseklik ile, Nif dağlarıdır. Yerleşim yeri ise, Nif dağları ile Manisa dağları arasındaki verimli ovada kurulmuştur.

Yörenin ekonomisi: tarım ve hayvancılık ağırlıklıdır. Yörede yaşayan insanların % 60’lık bölümü tarım ve hayvancılık ile uğraşmaktadır. Kalanlar ise, sanayi tesislerinde çalışmaktadırlar.
Bölgede, Akdeniz iklimi hakimdir ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlı geçmektedir.

İzmir Kemalpaşa

NAZARKÖY BONCUK ŞENLİĞİ

İlçe merkezine bağlı Nazarköy beldesinde yapılan bu festivalde: katılımcılara keşkek, pilav üstü döner ikram ediliyor. Evet, 1940 yılından bu yana, bu köyde nazar boncuğu üretimi yapılıyor. Boncuklar: özellikle takı tasarım kurslarında büyük ilgi görüyor. Festival bünyesinde, katılımcılara: yakın yörelere geziler de düzenleniyor ve bu gezilerde; Kız kalesi ve Kımız çiftliği geziliyor.

Bunun dışında: Torbalı yolu üzerindeki Hitit kabartması ve Nif dağında bulunan kilise de geziliyor. Festival sonunda ise: en iyi boncuk ocağı, en iyi boncuk ustası, en başarılı takı tasarımcısı ödülleri veriliyor. Ayrıca, yerel sanatçılar tarafından konserler veriliyor.

ALTIN KİRAZ KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ

Yöredeki bu festival şenlikleri, 1936 yılından bu yana yapılmaktadır ve geleneksel hale getirilmiştir. Festivalde: en iyi kiraz yetiştiricileri ödüllendirilmektedir. Ayrıca: her yıl Mayıs ayında düzenlenen bu festivalde: konserler ve çeşitli kültür ve sanat etkinlikleri düzenlenmektedir. Bence, buraya gitmeyi düşünürseniz, mutlaka Mayıs ayında, festivalin olduğu zamanı düşünmelisiniz.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Kemalpaşa denilince, akla ilk gelen kirazdır.

NE SATIN ALINIR

Kemalpaşa yöresine yolunuz düşerse, mutlaka Nazarköy’e uğrayın, burada yüzlerce cam eşya ve nazar boncuğu arasından mutlaka ilginizi çekenler olacaktır. Dereköy bölgesini yolunuz düşerse, bal satın almalısınız.

İzmir Kemalpaşa

GEZİLECEK YERLER

İzmir Kemalpaşa

ÜMRAN BARADAN GÜZEL SANATLAR MÜZESİ

İlçe merkezinde, Çiniliköy mahallesinde bulunan müze, Ümran Baradan tarafından, 2009 yılında, Kemalpaşa Belediyesine devredilmiştir. Müzede: sanatçı Ümran Baradan tarafından yapılan: tablo ve seramikler ile, çeşitli sanatçıların ödül almış eserleri sergilenmektedir.

Ayrıca, yine dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen, çeşitli sanatçılara ait bir kısım eser sergileniyor. Kendisi halen hayatta olmayan bu başarılı Türk kadınının eserlerini ve bizlere bıraktığı müzeyi, mutlaka ziyaret etmenizi öneririm.

İzmir Kemalpaşa

NYMPHAEİON-LASKARİS SARAYI-KIZ KULESİ

İlçe merkezinde, hemen ilçenin girişindedir ve ilçenin sembolü olmuştur.
Yapı: Bizans döneminde, II. Tehedodoros Laskaris (muhtemelen: 1206-1222 yılları arasında) tarafından yaptırılmıştır. Büyük olasılıkla: yüksek duvarları ile kuleyi andıran bu yapı: bir kalenin üzerinde bulunduğu tepenin eteğinde, surların dışında inşa edilmiştir.

Biri bodrum olmak üzere 4 katlıdır. Bodrum katın ışıklandırılması ve havalandırılması için, dört yönde açılmış mazgal pencereleri kullanılmıştır. Bu mazgal pencerelerinin yükseklikleri 1.2 metre, dışa bakan genişlikleri ise, 0.17 metredir. Bodrum katı: ortada bir sıra destek ile ayrılmış ve üzeri tonoz veya kubbe ile örtülü, küçük birimlerden oluşmuştur.

Diğer katlar: beyaz ve kırmızı tuğlalardan yapılmıştır. İstanbul dışında inşa edilmiş bir İmparator Sarayı olması nedeniyle çok önemlidir. Zaten, planı da, İstanbul’daki İmparator sarayına benzemektedir. Yazlık bir Bizans sarayı olarak nitelendirilmektedir.

Duvarlarda: büyük kesme taş blokları kullanılmış olup, alt kesimde bunların boyutları: 1.13 – 1.30 x 0.55 metre ebatlarındadır. Bu blokların, muhtemelen çevredeki antik dönem kalelerinden ve özellikle, kentin üzerindeki kaleden getirilmiş olmalıdır. Yani: devşirme taşlar, rastgele dizilmiştir.

Boyutları: 11.50 x 25.50 metredir. Kuzey-güney doğrultusunda uzunlamasına dikdörtgen şeklindedir. Zemin katı: büyük kesme ve devşirme taşlardan oluşturulmuştur. Bu taş bloklar arasında harç kullanılmıştır.

Tuğla ise, özellikle pencere kenarları ve kapı girişlerinde sıkça kullanılmıştır. Üstteki üç katın ağırlığını tutan ve adeta bir kaide işlevi gören alt kesimde, duvar kalındığı 2 metre yapılmıştır.

Buradaki pencereler dar ve uzundur, çünkü korunma amaçlanmıştır. Zemin katın doğu cephesinde, büyük kesme taşlardan yapılmış, 2.50 metre genişliğinde, tam ortada, ama günümüzde harap olmuş olan giriş kapısı bulunmaktadır.
Üst kattaki pencereler ise: günümüzde birer oyuk halini almıştır.

Günümüzde, bu zemin kat, diğer üç katın molozları ile dolmuştur. Birinci ve ikinci katın cepheleri, sağlam kalarak günümüze ulaşmış ve üst kat ile çatıdan ise, hiçbir iz kalmamıştır. Duvarlarda görülen kirişler: bu katların tabanlarının ahşap olduğunu göstermektedir. Üst katlar: dört sıra tuğla, bir sıra taş dizilerek, üst üste konulmak suretiyle oluşturulmuştur. Yapı: Bizanslılar ardından, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de kullanılmıştır.

Yapının yapılışı hakkında anlatılanlara göre: “İonya prensesi ile Sart kralı evlilik hazırlıkları yapmaktadırlar. Ancak, Prenses evlenmek üzere kralın yanına giderken, bugünkü Kemalpaşa yani o dönemin Nif şehrinde konaklar ve bu sırada: kralın öldüğü haberini alır. Bunun üzerine, çok üzülen prenses: buraya bir saray yapılmasını emreder ve ömrünün kalan kısmını, buraya yapılan sarayda geçirir”

Ama, öte yandan, burası hakkındaki en büyük gerçek şudur: 1204 yılında, İstanbul, Latinler tarafından işgal edilince, başkentten kaçan Bizanslı asil aileleri, Anadolu ve Yunanistan’a geçerek, burada küçük prenslikler kurarlar.

Bunlardan: I. Theodoros Laskaris tarafından kurulan “Laskarisler Devleti” kendine merkez olarak Nikaia (İznik) şehrini seçer. Bu dönemde: İzmir yakınlarındaki, Nymphaion (Kemalpaşa) şehri de, hem bir sayfiye yeri, hem de sanki ikinci bir başkent olarak kullanıldı.

NİF DAĞI

Doğal zenginlik olarak göze çarpmaktadır. Bu dağ: antik dönemlerde, Olimpos adını alan, 19 dağdan birisidir. Nif dağında: son yıllarda yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarında: önemli buluntulara ulaşılmıştır. Doğu bölgesinde, birçok mezar odası bulunmuştur. Ayrıca: Bizans döneminde, Laskarisler zamanından kalma, mermer taşlı ve tuğla harçlı bir saray kalıntısı da görülebilmektedir.

Dağın batısında ise, Kaynaklar beldesine bağlı bölgede, kale mevkiinde, bir kaya kütlesi üzerinde bir kalenin kalıntıları vardır. Ancak, kaçak kazılar ve define arayıcıları, bölgenin birçok yerini talan etmişlerdir. Evet, buraya yolunuz düşerse: zaman uygunsa çilek ve kiraz yemelisiniz. Ayrıca, bu bölgedeki alabalık çiftliklerinde, güzel bir alabalık yiyebilirsiniz.

KARABEL

Kemalpaşa-Torbalı kara yolu üzerinde, ilçe merkezine 10 km. uzaklıktadır. Burası, 20 hektarlık bir çam ormanı içinde, günübirlik mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Buraya yolunuz düşerse, Karabel geçidi olarak isimlendirilen yerdeki, Hitit Savaşçı Kaya Kabartmasını görmeyi sakın ihmal etmeyin.

HİTİT KARABEL ANITI

Kemalpaşa-Torbalı kara yolu üzerinde, 8’nci kilometrede, Gediz havzasına geçit veren, küçük bir boğazın üzerindedir. MÖ.13’ncü yüzyıldan kaldığı düşünülmektedir.

Bu anıtın, büyük ihtimalle: Hitit krallığına bağlı, varlıklı bir krallığın kralının, bölgedeki egemenlik ve gücünün ifadesi olarak yapılmıştır. Aynı zamanda. Orta Anadolu Hitit sanatı ve geleneklerinin izlerini taşıması nedeniyle ve Anadolu’nun en batısındaki kaya anıtı olması nedeniyle, önem kazanmaktadır. Yani, Ege bölgesinde, Hititlerden kalma tek kalıntıdır.

Kaya yüzeyi, derine inilerek düzleştirilmiş ve 2.31 metre boyutunda bir erkek betimlenmiştir. Ölmüş bir kral veya prens olduğu düşünülen bu figür: yüksek kabartma olarak gösterilmiştir.

Sağa doğru yönelen kralın başında: konik külah vardır. Kısa giysisi, dizleri açıkta gösterir. Ayakkabıları ise, sivri uçlarıyla, tam bir Hitit kıyafetini andırmaktadır.
Kral figürü: ileri doğru uzanmış sol elinde, uzun bir mızrak tutuyor. Sağ omzuna, yay geçirilmiştir. Kabartma üzerinde, hiyeroglif ile yazılmış bir yazıt bulunsa da, silinmiş olduğundan net olarak okunup anlamı çözülememiştir.

ULUCAK HÖYÜK

İzmir-Ankara kara yolu üzerindedir. İlçe merkezine 7 km. uzaklıktadır. Arazideki boyutları: 120 x 140 metredir.

Höyük: Gediz ırmağının bir kolu olan Nif çayı yakınında, verimli bir ovadadır. Denizden yükseklik: 220 metredir.

Yapılan çalışmalarda höyükte: Geç Neolitik dönemden, Geç Roma-Erken Bizans dönemlerine kadar yerleşim bulunduğu anlaşılmıştır. Bu dönemlere ait 40 konut kazılmış, iskan tabakalarının analizlerinde MÖ.6500 yılları tarihlenmiştir. Höyük çevresinde yapılan arkeolojik çalışmalarda, yerleşimin, toprak seviyesinin altından devam ederek, yaklaşık 3 hektarlık bir alana yapıldığı öğrenilmiştir.

HALİL AĞA CAMİSİ

İlçe merkezine bağlı, Yukarıkızılca köyündeki cami, yöre halkının katkıları ile, 1311 yılında, Hacı Halil Ağa tarafından yaptırılmıştır. Ancak, özellikle 20’nci yüzyılda yapılan onarımlar ile, yapı orijinalliğinden uzaklaşmıştır. Yapı: taş, moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Yüksek bir bodrum zemin üzerindedir. Caminin hemen yanında, taş kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli, tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.

YENMİŞ HÖYÜK

Kemalpaşa ovasındadır ve Ankara-İzmir kara yolunun kıyısındadır. Höyüğün: batı kesiminde bağlar, doğu kesiminde ise mıcır tesisi ve üzerinde bir fabrika bulunmaktadır ve bu nedenle, höyük yerleşiminin büyük bölümü yok olmuştur.
Hatta, büyük bölümü de, mevcut kara yolunun altında kalmıştır. Görünen höyük kısmı yüksekliği: yalnızca 2 metredir.

Höyük üzerindeki zemin araştırmalarında: tunç çağı, Helenistik dönem, Roma ve Bizans dönemlerine ait keramik parçaları, çakmak taşı ve çeşitli alet ve kemik parçaları bulunmuştur,
Yani, burada görebileceğiniz herhangi bir kalıntı yok. Yalnızca, ülkemizdeki tarihi eser ve kalıntıları bakış açısını ifade etmek için bu bilgileri size verdim. Yani, höyük üzerinde, günümüzde kara yolu ve kocaman bir fabrika binası var.

NEMRUT HÖYÜK

Kemalpaşa ovası üzerinde, herhangi bir arkeolojik araştırma yapılmamış höyüktür. İzmir-Ankara kara yolu üzerindedir. Kara yolunun yaklaşık 100 metre güneyinde bulunan höyük, ova seviyesinden 3-6 metre yüksektedir. Höyüğün bulunduğu bölge, yöre köylüleri tarafından “Kemeraltı” olarak isimlendirilmektedir.

Günümüzde, höyük civarı, yoğun olarak tarımsal faaliyetlere sahne olmaktadır. Bu nedenle, höyük büyük tahribata uğramış ve orijinal yüksekliğini kaybetmiştir. Yüzey buluntularında ise, özellikle, neolitik dönemde, höyükte büyük bir yerleşim bulunduğuna dair çeşitli kanıtlar görülmektedir.

KIMIZ ÇİFTLİĞİ-KAZAK VADİSİ

İlçe merkezine 4 km uzaklıktaki, Nif dağının eteğinde, turizm amaçlı olarak kurulmuştur. Burada: otağ kültürü tanıtılmaktadır. Bu tanıtım için: Kazak Otağı, Orta Asya Türk Mutfağı örnekleri sergilenmektedir. Burayı ziyaret ederseniz: kımız içebilirsiniz ve Orta Asya Türk yemeklerinin örneklerinden tadabilirsiniz. Ayrıca, ata binerek gezinti yapmak ta mümkündür.
Burası, özellikle yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyor ki, sizler de giderseniz, hoş zaman geçirebilirsiniz.

 

YEDİGÖZ KÖPRÜSÜ

İlçe merkezine 15 km. uzaklıktaki Çambel köyündeki Yedigöz köprüsü, 16’ncı yüzyıl başlarında inşa edilmiştir. Nif çayı üzerindedir. Kervanların geçmesi için yapıldığı düşünülmektedir. Bu Roma dönemi yapısından günümüze, yalnızca 4 göz ulaşmıştır.

EMET BEY CAMİSİ

İlçe merkezindeki bu cami; Saruhan Beyliği döneminde, 14’ncü yüzyılda, Emet Bey tarafından yaptırılmıştır. Ancak, 1884 yılında çıkan büyük yangında yanan cami, 1885 yılında yeniden yapılmıştır. Günümüzdeki cami yapısı: kesme ve moloz taş ile tuğladan yapılmıştır. Tavan kısmı: antik başlıklı sütunlarla desteklenmektedir. Çatı: kiremit örtülüdür.

YEŞİLKÖY-ANTİK MERMER MOZAİKLERİ

İlçe merkezine bağlı, 15 km. uzaklıktaki Yeşilköy denilen, dört tarafı ormanlarla çevrili, dağın eteğinde kurulmuş bu köyde: köy yerlileri: kiraz, bağ ve bahçecilik yaparak ekonomik etkinliklerini sürdürmektedirler. Ancak:; 2005 yılında, Kemalpaşa Kaymakamlığı tarafından yaratılan “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı” ve Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından desteklenen “Antik Mermer Mozaiği” çalışmaları başlatılmıştır.

Bu çalışmalar sırasında, iki parti halinde, katılımcılara kurs verilmiş ve tüm köylülerin büyük ilgi duyarak katıldıkları çalışmalar sonucunda: ülkemizin birçok yöresindeki antik ve önem kazanan mozaiklerin benzerleri, burada yeniden yaratılmıştır. Hatta: Tunus ülkesinin başkenti Tunus şehrinin mozaiklerinin, buradan karşılandığı söyleniyor.

NAZARKÖY-BONCUK OCAKLARI

İlçe merkezine bağlı ve 6 km. uzaklıktaki Nazarköy denilen yerde, boncuk ocakları önem kazanmaktadır. Burada; Nif dağının eteklerindeki 5 atölyede: göz boncukları üretiliyor. Köyde: 1950 yılından bu yana: cam süs eşyaları ve nazar boncuğu üretimi sürdürülüyor. Muhteşem doğal güzellikleri ve cam süs eşyaları, nazar boncukları olan bu köy için mutlaka zaman ayırın ve uğrayın.

İzmir şehir içi günlü gezi planı hakkındaki yazım için.

 

Bursa Uludağ

Bursa Uludağ


Bursa Uludağ: Özellikle: kış aylarına girdiğimiz şu günlerde, Uludağ gerek kayak meraklıları ve gerekse bu güzel doğal ortamı görmek isteyen insanlarla dolup taşıyor.

Her ne kadar günümüzde, ülkemizde birçok kayak merkezi açılmışsa da, Uludağ bu konuda ilk olması nedeniyle, öne çıkıyor.

ULAŞIM

Bursa’nın 36 km. güneyinde bulunuyor. Havaalanına: 60 dakika uzaklıktadır. Uludağ yolu: şehir merkezinden, Milli Parkın girişine kadar, 22 km. Milli Park ile Oteller Bölgesi arası ise: 12 km. dir. Kış aylarında, günün her saatinde, Bursa kent merkezinden (Tophane Eski Garajlar) minibüs bulmak mümkündür.

Bu minibüsler ile, kayak merkezine, 1.5 saatte ulaşmanız mümkün. Özel aracınız ile gidecekseniz: Bursa’dan en uygun yol: Çekirge üzerinden gidilen yoldur. Kış aylarında, arabada zincir, takoz ve çekme halatı bulundurmanız şart. Yol üzerinde, zincir alınacak ya da kiralanacak yerler de bulunuyor.

Uludağ ya da Olimpos Dağı, Bursa ili sınırları içinde, 2543 metre yüksekliği ile, Türkiye’nin en büyük kış ve doğa sporları merkezi olan dağ. Eski bir yanardağ olan Uludağ, Marmara Bölgesinin en yüksek dağıdır. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan Uludağ’ın uzunluğu: 40 km. dir.

Genişliği ise: 15-20 km. dir. Bursa’ya bakan yamaçları: kademeli, güneye Orhaneli’ne bakan tarafları ise, düz ve daha diktir. En yüksek noktası: Uludağtepe’dir.(2543 metre) Dağın kuzey tarafında: Sarıalan, Kirazlı, Kadı, Sobra yaylaları bulunuyor.

TARİHİ

Uludağ’da, 3’ncü yüzyıldan sonra, keşişlerin yaşadığı ilk manastırlar kurulmaya başlanır. Manastırlar, 8’nci yüzyılda sayıca en üst seviyeye çıkmıştır.

Uludağ’da Nilüfer Çayı ile Delikçay arasındaki vadi ve tepelerde, 28 manastır kurulmuştur. Orhan Gazi, Bursa’yı uzun bir kuşatmadan sonra teslim almış ve dağdaki keşişlerin yaşadığı manastırların bir kısmı terk edilirken, bazılarının yerlerine Doğulu Baba, Geyikli Baba, Abdal Murat gibi Müslüman dervişlerin inziva yerleri olmuştur.

Bursa’nın fethinden sonra, Türkler, dağa “Keşiş Dağı” ismini vermişlerdir.

16’ncı yüzyılda, Bursa’ya gelen Alman seyyah Reinhold Lubenau Uludağ’ın Türklerin eline geçtikten sonra, keşişlerin yalnızca gündüzleri ibadet için dağa çıktıkları ve manastırların harç kullanılmadan taş duvarlarla yapıldığını belirtir.

“Olimpos Mysios” veya “Keşiş Dağı”, 1925 yılında, Bursa Vilayeti Coğrafya Cemiyetinin girişimleri ve Osman Şevki Bey’in önerisi ile, “Uludağ” adını almıştır.

Bursa Uludağ

 

KAYAK-KAR TURİZMİ

Uludağ’da kayak dışında: snowboard, big foot, buz pateni, kar motosikleti aktivitelerine de imkan tanımaktadır. 8 telesiyej ve 7 telesiki hizmet vermektedir.

Dağdaki pistlerin toplam uzunluğu: 25 km. yi bulur. 13 farklı pist var. Kayak alanı: 1750-2543 metre yükseklikler arasındadır. Alp ve Kuzey Disiplini ile, Tur Kayağı ve Helikopterli Kayak uygulamalarına elverişlidir.

Kayak mevsimi: Aralık-Nisan arasındadır. Suni karlama yapılarak bu süre uzatılabilmektedir. Normal kış koşullarında, kar yüksekliği 3 metreyi geçebilmektedir. Mevsim başında tozlu kar, sonunda ise ıslak kar özelliği gösterir.

Uludağ Kayak Merkezi: I ve II. Gelişim Bölgeleri olmak üzere, iki bölgeye ayrılmıştır. 2005 yılı itibarı ile, I. Gelişim Bölgesi yatırımlarını tamamlamış durumdadır. Şu anda faaliyette olan 17 tesis vardır.

12 tesis kamu kuruluşlarına, 15 tesis özel sektöre ait, toplam 27 konaklama tesisinde, 3000 üzerinde yatak kapasitesi bulunmaktadır. Kamu tesislerinden bir tanesi de: Türk Silahlı Kuvvetlerine ait olan tesistir.

Oteller bölgesinde, sol yanda kalan tesis: gerek mimarisi ve gerekse arka bölümünde bulunan kayak pisti, telesiyeji ile, kayak meraklıları için her türlü olanakların yaratıldığı bir tesis görünümündedir.

Bursa Uludağ

 

ULUDAĞ MİLLİ PARKI

Uludağ milli parkı, 1961 yılında Milli Park olarak ilan edildi. Milli Parka ulaşım: karayolu, teleferik ve telesiyejle yapılabiliyor.

Dağın kuzey ve güney yamaçlarında, çok sayıda patika ile vadiler ve tepeler arasında ulaşım mümkündür. 1963 yılından 1972 yılına kadar, Uludağ Milli Parkı Orman Bölge Şefliği olarak, 1500 metre yükseklikteki Kirazlıyayla’dan idare edildi.

Bu dönemde tamamlanan projeler arasında: Kirazlıyayla yönetim merkezinin geliştirilmesi, Sarıalan yolunun açılması, Birinci Oteller Bölgesinin geliştirilmesi, Karabelen Milli Park giriş alanının düzenlenmesi, onlarca çeşme inşaatı, Sarıalan kamp alanının inşası ve Çobankaya kamp alanlarının düzenlenmesidir.

O dönemde Etibank’ın işlettiği Wolfram madenine elektrik getirilmesi, maden yolunun park standartlarına uygun olarak açılması, kayak alanlarının düzenlenip geliştirilmesi ve Yeşiltarla’daki geyik üretme alanının geliştirilmesi ve kamp alanlarında yol işaretleri ve tabelalarının belli bir milli park standardına göre üretilmesi de dikkate değer çalışmalardır.

1972 yılında bölge şefliği, Milli Park Orman İşletme Müdürlüğü haline getirilmiştir. Bakanlar Kurulu, 13 Şubat 2006 tarihinde almış olduğu bir kararla, toplam 1600 hektar sahayı, Milli Park alanı dışına çıkarmıştır.

Bu karar ile, Kültür ve Turizm Bakanlığı Uludağ Milli Parkın büyük bir doğa harikası olan kısmını savunmasız bırakmıştır.

Bursa Uludağ

 

TURİZM

1933 yılında, Uludağ’a bir otel, bir de muntazam şose yol yapılmıştır. Böylece: bu tarihten sonra, Uludağ kış kayak sporları için bir merkez haline gelmiştir.

Düzenli otobüs seferlerinin başlaması da, buraya ilgiyi olan ilgiyi daha da arttırmıştır. Sonradan asfaltla kaplanan bu yol, Uludağ’ın Kadıyayla hariç bütün yerleşim birimlerini doğrudan Bursa’ya bağlar.

Uludağ modern dağ tesisleri, 1963 yılında açılan Türkiye’nin ilk teleferiği, dördüncü büyük kent olan Bursa’nın hemen yanında olması ile dağ ve kış turizminin merkezi olmuştur. Uludağ, Türkiye’nin en büyük kayak merkezidir.

Yol durumunun uygunluğu, uzun kış mevsiminde (Ekim-Nisan ayları arasında) kar bulunması, eşsiz manzarası buraya turist çekmektedir. Dağın doruk noktasından açık havada: İstanbul, Marmara denizi ve civar yakın yerlerin görünmesi, buraya ayrı bir özellik vermektedir.

Ayrıca teleferiğin son istasyonu olan Sarıalan’da ve Sarıalan’dan telesiyeje ulaşılan Çobankaya’da Kızılay Derneğinin her yaz düzenlediği yaz kampları bulunmaktadır. Kirazlıyayla’da kurulu bulunan Sanatoryum, hastalara terapi ve tedavi olanağı sağlamaktadır. Uludağ’da, 15 adet özel ve kamuya ait 12 resmi konaklama tesisi vardır. Bunlara ait pek çok telesiyej ve telesiki hattı bulunmaktadır.

Evet, Uludağ’ın iklimi, yüksek dağ özelliğindedir. Yükseklere çıkıldıkça kar yağışı ve miktarı fazlalaşır. Yüksekliğe bağlı olarak da ısı azalır. Dağın doruk noktasındaki karlar, yaz-kış erimez. Bazı yerlerde kar kalınlığı 2 metrenin üzerine çıkar. Uludağ’dan kaynaklanan derin vadiler içindeki pek çok dere, Nilüfer Çayı ile Göksu’ya ulaşır.

Bursa Uludağ

 

İNKAYA

Doğa harikası, herkesin görmesini öneriyorum. Resmen yaşayan efsane. İnsan yanına gidince: onca tarihin tanığı ile karşılaşmanın heyecanını yaşıyor. İnkaya çınarı: Türkiye’nin en yaşlı çınarı olarak bilinen doğa harikası bir ağaçtır. Bursa’nın anıt ağaçları arasında en çok tanınmışıdır.

Uludağ yolunda, Osmanlı Devletinin ilk köylerinden olan İnkaya Köyünde bulunuyor. 35 metre boyunda, 9.2 metre çevresi bulunmaktadır. Her bir dalı: 3-4 metre kalınlığında bir ağaç büyüklüğündedir. Dakikalarca yürüseniz, yine onun gölgesinde kalıyorsunuz.

600 yaşındadır. Altında: çay bahçesi, et lokantası, market, hediyelik eşya dükkanları var. Çınar: köyde yaşayan ve çınarı ziyarete gelenlere hizmet sunarak kazanç elde eden, 85 ailenin geçim kapısı olmuştur.

TELEFERİK

Heykelden kalkan araçlarla, teleferiğe ulaşmak mümkündür. Tesislerin yapımına, 1955 yılında başlanmıştır. 1963 yılında ise tamamlanmış ve işletmeye açılmıştır. Türkiye’deki ilk teleferik. Bursa şehrinin sembollerinden biri olmuş. Teleferik, Bursa’nın teleferik semtinden.

20 dakikada bir kalkar. 30 kişilik kabinler ile önce, 1235 metre yükseklikteki “Kadıyayla” ya gelinir, oradan kabin değiştirilir ve 1621 metre yükseklikteki “Sarıalan” a giden kabinlere binilir. Yolculuk: her iki kademe arasında, yaklaşık 8’er dakika sürer.

Teleferiğin ilk durağı olan Kadıyayla’da: yalnızca durak binası ve hediyelik eşya dükkanı var. Sarıalan’da kır gazinosu, hediyelik eşya satış dükkanları, piknik alanları, et-mangal lokantaları, bungalovlar, çadır alanları gibi tesisler bulunuyor.

Daha ileri gitmek isteyenler: Sarıalan’dan minübüse binerek 7 km. uzaklıktaki Oteller Bölgesine gidebilirler. Yazın 1750 metre yükseklikteki Çobankaya’ya gitmek için telesiyeje binmek de mümkündür.

Teleferik hattının uzunluğu: 4817 metredir. Yalnızca: piknik ve doğa yürüyüşü gibi amaçlarla Uludağ’a gidenler teleferiği kullanabilirler. Kayak için gidenlerin karayolu ile ulaşımı tercih etmesi gerekir. Çünkü: teleferik içine kayak takımları alınmamaktadır.

Hattın Oteller Bölgesine kadar uzatılması için, 2006 yılında başlanan çalışmalar sürdürülmektedir. Oteller Bölgesine 22 dakikada ulaşım mümkün olacak, hattın uzunluğu 8.5 km. çıkacak ve Bursa, dünyanın en uzun teleferik hattına sahip olacaktır.

Teleferik ilginç bir ulaşım aracı. Yükseklik fobisi olanların binmemesi gerek. Gerçekten güzel bir manzara izlemek mümkün, ama söylediğim gibi, yükseklikten etkilenebilirsiniz.

Bursa şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazıma ulaşmak için.